SON DAKİKA
Hava Durumu

#İstihbarat

Bursa Digital, Bursa Haber, Bursa Son Dakika - İstihbarat haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, İstihbarat haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Alman istihbaratı: İran'ın Avrupa'daki saldırıları artabilir Haber

Alman istihbaratı: İran'ın Avrupa'daki saldırıları artabilir

Salı günü (19 Mayıs 2026) bir açıklama yapan BfV, İran istihbaratının hedefleri arasında Yahudi ve İsrail kurumlarının yanı sıra rejim muhalifleri, İsrail ve ABD destekçileri ile Tahran yönetimi tarafından "hain" olarak nitelendirilen kişilerin bulunduğunu kaydetti. Rapora göre istihbarat yetkilileri, İsrail ve ABD saldırılarının İran'ın güvenlik aygıtını ciddi şekilde zayıflatmasına rağmen, savaş baskısının azalmasıyla birlikte Tahran'ın kaynaklarını yeniden Avrupa'daki dış operasyonlara kaydırmasından endişe ediyor. Teşkilat, İranlı ajanların tehditten gözetlemeye ve terör eylemlerine kadar geniş bir yelpazede faaliyet yürütmeye hazır olduğunu vurguladı. "Onlarca Alman vatandaşı İran için çalışıyor" BfV'nin karşı casusluk bölümünün yürüttüğü soruşturmalara göre, askeri eğitim almak veya İran makamlarının hizmetine girmek amacıyla Almanya'dan İran'a giden ve oradaki hükümet için çalışan en az onlarca kişi bulunuyor. İstihbarat raporlarında spesifik örneklere de yer verildi. İnternete düşen doğrulanmamış bir videoda, Hamburg doğumlu iki kişinin ellerinde Kalaşnikoflarla (AK 47) bir Besic kontrol noktasında nöbet tuttuğu görüldü. Bünyamin C. olarak bilinen bu kişilerden birinin, 2024'te Alman makamlarınca yasaklanana kadar Tahran'ın Avrupa'daki en önemli üssü olarak kabul edilen Hamburg İslam Merkezi (IZH) ile bağlantılı olduğu belirtildi. Tahran'dan paylaşılan propaganda videolarında boy gösteren bir diğer isim ise, uzun süredir Almanya'da yaşayan ve geçen yıl Frankfurt'ta Hamas'ın 7 Ekim saldırılarını desteklediği gerekçesiyle ceza alan Aytek Barani oldu. Organize suç örgütleri kullanılıyor Almanya'daki İsrail ve Yahudi hedefleri ile İranlı muhaliflere yönelik tehdit seviyesinin "yüksek" olarak kalmaya devam ettiğini belirten BfV raporu, şu ifadelere yer verdi: "İran, devlet destekli terör faaliyetleri yürütmek istiyor. Bunun için de Avrupa ülkelerinde önceden kök salmış ve faaliyet göstermiş mevcut ağlara ile organize suç çetelerine güveniyor." İstihbarat verilerine göre İran, Mart 2026'dan bu yana "Harekat Ashabü'l-Yemin el-İslamiye" adlı yeni bir işe alım ve örgütlenme kampanyasına ağırlık vermiş durumda. Söz konusu grubun, militan devşirmek için İran destekçileri ve Şii radikaller arasındaki sosyal medya ağlarını aktif olarak kullandığı kaydedildi.

