Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
SON DAKİKA
Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Kasten Öldürme

Bursa Digital, Bursa Haber, Bursa Son Dakika - Kasten Öldürme haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Kasten Öldürme haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Gülistan Doku soruşturmasında yeni gelişme: Umut Altaş FBI'a ifade verdi Haber

Gülistan Doku soruşturmasında yeni gelişme: Umut Altaş FBI'a ifade verdi

Adli yardımlaşma kapsamında Türkiye'ye ulaştırılan FBI tutanağında Altaş'ın, Gülistan Doku'nun öldürüldüğünü gördüğünü ve cesedinin taşınmasına yardım ettiğini öne sürdüğü aktarıldı. Altaş'ın ifadelerinde, dönemin Tunceli Valisi Tuncay Sonel'in oğlu Mustafa Türkay Sonel hakkında da ağır suçlamalarda bulunduğu belirtildi. Söz konusu anlatımların soruşturma kapsamında değerlendirildiği, Altaş'ın beyanlarının tek başına olayın nasıl gerçekleştiğini kesin olarak ortaya koymadığı ve iddiaların adli makamlarca araştırıldığı kaydedildi. 109 soruluk adli yardımlaşma talebi Haberde aktarılan bilgilere göre Türkiye, Altaş'ın ifadesinin alınması amacıyla ABD makamlarına kapsamlı bir soru seti gönderdi. FBI ile ABD İç Güvenlik Soruşturmaları birimi görevlilerinin Altaş'ı 19 ve 20 Ağustos 2026 tarihlerinde Pennsylvania'daki Moshannon Valley İşleme Merkezi'nde sorguladığı belirtildi. FBI'ın 26 Ağustos 2026 tarihli yazısında, görüşmeleri içeren FD-302 raporunun Türkiye'nin adli yardımlaşma talebine yanıt olarak hazırlandığının ifade edildiği aktarıldı. Dosyanın, Adalet Bakanlığı Dış İlişkiler ve Avrupa Birliği Genel Müdürlüğü üzerinden Türk adli makamlarına ulaştırıldığı bildirildi. Tutanakta, Tunceli Cumhuriyet Başsavcılığı'nın soruşturmayı kasten öldürme, nitelikli cinsel saldırı, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma ile delilleri yok etme, gizleme veya değiştirme suçları yönünden sürdürdüğü kaydedildi. Türkiye tarafından hazırlanan soru setinde Altaş'a yöneltilmek üzere 109 soru bulunduğu belirtildi. Altaş: "Beni kullandı" FBI sorgusunda Altaş'a Mustafa Türkay Sonel ile ilişkisi soruldu. Altaş'ın, Sonel tarafından kullanıldığını söylediği ve kendisinin Gülistan Doku'nun öldürülmesi ile suçun üzerine bırakılması amacıyla kullanılmış olabileceğini öne sürdüğü aktarıldı. FBI görevlilerinin, "Mustafa Türkay Sonel'in Gülistan Doku'yu öldürdüğüne inanıyor musun?" sorusuna Altaş'ın olumlu yanıt verdiği belirtildi. Altaş'ın bu kanaatinin gerekçesi olarak cinayete tanık olduğunu ileri sürdüğü kaydedildi. Gülistan Doku'nun otomobile bindirildiğini öne sürdü Altaş'ın anlatımına göre olay 5 Ocak 2020 gecesi meydana geldi. Altaş, Mustafa Türkay Sonel ile birlikte Gülistan Doku'nun bulunduğu bölgeye gittiklerini ve Doku'yu köprü çevresinde gördüklerini iddia etti. Daha sonra Doku'nun BMW marka otomobile bindiğini öne süren Altaş, araçta Sonel'in sürücü koltuğunda, kendisinin ön yolcu koltuğunda, Doku'nun ise arka koltukta bulunduğunu söyledi. Altaş, araç içerisinde Doku'nun kendilerine tepki gösterdiğini ve tartışmanın ardından çığlık attığını ileri sürdü. Ardından Sonel'in araçtaki bir tabancayla Doku'ya ateş ettiğini iddia eden Altaş, genç kadının hayatını kaybettiğini gördüğünü söyledi. Bu anlatımların tamamının Altaş'ın beyanlarına dayandığı ve soruşturma makamlarınca değerlendirildiği belirtildi. "Cesedi bagaja taşıdık" iddiası Altaş, ateş edilmesinin ardından Sonel'e neden Doku'yu öldürdüğünü sorduğunu, Sonel'in ise kendisinden susmasını ve cesedin taşınmasına yardım etmesini istediğini öne sürdü. Başlangıçta bunu reddettiğini söyleyen Altaş, daha sonra Doku'nun cesedini birlikte BMW'nin bagajına koyduklarını iddia etti. Altaş ayrıca, cesedin araca konulmasının ardından Sonel'in dönemin Tunceli Valisi Tuncay Sonel'in koruma görevlisi Şükrü Eroğlu'nu telefonla aradığını öne sürdü. "Babam bu işi halledecek" sözleri Altaş'ın ifadesine göre Sonel ile Eroğlu yaklaşık 15-20 dakika görüştü. Görüşmenin ardından Sonel'in kendisine susmasını ve olaydan kimseye bahsetmemesini söylediğini iddia eden Altaş, "Bu mesele ortadan kalkmaz" şeklindeki sözlerine karşılık Sonel'in babasının konuyu halledeceğini söylediğini öne sürdü. Altaş, ertesi sabah Sonel'in kendisini tekrar aradığını ve olayın halledildiğini söylediğini de iddia etti. Ceset için Pertek yolu iddiası FBI tutanağında yer aldığı belirtilen bir diğer iddia ise Doku'nun cesedinin bulunabileceği yerle ilgili oldu. Altaş, Sonel'in kendisine cesedin olay bölgesinden Pertek yönünde yaklaşık 15-20 dakikalık mesafede bulunduğunu söylediğini öne sürdü. Daha sonra bu mesafeyi yaklaşık 30 dakika olarak düzelten Altaş, cesedin yeni yapılan bir yolun kenarına gömülmüş olabileceğini tahmin etti. Altaş, bu bölümün doğrudan gördüğü bir olaya değil, Sonel'den aldığını öne sürdüğü bilgilere dayandığını belirtti. Baz ve PTS kayıtları sorguda gündeme geldi FBI sorgusunda Türk soruşturma makamlarınca elde edilen daraltılmış baz kayıtları ile Plaka Tanıma Sistemi (PTS) verilerinin de Altaş'a gösterildiği aktarıldı. Dosyadaki tespitlere göre Altaş'ın 5 Ocak 2020 saat 22.09'da Gülistan Doku'nun son görüldüğü Sarısaltuk Viyadüğü çevresinde bulunduğu belirtildi. Mustafa Türkay Sonel'in 22.08-22.37, Şükrü Eroğlu'nun ise 22.08'de aynı bölgede bulunduğu yönündeki kayıtların da sorguda gündeme getirildiği ifade edildi. PTS verilerine göre