SON DAKİKA
Hava Durumu

#Iklim Değişikliği

Bursa Digital, Bursa Haber, Bursa Son Dakika - Iklim Değişikliği haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Iklim Değişikliği haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Nilüfer Belediyesi Güneş Enerjisinde Vites Yükseltti Haber

Nilüfer Belediyesi Güneş Enerjisinde Vites Yükseltti

Nilüfer Belediyesi güneş enerjisinde büyümeyi hızlandırdı. Güneş enerjisi yatırımlarıyla 2025’te 2.207 MW elektrik üreten Nilüfer Belediyesi, önceki yıla göre üretimde yüzde 19, tasarrufta yüzde 37 artış sağlayarak 1.324 ton karbon salınımını önledi; 1.860 ağaca eşdeğer çevresel kazanım ve 6 milyon TL tasarruf elde etti. Nilüfer Belediyesi, yenilenebilir enerji yatırımlarıyla iklim değişikliği ve enerji bağımlılığıyla mücadelede ortaya koyduğu kararlı duruşu 2025 yılında da güçlendirdi. Biri arazi tipi, 7’si çatı tipi olmak üzere toplam 8 Güneş Enerji Santrali (GES) ile elde edilen sonuçlar, temiz enerjide istikrarlı ve ölçülebilir bir büyümeye işaret etti. Nilüfer Belediyesi, 2025 yılı boyunca güneş enerji santrallerinden toplam 2.207 megawatt (MW) elektrik enerjisi üretti. Bu rakam, bir önceki yıla göre yüzde 19’luk bir artış anlamına geliyor. Üretimdeki bu yükselişle birlikte 1.324 ton CO₂ salınımı engellendi; bu değer, 1.860 adet dikili ağaca eşdeğer çevresel kazanım sağladı. EKONOMİK KAZANIM ÇEVRESEL ARTIŞIN ÖNÜNE GEÇTİ 2025 yılında güneş enerjisinden elde edilen üretim sayesinde 6 milyon TL tasarruf sağlandı. Böylece bir önceki yıla kıyasla belediye bütçesinde yüzde 37’yi aşan bir tasarruf artışı gerçekleşti. Bu tablo, Nilüfer Belediyesi’nin yenilenebilir enerji yatırımlarının yalnızca çevresel değil, aynı zamanda güçlü bir ekonomik katkı sunduğunu da ortaya koydu. 8 NOKTADA KESİNTİSİZ TEMİZ ENERJİ Beşevler Cimnastik Salonu, Ürünlü Kent Bostanları, İbrahim Yazıcı Stadyumu, Yüzüncüyıl Spor ve Gençlik Merkezi, Altınşehir Gençlik Merkezi, Nilüfer İlçe Afet ve Acil Durum Yönetim Merkezi ve Üçevler Spor Tesisi’nde kurulu çatı tipi santraller ile Güngören Mahallesi’ndeki arazi tipi GES’ten elde edilen üretim, Nilüfer Belediyesi’nin hizmet binalarında tüketilen enerjinin önemli bir bölümünü karşıladı. “RAKAMLAR DOĞRU YOLDA OLDUĞUMUZU GÖSTERİYOR” Başkan Şadi Özdemir, Nilüfer Belediyesi’nin 2014 yılında Başkanlar Sözleşmesi’ne taraf olduğunu hatırlatarak, 2030 yılına kadar karbon emisyonlarını yüzde 40 azaltma taahhütleri bulunduğunu vurguladı. Nilüfer Belediye Başkanı Şadi Özdemir, “2024’ten 2025’e uzanan bu artış, doğru bir stratejiyle ilerlediğimizi açıkça gösteriyor. 2025-2029 Stratejik Planımız kapsamında yenilenebilir enerji üretimimizi her yıl artırmayı, çevresel sorumluluğumuzu daha da güçlendirmeyi sürdüreceğiz” dedi. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Bakan Yumaklı'dan Göllere acil müdahale planı! Haber

Bakan Yumaklı'dan Göllere acil müdahale planı!

Türkiye, son 54 yılın en sıcak yılını geride bırakırken, su kaynaklarındaki tehlike seviyesi her geçen gün daha da artıyor. Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı, azalan yağışlar ve yüksek buharlaşma nedeniyle su kaybı yaşayan göller için detaylı bir "Eylem Planı" oluşturduklarını duyurdu. Bakan Yumaklı'nın açıkladığı listede; Eğirdir, Beyşehir, Akşehir, Burdur, Seyfe ve Sapanca göllerinin yanı sıra Marmara Bölgesi'nin can damarı sayılan İznik Gölü de bulunuyor. Eğirdir Gölü'nde başlatılan uygulamalardan sonra, İznik Gölü'nde de su seviyesinin korunması ve ekosistemin dengeye oturtulması amacıyla benzer adımların atılması planlanıyor. İznik Gölü, hem tarımsal sulamada hem de sanayi için taşıdığı önemin yanı sıra, Burdur Gölü'nün karşı karşıya kaldığı gibi iklim değişikliği ve azalan yağışların doğrudan tehdidi altında yer alıyor. Bakan Yumaklı, durumun önemine şu verilerle dikkat çekti: 2024 yılı, son 54 yılın en sıcak yılı olurken, 2025 yılının Temmuz ayı "en sıcak temmuz" olarak kaydedildi. 2025 su yılı yağışları, önceki yıllara göre %27 oranında azalarak son 52 yılın en düşük seviyesine geriledi. Göllerdeki su kaybının büyük oranda buharlaşmadan kaynaklandığını açıklayan Yumaklı, yıllık su açıklığını kapatacak projeleri hayata geçireceklerini belirtti. Bakan Yumaklı, İznik Gölü ve çevresindeki tarımsal faaliyetleri yakından etkileyen "Su Kanunu" çalışmasının son aşamaya geldiğini açıkladı. Yeni düzenleme ile birlikte geleneksel sulama yöntemleri tamamen bitirilecek. Basınçlı ve modern sulama sistemlerinin kullanımı yasal olarak zorunlu hale gelecek. Su kaybı nedeniyle kuruyan bölgelerde halk sağlığını tehdit eden tozumanın önlenmesi için doğa temelli çözümler uygulanacak. Göllerin eski haline getirilmesi için büyük bir bütçe ayıran Bakanlık, sadece Burdur Gölü için 5 yılda 6 milyar TL'lik bir yatırım yapmayı planlıyor. Aynı türde bir entegre yönetim modelinin, su kalitesinin korunması ve ekosistemin sürdürülebilirliği amacıyla İznik Gölü havzasında da uygulanması bekleniyor.

