SON DAKİKA
Hava Durumu

#İnsani Yardım

Bursa Digital, Bursa Haber, Bursa Son Dakika - İnsani Yardım haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, İnsani Yardım haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Afrika’da Kurban Bayramı dayanışması Haber

Afrika’da Kurban Bayramı dayanışması

Help Yetim İnsani Yardım Organizasyonu tarafından yürütülen Kurban Bayramı organizasyonu kapsamında, Türkiye ve Almanya'dan bölgeye giden gönüllüler ihtiyaç sahibi aileler, yetimhaneler ve medreselerde eğitim gören çocuklarla bir araya geldi. Dayanışma ve kardeşlik duygularının ön plana çıktığı Kurban Bayramı çalışmaları kapsamında, hayırseverlerin emanetleri binlerce kilometre ötede ihtiyaç sahiplerine ulaştırılarak gönül köprüleri kuruldu. Bayram sabahının ilk ışıklarıyla birlikte camilere akın eden vatandaşlar, kılınan bayram namazının ardından dualarla Kurban Bayramı’nı karşıladı. İnsani yardım faaliyetleri kapsamında Tanzanya Aruşa kırsal bölgesine gelen gönüllüler hayırseverlerin emanet ettiği kurban hisselerini ihtiyaç sahiplerine ulaştırmak için yoğun bir çalışma yürüttü. Avrupa ve Türkiye’deki bağışçılar tarafından Help Yetim İnsani Yardım Derneği aracılığıyla gönderilen kurban hisseleri, İslami usullere uygun şekilde tek tek kesilerek ihtiyaç sahibi ailelere dağıtıldı. Yapılan yardımlarla birçok sofrada bayram bereketi yaşanırken, yüzlerde tebessüm oluştu. Kurban organizasyonunun yanı sıra çocukların bayram sevincini artırmak amacıyla bayram şekeri, lokum ve çeşitli ikramlar da dağıtıldı. Gönüllüler, çocuklarla yakından ilgilenerek onların mutluluğuna ortak oldu. Renkli görüntülerin oluştuğu programlarda çocukların neşesi bayramın en anlamlı karelerini oluşturdu. Help Yetim İnsani Yardım Organizasyonu Başkanı Cahit Ataş, Afrika'nın yanısıra Gazze, Yemen, Afganistan gibi ülkelerde de yardım ve kurban çalışmalarının olduğunu söyledi. Ataş yalnızca kurban organizasyonlarıyla değil; giyim yardımı, yetim destek çalışmaları ve çeşitli insani yardım faaliyetleriyle de bölgedeki Müslümanların bayram sevincine ortak olduklarını ifade etti. Bölgede yaşayan Müslümanlar ise kendilerine ulaştırılan yardımlardan dolayı Türkiye halkına teşekkür ederek, yapılan desteklerin bayram sevincini daha da büyüttüğünü ifade etti. Özellikle çocuklar ve ihtiyaç sahibi aileler, kendilerini unutmayan hayırseverlere dualar etti.

