SON DAKİKA
Hava Durumu

#Hukuk Devleti

Bursa Digital, Bursa Haber, Bursa Son Dakika - Hukuk Devleti haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Hukuk Devleti haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Babacan: Kalıcı barış yalnızca silahların susmasıyla sağlanmaz Haber

Babacan: Kalıcı barış yalnızca silahların susmasıyla sağlanmaz

DEVA Partisi Genel Başkanı Ali Babacan, Yeni Yol grubunda yaptığı konuşmada terörsüz Türkiye sürecine ve komisyon raporuna değindi. Terörsüz Türkiye sürecinin ilk günlerini hatırlatan Babacan, şunları söyledi: “Terörsüz Türkiye sürecinin gündeme geldiği ilk günlerde biz sözlerimize şöyle başlamıştık: ‘Barış savaştan iyidir.’ ‘Diyalog çatışmadan iyidir’ demiştik. ‘Yeter ki bu ülke bu sorunu çözsün; biz değil elimizi, gerekirse bedenimizi taşın altına koyarız’ diye de eklemiştik. O günden bu yana, tam 1 yıl 4 ay geçti. Sürece katkı sunacak her zeminde yer aldık. Siyasetin, Meclis’in ve demokratik zeminin yanında durduk; durmaya da devam edeceğiz inşallah. Geçtiğimiz hafta komisyon raporu oylandı ve yayınlandı. Böylesine zor bir konuda ortak bir metin kaleme almak elbette kıymetlidir. Silahların susması, terör örgütünün feshi, şiddetin tamamen devreden çıkması çok önemlidir ama bugün geldiğimiz noktada şunu açıkça söylemek zorundayız: Kalıcı barış yalnızca silahların susmasıyla sağlanmaz. Kalıcı barış; adaletle mümkündür; hukuk devletiyle mümkündür; temel hak ve özgürlüklerin güvence altına alınmasıyla mümkündür. Eğer hukuk devleti güçlendirilmezse, eğer yargı bağımsız ve tarafsız işlemezse, eğer meselenin kök sebepleri cesaretle ele alınmazsa, bu süreç kalıcı bir sonuca ulaşamaz.” Kayyım uygulamaları ve yargı kararlarının uygulanmasına ilişkin değerlendirmesinde Babacan “Kayyım uygulamalarının sona erdirilmesi yönünde raporda zikredilen iradeyi değerli buluyoruz. Ama sadece bir ifade yeterli değil. Bu konunun sağlam hukuki güvencelerle desteklenmesi gerekir. İdari vesayeti azaltan, demokratik meşruiyeti güçlendiren açık ve net bir çerçevenin oluşturulması gerekir. Öte yandan, yüksek yargı kararlarının uygulanmaması gibi, hukuka olan güveni zedeleyen işler devam ederse, toplumun devlete olan güveni de boşa çıkmış olur. Yargıtay ve Danıştay denetiminden geçip haklarında takipsizlik veya beraat kararı verildiği halde hala KHK mağduriyeti yaşayanlar varsa, sürece olan güveni pekiştiremezsiniz. Anayasa Mahkemesi ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararları ortadayken uygulama yoksa, hangi hukuk devletinden söz edilebilir?” sorusunu sordu. “Casperlar” adlı silahlı suç örgütü soruşturmasına ilişkin Babacan, “Kamuoyuna yansıyan ‘Casperlar’ adlı silahlı suç örgütü soruşturmasında çok çarpıcı bir detay ortaya çıktı. Aralarında polis memurlarının, bir zabıt katibinin ve bir gümrük muhafaza memurunun da bulunduğu toplam 14 kamu görevlisi, suç örgütüne yardım ettikleri ve adli kayıtları sızdırarak haksız menfaat sağladıkları iddiasıyla tutuklandı. Bir suç örgütünün kamu görevlileriyle irtibat ve menfaat ilişkisine girdiğinin tespit edilmesi, yargı ve kolluk açısından çok vahim bir durumdur. Kamu görevi yürüten kişiler bir suç örgütünün hiyerarşisi içinde hareket etmişse burada yalnızca bireysel bir yozlaşma değil, kurumsal bir güvenlik zafiyeti vardır. Devlet yönetimi bu türden sızmaları kaldırmaz, kaldıramaz. Bu kamu görevlileri hangi mekanizmalar üzerinden bilgi paylaştı? Denetim mekanizmaları niçin zamanında alarm vermedi? Bu tür örgütler bürokrasi ve siyasetle ilişki içinde hareket eder” dedi. Filistin’deki gelişmelere de değinen Babacan, “Gazze’de tam iki yıl süren bir soykırımına şahit olduk. Gazze’de 70 binden fazla insan hayatını kaybetti. Yapıların yüzde 90’ı kullanılamaz hale geldi. Ateşkes işlenen suçların cezasız kalması anlamına gelmemelidir. Netanyahu’nun dünya kamuoyuna meşru bir aktör olarak tekrar sunulmaya çalışıldığı hiçbir platforma Türkiye destek vermemelidir. Nihai hedef olan iki devletli çözümü riske sokacak her türlü girişimin karşısında Türkiye kararlılıkla durmalıdır. Kudüs’te ve Batı Şeria’da yaşayan Filistinlilerin durumu yakından izlenmelidir” diye konuştu.

