SON DAKİKA
Hava Durumu

#Gençler

Bursa Digital, Bursa Haber, Bursa Son Dakika - Gençler haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Gençler haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Özgür Özel: “Yoksulu Görmeyip Zengini Kayıran AK Parti’nin Kara Düzenini Yıkacağız” Haber

Özgür Özel: “Yoksulu Görmeyip Zengini Kayıran AK Parti’nin Kara Düzenini Yıkacağız”

Özel, şunları söyledi: “80’İNCİ EYLEM İÇİN BU MEYDANDAYIZ” “248 gün önce Türkiye’nin mevcut iktidarı bir sonraki iktidarına, mevcut Cumhurbaşkanı bir sonraki Cumhurbaşkanı’na darbeye kalkışınca kalktık Ankara’dan, İstanbul’a doğru yola çıktık. Elim yüzümde camdan dışarı bakarken dedim ki ‘Her darbenin bir hedefi olur. Bunun hedefinde Cumhurbaşkanı adayımızın adaylığına engel olmak, partimizin iktidarına engel olmak var.’ ‘Her darbenin bir de sembolik hedef aldığı mekanları olur. Giderler, Meclis’i çevirirler. Giderler, Çankaya Köşkü’nü çevirirler. Meydanları tutarlar. Bu darbenin hedefinde Saraçhane var’ dedik. Saraçhane’ye, Saraçhane’deki milletin bize emanet ettiği İstanbul Büyükşehir’in tarihi binasına doğru yola çıktık. Dedim ki ‘Bu darbeye direnmek isteyenler Saraçhane’ye gelsinler. Ben bunu söyleyince İstanbul Valiliği, İçişleri Bakanı’nın talimatıyla önce beş gün, sonra 10 gün İstanbul’da üç kişinin yan yana gelmesini yasakladı. Gösteri yasak, toplanmak yasak, miting yasak. Arkadaşlar haberi getirdiler, ‘Eyvah’ dediler, ‘Ne olacak şimdi?’ Dedim ki ‘Ne olacaksa bu akşam olacak. Ne olacaksa bu meydanda olacak.’ Tabii kolay değildi, bir yarımada orası. Kimse gelmesin diye otobüsleri yasakladılar, metroları kapattılar, köprüleri kaldırdılar, vapurları bağladılar. Ama o akşam oraya 110 bin kişi geldi Saraçhane’ye. O gün, bugün bu otobüsün üstündeyiz. Bugün 80’inci miting için, 80’inci eylem için bu meydandayız.” “BU MEYDANDA İTİRAZ EDENLER VAR” “Dediler ki ‘Yazın olmaz, dedik. Oldurdular. Kışın soğuk, dedik. meydanları Çankırı’da dahi doldurdular eksi dört derecede.’ ‘Ama Denizli’de inanılmaz bir yağmur var. Kimse gelmez, millet saçak altında durur. O meydan dolmaz, bugün bu miting patlar’ dediler. Dediler ki ‘Bir sahne var, önü çok büyük bir meydan.’ Dedim ki ‘Yağmur varsa sahne olmaz. Millet yaşta, Genel Başkan kuruda olmaz.’ ‘Otobüsü çekin’ dedim, ‘Ben oraya gideceğim, o meydanda dolacak. Rahmet yağacak, o meydan tıklım tıklım olacak.’ İşte Saraçhane ruhuyla, mücadele ruhuyla, eylem ruhuyla bu meydanı dolduranlara helal olsun, selam olsun. Canım Denizlime, güzel Denizlime, yiğit Denizlime selamlar olsun. Bugün bu meydanda itiraz edenler var. Her türlü haksızlığa, vicdansızlığa, eşitsizliğe itiraz edenler var. Cumhurbaşkanı adayımızın tutukluluğuna itiraz da bu meydanda, asgari ücretin ev geçindirememesinden mustarip emekçi de bu meydanda. Açlık sınırının üçte ikisine mahkum edilen emekli de bu meydanda, pamuk üreticisi beyaz altın üretirken şimdi borç batağında olan çiftçi de bu meydanda. Siftahsız esnaf da bu meydanda. İtiraz etmeye, mücadele etmeye, direnmeye, eylem yapmaya geldik Denizli'de. ‘Umudunu kesmiş gençler, valizleri zihninde toplamış ve ‘Fırsat olursa yurt dışına giderim, başka ülkede yaşarım’ diyen gençler 31 Mart akşamı bir seçim daha beklemeye karar vermişlerdi’ demiştim. Şimdi o gençler; belki yoksul, barınma sorunu olan, her türlü güçlükle baş eden ama umudu diri olan gençler burada. Genciyle yaşlısıyla, emeklisiyle emekçisiyle, köylüsüyle esnafıyla selam olsun sizlere. Selam olsun hepinize.” “ZAMANINDA SENİ BİRİNCİ YAPAN BU MEYDAN İNLİYOR” “Sayın Erdoğan Denizli’deyiz, ocak ayının ortasındayız. Dağlar karlı, Denizli yağmurlu. Bir meydana sığmamış durumdayız ve bu meydan, Denizli’nin bu meydanı zamanında sana çok oy veren, birinci parti yapan, Denizli Büyükşehir’i sana veren bu meydan ‘İstifa, istifa’ diye inliyorsa sen sebepsin bunu Erdoğan. Sen sebepsin buna, ben değil. Denizli’yle aramıza çok zaman girdi. 25 yıl Denizli’de belediyeyi kazanamadık. Ama suçu Denizli’ye, Denizli’nin güzel insanlarına atmadık. Kusuru kendimizde bildik. ‘Daha çok çalışmalıyız, daha daha çok çalışmalıyız. Doğru adaylar belirlemeliyiz ve bir şekilde Denizli’nin gönlüne girmeliyiz’ dedik. İşte böyle bir sürecin sonunda Cumhuriyet Halk Partisi olarak sizlere yine bir kalabalık, tıklım tıklım Denizli Meydanı’nda hemşeriniz, canım kardeşim, evladınız Bülent Nuri Çavuşoğlu’nu emanet ettik. Sizin evladınız sizden yüzde 50 oy alarak, iki kişiden birinin oyunu alarak göreve geldi. O gün bugündür mücadelesine devam ediyor. Beş olan ilçe belediye sayımızı 15’e yükselttiniz. Neredeyse Denizli’nin yüzde 95’inin yükünü Denizlili belediye başkanlarımıza verdiniz. Son seçimde seçtiğiniz birbirinden değerli milletvekillerimize, göreve getirdiğiniz 15 belediye başkanımıza ve hem bu meydana, hem Denizli’ye sonsuz katkılar sunan ilçe başkanlarımıza ve İl Başkanı kardeşim Ali Osman Horzum’a yürekten bir teşekkür alkışı Denizli’den.” “22 AYDIR BU ŞEHİR İÇİN ARI GİBİ ÇALIŞTI” “Tabii Genel Başkanlar için bir adaya destek istemek kolay. Ama sonra aday seçilince 2,5 yıl, iki yıla yakın hizmet edince onunla birlikte meydana, otobüsün üstüne çıkmak işte o başkana bağlı. Buraya gelirken şöyle bir baktım. 22 aydır bu şehir için arı gibi çalışan kardeşim Denizli’nin yollarına 38 değil, 38 bin ton asfalt övünülecek asfalttır; 338 bin ton sıcak asfalt dökmüş. 1,8 milyon metrekare beton parke yol kaplamış. Beş mahallede kent lokantası açmış. İki kent marketi hizmete almış. Biz ‘Önemli, kreş açın’ dedik, ‘CHP’li belediyeler kreş açacak’ dedik. Şu ana kadar tam altı kreş açmış. ‘Emekliler önemli’ dedik, emekli evi açmış ve çayı ücretsiz yapmış. Memnun mu emekliler Nuri Başkan’dan? Burası bir tarım kenti ve çiftçileri unutmamış. 50 bin zeytin fidanı dağıtmış. Bu sene 100 bin tane daha dağıtacak. Diğer taraftan 258 bin litre mazot dağıtmış. Bu yıl 500 bin daha dağıtacak. 20 bin metre tarımsal sulama borusu dağıtmış. Bu yıl 40 bin metre daha dağıtacak. Besicilere 20 bin çuval yem dağıtmış. Bu yıl 40 bin çuval daha dağıtacak.” “NURİ BAŞKAN’IN ÖYLE ÇALIŞMALARI VAR Kİ GÖZLERİM DOLDU” “Öyle hizmetler, öyle çalışmalar var ki ben bakarken, izlerken hem gurur duydum, hem gözlerim doldu. Hep söylüyoruz, ‘Cumhuriyet Halk Partisi, kimsesizlerin kimsesidir’ diye. Denizli’de okula gidiyor çocuklar. Babasının ve annesinin parası varsa okulda beslenme saati gelince çantayı açıyorlar. Ve o çantanın içinden durumu iyi olanın her şeyi çıkıyor. Meyvesi çıkıyor, ekmeği çıkıyor, sütü çıkıyor, peyniri çıkıyor. Ya parası olmayan? Parası olmayanın bazen o beslenme çantası bile yok. Ama Denizli’de beslenme çantası olmayan 5 bin öğrencinin Nuri amcaları var. Birinci ve ikinci sınıfların beslenme çantasına konulsun diye her ay aileye teslim ediliyor. Ayda kaç gün okul var? 22 gün. 22 tane yumurta, 22 kutu süt, 22 paket bal, 22 paket peynir, 22 paket reçel ve çocuklar için haftalık okula götürsün muzsa muz, elmaysa elma, portakalsa portakal. Ve kimsenin çocuğunun beslenme çantası boş kalmıyor. Hiçbir yoksul çocuğun gözü, arkadaşının çantasında kalmıyor. Helal olsun Nuri Başkana, helal olsun. Şimdi bu hafta ilk belediye meclis toplantısında bir oylama var. Oylamada yetki alacaklar. Bundan önce 5 bin öğrenci, birinci ve ikinci sınıflar, bu hafta Büyükşehir Belediye Meclisi’nde oylanacak üçüncü ve dördüncü sınıflar. Bundan sonra ilkokulda bütün beslenme çantaları dolacak. 15 bin öğrenci bu hizmetten yararlanacak.” “65 YAŞ ÜZERİNE HİZMET BEDAVA” “Biz bu mitinglerde çok istisna da olsa açılış yapıyoruz. Ve bu hafta büyükşehirimiz, Yunus Emre Sosyal Tesisi’ni, Egekent Hastanesi Çocuk Gelişim Merkezini, Batı Ege üst geçidinin temellerini atıyor. Ayrıca bugün beni karşıladığında söz aldı, Türkiye’de Allah razı olsun rahmetli kardeşim Ferdi Zeyrek adına ki en yakın arkadaşlarından biriydi Nuri Başkan. Türkiye’nin dört bir yanında tesisler yapılıyor, dedi ki ‘En büyüğü bana yakışır, temelini birlikte atacağız. Kurdelesini birlikte keseceğiz.’ Ferdi Zeyrek adına Denizli’nin merkezinde kültür ve sanat merkezi, büyük bir salon, spor kompleksi bir arada hayata geçirecek, kendisine yürekten teşekkür ediyorum. Geleceğim, o kurdeleyi birlikte keseceğiz Denizli’de. Ayrıca marifet iltifata tabii. Söyleyelim Türkiye duysun. Hani diyorlar ya, ‘Cumhuriyet Halk Partisi belediyeler ne yapıyor, ne yapacak?’ Geçen seçimlerden önce dediler ki ‘Denizli’de CHP’ye vermeyin, o gelirse sosyal yardımları keser, yoksullara verilenleri vermez, hizmetler aksar.’ Geldik ve başkan onların yaptığı gibi hiç maaşı olmayana değil, asgari ücretin üçte birinin altında kalana değil, bırak asgari ücreti, iki asgari ücretin altında geliri olan haneyi yoksul biliyor, yoksul sayıyor. Ve onun üstüne, o hanelere tüm destekleri veriyor. Bin 500 TL’den yılda üç ay, 4 bin 500 lira doğalgaz veriyor. Tüp kullanan aileye ihtiyacı kadar tüp veriyor. Bebek olunca ‘Hoş geldin bebek’ paketi herkese gidiyor ama yoksul aileye çocuk büyüyene kadar bebek bezi gidiyor. Eğer askeri varsa, askere yolluyor, ‘En büyük asker bizim asker’ diye askerdeki çocuğun yol parasını da veriyor yemin törenine gidecek anasını, babasını, kardeşini de yolluyor. Türkiye duysun, Denizli’de bir hamile anne, altıncı aya gelirse son üç ay, doğumdan sonra altı ay toplam dokuz ay boyunca belediyeyi aradığında, ‘Doktora gideceğim’ taksi kapıda. Anne taksi. ‘Anneme gideceğim’ taksi emrinde. ‘Hastaneye gideceğim’ emrinde. ‘Doğuma gittim, döndüm, kontrole gittim. Bebeğimle gezmeye gittim’ taksi emrinde. Anne taksi var Denizli’de. zengine değil, garibana var var garibana. 45 yaş üstü olup yüzme bilmeyen herkese yüzme kursundan ve sonra yazın denize gitmesinden tut da 65 yaş üstünde herkesin evinde bir tamir varsa, 65 yaş üstünde birisi su bozuldu, elektrik arızası ya da evde bir onarım. Günlerce tutar tasası. Ama arıyor Nuri Başkanı, arıyor büyükşehri, ne arıza varsa ne tamirat varsa 65 yaş üstüne bedava ve en hızlı şekilde gidip yapıyorlar.” “DENİZLİ’Yİ NASIL YÖNETİYORSAK TÜRKİYE’Yİ DE ÖYLE YÖNETECEĞİZ” “Buradan bütün Türkiye’ye sesleniyorum. ‘CHP nasıl yönetecek?’ Vallahi Denizli’yi nasıl yönetiyorsak; akılla, fikirle, çalışkanca, vicdanla, halden anlayarak Denizli’yi nasıl yönetiyorsak; Türkiye’yi öyle yöneteceğiz. Bir yandan tabii yaptıklarımızı söylerken bugün burada bir istisna yapacağım. İstisna şudur. Normalde mitinge gidince, eyleme gidince açılış yapmıyoruz. Ama öyle bir teklif geldi ki, dediler ki ‘Genel Başkanım, sen en çok kızdığın şey, Atatürk’ün ismiyle sorunu olanlar. Atatürk Havalimanı’nı bile allem ettiler, kallem ettiler kapattılar. Adını İstanbul koydular. Türkiye’de dünya kadar tesisi kapatıp, sonra adını başka koyarak açıyorlar. Oysa Denizli’de konuşmayı yapacağın meydanda, Ege’nin en büyük bilim merkezi açılacak. Atatürk’ün gösterdiği hedefe yürümek için, evren, galaksi, yıldızlar, uzay bilimi, havacılık konusunda çocukların ufkunu açacak, eğitecek, simülasyonlarla bunları gösterecek ve sevdirecek bir bilim merkezi var. Adını da Atatürk Bilim Merkezi koyduk’ dediler. İşte bu eseri de bugün açmaya geldik. Helal olsun Şeniz Başkanıma. Bu ülkede bu millete çok zulmettiler. Bu milletin aklını karıştırmaya çok çalıştılar. İftiralar attılar, Tekerlemeler yaptılar. Ama bu milletin gönlünden bir tek şeyi sökemediler. Sökemeyecekler. Bu millet Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün hem askeridir, hem evladıdır, hem yurttaşıdır.” “SÖZ VERİLEN ŞEHİR HASTANESİ YERİNDE YELLER ESİYOR” “Tabii benim arkamda eskiden şöyleydi. Eskiden bir il başkanı, iki milletvekili, varsa üç - beş belediye başkanı diziyorduk arkaya. Şimdi arkada büyükşehir belediye başkanı var. Allah eksikliğini göstermesin. İl Başkanı var, milletvekillerim var. Burada aşağıda da aslan gibi 15 belediye başkanım var. Hizmet edenler arkamda ve önümde. Bir de Denizli’yi görmeyenler, duymayanlar, oy zamanı yüzünü dönüp, oyu alınca sırtını dönenler var. AK Parti’nin çözmesi gereken dünya kadar sorun çözülmüyor. Bakın şurası pandemi zamanında niyetlenildi. Pandeminin yarattığı ihtiyaçlar ve kaynaklar doğru yere gitti. Sonrasında yapım maliyetleri, silkelemeler, bilmem neler. Şu tesis bugün açılıyor. Bu tesis açılmadan önce dünya kadar laf ediyorlardı. Söylediler, ‘Açmadılar’ diye. Allah’a şükür açmaya geldik. Peki, devlet hastanesi depreme dayanıksız. 10 yıldır konuşuluyor, devlet hastanesinin çatıları çöküyor. Harekete geçen yok. Sonra bin yataklı hastaneyi kapatacaklar, yerine büyük bir şehir hastanesi yapacaklardı. Beş yıldır ortada yok. Şimdi çıkmışlar, 500 yataklı prefabrik acil durum hastanesi açıyorlar. Aç, acil durum hastanesi açarsan ‘Helal olsun’ derim. Ama bin yataklı devlet hastanesini kapatıyorsun. Yatak sayısını azaltıyorsun. Söz verdiğin şehir hastanesinin yerinde yeller esiyor. Hiç bunları görmüyorsun. Pamukkale’de üç ayda bitecek dedikleri tadilat, dokuzuncu aya girdi. Bitmedi. esnaf mağdur, yerli ve yabancı turistler mağdur. Burası Avrupa ile çalışan çok sayıda iş adamının olduğu, fabrikaların olduğu, mühendisin geldiği, yurtdışına gidildiği, orada fuarlara gidilen, burada fuarlara gelinen bir yerken; havaalanından Avrupa’ya uçuş yok. Onu bırakın ülkenin başkentine uçuş yok.” “ÇUVAL ÇUVAL YOLSUZLUĞU ANLATTIM, ‘YALAN’ DİYEMEDİLER” “Denizli Belediyemiz 750 milyon lira yatırım yaparak, Bozdağı Kayak Merkezi’nin çalışması gerekiyordu. Biliyorsunuz, belediye değişti ve görüntüler çıktı. Belediyenin kendi güvenlik kameralarından kayak merkezinde beş tane fişi kesmişler. Parayı kasaya koymuşlar, 25 tane fişi parasını çuvallarla doldurup senelerce yolsuzluk yapmışlar, senelerce. Çuval çuval yolsuzluğu anlattım Meclis kürsüsünde. ‘Yok’ diyemediler. ‘Yalan’ diyemediler. İspatı ortada, ama halen daha o konuda bir şey yapmadılar. Ama bu durumu açığa çıkardı diye hazımsızlık yaptılar. Kendileri yolsuzluk açık tuttukları Bozdağı Kayak Merkezi’nin protokolünü CHP gelince iptal ettiler. Ama hiç merak etmeyin. Yargıda kazanacağız. Denizli’nin hakkını söke söke alacağız.” “ÇİFTÇİNİN, KÖYLÜNÜN BİR KIYMETİ KALMAMIŞ” “Bir yandan Denizli çiftçilerin en mağdur olduğu kentlerden bir tanesi. Meclis’te Denizlili pamuk üreticilerinin sesini duymak için, Türkiye’ye duyurmak için elimizde pamuk kozası, gösterip söylemiştim. Bir de Denizli’de tekrar edeyim. Eskiden, ben de Manisa’da Hacıaliler Köyünde yazlarımı geçirdim. 12 yaşından beri traktör üstünde külfülatör çektim, pamuk ara çapası yaptım. Pamuk toplayan emekçilere testi testi onlara su taşıdım. O beyaz altının bereketini dayımlarla, anneannemle birlikte ben yaşadım. O günlerde bir kilo pamuk satan 2,5 litre mazot alıyordu. Var mı burada çiftçiler. Doğru mu? Bir kilo pamuk satıyordun. 2,5 litre mazot alıyordu. Bugünkü hesaba vurursan pamuğun kilosu 150 liraymış, mazot üzerinden. Bugün 2,5 kilo pamuk satıyorsun, bir litre mazot alıyorsun. Bugün pamuğun kilosu 18-20 lira. Sen 2,5 kilo pamuk satıp, 1 litre mazot alabiliyorsun. Nereden nereye gelmiş? Niye böyle? Çünkü çiftçinin, köylünün bir kıymeti kalmamış. Kanuna göre 772 milyar lira destekleme lazım. Ama sadece bu paranın 168 milyarını bütçeye koydular. Yani kanun, ‘Denizli’nin çiftçisine beş vereceksin destekleme’ diyor. Bunlar sadece bir veriyorlar. Bunu utanmadan, sıkılmadan şimdiden bütçeye yazarak yapıyorlar. 10 yıldır da böyle yapıyorlar. Ama iş gelince yandaşa destek vermeye, o zaman ellerini hiç korkak alıştırmıyorlar. Bakın sizin hakkınız 772 milyarın 168’ini bütçeye koymuş. Ama aynı para, hemen hemen aynı para kurumlar vergisi verecekken şirketler, orandan vazgeçilen kurumlar vergisi tutarı. Diyor ki ‘Bu sene 768 milyar lira kurumlar vergisinden vazgeçeceğim. Faiz lobilerine 2,7 trilyon lira vereceğim. Geçiş garantili otobanlara, köprülere 238 milyar lira vereceğim. Kur Korumalı Mevduata 2,5 trilyon lira verdim.’ Öyle bir noktaya geliyor ki çiftçiye gelince, beşin birini veriyorlar. Ama yandaşlara gelince ne istiyorlarsa fazlasıyla veriyorlar. Buradan açıkça söylüyorum. Bir kilo buğday satılıp, bir litre mazot alındığı günlerden, altı kilo buğday satılıp, bir litre mazot alındığı günlere geldik. Bir kilo pamuğun 2,5 litre mazot aldığı günlerden 2,5 kilo pamuğun bir litre mazot alamadığı günlere geldik.” “TÖRPÜDEN ÖTV ALANLAR, LÜKS SAATTEN ALMIYORLAR” “Şimdi dönüp bakıyorsunuz, dünyada vergi zenginden alınır, bunlar zengini bırakmışlar, vergiyi tavana değil tabana yaymışlar. Tırnak makasından, mutfak tüpünden, törpüden özel tüketim vergisi alanlar, elmastan, pırlantadan, lüks saatlerden almıyorlar. Yüzde 65 dolaylı vergi, yani zengin ve fakir ayırmayan, en zenginden de en yoksuldan da aynı vergiyi alan dolaylı vergi. Elektriğin vergisi, sütün vergisi, doğalgazın vergisi, çocuğa alınan hırkanın, ayağa alınan ayakkabının vergisi milyardere de aynı, asgari ücretliye de aynı. Bunun adı dolaylı vergi, yüzde 64. Bunun üstünde vergilerin yüzde 24’ü gelir vergilerinden kesilen, hepimizin maaşlarından kesilen gelir vergisi, yaptı mı yüzde 88. Yüzde 1, bir ıvır zıvır vergisi var. Sadece yüzde 11 kurumlar vergisi. Para kazanandan, kar edenden yüzde 11. Para kazanmayan, sürünen, geçinemeyenlerden yüzde 88. Bunun adı AK Parti’nin kara düzenidir. Denizli’den hemşerilerimin arasından buradan Türkiye’ye haykırıyorum ki; zenginden değil yoksuldan alan, yoksulu görmeyip, zengini kayıran, verginin yüzde 88’ini yoksuldan, 11’ini zenginden alan AK Parti’nin kara düzenini vallahi de yıkacağım, billahi de yıkacağım. Allah’tan korkun yahu.” “TEKSTİLDE DENİZLİ’NİN CANI ÇIKTI, BÜYÜK AÇMAZ VAR” “Denizli’deyiz. Tekstilin başkentindeyiz. 