Sonel'in kullandığı BMW'nin saat 22.17.51'de Tunceli'den Elazığ yönüne çıktığı, 22.30.17'de ise Tunceli yönüne döndüğü aktarıldı. Aracın dönüşü sırasında sürücü koltuğunda Sonel'in, ön yolcu koltuğunda ise Altaş'ın bulunduğunun belirlendiği kaydedildi. Kamera kayıtlarıyla ilgili iddia Söz konusu kayıtların Altaş'ın ilk anlatımıyla çelişmesi üzerine FBI görevlilerinin sorguyu derinleştirdiği belirtildi. Altaş'ın daha sonra Sonel ile aynı BMW'yle köprü bölgesine geri döndüklerini söylediği aktarıldı. Altaş, dönüş gerekçesinin bölgede kamera bulunup bulunmadığını kontrol etmek olduğunu öne sürdü. Üniversite kamerasının kayıtlarıyla ilgili sorulara da yanıt veren Altaş, Sonel'in kendisine kameraların kayıt yapmayacağını söylediğini iddia etti. Ancak kayıtların kim tarafından veya nasıl silindiğini bilmediğini ifade etti. Tehdit edildiğini ve para teklif edildiğini öne sürdü Altaş, olayın ardından Sonel tarafından tehdit edildiğini de ileri sürdü. Sonel'in kendisine ve ailesine yönelik tehditlerde bulunduğunu iddia eden Altaş, olay hakkında susması için kendisine para teklif edildiğini de öne sürdü. Altaş ayrıca Sonel'in kendisine ailesinin devlet içindeki gücüne ilişkin ifadeler kullandığını iddia etti. Bu iddiaların da FBI tutanağında Altaş'ın beyanları kapsamında yer aldığı belirtildi. Hamilelik ve kürtaj iddiasında geri adım attı Sorguda, Gülistan Doku'nun hamile kaldığı ve kürtaja zorlandığı yönündeki daha önce ortaya atılan iddialar da gündeme geldi. Altaş, bu konuda doğrudan bilgi sahibi olmadığını söyledi. Ancak daha önce eski işvereni Rüstem Keskin ile yaptığı görüşmede bu yönde ifadeler kullandığının hatırlatılması üzerine, söz konusu ifadelerin kendisine ait olduğunu kabul ettiği aktarıldı. Altaş'ın daha sonra hamilelik ve kürtajla ilgili bazı ayrıntıları tahmin etmiş olabileceğini ve her şeyi hatırlamadığını savunduğu belirtildi. "Ceset videosu gönderildi" iddiası FBI sorgusunda gündeme gelen bir diğer konu ise Altaş'a WhatsApp üzerinden gönderildiği öne sürülen bir video oldu. Altaş, Mustafa Türkay Sonel'in kendisine yalnızca bir kez izlenebilen bir video gönderdiğini ve görüntülerde bir kişinin ceset parçası tuttuğunu söylediğini aktardı. Videonun Sonel tarafından gönderildiğini doğrulayan Altaş, görüntülerdeki cesedin Gülistan Doku'ya ait olup olmadığını kesin olarak belirleyemediğini ifade etti. FBI görevlilerinin, daha önce videodaki kişinin Doku olduğunu söylediği yönündeki beyanını hatırlatması üzerine Altaş'ın bu sözlerin kendisine ait olduğunu kabul ettiği, ancak görüntüyü net şekilde göremediğini savunduğu belirtildi. "Olay sırasında oradaydım" dedi FBI görevlilerinin Altaş'a Doku'nun öldürüldüğü sırada Sonel ve Doku ile birlikte olup olmadığını ve olaya bizzat tanık olup olmadığını sorduğu aktarıldı. Altaş'ın her iki soruya da olumlu yanıt verdiği, iki günlük sorgu boyunca ortaya çıkan çelişkili anlatımlara rağmen olay sırasında bölgede bulunduğu yönündeki beyanını sürdürdüğü belirtildi. Babasına gönderdiği mesaj da soruldu Soruşturmada dikkat çekilen delillerden biri olarak, Altaş'ın babası Celal Altaş'ın telefonunda bulunan WhatsApp mesajı da FBI sorgusunda gündeme geldi. Umut Altaş'ın babasına gönderdiği belirtilen mesajda, kendisinin susturulduğuna ilişkin ifadelerin yer aldığı aktarıldı. FBI görevlilerinin mesajı sorması üzerine Altaş, mesajı kendisinin gönderdiğini kabul etti ancak neden bu ifadeleri kullandığını hatırlamadığını söyledi. ABD'ye gidiş kararının kimin tarafından alındığı da sorguda soruldu. Altaş'ın önce bunun kendi kararı olduğunu söylediği, daha sonra ise kararın ailece alındığını ifade ettiği belirtildi. ABD'ye geçişini anlattı Altaş, 25 Mayıs 2022'de İstanbul'dan Meksika'ya uçtuğunu ve ardından ABD sınırına geçtiğini anlattı. Sınırı yasa dışı şekilde geçebilmek için bir Meksika vatandaşına yaklaşık 10 bin dolar ödendiğini öne süren Altaş, bu paranın Tunceli'de babası tarafından ilgili kişiye verildiğini iddia etti. Eski tarihlere ilişkin baz kayıtları da soruldu Soruşturmada Doku'nun kaybolmasından önceki dönemle ilgili bazı kayıtların da FBI sorgusunda gündeme getirildiği aktarıldı. Türk makamlarının daraltılmış baz çalışmasına göre 27 Aralık 2019'da saat 15.31-16.22 arasında Altaş ile Doku'nun Gençlik Merkezi çevresinde aynı bölgede bulunduğunun tespit edildiği belirtildi. Altaş, kendisinin ve Mustafa Türkay Sonel'in bölgede bulunduğunu, Doku'nun da orada bulunmuş olabileceğini söyledi. Bir kızın Sonel tarafından takip edildiğini, daha sonra birlikte binaya girdiklerini ve yaklaşık 15 dakika sonra çıktıklarını anlattı. Bu kişinin Doku olup olmadığı sorusuna ise Altaş'ın "Mümkün olabilir" yanıtını verdiği aktarıldı. Altaş, dönemin valisini suçladı İki günlük sorgunun sonunda FBI görevlilerine Gülistan Doku hakkında bildiklerinin tamamını anlattığını söyleyen Altaş, soruşturmanın adil yürütülmediğini ileri sürdü. Altaş, dönemin Tunceli Valisi Tuncay Sonel'i olayın üzerinin kapatılması ve oğlu Mustafa Türkay Sonel'in adli makamlara teslim edilmemesiyle suçladı. Altaş'ın FBI'a verdiği ifadede yer alan iddiaların, Gülistan Doku'nun kaybolmasına ilişkin devam eden soruşturma kapsamında adli makamlar tarafından değerlendirileceği belirtildi. Söz konusu beyanların kesinleşmiş bir yargı kararı niteliğinde olmadığı ve ilgili kişiler açısından suçluluk hükmü oluşturmadığı kaydedildi.