Bursa suyunu konuştu Haber

Bursa suyunu konuştu

Bursa Kent Konseyi’nin ‘Bursa Suyunu Konuşuyor’ temasıyla düzenlenen 92. Olağan Genel Kurulu’nda, kentin geleceğini doğrudan etkileyen su kaynakları ve iklim değişikliği konuları tüm yönleriyle ele alındı. BURSA (İGFA) - Bursa'da katılımcı demokrasinin yaygınlaşması adına önemli görevler üstlenen Bursa Kent Konseyi’nin 92. Olağan Genel Kurulu, ‘Bursa Suyunu Konuşuyor’ başlığıyla Atatürk Kültür Merkezi Merinos Yerleşkesi’nde gerçekleştirildi. Programa, Bursa Büyükşehir Belediye Başkanı Mustafa Bozbey’in yanı sıra CHP Bursa Milletvekili Orhan Sarıbal, Bursa Kent Konseyi Başkanı Prof. Dr. Ertuğrul Aksoy, Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreteri Doç. Dr. Ergül Halisçelik, Bursa Kent Konseyi Genel Sekreteri Elvan Atay Özkan, BUSKİ Genel Müdürü Mehmet Ercihan Subaşıoğlu, Bursa Kent Konseyi Yürütme Kurulu Üyeleri, meclislerin ve çalışma gruplarının temsilcileri ile çok sayıda gönüllü katıldı. Bursa Büyükşehir Belediye Başkanı Mustafa Bozbey, kent konseylerinin vatandaşlar ile resmi kurumlar arasında köprü vazifesi gördüğünü söyledi. Kent konseylerinin halkın sorunlarına duyarlılık gösterdiğini, takibini yaptığını ve sonuçlarını paylaştığını anlatan Başkan Mustafa Bozbey, halkın çıkarları doğrultusunda çalışmaların sürdürüldüğünü ifade etti. “SU KAYNAKLARI AZALDI” Dünyanın ciddi bir iklim kriziyle karşı karşıya kaldığını belirten Başkan Mustafa Bozbey, tüm bunlara rağmen Bursa’da gerekli önlemlerin alınmadığını vurguladı. Suyun bir yaşam kaynağı olduğunu hatırlatan Başkan Mustafa Bozbey, “Geldiğimiz noktada çevremizi ve suyumuzu kirlettik. İklim krizinden dolayı da su kaynakları azaldı. Bu süreçte Bursa Ovası’nda suyu fazla tüketen işletmelere de izin verildi. Bu, geleceği iyi okumamanın sonuçlarıdır” dedi. Su kesintileri yapmak zorunda kaldıkları dönemde bazı tepkiler aldıklarını belirten Başkan Mustafa Bozbey, “Ama bu sayede farkındalığı başardık. Şu anda Bursalılar suyu tasarruflu kullanıyor. Kesinti yapmadan önce 510 bin metreküp civarında kullanım vardı, kesintilerin ardından 430 binlere düştü. Kesintileri kaldırdık ve hala bu seviyelerde izliyor. Bizim halkı doğru bilgilerle bilgilendirme sorumluluğumuz var. Bursa artık su şehri değil. Bursa Ovası’nda su seviyesi 250 metrenin altına indi. Bilim insanları, Bursa Ovası’nın her sene 6 santim çöktüğünü açıkladı. Bunun sebepleri araştırılmalıdır. Aralık ayının 20’si oldu ve Uludağ’da hala doğru düzgün kar yok. Gerekli tedbirleri almaya devam etmeliyiz” diye konuştu. Çınarcık Barajı’ndaki arıtma tesisi için çalışmaların yoğun biçimde devam ettiğini dile getiren Başkan Mustafa Bozbey, “Göreve gelir gelmez çalışmaları başlattık. Bu yaz bu sıkıntının çekileceğini biliyorduk. Baypass hattı yaparak 100 bin metreküp suyu aktardık. Bunu yapmasaydık daha önceden su kesintileri yapmak zorunda kalabilirdik. Ama bizim günlük 500 bin metreküp suya ihtiyacımız var. Yaz aylarında daha da artacaktır. Artık bahçelerin işlenmiş suyla sulanmaması lazım. Tarımda yeni çözümler üretmeliyiz. Daha az suya ihtiyaç duyan ürünlere yönelmeleri lazım. Yanlış politikalar, Bursa’nın daha vahim su sıkıntısı yaşamasına sebep olabilir” dedi. BAŞKAN MUSTAFA BOZBEY’E TEŞEKKÜR Bursa Kent Konseyi Başkanı Prof. Dr. Ertuğrul Aksoy, suyun sadece çevresel başlık olmadığını, sosyal, ekonomik ve yaşamsal bir mesele olduğunu ifade etti. İklim krizinin etkilerinin yerel ölçekte daha görünür hale geldiğini belirten Aksoy, su politikalarının katılımcı ve bilimsel temelde yeniden ele alması gerektiğini vurguladı. Genel kurulda su kriziyle ilgili çözüm önerilerinin geliştirilmesini amaçladıklarını anlatan Aksoy, yerel yönetimlerin, üniversitelerin, sivil toplum kuruluşlarının ve vatandaşların birlikte hareket etmesinin önemine değindi. Tüm paydaşlarla birlikte kent için önemli çalışmalar yürüttüklerini belirten Aksoy, her alanda kendilerine destek veren Başkan Mustafa Bozbey'e teşekkür etti. Düzenlenen oturumlarda ise, Bursa Uludağ Üniversitesi’nden Prof. Dr. Hayrettin Kuşçu ‘Tarımsal kuraklık koşullarında su verimliliği ve etkin sulama yöntemi’, Bursa Uludağ Üniversitesi’nden Doç. Dr. Aslıhan Katip ‘İklim değişikliği ve sürdürülebilirlik çerçevesinde su kaynakları’, BUSKİ Genel Müdür Yardımcısı Ali Alper Makam ‘İklim değişikliğinin Bursa ve su kaynakları üzerindeki etkisi’, Bursa Kent Konseyi Yürütme Kurulu üyesi Murat Demir ‘İklim krizi ve su hakkı’ konularında sunumlar yaparak önemli bilgiler paylaştı.

