SON DAKİKA
Hava Durumu

#Ihracat

Bursa Digital, Bursa Haber, Bursa Son Dakika - Ihracat haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Ihracat haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

CHP Genel Başkan Yardımcısı Orhan Sarıbal: Çiftçi perişan. Hem de üreterek perişan Haber

CHP Genel Başkan Yardımcısı Orhan Sarıbal: Çiftçi perişan. Hem de üreterek perişan

CHP Genel Başkan Yardımcısı ve Bursa Milletvekili Orhan Sarıbal, düzenlediği basın toplantısında tarım sektöründeki sorunlara ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Çiftçinin borçluluğu, üretim maliyetleri, ürün fiyatları, Malatya’daki sel felaketi, kuru üzüm fiyatları ve ABD’nin Türk zeytinyağına uyguladığı ek gümrük vergisi Sarıbal’ın gündemindeydi. Gıdaya erişimin temel bir hak olduğunu belirten Sarıbal, tarımsal üretimin yalnızca çiftçiyi değil, toplumun tamamını ilgilendirdiğini söyledi. İktidarın üretim yerine ithalatı önceleyen politikalarının hem üreticiyi hem tüketiciyi yoksullaştırdığını savundu. ÇİFTÇİNİN BORCU 1,4 TRİLYON LİRAYI AŞTI Sarıbal, Haziran 2026 itibarıyla çiftçinin bankalara olan tarımsal kredi borcunun 1 trilyon 459 milyar liraya ulaştığını açıkladı. 2004 yılında 5,3 milyar lira olan borcun 275 kat arttığını belirten Sarıbal, aynı dönemde tarımsal desteklerin 3,1 milyar liradan 167,6 milyar liraya yükseldiğini söyledi. Buna göre çiftçinin borcu ile tarımsal destek arasındaki farkın da büyüdüğünü ifade eden Sarıbal, 2004'te 1,7 kat olan oranın bugün 8,7 kata çıktığını kaydetti. Takipteki tarım kredilerinin de bir yılda 7,7 milyar liradan 25,5 milyar liraya yükseldiğini belirten CHP'li Sarıbal, “Çiftçi perişan. Hem de üreterek perişan” dedi. Sarıbal, kredilerin tarımsal finansmanın merkezinden çıkarılması, çiftçinin faiz yükünden kurtarılması ve üretimini sürdürebilmesi için kamusal destek sağlanması çağrısında bulundu. BURSA’DA ŞEFTALİ ÜRETİCİSİ MALİYETİN ALTINDA SATIYOR Bursa, Mersin ve Denizli’de şeftali üreticilerinin maliyet baskısıyla karşı karşıya olduğunu söyleyen Sarıbal, Bursa’da kilogram maliyeti 20-25 liraya ulaşan sanayilik şeftalinin 5 liraya kadar düşen fiyatlarla alındığını belirtti. Mersin’de yaklaşık 15 liraya mal edilen sanayilik şeftalinin yine 5 liraya alınmak istendiğini, Denizli’nin Çivril ilçesinde ise maliyeti yaklaşık 22 lira olan sofralık şeftalinin 15 liraya kadar gerilediğini aktaran Sarıbal, üreticinin ürünü satsa da dalında bıraksa da zarar ettiğini söyledi. Sarıbal, “Üretim yapan çiftçi adeta cezalandırılıyor” ifadelerini kullandı. MALATYA’DA 400 TONDAN FAZLA KAYISI TELEF OLDU Malatya’da etkili olan sağanak ve selin kayısı üreticilerini de ağır biçimde etkilediğini belirten Sarıbal, CHP Malatya İl Başkanlığından alınan bilgilere göre 168 çiftçinin selden etkilendiğini, 3 ev, 2 ahır ve 2 deponun hasar gördüğünü açıkladı. Kurutulmak üzere serilen 400 tondan fazla kayısının telef olduğunu belirten Sarıbal, zarar tespitlerinin gecikmeden tamamlanmasını istedi. Üreticinin yalnızca faizli borç ertelemesiyle kurtarılamayacağını savunan Sarıbal, zararların doğrudan karşılanması, karşılıksız destek verilmesi ve borçların faizsiz şekilde yeniden yapılandırılması çağrısında bulundu. “KURU ÜZÜMDE FİYAT 150 LİRANIN ALTINDA OLMAMALI” Kuru üzüm üreticisinin yeni sezon fiyatını beklediğini belirten Sarıbal, 2026 için bir kilogram kuru üzümün çıplak maliyetinin 93 lira, üreticinin emeği ve yaşam payı eklendiğinde referans fiyatın 151,50 lira olarak hesaplandığını söyledi. TMO’nun 2025 yılında 9 numara çekirdeksiz kuru üzüm için kilogram başına 120 lira fiyat açıkladığını hatırlatan Sarıbal, yeni sezon fiyatının gecikmesinin üreticiyi tüccarın insafına bıraktığını savundu. Sarıbal, TMO’nun bir an önce fiyat açıklamasını ve fiyatın 150 liranın altında olmamasını istedi. ABD’NİN ZEYTİNYAĞI VERGİSİNE TEPKİ ABD’nin Türkiye’den ithal edilen zeytin ve zeytinyağına yüzde 12,5 ek gümrük vergisi getirmesinin üretici ve ihracatçı üzerinde baskı oluşturacağını belirten Sarıbal, ABD’nin Türkiye zeytinyağı ihracatında önemli bir pazar olduğunu söyledi. 2024-2025 sezonunun ilk dokuz ayında yaklaşık 480 milyon dolarlık zeytinyağı ihracatı yapıldığını, bunun 118 milyon dolarlık bölümünün ABD’ye gerçekleştirildiğini aktaran Sarıbal, Türkiye’nin kendi üreticisini koruyacak bir dış ticaret politikası oluşturması gerektiğini savundu. Zeytinyağının dökme olarak düşük fiyatla ihraç edilmesi nedeniyle katma değerin başka ülkelerde kaldığını belirten Sarıbal, markalaşmaya ve üreticinin ihracat gelirinden daha fazla pay almasına yönelik politikalar geliştirilmesini istedi. TURŞULUK BİBERDE DE FİYAT KRİZİ Balıkesir’in Deliklitaş ve Yaylacık mahallelerindeki turşuluk biber üreticilerinin de sorun yaşadığını belirten Sarıbal, kilogramı 35-40 liraya satılabilen ürün için üreticinin en az 70 lira fiyat beklediğini söyledi. Mazot ve gübre fiyatlarının yüzde 50-60, işçilik ve diğer bakım giderlerinin ise yüzde 40-50 arttığını belirten Sarıbal, üreticilerin az sayıdaki alıcının belirlediği koşullara mahkûm edildiğini savundu. Sarıbal, üretim maliyetinin altında alım yapılmasının önlenmesi, piyasanın kamu tarafından düzenlenmesi ve üretici örgütlerinin fiyat belirleme süreçlerine dahil edilmesi çağrısında bulundu.

