SON DAKİKA
Hava Durumu

#Kobi̇

Bursa Digital, Bursa Haber, Bursa Son Dakika - Kobi̇ haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Kobi̇ haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

TOBFED’den BTSO Eğitim ve Teknoloji Kampüsü’ne ziyaret Haber

TOBFED’den BTSO Eğitim ve Teknoloji Kampüsü’ne ziyaret

BTSO, elektrikli ve hibrit araç teknolojilerinde nitelikli insan kaynağı için iş birliği çalışmalarını sürüyor. BTSO ve TOBFED arasında yapılan protokolün ardından ilk ziyaret gerçekleşti. TOBFED Genel Başkan Yardımcısı ve Sürdürülebilir Mobilite İnisiyatifi Kurucu Başkanı Hakan Doğu, BTSO Eğitim ve Teknoloji Kampüsü bünyesinde faaliyet gösteren Yeni Nesil Araç Teknolojileri Sektörel Mesleki Eğitim Yetkinlik Geliştirme ve Mükemmeliyet Merkezi’nde incelemelerde bulundu. Program kapsamında Hakan Doğu’ya BTSO Genel Sekreteri Ömer Şendoğan ile BTSO Eğitim ve Teknoloji Kampüsü Yöneticisi Murat Kurtlar eşlik etti. Ziyarette TOBFED heyetine, merkezde yürütülen eğitim faaliyetleri, uygulamalı teknik altyapı ve elektrikli-hibrit araç teknolojilerine yönelik geliştirilen eğitim programları hakkında bilgiler verildi. Elektrikli ve hibrit araç dönüşümünün otomotiv sektöründe önemli bir değişimi beraberinde getirdiğini belirten Hakan Doğu, bu dönüşüm sürecinde eğitimli teknik personelin kritik öneme sahip olduğunu ifade etti. BTSO’nun ‘Yeni Nesil Araç Teknolojileri Sektörel Mesleki Eğitim Yetkinlik Geliştirme ve Mükemmeliyet Merkezi’ yatırımının Türkiye açısından stratejik bir adım olarak değerlendiren Doğu, BTSO Yönetim Kurulu Başkanı İbrahim Burkay’a teşekkür etti. Hakan Doğu, “Türkiye’de bu merkezlerin sayısı çok az. İlk ışığı yakan BTSO’ya destek vermek ve elektrikli-hibrit araçların nasıl tamir edileceği konusunda eğitimli personel yetiştirmek amacıyla bugün burada çalışmalarımıza başlıyoruz.” dedi. “BURSA’DA YAKILAN BU ATEŞ TÜM TÜRKİYE’YE YAYILACAK” Elektrikli ve hibrit araç teknolojilerinin hızla geliştiğini belirten Hakan Doğu, sektörün en önemli ihtiyaçlarından birinin eğitimli teknik personel olduğunu vurguladı. Doğu, “Önümüzdeki dönemde bu işin güvenli, ekonomik ve herkesin ulaşabileceği standartlara kavuşabilmesi için bu tip merkezler çok önemli. Özellikle otomotivin kalbi, hatta doğduğu şehir olan Bursa’da bu ateşi yakarak tüm Türkiye’nin elektrikli ve hibrit araçlardaki eğitimli personel ihtiyacını karşılamak için yola çıktık.” ifadelerini kullandı. Doğu, merkezde verilen eğitimlerin sektör açısından büyük önem taşıdığını belirten Doğu, uygulamalı eğitim altyapısının dikkat çekici olduğunu ifade etti. Elektrikli ve hibrit araç teknolojilerinde güvenlik konusunun kritik önem taşıdığına dikkat çeken Doğu, eğitim süreçlerinin yaygınlaştırılması gerektiğini vurguladı. Doğu, konuşmasına şöyle devam etti: “Teknolojinin gelişim hızıyla birlikte teknik bilgi ve uygulama yetkinliğinin de aynı ölçüde gelişmesi gerekiyor. Bu alanda verilecek eğitimler hem çalışan güvenliği hem de sektörün sürdürülebilir gelişimi açısından büyük önem taşıyor.” Ziyarette, TOBFED Genel Başkan Yardımcısı Hakan Doğu’nın yanı sıra TOBFED Yönetim Kurulu Üyesi ve Genel Sekreteri Hale Kuyucu, Avrasya E-Mobilite Derneği Başkanı ve E-Mobilite Europe Association Yönetim Kurulu Üyesi Haluk Sayar ve Danışma Kurulu Üyesi Çınar Noyan da yer aldı. Türkiye genelinde 300 bin KOBİ ve 1,5 milyon çalışanı temsil eden Türkiye Araç Satış Sonrası Hizmetler Federasyonu’nun (TOBFED) Genel Başkanı Serkan Bakırtaş ve TOBFED Genel Başkan Yardımcısı Hakan Doğu, kısa süre önce BTSO Yönetim Kurulu Başkanı İbrahim Burkay’ı ziyaret etmişti. BTSO Başkan Yardımcısı Cüneyt Şener ve komite üyesi Yasin Tomurcuk’un da katıldığı programda Başkan İbrahim Burkay ve Serkan Bakırtaş arasında BTSO ve TOBFED arasında otomotiv satış sonrası hizmetler sektöründe mesleki eğitim ve belgelendirme, nitelikli insan kaynağı, standardizasyon ve kurumsallaşma, Ar-Ge, inovasyon ve sürdürülebilirlik ile ulusal ve uluslararası projelerde iş birliği çalışmalarını kapsayan bir protokol imzalanmıştı.

