Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
SON DAKİKA
Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Enerji Verimliliği

Bursa Digital, Bursa Haber, Bursa Son Dakika - Enerji Verimliliği haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Enerji Verimliliği haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Bakan Bayraktar: Enerji altyapısı geleceğin iklim koşullarına göre kurulmalı Haber

Bakan Bayraktar: Enerji altyapısı geleceğin iklim koşullarına göre kurulmalı

Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı ile İstanbul Finans Merkezi tarafından, “COP31 Vizyonundan İklim Eyleminin Finansmanı” temasıyla düzenlenen zirvede konuşan Bayraktar, enerji dönüşümü ile enerji güvenliğinin birbirinden ayrı düşünülemeyeceğini vurguladı. “Üç kritik hedefi aynı anda gerçekleştirmeliyiz” Bayraktar, Türkiye'nin enerji politikalarında enerji arz güvenliğinin sağlanması, ithal kaynaklara bağımlılığın azaltılması ve 2053 Net Sıfır Emisyon hedefi doğrultusunda iklim taahhütlerinin yerine getirilmesinin öncelikli başlıklar arasında bulunduğunu belirtti. Son yıllarda pandemi, tedarik zinciri sorunları, jeopolitik gerilimler, savaşlar ve küresel piyasalardaki dalgalanmaların enerji piyasalarını doğrudan etkilediğine işaret eden Bayraktar, enerji fiyatlarındaki yükselişin enerji güvenliğinin önemini yeniden ortaya koyduğunu ifade etti. Bayraktar, Türkiye açısından enerji dönüşümünün temel unsurlarından birinin elektrifikasyon olduğunu söyledi. Elektrik talebinin artması bekleniyor Ulaşım, sanayi ve binalar başta olmak üzere birçok sektörün giderek elektrikli hale geleceğini belirten Bayraktar, önümüzdeki yıllarda elektrik talebinde önemli bir artış beklendiğini dile getirdi. Artan ihtiyacın daha temiz, güvenli ve rekabetçi kaynaklarla karşılanması gerektiğini vurgulayan Bayraktar, yenilenebilir enerjinin bu dönüşümün merkezinde yer alacağını kaydetti. Türkiye'nin güneş, rüzgar, hidroelektrik ve jeotermal enerji bakımından önemli bir potansiyele sahip olduğunu belirten Bayraktar, yenilenebilir kurulu gücün artırılmasının yanı sıra değişken yenilenebilir enerji üretimini sisteme dahil edebilecek güçlü bir elektrik altyapısının da oluşturulduğunu söyledi. Enerji verimliliği için 20 milyar doların üzerinde yatırım Enerji arzını artırmanın tek başına yeterli olmadığını ifade eden Bayraktar, enerji verimliliğinin de stratejik bir enerji kaynağı olarak değerlendirilmesi gerektiğini söyledi. Mevcut Ulusal Enerji Verimliliği Eylem Planı'nın 2024-2030 döneminde 20 milyar doların üzerinde yatırım öngördüğünü belirten Bayraktar, yatırımların sanayi, binalar, ulaştırma, tarım ve enerji sektörlerini kapsadığını aktardı. 2030 sonrasına yönelik daha iddialı hedefler içeren Üçüncü Ulusal Enerji Verimliliği Eylem Planı'nın da hazırlanacağını kaydetti. Nükleer enerji vurgusu Bayraktar, yenilenebilir enerji ve enerji verimliliğinin yanı sıra nükleer enerjinin de Türkiye'nin düşük karbonlu elektrik üretiminde önemli bir yere sahip olacağını belirtti. Nükleer enerjinin güvenilir ve büyük ölçekli baz yük elektrik üretimi sağladığını ifade eden Bayraktar, mevcut nükleer programın sürdürüleceğini, küçük modüler reaktörler dahil yeni nesil teknolojilerin de yakından takip edildiğini söyledi. Elektrik tüketiminin giderek arttığı bir ekonomide nükleer enerji ile yenilenebilir kaynakların rakip değil, birbirini tamamlayan unsurlar olarak değerlendirilmesi gerektiğini vurguladı. Elektrik şebekeleri için büyük yatırımlar gerekiyor Elektrikli araçların yaygınlaşmasıyla birlikte ülke genelinde şarj altyapısına duyulan ihtiyacın artacağını belirten Bayraktar, batarya depolama sistemlerinin de elektrik şebekesinin dengelenmesinde ve yenilenebilir enerjinin sisteme entegrasyonunda kritik rol oynayacağını ifade etti. Bayraktar, yalnızca elektrik üretimine yatırım yapmanın yeterli olmadığını belirterek iletim ve dağıtım şebekelerinde büyük ölçekli yatırımlara ihtiyaç duyulduğunu söyledi. Elektrik altyapısının daha güçlü, akıllı ve esnek hale getirilmesi gerektiğini kaydeden Bayraktar, şebekelerin yenilenebilir enerji yatırımlarını, depolama sistemlerini ve elektrikli araçları destekleyebilecek kapasitede olması gerektiğini dile getirdi. Kritik mineraller için küresel yarış İletim hatları ve batarya teknolojilerinde kullanılan kritik minerallere erişimin stratejik önem taşıdığını belirten Bayraktar, dünyada bu kaynaklar için yoğun bir rekabet yaşandığını söyledi. Kritik minerallere erişimde sorun yaşayan ülkelerin yenilenebilir enerji, veri merkezleri, yapay zeka ve geleceğin sanayilerinde geride kalabileceğini ifade eden Bayraktar, madencilik projeleri ve bu alanlardaki yatırımların finansmanının önemine dikkati çekti. “Altyapı gelecek on yılların iklim gerçeklerine göre tasarlanmalı” Küresel ısınma ve iklim değişikliği nedeniyle sıcak hava dalgaları, seller, fırtınalar, kuraklıklar ve orman yangınlarının daha sık ve şiddetli yaşandığını belirten Bayraktar, bu gelişmelerin elektrik üretimi, iletimi ve dağıtımını doğrudan etkileyebildiğini söyledi. İklim finansmanının yalnızca emisyonların azaltılmasına değil, iklim değişikliğine uyum ve altyapının dayanıklılığının artırılmasına da yönelmesi gerektiğini vurgulayan Bayraktar, şunları kaydetti: “Bugün inşa ettiğimiz altyapı, geçmişin iklim koşullarına değil, gelecek on yılların iklim gerçeklerine göre tasarlanmalıdır.” Bu dönüşüm için kamu kaynaklarının tek başına yeterli olmayacağını belirten Bayraktar; özel sektör, uluslararası finans kuruluşları, kalkınma bankaları ve uzun vadeli yatırımcıların harekete geçirilmesi gerektiğini ifade etti. Bayraktar, temiz enerji ve iklim değişikliğine dayanıklı altyapı yatırımlarının finansmanını kolaylaştıracak, riskleri azaltacak ve sermaye maliyetini düşürecek mekanizmalara ihtiyaç bulunduğunu belirtti. Enerji dönüşümünün yalnızca çevre politikası olarak görülmemesi gerektiğini söyleyen Bayraktar, sürecin aynı zamanda enerji güvenliği, ekonomik kalkınma ve sanayi rekabetçiliği açısından da stratejik önem taşıdığını vurguladı.