PLASFED: Yeni Büyüme Döneminin Anahtarı Üretim, Yatırım ve İhracat Haber

PLASFED: Yeni Büyüme Döneminin Anahtarı Üretim, Yatırım ve İhracat

PLASFED Yönetim Kurulu Başkanı Ömer Karadeniz, enflasyonla mücadele sürecini desteklediklerini belirterek, sürdürülebilir büyüme için üretim ve sanayinin yeniden ekonominin merkezine alınması gerektiğini söyledi. Önümüzdeki günlerde açıklanacak ikinci çeyrek büyüme verileri öncesinde değerlendirmelerde bulunan Karadeniz, yüksek finansman maliyetlerinin yatırım iştahını zayıflattığını belirterek, "Türkiye'nin yeni büyüme döneminin anahtarı üretim, yatırım ve ihracattır" dedi. Türkiye ekonomisinde enflasyonla mücadele kapsamında atılan adımların makroekonomik göstergelerde olumlu sinyaller verdiğini belirten Plastik Sanayicileri Federasyonu (PLASFED) Yönetim Kurulu Başkanı Ömer Karadeniz, sürdürülebilir büyümenin ancak üretim odaklı politikalarla mümkün olacağını söyledi. Sanayinin büyüme, ihracat ve istihdamın temel taşı olduğuna dikkat çeken Karadeniz, "Enflasyonla mücadele elbette önemlidir. Ancak üretim gücünü koruyamayan ekonomiler kalıcı refah oluşturamaz. Türkiye'nin yeni büyüme hikayesi üretim ve sanayiyle yazılmalıdır" dedi. Son dönemde açıklanan ekonomik verilerin dezenflasyon sürecinde ilerleme kaydedildiğini gösterdiğini ifade eden Karadeniz, buna karşın yüksek finansman maliyetleri, yatırım iştahındaki zayıflama ve imalat sanayindeki daralmanın reel sektör açısından önemli riskler oluşturmaya devam ettiğini vurguladı. Üretimin yalnızca ekonomik büyüklük değil, aynı zamanda teknoloji geliştirme, ihracat, istihdam ve küresel rekabet gücünün de temel belirleyicisi olduğunu dile getiren Karadeniz, sanayinin desteklenmesinin Türkiye'nin orta ve uzun vadeli kalkınma hedefleri açısından kritik öneme sahip olduğunu söyledi. "Sanayi güçlenmeden büyüme kalıcı olmaz" İlk çeyrek büyüme verilerinde sanayinin ekonominin gerisinde kaldığını hatırlatan Karadeniz, üretim kapasitesinin güçlendirilmesine yönelik adımların hızlandırılması gerektiğini belirtti. Karadeniz, "Ekonomide dengelenme sürecinin başarıya ulaşabilmesi için üretim tarafının da aynı ölçüde desteklenmesi gerekiyor. Sanayi yatırımlarını artıracak, ihracatı teşvik edecek ve katma değerli üretimi büyütecek politikalar öncelikli hale gelmeli. Tüketimle desteklenen büyüme kısa vadede rakamlara olumlu yansıyabilir ancak uzun vadede sürdürülebilir kalkınmanın yolu üretimden geçiyor" ifadelerini kullandı. İkinci çeyrek büyümesinde gözler sanayide Önümüzdeki günlerde açıklanacak ikinci çeyrek büyüme verilerinin ekonomideki toparlanmanın yönünü ortaya koyacağını belirten Karadeniz, "Öncü göstergeler, sanayide istenilen düzeyde güçlü bir toparlanmaya henüz işaret etmiyor. Bu nedenle ikinci çeyrek büyüme verilerinde üretimin ekonomiye katkısı yakından takip edilecek. Büyümenin hızı kadar niteliği de önemli. Üretim ve ihracatın büyümeye daha güçlü katkı verdiği bir tablo, Türkiye ekonomisinin geleceği açısından çok daha değerli. Sanayinin yeniden büyümenin lokomotifi olduğu bir ekonomi; sürdürülebilir kalkınmanın, kalıcı refahın ve küresel rekabet gücünün temelini oluşturacak" dedi. Türkiye'nin güçlü sanayi altyapısına sahip olduğuna dikkat çeken Karadeniz, mevcut potansiyelin doğru politikalar ve üretimi teşvik eden uygulamalarla çok daha yüksek katma değere dönüştürülebileceğini söyledi. "Rekabet gücümüz korunmalı" Küresel pazarlarda rekabetin her geçen gün daha da yoğunlaştığını belirten Karadeniz, Türkiye'nin üretim maliyetleri, finansman giderleri ve döviz kuru arasındaki dengenin ihracatçı açısından dikkatle yönetilmesi gerektiğini söyledi. Türk sanayisinin son yıllarda önemli ihracat başarıları elde ettiğini hatırlatan Karadeniz, bu başarının sürdürülebilir olması için üretim maliyetlerinin kontrol altında tutulmasının büyük önem taşıdığını belirtti. Plastik sektörünün çatı kuruluşu PLASFED Başkanı, Türk sanayisinin bugüne kadar tüm zorluklara rağmen üretmeye, yatırım yapmaya ve ihracatını artırmaya devam ettiğini belirtti. Türkiye'nin sürdürülebilir büyüme hedeflerine ulaşmasının yolunun üretimden, teknolojiden ve sanayiden geçtiğine dikkat çeken Karadeniz, “Bugün atılacak doğru adımlar yalnızca sanayiciyi değil, ihracatı, istihdamı ve ülkemizin küresel rekabet gücünü de güçlendirecek. Üreten, yatırım yapan ve katma değer oluşturan bir ekonomi, Türkiye'nin yeni büyüme döneminin en sağlam temeli olacak" diye konuştu.

