SON DAKİKA
Hava Durumu

#Iklim Değişikliği

Bursa Digital, Bursa Haber, Bursa Son Dakika - Iklim Değişikliği haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Iklim Değişikliği haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Dünyada hava kirliliğinn en yoğun olduğu ülkelerinin listesi Haber

Dünyada hava kirliliğinn en yoğun olduğu ülkelerinin listesi

Rapor ayrıca, süregelen sağlık risklerine, ortaya çıkan bölgesel eğilimlere ve dünyanın hava kalitesi izleme sistemlerindeki önemli eksikliklere de dikkat çekiyor. Veriler, 143 ülke ve bölgedeki 9.400'den fazla şehirden derlenmiştir; bu, bir önceki yıla göre 12 ülke artışı anlamına gelmektedir ve bunlardan 7'si ilk kez listeye dahil edilmiştir. Yıllık karşılaştırmaya göre, 54 ülkede PM2.5 seviyelerinde artış, 75 ülkede azalma kaydedilmiş ve 2 ülkede ise değişiklik olmamıştır. 2025 yılı için şehirlere göre PM2.5 konsantrasyonlarını gösteren harita. Kaynak: IQAir Dünya genelindeki şehirlerin yalnızca %14'ü, DSÖ'nün PM2.5 ince partikül madde konsantrasyonu kılavuzunda belirtilen (5 µg/m³) güvenli eşiği karşılıyor; bu oran 2024'te %17 idi. 143 ülke ve bölgenin 130'u bu güvenli eşiği aşıyor. En kirli ülkeler listesinde Pakistan (67,3 µg/m³), Bangladeş, Tacikistan, Çad ve Demokratik Kongo Cumhuriyeti yer alıyor. Kentsel düzeyde ise Loni (Hindistan) dünyanın en yüksek kirlilik seviyelerini kaydederken, Nieuwoudtville (Güney Afrika) en temiz şehir oldu. Dikkat çekici bir şekilde, dünyanın en kirli 25 şehrinin tamamı Hindistan, Pakistan ve Çin'de yoğunlaşmış durumda. En kirli şehirlerin dörtte üçü yalnızca Hindistan'da bulunuyor. ABD'de ortalama PM2.5 konsantrasyonunun 2025 yılına kadar 7,3 µg/m³'e yükselmesi bekleniyor. El Paso en kirli büyük şehir olurken, Los Angeles'ın güneydoğu bölgesi en ağır kirliliğe maruz kalan bölge olacak. Buna karşılık, Seattle ikinci yıl üst üste en temiz büyük şehir unvanını koruyacak. Bölgesel ölçekte, Doğu Asya'da ikinci yıldır Dünya Sağlık Örgütü (WHO) standartlarını karşılayan hiçbir şehir bulunmuyor. Avrupa'da ise karışık bir eğilim gözlendi; 23 ülkede kirlilik artışı, 18 ülkede ise sınır ötesi orman yangınları ve Sahra çölü tozunun etkisiyle kirlilik azalması yaşandı. Bu arada, Latin Amerika ve Karayipler nispeten olumlu gelişmeler gösterirken, Okyanusya %61'lik şehir oranıyla en temiz bölge olmaya devam ediyor. İklim değişikliği nedeniyle orman yangınları giderek daha şiddetli hale geliyor ve küresel hava kalitesinin düşmesinde de önemli bir faktör olarak belirleniyor. Yalnızca Kanada, tarihindeki en kötü ikinci orman yangını sezonunu yaşadı ve bu yıl Kuzey Amerika'nın en kirli bölgesi oldu. Rapor ayrıca izleme eksikliklerine de dikkat çekerek, bazı hava kalitesi izleme programlarının kapatılmasının 44 ülkede izlemeyi zayıflattığını ve altı ülkenin ise hiçbir izleme sistemine sahip olmadığını belirtti. 2025 raporu, dünya çapında hava kalitesini iyileştirme yolunda politika yapıcıları ve toplulukları desteklemede açık verilerin ve izleme ağlarının rolünü vurgulayan küresel bir ölçüt olarak görülmeye devam ediyor. IQAir'in 2025 raporundaki verilere göre Vietnam'da hava kalitesi hala DSÖ güvenlik standartlarını karşılamıyor.