Sandisk FMS 2026'da Yapay Zeka Çıkarımı Çağı İçin NAND İnovasyonun yapay zeka altyapısına bir sonraki aşamasına nasıl güç verdiğini gözler önüne serecek. Haber

Sandisk FMS 2026'da Yapay Zeka Çıkarımı Çağı İçin NAND İnovasyonun yapay zeka altyapısına bir sonraki aşamasına nasıl güç verdiğini gözler önüne serecek.

Sandisk, Future of Memory and Storage 2026 (FMS 26) etkinliğinde NAND inovasyonunun yapay zeka altyapısının bir sonraki aşamasına nasıl güç verdiğini gözler önüne serecek. Giderek büyüyen modeller, uzayan bağlam pencereleri ve ajan tabanlı uygulamalar kapasite, bant genişliği ve enerji verimliliği alanlarında benzeri görülmemiş bir talep yaratırken bellek ve depolama, yapay zeka performansı ve büyük ölçekte dağıtım açısından her zamankinden daha kritik hale geliyor. Sandisk, veri merkezlerinin, bulut ortamlarının ve yapay zeka odaklı iş yüklerinin değişen ihtiyaçlarına ayak uyduracak şekilde tasarlanan gelişmiş NAND teknolojileriyle müşterilerinin yapay zeka çıkarımını ölçeklendirmesine yardımcı oluyor. Sandisk, Future of Memory and Storage 2026 (FMS 26) etkinliğinde NAND inovasyonunun yapay zeka altyapısının bir sonraki aşamasına nasıl güç verdiğini gözler önüne serecek. Giderek büyüyen modeller, uzayan bağlam pencereleri ve ajan tabanlı uygulamalar kapasite, bant genişliği ve enerji verimliliği alanlarında benzeri görülmemiş bir talep yaratırken bellek ve depolama, yapay zeka performansı ve büyük ölçekte dağıtım açısından her zamankinden daha kritik hale geliyor. Sandisk, veri merkezlerinin, bulut ortamlarının ve yapay zeka odaklı iş yüklerinin değişen ihtiyaçlarına ayak uyduracak şekilde tasarlanan gelişmiş NAND teknolojileriyle müşterilerinin yapay zeka çıkarımını ölçeklendirmesine yardımcı oluyor. Sandisk CPO'su Khurram Ismail, "Yapay zeka altyapısı; verinin verimli bir biçimde depolanmasının, taşınmasının ve verilere erişilmesinin en az işlem gücü kadar önemli hale geldiği yeni bir aşamaya girdi. Çıkarım iş yükleri büyüdükçe müşteriler, karmaşıklığı artırmadan ideal performansı, kapasiteyi ve enerji verimliliğini sunabilen bellek ve depolama teknolojilerine ihtiyaç duyuyor. Onlarca yıllık flaş inovasyonunun üzerine inşa ettiğimiz yeni nesil NAND ve HBF™ gibi gelişmekte olan teknolojilerle Sandisk, sektörü bir adım öteye taşıyor." açıklamasını yaptı. Sandisk'in teknoloji inovasyonları; hızlı veri gölleri, model depolama, almayla artırılmış üretim (RAG) ve KV önbelleği iş yükleri başta olmak üzere yapay zeka iş yüklerine odaklanıyor. Şirket FMS'te, HBF™ teknolojisinin, yeni nesil NAND'in ve kurumsal SSD teknolojilerinin yapay zeka çıkarımının kapasite, performans ve enerji verimliliği taleplerini nasıl karşıladığını gösterecek. FMS 2026'da öne çıkanlar: BiCS10 QLC NAND: Yapay zeka, bulut ve veri merkezi depolamasında yoğunluğu, performansı ve enerji verimliliğini artırmak üzere tasarlanan yeni nesil 3D NAND teknolojisi.AI Data Cycle çerçevesi: Sandisk'in ham veri arşivlerinden hızlı veri göllerine, eğitimden çıkarıma ve üretilen içerik havuzlarına kadar yapay zeka yaşam döngüsü boyunca depolama gereksinimlerini haritalayan tescilli çerçevesinin güncellenmiş sürümü.HBF™ teknolojisi: Büyük ölçekte yapay zeka çıkarımının değişen ihtiyaçlarını karşılamaya yardımcı olmak üzere geliştirilen, NAND tabanlı yeni bir bellek teknolojisi olan HBF™ (High Bandwidth Flash).Kurumsal SSD'ler: KV önbelleği iş yükleri için yüksek dayanıklılığa sahip yapılandırmalar, gelecek nesil PCIe® Gen 6 teknolojisi ve azaltılmış DRAM yerleşimiyle mümkün kılınan ultra yüksek kapasiteli E3.S tasarımları. Sandisk'in FMS 2026 programının merkezinde, yüksek bağlamlı modellerin ve ajan tabanlı iş akışlarının bellek ve depolama hiyerarşisini nasıl yeniden şekillendirdiğini ele alan "NAND: Yapay Zeka Çağının Çok Yönlü ve Ölçeklenebilir Temeli" (NAND: The Versatile & Scalable Foundation of the AI Era) başlıklı keynote konuşması yer alıyor. Yapay zeka altyapısındaki darboğazlar salt işlem gücünün ötesine geçip bellek kapasitesini, bant genişliğini, enerji verimliliğini ve token ekonomisini de kapsayacak şekilde genişlerken konuşmada büyük ölçekte yapay zeka çıkarımını mümkün kılmak için sistem düzeyinde optimizasyonun ve NAND'in taşıdığı önem inceleniyor. Konuşma, 5 Ağustos Çarşamba günü saat 11.40'ta (Pasifik Saati) Santa Clara Kongre Merkezi'ndeki Mission City Ballroom'da gerçekleşecek. Sahnede Sandisk'in CRO'su Jim Elliott, CPO'su Khurram Ismail ve CTO'su Alper İlkbahar yer alacak. Sandisk ayrıca, Google ve SK hynix'in katılımıyla düzenlenecek “Yüksek Bant Genişlikli Flash ile Bellek Duvarını Aşmak” (Breaking the Memory Wall with High Bandwidth Flash) başlıklı panelde yer alacak. Panelde HBF™ teknolojisinin, konseptinin ve ekosisteminin ilerletilmesi ile yeni bellek yaklaşımlarının gerçek yapay zeka altyapılarında uygulanabilir hale gelmesi için nelerin gerektiği ele alınacak. Panel, 6 Ağustos Perşembe günü saat 09.45'te (Pasifik Saati) Santa Clara Kongre Merkezi'ndeki Ballroom D'de düzenlenecek.