Adalet Bakanı Akın Gürlek, bugüne kadar 36 dosyada, 41 maktul ve 7 yaralının bulunduğu faili meçhul olayların aydınlatıldığını açıkladı Haber

Adalet Bakanı Akın Gürlek, bugüne kadar 36 dosyada, 41 maktul ve 7 yaralının bulunduğu faili meçhul olayların aydınlatıldığını açıkladı

Adalet Bakanı Gürlek, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliğinde hiçbir suçun cezasız kalmaması amacıyla çalışmaların kararlılıkla sürdürüldüğünü belirtti. Adalet Bakanlığı ile İçişleri Bakanlığı arasındaki koordinasyonun yanı sıra Cumhuriyet Başsavcılıkları, emniyet ve jandarma teşkilatlarının iş birliğiyle yürütülen çalışmaların somut sonuçlar verdiğini vurgulayan Bakan Gürlek, 24 Nisan 2026’da kurulan Faili Meçhul Suçları Araştırma Daire Başkanlığı’nın koordinasyonunda bugüne kadar 36 dosyanın aydınlatıldığını kaydetti. Bakan Gürlek, aydınlatılan dosyalarda 41 maktul ve 7 yaralının bulunduğunu belirterek, çalışmalar kapsamında yıllardır faili belirlenemeyen iki önemli dosyada daha kritik sonuçlara ulaşıldığını duyurdu. "ANKARA'DA AYNI YÖNTEMLE GERÇEKLEŞTİRİLEN CİNAYETLER YENİDEN MERCEK ALTINA ALINDI" Bakan Gürlek, Ankara’da 2015 yılında aynı yöntemle gerçekleştirilen 3 kasten öldürme ve 6 kasten öldürmeye teşebbüs olayının yeniden mercek altına alındığını belirterek, “Ankara’da 2015 yılında aynı yöntemle gerçekleştirilen 3 kasten öldürme ve 6 kasten öldürmeye teşebbüs olayı yeniden mercek altına alındı. Hasan Saygın, Muhsin Demirdirek ve Mustafa Çağmaoğlu’nun öldürüldüğü, 6 kişinin ise öldürülmeye teşebbüs edildiği olaylar arasındaki benzerlikler incelendi. Beyanlar, HTS ve baz kayıtları, şüphelinin olayların yaşandığı dönemdeki hareketleri ile Antalya’da işlenen benzer nitelikteki bir cinayet birlikte değerlendirildi. M.Ö.’nün 2015 yılı sonunda Ankara’dan ayrılmasının ardından benzer saldırıların sona ermesi de dosyadaki önemli bulgulardan biri oldu. Hâlen başka bir cinayet suçundan cezaevinde bulunan M.Ö.’nün, Ankara’daki 3 cinayet ve 6 öldürmeye teşebbüs olayının şüphelisi olduğu tespit edildi. 7 Ağustos 2026 tarihinde ifadesi alınan M.Ö., 3 kez kasten öldürme ve 6 kez kasten öldürmeye teşebbüs suçundan tutuklandı.” dedi. OSMANİYE'DE ÖLDÜRÜLEN ALA ÇİFTİNİN DOSYASI YENİDEN ELE ALINDI Osmaniye'de ise 13 Şubat 2019'da evlerinde öldürülen Mustafa ve Hüsna Ala çiftinin dosyasının yeniden ele alındığını belirten Bakan Gürlek, şu ifadeleri kullandı: “Osmaniye’de ise 13 Şubat 2019 tarihinde evlerinde öldürülen Mustafa ve Hüsna Ala çiftinin dosyası yeniden ele alındı. Olay yeri fotoğrafları, kayıp senet, tanık anlatımları, HTS ve daraltılmış baz kayıtları ile PTS verileri yeniden değerlendirildi. Şüpheli Y.K.’nın maktulle irtibatı, olay bölgesindeki baz kayıtları ve aracına ait giriş-çıkış kayıtları tespit edildi. 21 Ağustos’ta gözaltına alınan şüpheli, çıkarıldığı Sulh Ceza Hâkimliğince tutuklandı.” “SUÇUN VE SUÇLUNUN PEŞİNİ BIRAKMAYACAĞIZ” Bakan Gürlek, soruşturmaları titizlikle yürüten Ankara ve Osmaniye Cumhuriyet Başsavcılıkları ile Faili Meçhul Suçları Araştırma Daire Başkanlığına, Ankara ve Osmaniye İl Emniyet Müdürlüklerine, adliye, emniyet ve jandarma teşkilatlarının mensuplarına teşekkür etti. “Aradan kaç yıl geçerse geçsin suçun ve suçlunun peşini bırakmayacağız” diyen Bakan Gürlek, kamu vicdanında açık kalan hiçbir dosyanın sahipsiz bırakılmayacağını, faili meçhul olayların birer birer aydınlatılmaya devam edeceğini kaydetti.