Bursa Büyükşehir'den 15 bin fidanlı 'Hatıra Ormanı' Haber

Bursa Büyükşehir'den 15 bin fidanlı 'Hatıra Ormanı'

Bursa Büyükşehir Belediyesi, çalışanları adına 15 bin 28 fidan dikerek çocuklara daha yeşil bir Bursa bırakma hedefiyle “Hatıra Ormanı” oluşturdu. Bursa Büyükşehir Belediyesi, kentin yeşil kimliğini güçlendirmek ve doğayı yeniden canlandırmak amacıyla belediye ve iştiraklerinde görev yapan 15 bin 28 çalışan adına “Hatıra Ormanı” oluşturdu. Bu kapsamda gerçekleştirilen fidan dikim etkinliğinde Bursa Büyükşehir Belediye Başkanı Mustafa Bozbey, çevre ve iklim değişikliği risklerine dikkat çekti. Gerçekleştirilen fidan dikiminde konuşan Bursa Büyükşehir Belediye Başkanı Mustafa Bozbey, dikilen her bir fidanın bu kurumda emek veren siz çalışma arkadaşlarımızın, yol ve hizmet arkadaşlarımızın doğaya bıraktığı kalıcı bir iz olduğunu belirterek, "Bu yaz Bursa’mız çok zor günler geçirdi. Hep birlikte bu sürece hem şahitlik ettik hem de derin bir üzüntü yaşadık. Zaman zaman kahrolduk. Ormanlarımızda yükselen alevler gerçekten yüreğimizi dağladı. Çünkü sadece ağaçlar yanmadı; o alanlarda yaşayan canlılar da yok oldu. Böyle ağır ve yıkıcı bir felaketi hep birlikte yaşadık. Bu yangınların yaban hayatını ciddi şekilde etkilediğini biliyoruz. Aynı zamanda doğanın dengesi de büyük ölçüde bozuldu. Kuraklık, belki 20-25 yıl önce geçici bir risk olarak görülüyordu. “Bu yaz kurak geçti ama önümüzdeki yaz düzelir” denilebiliyordu. Ancak artık bu anlayış geride kaldı" diye konuştu. Bursa'nın eskisi gibi “su şehri” olma özelliğini kaybettiğini ifade eden Başkan Bozbey, "Bugün su kaynakları azalan, suyu tasarruflu kullanması gereken bir şehir konumundayız. Bununla birlikte iklim değişikliğinin getirdiği riskleri de dikkate almak zorundayız. Bu risklerin başında yangınlar geliyor ve ne yazık ki bu risk giderek artıyor. Toprak kurudukça, orman alanlarında nem azaldıkça yangın tehlikesi daha da büyüyor. Bu nedenle doğayı korumak ve kollamak hepimizin ortak sorumluluğudur. Kuraklık ve susuzluk artık göz ardı edilemeyecek bir noktaya ulaşmıştır. Son 52 yılın verilerine baktığımızda, Bursa’da yağış miktarının son 52 yılın en düşük seviyesine gerilediğini açıkça görüyoruz" dedi. Burada dikilecek her fidanın anlamı ve değeri son derece büyük olduğunu belirten Başkan Bozbey, Orman Bölge Müdürlüğü'nün de Kızılçam dikimine devam edeceğini söyledi. Başkan Bozbey, "Biz yeniden yeşil bursayı burada birlikte yeniden yeşerteceğiz. Bin 61 muhtarımız ve sivil toplum kuruluşlarımızın bu kent için buna duyarlı olduğunu ve Bursa'mızın her ferdinin bu duyarlılıkta olduğunu biliyorum. Bizler Bursa'yı yeniden 'Yeşil Bursa' yaparız. Doğasına sahip çıkan suyunu koruyan toprağına değer veren anlayışını hep beraber biliyoruz” diye konuştu.

Sidar: “Gıda İsrafının Ekonomik Karşılığı 1 Trilyon Dolar!” Haber

Sidar: “Gıda İsrafının Ekonomik Karşılığı 1 Trilyon Dolar!”