Başkan Vekili Şahin Biba: Bursa'nın geleceğini bütüncül anlayışla vatandaşlarımızın konforunu ve güvenliğini esas alarak hazırlıyoruz dedi. Haber

Başkan Vekili Şahin Biba: Bursa'nın geleceğini bütüncül anlayışla vatandaşlarımızın konforunu ve güvenliğini esas alarak hazırlıyoruz dedi.

Bursa Büyükşehir Belediyesi Başkan Vekili Şahin Biba, Bursa Ticaret ve Sanayi Odası (BTSO) tarafından hayata geçirilen ve Türkiye'nin ilk entegre KOBİ ekosistemi olan TEKNOSAB KOBİ OSB'nin tanıtım lansmanına katılım sağladı. Merinos Atatürk Kültür Kongre Merkezi'nde, BTSO Yönetim Kurulu Başkanı İbrahim Burkay ve yönetim kurulu üyelerinin ev sahipliğinde düzenlenen programa; Bursa Valisi Erol Ayyıldız, AK Parti Bursa İl Başkanı Davut Gürkan, MHP İl Başkanı Muhammet Tekin ile iş dünyasının önde gelen isimleri iştirak etti. “BURSA’NIN MAYASINDA ÖNCÜ OLMAK VAR” Bursa'nın sanayi, ticaret, turizm ve tarım alanlarında ülkenin parlayan yıldızlarından biri olduğunu ifade eden Başkan Vekili Biba, “Şehrimiz, Türkiye'nin kalkınma sürecinde en etkili lokomotiflerden biri olma özelliğini koruyor. Zira Bursa'nın özünde üretmek, öncü adımlar atmak ve ilkleri başarmak yer alıyor. Ülkemizin ilk organize sanayi bölgesi burada kurulmuş, yerli otomobilimiz TOGG Gemlik'ten dünyaya merhaba demiş ve yüksek teknoloji odaklı TEKNOSAB yine Bursa'da yükselmişti. KOBİ OSB projesi ile Bursa, bu öncü geleneğine çok güçlü bir halka daha eklemiş oluyor” şeklinde değerlendirmelerde bulundu. “KOBİ OSB GÜÇLÜ BİR VİZYONUN ÜRÜNÜDÜR” TEKNOSAB KOBİ OSB'nin, şehir merkezinde dağınık konumda faaliyet gösteren, genişleme alanı bulmakta güçlük çeken küçük ve orta ölçekli işletmeler ile esnafı modern ve planlı bir çatıda buluşturacak stratejik bir hamle olduğunu vurgulayan Başkan Vekili Biba, “Günümüz ekonomisinin temel gereklilikleri; üretimi daha verimli, sürdürülebilir ve rekabetçi hale getirmektir. KOBİ OSB, tam olarak bu vizyonla şekillenmiştir. Yılların tecrübesiyle, kentin öncelikleri ve sektörlerin talepleri titizlikle analiz edilerek oluşturulmuş bir projedir. En önemlisi de ortak akıl, istişare ve uzlaşma kültürüyle ortaya çıkmış olmasıdır; bu yönüyle proje çok daha değerlidir” dedi. Bursa'nın sanayi ve ticari gücünün yanı sıra; doğal güzellikleri, tarihi dokusu, turizmi ve tarımıyla çok özel bir kent olduğuna değinen Başkan Vekili Şahin Biba, “Bu bilinçle, şehrin gelişimini planlarken sanayi alanlarının yanı sıra esnafımızın kalkınmasını, verimli topraklarımızı, tarihi mirasımızı ve vatandaşlarımızın yaşam kalitesini önceliklendiriyoruz. Bizim için gerçek kalkınma; doğru lokasyonda üretmek, planlı büyümek ve çevreyi koruyarak gelecek nesillere yaşanabilir bir Bursa miras bırakmaktır. Bu doğrultuda ulaşım ve turizm master planlarımızı, hemşehrilerimizin konfor ve güvenliğini merkeze alarak hazırlıyoruz. Aynı şekilde 1/100.000 Ölçekli Çevre Düzeni Planı çalışmalarımızı da bütüncül bir yaklaşımla yürütüyoruz. KOBİ OSB projesinin de lojistik, ulaşım, doğru arazi kullanımı ve çevreci üretimin harmanlandığı stratejik bir şehircilik adımı olduğuna inanıyorum” diye ekledi. “YENİ BAŞARI HİKAYELERİNİN ÖNÜ AÇILACAK” Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı'nın destekleri ve BTSO'nun vizyonuyla hayata geçen KOBİ OSB'nin; liman, demiryolu ve otoyol bağlantılarıyla entegre, sürdürülebilir ve modern bir üretim modeli sunduğunu belirten Başkan Vekili Biba, “Özellikle 1 bin ile 5 bin metrekare arasında alan ihtiyacı olan KOBİ'lerimizin kapasite artırımlarına, yeni yatırımlara, istihdam ve ihracat artışına büyük katkı sağlanacaktır. Planlı sanayi bölgelerinde işletmelerimiz altyapı sorunlarıyla uğraşmak yerine tüm enerjilerini üretime, yatırıma ve katma değere ayıracaklar. KOBİ OSB, büyümek isteyen işletmelerimiz için yeni bir kapı olacak; yeni yatırımların ve başarı hikayelerinin önünü açacaktır” ifadelerini kullandı. BTSO Yönetim Kurulu Başkanı İbrahim Burkay'a, yönetim ekibine ve katkı sunan tüm oda temsilcilerine teşekkür eden Başkan Vekili Şahin Biba, “BTSO bünyesindeki 70 meslek komitesinin sektör ihtiyaçlarını ve gelecek hedeflerini gündeme taşıması, Bursa için projeler üretmesi ortak aklın kurumsallaşması adına çok kıymetlidir. Şehrimizin üretimine ve istihdamına değer katan tüm temsilcilerimize teşekkür ediyorum. Bursa Büyükşehir Belediyesi olarak yatırımın ve üretimin her zaman yanındayız. Bugüne kadar üstlendiğimiz tüm sorumlulukları yerine getirdik, bundan sonra da aynı kararlılıkla devam edeceğiz. KOBİ OSB projesinin Bursa'mıza, iş dünyasına ve ülkemize hayırlı olmasını temenni ediyorum” dedi. Organizasyon, yapılan konuşmaların ardından anı plaketlerinin takdimi ve BTSO Yönetim Kurulu Başkanı İbrahim Burkay'ın detaylı proje sunumu ile tamamlandı.

