SON DAKİKA
Hava Durumu

#Katma Değer

Bursa Digital, Bursa Haber, Bursa Son Dakika - Katma Değer haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Katma Değer haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Bursa PERDER’in düzenlediği Üye İstişare Toplantısı’nda perakende, toptan satış ve üretim sektörlerinin temsilcileri bir araya geldi. Haber

Bursa PERDER’in düzenlediği Üye İstişare Toplantısı’nda perakende, toptan satış ve üretim sektörlerinin temsilcileri bir araya geldi.

Bursa PERDER Üye İstişare Toplantısı, perakende, toptan satış ve üretim sektörlerinden temsilcilerin katılımıyla gerçekleştirildi. Sektörel gelişmelerin ve gelecek hedeflerinin ele alındığı toplantıda, Bursa ekonomisinin planlı ve sürdürülebilir büyümesine yönelik adımlar masaya yatırıldı. Perakende sektörünün kent ekonomisindeki stratejik rolüne dikkati çeken Türkiye Perakendeciler Federasyonu (TPF) Başkan Yardımcısı ve Bursa PERDER Başkanı Haşim Kılıç, dernek bünyesindeki üye sayısını 12’den 63’e çıkararak sektörde güçlü bir birliktelik yakaladıklarını ifade etti. TPF Başkanı Ömer Düzgün’ün destekleriyle sektörün sorunlarına çözüm ürettiğini ve aynı hedefler etrafında bütünleştiğini belirten Kılıç, Bursa’da da BTSO Yönetim Kurulu Başkanı İbrahim Burkay önderliğinde başlatılan değişim ve dönüşüm hamlesinin tüm sektörler için büyük önem taşıdığına işaret etti. "BAŞKAN BURKAY VİZYONUYLA TÜM SEKTÖRLERE İVME KAZANDIRIYOR" Bursa’da üretimin, sanayinin ve ticaretin daha planlı, sürdürülebilir ve yaşanabilir bir kent hedefi doğrultusunda yapılandırılmasının tüm sektörleri doğrudan etkilediğini ifade eden Haşim Kılıç, “BTSO liderliğinde hayata geçirilen 60’ı aşkın makro proje, kentimizin geleceğe çok daha güçlü bir ekonomik altyapı ile hazırlanması demektir. Türkiye’de sanayileşme modeli açısından örnek bir yapı olan TEKNOSAB ekosistemi içinde KOBİ OSB, Gıda OSB, Organize Ticaret Bölgeleri gibi tarihi projeler de hayata geçiyor. Perakende ve tedarik zincirimiz de bu dönüşümden fazlasıyla yararlanacak. İbrahim Burkay’ın ileri görüşlü vizyonu, Bursa iş dünyasının küresel rekabet gücünü daha da artıracak. Başkanımıza sektörüm adına teşekkür ediyorum. Kentimizin gelişimine katkı sağlayan bu stratejik hamlelerin yanında yer almayı sürdüreceğiz.” diye konuştu. “SORUNLARIMIZ ÇÖZÜME KAVUŞUYOR” Bursa PERDER Yönetim Kurulu Üyesi Mehmet Karali; hem dernek, hem de oda düzeyindeki başarılı temsile dikkati çekerek, "Haşim Kılıç Başkanımızın özverili çalışmaları ve sektörü birleştirici yaklaşımı Bursa PERDER’e büyük güç katıyor. Kendisiyle birlikte BTSO 26’ncı Komitede perakendecilerin taleplerini güçlü bir şekilde dile getiriyoruz. BTSO Yönetim Kurulu Başkanımız İbrahim Burkay’ın da sektöre sunduğu katkılar son derece değerli. İş dünyamıza değer katan bu başarılı yönetimin yeni dönemde de görevine devam etmesini destekliyoruz." dedi. Bursa PERDER Yönetim Kurulu Üyesi Mustafa Calayır, Haşim Kılıç önderliğinde son derece verimli bir çalışma dönemi geçirdiklerini belirterek, "Dernek Başkanımızın BTSO Yönetim Kurulu’nda yer alması perakende sektörünün sorunlarının birinci elden çözüme kavuşmasını sağlıyor. İbrahim Burkay yönetiminin yerel zincirlere yaklaşımını son derece kıymetli buluyor, yaklaşan oda seçimlerinin kentimiz adına hayırlı olmasını diliyoruz." ifadelerini kullandı. SEKTÖR TEMSİLCİLERİNDEN ORTAK VİZYON VE BİRLİKTELİK VURGUSU Toplantıda söz alan Bursa PERDER üyeleri Erol Çağlayan, Ahmet Yıldırım ve İbrahim Bulut, derneğin Haşim Kılıç başkanlığında yakaladığı dinamizmin, marketlerin yanı sıra toptancı ve üreticilerin de katılımıyla kapsayıcı bir ticari ekosisteme dönüştüğünü belirtti. Yerel düzeyde kurulan bu güçlü ticari altyapının, BTSO Yönetim Kurulu Başkanı İbrahim Burkay’ın kentin sanayi ve ticaret hayatına kazandırdığı makro projelerle tamamlandığını vurgulayan dernek üyeleri, BTSO’nun ortaya koyduğu güçlü vizyonun iç ticarete doğrudan katma değer sağladığını ifade ettiler. İş dünyasının önünü açan ve kentin ekonomik ağırlığını artıran bu projelerin devamlılığı adına yeni dönemde de İbrahim Burkay başkanlığındaki oda yönetiminin yanında yer aldıklarını bildirdi. “TÜRKİYE’NİN EN GÜÇLÜ YEREL PERAKENDE ORGANİZASYONLARINDAN BİRİ” Program kapsamında ürün sunumu gerçekleştiren Fernas Gıda Yönetim Kurulu Üyesi Salih Yıldız ise Bursa PERDER’in Haşim Kılıç başkanlığında Türkiye’nin güçlü yerel perakende organizasyonlarından biri haline geldiğini söyledi. Yıldız, yerel markaların büyümesine yönelik kurumsal desteğin ve sektör temsilcileri arasında oluşturulan iş birliği ortamının önemine dikkat çekti.

