Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
SON DAKİKA
Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Kuraklık

Bursa Digital, Bursa Haber, Bursa Son Dakika - Kuraklık haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Kuraklık haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Konya Kapalı Havzası’nda obruk sayısı 740’ı aştı Haber

Konya Kapalı Havzası’nda obruk sayısı 740’ı aştı

Konya Ovası’nda yıllardır devam eden obruk oluşumlarına ilişkin çalışmalar sürerken, Konya Kapalı Havzası’nda tespit edilen obruk sayısının 740’ın üzerine çıktığı bildirildi. Konya Teknik Üniversitesi Obruk Uygulama ve Araştırma Merkezi Müdürü Prof. Dr. Fetullah Arık, özellikle Konya ve Karapınar çevresindeki artışa dikkat çekti. Karapınar’da sayı 600’e yaklaştı Envanter çalışmalarına göre havzada yaklaşık 700 obruk Konya’da, 25-30 obruk Karaman’da, 8-10 obruk ise Aksaray’da bulunuyor. Arık, 2020’de Karapınar çevresinde yaklaşık 500 obruk tespit edildiğini, bugün bu sayının 600 civarına yükseldiğini belirtti. AFAD’ın Konya, Karaman ve Aksaray için duyarlılık çalışmalarını sürdürdüğü, Konya’ya yönelik tehlike haritasının hazırlanmasının da devam ettiği aktarıldı. Yer altı suyu kullanımı önemli etken Prof. Dr. Arık’a göre obrukların oluşumunda temel olarak jeolojik yapı ve suyun hareketi etkili. Çözünebilen kayaçların bulunduğu bölgelerde suyun etkisiyle yer altında oluşan boşluklar zamanla büyüyebiliyor ve mağara tavanlarının çökmesiyle obruklar meydana geliyor. Bunun yanında yer altı su seviyesindeki değişimler de önemli bir faktör. Kuraklık, iklim değişikliği ve tarımsal amaçlı aşırı yer altı suyu kullanımı, bölgedeki su seviyelerinin değişmesine neden olarak obruk oluşum riskini artırabiliyor. Deprem-obruk ilişkisi henüz kesin değil Arık, fayların hem yer altı suyunun hareketini kolaylaştırabildiğini hem de faylara bağlı depremlerin bazı çökmeleri tetikleyebildiğini belirtti. Ancak obrukların ne zaman oluştuğuna ilişkin düzenli ve kesin kayıtların bulunmaması nedeniyle deprem ile obruk oluşumu arasındaki ilişkinin bilimsel olarak net biçimde ortaya konulabilmesi için daha fazla veriye ihtiyaç duyulduğunu söyledi. Özetle: Konya Kapalı Havzası'nda obrukların sayısı artmaya devam ediyor. Uzmanlar, doğal jeolojik koşulların yanı sıra özellikle yer altı suyunun aşırı kullanımı ve su seviyelerindeki değişimlerin risk açısından yakından izlenmesi gerektiğine dikkat çekiyor.

