SON DAKİKA
Hava Durumu

#Kardeşlik

Bursa Digital, Bursa Haber, Bursa Son Dakika - Kardeşlik haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Kardeşlik haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Cumhurbaşkanı Erdoğan: İstanbul’un fethini hala içlerine sindiremeyen hazımsızlar var Haber

Cumhurbaşkanı Erdoğan: İstanbul’un fethini hala içlerine sindiremeyen hazımsızlar var

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, İstanbul'un Osmanlı İmparatorluğu tarafındanfethinin 573. yıl dönümünde Haliç Kongre Merkezi'nde düzenlenen programda açıklamalardabulundu. “İstanbul'un fethi sadece bir büyük zafer, sadece çağ açıp çağ kapayan bir olay değil,dünyanın göz bebeği bir şehirde karanlığın aydınlığa tebdilidir” diyen Erdoğan, “İstanbul'unfethi can ve mal güvenliğinin olmadığı bir şehirde yüzyıllar sürecek bir huzur ve güvenlikortamının tesis edilmesidir. İstanbul'un fethi her kökene, her inanca, her görüşe o güne kadargösterilmeyen hoşgörünün gösterilmesi, verilmeyen değerin verilmesidir” şeklinde konuştu. Erdoğan sözlerine şöyle devam etti: “İstanbul'un fethi coğrafya için fitne üreten bir ocağın söndürülmesi yerine kıyamete kadarsönmeyecek hak ve hakkaniyet ocağının yakılmasıdır. İstanbul'un fethi Ayasofya dahilmabetleri soyulan, tahrip edilen, semtleri bataklığa dönüşen bir şehrin imarıdır, ihyasıdır, hayatbulmasıdır. İstanbul'un fethi, iki dünyanın, iki kıtanın birleştiği bu şehre 573 yıldır batmayan birgüneşin doğması, bir baharın gelmesidir. İstanbul'un fethi, yeryüzünde fitneyi ortadan kaldırmayı hayatının amacı haline getiren, bununiçin hiçbir fedakarlıktan kaçınmayan 21 yaşındaki gencin, dünya tarihinde örneği görülmeyenbir barış ve kardeşlik iklimini mayalamasıdır. İstanbul'un fethi bu topraklarda Malazgirt'lebaşlayan fetihler silsilemizin en parlak halkasıdır.” 1071'den bu yana bizim vatanımız İstanbul ise 1453'den bu yana Türk İstanbul olarakmilletimizin göz bebeği iftihar tablosudur. Ama biliyoruz ki bunu halen kabullenemeyenler var.İstanbul'un fethini halen içlerine sindiremeyen hazımsızlar var. 573 yıllık öfkenin pençesindenbir türlü kurtulamayanlar var. Bunların gerek içeride, gerekse dışarıda ama buldukları herfırsatta bu hazımsızlıklarını, bu rahatsızlıklarını ifşa ettiklerini görüyoruz. Her kim 'zulüm1453'te başladı' diyorsa maskesini indirin altından 1453'te mücadele ettiğimiz karanlık yüzlerçıkacaktır." Her kim 'İstanbul'un statüsü değişsin' diyorsa bunlar Topkapı'da okunan Kur'an'ı, Ayasofya'daokunan ezanı içlerine sindiremeyenlerdir. Her kim, İstanbul'da inşa ettiğimiz yüksek medeniyetigörmezden gelerek 'göçebe barbarlar Anadolu'daki medeniyeti tahrip etti' diyorsa pelerininikaldırın, göğsüne kazınmış Bizans dövmesiyle karşılaşırsınız. Erdoğan, “Fatih Sultan Mehmet'in bize emaneti olan bu aziz şehre gözümüz gibi bakmayadevam edeceğiz. 86 yıllık hicranın ardından nasıl Ayasofya'nın kapısına vurulan zincirleriparçaladıysak, kutlu fetihten ilham alarak yeni zaferlere de imza atacağız. İstanbul'ungeleceğini karartmak isteyenlere meydanı bırakmayacağız. Dünyamız ve bölgemiz gereksiyasi, gerek ekonomik, gerekse diplomatik bakımdan Çok ciddi kırılmalar yaşıyor.Coğrafyamızda sınırlar yeniden kanla ve gözyaşıyla çizilmek isteniyor. Gazze'den Sudan'a,Yemen'den Lübnan'a, yönümüzü nereye çevirirsek çevirelim, aynı kirli oyunun farklısahnelerine tanık oluyoruz” diye konuştu.