PLASFED: Yeni Büyüme Döneminin Anahtarı Üretim, Yatırım ve İhracat Haber

PLASFED: Yeni Büyüme Döneminin Anahtarı Üretim, Yatırım ve İhracat

PLASFED Yönetim Kurulu Başkanı Ömer Karadeniz, enflasyonla mücadele sürecini desteklediklerini belirterek, sürdürülebilir büyüme için üretim ve sanayinin yeniden ekonominin merkezine alınması gerektiğini söyledi. Önümüzdeki günlerde açıklanacak ikinci çeyrek büyüme verileri öncesinde değerlendirmelerde bulunan Karadeniz, yüksek finansman maliyetlerinin yatırım iştahını zayıflattığını belirterek, "Türkiye'nin yeni büyüme döneminin anahtarı üretim, yatırım ve ihracattır" dedi. Türkiye ekonomisinde enflasyonla mücadele kapsamında atılan adımların makroekonomik göstergelerde olumlu sinyaller verdiğini belirten Plastik Sanayicileri Federasyonu (PLASFED) Yönetim Kurulu Başkanı Ömer Karadeniz, sürdürülebilir büyümenin ancak üretim odaklı politikalarla mümkün olacağını söyledi. Sanayinin büyüme, ihracat ve istihdamın temel taşı olduğuna dikkat çeken Karadeniz, "Enflasyonla mücadele elbette önemlidir. Ancak üretim gücünü koruyamayan ekonomiler kalıcı refah oluşturamaz. Türkiye'nin yeni büyüme hikayesi üretim ve sanayiyle yazılmalıdır" dedi. Son dönemde açıklanan ekonomik verilerin dezenflasyon sürecinde ilerleme kaydedildiğini gösterdiğini ifade eden Karadeniz, buna karşın yüksek finansman maliyetleri, yatırım iştahındaki zayıflama ve imalat sanayindeki daralmanın reel sektör açısından önemli riskler oluşturmaya devam ettiğini vurguladı. Üretimin yalnızca ekonomik büyüklük değil, aynı zamanda teknoloji geliştirme, ihracat, istihdam ve küresel rekabet gücünün de temel belirleyicisi olduğunu dile getiren Karadeniz, sanayinin desteklenmesinin Türkiye'nin orta ve uzun vadeli kalkınma hedefleri açısından kritik öneme sahip olduğunu söyledi. "Sanayi güçlenmeden büyüme kalıcı olmaz" İlk çeyrek büyüme verilerinde sanayinin ekonominin gerisinde kaldığını hatırlatan Karadeniz, üretim kapasitesinin güçlendirilmesine yönelik adımların hızlandırılması gerektiğini belirtti. Karadeniz, "Ekonomide dengelenme sürecinin başarıya ulaşabilmesi için üretim tarafının da aynı ölçüde desteklenmesi gerekiyor. Sanayi yatırımlarını artıracak, ihracatı teşvik edecek ve katma değerli üretimi büyütecek politikalar öncelikli hale gelmeli. Tüketimle desteklenen büyüme kısa vadede rakamlara olumlu yansıyabilir ancak uzun vadede sürdürülebilir kalkınmanın yolu üretimden geçiyor" ifadelerini kullandı. İkinci çeyrek büyümesinde gözler sanayide Önümüzdeki günlerde açıklanacak ikinci çeyrek büyüme verilerinin ekonomideki toparlanmanın yönünü ortaya koyacağını belirten Karadeniz, "Öncü göstergeler, sanayide istenilen düzeyde güçlü bir toparlanmaya henüz işaret etmiyor. Bu nedenle ikinci çeyrek büyüme verilerinde üretimin ekonomiye katkısı yakından takip edilecek. Büyümenin hızı kadar niteliği de önemli. Üretim ve ihracatın büyümeye daha güçlü katkı verdiği bir tablo, Türkiye ekonomisinin geleceği açısından çok daha değerli. Sanayinin yeniden büyümenin lokomotifi olduğu bir ekonomi; sürdürülebilir kalkınmanın, kalıcı refahın ve küresel rekabet gücünün temelini oluşturacak" dedi. Türkiye'nin güçlü sanayi altyapısına sahip olduğuna dikkat çeken Karadeniz, mevcut potansiyelin doğru politikalar ve üretimi teşvik eden uygulamalarla çok daha yüksek katma değere dönüştürülebileceğini söyledi. "Rekabet gücümüz korunmalı" Küresel pazarlarda rekabetin her geçen gün daha da yoğunlaştığını belirten Karadeniz, Türkiye'nin üretim maliyetleri, finansman giderleri ve döviz kuru arasındaki dengenin ihracatçı açısından dikkatle yönetilmesi gerektiğini söyledi. Türk sanayisinin son yıllarda önemli ihracat başarıları elde ettiğini hatırlatan Karadeniz, bu başarının sürdürülebilir olması için üretim maliyetlerinin kontrol altında tutulmasının büyük önem taşıdığını belirtti. Plastik sektörünün çatı kuruluşu PLASFED Başkanı, Türk sanayisinin bugüne kadar tüm zorluklara rağmen üretmeye, yatırım yapmaya ve ihracatını artırmaya devam ettiğini belirtti. Türkiye'nin sürdürülebilir büyüme hedeflerine ulaşmasının yolunun üretimden, teknolojiden ve sanayiden geçtiğine dikkat çeken Karadeniz, “Bugün atılacak doğru adımlar yalnızca sanayiciyi değil, ihracatı, istihdamı ve ülkemizin küresel rekabet gücünü de güçlendirecek. Üreten, yatırım yapan ve katma değer oluşturan bir ekonomi, Türkiye'nin yeni büyüme döneminin en sağlam temeli olacak" diye konuştu.

