SON DAKİKA
Hava Durumu

#Erdem

Bursa Digital, Bursa Haber, Bursa Son Dakika - Erdem haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Erdem haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Devlet Bahçeli’den Batı uyarısı Haber

Devlet Bahçeli’den Batı uyarısı

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, Siyaset ve Liderlik Okulu Sertifika Töreni’nde yaptığı konuşmada, şu ifadelere yer verdi: “Siyaset ve Liderlik Okulu’muzun 23’üncü dönem programına katılan ve sertifika almaya hak kazanan kardeşlerimi huzurlarınızda gönülden kutluyor, başarılar diliyorum. Milliyetçi Hareket Partisi Siyaset ve Liderlik Okulu ortaya koyduğu faaliyetler açısından adından sıkça söz ettiren bir konumdadır. Türklerde bilginin ana dayanağı Türk Töresi’dir. Töre, bir toplumun kolektif tecrübesiyle şekillenen; hayat tarzı, insan anlayışı ve evren algısının toplamını temsil eden bilgelik manzumesidir. Bilgece kararlar alabilmek için bir meşruluk zemini gerekir ve Türk Töresi bu zemini sağlar. Türk düşünce mirasında bilgi, ancak erdem ve ahlakla birleştiğinde gerçek değerini bulur. Bilgelik bir kibir değil, aksine bir tevazu pratiğidir. Bilge kişi, bilgisini toplumun yararına kullanan ve olaylar karşısında dirayetli davranan bir rehberdir. Diyebiliriz ki Türklerde bilgi, hayattan kopuk bir malumat yığını değil; töre ile şekillenen, bilgelik ile uygulanan ve dil ile kuşaktan kuşağa aktarılan canlı bir kültürel mirastır. Bütün politikalarımızı; güçlü devlet, huzurlu millet anlayışı çerçevesinde şekillendiriyoruz. Elbette ki zihin ve değer dünyası karışık olanların, fikrî tutarlılıktan yoksun bulunanların, ilkeleri belirsiz siyaset cambazlarının bizi anlayabilmelerine imkân yoktur. Milletin derdiyle dertlenmeyen, menfaatiyle sevinmeyen, acısıyla kederlenmeyenlerin bizimle olmaları mümkün değildir. Devletin temel yapısını hedef alanların, devlet ile kavgaya tutuşanların, yaptıkları siyaset değil, olsa olsa faydacı bir etkinlik, anlamsız bir meşguliyettir. 21. yüzyılda dünya farklı bir yöne gitmekte, dünya düzeni yeniden şekillenmektedir. Dünya düzeni yeniden şekillenirken Batı ve Doğu’nun değerler sistemi çatışmakta, bu gidişat bütün milletleri büyük bir öngörülemezliğin içine doğru sürüklemektedir. Bugün teknolojik ve bilimsel bağlamda geliştiği somut olan batılı sistemin çöküşünden bahsedilmektedir. Bu çöküşün belli nedenlerle ve belirli koşullarda gerçekleştiği kesindir. Rusya-Ukrayna çatışması ve Donald Trump’ın Amerika Birleşik Devletleri başkanı olması, İsrail’i kayıtsız şartsız desteklemesi ve ortaklaşa katliamlara imza atmaları, dünyayı istikrarsızlaştırmış ve güvensizliğin parantezine almıştır. Bütün bu olanlarla birlikte Batı’nın yüzlerce yıldır inşa ettiği değer dünyası; reel dünyada karşılığı olmayan, kendi çıkarları söz konusu olduğunda hiçbir anlam ve önem ihtiva etmeyen bir boşluğa düşmüştür. Modern dünyanın değerlerini kendi toplumlarının refahı ve ötekileri sömürmenin aracı olarak kullanmaları, Batılı ülkelerin ikiyüzlülüğünü açık bir şekilde ortaya koymuştur. Bugünkü dünya sisteminin aktörlerinin, idealize ederek batı dışı dünyaya dayatmaya çalıştıkları değerleri sömürü düzenlerini devam ettirmenin bir aracı olarak kullanmaları, bu değerleri içi boş, sadece kavramsal gerçekliği olan ama ameli karşılığı bulunmayan retoriğe dönüştürmüştür. Batı, “ötekisi” olarak gördüğü bütün toplumları daha fazla sömürmek için “kültürel ve moral değerler” ile oynamıştır. Onları tarihsel bağlarından koparmış ve kendi zenginliklerini devam ettirmeye hizmet edecek bir yaşam biçimine