Afrika’da Kurban Bayramı dayanışması Haber

Afrika’da Kurban Bayramı dayanışması

Help Yetim İnsani Yardım Organizasyonu tarafından yürütülen Kurban Bayramı organizasyonu kapsamında, Türkiye ve Almanya'dan bölgeye giden gönüllüler ihtiyaç sahibi aileler, yetimhaneler ve medreselerde eğitim gören çocuklarla bir araya geldi. Dayanışma ve kardeşlik duygularının ön plana çıktığı Kurban Bayramı çalışmaları kapsamında, hayırseverlerin emanetleri binlerce kilometre ötede ihtiyaç sahiplerine ulaştırılarak gönül köprüleri kuruldu. Bayram sabahının ilk ışıklarıyla birlikte camilere akın eden vatandaşlar, kılınan bayram namazının ardından dualarla Kurban Bayramı’nı karşıladı. İnsani yardım faaliyetleri kapsamında Tanzanya Aruşa kırsal bölgesine gelen gönüllüler hayırseverlerin emanet ettiği kurban hisselerini ihtiyaç sahiplerine ulaştırmak için yoğun bir çalışma yürüttü. Avrupa ve Türkiye’deki bağışçılar tarafından Help Yetim İnsani Yardım Derneği aracılığıyla gönderilen kurban hisseleri, İslami usullere uygun şekilde tek tek kesilerek ihtiyaç sahibi ailelere dağıtıldı. Yapılan yardımlarla birçok sofrada bayram bereketi yaşanırken, yüzlerde tebessüm oluştu. Kurban organizasyonunun yanı sıra çocukların bayram sevincini artırmak amacıyla bayram şekeri, lokum ve çeşitli ikramlar da dağıtıldı. Gönüllüler, çocuklarla yakından ilgilenerek onların mutluluğuna ortak oldu. Renkli görüntülerin oluştuğu programlarda çocukların neşesi bayramın en anlamlı karelerini oluşturdu. Help Yetim İnsani Yardım Organizasyonu Başkanı Cahit Ataş, Afrika'nın yanısıra Gazze, Yemen, Afganistan gibi ülkelerde de yardım ve kurban çalışmalarının olduğunu söyledi. Ataş yalnızca kurban organizasyonlarıyla değil; giyim yardımı, yetim destek çalışmaları ve çeşitli insani yardım faaliyetleriyle de bölgedeki Müslümanların bayram sevincine ortak olduklarını ifade etti. Bölgede yaşayan Müslümanlar ise kendilerine ulaştırılan yardımlardan dolayı Türkiye halkına teşekkür ederek, yapılan desteklerin bayram sevincini daha da büyüttüğünü ifade etti. Özellikle çocuklar ve ihtiyaç sahibi aileler, kendilerini unutmayan hayırseverlere dualar etti.

Devlet Bahçeli: Mazlumların ahı yerde kalmayacak Haber

Devlet Bahçeli: Mazlumların ahı yerde kalmayacak

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, yayımladığı Kurban Bayramı mesajında birlik, kardeşlik ve dayanışma vurgusu yaparken, Gazze ve İslam coğrafyasında yaşanan insanlık dramlarına dikkat çekti. Kurban Bayramı’nın manevi anlamına değinen MHP lideri Bahçeli, kurban ibadetinin teslimiyet, takva, paylaşma ve fedakârlığın en önemli sembollerinden biri olduğunu ifade etti. Bayramların yalnızca sevinç günleri olmadığını belirten Bahçeli, bu özel günlerin aynı zamanda yardımlaşma, gönül alma ve toplumsal dayanışma zamanı olduğunu kaydetti. Mesajında, “Bayram yalnızca gülen yüzlerin değil; yüzü gülsün diye bekleyenlerin de bayramıdır” ifadelerini kullanan Bahçeli, ihtiyaç sahiplerinin, yetimlerin, yaşlıların ve kimsesizlerin unutulmaması gerektiğini vurguladı. Gazze, Tahran ve İslam coğrafyasındaki çatışma ve acılara da değinen Bahçeli, masum sivillerin hedef alınmasının insanlığın en ağır imtihanlarından biri olduğunu belirtti. Bombalar altında yaşam mücadelesi veren çocukların, evlat acısı yaşayan anne ve babaların dramının tüm insanlığın vicdanını yaraladığını ifade eden Bahçeli, zulmün sonsuza kadar sürmeyeceğine inandıklarını söyledi. Türkiye’nin bölgesel krizler karşısında sağduyu, diplomasi ve kalıcı barış anlayışıyla hareket etmeye devam edeceğini belirten Bahçeli, Türkiye Cumhuriyeti’nin tarihi sorumluluğunu kararlılıkla sürdüreceğini kaydetti. Bahçeli, mesajının sonunda şehit aileleri, gaziler, Türk milleti ve İslam âleminin Kurban Bayramı’nı kutlayarak, bayram yolculuğuna çıkacak vatandaşlara güvenli seyahat temennisinde bulundu.

Yenişehir’de bayramın bereketi ve dayanışma mesajı Haber

Yenişehir’de bayramın bereketi ve dayanışma mesajı

Bursa Yenişehir Belediye Başkanı Ercan Özel, Kurban Bayramı dolayısıyla yayımladığı mesajda bayramın birleştirici gücüne vurgu yaptı. Başkan Özel, Kurban Bayramı dolayısıyla bir mesaj yayımladı. Bayramın paylaşma, dayanışma ve kardeşlik ruhuna vurgu yapan Başkan Ercan Özel, Yenişehirlilerin huzurlu bir bayram geçirmesi için belediye olarak tüm hazırlıkları tamamladıklarını ve ekiplerin bayram boyunca 7/24 görev başında olacağını söyledi. Kurban Bayramı’nın birleştirici gücüne dikkat çeken Belediye Başkanı Ercan Özel, bayramların kırgınlıkların unutulduğu müstesna günler olduğunu belirterek şunları söyledi: “Aziz hemşehrilerim, kardeşliğimizin pekiştiği, gönüllerimizin bir olduğu mübarek Kurban Bayramı’na bir kez daha kavuşmanın huzurunu ve mutluluğunu yaşıyoruz. Bayramlar; kırgınlıkların unutulduğu, sevgi, saygı ve dayanışma bağlarının güçlendiği müstesna günlerdir. Bugün dünyanın birçok yerinde insanlar zorluklar içinde yaşarken, bizler ay yıldızlı bayrağımızın altında huzur ve güven içinde yaşamanın kıymetini çok iyi bilmeliyiz. Unutmayalım ki, Kurban Bayramı sadece sevinmek değil, aynı zamanda sevindirmek demektir. Bir kapıyı çalmak, bir gönle dokunmak, bir çocuğun yüzündeki tebessüme vesile olmak… İşte bayramın gerçek ruhu buradadır. Lütfen bu bayramda da ihtiyaç sahiplerimizi, başımızın tacı büyüklerimizi, şehit ailelerimizi ve gazilerimizi yalnız bırakmayalım. Kıymetli hemşehrilerim, sizler huzur içinde bir bayram geçirin diye, Yenişehir Belediyesi olarak tüm hazırlıklarımızı tamamladık. Kurban kesim ve atık alanlarımız hazır. Temizlik, Fen İşleri, Park ve Bahçeler ekiplerimiz ilçemizin dört bir yanında görevini yapmaya devam ediyor. Mesai arkadaşlarımız, bayram boyunca da sizlerin hizmetinde olmak için 7 gün 24 saat nöbet başında olacak. Bu mübarek günlerin ilçemize, ülkemize ve tüm İslam âlemine sağlık, huzur ve bereket getirmesini diliyorum. Tüm Yenişehirli hemşehrilerimin Kurban Bayramı’nı en kalbi duygularımla kutluyor; ailelerinizle birlikte nice mutlu bayramlar geçirmenizi temenni ediyorum. Bayramımız mübarek olsun.”