Türkiye’de Metal Ürünler Sektörü 2026 Yılında 208 Milyar Dolara Yükselecek Haber

Türkiye’de Metal Ürünler Sektörü 2026 Yılında 208 Milyar Dolara Yükselecek

Allianz Trade, metal sektörüne yönelik hazırladığı yeni araştırmasında küresel üretim görünümünü, yatırım eğilimlerini ve Türkiye'nin sektördeki stratejik konumunu mercek altına aldı. Rapora göre, temel metaller ve metal ürünleri sektörü küresel brüt üretimi 2025 yılında yaklaşık 9,6 trilyon dolara ulaştı ve 2026 yılında da büyümesini sürdürecek. Allianz Trade Metal Sektörü Raporu’nda; küresel metal ve madencilik sektörünü, demir cevheri ve çelikten bakır, altın, lityum ve nadir toprak elementlerine kadar sanayi gelişimini ve küresel enerji dönüşümünü destekleyen temel hammaddeleri ele aldı. Raporda, 2025 yılında temel metaller ve metal ürünleri sektörünün küresel brüt üretiminin yaklaşık 9,6 trilyon dolar seviyesine ulaştığı bilgisine yer verildi. Türkiye küresel metal sektöründe önemli bir pazar… Allianz Trade Metal Sektörü Raporu’nda Türkiye’ye de geniş yer verildi. Raporda Türkiye’nin, küresel metal sektöründe yapısal açıdan önemli bir konuma sahip olduğu belirtilirken, ülkenin 2024 yılında 36,9 milyon ton ham çelik üretimiyle dünyanın yedinci büyük çelik üreticisi konumunda olduğu vurgulandı. Raporda Türkiye’nin 2025 yılında 38,1 milyon ton olan ham çelik üretiminin, 2026 yılında 40,8 milyon tona yükselmesinin beklendiği belirtildi. Bu büyüme eğiliminin, sektörün güçlü yatırım ivmesini ve Türkiye'nin Avrupa, Orta Doğu ve Orta Asya pazarlarını birbirine bağlayan stratejik coğrafi konumunu yansıttığı görüşüne yer verilen raporda, daha geniş kapsamlı temel metaller ve metal ürünleri sektörünün, 2024 yılında yaklaşık 164 milyar dolar brüt üretim gerçekleştirdiğine dikkat çekildi. Bu rakamın 2025 yılında 182 milyar dolara, 2026 yılında ise 208 milyar dolara yükselmesi öngörülüyor. Böylece sektörün, küresel talepteki iyileşme ve hurda bazlı elektrik ark ocağı çelik üretimindeki rekabet avantajının desteğiyle 2026 yılında yaklaşık yüzde 14,4 yıllık büyüme kaydetmesi beklendiği de rapordaki bilgiler arasında bulunuyor. Allianz Trade Türkiye Krediler Genel Müdür Yardımcısı Altuğ Karagöz raporla ilgili şu değerlendirmede bulunuyor: “Allianz Trade Türkiye olarak, sanayimizin temel yapı taşı ve ihracatımızın ana kaldıraçlarından biri olan metal sektöründe verdiğimiz finansal garanti misyonumuzu kararlılıkla büyütmeye devam ediyoruz. Türkiye Çelik Üreticileri Derneği (TÇÜD) ve İstanbul Demir ve Demir Dışı Metaller İhracatçıları Birliği (İDDMİB) verilerine göre, 2025 yılını 38,1 milyon tonluk ham çelik üretimi ve güçlü bir ihracat performansı ile kapatan sektör, 2026 yılında küresel pazarlardaki korumacı kotalar, Dahilde İşleme Rejimi (DİR) değişiklikleri ve Avrupa Birliği Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizması (SKDM) gibi yapısal ve yeşil dönüşüm süreçlerini deneyimliyor. Bu zorlu ama fırsatlarla dolu konjonktürde, Türk metal üreticilerinin ve tedarik zincirinin likidite akışını korumak adına üstlendiğimiz toplam risk garanti büyüklüğünü, geçen yılın aynı dönemindeki 542 milyon Euro seviyesinden 677 milyon Euro’ya ulaştırarak sektöre sağladığımız desteği yüzde 25 oranında artırdık. Girdi maliyetleri baskısı ve küresel ticaret savaşlarının getirdiği volatiliteye karşı, proaktif risk yönetimi ve derin pazar içgörülerimizle ağır sanayimizin küresel rekabetçiliğini ve finansal sürdürülebilirliğini her adımda desteklemeyi sürdürüyoruz. Altuğ Karagöz sözlerine şöyle devam etti. “Metal sektöründeki 677 milyon Euro’luk risk portföyümüzü yönetirken, alt ürün gruplarındaki dinamikleri proaktif bir yaklaşımla takip ediyoruz. İç piyasa ve küresel kotaların baskıladığı inşaat demiri gibi uzun ürün grubuna kıyasla; otomotiv ve beyaz eşyanın ana girdisi olan yassı çelik grubu ile elektrifikasyon dalgasıyla büyüyen alüminyum ve bakır gibi demir dışı metaller daha dirençli bir talep yapısı sergiliyor. Allianz Trade Türkiye olarak, emtia fiyatlarındaki volatiliteye ve yapısal dönüşümlere rağmen, alt sektörlerin bu farklılaşan risk ve kârlılık döngülerini derinlemesine analiz ediyor, Türk metal sanayisinin tüm kırılımlarında vadeli ticaretin finansal sürdürülebilirliğini güvence altında tutuyoruz.” Allianz Trade Metal Sektörü Raporu’nda sektörün, katma değer açısından ekonomiye sağladığı katkının son derece önemli olduğu vurgulandı. Temel metaller ve metal ürünleri sektörünün, 2024 yılında yaklaşık 37,7 milyar dolar katma değer üretirken, bu tutarın 2025 yılında 42,5 milyar dolar olduğu, 2026 yılında ise yaklaşık 48,4 milyar dolara yükselmesinin beklendiği belirtildi. Böylece sektörün, Türkiye imalat sanayii gayrisafi yurt içi hasılasına en büyük katkıyı sağlayan sanayi kollarından biri olmayı sürdürdüğü raporda vurgulandı. Öte yandan sektör içerisinde demir-çeliğin, 2025-2026 döneminde yaklaşık 78-89 milyar dolar ile en büyük brüt üretim