Resmi Gazete’de yayınlanan 7595 sayılı kanun ile Soruşturma ve cezalar ertelenebilecek Haber

Resmi Gazete’de yayınlanan 7595 sayılı kanun ile Soruşturma ve cezalar ertelenebilecek

PKK/KCK terör örgütü ve bağlantılı oluşumların silah ve mühimmatı teslim ettiğinin güvenlik kurumlarınca tespit edilmesi ve bu durumun Milli Güvenlik Kurulu kararıyla teyit edilerek bugünkü Resmi Gazete’de yayımlanması, düzenlemenin uygulanmasının temel şartı olacak. Kanuna göre, kasten öldürme suçu ile bazı ağır suçlar kapsam dışında tutulurken, örgüt faaliyeti kapsamında işlenen ve üst sınırı 15 yıl veya daha az hapis cezasını gerektiren suçlara ilişkin soruşturma ve kovuşturmalar 5 yıl, 15 yıldan fazla hapis veya müebbet hapis gerektiren suçlara ilişkin süreçler ise 10 yıl ertelenebilecek. Erteleme süresince dava zamanaşımı işlemeyecek. Bu süre içinde yeniden terör suçu işlenmesi halinde erteleme kararı kaldırılarak soruşturma veya kovuşturmaya devam edilecek. Sürenin yeni bir suç işlenmeden tamamlanması halinde ise kovuşturmaya yer olmadığı veya davanın düşmesi kararı verilecek. MAHKUMİYETLERİN İNFAZINA DA ERTELEME Düzenleme, belirli şartlarla kesinleşmiş mahkûmiyetlerin infazını da kapsıyor. Toplam 15 yıl veya daha az hapis cezasına mahkûm olanların cezalarının infazı 5 yıl, 15 yıldan fazla hapis cezası alanlar ile müebbet veya ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına mahkûm olanların infazı ise 10 yıl süreyle ertelenebilecek. Bu uygulamada da kasten öldürme ve 1 Haziran 2005’ten önce işlenen bazı ağır suçlardan verilen müebbet ve ağırlaştırılmış müebbet hapis cezaları kapsam dışında bırakıldı. BAŞVURU İÇİN 6 AY SÜRE Kanundan yararlanmak isteyenlerin, ilgili Milli Güvenlik Kurulu kararının Resmî Gazete’de yayımlanmasının ardından 6 ay içinde bulundukları yerdeki Cumhuriyet başsavcılıklarına veya Kurul tarafından görevlendirilecek kurumlara yazılı başvuruda bulunmaları gerekecek. Sürecin takibi ise Cumhurbaşkanı Yardımcısı başkanlığında; Adalet, Dışişleri, İçişleri ve Millî Savunma bakanları ile ilgili üst düzey kamu görevlilerinden oluşacak bir Kurul tarafından yürütülecek. TBMM bünyesinde ayrıca bir İzleme Komisyonu oluşturulacak. Kanunla örgüt mensuplarının teslim ettiği veya beyan ettiği silah, mühimmat, patlayıcı madde, araç, gereç ve diğer malzemelerin kayıt altına alınması da hükme bağlandı. Söz konusu kanunun detaylarına ulaşmak için tıklayabilirsiniz

İçişleri Bakanlığı: Organize suç örgütü elebaşı Serkan Kurtuluş Arjantin’den Türkiye’ye getiriliyor Haber

İçişleri Bakanlığı: Organize suç örgütü elebaşı Serkan Kurtuluş Arjantin’den Türkiye’ye getiriliyor

İçişleri Bakanlığı, organize suç örgütlerine yönelik uluslararası operasyonlar kapsamında aranan Serkan Kurtuluş’un Arjantin’den Türkiye’ye getirildiğini duyurdu. Bakanlığın paylaşımında, Kurtuluş’un “tasarlayarak öldürme, kasten öldürme, suç işlemek amacıyla örgüt kurma, silahla yağma ve zincirleme şekilde tehdit” suçlarından kırmızı bültenle uluslararası seviyede arandığı belirtildi. Kurtuluş’un yakalanması ve Türkiye’ye iadesi; Emniyet Genel Müdürlüğü Interpol Europol Daire Başkanlığı, KOM ve İstihbarat Başkanlıkları ile Dışişleri ve Adalet Bakanlıklarının koordinasyonunda gerçekleştirildi. “DEVLETİMİZDEN KAÇAMIYORLAR” İçişleri Bakanlığı, organize suç örgütlerine karşı mücadelenin yurt içinde olduğu gibi yurt dışında da kararlılıkla sürdürüldüğünü vurguladı. Paylaşımda, “Nereye saklanırlarsa saklansınlar, organize suç örgütleri devletimizden kaçamıyor” mesajı verilirken, vatandaşların huzurunu bozan ve gençlerin geleceğini tehdit eden suç örgütlerine karşı mücadelenin devam edeceği belirtildi. "Organize Suç Örgütü Elebaşı Serkan Kurtuluş Arjantin'den Ülkemize Getiriliyor" Nereye Saklanırsa Saklansınlar, Organize Suç Örgütleri Devletimizden Kaçamıyor. Bugün de organize suç örgütü elebaşı Serkan Kurtuluş Arjantin'den Türkiye’ye getiriliyor. Emniyet Genel Müdürlüğü… pic.twitter.com/NugOzZOubP — T.C. İçişleri Bakanlığı (@TC_icisleri) August 14, 2026 Bakanlık, operasyon ve iade sürecinde görev alan emniyet birimlerini ve personeli tebrik ederken, Adalet Bakanlığı ile Dışişleri Bakanlığı görevlilerine de teşekkür etti.

2 organize suç örgütü elebaşı Ferhat Delen ile Erdoğan Aykut yakalanarak Türkiye'ye iade edildi Haber

2 organize suç örgütü elebaşı Ferhat Delen ile Erdoğan Aykut yakalanarak Türkiye'ye iade edildi