Uludağ Elektrik'ten Yaz Aylarında Tasarruf Önerileri Haber

Uludağ Elektrik'ten Yaz Aylarında Tasarruf Önerileri

Yaz mevsiminde yükselen sıcaklıklarla birlikte artan klima kullanımı elektrik tüketimini önemli ölçüde yukarı çekerken, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı'nın enerji verimliliği çalışmaları kapsamında önerdiği 24 derece klima ayarı, hem enerji tasarrufuna imkan tanıyor hem de elektrik faturalarının kontrol altında tutulmasına yardımcı oluyor. Uludağ Elektrik tarafından paylaşılan yıllık tüketim verileri, Temmuz ve Ağustos aylarının meskenlerde elektrik kullanımının en yoğun olduğu dönemler olduğunu ortaya koyuyor. Vatandaşların bütçelerini korumaları ve enerjiyi daha verimli kullanmaları için çeşitli tasarruf önerilerinde bulunan Uludağ Elektrik, basit önlemlerle elektrik tüketiminde ciddi oranlarda tasarruf sağlanabileceğini vurguluyor. Müşteri memnuniyeti, dijital dönüşüm ve sürdürülebilirlik odaklı projeleriyle faaliyetlerini sürdüren Uludağ Elektrik; Bursa, Balıkesir, Çanakkale ve Yalova'da 5 milyondan fazla kişiye hizmet sunarken, serbest tüketici kapsamındaki müşterileri için geliştirdiği özel enerji çözümleriyle Türkiye genelindeki büyümesini devam ettiriyor. "Tasarruf, bilinçli enerji kullanımıyla başlıyor" Uludağ Elektrik Genel Müdürü Remezan Arslan, yaz döneminde artış gösteren enerji ihtiyacının bilinçli tüketim alışkanlıkları ile yönetilebileceğini ifade ederek şunları kaydetti: "Yıllık tüketim verilerimiz, temmuz ve ağustos aylarında özellikle konutlarda elektrik kullanımının en yüksek seviyelere ulaştığını kanıtlıyor. Uludağ Elektrik Hizmet Bölgesi'nde faturalandırılan mesken elektrik tüketimi, bir önceki senenin haziran ayına kıyasla temmuz ayında yüzde 17, ağustos ayında ise yüzde 35 oranında artış gösterdi. Bu yükselişte, hava sıcaklıklarının artmasıyla yoğunlaşan klima kullanımının yanı sıra bölgemizin yaz aylarında hareketlenen turizm merkezlerine ve yazlık yerleşim alanlarına ev sahipliği yapmasının da ciddi bir etkisi bulunuyor. Özellikle Balıkesir bölgemize baktığımızda, haziran ayına göre ağustos ayında %50 oranında bir artış yaşandığını söyleyebiliriz. Ağustos ayı, mesken elektrik tüketiminin zirveye ulaştığı bir dönemdir; öyle ki ağustos ayında, yılın diğer aylarının ortalamasına oranla yaklaşık yüzde 23 daha yüksek elektrik tüketimi gerçekleşmektedir." Yaz aylarında konfor seviyesini korurken enerji tasarrufu yapmak da mümkün. Bu noktada klimaların 24 derecede çalıştırılması, gereksiz enerji tüketiminin önüne geçerken verimliliği artırıyor. Bu nedenle bu yaz “24 Derece ile Mümkün” mesajıyla vatandaşlarımızı doğru klima kullanımına yönlendiriyoruz. Doğru kullanım alışkanlıkları sayesinde hem enerji tüketimini düşürmek hem de elektrik faturalarını kontrol altında tutmak mümkündür. Elektronik cihazlar kullanılmadığında fişte bırakıldığında 'bekleme modu' sebebiyle gereksiz elektrik tüketimine yol açıyor. Kullanılmayan tüm cihazlar tamamen kapatılmalı ve mümkünse prizden çekilmelidir. Enerji verimliliği yüksek beyaz eşya ve elektrikli ev aletlerinin seçilmesi, uzun vadede tüketimi önemli ölçüde azaltır. LED aydınlatma sistemleri ise daha az enerji tüketerek tasarruf sağlar. Küçük görünen bu tercihler, yıl sonunda hem aile bütçesine hem de enerji kaynaklarının korunmasına büyük katkı sunuyor. Enerji tasarrufu ve güvenliği bilincinin küçük yaşlarda edinilmesinin kritik önem taşıdığına inanıyoruz. Bu doğrultuda hayata geçirdiğimiz Enerjini Geleceğe Taşı projemizle; Karagöz-Hacivat gösterileri, eğitici oyunlar ve çocuklara yönelik hazırlanan etkinlikler ile boyama kitapları aracılığıyla doğru enerji kullanımı konusunda farkındalık yaratıyoruz. Bugüne kadar 70 bini aşkın çocuğa ulaşarak, enerji kaynaklarının verimli kullanılması konusunda bilinçli nesiller yetiştirilmesine destek sağladık.” dedi. Klima kullanımında 24 derece önerisi Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı'nın enerji verimliliği çerçevesinde önerdiği üzere, klimaların 24 derece ayarında kullanılması hem konforu korumaya hem de elektrik tüketimini azaltmaya yardımcı oluyor. Bunun yanı sıra filtrelerin düzenli olarak temizlenmesi, kapı ve pencerelerin kapalı tutulması ve doğrudan güneş ışığını engelleyecek önlemlerin alınması, soğutma ihtiyacını minimize ederek enerji verimliliğini yükseltiyor.