Cumhurbaşkanı Erdoğan: Yürütülen psikolojik harekatlara karşı son derece dikkatliyiz Haber

Cumhurbaşkanı Erdoğan: Yürütülen psikolojik harekatlara karşı son derece dikkatliyiz

Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın konuşmasından bazı satır başları şöyle: "Sizlerin aracılığıyla 81 ilimizin tamamında ülkeye ve millete hizmet için aşkla koşturan AK Partimizin tüm neferlerine en halisane selamlarımı, saygılarımı gönderiyorum. Geçen hafta İslam dünyası olarak Ramazan Bayramı'nı idrak ettik. Konuşmamın hemen başında sizlerle birlikte tüm teşkilatımızın geçmiş bayramını tebrik ediyor, Cenab-ı Allah'tan bizleri daha nice Ramazanlara ve bayramlara kavuşturmasını niyaz ediyorum. 12 Şubat'ta yaptığımız toplantımızda yardımlaşmanın, paylaşmanın ve dayanışmanın ayı olan Ramazan-ı Şerif'i manasına mütenasip şekilde dolu dolu geçirmenizi beklediğimi ifade etmiştim. Devamında garip gurebanın kapısını çalmanızı, tenceresini kaynatamayan, ocağı yanmayan tek bir ev bile varsa onları mutlaka bulmanızı rica etmiş, teşkilatımızın seferberlik ruhuyla çalışması gerektiğinin altını çizmiştim. Allah'a hamdolsun teşkilatımız bizi bu Ramazan'da da mahcup etmedi. AK Parti olarak Türkiye sathında, 81 vilayetimizin dört bir yanında, ilçelerden köylere kadar 783 bin kilometrekarenin her karışında rahmet ve bereket mevsiminin manevi atmosferini milletimizle birlikte yaşadık.Türk siyasi haberleri Ramazan boyunca bakanlarımız, genel başkan yardımcılarımız, Merkez Karar Yönetim Kurulu üyelerimiz, milletvekillerimiz ve tüm teşkilatlarımızla birlikte tam kadro sahadaydık. 81 ilimizin 922 ilçemizin tamamında kurduğumuz bir milyonu aşkın gönül soframızda aynı suyu yudumladık, aynı çorbayı içtik, aynı pideyi bölüştük. Teravih sonrası çay sohbetlerinde her kesimden insanımızla muhabbet ettik. Dayanışmamızı pekiştirdik. "İlk Evim İlk İftarım" programlarımızla geçtiğimiz aylarda teslim ettiğimiz yeni yuvalarında depremzede kardeşlerimizin misafiri olduk. Rahmetli Akif İnan'ın "Bütün giysileri yırtsak yeridir, yeter bize vefa elbiseleri" sözünün vücut bulmuş hali AK Parti'dir. Kökü mazide, gözü atide olan bu hareket evvel emirde bir vefa hareketidir. Çeyrek asırlık yolculuğumuzda biz daima bunu yaptık. Gençlerimizin heyecanı ve dinamizmi ile ak saçlılarımızın tecrübesi ve ferasetini harmanladık. Ağırbaşlılık, vakar ve olgunluk ile özgüveni, coşkuyu ve kabına sığmamayı aynı potada erittik. Kadrolarımızı sürekli yenilerken emektarlarımızla irtibatımızı her zaman güçlü bir şekilde muhafaza ettik. Bizi biz yapan, bizi güçlü ve özgün kılan en önemli vasıflarımızdan biri işte budur değerli kardeşlerim. Bu davaya omuz vermiş, bu harekete katkı sunmuş, partimizin çınarları ve yaşayan hafızaları olarak gördüğümüz her bir yol arkadaşımızın başımızın üstünde yeri vardır. Bu anlayışla kuruluşundan itibaren teşkilatlarımızda görev alan partimizin emektarlarıyla genel merkezimizde, illerimizde, ilçelerimizde düzenlediğimiz vefa iftarlarımız vesilesiyle hasret giderdik. Sosyal Politikalar Başkanlığımız aracılığıyla şehit ailelerimiz, gazilerimiz, yaşlı ve engelli vatandaşlarımızla iftar ve sahurlarda bir araya geldik. Kadın ve Gençlik kollarımız Ramazan ayı boyunca sokaklarda, evlerde, teşkilat binalarımızda, kampüslerde ve iftar çadırlarımızdaydı. Üniversitelerimizde gerçekleştirdiğimiz kampüs iftarları ile yaklaşık 500 bin gencimizle Ramazan sevincini yaşadık. “İftara 5 Kala” geleneğiyle 1 milyon 175 bin kumanyayı iftara yetişemeyen vatandaşlarımıza sizlerle ulaştırdık. Sivil toplum kuruluşlarımızla bir araya gelerek rûberû istişare ettik. 86 milyonun birlik ve beraberliğini güçlendirirken AK Parti olarak imar ve ihya sürecindeki komşumuz Suriye'yi de elbette unutmadık. Belediyelerimizin ve teşkilatlarımızın kurduğu iftar sofralarında 250 bin Suriyeli kardeşimizin oruçlarını açmasına vesile olduk. Belediyelerimiz yardım kolileri, alışveriş kartları, iftar programları, maddi destekler ve diğer çalışmalarıyla 10 milyon insanımızın kalbine dokundu. Sadece gönül sofraları programı ile bir milyonu aşkın haneye gittik. Ramazan-ı Şerif'te Avrupa başta olmak üzere gurbeti sılaya çevirmiş vatandaşlarımızı da ihmal etmedik. Düzenlediğimiz çeşitli programlarla onların da bu mübarek ayın manevi ikliminden istifade etmesini sağladık. Elhamdülillah. Şöyle bir ayın muhasebesini yaptığımızda samimiyetle yapılan iyiliklerin Allah katında katbekat karşılık bulduğu bu yedi veren günlerini hakkıyla, layıkıyla, en güzel şekilde değerlendirmeye çalıştığımızı görüyorum. Her birinizi, sizlerin nezdinde tüm teşkilatımı, tüm üyelerimi emekleriniz, hizmetleriniz, Ramazan-ı Şerif'te zirveye çıkardığınız gayretleriniz için canı gönülden tebrik ediyorum. Şahsıma merhum Erdem Beyazıt'ın şu muhteşem mısralarında tarif ettiği yol arkadaşlarını bahşettiği için Rabbime bir kere daha hamdediyorum. "Müslüman yürekler bilirim daha; Kızdı mı cehennem kesilir, sevdi mi cennet. Eller bilirim; haşin, hoyrat, mert. Alınlar görmüşüm ki vatanımın coğrafyasıdır; Her kırışı sorulacak bir hesabı, Her çizgisi tarihten bir yaprağı anlatır." Evet, Ramazan'ı ihya