Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
SON DAKİKA
Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#İklim Değişikliği

Bursa Digital, Bursa Haber, Bursa Son Dakika - İklim Değişikliği haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, İklim Değişikliği haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Bakan Bayraktar: Enerji altyapısı geleceğin iklim koşullarına göre kurulmalı Haber

Bakan Bayraktar: Enerji altyapısı geleceğin iklim koşullarına göre kurulmalı

Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı ile İstanbul Finans Merkezi tarafından, “COP31 Vizyonundan İklim Eyleminin Finansmanı” temasıyla düzenlenen zirvede konuşan Bayraktar, enerji dönüşümü ile enerji güvenliğinin birbirinden ayrı düşünülemeyeceğini vurguladı. “Üç kritik hedefi aynı anda gerçekleştirmeliyiz” Bayraktar, Türkiye'nin enerji politikalarında enerji arz güvenliğinin sağlanması, ithal kaynaklara bağımlılığın azaltılması ve 2053 Net Sıfır Emisyon hedefi doğrultusunda iklim taahhütlerinin yerine getirilmesinin öncelikli başlıklar arasında bulunduğunu belirtti. Son yıllarda pandemi, tedarik zinciri sorunları, jeopolitik gerilimler, savaşlar ve küresel piyasalardaki dalgalanmaların enerji piyasalarını doğrudan etkilediğine işaret eden Bayraktar, enerji fiyatlarındaki yükselişin enerji güvenliğinin önemini yeniden ortaya koyduğunu ifade etti. Bayraktar, Türkiye açısından enerji dönüşümünün temel unsurlarından birinin elektrifikasyon olduğunu söyledi. Elektrik talebinin artması bekleniyor Ulaşım, sanayi ve binalar başta olmak üzere birçok sektörün giderek elektrikli hale geleceğini belirten Bayraktar, önümüzdeki yıllarda elektrik talebinde önemli bir artış beklendiğini dile getirdi. Artan ihtiyacın daha temiz, güvenli ve rekabetçi kaynaklarla karşılanması gerektiğini vurgulayan Bayraktar, yenilenebilir enerjinin bu dönüşümün merkezinde yer alacağını kaydetti. Türkiye'nin güneş, rüzgar, hidroelektrik ve jeotermal enerji bakımından önemli bir potansiyele sahip olduğunu belirten Bayraktar, yenilenebilir kurulu gücün artırılmasının yanı sıra değişken yenilenebilir enerji üretimini sisteme dahil edebilecek güçlü bir elektrik altyapısının da oluşturulduğunu söyledi. Enerji verimliliği için 20 milyar doların üzerinde yatırım Enerji arzını artırmanın tek başına yeterli olmadığını ifade eden Bayraktar, enerji verimliliğinin de stratejik bir enerji kaynağı olarak değerlendirilmesi gerektiğini söyledi. Mevcut Ulusal Enerji Verimliliği Eylem Planı'nın 2024-2030 döneminde 20 milyar doların üzerinde yatırım öngördüğünü belirten Bayraktar, yatırımların sanayi, binalar, ulaştırma, tarım ve enerji sektörlerini kapsadığını aktardı. 2030 sonrasına yönelik daha iddialı hedefler içeren Üçüncü Ulusal Enerji Verimliliği Eylem Planı'nın da hazırlanacağını kaydetti. Nükleer enerji vurgusu Bayraktar, yenilenebilir enerji ve enerji verimliliğinin yanı sıra nükleer enerjinin de Türkiye'nin düşük karbonlu elektrik üretiminde önemli bir yere sahip olacağını belirtti. Nükleer enerjinin güvenilir ve büyük ölçekli baz yük elektrik üretimi sağladığını ifade eden Bayraktar, mevcut nükleer programın sürdürüleceğini, küçük modüler reaktörler dahil yeni nesil teknolojilerin de yakından takip edildiğini söyledi. Elektrik tüketiminin giderek arttığı bir ekonomide nükleer enerji ile yenilenebilir kaynakların rakip değil, birbirini tamamlayan unsurlar olarak değerlendirilmesi gerektiğini vurguladı. Elektrik şebekeleri için büyük yatırımlar gerekiyor Elektrikli araçların yaygınlaşmasıyla birlikte ülke genelinde şarj altyapısına duyulan ihtiyacın artacağını belirten Bayraktar, batarya depolama sistemlerinin de elektrik şebekesinin dengelenmesinde ve yenilenebilir enerjinin sisteme entegrasyonunda kritik rol oynayacağını ifade etti. Bayraktar, yalnızca elektrik üretimine yatırım yapmanın yeterli olmadığını belirterek iletim ve dağıtım şebekelerinde büyük ölçekli yatırımlara ihtiyaç duyulduğunu söyledi. Elektrik altyapısının daha güçlü, akıllı ve esnek hale getirilmesi gerektiğini kaydeden Bayraktar, şebekelerin yenilenebilir enerji yatırımlarını, depolama sistemlerini ve elektrikli araçları destekleyebilecek kapasitede olması gerektiğini dile getirdi. Kritik mineraller için küresel yarış İletim hatları ve batarya teknolojilerinde kullanılan kritik minerallere erişimin stratejik önem taşıdığını belirten Bayraktar, dünyada bu kaynaklar için yoğun bir rekabet yaşandığını söyledi. Kritik minerallere erişimde sorun yaşayan ülkelerin yenilenebilir enerji, veri merkezleri, yapay zeka ve geleceğin sanayilerinde geride kalabileceğini ifade eden Bayraktar, madencilik projeleri ve bu alanlardaki yatırımların finansmanının önemine dikkati çekti. “Altyapı gelecek on yılların iklim gerçeklerine göre tasarlanmalı” Küresel ısınma ve iklim değişikliği nedeniyle sıcak hava dalgaları, seller, fırtınalar, kuraklıklar ve orman yangınlarının daha sık ve şiddetli yaşandığını belirten Bayraktar, bu gelişmelerin elektrik üretimi, iletimi ve dağıtımını doğrudan etkileyebildiğini söyledi. İklim finansmanının yalnızca emisyonların azaltılmasına değil, iklim değişikliğine uyum ve altyapının dayanıklılığının artırılmasına da yönelmesi gerektiğini vurgulayan Bayraktar, şunları kaydetti: “Bugün inşa ettiğimiz altyapı, geçmişin iklim koşullarına değil, gelecek on yılların iklim gerçeklerine göre tasarlanmalıdır.” Bu dönüşüm için kamu kaynaklarının tek başına yeterli olmayacağını belirten Bayraktar; özel sektör, uluslararası finans kuruluşları, kalkınma bankaları ve uzun vadeli yatırımcıların harekete geçirilmesi gerektiğini ifade etti. Bayraktar, temiz enerji ve iklim değişikliğine dayanıklı altyapı yatırımlarının finansmanını kolaylaştıracak, riskleri azaltacak ve sermaye maliyetini düşürecek mekanizmalara ihtiyaç bulunduğunu belirtti. Enerji dönüşümünün yalnızca çevre politikası olarak görülmemesi gerektiğini söyleyen Bayraktar, sürecin aynı zamanda enerji güvenliği, ekonomik kalkınma ve sanayi rekabetçiliği açısından da stratejik önem taşıdığını vurguladı.