Kırmızı bültenle uluslararası seviyede aranan organize suç örgütü elebaşları Ferhat Delen ve Erdoğan Aykut, Gürcistan’da yakalanarak bugün Sarp Kara Hudut Kapısı üzerinden Türkiye’ye iade edildi. Operasyon; Emniyet Genel Müdürlüğü İnterpol Europol Daire Başkanlığı, KOM ve İstihbarat Başkanlıkları, Göçmen Kaçakçılığıyla Mücadele ve Hudut Kapıları ile Asayiş Daire Başkanlıkları, ayrıca Dışişleri Bakanlığı ve Adalet Bakanlığı koordinesinde gerçekleştirildi. Yapılan paylaşımda, Delen'in "kasten öldürme", "suç işlemek amacıyla örgüt kurma", "ruhsatsız ateşli silahlarla mermileri satın alma", "taşıma veya bulundurma" suçlarından kırmızı bültenle uluslararası seviyede arandığı bilgisi verildi. Erdoğan Aykut'un ise "silahla yağma", "Türk vatandaşı veya yabancının yurt dışına çıkmasına imkan sağlama" ve "hırsızlık" suçlarından kırmızı bültenle uluslararası seviyede arandığı ifade edildi. Bakanlığın sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda '' 'silahla tehdit', 'kamu malına zarar verme', 'ruhsatsız ateşli silahlarla mermileri satın alma veya taşıma veya bulundurma' suçlarından kırmızı bültenle uluslararası seviyede aranan Kule Emre organize suç örgütü üyesi Bayram Tekkalan ile 'hakaret', 'görevi yaptırmamak için direnme', 'kasten öldürmeye azmettirme', 'kasten öldürmeye teşebbüs' ve 'sahte para basmak', '6136 sayılı Kanun'a aykırılık', 'tasarlayarak kasten öldürme', 'gece vakti silahla yağma', 'cebir, tehdit veya hile kullanarak kişiyi hürriyetinden yoksun kılma', 'kasten adam öldürme' suçlarından kırmızı bültenle uluslararası seviyede aranan Ş.B, D.Y, H.U. ve F.S. isimli şahıslar da Gürcistan’da yakalanarak ülkemize iadeleri sağlandı. Çocuklarımızın geleceğine uzanan, gençlerimizi suç batağına çekmeye çalışan hiçbir organize suç örgütüne geçit vermeyeceğiz. 10 yıl da geçse, 100 yıl da geçse, nereye kaçarlarsa kaçsınlar, Türk Devletinin pençesinden kurtulamayacaklar. Kahraman polislerimizi, başkanlıklarımızı, daire başkanlıklarımızı, Artvin İl Emniyet Müdürlüğümüzü ve emeği geçenleri tebrik ediyoruz. Adalet Bakanlığı ve Dışişleri Bakanlığı görevlilerine teşekkür ediyoruz." ifadelerine yer verildi. "2 Organize Suç Örgütü Elebaşı Gürcistan'dan Ülkemize İade Edildi" Organize Suç Örgütü Elebaşları Nereye Kaçarlarsa Kaçsınlar Türk Devletinin Pençesinden Kurtulamazlar. "REDKİTLER" Organize Suç Örgütü Elebaşı Ferhat Delen ile “ERDOĞAN AYKUT” Organize Suç Örgütü Elebaşı Erdoğan… pic.twitter.com/Hq8cp0lPuY — T.C. İçişleri Bakanlığı (@TC_icisleri) August 13, 2026

Afyonkarahisar'da 4 yaşındaki çocuğun ölümünde kan donduran iddialar: Üvey baba tutuklandı Haber

Afyonkarahisar'da 4 yaşındaki çocuğun ölümünde kan donduran iddialar: Üvey baba tutuklandı

4 yaşındaki çocuğun ölümüyle ilgili soruşturmada çarpıcı gelişme: Gerçek JASAT incelemesiyle ortaya çıktı Afyonkarahisar'da 4 yaşındaki Y.E.Y.'nin hayatını kaybetmesiyle ilgili yürütülen soruşturmada ortaya çıkan detaylar kamuoyunda büyük yankı uyandırdı. İlk etapta yüksekten düşme sonucu gerçekleştiği belirtilen olayın ardından yapılan kapsamlı incelemeler, küçük çocuğun ölümüne ilişkin farklı iddiaları gündeme getirdi. Jandarma Suç Araştırma Timi (JASAT) ekiplerinin yürüttüğü detaylı çalışma sonucunda aile bireylerinin ifadelerindeki çelişkiler ve otopsi raporu doğrultusunda soruşturma derinleştirildi. Yapılan işlemler sonrası üvey baba B.K. tutuklanırken, dede M.K. hakkında da tutuklama kararı verildi. Olay "yüksekten düşme" olarak bildirilmişti Olay, 24 Ocak 2026 tarihinde merkeze bağlı Işıklar beldesinde meydana geldi. Edinilen bilgilere göre, 4 yaşındaki Y.E.Y., annesi Z.K. ve dedesi M.K. tarafından bilinci kapalı halde Afyon Sağlık Bilimleri Üniversitesi Hastanesi'ne götürüldü. Aile tarafından küçük çocuğun yüksekten düştüğü belirtilirken, hastanede yapılan kontrollerde Y.E.Y.'nin beyin kanaması geçirdiği tespit edildi. Doktorların tüm müdahalelerine rağmen durumu ağır olan çocuk, daha ileri tedavi için Kütahya Şehir Hastanesi'ne sevk edildi. Ancak küçük Y.E.Y., burada yapılan tüm çabalara rağmen kurtarılamadı. JASAT soruşturmayı devraldı Çocuğun hayatını kaybetmesinin ardından jandarma ekipleri olayla ilgili geniş çaplı soruşturma başlattı. İlk aşamada olayın meydana geldiği bölgede inceleme yapan ekipler, aile üyelerinin ifadelerine başvurdu. Ancak zaman içerisinde verilen ifadeler arasında bazı çelişkiler tespit edildi. Bunun üzerine dosya, jandarmanın özel soruşturma birimi olan JASAT ekiplerine devredildi. JASAT dedektifleri; olay yeri incelemeleri, aile beyanları, teknik değerlendirmeler ve otopsi raporunu birlikte değerlendirerek soruşturmanın kapsamını genişletti. Aile bireyleri gözaltına alındı Yürütülen çalışmalar sonucunda anne Z.K., üvey baba B.K., dede M.K., babaanne A.K. ve bir aile üyesi gözaltına alındı. Şüphelilerin ifadeleri ve soruşturma kapsamında elde edilen bilgiler doğrultusunda olayın nasıl gerçekleştiğine ilişkin yeni detaylara ulaşıldı. Dedenin ifadesi soruşturmanın seyrini değiştirdi Adliyeye sevk edilen aile üyelerinden dede M.K.'nin verdiği ifade, soruşturmanın önemli noktalarından biri oldu. Dedenin iddiasına göre olay günü oğlu B.K. ile birlikte araziye koyun otlatmaya gittikleri, bir süre sonra B.K.'nin kucağında Y.E.Y. ile geldiği belirtildi. Dede M.K.'nin ifadesinde, B.K.'nin kendisine çocuğa vurduğunu ve bayıldığını söylediğini aktardığı öne sürüldü. Bunun ardından küçük çocuğun annesiyle birlikte hastaneye götürüldüğü ve daha sonra hayatını kaybettiği ifade edildi. Üvey baba "kasten öldürme" suçlamasıyla tutuklandı Savcılık sorgusunun ardından mahkemeye sevk edilen şüpheliler hakkında karar verildi. Üvey baba B.K., "kasten öldürme" suçlamasıyla tutuklanarak cezaevine gönderildi. Dede M.K. ise "delil karartma" iddiasıyla tutuklandı. Anne Z.K. ve babaanne A.K. hakkında ise adli kontrol şartı ve yurt dışına çıkış yasağı uygulanarak serbest bırakılma kararı verildi. Diğer aile üyesi ise ifadesinin ardından serbest bırakıldı. Üvey baba suçlamaları kabul etmedi Tutuklanan B.K.'nin mahkemedeki savunmasında suçlamaları kabul etmediği ve olayın nasıl gerçekleştiğine ilişkin iddiaları reddettiği öğrenildi. Ancak soruşturma kapsamında bazı çevre sakinlerinden alınan bilgilerde, küçük çocuğun daha önce de fiziksel şiddete maruz kaldığı yönünde iddialar bulunduğu belirtildi. İddialara göre B.K.'nin, üvey çocuğa çeşitli bahanelerle zaman zaman şiddet uyguladığı öne sürüldü. Bu iddiaların soruşturma kapsamında ayrıca değerlendirildiği öğrenildi. Soruşturma devam ediyor Olayla ilgili adli süreç devam ederken, mahkemenin dosyadaki deliller ve tarafların beyanları doğrultusunda değerlendirme yapmayı sürdüreceği belirtildi. 4 yaşındaki Y.E.Y.'nin ölümüyle ilgili soruşturma, hem adli makamlar hem de kamuoyu tarafından yakından takip ediliyor. Yetkililer, olayın tüm yönleriyle aydınlatılması için çalışmaların sürdüğünü bildirirken, kesin sonucun devam eden yargılama süreci sonunda ortaya çıkacağı ifade ediliyor.