Özçelikler: Atık sular doğru arıtılmazsa tehlike oluşturabilir Haber

Özçelikler: Atık sular doğru arıtılmazsa tehlike oluşturabilir

Küresel iklim değişikliği, hızlı nüfus artışı ve kontrolsüz tüketim nedeniyle su kaynakları her geçen gün daha büyük bir tehdit altında bulunurken, sürdürülebilir su yönetimi konusunda atılması gereken adımlar uzmanlar tarafından sıkça vurgulanıyor. Bu kapsamda açıklamalarda bulunan Çevre Yapı Arıtma Sistemleri Yönetim Kurulu Başkanı Çevre Mühendisi Çağlar Özçelikler, suyun yalnızca bugünün değil, geleceğin de en stratejik kaynağı olduğuna dikkat çekti. Çevre Mühendisi Çağlar Özçelikler, temiz suya erişimin artık bir çevre meselesi olmanın ötesine geçtiğini belirterek, “Dünya genelinde su kaynakları hızla azalıyor. Bugün attığımız her adım, yarın çocuklarımıza bırakacağımız su mirasını doğrudan etkiliyor. Bu nedenle suyu korumak, kirli suları arıtmak ve atık suları yeniden kazanmak bir tercih değil, zorunluluktur” dedi. Kirli suların çevreye doğrudan deşarj edilmesinin ekosisteme geri dönülmesi zor zararlar verdiğini vurgulayan ve arıtma sistemlerinin bu noktadaki kritik rolüne işaret eden Çevre Yapı Arıtma Sistemleri Yönetim Kurulu Başkanı Çevre Mühendisi Çağlar Özçelikler, “Endüstriyel ve evsel atık sular, arıtılmadan doğaya bırakıldığında yalnızca suyu değil; toprağı, tarımı ve insan sağlığını da tehdit ediyor. Gelişmiş arıtma teknolojileriyle bu suların güvenli hale getirilmesi mümkün” diye konuştu. ATIK SU, DOĞRU TEKNOLOJİYLE DEĞERE DÖNÜŞÜYOR Atık suların geri kazanımının hem çevresel hem de ekonomik açıdan büyük avantaj sağladığını belirten Özçelikler, modern arıtma sistemleri sayesinde bu suların yeniden kullanılabilir hale geldiğini ifade etti. Çevre Mühendisi Çağlar Özçelikler, “Arıtılan atık sular; sanayide, tarımda ve peyzaj alanlarında yeniden kullanılabiliyor. Bu sayede hem temiz su kaynakları korunuyor hem de işletmeler için ciddi bir tasarruf imkânı oluşuyor” sözleriyle geri kazanımın önemine dikkat çekti. Toplumsal farkındalığın artırılmasının önemine de değinen Çevre Yapı Arıtma Sistemleri Yönetim Kurulu Başkanı Çevre Mühendisi Çağlar Özçelikler, Dünya Su Günü’nün bu konuda önemli bir fırsat sunduğunu belirterek açıklamasını şu sözlerle tamamladı: “Suyun kıymetini yalnızca musluktan akmadığında anlamamalıyız. Kamu, özel sektör ve bireyler olarak hepimize sorumluluk düşüyor. Sürdürülebilir bir gelecek için suyu koruyan, arıtan ve geri kazanan sistemlere yatırım yapmalıyız.”

Jeoloji Mühendisleri Güney Marmara'dan sert uyarı: Dirençlilik değil, kırılganlık üreten düzenden kurtulmalıyız Haber

Jeoloji Mühendisleri Güney Marmara'dan sert uyarı: Dirençlilik değil, kırılganlık üreten düzenden kurtulmalıyız

TMMOB Jeoloji Mühendisleri Odası Güney Marmara Şube Başkanı Mehmet Yıldız, 6 Şubat depremlerinin 3. yıl dönümünde yaptığı açıklamada, afetlerin kader değil yönetim sorunu olduğunu vurgulayarak ulusal ölçekte köklü bir “Afet Risk Yönetim Sistemi” çağrısında bulundu. TMMOB Jeoloji Mühendisleri Odası Güney Marmara Şube Başkanı Mehmet Yıldız, 6 Şubat 2023 Kahramanmaraş merkezli depremlerin yıl dönümünde yaptığı kapsamlı açıklamada, Türkiye’nin afetlere karşı hâlâ hazırlıksız olduğunu belirtti. Yıldız, depremler başta olmak üzere heyelan, sel, taşkın ve tsunami gibi doğa olaylarının doğal süreçler olduğunu, bunları afete dönüştürenin ise toplumsal ve yönetsel kırılganlıklar olduğunu söyledi. Türkiye’nin her büyük afette aynı hataları tekrarladığını ifade eden Şube Bşakanı Mehmet Yıldız, kâğıt üzerinde kalan imar, afet ve yapı denetim mevzuatının toplumu koruyamadığını vurguladı. “Dirençlilik değil, kırılganlık üreten bu düzenden derhal kurtulmalıyız” diyen Yıldız, afet yönetiminin yalnızca bina odaklı ele alınmasının büyük bir yanılgı olduğunu kaydetti. Açıklamada, afet risklerinin azaltılması için jeolojik kırılganlıkların bilimsel yöntemlerle araştırılması, tehlike ve risk haritalarının mekânsal planlamaya entegre edilmesi gerektiği belirtildi. Yerel yönetimlerin afet yönetiminde daha etkin rol alması gerektiğine dikkat çeken Yıldız, karar süreçlerinin meslek odaları ve yurttaşların katılımına açık olması çağrısında bulundu. Yıldız ayrıca, yapı üretim ve denetim süreçlerinde jeoloji mühendisliğinin yok sayılmasının kabul edilemez olduğunu belirterek, zemin ve temel etütlerinin bir “maliyet” değil, yaşam güvencesi olarak görülmesi gerektiğini ifade etti. İmar affı niteliğindeki uygulamalara son verilmesi, afet suçları için özel yasalar çıkarılması ve afet mahkemelerinin kurulması gerektiğini dile getirdi. Afet yönetiminin sosyal yardım değil, ülkenin geleceğine yapılan bir yatırım olduğunu vurgulayan Mehmet Yıldız, “Afet Fonu” kurulması ve risk azaltma odaklı bir ekonomi anlayışının benimsenmesi gerektiğini söyledi. Açıklamada ayrıca, “Afet, Acil Durum ve İklim Değişikliği Bakanlığı” kurulması çağrısı da yer aldı. Açıklamasını çarpıcı bir mesajla tamamlayan Başkan Yıldız, “Evet, bugün 6 Şubat. Sonraki tarihin ne anlama geleceğini hep birlikte belirleyeceğiz” diyerek, bilime dayalı, katılımcı ve kamusal bir afet yönetimi anlayışının hayati önem taşıdığını vurguladı.