Amazon ve Temu’nun Arasına "Türk Duvarı": Jetlid, Ticaretin Kimyasını Bozan Yeni Nesil Modelini Açıkladı! Haber

Amazon ve Temu’nun Arasına "Türk Duvarı": Jetlid, Ticaretin Kimyasını Bozan Yeni Nesil Modelini Açıkladı!

E-Ticaretin Yeni Yakıtı: Anadolu’nun Kadim "Referans" Kültürü Ticaretin sadece bir "matematik ve algoritma" eşleşmesi olmadığını savunan yerli girişim, "Talep Pazarlama" adını verdiği yeni nesil modeliyle, dijital dünyanın soğuk yüzüne karşı insan faktörünü ve Anadolu’nun kadim "referans" kültürünü sahaya sürüyor. Algoritma Prangasına "İnsan" Dokunuşu Global devlerin tüketiciyi reklam bombardımanına tuttuğu bir dönemde Jetlid, ticareti dijital gürültüden arındırmayı hedefliyor. Konuyla ilgili vizyoner açıklamalarda bulunan Jetlid Genel Müdürü Merve Özmen, ticaretin ruhunun yeniden "güven" ve "kişisel ilişki" temeline döndüğünü vurguladı. "Bugün dev platformlar devasa veri yığınlarıyla bize ne alacağımızı dikte ediyor. Ancak biz biliyoruz ki, bir tüketicinin kalbine giden yol algoritmalardan değil, güvendiği bir insanın samimi tavsiyesinden geçer. Jetlid ile bu 'tavsiye ekonomisini' dijital bir zırha kavuşturduk." Temu’nun Fiyatına Karşı Türk Girişimcisinin Gücü Jetlid, Temu’nun fabrikadan halka modeline karşı, "Yerli Üreticiden Satış Ortağına, Oradan Güvenli Ticarete" uzanan bir köprü kuruyor. Bu model, özellikle reklam ve komisyon maliyetleri altında ezilen yerli KOBİ’ler için adeta bir can simidi niteliğinde. İşte Jetlid’in ticaretin kurallarını sil baştan yazdığı 3 kritik nokta: Reklam Bütçesi Artık Kullanıcının Cebinde: Dev platformlara ödenen ve ürün fiyatını şişiren "görünmez" reklam giderleri, Jetlid modelinde doğrudan satış ortağının kazancına dönüşüyor.Gürültü Değil, Güven: Dijital reklamlar artık "spam" muamelesi görürken, Jetlid satış ortaklarının birebir temasıyla gerçekleşen satışlar, global dönüşüm oranlarını altüst ediyor.KOBİ’lerin Kâr Kalkanı: Yerli üretici, sadece satış gerçekleştiğinde maliyet üstleniyor. Bu da markalarımızın küresel devlerin fiyat baskısı karşısında kâr marjlarını korumasını sağlıyor. "Kayıt Dışı Tavsiyeyi Ekonomiye Kazandırıyoruz" Türkiye’deki girişimci ruhun sosyal ağlardaki potansiyeline dikkat çeken Merve Özmen, sözlerini şöyle tamamladı: "Mutfaktaki sohbetten, WhatsApp gruplarına kadar her gün milyonlarca ürün tavsiye ediliyor ancak bu ekonomik değer buharlaşıp gidiyordu. Jetlid, bu süreci profesyonel bir 'ticari işletim sistemine' dönüştürdü. Biz devlerin reklam bütçelerine değil, Türk insanının birbirine olan güvenine yatırım yapıyoruz. Ticaretin yerli imzasını dünyaya atmaya hazırız." Jetlid Hakkında: Jetlid, yerli teknoloji gücüyle ticaretin sınırlarını genişleten, markaları ve satış ortaklarını "talep odaklı" bir platformda birleştiren bir teknoloji şirketidir. E-ticaretin geleceğini sosyal etkileşim ve güven üzerine kurgulayan platform, Türkiye’nin ticaret ekosistemine yeni bir soluk getirmektedir.

