SON DAKİKA
Hava Durumu

#Gıda Güvenliği

Bursa Digital, Bursa Haber, Bursa Son Dakika - Gıda Güvenliği haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Gıda Güvenliği haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

MÜSİAD İzmir'den Bakan Yardımcısı Dr. Ahmet Bağcı'nın katılımıyla Tarım Ekonomisi ve Teknolojisi Zirvesi Haber

MÜSİAD İzmir'den Bakan Yardımcısı Dr. Ahmet Bağcı'nın katılımıyla Tarım Ekonomisi ve Teknolojisi Zirvesi

Tarım sektörünün ekonomik ve teknolojik dönüşümünün kapsamlı şekilde ele alındığı zirvede; tarımsal üretimde verimlilik, sürdürülebilirlik, teknoloji ve dijitalleşme, gıda güvenliği, tarım ekonomisinin geleceği ve Türkiye’nin tarımsal potansiyelinin daha etkin değerlendirilmesi gibi başlıklar değerlendirildi. Programın açılışında konuşan MÜSİAD İzmir Başkanı Gökhan Temur, tarımın yalnızca üretim faaliyetinden ibaret olmadığını; istihdam, sanayi, ihracat ve gıda güvenliği başta olmak üzere ekonominin birçok alanını doğrudan etkileyen stratejik bir sektör olduğunu ifade etti. İZMİR, TÜRKİYE TARIMININ ÖNEMLİ MERKEZLERİNDEN BİRİ Temur, İzmir’in sahip olduğu güçlü tarımsal altyapı, üretim kapasitesi, ihracat potansiyeli ve girişimcilik ekosistemiyle Türkiye tarımında önemli bir merkez konumunda bulunduğuna dikkat çekerek, tarımda teknoloji kullanımının ve katma değerli üretimin artırılmasının önemine vurgu yaptı. Zirveye Onur Konuğu olarak katılan Tarım ve Orman Bakan Yardımcısı Sn. Dr. Ahmet Bağcı ise Türkiye’nin tarım politikaları, üretimin sürdürülebilirliği ve tarım sektöründe teknoloji kullanımının artırılması konusunda önemli değerlendirmelerde bulundu. “TEKNOLOJİ VE TARIMIN BULUŞMASI VERİMLİLİĞİ ARTIRACAK” Bağcı, tarımsal üretimde verimliliğin artırılması, doğal kaynakların etkin kullanılması ve değişen küresel şartlara karşı sektörün daha dirençli hale getirilmesinin önemine değinerek, kamu ve özel sektör iş birliklerinin önemine vurgu yaptı. AKILLI TARIM VE DİJİTAL DÖNÜŞÜM ELE ALINDI Zirvede ayrıca; tarımda yapay zekâ ve dijital teknolojiler, akıllı tarım uygulamaları, modern üretim teknikleri ve tarımsal teknolojilerin işletmelere sağladığı fırsatlar ele alındı. Teknolojik dönüşümün tarımsal üretimde maliyetlerin azaltılması, verimliliğin artırılması ve kaynakların daha etkin kullanılmasına sağlayacağı katkılar değerlendirildi. İŞ DÜNYASI VE SEKTÖR TEMSİLCİLERİ BİR ARAYA GELDİ İş dünyası temsilcileri, sektör paydaşları ve davetlilerin büyük bir ilgiyle takip ettiği zirve; tarım sektörünün geleceğine ilişkin görüş ve önerilerin paylaşılması, yeni iş birliği alanlarının değerlendirilmesi ve sektörler arası istişarenin güçlendirilmesi açısından önemli bir buluşma oldu. MÜSİAD İZMİR’DEN TARIMA GÜÇLÜ VURGU İzmir'de gerçekleşen bu önemli zirve ile MÜSİAD İzmir, Türkiye’nin üretim gücünün artırılması ve stratejik sektörlerde sürdürülebilir büyümenin desteklenmesi amacıyla çalışmalarını sürdürüyor. Zirve ile birlikte tarım sektöründe kamu, özel sektör ve iş dünyası arasındaki iş birliğinin geliştirilmesi ve teknoloji odaklı yeni nesil tarım anlayışının güçlendirilmesine yönelik önemli bir istişare zemini oluşturmuş oldu.

