SON DAKİKA
Hava Durumu

#İşgal

Bursa Digital, Bursa Haber, Bursa Son Dakika - İşgal haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, İşgal haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Hakan Fidan: İsrail kendi güvenliğinin değil, daha fazla toprağın peşinde Haber

Hakan Fidan: İsrail kendi güvenliğinin değil, daha fazla toprağın peşinde

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın himayesinde, Türkiye Cumhuriyeti Dışişleri Bakanlığı’nın ev sahipliğinde bu yıl beşinci kez düzenlenen Antalya Diplomasi Forumu’nun (ADF2026) teması, "Yarını Tasarlarken Belirsizliklerle Başetmek" olarak belirlendi. 17-19 Nisan tarihleri arasında Antalya’nın Serik ilçesine bağlı Belek turizm bölgesindeki NEST Kongre Merkezi’nde düzenlenen forumun ikinci gününde, ADF Sohbetleri kapsamında Dışişleri Bakanı Hakan Fidan değerlendirmelerde bulundu. Fidan, Antalya Diplomasi Forumu’nun her geçen yıl daha da önem kazandığını belirterek, forumun özellikle bölgesel meselelerin ele alınması bakımından ayrı bir zemin sunduğunu söyledi. "Antalya Diplomasi Forumu bölgemiz için eşsiz bir fırsat" Antalya Diplomasi Forumu’nun dünya siyasetinde daha etkili bir yer edinmeye başladığını kaydeden Fidan, "Antalya Diplomasi Forumu her geçen yıl çok verimli bir yönde gelişiyor; katılımcı sayısı da, ele alınan konu başlıklarının sayısı da artıyor ve dünya siyasetinde çok daha etkili bir yer edinmeye başlıyor. Aslında Antalya Diplomasi Forumu ile yapmaya çalıştığımız şey, bu platformu özellikle bölgesel meselelerimiz açısından öne çıkarmaktır" ifadelerini kullandı. Dünyadaki benzer platformlarda çoğunlukla küresel ve Batı merkezli sorunların ele alındığını belirten Fidan, "Bölgesel meseleler, özellikle bizim bölgemizle çok yakından ilgili konular, belki Ukrayna meselesi dışında, derinlemesine tartışılmıyor. Ama bunun dışında, örneğin Orta Doğu, Kuzey Afrika, hatta Balkanlar ve Akdeniz’e ilişkin meselelerde çok fazla platform görmüyoruz. Bu bakımdan Antalya Diplomasi Forumu’nun bölgemiz için bölgesel tartışmalar yürütme, bölgesel çözümler ve fikirler ortaya koyma açısından eşsiz bir fırsat sunduğunu düşünüyorum" dedi. "Diplomasiye her zamankinden daha fazla ihtiyaç var" Uluslararası sistemde çok taraflılığın ve kurallara dayalı yapının zayıfladığını belirten Fidan, mevcut dönemde diplomasinin daha da hayati hale geldiğini söyledi. Fidan, "Diplomasinin her zamankinden daha ilgili ve her zamankinden daha gerekli olduğu bir dönemdeyiz. Çünkü çok taraflılığın ve uluslararası düzenin çöktüğünü gördüğümüz bir çağda, çok daha fazla diyaloğa ihtiyaç duyuyoruz" diye konuştu. Yerleşik bir sistemin işlediği dönemlerde devletlerin daha az temas ihtiyacı hissettiğini, ancak sistemin zayıfladığı anlarda koordinasyonun zorunlu hale geldiğini belirten Fidan, "Uluslararası sistemin çökmekte olduğunu ve hukuksuzluğun