CHP’li Yıldırım Kaya: Çiftçi üretiyor, ama kazanamıyor Haber

CHP’li Yıldırım Kaya: Çiftçi üretiyor, ama kazanamıyor

CHP Eğitim Politikalarından Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Yıldırım Kaya, CHP Parti Okulu Yönetici Eğitimleri kapsamında geldiği Edirne’de basın toplantısı düzenledi. Konuşmasına 30 Ağustos Zafer Bayramı’nı kutlayarak başlayan Kaya, Büyük Taarruz’un Türkiye Cumhuriyeti’nin bağımsızlık yolunu açtığını belirterek Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve silah arkadaşlarını andı. “EDİRNE TÜRKİYE’NİN TAHIL AMBARI” Edirne’nin Türkiye’nin tarım ve gıda güvenliği açısından stratejik bir kent olduğunu belirten Kaya, çiftçinin artan maliyetler karşısında üretimden kopma noktasına geldiğini savundu. Buğday üreticisinin geçen yıl kilogramını yaklaşık 16 liraya sattığı ürünü bu yıl 14 liraya satmak zorunda kaldığını ifade eden Kaya, aynı dönemde mazot fiyatının yaklaşık 40-42 liradan 81-82 liraya yükseldiğini söyledi. Kaya, “Mazot iki katına çıkarken gübre, ilaç, tohum, elektrik ve işçilik maliyetleri de arttı. Üreticinin ürünü aynı ölçüde değerlenmedi” diyerek tarım politikalarının yeniden ele alınması gerektiğini savundu. AYÇİÇEĞİNDE DÜŞÜŞ, KANOLADA ARTIŞ Kuraklığın özellikle ayçiçeği üretimini olumsuz etkilediğini belirten Kaya, Edirne’de 2026 yılında ayçiçeği ekim alanlarının yaklaşık yüzde 15 azaldığını, kanola ekiminin ise yüzde 100 arttığını söyledi. Kaya, çiftçinin artık “Bu ürünü ekersem zarar eder miyim?” sorusunu sorduğunu belirterek, tarımsal desteklerin ekim öncesinde açıklanması ve zamanında ödenmesi çağrısında bulundu. “KAPIKULE’DEN YÜZ BİNLER GEÇİYOR, ESNAF KAZANAMIYOR” Edirne’nin Avrupa’ya açılan kapısı olduğunu vurgulayan Kaya, sınır kapılarındaki yoğunluğun kent ekonomisine yeterince yansımadığını öne sürdü. CHP'li Kaya, yalnızca Temmuz 2026’da Kapıkule’den 727 bin kişinin geçtiğini belirterek, “Sorun insanların Edirne’ye gelmemesi değil. Asıl sorun, bu büyük insan hareketliliğinin Edirne esnafına ve kent ekonomisine yeterince katma değer bırakmaması” dedi. Türkiye’deki hayat pahalılığının vatandaşları Bulgaristan ve Yunanistan’da alışveriş yapmaya yönelttiğini savunan Kaya, Edirne esnafının yüksek kira, vergi, elektrik ve finansman maliyetleriyle karşı karşıya olduğunu ifade etti. Edirne’nin tarihi ve kültürel zenginliğinin turizm gelirine yeterince yansımadığını belirten Kaya; Selimiye, Karaağaç, Sarayiçi, tarihi köprüler ve külliyeler üzerinden daha kapsamlı bir turizm politikası oluşturulması gerektiğini söyledi. Kaya, İstanbul’a gelen turistlerin Edirne’ye yönlendirilmesi, Balkan ülkeleriyle ortak kültür ve turizm rotalarının oluşturulması gerektiğini ifade etti. Tarihi Kırkpınar Yağlı Güreşleri’nin de yalnızca birkaç günlük bir organizasyon olarak görülmemesi gerektiğini savunan Kaya, Kırkpınar’ın yıl boyunca yaşayan bir kültür ve turizm markasına dönüştürülmesi çağrısında bulundu. EĞİTİM VE TRAKYA ÜNİVERSİTESİ VURGUSU Edirne’de eğitim alanında da sorunların büyüdüğünü belirten Kaya, öğrencilerin beslenme, barınma ve ulaşım, öğretmenlerin ise ekonomik sorunlarla karşı karşıya olduğunu söyledi. CHP’nin hedefinin “kamusal eğitim” olduğunu belirten Kaya, her çocuğun nitelikli, parasız, laik ve bilimsel eğitime ulaşması gerektiğini savundu. Kaya ayrıca Trakya Üniversitesi’nin Balkanlar’a açılan önemli bir bilim kapısı olduğunu belirterek, üniversitenin tarım, su yönetimi, iklim değişikliği, sağlık ve Balkan araştırmaları gibi alanlarda daha etkin rol üstlenmesi gerektiğini ifade etti.