Mehmet Şimşek: Eşel mobil olmasaydı mazot 90 lira olacaktı Haber

Mehmet Şimşek: Eşel mobil olmasaydı mazot 90 lira olacaktı

Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, TRT Haber'de gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Enerji arz güvenliği konusunda Türkiye'nin şu an itibarıyla bir sorun yaşamadığını belirten Şimşek, son 20-25 yılda enerji tedarikinde ciddi bir çeşitlendirmeye gidildiğini söyledi. Şimşek, petrol, doğal gaz, boru hatları, LNG ve depolama kapasitesindeki yatırımlara dikkat çekerek, Türkiye’nin Hürmüz Boğazı’na bağımlılığının düşük seviyede olduğunu ifade etti. "Jet yakıtında, doğal gazda, petrolde sorun yok" Şimşek, enerji arz güvenliği açısından Türkiye’de mevcut durumda sorun bulunmadığını belirterek, "Jet yakıtında sorun yok, doğal gazda sorun yok, petrolde sorun yok" dedi. Petrol fiyatlarındaki artışın dış denge ve enflasyon üzerinde etkisi olduğunu kabul eden Şimşek, Türkiye’nin küresel arz şokundan etkilendiğini ancak bu etkinin vatandaşlara daha sınırlı yansıtıldığını söyledi. "Petrol fiyatlarındaki artışın yüzde 75’ini bütçe karşıladı" Eşel mobil sistemiyle akaryakıt fiyatlarındaki artışın önemli bir kısmını bütçenin üstlendiğini belirten Şimşek, şu ifadeleri kullandı: "Eşel mobilde biz bir adım attık. Cumhurbaşkanımızın yine liderliğinde bütçe imkanlarımız elverdiği için biz dedik ki bu petrol fiyatlarındaki artışın pompa fiyatlarına yansımasını u oranında bütçe olarak biz karşılayalım. Yani bizim biliyorsunuz akaryakıt ürünlerinde maktu ÖTV'miz var. Yani fiyatın içinde bir miktar özel tüketim vergisi var. O özel tüketim vergisinden feragat edip Eşel Mobil sistemi üzerinden aslında vatandaşa bu şokun yansımasını sınırladık. Ben size müsaade ederseniz en son rakamları söyleyeyim. Eşel mobil olmasaydı bugün mazot 89,4 lira olurdu burada. Yani yaklaşık 90 lira olacaktı. Halbuki şu anda eşel mobil sayesinde fiyat 72,7 lira, yani 73 lira diyelim. Yani yuvarlıyorum, yani 90 lira olacak olan 1 litre mazot bugünkü küresel fiyatlarda aslında 73 liranın altında bir fiyatla şu anda milletimize arz ediliyor. Benzer şekilde benzinde de benzin fiyatı yani eşel mobil olmasaydı yaklaşık 79 lira olacaktı, şu anda 64,6, 65 lira diyelim. Dolayısıyla dikkat ederseniz yani şokun önemli bir kısmını biz vatandaşlarımıza, Türkiye'de faaliyet gösteren şirketlerimize, sanayicimize, yani esnafımıza yansıtmadık. Bu tabii önemli bir fedakarlık içeriyor." Bu adımın vatandaşın alım gücünü, çiftçiyi, esnafı, sanayiciyi ve ihracatçıyı desteklemek amacıyla atıldığını belirten Şimşek, eşel mobilin enflasyondaki artışı da sınırladığını söyledi. "İlk 2 ayda maliyeti 90 milyar lira" Eşel mobil uygulamasının bütçeye ciddi maliyeti olduğunu belirten Şimşek, ilk 2 ayda gelir kaybının yaklaşık 90 milyar lira olduğunu açıkladı. Şimşek, benzer tablonun yıl boyunca devam etmesi halinde maliyetin yaklaşık 600 milyar liraya ulaşabileceğini belirterek, bunun 13-14 milyar dolarlık bir büyüklüğe denk geldiğini ifade etti. "Yurt dışından sermaye gelişini teşvik edeceğiz" Şimşek, yurt dışından Türkiye'ye sermaye girişini teşvik edecek yeni bir statü üzerinde çalıştıklarını da açıkladı. Dünyada varlıklı kişilerin vergi avantajlarına göre ikametlerini farklı ülkelere taşıyabildiğini belirten Şimşek, Türkiye’nin bu hareketlilikten pay alabileceğini söyledi. Şimşek, yurt dışından elde edilen gelirlerin Türkiye’ye getirilmesi halinde 20 yıl boyunca vergilendirilmeyeceğini belirterek, "Türkiye’de çalışıp Türkiye’de bir şey kazanırsa vergilendireceğiz ama yurt dışından kazandığını Türkiye’ye getirdiğinde vergilendirilmeyecek" dedi. "Varlık barışı af niteliğinde olmayacak" Varlık barışı düzenlemesine de değinen Şimşek, bu kez yalnızca beyanın yeterli olmayacağını, kaynağın ekonomiye katkı sağlaması için sistemde belli süre tutulmasının isteneceğini söyledi. Şimşek, yüzde 5’lik vergi öngörüldüğünü, Cumhurbaşkanı’nın bu oranı sıfıra indirme veya 10’a çıkarma yetkisine sahip olacağını belirtti. Vergi borçlarının yapılandırılmasına ilişkin de konuşan Şimşek, taksit sayısının 36 aydan 72 aya kadar çıkarılmasına yönelik yetki istediklerini ifade etti. Şimşek, özellikle esnaf ve KOBİ’ler için teminat şartlarında esneklik planlandığını belirterek, "Hiçbir şekilde af niteliğinde olmayacak" dedi.

