Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
SON DAKİKA
Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Kızıldeniz

Bursa Digital, Bursa Haber, Bursa Son Dakika - Kızıldeniz haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Kızıldeniz haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Trump’ın İran açıklaması piyasaları hareketlendirdi: Petrol düştü, altın yükseldi Haber

Trump’ın İran açıklaması piyasaları hareketlendirdi: Petrol düştü, altın yükseldi

ABD ile İran arasında son dönemde artan gerilimin ardından gelen diplomasi mesajı, enerji ve değerli metal piyasalarında hızlı fiyat hareketlerine yol açtı. Trump’ın askeri seçeneklerin şimdilik rafa kaldırıldığı ve görüşmelerin yeniden gündeme geldiği yönündeki açıklamaları, yatırımcıların risk algısını değiştirdi. Petrol fiyatlarında sert düşüş Ortadoğu’daki gerilimin azalabileceği beklentisi, petrol fiyatlarında aşağı yönlü baskı oluşturdu. Temmuz ayında ABD-İran gerilimi nedeniyle yüzde 20’nin üzerinde yükselen ham petrol fiyatları, Trump’ın açıklamalarının ardından haftanın ilk işlem gününde yüzde 5’ten fazla değer kaybetti. Petrolün varil fiyatı 80 dolar seviyesinin altına geriledi. Piyasalarda özellikle Hürmüz Boğazı’na ilişkin gelişmeler yakından takip ediliyor. Dünya petrol ticaretinin önemli geçiş noktalarından biri olan Hürmüz Boğazı’nda yaşanabilecek olası bir kriz, küresel enerji arzı açısından büyük risk oluşturuyordu. Trump, bölgedeki bazı önemli müttefiklerinin askeri operasyonların durdurulması ve diplomatik çözüm yollarının tercih edilmesi yönünde görüş bildirdiğini belirterek, Hürmüz Boğazı’nın kısa süre içerisinde yeniden güvenli hale gelmesi gerektiğini ifade etti. Enerji piyasalarında yeni beklenti ABD ile İran arasındaki gerilimin azalması ihtimali, petrol piyasalarında arz endişelerini de hafifletti. Geçtiğimiz dönemde Hürmüz Boğazı ve Kızıldeniz’de yaşanan güvenlik sorunları nedeniyle petrol fiyatlarında yaklaşık yüzde 23’lük yükseliş yaşanmıştı. Öte yandan OPEC+ ülkeleri de petrol piyasasının geleceği açısından yakından izleniyor. Üretim kesintilerinin kademeli olarak kaldırılması kapsamında örgütün sınırlı üretim artışlarını sürdürmesi bekleniyor. Analistler, Ortadoğu’daki tansiyonun düşmesi halinde OPEC+ ülkelerinin üretim artışlarına daha fazla alan açabileceğini değerlendiriyor. Altın yatırımcının güvenli limanı oldu Petroldeki düşüşe rağmen altın fiyatları haftaya yükselişle başladı. Küresel piyasalarda jeopolitik risklerin tamamen ortadan kalkmadığını düşünen yatırımcılar, güvenli liman olarak altına yöneldi. Yeni haftanın ilk işlem gününde altının güncel seviyeleri şöyle oldu: Gram altın: 6 bin 206,39 TL Çeyrek altın: 10 bin 128 TL Yarım altın: 20 bin 256 TL Tam altın: 39 bin 999,91 TL Cumhuriyet altını: 40 bin 326 TL Gremse altın: 100 bin 306,51 TL Ons altın: 4 bin 66,01 dolar Piyasalar Trump-İran görüşmelerine odaklandı Uzmanlar, önümüzdeki dönemde petrol ve altın fiyatlarının ABD-İran ilişkilerindeki gelişmelere bağlı olarak hareket edeceğini belirtiyor. Diplomatik görüşmelerin ilerlemesi halinde petrol fiyatlarında daha fazla geri çekilme yaşanabileceği, ancak müzakerelerin başarısız olması veya bölgedeki tansiyonun yeniden yükselmesi durumunda enerji fiyatlarında yeniden sert hareketlerin görülebileceği ifade ediliyor. Küresel piyasalar şimdi Washington ve Tahran arasındaki temaslardan gelecek yeni mesajları takip ediyor.

