SON DAKİKA
Hava Durumu

#Enflasyon

Bursa Digital, Bursa Haber, Bursa Son Dakika - Enflasyon haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Enflasyon haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Trump, ülkede yaşam maliyeti endişelerine rağmen ABD ekonomisinde zafer ilan etti Haber

Trump, ülkede yaşam maliyeti endişelerine rağmen ABD ekonomisinde zafer ilan etti

Detroit Ekonomi Kulübü'nde yaptığı konuşmasında, ABD Başkanı, görev süresi boyunca ekonominin nasıl bir performans sergilediğine dair görüşlerini sundu. Resmi verilerin aksini göstermesine rağmen fiyatların düştüğünü ve verimliliğin "beklentileri aştığını" iddia etti. Trump, Michigan'da yaptığı konuşmada, "Sadece rakamlara bakıldığında, tarihte kimsenin yaşamadığı en büyük ilk yılı yaşayacağız" dedi ve enflasyon ile GSYİH verilerine atıfta bulunarak, fiyat artışının istikrar kazandığını ve ekonominin 2025 yılının sonunda daha yüksek bir hızda büyüdüğünü belirtti. Trump'ın konuşmasında değinmediği ABD işgücü piyasası, işsizlik oranının dört yılın en yüksek seviyesine çıkmasıyla, pandemiden bu yana en zayıf yılını yaşadı. Trump, Ağustos ayında, iş büyümesinin durduğunu gösteren verilerin açıklanmasından saatler sonra, federal hükümetin işgücü istatistiklerinden sorumlu yetkilisini görevden aldı. Ancak Salı günü, kıyaslanamayacak kadar iyi olduğunu savunduğu resmi verileri övdü. Rakamların "inanılmaz" olduğunu söyledi. Trump, şimdiye kadar başarısız bir şekilde faiz oranlarını düşürmeye zorlamaya çalıştığı Federal Rezerv'i kontrol etmek için olağanüstü bir kampanya yürütmeye devam ediyor. En son olarak, Jerome Powell, merkez bankasının genel merkezindeki tadilatlarla ilgili verdiği ifade nedeniyle cezai soruşturma altına alındı. Powell ise buna karşılık, soruşturmanın bahane olduğunu belirterek, bunun merkez bankasının "başkanın tercihlerini takip etmek yerine, kamuya en iyi şekilde hizmet edecek olanı değerlendirmemize dayalı faiz oranları belirleme" kararının ardından geldiğini kaydetti. Trump, soruşturmadan haberdar olmadığını iddia etti.

Özgür Özel: “Erdoğan, Trump’ın Venezuela darbesine tek kelime edemedi” Haber

Özgür Özel: “Erdoğan, Trump’ın Venezuela darbesine tek kelime edemedi”

Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanı Özgür Özel, Çankırı’da gerçekleştirilen Millet İradesine Sahip Çıkıyor Mitingi’ne katıldı. Burada konuşan Cumhuriyet Halk Partisi Lideri Özel, “‘Yıldızlar çamlara değer de geçer. Gün buradan başını eğer de geçer. Suları dizleri döver de geçer. Bir Ilgaz, er Ilgaz, yar Ilgaz. Dağları var, göklerde yeşil bir direk. Gölü var, dağlara düşmüş kocaman yürek. Yolu var içinde, gitsem gerek. Bir Ilgaz, er Ilgaz, yar Ilgaz.’ Ilgaz’ın eteğinde memleketini seven, vatanını seven, bayrağını seven, kurucumuz Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ü seven can Çankırı hoş geldiniz. Hepinizi saygı ve sevgiyle selamlıyorum. ‘Bundan sonra mitingler olacak mı?’ dediler. Dedim ki ‘Olacak.’ ‘Yeni yılda nerede olacak?’ dediler. Dedim ki ‘Çankırı’da olacak.’ Dediler ki ‘3 Ocak‘ta eksi üç derecede, karın altında miting mi olur?’ Dedim ki ‘Olmaz. Miting yaparsan olmaz. Oraya kim gitse o meydan dolmaz. Ama biz mitinge değil, adalet için eyleme geliyoruz, eyleme.’” dedi. Özel, şunları söyledi: “ÜLKESİNİ, BAYRAĞINI VE ATASINI SEVENLERE SELAM OLSUN” “Şimdi Çankırı‘yı birilerinin kalesi görenlere söylüyorum. Siyasette kale devri bitmiştir. Artık Çankırı, ne onun - ne bunun, kimsenin kalesi değildir. Çankırı, olsa olsa milletin kalesidir. ‘Bu meydan dolmaz’ diyenlere şunu söylüyorum: Evet, doğru. Son seçimde Çankırı’da bin 100 oy aldık. Şimdi o günden bugüne siyaseti göremeyenleri, Türkiye’deki değişim umudunu göremeyenleri, o günden bugüne bizim derdiyle dertlendiğimiz emeklinin sesini duymayanları, ezilen asgari ücretliyi görmeyenleri, unutulan köylüyü, çiftçiyi, mahvedilen hayvancılıkla uğraşanları ve hepsinin derdinden çok derdi olan esnafın halini görmeyenleri, bu meydanı görmeye davet ediyorum. Bu meydan açlığa, yoksulluğa, güvencesizliğe, her türlü adaletsizliğe meydan okumanın, itiraz etmenin, isyan etmenin ve dayanışmanın meydanıdır. Hoş geldiniz her biriniz. Bugün Kurtuluş Savaşı’nda İnebolu’dan Ankara’ya uzanan istiklal yürüyüşünde istiklal yolunu koruyan Çankırı’dayız. Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün şapka devrimi için Kastamonu’ya giderken geldiği, şapkasını kaldırıp selamladığı, dönüşte onu bütün Çankırı’nın şapkalarıyla selamladığı bu güzel memleketteyiz. Selam olsun Çankırı’ya. Selam olsun ülkesine, bayrağını ve atasını sevenlere. Değerli Çankırılılar, biraz önce dedim. Çankırı’da son seçim bin 100 tane oy aldık. Bugüne kadar biz buranın belediyesini hiç kazanamadık. Ama dönüp de Çankırı’ya küsmedik, sırtımızı dönmedik, onu küçük görmedik. Sadece şunu dedik: ‘Bir kusur varsa bizdedir. Bir hata varsa bizdedir. Eksiklik varsa bizdedir.’ Şimdi emeği gören, emekçinin sesini duyan, emeklinin derdiyle dertlenen, hem mahkemedeki adaletsizliğe, hem gelir ve vergideki adaletsizliğe karşı çıkan, bütün haksızlıklara isyan eden, Kartalkaya’daki yangını da cüzdandaki ve mutfaktaki yangını da yüreğinde hisseden Çankırı’nın güzel insanına selam olsun.” “SEÇİLENLERE SEÇENDEN ÖTÜRÜ SAYGI GÖSTERİYORUZ” “Burada hiç belediye kazanmadık. Son milletvekilimiz Nuri Çelik Yazıcıoğlu’ydu. Allah gani gani rahmet eylesin. 50 yıldır vekilimiz yok burada bizim. Elbette hemşerileriniz var. Geçtiğimiz dönemlerde Kadir Gökmen Öğüt vardı. O da meydanda burada. Hemşeriniz Kadir Abi’ye bir alkış alalım. Ama bu meydana bakınca ben hem İl Başkanımız Galip Başkan’a, bütün ilçe başkanlarına, yöneticilere, yani baba evinin bacasını tüttürenlere bu meydan için teşekkür ediyorum. Önümüzdeki seçimde Çankırı’dan milletvekilimizi istiyorum artık. Tabii önceki rahmetli vekilimizi anmışken, il başkanımızla örgütümüze teşekkür etmişken birlikte çalıştığımız ve iki yıl önce kaybettiğimiz Fikret Başkan’ı da rahmetle anıyorum. Ailesine ve Cumhuriyet Halk Partisi ailesine saygılarımı sunuyorum. Biz buraya aday gösteriyoruz, milletvekilimiz seçilmiyor. Belediye seçimine giriyoruz, kazanamıyoruz. Ama seçilenlere seçenden ötürü saygı gösteriyoruz. ‘Millet onu seçti, ben tanımıyorum’ demiyoruz. ‘Millet onu seçti; darbe yapayım, hapse atılsın, hakaret edeyim, iftira edeyim’ demiyoruz. Demokrasi kazandığın seçimden sonra belli olmaz. Demokrat mısın, değil misin? O seçimi kaybettiğinde belli olur. İşte yıllarca iktidarda olup, hiç kaybetmeyip, bununla övünenler 31 Mart seçimlerinde tarihlerinde ilk kez ikinci parti olunca, 31 Mart seçimlerinde Cumhuriyet Halk Partisi 47 yıl sonra birinci parti olunca, Türkiye’nin yüzde 65’ini kazanınca hazımsızlığa başladılar ve saldırmaya başladılar. Seçtiğimiz Belediye Başkanımız Ekrem İmamoğlu’nu, 16 belediye başkanımızı, çok sayıda arkadaşımızı iftiralarla aldılar, gözaltı yaptılar, tutukladılar, hapislere koydular. Buradan Çankırı’nın güzel insanlarının vicdanına seslenerek, ki beni demin genç Yarenler karşıladı. Yaren meclisinin vicdanına seslenerek söylüyorum. Tayyip Erdoğan’ı yenmek suç değildir. Seçim kazanmak suç değildir. İktidar olmak istemek suç değildir. Bu ülke padişahlık değildir. Bu ülkede birilerinin dediği değil, milletin dediği olur. Son seçimlere ikinci kez bu kentin belediye başkanı seçtiği İbrahim Hakkı Esenbey’i, AK Parti’den Grup Başkanvekili Sayın Akbaşoğlu’nu, MHP’den Milletvekili Pelin Yılık hanımefendiyi sizler seçtiniz. Göreve geldiler. Onlara görevlerinde başarılar diliyorum. Demokrasi, seçilenin yönetmesidir. Onları seçen Karabük’e de Çankırı’ya da bundan sonraki seçimde karar değiştirip bizi seçerlerse saygı duyarız. Seçmezlerse yine saygı duyuyoruz. Demokrasi, kendin kazandığında övündüğün, kaybettiğinde hiçe saydığın bir yönetim biçimi asla olamaz.” “ÇANKIRI’NIN SORUNLARINI ÇÖZEN DE YOK, SÖYLEYEN DE” “Elbette belediye başkanı seçildi, iki partiden birer milletvekili var. Ancak bu şartlarda Çankırı’nın önemli bir sorunu var. O da şu: Sorunlarını çözen de yok, söyleyen de yok. Bir taraf AK Parti, bir taraf MHP olunca sorunlar birikiyor. Ama söyleyen de olmuyor. Örneğin Çankırı’nın en büyük sorunu küçülmek, göç vermek. Bakın Adalet ve Kalkınma Partisi ilk geldiğinde 270 bin olan Çankırı nüfusu, şu anda 196 bine düştü. Yani Türkiye 60 milyondan 86 milyona giderken ve yüzde 30’dan çok büyürken; burada, Çankırı’da yüzde 27’lik bir küçülme var. AK Parti geldiğinde Çankırı’da olan beş kişiden biri artık yok. Çankırı’nın nüfusu yüzde 27 azalmış. Peki neden azalmış? Hiç düşünen var mı? Hiç düşünmeye gerek yok. Sen Çankırı’nın öncelikle Makine ve Kimya Enstitüsü’nü kapatırsan, fabrikalarını kapatırsan, ilçelere açılan yüksek okullarını kapatırsan, cezaevini kapatırsan, huzurevini kapatırsan Çankırı’yı göçe zorlarsın. Çankırı’yı güçlendirecek yatırımları yapmadan sadece kapatarak, Çankırı’ya yatırım getirecek imkanları yaratmayarak, bırak yatırımı kendisi gelmek için yol kullanılacak, bağlantı yollarını, çevre yollarını 15 yıldır yapmayarak burada Çankırı’yı bir başına, çaresiz bıraktılar. Çankırı’nın çiftçisi, AK Parti geldiği gün bir kilogram buğday sattığında 6 litre mazot alıyordu. Bunu bütün çiftçiler biliyor, bütün çiftçi büyüklerim biliyor. Oysa bugün bir litre mazot almak için bir kilogram buğday satmak gerekiyor. Yani bir kilograma 6 litreden, bir kilograma bir litreye gelinmiş durumda. Bunun için biz Cumhuriyet Halk Partisi olarak söz veriyoruz. İktidarımızda Çankırı’nın çiftçisi Gazi’nin dediği gibi yeniden olacak milletin efendisi.” “ARADA RANT YOK, İYİ VE HALKI SEVEN YÖNETİM VAR” “AK Parti, 24 yıldır iktidarda. Türkiye’yi nereden nereye getirdi. Bakın yoksullukta Avrupa birincisi. İşsizlikte Avrupa birincisi. Gelir ve vergi adaletsizliğinde Avrupa birincisi. Yüksek faizde Avrupa birincisi. Yoksullukta Avrupa birincisi. Yani beş alanda birden birinci. Beş altın madalyası yok. AK Parti’nin kara düzeninin beş tane utanç madalyası var boynunda. Bakın geçtiğimiz hafta Edirne’deydim, serhat şehrindeydim, sınır kentindeydim. Edirneliler her hafta Yunanistan’a geçip oradan alışveriş yapıyorlar. Türkiye’de etin kilosu bin lira, Yunanistan’da 500 lira. Yani bir arabaya ya da biri otobüse doluşup karşıya geçip alışverişi oradan yapıp geliyor. Bin liralık eti Yunanistan’da 500 liraya alıyor. Bizde asgari ücret 500 Euro ama Yunanistan’da bin 400 Euro. Bizim üç katımız asgari ücret alıp yarı fiyatımıza et yiyebiliyorlar. Ben dün kendi memleketinde, Manisa’daydım. Burada da resimlerini açmışsınız, Allah razı olsun. Ferdi Zeyrek kardeşimin, Gülşah Durbay kardeşimi, evlatlarımızı kaybettiğimiz memleketimdeydim. Ferdi Başkan’ın Manisa’ya kazandırdığı ilk iş, halk mandıra açmaktı. Halk mandıraya uğradım. Fiyatları kontrol ettim. Sonra çıktım, oradaki açılışta söyledim ve herkes onayladı. Şimdi Çankırı kulağını açıp da dinlesin. Hani diyoruz ya ‘Türkiye’de et bin lira, Yunanistan’da 500 lira.’ Şimdi bunu dinleyin: Bugün Çankırı’da kasapta 950 lira, bin lira olan et Manisa’da Ferdi Zeyrek’in açtığı halk mandırada 550 lira. Bugün piyasada, Çankırı’da 600 lira olan kaşar peyniri, Manisa’da şu anda herkese satılıyor 230 liraya. Siyah zeytin, emsal siyah zeytin dışarıda 280 lira, halk mandırada 140 lira. Dört kap sıcak yemek lokantada 250 lira, kent lokantasında sadece 50 lira. Arada ne var? Arada rant yok. Arada ne var? İyi yönetim var. Halkı seven yönetim var. Buradan açıkça ifade ediyorum. Çankırı eti bin liraya değil; önce 500 liraya, sonra 300 liraya yemek istiyorsa çare bu iktidarı değiştirmektedir. Halk mandıralarını kuran Cumhuriyet Halk Partisi’ni, halkın partisini iktidara getirmektir.” “İNANMAYAN O GÜNKÜ RAKAMLARA BAKSIN” “Bugün Çankırı’da emekliler, emekli maaşının kaç para olacağını bekliyorlar. En düşük emekli maaşı 20 bin liranın altında olacak. 19 bin 800 lira civarında. Bu bir sefalet ücretidir. Buradan Çankırı’nın AK Partili, MHP’li emeklilerine söylüyorum. AK Parti geldiğinde en düşük emekli maaşı 8 çeyrek altın alıyordu. Bugün en düşük emekli maaşı 1,5 çeyrek altın alıyor. Emekli maaşını 22 bin lira yapsalar ancak 2 çeyrek altın alacak. AK Parti’den önce 8 çeyrek, AK Parti gelmiş; 2 çeyrek. Bu AK Parti’nin kara düzenidir, bu haksızlıktır. Bu, yıllarca çalışılan, alın teri dökülen, dirsek çürütülen, göz nuru harcanan ve devletin ‘Yeter, sen çalışma. Bugüne kadar sen bize baktın, şimdi çalışanlar sana bakacak’ dediği emekliye haksızlıktır, vefasızlıktır ve vicdansızlıktır. Buradan bütün emeklilere sesleniyorum. Bu iktidar sizi bitirmiştir. Bu iktidarı bitirme vakti şimdi size gelmiştir. Meydandaki emeklileri görebilir miyim, el kaldırsınlar. Neredeyse Türkiye’deki en yüksek oran. En düşük emekli maaşı alanlar 16 bin 700 lira alanlar bir el kaldırsın. Neredeyse meydanın yüzde 75’i emekli, emeklinin de yüzde 75’i en düşük emekli maaşını alıyor. Bu katlanılabilecek bir durum değil. Biz Cumhuriyet Halk Partisi olarak; bu asgari ücrete de, bu en düşük emekli maaşına da sonuna kadar itiraz ediyoruz. Ve biz ne yapacağız onu söylüyorum. Biz iktidar olduğumuzda, bugünkü şartlarda en düşük emekli maaşı bir asgari ücret olacak. Önce bir asgari ücret. Kimse şaşırmasın, olmadık bir şey söylemiyorum. AK Parti’nin geldiği gün en düşük emekli maaşı 1,5 asgari ücretti. İnanmayan dönsün, o günkü rakamlara baksın. Bugün en düşük emekli maaşı asgari ücretin yüzde 60’ına getirildi. Bu yüzden en düşük emekli maaşı bir asgari ücret olacak. Peki asgari ücret ne olacak? Hiç şüphe yok, bugünkü gibi açıklandığı gün, ki bu tarihte ilk kez oluyor, asgari ücret açlık sınırının altında açıklanmıştır. Açlık sınırı 30 bin liranın üzerindedir, 28 bin lira asgari ücret açıklanmıştır. Cumhuriyet Halk Partisi iktidarında bugünkü şartlarda, bugün olsa asgari ücret 39 bin lira olacak. Söz