CHP Tekirdağ Milletvekili Nurten Yontar, Ayçiçeğinde üretici tarlasını değil, zararını biçiyor Haber

CHP Tekirdağ Milletvekili Nurten Yontar, Ayçiçeğinde üretici tarlasını değil, zararını biçiyor

CHP Tekirdağ Milletvekili Nurten Yontar, ayçiçeği üretiminde yaşanan gerileme ve artan maliyetlere ilişkin yazılı açıklama yaptı. Üreticinin yüksek girdi maliyetleri karşısında zor durumda olduğunu belirten Yontar, “Türkiye’nin stratejik tarım ürünlerinden biri olan ayçiçeğinde üreticilerimiz artık tarlasını değil, zararını biçmektedir” ifadelerini kullandı. Yontar, 2025-2026 üretim sezonunda ayçiçeği ekim alanlarının bir önceki sezona göre yüzde 6,4 arttığını, buna karşın üretimin yüzde 12 gerilediğini belirtti. Ayçiçeği üretiminin önemli merkezlerinden Trakya'da ise üreticilerin daralmanın yüzde 15'e yaklaştığını ifade ettiğini aktardı. “MALİYET 35 LİRAYA ULAŞTI” Mazot, gübre, ilaç, tohum, işçilik ve tarımsal ekipman maliyetlerindeki artışa dikkat çeken Yontar, üreticinin ürününün fiyatını belirleyemediğini savundu. Ayçiçeğinde kilogram başına üretim maliyetinin yaklaşık 34-35 liraya ulaştığını belirten Yontar, üreticinin emeğinin karşılığını alabilmesi için alım fiyatının en az 40-42 lira seviyesinde olması gerektiğini söyledi. GÖZLER TRAKYA BİRLİK'TE Yeni hasat döneminin başlamasına rağmen Trakya Birlik'in 2026 yılı ayçiçeği alım fiyatını henüz açıklamadığını belirten Yontar, üreticilerin ve piyasanın birlikten gelecek açıklamayı beklediğini ifade etti. Yontar, Çukobirlik'in yüzde 44 yağ oranlı ayçiçeğinde kilogram fiyatını 37,5 liraya çıkardığını hatırlatarak, Trakya Birlik'in açıklayacağı fiyatın bunun gerisinde kalmaması gerektiğini söyledi. “Üreticinin maliyetini karşılamanın ötesinde, çiftçiye insanca yaşayabileceği bir gelir verilmelidir” diyen Yontar, fiyatın maliyet üzerine makul bir refah payı eklenerek belirlenmesini istedi. Ayçiçeği üretimindeki sorunların yalnızca üreticiyi ilgilendirmediğini vurgulayan Yontar, konunun Türkiye'nin gıda güvenliği ve tarımsal bağımsızlığı açısından da kritik olduğunu belirtti. Yontar, iktidarın üreticiyi desteklemek yerine ithalatla piyasayı düzenlemeye çalıştığını öne sürerek, bu politikaların çiftçinin yoksullaşmasına, üretimin azalmasına ve Türkiye'nin dışa bağımlılığının artmasına yol açtığını savundu. CHP'nin tarım politikasına ilişkin de mesaj veren Yontar, “Çiftçi ithalata ezdirilmemelidir” dedi. Yontar, kuraklık ve artan girdi maliyetleri karşısında desteklerin artırılmasını, mazot, gübre ve tohum maliyetlerinin azaltılmasını istedi.

