SON DAKİKA
Hava Durumu

#İş Birliği

Bursa Digital, Bursa Haber, Bursa Son Dakika - İş Birliği haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, İş Birliği haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

YÖK Başkanı Erol Özvar: Lisans eğitiminin üç yıla indirilmesiyle alakalı daha somut adımlar atabileceğimize inanmaktayım Haber

YÖK Başkanı Erol Özvar: Lisans eğitiminin üç yıla indirilmesiyle alakalı daha somut adımlar atabileceğimize inanmaktayım

YÖK Başkanı Prof. Dr. Erol Özvar, yükseköğretim sisteminde son dönemde stratejik bir değişim ve dönüşüm süreci yaşadıklarını ifade ederek, "Dünya değişiyor, Türkiye değişiyor. Bununla birlikte üniversitelerin oynayacakları roller, üstlenecekleri sorumluluklar da yeniden tanımlandı. Yükseköğretim sistemleri artık yalnızca eğitim-öğretim faaliyetlerinin yürütüldüğü yapılar olmaktan çıkmaya başladı. Üniversiteler bilgi üretiminin, ekonomik gelişmenin, toplumsal dönüşümün ve küresel rekabetin merkezinde yer alan stratejik kurumlar haline gelmeye başladı. Bu değişim üniversitelerimizi hem kendi iç yapılarını hem de toplumla ve dünyayla kurdukları ilişkiyi yeniden düşünmeye zorlamaktadır" dedi. "Lisans eğitiminin süresiyle alakalı çalışma başlattık" Yükseköğretim Kurulu olarak, yükseköğretim sistemini tüm paydaşlarıyla birlikte nicelik merkezli büyüme anlayışından çıkardıklarını vurgulayan Özvar, "Kalite, istihdam uyumu ve toplumsal katkıyı esas alan bir yaklaşımı kararlılıkla hayata geçiriyoruz. Bu dönüşüm sürecinde önemli gündem maddelerimizden birisi bildiğiniz üzere lisans eğitiminin süresiyle alakalı yapılan çalışmaları başlatmak olmuştur. Geçtiğimiz yılın Ekim ayında düzenlenen Üniversitelerarası genel kurul toplantısında bu konudaki düşüncelerimi ayrıntılı bir biçimde paylaşmış, üniversitelerimizden bu konuda çalışma yapmalarını rica etmiştim. İlerleyen süreçte istişarelerimize ve değerlendirmelerimize devam etmekteyiz. ÜAK bünyesinde oluşturulan komisyon da bu konu üzerinde bir süredir çalışmalarına devam ediyor. Bu çalışmaların belirli bir olgunluğa ulaştığını ve artık bunların üzerinde tartışabileceğimizi düşünüyorum" şeklinde konuştu. "Kontenjan konusunu yalnızca sayısal bir mesele olarak değil" Lisans eğitiminin üç yıla indirilmesinin çok boyutlu bir mesele olduğunu vurgulayan YÖK Başkanı Prof. Dr. Erol Özvar, şöyle" Müfredatların sadeleştirilmesi, program kredilerinin yeniden değerlendirilmesi ve mevzuat düzenlemeleri gibi pek çok hususun dikkatle ele alınması gereken bir alana işaret etmektedir. Kamuoyu tarafından büyük merakla beklenen bu konuyla ilgili çalışmalardan istifade ederek artık daha somut adımlar atabileceğimize inanmaktayım. Yürüttüğünüz stratejik dönüşümün önemli bir boyutu da yükseköğretim programlarına ilişkin son yıllarda hayata geçirdiğimiz kontenjan politikalarıdır. Bu konuyla ilgili kapsamlı değerlendirmelerimi kısa bir