ortaya çıktığını gördüğünüzde, daha fazla koordinasyona başlamanız gerekir. Diğer taraflarla daha fazla iletişim kurmanız gerekir; aksi halde ezilirsiniz ve kendinizi bir kazanın içinde bulabilirsiniz" dedi. Soğuk Savaş sonrasındaki dönemin 1990’lardan itibaren değişmeye başladığını, 2010-2011 sonrasının ise "serbest düşüş" dönemi olduğunu söyleyen Fidan, insanlığın artık yıkım ve savaş yaşandıktan sonra öğrenen bir döngüden çıkması gerektiğini vurguladı. "Bölgemizde güç siyaseti uzun zamandır oyunun kurallarına hâkim" Fidan, Orta Doğu başta olmak üzere Türkiye’nin çevresindeki bölgelerde uzun süredir güç siyasetinin belirleyici olduğunu belirterek, bunun ciddi yıkım ve istikrarsızlık ürettiğini ifade etti. Fidan, savaşların sadece bölgeyi değil, kısa sürede diğer ülkeleri de olumsuz etkilediğini kaydederek, "Ne yazık ki bizim bölgemizde güç siyaseti uzun zamandır oyunun kurallarına hâkim durumda. Bu yüzden bir tür düzen getirmemiz gerekiyor. Çünkü sorunları çözmenin eski yöntemi, çoğu zaman savaşı içeriyor ve bu da bize yardımcı olmuyor" şeklinde konuştu. Bölgede kalıcı istikrarın temel şartının egemenliğe, toprak bütünlüğüne ve güvenliğe saygıdan geçtiğini söyleyen Fidan, "Bakın, her ulusun kendi sınırı var. Dolayısıyla hiçbir ülke başka bir ülkenin toprağının peşinde değil; İsrail hariç. İsrail yayılmacı politikaların peşinde. Ama İsrail dışında, bölgedeki ülkelerin kendi sınırları, kendi bayrakları ve kendi devletleri var. O halde, bölgede diğer ulus devletlerin toprak bütünlüğüne, egemenliğine, emniyetine ve güvenliğine saygı duyduğumuz sürece, bu çok temel bir başlangıç noktasıdır. Bence sorunların yüzde 80’inden fazlasını çözeriz" ifadelerini kullandı. "Biz savaş değil, diplomasi ve diyalog yürütüyoruz" Türkiye’nin bölgesel krizlerdeki yaklaşımını da anlatan Fidan, diplomasinin çatışmalarda tüm taraflarla temas kurmayı zorunlu kıldığını vurguladı. Fidan, "Biz savaş değil, diplomasi ve diyalog yürütüyoruz. Savaşta taraf tutmanız gerekir; ama diplomaside çatışmaya dâhil olan her tarafla, bütün taraflarla temas kurmanız gerekir. Bizim için başlangıç noktası budur" dedi. Bölgede dış politika önceliklerinin savaşların önlenmesi ve süren çatışmaların sonlandırılması olduğunu belirten Fidan, "Bölgede dış politika önceliğimiz ise savaşların patlak vermemesini sağlamak, eğer süren bir çatışma varsa bunun durdurulması ya da sona erdirilmesidir. Bölgemizde ticaretin, kalkınmanın, emniyetin, güvenliğin ve istikrarın mümkün olmasının tek yolu budur" diye konuştu. Türkiye’nin Ukrayna’dan Gazze’ye, İran’dan Afrika’daki bazı çatışmalara kadar çok sayıda kriz alanında yoğun çaba yürüttüğünü söyleyen Fidan, "İşte bu nedenle bölgemizde hâlihazırda süren yangınları söndürmek için çok yoğun çalışıyoruz; Ukrayna’dan Gazze’ye, İran’dan Afrika’daki bazı çatışmalara kadar, gerekirse zaman zaman