SON DAKİKA
Hava Durumu

#Fetö

Bursa Digital, Bursa Haber, Bursa Son Dakika - Fetö haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Fetö haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

TMSF kayyım olarak yürüttüğü çalışmalar kapsamında, Can Dündar’a ait 5 taşınmaz tespit etti Haber

TMSF kayyım olarak yürüttüğü çalışmalar kapsamında, Can Dündar’a ait 5 taşınmaz tespit etti

Firari Can Dündar’ın malvarlığının yönetimi için kayyım olarak atanan Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu (TMSF), yürüttüğü çalışmalar kapsamında Dündar adına kayıtlı 5 taşınmaz tespit etti. Yapılan incelemelerde taşınmazların İstanbul’un Üsküdar ilçesi, Muğla’nın Bodrum ilçesi ve Ankara’da bulunduğu belirlendi. Kiraya verilen taşınmazlardan Dündar’ın hissesine düşen kira gelirlerinin emanet banka hesabına yatırılması sağlandı. ÇENGELKÖY'DEKİ TAŞINMAZIN KİRASI 95 BİN LİRA İstanbul Üsküdar'daki Çengelköy'de bulunan taşınmazda Dündar’ın hissesine düşen aylık kira geliri 95 bin lira olarak belirlendi. Taşınmazdaki gerekli tadilat ve tamirat işlemlerinin kiracı tarafından yapıldığı, bu masrafların kira bedelinden mahsup edildiği tespit edildi. BODRUM'DAKİ VİLLA İÇİN KİRA ARTIRIMI SÜRECİ Muğla'nın Bodrum ilçesindeki villayla ilgili ise kira bedelinin artırılması amacıyla Dündar ve diğer hissedar olan eşi tarafından hukuki süreç başlatıldığı belirtildi. Ankara'da bulunan iki taşınmazın ise miras yoluyla edinildiği belirlendi. Taşınmazlardan birinde Dündar’ın annesinin ikamet ettiği, diğer taşınmazın kira gelirinin de annesi tarafından tahsil edildiği tespit edildi. Hatırlanacağı gibi Can Dündar hakkında İstanbul 14. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından 2020 yılında verilen kararda, “devletin güvenliği veya siyasal yararları bakımından gizli kalması gereken bilgileri siyasal veya askerî casusluk amacıyla temin etmek” ve “FETÖ/PDY’ye yardım etmek” suçlarından mahkûmiyet kararı verilmişti.

TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş: Terörün Türkiye’ye maliyeti 2,3 trilyon dolar, Buna fırsat vermeyeceğiz Haber

TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş: Terörün Türkiye’ye maliyeti 2,3 trilyon dolar, Buna fırsat vermeyeceğiz

TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş, Milli İrade Platformu ve Türkiye Gönüllü Teşekküller Vakfı (TGTV) tarafından MÜSİAD’ın Bakırköy’deki merkezinde düzenlenen 17. Milli İrade Buluşması’na katıldı. “Terörsüz Türkiye” temasıyla gerçekleştirilen programda konuşan Kurtulmuş, Türkiye’nin yaklaşık bir asrının yarısına yayılan terörün ülkeye ağır bedeller ödettiğini söyledi. “TERÖRÜN MALİYETİ 2,3 TRİLYON DOLAR” Terör nedeniyle Türkiye’nin büyük şehirlerinin dahi zarar gördüğünü belirten Kurtulmuş, terörün Türkiye’ye maliyetinin en mütevazı tahminlerle 2,3 trilyon dolar olduğunu ifade etti. Geçmişte Necmettin Erbakan, Turgut Özal, Süleyman Demirel ve Bülent Ecevit gibi siyasetçilerin terör sorununu çözmek için girişimlerde bulunduğunu hatırlatan Kurtulmuş, bu süreçlerin suikast ve provokasyonlarla akamete uğratıldığını savundu. Kurtulmuş, 2013-2014 yıllarındaki çözüm sürecine de değinerek, dönemin “Dolmabahçe Mutabakatı” olarak anılan sürecinin FETÖ bağlantılı unsurlar tarafından sabote edildiğini öne sürdü. “467 OYLA ÖNEMLİ BİR VİRAJ GEÇİLDİ” Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın öncülüğünde “Terörsüz Türkiye” sürecinin yeniden başladığını belirten Kurtulmuş, 10 Ağustos 2026’da TBMM’de 467 oyla kabul edilen Milli Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun Teklifi’nin önemli bir dönüm noktası olduğunu söyledi. Kurtulmuş, farklı siyasi partilerin ortak irade ortaya koymasını “Türkiye demokrasisinin zaferi” olarak nitelendirdi. “Bu asla bir partinin ya da iktidarın meselesi değil, bu Türkiye’nin meselesidir, bütün partilerin meselesidir.” diyen Kurtulmuş, sürecin başarıya ulaşması halinde bunun destek veren herkesin ortak başarısı olacağını ifade etti. “ÜÇÜNCÜ GÖZ MİLLETİN KENDİSİDİR” Çatışma çözümü süreçlerinde genellikle bir “üçüncü göz” bulunduğunu belirten Kurtulmuş, Türkiye’nin modelinde ise böyle bir aktör olmadığını söyledi. “Bizim örneğimizde üçüncü göz yoktur, üçüncü göz de birinci göz de bizatihi milletin kendisidir ve milletin temsilcileridir.” diyen Kurtulmuş, Türkiye’nin uyguladığı modelin ileride çatışma çözümü konusunda dünyada örnek olarak incelenebileceğini dile getirdi. Örgütün silah bırakma iradesinin sürecin bugünkü noktaya gelmesinde önemli olduğunu söyleyen Kurtulmuş, asıl hedefin Türkiye’de bir daha hiçbir Kürt gencinin silaha yönelmesini gerektirecek bir ortamın oluşmaması olduğunu belirtti. Kurtulmuş, “Amaç terör örgütünün silahlarını bırakması ve kendisini tasfiye etmesidir.” ifadelerini kullandı. YASA İÇİN “ÜÇ SİGORTA” VURGUSU Geçen hafta TBMM’den geçen yasanın üç önemli güvence içerdiğini belirten Kurtulmuş, örgütün silah bırakmadan veya örgütsel faaliyetlerden vazgeçmeden düzenlemeden yararlanamayacağını söyledi. Yasanın geçici olduğunu, PKK, PYD ve KCK dışındaki örgütlerin kapsam dışında tutulduğunu belirten Kurtulmuş, silah bırakan ve örgütsel faaliyetlerden vazgeçtiğini bildiren örgüt mensupları için 6 aylık bir süre öngörüldüğünü aktardı. Kurtulmuş ayrıca, İmralı dahil örgütün üst düzey yöneticilerinin mevcut haliyle yasadan yararlanmasının mümkün olmadığını söyledi. Türkiye’nin teröre ayırdığı kaynakları başka alanlarda kullanabilmesi halinde bugün çok farklı bir noktada olabileceğini ifade eden Kurtulmuş, yasanın sürecin tamamı olmadığını vurguladı. Terör nedeniyle son iki yıldır Türkiye’de can kaybı yaşanmadığını belirten Kurtulmuş, hedefin bu ortamı kalıcı kardeşlik ve toplumsal bütünleşmeye dönüştürmek olduğunu söyledi. Kurtulmuş, süreci engellemek isteyen iç ve dış odakların bulunduğunu savunarak dikkat çeken bir mesaj verdi: “467 oyla yasanın kabul edildiği günün akşamı kim bilir hangi ülkedeki, hangi enstitüde masaların üstüne haritalar konuldu ve yeniden bir ayrılık senaryosu nasıl yazılır bunların çalışmaları başladı. Buna fırsat vermeyeceğiz.” Türkiye’de ayrımcılığa ve ötekileştirmeye yer olmadığını söyleyen Kurtulmuş, gelecek dönemde ülkenin “önlenemeyen yükselişine” şahit olunacağını belirterek, sürecin geciktirilmeden tamamlanması ve barış ikliminin kalıcı kardeşliğe dönüştürülmesi çağrısında bulundu. Program, Kur’an-ı Kerim tilavetinin ardından yapılan konuşmalarla devam ederken, TGTV Mütevelli Heyeti Başkanı Necmeddin Bilal Erdoğan tarafından Kurtulmuş’a günün anısına üzerinde İbrahim Suresi’nin 40. ayetinin işlendiği tablo takdim edildi.

Adalet Bakanı Akın Gürlek, Muhsin Yazıcıoğlu’nun eşi Gülefer Yazıcıoğlu ve oğlu Fatih Furkan Yazıcıoğlu ile bir araya geldi. Haber

Adalet Bakanı Akın Gürlek, Muhsin Yazıcıoğlu’nun eşi Gülefer Yazıcıoğlu ve oğlu Fatih Furkan Yazıcıoğlu ile bir araya geldi.