10 bine yakın imalathane kapandı Türkiye'de. Denizli’nin canı çıktı. Üç yılda 360 bin emekçi tekstilde işsiz kaldı. Tekstil deyip geçme, yüzde 70’i kadın istihdamı. Yani diyoruz ya kadın istihdamı önemli diye. 10 çalışandan 7’sinin kadın olduğu sektörde, 360 bin kişi işsiz kaldı. Sorun ne? Sorun söyleyeyim, bir tek Türkiye’de var. Büyük bir açmaz. Asgari ücret alan için çok düşük, veren için çok yüksek. Nasıl olacak bu iş? Tekstil yapıyor adam. Mısır’daki asgari ücretle, Afrika’daki, Hindistan'daki asgari ücretle rekabet edecek. Ama Türkiye’de bu asgari ücreti verdiğinde, bu asgari ücretle çalışanlar sürünüyor. Bakın şimdi asgari ücreti 28 bin lira yaptılar. Tarihte ilk kez asgari ücret ilan edildiği anda, açlık sınırının altında kaldı. Biz Cumhuriyet Halk Partisi olarak çıktık ve dedik ki; ‘Küçük esnafa, bilhassa tekstil üreticilerine, çalışan başına 10 bin 600 lira SGK prim desteği verelim.’ Basit yoldan anlatırsak, ‘Asgari ücret alan için 39 bin lira olsun, 39 bin ver. Ama 10 bin lirasını SGK’dan düşelim, veren için 29 bin lira olsun.’ Bu teklifi getirdik, kabul etmediler. Kabul etselerdi hem asgari ücretlinin bu yaşadığı sıkıntılar ortadan kalkacak, hem de tekstil üreticileri açısından çok büyük bir rahatlama gelecekti. Ben buradan Cumhuriyet Halk Partisi’nin hem çalışanın dostu olduğunu, hem de patronun dostu olduğunu açıkça söylüyorum. Sol parti, sosyal demokrat parti demek sermaye düşmanı demek değildir. Bizim sistemimizde kalkınmacı bir ekonomi vardır. Üreticiye her türlü destek ve teşvik vardır. Bu işin sonunda daha çok üretmek, daha çok kazanmak, ama adil bir vergi sistemiyle kazandığının vergisini vermek vardır. Hep birlikte çalışmak, daha çok kazanmak ama hakça bölüşmek vardır. Yandaşına sahip çıkan, vatandaşını görmeyen, yoksulu ezdiren, zordaki üreticiyi de iflasa sürükleyen, sadece yandaşa sahip çıkan bu düzenin adı AK Parti’nin kara düzenidir. Size ant olsun ki AK Parti’nin kara düzeni yıkılacaktır. Denizli’ye söz veriyorum. Bu kardeşiniz partinin Genel Başkanı olurken en büyük desteği Manisa ile birlikte Denizli'den aldık, Ege’den aldık. Sonra tüm Türkiye tanıdı, tüm Türkiye’den aldık. Siz bana kefil oldunuz, ben Nuri’ye kefil oldum. Nuri çalışmaya niyet etti. Bu güzel günlere geldik. Buradan bir kez daha sizin huzurunuzda söylüyorum. Bir devri kapacağız, bir devri açacağız. Size söz veriyorum, artık yapılacak ilk seçimle bakan evlatlarının devri bitecek, vatan evlatlarının devri başlayacak. Yağmur yağıyor. Bütün Türkiye olmaz denilenin olduğunu, ocağın ortasında, bu soğukta, bu yağmurda, bu mübarek rahmetin altında sizin kararlılığınızı görüyor. Helal olsun Denizli’ye.” “EMEKLİ ETTİN, 1,5 ASGARİ ÜCRET ALAN EMEKLİYE NELER ETTİN” “Buradan Türkiye’ye bir selam daha ve buradan bir sesi daha bütün Türkiye’ye duyurma zaruretimiz var. Meydandaki emeklileri göreyim. Kaldırın bir elinizi. Emekliler şemsiyesini aşağı yukarı indirsin. Manzaraya bak. Denizli’deki emekliler el sallasın, şemsiyesini aşağı yukarı sallasın göreyim emeklileri. İşte bu manzara Türkiye’de ne kadar çok emekli olduğunun ve dolayısıyla ne kadar çok mağdur olduğunun manzarasıdır. Bugün Türkiye’de açlık sınırı 30 bin liradır. Bugün Türkiye’de yoksulluk sınırı 98 bin liradır. Bugün Türkiye’de en düşük emekli maaşı 18 bin 975 lira olabilmiştir. Biz Cumhuriyet Halk Partisi olarak şunu hatırlatmak zorundayız. Adalet ve Kalkınma Partisi geldiğinde en düşük emekli maaşı 1,5 asgari ücretti. Yani Tayyip Bey size hiç ilişmese, size hiç karışmasa, 1,5 asgari ücreti değiştirmese bugün beğenmediğimiz 28 bin liralık asgari ücrete kıyasla en düşük emekli maaşı 42 bin lira olacaktı. Öyle ya, 28 bin liranın yarısı 14. Ekle üstüne, 42 bin lira. Oysa bugün sadece 19 bin lira. Bunu emeklilerin kabul etmesi mümkün değil. Emekliler 19 bin lirayı kabul ediyor mu? İşte bunun için dedik ki ‘Cumhuriyet Halk Partisi olarak kök maaşları artıracak bir kanun teklifi çıkaralım diyoruz. Biz emeklilere seyyanen zam verecek kanunu Meclis’ten çıkaralım diyoruz’ dedik. Perşembe günü Meclis’te bu konunun çalışılması için önergemizi verdik. Reddettiler. AK Parti ve MHP oylarıyla önergemiz reddedildi. Bunun üzerine karar verdik, şu anda Türkiye Büyük Millet Meclisi kapalıdır, ancak içinde Cumhuriyet Halk Partisi’nin milletvekilleri emekliler için nöbettedir. ‘AK Parti o Meclis’e gelene kadar, gerekli düzenlemeyi yapana kadar Meclis’i terk etmeyeceğiz’ dedik. Bunun üstüne cuma günü apar topar kameralar karşısına çıktılar. Biz de dedik ki ‘Haydi inşallah. Bir işi de birlikte yapalım.’ Ama tekliflerini getirdiler, 19 bin lirayı artırıyorlar, ne teklif ediyorlar? 20 bin lira. Teyzeme bak böyle diyor; ‘20 bin lira.’ 20 bin lirayı kabul ediyor musun teyzem? 20 bin lirayı kabul eden var mı? Ey AK Parti, bu emekli ellerini nasırladı, direğini çürüttü, gözlük camları büyüdü çalışarak. Bu emekli yıllarca çalışanlara baktı. Dedik ki ‘Artık sen çalışmayacaksın. Artık sana devlet bakacak.’ Emekli ettin, 1,5 asgari ücret alan emekliye neler, neler ettin. 42 bin lira alacak kişiye, 19 - 20 bin lira teklif ediyorsun. Buradan açıkça söylüyorum. Cumhuriyet Halk Partisi iktidarında bugün asgari ücret önerimiz 39 bin liradır. En düşük emekli maaşı önce bir asgari ücret, bugünün parasıyla 39 bin lira olacaktır. Sonra eski yerine, 1,5 asgari ücrete çıkacak. Emeklisine saygı duymayanın, emeklisine hürmet etmeyenin bu memlekette görecek günü, sizin yüzünüze bakacak yüzü yoktur. Bundan sonra emekliler bırakın AK Parti’ye oy vermeyi, selam dahi vermeyecekler.” “EMEKLİYE YOK, DÖRT KATINI ÜST DÜZEY GÖREVLİ LOJMANINA VERDİLER” “Bakın size para bulamayanlar, size ‘Para yok’ deyip ‘19 bini 20 bin lira yapabiliriz’ diyenler parayı bulmuşlar. Bütçede üst düzey kamu görevlileri için lojman kiralama gideri 1,1 milyar lira. Üç yıl önce bu para 300 milyon liraymış. Şimdi dört katına çıkarmışlar. Emekliye gelince ‘Şartlar zor, zam yüzde 12.’ Ama lüks lojmanlara gelince yüzde 400. Yüzde 12 diye çıkıp alay edenlerin hep birlikte alnını karışlamaya var mıyız? AK Parti’nin alnını karışlayacak mısınız? Bakın buradan açıkça söylüyorum. Ekrem Başkan’ı sırf Cumhurbaşkanı adayı olacak diye tutuklayan ve Cumhuriyet Halk Partisi’nin iktidara gelmesini engel olmaya çalışan, İstanbul’da görevlendirilmiş AK Parti’nin yargı kolları başkanının oturduğu villa 48 milyon liraya tadilat geçirdi. Yani 1 milyon lira veriyorlar emekli öğretmene, 30 yıllık emeğinin ikramiyesi olarak. 48 emekli öğretmen ikramiyesi. Bugün Denizli’de çalışıp emekli olan birisi kıdem tazminatını en kabadayısı 500 bin lira alıyor. Doğru mu? 100 tekstil işçisinin 25 - 30 yıl çalışıp alabileceği kıdem tazminatını villasının tadilatına verenler var. Hasta mı var? Koronada sizi kurtarana kadar çalışan sağlık emekçilerine bir alkış yapıyoruz. Biliyorsunuz koronada Tayyip Bey, sağlık emekçileri için dedi ki ‘Allah sizden razı olsun, hakkınız ödenmez.’ Hakikaten sözünün eri adam. Haklarını ödemedi, ödemedi. Bu sağlık emekçilerini oraya götüren Barış dedik ya. O da kahraman Türk polisi. Polislerimize bir kocaman alkış. Öğretmeninden vergi dairesindeki memura, sınırda nöbet bekleyen uzman jandarmadan erlerimizden, astsubayımızdan, subayımıza, kahraman Mehmetçiğimize kocaman bir alkış.” “ÜLKENİN EVLATLARINI BİRBİRİNE DÜŞMAN GÖSTERENLER VAR” “Bu lüks lojmanları yapıyor ya bunlar, bu vicdansızlar. Bir de lojmansızlar var. AK Parti geldi, bütün mütevazi lojmanları kaldırdı. Polisi, infaz koruma memurunu, bunun yanında tüm devlet memurlarını lojmansız bıraktı. Şimdi lüks lojmanlara 1,1 milyar lira ayırdı. Lojmansızlığın en sıkıntı yarattıklarından biri infaz koruma memurları. Türkiye’de 500 bine yakın tutuklu, hükümlü var. Şehrin dışında koca koca cezaevleri var. Beş infaz koruma memurundan sadece birine lojman var. 50 bin lira, 48 bin lira maaş; 25 bin lira kira ve beş kişiden birine lojman. Buradan önümüzdeki dönem için söz veriyoruz. Daha önce de söyledim kendilerine. Cumhuriyet Halk Partisi iktidarında cezaevleri artık bu kadar kalabalık olmayacak. Ama infaz koruma memurlarının her birisinin lojmanı olacak, söz veriyoruz. Buradan söylemek istediğim şu: Bu ülkenin evlatlarını birbirine düşman gösterenler var. 19 Mart’ta üniversite öğrencilerinin karşısına başta söylediğim gibi sonradan Anayasa Mahkemesi’nin bizi, öğrencileri haklı gördüğü gibi öğrencilerin karşısına polisi diktiler. Bu ülkede polis de öğretmen de asker de infaz koruma memuru da öğrenci de emekli de emekçi de hangi yaştan olursa olsun tüm vatandaşlarımızın çıkarları ortaktır. Polis kurtulmadan öğrenci kurtulmaz. Köylü kurtulmadan esnaf kurtulmaz. Emekli kurtulmadan emekçi kurtulmaz. Kurtuluş yok tek başına. Ya hep beraber, ya hiçbirimiz.” “KURAKLIK UMACAK ZİHNİYETE GELDİYSEN ACINACAK HALDESİN” “Şimdi Denizli meydanından evdeki pijamalıya sesleniyorum: Meydandaki şemsiyeliden utanın, pijamaları çıkarın. Nereye çağırılıyorsanız, oraya koşun. Sakın sıranın size gelmesini beklemeyin. Pijamalı kumandayı bırak, pijamayı çıkar. Mücadeleye koş meydana. Mücadeleye. Denizli’deki şemsiyelilerden, evdeki pijamalılara selam olsun. Sitem olsun. Kurtuluş yok tek başına, ya hep beraber hiçbirimiz. Hepiniz çok muhteşemsiniz, çok tatlısınız, çok iyi insanlarsınız. Hepinizi kucaklıyorum. Allah hepinizden razı olsun. Buraya gelirken yağmur yağıyor, yağdıkça yağıyor. İnsan yağmasın diyemez. Biliyorsunuz yağmur duası diye bir şey var. AK Partililer yağmur yağmasın duasındalar. Tayyip Erdoğan başta. Başa geçmişler Hep beraber dizilmişler, tabi o yağmur duasına çıkılıyor ya filmde. Kemal Sunal diyor ya yağmur duası filminde. Bunlar çıkmışlar yağmur duasına gidiyorlar. Hiçbirinin elinde şemsiye yok, neden? Tayyip Bey dua ediyor. Yağmur yağmasın Ankara susuz kalsın. İstanbul susuz kalsın. Afyon, Uşak susuz kalsın. Yağmur yağmasın diye dua eden tek zihniyet AK Parti’nin kara düzenidir, yazıklar olsun. Mansur Bey’le o kadar uğraştılar, sabahlara kadar çalışıldı, ekipmanlar takıldı, baraj bitmiş. DSİ su getirecek getirmemiş. Kuraklıktan siyaset olmaz. Bütün dünyanın derdi Tayyip Bey kuraklıktan fayda, iktidar sürdürecek. Bir ülkeyi 23 yıl yöneteceksin. Son 50 yılın en kurak yazından medet umup ‘Buradan bunlar yıpranır, hem ben iktidar olurum’ diyeceksin. Tayyip Bey sana söylüyorum: Bundan sonra ne olursa olsun seni iktidardan indirmemiz için kimseden sana fayda yok. Kuraklık umacak zihniyete geldiysen, acınacak haldesin. Rahmet de yağacak, oylar da yağacak, bu iktidar gidecek. Halkın iktidarı gelecek. 