ABD-İran Geriliminde Kritik Eşik: Ortadoğu'da Askeri Hareketlilik Artıyor, Diplomasi Çıkmazda Haber

ABD-İran Geriliminde Kritik Eşik: Ortadoğu'da Askeri Hareketlilik Artıyor, Diplomasi Çıkmazda

ABD ve İran Arasında Gerilim Yeniden Zirveye Çıktı ABD ile İran arasında uzun süredir devam eden siyasi ve askeri gerilim, son 24 saatte yaşanan gelişmelerle yeni bir boyut kazandı. Karşılıklı açıklamalar ve askeri hareketlilik, diplomatik çözüm umutlarını zayıflatırken tarafların sert söylemleri dikkat çekiyor. ABD Başkanı Donald Trump, son açıklamalarında İran'ın yeniden müzakere masasına dönmesini istediklerini belirtse de, Tahran yönetimi iki haftadan uzun süredir Washington'dan resmi bir diplomatik teklif almadıklarını öne sürdü. Bu karşılıklı açıklamalar, taraflar arasındaki güven krizinin derinleştiğine işaret ediyor. Trump, Beyaz Saray'da yaptığı değerlendirmede İran'a yönelik sert mesajlar vererek, ABD'nin gerektiğinde güçlü karşılık vermeye hazır olduğunu söyledi. Kısa süre sonra ABD ordusu da yaptığı açıklamada, Ortadoğu'daki Amerikan güçlerine yönelik saldırı girişimlerine etkili şekilde karşılık verildiğini duyurdu. Ortadoğu'da Askeri Hareketlilik Dikkat Çekiyor Bölgedeki askeri hareketliliğin artması, uluslararası gözlemciler tarafından dikkatle takip ediliyor. Özellikle Ürdün'deki ABD askeri üssüne yönelik saldırı girişiminin engellendiğinin açıklanması, güvenlik risklerinin halen yüksek seviyede olduğunu ortaya koydu. Savunma uzmanlarına göre tarafların karşılıklı caydırıcılık mesajları vermesi, yanlış hesaplama riskini de artırıyor. Bu durumun kontrol dışına çıkması halinde yalnızca ABD ve İran'ı değil, bölgedeki birçok ülkeyi etkileyebilecek yeni bir güvenlik krizinin yaşanabileceği değerlendiriliyor. Suudi Arabistan'ın Tavrı Dengeleri Değiştirdi Gerilimin en dikkat çekici gelişmelerinden biri ise Suudi Arabistan'ın ABD ile koordineli şekilde Irak'taki İran destekli silahlı gruplara yönelik operasyonlara katıldığını kamuoyuna açık biçimde duyurması oldu. Uzmanlara göre bu açıklama, Riyad'ın bugüne kadar benimsediği temkinli yaklaşımın ötesine geçtiğini gösteriyor. Aynı zamanda İran'a, enerji altyapısı ve petrol tesislerine yönelik olası saldırılara karşı daha sert bir güvenlik politikası izleneceği mesajı verildiği değerlendiriliyor. Öte yandan Suudi Arabistan yönetimi, askeri iş birliğine rağmen diplomatik çözüm çağrısını da sürdürüyor. Suudi Savunma Bakanı Halid bin Selman'ın Washington temaslarında hem Başkan Donald Trump hem de Başkan Yardımcısı J.D. Vance ile yaptığı görüşmelerde, gerilimin düşürülmesi ve müzakerelerin yeniden başlaması yönündeki beklentilerini dile getirdiği bildirildi. İran'dan Bulgaristan ve Güney Kıbrıs'a Uyarı Tahran yönetimi yalnızca ABD'ye değil, bölgedeki askeri hareketliliğe destek verdiğini düşündüğü ülkelere yönelik mesajlarını da sertleştirdi. İran Dışişleri Bakanı Abbas Erakçi, Bulgaristan yönetiminin ABD askeri uçaklarının Bezmer Hava Üssü'nü kullanmasına izin vermesini eleştirerek bunun uluslararası hukuka aykırı olduğunu savundu. Erakçi, İran'a yönelik olası askeri