etmenin yanı sıra Türkiye'yi büyütmek adına ortaya koyduğunuz azim ve kararlılık için, yıllarca hizmete hasret kalmış vatandaşlarımıza hizmet ulaştırma aşkınız için, 86 milyonun birlik ve dirliğinin güçlenmesine yaptığınız eşsiz katkılar için her birinize, sizlerin şahsında tüm dava arkadaşlarıma teşekkür ediyor; Mevla bizleri millete ve memlekete hizmet yolundan ayırmasın diyorum. İsrail'in kışkırtmalarıyla 28 Şubat'ta İran'a karşı başlatılan savaş, bölgemizi kan ve barut kokusuna boğmaya devam ediyor. Hiçbir günahı olmayan, hiçbir şeyden haberi olmayan çocuklar okullarında ders dinlerken füzelerin ve bombaların hedefi oluyor. Bölgemiz son asrın en sancılı, en meşakkatli günlerini yaşıyor. Gözünü nefret ve kin bürümüş soykırım şebekesi, güya dini argümanların arkasına sığınarak coğrafyamızı büyük bir felakete doğru sürüklüyor. Şunu bir defa açık açık söylemek isterim: Nerede olursa olsun acımasızca öldürülenler bizim kardeşlerimizdir. Son nefeslerini okul sıralarında veren çocuklar bizim yavrularımızdır. Evlat acısıyla yürekleri Kerbela'ya dönen kadınlar bizim annelerimizdir. Bombaların enkaza çevirdiği şehirler aynı şekilde bizim şehirlerimizdir. Tahrip edilen, yıkılan, talan ve tarumar edilen yerler bizim bölgemizdir. Bakın burada içim kan ağlayarak soruyorum; İsfahan'da, Tebriz'de, Tahran'da dökülen gözyaşlarının Erbil'de, Amman'da, Bağdat'ta, Beyrut'ta, Sana'da, Doha'da, Riyad'da ve bölgemizin diğer kardeş şehirlerinde dökülenlerden Allah aşkına ne farkı var? Katliam şebekesinin gözünde adımızın Ali olmasının, Murtaza olmasının, Ömer olmasının, Ayşe, Zeynep, Hasan, Hüseyin olmasının ne farkı var? İster İran'da ister Körfez'de olsun, atılan her füzeyle zarar gören, vurulan, kanayan biz değil miyiz? Bu anlamsız savaş sebebiyle kan kaybeden bölgemizin ekonomisi değil mi? Füzeler, bombalar ve dronlar tarafından tahrip edilen milyarlarca dolarlık altyapı tesisleri, bölgedeki kardeşlerimizin kaynakları değil mi?Direnç ekonomisi 27 gündür hiçbir ilke, değer, norm gözetmeyen saldırganların nazarında Şii veya Sünni olmamızın, Türk, Kürt, Arap ya da Farisi olmamızın Allah aşkına bir farkı var mı? Bakınız tüm samimiyetimle soruyorum; mezheplerimiz, kökenlerimiz farklı olsa da coğrafyamızın dört bir yanında akan kanlar, soruyorum, bizim değil mi? Şundan herkes emin olsun; biz ne kardeşlerimiz ve komşularımız arasında ayrım yaparız ne de kardeşlerimizin acılarına seyirci kalırız. Türkiye ve Türk milleti olarak iyi günde dost ve kardeş bildiğimiz halkları kötü günde yalnız bırakmayız. Hele hele bölgemizde kan gövdeyi götürürken bin yıl önceki tartışmaları tekrar gündeme taşımayı, eski defterleri yeniden açmayı, vahdete değil fitneye hizmet edecek gündemlerin peşine takılmayı asla ve asla doğru bulmadığımızı tekraren vurgulamak mecburiyetindeyim. Sosyal medya platformları üzerinden yürütülen psikolojik harekâtlara karşı son derece dikkatliyiz. Kardeş halklar arasında kırgınlıkları derinleştirecek, husumeti büyütecek, Siyonizm'in bölgemizi hedef alan "böl, parçala, yönet" planlarına lojistik destek verecek her türlü eylemi ve tartışmayı reddediyoruz. Dünyanın en stratejik bölgesinde Türkler, Araplar, Kürtler, Farslar olarak asırlardır bir arada yaşıyoruz. Aynı kaderi, aynı coğrafyayı paylaşıyoruz. Ortak coğrafyamızda yüzlerce yıldır acımız bir oldu, derdimiz bir oldu, hüznümüz bir oldu, sevincimiz, heyecanımız, coşkumuz bir oldu. Mazimiz gibi inşallah istikbalimiz de bir olacak, beraber olacak. İçinde bulunduğumuz toz bulutu dağıldıktan sonra komşular ve kardeşler olarak biz yine birbirimizin yüzüne bakacağız. Bomba ve füzelerin ölüm saçan uğultusu inşallah kesildikten sonra biz bu coğrafyada yine birlikte yaşayacağız. Bu gerçeği kimsenin unutmaması gerektiğine inanıyorum.Türk siyasi haberleri Kabine toplantımızı müteakip basın açıklamamızda da ifade ettim. Savaş İsrail'in savaşı olmakla birlikte ortaya çıkan ağır faturanın bedelini önce Müslümanlar sonra da tüm insanlık ödemektedir. Netanyahu hükümeti sadece komşumuz İran'ı hedef almıyor, Lübnan'ı işgal planlarını da adım adım hayata geçiriyor. İşgal güçlerinin saldırılarında 2 Mart'tan bu yana 1100 Lübnanlı hayatını kaybetmiş, 1 milyon 165 bin kardeşimiz yerinden yurdundan edilmiştir. İsrail Suriye'yi de rahat bırakmıyor. Suriye'nin toprak bütünlüğünü ve egemenliğini ihlal eden mütecaviz eylemlerine ısrarla devam ediyor. Siyonist katliam şebekesi ilk kıblemiz Mescid-i Aksa'yı 27 gündür kapalı tutuyor. İsrail'in kapısına kilit vurduğu Mescid-i Aksa'da 1967'den bu yana ilk kez bayram namazı eda edilmedi. Bu kural tanımazlık, bu haydutluk her şeyden önce 2 milyar Müslüman'ın inancına yapılmış küstah bir saldırıdır. Hangi bahaneyle olursa olsun, Müslümanların Mescid-i Aksa'da ibadet etme hakkı gasp edilemez, engellenemez, yasaklanamaz. Merhum Akif Emre'nin "kainatın var oluş sırrına açılan kapı" olarak tarif ettiği Mescid-i Aksa'ya sahip çıkmak insanlığımızın gereğidir. Bu gerçeği Kudüs şairi rahmetli Nuri Pakdil bakınız nasıl anlatıyor: "Vicdan aklını koruyabilen her insanın, sadece Filistin’de değil, bütün İslam coğrafyasında işlenen cürümlere