SON DAKİKA
Hava Durumu

#Ekrem İmamoğlu

Bursa Digital, Bursa Haber, Bursa Son Dakika - Ekrem İmamoğlu haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Ekrem İmamoğlu haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Özgür Özel'den sert eleştiriler... Erken seçim çağrısını yineledi Haber

Özgür Özel'den sert eleştiriler... Erken seçim çağrısını yineledi

CHP Genel Başkanı Özgür Özel, partisinin TBMM’de yaptığı grup toplantısı konuşmasında, ülkenin en cil sorunlarını masaya yatırdı. Konuşmanın ağırlıklı bölümü ekonomi ve tarım krizine ayıran Özel, Şubat ayı bütçe rakamlarını anımsatarak, “Yılın ilk iki ayında tarıma verilen destek 2 milyar lira, faize ayrılan para ise 640 milyar lira. Tarıma ayırdığımız paranın 320 katını faize ödüyoruz. Her 100 liralık verginin 28 lirası faize gidiyor” dedi. Çiftçinin toprağa küstüğünü, üretim maliyetlerini karşılayamadığını ve vatandaşın ucuz gıdaya erişemediğini belirten Özgür Özel, Türkiye’nin gıda enflasyonunda dünyada üçüncü sıraya yükseldiğini vurgulayarak, “Sadece İran (savaşta) ve Güney Sudan (iç savaşta) bizden yüksek. Arjantin, Burundi ve adını bile bilmediğimiz birçok ülke gerimizde kaldı. Bu gidiş iyi değil; acilen mazot ve gübre desteği verilmeli.”Hürmüz Boğazı krizine değinen Özel, üç hafta önce mazot zammı konusunda uyardıklarını ve eşel mobil sisteminin kısmen uygulandığını hatırlattı. “O gün 60 lira olan mazot bugün 80 lira. Eğer eşel mobil uygulanmasaydı bugün sabah 104 liraya uyanacaktık” diyen Özel, ÖTV’nin bittiğini, şimdi KDV’nin yüzde 1’e indirilmesiyle pompa fiyatlarının yüzde 20 ucuzlayabileceğini söyledi. “Biz olsak böyle yapardık, biz olunca böyle yapacağız” ifadelerini kullandı. ADALET VE AKIN GÜRLEK POLEMİĞİ Konuşmanın önemli bir bölümünü Adalet Bakanı Akın Gürlek’in mal varlığı iddiaları oluşturdu. CHP Genel Başkanı Özgür Özel, Bakan Gürlek'le ilgili açıkladığı tapuların ötesinde Tema İstanbul 2 ve Senfoni Evleri gibi projelerde yeni belgeler paylaştı. “Gösterdiği tapularda olmayan evin sözleşmesi burada. Değerler maaşının çok üzerinde” diyen Özel, “Ben de dava açıyorum. Hodri meydan! Tapu sicil kayıtları mahkemede ortaya çıkacak, millet kim doğru söylüyor görecek” dedi. “Ak Toroslar Çetesi” ifadesini kullanan Özel, bu yapının Çağlayan’dan Adalet Bakanlığı’na taşındığını, bazı hakim ve savcıların bakan yardımcısı ve daire başkanı yapıldığını iddia etti. 301 öğrencinin tutuklanması, Ekrem İmamoğlu davası ve yargıdaki atamaları sert dille eleştirerek, “Vicdanı adalet terazisine inanmış biri Adalet Bakanlığı’nda oturmalı” vurgusu yaptı. ERKEN SEÇİM ÇAĞRISINI YİNELEDİ Dış politikaya dair açıklamalarda da bulunan CHP lideri Özgür Özel, ABD ve İsrail’in İran’a saldırılarını kınadı ve Türkiye’nin tarafsız ama dirençli bir tutum sergilemesi gerektiğini söyledi. Ordunun hava savunma eksikliklerine de dikkat çeken Özel, konuşmasını “Ekonomik krizi bitirmeye, terörsüz ve demokratik Türkiye’yi yönetmeye talibiz. En kısa zamanda sandığı istiyoruz” sözleriyle tamamlayarak erken seçim çağrısını yineledi.