Adalet Bakanı Akın Gürlek, 2009 yılında helikopter kazasında hayatını kaybeden Büyük Birlik Partisi (BBP) Kurucu Genel Başkanı merhum Muhsin Yazıcıoğlu’nun ailesiyle görüştü. Gürlek, görüşmenin ardından yaptığı paylaşımda, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen soruşturmanın sürdüğünü ve kazanın meydana gelişine ilişkin tüm hususların yeniden ve ayrıntılı şekilde ele alındığını belirtti. Soruşturmada FETÖ bağlantısına ilişkin bulgular da dahil olmak üzere dosyadaki hiçbir ihtimalin göz ardı edilmediğini ifade eden Gürlek, tüm delillerin ayrıntılı biçimde incelendiğini kaydetti. Bakan Gürlek, sorumluluğu tespit edilen herkesin adalet önünde hesap vermesi için gerekenin yapılacağını vurgulayarak, “Karanlıkta tek bir nokta kalmayana kadar sürecin yakından takipçisi olacağız” mesajını verdi. 2009 yılında yerel seçim çalışmaları sırasında içinde bulunduğu helikopterin düşmesi sonucu hayatını kaybeden Büyük Birlik Partisi Kurucu Genel Başkanı Merhum Muhsin Yazıcıoğlu’nun kıymetli eşi Gülefer Yazıcıoğlu ve oğlu Fatih Furkan Yazıcıoğlu ile Bakanlığımızda bir araya… pic.twitter.com/cvxC2AIFBr — Akın Gürlek (@abakingurlek) August 10, 2026 Bakan Gürlek, paylaşımının sonunda Muhsin Yazıcıoğlu ve kazada hayatını kaybeden diğer kişileri rahmetle anarak, ailelerine ve sevenlerine başsağlığı diledi.

MGK'dan kritik güvenlik zirvesi: Terör, bölgesel krizler ve Gazze mesajı öne çıktı Haber

MGK'dan kritik güvenlik zirvesi: Terör, bölgesel krizler ve Gazze mesajı öne çıktı