Ren Nehri'nde kuraklık alarmı: Su seviyesi rekor seviyede düştü Haber

Ren Nehri'nde kuraklık alarmı: Su seviyesi rekor seviyede düştü

Almanya'nın en önemli su yollarından Ren Nehri, haftalardır etkili olan sıcak hava dalgası ve yetersiz yağışların ardından ciddi bir kuraklıkla karşı karşıya kaldı. Nehirdeki su seviyesinin bazı ölçüm noktalarında tarihi düşük değerlere ulaşması, başta taşımacılık olmak üzere enerji, sanayi, turizm ve doğal yaşam açısından yeni riskleri beraberinde getirdi. Özellikle Köln, Düsseldorf ve Duisburg çevresindeki ölçüm istasyonlarında kaydedilen düşük seviyeler, Ren Nehri'ndeki su kaybının boyutunu ortaya koydu. Köln'deki ölçüm istasyonunda salı sabahı su seviyesinin kısa süreliğine 66 santimetreye kadar gerilemesi, bölgedeki kuraklığın ulaştığı kritik noktayı gösterdi. Uzmanlar, sıcak hava koşullarının devam etmesi ve yeterli yağış alınamaması halinde önümüzdeki günlerde daha düşük seviyelerin görülebileceği uyarısında bulunuyor. Düşük su seviyesi yük taşımacılığını vurdu Ren Nehri, Almanya ve Avrupa'nın en önemli ticaret koridorlarından biri olarak çok sayıda yük gemisine ev sahipliği yapıyor. Nehir üzerinden taşınan petrol ürünleri, kimyasal maddeler, kömür, tahıl ve sanayi ürünleri, Almanya'nın üretim merkezleri açısından büyük önem taşıyor. Ancak su seviyesindeki sert düşüş, gemilerin taşıyabileceği yük miktarını ciddi şekilde azaltıyor. Nehirde seyreden yük gemileri, karaya oturma riskini azaltabilmek için normal kapasitesinin yalnızca yaklaşık yüzde 25 ila 40'ı oranında yük taşıyabiliyor. Bu durum, aynı miktardaki ürünün taşınabilmesi için daha fazla sefer yapılmasını zorunlu hale getiriyor. Sefer sayısındaki artış ise yakıt, personel ve operasyon maliyetlerini yükseltiyor. Bunun yanında nehir taşımacılığındaki yavaşlama, fabrikaların ihtiyaç duyduğu hammaddelerin zamanında ulaştırılmasını da zorlaştırıyor. Sanayi ve tedarik zincirleri baskı altında Ren Nehri'ndeki kuraklığın ekonomik etkisinin yalnızca taşımacılık sektörüyle sınırlı kalması beklenmiyor. Nehir güzergahında faaliyet gösteren sanayi tesislerinin önemli bir bölümü, hammadde ve ürün sevkiyatında Ren Nehri'ne bağlı durumda. Su seviyesinin kritik noktalara düşmesi, özellikle ağır ve yüksek hacimli ürünlerin taşınmasını güçleştiriyor. Taşımacılık maliyetlerindeki artışın zamanla ürün fiyatlarına da yansıması ihtimali bulunuyor. Bu nedenle Ren Nehri'ndeki kuraklık, Almanya'nın sanayi üretim kapasitesi ve Avrupa genelindeki tedarik zincirleri açısından yakından takip edilen bir risk haline geldi. Feribot seferleri durma noktasına geldi Kuraklığın etkileri günlük yaşamda da hissedilmeye başladı. Ren Nehri üzerinde çalışan bazı feribot hatlarında su seviyesinin kritik seviyeye inmesi nedeniyle seferler tamamen durduruldu. Bazı bölgelerde ise yalnızca daha hafif araçların taşınmasına izin veriliyor. Özellikle Rheinland-Pfalz eyaletindeki bazı feribot bağlantılarının askıya alınması, nehrin iki yakasında yaşayan vatandaşların ulaşımını doğrudan etkiliyor. Turistik yolcu gemileri de düşük su seviyesinden olumsuz etkileniyor. Bazı şirketler seferlerini iptal ederken, bazıları güzergah değişikliğine gidiyor veya belirli iskelelerde durmaktan vazgeçiyor. Enerji üretiminde de risk büyüyor Ren Nehri'ndeki su kaybı, enerji sektörü açısından da dikkat edilmesi gereken sonuçlar doğuruyor. Nehir suyunu soğutma amacıyla kullanan bazı enerji tesisleri, düşük su seviyesi ve yüksek su sıcaklığı nedeniyle çalışma kapasitelerini azaltmak zorunda kalabiliyor. Özellikle sıcak hava dönemlerinde su sıcaklığının yükselmesi, enerji santrallerinin çevreye bırakabileceği suyun sıcaklığı konusunda da ek kısıtlamalar oluşturabiliyor. Bu durum, enerji talebinin yüksek olduğu sıcak dönemlerde üretim kapasitesi üzerinde ilave baskı oluşturma potansiyeline sahip. Balıklar ve su ekosistemi tehdit altında Ren Nehri'ndeki kuraklığın en önemli sonuçlarından biri de ekolojik dengede görülüyor. Su miktarının azalması ve sıcaklığın yükselmesi, balıklar başta olmak üzere nehirde yaşayan canlıların yaşam alanlarını daraltıyor. Oksijen seviyesinin düşmesi de bazı türler açısından hayati risk oluşturabiliyor. Çevre kuruluşları, Ren Nehri'nin yalnızca Avrupa'nın önemli bir ticaret güzergahı olarak değerlendirilmemesi gerektiğini belirtiyor. Nehrin aynı zamanda geniş bir ekosisteme ve su kaynakları sistemine ev sahipliği yaptığına dikkat çekiliyor. Almanya için uzun vadeli su politikası çağrısı Ren Nehri'nde yaşanan son gelişme, iklim değişikliğinin su kaynakları üzerindeki etkilerini yeniden gündeme getirdi. Uzmanlara göre kısa süreli yağışlarla sorunun tamamen çözülmesi mümkün olmayabilir. Daha uzun ve sıcak yaz dönemlerinin yaşanması ihtimali, Almanya'nın su yönetimi konusunda yeni stratejiler geliştirmesini gerektiriyor. Çevre kuruluşları, ülke genelinde su kıtlığına karşı uzun vadeli bir ulusal plan hazırlanmasını ve nehirlerin yalnızca ekonomik değerleri üzerinden değil, ekolojik işlevleriyle birlikte korunmasını istiyor. Ren Nehri'ndeki su seviyesinin önümüzdeki günlerde nasıl seyredeceği, hem Almanya'nın ekonomik faaliyetleri hem de Avrupa'nın önemli tedarik zincirleri açısından kritik önem taşıyor. Yağışların yetersiz kalması halinde ulaşım ve sanayi üzerindeki baskının daha da artabileceği belirtiliyor.

CHP Bursa Milletvekili Orhan Sarıbal'dan orman yangınları ve tarım politikalarına eleştiri Haber

CHP Bursa Milletvekili Orhan Sarıbal'dan orman yangınları ve tarım politikalarına eleştiri