Trump "Küba'yı özgürleştireceklerini" savundu Haber

Trump "Küba'yı özgürleştireceklerini" savundu

ABD Başkanı Trump, Connecticut eyaletinde katıldığı bir mezuniyet töreninden Washington'a dönüşünde havalimanında basın mensuplarının Küba ile ilgili sorularını yanıtladı. Küba'da ekonomik ve siyasi durumun "çok kötü" olduğunu savunan Trump, Küba halkının kendilerinden yardım istediğini ifade ederek, "Onlara yardım edeceğiz." dedi. Küba'da gıda ve elektrik sıkıntısı olduğunu anlatan Trump, Küba halkının ise "harika insanlar" olduğunu söyledi. ABD Başkanı, Küba konusunda uzmanlıklarının olduğunu ve halkın 65 yıldır bugünü beklediğini dile getirerek, "Küba'yı özgürleştireceğiz." yorumunu yaptı. Küba'ya yönelik ambargonun ne zaman kaldırılacağına ilişkin soru üzerine Trump, somut bir tarih vermekten kaçındı, ancak yakında bu konuyla ilgili açıklama yapacaklarını dile getirdi. Trump, ABD'nin Küba'da tansiyonu artırıp artırmayacağı konusunda ise "Tansiyon yükselmeyecek, buna gerek yok. Bakın, ülke parçalanıyor. Orası tam bir felaket, (yönetim) kontrolü kaybetmiş durumdalar, Küba'nın kontrolünü gerçekten kaybettiler." değerlendirmesini yaptı. Trump'ın Küba ile ilgili değerlendirmeleri, ABD Adalet Bakanı Vekili Todd Blanche'nin, eski Küba Devlet Başkanı Raul Castro ve diğer yetkilileri "ABD vatandaşlarını öldürmek amacıyla komplo kurmak"la suçlayan iddianameyi açıklamasından kısa süre sonra geldi. Küba'nın eski lideri Castro hakkındaki iddianameyi açıklayan Blanche, "Bugün, Raul Castro ve diğer bazı kişileri 4 ABD vatandaşını öldürmek amacıyla komplo kurmakla suçlayan bir iddianameyi duyuruyoruz." ifadelerini kullanmıştı. Blanche, Fidel Castro'nun kardeşi olan 94 yaşındaki Castro ve isimlerini belirtmediği bazı diğer kişilerin, Küba'nın 1996'da insani yardım grubu "Brothers to the Rescue'ya (Kurtarma Kardeşleri) ait uçakları düşürme ve başka suçlarla" itham edildiklerini açıklamıştı. ABD basınına göre, 2021'de Küba Komünist Partisi liderliğinden resmen istifa eden Raul Castro, hala ülkenin en güçlü figürlerinden biri olarak kabul ediliyor. ABD, Küba ile gerilim devam ederken USS Nimitz uçak gemisini Karayipler'e konuşlandırdı ABD ile Küba arasındaki gerilim sürerken Washington yönetimi, "USS Nimitz (CVN 68)" uçak gemisini Karayipler'e konuşlandırdığını duyurdu. ABD Güney Saha Komutanlığının (SOUTHCOM) ABD merkezli X şirketinin sosyal medya platformu hesabından konuyla ilgili açıklamada bulunuldu. Açıklamada, ABD'nin 17. Uçak Gemisi Hava Kanadı (CVW-17) biriminin bulunduğu USS Nimitz uçak gemisini, USS Gridley (DDG 101) ve USNS Patuxent (T-AO 201) savaş gemileriyle Karayipler'e konuşlandırdığı bildirildi. USS Nimitz'in, Tayvan Boğazı'ndan Arap Körfezi'ne kadar dünyanın dört bir yanında görevlerde bulunarak "savaş yeteneğini kanıtladığı" belirtilen açıklamada, bu durumun "hazırlık ve varlığın" en iyi örneği olduğu savunuldu. ABD Donanmasından martta yapılan açıklamada, dünyanın en büyük savaş gemileri arasında yer alan "USS Nimitz"in görev süresini yaklaşık 1 yıl daha uzatma kararı alındığı duyurulmuş ancak bu süreçte yeni görev yerine dair detay paylaşılmamıştı. ABD ile Küba arasındaki kriz ABD Başkanı Donald Trump, 30 Ocak'ta Küba'ya petrol satan veya sağlayan ülkelerden gelen tüm mallara gümrük vergisi uygulanmasını öngören başkanlık kararnamesini imzalamıştı. Beyaz Saray, bu kararın, Küba'nın "zararlı eylem ve politikalarına" karşı ABD'nin ulusal güvenlik ve dış politika çıkarlarını korumayı amaçladığını savunmuştu. Küba ile ilgili açıklamalarında, İran'dan sonra bu ülkeye yönelerek Havana yönetimiyle görüşeceklerini ifade eden Trump, Küba'nın "çökmüş bir devlet" olduğunu ve ancak ABD'nin bu ülkedeki siyasi ve ekonomik sorunları çözebileceğini savunuyor. Küba Devlet Başkanı Miguel Diaz-Canel ise ABD'nin ülkesine askeri olarak müdahalede bulunmak için "bahane" aradığını belirterek, böyle bir durumda bölgenin "kan gölüne döneceği" uyarısı yapıyor.

Birleşmiş Milletler: İsrail'in Küresel Sumud Filosu'na saldırısına ilişkin durumdan endişeliyiz Haber

Birleşmiş Milletler: İsrail'in Küresel Sumud Filosu'na saldırısına ilişkin durumdan endişeliyiz

BM Genel Sekreter Sözcüsü Dujarric, günlük basın toplantısında soruları cevapladı. İsrail’in Küresel Sumud Filosu’na yönelik saldırısı hakkındaki bir soruya Dujarric, “Durumdan endişeliyiz, gemideki herkesin güvenliği konusunda çok endişeliyiz, korunmaları ve güvende tutulmaları gerekiyor, açık denizlerde uluslararası hukuka saygı gösterilmelidir.” yanıtını verdi. Dujarric, İsrail’in saldırı ile uluslararası hukuku ihlal edip etmediği yönündeki bir soruya da, “Bu (saldırının) nasıl yapıldığına dair tüm ayrıntılara sahip değiliz, ancak bu uluslararası hukuka tam olarak saygı gösterilerek yapılan bir şeye benzemiyor.” ifadelerini kullandı. Öte yandan Gazze’ye insani yardımların en iyi resmi kanallar yoluyla ulaştırılabileceğini savunan Dujarric, “Ve bunun da daha büyük miktarlarda gerçekleşmesi için İsrail'in, ihtiyacımız olan yardımı getirmemize izin vermeyen bir dizi engeli ve bariyeri kaldırması gerekiyor.” dedi. ⁠İsrail ordusunun Küresel Sumud Filosu'na saldırıları İsrail'in Gazze Şeridi'ne yönelik ablukasını kırmayı ve yaşamsal insani yardım ulaştırmayı amaçlayan Küresel Sumud Filosu 2026 Bahar Misyonu, 29 Nisan gecesi Girit Adası açıklarında Yunan kara sularından birkaç deniz mili açıkta İsrail ordusunun hukuk dışı müdahalesine maruz kalmıştı. Gazze'ye 600 deniz mili uzaklıkta, uluslararası sulardaki saldırısında İsrail ordusu 177 aktivisti alıkoyup kötü muamelede bulunmuştu. İsrail ordusu, 39 ülkeden 426 aktivistin yer aldığı Filoya, 18 Mayıs'ta Gazze'ye doğru uluslararası sularda seyir halindeyken yeni bir saldırı düzenledi ve çok sayıda aktivisti hukuka aykırı şekilde alıkoydu. İsrail ordusu, Ağustos 2025'te de 44'ten fazla ülkeden 500 aktivisti taşıyan 40'tan fazla tekneyle Gazze'ye yönelen Küresel Sumud Filosu'na benzer bir saldırıda bulunmuştu.