İnegöl’de “COP İklim Değişikliği Yerel Taraflar Konferansı” düzenlendi Haber

İnegöl’de “COP İklim Değişikliği Yerel Taraflar Konferansı” düzenlendi

“Cop İnegöl İklim Değişikliği Yerel Taraflar Konferansı” İnegöl’de Yapıldı Türkiye Sağlıklı Kentler Birliği’nin düzenlediği yerel COP toplantıları kapsamında Çarşamba günü “İnegöl İklim Değişikliği Yerel Taraflar Konferansı” İnegöl Belediyesi öncülüğünde İnegöl’de gerçekleştirildi. Programda iklim kriziyle mücadele, yeşil dönüşüm ve sağlıklı kentler hedefi doğrultusunda yerel yönetimlerin vizyonu ele alındı. İnegöl Belediyesi ile Türkiye Sağlıklı Kentler Birliği iş birliğinde düzenlenen COP İnegöl İklim Değişikliği Yerel Taraflar Konferansı; kamu yöneticileri, belediye başkanları, akademisyenler ve davetlilerin katılımıyla gerçekleştirildi. Programa İnegöl Kaymakamı Ayhan Akpay, Türkiye Sağlıklı Kentler Birliği Başkanı ve İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Cemil Tugay, İnegöl Belediye Başkanı Alper Taban, Birleşmiş Milletler Nüfus Fonu (UNFPA) Türkiye Temsilcisi Mariam A. Khan ile davetliler katıldı. Konferansta iklim değişikliğinin kentler, üretim, tarım, su kaynakları ve insan sağlığı üzerindeki etkileri ele alınırken, yerel yönetimlerin üstlenmesi gereken sorumluluklar değerlendirildi. “ÇÖZÜM ÇOĞU ZAMAN YERELDE BAŞLAR” Program, İnegöl Belediye Başkanı Alper Taban’ın açılış konuşmalarıyla başladı. İklim değişikliğinin sadece çevresel bir mesele olmadığına dikkat çeken Başkan Alper Taban, “İklim değişikliği artık geleceğin konusu değil, bugünün gerçeğidir. Yaşadığımız kuraklıklar, orman yangınları, seller, azalan su kaynakları bize bu gerçeği her gün hatırlatıyor. İklim değişikliği yalnızca çevresel bir mesele değil, aynı zamanda ekonomik, sosyal ve bir kalkınma meselesidir. Dolayısıyla bu mücadele hiçbir kurumun da tek başına omuzlayacağı bir sorumluluk değildir. Yerel yönetimler, merkezi idare, üniversiteler, sanayi, özel sektör ve sivil toplum ile aynı hedef doğrultusunda birlikte hareket etmek zorundayız. İklim değişikliği küresel olabilir ancak çözüm çoğu zaman yerelde başlar. Bugün bu anlayışla gerçekleştirdiğimiz COP İnegöl, ortak aklın ve ortak sorumluluğun yereldeki oluşma noktasıdır. Yine aynı zamanda kasım ayında ülkemizin ev sahipliğinde gerçekleştireceği COP31 Zirvesini de bu anlayışın küresel ölçekteki en önemli platformlarından biri olarak görmekteyiz” dedi. İKLİM DEĞİŞİKLİĞİ, ÜRETİMİN GELECEĞİNİ DE KORUMA MESELESİDİR Konuşmasında İnegöl’ün sanayisi ve tarım alanlarıyla güçlü bir üretim merkezi olduğuna da vurgu yapan Taban, “İnegöl, Türkiye'nin önemli bir üretim merkezidir. İlçemiz güçlü sanayisi, verimli tarım alanları, orman varlığı, ihracat kapasitesi ve girişimci ruhuyla ülkemizin kalkınmasına değer katmaktadır. Bu nedenle iklim değişikliğini konuşmak bizim için sadece bir doğayı koruma meselesi değil, üretimin geleceğini de koruma meselesidir. Takdir edersiniz ki sürdürülebilir olmayan üretimin, sürdürülebilir bir geleceğin olmasından da söz edemeyiz. Bugün dünyada şehirlerin başarısı yalnızca ekonomik büyüklükleriyle ölçülmüyor. Karbon ayak izi, temiz hava, yeşil alanlar, dirençli altyapı, su yönetimi, yaşam kalitesi en az ekonomik göstergeler kadar önem taşımaktadır” diye konuştu. BU ORGANİZASYONUN İNEGÖL’DE GERÇEKLEŞTİRİLMESİ SON DERECE ANLAMLI Başkan Taban’ın ardından kürsüye gelen İnegöl Kaymakamı Ayhan Akpay ise yapılan organizasyonun yalnızca bir toplantı olmadığını, şehirlerin geleceği ile çocuklara bırakılacak çevrenin ve sürdürülebilir kalkınma anlayışının ele alındığı önemli bir buluşma olduğunu söyledi. Kuraklık, aşırı hava olayları, su kaynaklarının korunması, enerji verimliliği ve afetlere dirençli kentlerin oluşturulmasının kamu kurumları, yerel yönetimler, özel sektör ve vatandaşların ortak sorumluluğunda bulunduğunu belirten Akpay, “Bu nedenle böylesine kapsamlı bir organizasyon İnegöl'de gerçekleştiriliyor olmasını son derece anlamlı buluyorum. İnegöl güçlü sanayisi, mobilya sektöründeki öncü konumu, tarımsal üretimi, girişimci insan kaynağı ve çalışkanlığıyla ülkemizin en önemli üretim merkezlerinden biridir. Böylesine güçlü bir ekonomik yapının çevreye duyarlı ve sürdürülebilir kalkınma anlayışıyla desteklenmesi ise geleceğimiz açısından çok büyük önem taşımaktadır” şeklinde konuştu. ORTAK BİR YAKLAŞIM OLUŞTURULMALI Kaymakam Akpay’ın ardından ise Türkiye Sağlıklı Kentler Birliği Başkanı ve İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Cemil Tugay kürsüye gelerek bir konuşma yaptı. Tugay, yerel buluşmanın temel amacının iklim krizi konusunda ortak bir yaklaşım geliştirmek olduğunu söyledi. Kamu kuruluşları başta olmak üzere iklim değişikliğiyle bağlantılı bütün kurumların ve yöneticilerin soruna aynı çerçeveden bakması gerektiğini belirten Tugay, uygulanacak politikalar konusunda görüş birliği oluşturulmasının önemine işaret etti. İklim değişikliğinin 1970'li yıllardan bu yana tartışıldığını hatırlatan Tugay, şöyle konuştu: “2000'li yıllardan itibaren bu konunun çok ciddi sonuçları olacağı anlaşıldığı için Birleşmiş Milletler bir konferans düzenlemeye başladı. Bu sene 31'incisi gerçekleştirilecek ve Türkiye'de olacak. COP toplantısı denilen toplantılar her yıl Türkiye'de farklı bir şehirde gerçekleşiyor. Bu sene de Antalya'da gerçekleşiyor. Bu toplantıda bütün dünyadan binlerce bilim insanı, binlerce kamu kurumu, buraya getirdiği veriler filan getiriliyor ve bu veriler çerçevesinde de bir rapor hazırlanıyor. Bu raporları takip ettiğiniz zaman şunu görüyorsunuz. Yani dünya gerçekten çok sıkıntıda, çok kötü bir noktaya doğru gidiyor. İklim krizinin sonuçlarını artık çok biliyoruz. Anormal hava sıcaklıkları, kuraklıklar, fırtınalar, ani ve sert yağışlar. Bunlarla bağlantılı olarak tarımda bozulma, genel olarak insan sağlığına doğrudan etkileyen bir konu, iklim krizi nedeniyle, onun sebebi olduğu sorunlar nedeniyle sağlık problemleri yaşayan, ölen belki milyonlarca insan var. Bunlar tam olarak dokümante edilemiyor, tam bir veriye dönüşemiyor ama bizler biliyoruz. Ben hekimim aynı zamanda. Bizler bunu biliyoruz, böyle olduğunu biliyoruz. Öyle tam verilerle ortaya konmasa da yani insanları doğrudan etkileyen bir şey iklim krizi.” GÜN BOYU DEVAM EDEN PANEL VE ÇALIŞTAY GERÇEKLEŞTİRİLDİ Açılış konuşmalarının ardından COP İnegöl Toplantısı panellerle devam etti. Gün boyu süren programda; İnegöl 2050: İklim Nötr ve Dirençli Kent Vizyonu, Kentte Yeşil Dönüşüm, Temiz Hava ve Düşük Karbonlu Üretim, İklim Uyumunda Doğa Temelli Çözümler ve Yerel Dirençlilik konuları ele alındı. Son bölümde ise COP31’e Giderken İnegöl Yerel İklim Taahhütleri çalıştayı gerçekleştirildi. İnegöl Belediye Başkanı Alper Taban, panelde “İnegöl'ün COP31 Vizyonu, Yerel İklim Taahhütleri ve Belediyenin Yol Haritası” konulu bir sunum da gerçekleştirdi.