100 yıl önce nasıl bu millet memlekete bereketi getirdiyse, nasıl bu memlekete 100 yıl önce hastalıkları bitirdiysek. Nasıl ülkeyi şaha kaldırdıysak, 103 yıl sonra görev yine hepimizdedir. Görev Türk milletindedir. Görev Türkiye İttifakı’ndadır. Görev aslan sosyal demokratlardadır. Görev milliyetçi demokratlardadır. Muhafazakar demokratlardadır. Liberal demokratlardadır. Kürt demokratlardadır. Alevisi, Sünnisi ile bu memlekete kardeşliği de bereketi de biz getireceğiz. O yüzden Allah bu memleketin yarınları için yağmur yağmasın duasına çıkanlardan bu milleti korusun.” “HAYATLARI YALAN, HAYATLARI İFTİRA” “Bu ülkede adalet olmazsa refah dolmaz. Başta söyledim, 19 Mart darbesi üzerinden tam 298 gün geçti. Yalanlar, iftiralar attılar. Öyle şeyler söylediler ki; şu evde açık olan bir TRT, açık olan bir yandaş kanal, hatta merkez medya kanalı varsa yaz boyunca şunu dinledik. ‘568 milyar yolsuzluk var’ dediler. 568 kuruşun kanıtını koyamadılar. ‘Bin 200 cep telefonu aldı İBB’ dediler. ‘Dağıttı’ dediler. İddianameye bile yazamadılar. ‘Gizli toplantılar yaptılar, paraları paylaştılar, videosu var’ dediler. Çıkmayınca ‘Bizi de kandırmışlar’ dediler. ‘İBB’nin parkelerinin altından 2 milyon Euro çıktı’ dediler. Çıkmayınca, iddianamede olmayınca ‘Yalan atma özgürlüğü var. İnsanlar bazen yalan atar’ dediler. Lüks arabaları çekip ‘İmamoğlu‘nun arabaları’ dediler, MHP’li milletvekilinin çıktı. Bavulları gösterip ‘İçinde para var’ dediler, jammerlar çıktı. Gaziosmanpaşa Belediyesini gösterip, kasa açıldı, dolarlar çıkıyor görüntüleri çıktı. Arama tutanağından mühür çıktı. ‘TRT‘ye sorduk’ dediler ki ‘Aramanın görüntüsünü bulamadık, Anadolu Ajansı’ndan stok video kullandık. Onda da dolar varmış’ dediler. Hayatları yalan ve iftira. Buradan Denizli’deki, AK Parti’nin ve MHP’nin günahsız seçmenine soruyorum. Böyle kul hakkı olur mu? Bütün bir yaz yalan atıp sonra ‘pardon’ olur mu? Hani diyorlardı ya ‘Bir ay sonra insan içine çıkamayacaklar.’ Aha da Tayyip Bey 80’nci eylemdeyim. Denizli’de, Merkezefendi’deyim. 100 bin hemşerimin arasındayım. Onların yüzüne bakıyorum. Gözüne bakıyorum. Buradan haykırıyorum ki; Ekrem İmamoğlu masumdur. Suçu Tayyip Erdoğan’ı yemektir. Çatlasan da patlasan da Ekrem İmamoğlu karşına çıkacak. Seni yenecek. Cumhurbaşkanı olacaktır. Cumhurbaşkanı İmamoğlu.” “ERDOĞAN DA YARGILANDI AMA KAPISINA BİR GÜN POLİS GİTMEDİ” “Tayyip Bey ben burada Denizli’deyim. Karşına da dikildim. Buradan sana soruyorum: Sen yıllar önce bu suçların hepsiyle yargılandın. Bir gün kapına polis geldi mi? Bir gün tutuklandın mı? Bir gün hapse kondun mu? Şimdi kendine güveniyorsan, eğer Ekrem Başkan’dan korkmuyorsan tutuksuz yargılamayı getir. TRT‘den canlı yayın getir. Senin savcılarını da millet duysun, verilen cevapları da millet duysun. Buradan çağrımdır. Hodri meydan. Tutuksuz yargılama, televizyondan canlı yayın. Hodri meydan. Tayyip Bey tutuksuz yargılama yapabilir mi? Televizyondan canlı yayın yapabilir mi? Niye? Çünkü korkuyor. Çünkü kendine güvenmiyor. Buradan üzülerek ifade edeyim. Denizli’de, mutlaka Denizli AK Gençlik diye AK Parti’nin gençlik kolları var. Ama Tayyip Bey’in onlardan ümidi yok. AK Parti’nin saygıdeğer kadın kolları var Denizli’de. Ama Tayyip Bey’in onlardan ümidi yok. İlçe, il yönetimleri var Denizli’de. Tayyip Bey’in onlardan umudu yok. Tayyip Bey’in hiçbirimizde olmayan yargı kolları var. Yargı kolları başkanı Akın Gürlek var. Tayyip Bey’in tek umudu rakiplerini ezdirmekte. Tayyip Bey bu millet sana evladını ezdirmez. Tayyip Erdoğan’a Denizli’den sesleniyorum. Ey Erdoğan, adayımı bırak, sandığı getir. Adayımı yanımda, sandığı önümde istiyorum. Tayyip Bey Denizli’de 100 binler sandık istiyor. Hala daha kaçacak mısın?” “TAYYİP BEY’İN KAVGASINA DEĞİL, İŞSİZLİĞİN BİTMESİNE BAKIN” “Buradan AK Parti’nin ve MHP’nin kadın kollarına ve gençlik kollarına, ana kademesine, eğer Tayyip Erdoğan’a şunu diyebilirseniz, bu bir demokrasi yürüyüşüdür. Tayyip Bey yıllarca bu sahada top oynadı. Oynadığı maçları 23 yıldır kazandı. Biz isyan etmedik, sahadan çekilmedik. Yanlış işlere girişmedik. 31 Mart‘ta Denizli Nuri Başkan’ı seçti. İstanbul Ekrem Başkan’ı seçti. Ankara Mansur Başkan’ı seçti. Adana Zeydan Başkan’ı seçti. Mersin Vahap Başkan’ı seçti. Türkiye’de yüzde 65’e CHP’li belediye başkanları seçildi. Şimdi Tayyip Bey o oynayıp da kazandığı maçın topunu aldı, eve kaçıyor. Nereye gidiyorsun? ‘Topu keseceğim. Daha oynamam, oynatmam’ diyor. Eğer AK Parti’nin gençleri Tayyip Bey’e giderse, ‘Reis, baba, dede nereye gidiyorsun? Ver topu’ derse. O topu sahaya getirirse bu önemli bir iştir. Belki bir kere kaybederler, iki kere kaybederler, sonra kazanırlar. Ama onurlarını, haysiyetlerini kaybedip de kazandığı zaman demokrat, kaybedince otokrat olma ayıbına ortak olmazlar. Buna davet ediyorum AK Partilileri. Açıkça söylüyorum; hem vallahi, hem billahi. Partinin Genel Başkanı olarak, Ege’nin bir evladı olarak, Selanikli anneannenin, Üsküp’lü dedenin torunu olarak, iki emekli öğretmenin evladı, Bahçıvan Abdullah Aga’nın torunu olarak yeminle söylüyorum Denizli’deki AK Partili’ye MHP’liye: CHP’liler, biz sizin düşmanınız değiliz. Sizin dostunuz. Çünkü siz bizim komşularımızsınız, akrabalarımızsınız. Damadımızsınız, gelinimizsiniz. Tarla komşumsun, kapı komşumsun. Biz size düşman değiliz. Ama bizi size düşman etmek isteyen, kutuplaştıran, ayrı düşürenler bunu kavga olsun da millet kavgaya baksın, emekli maaşı konuşmasın diye yapıyor. AK Partili 19 bin lira emekli maaşına layık mı? MHP’li kardeşim 28 bin lira asgari ücrete layık mı? Biz halkın partisiyiz. Biz asgari ücret artsın diye, emekli maaşı artsın diye, ürün kıymetlensin diye, çiftçi yine milletin efendisi olsun diye, esnafın yüzü gülsün diyen mücadele ediyoruz. Buradan ant içerim, yemin ederim ki Cumhuriyet Halk Partisi iktidarında hiçbir yoksul kaybetmeyecek, hep beraber kazanacağız. AK Partilisi, MHP’lisi, CHP’lisi, İYİ Partilisi, hep birlikte kazanacağız. O yüzden Tayyip Bey’in kavgasına bakmayın. Emekli maaşı için mücadeleye bakın. Asgari ücret için mücadeleye bakın. Evladının geleceği için işsizliğin bitmesine bakın. Cumhuriyet Halk Partisi, AK Partililerin değil, AK Parti’nin kara düzeninin düşmanıdır.” “MARKETLERDE TARİHİ GEÇMİŞ GIDA, UTANÇ REYONLARINDA” “AK Parti’nin kara düzeni, AK Partilinin de MHP’linin de emeğini sömürüyor. AK Parti’nin kara düzeni, AK Partili gençleri de işsiz bırakıyor. AK Parti’nin kara düzeninde ilk kez artık marketlerde, tarihi geçmiş gıdalar ‘fırsat reyonu’ diye utanç reyonlarında satılıyor. Ürün, peynirin tarihi geçmiş, fırsat reyonuna koyuyor. Patates cipsi alamamış çocuğuna. Tarihi geçmiş yerden, bir ay tarihi geçmiş cipsi, fırsat reyonundan alıyor gariban. Bunun partisi olmaz. Böyle bir ahlaksızlığa sabır olmaz. Yalanlarla sürdürülen iktidardan umut olmaz. Efendim, ‘Gelirlerse ezanı da dindirecekler’ vallahi yalan. ‘Bayrağı indirecekler’ vallahi yalan. ‘Vatanı böldürecekler…’ Hadi lan oradan, hadi lan oradan. Bunları diye diye oy toplayıp sonra kendisine yüzde 300, emekliye yüzde 12. Kendisine yüzde 300, asgari ücretliye yüzde 20. Bu düzeni değiştirmeye var mısınız? Tarihin en uzun, en kalabalık, en mücadeleci seçim sath-ı mailindeyiz. Bugün seçimin 298’inci günü. Çok kaçsalar, bininci güne kadar kaçarlar. Gerekirse bin günlük seçim kampanyası neferi olmaya var mısınız? Ekrem Başkan yerine cumhurbaşkanı adaylığına var mısınız? Kapı kapı gezmeye, köy gezmeye, bulup konuşup ikna etmeye, oyları teker teker toplamaya var mısınız? Yollarda, sokaklarda, köylerde ve fabrikalarda birlikte yürüyecek miyiz? Hadi o zaman yürüyelim arkadaşlar.”

