SON DAKİKA
Hava Durumu

#Körfez Ülkeleri

Bursa Digital, Bursa Haber, Bursa Son Dakika - Körfez Ülkeleri haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Körfez Ülkeleri haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Bursa Kültür Turizm ve Tanıtma Birliği'nde Oktay Yılmaz'a güven oyu Haber

Bursa Kültür Turizm ve Tanıtma Birliği'nde Oktay Yılmaz'a güven oyu

Bursa Kültür Turizm ve Tanıtma Birliği’nin 2026 yılı Mayıs ayı olağan meclis toplantısı gerçekleştirildi. Merinos Atatürk Kongre ve Kültür Merkezi’nde düzenlenen toplantıya, Bursa Büyükşehir Belediye Başkan Vekili Şahin Biba’nın yanı sıra birlik üyesi diğer belediye başkanları ve meclis üyeleri katıldı. Meclis oturumunda yapılan oylamada Yıldırım Belediye Başkanı Oktay Yılmaz, güven tazeleyerek Bursa Kültür Turizm ve Tanıtma Birliği Başkanlığı görevine yeniden seçildi. Toplantıda ayrıca komisyon üyeleri ve encümen üyeleri de belirlendi. Meclis üyelerine teşekkür eden Bursa Kültür Turizm ve Tanıtma Birliği Başkanı Oktay Yılmaz, çalışmalara ilişkin bilgi verdi. Bursa’nın turizm vizyonu hakkında değerlendirmelerde bulunan Başkan Yılmaz, “Şehrimiz kültür turizminden sağlık turizmine, inanç turizminden gastronomiye, kış turizminden doğa sporlarına kadar geniş bir alanda önemli kapasite taşımaktadır. Bursa, artık yalnızca tarihi geçmişiyle öne çıkan bir şehir değildir. Aynı zamanda güçlü altyapısı, ulaşım imkanları, sağlık yatırımları, konaklama kapasitesi ve üretim gücüyle de turizmde büyüme potansiyeli yüksek stratejik bir merkez konumundadır. Körfez ülkeleri başta olmak üzere uluslararası pazarlarda Bursa’ya olan ilginin her geçen gün arttığını görüyoruz” dedi. Birliğin başarılı çalışmalara imza attığını vurgulayan Başkan Yılmaz, “Katıldığımız uluslararası fuarlarda Bursa’yı dünyaya tanıttık. Şehrimizin turizm değerlerini doğrudan sektör temsilcilerine anlatarak Bursa’nın uluslararası pazardaki bilinirliğini güçlendirecek önemli temaslar sağladık. Görüşmelerimiz sayesinde Bursa’nın Körfez ülkeleri açısından önemli bir destinasyon haline gelmesine yönelik güçlü ilişkiler kurduk. Bursa’nın dört mevsime yayılan turizm çeşitliliğini uluslararası sektör temsilcilerine aktarma imkanı bulduk. Birlik olarak temel yaklaşımımız; şehrimizin sahip olduğu tüm değerleri ortak bir vizyon altında, planlı, profesyonel ve sürdürülebilir bir anlayışla dünyaya tanıtmaktır” diye konuştu. YERELDE GÜÇLÜ PROJELER Yerelde hayata geçirilen projelerden bahseden Başkan Oktay Yılmaz, “Emir Sultan Camii, türbesi ve çevresi için dijital rehber hazırladık. Tarihi kent haritaları ve kültür rotaları oluşturarak ziyaretçilerin şehir deneyimini daha nitelikli hale getirmeye yönelik çalışmalar yürüttük. Bursa’nın fethinin 700. yılına özel bir prestij kitabı hazırladık. Orhan Gazi dönemi ve Yeşil imareti anlatan iki özel eserimizle kentimizin tarihi kimliğini kayıt altına alan kalıcı çalışmalara imza attık. Bursa’ya özgü hediyelik eşya çalışmaları gerçekleştirdik. Ayrıca TÖMER Bursa Şubesi iş birliğiyle turizm çalışanlarına yönelik turizm İngilizcesi eğitim desteği sağlayarak insan kaynağımızı güçlendirmeye önem verdik” dedi. PİRİNÇ HAN’A DENEYİM MERKEZİ Başkan Oktay Yılmaz, önümüzdeki dönemin en önemli çalışma başlıklarından birinin Pirinç Han projesi olduğunu belirtti. Yılmaz, “Pirinç Han içerisinde birliğimize tahsis edilen alanlarda başlattığımız çalışmalarla dijital ve interaktif uygulamaların yer aldığı yeni nesil bir deneyim merkezi oluşturuyoruz. Bu projeyle hedefimiz; Bursa’nın tarihini, kültürünü ve turizm potansiyelini çağın iletişim diliyle buluşturmak ve şehrimize yeni bir çekim merkezi kazandırmaktır” ifadelerini kullandı. İŞ BİRLİĞİ MESAJI Başkan Oktay Yılmaz, Bursa’nın turizmi için iş birliği ve ortak aklın önemine dikkat çekti. Yılmaz, “Birlik olarak yerel yönetimlerimizle, kamu kurumlarımızla, üniversitelerimizle, sektör temsilcilerimizle ve turizm paydaşlarımızla birlikte hareket etmeye ve Bursa’yı uluslararası ölçekte güçlü bir marka şehir haline getirmek için var gücümüzle çalışmaya devam edeceğiz. Bursa’nın sahip olduğu potansiyelin daha güçlü şekilde ortaya çıkabilmesinin, güçlü bir iş birliğiyle mümkün olacağını düşünüyoruz. Önümüzdeki dönemde Bursa’nın kültür, sağlık, gastronomi, doğa ve termal turizm alanlarında çok daha güçlü bir konuma ulaşacağına inanıyorum” dedi. Toplantı sonunda birliğin yürüttüğü çalışmalar, planlanan projeler ve kent turizminin geliştirilmesine yönelik gündem maddeleri kapsamlı şekilde değerlendirildi.