CHP Lideri Özgür Özel: Saraçhane mitinginden hükümete seslendi Haber

CHP Lideri Özgür Özel: Saraçhane mitinginden hükümete seslendi

“O GÜN BU DEVLETİN ALTINA DİNAMİTİ KOYDULAR” “Bu yolda bize, size ömür biçenler oldu. ‘Dayanamazlar’ dediler. ‘Dağılırlar’ dediler. ‘Vazgeçerler, teslim olurlar’ dediler. Teslim olmayanlar burada. ‘Bin kez budadılar körpe dallarımızı, bin kez kırdılar. Yine çiçekteyiz işte, yine meyvedeyiz. Bin kez korkuya boğdular zamanı. Bin kez ölümlediler. Yine doğumdayız işte, yine sevinçteyiz. Bitmedi daha sürüyor o kavga ve sürecek. Yeryüzü aşkın yüzü oluncaya dek.’ Değerli İstanbullular, bugün her şeyin başladığı yerde, milletin evinde, Saraçhane’deyiz. Korkanların sığınağında değil, cesurların meydanındayız. Tam 365 sabah oldu, tam 365 akşam. 365 kez doğdu güneş, 365 kez battı. ‘Bir Ekrem’i aldık, işi bitirdik, onları sindirdik’ sanıyorlardı. İşte bir yıl sonra bir Ekrem’in yerine yüz binlerce Ekrem meydanda. Bir yıl önce bir iftar vaktiydi. Ekrem Başkan’ın 31 yıllık diplomasını iptal ettiler. Hem de diplomayı veren fakülte direndiği halde, dekan ‘Olmaz’ dediği halde, her sorulduğunda ‘Diploma geçerli’ dedikleri halde zorlayarak, bastırarak, dekanı istifa ettirerek, en nihayetinde İşletme Fakültesi’nden değil İstanbul Üniversitesi’nin yönetim kurulundan, yani işi diploma vermek, denklik vermek değil boya yapmak, ring seferlerini düzene koymak olan üniversite yönetim kurulundan diploma iptaline gittiler. İşte o gün artık hiç kimsenin, hiçbirimizin, hiç birinizin elindeki devletin verdiği hiçbir kağıdın bir önemi, bir kıymeti kalmadı. Ne tapu tapuydu artık, ne evlendirme cüzdanının bir anlamı vardı. Bankada parası olan da güvenemezdi, hisse senedi alan da. İşte o gün birileri bu devletin, bu devleti devlet yapan toplum sözleşmesinin, anayasanın altına dinamiti koydu. O gün devlete olan güveni boşa çıkarıp, milleti birilerinin elinde oyuncak etmeye çalıştılar. Hemen ardından sahur vaktinde kapısına yüzlerce polisle birlikte dayandılar. Yalanlarla, iftiralarla dolu bir kumpası başlattılar.” “O GÜN BİRLİKTE TARİHİ BİR DİRENİŞİN MEŞALESİNİ YAKTIK” “İşte o gün Ekrem Başkan’ın kapısına gelenler onu Vatan Emniyet’e götürdüğünde eşi Dilek Hanım, evlatları ve yol arkadaşları dimdik ayaktaydı. O gün hep beraber buradaydık. O gün ‘Ne olacaksa olacak ama bugün olacak’ dedik. Biz darbenin hedefinde olan kişinin Ekrem Başkan, hedefinde olan eylemin partinin iktidara yürüyüşü, hedefinde olan mekanın Saraçhane olduğunu biliyorduk. Burayı savunmak için sizlere çağrı yaptık. Bunu duyar duymaz bir yasağı duyurdular. ‘Üç kişi bir araya gelmeyecek, beş gün boyunca eylem, toplantı ve yürüyüş olmayacak ve herkes evinde oturacak’ dediler. Yetmedi, metroları kapattılar. Otobüsleri durdurdular, köprüleri kaldırdılar, vapurları bağladılar. İşte o gün Vatan Emniyet’in önünde 4 bin Cumhuriyet Halk Partili ve Beyazıt Meydanı’nda İstanbul Üniversiteliler barikatla, bariyerle karşı karşıyaydılar. O gün Vatan’da ve Beyazıt’ta o bariyerleri yıkanlara, demokrasiye yürüyenlere, geleceğine sahip çıkanlara selam olsun, helal olsun. O gün bugündür geleceğine sahip çıkan İstanbul Üniversitesi’nin, Boğaziçi’nin, Yıldız Teknik’in, İTÜ’nün, İstanbul’daki tüm üniversitelerin ve tüm gençliğin önünde saygı ile eğiliyorum. O gün bu otobüsün üzerine çıktık ve sizden aldığımız güçle tarihi bir direnişin meşalesini yaktık. Hep birlikte yaptık. Tam yedi gece bu meydanda aynı otobüsün üstünden, aynı mikrofona konuşarak, hep beraber Türkiye’ye ve dünyaya ‘Siz istediğiniz zaman bir şey bitmez. Biz bitmedi demeden bitmez. Biz buradayız, meydandayız, eylemdeyiz’ dedik.” “99’UNCU EYLEMDE YİNE SARAÇHANE’DEYİZ” “İlk gece tüm yasaklamalara rağmen buraya 110 bin kişi geldi. Bu hayat gelir geçer, bugün varız, yarın yokuz. Ama ahir ömrümde bana ‘Bir madalyan var demokrasiye dair, bir madalyan var Cumhuriyet’e ve ülkenin geleceğine dair, Kime verirsin?’ deseler, o madalyandan 110 bin tane isterim, geçen sene ilk gece burayı dolduran her birinize veririm. İlk gece 110 bin kişi, her gece artan bir kalabalık ve 23 Mart günü; ön seçimin günü, Ekrem İmamoğlu’nun 15,5 milyon kişinin oyuyla adaylaştığı, milletin Cumhurbaşkanı adayı olduğu gün bu meydanda 1,2 milyon kişiyle ne bu meydanı, bütün yarımadayı insanlar büyük bir azimle doldurdular. Dron gitti, gitti. Dronun menzili bitti ama bu kalabalığın sonu gelmedi. İşte o günden beri Cumhuriyet’in, demokrasinin hikayesi bu memlekette bitmedi. Bitmedi, bitmeyecek. Direnişimiz bununla sınırlı kalmadı. Saraçhane’den yakılan meşale tüm Türkiye’de gür alevlere dönüştü. Boğazı aştık, karşıya geçtik. Maltepe’de 2,2 milyon olduk. Sonrasında her çarşamba İstanbul’un bir ilçesinde ve her hafta sonu Anadolu’nun bir ilinde. Önce bu eylemlerle o illere gittik. Buranın, İstanbul’un selamını Anadolu’ya taşıdık. Buranın kıvılcımıyla orada kor alevler olduk. Bu eylemleri bir gün İstanbul’da, bir gün Anadolu’da bir yıl boyunca sürdürdük. Önce ‘Bu eylemler bir aya biter’ dediler. ‘Yaz geldi, sıcakta kimseler kalmaz. Öğrenciler memlekete, İstanbullular tatile gider’ dediler. Ama ne yazın ne kışın; Antalya’da 45 derecede, Çankırı’da eksi dört derecede sizin yaktığını meşale yandı, yandı. Bütün Türkiye’yi sardı. Siz başardınız. Bir yılda elbette hep konuştuk. ‘Soğukta olmaz’, eyvallah. ‘Sıcakta olmaz’, elbette. Ama hep dedik ki ‘Biz bir eyleme, bir mücadeleye yani kuru kuruya bir mitinge değil; bir mücadeleye çağırıyoruz insanları.’ İşte 98’incisi geride kaldı, bu akşam 99’uncu eylemde hep birlikte yeniden Saraçhane’deyiz. Hep birlikteyiz.” “DÜNYANIN ÇEVRESİ 40 BİN KİLOMETRE, 105 BİN KİLOMETRE YAPTIK” “Bu mikrofon tam 112 saat boyunca elimde. Tam 4,5 gün durmadan, duraksamadan ben konuştum, siz dinlediniz. Dünyanın çevresi 40 bin kilometre, bu otobüs 1 yılda yaptı 105 bin kilometre. Sizlerden aldığımız güçle, yol arkadaşlarımızla hiç durmadan, koşarak çalıştık. Tabii ki ne bu otobüs kendi başına gider, ne bu mücadele bir başına sürer. Direksiyonundaki şoföründen ses teknisyenine, personeline bir yıldır evlerinden daha çok bu otobüste yatanlara, emek verenlere, kameramanından fotoğrafçısına, tercümanından dron kullanana, helal olsun tüm emekçi kardeşlerime. Bu süreçte bize destek veren tüm siyasi partilere, başta ilk günlerde buraya koşan gelen tüm genel başkanlara, tüm siyasi partilerin mensuplarına, gençlik kollarına, kadın kollarına, aslan sosyal demokratlara, milliyetçi demokratlara, muhafazakar demokratlara, Kürt demokratlara, liberal demokratlara, sosyalist demokratlara, Türkiye’nin bütün demokratlarına selam olsun. Ayrı ayrı teşekkür ediyorum her birine. Tüm meslek örgütlerine, çok değerli sendikaların yöneticilerine, üyelerine, sivil topluma, derneklere ayrı ayrı teşekkür ediyorum. Sizler, 98 eyleme katılan 15,5 milyon yürekli kahraman insan ve bugün hep beraber 16 milyona dayanıyoruz. En büyük alkışı bu meydan, bu meydanlar, bu kahramanlar hak ediyor. Bizler sizleri alkışlıyoruz.” “GÜCÜMÜZÜ, SEÇTİĞİNE SAHİP ÇIKANDAN ALIYORUZ” “Biz gücümüzü okyanusun ötesinden almıyoruz. Biz gücümüzü Trump’tan almıyoruz. Biz gücümüzü bu meydandan, bu meydanın mücadele azminden, Atatürk’ün emaneti Cumhuriyet’ten, onun en önemli kazanımı sandığa inananlardan, seçme hakkına sarılanlardan, seçtiğine sahip çıkanlardan alıyoruz. Biz gücümüzü sizden alıyoruz, gücümüzü sonuna kadar koruyacağız. Asla ve asla hiç kimseyi geride bırakmayacağız. 98’inci mitingi Uşak’ta yaparken tüm Türkiye'ye seslendik. Dedik ki ‘Şimdi sıra yine Saraçhane’de. Saraçhane’ye gidiyoruz, beklesinler bizi. Saraçhane’de 99’uncu mitingde buluşuyoruz’ dedik. ‘Bekle bizi İstanbul’ dedik. İşte şimdi İstanbul’a geldik. Herkes hazırsa ‘Bekle bizi İstanbul’u’ bu sefer Özgür Özel’le değil, otobüsün üstünde Onur Akın’la birlikte söylemeye var mısınız? Göreyim telefonların ışıklarını. 99’uncu eylemde ‘bekle’ dediğimiz İstanbul bir kez daha bizi bekledi. Ama evde beklemedi. Geleceğine sahip çıkmak için, ülkesine sahip çıkmak için hep birlikte yine birlikteyiz, yine meydandayız, yine eylemdeyiz, yine ayaktayız.” “100’ÜNCÜ EYLEM İÇİN HERKESİ ÇANAKKALE’YE BEKLİYORUZ” “Bugün Çanakkale Deniz Zaferi'nin tam 111’inci yıl dönümü. Başta Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ü, tüm şehitlerimizi, gazilerimizi minnetle anıyoruz, rahmetle anıyoruz. Çanakkale’yi geçilmez kılanları, İstanbul’a varmasın diye o donanma, gözü kırpmadan can verenleri anıyoruz. Sonra Mehmetçik’in geçirmediği o donanmayı bir kişinin kararıyla getirdiklerini, İstanbul’a demir attığını, birilerinin çok sevdiklerinin oraya kırmızı halılar serdiğini, sonra sıkışınca da arkadan zırhlıya binip kaçanları da o donanma geldiğinde Kartal İstimbotu’nun üzerinden ufka bakarken yanındakine ‘Ağlama çocuk. Geldikleri gibi gidecekler’ diyenleri de biliyoruz. İşte tam bu ruhla, tam bu inançla, tam bu azimle 99 eylemden sonra ‘Duracak mısın?’ diyenlere ‘Durmayacağız, devam edeceğiz’ diyoruz ve 100’ncü eyleme herkesi Çanakkale’ye bekliyoruz.” “DEMOKRATLARIN BAŞARISI” “Değerli İstanbullular ‘Hafıza-i beşer nisyan ile maluldür’ derler. Tazeleyelim hafızaları. Her şey Kasım 2023’te başladı. Birkaç ay öncesinde büyük bir seçim yenilgisinden çıkan partimiz; umutlar yerlerdeyken, başlar yerdeyken, moraller bozukken, gençlerin ‘Ayağa kalkalım’ demesiyle, genç ve kadın kadrolarıyla yeniden ayağa kalkarak büyük bir değişimi gerçekleştirmeyi başardı. Ve bundan sadece dört ay sonra girilen seçimlerde AK Parti, tarihinde ilk kez yenildi. Cumhuriyet Halk Partisi, 47 yıl sonra Türkiye’nin birinci partisi oldu. Ve bu zaferi ne kendimize ne tek başına partimize saydık. Bunu demokratların başarısı, bunu yan yana duranların, birlikte olanların başarısı olarak gördük. Erdoğan bu gidişi kendi deyimiyle durduramayacağını biliyordu. Bu yüzden o ne partisine ne partisinin gençlik kollarına, kadın kollarına güveniyordu. Onun için olmayacak bir işe kalkıştı. Bir siyasetçiyi, geçmişte mahkeme mahkeme gezdirdiği, adaleti katlettirdiği, sonra ödüllendirip Bakan Yardımcısı yaptığı birisini, bu sefer İstanbul’a başsavcı olarak gönderdi. O kullanışlı aparat hemen göreve başladı. Bu ismin kurduğu çete ise her türlü kirli işe bulaşan bir AK Toroslar çetesine dönüştü. Bir darbe planı adım adım işledi. Önce 30 Ekim'de Esenyurt Belediye Başkanımız Sevgili Ahmet Özer alındı. Türkiye’nin en büyük ilçesine kayyım atandı. Ahmet Özer tam 377 gün hapis yattı, alnının akıyla çıktı. Ardından Beşiktaş, Beykoz operasyonları yapıldı. 18 Mart’ta Ekrem Başkan’ın 31 yıllık diploması iptal edildi. 19 Mart’ta ülkeye sivil bir darbe yapılmaya, bir darbe girişimine kalkışmaya çalışıldı. Milletin seçtiği belediye başkanları, bürokratlar, Cumhurbaşkanı Adayımız Ekrem İmamoğlu gözaltına alındı. Tam 365 gündür o darbe sürüyor. Millet darbeye karşı 365 gündür direniyor.” “DEVLETLE MİLLET ARASINDAKİ SÖZLEŞMEYİ YIRTMA GİRİŞİMİ” “Değerli İstanbullular, 19 Mart, devlet ve millet arasındaki sözleşmeyi yırtma girişimidir. 19 Mart, bu ülkeyi kim yöneteceğine millet karar vermesin diye yapılmıştır. Millet vergisini versin, askere gitsin, trafik cezası ödesin ama kendi iradesiyle iktidarı değiştiremezsin diye yapılmıştır. Bizim, sizin bir yıldır verdiğimiz mücadele bir mevzi olarak parti mücadelesi değildir. Bir cephe olarak demokrasi mücadelesidir. Bunun önemini, kıymetini kısaca şöyle hatırlatabiliriz. Biz demokratlar sandığın önemini biliyoruz. Geçtiğimiz haftalarda AK Parti İçişleri Bakanlığı bir düzenleme yaptı ve modifiye araçlara ceza kesen yeni bir uygulamaya geçti. Toplumdan beklenmedik bir tepki yükseldi. Ve bugüne kadar oyunu Cumhur İttifakı’na veren, AK Parti’ye veren, belki bizim bu mücadelelerimizi denk geldiğinde ‘Ne yapıyor bunlar?’ diyenler sosyal medyadan AK Parti’ye karşı ‘Sandıkta görüşürüz’ yazmaya başladılar. İşte 19 Mart milletin, ‘Sandıkta görüşürüz’ deme iradesine karşı, yani ister AK Parti’ye oy veren, sanayi sitesinde çalışan, bütün hayali aracını birazcık daha kendi hoşuna giden şekle sokmaya çalışan, aracının iki katı cezayı görünce sandıkta hesaplaşma isteyen olsun, ister İstanbul Üniversitesi’nin önünde toplanan, geleceğine sahip çıkan gençler olsun. Milletin egemen olduğu, milletin tek söz sahibi olduğu, tek adamların değil seçilmişlerin yönettiği, milletin istediğini başa getirdiği istemediğini gönderdiği bir düzen; bu ülkeyi var eden, kurtaran, kuran, bugünlere taşıyan düzendir. Bunun için sandığı ortadan kaldırmak isteyenlere, bir avuç darbeci kendisine göre bir düzen kurarsa bir daha kimsenin yüzüne bakmak istemeyen bu düzenbazlara karşı bu mücadeleyi, siyaseti ve sandığı koruma mücadelesini toplumsallaştırıyoruz. İşte sanayi sitelerine yayılan, işte köylerde tarlalarda konuşulan, işte işçi servislerinde gündeme gelen ‘Kardeşim hakkımı yiyorlar, hakkımı alırım. Almazsam karşı çıkarım. İstemediğimi değiştiririm’ diyen bu anlayış, bu darbeyi püskürtmek için en önemli güvencemizdir. Bu meydan sadece kendinden değil, bu mücadeleyi büyütmekten de mesuldür. Bu mücadeleyi büyütmeye, adım adım büyütmeye hep birlikte iktidara yürümeye hazır mıyız? Hazır mıyız?” “MÜHÜR KİMDEYSE SÜLEYMAN ODUR” “Bu darbeyi püskürtmek tüm demokratların görevidir. Mühür kimdeyse Süleyman odur. Bizim mücadelemiz bir avuç insanın Süleyman olmaması içindir. Bizim mücadelemiz mührün, hükmün millette kalma mücadelesidir. Herkes hesabını buna göre yapmalıdır. Bundan sonra bu mücadeleyi dalga dalga büyütmeye var mıyız? Hazır mıyız? İşte Esenyurt Belediye Başkanımız Ahmet Özer burada. İşte Adana’nın seçilmiş Başkanı Zeydan Karalar aramızda. Hapisteki kardeşlerimizi, dostlarımızı, yiğitlerimizi hiçbir zaman unutmadık, yalnız bırakmadık, bırakmayacağız. Beşiktaş Belediye Başkanımız Rıza Akpolat, Beykoz Belediye Başkanımız Alaattin Köseler, Beylikdüzü Belediye Başkanımız Mehmet Murat Çalık, Şişli Belediye Başkanımız Resul Emrah Şahan, Büyükçekmece Belediye Başkanımız Hasan Akgün, Avcılar Belediye Başkanımız Utku Caner Çaykara, Gaziosmanpaşa Belediye Başkanımız Hakan Bahçetepe, Ceyhan Belediye Başkanımız Kadir Aydar, Seyhan Belediye Başkanımız Oya Tekin, Antalya Büyükşehir Belediye Başkanımız Muhittin Böcek, Şile Belediye Başkanımız Özgür Kabadayı, Beyoğlu Belediye Başkanımız İnan Güney, Bayrampaşa Belediye Başkanımız Hasan Mutlu, Büyükçekmece Başkanvekilimiz Ahmet Şahin, Parti Meclisi Üyemiz Baki Aydöner, önceki dönem milletvekilimiz, Genel Başkan Yardımcımız Aykut Erdoğdu, Bolu Belediye Başkanımız Tanju Özcan, Kuşadası Belediye başkanımız Ömer Günel ve 15,5 milyonun oylarıyla belirlediği, 25,5 milyonun imzayla istediği, İstanbul Büyükşehir'in seçilmiş Belediye Başkanı, milletin evladı, Cumhurbaşkanı Adayımız Ekrem İmamoğlu. Ona, can yoldaşıma, kardeşime, ağabeyime, canıma şöyle yazmıştım: ‘Bekle kar altında yatan buğday tanesi, yine onun sularıyla yeşereceksin. Gözyaşların çare değil ağlama büyü, başını dik tutabilirsen boy vereceksin. Korku kar eylemez yola düşene. Sen bir aşkın içindesin, yaşayacaksın. Dört bir yanı börtü böcek sarsa ne çıkar. Toprağa sıkı sarıl, başaracaksın. Her yanında allı morlu güller açar türlü türlü. Bu fırtına dünden belli, baş edeceksin.’ İlkay Akkaya.” “ARTIK BU DAVAYI SÜRDÜRMEK MİLLETE İHANETTİR” “Arkadaşlarımıza ne yalanlar, ne iftiralar attılar. Ama her gün bir doğru bir yalanı çürüttü, bir dürüst bir iftiracıyı püskürttü. ‘560 milyar lira yolsuzluk’ diye yola çıkmışlardı, gelinen noktada 560 kuruş bile ispatlanamadı, iddianameye giremedi. ‘Bin 200 cep telefonu dağıtıldı’ dediler, yalan çıktı. ‘Valizlerde para’ dediler, jammer çıktı. ‘Parke altından 2 milyon Euro’ dediler, tamamı yalan çıktı. ‘İmamoğlu’nun lüks araçları’ MHP’li vekilin çıktı. Gaziosmanpaşa Belediyesi’nin kasası, AK Partilinin ve içinden dolar yerine mühür çıktı. Ancak TRT bunların yerine montaj görüntülerle yayıncılık yapan bir haysiyet celladının ellerinde çıktı. Bizim haklılığımızla onların kumpasları da tek tek ortaya çıktı. Bugün ellerinde gizli tanıklarından başka hiçbir şey kalmadı. İşte onlar, şimdi iftiralarından vazgeçiyorlar. Antalya’da daha bugün bir itirafçı ‘Baskı gördüm, tehdit edildim, yalan söyledim. Söylediklerimden zarar görenler hakkını helal etsin’ dedi. Mahkeme hakkında işlem başlatmaya kalktı. İBB davasında gizli tanık Meşe vardı. Ekrem Başkan onun ifadeleri ile tutuklandı. İddianame gelince Meşe’nin ortada olmadığı çıktı. Aynı lafların başka bir gizli tanığa aynen yapıştırıldığı çıktı. Bugün Antalya’da ‘Baskı gördüm, günaha giremem’ diyen de geçen hafta İstanbul’da Silivri’de konuşan da bugün ‘Ben bu ifadeyi demedim. Savcı böyle yazdı, imzalattı’ deyip doğruyu anlatan da bir kumpasın nasıl çöktüğünü hepimize gösteriyor. Devletin gücünü kötüye kullanarak bize efelik yapanlara söylüyoruz; biz kimsenin değil, milletin gücünü kullanıyoruz. Biz hiçbir yerden değil; milletten, meydandan destek alıyoruz. Bakın duruşmalarda canlı yayın isteyecek kadar kendimize, arkadaşlarımıza güveniyoruz. Ama onlar duruşma salonlarını bile boşaltacak kadar korkuyorlar. Artık bu darbeyi sürdürmek millete ihanettir. Buradan Erdoğan’a sesleniyorum. Tarihe uzun yıllar başbakanlık, cumhurbaşkanlığı yapan biri olarak geçebilirdin. Ama bir darbeye kalkıştın, ısrar ettin, tarihe bir darbeci olarak; Cumhurbaşkanı değil, Cunta Başkanı olarak geçeceksin.” “KİRLİ APARATININ MAL VARLIĞI AÇIKLANSIN” “Sevgili İstanbullular, küçük turpun dün bir basın toplantısı yaptık ve küçük turpun marifetlerini anlatmaya başladık. İzlediniz mi? Büyük turpu biliyor musunuz? Turpun büyüğü belli, küçüğü 1,50. Onu da biliyor musunuz? İşte o her darbede, her kumpasta aparat olanlar kısa süreli de olsa bazen menfaat elde edebilirler. Makam ve mevki elde edebilirler. Ama milletin vicdanı bunları unutmaz. Gerçekler teker teker ortaya çıkar. 19 yıl devlet memurluğu yapmış; en yüksek maaştan ömür boyunca bir kibrit kutusu bile almamış, bir bardak su bile içmemiş olsa bütün maaşlarına biriktirse 45 milyon lira edecek birisinin üzerinden 452 milyon liralık taşınmazlar, daireler, arsalar çıktı. Belgelerin altında ezildi. Hiç birisine yanıt veremedi. Bugün bir ekran görüntüsüyle tapu kayıtlarının bazı illerini filtreleyerek ‘Dört evim var’ diye gösterdi. Bu dört evin üçünün yeni alındığına ilişkin ikonlar yanında duruyordu. Bunları yanıtlamak yerine dün 12 taşınmaz söyledim. Yedisinin ID numaralarını verdim. Bu yayın bitince bütün basına 12’sinin de ID numaralarını geçeceğiz. Diğer beşi de geldi. Bu ID numarası sisteme girince o taşınmazdaki o işlemi gösteriyor. ‘ID numarası doğru değil’ diyemiyor. ‘Ben bunu satın almadım, sonra satmadım’ diyemiyor. Sadece ‘Bende dört tane var’ diyor. Bakın şimdi buradan kendisine sesleniyorum. Bugün ekranda görünmeyen, dün açıkladığım Avcılar Ispartakule Bizim Evler projesinde 2024’ün yedinci ayında emlak bildirimi yapmışsın. Bizzat emlak vergisini yatırmışsın. Ayrıca yine basına geçiyorum. Dün söylediğimiz Mesa İstanbul Evlerinde, bugün bende yok diyorsun, ilki 3 milyon ve her ay 2 milyon taksit ödediğin ödeme çizelgesini, belgesini Mesa’nın resmi evrakı olarak basınla paylaşıyorum. Buradan açıkça Erdoğan’a sesleniyorum. Kirli aparatının mal varlığı açıklansın. Açıkladığım ID numaralarını sisteme girin ve ona ait olmadığını gösterin. Devlet elinizde, yapamıyorsunuz. İki; e-devlette bütün taşınmazları dökün ve Türk Lirası, döviz, altın cinsinden verdiği mal beyanını açıklayın. İki aydır elindeki taşınmazları satanın karşılığında aldığı paraları bu milletin bilmeye hakkı var. Bir darbeye kalkışacaksınız, alıp bu insanları iftiraya zorlayacaksınız, ‘İftira atarsan çıkar, çocuğa kavuşursun’ diyeceksiniz. Malına çöktüğüne ‘Şu kadar vereceksin’ diye avukat yollayacaksınız, ondan sonra da hiç çekinmeden pişkin pişkin oturup orada duracaksınız. Bu millet tüy bitmemiş yetimin hakkını size yedirmez. Yedirmeyeceğiz, peşini bırakacağız. Bir yanda cep dolduranlar, bir yanda ekmek kavgası verenler… Bir tarafta kumpas kuranlar, bir tarafta meydanlarda tarih yazanlar, zindanlarda tarih yazanlar… Biz, siz tarihin doğru tarafında duranlarsınız. Darbeyi bitirmek için gerekirse 99 değil, 999 eylem yapacağız. Durmayacağız. 100’üncü eylemde 111 yıl önce geçilmeyen Çanakkale’de olacağız. Burada defalarca hep beraber zindanlarda; Silivri zindanlarında, Antalya’da, İzmir’de, Bolu’da, Düzce’de, Gebze’de, Tekirdağ’da zindanlarda duran yiğitlerimize, aslanlarımıza seslendik. Zülfü Livaneli’den dinledik. Rahmetli Volkan Konak’tan dinledik. Bugün Zülfü Ağabey bir sağlık sorunu, bir yakınının sağlık sorunu nedeniyle yurtdışında. Ama onun da çok sevdiği, bizim de çok sevdiğimiz birisi ‘Yiğidim Aslanım’ demek için burada. Sevingül Bahadır geliyor. ‘Yiğidim Aslanım’ demeye geliyor.” “KURTULUŞ YOK TEK BAŞINA” “Bir büyük acının yıldönümünde, bir büyük ayıbın yıldönümünde, bir muhteşem direnişin 365’nci gününde, bu soğukta, bu ayazda buraya geldiniz, burada beklediniz. Şimdi buradan hep beraber 111’nci yıldönümünde Çanakkale Zaferi’ni ve ‘Savaş kaçınılmaz değilse cinayettir’ diyen, hem tarihin gördüğü en büyük askeri, hem de tarihin gördüğü en büyük devlet ve barış adamını, Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ü selamlıyoruz. Buradan Filistin’i, Bülent Ecevit’in Yaser Arafat’ı selamladığı gibi, Deniz Gezmiş ve arkadaşlarının mücadelesi gibi selamlarken buradan Amerikan emperyalizmine meydan okuyoruz. Kahrolsun Amerikan emperyalizmi. Hep beraber barış istiyoruz, kardeşlik istiyoruz ve yarınlara hep birlikte yürümek istiyoruz. Yeni bir dünya kuracağız, yağmurlarda yıkanıp güneşte kuruyacağız. Göklerle dost, yıldızlarla kardeş olacağız. Dökülürken dünyamıza ayın ışıkları, tutup kollarından bulutları hep beraber halaya duracağız. Tüm Türkiye’de bir söz veriyorum ve onu tekrarlamak istiyorum. Seçim olacak ya bir pazar er ya da geç bir pazar, o pazar günü o seçimi kazanacağız. O pazar günü partimizi iktidar, Ekrem Başkan’ı Cumhurbaşkanı yapacağız. O pazartesi günü akşam yeniden Saraçhane’de toplanacağız ve Bozdoğan Kemeri’nin önünde öğrencisiyle, polisiyle, işçisiyle, emekçisiyle, emeklisiyle, esnafıyla, eşrafıyla, omuz omuza halaya duracağız. Var mısınız? Var mısınız? Var mısınız? Şunu bilelim. Öğrenci kurtulmadan polis kurtulmaz. Tutsak kurtulmadan infaz koruma memuru kurtulmaz. Emekli kurtulmadan emekçi kurtulmaz. Köylü kurtulmadan esnaf kurtulmaz. Kurtuluş yok tek başına ya hep beraber ya hiçbirimiz.” “BİR AN ÖNCE SEÇİM OLSUN, TÜRKİYE’DE HER GÜN BAYRAM OLSUN” “Bu soğukta, bu zorlukta buraya koşanlara, gelenlere, sahip çıkanlara, birlikte olanlara helal olsun, selam olsun. Birazdan maça çıkıp çok büyük bir başarıyla Türkiye’yi ayağa kaldıracak olan Galatasaray'ımıza başarılar diliyoruz. Ekrem Başkan’a ve arkadaşlara sabır, gayret diliyoruz. En sonunda biz kazanacağız. Bugün buradan hep birlikte ayrılıyoruz. Görev yapan emniyet güçlerine teşekkür ediyoruz. En ufak bir sorun yaşamadan meydanı boşaltıyoruz. Hep birlikte iktidara yürümeye var mısınız? Birlikte yürüyecek miyiz? O zaman hepimizin yolu açık olsun. Hepinizin yolu açık olsun. Güle güle gidin, iyi bayramlar olsun. Bir an önce seçim olsun, Türkiye’de her gün bayram olsun. Yürüyelim arkadaşlar.”