Çerçeve yasa teklifinin detayları ortaya çıktı: 12 maddelik düzenlemede silah bırakma şartı ve erteleme hükümleri yer alıyor Haber

Çerçeve yasa teklifinin detayları ortaya çıktı: 12 maddelik düzenlemede silah bırakma şartı ve erteleme hükümleri yer alıyor

Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne sunulması beklenen “Millî Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun Teklifi”nin ayrıntıları açıklandı. Kamuoyunda “çerçeve yasa” olarak değerlendirilen düzenleme, PKK/KCK terör örgütünün faaliyetlerinin sona erdirilmesi, silahların teslim edilmesi ve bu sürecin devlet kurumları tarafından teyit edilmesine yönelik hükümler içeriyor. Düzenlemenin uygulanması için silah bırakma şartı Teklif metnine göre, kanundan yararlanılabilmesi için PKK/KCK terör örgütünün ve bağlantılı yapıların fiili varlığına son vermesi, kontrolündeki silah ve mühimmatları teslim etmesi gerekiyor. Bu sürecin tamamlandığının güvenlik kurumları tarafından tespit edilmesi ve Milli Güvenlik Kurulu tarafından teyit edilmesi öngörülüyor. Düzenlemede, “Tespit ve Teyit Makamı” olarak güvenlik kurumlarının değerlendirmesi ve MGK onayı esas alınıyor. Kapsama giren suçlar belirlendi Teklif kapsamında; PKK/KCK terör örgütünü kurma veya yönetme, Örgüte üye olma, Örgüte bilerek ve isteyerek yardım etme, Örgüt propagandası yapma, Örgütün faaliyetleri kapsamında işlenen bazı suçlar, Terörizmin finansmanına ilişkin suçlar yer alıyor. Ancak bazı ağır suçlar kapsam dışında tutuluyor. 2005 öncesi ağırlaştırılmış müebbet cezaları kapsam dışında Düzenlemede, örgüt faaliyeti kapsamında işlenen kasten öldürme suçları ile 1 Haziran 2005 tarihinden önce işlenen ve müebbet veya ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasını gerektiren suçların kapsam dışında bırakıldığı belirtiliyor. Bu kapsam nedeniyle 2005 öncesi ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına çarptırılan hükümlülerin düzenlemeden yararlanamayacağı ifade ediliyor. Soruşturma ve davalara erteleme düzenlemesi Teklifte, kapsam dahilindeki kişiler hakkında devam eden soruşturma ve davalar için erteleme hükümleri yer alıyor. Buna göre; Üst sınırı 15 yıl veya daha az hapis cezasını gerektiren suçlarda 5 yıl, 15 yıldan fazla hapis cezası, müebbet veya ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasını gerektiren suçlarda 10 yıl süreyle soruşturma ve kovuşturmaların ertelenmesi öngörülüyor. Erteleme kararlarına karşı iki hafta içinde itiraz edilebilecek. Cezaların infazına ilişkin düzenleme Teklifte, kesinleşmiş cezalar için de erteleme hükümleri bulunuyor. Buna göre; Toplam 15 yıl veya daha az hapis cezaları 5 yıl, 15 yıldan fazla hapis cezaları ile müebbet veya ağırlaştırılmış müebbet cezaları 10 yıl süreyle infaz hâkimi kararıyla ertelenebilecek. Belirlenen süre içerisinde yeni bir suç işlenmemesi halinde verilen cezanın infaz edilmiş sayılması düzenleniyor. Örgüt faaliyetlerine son verilmesi izlenecek Kanunun uygulanmasını takip etmek amacıyla Cumhurbaşkanı Yardımcısı başkanlığında bir kurul oluşturulması planlanıyor. Kurulda; Adalet Bakanı, Dışişleri Bakanı, İçişleri Bakanı, Milli Savunma Bakanı, Cumhurbaşkanlığı Genel Sekreteri, MİT Başkanı, MGK Genel Sekreteri yer alacak. Ayrıca TBMM bünyesinde 17 üyeden oluşan bir İzleme Komisyonu kurulması öngörülüyor. Başvurular için 6 aylık süre Teklif kapsamında düzenlemeden yararlanmak isteyenlerin, Milli Güvenlik Kurulu kararının Resmî Gazete’de yayımlanmasının ardından 6 ay içinde yazılı başvuru yapması gerekiyor. Düzenlemede ayrıca teslim ve silahsızlanma sürecine ilişkin uygulama esaslarının Milli Savunma Bakanlığı ve İçişleri Bakanlığı tarafından hazırlanacağı belirtiliyor. Çerçeve yasa teklifinin TBMM’deki komisyon ve Genel Kurul süreçlerinin ardından yürürlüğe girip girmeyeceği siyasi partilerin tutumu ve Meclis görüşmeleriyle netleşecek.