Bakan Tunç: Türkiye Yüzyılı'nı demokratik ve sivil bir anayasa ile inşa etmek istiyoruz Haber

Bakan Tunç: Türkiye Yüzyılı'nı demokratik ve sivil bir anayasa ile inşa etmek istiyoruz

Adalet Bakanı Tunç, Afyonkarahisar İş Dünyası Buluşmaları’nda yaptığı konuşmada, Türkiye’de hukuk devleti ilkesini güçlendirmeye yönelik gerçekleştirilen yapısal dönüşümlere değindi. Tunç, özel hayatın korunması ve idareyle yaşanan sorunların yargıya gitmeden çözülebilmesi amacıyla yapılan düzenlemeleri anlatarak, “Özel hayatın korunması ile ilgili olarak kamu kişisel verileri koruma kurulu gibi vatandaşlarımızın yargı‘ya başvurmadan idare ile ilgili bir problem problemini daha hızlı çözebilmemesi anlamında kamu Denetçiliğinin kurulması gibi bir çok yapısal dönüşümü sağladık hakimler Savcılar Kurulu’nun yapısını anayasa Mahkemesi’nin yapısını demokratik hukuk devleti ilkesine uygun hale getirdik askeri yargı‘yı kaldırdık askeri Yargıtay askeri yüksek idare Mahkemesi devlet güvenlik mahkemelerini kaldırdık anayasamızda Sıkı yönetimle ilgili maddeleri kaldırdık sıkı yönetim gerektiğinde ilan edilebilir diye maddeler vardı darbecilerin yargılannamayacağına dair maddeler bunlar hepsi milletimizin onayıyla değişen ve anayasadaki vesayetçi ruhu ortadan kaldırmaya yönelik çabalarlardı” dedi. Yeni anayasa hedeflerine de değinen Tunç, konuşmasında şu ifadeleri kullandı: “Biz bununla da yetinmiyoruz bizim yeni anayasa dediğimiz demokratik anayasa hedefimiz her zaman var partimizin kurulduğu günden bu yana Parti programlarıyla seçim beyannameleri ile hükümet programlarında hepsinde yeni anayasa hedefi vardır. Yine Türkiye yüzyılını inşallah hem terörsüz Türkiye ile inşa edeceğiz daha huzurlu bir geleceğe adım atmamız hem de Türkiye Yüzyılı’nı, darbecilerin yazdığı bir anayasa ile değil; milletimizin temsilcilerinin yazdığı, millet tarafından onaylanan demokratik ve sivil bir anayasa ile inşa etmek istiyoruz” dedi..” Ekonomiye ilişkin değerlendirmelerde yapan Tunç, Türkiye’nin ihracat rakamlarına dikkat çekerek, “36 milyar dolar bir ihracatı olan Türkiye bugün 270 milyar doların üzerinde mal ihracatı yapan üreten hizmet ihracatı ile beraber 373 milyar dolarları aşan bir ülke konumuna geldi yani 36 milyar dolar nerede 373 milyar dolar nerede arada çok büyük fark var yani üreten bir Türkiye haline geldik” ifadelerini kullandı. Türkiye’de hukuk güvenliği olmadığı yönündeki eleştirilere de değinen Tunç, doğrudan yabancı yatırımlara ilişkin şu değerlendirmeyi yaptı: “Türkiye’de hukuk güveliği