TLC Klima ve Panasonic Klima’dan Güçlü İş Birliği Haber

TLC Klima ve Panasonic Klima’dan Güçlü İş Birliği

İş birliğinin resmi imza töreni, Almanya’nın Wiesbaden şehrinde gerçekleştirildi. Bu iş birliği kapsamında Panasonic’in Isıtma, Havalandırma ve Klima (HVAC) çözümleri, TLC Klima’nın profesyonel ekibi ve güçlü servis altyapısı ile Türkiye’de kullanıcılarla buluşacak. Ortaklık, yalnızca bir distribütörlük anlaşmasının ötesinde, Türkiye iklimlendirme pazarında uzun vadeli büyüme ve değer yaratma hedefiyle konumlanıyor. Panasonic Klima, Türkiye’yi bölgesel büyüme stratejisinde önemli bir merkez olarak konumlarken artan enerji verimliliği ihtiyacı, sürdürülebilir teknolojilere yönelim ve iklimlendirme talebindeki büyüme, bu iş birliğinin stratejik önemini daha da artırıyor. TLC Klima’nın yerel pazar uzmanlığı ile Panasonic’in global mühendislik gücünü bir araya getiren bu yapı satış kanallarının gelişmesi, servis altyapısının güçlenmesi ve ileri teknoloji çözümlerin daha geniş kitlelere ulaşması açısından önemli bir ivme yaratmayı hedefliyor. Uzun Vadeli Büyüme ve Değer Odaklı Yaklaşım İş birliği kapsamında split klima, VRF ve özellikle ısı pompası çözümleri odağında sürdürülebilir bir büyüme hedefleniyor. Kısa vadeli hacim artışından çok, kontrollü ve kalıcı bir pazar yapılanması oluşturulması öncelik olarak belirleniyor. Özellikle Avrupa’da güçlü bir üretim ve mühendislik altyapısına sahip olan Panasonic’in ısı pompası alanındaki uzmanlığının, Türkiye’de büyüyen enerji verimliliği ve düşük karbon dönüşümü ihtiyacına önemli katkı sağlaması bekleniyor. Japon Mühendisliği ve Küresel Teknoloji Gücü 1958 yılından bu yana iklimlendirme teknolojileri geliştiren Panasonic, konutlardan ticari yapılara ve endüstriyel uygulamalara kadar farklı ihtiyaçlara yönelik HVAC çözümleri geliştiriyor. Akıllı kontrol sistemleri ve enerji yönetimi özellikleriyle desteklenen Panasonic HVAC çözümleri, enerji verimliliği, sürdürülebilirlik ve kullanıcı konforunu odağına alan bir yaklaşımla tasarlanıyor. İmza törenine TLC Klima’yı temsilen Yönetici Ortağı Sema Tunar, Yönetim Kurulu Üyesi Kenan Tunar, Mali İşler Direktörü Tolga Kubat ve Satış Direktörü Gökhan Külahi katılırken; Panasonic Avrupa Isıtma ve Soğutma Çözümleri tarafında ise Genel Müdür Enrique Vilamitjana ile Genel Müdür Yardımcısı Yoshi Ishimura katılım sağladı. İmza töreni sonrasında Panasonic Avrupa Isıtma ve Soğutma Çözümleri Genel Müdürü Enrique Vilamitjana: “Türkiye, büyüyen iklimlendirme pazarı ve enerji dönüşüm potansiyeli ile Panasonic için stratejik öneme sahip. TLC Klima ile başlattığımız bu iş birliğini yalnızca ticari bir ortaklık değil, uzun vadeli değer yaratma platformu olarak görüyoruz. Özellikle ısı pompası ve yüksek verimli çözümler odağında Türkiye’de güçlü bir yapı oluşturmayı hedefliyoruz.” dedi. TLC Klima Yönetici Ortağı Sema Tunar ise iş birliğini şu sözlerle değerlendirdi: “İklimlendirme sektöründe kullanıcı beklentileri her geçen yıl değişiyor. Enerji verimliliği, iç mekan hava kalitesi ve akıllı sistemler artık çok daha belirleyici hale geldi. Bu nedenle TLC Klima olarak teknoloji ve mühendislik gücü yüksek markalarla kurduğumuz iş birliklerini stratejik bir gelişim alanı olarak görüyoruz. Panasonic Klima ile gerçekleştirdiğimiz bu iş birliğinin, Türkiye’de kullanıcıların daha verimli, sağlıklı ve sürdürülebilir iklimlendirme çözümlerine erişimini artıracağına inanıyoruz. Aynı zamanda bu iş birliğinin sektörün teknoloji dönüşümüne de katkı sağlayacağını düşünüyoruz.” Uzun yıllara dayanan sektör tecrübesiyle faaliyetlerini sürdüren TLC Klima, konut projelerinden ticari yapılara ve endüstriyel tesislere kadar geniş bir uygulama alanına yönelik iklimlendirme çözümleri sunuyor. Son dönemde büyüyen ekipleri ve genişleyen teknik altyapısıyla faaliyetlerini daha da güçlendiren TLC Klima, üst segmentte güçlü mühendislik yaklaşımına sahip markalarla iş birliklerini artırmayı hedefliyor.