payına sahip olduğu ve demir dışı metallerin ise en hızlı büyüyen alt segment konumunda bulunduğu raporda belirtildi. Bu segmentte brüt üretimin 2024 yılındaki 24,6 milyar dolardan, 2025 yılında 34,0 milyar dolara ve 2026 yılında 40,9 milyar dolara yükselerek, yaklaşık yıllık yüzde 20 büyümesinin beklendiği raporda paylaşıldı. Demir dışı metallerdeki bu güçlü büyümenin, yurt içi madencilik yatırımlarıyla, inşaat ve otomotiv sektörlerinden gelen talebin desteği sayesinde Türkiye'nin bakır ve alüminyum işleme alanındaki artan rolünü yansıttığı da raporda yer verilen yorumlar arasında. İnşaat sektörü talebi desteklemeye devam ediyor Allianz Trade Raporu’na göre sektörde yatırımlar artış eğilimini sürdürüyor. Temel metaller ve metal ürünleri sektöründeki sermaye harcamalarının (CapEx) 2024 yılında 13,7 milyar dolar olduğu, 2025 yılında 16,4 milyar dolar ve 2026 yılında 17,8 milyar dolar seviyesine ulaşmasının beklendiği rapordaki bilgiler arasında yer alıyor. Raporda, bu yatırım görünümünün birkaç yapısal unsur tarafından desteklendiği belirtiliyor. Bunlardan ilkinin, Türkiye'nin yurt içinde çeliğin en büyük tüketicisi olan inşaat sektörü, yüksek konut kredisi faizleri ve deprem sonrası güney illerindeki yeniden inşa faaliyetlerinden kaynaklanan döngüsel baskılara rağmen talebi desteklemeye devam etmesi olduğu görüşü raporda yer alıyor. İkinci olarak, ihracat odaklı Türk çelik üreticilerinin, Avrupa'nın çelik tedarik zincirlerinde Rusya kaynaklı girdilere bağımlılığın azalmasıyla gerçekleşen yeniden yapılanmadan faydalandıkları ve özellikle Güney ve Doğu Avrupa'da pazar paylarını artırdıkları belirtiliyor. Üçüncü unsur olarak ise Türkiye'nin metal madenciliği alt sektörünün büyümesini sürdürmesi gösteriliyor. Brüt üretimin 2024 yılındaki 14,2 milyar dolar, 2025 yılında 17 milyar dolara ve 2026 yılında ise 18,2 milyar dolara yükselmesi de raporda yer verilen beklentiler arasında bulunuyor. Rapora göre; bu artış; altın, bakır ve bor madenciliğine yönelik yeni yatırımları yansıtıyor. Türkiye’nin, temiz enerji uygulamaları açısından giderek daha stratejik hâle gelen, dünyanın bilinen en büyük bor rezervlerine sahip olduğu da raporda vurgulanıyor. Türkiye dünyanın en büyük on çelik üreticisi arasındaki yerini koruyacak Raporda, 2028 yılına kadar olan orta vadeli görünümün, büyümenin devam edeceğine ancak hızının kademeli olarak yavaşlayacağına işaret ettiği bilgisi veriliyor. Sektörün brüt üretiminin 2027 yılında 221 milyar dolar, 2028 yılında ise 227 milyar dolara ulaşması rapordaki beklentiler arasında bulunuyor. Yıllık büyüme oranlarının, 2026 yılındaki güçlü toparlanmanın ardından daha sürdürülebilir yani yüzde 3-4 seviyelerine gerileyeceği öngörüsüne de raporda yer veriliyor. Çelik üretiminin ise 2027 yılında 41,9 milyon tona, 2028 yılında 43,3 milyon tona yükselerek Türkiye'nin dünyanın en büyük on çelik üreticisi arasındaki konumunu koruyacağı beklentisinden raporda söz ediliyor. Çin açık ara önde Çin'in hâkim olduğu Asya-Pasifik bölgesinin, küresel pazarın yaklaşık yüzde 60'ını oluşturduğu raporda belirtilirken, Avrupa’nın ise yaklaşık yüzde 21 ile ikinci sırada yer aldığı bilgisi veriliyor. Bu bölgesel yoğunlaşmanın, Çin'in çelik ve alüminyumdan nadir toprak elementlerine kadar metal sektörünün hemen her alanında açık ara en büyük üretici ve tüketici konumunda olduğunu yansıttığına da raporda dikkat çekiliyor. Öte yandan raporda, temel metaller ve metal ürünleri sektörünün küresel brüt üretiminin 2026 yılında yaklaşık 10,4 trilyon dolar seviyesine ulaşacağının tahmin edildiği, 2026-2028 dönemine ilişkin bileşik yıllık büyüme oranının (CAGR) ise yaklaşık yüzde 7 olacağının öngörüldüğü bilgisi veriliyor. Allianz Trade Metal Sektörü Raporu’na göre; 2021 yılındaki emtia süper döngüsü sırasında elde edilen olağanüstü kârların ardından sektörün finansal performansı 2023-2024 döneminde normalleşme sürecine girdi. Birçok baz metal ve hacimli emtianın fiyatı zirve seviyelerinden gerilerken, enerji, kimyasal reaktifler ve iş gücü gibi girdi maliyetlerinin yüksek seviyelerde kalmaya devam ettiği bilgisi de raporda yer verilen bilgiler arasında. Küresel metal ve madencilik sektörünün toplam FAVÖK (EBITDA) marjının 2025 yılında yaklaşık yüzde 15 seviyesinde gerçekleştiği, bu durumun 2021 yılındaki yüksek kârlılık döneminden itibaren normalleşmenin sürdüğünü gösterdiği raporda belirtildi. Rapora göre şirketler bu sürece sermaye disipliniyle karşılık verdi; emtia döngüsü sırasında oluşan fazla nakit, yeni kapasite yatırımlarına yönlendirilmek yerine büyük ölçüde hissedarlara dağıtıldı. Bu yaklaşım bilançoların güçlü kalmasını sağlarken gelecekteki arz artışını da sınırlandırdı. Yine rapora göre; söz konusu ihtiyatlı sermaye politikası mevcut fiyat seviyelerinde kârlılığı korusa da enerji dönüşümünün kritik minerallere yönelik talebi hızlandıkça gelecekte arz yetersizliği riskini beraberinde getirebilir.