karşı hiçbir şey yapamıyorsa en azından bir tavır alması, bunları içinden yargılayarak mahkûm etmesi çağdaş insan olmanın gereğidir. Şimdi, tutsak El Aksa, bütün Müslümanların inançlarını yıkmayı amaçlayan bir inanç cinayetinin suçsuz kurbanı olarak Müslümanların kalplerinde sayfaları yırtılmış kitap gibi duruyor. Tutsak Kudüs’e borcumuz Kudüs’ü savunmaktır, özgürlüğüne kavuşturmaktır. Kudüs’ü savunmak gerçek bağımsızlığı savunmaktır." Ben de bugün diyorum ki Kudüs-ü Şerif’i ve Mescid-i Aksa’yı savunmak insanlığı savunmaktır. Güncel gelişmelerden bağımsız olarak İslam dünyasının Mescid-i Aksa’yı hedef alan devlet terörüne itiraz etmesi, sesini yükseltmesi, olabileceği en güçlü tepkiyi vermesi asli vazifemizdir. Türkiye bu noktada üzerine düşenleri yapmayı sürdürecektir. "Lailaheillallah İbrahim Halilullah" lafzında billurlaşan kuşatıcı anlayışla Kudüs’e sahip çıkmaya inşallah devam edeceğiz. Çok kıymetli kardeşlerim, bu vesileyle altını çizmek isterim ki biz bölgemizin her karışında barışın, adaletin ve istikrarın tesisinden yanayız. Evrensel insani değerlerin, farklı kültürlerin, farklı kökenlerin, farklı inanç mensuplarının bir arada yaşama iradesinin en güçlü savunucusuyuz. Fakat her türlü hukuksuzluğun, her türlü haydutluğun ve zorbalığın da kimden gelirse gelsin sonuna kadar karşısındayız. Şunu herkes bilsin ki devlet olarak etrafımızı saran nefret söylemlerine, savaş çığırtkanlıklarına ve çatışma iklimine asla teslim olmayacağız. Tarihin ve vicdanın doğru tarafında durmanın haklı özgüveniyle hareket edecek, akl-ı selimimizi ve soğukkanlılığımızı asla kaybetmeyeceğiz. Herkes için barış, herkes için istikrar, herkes için huzur eksenine oturttuğumuz barışçıl dış politikamızdan geri adım atmayacağız. Ana muhalefet partisinin karikatür genel başkanı dışında aziz milletimiz ve bölgedeki tüm kardeşlerimiz Türkiye’nin ne yapmaya çalıştığının, neyin mücadelesini verdiğinin gayet farkındadır. Türkiye doğru yoldadır, doğru yerdedir, doğru bir politika izlemektedir. Hem kardeş İran halkı hem kardeş Körfez ülkeleri hem de tüm dünya bunun bilincindedir. Her zeminde de Türkiye’nin tavrından övgüyle bahsediyorlar. Partimize ve ittifakımıza oy versin veya vermesin milletimiz de bu fırtınalı dönemde Türkiye’nin kaptan köşkünde bizim olmamızdan dolayı Allah’a hamdediyor, "İyi ki Türkiye’yi AK Parti yönetiyor" diyorlar. Kardeşlerim, milletimizin bu güvenini inşallah boşa çıkarmayacağız. Türkiye partisi olmayı bir türlü beceremeyen CHP’nin bizi çekmek istediği tuzaklara düşmeyeceğiz. CHP’li aktörlerce körüklenen savaş çığırtkanlıklarına kulak asmayacağız. Gelinen noktada ana muhalefetin başındaki zatın aklıyla dili arasındaki bağ kopmuş, söylemlerinde tutarlılık kalmamış, siyasi itibarı tamamen sıfırlanmıştır. Vesayet altında olduğu kamuoyunca bilinen bir şahsın Türkiye’nin dik ve dirayetli duruşuna dil uzatması ise karamizah örneğidir. Ufku ve vizyonu dar olanların bizi anlamasını zaten beklemiyoruz. Dikkat ederseniz CHP Genel Başkanı'nı artık kendi seçmeni bile kaale almıyor. Türk dış politikasına getirdiği eleştirilere en başta CHP’li vatandaşlarımız gülüp geçiyor. Ona buna sataşarak siyasette itibar devşirmeye çalışan bu zavallıyı biz bir kez daha kendi hezeyanlarıyla baş başa bırakıyoruz. Burada şunu da bir kez daha ifade etmek istiyorum. Önceliğimiz savaşın olumsuz ekonomik etkilerinden halkımızı korumaktır. Belirsizliğin ve tedirginliğin küresel düzeyde tırmandığı mevcut şartlarda piyasalarda dalgalanmaların yaşanmasını doğal karşılıyoruz. Dönemsel sıkıntılarımız olabilir. Geçici olarak bazı zorluklarla karşılaşabiliriz. Dönemsel ya da küresel şoklar sebebiyle ortaya çıkan arızi durumlar Allah’ın izniyle bizi hedeflerimizden alıkoymayacaktır. Hedeflerimize bağlıyız. İnşallah eninde sonunda menzile vasıl olacağız. Türkiye ekonomisi hamdolsun bu güce, bu kapasiteye ve dayanıklılığa fazlasıyla sahiptir. İşte sizler de görüyorsunuz. 23 yıl boyunca karşılaştığı onca engele, bölgesinde yıllardır eksik olmayan krizlere ve çatışmalara; içeride FETÖ’den belediyeleri haraca ve rüşvete bağlayan suç örgütlerine kadar nice kifayetsiz muhteristen yediği darbelere rağmen yıkılmayan, sendelemeyen, tam tersine kaya gibi sağlam duran bir Türkiye gerçeği var. Kimse bu Türkiye’ye diz çöktüremeyecek.Türk siyasi haberleri Göreceksiniz inşallah kazanan Türkiye olacak. Kazanan 86 milyon mensubuyla Türk milleti olacak. Kazanan kardeşlik olacak, barış olacak, adalet olacak, barışı savunanlar olacak. Kazanan AK Parti ve Cumhur İttifakı gibi zor zamanda yine tarihin doğru tarafında; akıl, izan ve vicdanın safında yer alanlar olacak. Hem ülkemiz içinde hem de bölgemizde dengeli, mutedil ve makul siyaset çizgisinden ayrılmayacağız. Allah’ın izniyle milletimizin desteği ve hayır duasıyla doğru bildiğimiz yolda emin adımlarla yürümeyi sürdüreceğiz. Rabbim Türkiye’nin yolunu ve bahtını açık etsin diyorum. Sözlerime bu düşüncelerle son verirken genişletilmiş il başkanları toplantımızın tekrar hayırlara vesile olmasını diliyor, sizleri sevgiyle, saygıyla selamlıyor, hepinizi Allah’a emanet ediyorum. Kalın sağlıcakla."