Arakçi: İran’a yönelik tehditler sonuç vermedi Haber

Arakçi: İran’a yönelik tehditler sonuç vermedi

Hindistan’ın başkenti Yeni Delhi’de düzenlenen BRICS Dışişleri Bakanları Toplantısı’nın ardından İran basınına konuşan Arakçi, Washington yönetiminin tehdit dilini sürdürdüğünü ancak bunun sonuç vermeyeceğini söyledi. ABD’nin uzun süredir farklı yöntemlerle İran’ı tehdit ettiğini belirten Arakçi, “Kendileri de bu tehditlerden ve başlattıkları savaştan sonuç alamayacaklarını biliyorlar” ifadelerini kullandı. Sorunun askeri yollarla çözülemeyeceğini savunan İranlı Bakan, “40 gün boyunca bizimle savaştılar ve sonucu gördüler. İran’a saygılı bir dille yaklaşanlar aynı şekilde karşılık alır” dedi. Arakçi, askeri yöntemlerin çözüm üretmeyeceğini belirterek, tarafların diplomatik ve mantıklı yolları tercih etmesi gerektiğini söyledi. “BAE savaşta ABD’nin yanındaydı” İran Dışişleri Bakanı, Birleşik Arap Emirlikleri’nin (BAE) ABD ve İsrail’in İran’a yönelik saldırıları sırasında hava sahası ve topraklarını kullandırdığını öne sürdü. Bu konuda ellerinde “kesin deliller” bulunduğunu söyleyen Arakçi, “BAE bu savaşta ABD’nin yanındaydı ve mağdur rolü oynayamaz. İran yalnızca Emirlikler’deki Amerikan hedeflerini vurdu” diye konuştu. Arakçi, söz konusu meseleyi BRICS toplantısında da gündeme getirdiğini kaydetti. “Güvenlik bölge ülkeleriyle sağlanmalı” Tahran ile Abu Dabi’nin komşu ülkeler olduğunu vurgulayan Arakçi, bölgesel güvenliğin yabancı güçlerle değil, bölge ülkelerinin işbirliğiyle sağlanması gerektiğini söyledi. İranlı Bakan, “Geçmişte birlikte yaşadık, gelecekte de birlikte yaşamak zorundayız. Güvenliği yabancı ülkelerde değil, birbirimizle işbirliğinde aramalıyız” değerlendirmesinde bulundu. İsrail ile iş birliği yapanlar hesap verecek İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi, İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu'nun savaş sırasında Birleşik Arap Emirlikleri'ni (BAE) ziyaret ettiği iddialarına ilişkin, "İran güvenlik birimlerinin uzun zaman önce liderliğimize ilettiği şeyi şimdi kamuoyu önünde ortaya koydu, İsrail ile iş birliği yaparak bölünme tohumları ekenler hesap verecek” dedi. Arakçi, X hesabından, Netanyahu’nun BAE’yi ziyaret ettiği iddialarına ilişkin açıklama yaptı. Bakan Arakçi, “Netanyahu, İran'ın güvenlik birimlerinin liderliğimize uzun zaman önce ilettiği şeyi şimdi kamuoyu önünde ortaya koydu” değerlendirmesinde bulundu. İran halkı ile düşmanlığın “akılsızca bir kumar” olduğunu söyleyen Arakçi, “Bunu yapmak için İsrail ile gizli iş birliği affedilemez. İsrail ile iş birliği yaparak bölünme tohumları ekenler hesap verecek” ifadelerini kullandı. Netanyahu'nun BAE ziyareti İsrail Başbakanlık Ofisi’nden yapılan açıklamada, Netanyahu’nun BAE’yi gizlice ziyaret ettiği ve BAE Devlet Başkanı Şeyh Muhammed bin Zayed Al Nahyan ile görüştüğü aktarılmıştı. Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) ise, İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu'nun ülkeye ziyaret gerçekleştirdiği ve askeri heyetinin kabul edildiği yönündeki haberleri yalanlamıştı. ABD merkezli Axios haber platformu 26 Nisan tarihli haberinde, İsrail ile BAE arasında askeri, güvenlik ve istihbarat işbirliğinin savaş sırasında üst düzeye çıktığını yazmıştı. Axios'a konuşan yetkililer, Netanyahu'nun Al Nahyan ile savaşın ilk günlerinde gerçekleştirdiği görüşmenin ardından İsrail ordusuna ait bir Demir Kubbe bataryası ve kullanımından sorumlu onlarca İsrail askerinin BAE'ye gönderilmesi talimatını verdiğini bildirmişti. ABD'nin İsrail Büyükelçisi Mike Huckabee ise Tel Aviv'de katıldığı bir konferansta İsrail'in savaş sırasında BAE'ye Demir Kubbe bataryaları ve bunların işletilmesine yardımcı olacak asker gönderdiğini doğrulamıştı.