veriyoruz.” “ADALETSİZ VERGİ DÜZENİNİ DEĞİŞTİRECEĞİZ” “Ayrıca adaletsiz vergi düzenini değiştireceğiz. Bunlar gibi vergiyi tabana değil, tavana yayacağız. Çok kazanandan çok, az kazanandan az alacağız. Bu meydan gibi hiç kazanamayanlardan hiç vergi almayacağız. Bakın bugün Türkiye, dünyanın en acımasız vergi sistemini uygulamaktadır. Bugün 100 liralık verginin 65 lirası en az dolaylı vergilerden, yani zengin - fakir ayırmayan, yani fabrikatörden de kapısındaki bekçiden de aynı vergiyi alan dolaylı vergilerle dönmektedir. Elektriğe, suya, telefona, yoğurda, pirince, zeytinyağına, çocuk bezine, multi milyarder de en gariban da aynı vergiyi ödemektedir. Bunun üstüne vergilerin geri kalan yüzde 23’ü gelir vergisinden, yani hepinizin - hepimizin daha eline almadan maaşlarından kesilen gelir vergisinden alınmaktadır. Geriye yüzde 11, yani çok kazanan üreticiden, çok kazanan ihracatçıdan, zenginden, holdingden, anonim şirketlerden aldıkları vergi yüzde 11’dir. Yoksuldan yüzde 89 vergi alan, zenginden yüzde 11 vergi alan AK Parti’nin kara düzeni gidecektir, gidecektir, gidecektir. Buradan Çankırı’dan sesleniyorum. Bir devri kapatmaya, yeni bir devri başlatmaya geliyoruz. Bakan evlatlarının devri bitecek, vatan evlatlarının devri başlayacak. Vatan evlatlarının.” “YOKSULLUĞU YENMEYE GELİYORUZ” “Tayyip Bey, yılın ilk gününde eksi 4 derece sıcaklıkta, karın altında Çankırı’da müzenin önündeki meydandayım. Meydan tıklım tıklım. Biz buradayız. Sıcak salonların adamı Erdoğan sen neredesin? Sen neredesin? Biz buradayız, millet için buradayız, yoksul için buradayız, emekli için, çalışan için buradayız. Gençlerin gelecek umudu için buradayız. Sıcak salonlardan çık, çık karşımıza. Erken seçim istiyoruz. İktidar istiyoruz. Adalet istiyoruz. Biz Cumhuriyet Halk Partisi olarak iktidara geldiğimizde herkesin insanca yaşayabileceği bir maaş almasını, eğer işi yoksa temel vatandaşlık maaşıyla eve giderken kimsenin eli boş gitmemesini, kasabın - manavın arka sokağından dolaşmasını, borcunu borçla kapatmamasını, kredi kartını öbüründen çekerek ceza gibi biriken borçlardan artık bunalmamasını, Türkiye Cumhuriyeti’nin tüm vatandaşlarının onurlu birer temel vatandaşlık geliri almasını savunuyoruz. Çankırı, bu müjdeyi buradan Türkiye’ye haykırıyorum. Biz bu ülkede kardeşlik ve huzur olsun istiyoruz. Kavga değil, milletin sorunları çözülsün istiyoruz. Ama ne yazık ki AK Parti yönetimi bunu istemiyor. O gerginlik istiyor ki, yoksulluk konuşulmasın. O kavga istiyor ki, işsizlik konuşulmasın. O kutuplaşma istiyor ki, bu millet kucaklaşmasın, hep birlikte kurtuluşu aramasın. Bunun için 2026 yılının ilk mitinginde, Anadolu’nun bağrında ve bu Yarenler diyarında Yarenler Divanı’ndan bütün Türkiye’ye diyorum ki; Tayyip Erdoğan’ın kutuplaştırmasına inat kucaklaşma, düşmanlaştırmasına inat kardeşliğe, AK Parti’nin, MHP’nin seçmeni ile muhalefetin seçmeni omuz omuza vermeye, yoksulluğu yenmeye geliyoruz. Yoksulluğu yenmeye.” “BİZ ANTİ EMPERYALİSTLERİN PARTİSİYİZ” “Yüzde 17,5 enflasyon hedefi ile yola çıkıp yüzde 30 enflasyonla yılı bitirenlere soruyorum. Bu yıl ne oldu? Savaşa mı girdik, ekonomiyi allak bullak edecek afet mi oldu? Ne oldu da bu yıl yüzde 15 enflasyon deyip, yüzde 17 enflasyon deyip, yüzde 30’a çıktı? Hedefin iki katına çıktı. Farkı bu milletin cebinden çıktı. Size söyleyeyim ne olduğunu. Bu ülkede maalesef 19 Mart’ta bir sivil darbe oldu. Ülkeyi seçimle kazanamayacağını görenler, geleceğin iktidarına darbe yapmaya, geleceğin Cumhurbaşkanına darbe yapmaya, Ekrem İmamoğlu’na darbe yapmaya kalkıştılar. İşte bütün kriz de buradan çıktı. Karşımızda darbe kendisine yapılınca ‘Koşun, yardım edin’ deyip, sonra sıkışınca rakibine darbe yapanlar var. Değerli Çankırılılar, bugün dünyanın öbür ucunda bir ülkede Venezuela’da ülkenin liderine ve eşine Amerika Birleşik Devletleri tarafından bir operasyon yapıldı ve ülke dışına kaçırıldı. Buradan açıkça söylüyorum. Maduro seçimleri adil, güvenli yapmadığında, muhalefetin itirazlarına kulak kabartmadığında, Maduro yanlış yapıyordu. O günlerde Erdoğan ‘Kardeşim Maduro’ diyordu. ‘Dostum Maduro’ diyordu. Bugün Erdoğan’ın her lafı yiyip sustuğu, randevu almak için Boeingler verdiği, randevu almak için kıymetli toprak elementlerimizi feda ettiği, randevu almak için oğluna Amerikan malına vergi indirimi, Çin malına vergi bindirimi teklif ettiği Erdoğan, Trump’ın Venezuela’ya darbesine, Maduro’yu alıp da ülkesinden kaçırmasına tek kelime edememiştir. Buradan herkes görsün ki; Erdoğan Maduro yanlış yaparken de, yanlışa ‘yanlış’ diyememiştir. Bugün yanlış Venezuela’ya yapıldığında, bugün Amerika birleşmiş milletler sistemini alt üst ettiğinde, bugün Amerika 400 yıl önce Vestfalya Antlaşması’dan beri ülkeler birbirinin sınırlarına saygılı olacak, iç işlerine karışmayacak, ulusal egemenliklerini tanıyacak, uluslararası hukuk dışında hiçbir ülke diğerine karışmayacak diye 400 yıllık kaideyi Trump ayaklarının altına alırken, Erdoğan korkusundan bir kelime edememektedir. Bir danışmanı tweet atmış, tweetini sildirdiler. Buradan Erdoğan’a bir kez daha sesleniyorum: Sen Trump’tan korkan, meşruiyeti onun Oval Ofisi’nde arayan, doğruya ‘doğru’ demeyen, sıkışınca tükürdüğünü yalayan ve cesareti olmayan bir siyasetin insanısın. Biz; Altıncı Filo’yu denize dökenlerin, Kıbrıs işgalinde hepsine kafa tutanların, biz; geldiklerinde birileri kırmızı halı sererken düşman donanmasına bakıp ‘Geldikleri gibi gidecekler’ diyen anti emperyalistlerin partisiyiz. Buradan açıkça söylüyorum. Trump’a sığınanlara açıkça söylüyorum. Modern dünyanın bir parçası olmadan, haksızlıklara susarak, sadece göz yumarak Trump‘tan, Amerika’dan, İsrail’den korkarak iktidarda kalacaksan, olmaz olsun öyle iktidarınız. Eğer sizi orada oturtursak bize de yazıklar olsun. Bize de yazıklar olsun. Buradan Çankırı’dan, Anadolu’nun kalbinden dünyaya sesleniyorum: Trump’ın düzeni, dünya düzeni olamaz. Ya bu çılgınlığa direnilecek ya da bu Trump teker teker bütün dünyanın tepesine binecek. Burada, Anadolu’da Trump’ın tepesine bineceği bir Cumhuriyet yoktur. Çünkü bu Cumhuriyet kanla, mücadeleyle kurulmuştur. Ne Trump’tan ne Amerika’dan korkumuz yoktur. Korkanlara yazıklar olsun.” “GÜYA KALENDİ ÇANKIRI, ‘İSTİFA’ DİYE İNLİYOR MEYDAN” “Değerli Çankırılılar eksi dört derecede, bu kalabalıkta sözü çok uzatmadan son olarak şunu söyleyeceğim: Çankırılıların vicdanına sesleniyorum. AK Parti’yi eleştirenlerin hapse atılması doğru mu? AK Parti’ye karşı seçim kazanmak suç mu? Bakın bir iddianame çıktı ve tel tel dökülüyor, bomboş. Bütün bir yaz boyunca attıkları, TRT’den, A Haber’den, TGRT’den attırdıkları bütün yalanlar boş çıktı, fos çıktı. Yazın öyle dünya kadar yalan yazılırken, biz diyorduk ki ‘Getirin iddianameyi. Yargılanmak için değil, yargılamak için o iddianameyi bekliyoruz.’ Şimdi iddianame çıktı, arkasında duran yok. Tayyip Bey yaz boyu arkadaşlarımıza ‘Hırsız’ dedi, ‘Yolsuz’ dedi, ‘İddianame çıksın, insan içine çıkamayacaklar’ dedi. 3 Ocak günü Çankırı’da eksi dört derecede insan içindeyim Tayyip Bey. Bakın ‘Birbirlerinin yüzüne bakamayacaklar’ dedi. Son seçimde bin oy aldığımız memlekette on binlerle yüz yüzeyim. ‘Ailelerinin bile gözüne bakamayacaklar’ dedi, Tayyip Bey senin gözüne bakarak söylüyorum ki savcına güveniyorsan çık karşıma, TRT’den canlı yayınla. Hodri meydan. Nasıl olacak Tayyip Bey? Güya kalendi Çankırı. Kalende ‘İstifa’ diye inliyor memleket. Nerede adalet? Nerede cesaret? Haydi Tayyip Bey çık karşıma, getir sandığı. Görsün millet.” “CENAZE EVİNE SALDIRANI BU MİLLET GÖRÜYOR” “Dünyanın her yeri yangın yeri iken biz bu ülkede yan yana, hep beraber ve güçlü olmalıyız. İçeride kavgayı bitirmeli, insanlarımızı yoksulluktan kurtarmalıyız. Bunun yolu kutuplaşma yerine kucaklaşmaktır. Bakın yılbaşında bütün partilerin liderlerini aradım. Geçen yıl Tayyip Bey’i de aramıştım. Kazandığım seçimden sonra her bayram aramıştım. Ama bu sene 18 lideri aradım, bir tek onu aramadım. Çünkü biz yıllarca ‘İyilik’ dedikçe, ‘Kardeşlik’ dedikçe, ‘Bu ülkenin birliği’ dedikçe; biz evladımız Gülşahımızı defnederken kabir başındayken elinde mikrofon bize saldırıyordu. İyilikten anlamayan, yastan anlamayan… Devlet Bey 90 gün hasta yattı, 90 gün ağzımızı açıp laf etmedik. Hastaya ilişmeyiz, yas evine ilişmeyiz. Mateme saygı duyarız. Ama bu memleketin evladı olup da cenaze evine saldıranı, yas evine saldıranı, iyi günde - kötü günde birlikte olmayanı bu millet görüyor. Ama bir yandan o istiyor diye geçen sene Cumhuriyet Halk Partisi seçimlerden birinci parti çıkınca ‘Gelin bu ülkede normalini yapalım, şehit cenazesinde el uzatmamak ne? Bizim Manisa’da AK Parti’nin mahalle başkanı ile CHP’nin mahalle başkanı cenazesini de birlikte kaldırıyor, düğününü de birlikte yapıyor’ demiştik. Bu millet tarafından takdir gördü ama Tayyip Bey tarafından tepki gördü. ‘Oylarımız düşüyor’ diye kavgaya sarıldı. Şimdi 2026 yılının ilk mitinginde açıkça söylüyorum. 2026 yılı, yeni bir siyasetin miladı olacak. Bunun için üzerimize ne düşüyorsa yapacağız. Başta muhalefet partileri. Her birisiyle el ele, omuz omuza, dayanışma içinde bu ceberrut, halden anlamayan, sadece kendini düşünen iktidarı değiştirmek için tüm muhalefetle kol kola, omuz omuza olacağız. Yetmez, Tayyip Bey istemiyor diye AK Partiliye düşman olacak değiliz. AK Parti’nin, MHP’nin seçmenleri ile de kucaklaşacağız. Tayyip Bey’e rağmen MHP ile de AK Parti’nin seçmenleri ile de en iyi diyalogları kuracağız. Onlara yoksulluktan birlikte kurtulmanın, işsizlikten birlikte kurtulmanın yollarını, çarelerini anlatacağız. Tayyip Bey istiyor diye, o hep iktidarda kalsın diye bu millet kavga edemez. Diyorlar ki ‘Ne olacak?’ Şu olacak: Tayyip Bey’e rağmen bu millet kucaklaşacak, bu millet iktidara yürüyecek. Biz kavga etmeye değil; bu ülkeyi iyileştirmeye, onarmaya, güçlendirmeye geliyoruz.” “2026, KİMSENİN KAYBETTİĞİ BİR YIL OLMAYACAK” “Bu memlekette onlar kavgayı büyüttükçe ekmek küçüldü. Biz birbirimize düşersek hepimizin sofrasından ekmek eksiliyor. Biz eksikleri tamam etmeye geliyoruz. Bu ülkede kavgadan iktidar çıkarmak isteyenlere, kavgayla iktidar sürdürmek isteyenlere inat biz barıştan refah, refahtan huzur, huzurdan hep birlikte kalkınma çıkaracağız. 2026 yılı, kimsenin kaybetmediği bir yıl olacak. Biz seçimi kazandığımızda kimse kendini kaybetmiş hissetmeyecek. Her görüşten bütün vatandaşlarımızı kucaklayacağız. Buradan bir kez daha açıkça söylüyorum ki kutuplaşma Tayyip Erdoğan’ın talebidir, bizim değil. Kavga onun hesabına gelir, bizim değil. Elbette onun zulmüne boyun eğecek değiliz. Ona boyun eğmek yerine, başımı vermeyi göze alırım. Ona baş eğecek değiliz. Baş eğmek yerine baş veririz. Ama o istiyor diye milletle aramıza mesafe koyamayız. Bunun için Tayyip Bey’e karşı bir adım geri atmadan, ki atarsak bu milleti 100 yıl geriye götürecek. Tayyip Bey’e karşı bir kelime eksik konuşmadan, ki konuşursak bu milleti susturacak. Tayyip Bey’e karşı bir santim eğilmeden, ki eğilirsek bu millete diz çöktürecek. Ama o istiyor diye de kavga etmeden. Geçmişte ona oy vermiş, şimdi yokluk, yoksulluk çeken, işsiz kalmış, sıkıntıya düşmüş milyonlarla ona rağmen kucaklaşacağız. Bu yolda ben en çok size güveniyorum. Benimle birlikte bu yolculuğa var mısınız? Kapı kapı gezmeye, partinin programını anlatmaya, seçim vaatlerini anlatmaya var mısınız? Ekrem Başkan içeride. Onun yerine Cumhurbaşkanı adaylığına var mısınız? Birlikte miyiz? Birlikte yürüyecek miyiz? Haydi o zaman Çankırı, haydi o zaman Anadolu, haydi güzel memleketim. Hep beraber yürüyelim. Yürüyelim arkadaşlar.”