Türkiye Yeşil Fonu’ndan Sapro’ya 30 Milyon Euro Yatırım Haber

Türkiye Yeşil Fonu’ndan Sapro’ya 30 Milyon Euro Yatırım

TSKB (Türkiye Sınai Kalkınma Bankası), T.C. Hazine ve Maliye Bakanlığı garantörlüğünde Dünya Bankası’ndan temin ettiği kaynakla kurulan Türkiye Yeşil Fonu’nun 30 milyon Euro tutarındaki ikinci yatırımını Sapro Temizlik Ürünleri’ne gerçekleştirdi. Tamamı sermaye artırımı yoluyla sağlanan ve doğa pozitif üretime pozitif katkı sunan bu yatırımla Sapro Temizlik Ürünleri’nin yeşil dönüşüm ve büyüme stratejilerinin desteklenmesi hedefleniyor. Türkiye Yeşil Fonu ile Türkiye’nin kalkınma planı doğrultusunda büyüme ve gelişme potansiyeli taşıyan alanlarda katma değer sağlayan firmalara orta-uzun vadeli yatırımlar yaparak sera gazı salımlarının azaltılması ve Türkiye ekonomisinin yeşil ve kapsayıcı dönüşümünün desteklenmesi amaçlanıyor. Bu doğrultuda sermaye piyasalarının iklim finansmanı odağında derinleşmesine ve çeşitlenmesinde etkin rol üstlenilerek özel sermayenin harekete geçirilmesi de sağlanacak. Avrupa’nın önde gelen ıslak mendil üreticilerinden biri olan Sapro Temizlik Ürünleri, bu ortaklık kapsamında karbon ayak izinin azaltılması, yenilenebilir enerji yatırımları, verimlilik projeleriyle atık ve su yönetimi gibi çevresel dönüşüm planlarını hayata geçirecek. Yatırım aynı zamanda Türkiye’nin 2053 Net Sıfır hedefi doğrultusunda sanayide kapsayıcı ve yeşil dönüşümü hızlandırmayı amaçlıyor. Anlaşmaya dair değerlendirmelerde bulunan TSKB Genel Müdürü Ozan Uyar, “75 yılı aşkın süredir Türkiye’nin çok yönlü kalkınması için çalışan bir banka olarak, kalkınma bankacılığındaki derin uzmanlığımızı yatırım bankacılığı alanındaki faaliyetlerimizle birleştirerek kurduğumuz Türkiye Yeşil Fonu kapsamında ikinci yatırımımızı gerçekleştirmenin mutluluğunu yaşıyoruz. Dünya Bankası ile uzun soluklu ilişkilerimizin güçlü bir yansıması olan Türkiye Yeşil Fonu ile ortaklığımızı daha da ileriye götürecek işlere imza atarak kalkınmaya desteğimizi büyütüyoruz. Sapro Temizlik Ürünleri ile sağladığımız bu iş birliği, sanayimizin yeşil dönüşümüne ivme kazandırmanın yanı sıra yerli üretimimizin küresel standartlarla uyumunu güçlendirecek stratejik bir adım olma özelliğini de taşıyor. Bu kıymetli iş birliğinin Sapro Temizlik Ürünleri başta olmak üzere tüm paydaşlarımız ve ülkemiz için hayırlı olmasını diliyorum” dedi. Dünya Bankası kaynaklı bir fon olan Türkiye Yeşil Fonu’nun Sapro’ya yapmış olduğu yatırımın sürdürülebilirlik vizyonlarına uyum sağladığını belirten Sapro Yönetim Kurulu Başkanı Ceyhun Zincirkıran, “Bugün, ıslak mendil kullanımının en önemli alanlarından biri de bebek bakımı. Ailelerin en değerli varlığı olan bebeklerin bakımı bizler için de büyük önem taşıyor. Kurulduğumuz günden beri en kıymetli varlığımız olan bebeklere zarar vermeyecek ürünler geliştiriyor, dünyamızın geleceği için sürdürülebilir ürünler tasarlıyoruz. Private label ıslak mendil üretimi alanında Türkiye’nin en büyük, Avrupa’nın ise en büyük dört üreticisinden biri olarak doğal içerikler geliştirmeye odaklanmayı sürdürüyoruz. Yüzde yüz geri dönüşümlü, biyoçözünür, kompostlanabilir, yüzde yüz bitki bazlı doğal elyaftan ürettiğimiz ıslak mendil kumaşı yatırımımızla global ölçekte hizmet vermeye devam ediyor, Türkiye’nin kendi alanında en fazla sürdürülebilirlik yatırımı yapan firmaları arasında yer alıyoruz. Türkiye Yeşil Fonu’na, şirketimize sağladığı değerli katkıları ve ülkemizin bu alandaki yatırım ihtiyaçlarını sağlayan ekosistemi oluşturdukları için teşekkürlerimizi sunarız” açıklamasını yaptı. Maxis Girişim Sermayesi Genel Müdürü Özgür Temel, Türkiye Yeşil Fonu’nun, karbonsuzlaşma ve kapsayıcı dönüşüm hedefleri doğrultusunda şirketlerin yeşil dönüşüm süreçlerini desteklemeye devam ettiğini belirterek, “Sapro Temizlik Ürünleri’ne gerçekleştirdiğimiz bu yatırım, ikinci yatırım olma özelliğini taşıyor. Yaklaşık otuz yıldır faaliyet gösteren, güçlü ihracat kabiliyeti ve geniş müşteri tabanıyla sektöründe köklü bir konuma sahip olan Sapro; ileri teknoloji ve verimlilik odaklı üretim altyapısıyla dönüşüm açısından güçlü bir başlangıç noktasına sahip. Bu yatırım Türkiye Yeşil Fonu’nun sanayide yeşil dönüşümü somut ve ölçülebilir adımlarla destekleme yaklaşımının sahadaki güçlü bir örneğini oluştururken, Fon kapsamında sağlanan kaynak şirketin karbon ayak izinin azaltılması ve operasyonel verimliliğin artırılmasına yönelik çalışmalar için kullanılacak” dedi. Dünya Bankası Türkiye Ülke Direktörü Humberto Lopez ise “Türkiye Yeşil Fonu, kamu kaynaklarının özel sermayeyi harekete geçirerek sanayide dönüşümü ve karbonsuzlaşmayı hızlandırabileceğini gösteriyor. Sapro’ya yapılan yatırım, Türkiye’de düşük karbonlu üretim için ölçeklenebilir bir finansman modelinin ortaya çıktığını işaret ediyor. Dünya Bankası, rekabet gücünü artıran, sanayide yenilikçiliği hızlandıran ve özel yatırımları harekete geçiren platformları desteklemeye kararlıdır” ifadelerini kullandı.

