SON DAKİKA
Hava Durumu

#İstihdam

Bursa Digital, Bursa Haber, Bursa Son Dakika - İstihdam haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, İstihdam haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi: Terör örgütü tasfiye edilecek Haber

İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi: Terör örgütü tasfiye edilecek

İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi, TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş’un katılımıyla Güvenlik Toplantısı gerçekleştirdiklerini duyurdu. Bakan Çiftçi, toplantıda TBMM’de geniş bir uzlaşıyla kabul edilen “Millî Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun” sonrasında, “Terörsüz Türkiye” hedefi doğrultusunda yürütülecek çalışmaların ele alındığını belirtti. “KAMU DÜZENİ VE MİLLÎ GÜVENLİK ZAFİYETE UĞRATILMAYACAK” Bakan Çiftçi, paylaşımında terörle mücadelede kararlılık mesajı vererek, “Silah bütünüyle devreden çıkacak, terör örgütü bütün unsurlarıyla tasfiye edilecek” ifadelerini kullandı. Kamu düzeni ve millî güvenliğin hiçbir şekilde zafiyete uğratılmayacağını vurgulayan Çiftçi, Türkiye’nin terörle mücadelede elde edeceği kazanımlarla enerjisini kalkınma, üretim, eğitim, istihdam ve vatandaşların refahına yönlendireceğini ifade etti. Bakan Çiftçi, milletin kardeşliğinin hiçbir terör örgütü veya “fitne odağı” tarafından sarsılamayacak kadar güçlü olduğunu belirterek, şehitlerin hatırasının, gazilerin onurunun ve devletin bekasının her adımda öncelik taşıyacağını kaydetti. “HİÇBİR TEHDİDE MÜSAMAHA GÖSTERMEYECEĞİZ” İçişleri Bakanı Çiftçi, milletin huzuruna, kardeşliğine ve millî güvenliğine yönelik tehditlere müsamaha gösterilmeyeceğini vurgularken, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliğinde Türkiye Yüzyılı’nın “huzurun ve millî dayanışmanın yüzyılı” olması için çalışmaların sürdürüleceğini ifade etti.

Manavgat 2030’da10 milyon turist ağırlamayı hedefliyor Haber

Manavgat 2030’da10 milyon turist ağırlamayı hedefliyor

Antalya’nın en önemli turizm merkezlerinden Manavgat ve Side, milyonlarca ziyaretçiyi ağırlayan güçlü turizm altyapısı, tarihi ve kültürel zenginlikleri, uzun sezon avantajı ve gelişen yatırım potansiyeliyle bölge ekonomisine katkısını artırıyor. Yaklaşık 250 bin nüfusa sahip Manavgat, her yıl yaklaşık 6 milyon yerli ve yabancı turisti ağırlarken, bölgenin önümüzdeki yıllarda yeni bir büyüme dönemine hazırlanması bekleniyor. Gayrimenkul ve turizm alanında uzun yıllardır faaliyet gösteren girişimci Ahmet Tanır, bölgenin turizmdeki büyüme potansiyeline dikkat çekerek 2030 yılı için 10 milyon turist hedefinin mümkün olduğunu belirtti. Türkiye’nin en yoğun turizm destinasyonlarından biri olan Side-Manavgat, milyonlarca ziyaretçinin oluşturduğu ekonomik hareketlilikle büyümeye devam ediyor. Bölge, sahip olduğu uzun turizm sezonu, tarihi mirası, doğal güzellikleri ve yatırım potansiyeliyle yalnızca tatil rotası değil, aynı zamanda önemli bir ekonomik merkez olma özelliği taşıyor. Milyonlarca turistin ziyaret ettiği destinasyonda artan konaklama ve yerleşim ihtiyacı gayrimenkul piyasasını desteklerken, turizm ekonomisi farklı sektörlerde de hareketlilik yaratıyor. 250 bin nüfusa 6 milyon turist Manavgat’ın yaklaşık 250 bin kişilik nüfusuna karşılık yılda 6 milyon civarında ziyaretçi ağırladığını belirten Ahmet Tanır, bu rakamın bölgenin turizmde ulaştığı ölçeği ortaya koyduğunu söyleyerek, “250 bin nüfuslu bir şehirde nüfusumuzun yaklaşık 20-25 katı misafir ağırlıyoruz. Bu, dünya ölçeğinde oldukça özel bir rakam” dedi. Side-Manavgat’ın yalnızca otel ve konaklama sektöründen oluşan bir turizm merkezi olmadığını belirterek, ‘‘Bölgeye gelen turistlerin restoranlardan ulaşıma, alışverişten eğlenceye kadar çok sayıda alanda harcama yaptığını ve bunun şehir ekonomisine doğrudan katkı sağlıyor. Misafirlerimiz yalnızca otelde konaklamıyor; şehri geziyor, restoranlara gidiyor, ulaşım araçlarını kullanıyor, alışveriş yapıyor ve yerel üreticilerden ürünler alıyor. Dolayısıyla turizm, şehrin tamamına yayılan bir ekonomik hareketlilik oluşturuyor” ifadelerini kullandı. Turizm 50’ye yakın sektörü besliyor Turizmin bölge ekonomisi üzerindeki etkisinin yalnızca konaklama sektörüyle sınırlı olmadığını belirten Tanır, turizmin 50’ye yakın sektörü harekete geçiren geniş bir ekonomik ekosistem oluşturduğuna dikkat çekerek, “Turizm artık sadece insanların tatil yaptığı bir sektör değil; şehirlerin ekonomisini canlandıran, yatırımları yönlendiren ve istihdam oluşturan önemli bir kalkınma aracı. İnşaat, gayrimenkul, ulaşım, tarım, yiyecek-içecek, perakende ve hizmet sektörlerinin turizm hareketliliğinden doğrudan veya dolaylı olarak etkileniyor. ” dedi. Hedef 2030’da 10 milyon turist Side-Manavgat’ın turizm yolculuğunun son yıllarda önemli bir dönüşüm geçirdiğini belirten Tanır, 1980’li yılların başında birkaç bin ziyaretçiyle başlayan turizm hareketliliğinin bugün yaklaşık 6 milyon turist seviyesine ulaştığını söyledi. Bölgenin önümüzdeki dönemde yalnızca turist sayısını artırmaya değil, sahip olduğu turizm çeşitliliğini daha etkin kullanmaya odaklanması gerektiğini belirten Tanır, “Ben inanıyorum ki 2030 itibarıyla bölgemizde 10 milyon turisti ağırlayabileceğimizi düşünüyorum” değerlendirmesinde bulundu. Side’nin 2 bin 500 yıllık tarihi turizmin gücünü artırıyor Side-Manavgat’ın turizm potansiyelinin yalnızca deniz, kum ve güneşten oluşmadığını belirten Tanır; Side Antik Kenti, Apollon Tapınağı, Antik Tiyatro, arkeolojik çalışmalar, yaylalar, yerel gastronomi ve kültürel değerlerin bölgenin turizm çeşitliliğine önemli katkı sunduğunu ifade ederek, “Bölgemiz artık sadece deniz, kum, güneş turizmiyle anılmıyor. Side, 2 bin 500 yıllık tarihiyle çok özel bir kültür ve tarih merkezi. Yaylalarımız, yerel gastronomimiz ve kültürümüz de birçok turist için önemli cazibe unsurları” dedi. Özellikle Side Antik Kenti’nde sürdürülen arkeolojik çalışmaların ve “Gece Müzeciliği” uygulamasının ziyaretçilerin bölgeyle daha fazla etkileşim kurmasına imkân sağladığını belirten Tanır, kültür turizminin destinasyon ekonomisi açısından önemli bir potansiyel taşıdığını söyledi. Turizm sezonu marttan kasıma uzanıyor Side-Manavgat’ın Türkiye’nin en uzun turizm sezonlarından birine sahip olduğunu belirten Tanır, bölgede sezonun mart ayının sonlarından kasım ayına kadar devam ettiğini söyleyerek, “Mart sonu itibarıyla başlayan sezonumuz kasım ayına kadar devam ediyor. İklimin de sağladığı avantajla Side-Manavgat’ta yaklaşık 300 gün güneşli bir iklim yaşıyoruz” dedi. Yaklaşık 300 güne ulaşan güneşli gün sayısının da bölgenin turizm açısından önemli avantajlarından biri olduğunu belirten Tanır; İsveç, Norveç, Almanya, İngiltere ve Rusya gibi farklı pazarlardan turistlerin yanı sıra yaz döneminde Türkiye’nin farklı şehirlerinden gelen yerli ziyaretçilerin de bölge ekonomisine katkı sunduğunu ifade etti.