Ticaret Bakanlığı'nın geliştirdiği elektronik A.TR Dolaşım Belgesi sistemi kullanılarak ilk ihracat gerçekleştirildi. Haber

Ticaret Bakanlığı'nın geliştirdiği elektronik A.TR Dolaşım Belgesi sistemi kullanılarak ilk ihracat gerçekleştirildi.

Ticaret Bakanlığı, Türkiye ile Avrupa Birliği arasındaki tercihli ticaret mekanizmasının dijital ortamda sürdürülebilmesi amacıyla geliştirdiği elektronik A.TR Dolaşım Belgesi sistemini devreye aldı. Sistem kapsamında ilk ihracatı kadın girişimci Merve Özçelik gerçekleştirdi. Bakanlıktan yapılan açıklamada, Avrupa Birliği'nin 1 Temmuz 2026 itibarıyla e-ticarette uyguladığı "de minimis" muafiyetini kaldırmasının ardından, değeri 150 avroyu aşmayan e-ihracat gönderileri için elektronik A.TR Dolaşım Belgesi altyapısının oluşturulduğu belirtildi. Basitleştirilmiş Gümrük Beyannamesi (BGB) kapsamında düzenlenen sistemin, Bakanlığın yazılım çalışmalarıyla geliştirildiği ve 3 Temmuz 2026 itibarıyla operatör yetkisi bulunan hızlı kargo firmaları ile posta idaresinin kullanımına sunulduğu kaydedildi. Açıklamada, yeni sistem sayesinde Türkiye'den AB ülkelerine yapılan e-ihracatlarda ürün başına uygulanabilecek ilave mali yüklerin önüne geçildiği, böylece ihracatçıların Avrupa pazarındaki rekabet gücünün korunmasının amaçlandığı vurgulandı. Elektronik A.TR Dolaşım Belgesi ile ilk ihracatı gerçekleştiren kadın girişimci Merve Özçelik'in, ailesiyle birlikte ev ortamında ürettiği kişiselleştirilmiş deri ürünlerini başta ABD olmak üzere dünyanın birçok ülkesine ihraç ettiği belirtildi. Bakanlık, dijital beyanname ve elektronik A.TR altyapısı sayesinde girişimcilerin ürünlerini bürokratik engellerle karşılaşmadan hızlı ve güvenli şekilde uluslararası pazarlara ulaştırabildiğine dikkat çekti. Türkiye'nin dijital gümrük dönüşümünün önemli adımlarından biri olarak değerlendirilen ilk elektronik A.TR Dolaşım Belgesi, düzenlenen törenle Ticaret Bakanı Ömer Bolat tarafından Merve Özçelik'e takdim edildi. Törende konuşan Bakan Bolat, Merve Özçelik'in üretim gücünü ve girişimcilik vizyonunu başarıyla temsil ettiğini belirterek, Bakanlık olarak dijital ve geleneksel uygulamalarla ihracatçıların önünü açmayı sürdüreceklerini ifade etti.