İYİ Parti Bursa’dan ekonomiye 'Özel' eleştiri Haber

İYİ Parti Bursa’dan ekonomiye 'Özel' eleştiri

İYİ Parti Bursa İl Başkanlığı tarafından İYİ Parti Genel Sekreteri Osman Ertürk Özel’in katılımı ile basın toplantısı düzenlendi. “Hukuk Hiçbir Zaman Seçici Olmamalıdır” İYİ Parti Bursa Milletvekili Hasan Toktaş, İYİ Parti Bursa İl Başkanı İsmail Kaya ve çok sayıda basın mensubunun da hazır bulunduğu toplantıda parti yöneticileri ve milletvekilleri gündeme dair değerlendirmelerde bulundu. İYİ Parti Bursa Milletvekili Hasan Toktaş, Bursa’nın pek çok sorununun bulunduğuna dikkati çekerek, "İmar, çevre, trafik ve su gibi temel alanlarda ciddi problemler yaşanmaktadır. Bunun yanı sıra, ekonomik kaynaklı olarak hem işverenler hem de çalışanlar açısından önemli sıkıntılar söz konusudur. Kamu kesiminde de benzer sorunlar yaşanmaktadır. Ayrıca, Bursa’da, Türkiye genelinde olduğu gibi, ciddi bir hukuk sorunu da oluşmuştur. Ne yazık ki Bursa bu konuda mağdur edilmiştir. Milletin oyları adeta heba edilmiştir. Hukuk hiçbir zaman seçici olmamalıdır; ancak maalesef Bursa’da bu yönde bir algı oluşmuştur.” dedi. Milletvekili Toktaş’ın konuşması ardından söz alan İYİ Parti Genel Sekreteri Osman Ertürk Özel ise, konuşmasına Bursaspor’un şampiyonluğunu kutlayarak başladı. Kendisinin Üsküp, Makedonya göçmeni olduğunu belirten Özel, Üsküp’te Türk gençlerin oynadığı bir futbol kulübüyle Bursaspor arasında yapılan antrenman maçına dikkati çeken Özel, bu maçın öncesinde duyuru yapılmamasına rağmen sonrasında bile binlerce Bursaspor taraftarının tepki gösterdiğini aktararak, bu sahiplenme örneğinin tüm Anadolu şehirlerinde görülmesi gerektiğini söyledi. İYİ Parti’nin eş zamanlı programlarla sahada olduğunu belirten Özel, yalnızca bugün genel başkan yardımcılarına ait 11 il programı gerçekleştirildiğini söyledi. Nisan ayı sonunda 36 il programının tamamlanacağını, Mayıs ayında ise 53 il programına ulaşmayı hedeflediklerini ifade eden Özel, buna ek olarak 25 ilde parti içi eğitim faaliyetlerinin yürütüleceğini açıkladı. Programların belirli bir stratejiye göre oluşturulduğunu belirten Özel, özellikle 2002 seçimlerinde Doğru Yol Partisi’ne yüksek oy veren ilçelerin ve Yörük-Türkmen nüfusunun yoğun olduğu bölgelerin hedef alındığını söyledi. EKONOMİ ELEŞTİRİSİ: “CUMHURİYET TARİHİNİN EN UZUN KRİZLERİNDEN BİRİ” Türkiye ekonomisine ilişkin sert eleştirilerde bulunan Özel, şunları kaydetti: “Ekonomik olarak, Cumhuriyet tarihinde benzeri az görülmüş bir krizi uzun süredir yaşıyoruz. Ne zaman başladığı net olarak tarif edilemeyen ve bir türlü içinden çıkılamayan bir krizle karşı karşıyayız. Bazı verilerle bu durumu açıkça ortaya koymak mümkündür. En azından bir krizin kabul edilmesinin üzerinden 33 ay geçti. Bu süreçte bir enflasyon sarmalına girildiği ve buradan çıkmak için bir program uygulanması gerektiği ifade edildi. Bu 33 aylık programa “Şimşek programı” denilmektedir. Türkiye’de genellikle olumlu sonuçlanacağı düşünülen programlara Sayın Cumhurbaşkanı’nın adı verilir. Ancak başarı beklentisi düşük görülen durumlarda farklı isimler öne çıkarılır. “Şimşek programı” ifadesi de daha ilk günden itibaren bu programdan istenen sonucun alınamayacağına işaret ediyordu. Nitekim 33 ay sonunda bu program, hepimizin zihninde ve cüzdanında adeta şimşek gibi çaktı. Ne oldu? Bu süreçte, ENAG ya da İTO verilerine göre değil, kendi resmi verilerine göre, yani güvenilirliği sıkça tartışılan TÜİK verilerine göre