Tom Barrack'tan tepkilere yanıt: On yıllara dayanan gözlem üzerinden konuşuyordum Haber

Tom Barrack'tan tepkilere yanıt: On yıllara dayanan gözlem üzerinden konuşuyordum

ABD Büyükelçisi Tom Barrack, ABD merkezli Fox News Digital'ın sorularına verdiği yanıtta "Güç yoluyla barışa, hakikatlerin samimi şekilde değerlendirilmesine ve Amerika'yı bitmeyen savaşlara sürüklemeden ABD çıkarlarını koruyan sonuçlar vermeye inanıyoruz" sözlerini kullandı. Tom Barrack geride kalan günlerde Ortadoğu'da tutunabilen yegane hükümetlerin monarşik yapılı "güçlü liderlik rejimleri" olduğunu söylemişti. Barrack bu sözleri hakkında "Bunlardan bahsederken ideolojiden değil on yıllara dayanan ve zor kazanılmış gözlemler üzerinden konuşuyordum" dedi. Barrack buna karşın monarşiyle yönetilen Körfez ülkeleri gibi "sonuç odaklı" hükümetlerin ise geliştiğini belirtti. Barrack, "güçlü liderler" önderliğinde gelişen ülkeler arasında Türkiye ve İsrail'i de örnek verdi. Büyükelçi Barrack Türkiye hakkındaki açıklamasında şu ifadeleri kullandı: "Düzenli çok partili seçimlerle başkanlık sistemi olan bir cumhuriyetle yönetilen Türkiye, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın güçlü ve merkeziyetçi önderliği sayesinde istikrar, ekonomik dinamizm ve iddialı bölgesel etki sağlandığını da göstermektedir; ancak eleştirmenler bunu güçlü otoriter eğilimlere sahip hibrit bir rejim olarak tarif etmektedir." Barrack tam olarak ne demişti? Tom Barrack, 17 Nisan'da Antalya Diplomasi Forumu'nda yaptığı konuşmada Ortadoğu'da yalnızca "güçlü liderlik rejimlerinin" başarılı olduğunu söylemişti. "Bunu söylediğim için eleştirileceğim çünkü demokrasi karşıtı olacak" diye söze başlayan Barrack, şöyle dedi: "Ya ılımlı monarşiler ya da bir çeşit monarşik cumhuriyetler [başarlı oldu], kalan her şey bu Arap Baharı'nın ardından soldu ve buhar oldu." F-35 değerlendirmesi Tom Barrack, Fox News Digital'a yaptığı yazılı açıklamada Türkiye'nin aylar içinde F-35 programına geri dönebileceğini de vurguladı. ABD'li diplomat, "Türkiye, hayati ABD unsurlarına ev sahipliği yapan, NATO görevlerine katkıda bulunan ve ortak tehditlere karşı gelen kilit bir müttefik olmayı sürdürüyor" dedi. Barrack, Ankara'ya yönelik yaptırımların ve Türkiye'nin F-35 programından çıkartılmasının "ilişkileri gereksiz yere gerdiğini" ve Rusya'nın bu durumdan faydalandığını vurguladı. Barrack ,"Benim işaret ettiğim şey, gerçek atılımların yakında gerçekleşeceği: Türkiye'nin F-35 ekosistemindeki rolünün yeniden tesis edilmesi, NATO'nun birlikte çalışabilirliğinin güçlendirilmesi, ABD sanayisinin desteklenmesi ve Rusya'nın nüfuzunun engellenmesi. Bu, Rus S-400 sistemine sahip olma ve kullanabilme durumunun bittiğinin teyit edilmesi ve hassas F-35 teknolojisine yönelik tehlike riski olmadığına dair Savunma ve Dışişleri bakanları tarafından resmi tasdik demek” dedi.