STM VTOL İHA “TURUL” Test Uçuşlarına Başarıyla Devam Ediyor Haber

STM VTOL İHA “TURUL” Test Uçuşlarına Başarıyla Devam Ediyor

Türkiye’nin önde gelen savunma ve teknoloji şirketlerinden STM Savunma Teknolojileri Mühendislik ve Ticaret A.Ş., milli imkanlarla geliştirdiği insansız hava araçlarının test faaliyetlerini sürdürüyor. STM’nin IDEF-2025 Fuarı'nda ilk kez görücüye çıkardığı, dikey iniş-kalkış kabiliyetine sahip STM VTOL İHA TURUL, saha testleri aşamasında kritik aşamaları geride bıraktı. Bulutaltı operasyonlarda fark yaratan ve istihbarat, keşif ve gözetleme (ISR) görevleri için optimize edilen TURUL, gerçekleştirilen test uçuşlarında otonom yeteneklerinden tam not aldı. Sahadan paylaşılan son görüntülerde TURUL, otonom kalkış ve seyrüseferinin ardından, sabit ve hareketli hedeflerin takibini tamamladıktan sonra başarıyla iniş yapıyor. Kalifikasyon testleri devam ederken STM bünyesinde seri üretime hazırlık çalışmaları da paralel olarak devam ediyor. İsmini Türk mitolojisinde gücü, asaleti ve gökyüzündeki mutlak hakimiyeti temsil eden efsanevi avcı kuştan alan TURUL, dikey iniş-kalkış yeteneğiyle operasyonel sahanın yeni koruyucusu olmaya hazırlanıyor. “Bulutaltı Operasyon Kabiliyetiyle Kesintisiz Gözetleme Sunuyoruz” TURUL’un başarıyla devam eden test süreçlerine ilişkin değerlendirmelerde bulunan STM Genel Müdürü Özgür Güleryüz, platformun modern muharebe doktrinindeki yerine dikkat çekerek şunları kaydetti: “Günümüz savunma ekosisteminde, platformların sadece uçması değil, sahadaki veriyi ne kadar hızlı ve güvenli işlediği kritik önem taşıyor. Sabit kanatlı İHA’larımızın operasyonel menzil avantajını, dikey iniş-kalkış esnekliğiyle birleştirerek pist altyapısı zorunluluğunu ortadan kaldıran bir çözüm ortaya koyduk. Deniz platformlarından veya herhangi bir kara noktasından kalkış ve iniş yapabilen TURUL, özellikle bulutaltı operasyon kabiliyeti sayesinde, zorlu hava şartlarında ve yüksek irtifa gerektiren görevlerde dahi görüntüden kopmadan kesintisiz istihbarat sağlıyor. Elektronik harp direnci yüksek, milli yazılımlarla donatılmış bu sistemimizle; sınır güvenliğinden stratejik tesis korunmasına kadar her alanda tam bağımsızlık vizyonumuza bir tuğla daha ekliyoruz. QR Kod ile Milimetrik İniş Test faaliyetlerinde başarıyla uygulanan QR kod işaretleyici tabanlı iniş ve mmWave radar desteği, sistemin otonom olarak belirlenen noktaya milimetrik hassasiyetle dönmesini sağlıyor. 2 saati aşan havada kalış süresi ve 200 kilometrelik uçuş menziliyle TURUL; taktik keşif, alan gözetleme ve hedef tespiti görevlerinde uçtan uca çözüm sunuyor. TURUL ile Uzun Operasyon Süresi STM tarafından geliştirilen Sabit Kanatlı VTOL İHA Sistemi TURUL, pist ihtiyacını ortadan kaldıran yapısı ve otonom görev kabiliyetiyle hem askeri hem de sivil operasyonlarda çok yönlü bir imkan sunuyor. Uzun havada kalış süresi ve yüksek faydalı yük kapasitesiyle öne çıkan sistem, keşif, gözetleme (ISR), mühimmat bırakma, suüstü mayın tarama görevlerinde otonom olarak görevini icra edebiliyor. Entegre EO/IR görüntüleme sistemleri sayesinde gece ve gündüz görev yapabilen TURUL, tek personel ile kısa sürede kullanıma hazır hale gelebilir. Kabiliyetler Keşif, Gözetleme, İstihbaratDikey Kalkış İniş KabiliyetiQR İşaretleyici Tabanlı Hassas İniş KabiliyetimmWave Radar Destekli Hassas Otonom İniş KabiliyetiEO/IR Görüntüleme Sistemi ile Gerçek Zamanlı Görüntü AktarımıUzun Havada Kalış ve Geniş Görev YarıçapıGNSS Karıştırma Dayanımlı SeyrüseferGörev Planlama ve Otonom Uçuş YeteneğiGece/Gündüz Operasyon Kabiliyeti Teknik Özellikler Uçuş Menzili: 200 kmHaberleşme Menzili: 60 km (LOS)Operasyonel Uçuş İrtifası: 2000 m (MSL)Uçuş Süresi: 2 saatKalkış Ağırlığı: 35 kgKanat Açıklığı: 3.6 mÇalışma Sıcaklığı: -20 / +50 °C