CHP Bursa'dan 19 Mart mesajı: Millete koşanlar kazanacak Haber

CHP Bursa'dan 19 Mart mesajı: Millete koşanlar kazanacak

CHP Bursa İl Başkanı Nihat Yeşiltaş, 19 Mart’ın 1. yıl dönümü dolayısıyla bir açıklama yaparak, son bir yıldır devam eden soruşturmaları ve yargı süreçlerini değerlendirdi. Yeşiltaş, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı ve Cumhurbaşkanı Adayı Ekrem İmamoğlu’nun yanı sıra birçok partili belediye başkanı ve CHP üyesinin hukuksuz bir şekilde hedef alındığını belirtti. Başkan Yeşiltaş, “Bu süreç, Ekrem İmamoğlu’nu hapse atmayı hedefleyen, CHP’yi durdurmaya yönelik ve özü itibarıyla millete karşı bir duruş anlamı taşıyan bir operasyonlar silsilesidir” dedi. Açıklamasında partinin adil ve demokratik bir Türkiye mücadelesine devam ettiğini vurgulayan Yeşiltaş, "CHP, 2019 yerel seçimlerinde Ankara ve İstanbul başta olmak üzere birçok büyükşehir belediyesini kazanmış ve 2024 seçimleriyle Türkiye’nin birinci partisi olmuştur. 6 Mayıs 2019’dan itibaren, İstanbul seçimlerinin iptali ve belediyelere yönelik idari, mali engellerin uygulanması gibi adımların, CHP’nin çalışmalarını durdurmak amacıyla gerçekleştirildiğini belirtti. Belediyelerimiz millete hizmet için tüm imkanlarıyla çalışmış, karalamalar ve iftiralara rağmen halkın gözündeki umuda layık olabilmek için mücadele etmiştir.” dedi. CHP’nin Cumhurbaşkanı adayı Ekrem İmamoğlu ve diğer seçilmiş belediye başkanlarının, partili yol arkadaşlarıyla birlikte hukuksuzca hedef alındığını vurguladı. Yeşiltaş, mesajını şöyle noktaladı: “Türkiye için artık geri dönüş yoktur. Milletten korkanlar kaybedecek, millete koşanlar kazanacaktır. Hukuka aykırı olarak düzenlenen bu kumpasa karşı mücadelemizi sürdüreceğiz. Adaleti, demokrasiyi ve Atatürk’ün emaneti Cumhuriyeti son nefesimize kadar koruyacağız.”

CHP’li Günaydın’dan Bakan Gürlek’e tepki Haber

CHP’li Günaydın’dan Bakan Gürlek’e tepki

CHP Grup Başkanvekili Gökhan Günaydın, Silivri’de 407 sanıklı İBB davasının ikinci haftasını takip ederken basın açıklaması yaptı. Günaydın, Adalet Bakanı Akın Gürlek’in mal varlığı ve İBB davasına ilişkin açıklamalarına sert tepki gösterdi. Günaydın, açıklamasında, "Adalet Bakanı ve eski İstanbul Cumhuriyet Başsavcısı, daha mahkemenin sorgularına yeni başladığı bir davayı ‘asrın yolsuzluğu’ diye tanımlıyor. Ben Adalet Bakanı’na masumiyet karinesini hatırlatırım, hukuku hatırlatırım. Hakimleri rahat bıraksınlar, ellerini çeksinler ya da gelsinler duruşma salonuna girip izlesinler. Basın mensuplarının duruşmaları takip etmesi sağlanmalı. TRT’den yayınlansın deniyor, ama gazetecilerin sorularına kısıtlama getiriliyor. Bu kabul edilemez.” diye konuştu. https://twitter.com/gunaydingokhan/status/2034257150369808711 Adalet Bakanı Akın Gürlek'in mal varlığıyla ilgili iddialara yanıt vermek yerine başka kişilere saldırmayı tercih ettiğini ifade eden Günaydınb, "Eğer elinde bilgi ve belge varsa derhal savcılığa intikal ettirmeli; dedikodu yapmaktan vazgeçmeli" dedi. Günaydın ayrıca, İBB Başkanı ve Cumhurbaşkanı adayı Ekrem İmamoğlu’nun bayram öncesi duruşma salonlarının daha olağan bir biçime dönüştürülmesi gerektiğine dair açıklamasını da hatırlatarak, “Biz duruşmaların hukuka uygun şekilde yürütülmesini istiyoruz. Tahliyelerin bir an evvel gerçekleşmesini, hukukun tecelli etmesini bekliyoruz.” çağrısında bulunarak, "Demokrasi ve adalet bu topraklara er geç gelecek. Bütün örgütümüz adaletin tecellisi ve arkadaşlarımızın hukukunu korumak için görev başındadır" dedi.

Bursa Büyükşehir Meclisi’nde gergin toplantı! Su zamları, BUSKİ borçları ve yönetim eleştirileri Haber

Bursa Büyükşehir Meclisi’nde gergin toplantı! Su zamları, BUSKİ borçları ve yönetim eleştirileri

Bursa Büyükşehir Belediye Meclisi'nin Mart ayı ikinci toplantısı gerçekleştirildi. Toplantı, meclis üyeleri ve başkanlar arasında zaman zaman tartışmalara sahne olurken, su zamları ve BUSKİ’nin mali durumu toplantının en sıcak gündem maddeleri oldu. AK Parti Divan Kurulu Üyesi Ahmet Alperen Aydın, önceki meclis toplantısında kendisine yöneltilen hakaret iddialarına açıklık getirerek, “Ben kimseye hakaret etmedim, hele ki seçilmiş bir belediye başkanına asla. Yanlış anlaşıldım, hepinizden özür dilerim" dedi. Milliyetçi Hareket Partisi Grup Sözcüsü İsmail Şenol, Ortadoğu’daki gerilimlere ve İsrail’in saldırgan politikalarına dikkat çekerek, Ramazan ayının dayanışma ve kardeşlik açısından önemini vurguladı. “KONULARI VİDEOLARLA DEĞİL, MECLİSE GETİRİN” AK Parti Grup Sözcüsü Sinan Kahraman ise su zamları ve katı atık bedelleri üzerinden eleştirilerde bulunarak, “Konuları videolarla değil, meclise getirin” diyerek şeffaf değerlendirme çağrısında bulundu. "AK Parti Grubu ve Cumhur İttifakı olarak teklifimizi sunduk. Su zamlarıyla ilgili önemli bir artış söz konusu" diyen Kahraman, "12 metreküpten 18 metreküpe çıkarılan düzenleme ve yaklaşık yüzde 30’luk bir zam var. Bunun yanında evsel katı atık bedelleri de yüzde 25’ten yüzde 55’e çıkarıldı. Toplumda da yanlış bir algı oluştu. Faturalarda yer alan 100–135 TL civarındaki katı atık bedelleri, sanki tüm zammı kapsıyormuş gibi gösteriliyor. Oysa durum böyle değil. Biz de bu yüzden hem şeffaflık adına hem de su zamlarının geri alınması için önergemizi verdik. Şu an konu sizde. AK Parti Grubu olarak bu konunun gündeme alınmasını ve komisyonda değerlendirilmesini bekliyoruz" diye konuştu. Kahraman konuşmasında, halk otobüsü şoförlerinin geçim sıkıntısına da dikkat çekti. CHP Grup Sözcüsü Yücel Akbulut, Bursa Valiliği toplantısında bazı partilerin davet edilmemesine tepki göstererek, "Bursa bir grubun alacağı kararlarla yönetilemez. Bursa üç buçuk Bursalının kararları ile yönetilir." dedi. Akbulut ayrıca Ekrem İmamoğlu davasını örnek göstererek adaletin tarafsızlığı ve şeffaflığının önemine değindi. CUMHUR İTTİFAKI ‘HAYIR’ DEDİ” CHP'li Yücel Akbulut AK Parti Grup Sözcüsü Sinan Kahraman’ın zamlar ile ilgili yaptığı eleştiriye de cevaben, “Biz bu maddeyi meclisten geçirdik. O mecliste biz EVET dedik Cumhur İttifakı HAYIR dedi. Teşekkür ediyorum” diye konuştu. Akbulut’un cevabı sonrası konuşma yapan AK Partili Sinan Kahraman ise “burada bir heyecan ile laf cambalığı yapılıyor” yorumunda bulundu. “BUSKİ İŞ YAPAMAZ DURUMDA” Grup sözcülerinin konuşması sonrası açıklamalarda bulunan Bursa Büyükşehir Belediye Başkanı Mustafa Bozbey, BUSKİ’nin mali durumunu ve borçlarını anlattı. "BUSKİ artık iş yapamaz, kredilerini ödeyemez duruma geldi" diyen Başkan Bozbey, "Hatta geçen yıl Büyükşehir Belediyesi bütçesinden, yaklaşık 1 milyar lira, BUSKİ’nin hizmetlerini yapabilmesi ve kısıtlı da olsa hizmet verebilmesi için aktardık. Bunu defalarca söyledik, gerçek bu. Şimdi size birkaç örnek vereceğim. Benim dizdim sattım yok, ama vatandaşıma söz verdim; olduğu gibi anlatacağım. Mecliste dediler ki “Küçük esnaf da dahil olsun.” Örneğin Atatürk bedelleriyle ilgili, bir bakkalın bir çeşmesi var, 50–60 lira ödeyecek. Bir metreküp suyun bedeli büyükşehir belediyeleri arasında hâlâ çok düşük; 52 lira. Diyelim ki bakkal 2 metreküp su kullandı, ama gelen fatura 200–300 liraya yakın. Bunu da anlatmıştım. Değerli arkadaşlar, gerçek bu" diye konuştu. "Biz her şey dahil bir metreküp için 52 lira alıyoruz" diyen Başkan Bozbey, şunları kaydetti: "Yüzde 86 birinci kademe, yani yaklaşık 12 metrekareye kadar su kullananlardan oluşuyor. Daha az kullananları da çıkardık; esas mağdur olanlar onlar. Eğer katı atık bedeli getiriyorsanız, kullanıma göre alınmalıydı. Ama şimdi 2 metreküp kullansa da, hiç kullanmasa da aynı bedel ödeniyor. Bunu dile getirdim. Şu anda BUSKİ’nin durumu buz gibi, batmış durumda. Paralar çalınmış, müdahale edilmesi gerekiyor. Biz hizmetlerin yapılması için uğraşıyoruz. Köylerimizin depolarına bir bakın; vatandaşlar sağlıklı su içiyor mu? Alt yapıyı yapmak, arıtma testlerini tamamlamak zorundayız. Nilüfer Çayı’nı temizlemek istiyorsak önce BUSKİ bunu yapmalı, temiz suyu oraya ulaştırmalı. "BUSKİ BORCU 25 MİLYAR 400 MİLYON TL" Bozbey, BUSKİ’nin hizmet üretebilmesi için Büyükşehir Belediyesi bütçesinden yaklaşık 1 milyar lira aktarıldığını belirterek, “2024 Ekim’de BUSKİ’nin borcu 25 milyar liraya çıkacağını söyledik, gerçek oldu; borç 25 milyar 400 milyon lira” diye konuştu. BAŞKANLAR ARASINDA GERGİN ANLAR Başkan Mustafa Bozbey’in konuşması sonrasında meclis üyeleri tarafından gergin anlar yaşandı. Meclis toplantısına dahil olan Yıldırım Belediye Başkanı Oktay Yılmaz ile Bursa Büyükşehir Belediye Başkanı Mustafa Bozbey arasında katı atık bedellerinin su faturalarına eklenmesi ve su faturalarının artması nedeni ile iki başkan arasından gergin anlar yaşandı. Öte yandan meclis gündeminde görüşülen Mudanya Belediyesi 1/1000 ölçekli imar planı değişiklikleri ile Bursa Jeotermal Enerji AŞ'nin sermaye artırımı oy çokluğu ile reddeilirken, Gemlik Körfezi’nde Karsak Deresi ıslahı için gerekli kamulaştırmalar oy çokluğu ile kabul edildi. B40 Balkan Şehirleri Ağı üyeliği ile ilgili süreç komisyona geri çekildi.