Bursa Büyükşehir'den Üreticiye Güçlü Destek Haber

Bursa Büyükşehir'den Üreticiye Güçlü Destek

Bursa’da kırsal kalkınmanın sağlanması ve çiftçinin gelir düzeyinin artırılması için çalışmalarını sürdüren Büyükşehir Belediyesi, üretime değer katan adımlar atmaya devam ediyor. Bursa Büyükşehir Belediyesi Kırsal Hizmetler Dairesi Başkanlığı Tarımsal Hizmetler Şube Müdürlüğü koordinasyonunda Bursa Esnaf ve Sanatkarlar Odaları Birliği (BESOB), Bursa Bölgesi Köy Kalkınma ve Diğer Tarımsal Amaçlı Kooperatifler Birliği, Bursa İl Tarım ve Orman Müdürlüğü ile Ticaret İl Müdürlüğü iş birliğinde ‘Kooperatifçilik ve Gıda Güvenliği Eğitimi’ programı düzenlendi. Bursa Tarımsal Ürünler Tanıtım ve Eğitim Merkezi’nde (BUTATEM) gerçekleştirilen toplantıda bir araya gelen kooperatif ve dernekler, fikir alışverişinde bulundu. Derneklerin kooperatifleşme sürecinde izlemesi gereken adımların konuşulduğu programda, kooperatifçilik ve gıda güvenliği konularında bilgilendirme de yapıldı. “TOPRAĞIMIZA VE GIDAMIZA SAHİP ÇIKMAYI DEVAM EDİYORUZ” Bursa Büyükşehir Belediye Başkanı Mustafa Bozbey’i temsilen eğitim programının açılışında konuşan Büyükşehir Belediyesi Başkanvekili Metin Tunçel, Bursa’nın verimli toprakları ve köklü tarım kültürüyle emeğin kenti olduğunu ifade etti. İklim değişikliği, artan üretim maliyetleri ve pazara erişimde yaşanan zorluklar nedeniyle daha planlı tarım yapılması gerektiğinin altını çizen Tunçel, “Kooperatifçilik; üreticimiz için sadece bir tercih değil, dayanışmayı büyüten, emeği koruyan ve üreticiyi güçlendiren en sağlam modellerden biridir. Bursa Büyükşehir Belediyesi olarak üreticimizin yanında durmaya, toprağımıza ve gıdamıza sahip çıkmayı devam ediyoruz. Eğitim programıyla, kooperatiflerin daha sağlam yapılarla yol almasını, ortaklık bilincinin güçlenmesini ve gıda güvenliği konusunda doğru üretimin yaygınlaşmasını amaçlıyoruz. Doğru tarım için eğitim çalışmalarımızı kararlılıkla sürdüreceğiz” dedi. BESOB Başkanı Fahrettin Bilgit, emeğin ve dayanışmanın gücünü teknolojiyle birleştirmeyi önemsediklerini belirtti. Dijital Gelişim Ofisi hakkında da bilgi veren Bilgit, asıl amaçlarının kadın emeğini daha görünür kılmak ve ekonomik olarak güçlenmesini sağlamak olduğunu ifade etti. İl Tarım ve Orman Müdür Yardımcısı Erdoğan Ceylan, 3 gün sürecek olan eğitim programında sürdürülebilirlik, markalaşma, kalite konularının konuşulacağını dile getirdi. Kadın kooperatiflerinin güçlendirilmesi gerektiğini vurgulayan Ceylan, programda emeği geçenlere teşekkür etti. Ticaret İl Müdürlüğü Esnaf Sanatkarlar ve Kooperatifçilik Şube Müdürü Ersan Aybar, her zaman emekçilerin yanında olduklarını belirterek gerekli destekleri sunmayı sürdüreceklerini söyledi. Program, uzman isimlerin katıldığı sunumlarla devam etti.

Suyun geleceği Bursa'da konuşuldu... Su kaynaklarını korumak ortak sorumluluğumuz Haber

Suyun geleceği Bursa'da konuşuldu... Su kaynaklarını korumak ortak sorumluluğumuz