CHP Yurtiçi Örgütlenmeden Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Bursa Milletvekili Orhan Sarıbal, Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı'nın artan yangın riskine karşı "En büyük gücümüz vatandaşlarımızın duyarlılığı ile yangın çıkmasını önlemektir" açıklamasını değerlendirdi. Vatandaşların sorumluluk bilinciyle hareket etmesinin önemli olduğunu belirten Sarıbal, ancak orman yangınlarıyla mücadelede asıl yükün kamu kurumlarının hazırlık ve önleyici çalışmalarında olduğunu ifade etti. Sarıbal, iklim değişikliği, yüksek sıcaklıklar, kuraklık, düşük nem ve rüzgâr gibi doğal faktörlerin yangın riskini artırdığını belirterek, enerji nakil hatları, yol kenarlarındaki yanıcı maddeler, orman alanlarındaki ticari faaliyetler ve önleyici ormancılık çalışmalarının da dikkate alınması gerektiğini söyledi. "2025'TE 81 BİN HEKTARDAN FAZLA ORMAN ALANI ZARAR GÖRDÜ" Orman Genel Müdürlüğü verilerine göre 2025 yılında Türkiye genelinde 3 bin 224 orman yangını çıktığını ve 81 bin 473 hektar orman alanının zarar gördüğünü belirten Sarıbal, yangınların 1.012'sinin çıkış nedeninin tespit edilemediğine dikkat çekti. Sarıbal, "3 bin 224 orman yangınının 1.012'sinin sebebi belli değil. Orman yangınlarının neden çıktığını bile tespit edemiyoruz" ifadelerini kullandı. Ormancılık Politikası Uzmanı Prof. Dr. Erdoğan Atmış'ın hesaplamalarına göre 2010-2019 döneminde yıllık ortalama 7 bin hektar olan yanan orman alanının, 2020-2025 döneminde yaklaşık 49 bin hektara yükseldiğini aktaran Sarıbal, yıllık ortalama kaybın yaklaşık 7 kat arttığını söyledi. "12,5 MİLYON HEKTARLIK ALAN YÜKSEK YANGIN RİSKİ ALTINDA" Türkiye Ormancılar Derneğinin değerlendirmelerine göre yaklaşık 12,5 milyon hektarlık alanın yangına hassas bölgelerde bulunduğunu belirten Sarıbal, özellikle Akdeniz, Ege ve Marmara bölgelerinde yangın öncesi hazırlıkların artırılması gerektiğini ifade etti. Yangınların yalnızca çıktıktan sonra söndürülmeye çalışılmasının yeterli olmadığını söyleyen Sarıbal, "Yangınlar bir sonuçtur. Önemli olan, yangınlar çıkmadan önce gerekli çaba ve çalışmaları yapabilmektir" dedi. Enerji nakil hatlarından kaynaklanan yangınların toplam yangın sayısında sınırlı bir paya sahip olmasına rağmen yanan alanların yaklaşık dörtte birini oluşturduğunu belirten Sarıbal, kritik enerji hatlarının bakım ve denetimlerinin daha sık yapılması gerektiğini söyledi. Orman alanlarında madencilik, enerji, turizm ve benzeri faaliyetler için verilen izinlere de değinen Sarıbal, yaklaşık 900 bin hektarlık orman alanının çeşitli ticari faaliyetlere konu edildiğini savundu. Sarıbal, orman girişlerinin sınırlandırıldığı dönemlerde ticari faaliyetlerin devam etmesini eleştirerek, ormanların korunmasında daha dengeli bir yaklaşım gerektiğini ifade etti. "ORMAN İŞÇİLERİ GEÇİCİ İSTİHDAMLA ÇALIŞTIRILMAMALI" Yangınlarla mücadelede görev yapan orman işçilerinin önemine dikkat çeken Sarıbal, hava araçlarının tek başına yeterli olmadığını, yangının sahada mücadele eden ekiplerle kontrol altına alındığını söyledi. Orman işçilerinin kadrolu, eğitimli ve deneyimli personelden oluşması gerektiğini belirten Sarıbal, çalışma koşulları ve kişisel koruyucu ekipmanların güçlendirilmesi çağrısında bulundu. CHP'li Sarıbal, açıklamasında tarım politikalarına ilişkin değerlendirmelerde de bulundu. Girdi maliyetlerindeki artışın üreticiyi zorladığını belirten Sarıbal, ithalata dayalı politikaların yerli üretimi olumsuz etkilediğini savundu. 2026 yılının ilk altı ayına ilişkin ithalat verilerine değinen Sarıbal, buğday, mısır, yağlı tohum, küspe, canlı hayvan ve kırmızı et ithalatındaki artışların tarımsal üretimdeki sorunlara işaret ettiğini söyledi. Sarıbal, seçilmiş bitkisel ürünler ile canlı hayvan ve kırmızı et ithalatına yaklaşık 410 milyar lira karşılığı ödeme yapıldığını, çiftçiye ayrılan desteğin ise 168 milyar lira seviyesinde kaldığını ifade etti. Açıklamasında ekonomi politikalarını da eleştiren Sarıbal, tarımda sürdürülebilir üretim için çiftçinin desteklenmesi, yerli üretimin güçlendirilmesi ve kırsal kalkınmaya yönelik politikaların artırılması gerektiğini belirtti.

Avrupa'da kuraklık alarmı: Tuna Nehri tarihinin en düşük seviyesinde, nükleer santraller üretimi durduruyor Haber

Avrupa'da kuraklık alarmı: Tuna Nehri tarihinin en düşük seviyesinde, nükleer santraller üretimi durduruyor

Avrupa genelinde etkisini artıran sıcak hava dalgası ve uzun süredir devam eden kuraklık, kıtanın ikinci en uzun nehri olan Tuna Nehri'nde su seviyesini kritik düzeye indirdi. Nehirden soğutma suyu sağlayan nükleer santraller üretimlerini azaltmak zorunda kalırken, enerji arzına yönelik endişeler de büyüyor. Budapeşte'de su seviyesi rekor kırdı Macaristan'ın başkenti Budapeşte'de Tuna Nehri'nin seviyesi hafta başında yalnızca 10 santimetre olarak ölçüldü. Bu değer, 2018 yılında kaydedilen 33 santimetrelik önceki rekor düşük seviyenin de altına inerek yeni bir tarihi düşük seviye olarak kayıtlara geçti. Meteoroloji uzmanları, önümüzdeki günlerde bölgede önemli bir yağış beklenmediğini, hava sıcaklıklarının ise 38 dereceye kadar çıkacağını belirtiyor. Bu nedenle nehirdeki su seviyesinin kısa vadede yükselmesi beklenmiyor. Macaristan'daki Paks Nükleer Santrali kritik eşikte Tuna Nehri'ndeki su azalması en fazla Macaristan'ın tek nükleer enerji tesisi olan Paks Nükleer Santrali'ni etkiledi. Reaktörlerini Tuna'nın suyuyla soğutan santralde elektrik üretimi büyük ölçüde düştü. Normal şartlarda yaklaşık 2 bin megavat üretim yapan tesisin kapasitesi 240 megavata kadar geriledi. Macaristan'ın elektrik ihtiyacının yaklaşık yarısını karşılayan santralde yaşanan üretim kaybı nedeniyle hükümet acil önlemler aldı. Sanayi kuruluşlarından elektrik tüketimlerini azaltmaları istenirken, vatandaşlara da gönüllü enerji tasarrufu çağrısı yapıldı. Ayrıca elektrikli tren seferlerinde enerji tüketimini azaltmaya yönelik yeni uygulamalar yürürlüğe girdi. Romanya'da ordu patlayıcı kullandı Kuraklığın etkilediği bir diğer ülke Romanya oldu. Yetkililer, Cernavoda Nükleer Santrali'ne daha fazla su ulaşmasını sağlamak amacıyla ordunun desteğiyle Tuna Nehri yatağındaki kayaları yaklaşık 180 kilogram patlayıcı kullanarak kontrollü şekilde imha etti. Düşük su seviyesi nedeniyle santraldeki reaktörlerden biri üretimi durdururken, ikinci reaktörün de benzer riskle karşı karşıya olduğu belirtiliyor. Romanya'nın elektrik ihtiyacının yaklaşık yüzde 20'sini karşılayan santralde yaşanabilecek yeni üretim kayıplarının ülke genelinde enerji arzını olumsuz etkileyebileceği değerlendiriliyor. Otomotiv üretimine ara verildi Enerji tüketimini azaltmak amacıyla Romanya hükümeti çeşitli sektörlerde tasarruf tedbirlerini devreye aldı. Bu kapsamda otomotiv üreticileri Dacia ve Ford, enerji tüketimini düşürmek amacıyla 19 Ağustos'a kadar üretime ara verme kararı aldı. Sırbistan'da hidroelektrik üretimi düştü Kuraklık yalnızca nükleer santralleri değil, hidroelektrik üretimini de olumsuz etkiliyor. Sırbistan'da Tuna Nehri üzerindeki en büyük hidroelektrik santralinin, su seviyesindeki düşüş nedeniyle kapasitesinin yalnızca yüzde 20'siyle çalışabildiği bildirildi. Uzmanlar, yağışların yetersiz kalması halinde Avrupa'da enerji üretimindeki sorunların daha da büyüyebileceği ve özellikle yaz aylarında elektrik arzında yeni sıkıntıların yaşanabileceği uyarısında bulunuyor.