Balkanlar’da da devreye giriyoruz" dedi. "İran’daki savaş, Rusya-Ukrayna görüşmelerini bir kenara itti" Ukrayna-Rusya savaşına ilişkin de değerlendirmelerde bulunan Fidan, sürecin inişli çıkışlı seyrettiğini ancak tarafların ve arabulucuların görüşmeleri sürdürme iradesini koruduğunu söyledi. Fidan, "Ne yazık ki Ukrayna-Rusya savaşı inişli çıkışlı bir seyir izliyor. Ancak olumlu olan taraf şu ki, her iki tarafın ve arabulucuların en azından süreci sürdürme konusunda hâlâ istekli olduğunu görüyoruz. Bu hepimiz için büyük bir artı" ifadelerini kullandı. Türkiye’nin tarafları ateşkes ve kalıcı çözüme yönlendirmeye çalıştığını belirten Fidan, Ukrayna’daki savaşın büyük bir yıkım ve istikrarsızlık ürettiğini söyledi. Fidan, "Şu anda Ukrayna görüşmeleri bakımından karşı karşıya olduğumuz tek olumsuzluk, İran’daki savaştır. Bu durum, Rusya-Ukrayna görüşmelerini bir kenara itmiş durumda. İnşallah, İran’la ilgili ateşkes ya da barış anlaşması sağlanır sağlanmaz, dikkatimizi derhal yeniden Ukrayna görüşmelerine çevireceğiz. Bu çok önemli. O meseleye olan odağımızın kaymasına izin veremeyiz" dedi. Söz konusu savaşın yalnızca iki ülkeyi değil, bölgesel ve küresel dengeleri de etkilediğini vurgulayan Fidan, tırmanma riskine de dikkat çekti. "İsrail kendi güvenliğinin değil, daha fazla toprağın peşinde" İsrail’in uzun süredir kendi güvenliğini gerekçe göstererek uluslararası kamuoyunda bir algı oluşturduğunu belirten Fidan, son yıllarda bunun arkasında daha fazla toprak hedefinin bulunduğunun netleştiğini söyledi. Fidan, "İsrail, uluslararası alanda, kendi güvenliğinin peşinde olduğu yönünde bir yanılsama oluşturdu. Ancak özellikle son yıllarda çok daha net hale geldi ki, bu kavramın altında İsrail’in peşinde olduğu şey daha fazla topraktır. Gerçekte olan budur. İsrail kendi güvenliğinin peşinde değil; daha fazla toprağın peşinde. Güvenlik, Netanyahu hükümeti tarafından daha fazla toprağı işgal etmek için bir gerekçe olarak kullanılıyor" diye konuştu. Bu sürecin Filistin topraklarından başladığını, Gazze, Batı Şeria ve Doğu Kudüs’ten Lübnan ve Suriye’ye uzanan bir yayılmacılık politikası izlendiğini belirten Fidan, "Bu, bölgede süregelen bir işgal ve yayılmacılık politikasıdır. Bence bunun durması gerekiyor" dedi. İsrail’in ancak diğer ülkelerin güvenlik, egemenlik ve özgürlüklerine saygı göstermesi halinde bölgede kalıcı barış içinde yaşayabileceğini vurgulayan Fidan, "İsraillilerin daha fazla toprak elde etmeye dönük yayılmacı politikaları, bölgesel ölçekte çok büyük bir sorun oluşturuyor" ifadelerini kullandı. "Avrupa Birliği, İsrail’i sınırlamak için daha fazlasını yapmalı" İsrail’e verilen Batı desteğinin meseleyi daha da karmaşık hale getirdiğini belirten Fidan, özellikle Avrupa Birliği’nin son dönemde bazı adımlar atsa da bunun yeterli olmadığını söyledi. Fidan, "Avrupa’nın, Avrupa