Cumhurbaşkanı Erdoğan: Türkiye Yüzyılı’nı birlikte inşa edeceğiz... Türkiye alan değil, veren el konuma geldi Haber

Cumhurbaşkanı Erdoğan: Türkiye Yüzyılı’nı birlikte inşa edeceğiz... Türkiye alan değil, veren el konuma geldi

Partisinin TBMM'deki grup toplantısında konuşan Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, ekonomi, insani yardımlar, savunma sanayii ve gençlere yönelik mesajlar verdi. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, AK Parti TBMM Grup Toplantısı’nda yaptığı konuşmada Türkiye ekonomisinin 21 çeyrektir kesintisiz büyüme trendini sürdürdüğünü belirterek, 2025’in üçüncü çeyreğinde büyümenin yüzde 3,7 olarak gerçekleştiğini açıkladı. Erdoğan, Türkiye’nin bu oranla OECD’de 4’üncü, G20’de 5’inci sırada yer aldığını ifade etti. Yıllık millî gelirin 1,5 trilyon doları aştığını söyledi. Tarımda don ve kuraklık nedeniyle yaşanan küçülmeye de değinen Erdoğan, “İnşallah bu yıl yağışların bereketiyle sektör toparlanacak” dedi. Makine ve teçhizat yatırımlarındaki artışın üretime dair umutları güçlendirdiğini belirtti. “TÜRKİYE ALAN EL DEĞİL, VEREN EL KONUMUNA GELDİ” Erdoğan, Türkiye’nin son 23 yılda insani yardım alanında büyük bir dönüşüm yaşadığını belirterek, Gazze’ye 103 bin tonu aşan insani yardım gönderen en büyük ülkelerden biri olduklarını hatırlattı. Sudan’daki insani krize de en fazla hassasiyet gösteren ülkenin Türkiye olduğunu ifade eden Erdoğan, AFAD, Kızılay ve diğer yardım kuruluşlarının sahada seferberlik içinde çalıştığını söyledi. https://twitter.com/iletisim/status/1996157879707922732 “Büyük ülke olmak gereğini içeride ve dışarıda yerine getirmeye devam edeceğiz.” dedi. KIZILELMA’DAN İLK GÖRÜŞ ÖTESİ HAVA-HAVA BAŞARI Cumhurbaşkanı Erdoğan, savunma sanayiine ilişkin açıklamasında, KIZILELMA insansız savaş uçağının, MURAD radarından alınan verilerle tespit edilen bir hedefi GÖKDOĞAN füzesiyle havadan havaya tam isabetle vurduğunu duyurdu. “KIZILELMA, görüş ötesi hava hedefi vurabilen ilk insansız savaş uçağı oldu.” diyen Erdoğan, projede emeği geçen tüm kurumlara teşekkür etti. “GENÇLER, SANAL KIŞKIRTMALARA ALDANMAYIN” Gençlere seslenen Erdoğan, sosyal medya üzerinden yayılan provokatif içeriklere dikkat çekti. Yayınların bir kısmının yurtdışından yönlendirildiğini belirterek, “Sizi kamplaştırmaya çalışan bu odaklara prim vermeyin.” çağrısında bulundu. Mevcut sorunları aşacaklarını vurgulayan Erdoğan, “Ekonomiyi büyüteceğiz, huzuru ve güvenliği büyüteceğiz. 86 milyon bir olursak aşamayacağımız engel yok.” diyerek ekledi: “İnanıyorsanız üstünsünüz; zafer sizindir. Türkiye Yüzyılı’nı birlikte inşa edeceğiz.”