Türkiye Gıda Sanayii İşverenleri Sendikası (TÜGİS) ve Sürdürülebilirlik Akademisi’nin iş birliğiyle düzenlenen 11. Sürdürülebilir Gıda Zirvesi’nin açılış konuşmasını yapan TÜGİS Başkanı Kaan Sidar, “Bugün tarımda çalışan her 4 kişiden 1’i kayıt dışı; buna karşılık tarım teknolojilerine yapılan yatırımlar son 10 yılda 4 kat arttı. Bir yanda imkan ve teknoloji varken, diğer yanda eşitsizlikler söz konusu. Dünyada üretilen her 3 gıdadan 1’i çöpe gidiyor, bu durumun ekonomik karşılığı yaklaşık 1 trilyon dolar, iklimsel karşılığıysa her yıl 3 milyar ton karbon salımı. Bu yüzden israfı bir yönetim başlığı olarak ele alıyoruz” dedi. Tarım Orman Bakanlığı Gıda ve Kontrol Genel Müdürü Ersin Dilber ise “2025 yılı içinde yaklaşık 1,2 milyon denetim yaptık; uygunsuzluk tespit edilen yaklaşık 29 bin işletme için toplamda yaklaşık 2,5 milyar lira idari para cezası uyguladık, 540 işletme hakkında da savcılığa suç duyurusunda bulunduk” ifadelerini kullandı. Gıda zincirinin yeniden tasarlanmasına yönelik ortak vizyon ve strateji geliştirilmesi hedefiyle bu yıl 11.’si düzenlenen ve “Gıdanın Geleceği için Dönüşüm” temasını ele alan Sürdürülebilir Gıda Zirvesi, geniş bir dinleyici kitlesinin katılımıyla İstanbul’da başladı. Daha adil, dayanıklı ve sağlıklı bir gıda sistemi için fikirlerin, iş birliklerinin ve inovasyonun gündeme taşındığı Zirvede; akademi, finans, sanayi, iş dünyası, medya, KOBİ’ler ve STK’lar da dahil olmak üzere sektörün tüm paydaşları bir araya geldi. Kaan Sidar: “Gıdayı doğru yönetirsek geleceği de yönetiriz” 11. Sürdürülebilir Gıda Zirvesi’nin açılış konuşmasını yapan Türkiye Gıda Sanayii İşverenleri Sendikası (TÜGİS) Başkanı Kaan Sidar, “Dünya bugün yeterince gıda üretiyor; buna rağmen her 9 insandan 1’i hâlâ aç. Bu tablo, gıda sisteminin nasıl işlediğini yeniden düşünmeyi zorunlu kılıyor. Bu yıl ‘Gıdanın Geleceği İçin’ derken bizi bekleyen geleceği konuşuyoruz. Dünya nüfusu 10 milyara yaklaşırken daha az su, daha sınırlı toprak ve daha fazla riskle yaşayacağız. Üstelik küresel sera gazı salınımlarının yaklaşık yüzde 30’u gıda sistemlerinden geliyor. Dolayısıyla iklim gündemini gıda gündeminden ayrı düşünemeyiz” dedi. Sidar, “TÜGİS olarak sadece temsil etmeyi yeterli görmüyoruz, dönüşümü de yönetmek gerekiyor. Bugün tarımda çalışan her 4 kişiden 1’i kayıt dışı; buna karşılık tarım teknolojilerine yapılan yatırımlar son 10 yılda 4 kat arttı. Bir yanda imkan ve teknoloji varken, diğer yanda eşitsizlikler söz konusu. Ayrıca dünyada üretilen her 3 gıdadan 1’i çöpe gidiyor, bu durumun ekonomik karşılığı yaklaşık 1 trilyon dolar, iklimsel karşılığıysa her yıl 3 milyar ton karbon salımı. Bu yüzden israfı bir yönetim başlığı olarak ele alıyoruz” ifadelerini kullandı. “Sağlıklı toprak verimi yüzde 20 artırır” “Rejeneratif tarımı, döngüsel ekonomiyi ve dijitalleşmeyi gündeme taşıyoruz” diyen Kaan Sidar, “Çünkü sağlıklı toprak verimi yüzde 20’ye kadar artırabiliyor, doğru veriyle çalışan çiftçi aynı tarladan yüzde 15–20 daha fazla verim alabiliyor. Sektörün değerli temsilcilerinin katkılarıyla şekillenen Sürdürülebilir Gıda Zirvesi’nden çıkan fikirler raporlarda kalmayacak; sahaya inecek. Çünkü gıdayı doğru yönetirsek, geleceği de yönetiriz” şeklinde konuştu. Murat Sungur Bursa: “Söylemden eyleme geçmek zorundayız” “Sürdürülebilir Gıda Zirvesi ile her yıl sürdürülebilir bir gelecek için umudumuzu büyütüyoruz” diyen Sürdürülebilirlik Akademisi Başkanı Murat Sungur Bursa ise “İş dünyası bir dönem sürdürülebilirliğin izleyicisi konumundaydı; bu yaklaşımı kendi iç yönetimine yansıtamıyordu. Akademimiz iş dünyasında söylemden eyleme uzanan bir çizgide değişim ve dönüşüm yaratmak hedefiyle ortaya çıktı. Bu kapsamda paydaşlarımızla birlikte gıdanın sürdürülebilirliğini insan varlığının sürdürülebilirliğiyle birlikte ele alıyor, söylemden eyleme geçmek zorunda olduğumuzu hatırlatıyoruz” şeklinde konuştu. Ersin Dilber: “2025 yılında 1,2 milyon gıda işletmesini denetledik’” Açılış konuşmacısı olarak söz alan Tarım Orman Bakanlığı Gıda ve Kontrol Genel Müdürü Ersin Dilber, “Gıda artık küresel ölçekte güvenlik, sağlık, çevre, sürdürülebilirlik ve egemenlik başlıklarının kesişiminde yer alıyor. İklim değişikliği ve doğal kaynaklar üzerindeki artan baskı; su kaynaklarını ve gıda zincirinin dayanıklılığını doğrudan etkiliyor. Bu tablo içinde görevimiz gıdayı güvenli, sağlıklı, izlenebilir ve sürdürülebilir şekilde üretip tüketiciye ulaştırmak. Bakanlığımız suyu merkeze alan bir yaklaşımla hangi ürünün hangi alanda ne kadar ve nasıl üretileceğini ortaya koyan programla sistemli biçimde çalışıyor. Genel Müdürlüğümüz de gıdanın her aşamasında güvenilirliği sağlamayı esas alıyor. Her biri gerekli formasyona sahip 8 binin üzerindeki denetçiyle yılda yaklaşık 1 ila 1,5 milyon resmi kontrol gerçekleştiriyoruz” dedi. Dilber, “2025 yılı içinde yaklaşık 1,2 milyon denetim yaptık; uygunsuzluk tespit edilen yaklaşık 29 bin işletme için toplamda yaklaşık 2,5 milyar lira idari para cezası uyguladık, 540 işletme hakkında da savcılığa suç duyurusunda bulunduk. Taklit ve tağşişle mücadelede denetim sonuçlarını şeffaf biçimde paylaşmayı temel ilke olarak görüyoruz. Kurduğumuz sistemle 2 bin 300’ün üzerinde ürünü kamuoyuna duyurduk. Laboratuvar altyapımızda 41’i kamuya ait olmak üzere 138 gıda kontrol laboratuvarında yılda 1 milyonun üzerinde numune çalışılıyor” dedi. Gelecek döneme ilişkin de konuşan Dilber, “Kamerayla denetim, risk bazlı ve veri temelli denetim modelleri ve kalıntı eylem planının yanı sıra pestisit kullanımında yeni kısıtlamaları hayata geçirmeyi hedefliyoruz” ifadelerini kullandı. Mehdi Eker: “700 milyon insan açlıkla karşı karşıya” Eski Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı ve TARPOL (Tarımsal Strateji ve Politika Geliştirme Merkezi) Yönetim Kurulu Başkanı Mehdi Eker ise “Bugün karşı karşıya olduğumuz küresel ve bölgesel sorunlar, artık ‘kriz ötesi’ bir aşamaya yaklaştığımızı gösteriyor. Bu yüzden temenniyle yetinmeyen, pratik öneriler üreten bir anlayış inşa etmeliyiz. Son iki yüz yılda egemen olan yaklaşım dünyamızı oldukça zorladı. Doğal kaynakları aşındıran bu tabloya karşı doğru tahlil ve acil eylem gerektiren bir döneme girdik” dedi. Dünyanın insanlığın ihtiyaçlarını karşılayacak kaynağa sahip olduğunu hatırlatan Eker, asıl sorunun ihtirasların frenlenmesinde olduğunu vurguladı. Eker, “Açlık, obezite ve israfın aynı anda büyüdüğü bir dünyada, üretilen gıdanın üçte birinin israf edilmesi kabul edilemez. Yaklaşık 700 milyon insan açlıkla karşı karşıya; obez sayısı 1,2 milyarı aşıyor. Ülkemizde de israfın kişi başına 102 kg düzeyinde olduğu ifade ediliyor. Bu tabloyu ancak paydaşların eşgüdüm içinde çalıştığı, koordinasyon–operasyon–iletişimi birlikte kuran yeni bir sistem yaklaşımıyla tersine çevirebiliriz” ifadelerini kullandı. İsrafsız şirket vurgusu Ülker CEO'su Özgür Kölükfakı ise açıklamalarında israfsız şirketin önemine değinerek; “Sürdürülebilirlik bizim için çevreye, topluma ve ekonomiye aynı anda değer katmak, fayda sağlamak demek. Üretimden tedarik zincirine, Ar-Ge’den ambalaj tasarımlarına kadar her alanda bu anlayışla hareket ediyoruz. 2014’ten bu yana karbon salım artışı olmadan büyürken, kaynakları en verimli şekilde kullanıyor, doğaya ve insana saygılı üretim yapıyoruz. Fındıktan Fazlası, Buğdayda Onarıcı Tarım ve Kakaodan Fazlası projelerimizi geliştirerek sürdürülebilir tarımı desteklemeye devam ediyoruz. Ülker’de ‘İsrafsız Şirket’ kültürümüzle her lokmada mutluluk vermek için aralıksız çalışırken toplumsal etkimizi genişlettiğimiz, sürdürülebilirlik projelerimiz ve performansımızla kimseyi beklemeden dünyamızın yarınları için ürettiğimiz bir geleceğe hazırlanıyoruz.” şeklinde konuştu.