Cumhurbaşkanı Erdoğan: Türkiye ekonomiyi etkileyen küresel gerilimlere hazırlıklı Haber

Cumhurbaşkanı Erdoğan: Türkiye ekonomiyi etkileyen küresel gerilimlere hazırlıklı

Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın konuşmasından bazı satır başları şöyle: "Milletimizin ve tüm İslam aleminin geçmiş Ramazan Bayramı'nı tebrik ediyorum. Her sene olduğu gibi bu yıl da, Ramazan-ı Şerif'i anlamına ve ruhuna uygun bir şekilde idrak ettmeye çalıştık. Ramazan boyunca iyilik, paylaşma ve yardımlaşma gibi duygularımızı en üst seviyede yaşamaya ihtimam gösterdik. Ramazan sevincimize gölge düşürmeye çalışanlara rağmen 86 milyon olarak birbirimize derman olmanın, birbirimize dost kardeş, komşu ve arkadaş olmanın sıcaklığını kalplerimizde hissettik. Milletle ve milletin değerleriyle kavgalı çevrelerin hedef aldığı Maarifin Kalbinde Ramazan programımızda benzer şekilde okullarımızda Ramazan'ın farklı atmosferinde teneffüs edilmesine katkı sağladık. Çocuklarımızın Ramazan coşkusunu görmekten büyük mutluluk duyduk. 86 milyon biriz, beraberiz, ezelden ebede kadar kardeşiz. Bu topraklarda yaşadığımız müddetçe tek yürek tek bilek olmaya devam edeceğiz. Bayramın üçüncü günü Katar'dan aldığımız acı haber hepimizin yüreğini dağlamıştır. Eğitim faaliyetleri icra eden helikopterin kaza kırıma uğramasıyla 4'lü Katarlı olmak üzere 7 personel şehit oldu. Şehitlerimize Cenab-ı Allah'tan rahmet, şehitlerimizin kederli ailelerine, yakınlarına başsağlığı dileklerimi iletiyorum. Bu yıl Ramazan bayramının ikinci günü baharın müjdecisi tabiatın dirilişinin sembolü olan Nevruz gününe tekabül etti. Nevruz Anadolu, Kafkasya, Orta Asya, Ortadoğu'da kardeş halklar tarafından asırlardır bayram havasında kutlanıyor. Diyarbakır ve İstanbul'da olduğu gibi milletimizin sinir uçlarıyla oynayan alçaklarla ilgili gerekeni yapıyoruz. Bugünlerde stratejik önemi daha iyi anlaşılan terörsüz Türkiye sürecimizi baltalamayı amaçlayan bu tarz tahrikler bizden gerekli cevabı alacaktır. Türkiye'yi bu yoldan döndürmeye ne provokatörlerin ne de ağababaların gücü yetmeyecekti. 17 aydır büyük bir sağduyu ile yürüttüğümüz süreci inşallah menziline ulaştıracağız. Yolumuz yokuş olabilir ama ülkemizin önü, ufku açıktır. Allah'ın izniyle yarınları aydınlıktır. Biz bu coğrafyada bin yıldır beraber yaşıyoruz. Bölgenin kadim sakinleri olarak hüznümüz de sevincimiz de hep bir oldu. Bugün de kalbimiz birlikte atıyor. Gözyaşlarımız birlikte akıyor. Nefretin, kinin, şiddetin diline teslim olmayacak barışın, kardeşin evrensel dilini yüceltmeye inşallah devam edeceğiz. Maalesef savaşların gölgesinde geçirdiğimiz Nevruz'un barış, huzur, bereket getirmesini diliyorum. Milletimizin Nevruz bayramını bir kez daha tebrik ediyor, bu anlamlı günün muhabbet bağlarını güçlendirmesini temenni ediyorum. Küresel sistem 2008 krizinden bu yana sancılı ve sarsıntılı olduğu kadar köklü bir değişim ve dönüşüm geçirmektedir. Sözkonusu değişim 4 ana eksende aktörler arasındaki rekabeti ciddi manada kızıştırmaktadır. Uluslararası sistem şu soruların cevabını aramaktadır: Teknolojiye kim yön verecek? Veriyi ve yapay zekayı kim yönetecek? Üretim, tedarik ve tüketim zincirlerini kim domine edecek. Enerji kaynakları ve ticari yolları kim kontrol edecek? Can yakıcı sonuçlarıyla bir süredir yüzleştiğimiz meselelerin özü ve özeti bu sorulara verilecek cevaplarda mahfuzdur. Bu süreçte bölgesel işbirliğinin daha önce hiç olmadığı kadar öne çıktığını görmekteyiz. Dünyanın bu yeni çatışma ve savaş konjonktürüne Türkiye olarak, iktidar olarak hamdolsun çok iyi hazırlandık. Enerji arz güvenliğini güçlendirecek adımlar attık. Ulaştıma alanında ülkemizin kısa sürede yazdığı destan ortadadır. Ana muhalefetin 'kuşların göç yolunu engelliyor' diye karşı çıktığı İstanbul havalimanımız toplam 874 bin yolcuya hizmet verdi. Demiryollarımızı 2 milyon 490 bin kişi gönderdi. Toplam 47 ülkeyle yüksek düzeyli işbirliği konseyleri tesis ettik. Afrika ve Latin Amerikalı ülkelerle ticari ve beşeri münasebetlerimizi ilerlettik. 