Bursa İnegöllü gençler 32 fidanı toprakla buluşturdu Haber

Bursa İnegöllü gençler 32 fidanı toprakla buluşturdu

Bursa'da yaşanan orman yangınları sonrası duyarlılık göstererek bir tavır ortaya koymak isteyen Zirve Grup isimli İnegöllü gençler, kendi temin ettikleri 32 fidanı İnegöl Belediyesi’nin koruluk olarak düzenlediği alanda toprakla buluşturdu. Son yıllarda yaşanan orman yangınları her duyarlı bireyi derinden üzerken, İnegöl’de Zirve Grup adıyla bilinen 20 dolayında genç, bu konuda örnek olacak bir davranışa imza attı. İnegöl Belediye Başkanı Alper Taban’a ulaşarak kendi aralarında topladıkları parayla temin ettikleri 32 adet fidanı dikmek için yer talep eden gençler için Yeniceköy Mahallesinde koruluk alan oluşturuldu. 863. Sokakta planda yeşil alan olan 670 m2’lik alan Park Bahçeler Müdürlüğü tarafından düzenlenerek fidan dikimine hazır hale getirildi. Perşembe günü Belediye Başkanı Alper Taban’ın da katılımıyla gençler tarafından fidanlar toprakla buluşturuldu. Fidan dikimi sonrası açıklama yapan Belediye Başkanı Alper Taban, gençlere ortaya koydukları duyarlılık için teşekkür etti. Yenice Mahallesi 863. Sokakta yeşil alan olarak planlanan bölgede henüz ağaçlandırma yapılmadığını hatırlatan Taban, “Genç arkadaşlarımızın teklifi ve katkılarıyla bugün 32 adet fidanın dikimi için buradayız. Park Bahçeler Müdürlüğümüze de teşekkür ediyorum, alanın hazırlanması adına emek verdiler. Gençlerimiz özellikle son dönemde ülkemizde yaşanan orman yangınlarından rahatsız olduklarını ifade ettiler. Bunun üzerine yeni fidanları toprakla buluşturmak istediler. Bu fidanları bizzat kendileri parasını ödeyerek temin ettiler. Bizim ekiplerimiz de alanı hazırlayarak bu ortamı sağladı. Gönül ister ki orman yangınları hiç yaşanmasın. Bu vesileyle buradan da topluma bir mesaj vermiş olalım; ağaçları dikmek elbette görevimiz. Ancak bunları korumakta bir görev ve sorumluluk. Keşke hiç bu alan etrafına tel örgü çekmek durumunda kalmasak. Ancak içinde bulunduğumuz durum, fidanları korumak için bunu yapmamıza sebep oluyor. Çünkü birileri gelip buna zarar verebiliyor. Böyle şeyler de maalesef var. Ancak buradaki arkadaşlarımız gibi duyarlı insanlarımız da var” dedi. YEŞİL ALANLARI EL ELE ARTTIRACAĞIZ İnegöl’de her alanda ve her fırsatta yeşil alan miktarını arttıracak adımları attıklarını ifade eden Başkan Taban, “Burası toplam 670 metrekarelik bir alan. 540 metrekaresi yeşil alan, 130 metrekaresi ise tretuvar alanından oluşuyor. Şehrimizdeki ağaç ve yeşil alan miktarını el ele arttıracağız. İnegöl’ümüz bu anlamda şanslı. Ancak biz yine de tüm imkanlarımızı seferber ederek yeşil alan oluşturma çabamızı sürdüreceğiz. Dönem başında 1 milyon metrekare ilave yeşil alan hedefi koyduk. İnşallah ulaşacağız” diye konuştu. Zirve grup adına konuşan Muharrem Gökçe isimli genç ise kendilerine bu imkan tanındığı için teşekkür etti. Orman yangınlarının herkesi derinden üzdüğünü ifade eden Gökçe, “Biz de bir fidanda bizden olsun diyerek bu çalışmayı başlattık. Bugün de topraklarımızı geleceğe nefes olacak fidanlarımızla buluşturduk. Grubumuz 20 kişilik. Organizasyonlarda garson gibi hizmetler veriyoruz. İnşallah amacımız örnek olabilmek” şeklinde konuştu.

Sanal Kumar Gençliği Tehdit Ediyor! Haber

Sanal Kumar Gençliği Tehdit Ediyor!

Gençler arasında hızla yayılan ve masumane gibi görünen mobil uygulamaların, sanal kumar bağımlılığı riskini beraberinde getirdiğini belirten Uzman Klinik Psikolog Sedef Koç Bal, “Bu oyunlar, beyinde dopamin salgısını artırarak ‘haz’ duygusunu tetikliyor. Üstelik bu haz arayışı sadece oyunda uzun süre vakit geçirmekle sınırlı kalmıyor; birçok kişi oyuna para yatırarak bu süreci daha da artırıyor.” dedi. Ailelerin gözlemlemesi gereken kritik belirtilere işaret eden Sedef Koç Bal, “Oyuna yatırılan bahisler nedeniyle kontrolsüz para harcamalarının görülmesi ve sık sık ihtiyaç dışı para talep edilmesi ilk dikkat çeken işaretlerdir. Ayrıca bireyin aile ortamında daha az bulunması, evde olsa bile zihninin sürekli oyunda olması, engellendiğini düşündüğü anlarda öfke, tahammülsüzlük gibi tepkiler göstermesi de bir sorunun varlığına işaret eder.” dedi. Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Uzman Klinik Psikolog Sedef Koç Bal, gençler arasında yaygınlaşan sanal kumar bağımlılığını değerlendirdi. Renkli oyunlar sanal kumar tuzağına dönüşüyor Dijitalleşmenin getirdiği kolay erişim ve akranlar arasında popülerliğin sanal kumar bağımlılığına işaret eden Uzman Klinik Psikolog Sedef Koç Bal, özellikle gençler arasında yaygınlaşan, renkli ve eğlenceli arayüzlere sahip bazı mobil uygulamaların, aslında bahis sistemi üzerine kurulu sanal kumar tuzağı olduğunu ifade etti. Uzman Klinik Psikolog Sedef Koç Bal, bu tarz oyunların başlangıçta eğlence vaat ettiğini, ancak hızlıca kontrol kaybına dönüştüğünü belirterek, “Renkli şekerleri eşleştirme ya da farklı kombinasyonlar yapmaya dayanan ve üzerine bahis konulan oyunlar, şans oyunu gibi görünse de neden olduğu maddi kayıplar ve sorunlar nedeniyle sanal kumar bağımlılığını akla getiriyor. Bu oyunlar, beyinde dopamin salgısını artırarak ‘haz’ duygusunu tetikliyor. Üstelik bu haz arayışı sadece oyunda uzun süre vakit geçirmekle sınırlı kalmıyor; birçok kişi oyuna para yatırarak bu süreci daha da artırıyor.” diye anlattı. Kaybettiklerini kazanma hırsı ve akran popülerliği Uzman Klinik Psikolog Sedef Koç Bal, sanal kumarın gençleri çeken en büyük faktörlerinden birinin, kazanma ve kaybetme arasındaki heyecan döngüsü olduğunu, bu döngünün, kayıplar yaşandıkça "Kaybettiklerimi tekrar kazanmalıyım" hedefine dönüştüğünü ve bağımlılığın derinleştiğini kaydederek, “Kazanma ve kaybetme arasındaki hızlı değişimler heyecan verse de, zamanla yaşanan kayıplar kişide ‘Kaybettiklerimi geri almalıyım’ düşüncesini doğurarak yeni bir hedef yaratıyor. Gençlerin bu oyunlara ilgisini canlı tutan bir diğer unsur ise akranları arasında popüler olması. Sosyal çevre, gençleri arkadaş grubuna uyum sağlamak ve dışlanmamak için benzer deneyimleri yaşamaya yönlendiriyor.” dedi. Ailelerin çocuklarının dijital araçlarla geçirdiği zamanı değil, bu davranışın neden olduğu sorunları takip etmesi gerektiğini vurgulayan Uzman Klinik Psikolog Sedef Koç Bal, “Sanal kumar bağımlılığı geliştiğinde, bireyin akademik, sosyal ve ailevi işlevselliği zayıflıyor.” ifadesinde bulundu. Aileler için dikkat çeken belirtiler neler? Uzman Klinik Psikolog Sedef Koç Bal, ailelerin gözlemlemesi gereken kritik belirtileri şöyle sıraladı: “Oyuna yatırılan bahisler nedeniyle kontrolsüz para harcamalarının görülmesi ve sık sık ihtiyaç dışı para talep edilmesi ilk dikkat çeken işaretlerdir. Teknolojik cihazlarda geçirilen sürenin yaş grubuna önerilen sınırların üzerine çıkması, bu dengenin bozulmasıyla birlikte akademik başarının düşmesi, okulda devamsızlıkların artması ve kişinin keyif aldığı aktivitelerden uzaklaşması gibi değişiklikler ise sağlıklı iletişim kurulan bir aile tarafından genellikle fark edilebilir. Ayrıca bireyin aile ortamında daha az bulunması, evde olsa bile zihninin sürekli oyunda olması, engellendiğini düşündüğü anlarda öfke, tahammülsüzlük gibi tepkiler göstermesi de bir sorunun varlığına işaret eder.” Bağımlılık gelişince yalan ve gizleme ortaya çıkıyor Kumar bağımlılığı yerleştiğinde, bireylerin utanç ve suçluluk duygularının yanı sıra, oyuna devam edebilmek amacıyla yalan söyleme ve gerçeği saklama davranışları sergilediğini belirten Sedef Koç Bal, bu aşamada profesyonel destek almanın zorunlu olduğunu ifade etti. Sedef Koç Bal, sağlıklı sınırların önemini ve tedavi sürecinin kapsamını şu sözlerle anlattı: “Çocuğun gelişim dönemine uygun bir yaklaşımla, açık ve sağlıklı iletişim kurulması önemlidir. Dijital dünyanın oluşturduğu riskler anlatılırken, çocuğun duygu ve düşünceleri ile bireysel ihtiyaçları mutlaka dikkate alınmalıdır. Tedavi sürecinin amacı yalnızca oyuna erişimi kısıtlamak değildir; davranışın altında yatan nedenleri değerlendirmek, gerekli görüldüğünde ilaç desteğine başvurmak, riskleri ve koruyucu önlemleri belirlemek, etkili baş etme yöntemleri geliştirmek ve finansal yönetim planı oluşturmak gibi kapsamlı bir süreç hedeflenir. Bu süreçte aile desteği kritik rol oynar; ancak bu destek, sınırsız maddi yardım sağlamak ya da ortaya çıkan borçları kapatmak olarak anlaşılmamalıdır. Ailenin görevi, yapıcı sınırlar koymak, doğru iletişim kurmak ve tedavi sürecini güçlendirmektir.”