operasyonlara destek veren ülkelerin doğacak sonuçlardan sorumlu tutulacağını ifade etti. Bulgaristan ise İran'a karşı herhangi bir askeri operasyona katılma niyetlerinin bulunmadığını belirterek diplomatik çözümden yana olduklarını açıkladı. Benzer şekilde İran, Güney Kıbrıs Rum Yönetimi ile yaptığı temaslarda da adadaki yabancı askeri üslerin İran'a yönelik operasyonlarda kullanılmaması gerektiğini vurguladı. GKRY yönetimi ise İngiltere ile yapılan görüşmeler sonucunda üslerin başka ülkelere yönelik saldırılarda kullanılmayacağı yönünde güvence aldıklarını bildirdi. Washington'da Savaşın Ekonomik ve Siyasi Maliyeti Tartışılıyor ABD'de ise dikkatler yalnızca sahadaki gelişmelere değil, olası uzun süreli bir çatışmanın ekonomik sonuçlarına da çevrilmiş durumda. Kasım ayında yapılacak ara seçimler öncesinde, İran ile yaşanabilecek kapsamlı bir askeri çatışmanın Amerikan kamuoyunda siyasi baskıyı artırabileceği değerlendiriliyor. Beyaz Saray'ın özellikle enerji fiyatlarındaki yükseliş, küresel petrol arzı ve enflasyon üzerindeki olası etkileri yakından takip ettiği belirtiliyor. Savunma çevrelerinde ise son çatışmalarda Patriot ve THAAD hava savunma sistemlerine ait füze stoklarının önemli ölçüde kullanıldığı yönündeki değerlendirmeler öne çıkıyor. Uzmanlar, uzun süreli bir kriz halinde ABD'nin bölgedeki savunma kapasitesinin yeni lojistik planlamalar gerektirebileceğini ifade ediyor. Diplomatik Çözüm Umutları Zayıflıyor Uluslararası arabuluculuk girişimlerine rağmen taraflar arasında yeni bir müzakere sürecinin kısa vadede başlaması beklenmiyor. Uzmanlara göre Washington ile Tahran arasındaki güven bunalımı, yalnızca mevcut askeri gerilimden değil, yıllardır biriken siyasi anlaşmazlıklardan da kaynaklanıyor. Tarafların karşılıklı olarak birbirlerini güvenilir bir müzakere ortağı olarak görmemesi, diplomatik çözüm ihtimalini zorlaştırıyor. 2015 yılında imzalanan nükleer anlaşma, iki ülke arasında son yılların en önemli diplomatik kazanımı olarak değerlendirilmişti. Ancak sonraki süreçte yaşanan anlaşmazlıklar ve karşılıklı yaptırımlar nedeniyle anlaşmanın fiilen işlevini yitirmesi, ilişkilerin yeniden çatışma eksenine kaymasına neden oldu. Küresel Piyasalar Gelişmeleri Yakından İzliyor ABD-İran gerilimi yalnızca bölgesel güvenliği değil, uluslararası enerji piyasalarını da doğrudan etkiliyor. Hürmüz Boğazı ve Kızıldeniz gibi küresel petrol ticareti açısından kritik bölgelerde yaşanabilecek olası bir askeri kriz, petrol fiyatlarında sert dalgalanmalara yol açabilir. Ekonomi uzmanları, enerji maliyetlerindeki artışın küresel enflasyonu yeniden yukarı çekebileceği, tedarik zincirlerinde yeni sorunlara neden olabileceği ve finans piyasalarında dalgalanmaları artırabileceği görüşünü dile getiriyor. Önümüzdeki günlerde Washington ve Tahran'dan gelecek yeni açıklamalar, bölgedeki askeri hareketliliğin seyri ve diplomatik girişimlerin yeniden başlayıp başlamayacağı uluslararası kamuoyu tarafından yakından takip edilecek. Mevcut tablo ise Ortadoğu'da tansiyonun yüksek seyrini koruduğunu ve belirsizliğin devam ettiğini gösteriyor.