'Trump kamuoyu önünde Kürtleri suçluyor ancak perde arkasında veto ediyor Haber

'Trump kamuoyu önünde Kürtleri suçluyor ancak perde arkasında veto ediyor

The Jerusalem Post’un haberine göre konuya yakın kaynaklar, Trump’ın kamuoyu önünde Kürtleri suçladığını ancak perde arkasında İran rejimine karşı Kürt liderliğinde bir ayaklanmanın desteklenmesi fikrine onay vermediğini doğruladı. Mossad’ın rejimi devirmeye yönelik plan önerdiği iddiası Haberde, yabancı kaynakların daha önce İsrail İstihbaratı Mossad’ın İran rejimini devirmeye yönelik bir plan önerdiğini aktardığı belirtildi. Buna göre plan, ABD ve İsrail’in İran güçlerine yönelik bombardımanlarının ardından kitlesel protestoların büyümesi ve buna paralel olarak rejimin zayıflatılmasını öngörüyordu. Aynı kaynaklara göre Türkiye’nin de Trump yönetimine baskı yaparak bu seçeneğin hayata geçirilmemesi yönünde girişimlerde bulunduğu ifade edildi. İsrailli üst düzey isimler Trump’ı ikna etmeye çalıştı The Jerusalem Post’un daha önce yayımladığı haberde, İsrail Genelkurmay Başkanı Eyal Zamir, Mossad Direktörü David Barnea ve İsrail Askeri İstihbarat Başkanı Shlomi Binder’in üst düzey ABD’li savunma yetkilileriyle görüşmeler yaptığı aktarılmıştı. Haberde, bazı görüşmelerin video konferans yöntemiyle doğrudan Trump’ın katılımıyla gerçekleştirildiği ve İsrailli yetkililerin ABD Başkanı’nı savaşa daha aktif şekilde dahil olmaya ikna etmeye çalıştığı belirtilmişti. Pentagon Kürt planına baştan karşı çıktı Habere göre ABD Savunma Bakanlığı’ndaki üst düzey yetkililer, Kürt ayaklanması planına en başından itibaren karşı çıktı. Kaynaklar, Pentagon’un bu yaklaşımının ve diğer bazı etkenlerin Trump’ın da plana mesafeli durmasına yol açtığını aktardı. Trump Kürtlere silah verildiğini kabul etti Trump’ın pazartesi günü yaptığı açıklamada Kürtlere silah sağlandığını açık şekilde kabul ettiği belirtildi. Ancak Trump daha sonra Kürtlerin ayaklanmadığını öne sürerek onları eleştirdi. Haberde, Trump’ın neden bu iddiayı gündeme getirdiğinin net olmadığı ifade edilirken, ABD Başkanının İran’daki İslam Cumhuriyeti rejiminin iktidarda kalması konusunda sorumluluk üstlenmek istemediği yorumuna yer verildi.