Washington’da orman yangını kabusu: Binlerce kişi tahliye edildi, 4 bin yapı tehdit altında Haber

Washington’da orman yangını kabusu: Binlerce kişi tahliye edildi, 4 bin yapı tehdit altında

Spokane çevresindeki yangın hızla büyüyor ABD’nin kuzeybatısındaki Washington eyaleti, son yılların en ciddi orman yangını krizlerinden biriyle karşı karşıya. Spokane kenti çevresinde etkili olan Old Trails orman yangını, kuvvetli rüzgar ve kurak hava koşullarının etkisiyle kısa sürede geniş bir alana yayıldı. Yetkililer tarafından yapılan açıklamalara göre yangın şu ana kadar yaklaşık 3 bin hektarlık ormanlık ve çalılık alanıkül etti. Alevlerin yerleşim bölgelerine yaklaşması üzerine çok sayıda bölgede tahliye uygulaması başlatıldı. Washington Eyaleti Doğal Kaynaklar Dairesi Başkanı George Geissler, yangın nedeniyle yaklaşık 4 bin yapının risk altında bulunduğunu belirterek, ekiplerin hem yangını kontrol altına almak hem de yerleşim alanlarını korumak için yoğun mücadele verdiğini söyledi. En yüksek seviyede tahliye emri verildi Spokane çevresindeki bazı bölgelerde 3. derece tahliye emri uygulanmaya başladı. Bu seviye, yetkililerin vatandaşlardan bölgeyi derhal terk etmelerini istediği en kritik aşama olarak değerlendiriliyor. Yetkililer, bölgede yaşayanlara “Hayatınız tehlikede, bulunduğunuz alanı hemen terk edin” uyarısında bulundu. Tahliye edilen vatandaşlar için geçici barınma merkezleri oluşturuldu. Yangının etkilediği bölgelerde altyapı çalışmaları da zarar görürken, bazı kritik tesisler güvenlik amacıyla boşaltıldı. Riverside Eyalet Parkı yangın tehdidi altında kalırken, Spokane Veteriner Hastanesi, su tesisi ve enerji üretim merkezlerinden bazıları tahliye edildi. Washington’da acil durum ilan edildi Washington Valisi Bob Ferguson, yangınların yayılması üzerine eyalet genelinde acil durum ilan edildiğini duyurdu. Ferguson, federal yetkililerle görüşmeler yapıldığını ve yangınla mücadele için ek destek talep edildiğini açıkladı. Washington Ulusal Muhafızları da çalışmalara dahil edildi. İlk aşamada 110 personel, yangın söndürme ekiplerine destek vermek üzere görevlendirildi. Washington Ulusal Muhafızları yetkililerinden Janet Welsh, yangının boyutuna dikkat çekerek, “Gün doğduğunda karşılaşacağımız manzara hepimiz için sarsıcı olacak” ifadelerini kullandı. Yangın söndürme çalışmaları zor koşullarda sürüyor Yangın bölgesinde etkili olan yoğun duman ve kuvvetli rüzgar, ekiplerin çalışmalarını zorlaştırıyor. Yetkililer, yangın söndürme uçaklarının zaman zaman hava koşulları nedeniyle operasyonlarını durdurmak zorunda kaldığını bildirdi. Yangının çıkış nedeni henüz belirlenemezken, olayla ilgili soruşturma başlatıldı. Bölge sakinleri ise yaşanan felaketin boyutunu sosyal medya üzerinden paylaşıyor. Spokane semalarının yoğun dumanla kaplandığı görüntüler kamuoyunda büyük yankı uyandırdı. Bölge sakini Brent Dahlman, yangının etkisini anlatırken, “Sanki bölgemizde atom bombası patlamış gibi. Yangın çok sayıda insanın yaşadığı bir alanda etkili oluyor ve gerçekten korkutucu” dedi. Elektrik hatları ve enerji tesisleri alarmda Yangın nedeniyle elektrik altyapısı da tehdit altında bulunuyor. Elektrik dağıtım şirketleri Avista ve Inland Power, yangın riski nedeniyle bazı bölgelerde güvenlik amaçlı elektrik kesintileri uygulandığını açıkladı. Yetkililer, özellikle rüzgarın yön değiştirmesi halinde yeni bölgelerin risk altına girebileceği uyarısında bulundu. Washington’da 425 bin hektarlık alan yandı Washington Valiliği, eyalet genelinde halen 12 büyük orman yangınının devam ettiğini açıkladı. Bu yangınların toplamda 200 binden fazla hektarlık alanı etkilediği bildirildi. Yetkililer, 2026 yılı içerisinde Washington’da çıkan binin üzerinde orman yangınında yaklaşık 425 bin hektarlık alanın zarar gördüğünü belirtti. Bu rakamın 2021 yılından bu yana kaydedilen en yüksek seviyelerden biri olduğu ifade edildi. Uzmanlar, uzun süren kuraklık, yüksek sıcaklıklar ve kuvvetli rüzgarların bölgedeki yangın riskini artırdığına dikkat çekiyor.

Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı: Ülkemiz genelinde 138’i orman dışında olmak üzere 218 yangına müdahale edildi. Haber

Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı: Ülkemiz genelinde 138’i orman dışında olmak üzere 218 yangına müdahale edildi.

Açılış törenine katılan Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı, hem yeni tesisin önemine dikkat çekti hem de Türkiye'nin orman yangınlarıyla mücadelesine ilişkin güncel verileri kamuoyuyla paylaştı. Bakan Yumaklı, yangınlarda en kritik unsurun erken müdahale olduğunu vurgulayarak, hedeflerinin Türkiye genelindeki ortalama müdahale süresini 11 dakikadan 10 dakikaya düşürmek olduğunu açıkladı. "Bir dakika bile binlerce hektarı kurtarabilir" Konuşmasında yangınlarda geçen her saniyenin büyük önem taşıdığına dikkat çeken Bakan Yumaklı, ilk müdahale ekiplerinin sahadaki başarısının yangının büyümesini önlediğini belirtti. Yumaklı, şu değerlendirmelerde bulundu: "Bugün yangınlara ortalama 11 dakikada müdahale ediyoruz. Bunu 10 dakikaya indirebilmek bile çok büyük bir kazanım anlamına geliyor. Belki dışarıdan bakıldığında bir dakika önemsiz gibi görülebilir ancak yangınla mücadelede o bir dakika, binlerce ağacın, doğal yaşamın ve yerleşim alanlarının kurtarılması anlamına gelebilir." Bakan, açılışı yapılan yeni müdahale merkezinin de bu hedef doğrultusunda önemli katkı sağlayacağını ifade etti. Son 3 günde 218 yangına müdahale edildi Türkiye'nin birçok bölgesinde etkili olan sıcak hava dalgası ve kuvvetli rüzgarlar nedeniyle son günlerde yangın riskinin ciddi şekilde arttığını belirten Yumaklı, Meteoroloji Genel Müdürlüğü ile AFAD'ın günler öncesinden vatandaşları uyardığını hatırlattı. Paylaşılan verilere göre; Son 3 günde Türkiye genelinde 218 yangın çıktı. Bunların 138'i orman dışı alanlarda meydana geldi. 213 yangın tamamen kontrol altına alındı. Halen 5 bölgede çalışmalar sürüyor. Bakan Yumaklı, devam eden yangınların büyük bölümünde riskin önemli ölçüde azaldığını belirterek şu bilgileri verdi: "Balıkesir Gömeç, Antalya Alanya ve Mersin Gülnar başta olmak üzere devam eden yangınlarda büyük ölçüde kontrol sağlandı. Şu anda yalnızca doğal süreç gereği devam eden küçük tütmeler bulunuyor. Genel anlamda ciddi bir risk görünmüyor." Türkiye'nin yangın müdahale ağı büyüyor Orman Genel Müdürlüğü son yıllarda özellikle ilk müdahale kapasitesini artırmaya yönelik yatırımlarını hızlandırdı. Bakan Yumaklı'nın verdiği bilgilere göre Türkiye genelinde: 1.600 ilk müdahale noktası 882 orman yangınları ilk müdahale ekip binası Binlerce personel Kara ve hava araçlarından oluşan geniş bir filo aktif olarak görev yapıyor. Bu yaygın ağ sayesinde ekiplerin yangın ihbarı almasının ardından olay yerine ulaşma süresi her geçen yıl daha da kısalıyor. Uzmanlara göre yangınların ilk 10-15 dakika içerisinde kontrol altına alınması, büyük felaketlerin önüne geçilmesinde belirleyici rol oynuyor. Yeni merkez üç ile aynı anda hizmet verecek Takmak mevkiinde açılan yeni tesis yalnızca Eskişehir'e değil, aynı zamanda Kütahya ve Bilecik illerine de hizmet verecek stratejik bir noktada bulunuyor. Bu sayede olası yangınlarda ekiplerin olay yerine daha kısa sürede ulaşması hedefleniyor. Yetkililer, bölgenin özellikle yaz aylarında yüksek risk taşıyan ormanlık alanlara yakın olması nedeniyle merkezin önemli bir görev üstleneceğini belirtiyor. İklim değişikliği yangın riskini artırıyor Uzmanlar, son yıllarda artan sıcaklıklar, kuraklık ve düzensiz yağış rejiminin Türkiye'de orman yangını sezonunu uzattığına dikkat çekiyor. Özellikle düşük nem oranı ve kuvvetli rüzgarın aynı anda görüldüğü günlerde küçük bir kıvılcımın bile kısa sürede büyük yangınlara dönüşebildiği belirtiliyor. Bu nedenle yalnızca söndürme kapasitesinin artırılması değil, vatandaşların da daha dikkatli davranması büyük önem taşıyor. Tarım ve Orman Bakanlığı, yaz boyunca özellikle ormanlık alanlarda ateş yakılmaması, sigara izmaritlerinin doğaya atılmaması, anız yakılmaması ve kaynak gibi kıvılcım oluşturabilecek çalışmaların gerekli tedbirler alınmadan yapılmaması konusunda uyarılarını sürdürüyor. Erken müdahale, büyük felaketleri önlüyor Son yıllarda yapılan yatırımlar sayesinde Türkiye'nin yangınla mücadele altyapısı önemli ölçüde güçlendirilirken, erken müdahale sistemleri de geliştiriliyor. Yeni ilk müdahale ekip binaları, hava araçlarının koordinasyonu, teknolojik takip sistemleri ve eğitimli personel sayesinde yangınların büyümeden kontrol altına alınması hedefleniyor. Yetkililer, özellikle yaz sezonunun en sıcak dönemine girildiği bu günlerde vatandaşların yapacağı küçük ihmallerin büyük felaketlere yol açabileceğini hatırlatarak, herkesin orman yangınlarına karşı azami hassasiyet göstermesi çağrısında bulunuyor.