CHP Bursa'dan 'asgari' tepki! Yere batsın böyle düzen! Haber

CHP Bursa'dan 'asgari' tepki! Yere batsın böyle düzen!

CHP Bursa İl Başkanlığı, Kent Meydanı'nda düzenlediği basın açıklamasıyla asgari ücretle ilgili hükümete tepki gösterdi. İl Başkanı Nihat Yeşiltaş, düşük ücretlerin halkı açlığa mahkûm ettiğini söyleyerek, hükümeti eleştirdi. Adalet ve eşitlik çağrısı yapan Başkan Yeşiltaş, "Yere batsın böyle düzen" dedi. Adiviye ELBAŞ - gazeteabc / BURSA (İGFA) - CHP Bursa İl Başkanlığı tarafından Kent Meydanı'nda ‘Asgari Ücret Tepkisi’ konulu basın açıklaması düzenlendi. CHP Bursa İl Başkanı Nihat Yeşiltaş, 24 Aralık’ta sadece asgari ücretin açıklanışını değil, iktidarın, bu ülkenin insanı için artık zerre kadar insafının kalmadığını izlediklerini belirterek, "İşçinin masada olmadığı göstermelik bir pazarlıkla, milyonlarca işçiyi, milyonlarca emekçiyi ve milyonlarca aileyi açlığa mahkum ettiler. Kimsenin güvenmediği TÜİK bile, yüzde 31 enflasyon gösterirken, bu oranın altında zam yapıp, hiç utanmadan, hiç sıkılmadan “emekçiyi enflasyona ezdirmedik” dediler. Açlık sınırının 30 bin lirayı geçtiği bir ülkede, Bu halka, 28 Bin lira parayı, Bu onurlu halka, açlığı reva gördüler. Yere batsın böyle düzen" diye konuştu. “Bu hükümet asgari ücretin bir yoksullukla mücadele aracı olduğunu hatırlasın" diyen Başkan Yeşiltaş, şunları kaydetti: "Normal bir düzende, halkın emeğini kimse sömürmesin diye hükümet piyasayamüdahale eder, asgari bir ücret belirler ve halkının yanında olur! Asgari ücretin anlamı budur. Ama bu ülkede halkın emeği, zengin daha zenginleşsin diye bizzat hükümet eliyle sömürülüyor. Bu ülkede, Kriz varsa yükü işçi çekiyor, büyüme varsa payı zengin alıyor. Vergiyi yoksul ödüyor, yoksulun vergisi zengine gidiyor. Bir avuç sermaye sahibi ve saray etrafında öbeklenen bir avuç azınlık, şatafat içinde yaşasın diye, milyonlarca insan açlığa mahkum ediliyor. Bu hükümetin halkla olan bağı tamamen kopmuştur. Halka bağı kalsa bütçe görüşmelerinde sırasında “Asgari ücretli sayısı abartılıyor” demezlerdi Gerçek şudur: Bu ülkede çalışanların yarısı asgari ücretle çalışıyor. Diğerleri de onun biraz üzerinde maaş alıyor. Asgari ücretin iki katından daha yüksek bir maaşla çalışanların oranı sadece yüzde 12. Bu ülkedeki maaşların tamamı neredeyse asgari ücrete göre hesaplanıyor" Bir yıl boyunca geçerli olacak bu ücretin maalesef durdurulamayan enflasyon karşısında hızla eriyeceğini ifade eden Başkan Yeşiltaş, "Halkımız her ay daha büyük bir karanlığa sürüklenecek. İnanın bu ülkenin insanları, bu ülkenin emekçi halkı bu karanlığı haketmiyor. Bir kez daha açıkça görülmüştür ki, ülkedeki adalet krizi her geçen gün daha da büyümektedir. Eksik olan adalettir. Sorun bu adaletiz düzenin sahipleridir. Bugün ülkenin her yanından adalet çığlıkları yükseliyor. Sadece mahkeme salonlarında değil. Evde, fabrikada, tarlada, okulda. Bütün ülke, adil bir yaşamın özlemini çekiyor, adil bir düzen istiyor. Kardeşlerim, bu düzeni yaratanlar değişmeden, tek bir emekçi, tek bir yurttaş nefes alamayacak. Yemin olsun bu düzeni de, Bu düzenin işbirlikçilerini de , ilk seçimde gönderip, Büyük usta Nazım’ın düşlediği “Gündüzlerinde sömürülmeyen, gecelerinde aç yatılmayan” bir ülkeyi, Ekmek, gül ve hürriyet günlerini hep birlikte kuracağız. Yemin olsun başaracağız. Mutlaka kazanacağız. Aydınlık yarınlarımıza selam olsun. Sağ olun! Var olun.” diye konuştu.

DOSABSİAD'da 2026 ekonomi gündemi masaya yatırıldı... Doları korunma aracı görmeyin! Haber

DOSABSİAD'da 2026 ekonomi gündemi masaya yatırıldı... Doları korunma aracı görmeyin!