İstanbul Rumeli Üniversitesi MYO Müdürü Serap Daş: "Uygulamalı Eğitim, Mezunlarımızı İstihdama Bir Adım Önde Hazırlıyor" Haber

İstanbul Rumeli Üniversitesi MYO Müdürü Serap Daş: "Uygulamalı Eğitim, Mezunlarımızı İstihdama Bir Adım Önde Hazırlıyor"

İstanbul Rumeli Üniversitesi Meslek Yüksekokulu Müdürü Öğr. Gör. Serap Daş, meslek yüksekokullarının yalnızca diploma veren kurumlar olmadığını, sektörün ihtiyaç duyduğu nitelikli insan kaynağını yetiştiren önemli eğitim merkezleri olduğunu belirterek, uygulamalı eğitim modeli sayesinde öğrencileri mezun olmadan iş hayatına hazırladıklarını söyledi. Günümüzde iş dünyasının beklentilerinin hızla değiştiğine dikkat çeken Daş, teorik bilginin artık tek başına yeterli olmadığını vurgulayarak şu değerlendirmede bulundu: "İşverenler bugün mesleki bilgiye sahip olmanın yanı sıra uygulama deneyimi bulunan, ekip çalışmasına uyum sağlayabilen, dijital teknolojileri etkin kullanabilen ve problem çözme becerisi gelişmiş mezunları tercih ediyor. Biz de İstanbul Rumeli Üniversitesi Meslek Yüksekokulu olarak eğitim modelimizi bu ihtiyaçlar doğrultusunda şekillendiriyor, öğrencilerimizi daha eğitimleri devam ederken gerçek iş ortamlarıyla buluşturuyoruz." Uygulamalı eğitim ön planda Meslek Yüksekokulu bünyesinde Bilgisayar Programcılığı, Grafik Tasarımı, İç Mekân Tasarımı, Aşçılık, Pastacılık ve Ekmekçilik, Uçak Teknolojisi, Sivil Hava Ulaştırma İşletmeciliği ile Sivil Havacılık Kabin Hizmetleri, Mahkeme ve Büro Hizmetleri programlarında uygulama ağırlıklı eğitim verildiğini ifade eden Daş, laboratuvar çalışmaları, atölye uygulamaları, simülasyon eğitimleri ve proje temelli öğrenme yöntemleriyle öğrencilerin mesleki yetkinliklerini geliştirdiklerini söyledi. Daş, "Öğrencilerimiz teorik bilgilerini uygulamayla pekiştiriyor. Böylece mezuniyet sonrasında iş hayatına daha hızlı uyum sağlayan, sahaya hazır profesyoneller olarak kariyerlerine başlıyorlar." dedi. Stajlar kariyerin ilk adımı oluyor Staj süreçlerini eğitimin en önemli parçalarından biri olarak gördüklerini belirten Serap Daş, üniversitenin kamu kurumları ve özel sektörle geliştirdiği iş birliklerinin öğrenciler için önemli fırsatlar sunduğunu ifade etti. "Stajı yalnızca zorunlu bir eğitim süreci olarak değerlendirmiyoruz. Öğrencilerimizin mesleki kimliklerini oluşturdukları, deneyim kazandıkları ve kariyerlerine ilk adımı attıkları önemli bir gelişim alanı olarak görüyoruz. Sektörle kurduğumuz güçlü iş birlikleri sayesinde öğrencilerimiz eğitimleri sırasında çalışma hayatını yakından tanıma fırsatı buluyor." Kariyer Merkezi öğrencileri iş dünyasına hazırlıyor Öğrencilerin mezuniyet öncesinden itibaren kariyer planlamalarına destek verdiklerini kaydeden Daş, Kariyer Merkezi'nin sunduğu hizmetlere de dikkat çekti. "Kariyer Merkezimiz; özgeçmiş hazırlama, mülakat teknikleri, kariyer planlama eğitimleri, sektör buluşmaları, kariyer günleri organizasyonları gibi birçok alanda öğrencilerimize destek sağlıyor. Böylece mezunlarımız yalnızca diploma sahibi değil, aynı zamanda iş yaşamına hazır ve rekabet gücü yüksek bireyler olarak kariyerlerine başlıyor." "Kaliteyi akreditasyonlarla güçlendiriyoruz" Meslek Yüksekokulu'nda kalite güvencesi çalışmalarına büyük önem verdiklerini ifade eden Daş, Bilgisayar Programcılığı, Aşçılık ile Pastacılık ve Ekmekçilik programlarının akreditasyon süreçlerini başarıyla tamamladığını belirtti. Akreditasyon çalışmalarını tüm programlara yaymayı hedeflediklerini söyleyen Daş, "Sürekli iyileştirme anlayışıyla eğitim programlarımızı