Marmara Belediyeler Birliği ve Bursa Büyükşehir Belediye Başkanı Mustafa Bozbey, iklim krizi ve artan su stresi karşısında su kaynaklarının korunmasının hayati önem taşıdığını belirterek, Bursa’nın geleceği için sürdürülebilir su yönetiminin ortak akılla ele alınması gerektiğini söyledi. Bursa Belediyeler Birliği ev sahipliğinde, Bursa Büyükşehir Belediyesi BUSKİ Genel Müdürlüğü, Mimar ve Mühendisler Grubu ve DSİ Bölge Müdürlüğü’nün destekleriyle düzenlenen ‘Bursa Sürdürülebilir Su Yönetimi Çalıştayı’, Movenpick Hotel’de ilçe belediye başkanları, kamu kurumları, akademisyenler, meslek odaları ve sektör temsilcilerinin katılımıyla gerçekleştirildi. 2050’DEKİ DÜNYA SICAKLIĞINA 2025'TE ULAŞILDI Etkinliğin açılışında konuşan Marmara Belediyeler Birliği ve Bursa Büyükşehir Belediye Başkanı Mustafa Bozbey, su yönetimiyle ilgili çalışmaları yerel yönetim ve genel yönetimin birlikte sürdürmesi gerektiğini söyledi. Dünyanın ciddi bir iklim krizi yaşadığını, mevsimlerdeki ve yağış rejimlerindeki değişikliğin artık yakından hissedildiğini belirten Başkan Mustafa Bozbey, Dünya Meteoroloji Örgütü'nün verilerine göre 2050 yılındaki dünya sıcaklığına 2025'in Temmuz ayında ulaşıldığını dile getirdi. “TÜRKİYE, SU KITLIĞI ÇEKEN ÜLKE DURUMUNA GELEBİLİR” Uluslararası çalışmaların kullanılabilir su miktarının son 2 yılda yüzde 10 azaldığını gösterdiğini de anlatan Başkan Mustafa Bozbey, “Ülkemizin yüzde 88'inin çölleşme riskiyle karşı karşıya kaldığı bildiriliyor. 2030 için alarm zillerinin çaldığı söyleniyor. Türkiye, yılda kişi başına düşen 1519 metreküplük su miktarıyla su sıkıntısı çeken bir ülke olarak gösteriliyor. Artan nüfusla birlikte kişi başına kullanılabilir yıllık su miktarının 2030 yılında 1200 metreküpe, 2040 yılında 1116 metreküpe, 2050 yılında da 1069 metreküpe kadar düşmesi bekleniyor. Raporlar, Türkiye'nin su kıtlığı çeken bir ülke durumuna geleceğini gösteriyor. Birleşmiş Milletlerin son raporuna göre de Dünya, küresel su iflası sürecine girdi” dedi. Bursa’da son bir yılda barajlardaki su miktarının yüzde 30 civarında azaldığını vurgulayan Başkan Mustafa Bozbey, bilim insanlarının raporuna göre, 2026 yazının 2025’ten daha sıcak geçeceğini ve bir buçuk derece sıcaklık artışının yaşanacağını söyledi. Bursa’nın artık su şehri olmadığını da vurgulayan Başkan Mustafa Bozbey, “Suyu asla siyaset malzemesi yapmamalıyız. Tam tersine suyu nasıl koruyacağımızı, gelecek yıllarda nasıl su sorunu yaşamayacağımızı hep birlikte konuşmalıyız. Projeler ortaya koymalıyız. DSİ tarafından Çınarcık Barajı yapılmamış olsaydı, bugün Bursa için daha kötü günleri bekleyebilirdik. Bugün en büyük havzaya sahip olan Çınarcık Barajı'dır. Bu havzalarımızda maden aramayla ilgili herhangi bir işlemin yapılmaması tarafındayız. Çünkü her açılan ocağın suyumuzu kirlettiğinin farkındayız. Hatta suyun ve Bursa’nın geleceği için bu havzada maden faaliyeti yapan kurumların izinlerinin iptal edilmesinin doğru olacağına inanıyoruz” diye konuştu. Bursa’nın, Uludağ'dan ovaya, derelerden barajlara, yeraltı sularından içme suyu havzalarına kadar çok zengin bir ekosisteme sahip olduğuna değinen Başkan Mustafa Bozbey, ancak bu zenginliğin sınırsız olmadığının da altını çizdi. Su seviyesinin Bursa ovasında 250 metrenin altına indiğini belirten Başkan Mustafa Bozbey, “Bir bilim insanımız, Bursa Ovası ve Konya Ovası’nın her yıl 6 santim çöktüğünü bildirdi. Sebebi, yeraltı su seviyesinin aşağıya inmesidir. Bunların da mutlaka değerlendirilmesi gerekiyor. Suya olan talep, nüfus, sanayi ve tarımla birlikte her geçen yıl da artıyor. Yerel yönetimler olarak artık suyun nereden geldiğini, nasıl korunduğunu, nasıl kullanıldığını ve nasıl geriye kazanıldığını beraber düşünen bir anlayışla hareket etmeliyiz” dedi. Su kaynaklarının korunmasının ve güvenliğinin önemine dikkat çeken Başkan Mustafa Bozbey, gri su kullanımına artık daha fazla önem verilmesi ve yatırım yapılması gerektiğinin altını çizdi. Yeraltı su kullanımının da çok iyi takip edilmesi gerektiğini belirten Başkan Mustafa Bozbey, “Kayıp kaçakla mücadeleyi bir sorumluluk olarak ele alıyoruz. Bu konuda sürekli yatırım yapıyoruz. Akıllı altyapı sistemlerini, SCADA uygulamalarını, anlık izleme ve erken uyarı mekanizmalarını Bursa’da genelinde yaygınlaştırıyoruz. Kent planlamasından altyapıya, yeşil alanlarından sanayi bölgelerine kadar her başlıkta suya duyarlı kent anlayışıyla hareket ediyoruz. Bursa üretim kentidir, sanayi kentidir. Sanayi bizim için de bir gerçektir. Bunu yok sayamayız. Tarım da bizim güvencemizdir. Ancak üretim ile su arasında yeni bir denge kurmak zorundayız” diye konuştu. “GERİ KAZAN, YENİDEN DEĞERLENDİR” Suyun yaklaşık yüzde 70’inin tarımda kullanıldığını dile getiren Başkan Mustafa Bozbey, yüzde 15’inin sanayide, yüzde 15'inin ise konutlarda kullanıldığını açıkladı. Tarımdaki vahşi sulamayı ortadan kaldırmak