Antalya Kaş'ta orman yangını: Ekipler havadan ve karadan seferber oldu Haber

Antalya Kaş'ta orman yangını: Ekipler havadan ve karadan seferber oldu

Antalya'nın Kaş ilçesinde ormanlık alanda çıkan yangın, ekipleri alarma geçirdi. Üzümlü Mahallesi'ndeki ormanlık bölgede henüz belirlenemeyen bir nedenle başlayan yangına, Antalya Orman Bölge Müdürlüğü ve itfaiye ekipleri tarafından havadan ve karadan müdahale başlatıldı. Yangının başlamasının ardından bölgeye kısa sürede sevk edilen ekipler, alevlerin yayılmasını önlemek ve yangını kontrol altına almak için yoğun çalışma yürütüyor. Özellikle rüzgarın etkili olması, ekiplerin müdahalesini zorlaştırırken, hava araçlarıyla yapılan çalışmalar yangının geniş bir alana yayılmasını engellemek amacıyla sürdürülüyor. Yangına çok sayıda hava ve kara aracıyla müdahale ediliyor Kaş'taki orman yangınına ilk etapta güçlü bir ekipman desteğiyle müdahale edildi. Yangın bölgesinde 6 helikopter ve 3 yangın söndürme uçağı havadan görev yaparken, kara ekipleri de arazözler ve su ikmal araçlarıyla çalışmalarını sürdürüyor. Bölgede görev yapan ekipler arasında 14 arazöz, 5 su ikmal aracı, 2 ilk müdahale aracı ve 135 orman işçisi bulunuyor. Ekiplerin koordineli çalışmasıyla yangının çevredeki ormanlık alanlara daha fazla yayılmasının önüne geçilmesi hedefleniyor. Rüzgar müdahaleyi zorlaştırıyor Yangınla mücadelede en önemli unsurlardan biri olan hava koşulları, Kaş'taki çalışmaları doğrudan etkiliyor. Rüzgarın zaman zaman şiddetini artırması, alevlerin yön değiştirmesine ve kontrol çalışmalarının zorlaşmasına neden oluyor. Orman ekipleri, rüzgarın etkisini azaltmak ve yangının ilerleme hattını kesmek için hem havadan su atışı gerçekleştiriyor hem de karadan yangın söndürme hatları oluşturuyor. Yetkililer, yangının kontrol altına alınabilmesi için tüm ekiplerin koordinasyon içerisinde hareket ettiğini belirtiyor. Yangın bölgesinde yoğun çalışma sürüyor Antalya Orman Bölge Müdürlüğü ekipleri, yangının çıkış nedenini belirlemek ve kontrol altına alma çalışmalarını tamamlamak için bölgede çalışmalarını sürdürüyor. Yangınlarda ilk müdahalenin hızlı yapılması, alevlerin büyümesinin önlenmesi açısından büyük önem taşıyor. Bu nedenle ekipler, yangının yayılma ihtimaline karşı çevrede güvenlik önlemleri alarak çalışmalarına devam ediyor. Bölgede görev yapan ekipler, özellikle ormanlık alanların korunması ve yerleşim bölgelerine olası bir risk oluşmaması için mücadele yürütüyor. Antalya'da orman yangınlarına karşı teyakkuz Yaz aylarında sıcaklıkların yükselmesi ve kuraklık nedeniyle Akdeniz bölgesinde orman yangını riski artıyor. Antalya gibi geniş orman varlığına sahip kentlerde ekipler, yangınlara hızlı müdahale edebilmek amacıyla sürekli hazır bekletiliyor. Kaş'taki yangın da bu kapsamda çok sayıda hava ve kara aracının kısa sürede bölgeye sevk edilmesiyle kontrol altına alınmaya çalışılıyor. Uzmanlar, özellikle yüksek sıcaklık, düşük nem ve kuvvetli rüzgarın bir araya geldiği dönemlerde orman yangınlarına karşı daha dikkatli olunması gerektiğini vurguluyor. Yangının seyri yakından takip ediliyor Kaş Üzümlü Mahallesi'nde devam eden orman yangınıyla ilgili gelişmeler ekipler tarafından anlık olarak takip ediliyor. Yangının kontrol altına alınması için çalışmalar devam ederken, ekiplerin önceliği alevlerin büyümesini durdurmak ve doğal alanların zarar görmesini en aza indirmek. Yetkililerden gelecek açıklamalar ve yangının ilerleyişine ilişkin yeni bilgiler kamuoyuyla paylaşılacak.