süre önce hem kamuoyuyla paylaştım. Çok kısa şekilde bir kez daha ifade etmek isterim; kontenjan konusunu yalnızca sayısal bir mesele olarak değil, ülkemizin insan kaynağı planlamasının stratejik bir unsuru olarak ele almaktayız. Üniversitelerimizin akademik ve fiziki kapasitesi, iş gücü piyasasının ihtiyaçları ve geleceğin meslek alanları birlikte değerlendirilerek çok dengeli ve rasyonel bir planlama yapmaktayız. Bu süreci ilgili tüm kamu kurumlarıyla, sektör temsilcileriyle ve sivil toplum örgütleriyle yakın iş birliği içerisinde yürüttüğümüzü ve yürüteceğimizi de bilmemizi isterim. Amacımız mezunlarımızın istihdam imkanlarını güçlendiren, ülkemizin kalkınma hedefleriyle uyumlu ve sürdürülebilir bir yükseköğretim yapısı oluşturmaktır. Bu bakımdan başkanlığımıza ulaşan her türlü kontenjan ve yeni program açma taleplerini bu hususları göz önüne almak suretiyle değerlendirdiğimizi bilmenizi isterim" şeklinde konuştu. "Lisans programlarının içerik yapısının yeniden ele alınması" Kontenjanlar konusunda yaptıkları yeni düzenlemelerin, yükseköğretim sistemimizin karakteristik bir kısım özelliklerine de zarar vermeden ilerlemesi gerektiğini vurgulayan YÖK Başkanı Prof. Dr. Erol Özvar, sözlerini şöyle sürdürdü, "Türk Yükseköğretim sistemimizin Sayın Cumhurbaşkanımızın, Recep Tayyip Erdoğan’ın hükümetleri esnasında yükseköğretime yönelik yapmış olduğu yatırımlar sayesinde kazanmış olduğu erişilebilirlik vasfının zedelenmesini istemiyoruz. Yani üniversitelerimize hak eden, kazanan bütün gençlerimizin girebilmesini, okuyabilmesini fevkalade önemli bir öncelik olarak değerlendirdiğimizi de bilhassa ifade etmek isterim. Bizim kontenjanlar konusunda yapmış olduğumuz çalışma hiç şüphesiz birazdan da değineceğim gibi program ve bölüm açma ve kapatmayla yakından alakalıdır. Yükseköğretimdeki stratejik dönüşümün en önemli aşamalarından biri de biraz önce ifade ettiğim üzere lisans programlarının içerik yapısının yeniden ele alınmasıdır. Artık yalnızca teorik bilgiye dayalı bir eğitim anlayışının yeterli olmadığı açıkça görülmektedir. Öğrencilerimizi daha erken dönemde uygulama ile buluşturan, onları proje üretmeye teşvik eden ve gerçek hayat problemleriyle temas ettiren bir eğitim modeline geçişi gerekli görmekteyiz. Öğrencilerimizin çok sayıda ancak derinlik ve beceri kazandırmayan derslerle meşgul etmek yerine onların yeteneklerini ortaya koyabilecekleri, proje geliştirebilecekleri ve üretkenliklerini artırabilecekleri bir yapı kurmamız fevkalade önemlidir." "Öğrencilerin doğrudan üretim süreçlerine katıldığı bir model" Günümüz dünyasında ve ülkemizde yükseköğretimin en önemli meselelerinden biri olan uygulamalı eğitime de özel bir önem verdiklerini söyleyen Özvar, " Daha önce detaylarını paylaştığım üzere kısa süreli ve çoğu zaman sembolik kalan staj uygulamaları yerine öğrencilerin doğrudan üretim süreçlerine katıldığı, gerçek