Bakan Kurum’dan Moğolistan'daki UNCCD 17. Taraflar Konferansı'nda net mesaj: Artık söz değil, eylem istiyoruz Haber

Bakan Kurum’dan Moğolistan'daki UNCCD 17. Taraflar Konferansı'nda net mesaj: Artık söz değil, eylem istiyoruz

Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı ve COP31 Başkanı Murat Kurum, mesajında Türkiye’nin çölleşme ve arazi tahribatıyla mücadelede yürüttüğü çalışmaları anlattı. Türkiye’nin 2015 yılında COP12’ye ev sahipliği yaptığını hatırlatan Bakan Kurum, Ankara sürecinin gelişmekte olan ülkelerin hedef belirleme ve uygulama kapasitesine önemli katkı sunduğunu söyledi. Kurum, iklim değişikliği, biyolojik çeşitlilik kaybı ve arazi tahribatının birbirinden ayrı sorunlar olmadığını vurgulayarak, Rio Sözleşmeleri arasında daha güçlü bir iş birliği gerektiğine dikkat çekti. Türkiye’nin bu doğrultuda Rio Sinerjisi Protokolü’nü imzaladığını belirten Kurum, COP31 Başkanlığı’nın da bu bütüncül anlayış üzerine kurulduğunu ifade etti. Bakanımızın, Birleşmiş Milletler Çölleşmeyle Mücadele Sözleşmesi’nin (UNCCD) 17. Taraflar Konferansı’nda paylaştığı mesaj????@turkiyecop31 pic.twitter.com/g39FoMTxdx — T.C. Çevre, Şehircilik ve İklim Dğş. Bakanlığı (@csbgovtr) August 26, 2026 COP31 sürecini “siyasi liderlik, çok taraflı müzakereler ve uygulamayı bir araya getiren kapsamlı bir süreç” olarak tanımlayan Kurum, başkanlığın diyalog, uzlaşı ve aksiyon olmak üzere üç temel üzerine inşa edildiğini söyledi. Kurum, “Diyalogla ülkeleri aynı masa etrafında buluşturacağız. Uzlaşıyla ortak iradeyi güçlendireceğiz. Aksiyonla bu iradeyi somut sonuçlara dönüştüreceğiz. Artık söz değil, eylem istiyoruz” dedi.

Bursa'da Yıldırım Belediyesi’nin çevre çalışmaları farklı belediyelere örnek oluyor Haber

Bursa'da Yıldırım Belediyesi’nin çevre çalışmaları farklı belediyelere örnek oluyor

Yıldırım’ın çevre ve sıfır atık alanındaki yenilikçi uygulamalarını incelemek amacıyla Bursa Büyükşehir Belediyesi’nin yanı sıra Osmangazi, Nilüfer, Mudanya, İnegöl, Mustafakemalpaşa, Karacabey, Gemlik, Yenişehir, İznik, Keles ve Kestel belediyelerinin temsilcileri Yıldırım Belediyesi’ni ziyaret etti. Ziyaret kapsamında, İklim Değişikliği ve Sıfır Atık Müdürlüğü ekipleri tarafından misafir belediyelere detaylı bir sunum gerçekleştirildi. Bilgilendirme toplantısında; atıkların kaynağında azaltılması, ayrı toplanması ve geri kazanımının yanı sıra çevre bilincinin artırılmasına yönelik çalışmalar ele alındı. Misafir belediyelere ayrıca Plastiksiz Yıldırım, Paratık Yıldırım ve Sahipsiz Sokak Hayvanları Besin Üretim Tesisi projeleri ile Yıldırım Belediyesi’nin atık yönetim süreçleri hakkında kapsamlı bilgiler aktarıldı. Toplantının ardından heyet, Yıldırım Belediyesi’nin Atık Toplama ve Ayrıştırma Tesisi ile Sahipsiz Sokak Hayvanları Besin Üretim Tesisini ziyaret ederek, yürütülen çalışmaları yerinde inceleme fırsatı buldu. BAŞKAN YILMAZ’DAN KARARLILIK VURGUSU Yıldırım’ın çevre alanındaki çalışmalarının farklı belediyeler tarafından örnek alınmasından duydukları memnuniyeti belirten Yıldırım Belediye Başkanı Oktay Yılmaz, “Yıldırım Belediyesi olarak daha temiz, daha sağlıklı ve sürdürülebilir bir Yıldırım için çalışmalarımızı kararlılıkla sürdürüyoruz. Sıfır atık anlayışını yalnızca atıkların toplanması ve geri dönüştürülmesi olarak değil, yaşamın her alanında kaynaklarımızı verimli kullanmayı ve gelecek nesillere daha yaşanabilir bir dünya bırakmayı hedefleyen bir yaklaşım olarak görüyoruz. Çalışmalarımızın farklı belediyeler tarafından incelenmesi ve örnek alınması bizleri ayrıca gururlandırıyor. Belediyeler arasındaki bilgi ve tecrübe paylaşımının artarak devam etmesini, çevre konusunda ortaya koyduğumuz ortak kararlılığın güçlenmesi açısından çok değerli buluyoruz. Yıldırım için, Bursa için ve geleceğimiz için çevre yatırımlarımızı ve sıfır atık çalışmalarımızı kararlılıkla sürdüreceğiz” ifadelerini kullandı.

Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı: Tüm illerde "Yerel İklim Değişikliği Eylem Planı" hazırlanacak Haber

Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı: Tüm illerde "Yerel İklim Değişikliği Eylem Planı" hazırlanacak

Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı tarafından oluşturulan "Yerel İklim Değişikliği Eylem Planları ile İl İklim Değişikliği Koordinasyon Kurulları Hakkında Yönetmelik" Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe girdi. Getirilen yeni düzenleme ile Türkiye'nin net sıfır emisyon gayesi kapsamında, her ilde iklim değişikliğine uyum ve sera gazı emisyonlarının düşürülmesine yönelik Yerel İklim Değişikliği Eylem Planı (YİDEP) hazırlanması zorunluluk haline geldi. YİDEP çalışmaları; illerin iklim riskleri, sera gazı envanterleri, emisyon azaltma hedefleri, uyum stratejileri, hayata geçirilecek eylemler, sorumlu kurumlar ile bütçe ve finansman kaynaklarını kapsayacak. Söz konusu planlar, valinin koordinasyonunda; büyükşehirlerde büyükşehir belediyeleri, diğer illerde ise il belediyesi ve il özel idaresi tarafından, ilgili kurum ve kuruluşların katılımıyla hazırlanacak. Yönetmelik kapsamında ayrıca her ilde bir İl İklim Değişikliği Koordinasyon Kurulu oluşturulacak. Vali başkanlığında toplanacak olan bu kurulda; kamu kurumları, belediyeler, üniversiteler, meslek kuruluşları, ticaret ve sanayi odalarının yanı sıra ihtiyaç halinde sivil toplum kuruluşları da yer alacak. Kurul, hazırlanan eylem planlarını onaylama, uygulamaları yıllık olarak izleme ve değerlendirme yetkisine sahip olacak. Eylem planlarının uygulama süreçleri elektronik sistemler üzerinden takip edilecek. Belediyeler; iklim risk verilerini, il sera gazı envanterini ve eylemlerin mevcut durumunu her yıl E-YİDEP sistemine işleyecek. Hazırlanan planlar ise kamuoyunun bilgiye erişebileceği İklim Portalı üzerinden paylaşılacak. KURULLAR 31 ARALIK 2026'YA KADAR OLUŞTURULACAK Yönetmelik gereğince, tüm illerdeki İl İklim Değişikliği Koordinasyon Kurullarının en geç 31 Aralık 2026 tarihine kadar kurulması gerekiyor. İlk Yerel İklim Değişikliği Eylem Planlarının ise 2028-2032 yıllarını kapsayacak şekilde, 31 Aralık 2027 tarihine kadar tamamlanarak karara bağlanması planlanıyor. İlgili yönetmeliğin detaylarına ulaşmak için tıklayabilirsiniz

DSÖ Alarm Verdi: Avrupa'da Batı Nil Virüsü Vakaları Artıyor! En Fazla Vaka Yunanistan ve İtalya'da Haber

DSÖ Alarm Verdi: Avrupa'da Batı Nil Virüsü Vakaları Artıyor! En Fazla Vaka Yunanistan ve İtalya'da