ABD açıkladı:  İsrail-Lübnan 3. tur görüşmeleri 14-15 Mayıs'ta düzenlenecek Haber

ABD açıkladı: İsrail-Lübnan 3. tur görüşmeleri 14-15 Mayıs'ta düzenlenecek

Bakanlık Sözcüsü Tommy Pigott, İsrail-Lübnan görüşmelerine ilişkin yazılı açıklama yaptı. Pigott, "Amerika Birleşik Devletleri, 14 ve 15 Mayıs tarihlerinde, İsrail ve Lübnan hükümetleri arasında iki gün sürecek yoğun görüşmelere ev sahipliği yapacak." ifadesini kullandı. İki ülkenin endişelerinin somut bir şekilde ele alınacağına ve Lübnan'daki Hizbullah etkisinin sona erdirilmesine yönelik sürecin görüşüleceğine işaret eden Pigott, "Görüşmeler, kalıcı barış ve güvenlik düzenlemeleri, Lübnan topraklarında Lübnan egemenliğinin tam olarak yeniden tesis edilmesi, sınırların belirlenmesi ve Lübnan'da insani yardım ve yeniden inşa için somut yolların oluşturulması için bir çerçeve oluşturacaktır." değerlendirmesinde bulundu. Pigott, ABD'nin her iki ülkeyle yakın temas halinde olmaya devam edeceğinin altı çizdi. İsrail ile Lübnan arasında başlayan görüşmeler İsrail ve Lübnan'ın Washington'daki büyükelçileri, 14 ve 23 Nisan'da ABD arabuluculuğunda müzakerelere hazırlık kapsamında bir araya gelmişti. ABD Dışişleri Bakanlığında düzenlenen ilk toplantı, "1993 yılından bu yana en üst düzey doğrudan görüşme" olarak kayıtlara geçmişti. Görüşmelere, ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio ile Lübnan ve İsrail'in Washington büyükelçileri katılmıştı. ABD Başkanı Donald Trump, 24 Nisan'da yaptığı açıklamada, yakın gelecekte İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu ve Lübnan Cumhurbaşkanı Joseph Avn'ı Beyaz Saray'da ağırlamayı sabırsızlıkla beklediğini ifade etmişti. Öte yandan Lübnan'da İsrail ile doğrudan müzakere başlığı, iç siyasette ve kamuoyunda en tartışmalı konuların başında geliyor. Cumhurbaşkanı Avn ve Başbakan Nevvaf Selam, müzakereleri "kanın durdurulması ve kalıcı çözüm" için zorunlu ve tek seçenek olarak değerlendirirken, Hizbullah ve ona yakın çevreler ise doğrudan temasları "teslimiyet" şeklinde nitelendirerek sürece karşı çıkıyor.

İsrail saldırısında Lübnanlı kadın gazeteci öldürüldü. Haber

İsrail saldırısında Lübnanlı kadın gazeteci öldürüldü.

Bu trajik olay, İsrail ile Hizbullah militan grubu arasındaki düşmanlıkları durdurmayı amaçlayan ve 16 Nisan'da başlayan 10 günlük ateşkesin henüz yürürlükte olduğu bir dönemde meydana geldi. Halil'in çalıştığı Al-Akhbar gazetesine göre, gazeteci 22 Nisan'da öldürülen beş kişiden biriydi ve bu olay, ateşkesin ilan edilmesinden bu yana en kanlı gün olarak kaydedildi. 43 yaşındaki Halil ve serbest fotoğrafçı Zeinab Faraj, El-Tayri kasabası yakınlarındaki olayları haberleştirmek için çalışırken, İsrail hava saldırısı tam önlerindeki araçlarına isabet etti. Yakındaki bir eve sığınmaya çalışırken, o bina da hemen başka bir İsrail hava saldırısının hedefi oldu. Lübnan kurtarma ekipleri, talihsiz kadın gazeteci Faraj'ın cesedini buldu. Fotoğraf: ozarab Lübnanlı kurtarma ekipleri, başından yaralanan Faraj'ı acil tedavi için dışarı çıkarmayı başardı. Ancak ona yardım etmek için geri döndüklerinde, İsrail askerleri hasarlı binaya girmelerini engellemek için ses bombası attı. Lübnan Sağlık Bakanlığı, İsrail ordusunu ambulansa gerçek mermi ve ses bombası atarak insani yardım misyonunu engellemekle suçladı. İlk saldırıdan yaklaşık dört saat sonra kurtarma ekipleri olay yerine geri döndü ve enkazda üç saat daha arama yaptıktan sonra kadın gazetecinin cesedini buldular. Lübnan Başbakanı Nawaf Salam, sosyal medyada yaptığı açıklamada, "Gazetecileri hedef almak ve yardım çalışmalarını engellemek bir savaş suçudur" diyerek bu eylemi şiddetle kınadı. İsrail ordusu ise ilk açıklamalarında kurtarma ekiplerinin bölgeye erişimini engellediklerini reddetti. İsrail, Hizbullah tarafından kullanılan bir askeri yapıdan ayrılan ve "cephe hattını" geçen iki araç tespit ettiklerini açıkladı. "Cephe hattı", İsrail ordusunun işgal ettiği güney Lübnan bölgesinin sınırını ifade etmek için kullandığı bir terim. İsrail'in 2 Mart'ta Hizbullah'ın eylemlerine karşılık olarak başlattığı saldırıdan bu yana, Lübnan yetkilileri ülkede 2.400'den fazla kişinin öldüğünü söylüyor. Bu, gazetecilerin çatışmada kurban olduğu ilk olay değil; Mart ayında İsrail'in düzenlediği bir başka hava saldırısında Güney Lübnan'da üç gazeteci öldürülmüştü.