gerektiğini söyleyen Başkan Mustafa Bozbey, “Modern sulama tekniklerini hayata geçirmeliyiz. Su verimliliğini artıran uygulamalara öncelik vermeliyiz. Su tasarrufu üretimden vazgeçmek değil, üretimi geleceğe taşımaktır. Daha az suya ihtiyaç duyan ürünlere dönüşümü yapmalıyız. Artık su yönetiminde yeni bir paradigma var. ‘Al, kullan, at’ değil, tam tersine ‘geri kazan, yeniden değerlendir’. Bursa'da atık su arıtma tesislerini bu bağlamda ele alıyoruz. Arıtmayı bir kaynak yönetim süreci olarak görüyoruz. Çalıştaydan çıkacak her fikir, düşünce ve söylem, Bursa'nın suyla ilgili yol haritasına katkı sağlayacaktır” dedi. ‘AKILLI VE SÜRDÜRÜLEBİLİR YÖNETİM ANLAYIŞI’ Bursa’nın, sanayi ve tarım gücüyle Türkiye ekonomisinin lokomotif şehirlerinden biri olduğunu vurgulayan Başkan Oktay Yılmaz; “3,5 milyon hemşehrimiz, bu şehirde üretmekte, çalışmakta, yaşamakta ve hayal kurmaktadır. DSİ tarafından yürütülen projeler sayesinde; Uludağ kaynakları, yeraltı suları, Nilüfer, Doğancı barajları ile şehrimize yılda yaklaşık 245 milyon metreküp su temin edilmektedir. Yapımı tamamlanan Çınarcık Barajı’ndan 145 hm³, planlanan Aksu Barajı ve Deliçay derivasyonu ile 42 hm³ ilave su kaynağı Bursa’ya kazandırılıyor. Ancak açıkça ifade etmek gerekir ki; bu rakamlar bize sadece bugünü kazandırır, bize ve gelecek kuşaklara yarını kazandıracak olan, akıllı ve sürdürülebilir bir yönetim anlayışıdır. Su Yönetimi Genel Müdürlüğü’nün verilerine göre iklim değişikliği ve sıcaklıkların yükselmesiyle 2050 yılına kadar ülkemiz su kaynaklarının yüzde 25 azalması, buna karşın artan nüfus oranına bağlı olarak su talebinin yüzde 50 artması öngörülmektedir. Bu bilgiler üzerimize düşen sorumluluğun ne kadar önemli olduğunun altını bir kez daha çiziyor” diye konuştu. ‘TÜRKİYE İÇİN ÖRNEK TEŞKİL EDECEK’ Suyun toplumsal huzurun teminatı olduğunu belirten Bursa Belediyeler Birliği Başkanı Oktay Yılmaz, “Su yönetimi, yalnızca bir çevre meselesi değildir. Son yıllarda ülkemizin şehir yönetiminin kalitesini, gelecek nesillere bakışımızı, yönetme kabiliyetimizi doğrudan gösteren bir başlıktır. Bugün bu salonda tüm kurumlarımızla birlikte ortaya koyduğu bu sinerji, bizim en büyük gücümüzdür. Buraya özellikle dikkat çekmek istiyorum. Bu ve bunun gibi çalışmalarımızla bizim hedefimiz sadece konuşmak değil; ortak akılla, bilimle ve gerçekçi yaklaşımlarla somut sonuçlar üretmektir. Bugün burada yapılacak her sunumun her tartışmanın, her önerinin, yalnızca Bursa için değil, Türkiye içinde örnek teşkil edecek bir yol haritasına dönüşmesini temenni ediyorum. Bu çalıştaydan çıkacak sonuçları raflarda bırakmayacağız. Uygulanabilir her öneriyi, kararlılıkla hayata geçireceğiz” diye konuştu. ‘YATIRIMLARIN YÜZDE 90’INI BİZ YAPTIK’ Bursa’yı çok sevdiğini ve şehir ile arasında gönül bağı olduğunu vurgulayan Orman ve Su İşleri eski Bakanı Veysel Eroğlu; “Evet bir iklim değişikliği ile karşı karşıyayız. Ancak doğru planlama yapılırsa ne Bursa’da ne de Türkiye’de herhangi bir su sorunu yaşanmaz. Yeşil Bursa’daki mevcut su yatırımlarının yüzde 90’ı bizim hükümetlerimiz döneminde gerçekleştirilmiştir. Sayın Cumhurbaşkanımızın da Bursa’da projelerin aksamaması için özel talimatı var. Dağdibi, Kocayayla, Ağlaşan Kayacık, Gözede, Yalıçiftlik, Çınarcık, Altıntaş, Karıncalı, Nilüfer, Boğazköy, Çiçeközü, Gökçesu barajları bizim dönemimizde Bursa’ya kazandırıldı. Bakınız 23 yılda Bursa’ya; 25 adet baraj, 12 adet HES, 54 adet sulama tesisi, 4 adet içme suyu tesisi, 27 adet taşkın önleme tesisi ve 5 adet arazi toplulaştırma projesi olmak üzere toplamda 152 adet tesis kazandırdık. Bu tesislerin yatırım maliyeti ise yaklaşık 76 milyar TL. Ancak bu yatırımlara rağmen Bursa’nın yaşadığı sıkıntılar ortada. Yakın vadede bu sorunu aşmak için Çınarcık barajı devreye alınmalıdır. Çınarcık Barajı’ndan su alınıp arıtma tesislerine taşınmalı. Bu su da Bursa’ya verilmelidir. Böylece Bursa’nın su sorunu kalmaz” ifadelerini kullandı. Su sıkıntısının son yılların en büyük sorunu olduğunu belirten MMG Genel Başkanı Yavuz Sarı ise; “Kuraklık ve buna bağlı olarak su sorunu son dönemde sıkça konuşuluyor. Bizler de bu soruna kökten çözüm üretmek için çalışıyoruz. İnşallah bundan sonrada daha fazla gayretle çalışmalarımızı artıracağız. Bu çözüm arayışlarına katkı sunacak çok önemli bir çalıştaydayız. Bu çalıştayı düzenleyen Başta Bursa Belediyeler Birliği Başkanımız Oktay Yılmaz olmak üzere, emeği geçen herkese teşekkür ederim” dedi. Çalıştayı düzenleyen Bursa Belediyeler Birliği’ne be Başkan Oktay Yılmaz’a teşekkür eden Büyükşehir Belediye Başkanı Mustafa Bozbey; “Bu çalıştay geleceğe imza atacak değerli bir iş olmuş. Çalıştayın verimli geçmesini diliyorum” diye konuştu. Açılış konuşmalarının ardından çalıştay yuvarlak masa toplantılarıyla devam etti. Bursa Sürdürülebilir Su Yönetimi Çalıştayı, 24 Ocak Cumartesi günü sona erecek.