Türkiye’de Metal Ürünler Sektörü 2026 Yılında 208 Milyar Dolara Yükselecek Haber

Türkiye’de Metal Ürünler Sektörü 2026 Yılında 208 Milyar Dolara Yükselecek

Allianz Trade, metal sektörüne yönelik hazırladığı yeni araştırmasında küresel üretim görünümünü, yatırım eğilimlerini ve Türkiye'nin sektördeki stratejik konumunu mercek altına aldı. Rapora göre, temel metaller ve metal ürünleri sektörü küresel brüt üretimi 2025 yılında yaklaşık 9,6 trilyon dolara ulaştı ve 2026 yılında da büyümesini sürdürecek. Allianz Trade Metal Sektörü Raporu’nda; küresel metal ve madencilik sektörünü, demir cevheri ve çelikten bakır, altın, lityum ve nadir toprak elementlerine kadar sanayi gelişimini ve küresel enerji dönüşümünü destekleyen temel hammaddeleri ele aldı. Raporda, 2025 yılında temel metaller ve metal ürünleri sektörünün küresel brüt üretiminin yaklaşık 9,6 trilyon dolar seviyesine ulaştığı bilgisine yer verildi. Türkiye küresel metal sektöründe önemli bir pazar… Allianz Trade Metal Sektörü Raporu’nda Türkiye’ye de geniş yer verildi. Raporda Türkiye’nin, küresel metal sektöründe yapısal açıdan önemli bir konuma sahip olduğu belirtilirken, ülkenin 2024 yılında 36,9 milyon ton ham çelik üretimiyle dünyanın yedinci büyük çelik üreticisi konumunda olduğu vurgulandı. Raporda Türkiye’nin 2025 yılında 38,1 milyon ton olan ham çelik üretiminin, 2026 yılında 40,8 milyon tona yükselmesinin beklendiği belirtildi. Bu büyüme eğiliminin, sektörün güçlü yatırım ivmesini ve Türkiye'nin Avrupa, Orta Doğu ve Orta Asya pazarlarını birbirine bağlayan stratejik coğrafi konumunu yansıttığı görüşüne yer verilen raporda, daha geniş kapsamlı temel metaller ve metal ürünleri sektörünün, 2024 yılında yaklaşık 164 milyar dolar brüt üretim gerçekleştirdiğine dikkat çekildi. Bu rakamın 2025 yılında 182 milyar dolara, 2026 yılında ise 208 milyar dolara yükselmesi öngörülüyor. Böylece sektörün, küresel talepteki iyileşme ve hurda bazlı elektrik ark ocağı çelik üretimindeki rekabet avantajının desteğiyle 2026 yılında yaklaşık yüzde 14,4 yıllık büyüme kaydetmesi beklendiği de rapordaki bilgiler arasında bulunuyor. Allianz Trade Türkiye Krediler Genel Müdür Yardımcısı Altuğ Karagöz raporla ilgili şu değerlendirmede bulunuyor: “Allianz Trade Türkiye olarak, sanayimizin temel yapı taşı ve ihracatımızın ana kaldıraçlarından biri olan metal sektöründe verdiğimiz finansal garanti misyonumuzu kararlılıkla büyütmeye devam ediyoruz. Türkiye Çelik Üreticileri Derneği (TÇÜD) ve İstanbul Demir ve Demir Dışı Metaller İhracatçıları Birliği (İDDMİB) verilerine göre, 2025 yılını 38,1 milyon tonluk ham çelik üretimi ve güçlü bir ihracat performansı ile kapatan sektör, 2026 yılında küresel pazarlardaki korumacı kotalar, Dahilde İşleme Rejimi (DİR) değişiklikleri ve Avrupa Birliği Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizması (SKDM) gibi yapısal ve yeşil dönüşüm süreçlerini deneyimliyor. Bu zorlu ama fırsatlarla dolu konjonktürde, Türk metal üreticilerinin ve tedarik zincirinin likidite akışını korumak adına üstlendiğimiz toplam risk garanti büyüklüğünü, geçen yılın aynı dönemindeki 542 milyon Euro seviyesinden 677 milyon Euro’ya ulaştırarak sektöre sağladığımız desteği yüzde 25 oranında artırdık. Girdi maliyetleri baskısı ve küresel ticaret savaşlarının getirdiği volatiliteye karşı, proaktif risk yönetimi ve derin pazar içgörülerimizle ağır sanayimizin küresel rekabetçiliğini ve finansal sürdürülebilirliğini her adımda desteklemeyi sürdürüyoruz. Altuğ Karagöz sözlerine şöyle devam etti. “Metal sektöründeki 677 milyon Euro’luk risk portföyümüzü yönetirken, alt ürün gruplarındaki dinamikleri proaktif bir yaklaşımla takip ediyoruz. İç piyasa ve küresel kotaların baskıladığı inşaat demiri gibi uzun ürün grubuna kıyasla; otomotiv ve beyaz eşyanın ana girdisi olan yassı çelik grubu ile elektrifikasyon dalgasıyla büyüyen alüminyum ve bakır gibi demir dışı metaller daha dirençli bir talep yapısı sergiliyor. Allianz Trade Türkiye olarak, emtia fiyatlarındaki volatiliteye ve yapısal dönüşümlere rağmen, alt sektörlerin bu farklılaşan risk ve kârlılık döngülerini derinlemesine analiz ediyor, Türk metal sanayisinin tüm kırılımlarında vadeli ticaretin finansal sürdürülebilirliğini güvence altında tutuyoruz.” Allianz Trade Metal Sektörü Raporu’nda sektörün, katma değer açısından ekonomiye sağladığı katkının son derece önemli olduğu vurgulandı. Temel metaller ve metal ürünleri sektörünün, 2024 yılında yaklaşık 37,7 milyar dolar katma değer üretirken, bu tutarın 2025 yılında 42,5 milyar dolar olduğu, 2026 yılında ise yaklaşık 48,4 milyar dolara yükselmesinin beklendiği belirtildi. Böylece sektörün, Türkiye imalat sanayii gayrisafi yurt içi hasılasına en büyük katkıyı sağlayan sanayi kollarından biri olmayı sürdürdüğü raporda vurgulandı. Öte yandan sektör içerisinde demir-çeliğin, 2025-2026 döneminde yaklaşık 78-89 milyar dolar ile en büyük brüt üretim