Şiddetsiz bir dünyaya Bursa'dan dijital çağrı Haber

Şiddetsiz bir dünyaya Bursa'dan dijital çağrı

Bursa'da lise öğrencilerinin eşitlik ve şiddetsiz yaşam mesajını taşıyan “Kırılmayan Çizgiler” dijital sergisi, 25 Kasım Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele Günü kapsamında Bursalılarla buluştu. Eşitliği ve şiddetten, ayrımcılıktan uzak bir gelecek idealini çalışmalarının merkezinde tutan Büyükşehir Belediyesi, toplumsal duyarlılığı ve sosyal belediyecilik vizyonunu yansıtan önemli bir etkinliğe daha imza attı. Zeki Müren Güzel Sanatlar Lisesi ile Feriha Uyar Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi öğrencilerinin sanatsal üretimlerinden oluşan “Kırılmayan Çizgiler: Sesi Çizgide Saklı” isimli dijital sergi, ‘25 Kasım Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele Günü’ kapsamında Bursalıların ziyaretine açıldı. 110 eserin yer aldığı dijital sergi, Büyükşehir Belediyesi tarafından ‘Fark Et, Oyna, Dönüştür’ teması ile gençler için düzenlenen atölye çalışmalarını dijital dünya ile buluşturdu. DasDas Bursa’da düzenlenen serginin açılış programına, Bursa Büyükşehir Belediye Başkanı Mustafa Bozbey ve eşi Seden Bozbey’in yanı sıra Aile ve Sosyal Politikalar İl Müdürlüğü ve Nilüfer İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü yöneticileri, sivil toplum kuruluşlarının temsilcileri, öğretmenler ve öğrenciler katıldı. Açılış programında konuşan Büyükşehir Belediye Başkanı Mustafa Bozbey, gençlerin aklından ve hayal gücünden yükselen güçlü farkındalık çağrısını hep birlikte görünür kılmak istediklerini söyledi. Hayata geçirilen dijital serginin dijital alanlarda yaşanan şiddeti, eşitsizlikleri ve görünmeyen yaraları sanatın diliyle ortaya koyduğunu vurgulayan Başkan Mustafa Bozbey, “Sergide yer alan her çizgi, her renk ve her ışık; ‘şiddetsiz bir yaşam mümkündür’ diyen güçlü bir dayanışmanın ifadesidir. Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele Günü’nde hayata geçirdiğimiz proje, bu alanda verilen küresel mücadelenin Bursa’daki yansımasıdır. Aynı zamanda Birleşmiş Milletler Kadın Birimi’nin bu yıl belirlediği ‘Tüm kadınlara ve kız çocuklarına yönelik dijital şiddete son verin–Birleşelim’ temasının da önemli bir parçasıdır. Sergi, küresel bir çağrının gençlerimizin üretimiyle yerelde karşılık bulması açısından çok değerlidir” dedi. Bursalı gençlerinin üretimleriyle gurur duyduklarını belirten Başkan Mustafa Bozbey, “Sergi, şiddetsiz bir dünya için verdiğimiz mücadeleye güç katacaktır. Gençlerimizin sanatla kurduğu bağı güçlendirecektir. Bursamızın eşitlikçi, duyarlı ve dönüştürücü kimliğini daha da ileriye taşıyacaktır. Serginin hayırlı olmasını diliyorum” dedi. Sergiye eserleriyle değer katan öğrenciler, desteklerinden dolayı Başkan Mustafa Bozbey’e ve Büyükşehir Belediyesi’ne teşekkür etti. Konuşmalar sonrasında sergiyi gezen Başkan Bozbey ve eşi Seden Bozbey, izlenime sunulan çalışmaları yakından inceledi. Sergi, 27 Kasım'a kadar ziyaret edilebilecek.

Bozbey: Nilüfer Çayı'nı kirletenlerin başında biz geliyoruz! Haber

Bozbey: Nilüfer Çayı'nı kirletenlerin başında biz geliyoruz!

Bursa Büyükşehir Belediye Başkanı Mustafa Bozbey, küresel kuraklık, iklim değişikliği ve barınma problemlerinin Bursa için de ciddi bir tehdit oluşturduğunu ifade ederek, "Nilüfer Barajı'nın geçen yıl bu dönem yüzde 31 dolu iken bu sene tamamen boş olması dikkat çekici. Yağış miktarımız, son 20 yıldan beri sürekli bir düşüş eğiliminde" şeklinde konuştu. "Dünyadaki derinleşen krizlere karşı Bursa'yı geleceğe hazırlamak hepimizin görevi" diyen Bozbey, Nilüfer Çayı'ndaki kirlilik konusunda da açıklamalarda bulundu. Bursa Büyükşehir Belediye Başkanı Mustafa Bozbey, Kasım ayı toplantısı çerçevesinde hem 31 Mart'tan bu yana gerçekleşen hizmetleri hem de Bursa’nın çevre, su ve iklim konusunda geleceğe yönelik politikalarını anlattı. Dünya ve Bursa ölçeğinde üç büyük krize dikkat çeken Başkan Bozbey, kuraklık ve suya erişim, fosil enerji kaynaklarından vazgeçiş gerekliliği ile küresel barınma krizine dair çarpıcı açıklamalarda bulundu. “2050 İÇİN BEKLENEN SICAKLIKLAR 2025’TE YAŞANIYOR” Başkan Bozbey, iklim değişikliğinin etkilerinin beklenenin ötesinde hızlı geliştiğini belirterek, "Meteorolojik veriler gösteriyor ki, 2050 yılı için tahmin edilen sıcaklık artışları 2025 yılı itibarıyla gerçekleşmiş durumda. Buzullar hızla eriyor, deniz seviyeleri yükseliyor. Mudanya gibi kıyı bölgelerimiz 80 cm'lik bir yükselmeden bile ciddi şekilde etkilenebilir. Çin’den Avrupa’ya kıyı kentlerinin önlem aldığını görüyoruz, biz de almak zorundayız. Bursa'yı geleceğe hazırlamak mecburiyetindeyiz" dedi. Bursa’nın su kaynaklarıyla ilgili önemli bilgiler paylaşan Başkan Bozbey, son 20 yıl içinde yağışlarda düzenli bir azalma görüldüğünü söyledi. Bozbey, geçen yıl ekim ayında Nilüfer Barajı'nın yaklaşık yüzde 30-31 doluluk oranında olduğunu hatırlatarak, "Bu yıl aynı dönemde baraj tamamen boş durumda, sıfır! Bu, yağış miktarında yaklaşık yüzde 30’luk bir azalma demek." dedi. "NİLÜFER ÇAYI’NI KİRLETENLERİN BAŞINDA BİZ GELİYORUZ” Nilüfer Çayı’ndaki kirliliğe dikkat çeken Başkan Bozbey, "Çöp depolama sahasından hâlâ sızan kirli su Nilüfer’e akıyor. Bu kabul edilemez. Kurum olarak önce kendi sorumluluğumuzu yerine getireceğiz. Sanayiciyi veya halkı suçlamadan önce kurum olarak kendi üzerimize düşeni yapmamız gerekiyor" dedi. İleri biyolojik arıtma tesislerinin eksikliğine de vurgu yapan Bozbey, "Dünya bu tip yatırımları çoktan tamamladı. Biz hâlâ gerideyiz. Bu eksikliği hızla kapatacağız. Gerekirse kamulaştırma yaparız, önemli olan çevremizi korumaktır" diye konuştu. Bozbey, petrol, kömür ve doğalgaz kullanımının artık sürdürülebilir olmadığını belirterek, bu kaynaklardan hızlı bir dönüşüm gerektiğini ifade etti. Barınma krizi konusunda küresel bir sorun olduğunu vurgulayan Başkan Bozbey, “Dünyada 300 milyon insanın barınma problemi var. Gençler ev sahibi olamıyor, düşük gelirli vatandaşlar kira ödeyemiyor. Bursa'da da bu krizin etkilerini gözlemliyoruz” dedi. “Bursa’yı geleceğe hazırlamak hepimizin görevi”Sözlerini şu kararlı mesajla tamamlayan Bozbey: “Artık dünya konuşmayı bıraktı, uygulamaya geçti. Bursa da bu değişime ayak uydurmalı. Büyükşehir Belediyesi olarak çevre, su yönetimi ve arıtma yatırımlarımızı sürdüreceğiz. Bursa’yı geleceğe hazırlamak ortak sorumluluğumuzdur.” Bozbey, belediyenin bu üç küresel soruna karşı üzerimize düşeni yapacağını vurgulayarak, “Dünya artık konuşmayı aştı; uygulamaya geçti. Bursa da bu değişime ayak uydurmalı. Biz de Büyükşehir Belediyesi olarak bu görev bilincini taşıyoruz” diye ekledi.