DOSABSİAD’ın düzenlediği ekonomi toplantısında 2026 beklentileri değerlendirildi. Başkan Onur Kutlualp Türkiye ekonomisinin yeni bir denge arayışında olduğunu vurgularken, Ekonomi Danışmanı Doç. Dr. Filiz Eryılmaz yatırımcılara dolar uyarısında bulundu. Demirtaş Organize Sanayi Bölgesi Sanayici ve İş İnsanları Derneği (DOSABSİAD), iş dünyasının 2026 yılına ilişkin yol haritasını değerlendirmek amacıyla “Türkiye Ekonomisinde Beklentiler ve Yatırım Dünyasında Son Trendler” başlıklı bir toplantı düzenledi. DOSABSİAD Konferans Salonu’nda gerçekleştirilen programa üyeler yoğun ilgi gösterdi. Toplantının açılış konuşmasını yapan DOSABSİAD Yönetim Kurulu Başkanı Onur Kutlualp, küresel belirsizlikler, jeopolitik riskler ve sıkı para politikalarının Türkiye ekonomisini yeni bir denge arayışına yönelttiğini söyledi. İş dünyası için beklentileri doğru yönetmenin kritik bir döneme girildiğini vurgulayan Kutlualp, sanayicilerin orta ve uzun vadeyi sağlıklı okuyarak riskleri ve fırsatları doğru analiz etmesi gerektiğini ifade etti. Kutlualp, DOSABSİAD’ın temel hedefinin üyelerin karar alma süreçlerini güçlendirecek öngörüleri paylaşmak olduğunu belirtti. ENFLASYON VE FAİZDE GERİLEME BEKLENTİSİ Toplantıda değerlendirmelerde bulunan DOSABSİAD Ekonomi Danışmanı ve Bursa Uludağ Üniversitesi İİBF Öğretim Üyesi Doç. Dr. Filiz Eryılmaz, 2026 yılına ilişkin makroekonomik beklentileri katılımcılarla paylaştı. Olağanüstü bir ekonomik gelişme yaşanmaması halinde 2026 yılında enflasyonda belirgin bir düşüş beklediklerini ifade eden Eryılmaz, Merkez Bankası’nın faiz indirim sürecine girdiğini ve önümüzdeki dönemde kademeli indirimlerle piyasaların bir miktar rahatlayacağını söyledi. “DOLARI GÜVENLİ LİMAN OLARAK GÖRMEYİN” Yatırım trendlerine ilişkin önemli uyarılarda bulunan Doç. Dr. Eryılmaz, 2026 yılında varlık dağılımlarında strateji değişikliğine gidilmesi gerektiğini belirtti. Döviz kurunda istikrarın mevcut ekonomik program açısından kritik olduğuna dikkat çeken Eryılmaz, “2026’da doları artık bir korunma aracı olarak görmemek gerekiyor. Euro/Dolar paritesinde yukarı yönlü hareket beklentimiz var. Bu nedenle Euro’nun döviz sepetindeki ağırlığı artabilir. Ancak en önemli güvenli liman yine altın olmaya devam edecek. Yılın ikinci yarısında makroihtiyati tedbirlerin gevşemesiyle piyasalarda farklı bir dinamizm görebiliriz.” diye konuştu. Toplantı, sanayicilerin ve iş insanlarının sorularının yanıtlanmasının ardından sona erdi.

Asgari ücrette ikinci tur bugün! Tespit Komisyonu yeniden toplanıyor Haber

Asgari ücrette ikinci tur bugün! Tespit Komisyonu yeniden toplanıyor

Yaklaşık 7 milyon çalışanı doğrudan, toplumun tamamını dolaylı olarak ilgilendiren asgari ücret görüşmelerinde ikinci toplantı bugün saat 14.00'te yapılacak. Yeni asgari ücretin belirlenmesine yönelik süreç devam ediyor. Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığının ev sahipliğinde çalışmalarını sürdüren Asgari Ücret Tespit Komisyonu, ikinci toplantısını bugün saat 14.00’te gerçekleştirecek. Çalışma Genel Müdürü Oğuz Tuncay başkanlığında yapılacak toplantıda; Hazine ve Maliye Bakanlığı, Ticaret Bakanlığı ile Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) temsilcileri, ekonomik veriler ve raporlar hakkında sunum yapacak. Toplantıda enflasyon, yaşam maliyetleri ve ekonomik göstergelerin masaya yatırılması bekleniyor. Öte yandan, komisyonun yapısında değişiklik yapılmadığı gerekçesiyle ilk toplantıya katılmayan TÜRK-İŞ heyetinin, bugün yapılacak ikinci toplantıya da katılmaması öngörülüyor. https://twitter.com/turkiskonf/status/1999465787384369484 TÜRK-İŞ Genel Başkan Yardımcısı Ramazan Ağar, 12 Aralık'ta gerçekleştirilen ilk toplantı ardından yaptığı açıklamada, TÜRK-İŞ'in 24 Aralık 2024 tarihinde aldığı karara dikkati çekerek, "Komisyon gerçek anlamda adil ve demokratik bir yapıya kavuşturulana kadar komisyon çalışmalarına katılmayacağını kamuoyu ile paylaşmıştır. 24 Aralık 2024 tarihinden buyana geçen yaklaşık bir yıllık sürede Komisyonun yapısı ve işleyişine ilişkin hiçbir iyileştirme yapılmamıştır. Bu nedenle TÜRK-İŞ, almış olduğu kararın arkasındadır ve 2026 yılı Asgari Ücret Tespit Komisyonu çalışmalarına katılmayacaktır" ifadelerini kullanmıştı. Asgari ücretle ilgili nihai kararın önümüzdeki günlerde netleşmesi bekleniyor.

DİSK Güney Marmara'dan Bursa'da kitlesel açıklama Haber

DİSK Güney Marmara'dan Bursa'da kitlesel açıklama

DİSK Güney Marmara Bölge Temsilcisi ve Birleşik Metal-İş Bursa Şube Başkanı Gökhan Aydın, Türkiye’de ücretlerin enflasyon karşısında eridiğini belirterek, 21–23 Aralık tarihlerinde yapılacak yürüyüşe tüm işçileri, emekçileri ve emeklileri destek vermeye çağırdı. DİSK Güney Marmara Bölge Temsilciliği, vergide ve gelirde adalet ilee insanca yaşanabilir bir asgari ücret kampanyası kapsamında Bursa Kent Meydanı'nda kitlesel bir basın açıklaması yaptı. DİSK Güney Marmara Bölge Temsilcisi ve Birleşik Metal-İş Bursa Şube Başkanı Gökhan Aydın tarafından yapılan basın açıklamasında, Türkiye’de hayat pahalılığı ve enflasyon karşısında işçilerin alım gücünün her geçen gün daha da düştüğü vurgulandı. Aydın, “Ücret artışları, TÜİK’in açıkladığı resmi enflasyonun bile altında kalıyor. Bugün ülkemizin en büyük sorunu bölüşüm sorunudur; bu düzen zengini daha zengin, yoksulu daha yoksul yapıyor” dedi. Özellikle asgari ücretin açlık sınırının çok altında kaldığını belirten Aydın, açlık sınırının 30 bin liraya dayandığını, yoksulluk sınırının ise 90 bin lirayı geçtiğini ancak asgari ücretin sadece 22 bin 104 lira olduğunu ifade ederek, "Asgari ücretin 11 aylık kaybı 6 bin 574 liraya ulaştı. Bugün bir ailede anne, baba ve iki çocuk çalışsa bile eve giren gelir yoksulluk sınırının altında kalıyor” ifadelerini kullandı. Ücretlerdeki kayıpların yanı sıra vergi adaletsizliğine de dikkat çeken Gökhan Aydın, “Enflasyon ve kesintilerin işçiler üzerindeki toplam faturası 2 trilyon TL’yi buldu. Gelirde adaletsizlik, vergide adaletsizlik, ülkede adaletsizlik hepimizi vuruyor” dedi. Aydın, taleplerini şöyle sıraladı: Asgari ücret resmi enflasyona hapsedilemez; işçinin ailesiyle birlikte geçineceği bir ücret olmalıdır. En düşük emekli aylığı asgari ücret düzeyine çıkarılmalı, tüm emekli maaşları da aynı oranda artırılmalıdır. Az kazanandan az, çok kazanandan çok vergi alınan adaletli bir vergi sistemi kurulmalıdır. Sendikalaşma, toplu sözleşme ve grev hakkının önündeki tüm engeller kaldırılmalıdır. Öte yandan basın açıklamasında DİSK'in bu taleplerle birlikte 21 Aralık’ta İstanbul’dan başlayıp 23 Aralık’ta Ankara’da sona erecek yürüyüşü için tüm işçiler ve emekçiler desteğe davet edilerek, bildiriler dağıtıldı.