BTSO’da yerelden ulusala kooperatifler buluşması Haber

BTSO’da yerelden ulusala kooperatifler buluşması

Bursa Ticaret ve Sanayi Odası (BTSO) ve Türkiye Kooperatifçilik Vakfı iş birliğinde, Bursa Ticaret İl Müdürlüğü katkılarıyla “Yerelden Ulusala Kooperatifler Buluşması” gerçekleştirildi. Bursa’daki kooperatiflerin katılımıyla BTSO Ana Hizmet Binası’nda düzenlenen toplantıda kooperatiflerin mevcut sorunları ve çözüm önerileri, stratejik iş birlikleri ve ortaklıklar ile iş fırsatları değerlendirildi. Toplantının açılışında konuşan BTSO Yönetim Kurulu Üyesi Hakan Batmaz, Türkiye’nin dört bir yanında tarımdan turizme, kadın girişimciliğinden hizmet sektörüne kadar geniş bir alanda faaliyet gösteren binlerce kooperatif bulunduğunu söyledi. “EKONOMİK KALKINMADA STRATEJİK ÖNEMDE” Kooperatiflerin refahın toplumun tüm kesimlerine yayılmasında, bireylerin ortak akıl ve dayanışma kültürüyle üretim ve ticaret süreçlerine katılım sağlamasında hayati bir işleve sahip olduğunu belirten Hakan Batmaz, “Bu yapı, ekonomik kalkınmanın sosyal boyutunu güçlendiren en önemli unsurlardan biridir. BTSO olarak bizler, kooperatifleşmeyi stratejik bir değer olarak görüyor; girişimcilerimizin ekonominin her alanında daha güçlü, daha etkin ve daha sürdürülebilir bir şekilde varlık göstermesini destekliyoruz. Bu çerçevede özellikle kadın kooperatiflerine yönelik eğitim programları, fuar organizasyonları ve buluşmalar gerçekleştiriyoruz.” dedi. “BURSA, KOOPERATİFÇİLİKTE ÖNCÜ BİR KENT” Türkiye’nin sürdürülebilir kalkınma hedeflerine ulaşabilmesi adına kooperatifçilik kültürünün gelişmesinin büyük önem taşıdığını ifade eden Batmaz, “Bu çerçevede Bursa’mızın merkezinde bulunduğu Marmara Havzası, sahip olduğu ekonomik dinamizm ve üretim gücüyle kooperatifler için son derece elverişli bir zemindir. Sanayi ve ticaretin güçlü bir şekilde varlık gösterdiği bölgemiz; üretim kapasitesi, ihracat hacmi, istihdam gücü ve oluşturduğu katma değer ile ülkemizin lokomotif bölgeleri arasında yer almaktadır. Böylesine güçlü bir potansiyele sahip bölgemizde, kooperatiflerimizin kurumsal kapasitelerini geliştirmesi; üretimden tüketime uzanan değer zincirlerinde daha etkin roller üstlenmesi mümkündür. Nitekim imece kültürü ve dayanışma ruhuyla hareket eden girişimcilerimizin ortaya koyduğu başarı hikâyelerini gururla takip ediyoruz. BTSO olarak bu başarıların artarak devam etmesi adına çalışmalarımızı kararlılıkla sürdüreceğiz. Bugünkü toplantımızın da faydalı olmasını diliyor, emeği geçenlere teşekkür ediyorum.” diye konuştu. KOOPERATİFLERİN SAYISI 80 BİNİ AŞTI Türkiye Kooperatifçilik Vakfı Genel Başkanı Bahar Kastan, kooperatiflerin yerel kalkınmanın, sosyal adaletin ve ekonomik dengelenmenin önemli araçları haline geldiğini söyledi. Özellikle kırsal bölgelerde, kadınların ve gençlerin ekonomik hayata katılımını artırmada kooperatiflerin kritik rol oynadığını ifade eden Kastan, Türkiye genelinde faaliyet gösteren kooperatiflerin sayısının 80 bini aştığını kaydetti. Yerelden başlayan bu yapıların doğru planlama ve desteklerle ulusal düzeyde güçlü bir ekonomik modele dönüşebileceğini belirten Kastan, “Kooperatiflerin sahip olduğu potansiyele rağmen çeşitli yapısal sorunlar gelişimlerini sınırlandırmaktadır. En önemli sorunlardan biri finansmana erişimdir. Birçok kooperatif, başlangıç sermayesi yetersizliği veya krediye ulaşamama nedeniyle büyüme fırsatlarını değerlendirememektedir. Bununla birlikte pazarlama ve markalaşmada yaşanan eksiklikler, karmaşık mevzuat ve bürokratik süreçler ile nitelikli insan kaynağı eksikliği de kooperatiflerin önünde engel oluşturabilmektedir.” diye konuştu. “KOOPERATİFÇİLİK TEKNOLOJİ ODAKLI BİR YAPIYA DÖNÜŞECEK” Bu sorunların aşılması için çok yönlü ve sürdürülebilir çözümlerin geliştirilmesi gerektiğini ifade eden Kastan, kooperatiflere özel finansman destek mekanizmaları oluşturulmasının önemli olduğunu vurguladı. Hibe programları, düşük faizli krediler ve mikro finans desteklerinin bu noktada büyük önem taşıdığını belirten Kastan, eğitim ve kapasite geliştirme programlarının yaygınlaştırılması ve dijital pazarlama araçlarının etkin kullanılmasının da stratejik adımlar olacağını ifade etti. “Gelecekte kooperatifçilik daha yenilikçi ve teknoloji odaklı bir yapıya dönüşecek.” diyen Kastan, “Dijital kooperatifler, üretimden pazarlamaya kadar tüm süreçleri dijital platformlar üzerinden yürüten yapılardır. Bu model, özellikle genç girişimciler için büyük fırsatlar sunmaktadır. E-ticaret sayesinde coğrafi sınırlar ortadan kalktı. Küçük bir kooperatif bile ürünlerini farklı şehirlere ve ülkelere satabiliyor. Bu noktada kooperatiflerin e-ticaret platformlarına entegre olması, sosyal medya üzerinden satış yapması ve dijital pazarlama araçlarını kullanması gerekiyor.”

