SON DAKİKA
Hava Durumu

#Keir Starmer

Bursa Digital, Bursa Haber, Bursa Son Dakika - Keir Starmer haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Keir Starmer haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

İngiltere ve Polonya, son yılların en büyük savunma anlaşmasını imzaladı Haber

İngiltere ve Polonya, son yılların en büyük savunma anlaşmasını imzaladı

İngiliz hükümetinden yapılan açıklamaya göre, Başbakan Keir Starmer, Avrupa'nın karşı karşıya kaldığı artan güvenlik tehditleri ortamında, yeni bir anlaşma imzalamak üzere 27 Mayıs'ta Londra'da Polonyalı mevkidaşı Donald Tusk ile bir araya gelecek. Yeni anlaşma, Başbakan Starmer'ın Avrupa ile ilişkileri iyileştirme ve AB ile güvenlik ve ekonomik alanlarda işbirliğini güçlendirme çabalarının ardından geldi. Daha önce İngiltere, Fransa ve Almanya ile de benzer anlaşmalar imzalamıştı. Toplantı öncesinde yaptığı açıklamada Starmer şunları vurguladı: " Britanya ve Polonya uzun zamandır yakın müttefik ve dost ülkelerdir, ancak Avrupa'nın şu anda karşı karşıya olduğu zorluklar daha da güçlü bir ortaklığı gerektiriyor." Liderin açıklamasına göre, yeni savunma anlaşması "iki ülke arasındaki savunma ve güvenlik ilişkilerinde son bir nesilde atılan en büyük adım" olup, Londra ve Varşova'nın modern güvenlik tehditleriyle başa çıkmasına ve hem İngiltere'nin hem de Polonya'nın gelecek yıllardaki güvenliğini sağlamasına olanak tanıyacak. Savunma açısından bakıldığında, anlaşmanın yeni nesil silahların koordineli geliştirilmesi ve üretimine zemin hazırlaması, bağımsız savunma tedarik zincirlerini güçlendirmesi ve hem İngiltere'de hem de Polonya'da daha fazla nitelikli iş imkanı yaratması bekleniyor. İş birliği, yeni hava savunma önleme sistemlerinin tasarlanması ve geliştirilmesi, füze ve hava savunma yeteneklerinin artırılması ve iki ülkenin kuvvetleri arasında birlikte çalışabilirliğin teşvik edilmesini içermektedir. İki taraf ayrıca yeni nesil orta menzilli hava savunma füzelerinin üretiminde de iş birliği yapmayı planlamaktadır. Ayrıca, İngiltere ve Polonya, NATO'nun doğu kanadını güçlendirmek için insansız sistemlerin kullanımını artıracak. İki ülkenin kara kuvvetleri, insansız hava araçlarına karşı savaş, elektronik savaş ve mühendislik desteği konularında koordinasyonu artırmak için geniş çaplı tatbikatlar gerçekleştirecek. İki taraf ayrıca, uzmanlık paylaşımı, tatbikatlar düzenleme ve gerçek zamanlı müdahale koordinasyonu yoluyla siber saldırılar ve dezenformasyon kampanyaları gibi gelecekteki tehditlerle mücadelede işbirliğini geliştirme konusunda da anlaştı. Göç konusunda ise İngiltere ve Polonya, sınır güvenliğini güçlendirmek ve insan kaçakçılığı ağlarını ortadan kaldırmak için yeni bir Ortak Eylem Planı uygulamayı planlıyor. Bu plan kapsamında, iki ülke istihbarat paylaşımını artıracak, sosyal medyayı kullanarak göçmenleri tuzağa düşüren insan kaçakçılığı şebekelerine karşı mücadele çabalarını koordine edecek ve sınır kontrolünü güçlendirmek için modern gözetim ve takip teknolojilerini uygulayacak. Varşova'da konuşan Polonya Başbakanı Donald Tusk ise İngiltere ile imzalanan yeni savunma anlaşmasını "tarihi bir an" olarak nitelendirdi. Polonya hükümetine göre, yeni güvenlik ve savunma anlaşması ortak askeri tatbikatlar için zemin oluşturacak, istihbarat paylaşımını artıracak ve siber güvenlik ile sağlık güvenliği alanlarında işbirliğini genişletecektir. Polonya, Kuzey Atlantik Antlaşması Örgütü'nün (NATO) doğu kanadında yer alan ve Rusya, Belarus ve Ukrayna ile sınır komşusu olan bir AB üyesidir. Başbakan Tusk'a göre, bu coğrafi konum Varşova için güvenlik istikrarsızlığını "uzun vadeli bir gerçeklik" haline getirmiştir. Polonyalı lider, ABD ile stratejik ittifaka ek olarak Avrupa ülkeleriyle savunma anlaşmalarının güçlendirilmesinin, ülke için "kapsamlı güvenlik" sağlamayı amaçladığını belirtti. Polonya şu anda NATO ülkeleri arasında GSYİH'ye oranla en yüksek savunma harcamasına sahip ülke olup, bu yıl GSYİH'nin %4,8'ini aşmıştır. Mayıs ayı başlarında ülke, askeri modernizasyon programını ve savunma sanayisini finanse etmek için Avrupa Komisyonu ile bir kredi anlaşması imzalamış ve yaklaşık 44 milyar euro (yaklaşık 51 milyar ABD doları) destek almayı beklemektedir. 2025 yılında Polonya ve Fransa, savunma ve karşılıklı yardımlaşmayı da içeren, dostluk ve iş birliğini güçlendirme anlaşması imzaladı. Bu, nükleer bir güç olan Fransa'nın yalnızca en yakın müttefikleri için saklı tuttuğu bir taahhüt düzeyidir.