payına sahip olduğu ve demir dışı metallerin ise en hızlı büyüyen alt segment konumunda bulunduğu raporda belirtildi. Bu segmentte brüt üretimin 2024 yılındaki 24,6 milyar dolardan, 2025 yılında 34,0 milyar dolara ve 2026 yılında 40,9 milyar dolara yükselerek, yaklaşık yıllık yüzde 20 büyümesinin beklendiği raporda paylaşıldı. Demir dışı metallerdeki bu güçlü büyümenin, yurt içi madencilik yatırımlarıyla, inşaat ve otomotiv sektörlerinden gelen talebin desteği sayesinde Türkiye'nin bakır ve alüminyum işleme alanındaki artan rolünü yansıttığı da raporda yer verilen yorumlar arasında. İnşaat sektörü talebi desteklemeye devam ediyor Allianz Trade Raporu’na göre sektörde yatırımlar artış eğilimini sürdürüyor. Temel metaller ve metal ürünleri sektöründeki sermaye harcamalarının (CapEx) 2024 yılında 13,7 milyar dolar olduğu, 2025 yılında 16,4 milyar dolar ve 2026 yılında 17,8 milyar dolar seviyesine ulaşmasının beklendiği rapordaki bilgiler arasında yer alıyor. Raporda, bu yatırım görünümünün birkaç yapısal unsur tarafından desteklendiği belirtiliyor. Bunlardan ilkinin, Türkiye'nin yurt içinde çeliğin en büyük tüketicisi olan inşaat sektörü, yüksek konut kredisi faizleri ve deprem sonrası güney illerindeki yeniden inşa faaliyetlerinden kaynaklanan döngüsel baskılara rağmen talebi desteklemeye devam etmesi olduğu görüşü raporda yer alıyor. İkinci olarak, ihracat odaklı Türk çelik üreticilerinin, Avrupa'nın çelik tedarik zincirlerinde Rusya kaynaklı girdilere bağımlılığın azalmasıyla gerçekleşen yeniden yapılanmadan faydalandıkları ve özellikle Güney ve Doğu Avrupa'da pazar paylarını artırdıkları belirtiliyor. Üçüncü unsur olarak ise Türkiye'nin metal madenciliği alt sektörünün büyümesini sürdürmesi gösteriliyor. Brüt üretimin 2024 yılındaki 14,2 milyar dolar, 2025 yılında 17 milyar dolara ve 2026 yılında ise 18,2 milyar dolara yükselmesi de raporda yer verilen beklentiler arasında bulunuyor. Rapora göre; bu artış; altın, bakır ve bor madenciliğine yönelik yeni yatırımları yansıtıyor. Türkiye’nin, temiz enerji uygulamaları açısından giderek daha stratejik hâle gelen, dünyanın bilinen en büyük bor rezervlerine sahip olduğu da raporda vurgulanıyor. Türkiye dünyanın en büyük on çelik üreticisi arasındaki yerini koruyacak Raporda, 2028 yılına kadar olan orta vadeli görünümün, büyümenin devam edeceğine ancak hızının kademeli olarak yavaşlayacağına işaret ettiği bilgisi veriliyor. Sektörün brüt üretiminin 2027 yılında 221 milyar dolar, 2028 yılında ise 227 milyar dolara ulaşması rapordaki beklentiler arasında bulunuyor. Yıllık büyüme oranlarının, 2026 yılındaki güçlü toparlanmanın ardından daha sürdürülebilir yani yüzde 3-4 seviyelerine gerileyeceği öngörüsüne de raporda yer veriliyor. Çelik üretiminin ise 2027 yılında 41,9 milyon tona, 2028 yılında 43,3 milyon tona yükselerek Türkiye'nin dünyanın en büyük on çelik üreticisi arasındaki konumunu koruyacağı beklentisinden raporda söz ediliyor. Çin açık ara önde Çin'in hâkim olduğu Asya-Pasifik bölgesinin, küresel pazarın yaklaşık yüzde 60'ını oluşturduğu raporda belirtilirken, Avrupa’nın ise yaklaşık yüzde 21 ile ikinci sırada yer aldığı bilgisi veriliyor. Bu bölgesel yoğunlaşmanın, Çin'in çelik ve alüminyumdan nadir toprak elementlerine kadar metal sektörünün hemen her alanında açık ara en büyük üretici ve tüketici konumunda olduğunu yansıttığına da raporda dikkat çekiliyor. Öte yandan raporda, temel metaller ve metal ürünleri sektörünün küresel brüt üretiminin 2026 yılında yaklaşık 10,4 trilyon dolar seviyesine ulaşacağının tahmin edildiği, 2026-2028 dönemine ilişkin bileşik yıllık büyüme oranının (CAGR) ise yaklaşık yüzde 7 olacağının öngörüldüğü bilgisi veriliyor. Allianz Trade Metal Sektörü Raporu’na göre; 2021 yılındaki emtia süper döngüsü sırasında elde edilen olağanüstü kârların ardından sektörün finansal performansı 2023-2024 döneminde normalleşme sürecine girdi. Birçok baz metal ve hacimli emtianın fiyatı zirve seviyelerinden gerilerken, enerji, kimyasal reaktifler ve iş gücü gibi girdi maliyetlerinin yüksek seviyelerde kalmaya devam ettiği bilgisi de raporda yer verilen bilgiler arasında. Küresel metal ve madencilik sektörünün toplam FAVÖK (EBITDA) marjının 2025 yılında yaklaşık yüzde 15 seviyesinde gerçekleştiği, bu durumun 2021 yılındaki yüksek kârlılık döneminden itibaren normalleşmenin sürdüğünü gösterdiği raporda belirtildi. Rapora göre şirketler bu sürece sermaye disipliniyle karşılık verdi; emtia döngüsü sırasında oluşan fazla nakit, yeni kapasite yatırımlarına yönlendirilmek yerine büyük ölçüde hissedarlara dağıtıldı. Bu yaklaşım bilançoların güçlü kalmasını sağlarken gelecekteki arz artışını da sınırlandırdı. Yine rapora göre; söz konusu ihtiyatlı sermaye politikası mevcut fiyat seviyelerinde kârlılığı korusa da enerji dönüşümünün kritik minerallere yönelik talebi hızlandıkça gelecekte arz yetersizliği riskini beraberinde getirebilir.