iş ortamlarında deneyim kazandığı bir modeli yaygınlaştırdığımızı, hep birlikte yaygınlaştırdığımızı burada kamuoyuyla paylaşabiliriz. Bu dönüşümün merkezinde iş yeri temelli uygulamada mesleki eğitim anlayışı yatmaktadır. Daha önceki buluşmamızda ön lisans ve lisans programlarında bir ya da iki dönemi kapsayan uygulamalı eğitim modellerini devreye alacağımızı ifade etmiştim. Bu konudaki çalışmalarımıza hız kesmeden devam etmekteyiz. Gördüğümüz tablo şudur, sadece ön lisansta değil, lisansta da uzun süreli iş yerine, mesleki eğitime ağırlık verilen program veya bölümlerden mezun olan öğrencilerimizin istihdam oranları yükselmektedir. Bu gerçek apaçık bir şekilde ortaya çıktığına göre bütün üniversitelerimizin artık ortaya koyduğumuz bu vizyon ve perspektifle 3 + 1 hatta 2 + 2, 7 + 1 hatta 6 + 2 modelini hayata geçirmek için gerekli çalışmaları başlatmaları gerektiğini kendilerinden beklediğimizi bu toplantı vesilesiyle sizlere sunmak isterim. Eğitim öğretimleri esnasında uygulamayla, meslekle tanışan henüz istihdam piyasasına iş aramaya çıkmadan önce işverenle, işletmeyle, firmalar, iş ortamıyla tanışan öğrencilerimizin iş yeri sahiplerince de, işletme sahiplerince de benimsendiği bütün bize intikal eden bilgilerden, verilerden, geri dönüşlerden anlaşılmaktadır. Bu artık üniversitelerimizin bilgi aktarma, bilgi sunma faaliyetlerinin yanı sıra beceri kazandıracak etkinliklere daha fazla ağırlık vermesi gerektiğini de kıymetli arkadaşlarım göstermektedir. Bu konuda Üniversitelerarası Kurul olarak inşallah gerekli çalışmaları yapacağınıza canı gönülden inanmak lazım. Mesleki eğitimden bahsettiğimizde organize sanayi bölgeleri içinde kurduğumuz OSB-MYO’lar öne çıkan bir diğer başlıktır. OSB yani organize sanayi bölgelerindeki meslek yüksekokulu modelimiz eğitim ile üretim arasındaki bağı güçlendiren en başarılı örneklerden biri olarak yükseköğretim sistemimizde önemli bir seviyeye ulaşmış bulunmaktadır. Bu modeli daha da yaygınlaştırmak önceliklerimiz arasında bulunmaktadır. Bu yönde atılacak adımları görüşmek üzere şubat ayında OSBÜK yönetimi Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı yetkilileri ile üniversite temsilcilerimizin katılımlarıyla başkanlığımızda fevkalade verimli bir toplantı gerçekleştirdik. OSB-MYO modelini daha fazla yaygınlaştırmak ve güçlendirmek için çalışmalarımıza devam edeceğimizi ifade etmek isterim" dedi. "2026 alan bazlı dünya üniversite sıralamasında Türkiye’den 11 üniversitemiz var" Uluslararası sıralamaları tek başına bir hedef olarak, amaç alarak görmediklerini ve her vesileyle her platformda ifade etmeye çalıştıklarını söyleyen Özvar, "Ancak üniversitelerimizin bilimsel üretim kapasitesini ve küresel rekabet gücünü göstermesi bakımından önemli de bulduğumuzu ifade etmek isterim. Bu alanda kaydettiğimiz yükselişin sürdürülebilir olması fevkalade önemli bir konudur. Bunun için tüm üniversitelerimizin gayret göstermesi hepimiz açısından beklenen bir faaliyettir. Bu konuda son dönemde memnuniyet verici neticeler aldığımızı gözlemlemekteyiz. Uluslararası bir sıralama kuruluşu tarafından bu hafta açıklanan 2026 alan bazlı dünya üniversite sıralamasında Türkiye’den 11 üniversitemiz bizim, farklı alanlarda ilk 500 içinde yer alması çok kıymetli bir gelişme veya haberdir. 