İsviçre: 'ABD ve İsrail'in İran'a yönelik saldırıları uluslararası hukuku ihlal etti' Haber

İsviçre: 'ABD ve İsrail'in İran'a yönelik saldırıları uluslararası hukuku ihlal etti'

İsviçre Savunma Bakanı Martin Pfister, ABD ve İsrail'in İran'a düzenledikleri saldırılarla uluslararası hukuku ihlal ettiğini bildirdi. Pfister, İsviçre'nin Sonntags Zeitung gazetesine, ABD ile İsrail'in İran'ı hedef almasıyla başlayan Ortadoğu'daki çatışmalara dair değerlendirmelerde bulundu. İran'a saldırıda yer alan devletleri eleştiren Pfister, "ABD ve İsrail, İran'a havadan saldırdı. Bunu yaparak, İran gibi onlar da uluslararası hukuku ihlal etti" ifadelerini kullandı. "Federal Konsey, İran'a yapılan saldırının uluslararası hukukun ihlali olduğu görüşünde. Bize göre, bu şiddet yasağının ihlalidir" diyen Pfister, sivil halkı korumak için tüm taraflara saldırıları durdurmaları çağrısında bulundu. Pfister, İsviçre'de terör saldırısı riski olduğunu hatırlatarak, "Öte yandan savaş, bize de ulaşacak bir mülteci dalgasını tetikleyebilir" değerlendirmesinde bulundu. İsviçre'nin İran'ın uzun menzilli füzeleri tarafından doğrudan tehdit edildiğine inanmadığını belirten Pfister, dolaylı olarak hasarı da göz ardı etmediğini vurguladı. Pfister, güvenliğe askeri bakış açısının yanı sıra kapsamlı şekilde yaklaşmak istediklerinin altını çizdi. Orduya ek olarak, polis ve istihbarat servislerinin de güvenlikte önemli rol oynadığına işaret eden Pfister, "Bunun için daha fazla kaynağa ihtiyacımız olduğunu halkın anlayacağına inanıyorum" ifadesini kullandı. Pfister, savunma sistemlerinin eksikliğinin özellikle endişe verici olduğuna dikkati çekerek, "Şu anda uzun menzilli saldırılara karşı kendimizi savunacak hiçbir şeyimiz yok" dedi.