Trump'tan İran'a yeni tehdit: "Kazma Dağı çok yakında güçlü biçimde vurulacak" Haber

Trump'tan İran'a yeni tehdit: "Kazma Dağı çok yakında güçlü biçimde vurulacak"

ABD Başkanı Donald Trump, İran'ın nükleer programına ilişkin sert açıklamalarda bulunarak, Kazma Dağı bölgesinin yakın zamanda hedef alınacağını söyledi. Trump, İran'ın söz konusu bölgeye santrifüj taşıdığına dair herhangi bir bilgiye sahip olmadıklarını belirtirken, bölgeye yönelik olası bir saldırının gündemde olduğunu ifade etti. Beyaz Saray'da Lübnan Cumhurbaşkanı Joseph Avn ile gerçekleştirdiği görüşmenin ardından basın mensuplarının sorularını yanıtlayan Trump, İran'ın nükleer faaliyetleri konusunda Washington yönetiminin tutumunun değişmediğini vurguladı. "İran nükleer silah sahibi olamayacak" İran'ın nükleer silah geliştirmesine hiçbir şekilde izin vermeyeceklerini belirten Trump, Tahran yönetiminin nükleer çalışmalarını yeniden başlatması halinde ABD'nin karşılık vereceğini söyledi. Trump, "İran nükleer faaliyetlerini yeniden başlatmaya çalışırsa nükleer tesislerini tekrar vururuz. Eğer saldırmasaydık bugün nükleer silaha sahip olurlardı." ifadelerini kullandı. ABD Başkanı, İran'ın nükleer kapasitesine yönelik baskının devam edeceğini belirterek, Washington'un bölgedeki gelişmeleri yakından takip ettiğini kaydetti. "Hürmüz Boğazı'nda abluka sürüyor" Trump, İran'a yönelik ekonomik ve askeri baskının devam ettiğini savunarak, Hürmüz Boğazı'ndaki gelişmelere de değindi. İran limanlarıyla ilgili iddialarda bulunan Trump, "Hiçbir gemi İran limanlarına giremiyor ve oradan çıkamıyor." dedi. İran'ın çatışmalar nedeniyle büyük zarar gördüğünü öne süren Trump, ülkenin eski durumuna dönmesinin uzun yıllar alacağını iddia etti. Kızıldeniz ve Husilere uyarı Trump, Yemen'deki Husilere yönelik de mesaj verdi. Kızıldeniz'deki deniz ulaşımının engellenmesine izin vermeyeceklerini belirten ABD Başkanı, bölgedeki ticari gemi geçişlerinin tehdit edilmesi halinde Washington'un harekete geçeceğini söyledi. Trump, "Kızıldeniz'i kapatırlarsa gerekeni yaparız." diyerek ABD'nin uluslararası deniz yollarının güvenliği konusunda kararlı olduğunu ifade etti. Lübnan'a destek mesajı Lübnan Cumhurbaşkanı Joseph Avn ile yaptığı görüşmeye ilişkin değerlendirmelerde bulunan Trump, ABD'nin Lübnan'a desteğinin devam edeceğini söyledi. Hizbullah konusunda da açıklama yapan Trump, "Cumhurbaşkanı isterse Hizbullah ile de konuşurum. Ben herkesle konuşurum." ifadelerini kullandı. Trump ayrıca İsrail ile Lübnan arasındaki gerilimin azaltılması için yürütülen diplomatik girişimlere destek verdiklerini belirtti. Lübnan Cumhurbaşkanı Avn: Hedef kalıcı barış Lübnan Cumhurbaşkanı Joseph Avn ise ABD arabuluculuğunda yürütülen sürecin iki ülke arasındaki düşmanlık halini sona erdirmeyi amaçladığını söyledi. Avn, bölgesel istikrar ve barışın sağlanması için Washington yönetimiyle iş birliğinin sürdürüleceğini ifade etti. Trump'ın İran'a yönelik açıklamaları, Orta Doğu'da artan gerilim ortamında yeni bir askeri operasyon ihtimaline ilişkin tartışmaları yeniden gündeme getirdi.

Güney Kore, İran'ın Hürmüz Boğazı'ndan geçiş ücreti talep etmesine karşı çıktı Haber

Güney Kore, İran'ın Hürmüz Boğazı'ndan geçiş ücreti talep etmesine karşı çıktı

Yonhap ajansının haberine göre, Güney Kore Okyanus ve Balıkçılık Bakanı Hwang Jong-woo, Bakanlığın genel merkezinde düzenlenen basın toplantısında yaptığı açıklamada, Hürmüz Boğazı'nın Uluslararası Denizcilik Örgütü tarafından serbest geçişi garanti altına alınan küresel deniz ticaret rotalarından olduğunu ifade etti. Bu durumu "uluslararası hukukun ihlali" olarak nitelendiren Hwang, boğazda geçiş ücreti almanın, boğazı kapatmakla eş değer olduğunu söyledi. Hwang, "İnsan eliyle inşa edilen Süveyş Kanalı'nın aksine burası gemilerin serbest dolaşımının uluslararası anlaşmalarla güvence altına alındığı uluslararası sular olup, bu tür sularda geçiş ücreti uygulamak uygun değildir." ifadesini kullandı. Güney Kore hükümetinin şimdilik bazı petrol tankerlerinin rotasını Kızıldeniz üzerinden değiştirmeyi planladığını belirten Hwang, Arktik deniz yollarının Güney Kore için alternatif bir rota haline gelebileceğini kaydetti. İran'ın Hürmüz Boğazı'nı kapatması ve ABD'nin deniz ablukası İran, ABD-İsrail'in 28 Şubat'ta ortak saldırılarıyla başlayan savaş sonrasında küresel enerjinin stratejik geçiş noktalarından Hürmüz Boğazı'nı kapatmıştı. Bu kararla petrol fiyatlarında savaş öncesine kıyasla yüzde 65'lere kadar artış görüldü. ABD ile İran arasında 8 Nisan'da varılan ateşkes anlaşması sonrasında Pakistan arabuluculuğunda yapılan görüşmelerde sonuç çıkmayınca ABD Başkanı Donald Trump, 13 Nisan'da İran'a deniz ablukası uygulama kararı almış ve Hürmüz Boğazı'na giriş yapan ve çıkan İran bağlantılı gemilere müdahale etmeye başlamıştı. İran, 17 Nisan'da Lübnan'da ateşkes sağlanması üzerine ateşkes süresince Hürmüz Boğazı'nın İran Donanması ile koordinasyon halinde olmak şartıyla ticari gemilerin geçişlerine açık olduğunu duyurmuş ancak ABD'nin deniz ablukasına devam edeceğini duyurması üzerine boğazdan geçişlere yeniden kısıtlamalar getirdiğini açıklamıştı. ABD, bu süreçte Umman Denizi ve Hint Okyanusu'nda İran'a ait bazı ticari gemilere saldırarak ele geçirmiş, İran da buna karşılık Hürmüz Boğazı yakınlarında biri İsrail'le bağlantılı bazı gemilere müdahale ederek el koymuştu.