Pakistanlı diplomat Lodhi: İran ile müzakere talebi ABD’den geldi Haber

Pakistanlı diplomat Lodhi: İran ile müzakere talebi ABD’den geldi

Pakistanlı kıdemli diplomat ve eski Birleşmiş Milletler (BM) Daimi Temsilcisi Maleeha Lodhi, İslamabad’da gerçekleşecek olan ABD-İran görüşmelerinde Pakistan’ın her iki tarafla da iyi ilişkilere sahip tek ülke olarak kritik bir "köprü" görevi gördüğünü vurguladı. Rûdaw TV’de Hevidar Zana’nın sorularını yanıtlayan Maleeha Lodhi, müzakere sürecinin perde arkasını ve bölgedeki olası senaryoları anlattı. "Pakistan taraf tutmuyor, kolaylaştırıcı rol oynuyor" Pakistan’ın taraflar arasındaki karmaşık siyasi sorunlara doğrudan müdahil olmayacağını belirten Lodhi, "Pakistan’ın rolü, her iki tarafı bir araya getirmek ve esneklik göstermelerini istemektir. Pakistan, her iki tarafın da güven duyduğu bir platform sunuyor. Ancak asıl çözüm, tarafların kendi aralarında yapacakları doğrudan görüşmelere bağlıdır" dedi. "Bölge ülkeleri savaşın kalıcı olarak bitmesini istiyor" Görüşmelerin bölgesel yansımalarına değinen Lodhi, Suudi Arabistan, Körfez ülkeleri, Ürdün ve Çin gibi aktörlerin süreçten haberdar edildiğini söyledi. Lodhi, "Bölgedeki herkes bu savaşın sadece geçici bir ateşkesle değil, kalıcı olarak sona ermesini istiyor. Pakistan Dışişleri Bakanı bu kapsamda Çin’i ziyaret ederek destek istedi" ifadelerini kullandı. En büyük engel: İsrail ve Lübnan’daki saldırılar Müzakerelerin önündeki en büyük riskin İsrail’in tutumu olduğunu savunan Lodhi, şu uyarıda bulundu: "İsrail, bu barış sürecini sabote etmek isteyebilir. Özellikle Lübnan’a yönelik devam eden saldırılar, müzakere masasını sarsabilecek en büyük engeldir. Diplomasi ihtimaller sanatıdır; ABD ve İran’ın bu çatışmayı bitirmek istemesi bir fırsattır ancak dış müdahaleler süreci zorlaştırıyor." "Anlaşma zaman alacak" İslamabad’daki görüşmelerden birkaç gün içinde nihai bir sonuç beklemenin gerçekçi olmadığını ifade eden diplomat, sürecin haftalar hatta aylar sürebileceğini belirtti. Lodhi, bu süreci Suriye krizi için yürütülen Astana görüşmelerine benzeterek, bunun uzun soluklu bir diplomatik yolculuğun başlangıcı olduğunu kaydetti. İran’ın masadaki şartları Pakistanlı kıdemli diplomat, İran’ın müzakere masasında taviz vermeyeceği “kırmızı çizgilerine” de açıklık getirdi. Maleeha Lodhi’ye göre Tahran yönetimi, öncelikle ABD ve İsrail saldırılarının tamamen durdurulmasına yönelik somut bir güvenlik garantisi talep ediyor. Bunun yanı sıra, İran ekonomisini felç eden yaptırımların bir an önce kaldırılması ve nükleer faaliyetler kapsamında uranyum zenginleştirme hakkının uluslararası alanda tanınması, İran tarafı için vazgeçilmez şartlar arasında yer alıyor. Lodhi ayrıca, İran’ın stratejik bir öneme sahip olan Hürmüz Boğazı üzerindeki hakimiyet ve kontrol yetkisinden de herhangi bir geri adım atmayacağının altını çizdi. Arabuluculuk talebi ABD’den geldi Sürecin nasıl başladığına dair de bilgi veren Maleeha Lodhi, Pakistan’ın bu rolü ABD’nin talebi üzerine üstlendiğini, ardından İran’ın da buna onay verdiğini belirterek, "Bu bir Pakistan girişimi değil, ABD’nin talebiyle başlayan ve Pakistan’ın kolaylaştırıcılık yaptığı bir arka kapı diplomasisidir" dedi.