İmamoğlu'dan mesaj: Biz, CHP’yiz; zor günlerin, zor zamanların partisiyiz Haber

İmamoğlu'dan mesaj: Biz, CHP’yiz; zor günlerin, zor zamanların partisiyiz

CHP Cumhurbaşkanlığı Aday Ofisi (CAO) tarafından düzenlenen “Milletle Birlikte Milletin Emrinde” buluşması, CHP Genel Başkanı Özgür Özel’in katılımıyla Ankara’da gerçekleştirildi. Etkinliğe CHP Genel Başkan Yardımcıları, Parti Meclisi üyeleri, milletvekilleri, Mansur Yavaş, Nuri Aslan ve CHP’nin cumhurbaşkanı adayı Ekrem İmamoğlu ile eşi Dr. Dilek Kaya İmamoğlu da katıldı. Buluşma saygı duruşu ve İstiklal Marşı’nın okunmasıyla başladı. Program, CAO Genel Koordinatörü Bülent Tezcan’ın açılış konuşmasının ardından, CAO’nun vizyonunu ve çalışmalarını anlatan tanıtım filminin gösterimiyle devam etti. Film sunumunun ardından CHP Genel Sekreteri Selin Sayek Böke söz aldı. Buluşmada, 19 Mart sivil darbesiyle özgürlüğü elinden alınan İBB Başkanı ve CHP’nin cumhurbaşkanı adayı Ekrem İmamoğlu, yapay zeka destekli sunumuyla partililer tarafından dakikalarca alkışlandı. İmamoğlu, sunumunda Türkiye’nin güncel durumu ve yaşanan sorunlara değinerek, “Demokrasimiz, ekonomimiz, bürokrasimiz, adalet ve eğitim sistemimiz çökmüş durumda. Ülkenin en değerli kurumları, en önemli makamları, sadakatten başka bir özelliği olmayanlara, bir avuç ehliyetsize teslim edilmiş. Cezaevleri; siyasetçiler, belediye başkanları, gazeteciler, aydınlar, öğrencilerle dolu. Kimse ağzını açmasın isteniyor. Çalışanlar yoksulluğa, emekliler açlığa mahkûm. Küçük bir azınlık servetine servet katarken; gençlerimiz işsiz, çocuklarımız ümitsiz. Kimse yarın bugünden iyi olacak diyemiyor. Şehirlerimiz, mahallelerimiz çetelere, uyuşturucu kaçakçılarına teslim edilmiş, sokaklarımızda her gün kadınlar, çocuklar öldürülüyor” ifadelerini kullandı. İmamoğlu, Türkiye’nin bir kez daha büyük bir yol ayrımında olduğunu belirterek, “Ülkemiz, bugün yine büyük bir yol ayrımında. Yine büyük bir reform hamlesine ihtiyacımız var. Bu büyük reform hamlesini yapabilmek için de bu iktidarı değiştirmemiz gerekiyor” dedi. CHP’nin 2024’teki çalışmalarına ilişkin değerlendirmede bulunan İmamoğlu, “2024’te başardık; çünkü CHP’yi herkesin partisi yaptık. 2024’te başardık; çünkü Türkiye’yi CHP’nin daha iyi yönetebileceğini gösterdik. 2024’te başardık; çünkü CHP’yi ülkemizin demokrat, kapsayıcı, icraatçı ve liyakatli kadrolarının adresi haline getirdik. 2024’te başardık; çünkü CHP’yi herkesin inancının, dilinin, kılığının, kıyafetinin, yaşam tarzının güvencesi haline getirdik” dedi. İmamoğlu, CHP’nin birinci parti konumunda olduğunu vurgulayarak, vatandaşların partilerine duyduğu güveni korumaları gerektiğini belirtti. “Şimdi CHP Cumhurbaşkanlığı Aday Ofisi olarak, Genel Başkanımızın liderliğiyle, bütün kadrolarımızla, enerjimizle, vizyonumuzla bu güveni hak etme zamanı. CHP’nin teslim olmayacağını, CHP’nin teslim alınamayacağını göstereceğiz” ifadelerini kullandı. İmamoğlu, CHP iktidarında hayata geçirilmesi planlanan hedefleri de paylaştı. Bunlar arasında parasız ve nitelikli eğitim sağlanması, devlet okullarının en iyi hâle getirilmesi, temel vatandaşlık geliri ile yurttaşlara gelir güvencesi oluşturulması, barınma hakkının erişilebilir hâle getirilmesi, gençler için istihdam sağlanması, şehirlerin güvenli ve yaşanabilir hâle getirilmesi, üretim ekonomisine dönülmesi, ekonomik büyümenin verimlilik artırılarak sağlanması ve ulusal refahın ülkenin dört bir yanına yayılması yer aldı. Konuşmasının sonunda İmamoğlu, “Biz, CHP’yiz; zor günlerin, zor zamanların partisiyiz. Bugün de ülkemizi daha güçlü, daha huzurlu ve daha mutlu kılmak için gereken büyük reformları biz yapabiliriz” ifadeleriyle sözlerini tamamladı. Buluşma, CHP Genel Başkanı Özgür Özel’in konuşmasıyla devam etti ve partililerin yoğun katılımıyla sona erdi.

CHP Bursa Nilüfer’de genişletilmiş örgüt toplantısı Haber

CHP Bursa Nilüfer’de genişletilmiş örgüt toplantısı

CHP Nilüfer İlçe Başkanlığı’nın düzenlediği Genişletilmiş Örgüt Toplantısı yaklaşık 5 saat sürdü. Toplantıda ülke gündemi, yerel yönetimler ve parti içi süreçler masaya yatırıldı. CHP Nilüfer İlçe Başkanlığı tarafından düzenlenen Genişletilmiş Örgüt Toplantısı, ilçe örgütünün yoğun katılımıyla gerçekleştirildi. Yaklaşık 5 saat süren toplantıda ülke siyaseti, yerel yönetim çalışmaları ve parti içi süreçler kapsamlı şekilde ele alındı. Toplantı, CHP Nilüfer İlçe Başkanı Özgür Şahin’in açılış konuşmasıyla başladı. Şahin, konuşmasında örgütlü mücadelenin, halkla güçlü bağlar kuran siyaset anlayışının ve parti içi demokrasinin önemine vurgu yaptı. Toplantıya; CHP Bursa İl Başkanı Nihat Yeşiltaş, Bursa Büyükşehir Belediye Başkanvekili Yücel Akbulut, Nilüfer Belediye Başkanı Şadi Özdemir, CHP Bursa İl Gençlik Kolları Başkanı Berkcan Bora, CHP Nilüfer İlçe Gençlik Kolları Başkanı Yiğit Yalçınsoy, CHP Nilüfer Kadın Kolları İlçe Başkanı Şebnem Köroğlu, belediye meclis üyeleri, mahalle temsilcileri ve çok sayıda partili katıldı. Toplantıda, CHP Genel Başkanı Özgür Özel’in liderliğinde yürütülen siyasal mücadele ile partinin yeni dönem politikaları değerlendirildi. Demokrasi, hukuk devleti ve sosyal adalet vurgusu öne çıkarken, örgütlere düşen sorumluluklar da ele alındı. Cumhurbaşkanı adayı Ekrem İmamoğlu başta olmak üzere, halkın oylarıyla seçilmiş ancak tutuklu bulunan belediye başkanlarına ilişkin değerlendirmeler de toplantının gündeminde yer aldı. Katılımcılar, seçilmişlere yönelik uygulamaların demokrasiye zarar verdiğini ifade ederek hukukun üstünlüğü ve adil yargılanma ilkesine dikkat çekti. Toplantının devamında ekonomik ve siyasal gelişmeler, yerel yönetimlerin çalışmaları, örgütlenme faaliyetleri ve parti içi işleyişe dair görüşler paylaşıldı. Örgüt üyelerinin söz aldığı bölümde, sahadan gelen taleplerin ve önerilerin parti politikalarına yön vermesi gerektiği vurgulandı. Genişletilmiş Örgüt Toplantısı, birlik, beraberlik ve dayanışma mesajlarıyla sona erdi. CHP Nilüfer İlçe Örgütü’nün, halkın sorunlarını merkeze alan siyaset anlayışıyla çalışmalarını kararlılıkla sürdüreceği ifade edildi.

Özgür Özel: “Yoksulu Görmeyip Zengini Kayıran AK Parti’nin Kara Düzenini Yıkacağız” Haber

Özgür Özel: “Yoksulu Görmeyip Zengini Kayıran AK Parti’nin Kara Düzenini Yıkacağız”