Avrupa'da yaz mevsimiyle birlikte sivrisinek kaynaklı hastalıklar yeniden gündeme gelirken, Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) 26 Temmuz'da yaptığı açıklamayla Batı Nil virüsü vakalarındaki artış nedeniyle kıta ülkelerine önemli uyarılarda bulundu. Kuruluş, özellikle sivrisinek popülasyonunun yakından takip edilmesi, erken uyarı sistemlerinin güçlendirilmesi ve halkın bilinçlendirilmesi gerektiğini belirtti. Son verilere göre, Yunanistan ve İtalya salgından en fazla etkilenen ülkeler arasında yer alırken, İspanya, Romanya ve Kuzey Makedonya'da da yeni vakalar tespit edildi. Yunanistan ve İtalya en fazla vaka görülen ülkeler DSÖ'nün paylaştığı güncel verilere göre, Yunanistan'da 21 Batı Nil virüsü vakası doğrulandı. Bu hastaların 20'sinde beyin iltihabı (ensefalit) veya menenjit gibi merkezi sinir sistemini etkileyen ciddi komplikasyonlar gelişti. İtalya ise virüsün en geniş coğrafi yayılım gösterdiği ülke konumunda bulunuyor. Ülkede 17 farklı bölgede toplam 21 vaka kaydedildi. Bu durum, virüsün yalnızca belirli bölgelerle sınırlı kalmayıp geniş alanlara yayıldığını ortaya koyuyor. Öte yandan İspanya, Romanya ve Kuzey Makedonya'da ise şu ana kadar ikişer vaka bildirildi. Sağlık otoriteleri, yaz aylarının ilerlemesiyle birlikte vaka sayılarında yeni artışlar yaşanabileceği uyarısında bulunuyor. DSÖ: İklim değişikliği riski büyütüyor DSÖ Avrupa Bölge Direktörü Dr. Hans Henri P. Kluge, Batı Nil virüsündeki artışın iklim değişikliğiyle doğrudan bağlantılı olduğuna dikkat çekti. Kluge'ye göre yükselen hava sıcaklıkları ve yaz mevsiminin daha uzun sürmesi, sivrisineklerin yaşam süresini uzatırken virüsün çoğalmasını ve farklı bölgelere yayılmasını kolaylaştırıyor. Daha sıcak ve nemli hava koşulları, virüsü taşıyan sivrisineklerin üreme alanlarını genişletiyor ve bulaşma riskini artırıyor. Uzmanlar, Avrupa'nın birçok bölgesinde geçmiş yıllara göre daha erken başlayan sıcak hava dalgalarının, sivrisinek popülasyonunu önemli ölçüde artırdığına işaret ediyor. Batı Nil virüsü nasıl bulaşıyor? Batı Nil virüsü, çoğunlukla virüsü taşıyan enfekte kuşlardan beslenen sivrisineklerin insanları ısırmasıyla bulaşıyor. İnsanlar arasında doğrudan temas yoluyla bulaşma ise son derece nadir görülüyor. Virüsün dolaşımı özellikle Temmuz ile Eylül ayları arasında en yüksek seviyeye ulaşıyor. Bu nedenle yaz sonuna kadar vaka sayılarında artış yaşanabileceği değerlendiriliyor. Sağlık uzmanları, sulak alanların, göletlerin ve durgun su birikintilerinin sivrisineklerin çoğalması için uygun ortam oluşturduğunu belirtiyor. Vakaların büyük bölümü belirti göstermiyor DSÖ verilerine göre Batı Nil virüsüyle enfekte olan kişilerin yaklaşık yüzde 70 ila 80'i herhangi bir belirti göstermiyor. Bu durum, virüsün toplum içinde fark edilmeden yayılmasına neden olabiliyor. Belirti gösteren hastalarda ise genellikle yüksek ateş, şiddetli baş ağrısı, kas ve eklem ağrıları, halsizlik, mide bulantısı ve kusma gibi şikâyetler görülüyor. Ancak yaklaşık her 150 enfeksiyondan birinde çok daha ciddi bir tablo gelişebiliyor. Bu hastalarda beyin iltihabı (ensefalit), menenjit veya merkezi sinir sistemini etkileyen diğer nörolojik komplikasyonlar ortaya çıkabiliyor. Özellikle ileri yaştaki bireyler ile bağışıklık sistemi zayıf olan kişiler ağır hastalık açısından daha yüksek risk taşıyor. Aşı ve özel tedavi henüz bulunmuyor Batı Nil virüsüne karşı insanlar için onaylanmış bir aşı veya doğrudan virüsü hedef alan özel bir tedavi yöntemi henüz bulunmuyor. Tedavi süreci, hastanın belirtilerini hafifletmeye ve gelişebilecek komplikasyonları kontrol altına almaya yönelik destekleyici uygulamalardan oluşuyor. Ağır vakalarda hastanede yakın takip ve yoğun bakım desteği gerekebiliyor. DSÖ'den vatandaşlara korunma çağrısı Artan vaka sayıları üzerine DSÖ, vatandaşlara sivrisinek ısırıklarından korunmak için günlük yaşamda basit ancak etkili önlemler almaları çağrısında bulundu. Uzmanlar, özellikle akşam saatlerinde dışarı çıkarken uzun kollu kıyafetler tercih edilmesini, cilde uygun böcek kovucu ürünlerin kullanılmasını ve ev çevresinde sivrisineklerin üreyebileceği durgun su birikintilerinin ortadan kaldırılmasını öneriyor. Pencere ve kapılarda sineklik kullanılması ile açık alanlarda uzun süre korunmasız kalınmaması da alınabilecek önlemler arasında gösteriliyor. Sağlık otoriteleri, Avrupa'da yaz sezonu boyunca sivrisinek kaynaklı hastalıkların yakından izlenmeye devam edileceğini belirtirken, vatandaşların yüksek ateş, şiddetli baş ağrısı veya nörolojik belirtiler yaşamaları halinde vakit kaybetmeden sağlık kuruluşlarına başvurmaları gerektiğini vurguluyor.