geliştiriyor, ulusal ve uluslararası kalite standartlarını esas alıyoruz. Amacımız öğrencilerimize daha nitelikli bir eğitim sunarken mezunlarımıza da kariyer yolculuklarında güçlü bir avantaj kazandırmak." ifadelerini kullandı. "Geleceğin mesleklerine bugünden hazırlanıyoruz" Meslek yüksekokullarının başarısının mezun sayısından çok istihdam başarısıyla ölçüldüğünü vurgulayan Daş, sözlerini şöyle tamamladı: "Programlarımızı sektörün beklentileri doğrultusunda sürekli güncelliyoruz. Dijital dönüşüm, yapay zekâ, sürdürülebilirlik ve yeni teknolojileri eğitim süreçlerimize entegre ediyoruz. Hedefimiz; yalnızca bugünün değil, geleceğin mesleklerine de hazır, yaşam boyu öğrenmeyi benimseyen, etik değerlere bağlı, üretken ve yenilikçi mezunlar yetiştirmek. İstanbul Rumeli Üniversitesi Meslek Yüksekokulu olarak sektörle birlikte gelişen, istihdama yön veren ve öğrencilerini geleceğe hazırlayan eğitim anlayışımızı kararlılıkla sürdürüyoruz."

Bursa Büyükşehir Belediyesi Başkan Vekili Şahin Biba: "Bursa üretimle güçleniyor" Haber

Bursa Büyükşehir Belediyesi Başkan Vekili Şahin Biba: "Bursa üretimle güçleniyor"

İdealist Sanayici ve İş İnsanları Derneği (İSİAD) tarafından organize edilen programa Bursa Büyükşehir Belediyesi Başkan Vekili Şahin Biba ile birlikte MHP Genel Sekreteri ve Bursa Milletvekili İsmet Büyükataman, STK temsilcileri, akademisyenler, siyaset ve iş dünyasının önemli temsilcileri katılım sağladı. Etkinlikte; yerel yönetimler, iş dünyası ve sivil toplum kuruluşları arasındaki koordinasyonun artırılması ile şehrin sosyal ve ekonomik kalkınmasına destek olacak projeler değerlendirildi. Bursa merkezli çalışmalar yürüten İdealist Sanayici ve İş İnsanları Derneği’nin düzenlediği bu anlamlı buluşmada yer almaktan mutluluk duyduğunu belirten Bursa Büyükşehir Belediyesi Başkan Vekili Şahin Biba, Bursa'nın tarihsel süreçte üretimin, ticaretin, girişimciliğin ve dayanışmanın merkezi olma özelliğini koruduğunu ifade etti. "BURSA'NIN ASIL GÜCÜ SANAYİCİLERİ VE İŞ İNSANLARIDIR" Bursa’nın pek çok farklı sektörde etkin olduğunu dile getiren Başkan Vekili Şahin Biba, “Bursa; otomotivden tekstile, tarımdan teknolojiye kadar birçok sahada ülkemizin üretim kapasitesine ciddi katkılar sağlamaktadır. Ancak Bursa’nın temel gücü; vatanına inanan, milletine güvenen ve sorumluluk üstlenmekten kaçınmayan sanayicileri ile iş insanlarıdır. Bu bilinçle, İdealist Sanayici ve İş İnsanları Derneği’nin kurulmasını çok değerli buluyorum. Derneğinizin adındaki ‘idealist’ vurgusu, sadece güncel şartları yönetmeyi değil, aynı zamanda yarının Türkiye’sini tasarlamak gibi büyük bir sorumluluğu da beraberinde getirmektedir” şeklinde konuştu. “BURSA GÜÇLÜ BİR SİVİL TOPLUM ŞEHRİDİR” Büyükşehir Belediyesi olarak ulaşım altyapısının güçlendirilmesinden üretim merkezlerine erişimin kolaylaştırılmasına, mesleki eğitimlerden istihdam projelerine ve dijital dönüşüme kadar geniş bir yelpazede faaliyet gösterdiklerini belirten Başkan Vekili Biba, “İnanıyorum ki İSİAD çatısı altında buluşan sanayicilerimiz ve iş insanlarımız; ekonomik faaliyetlerin yanı sıra, Bursa’mızın kültürel ve sosyal gelişiminde de kritik roller üstlenecektir. Bursa, aynı zamanda sivil toplumun çok güçlü olduğu bir şehirdir” dedi. İSİAD Başkanı Ferhat Daysalı ise iş dünyasındaki ticari ilişkileri milli iktisat anlayışıyla geliştirerek ülke ekonomisine maksimum katkıyı sağlamayı; aynı zamanda eğitim, sağlık, spor ve kültür gibi hayatın her alanında etkili olacak çalışmalara imza atmayı amaçladıklarını kaydetti.