Özgür Özel: Asgari ücret 30 bin lira olmalı Haber

Özgür Özel: Asgari ücret 30 bin lira olmalı

CHP Genel Başkanı Özgür Özel, "Her 100 kişiden 55’i asgari ücret alıyor. Gerçek enflasyon yüzde 60 iken yüzde 30 çıkarıyor. Yoksulluk sınırı 98 bin lira. Asgari ücret 30 bin lira olması gerekiyor. bir tiyatro yapacaklar ve 27 - 28 bin liralık bir asgari ücret belirleyecekler." dedi. ANKARA (İGFA) - CHP Genel Başkanı Özgür Özel, İlke TV canlı yayınına konuk oldu. Kendisine yöneltilen soruları yanıtlayan Cumhuriyet Halk Partisi Lideri Özgür Özel, TBMM Genel Kurulu’nda görüşmeleri süren 2026 yılı bütçe teklifi hakkında, “Bir kez daha hoş geldiniz, şeref verdiniz. Bu hafta aslında Meclis’te bütçe görüşmeleri Genel Kurul aşamasına geçti. Bundan önceki cumartesi günü de Bütçe Hakkı Mitingi vardı, Ankara Tandoğan’da. Çok anlamlı bir mitingti. 70’in üzerinde bileşen, bütçe hakkı için bir araya geldiler. Ben de o mitinge katıldım. Hem emeklinin, hem emekçinin bütçe hakkı savunuluyordu. Tabii o çerçeveden bakınca zaten bugün Meclis’te yapılanlara bütçe görüşmesi demek zor” dedi. Özel, şöyle devam etti: “MECLİS GENEL KURULU ONLARA GÖRE DEKOR OLDU” “‘Yani bir meclis kurulmuş da sonra bütçeyi yapsın diye komisyon kurulmuş, o da bütçe yapmış’ diye bir şey yok insanlık tarihinde. Magna Carta, tek adamın vergiyi tek başına belirleyemeyeceğini yazıya dökmesiyle, insanlık tarihinin en önemli kazanımının ilk somut adımıdır. O günden itibaren devletin vergi alan sağ eliyle dağıtan, şefkatli sol elinin dengesine meclisler karar verir. Önce 1215’te bir yazı olarak kazanım oldu. Devamında 17’nci yüzyılda damgasını vuran ‘temsil yoksa vergi de yok’... Yani bir mecliste temsil edilmiyorsam vergi de vermem. İngiliz parlamentosu, Fransız ihtilaliyle Fransız parlamentosu ve bizde biraz daha geç olmakla birlikte önce bütçe hakkı elde edildi, sonra onun konuşulacağı yere çatı yapıldı. Oraya meclis dendi. Meclisten önce kazanılmış bir hak bu. Ama şimdi Meclis’te görüşülüyor, 12 gün sonra bitecek. Diyelim ki 600 milletvekili reddetti bütçeyi. Bütçe, geçen senekinin üzerine yeniden değerleme oranı konup devam edecek Cumhurbaşkanı hükümet sistemi ve tek adam rejiminde. Neden? Çünkü OHAL’de değiştirdikleri anayasaya bunu koydular. ‘Eğer bütçe geçmezse bir önceki bütçeye yeniden değerleme oranı konulur. Ona göre hükümet devam eder.’ Düşünün ki milletin meclisinin tamamı bütçesini reddetmiş… Normalde bütçesi geçmeyen hükümetler dünyada düşer, yerine yenisi konulur. Türkiye siyasi tarihinde de örnekleri var. Ama maalesef bütçenin göstermelik bir şey olduğu, yani artık bizim Meclisimiz onlara göre, onların getirdiği rejime göre bir dekor orası, Genel Kurul salonda. Milletvekilleri oyuncu, halk seyirci, demokrasi de adeta orada atılan bir tirad. Yoksa bir karşılığı yok. Önce bu tespiti yapmak lazım.” “BU BÜTÇE ‘-MIŞ GİBİ’ YAPAN BİR BÜTÇE” “Devamında; bu bütçe nasıl bir bütçe? Bu bütçe ‘-mış gibi’ yapan bir bütçe. Bu bütçe aslan payını iktidarın, iktidarın önceliklerinin; işte büyük holdinglerin, şirketlerin, onların vereceği vergilerin affedildiği veya büyük teşviklerin, Kamu - Özel İşbirliği’ne büyük paraların, Yap - İşlet - Devret’lere büyük paraların aktarıldığı ama emeğin, emekçinin ve emeklinin hakkını alamadığı bir bütçe bu. Tabii bugün 16 bin lira en düşük emekli maaşından, 22 bin lira asgari ücretten bahsediyoruz. Geçen sene AK Parti, kendi pratiğini ki o pratik de gerçekleşen bir pratik değil ama hep şunu söylüyordu; ‘Biz asgari ücretliyi enflasyona ezdirmiyoruz.’ Nasıl ezdirmiyorsun? ‘TÜİK, bir enflasyon belirliyor ve biz enflasyon kadar zam veriyoruz.’ Bir kez TÜİK enflasyonu belirlemiyor, orada enflasyon üzerinden manipülasyon yapıyor. Gerçek enflasyon yüzde 60 iken yüzde 30 çıkarıyor. Zaten sen oradan, emekten bir şeyler çalıyorsun. Ama geçen sene TÜİK’in, ben ‘Tayyip Erdoğan’ı Üzmeyen İstatistik Kurumu’ diye kısaltıyorum onu, onun rakamlarıyla da enflasyonu vermediler. Neyi verdiler? Beklenti enflasyonunu verdiler. Yani karnede sınavda aldığı notu değil de sınava girmeden önce umduğu notu veriyor. Böyle bir eğitim sistemi, böyle bir puanlama sistemi var mı? ‘Ben enflasyonu yüzde 20’ye düşürecektim, beceremedim yüzde 40 oldu. Sana 40 vermiyorum, 20 veriyorum.’ Önce düşür, sonra onu ver. Öyle olunca zaten gitgide gerçek enflasyon karşısında eriyen asgari ücret geçen sene ağır bir yara almıştı ve 22 bin lirada kaldı. Aslında 30 bin lira olması gerekiyordu. Şimdi bu 22 bin lira üzerine, bugün işte artık nihayet Türk-İş’in de katılmayı reddettiği Asgari Ücret Komisyonu‘nda oturup bir tiyatro yapacaklar ve 27 - 28 bin liralık bir asgari ücret belirleyecekler.” “BUGÜNE KADAR KATILMALARI YANLIŞTI” (Asgari Ücret Tespit Komisyonu’na TÜRK-İŞ’in katılmaması hakkında) “Doğru buluyorum ama bugüne kadar katılmalarını da yanlış buluyorum. Bu kadar adaletsiz bir komisyona bugüne kadar katılmaları yanlıştı. Bu seferki doğru. Ümit ediyorum bundan sonra belirlenecek asgari ücrete ki bir küçük parantez açayım, Türkiye’de konfederasyonların şöyle bir yanılgıları var veya sorumluluğu üstlerinden atıyorlar. Konfederasyon derken DİSK öyle yapmıyor ama TÜRK-İŞ özellikle şöyle yapıyor; ‘Asgari ücret benim işim değil ki’ diyor. ‘Bende işçi zaten asgari ücret almıyor.’ Doğru. Ama asgari ücret, Türkiye’de temel ücret oldu. Neredeyse kayıt dışı çalışanları da katarsanız ortalama ücret oldu. En büyük toplu sözleşme. Her 100 kişiden 55’i asgari ücret alıyor. Almanya’da asgari ücret, bir yıl alınan kıdemle hızla uzaklaşılan bir ücretken Avrupa’da öyle bir ücretken Türkiye’de temel ücret. Asgari ücrete gelen zam oranı bütün ücretlere neredeyse aynen yansıyor. Yani asgari ücretin iki katı maaş alan için bile asgari ücretin nasıl belirlendiği, onun alacağı zam açısından çok önemli. Böyle bir fiiliyat var Türkiye’de. Şimdi böyle olunca bu asgari ücret meselesinde bir kez TÜRK-İŞ’in oturmaması doğru. Bütün sendikaların birden bunu kendi meseleleri yapmaları lazım. Çünkü bütün ücretlere yansıyor. Asgari ücret eğer 27 bin, 28 bin lira olacaksa bu bir yıl önce hak edilen asgari ücretin bile altında. 30 bin lira olması gerekiyor 28 binde. Bu tarihin en büyük emek hırsızlığı. Bunun karşılığında bir de emekli maaşına yapacakları zammı da düşünürseniz, o da 16 bin liranın üzerine gelecek zamla 20 bin lira gibi bir şey olması bekleniyor. Bugün için ilk kez tarihte asgari ücret verildiği gün açlık sınırının altında olacak. En düşük emekli maaşı da verildiği gün açlık sınırının üçte ikisi seviyesinde olacak. Bu kabul edilebilir bir şey değil. Ben meydanlarda soruyorum. İşte, yoksulluk sınırı 98 bin lira. O da TÜRK-İŞ’in rakamları. Kocam meydanda yedi, sekiz kişi çıkıyor evine 98 bin liradan fazla maaş girenler. Bir maaş, iki maaş, üç maaş. Herkes tek bir asgari ücretle geçiniyor ve açlık sınırının altında. O yüzden de ‘Bu büyük bir sosyal patlamaya, sosyal infiale sebebiyet verir’ dedim. Neye göre dedim? Sokakta gördüğüm tansiyona göre, meydanda gördüm tansiyona göre.” “TATBİKAT GÖRÜNTÜSÜYLE ACINACAK HALİMİZE GÜLDÜK” (Grev yasakları için) “Evet, bu örgütlü tepkiyi bastırmaya yönelik bir iş. Bütün Türkiye’de askeri darbe dönemlerini, sıkıyönetim dönemlerini aratmayacak bir şekilde. Yani hiçbir şey yokken ortada... Yani bazen hani anlamıyorum ama hani onları anlamak isteyeyim. Olağanüstü şartlar olur da çok büyük travmaların olduğu günlerde de ne bileyim 15 Temmuz darbesinden bir ay sonra da grev olur, ‘Dur kardeşim, şimdi zamanı değil’ dersin. Veya böyle büyük toplumsal olaylar vardır. Türkiye belli bir sanayi koluna çok ihtiyaç duyuyordur, o milli güvenlik meselesidir. Ne bileyim işte top dökeceksindir de demir - çeliki durduruyordur adam. ‘Dur kardeşim savaşın içindeyiz, top dökeceğim. Demir - çelik durmaz; milli güvenlik…’ Hiçbir şey yok ortada. Milli güvenliği tehdit diye bütün grevleri erteliyorlar. Bu anayasadaki yetkinin, zaten olmaması gereken bir yetkinin suistimali, kötüye kullanımı. Ercüment Bey biraz önce söyledi. Bugün acınacak halimize tebessüm ettik. Kahramanmaraş’ta tatbikat yapıyorlar, ‘Efendim işçiler ayaklanırsa, grev yaparsa çevik kuvvet bunu nasıl bastıracak?’ Bunun tatbikatını yapıyorlar. Ama bunların hepsi örgütlü bir eylemliliğe karşı yapılan iş. Benim bahsettiğim bir sosyal patlama. Yani insanların artık burasına gelmiş, hatta daha da burasına gelmiş ve boğulmak üzere. “SOKAKTAKİ ÖFKEYİ BEN DAHA ÖNCE GÖRMEDİM” “Mesela sosyal patlamanın ilk basamağı şudur: Bir asgari ücretli bir yerde çalışıyordur. Gün boyunca ter döküyordur lokantada, mesela servis yapıyordur. O 22 bin lira maaş alacaktır. Bir beyefendi gelir, öğlen yemeğinde 22 bin lira hesap öder, gider. Bu o asgari ücretlinin içine dokunur. ‘Ya ben bir ay sabahın köründen akşamın bir vaktine kadar burada ter döküyorum. Benim aldığım maaş burada…’ Bu başka bir şey. Bundan ciddi bir rahatsızlık duyar. Ama bir de o kişi evdeki çocuğunun karnını doyuramıyorsa, okula gönderdiği çocuğunun beslenme çantasına bir şey koyamıyorsa veya bir baba evladının bu durumundan dolayı sürüklendiği bunalımı veya aklından geçenleri düşünüyorsa o vakitten sonra o toplumda ne olacağını öngöremezsiniz. Ben bunu çok samimi bir şekilde söylüyorum. Ben yıllardır sokakta siyaset yapan birisiyim. Bir Genel Başkan olarak da herhalde benim kadar sokakta olan yoktur. Ben sokaktaki öfkeyi daha önce görmedim. Açık açık da söylüyorum bu vakitten sonra bu insanlara böyle asgari ücrette, en düşük emekli maaşında alay edecek ve artık sürdüremeyecekleri yani laf olsun diye değil gerçekten bıçak kemikte. Bu insanlar, sohbet ettiğin herkes diyor ki… ‘Nasıl geçiniyorsun?’ ‘Borçla.’ ‘Nasıl döndürüyorsun?’ ‘O karttan bu karta.’ Artık kart da vermiyorlar. Hepsi patladı. Tefecilerin bu kadar çok olması, İstanbul’da çetelerin bu kadar çok olması, insanların sanal bahise yönelmesi… Hiçbirisini mazur görmüyorum ama hiçbirisi de kendiliğinden olan şeyler değil. Bunların ekonomik ve sosyal altyapısı var. Bu ülkeyi yönetenler şunun farkında değiller: Bu vakitten sonra artık bu insanlar ‘Eskiden ayda üç kere dışarıda yemek yerdik, şimdi bir kere yiyebiliyorum’, ‘Efendim ayakkabılarımı eskiden pençe yaptırmazdım, şimdi pençe yaptırıp giyiyorum’, ‘Bu sene bir palto alamadım’ değil. Bu değil adamın derdi, karnını doyuramıyor.” “YAVUZ HIRSIZ EV SAHİBİNİ BASTIRIR” (Erdoğan’ın işverenlere ‘Elinizi taşın altına koyun’ şeklindeki sözleri hakkında) “Erdoğan’ınki bir kere şöyle: Yavuz hırsız ev sahibini bastırır, deyim yerindeyse. Bir kere şöyle bir şey var. Asgari ücreti belirleme meselesinde son sözü kim söylüyor? Kim söylüyor, kamu otoritesi söylüyor. Her şeyin sorumlusu sensin de bunun sorumlusu mu işveren? Bu diyor ki ‘Ben asgari ücreti bu kadar belirliyorum ama’ dilinin altındaki, bu asgari, sen üstünü ver. Ya nerede? Bir kere bu ülkede bir gerçeklik de var, bunun da altını çizeyim. Bazı sektörlerde asgari ücret alan için çok düşük, veren için çok fazla. Bu olacak iş değil. Ama neden? Açmaz. Satranç da nasıl olur? Son hamleden dolayı artık açmaz olmaz. Oyun baştan beri yanlış kurulduysa açmaz olur. Şimdi tekstilde Mısır’daki asgari ücretle rekabet edecek adam ama verdiği asgari ücretle Türkiye’de geçinecek birisi. Öyle bir durum var ki alan için çok düşük, veren için çok fazla. Bunun için burada hükümetin devreye girip ki biz kanuni teklifimizi de sunduk. Sektöre ve çalışan sayısına göre örneğin tekstilde çalışan işçiler için 10 bin 140 lira, ya da 1-10 arasındaki küçük esnaf için 10 bin 140 lira. Bir gruba 8 bin 101, bir gruba 5 bin 400 lira sosyal güvenlik primi desteği vaat ediyoruz. O da şu, eğer tekstilde belli bir sayının altında işçi çalıştırıyorsa 10 bin 140 lira eksik sigorta ödüyor. Asgari ücret veren için 28 bin lira, alan için 39 lira oluyor. Devlet yapacaksa bunu yapacak. Erdoğan çıkmış, ‘Kefenin cebi yok…’ Yani, ‘Ben asgari ücreti 28 bin lira belirledim ama varsın onlar 35 lira versin.’ Hangi sermaye, hangi işveren? Bir de bu piyasa ve rekabet şartlarında böyle babasının hayrına asgari ücrete zam yapar. Yok öyle bir şey. Sorumluluktan kaçmak için meseleyi karşıya yansıtıyor. Siyasi bir akrobasi yapıyor. Buna milletin karnı tok.”