MGK'da kritik gündem: Terörle mücadeleden Gazze'ye uzanan kapsamlı değerlendirme Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan başkanlığında gerçekleştirilen Milli Güvenlik Kurulu (MGK) toplantısında Türkiye'nin iç güvenliği, terörle mücadele stratejisi ve bölgesel gelişmeler kapsamlı şekilde masaya yatırıldı. Yaklaşık 2 saat 15 dakika süren toplantının ardından yayımlanan 8 maddelik bildiri, Ankara'nın hem iç politikada hem de dış politikada izleyeceği güvenlik perspektifine ilişkin önemli mesajlar içerdi. Cumhurbaşkanlığı Külliyesi'nde yapılan toplantının ardından İletişim Başkanlığı tarafından kamuoyuyla paylaşılan bildiride, terör örgütleriyle mücadele, NATO Zirvesi'nin sonuçları, Orta Doğu'daki gerilim, Rusya-Ukrayna savaşı, Suriye ve Irak'la yürütülen iş birlikleri ile Gazze'deki son gelişmeler ayrıntılı şekilde değerlendirildi. Terörle mücadelede kararlılık mesajı Bildirinin ilk bölümünde Türkiye'nin milli güvenliğine yönelik tehditlerin kapsamlı şekilde ele alındığı belirtildi. PKK/KCK-PYD/YPG, FETÖ ve DEAŞ başta olmak üzere tüm terör örgütlerine karşı yurt içinde ve sınır ötesinde sürdürülen operasyonların değerlendirildiği ifade edilirken, güvenlik güçlerinin yürüttüğü faaliyetlerin etkinliği Kurul üyelerine aktarıldı. Toplantıda son dönemde yaşanan uluslararası gelişmelerin Türkiye'nin güvenlik politikalarına olası etkileri de değerlendirilirken, sınır güvenliği ve bölgesel riskler üzerinde duruldu. "Terörsüz Türkiye" hedefinde yeni aşama MGK bildirisinin dikkat çeken başlıklarından biri de "Terörsüz Türkiye" süreci oldu. Kurulda, terör tehdidinin tamamen ortadan kaldırılmasına yönelik yürütülen çalışmaların geldiği nokta değerlendirildi. Açıklamada, yalnızca Türkiye'nin değil bölgenin güvenlik ve istikrarını da hedefleyen stratejik adımların yeni aşamalarına ilişkin kapsamlı istişareler gerçekleştirildiği belirtildi. Bu vurgu, Ankara'nın terörle mücadeleyi sadece askeri değil, uzun vadeli güvenlik politikalarının temel unsuru olarak gördüğünü ortaya koydu. FETÖ ile mücadele gündemdeki yerini koruyor Toplantıda 15 Temmuz darbe girişiminin onuncu yılı dolayısıyla FETÖ ile mücadelede gelinen son durum da ele alındı. Bildiride, darbe girişiminin ardından yürütülen operasyonların kararlılıkla sürdüğü belirtilirken, örgütün tüm yapılanmalarının tamamen etkisiz hale getirilmesine yönelik çalışmaların aynı hassasiyetle devam edeceği ifade edildi. Yetkililer, devlet kurumlarındaki güvenlik mekanizmalarının güçlendirilmesi ve olası yeni yapılanmaların önlenmesine yönelik tedbirlerin sürdürüldüğünü vurguladı. NATO Zirvesi Türkiye'nin diplomatik rolünü güçlendirdi MGK'nın dış politika başlıklarından biri de Türkiye'nin ev sahipliğinde gerçekleştirilen NATO Zirvesi oldu. Kurulda yapılan değerlendirmelerde zirvenin ittifak açısından kritik bir dönüm noktası olduğu belirtilirken, Türkiye'nin savunma sanayisinde ulaştığı teknolojik kapasite ve askeri kabiliyetlerinin müttefiklerle paylaşılmasına yönelik yapıcı yaklaşımının altı çizildi. Bu değerlendirme, Türkiye'nin NATO içerisindeki etkin rolünü sürdürme iradesinin devam ettiğine işaret eden önemli mesajlardan biri olarak öne çıktı. İran-ABD gerilimi küresel risk olarak değerlendirildi Bildiride İran ile ABD arasında yeniden yükselen askeri gerilimin yalnızca iki ülkeyi değil tüm bölgeyi etkileyebilecek sonuçlar doğurabileceğine dikkat çekildi. Özellikle enerji koridorları ve uluslararası ticaret yolları üzerindeki risklere vurgu yapılırken, taraflara askeri yöntemlerden uzak durmaları ve diplomatik müzakere süreçlerine yeniden dönmeleri çağrısı yapıldı. Uzmanlara göre bu değerlendirme, Türkiye'nin bölgesel krizlerde dengeleyici ve diplomatik çözüm odaklı dış politika yaklaşımını sürdürdüğünü gösteriyor. Karadeniz ve Suriye başlıkları da masadaydı MGK toplantısında Rusya-Ukrayna savaşının geldiği aşama da ayrıntılı biçimde ele alındı. Bildiride, çatışmanın Karadeniz ve Hazar havzasına yayılmasının yeni güvenlik riskleri oluşturabileceği belirtilirken, savaşın daha geniş coğrafyalara taşınmasının çözüm üretmeyeceği ifade edildi. Taraflara gerilimi düşürecek somut adımlar atılması çağrısı yapıldı. Diğer yandan Suriye ve Irak ile geliştirilen güvenlik iş birliklerinin bölgesel istikrar açısından kritik öneme sahip olduğu vurgulandı. Türkiye'nin terörle mücadele, sınır güvenliği ve bölgesel iş birliği alanlarında komşu ülkelerle koordinasyonu artırmaya devam edeceği mesajı verildi. Gazze konusunda uluslararası topluma çağrı MGK bildirisinin son bölümünde Gazze'deki gelişmeler geniş yer buldu. Gazze Barış Planı kapsamında belirli ilerlemeler sağlanmasına rağmen ateşkes ihlallerinin devam ettiği belirtilirken, İsrail'in Filistin topraklarındaki yerleşim faaliyetleri ve kutsal mekanlara yönelik eylemleri eleştirildi. Özellikle Mescid-i Aksa çevresinde yaşanan gelişmelerin bölgesel tansiyonu artırdığına dikkat çekilen bildiride, uluslararası toplumun daha net ve kararlı bir tutum sergilemesi gerektiği vurgulandı. MGK bildirisi Türkiye'nin güvenlik stratejisinin yol haritasını ortaya koydu Toplantı sonrasında yayımlanan sekiz maddelik bildiri değerlendirildiğinde, Türkiye'nin güvenlik politikalarının yalnızca terörle mücadeleyle sınırlı olmadığı görülüyor. Bölgesel krizlerin yönetimi, diplomatik girişimler, NATO içerisindeki rol, sınır güvenliği ve Orta Doğu'daki gelişmeler birlikte ele alınarak çok katmanlı bir güvenlik yaklaşımı benimsendiği mesajı verildi. Analistler, MGK kararlarının önümüzdeki dönemde hem iç güvenlik politikalarının şekillenmesinde hem de Türkiye'nin dış politika hamlelerinde belirleyici olmaya devam edeceğini değerlendiriyor.