BTSO Başkan Adayı Özer Matlı: “60 Bin Üyemizin Gücünü, Üyemizle Birlikte Büyüteceğiz” Haber

BTSO Başkan Adayı Özer Matlı: “60 Bin Üyemizin Gücünü, Üyemizle Birlikte Büyüteceğiz”

BTSO Başkan Adayı Özer Matlı, 60 bin üyeyle birlikte çalışacakları katılımcı bir yönetim anlayışı hedeflediğini açıladı. Saha çalışmalarıyla belirlenecek çözümleri iki hafta içinde kamuoyuna duyuracağını belirten Matlı, tüm üyeleri sürece davet etti. Bursa Ticaret ve Sanayi Odası (BTSO) Başkan Adayı Özer Matlı, Bursa'nın farklı sektörlerindeki iş dünyası temsilcileriyle yürüttükleri faaliyetlerin, daha geniş kapsamlı bir saha programıyla sürdürüleceğini duyurdu. Yeni dönem stratejilerinin ilk adımını, “Bir kurum kimin için var? Gücünü kimden alır? Başarıyı nasıl ölçer? Kime hesap verir? Kimin sesidir?” sorularının sorulduğu ve sosyal medya platformlarında yayımlanan kısa bir video ile attıklarını belirten Matlı, videonun “Bazı Soruların Cevabını 60 Bin Üye Birlikte Verir” cümlesiyle son bulduğunu ifade etti. Bu ifadenin sadece bir videonun kapanış cümlesi değil, benimsedikleri yönetim anlayışının temel taşı olduğunu vurgulayan Özer Matlı, şunları kaydetti: “Cevapları masa başında belirlemek istemedik. Çünkü asıl cevap; Bursa için üretim yapan, ticaretle uğraşan, istihdam yaratan ve risk alan üyelerimizin deneyimlerinde, alın terinde ve geleceğe dair beklentilerinde saklıdır. Daha fazla işletmeyi ziyaret edecek, sektör temsilcilerimizle bir araya gelecek ve sahadan gelen geri bildirimleri uygulanabilir projelere dönüştüreceğiz.” “Bu Yolculuğa 60 Bin Üyemizin Tamamını Davet Ediyoruz.” Yürüttükleri çalışmaların tek taraflı bir tanıtım faaliyeti olmayacağının altını çizen Matlı, 60 bin BTSO üyesinin tamamına katılım çağrısı yaptı: “Bu süreci sadece bir kişinin ya da belli bir grubun seçim kampanyası olarak görmüyoruz. Bu; üyelerimizin ihtiyaçlarından filizlenen, onların sesiyle güçlenen ve yine üyelerimizin öncülüğünde, Bursa’nın değerlerini koruyan, kalbi Bursa için atanların yolculuğudur. Bugüne kadar olduğu gibi, görüşü, önerisi ve eleştirisi olan tüm üyelerimizi çalışmalarımıza ortak olmaya davet ediyorum. Kademeli olarak farklı iletişim kanallarını da üyelerimizin kullanımına açacağız. Bu sayede birlikteliğimizi pekiştireceğiz. BTSO’nun geleceğini, Bursa iş dünyasının tüm sektörleri ve 60 bin üyemizle el birliğiyle şekillendirmek istiyoruz.” Bursa’nın geleceğinin sadece BTSO çatısı altında planlanamayacağını belirten Özer Matlı; kentin tüm sivil toplum kuruluşları, meslek örgütleri, sektörel dernekleri ve üniversiteleriyle tam bir iş birliği içerisinde olacaklarını dile getirdi: “Bursa için fikri, birikimi ve önerisi olan hiç kimseyi bu sürecin dışında tutmayacağız. Kentimizin tüm STK’larının değerlendirmelerine önem verecek, Bursa’nın geleceğini ilgilendiren konularda onların tecrübelerinden istifade edeceğiz. Bu yolculuk, Bursa’ya değer katan herkesin katkılarıyla büyüyecektir.” “Nasıl bir BTSO istediğimiz açık” diyen Özer Matlı, hedefledikleri yönetim modelini şöyle anlattı: “Kentin tüm kurumlarıyla eş güdüm içerisinde, üyesine kolayca ulaşılabilen, meslek komitelerinin görüşlerinin kararlara yansıdığı, kaynaklarını tüm üyelerin menfaatine kullanan, çalışmalarının sonucunu ölçen ve şeffaf bir şekilde hesap veren bir BTSO istiyoruz. Tüccarın, sanayicinin, KOBİ’nin, ihracatçının ve hizmet sektörünün kendisini güçlü bir şekilde temsil edilmiş hissettiği bir yönetim anlayışı teklif ediyoruz.” “Bursa İçin Kurulan Hayaller Gerçekleşmeden Eskimemeli” Mevcut yönetimin geçmiş dönemdeki başarılarının değerli olduğunu belirten Matlı, ancak sadece geçmişteki kazanımları anlatmanın ve 60 bin üyenin tamamını kucaklamayan projelerin geleceğe hazırlanmak adına yeterli olmayacağını vurguladı. Dünyadaki ekonomik ve teknolojik dönüşümün üretimden ticarete, finansmandan ihracata kadar tüm dengeleri değiştirdiğine dikkat çeken Matlı, diğer şehirlerin verileri incelendiğinde Bursa’nın yeni ve güçlü bir atılıma ihtiyaç duyduğunun açıkça görüldüğünü ifade etti: “Geçmişte atılan her doğru adım Bursa’nın kazancıdır. Lakin bugün karşımızda bambaşka bir dünya var. Daha katılımcı bir işleyiş anlayışı hakim. Rekabet koşulları, işletmelerimizin gereksinimleri ve şehirlerin yarıştığı alanlar evrildi. Diğer kentler yeni yatırımlar, yeni sektörler ve teknolojilerle yol alırken Bursa’nın