182 yeni organize sanayi bölgesi, 85 yeni teknopark kurduk. İHA'dan füze ve roketlere elektronik harp sistemlerinden hava savunma yeteneklerine, savaş gemilerinden top, tank, helikopter, zırhlı araç ve obüslere kadar geniş skalada yerli ve milli imkanlarla büyük işler başardık. Yolumuza konulan takozlar tek tek kaldırarak, örülen duvarları bir bir yıkarak bugünlere geldik. Darbe girişimlerinden sokak olaylarına, depremden bölgesel çatışmalara kadar tek başına bir ülkeyi yere serecek badireleri olabilecek en az hasarla atlattık. Türkiye büyüklüğünün bilincinde ülke olarak duruşu ve tutumu, söylem ve icraatlarıyla temayüz etmektedir. Türkiye bölgemizi kan ve barut kokusuna boğan süreci ilk günden itibaren doğru okuyan, devlet aklının temsilcisi olarak adından övgüyle söz ettiren ülkelerin en başında yer alıyor. Tarihimizin hiçbir döneminde oyuna gelmedik. Bugün de birilerinin bizi çekmek istediği tuzaklara düşmüyoruz. Sükuneti elden bırakmadan kardeşlik ve komşuluk hukukuna riayet ederek bu süreci yönetiyoruz. Ülkemizi bu ateş çemberinin dışında tutmakta kararlıyız. Savaş sadece şehirlerde ve üretim tesislerinde değil gönüllerde açtığı tahribatla da derin izler bırakmaktadır. Körfez'deki ülkelere yönelik misillemelerin böyle bir riski vardır. Savaş uzadıkça başka komplikasyonlar da ortaya çıkıyor. Dünya enerji ticaretinin yüzde 20'sinin geçtiği Hürmüz Boğazı'nın kapanması küresel ekonomiyi ciddi bir krize sokmuştur. Günden güne kabaran ekonomik fatura karşısında savaşın bir an önce sona erdirlimesine yönelik çağrılar hız kazanmıştır. Savaş İsrail'in savaşı olmakla birlikte bedelini tüm dünya ödüyor. Netenyahu'nun katliam şebekesi insanlık adına derhal durdurulmamalı, her ülke cesur ve ön alıcı tutum sergilemelidir. Daha fazla yıkım olmadan, kan dökülmeden tüm bunların yanısıra küresel ekonomide telafisi yıllar alacak tahribat oluşmadan bu anlamsız ve hukuksuz savaş bitmeli, diyalog kapısı açılmalı, müzakere sürecine süratle başlanmalıdır. Dünya barışı ve istikbaline önem veren hiçbir ülke İsrail'in yaktığı ateşe odun taşımamalıdır. Türkiye tüm gücü ve imkanlarıyla barışın, adaletin, istikrarın tesisi için çalışmaya devam edecektir. Trafik güvenliğinden enerjiye, bölgesel gelişmelerden dış politikaya pek çok konuyu enine boyuna değerlendirdik. Plaka, görüntü ve ses sistemleriyle ilgili uygulama sürecinin vatandaşlarımızda yeni mağduriyetlere yol açmadan İçişleri Bakanlığımızı talimatlandırdık. Piyasalardaki sebep olan damgaları yakından takip ediyoruz. Küresel şokun hiç kuşkusuz Türkiye ekonomisine de yansımaları olmaktadır. Beklenmedik şoklar karşısında Türkiye ekonomisinin direnç eşiği şu an tarihinin en yüksek seviyesidir. Siyasette güveni ve istikrarı koruduğumuz sürece Allah'ın izniyle her türlü engeli aşar, her türlü sıkıntının üstesinden geliriz. Bir zafiyet oluşursa hep beraber zorluk çekeriz. Biz asırlara sari tarihinde feleğin çemberinden geçmiş, akrebin kıskacında boğulmuş bir milletiz. Devlet ve millet olarak bu dönemde de güçlenerek çıkacağımızdan en küçük şüphe duymuyorum. Rabbim Türkiye'nin yolunu, ufkunu açık etsin diyorum."