Ortadoğu’da askeri hareketlilik: ABD bölgeye üçüncü uçak gemisini sevk etti Haber

Ortadoğu’da askeri hareketlilik: ABD bölgeye üçüncü uçak gemisini sevk etti

ABD ordusu tarafından bugün yapılan resmi açıklamada, USS George H.W. Bush uçak gemisinin Ortadoğu sularına giriş yaptığı belirtildi. Dev uçak gemisinin gelişiyle birlikte ABD’nin bölgedeki stratejik askeri varlığı önemli bir kapasite artışına gitti. CENTCOM sosyal medyadan duyurdu Kısa adı CENTCOM olan ABD Merkez Komutanlığı, sosyal medya platformu X üzerinden uçak gemisinin savaş uçaklarıyla yüklü fotoğraflarını paylaştı. Yapılan açıklamada, "23 Nisan itibarıyla USS George H.W. Bush gemisi, Hint Okyanusu’nda, CENTCOM’un sorumluluk alanı içerisinde faaliyet göstermektedir" ifadelerine yer verildi. Bölgedeki gemi sayısı üçe çıktı CENTCOM verilerine göre, bölgede halihazırda iki dev uçak gemisi daha bulunuyor. USS Gerald R. Ford’un Kızıldeniz’de görevine devam ettiği, USS Abraham Lincoln’ün ise yine aynı stratejik hat üzerinde konuşlandığı bildirildi. Üçüncü uçak gemisinin bölgeye sevkiyatı, ABD ve İsrail’in Şubat ayı sonunda İran’a yönelik başlattığı hava saldırılarını durduran ateşkesin üzerinden yaklaşık iki hafta geçmesinin ardından gerçekleşti. Dünyanın en büyük gemisi görevine döndü Birkaç hafta önce küçük çaplı bir kaza ile gündeme gelen dünyanın en büyük uçak gemisi USS Gerald R. Ford, yeniden aktif göreve başladı. 12 Mart’ta çamaşırhane bölümünde çıkan yangın nedeniyle onarım için Hırvatistan’a gönderilen dev gemi, bakım sürecinin ardından operasyonel sahasına geri döndü. 10 aydır açık denizlerde görev yapan Gerald Ford, daha önce Karayipler’de uyuşturucu kaçakçılığına yönelik operasyonlarda ve yaptırım uygulanan petrol tankerlerine müdahale süreçlerinde aktif rol almıştı.

İran, ABD ordusunun gelişine hazır olduklarını bildirdi.  Petrol fiyatları varil başına 116 dolara yükseldi. Haber

İran, ABD ordusunun gelişine hazır olduklarını bildirdi. Petrol fiyatları varil başına 116 dolara yükseldi.