geçmiş başarılarıyla yetinme şansı yoktur.” Mevcut yönetimin 13 yıl önce, Cumhuriyetimizin 100. yıl hedefleri kapsamında Bursa için 75 milyar dolarlık ihracat, 7 bin 500 ihracatçı firma, Türkiye’nin en büyük 500 kuruluşu arasında 75 Bursalı şirket ve kişi başına 30 bin dolar gelir hedefleri belirlediğini anımsatan Matlı; Uludağ’ın dünya çapında bir kış sporları merkezi olması ve Bursa’nın geriatri ile Ar-Ge alanlarında öncü bir şehir haline gelmesi yönünde de önemli hedeflerin konulduğunu belirtti. “Hedef koymak kıymetlidir; Bursa elbette büyük hayaller kurmalıdır” diyen Matlı, sözlerine şöyle devam etti: “Ancak bir hayalin gerçek değeri, ne ölçüde hayata geçirildiği ile belli olur. Bugün yapılması gereken; bu hedeflerin hangilerinin gerçekleştiğini, hangilerinin neden havada kaldığını ve daha önce vaat edilen projelerin neden tamamlanamadığını dürüstçe değerlendirmektir. Bursa’nın yeni vaatlerden önce gerçekçi bir durum tespitine, ardından uygulanabilir ve ölçülebilir çözümlere ihtiyacı vardır.” “BTSO’nun İmkânları Üyenin Gücüne Dönüşmelidir” BTSO’nun temel misyonunun sahip olduğu tüm olanakları üyelerinin işine, rekabet gücüne ve geleceğine yansıtmak olduğunu vurgulayan BTSO Başkan Adayı Özer Matlı, şu değerlendirmelerde bulundu: “Bir üyemiz finansmana erişmek istediğinde BTSO’nun desteğini yanında hissetmeli; yeni müşteriler ve pazarlar arayışına girdiğinde Oda ona somut kapılar açabilmelidir. Dijital ve teknolojik dönüşüm programları ile ihtiyaç duyulan ticaret ve sanayi parsellerine erişim, sadece belirli şirketlerle sınırlı kalmamalıdır. Meslek komitelerimizin hazırladığı raporların hangi kararlara dönüştüğü ve BTSO kaynaklarıyla yapılan yatırımların üyelerimize ne sağladığı şeffafça bilinmelidir.” Başarının proje, toplantı, fuar ve organizasyon sayısıyla değil, üyeye sağlanan somut fayda ve etkiyle ölçüleceğini belirten Özer Matlı, “Bir faaliyet raporunun sayfalarının çok olması veya süslü bir dille yazılması, üyelerimizin daha güçlü olduğu anlamına gelmez” dedi. Yeni dönemde her çalışma için ayrılan bütçenin, ulaşılan üye sayısının ve elde edilen çıktının düzenli olarak paylaşılacağını ifade eden Matlı, sözlerini şöyle sürdürdü: “Kriterimiz; kaç üyemize dokunulduğu, kaç işletmemize yeni müşteri ve pazar kazandırıldığı, finansmana erişime ne kadar destek olunduğu ve kaç firmamızın teknolojik dönüşüm sürecine dâhil edildiğidir. Başarıyı, üyemizin işine ve geleceğine sağlanan ölçülebilir katkıyla değerlendireceğiz.” “60 Bin Üyemiz İçin Çözümlerimizi Açıklayacağız” Bursa iş dünyasından gelen geri bildirimleri somut çözüm önerilerine dönüştürdüklerini açıklayan Matlı, her sektörün önceliklerini kendi temsilcileriyle istişare ederek önerilerini sahada paylaşacaklarını söyledi. Ardından “60 Bin Üyemiz İçin Çözümlerimiz” programının tamamını iki hafta içerisinde kamuoyuna sunacaklarını belirten Matlı, “Üyelerimiz yalnızca ne yapacağımızı değil; çözümün nasıl hayata geçirileceğini, hangi kaynakla sağlanacağını, kaç üyeye ulaşacağını ve sonucunun nasıl ölçüleceğini de net bir şekilde görecek” dedi. BTSO seçimlerinin iki isim arasındaki şahsi bir rekabet olmadığını vurgulayan Matlı, “Bu seçim, Bursa iş dünyasının geleceğe hangi yönetim vizyonuyla hazırlanacağının tercihidir. Meslek komitelerinin karar mekanizmalarında etkili olduğu, kaynak yönetiminin şeffaf olduğu ve yöneticilerin üyelerine karşı sorumlu olduğu bir BTSO istiyoruz” ifadelerini kullandı. “Kimse Merak Etmesin, Artık Hep Birlikteyiz” Bursa’nın kendisi için sadece iş yaptığı bir yer olmadığını; doğup büyüdüğü, üretim ve yatırım yaptığı memleketi olduğunu belirten BTSO Başkan Adayı Özer Matlı, açıklamasını şu sözlerle noktaladı: “Bursa bize sadece bir iş hayatı değil; kimlik, aidiyet ve gelecek verdi. Bursa’ya değer vermek, bu şehrin potansiyelinin altında kalmasına razı olmamak ve gerçekleşmeyi bekleyen hayallerinin peşini bırakmamaktır. Bursa’nın değerlerini Türkiye’ye ve dünyaya taşımaktır. Hiçbir üyemiz ‘Sesimi kim duyacak, sorunumu kim BTSO’nun gündemine taşıyacak?’ diye endişe etmesin. Artık hep birlikteyiz. Daha fazla buluşacak, daha çok konuşacak, birlikte düşünecek ve beraber yol alacağız. Bu yolculuk bir kişinin değil, üyelerimizin başlattığı ve 60 bin üyemizin katılımıyla büyüyecek bir süreçtir. Söz hepimizin, BTSO hepimizin. Birlikte Güçlü, Birlikte İleri.”