Almanya Cumhurbaşkanı Frank-Walter Steinmeier: "İran savaşı siyasi açıdan felaket bir hataydı" Haber

Almanya Cumhurbaşkanı Frank-Walter Steinmeier: "İran savaşı siyasi açıdan felaket bir hataydı"

Almanya Cumhurbaşkanı Frank-Walter Steinmeier, Berlin’de Almanya Dışişleri Bakanlığı'nın 2. Dünya Savaşından sonra yeniden kurulmasının 75. yıldönümü dolayısıyla düzenlenen etkinliğin açılış konuşmasını gerçekleştirdi. Kendisinin de Bakan olarak uzun yıllar görev yaptığı Dışişleri Bakanlığı'nın küresel sorunlara bakışına ve çözüm önerilerine ilişkin konuşan Steinmeier, İran savaşına ilişkin çarpıcı açıklamalarda bulundu. Steinmeier, ABD ve İsrail’in İran’a yönelik saldırılarını ve Alman hükümetinin tutumunu eleştirerek, "Uluslararası hukuk ihlallerini, ihlal olarak adlandırmamak dış politikamızı daha inandırıcı hale getirmez. Bu savaş uluslararası hukuka göre yasadışıdır ki bunda şüphe yok" dedi. Bugüne kadar İran savaşını uluslararası hukuka göre yasa dışı olarak sınıflandırmaktan kaçınan Alman hükümetinden farklı bir tavır sergileyen Steinmeier, "Mevcut Amerikan hükümetinin dünya görüşü bizimkinden farklı. Bu görüş yerleşik kurallara, ortaklığa ve zamanla gelişen güvene hiç önem vermiyor. Bunu değiştiremeyiz. Bununla başa çıkmak zorundayız ama benim inancım budur. Bu dünya görüşünü benimsemek için hiçbir nedenimiz yok. Büyük güçler, kuralların olmadığı bir dünyada hayatta kalabilir hatta kısa vadede bundan fayda bile sağlayabilir. Ancak bu bizim için geçerli değil ve devletlerin ezici çoğunluğu için de geçerli değil" ifadelerini kullandı. "İran savaşı uluslararası hukuka göre yasa dışıdır" "Yarının dünyası, ABD ile Çin arasındaki bir ikili mücadeleden daha fazlası olmalı. Bu nedenle dış politikamızın pragmatik ve etkili olması gerekir" diyen Steinmeier, "Dış politikamız, hukuk ihlalini haklar ilkesiyle adlandırmamamızla daha ikna edici hale gelmez. Bununla Gazze Savaşı'nda zaten uğraşmak zorunda kaldık. İran Savaşı'nda da bununla uğraşmak zorundayız çünkü bu savaş, uluslararası hukuka aykırıdır. Bu savaş, ayrıca siyasi açıdan feci bir hatadır. Eğer savaşın amacı İran’ı nükleer bomba yolunda durdurmaksa bu savaş gerçekten önlenebilir, gereksiz bir savaştır" ifadelerini kullandı. "14 Temmuz 2015 tarihinde İran'ın nükleer silahlanmasının önlenmesine