yok oyüzden yabancı yatırımcı türkiyeyi tercih etmiyor ,doğrudan Türkiye son 23 yılda kaç gelmiş ona bakalım ki aradaki kıyaslama yapalım son 23 yılda 286 milyar dolar yabancı sermaye gelmiş doğrudan yabancı şimdi hukuk güvenliğinin olmadığı bir yerde bu derece yabancı sermayenin doğrudan sermayenin ülkeye gelmesi mümkün olabilir miydi olamaz.” Şirket sayılarına ilişkin verileri de paylaşan Tunç, “2002’de Türkiye’de 950 bin 314 şirket varmış toplam bugün itibari ile 2 milyon 600 bin şirkete ulaştı Türkiye yine yabancı sermayeli şirket sayısına baktığımız zaman 2002’de 5 bin civarında küsurat var bugün itibarıyla 93 bini geçti” dedi. Yargıya yönelik eleştirilere ilişkin konuşan Tunç, şu ifadeleri kullandı: “Türkiye’de hukuk güvenliği vardır yalnız Türkiye’de güvenliği olmayan bazı kesimlerde vardır çetelerin güvenliği yoktur yolsuzluk yapanların güvenliği yoktur artık Türkiye’de Türkiye’de rüşvet yiyenlerin güvenliği yoktur Türkiye’de artık darbeye teşebbüs edenlerin hiçbir güvenliği yoktur.” Geçmiş dönemlere değinen Tunç, 15 Temmuz darbe girişimine ilişkin ise, “15 Temmuz hain kalkışması millet meydanlara inerken canı pahasına bayrağı ve bağımsızlığı için mücadele ederken evlerinde oturmayan darbeciler kıskıvrak yakalayıp gözaltı yapan yargılayan bir yargı sistemi var” ifadelerini kullandı. Alternatif uyuşmazlık çözüm yöntemlerinin yargının iş yükünü azaltma ve uyuşmazlıkları daha hızlı sonuçlandırma açısından önemli olduğunu vurgulayan Tunç, arabuluculuk sisteminin bu süreçte etkin rol üstlendiğini belirterek şu sözleri kaydetti: “2013’ten bu yana 8 milyon uyuşmazlık arabulucunun önüne gitti bunun 5 milyonu anlaşmayla sonuçlandı şu anda 40 bin civarında arabulucu var. Arabulucuk sistemini 2013’te kanunlarımıza koyduk ama bizim atalarımız bunu zaten yıllarca asırlarca uyguladı batı bunu arabuluculuk olarak uygulamaya başladı ama biz de tabi gecikmiş olan bir uygulama 2013’te arabuluculuk komisyon başkanıydım o zaman yasalaştı birlikte çok adalet komisyonunda Ali Özkaya milletvekilimiz de çok çalıştık bu yasal düzenlemeler özellikle vesayetin ortadan kaldırılması ile ilgili mecliste yaptığımız çalışmalar anayasa değişikliği hazırlıkları mutfak çalışmalarında bulunmanın onurunu yaşadık hep beraber bugün de bunun uygulamasını gerçekleştiriyoruz ve bu anlamda alternatif uyuşmazlık çözüm yöntemlerinin daha da geliştirilmesi ve bu konuda tarafları dinleyerek daha mükemmelini nasıl gerçekleştirebiliriz bunun gayreti içerisinde çalışmalarımızı sürdürüyoruz.''