28. Dönem CHP Edirne Milletvekili aday adayı Namık Kemal Oğuz'den Ayçiçeği ve pirinç ithalatına Edirne'den tepki Haber

28. Dönem CHP Edirne Milletvekili aday adayı Namık Kemal Oğuz'den Ayçiçeği ve pirinç ithalatına Edirne'den tepki

28. Dönem CHP Edirne Milletvekili Aday Adayı Namık Kemal Oğuz, Edirne’den Türkiye’ye gerçekleştirilen ayçiçeği, pirinç ve çeltik ithalatına ilişkin açıklamalarda bulundu. Edirne İl Genel Meclisi Avrupa Birliği ve Dış İlişkiler Komisyonu’nun raporuna göre, 1 Ocak-17 Temmuz tarihleri arasında Edirne’deki sınır kapılarından Türkiye’ye 90 bin 300 ton ayçiçeği ile 18 bin 400 ton pirinç ve çeltik ithal edildiğini belirten Oğuz, rakamların Edirne’nin tarımsal üretimdeki konumu açısından dikkatle değerlendirilmesi gerektiğini söyledi. “ÜRETİCİ MALİYETLERİN ALTINDA EZİLİYOR” Edirne’nin Türkiye’nin yağlık ayçiçeği ve çeltik üretiminde önde gelen illerinden biri olduğunu vurgulayan Oğuz, artan üretim maliyetlerinin çiftçiyi zor durumda bıraktığını ifade etti. Mazot, gübre, ilaç, tohum ve sulama giderlerindeki artışa dikkat çeken Oğuz, “Bir tarafta toprağını işlemek için büyük mücadele veren üreticimiz, diğer tarafta ise binlerce ton ithal ürün var. Bu tabloyu görmezden gelmemiz mümkün değildir” dedi. Üreticilerin emeğinin karşılığını almakta zorlandığını belirten Oğuz, bu durumun çiftçilerin giderek üretimden uzaklaşmasına neden olduğunu savundu. “TARIM MİLLİ GÜVENLİK MESELESİDİR” Tarımın yalnızca ekonomik bir konu olmadığını, aynı zamanda gıda güvenliği ve tarımsal bağımsızlık açısından stratejik öneme sahip olduğunu dile getiren Oğuz, Edirne’yi Türkiye’nin önemli tarım merkezlerinden biri olarak nitelendirdi. Üreticinin ürününün değer bulması, üretim maliyetlerinin düşürülmesi ve gençlerin tarıma yönlendirilmesi gerektiğini belirten Oğuz, tarımsal üretimi destekleyecek politikaların hayata geçirilmesi çağrısında bulundu.