100’ün üzerinde ülkeden yaklaşık 1.900 üniversitenin değerlendirmeye alındığı bu kapsamlı çalışmada elde edilen başarı üniversitelerimizin küresel akademik rekabette giderek daha güçlü bir konuma yükseldiğini ortaya koymaktadır. Üniversitelerimiz, bunu da ifade etmek isterim, küresel ölçekte sadece rekabetle öne çıkmamaktadır. Üniversitelerimiz belki ondan daha fazla oranda uluslararası iş birliği, ortak çalışmalarla temayüz etmektedir. Biz rekabetin iş birliğine bir alternatif olduğunu düşünmüyoruz. Tam aksine uluslararası iş birlikleri ve belki uluslararası rekabetten üniversiteler bakımından çok daha kıymetli olduğunu düşünüyoruz ve bütün gayretlerimizi bu çerçevede yoğunlaştırıyoruz. Mühendislik ve teknoloji alanında İstanbul Teknik Üniversitesi 91. sıraya yükselerek dünyada ilk 100’e girme başarısı göstermiş; Ortadoğu Teknik Üniversitesi 103. , Boğaziçi Üniversitesi 236. , Koç Üniversitesi 243. , Sabancı Üniversitesi 266. , Yıldız Teknik Üniversitesi 273. , Bilkent Üniversitesi 290. ve Hacettepe Üniversitesi 364. sırada yer almıştır. Bu alanda toplam 8 üniversitemiz ilk 500 içerisindedir. Sanat ve beşeri bilimler alanında ise Ortadoğu Teknik Üniversitesi 242. , İstanbul Üniversitesi 279. , İTÜ İstanbul Teknik Üniversitesi 284. sırada yer almıştır. Hacettepe Üniversitesi ve Boğaziçi Üniversitesi 305. sırayı paylaşmış, Koç Üniversitesi 383. , Ankara Üniversitesi 391. sıradan listeye girmiştir. Bilkent Üniversitesi 401 - 450 , Gazi Üniversitesi ise 451 - 500 bandında yer almıştır. Bu alanda toplam 9 üniversitemiz ise ilk 500 içerisinde yer almayı başlamıştır. Sosyal bilimler ve işletme alanına gelince; Ortadoğu Teknik Üniversitesi 173. , Boğaziçi Üniversitesi 217. , Koç Üniversitesi 252. , Bilkent Üniversitesi 278. , İstanbul Üniversitesi 346. sırada yer almış; İstanbul Teknik Üniversitesi ve Sabancı Üniversitesi 353. sırayı paylaşmıştır. Hacettepe Üniversitesinin 401 - 450 ve Ankara Üniversitesinin 451 - 500 bandında yer almasıyla bu kategoride, bu alanda 9 üniversite ile geniş bir temsil sağlanmıştır. Fen bilimleri ve tıp alanında da benzer bir tabloyla karşı karşıya olduğumuzu ifade etmek isterim. Hacettepe Üniversitesi 308. , Ankara Üniversitesi 390. sırada yer alırken; İstanbul Üniversitesi de 451 - 500 bandında listeye girmiştir. Bu alanda ilk 500’de yer alan toplam üniversite sayımız 3’tür. Son olarak doğa bilimleri alanında ise İstanbul Teknik Üniversitesi 251. , Ortadoğu Teknik Üniversitesi 300. sırada