Faili Meçhul Dosyalarda Yeni Gelişme: 17 Yıllık Bebek Cinayeti Aydınlatıldı, 2022'deki Ceyhan Cinayetinde 5 Tutuklama Haber

Faili Meçhul Dosyalarda Yeni Gelişme: 17 Yıllık Bebek Cinayeti Aydınlatıldı, 2022'deki Ceyhan Cinayetinde 5 Tutuklama

Faili meçhul dosyalarda yeni dönem Adalet Bakanı Akın Gürlek, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, Faili Meçhul Suçları Araştırma Daire Başkanlığı koordinasyonunda yıllardır çözülemeyen suç dosyalarının yeniden incelendiğini ve önemli sonuçlar elde edildiğini duyurdu. Gürlek, geçmişte kamuoyunda derin iz bırakan olayların aydınlatılmasının yalnızca suçluların adalet önüne çıkarılması açısından değil, aynı zamanda hukuk sistemine duyulan güvenin güçlendirilmesi bakımından da büyük önem taşıdığını vurguladı. Bakan Gürlek, "Çözülen her dosya, mağdur yakınlarının yıllardır taşıdığı acının bir nebze olsun hafiflemesine, toplum vicdanındaki yaraların sarılmasına ve adalet duygusunun güçlenmesine katkı sağlamaktadır." ifadelerini kullandı. Bandırma'daki bebek cinayetinde 17 yıl sonra kritik gelişme Açıklamada yer verilen ilk dosya, Balıkesir'in Bandırma ilçesinde 10 Mayıs 2009 tarihinde bir çöp konteynerinde poşet içerisinde ölü bulunan kız bebeğe ilişkin soruşturma oldu. Olayın ardından bebeğin annesi yargılanarak 16 yıl 8 ay hapis cezasına çarptırılmıştı. Ancak soruşturma kapsamında bebeğin biyolojik babasının kimliği uzun yıllar boyunca belirlenememişti. Dosyanın yeniden açılmasıyla birlikte soruşturma ekipleri mevcut delilleri modern kriminal yöntemlerle yeniden değerlendirdi. Parmak izi ve DNA incelemesi dosyayı çözdü Yeniden yapılan incelemelerde, bebeğin bulunduğu poşet üzerinde U.C. isimli şüpheliye ait parmak izi tespit edildi. Soruşturma bununla da sınırlı kalmadı. Tanık ifadeleri, cezaevi ziyaretçi kayıtları ve Adli Tıp Kurumu tarafından gerçekleştirilen DNA analizleri birlikte değerlendirildi. Elde edilen bulgular sonucunda U.C.'nin bebeğin biyolojik babası olduğu belirlendi. Toplanan deliller doğrultusunda gözaltına alınan şüpheli, çıkarıldığı mahkemece "çocuğa karşı kasten öldürme"suçundan tutuklandı. Bu gelişme, yaklaşık 17 yıldır tam anlamıyla aydınlatılamayan dosyada önemli bir dönüm noktası olarak değerlendiriliyor. Ceyhan'daki motosikletli saldırı yeniden incelendi Bakan Gürlek'in açıkladığı ikinci dosya ise Adana'nın Ceyhan ilçesinde 4 Haziran 2022 tarihinde meydana gelen silahlı cinayet oldu. Olayda Eyyüp Özbadem, motosikletli saldırganların açtığı ateş sonucu hayatını kaybetmişti. Faili meçhul dosyalar kapsamında yeniden ele alınan soruşturmada teknolojik veriler ve kriminal incelemeler detaylı biçimde analiz edildi. HTS kayıtları ve kameralar cinayeti çözdü Soruşturma kapsamında; HTS ve baz istasyonu kayıtları, Güvenlik kamerası görüntüleri, Kriminal raporlar, Tanık ifadeleri birlikte değerlendirildi. Yapılan çalışmalar sonucunda cinayetin H.A. isimli şüphelinin azmettirmesiyle B.G. ve S.B. tarafından işlendiği tespit edildi. Soruşturmada ayrıca M.A. ile O.K.'nin saldırganlara yardım ettiği belirlendi. Bunun yanında olay öncesine ait güvenlik kamerası görüntülerinin M.Ö. ve U.Ö. tarafından silinerek delillerin karartıldığı da ortaya çıkarıldı. Operasyon kapsamında cinayetle bağlantılı 5 şüpheli tutuklanırken, delilleri gizlediği belirlenen 2 kişi hakkında adli kontrol tedbiri uygulandı. "Hiçbir dosya kaderine terk edilmeyecek" Adalet Bakanı Akın Gürlek, açıklamasında Bandırma ve Ceyhan Cumhuriyet Başsavcılıkları ile soruşturmalarda görev alan emniyet personeline teşekkür etti. Faili meçhul suçların çözülmesine yönelik çalışmaların kararlılıkla süreceğini belirten Gürlek, şu mesajı verdi: "Üzerinden ne kadar zaman geçerse geçsin hiçbir dosya kaderine terk edilmeyecek. Hiçbir mağdurun ve masumun hakkı sahipsiz kalmayacaktır. Delillerin izini sabırla sürmeye, faili meçhul dosyaların üzerindeki karanlığı birer birer kaldırmaya devam edeceğiz." Teknolojik incelemeler soruşturmalara yön veriyor Son yıllarda adli bilişim, DNA analizleri, parmak izi incelemeleri ve dijital delil değerlendirme yöntemlerinde yaşanan gelişmeler, uzun yıllardır çözülemeyen birçok dosyanın yeniden açılmasını mümkün kılıyor. Uzmanlar, özellikle gelişmiş kriminal laboratuvar teknikleri sayesinde yıllar önce elde edilen delillerin bugün çok daha hassas yöntemlerle incelenebildiğine dikkat çekiyor. Bu durum, zamanaşımı engeli bulunmayan ağır suçlarda yeni şüphelilere ulaşılmasını kolaylaştırırken, mağdur yakınlarının adalet beklentisinin karşılanmasına da katkı sağlıyor. Yetkililer ise faili meçhul cinayetler başta olmak üzere kamu vicdanını yaralayan tüm dosyaların yeniden değerlendirilmeye devam edeceğini ve yeni delillere ulaşıldıkça soruşturmaların genişletileceğini belirtiyor. Faili meçhullerin aydınlatılması; suçluların adalet önünde hesap vermesi, "cezasızlık algısı"nın ortadan kaldırılması ve vatandaşlarımızın hukuk sistemine duyduğu güvenin güçlendirilmesi açısından büyük önem taşımaktadır. Çözülen her dosya, mağdurlarımızın yakınlarının yıllardır… — Akın Gürlek (@abakingurlek) August 1, 2026

Yapay zekâ aramaları cinayet dosyasına girdi: Teyzesini öldürmekle suçlanan sanık için ağırlaştırılmış müebbet talebi Haber

Yapay zekâ aramaları cinayet dosyasına girdi: Teyzesini öldürmekle suçlanan sanık için ağırlaştırılmış müebbet talebi