Matlı Enerji tarafından Karacabey'de planan 510 Milyon TL'lik RES Projesi'ne Onay Çıktı Haber

Matlı Enerji tarafından Karacabey'de planan 510 Milyon TL'lik RES Projesi'ne Onay Çıktı

Bursa'nın öncü kuruluşlarından Matlı Grubu iştiraki Matlı Enerji tarafından Karacabey ilçesinde kurulması planlanan Rüzgar Enerji Santrali (RES) ve Elektrik Depolama Tesisi projesine dair nihai karar belli oldu. Yatırım bedeli 510 milyon TL'yi aşan dev proje için 'ÇED Olumlu' onayı alındı. Bursa'nın devi Matlı Grubu bünyesindeki Matlı Enerji tarafından Karacabey ilçesinde hayata geçirilmesi amaçlanan "Karacabey Rüzgar Enerji Santrali ve Elektrik Depolama Tesisi" projesinin Çevresel Etki Değerlendirmesi (ÇED) raporu sonuçlandı. Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı İnceleme Değerlendirme Komisyonu, söz konusu proje için 'ÇED Olumlu' kararı verildiğini açıkladı. 510 MİLYON TL'LİK DEV YATIRIM Canbaz, Seyran ve Subaşı mahallelerini kapsayan ve toplam 510 milyon 230 bin TL yatırım tutarına sahip proje dahilinde 4 adet rüzgar türbini inşa edilecek. Projenin kurulu gücü 23,9 MWm / 21,9 MWe olarak planlanırken, aynı kapasitede bir elektrik depolama tesisi de kurulacak. İNŞAAT 30 AY SÜRECEK Projenin yapım sürecinin 30 ay içinde tamamlanması, işletme ömrünün ise 49 yıl olması hedefleniyor. İnşaat aşamasında yaklaşık 60 çalışan, işletme safhasında ise 10 personel istihdam edilecek. TÜRBİN SAYISI DÜŞÜRÜLDÜ Diğer yandan, ÇED süreci boyunca iletilen görüşler neticesinde projede değişikliğe gidildi. Daha önce öngörülen bazı türbinlerin Uluabat Gölü Sulak Alanı tampon bölgesi sınırları içerisinde kalması ve gelen talepler üzerine EPDK'ya müracaat edildi. Yapılan incelemeler sonucunda proje 4 türbinle sınırlandırılarak mevcut kapasiteye revize edildi. ÇED sürecinin olumluyla sonuçlanmasının ardından, şirketin saha kurulum çalışmalarına vakit kaybetmeden başlaması öngörülüyor.

Erdoğan'dan TBMM'ye sunulacak yasal düzenleme mesajı: "Önümüzdeki günlerde Meclisimizin takdirine sunacağız" Haber

Erdoğan'dan TBMM'ye sunulacak yasal düzenleme mesajı: "Önümüzdeki günlerde Meclisimizin takdirine sunacağız"