yerleşmiş; Ankara ve Hacettepe üniversiteleri de 451 - 500 bandında kendilerine yer bularak bu alanda ilk 500’e giren 4 üniversite arasında yer almıştır" dedi. "Yapay zeka, veri bilimi, siber güvenlik ve dijital teknolojiler önemli" Tüm bu verilerin üniversitelerin farklı disiplinlerde uluslararası ölçekte görünürlük kazandığını ve alan bazlı değerlendirmelerde iyi bir seviyeye ulaştığını net bir şekilde ortaya koyduğunu söyleyen YÖK Başkanı Prof. Dr. Erol Özvar, rektörlere seslenerek "Ancak daha iyi neticeler elde etmek için hep birlikte gayret göstermeye devam etmeliyiz. Yapay zeka, veri bilimi, siber güvenlik ve dijital teknolojiler gibi alanlarda çalışmalarımız yoğun bir biçimde devam etmektedir. Bu alanlarda açılan yeni programların sürdürülebilirliği için nitelikli akademik insan kaynağının yetiştirilmesi kritik bir ihtiyaç haline gelmiştir. Buna dair kadro izinleri Maliye Bakanlığı ile Cumhurbaşkanlığı strateji ve bütçe başkanlığından alınmış bulunmaktadır. Öğretim elemanı yetiştirmek için farklı disiplinlerden mezunların bu alanlara yönlendirilmesini sağlayacak lisansüstü eğitim imkanlarını genişleteceğimizi bu vesileyle kamuoyuyla paylaşmak isterim. Yakın zamanda yürürlüğe giren düzenlemelerle birlikte doktora eğitimine ilişkin önemli bir yapısal değişikliği de hayata geçirdiğimizi bu vesileyle dile getirmek isterim. Öncelikli alanlarda doktora öğrencisi seçimi için merkezi bir sınav sistemi getiriyoruz. Bu yıl inşallah bunu başlatmış olacağız. Bu düzenleme ile doktora eğitimine giriş sürecinin daha şeffaf, ölçülebilir ve nitelik odaklı bir yapıya kavuşturmayı hedeflemekteyiz. Aynı zamanda bu sistem araştırma görevlisi kadrolarının stratejik alanlara yönlendirilmesini sağlayarak ülkemizin ihtiyaç duyduğu insan kaynağının daha planlı bir şekilde yetişmesine katkı sunacaktır. Bununla birlikte lisansüstü eğitim mevzuatında gerçekleştirdiğimiz değişikliklerle doktora programlarına kabul süreçleriyle akademik kadro planlaması arasında daha bütüncül ve eşgüdümlü bir yapı oluşturuyoruz. Bu yaklaşım yükseköğretim sistemimizin uzun vadeli sürdürülebilirliği açısından fevkalade önemli bir başlık olarak önümüzde durmaktadır. Eğitim programlarının yeniden yapılandırılması, uygulamalı eğitimin güçlendirilmesi, kontenjan planlaması, akademik insan kaynağının geliştirilmesi ve kalite odaklı yönetim anlayışı gibi konular stratejik dönüşüm sürecinin tamamlayıcı unsurları arasında yer almaktadır. Bu süreçte Üniversitelerarası Kurulun ve siz kıymetli rektörlerimizin rolünün fevkalade önemli olduğu açıktır. Başkanlığımız tarafından ortaya konulan politikaların sahada karşılık bulması, üniversitelerimizin bu süreci sahiplenmesiyle ancak mümkün hale gelecektir. Bu nedenle sizlerden istirhamım bu dönüşüm gündemine güçlü bir şekilde sahip çıkmanızdır, belirlediğimiz hedeflere hep birlikte ortak akılla ulaşacağız" diye konuştu