Başkan Bozbey: Bursa’nın geleceğini eğitim ve istihdam odaklı dönüşümle kuruyoruz Haber

Başkan Bozbey: Bursa’nın geleceğini eğitim ve istihdam odaklı dönüşümle kuruyoruz

Bursa Büyükşehir Belediyesi, Kasım ayı değerlendirme buluşmasında kentin eğitim, istihdam ve sosyal destek projelerini açıkladı. Başkan Mustafa Bozbey, “Geleceğin Bursa’sını herkesin mutlu olduğu, problemlerin azaldığı bir şehir olarak kuruyoruz” ifadelerini kullandı. Bursa Büyükşehir Belediyesi tarafından belediye basın toplantısının yapıldığı salonda eğitim ve iş istihdamı ana gündemi ile ‘Kasım ayı değerlendirme’ toplantısı gerçekleştirildi. Bursa Büyükşehir Belediye Başkanı Mustafa Bozbey, şeffaf ve hesap verebilir bir yönetim prensibini benimsediklerini belirterek, “Geçmişte yapıldığı iddia edilen birçok işin gerçekte yapılmadığının farkındayız. Biz, her bir Bursalının hakkını Bursalılar için kullanıyoruz” dedi. “ANA GÜNDEM EĞİTİM VE İŞ İSTİHDAMI” Bursa’da işsizlik oranının artmaya devam ettiğini belirten Bozbey, her 15 günde bir gerçekleştirdikleri halk toplantılarında en fazla iş talebi alındığını dile getirdi. Bu kapsamda kurulan Bursa Kent Ofisi ile iş arayanların işverenlerle bir araya geldiğini, iş öncesinde gerekli eğitimlerin sağlandığını sözlerine ekledi. BURSA KENT AKADEMİSİ GELİŞİYOR BUSMEK kapsamındaki tüm mesleki eğitimlerin Bursa Kent Akademisi çatısı altında toplandığını belirten Bozbey, akademinin şehirde eğitim-istihdam entegrasyonunu sağlayan öncü bir model olduğunu ifade etti. Akademinin her yaştan bireye yönelik olduğuna dikkat çeken Bozbey, 28 farklı alanda 983 eğitim programı, 24 eğitim merkezi, 11 uzmanlık okulu ve bir ipek üretim ve tasarım merkezi ile geniş bir yapıya ulaştıklarını belirtti. Bu olanaklar sayesinde vatandaşların eğitim hayatlarının her aşamasında ücretsiz yararlanabildiğini, Bursa İş Ofisi'nin de eğitimden istihdama uzanan yolu destekleyen önemli bir yapı olduğunu vurguladı. Bozbey, "Sadece iş bulma hizmeti sağlamakla yetinmiyoruz; aynı zamanda eğitim, belgelendirme ve kariyer danışmanlığı gibi hizmetlerle iş gücünün kalitesini yükseltiyoruz. Hem yüz yüze hem de dijital platformlar üzerinden özgeçmiş hazırlama, iş planlama ve iş arama desteği Bursa İş Ofisi aracılığıyla sunuluyor. Üniversitelerde düzenlediğimiz seminerlerle gençlerimizin kariyer bilincini artırıyoruz. Yerel işletmelerle yapılan iş birlikleri sayesinde ihtiyaçlara yönelik eğitim ve doğrudan istihdam olanakları sağlıyoruz" dedi. “MEYDAN KADINLARIN” PROJESİ YOĞUN İLGİ GÖRÜYOR Kadınlar, gençler ve dezavantajlı gruplara yönelik özel destek programlarının hızla devam ettiğini belirten Bozbey, “Elde Üret, Evde Sat” projesiyle kadınların evde ürettikleri ürünleri kazanç kaynağı haline getirdiğini söyledi. Ulu Cami yakınındaki meydanda her pazar düzenlenen “Meydan Kadınlar” etkinliklerinin hem katılımcıların hem de esnafın yoğun ilgisini çektiğini vurgulayan Bozbey, bu etkinliklerin kadınların ekonomik hayata aktif şekilde katılımını güçlendirdiğini dile getirdi. ÖĞRENCİLERE KAPSAMLI EĞİTİM VE MADDİ DESTEK Bursa’da öğrencilere yönelik kapsamlı eğitim destek programlarının hayata geçtiğini açıklayan Bozbey, "Bursamızın en büyük kaynağı insandır. Çünkü bir kenti geleceğe taşıyan, bilgisi, becerisi ve üretkenliği ile güçlenen insanlardır. Bu anlayışla oluşturduğumuz Bursa Kent Akademisi, hemşehrilerimizin potansiyelini ortaya çıkaran, iş gücü piyasasının ihtiyaçlarına cevap veren ve istihdamı pekiştiren bir yapıyı temsil edecektir. Bursa Kent Akademisi'ni sadece bir eğitim kurumu olarak değil, ortak akılla gelişen katılımcılığı esas alan bir dönüşüm alanı olarak da düşünmenizi temenni ediyorum" dedi. 2025–2026 eğitim dönemi için sağlanacak destekleri de paylaşan Bozbey; üniversite öğrencilerine 18 bin TL, meslek lisesi öğrencilerine 9 bin TL, ilk, orta ve lise öğrencilerine yaklaşık 2 bin TL kırtasiye yardımı sağladıklarını, 4–6 yaş grubundaki çocuklar için Yuvam Çocuk Etkinlik Merkezlerinde 3 bin100 çocuğa ücretsiz eğitim verildiğini belirtti. Ayrıca, bin 100 öğrenciye ücretsiz YKS hazırlık kursları, deneme sınavları ve rehberlik hizmetleri sunulduğunu belirtti. Ulaşımda da öğrenciler için ülkenin en uygun ücret politikasının uygulandığını ifade eden Bozbey, “Bursamız, Türkiye'nin en büyük dördüncü kenti olup, öğrencilere ve gençlere en fazla destek veren şehirler arasında yer alıyor. Bursa’nın en önemli kaynağı insandır. Eğitim ve istihdamı güçlendiren her adım, kentin geleceğini şekillendirmektedir. Bu desteklerin yanı sıra, çeşitli sosyal projeler ve eğitim programları da uygulanıyor" şeklinde konuştu.

Bursa İnegöl aynı manzarayı yine affetmedi! İnegöl'de kural belli: Kirleten, temizler ve öder! Haber

Bursa İnegöl aynı manzarayı yine affetmedi! İnegöl'de kural belli: Kirleten, temizler ve öder!

Bursa'da İnegöl Belediyesi tarafından daha önce defalarca yapılan çevre kirliliği uyarılarını dikkate almayan gençler, yine temizlik yapmak zorunda kaldı. Yedikleri çekirdek ve içeceklerin atıklarını temizleyen gençlere, kabahatler kanunu çerçevesinde cezai işlem de uygulandı. İnegöl Belediyesi’nin çevre kirliliği konusunda en hassas olduğu alanlardan biri olan bu konuda yapılan uyarılar, farkındalık çalışmaları ve cezai işlemlere rağmen istenmeyen durumlar devam ediyor. Çözümü sıkı kuralları devreye almakta bulan İnegöl Belediyesi, çevreyi kirleten gençlere yine kirlettikleri alanı temizletti. Bununla da kalmayan gençler, kabahatler kanununa göre cezai işleme tabii tutuldu. AYNI MANZARA, AYNI SONUÇ İnegöl Belediyesi, Akıllı Şehircilik uygulamaları doğrultusunda hayata geçirdiği İzleme ve Değerlendirme Merkezi ile şehrin dört bir yanını 7/24 takip ederken, yaşanan olumsuzlukları hızla müdahale edebiliyor. Özellikle çevre kirliliğiyle mücadelede önemli bir rol üstlenen merkez, kural ihlali yapanlara adeta göz açtırmıyor. Geçtiğimiz hafta yaşanan olayın bir benzeri daha kayıtlara geçti ve yapılan tüm uyarılara rağmen ders almayan gençler, kamusal alanda çekirdek yiyerek çöplerini yere atıp çevreye zarar verdiler. HEM TEMİZLİK YAPTILAR, HEM CEZA ALDILAR İzleme ve Değerlendirme Merkezi'nin ekiplerince merkez park heykel önünde bir grup gencin çekirdek ve diğer yiyecekler yedikleri, çekirdek kabuklarını yere attıkları ve diğer yiyeceklerin atıklarını ortada bıraktıkları tespit edildi. Alanda oluşan yoğun kirliliğe zabıta ekipleri hızla müdahale etti. Çevre kirliliğine neden olan gençler tespit edilerek kirlettikleri alan süpürge ve kürekle temizlettirildi. Yere atılan çöpler toplandı ve ardından kabahatler kanunu çerçevesinde idari para cezası verildi. Aynı zamanda doğru bir davranış sergilemedikleri hatırlatılarak, çevre temizliği konusunda daha duyarlı olmaları konusunda uyarıldılar.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.