SON DAKİKA
Hava Durumu

#Kayıt Dışı

Bursa Digital, Bursa Haber, Bursa Son Dakika - Kayıt Dışı haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Kayıt Dışı haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Araç kiralamada Yetki belgesi zorunlu oluyor Haber

Araç kiralamada Yetki belgesi zorunlu oluyor

Ticaret Bakanlığı, motorlu kara taşıtı kiralama faaliyetlerinin usul ve esaslarını yeniden düzenledi. Resmi Gazete'de yayımlanan Motorlu Kara Taşıtlarının Kiralanması Hakkında Yönetmelik ile sektörde faaliyet gösterecek işletmelere yetki belgesi zorunluluğu getirildi. Yönetmelik 1 Ocak 2027'de yürürlüğe girecek. Halen araç kiralama faaliyeti yürüten işletmelerin ise faaliyetlerine devam edebilmeleri için 1 Temmuz 2027'ye kadar yetki belgesi alması gerekecek. ARAÇ KİRALAMAK İÇİN YENİ ŞARTLAR Düzenlemeye göre yetki belgesi olmadan ticari kapsamda motorlu kara taşıtı kiralama faaliyeti yürütülemeyecek. Yetki belgesi başvurularında vergi mükellefiyeti ve meslek odası kaydının yanı sıra işletmenin belirli sayıda araca sahip olması veya araçları kiralama yoluyla temin etmesi şartı aranacak. Büyükşehirlerde nüfusu 30 bini aşan ilçelerde faaliyet gösteren işletmelerin en az 10 araç, diğer yerlerde ise en az 5 araç bulundurması gerekecek. Büyükşehirlerdeki belirli ilçelerdeki işletmeler için filonun en az iki aracının hibrit veya tamamen elektrikli olması, bunlardan birinin Türkiye'de üretilmiş olması şartı da getiriliyor. Araçların klasik taşıtlar dışında model yılı itibarıyla 6 yaşından büyük olmaması ve kilometre sınırlarını aşmaması gerekiyor. Ayrıca araçların ağır hasar kayıtlı olmaması, geçerli muayene ve zorunlu mali sorumluluk sigortasının bulunması şart olacak. DEPOZİTOYA SINIR GETİRİLDİ Yönetmelikle araç kiralamada alınabilecek depozito tutarına da sınır getiriliyor. 6 gün ve daha kısa kiralamalarda depozito en fazla 3 günlük kira bedeli, 7-29 günlük veya haftalık kiralamalarda ise en fazla 7 günlük kira bedeli kadar olabilecek. Kiracıdan depozito adı altında çek, senet, teminat mektubu veya kefaletname gibi borç doğurucu belgeler alınamayacak. Depozitonun, kira sözleşmesinin sona ermesi ve aracın iadesinden sonraki 7 gün içinde iade edilmesi gerekecek. Olağan kullanımdan kaynaklanan kabul edilebilir aşınma ve yıpranmalar nedeniyle depozitodan kesinti yapılamayacak. HASAR KONUSUNDA KİRACIYI KORUYAN DÜZENLEME Yeni yönetmelikte araçta meydana gelen hasar ve arızalara ilişkin önemli kurallar da yer aldı. Kiracıdan hasar veya arıza bedeli talep edilebilmesi için hasarın ve maliyetin yetkili ve bağımsız ekspertiz raporuyla belgelenmesi zorunlu olacak. İşletmenin kendi personeli veya bağlantılı olduğu kişi ve kuruluşlarca hazırlanan raporlar tek başına ispat aracı olarak kullanılamayacak. Araç teslim ve iade belgelerinde yer almayan hasarlar için de kiracıdan ücret talep edilemeyecek. Ayrıca araçta meydana gelen arızalarda, işletme tarafından aksi ispatlanmadığı sürece arızanın