Fed yılın son faiz kararını açıkladı Haber

Fed yılın son faiz kararını açıkladı

(Fed), politika faizini beklentiler dahilinde 25 baz puan düşürerek yüzde 3,5-3,75 aralığına indirdi. Fed iskonto faizini 25 baz puan düşürerek yüzde 3,75'e çekti. Fed'den yapılan açıklamada, bu yılın son toplantısındaki söz konusu kararın 3'e karşı 9 oyla alındığı belirtildi. Açıklamada, Fed Yönetim Kurulu Üyesi Stephen Miran'ın 50 baz puanlık faiz indiriminden, Chicago Fed Başkanı Austan Goolsbee ve Kansas City Fed Başkanı Jeffrey Schmid'in ise politika faizinin sabit tutulmasından yana olduğu için karşı oy kullandıkları aktarıldı. Mevcut göstergelerin ekonomik faaliyetin ılımlı bir hızda genişlediğini gösterdiği belirtilen açıklamada, bu yıl istihdam artışının yavaşladığı ve işsizlik oranının eylül ayına kadar hafifçe yükseldiği kaydedildi. Açıklamada, daha yeni göstergelerin de bu gelişmelerle tutarlı olduğu aktarılarak, enflasyonun yılın başından bu yana yükseldiği ve bir miktar yüksek seviyede kalmaya devam ettiği ifade edildi. Bankanın hedeflerini desteklemek ve risk dengesindeki değişim göz önünde bulundurularak federal fon oranı hedef aralığının 25 baz puan düşürülerek yüzde 3,5-3,75 aralığına indirilmesinin kararlaştırıldığı belirtilen açıklamada, faiz oranında yapılacak ek düzenlemelerin kapsamını ve zamanlamasını değerlendirirken gelen verilerin, gelişen görünümün ve risk dengesinin dikkatle inceleneceği aktarıldı. FED'İN BU YILKİ ÜÇÜNCÜ FAİZ İNDİRİMİ Fed, enflasyonda kaydedilen ilerlemeyle geçen yıl eylül ayında 4 yıl aradan sonra ilk kez faiz indirimine gitmiş ve politika faizini 50 baz puan düşürmüştü. Geçen yılın kasım ve aralık aylarında da politika faizini 25'er baz puan indiren Fed, ocak ayında, geçen yıl art arda 3 toplantıda gittiği faiz indirimlerine ara vermişti. Fed, mart, mayıs, haziran ve temmuz aylarındaki toplantılarında da politika faizinde değişikliğe gitmemişti. Eylül ayında yılın ilk faiz indirimine giden Fed, politika faizini 25 baz puan düşürmüştü. Banka, ekim ayında da 25 baz puanlık faiz indirimine gitmişti. Böylece Fed, son kararıyla bu yıl üçüncü kez faiz indirmiş oldu. GELECEK YIL FAİZ İNDİRİMİ ÖNGÖRÜLÜYOR Fed'in ekonomiye ilişkin tahminleri, gelecek yıl bir faiz indirimi öngörüldüğünü ortaya koydu. İki gün süren Federal Açık Piyasa Komitesi (FOMC) toplantısının ardından politika faizini 25 baz puan indiren Fed, gerektiğinde hazine tahvili alacağını bildirdi. Açıklamada, "FOMC, rezerv bakiyelerinin yeterli seviyelere gerilediğini değerlendirerek, rezervlerin yeterli düzeyde tutulması için gerektiğinde kısa vadeli hazine tahvillerinin alımına başlayacaktır." ifadesi kullanıldı. Ekonomiye yönelik tahminlerini de açıklayan Fed, federal fon oranına ilişkin tahminini bu yıl sonu için eylül ayında öngördüğü yüzde 3,6'da sabit bıraktı. Banka, federal fon oranına ilişkin 2026 tahminini yüzde 3,4'te, 2027 ve 2028 yılı tahminini yüzde 3,1'de tuttu. Uzun dönem ortalama faiz beklentisi de yüzde 3'te kaldı. Söz konusu tahminler, Fed'in 2026'da 1 faiz indirimi öngördüğünün sinyalini verdi. Bankanın enflasyon tahminleri ise bu yıl için yüzde 3'ten yüzde 2,9'a, 2026 için yüzde 2,6'dan yüzde 2,4'e düşürülürken, 2027 için yüzde 2,1 ve 2028 için yüzde 2'de sabit bırakıldı. Değişken enerji ve gıda fiyatlarını içermeyen çekirdek enflasyona ilişkin tahminler de bu yıl için yüzde 3,1'den yüzde 3'e, 2026 için yüzde 2,6'dan yüzde 2,5'e çekilirken, 2027 için yüzde 2,1 ve 2028 için yüzde 2 olarak korundu. BÜYÜME TAHMİNLERİNDE YUKARI YÖNLÜ REVİZYON ABD ekonomisinin büyüme tahmini, bu yıl için yüzde 1,6'dan yüzde 1,7'ye, gelecek yıl için yüzde 1,8'den yüzde 2,3'e, 2027 için yüzde 1,9'dan yüzde 2'ye ve 2028 için yüzde 1,8'den yüzde 1,9'ya yükseltildi. İşsizlik oranına ilişkin tahminler ise bu yıl için yüzde 4,5, gelecek yıl için yüzde 4,4 ve 2028 için yüzde 4,2'de sabit tutulurken, 2027 için yüzde 4,3'ten yüzde 4,2'ye düşürüldü. Fed Başkanı Jerome Powell karar sonrası basın toplantısında konuştu. “YERİME GEÇECEK KİŞİYE İYİ BİR EKONOMİ TESLİM ETMEK İSTİYORUM” Enflasyon riski oldukça net görülüyor. Çoğumuz enflasyonun tek seferlik bir fiyat artışı olmasını bekliyoruz, ancak öyle olmama riski var. Daha az olası ihtimal ise işgücü piyasasının sıkılaşması ve enflasyonu artırması; özellikle muhtemel değil. Enflasyonun kontrol altında olmasını ve işgücü piyasasının güçlü olmasını istiyorum. Tüm çabam o noktaya ulaşmak için. Yerime gelecek kişiye ekonomiyi iyi bir durumda teslim etmek istiyorum. Karar sonrası ABD Başkanı Donald Trump, ABD Merkez Bankasının (Fed) politika faizini 25 baz puan düşürme kararını düşük bularak "en az iki katı" indirilebileceğini ifade etti. Trump, Beyaz Saray'da iş insanlarıyla bir araya geldiği yuvarlak masa toplantısında Fed Başkanı Jerome Powell'a yönelik eleştirilerini sürdürdü. Powell'ı "katı" olarak nitelendiren Trump, faiz oranlarının düştüğünü ancak Powell'ın fazla bir şey yapmadığını öne sürdü. Trump, faiz indirimi kararını kastederek, "Oldukça düşük yaptığını söyleyebilirim, en az iki katı olabilirdi." dedi. "FAİZ ORANIMIZ ÇOK DAHA DÜŞÜK OLMALI" Görev süresi gelecek yıl mayıs ayında dolacak Fed Başkanı Jerome Powell'ın yerine seçilecek ismi belirlemek için adaylarla görüşmeler yapıp yapmadığı sorulan Trump, Fed'in eski yönetim kurulu üyelerinden Kevin Warsh ile bugün görüşeceğini söyledi. Trump, "Ne aradığım konusunda oldukça iyi bir fikrim var. Faiz oranları konusunda dürüst olacak birini arıyorum. Sadece dürüstlük istiyorum, faiz oranımız çok daha düşük olmalı. Faiz oranımız dünyanın en düşük oranları olmalı." diye konuştu. kaynak : 724guncelhaber.com