Enerjisa Enerji 2026 Yılının İlk Çeyreğinde Yatırım Kararlılığını Sürdürdü Haber

Enerjisa Enerji 2026 Yılının İlk Çeyreğinde Yatırım Kararlılığını Sürdürdü

Şirket geçen yıllarda da olduğu gibi sürdürülebilir büyümesini yatırım odağında devam ettirdi. CEO Murat Pınar’ın 2026 yatırım hedeflerinin korunduğunu vurguladığı ilk çeyrekte, Düzenlemeye Tabi Varlık Tabanı (RAB) 100 milyar TL’nin üzerine çıkarak güçlü seyrini sürdürdü ‘Herkes için Daha İyi Bir Gelecek’ vizyonuyla Türkiye’nin enerji dönüşümüne öncülük eden Enerjisa Enerji, Elektrik Dağıtım ve Perakende alanlarındaki lider konumunun yanı sıra Müşteri Çözümleri ve E-mobilite iş kollarında da faaliyet gösteriyor. Şirket, geçtiğimiz yıl sürdürülebilir ve dayanıklı bir sistemin inşası için enerji altyapısına 23,5 milyar TL’lik yatırım yapmıştı. Hedeflerine ulaşan Enerjisa Enerji, hisse başına brüt 5,08 TL temettü ödemesini ise 15 Nisan’da gerçekleştirdi. Dünyada hızla değişen jeopolitik gelişmeler ve ekonomik belirsizliklere rağmen, 2026 yılında da yatırım kararlılığını sürmeye devam etti. Türkiye’nin güvenilir enerji arzı için de katkı sunan bu yatırımlar, şebeke modernizasyonu ve dijitalleşme odaklı oldu. Paylaşılan ilk çeyrek sonuçlarında dikkat çeken noktalardan biri ise faaliyet gelirleri oldu. Şirketin faaliyet gelirleri, yılın ilk çeyreğinde geçen yılın aynı dönemine kıyasla reel olarak yüzde 5 artış göstererek 17,9 milyar TL’ye yükseldi. Bu büyümede en güçlü katkıyı Elektrik Dağıtım iş kolu sağlarken, Düzenlemeye Tabi Varlık Tabanı (RAB) ise yıllık bazda yüzde 42 artarak yaklaşık 105 milyar TL seviyesine ulaştı. Tüm iş kollarında denge ve verim ön planda Perakende iş kolunda ise zorlu piyasa koşullarına rağmen müşteri portföyü genişletildi. Serbest piyasa segmentindeki satış hacmi artışı ve portföy marjlarındaki iyileşme ile birlikte, Perakende iş kolu bu çeyrekte dengeli bir performans sergilemiş oldu. Enerjisa’nın liderliğini koruduğu perakende sektöründe öncü olan müşteri deneyimi ve dijital çözümler yaklaşımı ise portföy genişletmede önemli bir rol oynuyor. Yenilenebilir enerji uygulamaları ve enerji verimliliği çözümlerinin kurumsal müşterilere sunulduğu Müşteri Çözümleri iş kolunda ise Güneş enerjisinde kurulu güç 146 MWp seviyesine ulaştı. E-mobilite alanında da faaliyet gösteren şirket, Eşarj markası ile operasyonel verimlilik odağı ile şarjlanma hacmini artırmayı başardı. Pınar: “30 ila 35 milyar TL aralığındaki yatırım hedefimizi gerçekleştirmek üzere çalışacağız” Türkiye’nin enerji arzını güvenilir ve bağımsız hale getirmenin sektördeki her şirketin sorumluluğu olduğunun altını çizen Enerjisa Enerji CEO’su Murat Pınar; “Enerji sektörü bugün yalnızca arz-talep dengesiyle değil; jeopolitik gelişmeler, finansman koşulları ve hızlanan enerji dönüşümüyle birlikte çok boyutlu bir yeniden yapılanma sürecinden geçiyor. Oldukça rekabetçi ve bir o kadar da belirsiz bir atmosfer var. Buna rağmen finansal dayanıklılığımızı korumak ve bu sırada da yatırımlarla büyümek, uzun vadeli stratejimizin odağı. Güçlü ve disiplinli bir iş modelimiz var. Bu alandaki uzmanlığımızı, sektör lideri olarak öncülük ettiğimiz uygulamaları kamuoyuyla da paylaşıyoruz. Enerjisa Enerji olarak, ‘Herkes için Daha İyi Bir Gelecek’ vizyonu ile 22 milyonu aşkın kullanıcımıza en kaliteli hizmeti vermeye devam edeceğiz. Yine elimizi taşın altına koyacak, toplumsal yatırımlar yapmayı da altyapı yatırımları ya da finansallar kadar önemseyeceğiz. Dördüncü tarife dönemini başarıyla tamamlayıp beşinci tarife dönemine başlamışken, yine aynı kararlılıkla ilerliyoruz. Altyapı yatırımlarımız 2026’da da devam edecek. Toplamda 30-35 Milyar TL yatırım hedefimizi gerçekleştirmek üzere çalışacağız” dedi. Ulbrich:“Yatırım programımızı güçlü bir finansman yapısıyla desteklemeyi ve uzun vadeli büyümemizi sürdürmeyi hedefliyoruz” 2026 yılının ilk çeyreğinde küresel belirsizliklerin ve yüksek faiz ortamının etkisini sürdürdüğü zorlu bir ortamda faaliyet gösterdiklerini belirten Enerjisa Enerji CFO’su Philipp Ulbrich; “Böylesi bir konjonktürde finansal performansı sağlamak, kısa vadeli etkin yönlendirme ve dayanıklılığa odaklanmayı gerektiriyor. Buna rağmen yıl başında paylaştığımız 2026 hedeflerimizi değiştirmiyor, dört ana performans göstergemiz doğrultusunda ilerlemeye devam ediyoruz. İş modelimizin sağladığı öngörülebilirlik, güçlü bilançomuz ve yüksek finansal disiplinimiz, bu zorlu ortamda güçlü bir performans sergilememizi sağlıyor. İlk çeyrekte dağıtım iş kolu operasyonel performansın ana belirleyicisi olmaya devam etti. Bununla birlikte, mevcut ekonomik ortamda artan operasyonel ve yatırım maliyetlerinin, Nisan ayı başında olduğu gibi, ilgili tarife çerçeveleri kapsamında dengeli ve süreklilik arz edecek şekilde yansıtılmasının sektörün sürdürülebilirliği açısından önemli olduğunu değerlendiriyoruz. Finansal disiplin tarafında güçlü duruşumuzu koruyoruz. Net borç / Faaliyet Geliri oranımızı 1,1x seviyesinde tutarken, borç portföyümüzde gerekli çeşitliliği ve rekabetçi fiyatlamayı sağlamaya devam ediyoruz” dedi.