Özel, şunları söyledi: “80’İNCİ EYLEM İÇİN BU MEYDANDAYIZ” “248 gün önce Türkiye’nin mevcut iktidarı bir sonraki iktidarına, mevcut Cumhurbaşkanı bir sonraki Cumhurbaşkanı’na darbeye kalkışınca kalktık Ankara’dan, İstanbul’a doğru yola çıktık. Elim yüzümde camdan dışarı bakarken dedim ki ‘Her darbenin bir hedefi olur. Bunun hedefinde Cumhurbaşkanı adayımızın adaylığına engel olmak, partimizin iktidarına engel olmak var.’ ‘Her darbenin bir de sembolik hedef aldığı mekanları olur. Giderler, Meclis’i çevirirler. Giderler, Çankaya Köşkü’nü çevirirler. Meydanları tutarlar. Bu darbenin hedefinde Saraçhane var’ dedik. Saraçhane’ye, Saraçhane’deki milletin bize emanet ettiği İstanbul Büyükşehir’in tarihi binasına doğru yola çıktık. Dedim ki ‘Bu darbeye direnmek isteyenler Saraçhane’ye gelsinler. Ben bunu söyleyince İstanbul Valiliği, İçişleri Bakanı’nın talimatıyla önce beş gün, sonra 10 gün İstanbul’da üç kişinin yan yana gelmesini yasakladı. Gösteri yasak, toplanmak yasak, miting yasak. Arkadaşlar haberi getirdiler, ‘Eyvah’ dediler, ‘Ne olacak şimdi?’ Dedim ki ‘Ne olacaksa bu akşam olacak. Ne olacaksa bu meydanda olacak.’ Tabii kolay değildi, bir yarımada orası. Kimse gelmesin diye otobüsleri yasakladılar, metroları kapattılar, köprüleri kaldırdılar, vapurları bağladılar. Ama o akşam oraya 110 bin kişi geldi Saraçhane’ye. O gün, bugün bu otobüsün üstündeyiz. Bugün 80’inci miting için, 80’inci eylem için bu meydandayız.” “BU MEYDANDA İTİRAZ EDENLER VAR” “Dediler ki ‘Yazın olmaz, dedik. Oldurdular. Kışın soğuk, dedik. meydanları Çankırı’da dahi doldurdular eksi dört derecede.’ ‘Ama Denizli’de inanılmaz bir yağmur var. Kimse gelmez, millet saçak altında durur. O meydan dolmaz, bugün bu miting patlar’ dediler. Dediler ki ‘Bir sahne var, önü çok büyük bir meydan.’ Dedim ki ‘Yağmur varsa sahne olmaz. Millet yaşta, Genel Başkan kuruda olmaz.’ ‘Otobüsü çekin’ dedim, ‘Ben oraya gideceğim, o meydanda dolacak. Rahmet yağacak, o meydan tıklım tıklım olacak.’ İşte Saraçhane ruhuyla, mücadele ruhuyla, eylem ruhuyla bu meydanı dolduranlara helal olsun, selam olsun. Canım Denizlime, güzel Denizlime, yiğit Denizlime selamlar olsun. Bugün bu meydanda itiraz edenler var. Her türlü haksızlığa, vicdansızlığa, eşitsizliğe itiraz edenler var. Cumhurbaşkanı adayımızın tutukluluğuna itiraz da bu meydanda, asgari ücretin ev geçindirememesinden mustarip emekçi de bu meydanda. Açlık sınırının üçte ikisine mahkum edilen emekli de bu meydanda, pamuk üreticisi beyaz altın üretirken şimdi borç batağında olan çiftçi de bu meydanda. Siftahsız esnaf da bu meydanda. İtiraz etmeye, mücadele etmeye, direnmeye, eylem yapmaya geldik Denizli'de. ‘Umudunu kesmiş gençler, valizleri zihninde toplamış ve ‘Fırsat olursa yurt dışına giderim, başka ülkede yaşarım’ diyen gençler 31 Mart akşamı bir seçim daha beklemeye karar vermişlerdi’ demiştim. Şimdi o gençler; belki yoksul, barınma sorunu olan, her türlü güçlükle baş eden ama umudu diri olan gençler burada. Genciyle yaşlısıyla, emeklisiyle emekçisiyle, köylüsüyle esnafıyla selam olsun sizlere. Selam olsun hepinize.” “ZAMANINDA SENİ BİRİNCİ YAPAN BU MEYDAN İNLİYOR” “Sayın Erdoğan Denizli’deyiz, ocak ayının ortasındayız. Dağlar karlı, Denizli yağmurlu. Bir meydana sığmamış durumdayız ve bu meydan, Denizli’nin bu meydanı zamanında sana çok oy veren, birinci parti yapan, Denizli Büyükşehir’i sana veren bu meydan ‘İstifa, istifa’ diye inliyorsa sen sebepsin bunu Erdoğan. Sen sebepsin buna, ben değil. Denizli’yle aramıza çok zaman girdi. 25 yıl Denizli’de belediyeyi kazanamadık. Ama suçu Denizli’ye, Denizli’nin güzel insanlarına atmadık. Kusuru kendimizde bildik. ‘Daha çok çalışmalıyız, daha daha çok çalışmalıyız. Doğru adaylar belirlemeliyiz ve bir şekilde Denizli’nin gönlüne girmeliyiz’ dedik. İşte böyle bir sürecin sonunda Cumhuriyet Halk Partisi olarak sizlere yine bir kalabalık, tıklım tıklım Denizli Meydanı’nda hemşeriniz, canım kardeşim, evladınız Bülent Nuri Çavuşoğlu’nu emanet ettik. Sizin evladınız sizden yüzde 50 oy alarak, iki kişiden birinin oyunu alarak göreve geldi. O gün bugündür mücadelesine devam ediyor. Beş olan ilçe belediye sayımızı 15’e yükselttiniz. Neredeyse Denizli’nin yüzde 95’inin yükünü Denizlili belediye başkanlarımıza verdiniz. Son seçimde seçtiğiniz birbirinden değerli milletvekillerimize, göreve getirdiğiniz 15 belediye başkanımıza ve hem bu meydana, hem Denizli’ye sonsuz katkılar sunan ilçe başkanlarımıza ve İl Başkanı kardeşim Ali Osman Horzum’a yürekten bir teşekkür alkışı Denizli’den.” “22 AYDIR BU ŞEHİR İÇİN ARI GİBİ ÇALIŞTI” “Tabii Genel Başkanlar için bir adaya destek istemek kolay. Ama sonra aday seçilince 2,5 yıl, iki yıla yakın hizmet edince onunla birlikte meydana, otobüsün üstüne çıkmak işte o başkana bağlı. Buraya gelirken şöyle bir baktım. 22 aydır bu şehir için arı gibi çalışan kardeşim Denizli’nin yollarına 38 değil, 38 bin ton asfalt övünülecek asfalttır; 338 bin ton sıcak asfalt dökmüş. 1,8 milyon metrekare beton parke yol kaplamış. Beş mahallede kent lokantası açmış. İki kent marketi hizmete almış. Biz ‘Önemli, kreş açın’ dedik, ‘CHP’li belediyeler kreş açacak’ dedik. Şu ana kadar tam altı kreş açmış. ‘Emekliler önemli’ dedik, emekli evi açmış ve çayı ücretsiz yapmış. Memnun mu emekliler Nuri Başkan’dan? Burası bir tarım kenti ve çiftçileri unutmamış. 50 bin zeytin fidanı dağıtmış. Bu sene 100 bin tane daha dağıtacak. Diğer taraftan 258 bin litre mazot dağıtmış. Bu yıl 500 bin daha dağıtacak. 20 bin metre tarımsal sulama borusu dağıtmış. Bu yıl 40 bin metre daha dağıtacak. Besicilere 20 bin çuval yem dağıtmış. Bu yıl 40 bin çuval daha dağıtacak.” “NURİ BAŞKAN’IN ÖYLE ÇALIŞMALARI VAR Kİ GÖZLERİM DOLDU” “Öyle hizmetler, öyle çalışmalar var ki ben bakarken, izlerken hem gurur duydum, hem gözlerim doldu. Hep söylüyoruz, ‘Cumhuriyet Halk Partisi, kimsesizlerin kimsesidir’ diye. Denizli’de okula gidiyor çocuklar. Babasının ve annesinin parası varsa okulda beslenme saati gelince çantayı açıyorlar. Ve o çantanın içinden durumu iyi olanın her şeyi çıkıyor. Meyvesi çıkıyor, ekmeği çıkıyor, sütü çıkıyor, peyniri çıkıyor. Ya parası olmayan? Parası olmayanın bazen o beslenme çantası bile yok. Ama Denizli’de beslenme çantası olmayan 5 bin öğrencinin Nuri amcaları var. Birinci ve ikinci sınıfların beslenme çantasına konulsun diye her ay aileye teslim ediliyor. Ayda kaç gün okul var? 22 gün. 22 tane yumurta, 22 kutu süt, 22 paket bal, 22 paket peynir, 22 paket reçel ve çocuklar için haftalık okula götürsün muzsa muz, elmaysa elma, portakalsa portakal. Ve kimsenin çocuğunun beslenme çantası boş kalmıyor. Hiçbir yoksul çocuğun gözü, arkadaşının çantasında kalmıyor. Helal olsun Nuri Başkana, helal olsun. Şimdi bu hafta ilk belediye meclis toplantısında bir oylama var. Oylamada yetki alacaklar. Bundan önce 5 bin öğrenci, birinci ve ikinci sınıflar, bu hafta Büyükşehir Belediye Meclisi’nde oylanacak üçüncü ve dördüncü sınıflar. Bundan sonra ilkokulda bütün beslenme çantaları dolacak. 15 bin öğrenci bu hizmetten yararlanacak.” “65 YAŞ ÜZERİNE HİZMET BEDAVA” “Biz bu mitinglerde çok istisna da olsa açılış yapıyoruz. Ve bu hafta büyükşehirimiz, Yunus Emre Sosyal Tesisi’ni, Egekent Hastanesi Çocuk Gelişim Merkezini, Batı Ege üst geçidinin temellerini atıyor. Ayrıca bugün beni karşıladığında söz aldı, Türkiye’de Allah razı olsun rahmetli kardeşim Ferdi Zeyrek adına ki en yakın arkadaşlarından biriydi Nuri Başkan. Türkiye’nin dört bir yanında tesisler yapılıyor, dedi ki ‘En büyüğü bana yakışır, temelini birlikte atacağız. Kurdelesini birlikte keseceğiz.’ Ferdi Zeyrek adına Denizli’nin merkezinde kültür ve sanat merkezi, büyük bir salon, spor kompleksi bir arada hayata geçirecek, kendisine yürekten teşekkür ediyorum. Geleceğim, o kurdeleyi birlikte keseceğiz Denizli’de. Ayrıca marifet iltifata tabii. Söyleyelim Türkiye duysun. Hani diyorlar ya, ‘Cumhuriyet Halk Partisi belediyeler ne yapıyor, ne yapacak?’ Geçen seçimlerden önce dediler ki ‘Denizli’de CHP’ye vermeyin, o gelirse sosyal yardımları keser, yoksullara verilenleri vermez, hizmetler aksar.’ Geldik ve başkan onların yaptığı gibi hiç maaşı olmayana değil, asgari ücretin üçte birinin altında kalana değil, bırak asgari ücreti, iki asgari ücretin altında geliri olan haneyi yoksul biliyor, yoksul sayıyor. Ve onun üstüne, o hanelere tüm destekleri veriyor. Bin 500 TL’den yılda üç ay, 4 bin 500 lira doğalgaz veriyor. Tüp kullanan aileye ihtiyacı kadar tüp veriyor. Bebek olunca ‘Hoş geldin bebek’ paketi herkese gidiyor ama yoksul aileye çocuk büyüyene kadar bebek bezi gidiyor. Eğer askeri varsa, askere yolluyor, ‘En büyük asker bizim asker’ diye askerdeki çocuğun yol parasını da veriyor yemin törenine gidecek anasını, babasını, kardeşini de yolluyor. Türkiye duysun, Denizli’de bir hamile anne, altıncı aya gelirse son üç ay, doğumdan sonra altı ay toplam dokuz ay boyunca belediyeyi aradığında, ‘Doktora gideceğim’ taksi kapıda. Anne taksi. ‘Anneme gideceğim’ taksi emrinde. ‘Hastaneye gideceğim’ emrinde. ‘Doğuma gittim, döndüm, kontrole gittim. Bebeğimle gezmeye gittim’ taksi emrinde. Anne taksi var Denizli’de. zengine değil, garibana var var garibana. 