İnegöl’de “COP İklim Değişikliği Yerel Taraflar Konferansı” düzenlendi Haber

İnegöl’de “COP İklim Değişikliği Yerel Taraflar Konferansı” düzenlendi

“Cop İnegöl İklim Değişikliği Yerel Taraflar Konferansı” İnegöl’de Yapıldı Türkiye Sağlıklı Kentler Birliği’nin düzenlediği yerel COP toplantıları kapsamında Çarşamba günü “İnegöl İklim Değişikliği Yerel Taraflar Konferansı” İnegöl Belediyesi öncülüğünde İnegöl’de gerçekleştirildi. Programda iklim kriziyle mücadele, yeşil dönüşüm ve sağlıklı kentler hedefi doğrultusunda yerel yönetimlerin vizyonu ele alındı. İnegöl Belediyesi ile Türkiye Sağlıklı Kentler Birliği iş birliğinde düzenlenen COP İnegöl İklim Değişikliği Yerel Taraflar Konferansı; kamu yöneticileri, belediye başkanları, akademisyenler ve davetlilerin katılımıyla gerçekleştirildi. Programa İnegöl Kaymakamı Ayhan Akpay, Türkiye Sağlıklı Kentler Birliği Başkanı ve İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Cemil Tugay, İnegöl Belediye Başkanı Alper Taban, Birleşmiş Milletler Nüfus Fonu (UNFPA) Türkiye Temsilcisi Mariam A. Khan ile davetliler katıldı. Konferansta iklim değişikliğinin kentler, üretim, tarım, su kaynakları ve insan sağlığı üzerindeki etkileri ele alınırken, yerel yönetimlerin üstlenmesi gereken sorumluluklar değerlendirildi. “ÇÖZÜM ÇOĞU ZAMAN YERELDE BAŞLAR” Program, İnegöl Belediye Başkanı Alper Taban’ın açılış konuşmalarıyla başladı. İklim değişikliğinin sadece çevresel bir mesele olmadığına dikkat çeken Başkan Alper Taban, “İklim değişikliği artık geleceğin konusu değil, bugünün gerçeğidir. Yaşadığımız kuraklıklar, orman yangınları, seller, azalan su kaynakları bize bu gerçeği her gün hatırlatıyor. İklim değişikliği yalnızca çevresel bir mesele değil, aynı zamanda ekonomik, sosyal ve bir kalkınma meselesidir. Dolayısıyla bu mücadele hiçbir kurumun da tek başına omuzlayacağı bir sorumluluk değildir. Yerel yönetimler, merkezi idare, üniversiteler, sanayi, özel sektör ve sivil toplum ile aynı hedef doğrultusunda birlikte hareket etmek zorundayız. İklim değişikliği küresel olabilir ancak çözüm çoğu zaman yerelde başlar. Bugün bu anlayışla gerçekleştirdiğimiz COP İnegöl, ortak aklın ve ortak sorumluluğun yereldeki oluşma noktasıdır. Yine aynı zamanda kasım ayında ülkemizin ev sahipliğinde gerçekleştireceği COP31 Zirvesini de bu anlayışın küresel ölçekteki en önemli platformlarından biri olarak görmekteyiz” dedi. İKLİM DEĞİŞİKLİĞİ, ÜRETİMİN GELECEĞİNİ DE KORUMA MESELESİDİR Konuşmasında İnegöl’ün sanayisi ve tarım alanlarıyla güçlü bir üretim merkezi olduğuna da vurgu yapan Taban, “İnegöl, Türkiye'nin önemli bir üretim merkezidir. İlçemiz güçlü sanayisi, verimli tarım alanları, orman varlığı, ihracat kapasitesi ve girişimci ruhuyla ülkemizin kalkınmasına değer katmaktadır. Bu nedenle iklim değişikliğini konuşmak bizim için sadece bir doğayı koruma meselesi değil, üretimin geleceğini de koruma meselesidir. Takdir edersiniz ki sürdürülebilir olmayan üretimin, sürdürülebilir bir geleceğin olmasından da söz edemeyiz. Bugün dünyada şehirlerin başarısı yalnızca ekonomik büyüklükleriyle ölçülmüyor. Karbon ayak izi, temiz hava, yeşil alanlar, dirençli altyapı, su yönetimi, yaşam kalitesi en az ekonomik göstergeler kadar önem taşımaktadır” diye konuştu. BU ORGANİZASYONUN İNEGÖL’DE GERÇEKLEŞTİRİLMESİ SON DERECE ANLAMLI Başkan Taban’ın ardından kürsüye gelen İnegöl Kaymakamı Ayhan Akpay ise yapılan organizasyonun yalnızca bir toplantı olmadığını, şehirlerin geleceği ile çocuklara bırakılacak çevrenin ve sürdürülebilir kalkınma anlayışının ele alındığı önemli bir buluşma olduğunu söyledi. Kuraklık, aşırı hava olayları, su kaynaklarının korunması, enerji verimliliği ve afetlere dirençli kentlerin oluşturulmasının kamu kurumları, yerel yönetimler, özel sektör ve vatandaşların ortak sorumluluğunda bulunduğunu belirten Akpay, “Bu nedenle böylesine kapsamlı bir organizasyon İnegöl'de gerçekleştiriliyor olmasını son derece anlamlı buluyorum. İnegöl güçlü sanayisi, mobilya sektöründeki öncü konumu, tarımsal üretimi, girişimci insan kaynağı ve çalışkanlığıyla ülkemizin en önemli üretim merkezlerinden biridir. Böylesine güçlü bir ekonomik yapının çevreye duyarlı ve sürdürülebilir kalkınma anlayışıyla desteklenmesi ise geleceğimiz açısından çok büyük önem taşımaktadır” şeklinde konuştu. ORTAK BİR YAKLAŞIM OLUŞTURULMALI Kaymakam Akpay’ın ardından ise Türkiye Sağlıklı Kentler Birliği Başkanı ve İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Cemil Tugay kürsüye gelerek bir konuşma yaptı. Tugay, yerel buluşmanın temel amacının iklim krizi konusunda ortak bir yaklaşım geliştirmek olduğunu söyledi. Kamu kuruluşları başta olmak üzere iklim değişikliğiyle bağlantılı bütün kurumların ve yöneticilerin soruna aynı çerçeveden bakması gerektiğini belirten Tugay, uygulanacak politikalar konusunda görüş birliği oluşturulmasının önemine işaret etti. İklim değişikliğinin 1970'li yıllardan bu yana tartışıldığını hatırlatan Tugay, şöyle konuştu: “2000'li yıllardan itibaren bu konunun çok ciddi sonuçları olacağı anlaşıldığı için Birleşmiş Milletler bir konferans düzenlemeye başladı. Bu sene 31'incisi gerçekleştirilecek ve Türkiye'de olacak. COP toplantısı denilen toplantılar her yıl Türkiye'de farklı bir şehirde gerçekleşiyor. Bu sene de Antalya'da gerçekleşiyor. Bu toplantıda bütün dünyadan binlerce bilim insanı, binlerce kamu kurumu, buraya getirdiği veriler filan getiriliyor ve bu veriler çerçevesinde de bir rapor hazırlanıyor. Bu raporları takip ettiğiniz zaman şunu görüyorsunuz. Yani dünya gerçekten çok sıkıntıda, çok kötü bir noktaya doğru gidiyor. İklim krizinin sonuçlarını artık çok biliyoruz. Anormal hava sıcaklıkları, kuraklıklar, fırtınalar, ani ve sert yağışlar. Bunlarla bağlantılı olarak tarımda bozulma, genel olarak insan sağlığına doğrudan etkileyen bir konu, iklim krizi nedeniyle, onun sebebi olduğu sorunlar nedeniyle sağlık problemleri yaşayan, ölen belki milyonlarca insan var. Bunlar tam olarak dokümante edilemiyor, tam bir veriye dönüşemiyor ama bizler biliyoruz. Ben hekimim aynı zamanda. Bizler bunu biliyoruz, böyle olduğunu biliyoruz. Öyle tam verilerle ortaya konmasa da yani insanları doğrudan etkileyen bir şey iklim krizi.” GÜN BOYU DEVAM EDEN PANEL VE ÇALIŞTAY GERÇEKLEŞTİRİLDİ Açılış konuşmalarının ardından COP İnegöl Toplantısı panellerle devam etti. Gün boyu süren programda; İnegöl 2050: İklim Nötr ve Dirençli Kent Vizyonu, Kentte Yeşil Dönüşüm, Temiz Hava ve Düşük Karbonlu Üretim, İklim Uyumunda Doğa Temelli Çözümler ve Yerel Dirençlilik konuları ele alındı. Son bölümde ise COP31’e Giderken İnegöl Yerel İklim Taahhütleri çalıştayı gerçekleştirildi. İnegöl Belediye Başkanı Alper Taban, panelde “İnegöl'ün COP31 Vizyonu, Yerel İklim Taahhütleri ve Belediyenin Yol Haritası” konulu bir sunum da gerçekleştirdi.