CHP’li Gürer: Zeytinde yeni yol haritası şart Haber

CHP’li Gürer: Zeytinde yeni yol haritası şart

CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, Meclis’te yaptığı açıklamada tarımdaki sorunlara dikkat çekerek zeytinde yaşanan rekolte kaybına, sigorta ödemelerindeki aksamalara ve iklim değişikliğinin etkilerine vurgu yaptı. CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, TBMM’de düzenlediği basın toplantısında tarım sektöründe yaşanan güncel sorunları değerlendirdi. Zirai don olaylarının ardından ülke genelinde şiddetli bir kuraklığın yaşandığını belirten Gürer, bu sürecin tarımsal üretime ciddi zarar verdiğini söyledi. Bazı çiftçilerin zararı için sigorta ödemeleri yapılırken bazı üreticilerin ödemelerden yararlanamadığını ifade eden Gürer, uygulamadaki eşitsizliğe dikkat çekti. Zeytinyağı ihracatında Türkiye’nin potansiyelin gerisinde kaldığını belirten Gürer, iklim değişikliği nedeniyle zeytinde yeni bir üretim ve pazarlama stratejisinin zorunlu hale geldiğini söyledi. CHP'li Gürer, “2025 yılı için öngörülen yüzde 34,7’lik kayıp, ilerleyen dönemlerde daha büyük sorunların kapıda olduğunu gösteriyor. Zeytinde kooperatifleşme çiftçi için kritik önemde. Bölgelere göre üretim maliyetleri, toprak yapısı ve ekolojik şartlar değişiyor. Bu nedenle bölge bazlı destek politikaları geliştirilmelidir” dedi. Üreticilerin sorunlarını Meclis’te gündeme getirmeye devam ettiklerini belirten Gürer, Tarım ve Orman Bakanlığına çağrıda bulunarak, “Zeytin üreticisinin sorunları büyüyor. Üreticiyi sahada dinleyin, kalıcı çözümler üretin. Hem stratejik değere sahip hem de ihracat potansiyeli yüksek bir ürünün katma değerli şekilde yurt dışına satışını artıracak politikalar geliştirilmelidir.” dedi. Gürer, zeytinde rekolte kaybı, artan maliyetler ve pazarlama sorunlarının çözümü için kapsamlı bir yol haritasına ihtiyaç olduğunu da vurguladı.