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Cumhurbaşkanlığı Külliyesi'nde gerçekleştirilen Kabine Toplantısı'nın ardından gündeme ilişkin önemli açıklamalarda bulundu. Konuşmasının önemli bölümünü "Terörsüz Türkiye" sürecine ayıran Erdoğan, hükümetin uzun süredir üzerinde çalıştığı yasal düzenlemenin kısa süre içerisinde TBMM'nin gündemine geleceğini açıkladı. Erdoğan, Türkiye'nin terörle mücadelesinde yeni bir döneme girildiğini belirterek, atılacak yasal adımların hem toplumsal huzuru hem de ekonomik kalkınmayı destekleyeceğini ifade etti. Erdoğan: "Yasal düzenlemeyi Meclisimizin takdirine sunacağız" Cumhurbaşkanı Erdoğan, konuşmasında hazırlıkları devam eden yasa teklifine ilişkin şu değerlendirmeyi yaptı: "Önümüzdeki günlerde bir süredir üzerinde çalıştığımız yasal düzenlemeyi Gazi Meclisimizin takdirine sunacağız." Düzenlemenin içeriğine ilişkin ayrıntı paylaşmayan Erdoğan, sürecin tamamlanmasının ardından Türkiye'nin güvenlikten ekonomiye kadar birçok alanda yeni bir döneme gireceğini söyledi. "Türkiye ekonomisi yeni bir hikâye yazacak" Cumhurbaşkanı Erdoğan, terör tehdidinin tamamen ortadan kalkmasının ekonomik kalkınma açısından da kritik öneme sahip olduğunu vurguladı. Terörün oluşturduğu mali yükün sona ermesiyle birlikte yatırım ortamının güçleneceğini ifade eden Erdoğan, şu değerlendirmede bulundu: "Terör engeli ortadan kalktığında Türkiye ekonomisi her alanda artık yeni bir hikâye yazmaya başlayacaktır. Biz buna yürekten inanıyoruz." Ekonomik büyüme, yatırım, istihdam ve bölgesel kalkınmanın önündeki engellerin azalacağını belirten Erdoğan, yeni dönemde Türkiye'nin üretim ve yatırım kapasitesinin daha da artacağını dile getirdi. Cumhur İttifakı vurgusu Cumhurbaşkanı Erdoğan, yürütülen sürecin Cumhur İttifakı'nın tam dayanışmasıyla devam ettiğini belirtti. Sürecin yalnızca hükümetin değil, milli meseleleri ön planda tutan tüm siyasi partilerin desteğiyle başarıya ulaşacağını ifade eden Erdoğan şöyle konuştu: "Cumhur İttifakı olarak çeşitli zorluklara rağmen tam bir dayanışma içinde yürüttüğümüz bu önemli süreci, milli meseleleri şahsi çıkarlarının önüne koyan siyasi partilerimizin de desteğiyle inşallah hedefine ulaştıracağız." "Terörsüz Türkiye" hedefi Erdoğan, açıklamasında "Terörsüz Türkiye" hedefinin yalnızca güvenlik politikaları açısından değil, toplumsal huzur bakımından da önemli sonuçlar doğuracağını söyledi. Terörün sona ermesiyle birlikte vatandaşların daha güvenli bir ortamda yaşayacağını belirten Cumhurbaşkanı, ekonomik kaynakların da kalkınma projelerine yönlendirilebileceğini ifade etti. Konuşmasında şu ifadeleri kullandı: "Terörsüz Türkiye süreci menzile vardığında, analar başlarını yastığa gönül huzuruyla koymakla kalmayacak, ülkemiz ağır ekonomik faturadan kurtulmuş olacaktır." Gözler TBMM'ye çevrildi Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın açıklamasının ardından gözler TBMM'ye sunulacak yasal düzenlemenin ayrıntılarına çevrildi. Hükümetin hazırladığı teklifin önümüzdeki günlerde Meclis Başkanlığı'na sunulması beklenirken, düzenlemenin komisyon ve Genel Kurul süreçlerinin ardından yasalaşması hedefleniyor. Düzenlemenin kapsamı ve içeriğine ilişkin ayrıntıların, teklifin TBMM'ye sunulmasının ardından netleşmesi bekleniyor. Yeni düzenlemeden beklentiler Uzmanlar, hazırlanacak yasal düzenlemenin güvenlik politikalarının yanı sıra yatırım ortamı, bölgesel kalkınma ve ekonomik istikrar üzerinde de etkili olabileceğini değerlendiriyor. Özellikle uzun yıllardır terör nedeniyle ekonomik potansiyelini tam olarak kullanamayan bölgelerde yatırım ortamının güçlenmesi, istihdamın artması ve özel sektör yatırımlarının hız kazanması beklentiler arasında yer alıyor. Hükümet cephesi ise yeni düzenlemenin Türkiye'nin güvenlik, ekonomi ve sosyal bütünleşme hedeflerine katkı sağlayacağını vurguluyor.

Ford ve Geely’den Avrupa’da dev ortaklık: Yeni Bronco ve SUV’lar İspanya’da üretilecek Haber

Ford ve Geely’den Avrupa’da dev ortaklık: Yeni Bronco ve SUV’lar İspanya’da üretilecek