Nilüfer Belediyesi Güneş Enerjisinde Vites Yükseltti Haber

Nilüfer Belediyesi Güneş Enerjisinde Vites Yükseltti

Nilüfer Belediyesi güneş enerjisinde büyümeyi hızlandırdı. Güneş enerjisi yatırımlarıyla 2025’te 2.207 MW elektrik üreten Nilüfer Belediyesi, önceki yıla göre üretimde yüzde 19, tasarrufta yüzde 37 artış sağlayarak 1.324 ton karbon salınımını önledi; 1.860 ağaca eşdeğer çevresel kazanım ve 6 milyon TL tasarruf elde etti. Nilüfer Belediyesi, yenilenebilir enerji yatırımlarıyla iklim değişikliği ve enerji bağımlılığıyla mücadelede ortaya koyduğu kararlı duruşu 2025 yılında da güçlendirdi. Biri arazi tipi, 7’si çatı tipi olmak üzere toplam 8 Güneş Enerji Santrali (GES) ile elde edilen sonuçlar, temiz enerjide istikrarlı ve ölçülebilir bir büyümeye işaret etti. Nilüfer Belediyesi, 2025 yılı boyunca güneş enerji santrallerinden toplam 2.207 megawatt (MW) elektrik enerjisi üretti. Bu rakam, bir önceki yıla göre yüzde 19’luk bir artış anlamına geliyor. Üretimdeki bu yükselişle birlikte 1.324 ton CO₂ salınımı engellendi; bu değer, 1.860 adet dikili ağaca eşdeğer çevresel kazanım sağladı. EKONOMİK KAZANIM ÇEVRESEL ARTIŞIN ÖNÜNE GEÇTİ 2025 yılında güneş enerjisinden elde edilen üretim sayesinde 6 milyon TL tasarruf sağlandı. Böylece bir önceki yıla kıyasla belediye bütçesinde yüzde 37’yi aşan bir tasarruf artışı gerçekleşti. Bu tablo, Nilüfer Belediyesi’nin yenilenebilir enerji yatırımlarının yalnızca çevresel değil, aynı zamanda güçlü bir ekonomik katkı sunduğunu da ortaya koydu. 8 NOKTADA KESİNTİSİZ TEMİZ ENERJİ Beşevler Cimnastik Salonu, Ürünlü Kent Bostanları, İbrahim Yazıcı Stadyumu, Yüzüncüyıl Spor ve Gençlik Merkezi, Altınşehir Gençlik Merkezi, Nilüfer İlçe Afet ve Acil Durum Yönetim Merkezi ve Üçevler Spor Tesisi’nde kurulu çatı tipi santraller ile Güngören Mahallesi’ndeki arazi tipi GES’ten elde edilen üretim, Nilüfer Belediyesi’nin hizmet binalarında tüketilen enerjinin önemli bir bölümünü karşıladı. “RAKAMLAR DOĞRU YOLDA OLDUĞUMUZU GÖSTERİYOR” Başkan Şadi Özdemir, Nilüfer Belediyesi’nin 2014 yılında Başkanlar Sözleşmesi’ne taraf olduğunu hatırlatarak, 2030 yılına kadar karbon emisyonlarını yüzde 40 azaltma taahhütleri bulunduğunu vurguladı. Nilüfer Belediye Başkanı Şadi Özdemir, “2024’ten 2025’e uzanan bu artış, doğru bir stratejiyle ilerlediğimizi açıkça gösteriyor. 2025-2029 Stratejik Planımız kapsamında yenilenebilir enerji üretimimizi her yıl artırmayı, çevresel sorumluluğumuzu daha da güçlendirmeyi sürdüreceğiz” dedi. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Bakan Yumaklı'dan Göllere acil müdahale planı! Haber

Bakan Yumaklı'dan Göllere acil müdahale planı!

Türkiye, son 54 yılın en sıcak yılını geride bırakırken, su kaynaklarındaki tehlike seviyesi her geçen gün daha da artıyor. Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı, azalan yağışlar ve yüksek buharlaşma nedeniyle su kaybı yaşayan göller için detaylı bir "Eylem Planı" oluşturduklarını duyurdu. Bakan Yumaklı'nın açıkladığı listede; Eğirdir, Beyşehir, Akşehir, Burdur, Seyfe ve Sapanca göllerinin yanı sıra Marmara Bölgesi'nin can damarı sayılan İznik Gölü de bulunuyor. Eğirdir Gölü'nde başlatılan uygulamalardan sonra, İznik Gölü'nde de su seviyesinin korunması ve ekosistemin dengeye oturtulması amacıyla benzer adımların atılması planlanıyor. İznik Gölü, hem tarımsal sulamada hem de sanayi için taşıdığı önemin yanı sıra, Burdur Gölü'nün karşı karşıya kaldığı gibi iklim değişikliği ve azalan yağışların doğrudan tehdidi altında yer alıyor. Bakan Yumaklı, durumun önemine şu verilerle dikkat çekti: 2024 yılı, son 54 yılın en sıcak yılı olurken, 2025 yılının Temmuz ayı "en sıcak temmuz" olarak kaydedildi. 2025 su yılı yağışları, önceki yıllara göre %27 oranında azalarak son 52 yılın en düşük seviyesine geriledi. Göllerdeki su kaybının büyük oranda buharlaşmadan kaynaklandığını açıklayan Yumaklı, yıllık su açıklığını kapatacak projeleri hayata geçireceklerini belirtti. Bakan Yumaklı, İznik Gölü ve çevresindeki tarımsal faaliyetleri yakından etkileyen "Su Kanunu" çalışmasının son aşamaya geldiğini açıkladı. Yeni düzenleme ile birlikte geleneksel sulama yöntemleri tamamen bitirilecek. Basınçlı ve modern sulama sistemlerinin kullanımı yasal olarak zorunlu hale gelecek. Su kaybı nedeniyle kuruyan bölgelerde halk sağlığını tehdit eden tozumanın önlenmesi için doğa temelli çözümler uygulanacak. Göllerin eski haline getirilmesi için büyük bir bütçe ayıran Bakanlık, sadece Burdur Gölü için 5 yılda 6 milyar TL'lik bir yatırım yapmayı planlıyor. Aynı türde bir entegre yönetim modelinin, su kalitesinin korunması ve ekosistemin sürdürülebilirliği amacıyla İznik Gölü havzasında da uygulanması bekleniyor.