Birliği olarak ve kurumsal bir yapı olarak bir araya gelmesi, kendi gücünü gerçekten İsrail’in bölgesel ve küresel güvenliği istikrarsızlaştıran eylemlerini sınırlamak için kullanması gerekiyor. Şu anda Avrupa Birliği’nden görmediğimiz şey tam olarak budur" dedi. Batı Şeria’daki bazı aşırı yerleşimcilerin yaptırım listesine alınmasını hatırlatan Fidan, buna rağmen İsrail’in işgal, saldırı ve insani hukuk ihlalleri karşısında daha güçlü adımlar gerektiğini söyledi. Fidan, "İsrail’in bölgede nasıl davranması gerektiğini gerçekten sağlamak için daha fazlasını yapmaları gerekiyor. Soykırım işlemeyi durdurmalı. Yerleri işgal etmeyi durdurmalı. Batı Şeria ve Gazze’de olduğu gibi başkasına ait toprakları çalmayı durdurmalı" ifadelerine yer verdi. "Gazze Planı’nın ilk aşamasındaki insani yükümlülükler yerine getirilmedi" Gazze’deki son duruma ilişkin de değerlendirmelerde bulunan Fidan, geçen yıldan itibaren Türkiye’nin de aralarında bulunduğu bazı ülkelerin ABD ile birlikte Gazze Barış Planı’na öncülük ettiğini söyledi. Planın savaşın durdurulmasında etkili olduğunu belirten Fidan, "Geçen yıldan itibaren, aralarında Türkiye’nin de bulunduğu bir dizi ülke, Amerika Birleşik Devletleri ile birlikte hareket ederek Gazze Barış Planı’na öncülük etti. Bu da Gazze’de savaşı durdurmayı mümkün kıldı. Özellikle o zamana kadar aktif bir soykırım söz konusuydu. Şimdi İsrailliler Gazze halkını hâlâ kasıtlı olarak öldürüyor, ancak en azından kitlesel öldürme düzeyi durdu" dedi. Planın aşamalardan oluştuğunu kaydeden Fidan, şu anda Kahire’de devam eden görüşmelerde birinci aşamanın performansının değerlendirildiğini ve ikinci aşamaya geçiş zemininin ele alındığını ifade etti. Fidan, "Her iki taraf da farklı şeyler ileri sürüyor. Ancak genel olarak şunu söyleyebilirim: Özellikle anlaşmanın insani boyutu söz konusu olduğunda, İsrail’in birinci aşamayla ilgili yükümlülüklerini fiilen yerine getirdiğini görmedik" diye konuştu. İlk aşamanın gerekleri arasında daha fazla insani yardım, tıbbi destek, barınak girişine izin verilmesi ve Filistin teknik komitesinin Gazze’de çalışmaya başlamasının yer aldığını söyleyen Fidan, "Daha fazla insani yardıma, daha fazla tıbbi yardıma ihtiyacımız var. Barınakların içeri sokulmasına izin verilmesi gerekiyor. Filistin teknik komitesinin Gazze’de kendi çalışmalarına başladığını görmemiz gerekiyor; ancak henüz başlamış değiller. Gazze’ye girişlerine izin verilmiyor. Bunlar birinci aşamanın gerekleridir" dedi. Fidan, bu yükümlülüklerin yerine getirilmesinin ardından ikinci aşamaya geçilerek daha somut sonuçların görülebileceğini belirterek, "Ama şu anda insani durum, birinci aşama şartlarının gerektirdiği şekilde tam anlamıyla ele alınmıyor. Şu an bulunduğumuz nokta budur. Ve umarım Kahire’de devam eden görüşmeler, inşallah, olumlu bir sonuç verecektir" şeklinde konuştu.