Bursa Sürdürülebilirlikte Türkiye’ye Öncü Haber

Bursa Sürdürülebilirlikte Türkiye’ye Öncü

Bursa Büyükşehir Belediyesi, sürdürülebilir kalkınma kültürünün güçlenmesi, kurumsal dönüşümün hızlanması ve iyi uygulamaların paylaşılması ile Türkiye’ye öncü olmaya devam ediyor. Bursa Büyükşehir Belediyesi’nin KalDer ve BUSİAD iş birliğiyle düzenlediği 2. Bursa Sürdürülebilirlik Konferansı, kamu, üniversite, özel sektör ve sivil toplum temsilcilerini buluşturarak kentin ortak geleceğine ışık tuttu. Kuruluşların sürdürülebilir kalkınma ve kurumsal sürdürülebilirlik konusundaki ihtiyaç ve beklentilerine yönelik bir platform oluşturmak, bu yöndeki uygulamaları yaygınlaştırmak amacıyla gerçekleştirilen Sürdürülebilirlik Konferansı, Atatürk Kültür Merkezi Merinos Yerleşkesi’nde yapıldı. Büyükşehir Belediye Başkanı Mustafa Bozbey’in yanı sıra Büyükşehir Belediyesi yöneticileri, KalDer Bursa Yönetim Kurulu Başkanı Serkan Ürkmez ve BUSİAD Yönetim Kurulu Başkanı Buğra Küçükkayalar’ın da yer aldığı toplantıya alanında uzman kamu, üniversite, sivil toplum kuruluşu ve özel sektör temsilcileri katıldı. “SÜRDÜRÜLEBİLİR BİR YAŞAM VE BİR KÜLTÜR MESELESİDİR” Bursa’da kaliteli işleri her zaman takdir ettiklerini belirterek, Atatürk Kültür Merkezi Merinos Yerleşkesini kente kazandıran eski dönem Büyükşehir Belediye Başkanı Hikmet Şahin’e rahmet dileyerek konuşmasına başlayan Büyükşehir Belediye Başkanı Mustafa Bozbey, kalite yolculuğuyla 2000’de tanıştıklarını, daha sonra EFQM Mükemmellik Modeli’ne geçtiklerini hatırlattı. Tüm sürecin hem kendilerinin gelişimine hem de Nilüfer’in gelişimine katkı sağladığını söyleyen Başkan Mustafa Bozbey, “Şimdi de Bursa Büyükşehir Belediyesi’nde aynı yolculuğa çıktık. Güvenli, dirençli ve yaşam kalitesi yüksek bir gelecek, ancak birlikte uyguladığımız sürdürülebilir adımlarla mümkün olabilir. Sürdürülebilirlik bir yaşam ve bir kültür meselesidir. 20 yılı aşkın yerel yönetim deneyimimde, sürdürülebilirliğin bir tercih değil; kaliteli ve nitelikli bir yaşamın ön koşulu olduğunu gördüm” dedi. SÜRDÜRÜLEBİLİRLİK, BÜYÜKŞEHİR ÇALIŞMALARINA YÖN VERİYOR Sürdürülebilirliğin yalnızca bir kent yönetimi prensibi olmadığını dile getiren Başkan Mustafa Bozbey, bazen bir yöresel ürünün üretilmesinde, bazen de bir kültürel mirasın korunmasında ilk adımı belirleyen temel etken olduğunu anlattı. Bu anlayışın Büyükşehir Belediyesi’nde hayata geçirilen tüm çalışmalara yön verdiğini vurgulayan Başkan Mustafa Bozbey, “Geçtiğimiz aylarda, önce Büyükşehir Belediyemiz, ardından BUSKİ ve KalDer Bursa Şubesi arasında kalite ve sürdürülebilirlik konusunda ‘Ulusal Kalite Hareketi İyi Niyet Bildirgesi’ni imzaladık. Tüm iştiraklerimiz dahil olmak üzere bu yolculuğa imza attık. Bu adım; Bursamızın geleceğini planlarken kaliteyi, verimliliği, şeffaflığı ve sürdürülebilirliği ortak bir kurumsal kültür haline getirmemiz için önemli bir başlangıç oldu” diye konuştu. “SÜRDÜRÜLEBİLİRLİK, ORTAK AKIL VE DAYANIŞMA İLE HAYAT BULABİLİR” “Hedefimiz; daha yaşanabilir, daha dirençli ve gülümseyen bir Bursa’dır” diyen Başkan Mustafa Bozbey, bu hedef doğrultusunda projeler geliştirdiklerini, bilimsel verilerle ilerlediklerini, yeni iş birlikleri kurduklarını anlattı. Sivil toplum kuruluşlarını, özel sektör temsilcilerini ve kent gönüllülerini, sürdürülebilir bir gelecek için atılan adımlara eşlik etmeye davet eden Başkan Mustafa Bozbey, “Sürdürülebilirlik ancak ortak akıl, dayanışma ve kentlilik bilinci ile hayat bulabilir. Konferansa katkı sunan herkese teşekkür ediyorum. Ödül alan tüm kurumlarımızın projelerini gönülden tebrik ediyorum. Bursa Büyükşehir Belediyesi olarak sürdürülebilirlik çalışmalarımızı kararlılıkla sürdüreceğiz” dedi. BUSİAD Yönetim Kurulu Başkanı Buğra Küçükkayalar da sürdürülebilirliği sosyal sorumluluk sahibi bir kuruluş olma yolunda yapılan sonsuz bir yolculuk olarak tanımladı. Küçükkayalar, aşırı tüketim ve hedefsiz büyüme yerine, ihtiyaçların doğru belirlenmesinin ve gelişmenin odağa alınması gerektiğini ifade etti. KalDer Bursa Yönetim Kurulu Başkanı Serkan Ürkmez ise Bursa’da sürdürülebilirlik bilincinin hızla yükseldiğini dile getirdi. Kurumların bugün vereceği kararların, yarının yaşam kalitesini, ekonomik gücünü ve toplumsal dayanıklılığını belirleyeceğinin altını çizen Ürkmez, “Kalder Bursa Şubesi olarak bu dönüşümdeki sorumluluğumuzun bilincindeyiz. Bursa Büyükşehir Belediyesi’nin desteği ve Başkanımız Mustafa Bozbey’in güçlü vizyonuyla bizlere önemli katkılar sağlıyorlar. Başkanımızın liderliğinde Bursa Büyükşehir Belediyesi’nde, bağlı kuruluşlarda ve iştiraklerde EFQM Mükemmellik Modeli’nin yaygınlaştırılması, süreçlerin iyileştirilmesi ve veri temelli yönetimin güçlendirilmesine yönelik çalışmalarımızı hızla yürütüyoruz. Bu işbirliğini sürdürülebilirlik alanında da genişlettik. Bunun, Bursa’nın örnek bir şehir olmasına katkı sunacağına inanıyorum" diye konuştu. Konuşmaların ardından ana sponsor firmalara plaket verildi. Program, alanında uzman konuşmacıların yer aldığı oturumlarla devam etti. SEMTRIO Ceo’su İlker Turan ‘Stratejik İş Modeli Sürdürülebilirlik’, TEMA Vakfı Yönetim Kurulu Başkanı Deniz Ataç ‘Sürdürülebilirlik, iklim değişikliği ve iş dünyasına etkileri’ konularında bilgiler verdi. 'Özel sektör deneyim paylaşımı’ oturumlarında ise ŞÜTAŞ Grubu Yönetim Kurulu üyesi Duygu Yılmaz, Arçelik Pazarlama Kıdemli Pazarlama Direktörü Mehmet Tüfekçi, Kastamonu Entegre Global Ar-Ge ve İnovasyon Direktörü Dr. Hüseyin Güler ve Polisan Holding ve Grup Şirketleri Yönetim Sistemleri ve Sürdürülebilirlik Müdürü Dilek Sarıaslan, deneyimlerini paylaştı. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Bursa'da İnegöl’ün hava kalitesi iyileşiyor Haber