Hakan Fidan: İsrail kendi güvenliğinin değil, daha fazla toprağın peşinde Haber

Hakan Fidan: İsrail kendi güvenliğinin değil, daha fazla toprağın peşinde

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın himayesinde, Türkiye Cumhuriyeti Dışişleri Bakanlığı’nın ev sahipliğinde bu yıl beşinci kez düzenlenen Antalya Diplomasi Forumu’nun (ADF2026) teması, "Yarını Tasarlarken Belirsizliklerle Başetmek" olarak belirlendi. 17-19 Nisan tarihleri arasında Antalya’nın Serik ilçesine bağlı Belek turizm bölgesindeki NEST Kongre Merkezi’nde düzenlenen forumun ikinci gününde, ADF Sohbetleri kapsamında Dışişleri Bakanı Hakan Fidan değerlendirmelerde bulundu. Fidan, Antalya Diplomasi Forumu’nun her geçen yıl daha da önem kazandığını belirterek, forumun özellikle bölgesel meselelerin ele alınması bakımından ayrı bir zemin sunduğunu söyledi. "Antalya Diplomasi Forumu bölgemiz için eşsiz bir fırsat" Antalya Diplomasi Forumu’nun dünya siyasetinde daha etkili bir yer edinmeye başladığını kaydeden Fidan, "Antalya Diplomasi Forumu her geçen yıl çok verimli bir yönde gelişiyor; katılımcı sayısı da, ele alınan konu başlıklarının sayısı da artıyor ve dünya siyasetinde çok daha etkili bir yer edinmeye başlıyor. Aslında Antalya Diplomasi Forumu ile yapmaya çalıştığımız şey, bu platformu özellikle bölgesel meselelerimiz açısından öne çıkarmaktır" ifadelerini kullandı. Dünyadaki benzer platformlarda çoğunlukla küresel ve Batı merkezli sorunların ele alındığını belirten Fidan, "Bölgesel meseleler, özellikle bizim bölgemizle çok yakından ilgili konular, belki Ukrayna meselesi dışında, derinlemesine tartışılmıyor. Ama bunun dışında, örneğin Orta Doğu, Kuzey Afrika, hatta Balkanlar ve Akdeniz’e ilişkin meselelerde çok fazla platform görmüyoruz. Bu bakımdan Antalya Diplomasi Forumu’nun bölgemiz için bölgesel tartışmalar yürütme, bölgesel çözümler ve fikirler ortaya koyma açısından eşsiz bir fırsat sunduğunu düşünüyorum" dedi. "Diplomasiye her zamankinden daha fazla ihtiyaç var" Uluslararası sistemde çok taraflılığın ve kurallara dayalı yapının zayıfladığını belirten Fidan, mevcut dönemde diplomasinin daha da hayati hale geldiğini söyledi. Fidan, "Diplomasinin her zamankinden daha ilgili ve her zamankinden daha gerekli olduğu bir dönemdeyiz. Çünkü çok taraflılığın ve uluslararası düzenin çöktüğünü gördüğümüz bir çağda, çok daha fazla diyaloğa ihtiyaç duyuyoruz" diye konuştu. Yerleşik bir sistemin işlediği dönemlerde devletlerin daha az temas ihtiyacı hissettiğini, ancak sistemin zayıfladığı anlarda koordinasyonun zorunlu hale geldiğini belirten Fidan, "Uluslararası sistemin çökmekte olduğunu ve hukuksuzluğun ortaya çıktığını gördüğünüzde, daha fazla koordinasyona başlamanız gerekir. Diğer taraflarla daha fazla iletişim kurmanız gerekir; aksi halde ezilirsiniz ve kendinizi bir kazanın içinde bulabilirsiniz" dedi. Soğuk Savaş sonrasındaki dönemin 1990’lardan itibaren değişmeye başladığını, 2010-2011 sonrasının ise "serbest düşüş" dönemi olduğunu söyleyen Fidan, insanlığın artık yıkım ve savaş yaşandıktan sonra öğrenen bir döngüden çıkması gerektiğini vurguladı. "Bölgemizde güç siyaseti uzun zamandır oyunun kurallarına hâkim" Fidan, Orta Doğu başta olmak üzere Türkiye’nin çevresindeki bölgelerde uzun süredir güç siyasetinin belirleyici olduğunu belirterek, bunun ciddi yıkım ve istikrarsızlık ürettiğini ifade etti. Fidan, savaşların sadece bölgeyi değil, kısa sürede diğer ülkeleri de olumsuz etkilediğini kaydederek, "Ne yazık ki bizim bölgemizde güç siyaseti uzun zamandır oyunun kurallarına hâkim durumda. Bu yüzden bir tür düzen getirmemiz gerekiyor. Çünkü sorunları çözmenin eski yöntemi, çoğu zaman savaşı içeriyor ve bu da bize yardımcı olmuyor" şeklinde konuştu. Bölgede