İngiltere 'de Sağlık Bakanı Streeting istifa etti Haber

İngiltere 'de Sağlık Bakanı Streeting istifa etti

İngiltere'de Sağlık Bakanı Wes Streeting görevinden istifa etti. İngiltere'de iktidardaki İşçi Partisi'nin 7 Mayıs'taki yerel seçimler ile İskoçya ve Galler'deki bölgesel parlamento seçimlerinde büyük yenilgi almasının ardından parti lideri Keir Starmer'ı istifaya çağıran isimler arasında yer alan Streeting, X hesabından paylaşımda bulundu. Streeting, Başbakan Starmer'a hitaben yazdığı istifa mektubunu paylaşarak, şu ifadeleri kullandı: "Bu hafta başlarında yaptığımız görüşmeden de bildiğiniz gibi liderliğinize olan güvenimi yitirdiğim için görevde kalmanın onursuz ve ilkesiz bir davranış olacağına karar verdim. Artık, bir sonraki genel seçimlerde İşçi Partisini sizin yönetmeyeceğiniz ve İşçi Partisi milletvekillerinin ve sendikalarının, bundan sonra ne olacağına dair tartışmanın kişilikler ya da önemsiz hizipçilik değil, fikirler üzerine bir mücadele olmasını istediği açık.” Streeting, bu tartışmanın geniş kapsamlı ve adayların mümkün olan en iyi adaylar olması gerektiğinin altını çizerek, "Bu yaklaşımı destekliyorum ve umarım siz de bunu kolaylaştırmaya devam edersiniz" ifadesine yer verdi. Starmer'i istifaya çağıran milletvekillerinin bir kısmı, Manchester Belediye Başkanı Andy Burnham'ın milletvekili yapılarak partinin başına geçmesi fikrini desteklerken, Streeting'in de adı adaylar arasında geçiyor. Wes Streeting'in Starmer'a karşı İşçi Partisi liderliği için aday olmayı planladığı gündeme gelmesine rağmen kendisi mektubunda resmi bir adaylık açıklamasında bulunmadı.