Bursa suyunu konuştu Haber

Bursa suyunu konuştu

Bursa Kent Konseyi’nin ‘Bursa Suyunu Konuşuyor’ temasıyla düzenlenen 92. Olağan Genel Kurulu’nda, kentin geleceğini doğrudan etkileyen su kaynakları ve iklim değişikliği konuları tüm yönleriyle ele alındı. BURSA (İGFA) - Bursa'da katılımcı demokrasinin yaygınlaşması adına önemli görevler üstlenen Bursa Kent Konseyi’nin 92. Olağan Genel Kurulu, ‘Bursa Suyunu Konuşuyor’ başlığıyla Atatürk Kültür Merkezi Merinos Yerleşkesi’nde gerçekleştirildi. Programa, Bursa Büyükşehir Belediye Başkanı Mustafa Bozbey’in yanı sıra CHP Bursa Milletvekili Orhan Sarıbal, Bursa Kent Konseyi Başkanı Prof. Dr. Ertuğrul Aksoy, Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreteri Doç. Dr. Ergül Halisçelik, Bursa Kent Konseyi Genel Sekreteri Elvan Atay Özkan, BUSKİ Genel Müdürü Mehmet Ercihan Subaşıoğlu, Bursa Kent Konseyi Yürütme Kurulu Üyeleri, meclislerin ve çalışma gruplarının temsilcileri ile çok sayıda gönüllü katıldı. Bursa Büyükşehir Belediye Başkanı Mustafa Bozbey, kent konseylerinin vatandaşlar ile resmi kurumlar arasında köprü vazifesi gördüğünü söyledi. Kent konseylerinin halkın sorunlarına duyarlılık gösterdiğini, takibini yaptığını ve sonuçlarını paylaştığını anlatan Başkan Mustafa Bozbey, halkın çıkarları doğrultusunda çalışmaların sürdürüldüğünü ifade etti. “SU KAYNAKLARI AZALDI” Dünyanın ciddi bir iklim kriziyle karşı karşıya kaldığını belirten Başkan Mustafa Bozbey, tüm bunlara rağmen Bursa’da gerekli önlemlerin alınmadığını vurguladı. Suyun bir yaşam kaynağı olduğunu hatırlatan Başkan Mustafa Bozbey, “Geldiğimiz noktada çevremizi ve suyumuzu kirlettik. İklim krizinden dolayı da su kaynakları azaldı. Bu süreçte Bursa Ovası’nda suyu fazla tüketen işletmelere de izin verildi. Bu, geleceği iyi okumamanın sonuçlarıdır” dedi. Su kesintileri yapmak zorunda kaldıkları dönemde bazı tepkiler aldıklarını belirten Başkan Mustafa Bozbey, “Ama bu sayede farkındalığı başardık. Şu anda Bursalılar suyu tasarruflu kullanıyor. Kesinti yapmadan önce 510 bin metreküp civarında kullanım vardı, kesintilerin ardından 430 binlere düştü. Kesintileri kaldırdık ve hala bu seviyelerde izliyor. Bizim halkı doğru bilgilerle bilgilendirme sorumluluğumuz var. Bursa artık su şehri değil. Bursa Ovası’nda su seviyesi 250 metrenin altına indi. Bilim insanları, Bursa Ovası’nın her sene 6 santim çöktüğünü açıkladı. Bunun sebepleri araştırılmalıdır. Aralık ayının 20’si oldu ve Uludağ’da hala doğru düzgün kar yok. Gerekli tedbirleri almaya devam etmeliyiz” diye konuştu. Çınarcık Barajı’ndaki arıtma tesisi için çalışmaların yoğun biçimde devam ettiğini dile getiren Başkan Mustafa Bozbey, “Göreve gelir gelmez çalışmaları başlattık. Bu yaz bu sıkıntının çekileceğini biliyorduk. Baypass hattı yaparak 100 bin metreküp suyu aktardık. Bunu yapmasaydık daha önceden su kesintileri yapmak zorunda kalabilirdik. Ama bizim günlük 500 bin metreküp suya ihtiyacımız var. Yaz aylarında daha da artacaktır. Artık bahçelerin işlenmiş suyla sulanmaması lazım. Tarımda yeni çözümler üretmeliyiz. Daha az suya ihtiyaç duyan ürünlere yönelmeleri lazım. Yanlış politikalar, Bursa’nın daha vahim su sıkıntısı yaşamasına sebep olabilir” dedi. BAŞKAN MUSTAFA BOZBEY’E TEŞEKKÜR Bursa Kent Konseyi Başkanı Prof. Dr. Ertuğrul Aksoy, suyun sadece çevresel başlık olmadığını, sosyal, ekonomik ve yaşamsal bir mesele olduğunu ifade etti. İklim krizinin etkilerinin yerel ölçekte daha görünür hale geldiğini belirten Aksoy, su politikalarının katılımcı ve bilimsel temelde yeniden ele alması gerektiğini vurguladı. Genel kurulda su kriziyle ilgili çözüm önerilerinin geliştirilmesini amaçladıklarını anlatan Aksoy, yerel yönetimlerin, üniversitelerin, sivil toplum kuruluşlarının ve vatandaşların birlikte hareket etmesinin önemine değindi. Tüm paydaşlarla birlikte kent için önemli çalışmalar yürüttüklerini belirten Aksoy, her alanda kendilerine destek veren Başkan Mustafa Bozbey'e teşekkür etti. Düzenlenen oturumlarda ise, Bursa Uludağ Üniversitesi’nden Prof. Dr. Hayrettin Kuşçu ‘Tarımsal kuraklık koşullarında su verimliliği ve etkin sulama yöntemi’, Bursa Uludağ Üniversitesi’nden Doç. Dr. Aslıhan Katip ‘İklim değişikliği ve sürdürülebilirlik çerçevesinde su kaynakları’, BUSKİ Genel Müdür Yardımcısı Ali Alper Makam ‘İklim değişikliğinin Bursa ve su kaynakları üzerindeki etkisi’, Bursa Kent Konseyi Yürütme Kurulu üyesi Murat Demir ‘İklim krizi ve su hakkı’ konularında sunumlar yaparak önemli bilgiler paylaştı.