kiracıdan kaynaklanmadığı kabul edilecek. REZERVASYON İPTALİNDE 7 GÜNLÜK İADE SÜRESİ Ön ödemeli rezervasyonlarda da yeni kurallar getirildi. İşletmeler, rezervasyon onayının ön ödeme yükümlülüğü anlamına geldiğini tüketiciye açıkça bildirmek zorunda olacak. Kiracı, rezervasyondaki tarih, saat, yer ve araç segmentini belirli şartlarla değiştirebilecek veya rezervasyonu iptal edebilecek. İptal halinde kira, hizmet bedelleri ve depozitonun iadesine ilişkin işlemlerin 7 gün içinde tamamlanması gerekecek. Teslim saatinden önceki son 24 saatte yapılan iptallerde ise sözleşmede belirtilmesi şartıyla en fazla bir günlük kira bedeli kadar iptal ücreti alınabilecek. Rezervasyonda belirtilen araç segmentindeki taşıtın teslim sırasında hazır bulunmaması halinde, işletmenin tüketiciden ek ücret almadan eş değer veya üst segment bir araç tahsis etmesi esas olacak. Bunun mümkün olmaması halinde, tüketicinin onayıyla daha alt segment araç verilebilecek. Tüketici bunu kabul etmezse rezervasyonu bedelsiz olarak iptal edebilecek. İLAN PLATFORMLARINA DA YENİ YÜKÜMLÜLÜKLER Düzenleme yalnızca araç kiralama şirketlerini değil, ilan ve aracı platformları da kapsıyor. Platformlar, işletmelerin üyelik veya kayıt işlemlerinden önce yetki belgesi kontrolü yapmak ve yetki belgesi olmayan işletmelerin ilan vermesine izin vermemek zorunda olacak. İlanlarda işletmenin yetki belgesi numarası, işletme adı ve araçla ilgili marka, model yılı, enerji türü, kilometre, donanım ve segment bilgilerinin yanı sıra detaylı görsellerin bulunması gerekecek. Tüketiciyi yanıltan veya piyasa yapısını bozabilecek ilanların önlenmesi için de platformlara sorumluluk yüklenecek. Aracı platformların işletmelere karşı haksız ticari uygulamalarda bulunması da yasaklanıyor. İşletmelerden sözleşmede belirtilmeyen bedellerin alınması, kampanyalara zorlanmaları, alternatif kanallardan hizmet veya reklam sunmalarının kısıtlanması ve belirli koşullarda sıralama sistemlerinde keyfi şekilde geriye düşürülmeleri haksız uygulama kapsamında değerlendirilecek. Ayrıca aracı platformların işletmelerden elde ettiği verileri, işletmelerle rekabet etmek veya önceden onay almadan pazarlama ve reklam faaliyetlerinde kullanması da yasaklanacak. BELGELER 5 YIL SAKLANACAK İşletmeler, aracı platformlar ve ilan platformları; kira sözleşmeleri ile kiralamaya ilişkin belge ve formları 5 yıl boyunca fiziki veya elektronik ortamda saklamak zorunda olacak. Ticaret Bakanlığı ise sektörü denetleme, kayıt dışı faaliyetleri önleme ve tüketiciyi koruma amacıyla denetim yapabilecek. Yönetmeliğe aykırı hareket edenlere ilgili kanunlar kapsamında idari para cezaları uygulanacak. Yeni düzenlemeyle birlikte araç kiralama sektöründe hem işletmelerin faaliyet şartlarının hem de tüketicilerin rezervasyon, ödeme, depozito, hasar ve iade süreçlerindeki haklarının daha ayrıntılı biçimde belirlenmesi hedefleniyor. Söz konusu yönetmeliğin ayrıntılarına ulaşmak için tıklayabilirsiniz