Ticaret Bakanlığı'nın açıkladığı verilere göre Temmuz'da ihracat 25,6 milyar dolara ulaştı Haber

Ticaret Bakanlığı'nın açıkladığı verilere göre Temmuz'da ihracat 25,6 milyar dolara ulaştı

Ticaret Bakanlığı, 2026 yılı Temmuz dönemine ait dış ticaret rakamlarını kamuoyuyla paylaştı. Verilere göre, Temmuz ayında Türkiye'nin ihracatı bir önceki yılın aynı ayına oranla yüzde 2,9'luk bir artış göstererek 25 milyar 621 milyon dolara ulaşırken, ithalat yüzde 5,2 artışla 32 milyar 989 milyon dolar olarak kaydedildi. Dış ticaret hacmi ise aynı dönemde yüzde 4,1 yükselerek 58 milyar 610 milyon dolar seviyesine çıktı. 2026 yılının ocak-temmuz sürecinde ihracat yüzde 3,4 artışla 161 milyar 601 milyon dolara, ithalat ise yüzde 4,7 artışla 222 milyar 109 milyon dolara yükseldi. Bu süreçte toplam dış ticaret hacmi yüzde 4,1 artışla 383 milyar 710 milyon dolar oldu. Temmuz ayında ihracatın ithalatı karşılama oranı, geçen yılın aynı ayına kıyasla 1,7 puanlık düşüşle yüzde 77,7 olarak gerçekleşti. Enerji kalemleri dışarıda bırakıldığında bu oran yüzde 89,4'e, enerji ve altın hariç tutulduğunda ise yüzde 90,8'e ulaştı. EN FAZLA İHRACAT ALMANYA'YA YAPILDI Temmuz ayı verilerine göre Türkiye'nin en çok ihracat gerçekleştirdiği ülkeler sırasıyla Almanya, ABD ve İngiltere oldu. Almanya'ya 2 milyar 41 milyon dolar, ABD'ye 1 milyar 689 milyon dolar ve İngiltere'ye 1 milyar 328 milyon dolarlık ihracat yapıldı. İhracat pastasındaki ilk 10 ülkenin toplam ihracattaki genel payı yüzde 44,8 olarak belirlendi. İthalat tarafında ise ilk sırada Çin yer aldı. Çin'den yapılan ithalat 5 milyar 48 milyon dolar olarak kaydedilirken, bu ülkeyi 2 milyar 522 milyon dolarla Almanya ve 2 milyar 117 milyon dolarla Rusya izledi. İlk 10 ülkenin toplam ithalattaki payı yüzde 53,5 olarak gerçekleşti. AB, İHRACATTA İLK SIRADA Ülke grupları bazında incelendiğinde, Temmuz ayında en yüksek ihracat Avrupa Birliği'ne (AB-27) yapıldı. AB ülkelerine yapılan ihracat 10 milyar 159 milyon dolar olurken; Yakın ve Ortadoğu ülkelerine 4 milyar 1 milyon dolar, diğer Avrupa ülkelerine ise 3 milyar 913 milyon dolar ihracat gerçekleştirildi. İthalatta da liderliği AB-27 ülkeleri aldı. Bu bölgeden yapılan ithalat 10 milyar 203 milyon dolar olurken, Asya ülkelerinden 9 milyar 553 milyon dolar, diğer Avrupa ülkelerinden ise 4 milyar 68 milyon dolar ithalat yapıldı. İMALAT SANAYİNİN İHRACATTAKİ PAYI YÜZDE 94,4 Geniş Ekonomik Grupların (BEC) sınıflandırmasına göre Temmuz ayında en fazla ihracat 13 milyar 327 milyon dolar ile hammadde (ara malları) grubunda gerçekleşti. Bu grubu 7 milyar 920 milyon dolarla tüketim malları ve 3 milyar 654 milyon dolarla yatırım (sermaye) malları takip etti. İthalatta ise en yüksek pay 22 milyar 886 milyon dolar ile yine hammadde grubunda oldu. Sektörel dağılımda ihracatın aslan payı imalat sanayisine ait oldu. İmalat sanayisi, 24 milyar 190 milyon dolarlık ihracatla toplam hacmin yüzde 94,4'ünü karşıladı. Tarım, ormancılık ve balıkçılık sektörünün payı yüzde 3,0, madencilik ve taş ocakçılığı sektörünün payı ise yüzde 1,8 olarak saptandı. İthalat tarafında imalat sanayisi yüzde 82,2'lik payla ilk sırada yer aldı. Bu sektördeki ithalat 27 milyar 121 milyon dolar olarak kaydedilirken, madencilik ve taş ocakçılığı 3 milyar 644 milyon dolar, tarım, ormancılık ve balıkçılık sektörü ise 1 milyar 297 milyon dolarlık ithalat gerçekleştirdi.

Ege Zeytin ve Zeytinyağı İhracatçıları Birliği (EZZİB) finansmanda kolaylık bekliyor Haber

Ege Zeytin ve Zeytinyağı İhracatçıları Birliği (EZZİB) finansmanda kolaylık bekliyor