kalıcı istikrarın temel şartının egemenliğe, toprak bütünlüğüne ve güvenliğe saygıdan geçtiğini söyleyen Fidan, "Bakın, her ulusun kendi sınırı var. Dolayısıyla hiçbir ülke başka bir ülkenin toprağının peşinde değil; İsrail hariç. İsrail yayılmacı politikaların peşinde. Ama İsrail dışında, bölgedeki ülkelerin kendi sınırları, kendi bayrakları ve kendi devletleri var. O halde, bölgede diğer ulus devletlerin toprak bütünlüğüne, egemenliğine, emniyetine ve güvenliğine saygı duyduğumuz sürece, bu çok temel bir başlangıç noktasıdır. Bence sorunların yüzde 80’inden fazlasını çözeriz" ifadelerini kullandı. "Biz savaş değil, diplomasi ve diyalog yürütüyoruz" Türkiye’nin bölgesel krizlerdeki yaklaşımını da anlatan Fidan, diplomasinin çatışmalarda tüm taraflarla temas kurmayı zorunlu kıldığını vurguladı. Fidan, "Biz savaş değil, diplomasi ve diyalog yürütüyoruz. Savaşta taraf tutmanız gerekir; ama diplomaside çatışmaya dâhil olan her tarafla, bütün taraflarla temas kurmanız gerekir. Bizim için başlangıç noktası budur" dedi. Bölgede dış politika önceliklerinin savaşların önlenmesi ve süren çatışmaların sonlandırılması olduğunu belirten Fidan, "Bölgede dış politika önceliğimiz ise savaşların patlak vermemesini sağlamak, eğer süren bir çatışma varsa bunun durdurulması ya da sona erdirilmesidir. Bölgemizde ticaretin, kalkınmanın, emniyetin, güvenliğin ve istikrarın mümkün olmasının tek yolu budur" diye konuştu. Türkiye’nin Ukrayna’dan Gazze’ye, İran’dan Afrika’daki bazı çatışmalara kadar çok sayıda kriz alanında yoğun çaba yürüttüğünü söyleyen Fidan, "İşte bu nedenle bölgemizde hâlihazırda süren yangınları söndürmek için çok yoğun çalışıyoruz; Ukrayna’dan Gazze’ye, İran’dan Afrika’daki bazı çatışmalara kadar, gerekirse zaman zaman Balkanlar’da da devreye giriyoruz" dedi. "İran’daki savaş, Rusya-Ukrayna görüşmelerini bir kenara itti" Ukrayna-Rusya savaşına ilişkin de değerlendirmelerde bulunan Fidan, sürecin inişli çıkışlı seyrettiğini ancak tarafların ve arabulucuların görüşmeleri sürdürme iradesini koruduğunu söyledi. Fidan, "Ne yazık ki Ukrayna-Rusya savaşı inişli çıkışlı bir seyir izliyor. Ancak olumlu olan taraf şu ki, her iki tarafın ve arabulucuların en azından süreci sürdürme konusunda hâlâ istekli olduğunu görüyoruz. Bu hepimiz için büyük bir artı" ifadelerini kullandı. Türkiye’nin tarafları ateşkes ve kalıcı çözüme yönlendirmeye çalıştığını belirten Fidan, Ukrayna’daki savaşın büyük bir yıkım ve istikrarsızlık ürettiğini söyledi. Fidan, "Şu anda Ukrayna görüşmeleri bakımından karşı karşıya olduğumuz tek olumsuzluk, İran’daki savaştır. Bu durum, Rusya-Ukrayna görüşmelerini bir kenara itmiş durumda. İnşallah, İran’la ilgili ateşkes ya da barış anlaşması sağlanır sağlanmaz, dikkatimizi derhal yeniden Ukrayna görüşmelerine çevireceğiz. Bu çok önemli. O meseleye olan odağımızın kaymasına izin veremeyiz" dedi. Söz konusu savaşın yalnızca iki ülkeyi değil, bölgesel ve küresel dengeleri de etkilediğini vurgulayan Fidan, tırmanma riskine de dikkat çekti. "İsrail kendi güvenliğinin değil, daha fazla toprağın peşinde" İsrail’in uzun süredir kendi güvenliğini gerekçe göstererek uluslararası kamuoyunda bir algı oluşturduğunu belirten Fidan, son yıllarda bunun arkasında daha fazla toprak hedefinin bulunduğunun netleştiğini söyledi. Fidan, "İsrail, uluslararası alanda, kendi güvenliğinin peşinde olduğu yönünde bir yanılsama oluşturdu. Ancak özellikle son yıllarda çok daha net hale geldi ki, bu kavramın altında İsrail’in peşinde olduğu şey daha fazla topraktır. Gerçekte olan budur. İsrail kendi güvenliğinin peşinde değil; daha fazla toprağın peşinde. Güvenlik, Netanyahu hükümeti tarafından daha fazla toprağı işgal etmek için bir gerekçe olarak