Adalet Bakanı Gürlek: eski Özel Harekât Daire Başkanı Behçet Oktay'ın şüpheli ölümü yeniden kapsamlı şekilde incelenecek Haber

Adalet Bakanı Gürlek: eski Özel Harekât Daire Başkanı Behçet Oktay'ın şüpheli ölümü yeniden kapsamlı şekilde incelenecek

Adalet Bakanı Akın Gürlek, 17 yıl önce şüpheli şekilde hayatını kaybeden eski Özel Harekât Daire Başkanı Behçet Oktay'ın ölümüne ilişkin sürecin yeniden ve kapsamlı biçimde inceleneceğini açıkladı. Sosyal medya hesabından paylaşım yapan Bakan Gürlek, Behçet Oktay'ın oğlu Burak Oktay ve kız kardeşi Şule Oktay ile Adalet Bakanlığında bir araya geldiğini duyurdu. Bakan Gürlek, görüşmede, olayla ilgili tüm iddiaların yeniden değerlendirileceğini belirterek, başta FETÖ bağlantısı iddiaları olmak üzere dosyaya ilişkin bütün şüphelerin kapsamlı şekilde inceleneceğini ifade etti. 17 yıl önce şüpheli şekilde hayatını kaybeden eski Özel Harekât Daire Başkanı Behçet Oktay’ın oğlu Burak Oktay ve kız kardeşi Şule Oktay ile Bakanlığımızda bir araya geldik. Başta FETÖ bağlantısı iddiası olmak üzere, olaya ilişkin tüm şüpheler yeniden ve kapsamlı biçimde… pic.twitter.com/JglSUrv1Xe — Akın Gürlek (@abakingurlek) August 6, 2026 Bakan Gürlek, paylaşımında, "Başta FETÖ bağlantısı iddiası olmak üzere, olaya ilişkin tüm şüpheler yeniden ve kapsamlı biçimde incelenecek; hiçbir husus karanlıkta bırakılmayacaktır." ifadelerini kullandı. Behçet Oktay'ın şüpheli ölümünün tüm yönleriyle aydınlatılması ve maddi gerçeğin ortaya çıkarılması için süreci yakından takip edeceklerini vurgulayan Gürlek, "Olayda kimin dahli bulunursa bulunsun, gerçeğin ortaya çıkarılması için bu meselenin sonuna kadar takipçisi olacağız." değerlendirmesinde bulundu. Paylaşımında merhum Behçet Oktay'ı da anan Bakan Gürlek, Oktay'a Allah'tan rahmet, ailesi ve yakınlarına ise sabır ve metanet diledi.