Küresel gösterge petrol olan Brent petrol, Pazartesi sabahı %3'ten fazla artarak varil başına 116 doları aştı. Bu son yükseliş, küresel gösterge petrol fiyatını, fiyatların kısa süreliğine varil başına 119 dolara ulaştığı 19 Mart'tan bu yana en yüksek seviyesine taşıdı. İran, ABD ordusunun gelişini beklediklerini hazır olduğunu söylüyor. Bu artış, İran'ın ABD'nin kara işgaline hazır olduğunu açıklamasının ardından geldi; Parlamento Başkanı, Tahran'ın bölgesel müttefiklerini "yakmak" ve "cezalandırmak" için ABD birliklerinin gelişini beklediği uyarısında bulunmuştu. ABD ordusunun İran'a saldırı düzenlemeye hazırlandığı bildiriliyor. Fotoğraf: CENTCOM ABD ordusunun açıklamasına göre, ABD Ortadoğu'ya binlerce deniz piyadesi konuşlandırdı ve iki dalgadan ilki geçen Cuma günü bir amfibi hücum gemisiyle bölgeye ulaştı. Washington Post, ABD'li yetkililere atıfta bulunarak, Pentagon'un İran'da haftalarca sürecek kara operasyonlarına hazırlandığını, ancak Başkan Donald Trump'ın planı onaylayıp onaylamayacağının henüz belirsiz olduğunu bildirdi. Reuters ayrıca Pentagon'un kara kuvvetlerini de içerebilecek askeri seçenekleri değerlendirdiğini bildirdi. Kızıldeniz'den gelen ek bir tehdit. Yemen'deki Husi isyancılarının son dönemde çatışmalara dahil olması da petrol fiyatlarındaki artışa katkıda bulundu; zira çatışmalar Kızıldeniz üzerinden bölgedeki diğer su yollarını da etkilemeye devam edebilir. Bilindiği üzere, ABD ve İsrail ile yapılan önceki savaşlarda Husi milisleri, özellikle Orta Doğu ve çevresindeki bölgelerden dünyaya petrol ve diğer malların taşınmasında Hürmüz Boğazı kadar önemli bir rol oynayan Bab el-Mandeb Boğazı başta olmak üzere, bu deniz bölgesinden geçen birçok gemiye saldırmıştı. Hürmüz Boğazı'nın ardından Kızıldeniz'deki Bab el-Mandeb Boğazı da Orta Doğu çatışması nedeniyle tıkanma riskiyle karşı karşıya. Fotoğraf: GI Daha önce de bilindiği gibi, İran'ın ABD-İsrail savaşına misilleme olarak Hürmüz Boğazı'nı kapatması, küresel petrol ve sıvılaştırılmış doğal gaz (LNG) arzının yaklaşık beşte birini sekteye uğratarak dünyayı son on yılların en büyük enerji krizine sürükledi. Savaşın başlamasından bu yana petrol fiyatları yaklaşık %60 arttı; bu durum dünya çapında yakıt fiyatlarını yükseltti ve birçok ülkeyi enerji tasarrufu için acil önlemler almaya zorladı. Çatışmalar önemli ölçüde tırmandı. Çatışma ikinci ayına girerken, azalma belirtisi göstermedi. İsrail ordusu, Pazar akşamına kadar geçen 24 saat içinde, aralarında Tahran'ın da bulunduğu İran'ın orta ve batı bölgelerine 140'tan fazla hava saldırısı düzenlediğini ve balistik füze fırlatma rampaları ve füze depolama tesislerinin de bulunduğu hedefleri vurduğunu açıkladı. İran devlet medyası, saldırıların Mehrabad havaalanını ve kuzeydeki Tebriz şehrindeki bir petrokimya tesisini hedef aldığını bildirdi. 29 Mart'ta ABD ve İsrail'in saldırısının ardından Tebriz petrokimya tesisinde büyük bir yangın çıktı. Dünya Sağlık Örgütü direktörü, İsrail'in güney Lübnan'daki genişletilmiş askeri operasyonlarının, daha önce 51 sağlık çalışanının hayatını kaybetmesinin ardından "bir" sağlık çalışanının daha ölümüne yol açtığını söyledi. Yarı resmi Mehr haber ajansına göre, Pazar günü Tahran'da Katar'ın Al-Araby televizyon kanalının bulunduğu bir binaya saldırı düzenlendi. "Füze bize isabet etti. Tavan ve her şey üzerimize çöktü... Burada askeri hedef yoktu," dedi Al-Araby'nin kameramanı Mohammadreza Shademan. Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı (IAEA), İran'ın Cuma günü saldırıya uğradığını duyurduğu Hondab'daki ağır su tesisinin ağır hasar gördüğünü ve artık faaliyette olmadığını Pazar günü açıkladı. BM nükleer gözlem kuruluşuna göre, tesiste kamuoyuna açıklanan herhangi bir nükleer madde bulunmuyordu. Cephenin diğer tarafında ise, İsrail'in güneyinde, Beer Şeva kenti yakınlarındaki bir kimya fabrikası da İran'dan gelen çok sayıda saldırıyı püskürtmeye devam eden İsrail'in saldırılarında füze veya füze parçalarıyla vuruldu. Bunun üzerine yetkililer, bölgede "tehlikeli maddeler" bulunması nedeniyle sakinleri bölgeden uzak durmaları konusunda uyardı. Bir başka füze de, birçok askeri üsse yakın bir bölge olan Beer Şeva'daki yerleşim alanlarının yakınındaki açık bir alana isabet ederek 11 kişiyi yaraladı. İsrailli bir yetkili, İsrail'in İran'a yönelik saldırılarına devam edeceğini ve bu harekatı azaltma niyetinde olmadığını söyledi. Bu arada ABD'de, giderek daha da popülerliğini kaybeden savaş, Trump'ın Cumhuriyetçi partisi üzerinde baskı oluşturdu. Hafta sonu boyunca, ülke genelindeki birçok şehirde milyonlarca insan "Kral Yok" sloganıyla çatışmayı protesto etmek için sokaklara döküldü. Pakistan, çatışmayı sona erdirmek için görüşmeler yürütüyor. Artan gerilimler arasında Pakistan, Pazar günü yaptığı açıklamada, İran'daki çatışmayı sona erdirmek için önümüzdeki günlerde "anlamlı görüşmeler" yapmaya hazırlandığını belirtti. Bölge dışişleri bakanları arasındaki görüşmelerin ardından konuşan Pakistan Dışişleri Bakanı İshak Dar, bölgedeki çatışmaya hızlı ve kesin bir son verilmesi için olası seçeneklerin yanı sıra ABD ve İran arasında İslamabad'da yapılabilecek potansiyel görüşmeleri ele aldıklarını söyledi. "Pakistan, önümüzdeki günlerde iki taraf arasında devam eden çatışmaya kapsamlı ve kalıcı bir çözüm bulmayı amaçlayan anlamlı görüşmelere ev sahipliği yapmaktan ve bu görüşmeleri kolaylaştırmaktan onur duyacaktır," dedi. ABD ve İran'ın görüşmelere katılmayı kabul edip etmediği ise henüz belirsizliğini koruyor.