bile enflasyonda yalnızca yüzde 6,7’lik bir gerileme sağlandı. Şimdi, eleştirilen “eski Türkiye”ye bakalım. Koalisyonlar dönemi olarak nitelendirilen o süreçte, 2001 krizi yaşandı. O dönemi birçoğumuz hatırlıyoruz. Sayın Bülent Ecevit, “Çok büyük bir krizle karşı karşıyayız” diyerek durumu açıkça ifade etmişti. Hem siyasi hem ekonomik bir kriz söz konusuydu. Buna rağmen, 2001 krizinde uygulanan program, 33 ay içerisinde yüzde 30’luk bir düşüş sağlamıştı. Yani eski Türkiye’nin 33 ayda sağladığı yüzde 30’luk iyileşme bir tarafta dururken, bugün “yeni Türkiye” olarak tanımlanan dönemde aynı sürede sağlanan gerileme, kendi verilerine göre bile yalnızca yüzde 6,7’dir. Son 2 yılda, daha doğru bir ifadeyle 2,5 yılda, yaklaşık yüzde 200’lük bir enflasyonla karşı karşıya kaldık. Bunu daha somut bir örnekle açıklayalım: Mayıs 2023’te cebinizde 100 lira olduğunu düşünün. Dünyanın en tutumlu insanı olup bu paranın 1 lirasını bile harcamadığınızı varsayalım. Nisan 2026’ya geldiğimizde bu 100 liranın alım gücü 34 liraya düşmüş durumdadır. Yani paranızın erime hızı bu şekildedir; 100 liranız bu süreçte 34 liraya gerilemiştir.” Bu arada Türkiye’de 10 milyondan fazla işsiz olduğunu belirten İYİ Partili Özel, nüfusun yaklaşık yüzde 38,7’sinin hayatında hiç maaş karşılığı çalışmadığını söyledi. Bu durumun özellikle kadınları etkilediğini vurgulayan Özel, sosyal yardımlar üzerinden bir “sadaka ekonomisi” oluşturulduğunu iddia etti. Ekonomik büyüme verilerinin yanıltıcı olduğunu savunan Özel, Gayrisafi Yurtiçi Hasıla artışının nüfus artışıyla birlikte doğal olarak yükseldiğini belirtti. Asıl önemli göstergenin ihracatın milli gelire oranı olduğunu ifade eden Özel, bu oranın yıllardır benzer seviyelerde kaldığını söyledi. Ekonomi yönetimini “faiz, vergi ve ceza sistemi” olarak nitelendiren Özel, yüksek faiz politikalarının üretici, sanayici ve KOBİ’leri zor durumda bıraktığını ifade etti. Faiz oranlarının dünya sıralamasında üst seviyelerde olduğunu söyleyen Özel, Türkiye’nin bu alanda Venezuela’nın ardından geldiğini iddia etti. BURSA ANALİZİ: “POTANSİYEL VAR AMA YETERİNCE PARLAMIYOR” Bursa özelinde de değerlendirmelerde bulunan Özel, kentin güçlü sanayi altyapısına rağmen yeşil ve dijital dönüşümde yeterince ilerleme kaydedemediğini söyledi. Deprem riski, kentsel dönüşüm, ulaşım ve tarım alanlarının korunması gibi konuların öncelikli sorunlar arasında yer aldığını vurguladı. Bursa'nın aynı zamanda tarım kenti olduğunu ancak tarım alanlarının hem kentleşme hem de sanayileşme baskısı altında olduğunun görüldüğünü kaydeden Özel, "Sanayileşmenin önemli ölçüde tarım arazileri üzerinde gerçekleşmesi, Bursa’nın tarım kenti kimliğini zayıflatıyor. Şehirde ayrıca ciddi bir nitelikli iş gücü açığı bulunuyor. Bursa’nın sanayi kenti olması nedeniyle ihtiyaç duyulan iş gücünün niteliği büyük önem taşıyor. Üniversite-sanayi iş birliğinin yeterli düzeyde olmaması ve diğer şehirlerdeki üniversitelerle Bursa sanayisi arasında güçlü köprüler kurulamaması bu sorunu derinleştiriyor" diye konuştu. Konuşmasının son bölümünde siyasi sürece de vurgu yapan Osman Ertürk Özel, içinden geçilen süreçte, devletin en temel meselelerinin çözümünde izlenen yöntemlerin tartışmalı olduğunun gözlemlendiğini söyledi. Türkiye’nin temel meselelerinin çözümünde izlenen yöntemleri eleştiren Özel, “Cumhuriyetin kurucu değerlerinden taviz verilmesine karşıyız” dedi ve Mustafa Kemal Atatürk’ün ortaya koyduğu ilkelere vurgu yaptı.