Netanyahu: IDF’nin tüm gücünü seferber ettiği bir kampanya yürütüyoruz Haber

Netanyahu: IDF’nin tüm gücünü seferber ettiği bir kampanya yürütüyoruz

İsrail Başbakanı Benjamin Netanyahu; Savunma Bakanı, Genelkurmay Başkanı ve Mossad Başkanı ile gerçekleştirdiği güvenlik toplantısının ardından operasyonun seyrine ilişkin açıklama yaptı. Operasyonun devamı için gerekli talimatları verdiğini belirten Netanyahu, İran rejimine yönelik saldırıların bilançosuna değindi. Netanyahu, "Dün diktatör Hamaney'i devirdik. Onunla birlikte, baskıcı rejimin onlarca üst düzey ismini de ortadan kaldırdık." diyerek, İsrail kuvvetlerinin şu anda Tahran'ın kalbinde artan bir yoğunlukla ilerlediğini ve bu ilerleyişin önümüzdeki günlerde daha da yoğunlaşacağını ifade etti. Sürecin kayıplarına da değinen Başbakan Netanyahu, “Kalbim ailelerle birlikte ve İsrail vatandaşları olarak hepiniz adına yaralılara acil şifalar diliyorum. Varoluşumuzu ve geleceğimizi güvence altına almak için, daha önce hiç olmadığı kadar İsrail Savunma Kuvvetleri'nin tüm gücünü seferber ettiğimiz bir kampanya yürütüyoruz” ifadelerini kullandı. Netanyahu, bu harekatta Amerika Birleşik Devletleri Başkanı Donald Trump ve ABD ordusunun tam desteğini aldıklarını vurgulayarak, "Bu güçlerin birleşimi, 40 yıldır yapmayı umduğum şeyi yapmamıza olanak tanıyor: terörist rejime tam anlamıyla kökten bir darbe indirmek. Söz vermiştim ve bunu yapacağız." dedi. IDF: İran terör rejimine bağlı askerlerin bulunduğu karargah imha edildi İsrail Savunma Kuvvetleri (IDF), İran’ın askeri ve stratejik merkezlerine yönelik yürütülen hava operasyonlarına ilişkin açıklama yayımladı. Açıklamada, operasyonun İran rejiminin askeri kabiliyetini ve terör faaliyetlerini planlama yeteneğini hedef aldığı belirtildi. IDF tarafından paylaşılan bilgilerde şu detaylara yer verildi: "Son saatlerde devam eden ve Hava Kuvvetlerinin Tahran üzerinde hava üstünlüğünü sağladığı andan itibaren geniş çaplı bir saldırı dalgasında, İsrail Savunma Kuvvetleri (IDF), Devrim Muhafızları karargahı, istihbarat karargahı, Devrim Muhafızları Hava Kuvvetleri karargahı ve iç güvenlik karargahı da dahil olmak üzere düzinelerce rejim muharebe karargahına saldırdı. Saldırılar, askeri istihbaratın İran terör rejimine bağlı askerlerin faaliyetlerini tespit ettiği ve bu askerlerin İsrail Devleti ve bölge ülkelerine karşı terör kampanyaları yürüttüğü ve planladığı karargahları hedef alıyor” Saldırıların operasyonel etkisine değinilen açıklamada, vurulan hedefler arasında İran rejiminin savaş yürüttüğü ve istihbarat durumu oluşturduğu acil durum komplekslerinin de bulunduğu bildirildi. IDF, açıklamasında "Gerçekleştirilen saldırı dalgası, terörist rejimin komuta ve kontrol yeteneklerine ciddi zarar verirken, en merkezi karargahındaki askerleri de etkisiz hale getiriyor. İsrail Savunma Kuvvetleri (IDF), İran terörist rejiminin güçlerini ve askerlerini faaliyet gösterdikleri her yerde vuracaktır." ifadelerine yer verildi. İsrail Savunma Kuvvetleri (IDF) Sözcüsü Effie Defrin, devam eden askeri operasyonun ikinci gününe ilişkin bilançoyu ve sahadaki son durumu paylaştı. Hava operasyonlarının yoğunluğunu ve hedeflere ulaşıldığını belirten Defrin, "Son 24 saatte - 'Harry'nin Kükremesi' Operasyonunun ikinci gününde - İran rejiminin temel sistemlerine verdiğimiz zararı derinleştirdik. Yüzden fazla Hava Kuvvetleri savaş uçağı Tahran'a kapsamlı bir saldırı dalgası gerçekleştirdi. Aynı zamanda, yüzlerce uçak uzayda faaliyet göstermeye ve tehditleri gerçek zamanlı olarak engellemeye devam ediyor” dedi. İsrail içindeki duruma ve sivil kayıplara da değinen Sözcü Defrin, "Cephe gerisinde, İç Cephe Komutanlığı ekipleri ve kurtarma kuruluşları etkilenen bölgelerde faaliyetlerine devam ediyor. Beit Şemeş'teki kaza yerinde dokuz sivil hayatını kaybetti, diğerleri ise yaralandı” ifadelerini kullandı. Defrin, açıklamasını “Acı çeken ailelerin derin üzüntüsünü paylaşıyor ve yaralılara acil şifalar diliyoruz. Tüm İsrail halkının kalbi sizinle. İsrail vatandaşları, güvenliğiniz bizim en büyük önceliğimizdir. Bu saatlerde bile, İç Cephe Komutanlığı'nın talimatlarına uymak önemlidir, çünkü bu talimatlar hayat kurtarır” sözleriyle tamamladı.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.