mahkûm etmiştir. Batı, batı dışı milletleri kendi çıkarları doğrultusunda kategorize etmekten, tanımlamaktan da geri kalmamıştır. Bugün, az gelişmiş ya da gelişmekte olan devletler şeklinde kalıplaşan tanımlamalar tam anlamıyla batılı akılla yapılan sınıflandırmanın ürünüdür. Az gelişmiş ya da gelişmekte olan devletler yoktur. Gelişmesi emperyalist, sömürgeci politikalarla engellenmiş, geride bırakılmış ve tarih dışına itilmeye çalışılmış toplumlar ve devletler vardır. Soğuk savaş döneminde bu tanımlamalar Batı açısından oldukça düşük maliyetle sürdürülebilen bir düzen üretmiş iken bugün astarı yüzünden pahalı gelmiş ve çok maliyetli bir sürece dönüşmüştür. 21. yüzyılın belirsizliğe tutsak olmuş dünya durumu, henüz çökmese de derin bir krizde olduğu aşikar olan Batı hegemonyasının eski alışkanlıklarını devam ettirme çabasının bir sonucu olarak değerlendirilmelidir. Günümüzde Batı Avrupa ve ABD’nin temsil ettiği klasik sanayileşmiş ülkelerin küresel sermayeden aldığı pay düşmekte, dolayısıyla bu durum dünyanın ekonomik pastasından alınan payı da batı dışı dünya lehine değiştirmektedir. Batının halen özellikle “düşünce ve dil” üretimi noktasında hegemonyasını devam ettirme çabaları görülse de iktisadi gelişmelerin bu dil ve düşünceyi havada bırakacağı muhakkaktır. Bugün küresel hegemonik güçlerin İran’a karşı sarf ettiği sözler yarın Türkiye’ye yönelecektir. Nitekim bazı platformlar ve tarih bilmez aktörler aracılığıyla İran’dan sonraki hedefin Türkiye olduğu beyan edilmektedir. Kuşkusuz söz önce zihne, sonra dile ve son olarak eyleme dönüşür. Bu beyanlar derin bir yanılgı, rasyonel olmayan bir tutum, denenmemesi gereken bir hamle, boşa düşürülecek bir çabadır. Unutulmamalıdır ki burada var olan milli irade modern bir inşa değildir. Bu irade tarihin derinliklerinden gelmektedir. İlhamını köklerinden almakta, nerede ve hangi şartlarda olursa olsun varoluş bilincini gelecek kuşaklara aktarma amaç ve gayretindedir. Dünyanın medeniyet kuşağı ve milletlerin tarihsel hikâyesi buradadır. İnsanlığın ortak kaderi buraya bağlıdır, bu coğrafya dünyanın kalbidir. Yaşadığımız coğrafya ve tarihimizin sırtımıza yüklediği sorumlulukla biz; dünya, bölge ve ülkemizde cereyan eden hadiselere, “çözümsüz”, “imkânsız”, gibi kavramlarla bakmıyoruz. Bizim siyaset anlayışımızda “imkânsızlığın diline teslim olmak” yoktur. Biz, iman varsa imkân da vardır diyenleriz. İman varsa her engelin aşılacağına inananlarız. Akıl varsa, bilgi varsa çözüm bulanacağını bilenleriz. Kendilerini çıkmaz içinde görenler, sürekli olarak içinde bulunduğumuz çağda zamanın hızla aktığından ve böylesi koşullarda çeşitli sorunlara kalıcı çözümler üretilemeyeceğinden bahsediyorlar. Zamanın hızlı aktığı kuşkusuz bir gerçekliktir. Lakin zamanın hızlı akması başka, yönsüz ve hedefsiz akması bambaşka bir şeydir. Yön ve hedefin tayini hamasetten uzak değerlendirmelerin konusu kılınmalı, tarihte birçok defa başarıldığı gibi tekrar “Türkçe bir dünya kurumanın eşiğinde olduğumuz bilinmelidir”. Bunun adı “Türk ve Türkiye Yüzyılıdır” ve tarih ırmağı bu yatağa doğru akmaktadır. Unutulmamalıdır ki; bu coğrafyada gerçekleşen her olay sonuçları itibariyle sadece bölge ile sınırlı kalmayacak ve bütün dünyayı etkileyecektir. Bu coğrafya yüzlerce devletin beşiğini sallamış ve salasını vermiştir. Bu tarihin herkese tembihi, şüphe götürmez bir gerçekliğidir. Üzerinde yaşadığımız coğrafya büyük imparatorluklar coğrafyasıdır, anılar ve tarih burada çok güçlüdür. Bunun aksini iddia edenler, tarihle ve Türk ile kavga etmeyi göze almalıdır.”