Ali Babacan: Yeni bir siyasi alternatifin inşaası gerekli Haber

Ali Babacan: Yeni bir siyasi alternatifin inşaası gerekli

Babacan, Türkiye’de artan siyasi kutuplaşma ve toplumsal gerilimin güvenlik açısından risk oluşturduğunu belirterek, bireysel silahlanmanın yaygınlaştığını ve gençlerin eğitim ile istihdam olanaklarına erişimde zorlandığını ifade etti. Türkiye’nin bu alanda kapsamlı politikalara ihtiyaç duyduğunu dile getiren Babacan, siyasette kullanılan dilin yumuşamasının önemine dikkat çekti. Erken seçim tartışmalarına da değinen Babacan, seçim tarihinin Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın değerlendirmelerine bağlı olduğunu ifade etti. Mevcut sistemde seçim kararının Cumhurbaşkanı tarafından ya da Meclis kararıyla alınabileceğini belirten Babacan, yeniden adaylık için Meclis’in erken seçim kararı almasının gerekliliğine işaret etti. Ekonomi politikalarına ilişkin değerlendirmelerde de bulunan Babacan, Türkiye’de uygulanan yüksek faiz politikasının temel amacının enflasyonu düşürmekten ziyade dış kaynak girişini sağlamak olduğunu savundu. Bu durumun özellikle sanayiciler ve KOBİ’ler üzerinde maliyet baskısı oluşturduğunu belirtti. Milliyetçilik kavramına ilişkin görüşlerini de paylaşan Babacan, ekonomik istikrarın ve düşük enflasyonun sağlanmasının milliyetçilik kapsamında değerlendirilmesi gerektiğini ifade etti. Babacan ayrıca, mevcut siyasi tabloya ilişkin değerlendirmesinde, iktidar ve ana muhalefet dışında yeni bir siyasi alternatifin oluşturulmasının gerekli olduğunu belirtti. Bu alternatifin hukuk, adalet ve şeffaf yönetim ilkeleri üzerine kurulması gerektiğini vurguladı. Savunma sanayiine ilişkin görüşlerinde ise sektörün gelişimi için rekabetin önemine değinen Babacan, devletin destekleyici ancak adil ve şeffaf bir rol üstlenmesi gerektiğini ifade etti. Babacan, geçmiş dönemlere ilişkin değerlendirmesinde ise Türkiye’nin bir dönem yabancı yatırımcılar ve gençler açısından cazibe merkezi olduğunu, bugün ise tersine bir eğilimin yaşandığını söyledi. Ayrıca görev yaptığı yıllarda yoğun bir çalışma temposu içinde olduğunu belirtti.

TEKNOSAB Lojistik Teknopark’ta  Dev yatırımın temeli Nisan’da atılacak. Haber

TEKNOSAB Lojistik Teknopark’ta Dev yatırımın temeli Nisan’da atılacak.