Cumhurbaşkanı Erdoğan: Savaşın yayılmaması için yoğun çaba harcadık Haber

Cumhurbaşkanı Erdoğan: Savaşın yayılmaması için yoğun çaba harcadık

Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın konuşmasından satır başları şu şekilde: “Sevgili gençler Değerli hanımefendiler, beyefendiler Sizleri en kalbi duygularımla hasretle, muhabbetle selamlıyorum Sizlerle birlikte sayısı 11,5 milyona ulaşan büyük AK Parti ailesinin tüm mensuplarını millete ve memlekete hizmet yolunda yol yürüdüğümüz tüm dava ve yol arkadaşlarımı canı gönülden selamlıyorum. Aynı şekilde teşkilat mensuplarımızın fedakar ailelerini, çocuklarını ve eşlerini de saygıyla selamlıyorum. Her birine sabırları, özverileri ve vefaları için teşekkür ediyorum. Başı rahmet, ortası mağfiret, sonu ebedi azaptan kurtuluş olan Ramazan ayını geride bırakırken sizlerin aziz milletimizin ve gönül coğrafyamızdaki tüm kardeşlerimizin Ramazan bayramını yürekten tebrik ediyorum. Rabbim tuttuğumuz oruçları yaptığımız ibadetleri ettiğimiz duaları katında inşallah kabul buyursun. Yüce Allah hepimizi sağlıkla, huzurla ve kardeşlik içinde idrak edeceğimiz daha nice Ramazanlara ve bayramlara eriştirsin. Değerli kardeşlerim, Ramazan-ı Şerif'i maalesef bu senede buruk bir kalple idrak ediyoruz. 10 Ekim'de varılan ateşkesi hiçe sayan İsrail, Gazze'ye ve Batı şeriaya yönelik saldırılarını devam ettiriyor. Bir de buna 28 Şubat'ta komşumuz İran'a karşı yine İsrail hükümetinin tahrik ve tertipleriyle başlayan hava harekatları eklendi. Türkiye olarak kim yaparsa yapsın uluslararası hukuku açıkça ihlal eden saldırılara tepkimizi ortaya koyarken savaşın yayılmaması için yoğun çaba harcadık. Ülkemizin hava sahasını ve güvenliğini ihlal eden unsurlara karşı da NATO müttefiklerimizle iş birliği içerisinde gerekli tedbirleri aldık. Amacımız bu anlamsız, bu hukuksuz ve son derece yalnız savaşın bir an önce sona erdirilmesidir. Öyle bir ruh hali içindeler ki değil bölgemiz dünya yansa hatta üçüncü dünya savaşı çıksa inanın bunların umurlarında bile olmaz. Değerli kardeşlerim bölgemizdeki hadiselerin vahameti ve bunlar karşısında muhalefetin lakaytlığı bize mesuliyetimizin büyüklüğünü hatırlatmaktadır. Her fırsatı değerlendirmek suretiyle milletimizle irtibatımızı güçlendirmek mecburiyetindeyiz. Ramazan-ı Şerif boyunca iftar ve savur programlarımızla bunu yapmaya gayret ettik. Şehit yakınlarımızdan dar gelirli vatandaşlarımıza Kimi kimsesi olmayan yaşlılarımızdan gençlerimize ve kadınlara kadar toplumun her kesimine ulaşmaya çalıştık. Kimseyi ayırmadık. Kimseyi dışlamadık. 86 milyonun her bir ferdini samimiyetle bağrımıza bastık. Sizlerden aynı tempoyu bayramda da devam ettirmenizi bekliyorum. Teşkilatımdan ricam öncelikle şehit ailelerimizi ziyaret etmeniz onları yalnız bırakmamanızdır. Yetimleri ve öksüzleri ihmal etmeminizi bir kardeş bir dost vefalı bir büyük olarak onlarla hemhal olmanızı sizlerden istirham ediyorum. Aynı şekilde bayramın huzurunu, bereketini, neşesini hemşerilerinizle, kardeşlerinizle, ailelerinizle, komşularınızla paylaşmayı unutmayınız. Yoksulların, muhtaçların, kimi kimsesi olmayan pirifanilerin, hastaların kapısını çalmanız ülkemizdeki muhacirlere ensar olmanız bayram sevinçimize bu kardeşlerimizi de ortak etmeniz çok önemlidir. Teşkilatımızdaki her bir kardeşimin bu bilinçle bayramı idrak ve ihya etmesini bekliyorum. Sözlerime son verirken bir kez daha mübarek Ramazan bayramınızı en kalbi duygularımla tebrik ediyorum Bu vesileyle vatanımızın huzuru ve güvenliği için gece gündüz görev yapan kahraman güvenlik güçlerimizin bayramını tebrik ediyorum. Şehitlerimizi rahmetle yad ediyor gazilerimize şükranlarımı sunuyor, şehit ve gazilerimizin kıymetli ailelerine bir kez daha muhabbetlerimi iletiyorum”

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.