Türkiye süt üretiminde güçlü, ama tüketimde bilinç şart Haber

Türkiye süt üretiminde güçlü, ama tüketimde bilinç şart

Ambalajlı Süt ve Süt Ürünleri Sanayicileri Derneği (ASÜD) Yönetim Kurulu Başkanı Harun Çallı, 1 Haziran Dünya Süt Günü dolayısıyla yaptığı değerlendirmede, süt ve süt ürünlerinin hem çocuklar hem yetişkinler için dengeli beslenmenin temel bileşenlerinden biri olduğunu söyledi. < p class="MsoNormal">Türkiye’nin Avrupa’nın en büyük süt üreticileri arasında yer aldığını belirten Çallı, sektörün üretim gücünün yanı sıra gıda güvencesi, kalite ve ihracat açısından da stratejik önem taşıdığını ifade etti. 2025 yılında Türkiye’nin süt ve süt ürünleri ihracatının 523,3 milyon dolara ulaştığını hatırlatan Çallı, ihracattaki en büyük payın 236 milyon dolar ile (%45,1) peynire ait olduğunu, dondurma ihracatının ise 72,7 milyon dolarla toplam ihracatın %13,9’unu oluşturduğunu söyledi. Çallı, süt ve süt ürünlerinin ekonomik erişilebilirlik açısından da önemli bir hayvansal gıda ürünü olduğuna dikkat çekerek şu değerlendirmeyi yaptı: “Süt ve süt ü rünleri, özellikle çocuklar ve gençler için en ulaşılabilir protein kaynakları arasında yer alıyor. Protein ihtiyacını et ürünlerinden karşılamak için daha yüksek maliyet gerekiyor. Bu nedenle halen en ucuz hayvansal protein kaynağı olan süt ürünleri, toplum beslenmesinde ve kalkınmada kritik öneme sahip.” ASÜD öncülüğünde başlatılan ve geçmiş yıllarda yürütülen Okul Sütü Programı’nın önemine dikkat çeken Çallı, çocukların süt tüketim alışkanlığı kazanmasının uzun vadeli halk sağlığı açısından önemli olduğunu söyledi, “Okul Sütü gibi uygulamalar yalnızca bir gıda desteği değildir. Aynı zamanda çocukların süt içme alışkanlığı kazanmasını sağlayan sosyal bir yatırımdır. Sağlık Bakanlığı verilerinde de görülen protein eksikliği ve bodurluk riskine karşı mücadelede de önemli katkı sağlar ” dedi. Süt ve süt ürünlerinin ileri yaşlardaki yetişkinler için de kemik sağlığı, kas kütlesinin korunması ve dengeli beslenme bağlamında önemli bir role sahip olduğunu dile getiren Çallı, “Akademik unvanlı bazı kişilerin bilimsel bilgiyle çelişen açıklamalarına inanan yetişkin bireylerin beslenmelerinde süt ürünlerine yer vermemeleri, bitkisel içeceklere yöneltilmeleri önemli sağlık sorunları doğuracaktır. Geçmişten beri tüketilen, süt gibi sağlıklı bir gıdanın bugün kalkıp sağlıksız olduğunu söylemek ve ‘çiftçinin emeği ak süte kara çalmak’ akıl alır gibi değil. Ebeveynler olarak kendi sağlığımız ve gelecek nesillerin sağlığı için gazlı ve şekerli içecekler yerine ayran, yoğurt, peynir ürünlere soframızda daha fazla yer açmalı, çocuklarımıza da örnek olmalıyız” dedi. “Sokak sütü romantizmi halk sağlığı riski oluşturuyor” Kayıt dışı ve kaynağı belirsiz süt satışlarına ilişkin de bir değerlendirme yapan Harun Çallı, tüketicilerin güvenilir süt ürünlerini tercih etmesi gerektiğini söyledi, “Sağlığın en kıymetli hazine olduğunu bir kez daha idrak ettiğimiz bir dönemde halen nerede, hangi koşullarda, hangi hayvandan sağıldığı belli olmayan çiğ sütlerin tüketiciye sunulduğunu görüyoruz. Uygun koşullarda muhafaza edilmeyen, sıcak havalarda mahallenize kadar soğutulmadan açıkta taşınan çiğ sütlerde, zoonotik ve gıda kaynaklı enfeksiyon riskleri bulunduğu gerçeği unutulmamalı” diye konuştu. Çallı, “Gelişmiş ülkelerde örneğine rastlanmayan sok ak sütü satışlarının, ‘doğal’, ‘organik’ yada ‘köy sütü’ algısıyla masum gösterilmeye çalışılması tüketiciyi yanıltıyor. Oysa bu ürünlerin önemli bir bölümü, kalite ve gıda güvenliği kriterlerini karşılamayan, içeriği ve üretim koşulları tam olarak bilinmeyen sütlerden oluşabiliyor. Tüketicinin güvenilir, denetlenen ve izlenebilir ürünleri tercih etmesi büyük önem taşıyor. Gıda güvenliği ihmale gelmez. Ambalajlı ve kayıtlı ürünler; izlenebilirlik, denetim ve soğuk zincir güvencesiyle tüketiciye ulaşıyor. Tüketicinin güvenilir gıdaya erişimi açısından bu sistem büyük önem taşıyor. Unutulmamalıdır ki süt ve süt ürünleri üretim tesislerimiz, satış noktalarımız yılın 365 günü 24 saat Tarım ve Orman Bakanlığımızın denetimindedir” dedi. “Süt sektörü ortak akılla yönetilmeli” Süt sektörünün yalnızca üretim değil, tarım, hayvancılık, halk sağlığı ve ekonomi açısından stratejik bir alan olduğuna dikkat çeken Çallı, sektörün günlük değil uzun vadeli politikalarla yönetilmesi gerektiğini söyledi. Yem maliyetlerinin üretici üzerindeki baskıyı artırdığını belirten Çallı, sürdürülebilir üretim için çiftçinin Avrupalı rakipleri gibi desteklenmesinin zorunlu olduğunu ifade etti ve şunları ekledi: “Hayvan yeminin erişilebilir maliyetlere düşürülmesi için üreticinin desteklenmesi gerekiyor. Süt sektörünün günlük kararlarla değil, ortak akıl ve uzun vadeli politikalarla yönetilmesi büyük önem taşıyor. Unutulmamalıdır ki; süt tüketimindeki ar tış yalnızca halk sağlığına değil, üreticiye, kırsal kalkınmaya ve ülke ekonomisine de katkı sağlıyor.” “Türkiye’nin güçlü süt sanayisi korunmalı” Türkiye süt sektörünün bugün 100’ü aşkın ülkeye süt ve süt ürünleri ihraç eden önemli bir üretici konumunda bulunduğunu belirten Çallı, 42 tesisin AB’ye ihracat onayına sahip olduğunu, bunun yanında farklı ülkelerden ihracat yetkisi alan çok sayıda modern tesisin de uluslararası standartlarda üretim gerçekleştirdiğini söyledi. “Türkiye’nin güçlü bir süt sanayisi var. Gıda güvenliği standartları yüksek, denetlenen ve kayıtlı üretim yapan işletmelerimiz hem iç pazarda hem ihracatta önemli başarılar elde ediyor” diyen Çallı, 1 Haziran Dünya Süt Günü’nün toplumda sağlıklı beslenme bilincinin güçlendirilmesine katkı sağlamasını temenni etti.