kullanılıyor" diye konuştu. Bu sürecin Filistin topraklarından başladığını, Gazze, Batı Şeria ve Doğu Kudüs’ten Lübnan ve Suriye’ye uzanan bir yayılmacılık politikası izlendiğini belirten Fidan, "Bu, bölgede süregelen bir işgal ve yayılmacılık politikasıdır. Bence bunun durması gerekiyor" dedi. İsrail’in ancak diğer ülkelerin güvenlik, egemenlik ve özgürlüklerine saygı göstermesi halinde bölgede kalıcı barış içinde yaşayabileceğini vurgulayan Fidan, "İsraillilerin daha fazla toprak elde etmeye dönük yayılmacı politikaları, bölgesel ölçekte çok büyük bir sorun oluşturuyor" ifadelerini kullandı. "Avrupa Birliği, İsrail’i sınırlamak için daha fazlasını yapmalı" İsrail’e verilen Batı desteğinin meseleyi daha da karmaşık hale getirdiğini belirten Fidan, özellikle Avrupa Birliği’nin son dönemde bazı adımlar atsa da bunun yeterli olmadığını söyledi. Fidan, "Avrupa’nın, Avrupa Birliği olarak ve kurumsal bir yapı olarak bir araya gelmesi, kendi gücünü gerçekten İsrail’in bölgesel ve küresel güvenliği istikrarsızlaştıran eylemlerini sınırlamak için kullanması gerekiyor. Şu anda Avrupa Birliği’nden görmediğimiz şey tam olarak budur" dedi. Batı Şeria’daki bazı aşırı yerleşimcilerin yaptırım listesine alınmasını hatırlatan Fidan, buna rağmen İsrail’in işgal, saldırı ve insani hukuk ihlalleri karşısında daha güçlü adımlar gerektiğini söyledi. Fidan, "İsrail’in bölgede nasıl davranması gerektiğini gerçekten sağlamak için daha fazlasını yapmaları gerekiyor. Soykırım işlemeyi durdurmalı. Yerleri işgal etmeyi durdurmalı. Batı Şeria ve Gazze’de olduğu gibi başkasına ait toprakları çalmayı durdurmalı" ifadelerine yer verdi. "Gazze Planı’nın ilk aşamasındaki insani yükümlülükler yerine getirilmedi" Gazze’deki son duruma ilişkin de değerlendirmelerde bulunan Fidan, geçen yıldan itibaren Türkiye’nin de aralarında bulunduğu bazı ülkelerin ABD ile birlikte Gazze Barış Planı’na öncülük ettiğini söyledi. Planın savaşın durdurulmasında etkili olduğunu belirten Fidan, "Geçen yıldan itibaren, aralarında Türkiye’nin de bulunduğu bir dizi ülke, Amerika Birleşik Devletleri ile birlikte hareket ederek Gazze Barış Planı’na öncülük etti. Bu da Gazze’de savaşı durdurmayı mümkün kıldı. Özellikle o zamana kadar aktif bir soykırım söz konusuydu. Şimdi İsrailliler Gazze halkını hâlâ kasıtlı olarak öldürüyor, ancak en azından kitlesel öldürme düzeyi durdu" dedi. Planın aşamalardan oluştuğunu kaydeden Fidan, şu anda Kahire’de devam eden görüşmelerde birinci aşamanın performansının değerlendirildiğini ve ikinci aşamaya geçiş zemininin ele alındığını ifade etti. Fidan, "Her iki taraf da farklı şeyler ileri sürüyor. Ancak genel olarak şunu söyleyebilirim: Özellikle anlaşmanın insani boyutu söz konusu olduğunda, İsrail’in birinci aşamayla ilgili yükümlülüklerini fiilen yerine getirdiğini görmedik" diye konuştu. İlk aşamanın gerekleri arasında daha fazla insani yardım, tıbbi destek, barınak girişine izin verilmesi ve Filistin teknik komitesinin Gazze’de çalışmaya başlamasının yer aldığını söyleyen Fidan, "Daha fazla insani yardıma, daha fazla tıbbi yardıma ihtiyacımız var. Barınakların içeri sokulmasına izin verilmesi gerekiyor. Filistin teknik komitesinin Gazze’de kendi çalışmalarına başladığını görmemiz gerekiyor; ancak henüz başlamış değiller. Gazze’ye girişlerine izin verilmiyor. Bunlar birinci aşamanın gerekleridir" dedi. Fidan, bu yükümlülüklerin yerine getirilmesinin ardından ikinci aşamaya geçilerek daha somut sonuçların görülebileceğini belirterek, "Ama şu anda insani durum, birinci aşama şartlarının gerektirdiği şekilde tam anlamıyla ele alınmıyor. Şu an bulunduğumuz nokta budur. Ve umarım Kahire’de devam eden görüşmeler, inşallah, olumlu bir sonuç verecektir" şeklinde konuştu.