Avrupa'da Orman Yangını Felaketi Büyüyor: Türkiye İspanya'ya Destek Gönderdi Haber

Avrupa'da Orman Yangını Felaketi Büyüyor: Türkiye İspanya'ya Destek Gönderdi

Avrupa'nın güneybatısında günlerdir etkisini sürdüren büyük orman yangınları, İspanya ve Fransa'da geniş alanları küle çevirirken yüz binlerce kişinin tahliye edilmesine neden oldu. Şiddetli rüzgar ve yüksek sıcaklıkların etkisiyle hızla yayılan alevler, yerleşim yerleri ile kritik ulaşım hatlarını tehdit ederken, iki ülkede tahliye edilenlerin sayısı yaklaşık 310 bine ulaştı. Yangınlarla mücadelede uluslararası dayanışma da devreye girerken, Türkiye, İspanya'nın yardım talebine iki yangın söndürme uçağı göndererek destek verdi. Türkiye'den İspanya'ya Yangın Söndürme Desteği Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı, İspanya'nın resmi yardım talebi üzerine iki yangın söndürme uçağının bölgeye sevk edildiğini açıkladı. Yumaklı, yaptığı değerlendirmede ormanların yalnızca ülkelerin değil, tüm insanlığın ortak mirası olduğunu vurgulayarak, Türkiye'nin geçmişte olduğu gibi bugün de ihtiyaç duyan dost ülkelerin yanında olmaya devam ettiğini belirtti. Bakan Yumaklı, uluslararası dayanışmanın doğal afetlerle mücadelede büyük önem taşıdığına dikkat çekerek, yangınların en kısa sürede kontrol altına alınmasını temenni etti. Fransa'da Son Yılların En Büyük Yangını Fransa'nın güneybatısındaki Gironde bölgesinde etkili olan yangınlar, ülke tarihinin en büyük doğal afetlerinden biri olarak değerlendiriliyor. Bordeaux kenti çevresinde 42 bin hektardan fazla alanın kül olduğu belirtilirken, yetkililer bunun 1949 yılından bu yana yaşanan en büyük orman yangını olduğunu ifade ediyor. Yangının yerleşim alanlarına yaklaşması nedeniyle 220 binden fazla kişi güvenli bölgelere tahliye edildi. Alevlerin ulaşım ağlarını tehdit etmesi üzerine Bordeaux çevresindeki otoyollar ve demiryolu hatları da geçici olarak ulaşıma kapatıldı. Fransa hükümeti, yangın söndürme çalışmalarına destek vermek ve boşaltılan bölgelerde güvenliği sağlamak amacıyla 1.500 askeri bölgeye sevk etti. Ayrıca yangınların sosyal yaşam üzerindeki etkisi nedeniyle Fransa Bisiklet Turu'nun son etabının rotasında değişikliğe gidildi. Öte yandan Gironde Cumhuriyet Savcılığı, yangın bölgesinde havai fişek patlattıkları iddiasıyla üç kişiyi gözaltına aldı. Olayın yangınların çıkışıyla bağlantısı olup olmadığına ilişkin soruşturma devam ediyor. İspanya'da Binlerce Kişi Evlerini Terk Etti İspanya'da ise yangınlar özellikle Madrid'in batısı ile Toledo çevresinde etkisini artırdı. Alevlerin yerleşim yerlerine yaklaşması üzerine Toledo yakınlarındaki sekiz belediye tamamen tahliye edildi. Ülke genelinde evlerinden ayrılmak zorunda kalanların sayısı 60 bini aşarken, Valencia bölgesinde alevlerin arasında kalan bir kişinin hayatını kaybettiği bildirildi. İtfaiye ekipleri ve acil durum görevlileri, yangınların yeni yerleşim alanlarına ulaşmasını önlemek için yoğun mücadele yürütüyor. En Üst Düzey Alarm Devam Ediyor Meteoroloji uzmanları, sıcak hava dalgası ve kuvvetli rüzgarların önümüzdeki günlerde de etkisini sürdüreceğini belirtiyor. Bu nedenle hem Fransa hem de İspanya'da en üst seviyedeki yangın alarmı yürürlükte kalmaya devam ediyor. Fransız yetkililer, yangınla mücadelenin uzun sürebileceğini belirterek önümüzdeki saatlerin kritik önem taşıdığı uyarısında bulundu. Uluslararası ekiplerin desteğiyle sürdürülen çalışmaların temel hedefi ise alevlerin yeni yerleşim yerlerine ulaşmasını engellemek ve can kayıplarının önüne geçmek. Avrupa'nın güneybatısında devam eden yangınlar, iklim değişikliği, uzun süreli kuraklık ve aşırı sıcaklıkların orman yangınları üzerindeki etkisini bir kez daha gündeme getirirken, bölgedeki gelişmeler uluslararası kamuoyu tarafından yakından takip ediliyor. Yetkililer, vatandaşlara tahliye çağrılarına uymaları ve riskli bölgelere yaklaşmamaları konusunda uyarılarını sürdürüyor.