Teyzesinin ölümüyle ilgili soruşturmada dikkat çeken yapay zekâ detayı Tekirdağ’ın Süleymanpaşa ilçesinde Ocak 2026’da meydana gelen ve kamuoyunda büyük yankı uyandıran cinayet dosyasında yeni ayrıntılar ortaya çıktı. Bir apartman dairesinde çıkan yangının ardından hayatını kaybeden Binnaz Eriş’in bıçaklanarak öldürüldüğü belirlenirken, soruşturma kapsamında hazırlanan iddianamede şüpheli İnci Çalışkan’ın olay öncesindeki dijital hareketleri dikkat çekti. Savcılık tarafından hazırlanan iddianamede, Çalışkan’ın cinayet öncesinde yapay zekâ uygulamaları üzerinden çeşitli aramalar yaptığı ve bu aramaların soruşturma dosyasına delil olarak girdiği belirtildi. Yangın sonrası korkunç gerçek ortaya çıktı Olay, Tekirdağ’ın Süleymanpaşa ilçesi Hürriyet Mahallesi’nde bulunan bir apartman dairesinde meydana geldi. İddiaya göre evde çıkan yangının ardından yapılan incelemelerde, Binnaz Eriş’in bıçaklanarak hayatını kaybettiği tespit edildi. Polis ekipleri, olay yerindeki incelemelerde yangının sıradan bir kaza sonucu çıkmadığı, cinayetin ardından delilleri ortadan kaldırmak amacıyla çıkarılmış olabileceği değerlendirmesine ulaştı. Soruşturma kapsamında güvenlik kamerası görüntüleri, kriminal incelemeler ve dijital materyaller detaylı şekilde incelendi. Yapılan çalışmalar sonucunda Eriş’in yeğeni İnci Çalışkan ile Ö.B. gözaltına alındı. Şüpheliler, emniyetteki işlemlerinin ardından sevk edildikleri mahkeme tarafından tutuklanarak cezaevine gönderildi. Evdeki detaylar soruşturmanın seyrini değiştirdi Tekirdağ Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından hazırlanan iddianamede olay yerindeki bazı ayrıntılara da yer verildi. Buna göre, Binnaz Eriş’in yaşadığı evin kapısında herhangi bir zorlama izine rastlanmadı. Ev içerisinde ise bazı dolap ve eşyaların dağıtıldığı, cüzdan ve çantaların karıştırıldığı tespit edildi. Polis ekipleri ayrıca ev içerisinde iki kahve fincanı bulunduğunu ve bu durumun olay öncesinde evde bir süre vakit geçirildiği ihtimalini güçlendirdiğini değerlendirdi. Güvenlik kamerası kayıtlarında ise İnci Çalışkan’ın olay günü taksiyle eve geldiği, içeride bir süre kaldıktan sonra adresten ayrıldığı belirlendi. Kanlı bıçak ve DNA bulguları dosyaya girdi Soruşturma kapsamında İnci Çalışkan’ın adresinde yapılan aramalarda önemli delillere ulaşıldığı belirtildi. İddianameye göre aramalarda; Kanlı bıçak, Tornavida, Kanlı tülbent, Yeni yıkanmış kıyafetler, 340 dolar ve 40 euro ele geçirildi. Kriminal incelemelerde, bulunan bıçak üzerinde Binnaz Eriş’e ait kan örnekleri tespit edildi. Ayrıca Eriş’in evindeki beyaz el havlusunda da İnci Çalışkan’a ait DNA izlerine rastlandığı ifade edildi. Soruşturma dosyasına ayrıca Çalışkan’ın olayın ardından bazı altınları bozdurduğu ve olay günü çeşitli telefon görüşmeleri gerçekleştirdiğine ilişkin tespitlerin de girdiği aktarıldı. Yapay zekâ üzerinden yaptığı aramalar soruşturmaya dahil edildi Dosyanın en dikkat çekici bölümlerinden biri ise şüphelinin dijital inceleme kayıtları oldu. İddianamede, İnci Çalışkan’ın olaydan önce yapay zekâ uygulamaları üzerinden çeşitli sorgular yaptığı öne sürüldü. Dijital incelemelerde şu başlıklarda aramalar yapıldığı belirtildi: "Biber gazı" "Karna bıçak çabuk öldürür mü?" "Adli tıp ders notları" "İz bırakmadan adam öldürme yolları" "Altın piyasası" "Bayıltıcı iğne" Savcılık, bu aramaların olayın planlama süreciyle bağlantılı olabileceğini değerlendirdi. Yangının kasten çıkarıldığı değerlendirildi Tekirdağ Büyükşehir Belediyesi İtfaiye Dairesi Başkanlığı tarafından hazırlanan yangın raporunda da önemli tespitlere yer verildi. Raporda, yangının kaza sonucu meydana gelmediği, farklı noktalarda başlatıldığı değerlendirmesi yapıldı. Buna göre yangının hem yatak odasında hem de oturma odasında ayrı bölgelerde başladığı belirtildi. Bu tespit, yangının delilleri yok etmek amacıyla bilinçli şekilde çıkarıldığı iddiasını güçlendiren unsurlar arasında yer aldı. Savcılıktan ağırlaştırılmış müebbet talebi Tekirdağ Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından hazırlanan iddianamede İnci Çalışkan hakkında ağır suçlamalar yöneltildi. Sanığın; Tasarlayarak kasten öldürme, Yağma, Mala zarar verme suçlarından cezalandırılması talep edildi. Savcılık, "tasarlayarak kasten öldürme" suçundan ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası istedi. Davanın ilk duruşmasının 3 Kasım tarihinde saat 09.30’da Tekirdağ 3. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görüleceği bildirildi. Dijital izler adli soruşturmalarda belirleyici hale geliyor Uzmanlara göre dijital cihazlar, internet aramaları ve yapay zekâ uygulamaları üzerinden yapılan sorgular son yıllarda adli soruşturmalarda önemli delil kaynakları arasında değerlendiriliyor. Özellikle suç öncesi yapılan araştırmalar, olayın planlı olup olmadığının ortaya çıkarılmasında kritik rol oynayabiliyor. Tekirdağ’daki cinayet soruşturmasında da dijital incelemeler, fiziksel deliller ve tanık ifadeleriyle birlikte dosyanın önemli unsurlarından biri haline geldi. Mahkeme sürecinde sanık hakkında hazırlanan iddianamedeki suçlamalar değerlendirilecek. Sanığın savunması ve mahkemenin yapacağı incelemeler sonucunda dosyanın hukuki süreci netleşecek.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.