Matlı Grubu 'nun 510 Milyon TL'lik Yatırım Planı: Son Viraja Girildi, 49 Yıl Sürecek Haber

Matlı Grubu 'nun 510 Milyon TL'lik Yatırım Planı: Son Viraja Girildi, 49 Yıl Sürecek

Bursa'nın devi Matlı Grubu bünyesindeki Matlı Enerji tarafından Karacabey ilçesinde hayata geçirilmesi planlanan rüzgar enerjisi santrali projesinde Çevresel Etki Değerlendirmesi (ÇED) süreci yeni aşamaya geçti. Bursa Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği İl Müdürlüğü ile Bakanlık tarafından yapılan duyuruya göre projenin Çevresel Etki Değerlendirmesi (ÇED) Raporu, İnceleme ve Değerlendirme Komisyonu (İDK) tarafından son şeklini aldı. Rapor, halkın görüş ve önerilerini almak üzere 10 takvim günü süreyle askıya çıkarıldı. 510 MİLYON TL'LİK DEV YATIRIM Canbaz, Seyran ve Subaşı mahallelerini kapsayan, toplam 510 milyon 230 bin TL yatırım bedeline sahip proje kapsamında 4 adet rüzgar türbini kurulacak. Projenin kurulu gücü 23,9 MWm / 21,9 MWe olarak belirlenirken, aynı kapasitede elektrik depolama tesisi de yer alacak. YILLIK 87,6 MİLYON KWH ÜRETİM HEDEFİ Yıllık 87 milyon 600 bin kWh elektrik üretimi hedeflenen projede, üretilen enerji şalt merkezi üzerinden Karacabey Trafo Merkezi'ne bağlanacak, ihtiyaç halinde depolama ünitesine aktarılabilecek. İNŞAAT 30 AY SÜRECEK Projenin inşaat sürecinin 30 ayda tamamlanması, işletme süresinin ise 49 yıl olması öngörülüyor. İnşaat aşamasında yaklaşık 60 personel, işletme döneminde ise 10 personel görev alacak. TÜRBİN SAYISI DÜŞÜRÜLDÜ Öte yandan ÇED sürecinde gelen görüşler doğrultusunda projede revizyona gidildi. Daha önce planlanan bazı türbinlerin Uluabat Gölü Sulak Alanı tampon bölgesi sınırlarında kalması ve gelen talepler üzerine EPDK'ya başvuruldu. Yapılan değerlendirme sonrası proje 4 türbinle sınırlandırıldı ve mevcut kapasiteye revize edildi. 10 GÜN BOYUNCA ASKIDA Hazırlanan ÇED raporu, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı ile Bursa İl Müdürlüğü'nde 10 gün süreyle askıya çıkarıldı. Bu süre içinde vatandaşlar görüş ve önerilerini ilgili kurumlara iletebilecek. Yetkililer, iletilen tüm görüşlerin proje hakkında verilecek nihai kararda dikkate alınacağını belirtti.