15 Temmuz'da Erdoğan’a Suikast Girişimi Nedeniyle Aranan Eski Yüzbaşı Yakalandı Haber

15 Temmuz'da Erdoğan’a Suikast Girişimi Nedeniyle Aranan Eski Yüzbaşı Yakalandı

10 Yıldır Aranan Şüpheli Yakalandı İçişleri Bakanlığı tarafından yapılan açıklamada, Fetullahçı Terör Örgütü'ne (FETÖ) yönelik yürütülen çalışmalar kapsamında önemli bir operasyon gerçekleştirildiği belirtildi. Açıklamaya göre, 15 Temmuz 2016'daki darbe girişimi sırasında Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'a yönelik Marmaris'te düzenlenen suikast girişiminde yer aldığı öne sürülen ihraç eski yüzbaşı B.K., Afyonkarahisar'da yakalandı. Yaklaşık 10 yıldır kırmızı bültenle aranan şüphelinin, güvenlik güçlerinin yürüttüğü istihbarat çalışmaları sonucunda düzenlenen operasyonla gözaltına alındığı bildirildi. Operasyon İstihbarat Koordinasyonunda Gerçekleştirildi Bakanlığın açıklamasına göre operasyon, Emniyet Genel Müdürlüğü İstihbarat Başkanlığı koordinasyonunda yürütüldü. Afyonkarahisar ve Eskişehir İl Emniyet Müdürlükleri İstihbarat Şube Müdürlüklerinin ortak çalışmasıyla gerçekleştirilen operasyonda, şüphelinin bulunduğu adres tespit edilerek yakalama işlemi gerçekleştirildi. Operasyona Afyonkarahisar Terörle Mücadele Şube Müdürlüğü ekiplerinin de katıldığı belirtildi. Suikast Timinde Helikopter Pilotu Olduğu İddia Edildi İçişleri Bakanlığı açıklamasında, B.K.'nin 15 Temmuz darbe girişimi sırasında Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın Marmaris'te bulunduğu otele yönelik suikast girişiminde görev alan özel kuvvetler timinde helikopter pilotu olarak yer aldığı iddia edildi. Şüphelinin darbe girişiminin ardından Türk Silahlı Kuvvetleri'nden ihraç edildiği ve uzun süredir firari olarak arandığı kaydedildi. Hakkında çıkarılan kırmızı bülten kapsamında ulusal ve uluslararası düzeyde arama çalışmalarının sürdürüldüğü ifade edildi. İçişleri Bakanı'ndan Açıklama Operasyona ilişkin bilgi, İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi tarafından da sosyal medya hesabından kamuoyuyla paylaşıldı. Bakan Çiftçi, güvenlik güçlerinin koordineli çalışması sonucu firari şüphelinin yakalandığını belirterek operasyonda görev alan emniyet personelini tebrik etti. 15 Temmuz Hain Darbe Girişiminde Marmaris’te Sayın Cumhurbaşkanımıza suikast girişiminde bulunan teröristler arasında yer alan ve 10 yıldır Kırmızı Bültenle aranan FETÖ mensubu terörist B.K., Afyonkarahisar’da yakalandı. Emniyet Genel Müdürlüğü İstihbarat Başkanlığı… pic.twitter.com/TAsdqc4ZUx — T.C. İçişleri Bakanlığı (@TC_icisleri) August 1, 2026 "FETÖ ile Mücadele Kararlılıkla Sürecek" İçişleri Bakanlığı açıklamasında, FETÖ ve örgütün yurt içi ile yurt dışındaki yapılanmalarına yönelik mücadelenin kesintisiz sürdürüleceği vurgulandı. Açıklamada, devletin tüm kurumlarının koordinasyon içinde çalışmaya devam ettiği belirtilirken, terör örgütü mensuplarının adalet önüne çıkarılması için operasyonların sürdürüleceği ifade edildi. 15 Temmuz Soruşturmaları Devam Ediyor 15 Temmuz 2016'daki darbe girişimine ilişkin yürütülen soruşturmalar kapsamında bugüne kadar çok sayıda kişi hakkında işlem yapılırken, firari şüphelilerin yakalanmasına yönelik çalışmalar da devam ediyor. Güvenlik kaynakları, örgütün firari mensuplarına yönelik istihbarat ve operasyon faaliyetlerinin sürdüğünü belirtiyor. Öte yandan, yakalanan şüpheli hakkında yürütülecek adli sürecin ilgili savcılık tarafından sürdürüleceği bildirildi.