MSB: Türkiye’den Orta Doğu’ya çağrı: İhtilaflar diyalog ve diplomasiyle çözülmeli Haber

MSB: Türkiye’den Orta Doğu’ya çağrı: İhtilaflar diyalog ve diplomasiyle çözülmeli

Milli Savunma Bakanlığı, haftalık basın bilgilendirme toplantısında Orta Doğu’daki gelişmelere ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Açıklamada, ABD ve İsrail ile İran arasındaki çatışmaların bölgedeki barış ve istikrarı tehdit etmeye devam ettiği belirtildi. Bakanlık, Türkiye’nin tüm tarafların itidal göstermesi ve ihtilafların uluslararası hukuk temelinde, diyalog ve diplomasi yoluyla çözülmesi yönündeki kararlı tutumunu sürdürdüğünü vurguladı. İsrail’in Lübnan’da altyapı, sivil tesisler ve yerleşim alanlarına yönelik saldırılarının siviller üzerinde ağır sonuçlar doğurduğu, Litani Nehri güneyinde gerçekleştirdiği kara harekâtı ve köprülerin imhasının ise olası bir işgal politikasının göstergesi olduğu ifade edildi. ABD/İsrail ile İran arasındaki çatışmalar ve İsrail’in devam eden saldırganlığı Orta Doğu’daki barış ve istikrarı tehdit etmeye devam ediyor. Ülkemiz, tüm tarafların itidal göstermesi ve ihtilafların uluslararası hukuk temelinde, diyalog ve diplomasi yoluyla çözülmesi gerektiği… pic.twitter.com/e60a0xIIwJ — T.C. Millî Savunma Bakanlığı (@tcsavunma) March 26, 2026 Suriye’nin güneyinde süren İsrail faaliyetlerinin ülkenin egemenliğini ve toprak bütünlüğünü ihlal ettiği, Batı Şeria’daki yasa dışı yerleşim ve şiddet olaylarının ise bölgedeki kırılganlığı artırdığına dikkat çekildi. Bakanlık, kalıcı barışın tesisi için iki devletli çözümün hayata geçirilmesi ve Filistinlilerin temel haklarının korunmasının elzem olduğunu vurgularken, başta Birleşmiş Milletler olmak üzere uluslararası toplumu, bölgede artan ihlallerin önlenmesi ve uluslararası hukukun etkin şekilde uygulanması için sorumluluk almaya davet etti.

Babacan: İktidarı Filistin meselesinde daha aktif politika uygulamaya davet ediyorum Haber

Babacan: İktidarı Filistin meselesinde daha aktif politika uygulamaya davet ediyorum

DEVA Partisi Genel Başkanı Ali Babacan, Filistin’deki güncel durum ve İran merkezli küresel gerilimler üzerine değerlendirmelerde bulundu. Batı Şeria’daki şiddet olaylarına vurgu yapan Babacan, ""Dünyanın gözü şu anda Iran'da ama Filistin'de sıkıntılar, zorluklar, vahşet tam gaz devam ediyor. İran gündemi olağanüstü bir şekilde işgal etmişken, özellikle Batı Şeria'daki son gelişmelere dikkatinizi çekmek istiyorum. Batı Şeria'da yılbaşından bu yana tam 25 Filistinli kardeşimiz hayatını kaybetti." dedi. Gazze’deki duruma da değinen Babacan, ""Gazze'de zaten bu ateşkesten bu yana 650 Filistinli kardeşimizin öldüğünü biliyoruz. Adı ateşkes ama fiilen vahşet devam ediyor. Fakat Batı Şeria'daki gelişmelerin de son derece tehlikeli olduğunun altını özellikle çizmek istiyorum." ifadelerini kullandı. Türkiye’nin geçmişteki diplomatik gücü ile bugünkü durumunu kıyaslayan Babacan, 2007 yılındaki müzakere süreçlerini hatırlatarak şu ifadelere yer verdi: "Türkiye'nin olması gerekenden çok daha pasif, çok daha durgun bir çizgi izlediğini de üzülerek tespit ediyoruz. Bu Iran savaşı, aslında çok daha erken dönemde başlayabilecek bir savaştı. Yıl 2007. Bugünkü Alman Cumhurbaşkanı Steinmeier o gün Alman Dışişleri Bakanıydı. Beni aradı ve dedi ki 'Biz Iran'la bir müzakere sürdürüyoruz ama işler iyiye gitmiyor”

İsrail, Lübnan'ın güneyini işgal etme planlarını açıkladı. Haber

İsrail, Lübnan'ın güneyini işgal etme planlarını açıkladı.