Ege Zeytin ve Zeytinyağı İhracatçıları Birliği (EZZİB), sektör temsilcilerini güncel destek mekanizmaları hakkında bilgilendirmek ve ihracatçıların finansman kaynaklarına erişimini kolaylaştırmak hedefiyle “Finansmana Erişim Bilgilendirme Toplantısı” gerçekleştirdi. Ege İhracatçı Birlikleri hizmet binasında düzenlenen etkinlikte; Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası, Türk Eximbank ve Türk Ticaret Bankası temsilcileri tarafından ihracatçılara yönelik sunulan kredi, sigorta ve finansal olanaklar detaylandırıldı. Toplantıda ayrıca zeytin ve zeytinyağı sektörünün finansal gereksinimleri ile çözüm bekleyen sorunlar ilgili kurum temsilcilerine doğrudan iletildi. Ege Zeytin ve Zeytinyağı İhracatçıları Birliği Başkanı M. Emre Uygun’un açılış hitaplarıyla başlayan toplantıya; TCMB Bankacılık Genel Müdür Yardımcısı Burhan Mert Angılı, TCMB İzmir Bölge Müdürü Erol Seheroğlu, Türk Eximbank Ege ve Anadolu Bölge Müdürü Gülom Kudal, Ege Sigorta Pazarlama Müdürü Zeynep Aslıgül Nefesoğlu Kandiyeli, İzmir Şube Yönetmeni Yeliz Alışar, Türk Ticaret Bankası İzmir Merkez Şube Kurumsal Bankacılık Müdürü Bülent Keçeciler ve Portföy Yöneticisi Arzu Uludağ katılım sağladı. Uygun: “Finansman mekanizmaları sektörün üretim takvimine uyum sağlamalı” Zeytin ve zeytinyağı sektöründe üretimin tamamen yerli girdilerle yapıldığını belirten EZZİB Başkanı M. Emre Uygun, finansman ihtiyacının özellikle ham madde tedarik dönemlerinde arttığını ifade etti. Uygun, “Zeytin ve zeytinyağı sektörümüz, herhangi bir ithal girdiye ihtiyaç duymadan, yüzde 100 yerli kaynaklarla üretim ve ihracat süreçlerini yürütüyor. Eylül ve ocak ayları arasındaki dönemde ham madde alımları yoğunlaşmakta ve üreticilere ödemeler Türk lirası üzerinden peşin olarak yapılmaktadır. Bu sebeple, finansman imkânlarının sektörümüzün dönemsel işleyişini ve üretim takvimini göz önünde bulunduracak şekilde yapılandırılması kritik önem arz ediyor. Reeskont kredi limitlerinin ham madde alım dönemlerinde yükseltilmesi ve tahsis işlemlerinin hızlandırılması, sektörümüzün rekabet gücünü ciddi oranda artıracaktır.” şeklinde konuştu.

ABD’li bankalar Türkiye'de büyümenin yavaşlamasını öngörüyor Haber

ABD’li bankalar Türkiye'de büyümenin yavaşlamasını öngörüyor

Türkiye ekonomisinin 2026 yılı ilk çeyreği için açıklanan yüzde 2,5 büyüme oranı, GoldmanSachs ve Citi’nin beklentilerinin altında kalırken, her iki banka da büyüme görünümüne ilişkintemkinli değerlendirmelerde bulundu. Kurumların ekonomistleri Türkiye ekonomisinde dış talep ve iç dengesizliklerin büyüme içinrisk oluşturduğuna işaret etti ve ekonomide yavaşlamanın devam edebileceğini öngördü. Ekonomistler, ilk çeyrekte büyüme performansındaki zayıflamanın temel nedenlerini ihracattakisert daralma, ekonomik aktivitedeki ivme kaybı ve iç talep ile dış denge arasındaki bozulmaolarak sıralarken, Türkiye ekonomisinde iç talebin dış talebe kıyasla daha dirençli kalmasınıncari denge ve dış ticaret görünümünü olumsuz etkilediğini belirttiler. Clemens Grafe ve Başak Edizgil imzalı Goldman raporunda, “Zayıf ihracat ve güçlü iç talebinbirleşimi, çekirdek ticaret açığının genişlemesine neden oluyor. Yetkililer bugüne kadarihracatçılar için kurumlar vergisini yarıya indirerek, Türk Lirası’nı birinci çeyreğe göre daha hızlıbir şekilde devalüe ederek ve son dönemde kredi büyüme sınırlarını sıkılaştırarak bu durumayanıt verdiler. Sonuncu önlem, geçmişteki kredi sınırlamalarından daha anlamlı ve bunun kredibüyümesinde daha belirgin bir yavaşlamaya yol açacağını öngörüyoruz. Bununla birlikte,geçmişte bu tür kısmi kredi kısıtlamalarının görece etkisiz kalması, bu sonucun ne olacağıkonusunda belirsizlik yaratıyor” denildi. Goldman Sachs, ödemeler dengesi görünümündeki bozulma ve enerji fiyatlarındaki yükselişnedeniyle Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’nın finansal koşulları daha da sıkılaştırmakzorunda kalabileceğini öngörüyor. Banka, bu gelişmelerin etkisiyle 2026 yılı büyümesininyüzde 2,7 seviyesinde gerçekleşmesini bekliyor.

Ermenistan Başbakanı Paşinyan : Türkiye ile demir yolu bağlantısı resmen açıldı Haber

Ermenistan Başbakanı Paşinyan : Türkiye ile demir yolu bağlantısı resmen açıldı

Sosyal medya hesabı üzerinden konuya ilişkin bir açıklama yayımlayan Başbakan Paşinyan, bu gelişmeden duyduğu büyük memnuniyeti dile getirdi. Paşinyan, açıklamasında söz konusu hattın Ermenistan'ın ekonomik kalkınması için hayati bir önem taşıdığını vurguladı. Bu sürece katkı sağlayan komşu ülkelere de teşekkürlerini ileten Başbakan, Türkiye ve Gürcistan’daki ortaklarına sergiledikleri yapıcı iş birliği nedeniyle şükranlarını sundu. Paşinyan mesajında şöyle dedi: “Azerbaycan demir yolunun ardından, Gürcistan üzerinden Türkiye demir yolunun Ermenistan'ın ihracat ve ithalatı için artık açık olduğunu duyurmaktan memnuniyet duyuyorum. Bu, ülkemizin ekonomik hayatı için büyük bir gelişmedir. Türkiye ve Gürcistan'daki ortaklarımıza yapıcı iş birliği için teşekkürlerimizi sunarız.” Pleased to announce that following the Azerbaijani railway, the Turkish railway via Georgia, is now open for Armenian export & import. This is a major develop for our country’s econ life. Express appreciation to our partners in Türkiye & Georgia for their constructive coop. — Nikol Pashinyan (@NikolPashinyan) May 24, 2026 Yeni demir yolu bağlantısının bölgedeki ticari entegrasyonu güçlendirmesi ve Ermenistan’ın küresel pazarlara erişimini kolaylaştırması bekleniyor. Bu hamle, bölgedeki ulaşım koridorlarının çeşitlenmesi adına atılmış stratejik bir adım olarak değerlendiriliyor.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.