Ford ve Geely, İspanya’daki Valencia tesislerinde yeni Bronco, çoklu enerji altyapılı crossover ve iki adet elektrikli SUV üretmek üzere iş birliği yapıyor. Ford ile Geely Auto, Avrupa pazarına yönelik yeni nesil düşük ve sıfır emisyonlu otomobiller geliştirmek amacıyla güçlerini birleştiriyor. Düzenleyici kurumların onay sürecinin ardından kurulacak ortak girişim, Ford’un İspanya’daki Valencia fabrikasını merkez olarak kullanacak. Yeni Ford Bronco, çoklu enerji sistemli bir crossover ve Geely markasına ait iki elektrikli SUV modelinin üretimine 2028 yılında başlanması öngörülüyor. Küresel otomotiv devi Ford Motor Company ve Geely Automobile Holdings, Avrupa’daki üretim süreçlerini kapsayan stratejik bir ortak girişim oluşturulması konusunda mutabakata vardı. Yeni oluşumun üretim üssü, Ford’un yaklaşık yarım asırdır faaliyet gösterdiği İspanya’daki Valencia fabrikası olacak. Ortak girişimin, gerekli resmi makamlardan ve düzenleyici kurumlardan onaylar alındıktan sonra 2027 yılının ilk yarısında faaliyete geçmesi bekleniyor. Yeni modellerin üretim bantlarından çıkış tarihi ise 2028 olarak belirlendi. Planlanan ortaklık yapısına göre Ford yüzde 66, Geely Auto ise yüzde 34 oranında pay sahibi olacak. Valencia fabrikasının kapasite kullanımı optimize edilecek Ford ve Geely arasındaki bu iş birliği, Avrupa otomotiv sektöründe artan fiyat rekabeti, yükselen üretim maliyetleri ve katılaşan emisyon standartlarına karşı yenilikçi bir üretim modeli geliştirmeyi amaçlıyor. İki dev şirket, üretim hacimlerini tek bir tesiste toplayarak Valencia fabrikasının kapasite kullanım oranını artırmayı ve araç başına düşen maliyetleri aşağı çekmeyi hedefliyor. Tesisin yıllık toplam üretim potansiyelinin yaklaşık 500 bin araç olduğu ifade ediliyor. Kurulacak ortak girişimle birlikte fabrika; Ford ve Geely markaları için Avrupa pazarına yönelik çoklu enerji sistemli, düşük emisyonlu ve tam elektrikli araçlar üreten entegre bir teknoloji ve üretim merkezine dönüştürülecek. Bu ortaklığın Valencia’daki üretimin uzun vadeli sürdürülebilirliğine katkı sağlaması, yerel ekonomiyi canlandırması ve gelecekte yüksek teknoloji odaklı yeni istihdam alanları yaratması bekleniyor. Ford Kuga üretimi kesintisiz devam edecek Avrupa'nın en popüler şarj edilebilir hibrit modelleri arasında yer alan Ford Kuga’nın Valencia’daki üretimi, geçiş aşamasında herhangi bir aksama olmadan sürdürülecek. Ford ve Geely ortak girişiminin 2028 yılı itibarıyla üretmeyi planladığı yeni araçlar arasında, Ford’un ürün gamını genişletecek iki kritik model bulunuyor. Bunlardan birincisi, Bronco ailesinin bir parçası olacak kompakt bir SUV olacak. Avrupa pazarının dinamikleri ve kullanıcı talepleri doğrultusunda geliştirilecek olan model, Bronco'nun arazi kabiliyetini daha kompakt ve erişilebilir bir yapı ile sunmayı hedefliyor. İkinci model ise Ford tarafından tasarlanıp Geely ile ortak geliştirilecek tamamen yeni bir aile crossover’ı olacak. Farklı güç aktarma seçenekleri sunacak olan bu araç, Ford’un Avrupa’da 2029 yılına kadar piyasaya sürmeyi hedeflediği beş yeni binek otomobilden biri olarak konumlanacak. Geely, iki elektrikli SUV’yi İspanya’da üretecek Söz konusu ortak girişim, yalnızca Ford modellerini değil, Geely markalı araçların da Avrupa’da üretilmesinin önünü açacak. Geely Auto, Valencia tesislerinde iki tamamen elektrikli SUV üretmeyi planlıyor. İş birliği kapsamında üretilecek ilk Geely modellerinin 2028 yılında banttan inmesi öngörülüyor. Bu hamle, Çinli otomotiv grubunun Avrupa pazarındaki yerel üretim gücünü artırması açısından stratejik bir adım niteliği taşıyor. Geely Auto, 2026 yılının ilk yarısında yurt dışı pazarlarda 474 bin 228 adet araç satışı gerçekleştirdi. Valencia yatırımı, şirketin küresel büyüme stratejisini Avrupa'daki üretim kapasitesiyle destekleyecek. Avrupa için Avrupa’da otomobil üretimi Geely Auto Group Başkan Yardımcısı Alex Nan, Ford ile kurulan bu ortaklığın, şirketin şeffaf ve iş birliğine dayalı ürün geliştirme vizyonunu yansıttığını belirtti. Geely’nin Avrupa'daki yerel mevcudiyetini ve müşteri odaklı yaklaşımını pekiştirmeyi hedeflediklerini söyleyen Nan, yeni araçların sunduğu teknoloji, kalite ve çevreci özelliklerle Avrupalı tüketicilerin beğenisini kazanmayı amaçladıklarını vurguladı. Nan, ortaklığın temel felsefesini “Avrupa için, Avrupa’da ve güvenilir bir partnerle birlikte otomobil üretmek” sözleriyle özetledi. Ford ve Geely arasındaki güven 2010 yılına dayanıyor İki otomotiv grubu arasındaki ilişkilerin geçmişi, Ford’un 2010 yılında Volvo Cars’ı Geely’ye devretmesine kadar uzanıyor. Ford yönetimi, Geely’nin bu satın alma sonrası Volvo’nun marka ruhunu koruyarak şirketi yeniden büyütmesini, bugünkü ortaklığın temelindeki güvenin en önemli nedenlerinden biri olarak görüyor. Ford ve Geely; kalite standartları, maliyet etkin tedarik zinciri, sürekli iyileştirme ve enerji dönüşüm sürecinde müşterilere alternatif motor seçenekleri sunma konularında ortak bir vizyona sahip. Yeni girişimle birlikte şirketlerin mühendislik, ürün geliştirme ve seri üretim alanlarındaki deneyimleri birleştirilecek. Valencia’da üretilecek otomobillerin, Avrupa'daki kullanıcıların ihtiyaçlarına uygun şekilde optimize edilmesi ve ileri dijital teknolojilerle donatılması planlanıyor. Valencia fabrikasında yaklaşık 50 yıllık yeni bir dönem Ford’un Valencia fabrikası 1976 yılında faaliyete geçmişti. Tesisin bantlarından çıkan ilk ikonik model, Ford’un önden çekişli ilk küresel otomobili olan orijinal Fiesta idi. Ford, aynı zamanda Valencia'da üretim başlatan ilk yabancı otomotiv şirketi olma özelliğini taşıyordu. Ford Avrupa Başkanı Jim Baumbick, Valencia fabrikasının yaklaşık yarım asır boyunca şirketin en çok sevilen modellerinden bazılarına ev sahipliği yaptığını ifade etti. Yeni ortaklıkla birlikte esnek, verimli ve rekabetçi bir endüstriyel yapı inşa edeceklerini belirten Baumbick, Geely’nin üretim yetkinlikleri ve maliyet avantajı sağlama kapasitesiyle çok güçlü bir ortak olduğunun altını çizdi. Baumbick ayrıca, İspanya merkezi hükümeti ile yerel yönetimlerin Valencia fabrikasına sağladığı desteklerin, Avrupa'da kamu-özel sektör iş birliği açısından örnek teşkil ettiğini dile getirdi. Valencia’da üretilecek modeller Marka Model/araç türü Planlanan durum Ford Kuga Üretim kesintisiz devam edecek Ford Yeni kompakt Bronco 2028’de üretime girecek Ford Çoklu enerji sistemli aile crossover’ı 2028’de üretime girecek Geely Birinci elektrikli SUV 2028’den itibaren üretilecek Geely İkinci elektrikli SUV Valencia üretim planında Ford-Geely ortaklığı, Avrupa otomotiv endüstrisinin değişen rekabet koşullarına verdiği stratejik yanıtlardan biri olarak dikkat çekiyor. Bu iş birliği, Ford’un 2029 yılına kadar Avrupa pazarına sunacağı beş yeni binek araç atağını desteklerken, Geely’nin kıtadaki büyümesini yerel üretim gücüyle hızlandıracak. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.