İngiltere'de Starmer hezimeti kabul etti ancak istifaya kapıyı kapattı Haber

İngiltere'de Starmer hezimeti kabul etti ancak istifaya kapıyı kapattı

İngiltere yerel seçimlerinde cuma öğlen saatlerine kadar yapılan oy sayımına göre Nigel Farage liderliğindeki göçmen karşıtı Reform UK, 478 sandalye kazanmış durumda. İşçi Partisi ise şu ana dek sonuçların açıklandığı 136 belediyeden 57'sinde, 322 sandalye kaybetti. İskoçya ile Galler'deki bölgesel parlamento seçimlerinde sonuçların ise gün içinde açıklanması bekleniyor. Başbakan Starmer, açıklanan ilk seçim sonuçlarını "çok sert" diye nitelendirerek sorumluluğu üstlendiğini dile getirdi. Diğer yandan "vaat ettiği değişimi gerçekleştirme" konusunda kararlı olduğunu ifade eden Starmer, "Çekip giderek ülkeyi kaosa sürüklemeyeceğim" dedi. İngiliz siyasetinde yeni bir dönem mi başlıyor? Göç karşıtı Reform UK partisinin lideri Nigel Farage ise, seçimlerin "İngiliz siyasetinde gerçek anlamda tarihi bir değişime" işaret ettiğini dile getirerek "Burada kalmak için varız" dedi. İngiltere'de siyasete bugüne dek, geleneksel olarak sol eğilimli İşçi Partisi ile Muhafazakâr Parti (Tories) hakimdi. Birleşik Krallık'a bağlı Galler'de İşçi Partisi, 27 yıl önce bölge parlamentosunun kurulduğu günden bu yana ilk kez meclis üzerindeki kontrolünü kaybedebilir. YouGov Enstitüsü tarafından yapılan ankete göre Galler'de, Reform UK ile Galler'in bağımsızlığını savunan merkez sol parti Plaid Cymru arasında kıyasıya bir yarış yaşandı. İşçi Partisi, İskoçya'daki bölge parlamentosu seçiminden de utanç verici bir sonuçla çıkma endişesi yaşıyor. Yapılan son anketlerde, bölgenin bağımsızlığını savunan İskoç Ulusal Partisi, Starmer'in İşçi Partisi'nin önünde görünüyordu. İşçi Partisinin yaşadığı büyük kayıpların, zaten siyasi olarak zayıf düşmüş durumdaki Başbakan Starmer'a yönelik istifa çağrılarını güçlendirmesi bekleniyor. Keir Starmer, ülkesinde tüm zamanların en az popüler başbakanlarından biri olarak görülüyor. Ekonomiyi canlandırmayı ve gıda fiyatlarındaki artışı durdurmayı şu ana kadar başaramayan Starmer, son olarak uzun yıllardır partisinin önde gelen isimlerinden biri olan Peter Mandelson'un adının Epstein skandalına karışmasıyla daha da zor duruma düşmüştü. Starmer, 2019'da hapishanede ölen ABD'li cinsel saldırı hükümlüsü Jeffrey Epstein ile bağlantılarına rağmen partiden arkadaşı Mandelson'u Washington büyükelçiliğine atamıştı. Starmer popülaritesini iki yılda kaybetti Starmer, 2024 yazında, ülkesinde 14 yıl süren muhafazakâr hükümet dönemini sona erdirerek başbakanlık koltuğuna oturmuştu. Ancak yapılan kamuoyu araştırmaları, Starmer'in popülaritesinin büyük oranda düştüğünü ortaya koyuyor. İngiliz medyasında yerel seçimlerden önce yapılan haberlerde, eski Başbakan Yardımcısı Angela Rayner ya da Sağlık Bakanı Wes Streeting'in Starmer'ın yerine geçmeye çalışabileceği iddia edilmişti. Times gazetesinde perşembe günü çıkan bir haberde de, Enerji Bakanı Ed Miliband'ın kapalı kapılar ardında Başbakan'ı seçimlerden sonra istifası ile ilgili bir takvim hazırlamaya zorladığı öne sürülmüştü. Ancak Başbakan Yardımcısı David Lammy şu an Başbakan'ı değiştirmenin hata olacağı açıklamasında bulundu. BBC radyosuna konuşan Lammy, "Uçuş sırasında pilotu değiştirmezsiniz, devam edersiniz" dedi. İşçi Partisi iktidarı ile ilgili "Çok fazla hayal kırıklığı" olduğunu kabul eden Lammy, "Ancak bazen hatalarımız başarılarımızdan daha fazla algılanıyor" ifadelerini kullandı. Keir Starmer, partisine muhtemelen 2029'da yapılacak bir sonraki genel seçimlere dek liderlik yapmak istiyor. Bunun yanında hükümeti güçlendirmek için kabinede değişik olabileceği de İngiltere siyasi çevrelerinde konuşuluyor.

Kral Charles, iki ülke arasındaki ilişkileri düzeltmek amacıyla Amerika Birleşik Devletleri'ni ziyaret etti. Haber

Kral Charles, iki ülke arasındaki ilişkileri düzeltmek amacıyla Amerika Birleşik Devletleri'ni ziyaret etti.