Türkiye süt üretiminde güçlü, ama tüketimde bilinç şart Haber

Türkiye süt üretiminde güçlü, ama tüketimde bilinç şart

Ambalajlı Süt ve Süt Ürünleri Sanayicileri Derneği (ASÜD) Yönetim Kurulu Başkanı Harun Çallı, 1 Haziran Dünya Süt Günü dolayısıyla yaptığı değerlendirmede, süt ve süt ürünlerinin hem çocuklar hem yetişkinler için dengeli beslenmenin temel bileşenlerinden biri olduğunu söyledi. < p class="MsoNormal">Türkiye’nin Avrupa’nın en büyük süt üreticileri arasında yer aldığını belirten Çallı, sektörün üretim gücünün yanı sıra gıda güvencesi, kalite ve ihracat açısından da stratejik önem taşıdığını ifade etti. 2025 yılında Türkiye’nin süt ve süt ürünleri ihracatının 523,3 milyon dolara ulaştığını hatırlatan Çallı, ihracattaki en büyük payın 236 milyon dolar ile (%45,1) peynire ait olduğunu, dondurma ihracatının ise 72,7 milyon dolarla toplam ihracatın %13,9’unu oluşturduğunu söyledi. Çallı, süt ve süt ürünlerinin ekonomik erişilebilirlik açısından da önemli bir hayvansal gıda ürünü olduğuna dikkat çekerek şu değerlendirmeyi yaptı: “Süt ve süt ü rünleri, özellikle çocuklar ve gençler için en ulaşılabilir protein kaynakları arasında yer alıyor. Protein ihtiyacını et ürünlerinden karşılamak için daha yüksek maliyet gerekiyor. Bu nedenle halen en ucuz hayvansal protein kaynağı olan süt ürünleri, toplum beslenmesinde ve kalkınmada kritik öneme sahip.” ASÜD öncülüğünde başlatılan ve geçmiş yıllarda yürütülen Okul Sütü Programı’nın önemine dikkat çeken Çallı, çocukların süt tüketim alışkanlığı kazanmasının uzun vadeli halk sağlığı açısından önemli olduğunu söyledi, “Okul Sütü gibi uygulamalar yalnızca bir gıda desteği değildir. Aynı zamanda çocukların süt içme alışkanlığı kazanmasını sağlayan sosyal bir yatırımdır. Sağlık Bakanlığı verilerinde de görülen protein eksikliği ve bodurluk riskine karşı mücadelede de önemli katkı sağlar ” dedi. Süt ve süt ürünlerinin ileri yaşlardaki yetişkinler için de kemik sağlığı, kas kütlesinin korunması ve dengeli beslenme bağlamında önemli bir role sahip olduğunu dile getiren Çallı, “Akademik unvanlı bazı kişilerin bilimsel bilgiyle çelişen açıklamalarına inanan yetişkin bireylerin beslenmelerinde süt ürünlerine yer vermemeleri, bitkisel içeceklere yöneltilmeleri önemli sağlık sorunları doğuracaktır. Geçmişten beri tüketilen, süt gibi sağlıklı bir gıdanın bugün kalkıp sağlıksız olduğunu söylemek ve ‘çiftçinin emeği ak süte kara çalmak’ akıl alır gibi değil. Ebeveynler olarak kendi sağlığımız ve gelecek nesillerin sağlığı için gazlı ve şekerli içecekler yerine ayran, yoğurt, peynir ürünlere soframızda daha fazla yer açmalı, çocuklarımıza da örnek olmalıyız” dedi. “Sokak sütü romantizmi halk sağlığı riski oluşturuyor” Kayıt dışı ve kaynağı belirsiz süt satışlarına ilişkin de bir değerlendirme yapan Harun Çallı, tüketicilerin güvenilir süt ürünlerini tercih etmesi gerektiğini söyledi, “Sağlığın en kıymetli hazine olduğunu bir kez daha idrak ettiğimiz bir dönemde halen nerede, hangi koşullarda, hangi hayvandan sağıldığı belli olmayan çiğ sütlerin tüketiciye sunulduğunu görüyoruz. Uygun koşullarda muhafaza edilmeyen, sıcak havalarda mahallenize kadar soğutulmadan açıkta taşınan çiğ sütlerde, zoonotik ve gıda kaynaklı enfeksiyon riskleri bulunduğu gerçeği unutulmamalı” diye konuştu. Çallı, “Gelişmiş ülkelerde örneğine rastlanmayan sok ak sütü satışlarının, ‘doğal’, ‘organik’ yada ‘köy sütü’ algısıyla masum gösterilmeye çalışılması tüketiciyi yanıltıyor. Oysa bu ürünlerin önemli bir bölümü, kalite ve gıda güvenliği kriterlerini karşılamayan, içeriği ve üretim koşulları tam olarak bilinmeyen sütlerden oluşabiliyor. Tüketicinin güvenilir, denetlenen ve izlenebilir ürünleri tercih etmesi büyük önem taşıyor. Gıda güvenliği ihmale gelmez. Ambalajlı ve kayıtlı ürünler; izlenebilirlik, denetim ve soğuk zincir güvencesiyle tüketiciye ulaşıyor. Tüketicinin güvenilir gıdaya erişimi açısından bu sistem büyük önem taşıyor. Unutulmamalıdır ki süt ve süt ürünleri üretim tesislerimiz, satış noktalarımız yılın 365 günü 24 saat Tarım ve Orman Bakanlığımızın denetimindedir” dedi. “Süt sektörü ortak akılla yönetilmeli” Süt sektörünün yalnızca üretim değil, tarım, hayvancılık, halk sağlığı ve ekonomi açısından stratejik bir alan olduğuna dikkat çeken Çallı, sektörün günlük değil uzun vadeli politikalarla yönetilmesi gerektiğini söyledi. Yem maliyetlerinin üretici üzerindeki baskıyı artırdığını belirten Çallı, sürdürülebilir üretim için çiftçinin Avrupalı rakipleri gibi desteklenmesinin zorunlu olduğunu ifade etti ve şunları ekledi: “Hayvan yeminin erişilebilir maliyetlere düşürülmesi için üreticinin desteklenmesi gerekiyor. Süt sektörünün günlük kararlarla değil, ortak akıl ve uzun vadeli politikalarla yönetilmesi büyük önem taşıyor. Unutulmamalıdır ki; süt tüketimindeki ar tış yalnızca halk sağlığına değil, üreticiye, kırsal kalkınmaya ve ülke ekonomisine de katkı sağlıyor.” “Türkiye’nin güçlü süt sanayisi korunmalı” Türkiye süt sektörünün bugün 100’ü aşkın ülkeye süt ve süt ürünleri ihraç eden önemli bir üretici konumunda bulunduğunu belirten Çallı, 42 tesisin AB’ye ihracat onayına sahip olduğunu, bunun yanında farklı ülkelerden ihracat yetkisi alan çok sayıda modern tesisin de uluslararası standartlarda üretim gerçekleştirdiğini söyledi. “Türkiye’nin güçlü bir süt sanayisi var. Gıda güvenliği standartları yüksek, denetlenen ve kayıtlı üretim yapan işletmelerimiz hem iç pazarda hem ihracatta önemli başarılar elde ediyor” diyen Çallı, 1 Haziran Dünya Süt Günü’nün toplumda sağlıklı beslenme bilincinin güçlendirilmesine katkı sağlamasını temenni etti.