Legrand Türkiye Grubu, Yerli Ürünleriyle Elektrik Güvenliğini ve Enerji Verimliliğini Artırıyor Haber

Legrand Türkiye Grubu, Yerli Ürünleriyle Elektrik Güvenliğini ve Enerji Verimliliğini Artırıyor

Legrand Türkiye Grubu, bu dönüşüm ihtiyacını yerli üretim altyapısıyla buluşturarak XS4, XG6, XD10 ve XC10 serisi modüler ürünleriyle elektrik tesisatlarını hem daha güvenli hem de çevreye daha duyarlı bir zemine taşımayı amaçlıyor. Legrand Türkiye Grubu’nun Gebze'deki ileri teknoloji tesisinde tam otomasyon süreçleriyle hayat bulan yeni nesil modüler ürünler, konutlardan ticari yapılara, endüstriyel tesislerden karma kullanım alanlarına kadar geniş bir yelpazede elektrik altyapılarını aşırı yük, kısa devre ve kaçak akım gibi başlıca tehlikelere karşı eksiksiz biçimde koruyor. XS4, XG6 ve XD10 serisi otomatik sigortalar ile XC10 serisi kaçak akım koruma anahtarları, üstün dayanıklılık özellikleri ve sezgisel tasarımlarıyla elektriksel riskleri köklü biçimde azaltırken, tesisat güvenliğini uzun vadede güvence altına alıyor. IP2X koruma sınıfına sahip bu ürünler, montaj ve bakım süreçlerinde kullanıcıları olası tehlikelere karşı korurken yangın ve elektrik çarpmalarının önlenmesine de doğrudan katkı sağlıyor. Legrand Türkiye Grubu tarafından mühendislik odaklı tasarım anlayışıyla geliştirilen bu çözümler, enerji tüketimini optimize ederek hem çevresel ayak izini küçültüyor hem de işletme maliyetlerini aşağı çekiyor. Geniş aksesuar uyumluluğu ve esnek montaj alternatifleri sayesinde Türkiye'nin farklı iklim koşullarına ve yapı tiplerine kolaylıkla adapte edilebilen ürünler, sektör profesyonellerine güvenilir ve ölçeklenebilir bir çözüm platformu sunuyor. Dayanıklılık ve Verimlilik Tek Üründe Legrand Türkiye Grubu'nun yeni nesil modüler ürün ailesi, IP2X güvenlik sınıflandırmasıyla montaj ve günlük kullanım süreçlerinin her aşamasında kullanıcıyı koruyan bir kalkan işlevi görüyor. Elektrik tesisatlarında oluşabilecek riskleri kaynağında bertaraf etmek amacıyla tasarlanan bu ürünler, uzun servis ömürleri ve yüksek mekanik dayanımlarıyla sektörde öne çıkıyor. Legrand Türkiye Grubu, üretimde kullandığı malzemeleri ve benimsediği süreçleri çevresel sürdürülebilirlik ve enerji verimliliği kriterleri doğrultusunda seçerek sorumlu üretim anlayışını pratiğe yansıtıyor. Teknik Zorunluluktan Kentsel Dönüşüm Aracına Legrand Türkiye Grubu, elektrik güvenliğini salt teknik bir zorunluluk olarak değil, şehirlerin daha yaşanabilir ve dirençli bir geleceğe taşınmasında kritik bir araç olarak konumlandırıyor. Yerli üretim kapasitesiyle sektörde kalıcı bir iz bırakmayı hedefleyen Legrand Türkiye Grubu, XS4, XG6, XD10 ve XC10 serisi ürünlerin sunduğu kapsamlı aksesuar seçenekleri, uyarlanabilir montaj çözümleri ve kullanıcı merkezli tasarımlar aracılığıyla güvenli elektrifikasyonu ve kolay kurulumu herkes için ulaşılabilir kılıyor. Bugünün Standartları, Yarının Vizyonu Bu yeni nesil elektrik güvenliği çözümleri, anlık ihtiyaçlara yanıt vermenin ötesine geçerek sürdürülebilir kentsel dönüşümün temel taşlarından biri olmayı hedefliyor. Legrand Türkiye Grubu, inovasyonu çevresel sorumlulukla harmanlayan ürün geliştirme vizyonuyla enerji altyapılarında verimliliği, güvenliği ve sürdürülebilirliği eş zamanlı olarak sağlayan çözümler üretmeye kararlılıkla devam ediyor.

Kredi kartı ve kredilerde yeniden yapılandırma düzenlemesi Haber

Kredi kartı ve kredilerde yeniden yapılandırma düzenlemesi

Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu (BDDK), finansal istikrarın sağlanmasına yönelik koordineli kararları açıkladı. Buna göre, tüketicilere kullandırılan konut kredilerinde; kredi tutarının teminat olarak alınan konutun değerine oranı açısından birinci el–ikinci el konut ayrımı kaldırıldı. 2010 yılından sonra yapılan binaların enerji sınıfı için asgari şart olan C enerji sınıfına sahip konutlar da avantajlı kredi değer oranı uygulanan konutlar kapsamına alındı. Bu çerçevede, konut kredilerine ilişkin düzenlemelerde enerji verimliliği yüksek, görece depreme dayanıklı yeni konutların alımı ile ilk konutunu edinecek tüketicilerin desteklenmesine yönelik değişiklikler yapıldı. Tüketicinin kendisinin, eşinin veya 18 yaş altındaki çocuklarının malik olduğu en az bir konutunun bulunması halinde ise; belirlenen kredi değer oranlarının azaltılarak uygulanmasına devam edilecek. Dönem borcu kısmen ya da tamamen ödenmemiş bireysel kredi kartları ile ödemesi 30 günden fazla gecikmiş ihtiyaç kredilerinin, yapılandırma tarihindeki borç bakiyelerinin, kart hamili/borçlu tarafından 3 ay içinde talep edilmesi halinde azami 48 ay vadeyle yeniden yapılandırılabilmesine imkan sağlandı. Banka Kartları ve Kredi Kartları Kanunu uyarınca; kart hamilinin sektördeki toplam kredi kartı limitinin, ilk yıl için aylık ortalama gelirin azami iki katı, ikinci yıldan sonra ise azami dört katı olması gerektiği hükmünün uygulanmasında; yeni kredi kartı çıkarılması veya mevcut kredi kartlarının limitlerinin artırılması işlemlerinde yalnızca aylık veya yıllık ortalama gelirin dikkate alınmasına ve gelir düzeyinin teyidinin yalnızca, bankalarca geliri ispata elverişli olarak değerlendirilen belgeler üzerinden gerçekleştirilmesi kararlaştırıldı. Kart hamillerinin, tüm bankalardaki toplam kart limitlerinin 400 bin TL’nin üzerinde olması halinde, son bir yıl içerisindeki en yüksek harcamanın yapıldığı hesap kesim tarihindeki kullanılmayan kart limitlerinin, bankalarca kısmi bir oranda azaltılması belirlendi. Bankalar tarafından, tüm kart hamillerinin kredi kartı limitlerinin,1 Ocak 2027 tarihine kadar aylık/yıllık ortalama gelirleriyle uyumlu hale getirilmesine yönelik belirlemeler yapıldı.