Bu ziyaret, Kral III. Charles'ın saltanatı sırasında, Amerika'nın İngiliz egemenliğinden bağımsızlığını ilanının 250. yıldönümüne denk gelmesi nedeniyle özellikle önemliydi. Daha da önemlisi, bu ziyaret, yirmi yıl sonra bir İngiliz hükümdarının ülkeye yaptığı ilk ziyaret olup, iki uzun süreli müttefik arasında önemli bir diplomatik dönüm noktası anlamına geliyordu. Ziyaret, iki ülke arasındaki "özel ilişkinin" 1956'daki Süveyş Kanalı krizinden bu yana en düşük seviyesinde olduğu bir dönemde gerçekleşti. ABD-İsrail'in İran'a karşı yürüttüğü savaşla ilgili derin anlaşmazlıklar, Başkan Donald Trump'ın İngiliz hükümetinin saldırıyı desteklememesinden duyduğu hoşnutsuzluğu dile getirmesine yol açmıştı. Başkan Donald Trump ve First Lady Melania Trump, Kral III. Charles ve Kraliçe Camilla'yı karşıladı. ABD'nin İran meselesinde İngiltere'ye destek vermemesine karşılık olarak Falkland Adaları üzerindeki İngiltere'nin hak iddiasına verdiği desteği yeniden gözden geçirebileceğini açıklayan bir Pentagon iç yazışmasıyla bu anlaşmazlık daha da belirginleşti. Ancak, İngiliz Başbakanı Keir Starmer hükümeti, ittifakın geleceğini güçlendirmek için bu ziyarete büyük umutlar bağlıyor. İngiltere'nin ABD Büyükelçisi Christian Turner, ziyaretin iki ülke arasındaki ortak tarihi, fedakarlıkları ve ortak değerleri vurgulayacağını ve özünde İngilizlere özgü "Sakin kal ve ilerlemeye devam et" sloganını teyit edeceğini belirtti. Kral III. Charles ve Kraliçe Camilla, Washington'a varır varmaz Başkan Donald Trump ve First Lady Melania Trump ile özel bir çay partisi verecekler. Beyaz Saray sözcüsü Anna Kelly şunları söyledi: "Başkan Trump, Kral Charles'a her zaman büyük saygı duymuştur ve ilişkileri, Başkanın geçen yıl Birleşik Krallık'a yaptığı tarihi ziyaretin ardından daha da güçlenmiştir." Kral III. Charles ve Kraliçe Camilla Beyaz Saray'ı ziyaret etti. Başkan Trump bizzat kralın ziyaretinin transatlantik ilişkilerin onarılmasına "kesinlikle" yardımcı olabileceğini iddia etti. Geçtiğimiz hafta sonu Beyaz Saray Muhabirleri Derneği resepsiyonunda yaşanan silahlı saldırı, etkinliğin üzerine karanlık bir gölge düşürmüştü. Ancak Buckingham Sarayı, güvenlik endişelerini gözden geçirdikten sonra gezinin planlandığı gibi devam edeceğini doğruladı. Olayla ilgili olarak Saray, Kral'ın "Başkanın, First Lady'nin ve tüm konukların zarar görmediğini öğrenmekten son derece rahatladığını" belirtti. Kral III. Charles'ın ziyareti sırasında ABD Kongresi'ne hitap etmesi bekleniyor ve bu, tarihte bunu yapan ikinci İngiliz hükümdarı olacak. Heyetin programında ayrıca Beyaz Saray'da bir akşam yemeği ve 11 Eylül 2001 saldırılarının kurbanlarını anmak için New York'a bir ziyaret de yer alıyor.

Hitler şarkısı yapan Kanye West festivale katılınca Pepsi ve Diageo sponsorluktan çekildi Haber

Hitler şarkısı yapan Kanye West festivale katılınca Pepsi ve Diageo sponsorluktan çekildi

Geçmişteki antisemitik ve ırkçı çıkışlarının yanı sıra "Hitler" temalı şarkısıyla büyük tepki toplayan rapçi Kanye West, Londra’da düzenlenecek Wireless Festivali’ni krizin eşiğine getirdi. West’in ana sanatçı olarak sahne alacağının açıklanması üzerine dev markalar festivalden desteğini çekti; Pepsi ve içki devi Diageo sponsorluktan ayrıldığını duyurdu. Siyaset dünyasından tepki: Şehrin değerleriyle uyuşmuyor Kanye West’in Britanya’daki festival programına siyasetçiler de sessiz kalmadı. Britanya Başbakanı Keir Starmer, West’in sahne almasını “endişe verici” olarak nitelendirirken, antisemitizmin her türüyle kararlılıkla mücadele edilmesi gerektiğini vurguladı. Londra Belediye Başkanı Sadık Khan ise festival planlamasında yer almadıklarını belirterek, ünlü rapçinin söylemlerinin Londra’nın değerleriyle taban tabana zıt olduğunu ifade etti. Sponsor bölümü karartıldı: Görülecek bir şey yok Sponsorların peş peşe çekilmesinin ardından festivalin resmi internet sitesinde dikkat çeken bir değişiklik yaşandı. Pepsi ve diğer markalar hala partner listesinde görünse de, sponsor detaylarının bulunduğu bölüm kaldırılarak yerine “Görülecek bir şey yok” uyarısı eklendi. Geri dönüş turnesi kapsamında 30 Mayıs’ta İstanbul’da da konser vermesi beklenen Kanye West’in, Londra’da yükselen bu boykot dalgasının ardından diğer duraklarda nasıl bir tepkiyle karşılaşacağı merak konusu.