Bakanlıktan etiket devrimi Haber

Bakanlıktan etiket devrimi

Sofralarımızdaki ürünlerin gerçek içeriğini korumak ve tüketiciyi yanıltıcı reklamların önüne geçmek amacıyla Türk Gıda Kodeksi’nde kritik değişikliklere gidildi. Tarım ve Orman Bakanlığı tarafından yayımlanan yeni tebliğle birlikte, özellikle süt ürünleri kategorisinde yaşanan kavram kargaşasına "dur" denildi. ​"KREMA" İSMİ SADECE GERÇEK SÜT YAĞINA VERİLECEK ​Piyada uzun süredir "krema" imajıyla satılan ancak içeriğinde yoğun miktarda bitkisel yağ barındıran ürünler artık bu ismi kullanamayacak. Türk Gıda Kodeksi Krema ve Kaymak Tebliği uyarınca süt yağı içermeyen veya bitkisel yağlarla karıştırılan ürünlerin "krema" adıyla piyasaya arz edilmesi tamamen yasaklandı. ​Ambalajlarda tüketiciyi yanıltan, ürünün gerçek süt kreması olduğu izlenimini veren ibareler ve görseller kaldırılamayacak. ​Vatandaş ne yediğini etiketine baktığı anda tereddütsüz anlayacak. ​BİTKİ ÇAYLARINDA "DOĞRU DEMLEME" DÖNEMİ ​Düzenleme sadece süt ürünlerini değil, son yıllarda tüketimi hızla artan bitki çaylarını da kapsıyor. Bitki çaylarının yanlış hazırlanması sonucu oluşabilecek sağlık risklerini ve etki kaybını önlemek için hazırlama talimatı zorunlu hale getirildi. ​Yeni dönemde her bitki çayı ambalajında; suyun sıcaklığından demleme süresine kadar en sağlıklı tüketim yöntemini içeren net talimatlar yer alacak. Böylece vatandaşlar, aldıkları ürünün şifasından maksimum düzeyde faydalanabilecek. ​Gıda güvenliği ve dürüst ticaret ilkeleri doğrultusunda, standartlara uymayan işletmelere yönelik denetimlerin sıkılaştırılacağı belirtildi.

Denetimde yeni dönem... “Güvenilir Gıda” vatandaşın elinde! Haber

Denetimde yeni dönem... “Güvenilir Gıda” vatandaşın elinde!

Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı, gıda güvenliğinde yeni bir dönemi başlatacak “Güvenilir Gıda” mobil uygulamasına ilişkin açıklamalarda bulundu. Bakan Yumaklı, uygulama sayesinde vatandaşların artık denetim süreçlerinin aktif bir parçası haline geleceğini belirtti. Yeni uygulama ile vatandaşların gıda güvenilirliği hakkında doğru ve güncel bilgilere ulaşabileceğini ifade eden Bakan Yumaklı, kamuoyu duyurularının takip edilebileceğini ve taklit ile tağşiş yapılan ürünlere anında erişim sağlanabileceğini kaydetti. Güvenilir gıda süreçlerinde büyük bir yeniliği daha hayata geçiriyoruz. ✅ “Güvenilir Gıda” mobil uygulamamızla, toplu tüketim ve ürün satış yerlerinde gıda ile ilgili uygunsuz gördüğünüz durumları 'Çek-Gönder' ile bize bildirebilir, taklit-tağşiş listelerine anında… pic.twitter.com/fYN02r61mx — İbrahim Yumaklı (@ibrahimyumakli) March 18, 2026 ÇEK-GÖNDER SİSTEMİ Uygulamanın en dikkat çeken özelliklerinden birinin “Çek-Gönder” sistemi olduğunu belirten Bakan Yumaklı, vatandaşların uygunsuz gördükleri durumları fotoğraf, konum bilgisi ve açıklama ekleyerek hızlı şekilde bildirebileceğini vurguladı. Yumaklı, yapılan başvuruların süreçlerinin de uygulama üzerinden takip edilebileceği bildirdi. Öte yandan uygulama kapsamında karekod okutarak işletmelere ait bilgilere ulaşılabileceğini ve işletmelerin son denetim tarihinin görüntülenebileceğini aktaran Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı, böylece şeffaflığın artırılacağını ifade ederek, “Güvenilir gıda için denetim artık hepimizin sorumluluğu. Bu uygulamayla devletimizin denetim gücü ile milletimizin bilinci birleşiyor” diyerek, gıda güvenliği konusunda toplumsal farkındalığın artırılmasının hedeflendiğini söyledi.