Kallas, Trump 'ın deniz koalisyonu çağrısını AB 'nin 27 dışişleri bakanı ile görüşmek üzere toplandı Haber

Kallas, Trump 'ın deniz koalisyonu çağrısını AB 'nin 27 dışişleri bakanı ile görüşmek üzere toplandı

AB'nin baş diplomatı Kaja Kallas Pazartesi günü yaptığı açıklamada, Hürmüz Boğazı'na erişimi güvence altına almaya ve küresel petrol arzında büyük aksaklıkları önlemeye yardımcı olmak için Avrupa üzerindeki baskı arttıkça bloğun deniz misyonunun görevini değiştirmeyi önereceğini söyledi. Kallas, AB dışişleri bakanlarının Brüksel'deki toplantısı öncesinde gazetecilere verdiği demeçte, "Bu misyonun görevini gerçekten değiştirmenin mümkün olup olmadığını üye devletlerle görüşeceğiz." dedi. "Hürmüz Boğazı'nı açık tutmak bizim yararımızadır" diye ekledi. Bakanlar, analistlerin tarihteki küresel petrol arzında en büyük kesinti olarak tanımladığı ve petrol fiyatlarını varil başına 100 doların üzerine çıkaran İran ile savaşın etkisine Avrupa'nın nasıl tepki vermesi gerektiğini tartışmak için bugün Brüksel'de toplanıyor. Tartışmalar özellikle, İran'a bağlı Husilerin uluslararası nakliyeye yönelik tekrarlanan saldırılarının ardından Şubat 2024'te savunma operasyonu olarak kurulan AB'nin Aspides operasyonuna odaklanacak. Konseye göre görevi "gemileri korumak", seyir özgürlüğünü korumak ve "Hürmüz Boğazı ve Kızıldeniz, Aden Körfezi, Arap Denizi, Umman Körfezi ve Basra Körfezi de dahil olmak üzere çevresindeki sulardaki deniz durumunu izlemek"tir. Ancak yetkililer, dünya petrolünün yaklaşık beşte birini taşıyan Hürmüz Boğazı boyunca çok daha büyük bir krizle başa çıkmak için görev süresinin revize edilmesi gerekebileceğini söylüyor. Kallas'ın sözleri, ABD Başkanı Donald Trump'ın Hürmüz Boğazı'nı korumaya yardımcı olmak için Avrupa üzerindeki baskıyı artırmasından bir gün sonra geldi ve üyeleri Washington'un yardımına gelmemesi durumunda NATO'nun "çok kötü" bir gelecekle karşı karşıya olduğu konusunda uyardı. Yine de, AB'nin Aspides misyonunun yetkisinde yapılan herhangi bir değişikliğin Avrupa ülkeleri arasında oybirliğiyle destek olması pek olası değildir. Avrupalı bir diplomat Euronews'e toplantının amacının yetenekler oluşturmak ve AB şemsiyesi altında koordine olmak olduğunu, ancak Trump'ın talebi doğrultusunda Hürmüz Boğazı'ndan gemilere eşlik etmek için büyük bir Avrupa koalisyonunun ortaya çıkacağını öngörmediğini söyledi. Ne ABD ne de İsrail, 28 Şubat'ta İran'a karşı bir saldırı başlatmadan önce Avrupalı müttefiklere danışmadı. Trump yönetimi, savunmaya yeterince harcama yapmadıkları için Avrupalılara sık sık saldırdı, onları zayıf ve hatta çürüyen olarak nitelendirdi. Ancak petrolü hareket ettirmenin zorlukları, ABD'nin müttefiklerini uluslararası bir koalisyonda toplamasına neden oldu. Yine de, Trump'ın temyizi çok az sonuç verdi. Pazar günü Johann Wadephul, Aspides'in görev alanını genişletme konusundaki görüşmelerin Avrupa düzeyinde tartışıldığını ancak Alman katılımını dışladığını söyledi. Ayrıca Amerika Birleşik Devletleri ve İsrail'i İran ile çatışmadaki hedeflerini netleştirmeye çağırdı. Pazartesi günü, Lüksemburg dışişleri bakanı Xavier Bettel, Almanya'nın bazı çekincelerini yineledi ve AB'nin savaşa doğrudan karışmadığını vurguladı. Kallas Dışişleri Konseyi önünde gazetecilere., "Bir parçası olup olmayacağımıza karar vermemiz gerekiyor. Uydularla, iletişimde faydalı olmaktan çok mutluyuz, ancak birlikler ve makinelerle sormayın," dedi kaynak : euronews