dönük anlaşmadan hiç bu kadar uzak olmamıştık" diyen Steinmeier, söz konusu anlaşma için "Amerikalıların İran'a karşı yapmak zorunda kalacağı bir savaşı önlüyoruz" ifadelerinin kullanıldığını ancak 2 yıl sonra, ilk görev süresinde 2018 yılında ABD Başkanı Donald Trump’ın bu anlaşmadan çekildiğini hatırlattı. "Uluslararası hukuk göz ardı edilmemeli" Trump’ın ikinci görev süresinde ise İran’da savaş yapıldığını belirten Steinmeier, "Uluslararası hukuk, başkaları yapıyorsa bizim de çıkarmamız gereken eski bir eldiven değildir. Aksine büyük güçler arasında yer almayan herkes için şimdi ve gelecekte, bazıları tarafından ihmal edilse ve ihlal edilse bile hayati önem taşır. Düzen çerçevesi, kural ve meşruiyet kaynağı olarak uluslararası hukuk, Almanya için olduğu kadar Avrupa için de önemini hiç kaybetmemiştir. Hukuk ve kuralların olmadığı bir dünyada bu Avrupa kaybolurdu. Çünkü Avrupa Birliği kendisi de kurallara dayalı bir yapıdır. Eğer büyük güçlerin dünya görüşünü kendimize mal edersek, o zaman bu yapı göz açıp kapayıncaya kadar çökecektir. Bu yüzden dış politikamızın pragmatik ve etkili olması gerektiğine inanıyorum, olması gereken yerde olmalı, olmaması gereken yerlerde ise olmamalı" diye konuştu. Küresel sorunların küresel dengeleri yeniden şekillendirdiğine vurgu yaparak son dönemde kendisinin güçlü işbirliklerini geliştirmek için bir dizi ziyaretler gerçekleştirdiğini hatırlatan Steinmeier, "Bu kapsamda Güneydoğu Asya Ülkeleri Birliği (ASEAN) bölgesi, Körfez ülkeleri ve Türkiye’nin yanı sıra Kenya, Güney Afrika, Şili ve Brezilya’ya ziyaretler gerçekleştirdim. Bu ülkeler Almanya ile yakın ilişkiler kurmak istiyor. Bu devletler de Almanya gibi bağımlılıklarını azaltmayı ve uluslararası ortaklıklarını çeşitlendirmeyi hedefliyor" dedi. Almanya Cumhurbaşkanı Steinmeier, İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra 15 Mart 1951’de yeniden kurulan ve bu yıl 75. yılını kutlayan Almanya Dışişleri Bakanlığı’nda 2005-2009 ile 2013-2017 yılları arasında Dışişleri Bakanı olarak görev yapmıştı. Steinmeier, P5+1 ülkeleri olarak adlandırılan ABD, Rusya, Çin, İngiltere ve Fransa ile Almanya’nın yanı sıra Avrupa Birliği arasında İran ile 14 Temmuz 2015’te imzalanan nükleer anlaşma sürecinde de Almanya Dışişleri Bakanı olarak görev almıştı.