Askeri generallerle yaptığı bir toplantıda konuşan Katz, İsrail güçlerinin "geri kalan köprüleri ve Litani Nehri'ne kadar olan güvenlik bölgesini kontrol altına alacağını" doğruladı. Litani Nehri, İsrail sınırının yaklaşık 30 kilometre kuzeyinde Akdeniz'e dökülüyor. Bu hamle, İsrail'in Lübnan topraklarının neredeyse onda birine denk gelen bir alanı kontrol altına alma planını gösteriyor. 23 Mart'ta İsrail Maliye Bakanı Bezalel Smotrich de İsrail'in Güney Lübnan'ı ilhakıyla ilgili bir açıklama yaptı. İsrail radyosunda yayınlanan bir programda konuşan Smotrich, Lübnan'daki askeri harekatın "hem Hizbullah kararıyla hem de İsrail'in sınırlarında yapılacak değişiklikle tamamen farklı bir gerçeklikle sona ermesi gerektiğini" söyledi. Bu açıklamaya karşılık olarak, Lübnan'daki Hizbullah güçleri, İsrail ordusunun güneyi işgal etmesini engellemek için savaşacaklarını ve bunun Lübnan devleti için "varoluşsal bir tehdit" olduğunu açıkladı. Hizbullah'ın üst düzey yetkililerinden Hasan Fadlallah, Litani Nehri'nin güneyinde İsrail'in herhangi bir işgaline karşılık verileceğini belirtti. "Bu saldırganlıkla yüzleşmekten başka seçeneğimiz yok" dedi. İsrail, son on yıllarda Lübnan'a defalarca saldırdı ve ülkenin güneyini 2000 yılına kadar işgal etti. 13 Mart'tan bu yana İsrail ordusu, Litani Nehri üzerindeki beş köprüyü yıktı ve sınır köylerindeki çok sayıda evi yerle bir etti; bu eylemlerin Hizbullah'a karşı bir kampanyanın parçası olduğunu iddia ediyorlar. BM sözcüsü Stephane Dujarric, İsrail'den gelen açıklamaların "son derece endişe verici" olduğunu söyledi. "Bu, görmek istediğimiz son şey. Bu, Güney Lübnan halkının görmek istediği son şey" diye ekledi. Çatışmalar Lübnan'da ağır can ve mal kayıplarına yol açtı. Yerel yetkililere göre, İsrail saldırıları 1.000'den fazla kişinin ölümüne ve bir milyondan fazla kişinin yerinden edilmesine neden oldu.

Batı Şeria'da 15 köy ateşe verildi Haber

Batı Şeria'da 15 köy ateşe verildi

İşgal altındaki Filistin toprağı Batı Şeria, tarihinin en karanlık ve sistemli işgalci saldırılarından birini yaşıyor. Son saldırı dalgasında İsrailli radikal yerleşimciler 15’ten fazla Filistin köy ve kasabasını ateş çemberine aldı. Evler ateşe veriliyor, aileler alevlerin ortasında mahsur bırakılıyor, yaşlı siviller demir sopalarla darp ediliyor. Batı Şeria’da saatler gece yarısını gösterdiğinde, yüzlerce İsrailli işgalci aynı anda harekete geçti. Filistinlilere ait 15'ten fazla köy araçlar ve tarlalar birer birer ateşe verildi. Yerleşimcilerin aileleri diri diri yakmaya çalıştığı dehşet anları kameralara yansıdı. Birçok evde vatandaşlar alevlerin arasında mahsur kaldı. Saatlerce süren pogrom boyunca İsrail güvenlik birimlerinin müdahale etmemesi, saldırıların devlet destekli olduğu iddialarını güçlendirdi. Vahşetin boyutları sadece yangınlarla sınırlı kalmadı. Karyut köyünde yaşlı bir Filistinli, işgalci yerleşimciler tarafından demir sopalarla darp edilerek hastanelik edildi. Ramallah-Nablus yolunda ise bir çift ve araçtaki bir yolcu, taşlı ve sopalı saldırıda ağır yaralandı. İlk belirlemelere göre en az 9 kişi hastaneye kaldırıldı ancak gerçek rakamın çok daha yüksek olmasından endişe ediliyor. Sahadaki bu katliam girişimi karşısında Filistinlilerin tek aldığı mesaj, yönetimden gelen "dikkatli olun" uyarısıydı. Halk, kendilerini koruyacak bir güç olmadığını belirterek acil uluslararası müdahale çağrısında bulunuyor.