Saadet Partisi Genel Başkanı Mahmut Arıkan 'ın 2026 sonbaharında seçim’ iddiası Haber

Saadet Partisi Genel Başkanı Mahmut Arıkan 'ın 2026 sonbaharında seçim’ iddiası

Bir televizyon kanalında gündeme dair açıklamalarda bulunan Saadet Partisi Genel Başkanı Mahmut Arıkan, Türkiye’nin ekonomi ve siyaset gündemine ilişkin çarpıcı iddialarda bulundu. Arıkan, Meclis gündemine gelmesi beklenen yeni varlık barışı düzenlemelerinin, 2026 sonbaharında yapılması planlanan bir baskın seçimin altyapısını oluşturduğunu savundu. “Gidişat baskın seçimi gösteriyor" Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’ne geçiş sürecinde verilen "erken seçim tartışmaları bitecek" vaadinin tutulmadığını hatırlatan Arıkan, Türkiye'de ciddi bir yönetim krizi yaşandığını vurguladı. Muhalefetin olası bir seçimden kaçmayacağını belirten Arıkan, iktidarın "seçime ihtiyaç yok" söylemlerine rağmen, gelişmelerin bir "baskın seçime" işaret ettiğini dile getirdi. "Kayıt dışı sermaye ile seçim ekonomisi hazırlığı" Varlık barışı düzenlemesini sert bir dille eleştiren Arıkan, yurt dışından gelecek kaynağın denetimsiz biçimde sisteme dahil edilmek istendiğini söyledi. Düzenlemenin içeriğine dair endişelerini paylaşan Arıkan, şu değerlendirmede bulundu: “Yurt dışından gelecek olan paranın, altının nereden aldın diye sorulmadan kayıt altına alınması ve uzun bir dönem gelir vergisinden muaf tutulması planlanıyor. Bu düzenlemeyle dışarıdan gelecek parayla Türkiye'de bir sıcak para bolluğu oluşacağı ve ülkenin paraya boğulacağı hesabı yapılıyor." "Larry Fink’in talepleri anında karşılık buldu" Sürecin "işaret fişeğinin" BlackRock CEO’su Larry Fink’in Türkiye ziyaretinde ateşlendiğini iddia eden Mahmut Arıkan, yerli esnafın ve çalışanların taleplerinin yıllardır görmezden gelindiğini savundu. Arıkan, "Fink'in Cumhurbaşkanı ile gerçekleştirdiği görüşme sonrası talepleri anında yerine getirilerek Meclis'e taşındı. Çıkacak bu uygulamayla piyasada sağlanacak geçici rahatlama, seçim ekonomisinin bir parçasıdır” görüşünü svundu.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.