Bursa BOSAB’da 2026’nın rotası: Yeşil OSB ve güvenli üretim​​​​​​​ Haber

Bursa BOSAB’da 2026’nın rotası: Yeşil OSB ve güvenli üretim​​​​​​​

Barakfakih Organize Sanayi Bölgesi (BOSAB) Yönetim Kurulu Başkanı Erdoğan Akyıldız, BOSAB’ın 2025 yılı çalışmalarını değerlendirerek 2026 yılı vizyonunu ve hedeflerini kamuoyuyla paylaştı. 2025’te temel önceliğin üretim sürekliliğini destekleyen altyapı, hizmet kalitesi ve çevre yönetimi olduğunu vurgulayan Akyıldız, yeni dönemde, Yeşil OSB sürecinin tamamlanması, proses suyu yönetiminde kalıcı çözümler ve yangın güvenliği yatırımlarına odaklanacaklarını ifade etti. BURSA (İGFA) - 2025 boyunca altyapıda yürütülen kapsamlı çalışmalarla önemli oranda verimlilik artışı sağlandığını belirten Akyıldız, “Su arzının sürekliliği için sahada planlı bir iyileştirme yürüttük. yaptığımız yoğun yatırımlar ve hat yenilemeleri neticesinde kayıp-kaçak oranını yüzde 0 seviyesine düşürmek adına önemli mesafeler kat ettik. Fiziki altyapı hamlemizi teknolojik yatırımlarla da taçlandırdık ve bölgemizin tamamını fiber optik ağlarla donatarak sanayicimize hızlı ve kesintisiz iletişim imkânı sunduk” ifadelerini kullandı. Akyıldız, altyapı arızalarına mesai saati gözetmeden anında müdahale edebilecek bir organizasyon kurduklarını da vurgulayarak, “Müdahale hızını artırmak adına malzeme stok sahası oluşturduk; arıza-bakım yönetiminde refleks kabiliyetimizi yükselttik” diye konuştu. DİJİTAL DÖNÜŞÜM VE ÜSTYAPIDA KONFOR ARTIŞI” Fiziki altyapının yanı sıra kurumsal altyapıyı da güçlendirdiklerini belirten Akyıldız, “Kestel Belediyesi’nden devrolan 60 bin evrağı tarayarak dijital arşivimizi oluşturduk ve kurumsal hafızamızı güvence altına aldık ” dedi. Altyapı çalışmaları sonrası sahada oluşabilecek bozulmaları gecikmeden giderdiklerini belirten Başkan Akyıldız, “Bölgemiz gelişiyor, yeni yatırımlar kazanıyor. Bu büyümeyi desteklemek için üstyapıda tamamlayıcı uygulamaları hızla devreye aldık. Bu kapsamda 2.500 metrekare parke ve 1.500 ton asfalt uygulaması gerçekleştirerek yollarımızı daha güvenli ve konforlu hale getirdik ” ifadelerini kullandı. SU YÖNETİMİNDE KESİNTİSİZ ARZ, SÜRDÜRÜLEBİLİR ÜRETİM Proses suyunun sanayi için kritik bir girdi olduğuna dikkat çeken Akyıldız, 2025’te proses su arzının devamlılığını sağlamak amacıyla su kuyularının devreye alındığını belirtti. 2026’da ise su arz güvenliğini güçlendirecek yatırımların daha geniş bir perspektifle ele alındığını vurgulayan Akyıldız, “DSİ süreci tamamlanarak projeleri neticelenen ve ihalesi gerçekleştirilen yatırımımız, bölgemizin proses su ihtiyacında kalıcı güvence oluşturacak ” dedi. Akyıldız ayrıca, Yeşil Çevre Arıtma Kooperatifi ile yürütülen proses suyu geri kazanım projesinin 2026 hedefleri içinde stratejik bir başlık olduğunu belirterek, arıtılmış suyun yeniden üretim süreçlerinde kullanılmasını sağlayacak bu yaklaşımın su kaynaklarının verimli kullanımı ve kuraklık riskine karşı dayanıklılık açısından önemli bir kazanım oluşturacağını ifade etti. YEŞİL OSB’DE SON AŞAMA: 2026’DA SÜREÇ TAMAMLANIYOR 2026 vizyonunun merkezinde Yeşil OSB sürecinin yer aldığını belirten Akyıldız, “Yeşil OSB başvuru sürecimizde sona gelmiş bulunmaktayız. Hali hazırda yıllık 1 milyon 500 bin kg atığı toplayıp bertaraf ederek çevreye duyarlılığımızı gösterdik. 2026’da bu süreci neticeye ulaştırarak, enerji verimliliği, çevre yönetimi, sıfır atık ve kaynak verimliliği uygulamalarını daha sistematik bir yapıda sahaya yansıtacağız” ifadelerini kullandı. Akyıldız, Yeşil OSB yaklaşımının bir “etiket” değil; üretimin rekabet gücünü ve sürdürülebilirliğini belirleyen bir standart olduğunu vurguladı. “YATIRIMLARA DEVAM EDECEĞİZ” Sanayi bölgelerinde yangın riskinin en kritik başlıkların başında geldiğini belirten Akyıldız, “Erken müdahale edilebilmesi amacıyla bölgemizde itfaiye teşkilatı kuracağız. Yer tahsisi ve hafriyat işlemleri tamamlandı; inşaat sürecini hızlı şekilde başlatmayı hedefliyoruz” diye konuştu. Başkan Akyıldız, 2026 yılında sanayicilere ve çalışanlara hizmet edecek sosyal tesis ve ortak kullanım alanları oluşturacaklarını da belirtti. Akyıldız, oy birliği ile kabul edilen 2026 bütçesi çerçevesinde, disiplini koruyarak yatırımlara devam edeceklerini, öncelikli gündemin ise “Yeşil OSB, su arzı ve yangın güvenliği” olacağını sözlerine ekledi.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.