Bursa Yıldırımlı marifetli gençler büyüklerle buluşuyor Haber

Bursa Yıldırımlı marifetli gençler büyüklerle buluşuyor

Bursa'nın Yıldırım ilçesindeki proje kapsamında liseli öğrenciler ile yaşlı bireyler bir araya getirilerek kuşaklar arası dayanışmanın güçlendirilmesi, öğrencilerin toplumsal hayata aktif katılımının artırılması ve yaşlı bireylerin moral motivasyonuna katkı sağlanması hedeflendi. Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli’nde yer alan erdem, değer ve eylem bütünlüğü çerçevesinde yürütülen proje; öğrencilerin yalnızca akademik ve mesleki becerilerle değil, aynı zamanda vefa, saygı, empati, sorumluluk, yardımlaşma ve toplumsal duyarlılık gibi değerlerle yetişmesine katkı sundu. Yıldırım Ticaret Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi Sağlık Hizmetleri Öğretmeni Hacer Esen koordinatörlüğünde yürütülen projede, okulda görev yapan gönüllü 16 öğretmen ve 75 öğrenci görev alıyor. Ocak ayında başlatılan proje kapsamında ilk ziyaretler gerçekleştirildi. Öğrenciler, ziyaretlerde yaşlı bireylerle sohbet ederek vakit geçirdi, günlük yaşamlarında destek oldu, ev işlerine yardımcı oldu ve çeşitli sosyal etkinlikler düzenledi. Mayıs ayına kadar sürmesi planlanan proje kapsamında şimdiye kadar 16 yaşlı vatandaş ziyaret edildi. Belirlenen öğrenci gruplarının, öğretmenleri eşliğinde sorumlu oldukları yaşlı bireyleri her ay düzenli olarak ziyaret etmeleri hedefleniyor. Proje sürecinde ev ziyaretlerinin yanı sıra ortak piknikler, iftar programları ve sosyal buluşmalar da düzenlenerek yaşlı bireylerin sosyal hayata katılımı ve moral motivasyonlarının artırılması amaçlanıyor. Projede görev alan 16 öğretmenin, kendi belirledikleri öğrenci gruplarıyla sorumlu oldukları yaşlı bireyleri 5 ay boyunca ayda bir kez ziyaret etmesi planlanıyor. Aynı öğrenci grubunun aynı yaşlı bireyle düzenli olarak buluşması sayesinde ziyaretlerin süreklilik kazanması ve kuşaklar arasında kalıcı gönül bağlarının kurulması hedefleniyor. Yıldırım Ticaret Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi Müdürü Ömer Yılmaz, projenin öğrenciler açısından önemli bir sosyal sorumluluk çalışması olduğunu belirtti. Söz konusu proje ile gençlerin büyüklerimizin kapısını çalıyor, hâlini hatırını sorduğunu ifade eden Müdür Yılmaz, "İhtiyaç duydukları konularda destek oluyor ve en önemlisi gönüllere dokunuyor. Büyüklerimiz de öğrencilerimize hayat tecrübelerini, dualarını ve sevgilerini aktarıyor. Böylece iki nesil arasında çok kıymetli bir gönül köprüsü kuruluyor. Biz inanıyoruz ki marifetli gençlik; sadece üreten, öğrenen ve başaran gençlik değil, aynı zamanda paylaşan, hisseden ve toplumuna değer katan gençliktir. Bu anlamlı projenin hayata geçirilmesinde desteklerini esirgemeyen Yıldırım Kaymakamlığımıza, proje koordinatörümüz Sağlık Hizmetleri Öğretmeni Hacer Esen’e, gönüllü öğretmenlerimize ve özveriyle projeye katılan öğrencilerimize teşekkür ediyorum" diye konuştu. Proje koordinatörü Sağlık Hizmetleri Öğretmeni Hacer Esen ise “Nesiller Buluşuyor” projesinin hem öğrenciler hem de yaşlı bireyler açısından önemli kazanımlar sunduğunu söyledi.

Yenişehir’de Gıda OSB planına tepki Haber

Yenişehir’de Gıda OSB planına tepki

Yenişehir Çevre Platformu Sözcüsü Erdem, Yenişehir Ovası sınırları içerisinde yer alan Karacaali Mahallesi’nde 638 parseli kapsayan 454,7 hektarlık alanın Gıda İhtisas Organize Sanayi Bölgesi (OSB) olarak planlanmasına ilişkin açıklamalar yaptı. Erdem, planlamanın verimli tarım arazilerini kapsadığını belirterek sürecin şeffaf yürütülmediğini savundu. Söz konusu alanın Türkiye’nin nitelikli tarım bölgeleri arasında yer aldığını ifade eden Erdem, tarım arazilerinin sanayiye açılmasının uzun vadeli etkilerine dikkat çekti. Proje kapsamında meyve ve ceviz bahçelerinin durumuna ilişkin sorular yönelten Erdem, alternatif ve tarıma elverişsiz alanların değerlendirilip değerlendirilmediğinin kamuoyuna açıklanması gerektiğini belirtti. Erdem, seçilen alanın toprak sınıfı ve tarımsal üretim değeri, alternatif yer seçimi çalışmaları, projenin su ihtiyacının hangi kaynaktan karşılanacağı ve çevresel etki değerlendirmeleri gibi başlıkların yanıt beklediğini ifade etti. Kent planlamasında şeffaflık ve katılımcılığın önemine vurgu yapan Erdem, tarım, su ve gıda güvenliğini ilgilendiren kararların kamuoyuna açık şekilde değerlendirilmesi gerektiğini kaydetti. Açıklamasında Karacaali bölgesindeki tarım arazilerinin korunması gerektiğini belirten Erdem, söz konusu OSB planlamasının bilimsel yöntemlerle yeniden ele alınması çağrısı yaptı.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.