Küba Devlet Başkanı Miguel Diaz-Canel,  ABD'yi uyardı. Haber

Küba Devlet Başkanı Miguel Diaz-Canel, ABD'yi uyardı.

Küba Devlet Başkanı Diaz-Canel, ABD Başkanı Donald Trump'ın "Küba'yı bir şekilde ele geçirme" planlarına ilişkin son açıklamalarına karşılık olarak, bu sözleri saldırgan ve tarihe saygısızlık olarak nitelendirdi. Küba'nın barışsever bir millet olduğunu ancak asla tehdit altında kalmasına veya saldırgan planlar karşısında pasifleşmesine izin vermeyeceğini vurguladı. Ayrıca, 60 yıldan fazla süren abluka karşısında Küba halkının gösterdiği direnci övdü. Ayrıca, iki ülke arasındaki umut vadeden tıbbi işbirliği örneklerini de açıkladı; bunlar arasında saygın bir Amerikan tesisinde Küba akciğer kanseri aşısının klinik denemelerinin yapılması veya Amerikalı Alzheimer hastalarının Küba ilaçlarıyla tedavi edilmesi yer alıyor. Giderek kötüleşen enerji durumuyla ilgili olarak, Rusya'dan insani yardım amacıyla gelen petrol tankerlerinin önemli olduğunu ancak ülkenin aylık ihtiyacının yalnızca üçte birini karşıladığını kabul etti. ABD'nin uyguladığı yıkıcı enerji ablukasının ortasında Küba, yerli ham petrol üretimini artırarak, ağır petrolü rafine etmek için bilimsel ve teknolojik gelişmeleri uygulayarak ve yenilenebilir enerjiye geçişi hızlandırarak enerji kaynaklarını çeşitlendirmeye çalışıyor. Küba lideri, ABD yönetimiyle bir anlaşmaya varılması olasılığına ilişkin olarak, diyaloğun mümkün ancak son derece zor olduğunu belirtti. Küba'nın her zaman saygı, eşitlik ve birbirlerinin iç işlerine karışmama temelinde medeni komşuluk ilişkileri kurmaya hazır olduğunu vurguladı.

Sudan 'da açlık krizi tırmanıyor Haber

Sudan 'da açlık krizi tırmanıyor

CARE International, Action Against Hunger, Uluslararası Kurtarma Komitesi, Mercy Corps ve Norveç Mülteci Konseyi tarafından 13 Nisan'da yayınlanan bir rapora göre, Sudan ordusu ile rakibi Hızlı Destek Kuvvetleri (RSF) arasındaki yaklaşık üç yıllık çatışma, ülkenin gıda sistemini harap ederek yaygın kıtlığa ve büyük ölçekli yerinden edilmelere yol açmıştır. 15 Nisan'da üçüncü yılına girmesi beklenen savaş, birçok tarlayı, yolu ve pazarı tahrip ederek tüm gıda tedarik zincirini aksatmıştı. Bu durum özellikle Kuzey Darfur ve Güney Kordofan eyaletlerinde çok daha vahim; buralarda birçok aile günde sadece bir öğün yemek yiyebiliyor, hatta tüm gün aç kalmak zorunda kalıyor veya hayatta kalmak için yaprak ve hayvan yemiyle besleniyor. Önemli bir destek kaynağı olan topluluk mutfaklarının kaynakları tükeniyor; ekonomik kriz ve iklim değişikliğinin etkileri ise durumu daha da kötüleştiriyor. Nisan 2023'te ordu ve RSF arasında patlak veren Sudan'daki çatışma, dünyanın en büyük insani krizlerinden birine yol açtı. 12 milyondan fazla insan yerinden edildi, 33 milyondan fazla insan ise insani yardıma muhtaç durumda. Birleşmiş Milletler'e göre, son üç yılda 40.000'den fazla insan hayatını kaybetti; ancak yardım kuruluşları gerçek sayının çok daha yüksek olabileceğine inanıyor. 2026 İnsani Yardım Planı, Sudan nüfusunun %61,7'sine denk gelen yaklaşık 28,9 milyon insanın ciddi gıda güvensizliğiyle karşı karşıya olduğunu gösteriyor. Uluslararası raporlar, etnik çatışmalar ve insan hakları ihlalleri de dahil olmak üzere çok sayıda şiddet olayını belgeliyor. El-Fasher ve Kadugli gibi bazı bölgelerde kıtlık doğrulandı, Um Baru ve Kernoi gibi yerlerde ise akut yetersiz beslenme göstergeleri acil durum seviyelerini aştı. Raporda, savaşın yalnızca tarımsal üretimi sekteye uğratmakla kalmadığı, aynı zamanda kıtlığı bir baskı aracı olarak kullandığı, çiftliklerin ve pazarların kasıtlı olarak yok edilmesi gibi durumlara da işaret ettiği belirtildi. Kadınlar ve kız çocukları, yiyecek ve su ararken şiddet ve tacize maruz kalma riski daha yüksek olan, en ağır şekilde etkilenen gruptur. Kadınların yönettiği hanelerin, erkeklerin yönettiği hanelere kıyasla gıda güvensizliği yaşama olasılığı üç kat daha fazladır.