Trump: ABD'yi NATO'dan çekmeyi değerlendiriyoruz Haber

Trump: ABD'yi NATO'dan çekmeyi değerlendiriyoruz

The Telegraph gazetesinde bugün yer alan habere göre, ABD Başkanı Donald Trump, müttefiklerin İran savaşına destek vermeyi reddetmesinin ardından ABD'yi NATO'dan çekmeyi değerlendirdiğini söyledi. The Telegraph’a verdiği mülakatta ittifakı "kağıttan kaplan" olarak nitelendiren Trump, ABD'nin savunma anlaşmasından çekilmesi konusunun artık sadece bir düşünce aşamasında olmadığını belirtti. Çatışma sonrası ABD'nin ittifak üyeliğini yeniden gözden geçirip geçirmeyeceği sorulan Trump, konunun "yeniden değerlendirilme aşamasını geçtiğini" söyledi. Trump, "NATO beni hiçbir zaman etkilemedi. Onların kağıttan bir kaplan olduğunu her zaman biliyordum; bu arada Putin de bunu biliyor” ifadelerini kullandı. NATO müttefikleri isteksiz bir tavır sergiliyor İran'ın küresel petrol sevkiyatının yaklaşık yüzde 20'sini taşıyan kritik bir rota olan Hürmüz Boğazı'nı haftalardır fiilen kapalı tutması; enerji akışını bozup, petrol ve gaz fiyatlarını artırarak küresel resesyon endişelerini tetiklerken; NATO müttefikleri boğazın yeniden açılmasına yardım etme konusunda isteksiz bir tavır sergiliyor. Desteğin eksikliğini anlamanın güç olduğunu ifade eden Trump, "Orada olmamalarının ötesinde, buna inanmak gerçekten zordu. Büyük bir satış pazarlığı da yapmadım. Sadece 'Hey' dedim, biliyorsunuz, çok fazla ısrar etmedim. Bunun otomatik olarak gerçekleşmesi gerektiğini düşünüyorum" dedi. Trump sözlerini şöyle sürdürdü: "Ukrayna dahil her yerde otomatik olarak oradaydık. Ukrayna bizim sorunumuz değildi. Bu bir testti ve onlar için oradaydık, her zaman da yanlarında olurduk. Ama onlar bizim yanımızda olmadı.” Birleşik Krallık'a da değinen Trump, Başbakan Keir Starmer'ı ABD ve İsrail'in İran'a karşı yürüttüğü savaşa katılmayı reddettiği için eleştirdi ve Kraliyet Donanması'nın kabiliyetleri hakkında şüphelerini dile getirdi. İngiliz savaş gemisi filosunun durumuna atıfta bulunan Trump, "Bir donanmanız bile yok. Çok yaşlısınız ve çalışmayan uçak gemileriniz vardı" dedi. İngiltere’nin tutumuna eleştiri İngiltere Başbakanı'nın savunma harcamalarını artırması gerekip gerekmediği sorulduğunda Trump, ona tavsiyede bulunmayacağını, Starmer'ın "ne istiyorsa onu yapabileceğini" söyledi. Ayrıca Starmer'ın enerji maliyetlerini yükselttiğini iddia ettiği rüzgar enerjisine odaklanmasını da eleştirdi. Beyaz Saray, savaş konusunda müttefiklere yönelik artan bir hoşnutsuzluk dile getirirken, Dışişleri Bakanı Marco Rubio NATO'yu "tek yönlü bir yol" olarak tanımladı ve müttefikleri ABD'nin üslere erişimini engellemekle suçladı. Rubio, Washington'ın savaştan sonra NATO üyeliğini "yeniden inceleyebileceğini" söylerken, Trump da Rubio'nun bu tavrı almasından "memnun olduğunu" belirtti.a

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.