Bursa'da İnegöl’ün hava kalitesi iyileşiyor

Bursa İnegöl Belediye Başkanı Alper Taban, 2021 yılında kurulan hava kalitesi ölçüm istasyonlarının son 2 yıldır istikrarlı şekilde hava kalitesinin yükseldiğine dair sonuçlar verdiğini açıkladı. Bursa İnegöl Belediyesi’nin şehrin hava kalitesini iyileştirme adına uzun yıllardır ortaya koyduğu çalışmalar, meyvelerini vermeye başladı. 2021 yılında öncelikle sorunun kaynağını tespit etmek adına 8 farklı noktada kurulan Hava Kalitesi Ölçüm Cihazlarından yılın 365 günü alınan veriler ışında adım adım yapılan planlamayla, hava kalitesinde sürekli iyileşme elde edildi. İnegöl Belediyesi’nin web sayfasında da 365 gün şeffaf bir şekilde paylaşılan hava kalitesi ölçüm sonuçlarındaki sürekli ve kalıcı iyileşmeye dair, Belediye Başkanı Alper Taban bugün bir basın toplantısı düzenledi. Kamuoyunu konuya dair bilgilendiren Başkan Taban, olumlu sonuçlar alınmaya başladığını ve daha kaliteli havaya erişim noktasında da yol haritasının belli olduğunu söyledi. ŞEHRİN HAVA KALİTESİ 365 GÜN TAKİP EDİLİYOR İnegöl Belediyesi İzleme ve Değerlendirme Merkezinde hava kalitesi ölçüm istasyonları verilerinin grafiklerle sunulduğu basın toplantısında, Başkan Alper Taban güzel gelişmeleri duyurmak için toplandıklarını söyledi. İnegöl’de uzun zamandır takibini yaptıkları hava kalitesini izleme sisteminden elde edilen verileri ve bu alanda yapılan çalışmalarla beklentileri paylaşmak istediklerini kaydeden Taban, “Göreve geldiğimizde hem vatandaşlarımızın hem de bu konuda yetkinliği olan insanların ilettiği konular vardı. Hava kalitesinin iyileştirilmesi noktasında talepler vardı. Öncelikle biz bu sorunun tespitini yapmaya çalıştık. Önce tespit edelim, sonrasında da bunlarla ilgili adımlarımızı atalım şeklinde planlamamızı yaptık. Gözle gördüklerimizi verilerle somutlandıralım istedik. Kurmuş olduğumuz hava kalitesi ölçüm cihazlarıyla yılın 365 günü İnegöl’ün hava kalitesini vatandaşlarımızla paylaşmaya başladık. 8 istasyonda gün gün neler olduğunu, nasıl değişimler yaşandığını şeffaf şekilde sunduk. 12 ay boyunca da biz bu verileri istatistiklere dönüştürmeye çalıştık. Hava kirliliği ile ilgili sadece hava kirli demek yeterli değil. Beraberinde bu kirleticiler nelerdir onları bulmamız gerekiyor. 2021 yılında 8 noktada yerleştirdiğimiz istasyonlardan da epeyce veri topladık ve toplamaya da devam ediyoruz” dedi. HAVA KALİTESİNİN İYİLEŞMESİ İÇİN NELER YAPILIYOR? Sadece hava kirliliği değil, çevre ve iklim değişikliği ile ilgili de bir eylem planı yaptıklarını hatırlatan Başkan Alper Taban, “Burada da havayla ilgili olan kısımlar var. Özellikle şehrimizde doğal gaz kullanımını yaygınlaştırmak bizim için önemli bir hedef. Beraberinde bu ölçüm istasyonlarında yine havada bir kirlenme gerçekleşiyorsa; hangi zaman diliminde, hangi mevsimde, hangi saatte, gece mi gündüz mü gibi bunları araştırmaya başladık. Geçen dönem ve bu dönem şehrimizde yapılan altyapı çalışmaları da aslında tozun süpürülmesiyle beraber bir miktar hava kalitemizi eksilten hususlardandı. Bu çalışmaların da toparlanması katkı sağlayacaktır. Yine artan araç sayısı ve araçlardan çıkan egzoz emisyonlarının da şehrin hava kalitesini değiştirdiğini fark ettik. Bu alanlarda da mutlaka her vatandaşın araçlarını standartlarda tutma yükümlülüğü var. Trafiğin dağılabilmesi için kuzey güney geçişleri noktasında çalışmalar yaptık. Tunaboyu Caddesini açmaya çalışıyoruz, Ağaç İşleri Kavşağımız açıldı, çevre yolu planlarımız var. Bir yandan trafik yükünü de dağıtıp havayla olan ilişkisine dolaylı olarak katkısı olacağını düşünüyoruz” diye konuştu. KALICI İYİLEŞME SAĞLANDI Yapılan çalışmalar neticesinde istasyonlardan alınan verilerde, partikül madde değerlerinde düşüşler olduğunu gördüklerini kaydeden Belediye Başkanı Alper Taban, şöyle devam etti: “PM 2,5 değeri dediğimiz partikül madde ölçümünde; 2023 yılında bu oran yüzde 51 iken, 2024 yılında yüzde 37,4’e, 2025 yılında da yüzde 28’e gerilediğini görüyoruz. PM 10 değerinde de 2023 yılında 87,0 iken, 2024 yılında 71,6 ve 2025’te ise 47,4’e düşmüştür. Bu istikrarlı şekildeki azalma bizi umutlandırıyor. Bunları yine ölçmeye devam edeceğiz. Sürekli izleyeceğiz. Bölgesel olarak hava koridorunu izliyor ve takip ediyor olacağız.” DOĞAL GAZA TAM GEÇİŞ, HAVA KALİTESİ İYLEŞMESİNİ ARTTIRACAK “Doğal gaza geçiş önemli dedim. Bölgemizde de Valiliğimizin aldığı bir İMÇK kararı mevcut. Doğal gaz geçen yerlerde özellikle ısınma amaçlı katı yakıtlardan çıkmamız gerekiyor. Odun, kömür değil, doğal gaz kullanmamız gerekiyor. İlçemizde 121.263 adet konut, 20.870 adet de işyeri bulunmakta. Ama doğal gaz abone sayımız 102 bin. Bu veriler ışığında doğal gaz abonesi olmayan 40.133 adet, yani yaklaşık %28’lik bir kesim bulunmakta. Doğal gaz kullanımını tamamına yaydığımızda, bu değerlerin daha da düşeceğini şimdiden söyleyebiliyoruz. Şu an kırsal mahallelere de doğal gazı yaymaya çalışıyoruz. Önümüzde Tahtaköprü var, OSB’de bir çalışma var, Akhisar bölgesinde 105 adada bir doğal gaz çalışması olacak. Hem konut hem sanayi bölgelerinin doğal gaza dönmesi bu verileri daha da olumlu hale getirmiş olacak. Bunun yanı sıra bizler Sosyal Yardım İşleri Müdürlüğümüzden de doğal gaz olarak yakıt yardımı veriyoruz. Bu şekilde geçişleri arttırmak istiyoruz.” DENETİMLERDE TAVİZ YOK: 2025 YILINDA 335 İŞLETMEYE CEZA UYGULANDI “Denetimlerimiz artarak devam edecek. Herkesin bilinçli bir şekilde hareket ederek doğru yakıtı kullanmasını istiyoruz. Kimse birbirinin hakkına girmesin. Kumaş sünger, mdf yakılmaması gerekiyor. Odun ve kömür de buna dahil. Zabıtamızın yanı sıra bu alanda hizmet veren bir Çevre Zabıta Birimi oluşturduk. Onlar da hem drone hem çeşitli kameralarla fabrika baca takipleri ve ihbarları takip ederek bu konuda sıkı bir denetim yürütüyor. 2025 yılında şu ana kadar 335 işletmeye hava kirliliğinden ceza uyguladık. Bunlar tespit edildiğinde İl Çevre Müdürlüğüne de bildiriliyor. Biz uyarı cezası uyguluyoruz ama oradan çok daha büyük cezalar da geliyor. Ben burada aynı hassasiyeti Büyükşehir Belediyemizden de bekliyorum. Onların bizden daha kapsamlı yetkileri var. o yetkileri kullanarak hem Bursa hem İnegöl’de bir takip ve denetim birimi oluştururlarsa bu konuları daha hızlı şekilde kontrol altına almış oluruz. Biz OSB’lerimiz, metal sanayi, küçük sanayi siteleri hepsine aynı şekilde gözlemlerimize devam ediyoruz. Daha yeni ve teknolojik yazılımlı denetimler de gelecek.” VERİLERİ TAKİP ETMEYE DEVAM EDECEĞİZ “Bizler gelecekte bugünden çok daha iyi olacağımızı ifade edebiliyoruz. Hepsinin altı dolu, ayakları yere basan, geçmişte yaptığımız çalışmalardan bugün bir şeyler söyleyebiliyoruz. Bakalım 2026 yılında bu veriler ne olacak. Sizler de takip edin. Biz hava kalitemizi yılın 365 günü aynı kalitede tutmak istiyoruz. Sanayi yerlerinde ister istemez bir baca tütebiliyor. Ama önemli olan bu baca standartlarda mı çıkıyor. Çevre Bakanlığımızın da bölgemizde istasyonları var. Özellikle büyük firmaları onlar yakından takip ediyorlar. Vatandaşlarımızdan da ricamız var; hava ve çevre kirliliği noktasında tespitler varsa bizlere mutlaka bildirin.”