Kemal Kılıçtaroğlu: Rüsvetçi ve Hırsızlardan arınacağız Haber

Kemal Kılıçtaroğlu: Rüsvetçi ve Hırsızlardan arınacağız

"Öfkeyle değil, gerçekle konuşacağım" Kılıçdaroğlu konuşmasının başında tutumunu netleştirdi: "Bugün çok açık konuşacağım. Amaöfkeyle değil. Sert konuşacağım ama kinle değil. Gerçeği söyleyeceğim ama kimseyiaşağılamadan, hedef göstermeden, kimseye haksızlık etmeden. Çünkü bizim geleneğimizbudur, biz CHP'liyiz." Hesaplaşmanın kişisel değil ahlaki olduğunu vurgulayan Kılıçdaroğlu, "Bizim kitabımızdaintikam, iftira, kin yoktur; mertçe helalleşme, hesaplaşma vardır. Ama bu hesaplaşma kişiseldeğil, ahlakidir. Bizim kitabımızda arınma vardır, arınma! Ama bu arınma, tasfiye değil; yenidenbir doğuştur" dedi. FETÖ özrü: "Koynumda besledim, fark edemedim" Kılıçdaroğlu'nun konuşmasının en dikkat çeken bölümü, FETÖ'ye yönelik sözleri oldu. 78yaşındaki eski genel başkan, partisine sızan FETÖ unsurlarını zamanında fark edemediği içinkamuoyu önünde özür diledi: "Bu aziz millete bir özür borcum var. Bu milletin kurtuluşu, adalet ve aydınlık geleceği içinbaşlattığım o kutsal yürüyüşe arkamızdan sinsice sızan, ruhunu satmış FETÖ ajanlarınızamanında fark edemediğim için sizden özür diliyorum. Biz vatan dedikçe, biz millet dedikçekapalı kapılar ardında dış odaklardan medet uman, onlardan icazet ve yardım uman o gafillerikoynumda beslediğim için sizlerden özür diliyorum." Kılıçdaroğlu, ardından kendisine yöneltilen "hain" nitelendirmelerine de sert tepki gösterdi:"FETÖ terör örgütü başta olmak üzere hiçbir terör örgütüyle, hiçbir yurtdışı yapıyla en ufakbağlantısı olmamış bir adam duruyor karşınızda! Bize çamur atmaya kalkanların çamurlarıkendi ellerinde kalmıştır." "Rüşvet poşetleri, kutular, haram sofraları…" Kılıçdaroğlu, partisinin içinde yaşandığını ileri sürdüğü yolsuzlukları da doğrudan dile getirdi."Baba ocağı" söylemini kullananları hedef alarak şunları söyledi: "O baba ocağında rüşvet olur mu? Uşak Belediyesi'nde yetimin hakkını peşkeş çekmek babaocağının kitabında yazar mı? Baba ocağında market poşetlerinin içinde haram para olur mu?Kutularda rüşvet verilir mi? FETÖ'cü hesaplarla kumpaslar kurulur mu?" Belediye başkanlarına da sert çıkan Kılıçdaroğlu, "Halkın belediyesinde yetimin hakkına gözdikip rüşvete, talana başvuran belediye başkanlarını bu partiden söküp atamadığım içinsizlerden, tarih önünde hak deryasından özür diliyorum" dedi ve ekledi: "Gazi Meclis'in çatısıaltında rüşvet poşeti iddiaları karşısında sessiz kalamaz. Bu lekeyi Gazi Meclis'imize veCHP'mize düşürenlerle nasıl yol yürüyeceğiz; biz değil, siz karar vereceksiniz." "Delegenin iradesi satın alındı, hesap soracağım" Kurultay'ı "Türkiye siyasetinde bir milat" olarak tanımlayan Kılıçdaroğlu, kurultay sürecindekiusulsüzlük iddialarını da gündeme taşıdı: "O günden sonra ortaya çıkan iddialar, yargıya taşınan dosyalar, kamuoyunda oluşan derinkuşkular ve bugün geldiğimiz nokta hepimize şunu göstermiştir: Bir siyasi partinin içdemokrasisi sakatlanırsa, ülkenin de demokrasisi sakatlanır. Bir partinin delegesinin iradesişaibeli hale gelirse milletin iradesine duyulan güven sarsılır." Kılıçdaroğlu, "Bana soruyorlar, ne yapacaksın? Ben hesap soracağım, hesap! Herkes bunuböyle bilsin" diyerek kararlılığını vurguladı. Kurultay Sözü: Temiz, tertemiz bir sandık Kılıçdaroğlu, meşruiyet sorununu seçimle çözme iradesini de netleştirdi: "Kurultay sandığını enkısa sürede önünüze getireceğim. Temiz, tertemiz bir kurultay yapacağız. O sandıktan kimçıkarsa partinin meşru, hukuki lideri olacaktır; başımızın tacı olacaktır." İstinaf mahkemesinin verdiği "mutlak butlan" kararıyla CHP Genel Başkanlığı'na tedbiren iadeedilen Kılıçdaroğlu, bugün ilk kez Genel Merkez'e gelerek vatandaşlarla bayramlaştı. Aynıkararla görevine tedbiren son verilen Özgür Özel ise aynı saatte Ankara'da ayrı bir etkinlikdüzenledi. Kılıçdaroğlu'nun buluşması için Türkiye'nin birçok ilinden partililer başkente akınetti; sosyal medyada "ücretsiz ulaşım" çağrıları yoğun ilgi gördü.