Asgari Ücrette İş Dünyası’nın Beklentisi Yüzde 25-30’luk Artış Haber

Asgari Ücrette İş Dünyası’nın Beklentisi Yüzde 25-30’luk Artış

Asgari ücret görüşmeleri başlıyor. 2026 için asgari ücretin ne kadar artırılacağı merak edilirken, yılda iki defa artış yapılması da gündemde. Allservice’in Yönetim Kurulu Başkanı ve İK Yöneticisi Ebru Akyüz, asgari ücrete ilişkin değerlendirmelerinde hem büyüklük hem de süreç vurgusu yaptı. 2026 yılı için asgari ücretin belirleneceği görüşmeler tartışmaların odağında başlıyor. İş dünyası temsilcileri artış oranının sadece büyüklüğünden değil, zamanlaması ve mali yapılar üzerindeki etkisinden de endişe ediyor. Kurumsal hizmet yönetimi sektöründe geniş bir iş gücünü yöneten Allservice’in Yönetim Kurulu Başkanı ve İK Yöneticisi Ebru Akyüz, asgari ücrete ilişkin değerlendirmelerinde hem büyüklük hem de süreç vurgusu yaptı. Kasım 2025 enflasyonu: yıllık %31,07 Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK) yayımladığı Kasım 2025 TÜFE verilerine göre yıllık enflasyon %31,07, aylık artış %0,87 olarak gerçekleşti. Özel hesaplama yapan bağımsız enflasyon göstergeleri TÜİK verisinin üzerinde rakamlar verirken (ENAG gibi), resmi veri enflasyonun hâlâ yüksek seyrettiğini teyit ediyor. Bu enflasyon ortamı, hane halklarının reel gelirini baskılarken, şirketlerin ücret maliyetlerini de artırıyor; dolayısıyla asgari ücrette yapılacak düzenlemeler hem sosyal koruma hem de istihdam dinamikleri için belirleyici olacak. İŞVEREN DESTEK BEKLİYOR Hükümet ve ilgili kurumlarca açıklanan 2025 yılı için uygulanan asgari ücret tutarı brüt 26.005,50 TL, net 22.104,67 TL olarak kayıtlarda yer alıyor. İşverene maliyet hesaplamalarında ise sektör ve prim yüklerine göre farklılıklar olmakla birlikte PwC ve ilgili kurumların hesaplarına göre işverene toplam maliyet örnekleri yıllık bazda yaklaşık 30–31 bin TL civarında hesaplanıyor. Bu rakamlar, 2026 için planlanacak artışların işverene getireceği ilave yükün büyüklüğünü göstermesi açısından önem taşıyor. “2026 İÇİN RASYONEL ARTIŞ YÜZDE 25–30 BANDI” Asgari ücret artış oranı sorulduğunda Akyüz, üç temel kriterin—enflasyon, şirket maliyetleri ve çalışan yaşam koşulları—birlikte değerlendirilmesi gerektiğini belirtti: “2026 için en rasyonel artış yüzde 25–30 bandı. Bu oran çalışanı kısmen korur, işverenin maliyet yapısını bir anda bozmaz. Önemli olan tüm tarafların sürdürülebilir bir zeminde buluşması.” Akyüz’e göre bu bant, hem reel ücretleri toparlamaya yönelik bir adım anlamına gelecek hem de şirketlerin ani nakit baskısı ile karşılaşmasını sınırlayacak. İŞVERENLERİN ÖNCELİĞİ: ÖNGÖRÜLEBİLİRLİK Akyüz, iş dünyasının sadece “yüzde” ile ilgilenmediğini; artışın önceden duyurulması, takvime bağlanması ve planlanabilir olması gerektiğini vurguladı: “Bugün işverenlerin en büyük beklentisi öngörülebilirlik. Şirketler ani ve yüksek artışlara hazırlanmakta zorlanıyor. Rakamdan çok sürecin planlanabilir olması önemli.” Geçmiş yıllarda tek seferlik büyük artışların KOBİ’ler üzerinde yarattığı baskı hatırlatılırken, orta yolun bulunmasının istihdamı koruyacağı belirtiliyor. YILDA İKİ ZAM TARTIŞMASI: UYGULANABİLİR AMA MEKANİZMA GEREKLİ Akyüz, enflasyonist dönemlerde yılda iki zammın çalışanları koruyabileceğini ancak bunun şeffaf, önceden belirlenmiş bir takvime bağlanması gerektiğini söyledi: “Yıl içinde güncelleme yapılabilir; ancak bunun mutlaka öngörülebilir bir mekanizmaya bağlanması gerekir. Belirsizliği azaltan her adım hem işçiyi hem işvereni rahatlatır.” Uzmanlar, geçmiş uygulamalardan hareketle çift zammın kısa vadede alım gücünü desteklediğini, ancak işletmelerin likidite planlamasında öngörülemeyen dalgalanmalar yaratabileceğini belirtiyor. DEVLETE İŞVEREN TALEPLERİ: SGK VE VERGİ YÜKÜNDE HAFİFLEME Akyüz, işverenlerin artışla birlikte toplam işçilik maliyetinin paylaşılmasına yönelik taleplerini şu sözlerle özetledi: “İşverenler, SGK primleri ve vergi yüklerinde bir miktar hafifleme talep ediyor. Bu sadece işverenin rahatlaması için değil; istihdamın korunması, kayıt dışılığın önlenmesi ve şirketlerin büyüme kapasitesinin devamı için de önemli.” Resmi veriler ve işletme hesaplamaları, işçiden ve işverenden kaynaklanan sosyal güvenlik maliyetlerinin toplam işçilik maliyetinde belirleyici olduğunu gösteriyor; bu nedenle kamu destek mekanizmalarının kapsamı tartışmanın merkezinde olacak. Akyüz şirket politikalarını anlatırken, ücret belirlerken yalnızca yasal asgari normların değil; motivasyon, verimlilik, sektör ortalamaları ve müşteri memnuniyetinin de göz önünde bulundurulduğunu ifade etti: “Doğru ücret politikası, çalışanın emeğinin karşılığını aldığı; işverenin de sürdürülebilir bir yapıyı koruyabildiği sistemdir. Bu denge sağlandığında hem hizmet kalitesi hem şirket performansı güçlenir.” 2026’DA BELİRLEYİCİ KRİTERLER — ENFLASYON, ÖNGÖRÜ VE KAMU DESTEĞİ Ekonomistler ve sektör temsilcileri, 2026 asgari ücret kararının enflasyonun seyri, kamu maliyesinin destek kapasitesi ve işverenlerin mali dayanıklılığı çerçevesinde alınacağını belirtiyor. Akyüz’ün vurguladığı gibi, izlenecek yol “denge” olacak: çalışan korunacak; ancak işverenlerin iflas, istihdam daralması veya kayıt dışına yönelme risklerine karşı korunması da benzer ölçüde değerlendirilecek.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.