Yenişehir Belediye Başkanı Ercan  Özel: Orhaniye Kooperatifi, Yenişehir'in marka değerinden biridir Haber

Yenişehir Belediye Başkanı Ercan Özel: Orhaniye Kooperatifi, Yenişehir'in marka değerinden biridir

Yenişehir Belediye Başkanı Ercan Özel, yerel kalkınma ve üretim odaklı saha ziyaretleri kapsamında Orhaniye Kooperatifi Süt Ürünleri İmalatı’nı ziyaret etti. İlçe Başkanı Mehmet İleri ile birlikte tesisi gezen Başkan Ercan Özel, üretim aşamaları ve kooperatifin hedefleri hakkında detaylı bilgi aldı. GÜNLÜK 3,5 TON SÜT, 12 ÇEŞİT ÜRETİM Ziyarette kooperatifin bölge ekonomisine sunduğu katkıya dikkat çeken Başkan Ercan Özel, 195 ortağı bulunan kooperatifin 65 üreticiden her gün yaklaşık 3,5 ton süt alımı yaptığını vurguladı. Hijyenik koşullarda üretilen 12 çeşit peynirin başta Bursa, İstanbul ve Ankara olmak üzere Türkiye’nin dört bir yanına gönderildiğini belirten Özel, işletmenin örnek bir model teşkil ettiğini ifade etti. YENİŞEHİR’İN MARKASI Orhaniye Kooperatifi’nin kalite standartlarında yakaladığı ivmeye değinen Belediye Başkanı Ercan Özel, 1981 yılından bugüne üretim geleneğini bozmadan, 13 çalışanıyla istihdama katkı sağlayan bu işletmenin Yenişehir’in adını gururla temsil ettiğini belirterek, "Üretim gücü ve kalite anlayışıyla önemli bir marka haline gelen Orhaniye Kooperatifi, yerel kalkınmanın en güzel örneklerinden biri. Üreten, ilçemize katma değer sağlayan tüm emekçilerimize teşekkür ediyor, çalışmalarında başarılar diliyorum" dedi. Başkan Özel, yerel üreticinin ve kooperatifleşmenin her zaman destekçisi olduklarını söyledi.

Kayseri Şeker zirvenin sahibi oldu Haber

Kayseri Şeker zirvenin sahibi oldu

Ekonomist Dergisi’nin her yıl büyük ilgiyle takip edilen “Anadolu’nun En Büyük 500 Şirketi” araştırmasının 2024 sonuçları açıklandı. İstanbul, Ankara ve İzmir dışındaki illerde faaliyet gösteren şirketleri kapsayan çalışmada Kayseri Şeker, Kayseri’de ilk sıraya otururken ilk 500 şirket sıralamasında da 21.sıraya yükseldi. Bu yıl Kayseri’den 24 şirket listeye girerken, şehrin ekonomik gücünü temsil eden en büyük marka yine Kayseri Şeker oldu. Yalnızca Kayseri’nin birincisi olmakla kalmayan şirket, Türkiye genelinde de kayda değer bir yükselişe imza attı. Geçtiğimiz yıla göre 8 basamak birden yükselen Kayseri Şeker, 2024 listesinde 21. sıraya yerleşerek Anadolu’nun üretim devi konumunu daha da pekiştirdi. Bu başarı, Kayseri Pancar Ekicileri Kooperatifi Yönetim Kurulu Başkanı Hüseyin Akay’ın uzun yıllardır sürdürdüğü istikrarlı yönetim anlayışının bir sonucu olarak değerlendiriliyor. Üreticiyi merkeze alan yaklaşım, modernizasyon yatırımları, yüksek verimlilik odaklı üretim modeli ve teknolojik dönüşüm programları; Kayseri Şeker’i listede adım adım zirveye taşıyan temel unsurlar olarak öne çıkıyor. Kayseri Şeker yalnızca bir sanayi kuruluşu değil; Anadolu’nun tarım, üretim ve kalkınma geleneğini temsil eden dev bir yapı. Kayseri, Yozgat, Sivas, Tokat gibi geniş bir üretim hinterlandına yayılan şirket, binlerce pancar üreticisi ailenin emeğini markaya dönüştürerek hem bölge ekonomisine hem de Türkiye’nin gıda sanayisine yüksek katma değer sağlıyor. Kayseri Şeker’in ulaştığı başarı tüm şehir adına özel bir gurur kaynağı olarak öne çıkıyor. Şirketin Anadolu 500’de zirveye doğru istikrarlı tırmanışı, Kayseri iş dünyasında 2025 hedeflerine yönelik önemli bir moral ve motivasyon etkisi yarattı. Bu yılki sonuçlar açıkça gösteriyor ki, Kayseri Şeker yalnızca Kayseri’nin değil, Anadolu’nun tamamının en güçlü üretim markalarından biri olmayı sürdürüyor.