CHP Bursa Nilüfer’de genişletilmiş örgüt toplantısı Haber

CHP Bursa Nilüfer’de genişletilmiş örgüt toplantısı

CHP Nilüfer İlçe Başkanlığı’nın düzenlediği Genişletilmiş Örgüt Toplantısı yaklaşık 5 saat sürdü. Toplantıda ülke gündemi, yerel yönetimler ve parti içi süreçler masaya yatırıldı. CHP Nilüfer İlçe Başkanlığı tarafından düzenlenen Genişletilmiş Örgüt Toplantısı, ilçe örgütünün yoğun katılımıyla gerçekleştirildi. Yaklaşık 5 saat süren toplantıda ülke siyaseti, yerel yönetim çalışmaları ve parti içi süreçler kapsamlı şekilde ele alındı. Toplantı, CHP Nilüfer İlçe Başkanı Özgür Şahin’in açılış konuşmasıyla başladı. Şahin, konuşmasında örgütlü mücadelenin, halkla güçlü bağlar kuran siyaset anlayışının ve parti içi demokrasinin önemine vurgu yaptı. Toplantıya; CHP Bursa İl Başkanı Nihat Yeşiltaş, Bursa Büyükşehir Belediye Başkanvekili Yücel Akbulut, Nilüfer Belediye Başkanı Şadi Özdemir, CHP Bursa İl Gençlik Kolları Başkanı Berkcan Bora, CHP Nilüfer İlçe Gençlik Kolları Başkanı Yiğit Yalçınsoy, CHP Nilüfer Kadın Kolları İlçe Başkanı Şebnem Köroğlu, belediye meclis üyeleri, mahalle temsilcileri ve çok sayıda partili katıldı. Toplantıda, CHP Genel Başkanı Özgür Özel’in liderliğinde yürütülen siyasal mücadele ile partinin yeni dönem politikaları değerlendirildi. Demokrasi, hukuk devleti ve sosyal adalet vurgusu öne çıkarken, örgütlere düşen sorumluluklar da ele alındı. Cumhurbaşkanı adayı Ekrem İmamoğlu başta olmak üzere, halkın oylarıyla seçilmiş ancak tutuklu bulunan belediye başkanlarına ilişkin değerlendirmeler de toplantının gündeminde yer aldı. Katılımcılar, seçilmişlere yönelik uygulamaların demokrasiye zarar verdiğini ifade ederek hukukun üstünlüğü ve adil yargılanma ilkesine dikkat çekti. Toplantının devamında ekonomik ve siyasal gelişmeler, yerel yönetimlerin çalışmaları, örgütlenme faaliyetleri ve parti içi işleyişe dair görüşler paylaşıldı. Örgüt üyelerinin söz aldığı bölümde, sahadan gelen taleplerin ve önerilerin parti politikalarına yön vermesi gerektiği vurgulandı. Genişletilmiş Örgüt Toplantısı, birlik, beraberlik ve dayanışma mesajlarıyla sona erdi. CHP Nilüfer İlçe Örgütü’nün, halkın sorunlarını merkeze alan siyaset anlayışıyla çalışmalarını kararlılıkla sürdüreceği ifade edildi.

Bursa'da doğum iznindeki öğretmenin re'sen atamasına mahkeme 'dur' dedi Haber

Bursa'da doğum iznindeki öğretmenin re'sen atamasına mahkeme 'dur' dedi

Eğitim Gücü Sen Bursa Şubesi’nin açtığı dava sonucu, doğum izninde olan bir öğretmenin norm kadro fazlası gerekçesiyle başka bir ilçeye re’sen atanmasına ilişkin işlem hakkında yürütmenin durdurulması kararı verildi. Eğitim Gücü Sen Bursa Şube Başkanı Okan Atar, Nilüfer ilçesinde görev yapan ve doğum izninde olan bir öğretmenin, norm kadro fazlası gerekçesiyle İnegöl ilçesine re’sen atanmasına ilişkin işlemin mahkeme kararıyla durdurulduğunu açıkladı. Başkan Atar, yeni doğum yapmış bir annenin aile bütünlüğü ve çocuğun yüksek yararı gözetilmeden yapılan bu atamanın hukuka aykırı olduğunu belirterek, sendika tarafından başlatılan hukuki sürecin Bursa 1. İdare Mahkemesi’nin yürütmeyi durdurma kararıyla sonuçlandığını ifade etti. Mahkemenin kararında, söz konusu işlemin uygulanması halinde telafisi güç ve imkânsız zararlar doğabileceğine dikkat çekildiğini aktaran Atar, idarenin takdir yetkisinin sınırsız olmadığına vurgu yapıldığını söyledi. Kararda; öğretmenin annelik durumu, aile bütünlüğü, çocuğun yüksek yararı ile atamanın yaratacağı ulaşım ve yaşam zorluklarının dikkate alındığı belirtildi. Okan Atar, bu kararın norm kadro fazlası gerekçesiyle yapılan re’sen atamaların gerekçesiz ve insani koşullardan bağımsız şekilde yapılamayacağının yargı tarafından açıkça teyit edilmesi anlamına geldiğini vurguladı. İdari işlemlerin yalnızca mevzuata değil, aynı zamanda hukuk devleti ilkelerine ve temel haklara da uygun olması gerektiğinin bir kez daha ortaya konulduğunu ifade etti. Eğitim Gücü Sen’in sendikal anlayışına da değinen Atar, “Biz çatışmadan değil hukuktan, baskıdan değil haklılıktan, keyfiyetten değil hukukun üstünlüğünden yanayız. Bu kazanım sadece bir üyemiz için değil, benzer durumda olan tüm eğitim çalışanları için yol gösterici niteliktedir” dedi. Eğitim Gücü Sen Bursa Şubesi’nin, öğretmenlerin emeğini, onurunu ve aile yaşamını koruyan her hukuki mücadelenin yanında olmaya kararlılıkla devam edeceği bildirildi.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.