Bursa Ticaret ve Sanayi Odası tarafından Bursa Fuar Merkezi’nde düzenlenen TEKNOSAB Lojistik Teknopark yatırımcı iftarında konuşan BTSO Yönetim Kurulu Başkanı İbrahim Burkay, Bursa’nın küresel ticaretteki rolünü güçlendirecek dev lojistik merkez için geri sayımın başladığını açıkladı. Türkiye’nin ilk yüksek teknolojili organize sanayi bölgesi olan TEKNOSAB’da hayata geçirilecek TEKNOSAB Lojistik Teknopark projesinin Bursa’yı küresel tedarik zincirinin stratejik merkezlerinden biri haline getireceğini belirten Burkay, projenin temelinin Nisan 2026’da atılmasının planlandığını söyledi. Burkay, 18 Ekim 2024’te kurulan TEKNOSAB Lojistik Teknopark Girişim Sermayesi Yatırım Fonu’nun kısa sürede büyük bir başarı yakaladığını belirterek, uluslararası denetim şirketi PwC tarafından yapılan değerlemeye göre fonun değerinin 2 milyar 740 milyon liradan 6 milyar 84 milyon liraya yükseldiğini ifade etti. Bunun TL bazında yüzde 126’lık artış anlamına geldiğini kaydeden Burkay, fonun Türkiye’deki en büyük 10 yatırım fonu arasında değer artışında ilk sıraya yerleştiğini söyledi. Projeye bugüne kadar 650 yatırımcının dahil olduğunu belirten Burkay, yatırımcıların yaklaşık 400’ünün KOBİ ve esnaftan oluşmasının örnek bir finansman modeli ortaya koyduğunu dile getirdi. Yaklaşık 210 milyon dolarlık yatırım bütçesine sahip olacak TEKNOSAB Lojistik Teknopark’ta 262 bin 600 metrekare kiralanabilir alan, 300’ün üzerinde yükleme rampası, 2 bin TIR kapasiteli park alanı, soğuk hava depoları ve yapay zekâ destekli lojistik altyapı yer alacak. Ayrıca tesisin enerji ihtiyacının önemli bölümü 12 megavatlık güneş enerji sistemi ile karşılanacak. Burkay, projenin Gemlik ve Bandırma limanlarına, Bandırma-Bursa-Osmaneli demiryolu hattına, otoyollara ve Yenişehir ile Sabiha Gökçen havalimanlarına yakın konumuyla Türkiye’nin en stratejik lojistik üslerinden biri olacağını vurguladı. Projenin yalnızca bir lojistik merkezi olmadığını ifade eden Burkay, “Bu yatırım TEKNOSAB vizyonunun önemli bir parçası. Bu merkez tamamlandıktan sonra ikinci ve üçüncü lojistik merkez projelerini de hayata geçirmeyi planlıyoruz” dedi.

Bursa’dan dünyaya e-ihracat başlatıyor Haber

Bursa’dan dünyaya e-ihracat başlatıyor

Bursa merkezli teknoloji firması F2F Bilişim, dünyanın en büyük B2B e-ticaret platformu Alibaba.com ile resmi iş ortaklığı anlaşması imzaladı. Ortaklık, bölgedeki KOBİ’lerin dijital dönüşümünü hızlandırmayı ve global pazarlara erişimini kolaylaştırmayı hedefliyor. Türkiye’nin dijital dönüşüm ve e-ihracat alanındaki öncü firmalarından F2F Bilişim Reklam ve Danışmanlık Hizmetleri Ltd. Şti., Alibaba.com ile stratejik iş ortaklığı anlaşması imzaladı. Bursa Teknik Üniversitesi Teknopark’ta faaliyet gösteren firma, bu ortaklıkla Bursa ve çevresindeki işletmelere global B2B ihracat, dijital pazarlama ve uluslararası satış danışmanlığı alanlarında uçtan uca çözümler sunmayı amaçlıyor. F2F Bilişim Kurucusu İlker Özgüven, anlaşmanın Türk üreticilerinin 7600 ürün kategorisi ve 40 farklı sektördeki Alibaba.com ağı üzerinden dünya pazarlarına erişimini kolaylaştıracağını belirtti. Özgüven, “Tekstil, otomotiv, kimya, makine ve mobilya gibi sektörlerdeki üretim gücümüzü dijital ticaret ve B2B e-ihracat ile buluşturuyoruz. Amacımız, Bursa’yı Türkiye’nin B2B e-ihracat üssü haline getirmek” dedi. Firma, web tasarım ve yazılım geliştirme alanındaki 9 yıllık deneyimiyle 400’den fazla KOBİ’ye dijital dönüşüm desteği sağladığını ve Shopmaxx, Webpulse, Brandboost gibi ürünlerle inovatif çözümler sunduğunu vurguladı. Ayrıca F2F Bilişim, Alibaba.com işbirliği kapsamında yerinde destek, eğitim ve danışmanlık hizmetleri ile KOBİ’lerin ihracat süreçlerini dijitalleştirmeyi planlıyor. 2026 yılı boyunca Bursa’daki STK’lar ile iş birliği yaparak e-ihracat eğitimleri, saha etkinlikleri ve sektör buluşmaları düzenleyeceklerini ifade eden Özgüven, bu programlarla amaçlarının KOBİ’lerin dijitalleşme kapasitelerini artırmak, global alıcılara erişimlerini güçlendirmek ve bölgesel ekonomiyi uluslararası pazarlara taşımak olduğunu söyledi.