'Bursa Kestane Şekeri'ne AB’den coğrafi tescil Haber

'Bursa Kestane Şekeri'ne AB’den coğrafi tescil

Bursa Kestane Şekeri, Bursa Ticaret ve Sanayi Odası (BTSO) girişimleriyle Avrupa Birliği’nden (AB) coğrafi işaret tescili aldı. BTSO Yönetim Kurulu Başkanı İbrahim Burkay, “Bursa Kestane Şekeri’mizin adını dünyaya taşıması; üreticilerimize, ticaretimize ve ihracatımıza önemli katkılar sağlayacak" dedi. BTSO, Bursa’nın geleneksel lezzetlerini uluslararası ölçekte markalaştırmak amacıyla coğrafi işaret tescil çalışmalarını sürdürüyor. Bugüne kadar yurt içinde yedi farklı ürünün tescil sürecine öncülük eden BTSO, AB’den coğrafi işaret tescili alınması konusunda da önemli ilerlemeler kaydetti. Yapılan çalışmalar sonucunda Bursa Siyah İnciri, Gemlik Zeytini ve Bursa Şeftalisi’nin ardından Bursa Kestane Şekeri de kentin AB’den tescil alan dördüncü ürünü oldu. BURSA KESTANE ŞEKERİ TESCİLLENDİ BTSO Yönetim Kurulu Başkanı İbrahim Burkay, Bursa’nın coğrafi yapısı, tarımsal üretimi, tarihi ve kültürel çeşitliliği ile geleneksel ürünler bakımından Türkiye’nin en zengin şehirlerinden biri olduğunu belirtti. Sahip oldukları değerleri koruyarak gelecek nesillere aktarmayı hedeflediklerini ifade eden Burkay, “Bu doğrultuda şehrimize özgü geleneksel ve yöresel ürünler için coğrafi işaret tescili alma çalışmalarımızı sürdürüyoruz. Bursa Kestane Şekeri için yürüttüğümüz Avrupa Birliği Coğrafi İşaret Tescil sürecini başarıyla tamamladık. AB Komisyonu, yaptığımız başvuruyu uygun bularak resmi tescili gerçekleştirdi. Bu tescil, kestane şekerinin kökeni, üretim yöntemi ve kültürel bağlarıyla Bursa’ya ait olduğunu tüm dünyaya belgelemiştir.” dedi. Coğrafi işaret tescilinin yerel üreticiye ve ülke ekonomisine önemli katma değer sağlayacağını vurgulayan Burkay, "Bu tescil, kestane şekerinin doğru koşullarda üretilmesini güvence altına alırken, ulusal ve uluslararası tanıtımını da güçlendirecek. Bursa Kestane Şekeri’mizin dünya çapında bilinirliğinin artması, üreticilerimize, ticaretimize ve ihracatımıza önemli katkılar sunacaktır. Kentimiz ve ülkemiz için hayırlı olsun" ifadelerini kullandı. Bursa Kestane Şekeri, kestane meyvesinin kabuklarının soyulup şurup içinde pişirilerek şekerlendirilmesiyle elde edilen geleneksel bir üründür. Bursa’da 1900’lü yılların başından bu yana meşhur Şekerciler Çarşısı’nda kestane şekeri üretimi yapılmaktadır. O dönemlerde Ankara’dan Bursa’ya gelen heyetlerin dönüşte Gazi Mustafa Kemal Atatürk’e kestane şekeri götürdükleri de bilinmektedir. Uzun yıllar boyunca kestane şekerinin üretim merkezi Bursa, AB tescili ile bunu belgelemiş oldu.

Bursa'nın teknoloji ekosistemi yerinde incelendi Haber

Bursa'nın teknoloji ekosistemi yerinde incelendi

Sanayi ve Teknoloji Bakan Yardımcısı Muhammet Kasım Gönüllü, Bursa’nın teknolojik merkezi olan ULUTEK Teknopark’ı ziyaret ederek, şehrin teknoloji altyapısı ile Ar-Ge ve girişimcilik konularındaki ilerlemeleri yerinde inceledi. T.C. Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı Bakan Yardımcısı Muhammet Kasım Gönüllü, Bursa Ticaret ve Sanayi Odası (BTSO) ve ULUTEK Teknopark Yönetim Kurulu Başkanı İbrahim Burkay, Bursa Uludağ Üniversitesi Rektörü ve ULUTEK Yönetim Kurulu Başkan Vekili Prof. Dr. Ferudun Yılmaz, Sanayi ve Teknoloji İl Müdürü Aydın Bakoğlu ve BEBKA Genel Sekreteri Sabri Bayram’ın katılımıyla ULUTEK Teknopark’ta düzenlenen toplantılar ve işletme ziyaretleri ile bölgenin teknoloji altyapısı değerlendirildi. Program sırasında ULUTEK Teknopark Genel Müdürü Prof. Dr. İrfan Karagöz, teknoparkın genel durumu, faaliyet alanları ve projelere dair bir sunum yaptı. Teknopark ekosisteminin mevcut çalışmalarını incelemek açısından ziyaretin önemli olduğuna değinen Prof. Dr. Karagöz, “ULUTEK olarak, Bursa’nın sanayi potansiyelini akademik bilgi birikimiyle harmanlayan bütüncül bir inovasyon yapımızı genişletme çabasındayız. Sayın Sanayi ve Teknoloji Bakan Yardımcımızın ziyaretinde; Ar-Ge firmalarımızın projelerini, prototip ve teknoloji geliştirme altyapımızı, girişimcilere sunduğumuz destek imkanlarını ve sanayi–üniversite iş birliğini güçlendirmeye yönelik çabalarımızı detaylı bir şekilde ele alma fırsatımız oldu. Bakanlığımızın vizyonuyla uyumlu bir şekilde, katma değer üreten ve ihracat potansiyeli yüksek teknolojilerin geliştirilmesi yolundaki çabalarımıza kararlılıkla devam edeceğiz. Bu vesileyle, ilgi ve ziyaretlerinden dolayı Sayın Bakan Yardımcımız Muhammet Kasım Gönüllü’ye teşekkür ederim.” dedi. FİRMALAR VE AR-GE PROJELERİ YERİNDE İNCELENDİ Sanayi ve Teknoloji Bakan Yardımcısı Gönüllü ve beraberindeki ekip, ULUTEK Teknopark bünyesinde bulunan işletmeleri gezerek yürütülen Ar-Ge projeleri ile teknolojik üretim aşamalarını yerinde gözlemledi. Ziyaret sırasında, girişimcilik kültürünün güçlendirilmesi, dijital dönüşümün hızlandırılması ve kaliteli istihdamın artırılmasına yönelik çalışmalar üzerine görüş alışverişinde bulunuldu.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.