Bursa Büyükşehir'den Üreticiye Güçlü Destek Haber

Bursa Büyükşehir'den Üreticiye Güçlü Destek

Bursa’da kırsal kalkınmanın sağlanması ve çiftçinin gelir düzeyinin artırılması için çalışmalarını sürdüren Büyükşehir Belediyesi, üretime değer katan adımlar atmaya devam ediyor. Bursa Büyükşehir Belediyesi Kırsal Hizmetler Dairesi Başkanlığı Tarımsal Hizmetler Şube Müdürlüğü koordinasyonunda Bursa Esnaf ve Sanatkarlar Odaları Birliği (BESOB), Bursa Bölgesi Köy Kalkınma ve Diğer Tarımsal Amaçlı Kooperatifler Birliği, Bursa İl Tarım ve Orman Müdürlüğü ile Ticaret İl Müdürlüğü iş birliğinde ‘Kooperatifçilik ve Gıda Güvenliği Eğitimi’ programı düzenlendi. Bursa Tarımsal Ürünler Tanıtım ve Eğitim Merkezi’nde (BUTATEM) gerçekleştirilen toplantıda bir araya gelen kooperatif ve dernekler, fikir alışverişinde bulundu. Derneklerin kooperatifleşme sürecinde izlemesi gereken adımların konuşulduğu programda, kooperatifçilik ve gıda güvenliği konularında bilgilendirme de yapıldı. “TOPRAĞIMIZA VE GIDAMIZA SAHİP ÇIKMAYI DEVAM EDİYORUZ” Bursa Büyükşehir Belediye Başkanı Mustafa Bozbey’i temsilen eğitim programının açılışında konuşan Büyükşehir Belediyesi Başkanvekili Metin Tunçel, Bursa’nın verimli toprakları ve köklü tarım kültürüyle emeğin kenti olduğunu ifade etti. İklim değişikliği, artan üretim maliyetleri ve pazara erişimde yaşanan zorluklar nedeniyle daha planlı tarım yapılması gerektiğinin altını çizen Tunçel, “Kooperatifçilik; üreticimiz için sadece bir tercih değil, dayanışmayı büyüten, emeği koruyan ve üreticiyi güçlendiren en sağlam modellerden biridir. Bursa Büyükşehir Belediyesi olarak üreticimizin yanında durmaya, toprağımıza ve gıdamıza sahip çıkmayı devam ediyoruz. Eğitim programıyla, kooperatiflerin daha sağlam yapılarla yol almasını, ortaklık bilincinin güçlenmesini ve gıda güvenliği konusunda doğru üretimin yaygınlaşmasını amaçlıyoruz. Doğru tarım için eğitim çalışmalarımızı kararlılıkla sürdüreceğiz” dedi. BESOB Başkanı Fahrettin Bilgit, emeğin ve dayanışmanın gücünü teknolojiyle birleştirmeyi önemsediklerini belirtti. Dijital Gelişim Ofisi hakkında da bilgi veren Bilgit, asıl amaçlarının kadın emeğini daha görünür kılmak ve ekonomik olarak güçlenmesini sağlamak olduğunu ifade etti. İl Tarım ve Orman Müdür Yardımcısı Erdoğan Ceylan, 3 gün sürecek olan eğitim programında sürdürülebilirlik, markalaşma, kalite konularının konuşulacağını dile getirdi. Kadın kooperatiflerinin güçlendirilmesi gerektiğini vurgulayan Ceylan, programda emeği geçenlere teşekkür etti. Ticaret İl Müdürlüğü Esnaf Sanatkarlar ve Kooperatifçilik Şube Müdürü Ersan Aybar, her zaman emekçilerin yanında olduklarını belirterek gerekli destekleri sunmayı sürdüreceklerini söyledi. Program, uzman isimlerin katıldığı sunumlarla devam etti.