Ateşkesin üzerinden altı ay geçmesine rağmen Gazze'deki durum her geçen gün zorlaşıyor Haber

Ateşkesin üzerinden altı ay geçmesine rağmen Gazze'deki durum her geçen gün zorlaşıyor

Yaklaşık 2 milyon insanın yaşadığı Filistin topraklarında, İsrail ile Hamas arasındaki yoğun çatışmalar geçici olarak azaldı. Ancak, Hamas'ın silahsızlandırılması, uzun süredir devam eden kontrolünün sona erdirilmesi, uluslararası bir istikrar gücünün konuşlandırılması ve büyük ölçekli yeniden yapılanmanın başlatılması da dahil olmak üzere anlaşmanın birçok temel maddesi henüz uygulanmadı. İnsani durum son derece vahim olmaya devam ediyor; yardımlar yalnızca İsrail'in kontrolündeki sınırlı bir güzergah üzerinden ulaşıyor. Gazze halkı çoğunlukla çadır kamplarında veya harap binalarda barınarak son derece kötü koşullarda yaşamaya devam ediyor. Filistinli mülteciler ateşkes anlaşmasının ardından evlerine döndü. Daha önce, ABD Başkanı Donald Trump liderliğindeki ABD girişimli Barış Konseyi, yalnızca Gazze sorununu değil, küresel çatışmaları da ele almak için 7 milyar dolar taahhüt etmişti. Ancak, ilk toplantısından sadece dokuz gün sonra ABD ve İsrail, İran'a bir saldırı başlattı. Konsey henüz yeniden toplanmadı ve Hamas'ın silahsızlanma önerisine ilişkin yanıtını bekliyor. Mart ayında BM Güvenlik Konseyi önünde konuşan Barış Konseyi Direktörü Nickolay Mladenov, dünyayaGazze'yi unutmamaları konusunda uyarıda bulundu. Bölgenin iki seçeneği olduğunu savundu: ya savaşa geri dönmek ya da yeni bir başlangıç ​​yapmak. Aslında, ateşkesin üzerinden altı ay geçmesine rağmen, Gazze'deki durum, çatışmaların şiddetindeki azalma dışında, büyük ölçüde değişmeden kaldı. Beş uluslararası yardım kuruluşunun 9 Nisan'da yayınladığı bir rapor, ABD tarafından önerilen 20 maddelik ateşkes planının insani açıdan başarısız olduğunu gösteriyor. Rapora göre, Mart ayının ilk iki haftasında Gazze'ye giren yardım kamyonlarının sayısı %80 azaldı, buna karşılık temel ihtiyaç maddelerinin fiyatları keskin bir şekilde arttı ve tıbbi tahliyeler neredeyse tamamen durdu. Gazze sakinleri umutsuzluklarını dile getirmeye devam ediyor. Bazıları yaygın kirlilik ve hastalıktan bahsederken, yaşamda herhangi bir iyileşme belirtisi görülmüyor. Büyük çaplı çatışmalar azalmış olsa da, birçok bölgede hala hava saldırıları ve silahlı çatışmalar yaşanıyor. Gazze sağlık yetkililerine göre, ateşkesin yürürlüğe girmesinden bu yana geçen altı ayda, 9 Nisan itibarıyla 738 kişi hayatını kaybetti. 7 Ekim 2023'te çatışmaların başlamasından bu yana öldürülen Filistinlilerin toplam sayısı ise 72.317'dir. ABD-İsrail ve İran çatışmasının başlamasından bu yana Gazze'ye yönelik uluslararası ilgi azaldı ve ateşkes anlaşmasının uygulanmasına yönelik baskı düştü. İnsani yardım kuruluşları, Gazze'deki yardımlarda ilerlemenin genellikle yalnızca ABD'den gelen güçlü diplomatik baskı yoluyla sağlanabildiğini, ancak bu baskının sürekli olarak sürdürülmediğini belirtiyor. ABD'nin yanı sıra Mısır ve Katar gibi önemli arabulucular da İran'daki savaşın sonuçlarına odaklanıyor. Bu arada, Lübnan'daki artan gerilimler, Gazze'ye uluslararası bir istikrar gücü konuşlandırma olasılığını daha da zorlaştırıyor. Endonezya da dahil olmak üzere barış gücü gönderme sözü veren birçok ülke, son günlerde Güney Lübnan'da üç askerinin öldürülmesiyle kayıplar yaşadı ve bu durum, yakın gelecekte Gazze için uluslararası güçlerin seferber edilmesi olasılığı konusunda endişeleri artırdı.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.