İnegöl'den iklim krizi çağrısı: Sorumluluk hepimizin Haber

İnegöl'den iklim krizi çağrısı: Sorumluluk hepimizin

Türkiye Sağlıklı Kentler Birliği tarafından düzenlenen COP İnegöl İklim Değişikliği Yerel Taraflar Konferansı, Bursa'nın İnegöl ilçesinde gerçekleştirildi. Programa Türkiye Sağlıklı Kentler Birliği Başkanı ve İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Cemil Tugay'ın yanı sıra İnegöl Belediye Başkanı Alper Taban, İnegöl Kaymakamı Ayhan Akpay, İzmir Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreter Yardımcısı Prof. Dr. Pınar Okyay, Birleşmiş Milletler Nüfus Fonu (UNFPA) Türkiye Temsilcisi, Azerbaycan ve Gürcistan Ülke Direktörü Mariam A. Khan, belediye başkanları, kurum müdürleri, sivil toplum kuruluşlarının temsilcileri, akademisyenler ve uzmanlar katıldı. Konferansta, iklim kriziyle mücadele, yeşil dönüşüm ve sağlıklı kentler hedefi doğrultusunda yerel yönetimlerin üstleneceği rol ele alındı. Konferansın açılış konuşmasını yapan Türkiye Sağlıklı Kentler Birliği Başkanı ve İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Cemil Tugay, İzmir'de hayata geçirilen çalışmalardan örnekler paylaşarak, başta sanayi ve tarım olmak üzere tüm sektörlerde iklim kriziyle mücadele konusunda toplumsal bilincin artırılması gerektiğini vurguladı. “İŞİN CİDDİYETİ SONRADAN ANLAŞILDI” İklim krizinin uzun yıllardır gündemde olduğuna dikkat çeken Başkan Dr. Cemil Tugay, kamu kurumları ve ilgili tüm paydaşların ortak bir anlayışla hareket etmesi gerektiğini belirtti. Dünyanın 1970'li yıllardan itibaren iklim değişikliğinin etkilerini hissetmeye başladığını ifade eden Başkan Tugay, “Kuraklık, orman yangınları, düzensiz yağışlar ve tarımsal üretimde yaşanan sorunlar iklim krizinin sonuçlarıdır. Dünya başlangıçta bu tehdidin büyüklüğünü yeterince kavrayamadı, ancak zamanla işin ciddiyeti anlaşıldı” dedi. İklim krizinin temel nedeninin Sanayi Devrimi'yle birlikte artan fosil yakıt kullanımı olduğunu vurgulayan Tugay, sanayileşmenin yaşam standartlarını yükseltirken aynı zamanda karbon emisyonlarını artırdığını belirterek, bu gerçeğin çok geç fark edildiğini söyledi. “Dünya bir bütün, sonuçları herkesi etkiler” İklim krizine karşı ortak hareket edilmesi gerektiğini vurgulayan Başkan Dr. Cemil Tugay, Türkiye Sağlıklı Kentler Birliği olarak yerel COP toplantılarının ülke genelinde yaygınlaştırılmasını hedeflediklerini söyledi. Her kentin kendine özgü sorunları ve ihtiyaçları bulunduğunu belirten Tugay, bu nedenle yerel eylem planlarının hazırlanmasının büyük önem taşıdığını ifade etti. İklim krizine karşı toplumsal bilincin artırılması gerektiğini dile getiren Tugay, “Dünya bir bütün. Sadece Avrupa'nın önlem alması yeterli değil. İklim kriziyle tüm dünyanın etkin mücadele etmesi gerekiyor. En fazla karbon salımına neden olan ülkeler daha büyük sorumluluk taşıyor. Türkiye'nin payı daha düşük olsa da bu mücadelede herkesin üzerine düşeni yapması şart. Yeterli önlem alınmazsa iklim krizinin sonuçları tüm dünyayı etkileyecek” diye konuştu. İZMİR'DEKİ İKİNCİ EL PAZARLARI ÖRNEĞİ İklim krizinin çözümünde bireysel sorumluluğun önemine dikkat çeken Başkan Dr. Cemil Tugay, “Hiç kimsenin; ‘ben sorumlu değilim’, ‘bana ne’ deme lüksü olmamalı. Herkesin günlük yaşamında yapacağı küçük değişiklikler büyük fark yaratır” dedi. Enerji verimliliğinin karbon salımını azaltmada önemli bir araç olduğunu belirten Tugay, elektrik tüketiminin basit önlemlerle önemli ölçüde azaltılabileceğini ifade etti. Doğanın, bitkilerin ve tüm canlıların sağlığının insan yaşamıyla doğrudan bağlantılı olduğunu vurgulayan Tugay, bu bilincin toplumun tamamına anlatılması gerektiğini kaydetti. İzmir'de düzenlenen ikinci el pazarlarını örnek gösteren Tugay, kullanılmayan eşyaların yeniden ekonomiye kazandırılmasının hem israfı önlediğini hem de sürdürülebilir tüketime katkı sağladığını belirterek, “Evlerde kullanılmayan eşyaları ihtiyaç sahipleriyle buluşturuyoruz. Böylece hem ekonomik bir döngü oluşuyor hem de gereksiz tüketimin önüne geçiliyor” dedi. SANAYİDE ENERJİ, TARIMDA SU VE ULAŞIMDA DÜŞÜK KARBON VURGUSU Sanayi, tarım ve ulaşımda sürdürülebilir uygulamaların yaygınlaştırılması gerektiğini belirten Başkan Dr. Cemil Tugay, akıllı sayaçlar, modern sulama teknikleri, daha az su tüketen bitki türlerinin tercih edilmesi ve bilinçli hayvancılık uygulamaları üzerinde çalıştıklarını söyledi. Sanayide enerji tüketiminin, tarımda su kullanımının azaltılmasının ve şehirlerde düşük karbon salımlı araçlarla toplu taşımanın yaygınlaştırılmasının iklim kriziyle mücadelede önemli adımlar olduğunu vurguladı. “HİÇBİR KURUMUN TEK SORUMLULUĞU DEĞİLDİR” İnegöl Belediye Başkanı Alper Taban ise, güçlü iş birliklerine duyulan ihtiyaca vurgu yaptığı konuşmasında, “Şehirlerimizin iklim yolculuğuna birlikte yön vermek ve yerel yönetimlerin bu süreçteki sorumluluğunu konuşmak üzere buluştuk. İklim değişikliği artık geleceğin konusu değil bugünün gerçeğidir. Yaşadığımız kuraklıklar, orman yangınları, seller, azalan su kaynakları bize bu gerçeği her gün hatırlatıyor. İklim değişikliği yalnızca çevresel bir mesele değil ekonomik, sosyal ve kalkınma meselesidir. Hiçbir kurumun tek başına omuzlayacağı bir sorumluluk değildir” ifadelerini kullandı. ORTAK AKIL VURGUSU İnegöl Kaymakamı Ayhan Akpay da, “Şehirlerin geleceği ancak ortak akılla şekillenir. Merkezi idarenin, yerel yönetimlerin, üniversitelerin, sivil toplum kuruluşlarının ve özel sektörün aynı hedef doğrultusunda hareket etmesi daha yaşanabilir, daha dirençli ve daha sağlıklı şehirlerin inşasının temel şartıdır. İnanıyorum ki bugünkü oturumlarda ortaya konacak fikirler ve yapılacak değerlendirmeler ülkemizin sürdürülebilir şehircilik anlayışına önemli katkı sağlayacaktır” dedi.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.