Bursa Nilüfer'de sürdürülebilir tarım konuşuldu Haber

Bursa Nilüfer'de sürdürülebilir tarım konuşuldu

Bursa'da Nilüfer Belediyesi, 10 Aralık Toprak Ana Günü kapsamında düzenlediği etkinlikte sürdürülebilir tarımı ve gıda güvenliğini masaya yatırdı. Hasanağa Gıda Merkezi’ndeki buluşmada konuşan Nilüfer Belediye Başkanı Şadi Özdemir, “Toprağı koruyan kentler geleceğini güvence altına alır” diyerek yerel üretimin önemine dikkat çekti. Nilüfer Belediyesi, Nilüfer Kent Konseyi ve Nilüfer Tarımsal Kalkınma Kooperatifi (NİLKOOP) iş birliğiyle 10 Aralık Toprak Ana Günü’nü Hasanağa Gıda Merkezi’nde düzenlenen özel bir etkinlikle kutladı. Toprağın bereketi, tarımsal emek ve sürdürülebilirliğin konuşulduğu programa; Nilüfer Belediye Başkanı Şadi Özdemir, Nilüfer Belediye Başkan yardımcıları, meclis üyeleri, muhtarlar ile sivil toplum ve kamu kuruluşlarının temsilcileri katıldı. “TOPRAKLA İLİŞKİ, GELECEKLE İLİŞKİDİR” Etkinliğin açılış konuşmasını yapan Nilüfer Belediye Başkanı Şadi Özdemir, tarımı sadece bir üretim faaliyeti olarak değil, kenti besleyen ve kırsal ile kent arasında bağ kuran bütüncül bir sistem olarak gördüklerini belirtti. Başkan Şadi Özdemir, “Nilüfer’de toprağı; yaşamı besleyen, kenti ayakta tutan ve nesilleri birbirine bağlayan temel bir değer olarak görüyoruz. Tarım; gıda güvenliği, iklim direnci ve yerelde bir gelecek demektir. Bu nedenle toprağın sağlığını koruyan üretim modellerini destekliyoruz” dedi. “ÇİFTÇİMİZ EMEĞİNİN KARŞILIĞINI ALMALI” Belediye olarak yürüttükleri çalışmalara değinen Başkan Şadi Özdemir, çiftçilere toprak analizi desteği sağladıklarını ve bilimsel veriye dayalı üretimi teşvik ettiklerini vurguladı. Kompost üretimi gibi uygulamalarla toprağı canlandırdıklarını ifade eden Başkan Şadi Özdemir, şunları söyledi: “Kendi alanlarımızda örnek modeller hayata geçirerek hem üreticimizi bilinçlendiriyor hem de doğru tarım uygulamalarını yaygınlaştırıyoruz. Amacımız çiftçinin ürününün değerini bulması, emeğinin karşılığını alması ve kırsalda yaşamın güçlenmesidir. NİLKOOP gibi yapılarla bunu kalıcı hale getiriyoruz. Çünkü biliyoruz ki toprak bizim geleceğimizdir; toprağı korumak, yaşamı korumaktır.” SÜRDÜRÜLEBİLİR GELECEK İÇİN YEREL ADIMLAR Etkinlikte söz alan NİLKOOP Başkanı Süleyman Ayyılmaz da, doğayla uyum içinde yaşamanın önemine değinerek, günlük yaşamda atılacak küçük adımların büyük farklar yaratabileceğini belirtti. Hasanağa Mahalle Muhtarı Rüstem Kartoğlu toprağın en değerli varlık olduğunu vurgularken, Nilüfer Kent Konseyi Çevre Meclisi Üyesi Nurten Ümit ise okullarda verdikleri eğitimlerle çocuklarda toprak bilincini artırmayı hedeflediklerini dile getirdi. Açılış konuşmalarının ardından Nilüfer Kent Konseyi Genel Sekreteri Doç. Dr. Elifhan Köse Çal moderatörlüğünde “Toprak Ana’yı Korumak: Enginarla Sürdürülebilir Tarım” başlıklı bir söyleşi gerçekleştirildi. Söyleşide Bursa Uludağ Üniversitesi Ziraat Fakültesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Sevinç Başay ve Hasanağa Kadın Derneği Başkanı Neşe Erken, bölgeye özgü enginar üretimi ve sürdürülebilir tarım teknikleri hakkında katılımcıları bilgilendirdi. Etkinlik sonunda katılımcılar Hasanağa Gıda Merkezi’ni gezerek yetkililerden bilgi aldı. Program, merkezde üretilen tarhanadan yapılan çorba ile Hasanağa Kadın Derneği’nin hazırladığı enginar salatası ve enginar çayının ikram edilmesiyle sona erdi.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.