İznik Gölü Sempozyumu Başarıyla Gerçekleştirildi Haber

İznik Gölü Sempozyumu Başarıyla Gerçekleştirildi

Orhangazi Kaymakamlığı, İznik Kaymakamlığı, Orhangazi Belediyesi, İznik Belediyesi, Orhangazi Ticaret ve Sanayi Odası ile İznik Ticaret ve Sanayi Odası iş birliğinde düzenlenen sempozyumda, İznik Gölü’nün bugünü ve geleceği çok yönlü olarak değerlendirildi. Gölün hidrolojik dengesi, biyoçeşitliliği, endemik bitkileri, balıkçılığı, tarihsel ve kültürel değeri, iklim değişikliğinin göl seviyesi üzerindeki etkileri, tarımsal ve sanayi kaynaklı su kullanımı, kirlilik baskıları, su hukuku, koruma mevzuatı ve sürdürülebilir yönetim modelleri gibi başlıklar uzman isimler tarafından masaya yatırıldı. İki gün boyunca dört ayrı oturum halinde gerçekleştirilen sempozyumda; üniversitelerden akademisyenler, DSİ, İl Tarım ve Orman Müdürlüğü, yerel yönetimler ve ilgili kurumların temsilcileri İznik Gölü’nün mevcut durumu ve geleceğine ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Program kapsamında ayrıca İznik Gölü gezisi ve teknik inceleme bölümleri de gerçekleştirildi. Böylece sempozyum, yalnızca teorik sunumlarla sınırlı kalmayarak sahadaki gözlem ve değerlendirmelerle de desteklendi. Başkan Aydın: “İznik Gölü İçin Çalışmalarımızı Sürdüreceğiz” Orhangazi Belediye Başkanı Bekir Aydın, sempozyumun başarıyla tamamlanmasının ardından yaptığı değerlendirmede, İznik Gölü’nün yalnızca Orhangazi ve İznik için değil, Bursa ve Türkiye için de korunması gereken çok kıymetli bir doğal miras olduğunu vurguladı. Başkan Aydın açıklamasında şu ifadeleri kullandı: “İznik Gölü Sempozyumu’nu geniş bir katılım, güçlü bir iş birliği ve verimli oturumlarla başarıyla gerçekleştirdik. İki gün boyunca alanında uzman akademisyenlerimiz, kurum temsilcilerimiz ve paydaşlarımız gölümüzün bugünü ve geleceği için çok değerli bilgiler paylaştı. İznik Gölü hepimizin ortak değeri, ortak sorumluluğudur. Bu nedenle gölümüzün korunması, sürdürülebilir şekilde yönetilmesi ve gelecek nesillere sağlıklı biçimde aktarılması için çalışmalarımızı kararlılıkla sürdüreceğiz. Sempozyuma katkı sunan tüm kurumlarımıza, akademisyenlerimize, konuşmacılarımıza, katılımcılarımıza ve emeği geçen herkese teşekkür ediyorum.” Bilim, Ortak Akıl ve Kurumsal İş Birliği Öne Çıktı Sempozyum boyunca yapılan sunumlarda, İznik Gölü’nün karşı karşıya bulunduğu çevresel riskler bilimsel veriler ışığında değerlendirildi. Özellikle iklim değişikliği, su seviyesindeki değişimler, tarımsal kirlilik, azot-fosfor yükü, evsel ve sanayi kaynaklı baskılar, su kalitesi parametreleri ve havza bazlı yönetim konuları öne çıktı. Programda, gölün korunması için yalnızca tek bir kurumun değil; merkezi yönetim, yerel yönetimler, üniversiteler, meslek odaları, sivil toplum kuruluşları ve vatandaşların ortak sorumluluk bilinciyle hareket etmesi gerektiği vurgulandı. İznik Gölü’nün geleceğine yönelik sürdürülebilir yönetim modeli, bilimsel izleme sistemleri ve kurumsal koordinasyonun önemi üzerinde duruldu. İznik Gölü İçin Ortak Sorumluluk Mesajı İznik Gölü Sempozyumu, iki gün süren oturumların ardından yapılan değerlendirmelerle tamamlandı. Sempozyumun, İznik Gölü’nün korunması ve geleceğe taşınması noktasında önemli bir farkındalık oluşturduğu ifade edildi. Orhangazi’de gerçekleştirilen program, gölün yalnızca bugünkü sorunlarını ele almakla kalmadı; aynı zamanda gelecek kuşaklara daha sağlıklı, daha yaşanabilir ve daha sürdürülebilir bir doğal miras bırakılması adına ortak aklın ve iş birliğinin önemini bir kez daha ortaya koydu.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.