Bursa Nilüfer'de gençler iklim krizini doğada ele aldı Haber

Bursa Nilüfer'de gençler iklim krizini doğada ele aldı

Nilüfer Belediyesi’nin ev sahipliğinde gerçekleşen “İklim Krizi ve Doğa Etkinliği”, gençleri doğayla buluştururken, atölye çalışmaları ile farkındalıklarına da katkı sağladı. Etkinlik kapsamında gerçekleştirilen söyleşide de Nilüfer Belediye Başkan Yardımcısı Zerrin Güleş, çevre ve iklim konusundaki çalışmalarını aktardı. Nilüfer Belediyesi, Nilüfer Kent Konseyi ve Bir Bulut Olsam Derneği iş birliğinde Nilüfer Belediyesi Fadıllı Havacılık ve Doğa Sporları Merkezi’nde düzenlenen “İklim Krizi ve Doğa Etkinliği”, gençlerin çevre bilincini artırmayı hedefledi. Etkinlikte doğada keyifli vakit geçiren, takım oyunları oynayan ve geri dönüştürülebilir malzemelerden kukla yapan gençler, sonrasında Nilüfer Belediye Başkan Yardımcısı Zerrin Güleş ile gençlik ve iklim odağında kapsamlı bir söyleşi gerçekleştirdi. ATIK YÖNETİMİNDE ÖNCÜ ADIMLAR Söyleşide, gençlerin en çok merak ettiği konulardan biri olan atık yönetimi hakkında bilgiler veren Güleş, Nilüfer Belediyesi’nin bu konuda öncü olduğunu ve henüz mevzuat çıkmadan ambalaj atıklarını çöpten ayrı topladığını vurguladı. Geri dönüştürülebilir atıkların toplanma sürecine değinen Güleş, atıkların karışık olarak toplanmasına rağmen daha sonra Toplama Ayırma Tesisi’ne gönderildiğini belirtti. Güleş, bu tesiste cam, kağıt, plastik ve metallerin kategorilerine göre ayrıldığını, her malzemenin farklı alıcısı ve dönüştürücüsü olduğunu ifade etti. Nilüfer Belediyesi Atık Getirme Merkezi’nin, 2020 yılından bu yana Alaaddinbey Ek Hizmet Binası kampüsünde faaliyet gösterdiğini söyleyen Güleş, “Bu merkezde, tekstil atıkları, elektronik atıklar, pil ve akümülatörler, tıbbi atıklar, atık motor yağları ve atık bitkisel yağlar dahil 14 ayrı türde atık ayrı toplanarak, lisanslı firmalar aracılığıyla kontrollü bir şekilde bertaraf ediliyor” dedi. BİTKİSEL ATIK YAĞLARA DİKKAT ÇEKTİ Özellikle bitkisel atık yağların çevreye verdiği zararlara dikkat çeken Güleş, kullanılmış bitkisel yağların lavaboya dökülmesinin, kanalizasyon sistemlerini tıkayarak büyük maliyetlere yol açtığını kaydetti. Toprağa karışmasının ise yeraltı sularını kirlettiğini ve yangınlara sebep olduğunu anlatan Güleş, su ortamına dökülen yağların, suyun üzerini kaplayarak oksijen transferini engellediğini ve su altındaki canlı yaşamını bitirdiğini ifade etti. Güleş, lisanslı firmalar tarafından toplanan atık yağların daha çevreci bir yakıt olan biyodizele dönüştürüldüğünü de sözlerine ekledi. Artık kullanılan kavramın “iklim değişikliği” değil, sonuçları itibarıyla günlük yaşamı doğrudan etkileyen bir “iklim krizi” olduğunu vurgulayan Güleş, krizin su yoksunluğu, yangınlar, sel ve fırtına gibi aşırı hava olayları olarak kendini gösterdiğini anlattı. Uluslararası hedefin, küresel sıcaklık artışının sanayi devrimi öncesine göre 1,5 derece ile sınırlanması olduğunu hatırlatarak, bunun için fosil yakıtlardan çıkılması, ulaşım metotlarının gözden geçirilmesi ve yenilenebilir enerji kaynaklarının teşvik edilmesi gerektiğini belirtti. GERİ DÖNÜŞÜM ÇALIŞMALARI Nilüfer Belediyesi’nin geri dönüşüm konusundaki çalışmalarından da bahseden Güleş, belediyenin pazarlardan toplanan sebze, meyve atıkları ile hizmet binalarından çıkan çay ve kahve posalarını kullanarak kompost tesisi işlettiğini kaydetti. Park ve Bahçeler Müdürlüğü’nün budama atıklarından da kompost üretildiğini belirten Güleş, bu kompostun toprak kalitesini iyileştirip su tutma kapasitesini artırdığına dikkat çekti ve isteyen vatandaşlara ücretsiz olarak sunulduğunu ekledi. Konuşmasında gençlere önemli bir çağrı da yapan Güleş, sosyal medya ve dijital kanalları kullanarak, belediyeleri çalıştırmalarını söyledi. Çevrelerinde gözlemledikleri sorunları ilgili kurumlara iletmelerini tavsiye eden Güleş, yerel yöneticilerin bu taleplere büyük önem verdiğini de sözlerine ekledi.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.