Bülent Arınç kendisine ‘fosil siyasetçi’ diyen MHP'li Yalçın'a sert yanır verdi Haber

Bülent Arınç kendisine ‘fosil siyasetçi’ diyen MHP'li Yalçın'a sert yanır verdi

Eski TBMM Başkanı Bülent Arınç ile MHP Genel Başkan Yardımcısı Semih Yalçın arasındaki polemik büyüdü. Arınç, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada Yalçın’ın kendisine yönelik kullandığı, "Fosil siyasetçi, FETÖ’ye kuryelik ve aracılık ettiği günlerde elde ettiği politik(!) kazanımların karşılığını vermeye çabalıyor. Arınç, KHK’lılarla ilgili yanlış adrese gönderme yapıyor. Baltayı taşa vurmakla kalmıyor, kendi ayağına kurşun sıkıyor" ifadelerine yanıt verdi. Arınç, Yalçın’ın iki yıldır kendisi hakkında yazdıklarını okuduğunu ancak bugüne kadar cevap verme ihtiyacı hissetmediğini belirtti. Bunun nedenlerinden birinin bu tür polemiklere karşılık verildiğinde hakaret dozunun daha da artması olduğunu söyleyen Arınç, asıl gerekçesinin ise MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’ye duyduğu saygı olduğunu ifade etti. Arınç, Yalçın'a şu ifadelerle yanıt verdi: "Anadolu’da insanlar evlatlarına isim koyarken “adıyla yaşasın” diye dua ederler ki çocuklar onlara verilen isimlerin anlamı gibi bir karaktere sahip olsun. Sana da edep sahibi olasın diye Edip; cömert ve hoşgörü sahibi olasın diye de Semih adını vermişler lâkin heyhat! Olamamışsın… Her eline kalemi aldığında kime yakası açılmadık hangi hakareti etsem diye düşünen isminin anlamlarından uzak bu kişinin iki yıldır hakkımda yazdıklarını okuyor lâkin cevap verme ihtiyacı hissetmiyordum. Bunun iki nedeni var. Birincisi bu gibi isimlere karşılık verdiğinizde gemi azıya alırlar ve daha da hakaretamiz ifadelere sarılırlar. İkincisi ve daha önemli olan ise MHP Genel Başkanı Sayın Devlet Bahçeli’ye karşı olan saygımdı. Sayın Bahçeli bana karşı olan eleştirilerinde çoğu zaman sert olmuştur ama 12 Eylül Darbesi’nin ardından ülkücülerin davalarını üstlenmem sebebiyle bütün ülkücülerin bana karşı sevgi ve saygısı olduğunu, kendisinin de bunu çok iyi bildiğini ifade etmiştir. Lâkin geldiğimiz noktada had aşıldı, sabır taşı çatladı… Geçtiğimiz cumartesi günü yaptığım bir konuşmada ifade ettiğim fikirler üzerine senin o irin damlayan kaleminden bana doğru akıttığın ifadeler bende tutmaz. 40 yıldır siyasetin içindeyim, tek rehberim de vicdan ve ahlâk oldu. Bugüne kadar bana karşı çemkirdiğin tüm ifadeleri temerrüt faizi ile sana iade ediyorum. “Bu hakaretlere karşı artık sesimi kısmak niyetinde değilim” Senin için 'kimdir bu?' diye sorduğumda ne diyorlar biliyor musun? 'Şaribül leyli ven nehar' Tarih alanında profesörmüşsün, sen anlarsın ne demektir bu… Seninle ortak bir acımız var; evlat acısı. Dünyanın en büyük acısıdır yalnız onu yaşayanlar bilir derler. İnan benim bir gecede saçlarım kırardı. Böylesine bir acıyı yaşayan insanlarda gözlemlediğim bir şey var. İnsanın vicdan terazisi hassaslaşır, merhamet kapıları ve gönül gözü ardına kadar açılır. Senin ise merhamet kapılarına zincir vurulmuş, vicdan terazin tartmaz gönül gözün kör olmuş. Ezcümle diyeceğim şudur. Bu insan artık bunlara son vermelidir. Aksi takdirde kendisini bizzat Sayın Bahçeliye şikâyet edecek ve kendisinin yardımcısı sıfatını taşıyan bu kişinin hakaretlerine son vermesini isteyeceğim. Bu hakaretlere karşı artık sesimi kısmak niyetinde değilim." Anadolu’da insanlar evlatlarına isim koyarken “adıyla yaşasın” diye dua ederler ki çocuklar onlara verilen isimlerin anlamı gibi bir karaktere sahip olsun. Sana da edep sahibi olasın diye Edip; cömert ve hoşgörü sahibi olasın diye de Semih adını vermişler lâkin heyhat!… — Bülent Arınç (@bulent_arinc) May 14, 2026

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.