Cumhurbaşkanı Erdoğan STRATCOM Zirvesi’nden dünya barışı mesajı verdi Haber

Cumhurbaşkanı Erdoğan STRATCOM Zirvesi’nden dünya barışı mesajı verdi

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, bu yıl beşincisi düzenlenen Stratejik İletişim Zirvesi’ne (STRATCOM) gönderdiği video mesajda, “Türkiye olarak tüm dünyada huzur ve güvenin yeniden inşa edilmesi için tüm imkanlarımızı seferber etmeye kararlılıkla devam edeceğiz” ifadelerini kullandı. Cumhurbaşkanı Erdoğan, zirvede Türkiye’nin yanı sıra dünyanın farklı ülkelerinden gelen katılımcılara İstanbul’da hoş geldiniz dedi ve “Kıtaların, kültürlerin ve gönüllerin buluşma noktası İstanbul’a sefalar getirdiniz” mesajını iletti. Zirvenin teması “Uluslararası Sistemde Kopuş: Krizler, Anlatılar ve Düzen Arayışı” olarak belirlendi. Cumhurbaşkanı, iki gün boyunca sürecek panellerde liderlik diplomasisinden dijital dönüşüme, kriz yönetiminden göç ve sosyal politikalara kadar geniş bir yelpazede ele alınacak konuların insanlık için faydalı sonuçlar doğurmasını temenni etti. Ayrıca, zirveye katkı sunacak akademisyen, sivil toplum ve uluslararası aktörlere teşekkürlerini iletti. Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan, Başkanlığımız tarafından İstanbul'da düzenlenen "STRATCOM Zirvesi"ne video mesaj gönderdi. pic.twitter.com/peNufkPkab — T.C. İletişim Başkanlığı (@iletisim) March 27, 2026 Cumhurbaşkanı Erdoğan, videolu mesajında, “İkinci Cihan Harbi sonrası kurulan uluslararası sistem neredeyse her alanda meşruiyet krizi yaşıyor. Güç rekabeti enerji, teknoloji ve ticaret gibi alanlara yayılırken, sorunlar diyalog yerine silahla çözülmeye çalışılıyor, soykırımlar, savaşlar ve krizler giderek artıyor” değerlendirmesinde bulundu. Cumhurbaşkanı, hakikat ve doğruların tahrif edilmesine karşı iletişim ve iş birliği mekanizmalarının güçlendirilmesi gerektiğini belirterek, Türkiye’nin insani değerleri ve adaleti merkeze alan barış odaklı duruşunu sürdürmeye devam edeceğini vurguladı.

DSÖ 'Bursa Taahhüdü'nü yayımladı Haber

DSÖ 'Bursa Taahhüdü'nü yayımladı

DSÖ Avrupa Sağlıklı Şehirler Ağı’nın Yıllık İş Toplantısı ve Teknik Konferansı, Haziran 2025’te Bursa Büyükşehir Belediyesi’nin ev sahipliğinde ‘Dirençli Sağlıklı Şehirler: Herkes İçin Sürdürülebilir Kentsel Gelecekler Yaratmak’ temasıyla gerçekleştirilmişti. 8. faza (2026-2030) geçiş stratejileri de belirlendiği konferansın Politik Kurul Toplantısı’ndaki en önemli çıktılarından birisi de ‘Bursa Taahhüdü’ olmuştu. YEREL YÖNETİMLERE ÖRNEK OLACAK Bursa Taahhüdü, Dünya Sağlık Örgütü’nün resmi internet sitesinde yayımlanarak küresel kamuoyuyla paylaşıldı. Böylece sağlıklı şehirler vizyonu doğrultusunda yerel yönetimlere yönelik önemli bir referans belgesi niteliği kazandı. Bursa Büyükşehir Belediye Başkanı Mustafa Bozbey, Bursa’nın ev sahipliğinde gerçekleştirilen Avrupa Sağlıklı Şehirler Ağı Toplantısı’nda ilan edilen Bursa Taahhüdü’nün sadece kentin değil, tüm dünya şehirlerinin geleceğine dair ortak değerlerin güncellenmiş bir ifadesi olduğunu söyledi. Taahhüdün eşitlikten, sağlıktan, adaletten, barıştan ve doğaya saygıdan yana bir iradeyi temsil ettiğini belirten Başkan Bozbey, “Bizler, şehirlerimizi yalnızca ekonomik büyüme ile değil; sağlık, fırsat eşitliği, sosyal adalet ve insan onurunu gözeterek yönetmek istiyoruz. Bursa Taahhüdü ile gelecek nesillerin sağlığı ve refahını güvence altına almayı, şehirlerimizin sürdürülebilir, dirençli ve kapsayıcı olmasını sağlamayı amaçlıyoruz” dedi. Bu adımın, yerel yönetimlerin uluslararası düzeyde iş birliği ve bilgi paylaşımı yaparak, daha sağlıklı ve dirençli şehirler inşa edebileceğinin de güçlü bir göstergesi olduğunu dile getiren Başkan Bozbey, “Bursa Taahhüdü’nün temelinde insan, mekan, katılım, refah, barış, gezegen ve hazırlık gibi 7 güçlü ilke yer alıyor. Bu ilkeler sadece bir strateji değildir. Aynı zamanda vicdanla yazılmış bir yol haritasıdır” diye konuştu. Bursa Taahhüdüne https://www.bursa.bel.tr/yayinlar_pdf_viewer?id=3055 linkinden ulaşabilirsiniz.