Cumhurbaşkanı Erdoğan: Türkiye güvendedir, önünün kesilmesine müsaade etmeyeceğiz Haber

Cumhurbaşkanı Erdoğan: Türkiye güvendedir, önünün kesilmesine müsaade etmeyeceğiz

Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın konuşmasından bazı satır başları şöyle: "Aziz milletim, değerli kardeşlerim; sizleri en kalbi duygularımla, hürmetle, muhabbetle selamlıyorum. Kalpler için huzur, sofralar için bereket, haneler için saadet vesilesi olan 11 ayın sultanına veda ettik ve nihayet Ramazan Bayramı’na kavuştuk. Ramazan Bayramı’nın ülkemiz, milletimiz, İslam alemi ve tüm insanlık için hayırlar, iyilikler, güzellikler getirmesini canıgönülden temenni ediyorum. Bizleri inşallah sağlık ve afiyet içinde ihya edeceğimiz bir bayrama daha eriştiren Cenabı Allah'a hamdolsun diyorum. Gönül coğrafyamızın dört bir yanında açılan yaralar maalesef kanamaya devam ediyor. Gazze’deki kardeşlerimiz, ateşkes kurallarını ihlal eden ve insani yardım girişlerini engelleyen İsrail’in saldırıları altında Ramazan Bayramı’nı idrak etmeye çalışıyor. Doğu Kudüs ve Batı Şeria başta olmak üzere Filistin’in farklı bölgelerinde ve Lübnan’ın güneyinde işgal ve yıkım politikası tüm şiddetiyle sürüyor. 28 Şubat’ta İsrail’in tahrikleriyle komşumuz İran’a karşı başlatılan saldırılar ve İran’ın üçüncü ülkelere yönelik füze ve drone misillemeleri bölgemizdeki gerilimi daha da tırmandırdı. Bu tedirgin edici manzara karşısında 86 milyonun mesuliyetini taşıdığımızın bilinciyle temkini ve tedbiri elden asla bırakmıyoruz. Hava sahamızı ihlal eden eylemler karşısında çok kararlı bir tutum alırken milletimizin huzur ve güvenliğini tahkim edecek adımları da atmaya devam ediyoruz. 17 ay önce başlattığımız ve stratejik önemi bugünlerde daha iyi anlaşılan 'Terörsüz Türkiye' sürecimizde birçok kritik eşiği suhuletle aşmayı başardık. Devletimizin ilgili birimleri, en küçük bir güvenlik açığının oluşmaması ve sürecin sabote edilmemesi için vazifelerini hassasiyetle yerine getiriyor. Suriye’nin kuzeyindeki sorunun uzlaşıyla çözülmesiyle birlikte hem güvenlik endişelerimiz hafifledi hem Suriye’nin toprak bütünlüğü korundu hem de süreç istismara müsait ağır bir yükten kurtulmuş olduk. Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu’nun tüm siyasi parti gruplarının desteğiyle kabul ettiği rapor, kapsamlı bir yol haritası sunuyor. Sürecin yasal boyutuna ilişkin mütalaalar Gazi Meclisimizin çatısı altında, inanıyorum ki önümüzdeki dönemde sağduyuyla yapılacaktır. Örgütün tasfiyesine yönelik adımlar da aynı şekilde vakit kaybetmeden atılacaktır. Hedefimiz, bölgemizde sahnelenmek istenen kanlı senaryoları da dikkate alarak başladığımız bu hayırlı işi kazasız, belasız menziline ulaştırmaktır. 27 Aralık’ta depremzede kardeşlerimize verdiğimiz sözü tutarak 455 bin 327 bağımsız bölümü tamamladık. Tüm dünyada belirsizliğin arttığı bir dönemde geçtiğimiz yıl ekonomimizi %3,6 oranında büyütmeyi başardık. Bu oranla Türkiye, 2025’te OECD ülkeleri arasında en hızlı büyüyen üçüncü ülke oldu. Halihazırda Merkez Bankamızın rezervleri 200 milyar dolar seviyesinde. Petrol ve doğal gaz fiyatlarındaki aşırı artışların enflasyonla mücadelemizi sekteye uğratmaması için yoğun gayret gösteriyoruz. Emeklimizin, işçimizin, memurumuzun, esnaf, tüccar ve sanayicimizin geçici olmasını ümit ettiğimiz bu zor günleri en az sıkıntıyla geride bırakması için elimizden geleni yapıyoruz. Bundan kimsenin, hiçbir vatandaşımın en ufak bir şüphesi olmasın. Türkiye, Allah'ın izniyle güvendedir, emin ellerdedir. Tecrübeli ve liyakatli kadroların yönetiminde hedeflerine doğru adım adım ilerlemektedir. İktidar ve ittifak olarak gerekirse 24 saat çalışırız, gerekirse 365 gün 6 saat çalışırız ama Türkiye'nin önünün kesilmesine müsaade etmeyiz. Bu düşüncelerle Ramazan Bayramınızı bir kez daha tebrik ediyorum. Bayram tatilinde seyahate çıkacak vatandaşlarımızdan trafik kurallarına uymalarını özellikle istirham ediyorum. Ailelerinizle, sevdiklerinizle huzurlu bir bayram geçirmenizi temenni ediyorum. Bayramınız mübarek olsun, kalın sağlıcakla."