DOSABSİAD'da Türk Eximbank destekleri anlatıldı Haber

DOSABSİAD'da Türk Eximbank destekleri anlatıldı

Bursa'da Demirtaş Organize Sanayi Bölgesi Sanayici ve İş İnsanları Derneği (DOSABSİAD) tarafından düzenlenen “İhracatın Finansmanında Türk Eximbank’ın Kredi ve Sigorta Destekleri” başlıklı bilgilendirme toplantısı, üyelerin yoğun katılımıyla DOSABSİAD Konferans Salonunda gerçekleştirildi. BURSA (İGFA) - İhracatın Türkiye ekonomisinin en kritik büyüme alanlarından biri olduğuna dikkat çeken DOSABSİAD Yönetim Kurulu Başkanı Onur Kutlualp, yaptığı değerlendirmede “Küresel rekabet koşullarının sertleştiği bir dönemde, ihracatçılarımızın hem uygun maliyetli finansmana ulaşması hem de uluslararası riskleri yönetebilmesi büyük önem taşıyor. DOSABSİAD olarak amacımız, üyelerimizin küresel pazarlarda daha güçlü bir konuma ulaşmasını sağlamak; üretimden pazarlamaya, finansmandan risk yönetimine kadar her aşamada yanlarında olmak. Bu doğrultuda düzenlediğimiz her etkinliği, bölgemizin ihracat kapasitesine yapılmış bir yatırım olarak görüyoruz.” ifadelerini kullandı. “FİRMALARIMIZI BİR ÜST LİGE ÇIKARACAK YATIRIMLARI TEŞVİK EDİYORUZ” Sunumunda KOBİ’lerin ihracata hazırlanma sürecine yönelik finansman programlarını anlatan Türk Eximbank Pazarlama Direktörü Mehmet Efkan Bingöl, “KOBİ İhracata Hazırlık Kredisi, ihracata yönelen ya da ihracata başlamış KOBİ’lerimizin üretim öncesi ihtiyaçlarını karşılamak üzere geliştirilmiş bir destek mekanizmasıdır. Yeni pazarlara açılmak, kalite yatırımı yapmak ya da ihracat altyapısını güçlendirmek isteyen firmalarımıza uygun maliyetli finansman sağlıyoruz” ifadelerini kullandı. Uzun vadeli ihracat finansmanına yönelik ürünlere de değinen Bingöl “Özellikli İhracat Kredisi yüksek katma değerli ürün üreten, yeni pazarlara açılmak isteyen veya uzun vadeli satış koşullarına ihtiyaç duyan firmalarımız için proje bazlı bir modeldir. Bu programla sadece mevcut ihracatı desteklemekle kalmıyor; firmalarımızın bir üst lige çıkmasına imkân sağlayacak yatırımları da teşvik ediyoruz.” diye konuştu. Etkinlik, kredi mekanizmalarının ardından Eximbank’ın sigorta uygulamalarına dair bilgilendirmeyle devam etti. Bu kapsamda söz alan Marmara Bölge Sigorta Pazarlama ve Koordinasyon Müdürü İbrahim Görmüş, pandemi sürecinden sonra ihracatçıların tahsilat risklerinin giderek önem kazandığını vurgulayarak “İhracatçılarımızın artık yalnızca fiyat ve kaliteyle rekabet etmesi yeterli değil; küresel risklerin doğru yönetilmesi de büyük önem taşıyor. Eximbank Alacak Sigortası ile firmalarımızın yurtdışı alıcılarından doğan vadeli alacaklarını ticari ve politik risklere karşı güvence altına alıyoruz. Bu sayede daha uzun vadeli satış yapabilme, yeni pazarlara güvenle açılabilme ve sigorta poliçesinin finansman kuruluşlarına teminat olarak sunulabilmesi gibi önemli avantajlar sağlanıyor. Ayrıca faiz hassasiyeti olan firmalar için Katılım Esaslı Alacak Sigortası gibi alternatif modellerle esnek çözümler üretiyoruz.” ifadelerini kullandı “KREDİ VE SİGORTA ÇÖZÜMLERİMİZLE BURSA SANAYİSİNİN YANINDAYIZ” Türk Eximbank Bursa Şube Müdürü Aydın Güngör de Eximbank’ın Bursa sanayisiyle yakın iş birliğine vurgu yaptı. Kurum olarak temel önceliklerinin ihracatçı firmalarımızın uluslararası pazarlarda daha güçlü ve sürdürülebilir bir yapıya kavuşmasını sağlamak olduğunu söyleyen Güngör “Hem kredi hem sigorta tarafında sunduğumuz tüm çözümlerle firmalarımızın yurt dışı operasyonlarını daha güvenli, daha erişilebilir ve daha yönetilebilir hale getiriyoruz. Bursa, üretim gücüyle Türkiye ihracatının lokomotif şehirlerinden biri ve biz de bu potansiyeli daha da yukarı taşımak adına işletmelerimizin her adımda yanında olmaya devam edeceğiz.” dedi. Katılımcı firmalar, toplantının sonunda kredi limit süreçleri, sigorta başvuru kriterleri, teminat yapıları ve ülke risk analizleri gibi konularda detaylı sorular yöneltti. Üç Eximbank yetkilisi de sahadan gelen tüm soruları yanıtlayarak ihracatçılara uygulamaya dönük önemli açıklamalarda bulundu.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.