Dışişleri Bakanı Hakan Fidan: Körfez ülkeleri İran'a karşı askeri önlem alabilir Haber

Dışişleri Bakanı Hakan Fidan: Körfez ülkeleri İran'a karşı askeri önlem alabilir

; Suudi Arabistan, Katar ve Birleşik Arap Emirlikleri’ni (BAE) kapsayan bölge turunun ardından Riyad’daki temaslarına ilişkin gazetecilere açıklamalarda bulundu. Fidan, İran’ın saldırıları karşısında Körfez ülkelerinin sabrının tükenmek üzere olduğu ve "karşı önlem" alma aşamasına geldikleri uyarısında bulundu. "Körfez ülkeleri son uyarılarını yaptı" Körfez ülkelerinin yoğun bir saldırı altında olduğunu hatırlatan Fidan, bu ülkelerin savaşın dışında kalma iradesine rağmen kasten hedef alındıklarını belirtti. Fidan, şunları söyledi: "Körfez ülkeleri, hava sahalarını ve topraklarındaki üsleri İran’a karşı kullandırmayacaklarını en baştan duyurdular. Ancak İran’ın askeri üsler dışında sivil altyapı ve ekonomik hedeflere de kasıtlı saldırılar düzenlemesi riski artırdı. Körfez ülkeleri, mevcut durumun devam etmesi halinde karşı önlem almak zorunda kalacaklarını söylüyorlar. Riyad’daki toplantıda bu konudaki son uyarılarını yaptılar." "Savaş 2-3 hafta daha sürebilir" Bölgedeki genel kanaatin savaşın birkaç hafta daha devam edeceği yönünde olduğunu aktaran Bakan Fidan, barışın önündeki asıl engelin İsrail olduğunu savundu: "Körfez ülkelerinde savaşın iki üç hafta daha süreceği değerlendirmesi yapılıyor. Ancak burada belirleyici olan ABD’nin tutumudur. İsrail, ateşkesi veya kısa sürede bir barışa ulaşılmasını engellemek isteyecektir. ABD ve İsrail’in pozisyonlarının birbirinden uzaklaştığı yönündeki gözlemler artıyor. Sorun İsrail’in barış istememesi; kendileri için kritik olan askeri ve sanayi hedeflerini yok etmeden durmayacakları izlenimini veriyorlar." "İran'a yapılan da Körfez'e yapılan da yanlış" Fidan, Türkiye’nin savaşın başından beri ikircikli bir tavır takınmadığını ve tüm taraflara yanlışlarını açıkça söylediğini belirtti. Riyad’daki ortak bildiride İsrail’in rolüne de dikkat çektiklerini ifade eden Fidan, "Hem İsrail’in saldırganlığına hem de İran’ın savaşı bölgeye yayma eylemlerine karşı çıkıyoruz. İsrail’in yayılmacılığının yarattığı tehdidin ortak açıklamaya girmesini sağladık" dedi. Savaş sonrası yeni düzen ve savunma sanayii Savaşın ardından bölge ülkelerinin savunma stratejilerinde köklü değişiklikler olacağını öngören Fidan, "Körfez’de pek çok şey değişebilir. Ülkeler savunma sanayii alanında yeni arayışlara girebilir. Eğer belirli şartlar yerine getirilirse, savaş sonrası İran ile Körfez ülkeleri arasında ekonomik iş birliği tekrar yoğunlaşabilir" değerlendirmesinde bulundu. AB ile ilişkiler ve vize serbestisi Fidan, Avrupa Birliği (AB) ile ilişkilerin istikrarlı gittiğini, yasa dışı göç ve vatandaşların bölgeden tahliyesi konularında AB’nin sürekli Türkiye’nin kapısını çaldığını söyledi. Vize serbestisi konusuna da değinen Fidan, "Kalan altı madde üzerinde ilgili kurumlarımızın çalışmaları sürüyor" bilgisini paylaştı. Dışişleri Bakanı Fidan, İran’ın yeni lideri Mücteba Hamaney’in durumu hakkında ise, "Bildiğimiz şey kendisinin hayatta ve işinin başında olduğudur. Ancak yönetimdeki boşluğun büyük oranda Devrim Muhafızları tarafından doldurulduğuna inanıyorum" ifadelerini kullandı.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.