Arap ve İslam ülkelerinden ABD Büyükelçisi'nin açıklamalarına kınama Haber

Arap ve İslam ülkelerinden ABD Büyükelçisi'nin açıklamalarına kınama

Filistin Dışişleri Bakanlığı, Filistin Devleti ile birlikte Mısır, Ürdün, Birleşik Arap Emirlikleri, Endonezya, Pakistan, Türkiye, Suudi Arabistan, Katar, Kuveyt, Umman, Bahreyn, Lübnan ve Suriye Dışişleri Bakanlıkları ile İİT, Arap Birliği ve Körfez İşbirliği Konseyi genel sekreterliklerinin ortak açıklamasını yayımladı. Açıklamada, ABD’nin İsrail Büyükelçisinin, İsrail’in işgal altındaki Batı Şeria dahil Arap devletlerine ait topraklar üzerinde kontrol sağlamasının kabul edilebilir olabileceğine yönelik ifadeleri güçlü şekilde kınandı ve derin endişe dile getirildi. Söz konusu açıklamaların uluslararası hukuk ilkeleri ve Birleşmiş Milletler Şartı’nın açık ihlali olduğu belirtilen metinde, bu tür söylemlerin bölgenin güvenlik ve istikrarını tehdit ettiği kaydedildi. Bakanlıklar, İsrail’in işgal altındaki Filistin toprakları ya da diğer işgal altındaki Arap toprakları üzerinde herhangi bir egemenliğinin bulunmadığını vurguladı. Batı Şeria’nın ilhakına ya da Gazze Şeridi’nden ayrılmasına yönelik girişimlerin reddedildiği belirtilirken, yerleşim faaliyetlerinin genişletilmesine karşı çıkıldığı ifade edildi. Açıklamada ayrıca, Filistin halkının kendi kaderini tayin hakkına ve 4 Haziran 1967 sınırları temelinde bağımsız devletinin kurulmasına yönelik desteğin sürdüğü bildirildi.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.