Bursa Nilüfer’e Letonya Büyükelçisi’nden ziyaret Haber

Bursa Nilüfer’e Letonya Büyükelçisi’nden ziyaret

​Nilüfer Belediye Başkanı Şadi Özdemir; Letonya Cumhuriyeti Büyükelçisi Bahtijors Hasans, Letonya Bursa Fahri Konsolosu ve iş insanı Yavuz İskenderoğlu ile beraberindeki heyeti Halk Evi’nde konuk etti. Ziyarette Nilüfer Belediye Başkan Yardımcıları Okan Şahin ve Bukle Erman da hazır bulundu. ​Ziyaretten duyduğu memnuniyeti dile getiren Başkan Şadi Özdemir, Letonya ile ilişkilerin köklü bir geçmişe dayandığını belirtti. Nilüfer ile Letonya’nın Kekava kentinin 15 yıldır kardeş kent olduğunu hatırlatan Başkan Şadi Özdemir, bu dostluğun spor şenlikleri etkinlikleriyle pekiştiğini kaydetti. Nilüfer’in, Türkiye’nin en gelişmiş ilçelerinden biri olduğuna dikkat çeken Başkan Şadi Özdemir, “Türkiye’nin sosyoekonomik gelişmişlik sıralamasında 5. sırada yer alıyoruz. Bünyemizde 6 organize sanayi bölgesi ve 5 bin işletmelik küçük sanayi sitesi barındırıyoruz. Kültür, sanat, spor ve tarım olanaklarıyla Nilüfer, herkesin yaşamak istediği bir çekim merkezi. Sloganımızda da belirttiğimiz gibi; herkesin sesinin yansıdığı bir Nilüfer yaratmayı hedefliyoruz” dedi. ​YÖNETİMDE KADIN İMZASI Nilüfer’in aynı zamanda bir kadın kenti olduğunu vurgulayan Başkan Şadi Özdemir, kadınların iş ve sosyal yaşamda kendilerini güvende hissettiklerini belirtti. Belediye yönetiminde de kadın ağırlığının hissedildiğini ifade eden Başkan Şadi Özdemir, “Başkan yardımcılarımız ve müdürlerimizde kadın sayısının fazla olması, kadın şehrine yakışır bir yönetim anlayışıdır” dedi. Letonya Büyükelçisi Bahtijors Hasans ise Nilüfer’deki yönetim modelini takdirle karşıladığını belirterek şunları söyledi: “Kadınların hem toplumda hem de kent yönetiminde bu kadar söz sahibi olması mutluluk verici. BM Cenevre Ofisi’ndeki görevimde de savunduğum gibi sistemin yüzde 50’sini denklemden çıkarırsanız, o sistem işlemez. Bu başarılı tabloyu kadın bakanıma da ileteceğim.” ​EĞİTİM VE GENÇLİK ODAKLI İŞ BİRLİĞİ Büyükelçi Hasans, Letonya’nın lojistik avantajlarına ve düşük suç oranına da değindi. İş birliğinde genç nesillerin potansiyelini de vurgulayan Hasans, “Letonya’ya gitmek isteyen gençlerde bir rekor görüyoruz ve bu etkileşimi Türkiye’de geliştirmek istiyoruz” dedi. Ziyaret, karşılıklı hediye takdiminin ardından sona erdi.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.