Suudi Arabistan ve BAE’den Hürmüz’e alternatif: İki dev boru hattı devreye alındı Haber

Suudi Arabistan ve BAE’den Hürmüz’e alternatif: İki dev boru hattı devreye alındı

Hürmüz Boğazı’nın ulaşıma kapanmasıyla birlikte Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri (BAE), petrol sevkiyatı için stratejik öneme sahip iki boru hattını ana güzergah olarak kullanmaya başladı. Petroline ve ADCOP hatları, küresel enerji güvenliği için "can simidi" haline geldi. ABD ve İsrail’in 28 Şubat’ta İran’a yönelik başlattığı operasyonların ardından Hürmüz Boğazı’nın güvenliğinin sarsılması, bölgedeki enerji devlerini alternatif rotalara yöneltti. Boğazdan geçemeyen petrolün dünya pazarlarına ulaştırılması için iki dev boru hattı tam kapasiteyle çalıştırılıyor. Suudi Arabistan’ın Petroline hattı Alternatiflerin ilki, Suudi Arabistan’ın "Doğu-Batı Boru Hattı" olarak da bilinen yaklaşık 750 mil uzunluğundaki Petroline hattı. Bu hat, ham petrolü Körfez’in doğu kıyısındaki Abkayk’tan alarak Kızıldeniz kıyısındaki Yanbu Limanı’na taşıyor. Genişletme çalışmalarının ardından günlük 7 milyon varil kapasiteye ulaşan hattın, Suudi ulusal petrol şirketi Aramco tarafından yapılan açıklamaya göre önümüzdeki birkaç gün içinde tam kapasiteyle faaliyete geçmesi bekleniyor. BAE’nin ADCOP hattı İkinci kritik güzergah ise BAE’nin ADCOP (Abu Dhabi Crude Oil Pipeline) olarak bilinen hattı. Yaklaşık 248 mil uzunluğundaki bu hat, Habşan’daki petrol sahalarından Umman Körfezi kıyısındaki Füceyre (Fujairah) terminaline uzanıyor. Günlük 1,5 milyon varil sevkiyat kapasitesi olan ADCOP hattının kapasitesi, zorunlu hallerde 1,8 milyon varile kadar çıkarılabiliyor. Her iki hat da İran’ın gemileri hedef aldığı Hürmüz Boğazı’nı tamamen devre dışı bırakıyor. Analistler: Hürmüz’deki boşluğu kısmen doldurabilir Enerji uzmanları, Petroline ve ADCOP hatlarının Hürmüz Boğazı’ndan günlük olarak geçen yaklaşık 20 milyon varillik petrolün bir kısmını ikame edebileceğini belirtiyor. Ancak bölgedeki gerilim nedeniyle enerji altyapılarının hedef alınma riski en büyük endişe kaynağı. Enerji veri analiz şirketi Kpler’in kıdemli analisti Naveen Das, "Suudi Arabistan ve BAE, Hürmüz’ü bypass eden bu boru hatlarını öncelikli hale getirdi. Tahminlerimize göre BAE’nin ADCOP hattı şu an yüzde 71 kapasiteyle çalışıyor ve günlük 440 bin varil ek sevkiyat alanı bulunuyor. Gerekirse bu kapasite geçici olarak 1,8 milyon varile çıkarılabilir" değerlendirmesinde bulundu. Rafinerilerde üretim kısıtlaması riski Öte yandan BAE’nin günlük 922 bin varil işleme kapasiteli dev Ruveys (Ruwais) rafinerisinin, tesislerdeki bir yangın nedeniyle kapatıldığı bildirildi. Rystad Energy Enerji Araştırma Başkan Yardımcısı Pankaj Srivastava, Körfez’de sıkışıp kalan ham petrol miktarının artmasıyla rafinerilerin üretimlerini iç pazara göre ayarlamak veya üretimi düşürmek zorunda kalabileceğini belirtti. Srivastava, "ADCOP hattı ham petrol ihracatına izin veriyor ancak Ruveys gibi tesislerden çıkan işlenmiş ürünler halen büyük oranda Hürmüz Boğazı’ndaki tanker trafiğine bağımlı" uyarısında bulundu.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.