Bursa Büyükşehir'den 15 bin fidanlı 'Hatıra Ormanı' Haber

Bursa Büyükşehir'den 15 bin fidanlı 'Hatıra Ormanı'

Bursa Büyükşehir Belediyesi, çalışanları adına 15 bin 28 fidan dikerek çocuklara daha yeşil bir Bursa bırakma hedefiyle “Hatıra Ormanı” oluşturdu. Bursa Büyükşehir Belediyesi, kentin yeşil kimliğini güçlendirmek ve doğayı yeniden canlandırmak amacıyla belediye ve iştiraklerinde görev yapan 15 bin 28 çalışan adına “Hatıra Ormanı” oluşturdu. Bu kapsamda gerçekleştirilen fidan dikim etkinliğinde Bursa Büyükşehir Belediye Başkanı Mustafa Bozbey, çevre ve iklim değişikliği risklerine dikkat çekti. Gerçekleştirilen fidan dikiminde konuşan Bursa Büyükşehir Belediye Başkanı Mustafa Bozbey, dikilen her bir fidanın bu kurumda emek veren siz çalışma arkadaşlarımızın, yol ve hizmet arkadaşlarımızın doğaya bıraktığı kalıcı bir iz olduğunu belirterek, "Bu yaz Bursa’mız çok zor günler geçirdi. Hep birlikte bu sürece hem şahitlik ettik hem de derin bir üzüntü yaşadık. Zaman zaman kahrolduk. Ormanlarımızda yükselen alevler gerçekten yüreğimizi dağladı. Çünkü sadece ağaçlar yanmadı; o alanlarda yaşayan canlılar da yok oldu. Böyle ağır ve yıkıcı bir felaketi hep birlikte yaşadık. Bu yangınların yaban hayatını ciddi şekilde etkilediğini biliyoruz. Aynı zamanda doğanın dengesi de büyük ölçüde bozuldu. Kuraklık, belki 20-25 yıl önce geçici bir risk olarak görülüyordu. “Bu yaz kurak geçti ama önümüzdeki yaz düzelir” denilebiliyordu. Ancak artık bu anlayış geride kaldı" diye konuştu. Bursa'nın eskisi gibi “su şehri” olma özelliğini kaybettiğini ifade eden Başkan Bozbey, "Bugün su kaynakları azalan, suyu tasarruflu kullanması gereken bir şehir konumundayız. Bununla birlikte iklim değişikliğinin getirdiği riskleri de dikkate almak zorundayız. Bu risklerin başında yangınlar geliyor ve ne yazık ki bu risk giderek artıyor. Toprak kurudukça, orman alanlarında nem azaldıkça yangın tehlikesi daha da büyüyor. Bu nedenle doğayı korumak ve kollamak hepimizin ortak sorumluluğudur. Kuraklık ve susuzluk artık göz ardı edilemeyecek bir noktaya ulaşmıştır. Son 52 yılın verilerine baktığımızda, Bursa’da yağış miktarının son 52 yılın en düşük seviyesine gerilediğini açıkça görüyoruz" dedi. Burada dikilecek her fidanın anlamı ve değeri son derece büyük olduğunu belirten Başkan Bozbey, Orman Bölge Müdürlüğü'nün de Kızılçam dikimine devam edeceğini söyledi. Başkan Bozbey, "Biz yeniden yeşil bursayı burada birlikte yeniden yeşerteceğiz. Bin 61 muhtarımız ve sivil toplum kuruluşlarımızın bu kent için buna duyarlı olduğunu ve Bursa'mızın her ferdinin bu duyarlılıkta olduğunu biliyorum. Bizler Bursa'yı yeniden 'Yeşil Bursa' yaparız. Doğasına sahip çıkan suyunu koruyan toprağına değer veren anlayışını hep beraber biliyoruz” diye konuştu.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.