45 yaş üstü olup yüzme bilmeyen herkese yüzme kursundan ve sonra yazın denize gitmesinden tut da 65 yaş üstünde herkesin evinde bir tamir varsa, 65 yaş üstünde birisi su bozuldu, elektrik arızası ya da evde bir onarım. Günlerce tutar tasası. Ama arıyor Nuri Başkanı, arıyor büyükşehri, ne arıza varsa ne tamirat varsa 65 yaş üstüne bedava ve en hızlı şekilde gidip yapıyorlar.” “DENİZLİ’Yİ NASIL YÖNETİYORSAK TÜRKİYE’Yİ DE ÖYLE YÖNETECEĞİZ” “Buradan bütün Türkiye’ye sesleniyorum. ‘CHP nasıl yönetecek?’ Vallahi Denizli’yi nasıl yönetiyorsak; akılla, fikirle, çalışkanca, vicdanla, halden anlayarak Denizli’yi nasıl yönetiyorsak; Türkiye’yi öyle yöneteceğiz. Bir yandan tabii yaptıklarımızı söylerken bugün burada bir istisna yapacağım. İstisna şudur. Normalde mitinge gidince, eyleme gidince açılış yapmıyoruz. Ama öyle bir teklif geldi ki, dediler ki ‘Genel Başkanım, sen en çok kızdığın şey, Atatürk’ün ismiyle sorunu olanlar. Atatürk Havalimanı’nı bile allem ettiler, kallem ettiler kapattılar. Adını İstanbul koydular. Türkiye’de dünya kadar tesisi kapatıp, sonra adını başka koyarak açıyorlar. Oysa Denizli’de konuşmayı yapacağın meydanda, Ege’nin en büyük bilim merkezi açılacak. Atatürk’ün gösterdiği hedefe yürümek için, evren, galaksi, yıldızlar, uzay bilimi, havacılık konusunda çocukların ufkunu açacak, eğitecek, simülasyonlarla bunları gösterecek ve sevdirecek bir bilim merkezi var. Adını da Atatürk Bilim Merkezi koyduk’ dediler. İşte bu eseri de bugün açmaya geldik. Helal olsun Şeniz Başkanıma. Bu ülkede bu millete çok zulmettiler. Bu milletin aklını karıştırmaya çok çalıştılar. İftiralar attılar, Tekerlemeler yaptılar. Ama bu milletin gönlünden bir tek şeyi sökemediler. Sökemeyecekler. Bu millet Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün hem askeridir, hem evladıdır, hem yurttaşıdır.” “SÖZ VERİLEN ŞEHİR HASTANESİ YERİNDE YELLER ESİYOR” “Tabii benim arkamda eskiden şöyleydi. Eskiden bir il başkanı, iki milletvekili, varsa üç - beş belediye başkanı diziyorduk arkaya. Şimdi arkada büyükşehir belediye başkanı var. Allah eksikliğini göstermesin. İl Başkanı var, milletvekillerim var. Burada aşağıda da aslan gibi 15 belediye başkanım var. Hizmet edenler arkamda ve önümde. Bir de Denizli’yi görmeyenler, duymayanlar, oy zamanı yüzünü dönüp, oyu alınca sırtını dönenler var. AK Parti’nin çözmesi gereken dünya kadar sorun çözülmüyor. Bakın şurası pandemi zamanında niyetlenildi. Pandeminin yarattığı ihtiyaçlar ve kaynaklar doğru yere gitti. Sonrasında yapım maliyetleri, silkelemeler, bilmem neler. Şu tesis bugün açılıyor. Bu tesis açılmadan önce dünya kadar laf ediyorlardı. Söylediler, ‘Açmadılar’ diye. Allah’a şükür açmaya geldik. Peki, devlet hastanesi depreme dayanıksız. 10 yıldır konuşuluyor, devlet hastanesinin çatıları çöküyor. Harekete geçen yok. Sonra bin yataklı hastaneyi kapatacaklar, yerine büyük bir şehir hastanesi yapacaklardı. Beş yıldır ortada yok. Şimdi çıkmışlar, 500 yataklı prefabrik acil durum hastanesi açıyorlar. Aç, acil durum hastanesi açarsan ‘Helal olsun’ derim. Ama bin yataklı devlet hastanesini kapatıyorsun. Yatak sayısını azaltıyorsun. Söz verdiğin şehir hastanesinin yerinde yeller esiyor. Hiç bunları görmüyorsun. Pamukkale’de üç ayda bitecek dedikleri tadilat, dokuzuncu aya girdi. Bitmedi. esnaf mağdur, yerli ve yabancı turistler mağdur. Burası Avrupa ile çalışan çok sayıda iş adamının olduğu, fabrikaların olduğu, mühendisin geldiği, yurtdışına gidildiği, orada fuarlara gidilen, burada fuarlara gelinen bir yerken; havaalanından Avrupa’ya uçuş yok. Onu bırakın ülkenin başkentine uçuş yok.” “ÇUVAL ÇUVAL YOLSUZLUĞU ANLATTIM, ‘YALAN’ DİYEMEDİLER” “Denizli Belediyemiz 750 milyon lira yatırım yaparak, Bozdağı Kayak Merkezi’nin çalışması gerekiyordu. Biliyorsunuz, belediye değişti ve görüntüler çıktı. Belediyenin kendi güvenlik kameralarından kayak merkezinde beş tane fişi kesmişler. Parayı kasaya koymuşlar, 25 tane fişi parasını çuvallarla doldurup senelerce yolsuzluk yapmışlar, senelerce. Çuval çuval yolsuzluğu anlattım Meclis kürsüsünde. ‘Yok’ diyemediler. ‘Yalan’ diyemediler. İspatı ortada, ama halen daha o konuda bir şey yapmadılar. Ama bu durumu açığa çıkardı diye hazımsızlık yaptılar. Kendileri yolsuzluk açık tuttukları Bozdağı Kayak Merkezi’nin protokolünü CHP gelince iptal ettiler. Ama hiç merak etmeyin. Yargıda kazanacağız. Denizli’nin hakkını söke söke alacağız.” “ÇİFTÇİNİN, KÖYLÜNÜN BİR KIYMETİ KALMAMIŞ” “Bir yandan Denizli çiftçilerin en mağdur olduğu kentlerden bir tanesi. Meclis’te Denizlili pamuk üreticilerinin sesini duymak için, Türkiye’ye duyurmak için elimizde pamuk kozası, gösterip söylemiştim. Bir de Denizli’de tekrar edeyim. Eskiden, ben de Manisa’da Hacıaliler Köyünde yazlarımı geçirdim. 12 yaşından beri traktör üstünde külfülatör çektim, pamuk ara çapası yaptım. Pamuk toplayan emekçilere testi testi onlara su taşıdım. O beyaz altının bereketini dayımlarla, anneannemle birlikte ben yaşadım. O günlerde bir kilo pamuk satan 2,5 litre mazot alıyordu. Var mı burada çiftçiler. Doğru mu? Bir kilo pamuk satıyordun. 2,5 litre mazot alıyordu. Bugünkü hesaba vurursan pamuğun kilosu 150 liraymış, mazot üzerinden. Bugün 2,5 kilo pamuk satıyorsun, bir litre mazot alıyorsun. Bugün pamuğun kilosu 18-20 lira. Sen 2,5 kilo pamuk satıp, 1 litre mazot alabiliyorsun. Nereden nereye gelmiş? Niye böyle? Çünkü çiftçinin, köylünün bir kıymeti kalmamış. Kanuna göre 772 milyar lira destekleme lazım. Ama sadece bu paranın 168 milyarını bütçeye koydular. Yani kanun, ‘Denizli’nin çiftçisine beş vereceksin destekleme’ diyor. Bunlar sadece bir veriyorlar. Bunu utanmadan, sıkılmadan şimdiden bütçeye yazarak yapıyorlar. 10 yıldır da böyle yapıyorlar. Ama iş gelince yandaşa destek vermeye, o zaman ellerini hiç korkak alıştırmıyorlar. Bakın sizin hakkınız 772 milyarın 168’ini bütçeye koymuş. Ama aynı para, hemen hemen aynı para kurumlar vergisi verecekken şirketler, orandan vazgeçilen kurumlar vergisi tutarı. Diyor ki ‘Bu sene 768 milyar lira kurumlar vergisinden vazgeçeceğim. Faiz lobilerine 2,7 trilyon lira vereceğim. Geçiş garantili otobanlara, köprülere 238 milyar lira vereceğim. Kur Korumalı Mevduata 2,5 trilyon lira verdim.’ Öyle bir noktaya geliyor ki çiftçiye gelince, beşin birini veriyorlar. Ama yandaşlara gelince ne istiyorlarsa fazlasıyla veriyorlar. Buradan açıkça söylüyorum. Bir kilo buğday satılıp, bir litre mazot alındığı günlerden, altı kilo buğday satılıp, bir litre mazot alındığı günlere geldik. Bir kilo pamuğun 2,5 litre mazot aldığı günlerden 2,5 kilo pamuğun bir litre mazot alamadığı günlere geldik.” “TÖRPÜDEN ÖTV ALANLAR, LÜKS SAATTEN ALMIYORLAR” “Şimdi dönüp bakıyorsunuz, dünyada vergi zenginden alınır, bunlar zengini bırakmışlar, vergiyi tavana değil tabana yaymışlar. Tırnak makasından, mutfak tüpünden, törpüden özel tüketim vergisi alanlar, elmastan, pırlantadan, lüks saatlerden almıyorlar. Yüzde 65 dolaylı vergi, yani zengin ve fakir ayırmayan, en zenginden de en yoksuldan da aynı vergiyi alan dolaylı vergi. Elektriğin vergisi, sütün vergisi, doğalgazın vergisi, çocuğa alınan hırkanın, ayağa alınan ayakkabının vergisi milyardere de aynı, asgari ücretliye de aynı. Bunun adı dolaylı vergi, yüzde 64. Bunun üstünde vergilerin yüzde 24’ü gelir vergilerinden kesilen, hepimizin maaşlarından kesilen gelir vergisi, yaptı mı yüzde 88. Yüzde 1, bir ıvır zıvır vergisi var. Sadece yüzde 11 kurumlar vergisi. Para kazanandan, kar edenden yüzde 11. Para kazanmayan, sürünen, geçinemeyenlerden yüzde 88. Bunun adı AK Parti’nin kara düzenidir. Denizli’den hemşerilerimin arasından buradan Türkiye’ye haykırıyorum ki; zenginden değil yoksuldan alan, yoksulu görmeyip, zengini kayıran, verginin yüzde 88’ini yoksuldan, 11’ini zenginden alan AK Parti’nin kara düzenini vallahi de yıkacağım, billahi de yıkacağım. Allah’tan korkun yahu.” “TEKSTİLDE DENİZLİ’NİN CANI ÇIKTI, BÜYÜK AÇMAZ VAR” “Denizli’deyiz. Tekstilin başkentindeyiz. 10 bine yakın imalathane kapandı Türkiye'de. Denizli’nin canı çıktı. Üç yılda 360 bin emekçi tekstilde işsiz kaldı. Tekstil deyip geçme, yüzde 70’i kadın istihdamı. Yani diyoruz ya kadın istihdamı önemli diye. 10 çalışandan 7’sinin kadın olduğu sektörde, 360 bin kişi işsiz kaldı. Sorun ne? Sorun söyleyeyim, bir tek Türkiye’de var. Büyük bir açmaz. Asgari ücret alan için çok düşük, veren için çok yüksek. Nasıl olacak bu iş? Tekstil yapıyor adam. Mısır’daki asgari ücretle, Afrika’daki, Hindistan'daki asgari ücretle rekabet edecek. Ama Türkiye’de bu asgari ücreti verdiğinde, bu asgari ücretle çalışanlar sürünüyor. Bakın şimdi asgari ücreti 28 bin lira yaptılar. Tarihte ilk kez asgari ücret ilan edildiği anda, açlık sınırının altında kaldı. Biz Cumhuriyet Halk Partisi olarak çıktık ve dedik ki; ‘Küçük esnafa, bilhassa tekstil üreticilerine, çalışan başına 10 bin 600 lira SGK prim desteği verelim.’ Basit yoldan anlatırsak, ‘Asgari ücret alan için 39 bin lira olsun, 39 bin ver. Ama 10 bin lirasını SGK’dan düşelim, veren için 29 bin lira olsun.’ Bu teklifi getirdik, kabul etmediler. Kabul etselerdi hem asgari ücretlinin bu yaşadığı sıkıntılar ortadan kalkacak, hem de tekstil üreticileri açısından çok büyük bir rahatlama gelecekti. Ben buradan Cumhuriyet Halk Partisi’nin hem çalışanın dostu olduğunu, hem de patronun dostu olduğunu açıkça söylüyorum. Sol parti, sosyal demokrat parti demek sermaye düşmanı demek değildir. Bizim sistemimizde kalkınmacı bir ekonomi vardır. Üreticiye her türlü destek ve teşvik vardır. Bu işin sonunda daha çok üretmek, daha çok kazanmak, ama adil bir vergi sistemiyle kazandığının vergisini vermek vardır. Hep birlikte çalışmak, daha çok kazanmak ama hakça bölüşmek vardır. Yandaşına sahip çıkan, vatandaşını görmeyen, yoksulu ezdiren, zordaki üreticiyi de iflasa sürükleyen, sadece yandaşa sahip çıkan bu düzenin adı AK Parti’nin kara düzenidir. Size ant olsun ki AK Parti’nin kara düzeni yıkılacaktır. Denizli’ye söz veriyorum. Bu kardeşiniz partinin Genel Başkanı olurken en büyük desteği Manisa ile birlikte Denizli'den aldık, Ege’den aldık. Sonra tüm Türkiye tanıdı, tüm Türkiye’den aldık. Siz bana kefil oldunuz, ben Nuri’ye kefil oldum. Nuri çalışmaya niyet etti. Bu güzel günlere geldik. Buradan bir kez daha sizin huzurunuzda söylüyorum. Bir devri kapacağız, bir devri açacağız. Size söz veriyorum, artık yapılacak ilk seçimle bakan evlatlarının devri bitecek, vatan evlatlarının devri başlayacak. Yağmur yağıyor. Bütün Türkiye olmaz denilenin olduğunu, ocağın ortasında, bu soğukta, bu yağmurda, bu mübarek rahmetin altında sizin kararlılığınızı görüyor. Helal olsun Denizli’ye.” “EMEKLİ ETTİN, 1,5 ASGARİ ÜCRET ALAN EMEKLİYE NELER ETTİN” “Buradan Türkiye’ye bir selam daha ve buradan bir sesi daha bütün Türkiye’ye duyurma zaruretimiz var. Meydandaki emeklileri göreyim. Kaldırın bir elinizi. Emekliler şemsiyesini aşağı yukarı indirsin. Manzaraya bak. Denizli’deki emekliler el sallasın, şemsiyesini aşağı yukarı sallasın göreyim emeklileri. İşte bu manzara Türkiye’de ne kadar çok emekli olduğunun ve dolayısıyla ne kadar çok mağdur olduğunun manzarasıdır. Bugün Türkiye’de açlık sınırı 30 bin liradır. Bugün Türkiye’de yoksulluk sınırı 98 bin liradır. Bugün Türkiye’de en düşük emekli maaşı 18 bin 975 lira olabilmiştir. Biz Cumhuriyet Halk Partisi olarak şunu hatırlatmak zorundayız. Adalet ve Kalkınma Partisi geldiğinde en düşük emekli maaşı 1,5 asgari ücretti. Yani Tayyip Bey size hiç ilişmese, size hiç karışmasa, 1,5 asgari ücreti değiştirmese bugün beğenmediğimiz 28 bin liralık asgari ücrete kıyasla en düşük emekli maaşı 42 bin lira olacaktı. Öyle ya, 28 bin liranın yarısı 14. Ekle üstüne, 42 bin lira. Oysa bugün sadece 19 bin lira. Bunu emeklilerin kabul etmesi mümkün değil. Emekliler 19 bin lirayı kabul ediyor mu? İşte bunun için dedik ki ‘Cumhuriyet Halk Partisi olarak kök maaşları artıracak bir kanun teklifi çıkaralım diyoruz. Biz emeklilere seyyanen zam verecek kanunu Meclis’ten çıkaralım diyoruz’ dedik. Perşembe günü Meclis’te bu konunun çalışılması için önergemizi verdik. Reddettiler. AK Parti ve MHP oylarıyla önergemiz reddedildi. Bunun üzerine karar verdik, şu anda Türkiye Büyük Millet Meclisi kapalıdır, ancak içinde Cumhuriyet Halk Partisi’nin milletvekilleri emekliler için nöbettedir. ‘AK Parti o Meclis’e gelene kadar, gerekli düzenlemeyi yapana kadar Meclis’i terk etmeyeceğiz’ dedik. Bunun üstüne cuma günü apar topar kameralar karşısına çıktılar. Biz de dedik ki ‘Haydi inşallah. Bir işi de birlikte yapalım.’ Ama tekliflerini getirdiler, 19 bin lirayı artırıyorlar, ne teklif ediyorlar? 20 bin lira. Teyzeme bak böyle diyor; ‘20 bin lira.’ 20 bin lirayı kabul ediyor musun teyzem? 20 bin lirayı kabul eden var mı? Ey AK Parti, bu emekli ellerini nasırladı, direğini çürüttü, gözlük camları büyüdü çalışarak. Bu emekli yıllarca çalışanlara baktı. Dedik ki ‘Artık sen çalışmayacaksın. Artık sana devlet bakacak.’ Emekli ettin, 1,5 asgari ücret alan emekliye neler, neler ettin. 42 bin lira alacak kişiye, 19 - 20 bin lira teklif ediyorsun. Buradan açıkça söylüyorum. Cumhuriyet Halk Partisi iktidarında bugün asgari ücret önerimiz 39 bin liradır. En düşük emekli maaşı önce bir asgari ücret, bugünün parasıyla 39 bin lira olacaktır. Sonra eski yerine, 1,5 asgari ücrete çıkacak. Emeklisine saygı duymayanın, emeklisine hürmet etmeyenin bu memlekette görecek günü, sizin yüzünüze bakacak yüzü yoktur. Bundan sonra emekliler bırakın AK Parti’ye oy vermeyi, selam dahi vermeyecekler.” “EMEKLİYE YOK, DÖRT KATINI ÜST DÜZEY GÖREVLİ LOJMANINA VERDİLER” “Bakın size para bulamayanlar, size ‘Para yok’ deyip ‘19 bini 20 bin lira yapabiliriz’ diyenler parayı bulmuşlar. Bütçede üst düzey kamu görevlileri için lojman kiralama gideri 1,1 milyar lira. Üç yıl önce bu para 300 milyon liraymış. Şimdi dört katına çıkarmışlar. Emekliye gelince ‘Şartlar zor, zam yüzde 12.’ Ama lüks lojmanlara gelince yüzde 400. Yüzde 12 diye çıkıp alay edenlerin hep birlikte alnını karışlamaya var mıyız? AK Parti’nin alnını karışlayacak mısınız? Bakın buradan açıkça söylüyorum. Ekrem Başkan’ı sırf Cumhurbaşkanı adayı olacak diye tutuklayan ve Cumhuriyet Halk Partisi’nin iktidara gelmesini engel olmaya çalışan, İstanbul’da görevlendirilmiş AK Parti’nin yargı kolları başkanının oturduğu villa 48 milyon liraya tadilat geçirdi. Yani 1 milyon lira veriyorlar emekli öğretmene, 30 yıllık emeğinin ikramiyesi olarak. 48 emekli öğretmen ikramiyesi. Bugün Denizli’de çalışıp emekli olan birisi kıdem tazminatını en kabadayısı 500 bin lira alıyor. Doğru mu? 100 tekstil işçisinin 25 - 30 yıl çalışıp alabileceği kıdem tazminatını villasının tadilatına verenler var. Hasta mı var? Koronada sizi kurtarana kadar çalışan sağlık emekçilerine bir alkış yapıyoruz. Biliyorsunuz koronada Tayyip Bey, sağlık emekçileri için dedi ki ‘Allah sizden razı olsun, hakkınız ödenmez.’ Hakikaten sözünün eri adam. Haklarını ödemedi, ödemedi. Bu sağlık emekçilerini oraya götüren Barış dedik ya. O da kahraman Türk polisi. Polislerimize bir kocaman alkış. Öğretmeninden vergi dairesindeki memura, sınırda nöbet bekleyen uzman jandarmadan erlerimizden, astsubayımızdan, subayımıza, kahraman Mehmetçiğimize kocaman bir alkış.” “ÜLKENİN EVLATLARINI BİRBİRİNE DÜŞMAN GÖSTERENLER VAR” “Bu lüks lojmanları yapıyor ya bunlar, bu vicdansızlar. Bir de lojmansızlar var. AK Parti geldi, bütün mütevazi lojmanları kaldırdı. Polisi, infaz koruma memurunu, bunun yanında tüm devlet memurlarını lojmansız bıraktı. Şimdi lüks lojmanlara 1,1 milyar lira ayırdı. Lojmansızlığın en sıkıntı yarattıklarından biri infaz koruma memurları. Türkiye’de 500 bine yakın tutuklu, hükümlü var. Şehrin dışında koca koca cezaevleri var. Beş infaz koruma memurundan sadece birine lojman var. 50 bin lira, 48 bin lira maaş; 25 bin lira kira ve beş kişiden birine lojman. Buradan önümüzdeki dönem için söz veriyoruz. Daha önce de söyledim kendilerine. Cumhuriyet Halk Partisi iktidarında cezaevleri artık bu kadar kalabalık olmayacak. Ama infaz koruma memurlarının her birisinin lojmanı olacak, söz veriyoruz. Buradan söylemek istediğim şu: Bu ülkenin evlatlarını birbirine düşman gösterenler var. 19 Mart’ta üniversite öğrencilerinin karşısına başta söylediğim gibi sonradan Anayasa Mahkemesi’nin bizi, öğrencileri haklı gördüğü gibi öğrencilerin karşısına polisi diktiler. Bu ülkede polis de öğretmen de asker de infaz koruma memuru da öğrenci de emekli de emekçi de hangi yaştan olursa olsun tüm vatandaşlarımızın çıkarları ortaktır. Polis kurtulmadan öğrenci kurtulmaz. Köylü kurtulmadan esnaf kurtulmaz. Emekli kurtulmadan emekçi kurtulmaz. Kurtuluş yok tek başına. Ya hep beraber, ya hiçbirimiz.” “KURAKLIK UMACAK ZİHNİYETE GELDİYSEN ACINACAK HALDESİN” “Şimdi Denizli meydanından evdeki pijamalıya sesleniyorum: Meydandaki şemsiyeliden utanın, pijamaları çıkarın. Nereye çağırılıyorsanız, oraya koşun. Sakın sıranın size gelmesini beklemeyin. Pijamalı kumandayı bırak, pijamayı çıkar. Mücadeleye koş meydana. Mücadeleye. Denizli’deki şemsiyelilerden, evdeki pijamalılara selam olsun. Sitem olsun. Kurtuluş yok tek başına, ya hep beraber hiçbirimiz. Hepiniz çok muhteşemsiniz, çok tatlısınız, çok iyi insanlarsınız. Hepinizi kucaklıyorum. Allah hepinizden razı olsun. Buraya gelirken yağmur yağıyor, yağdıkça yağıyor. İnsan yağmasın diyemez. Biliyorsunuz yağmur duası diye bir şey var. AK Partililer yağmur yağmasın duasındalar. Tayyip Erdoğan başta. Başa geçmişler Hep beraber dizilmişler, tabi o yağmur duasına çıkılıyor ya filmde. Kemal Sunal diyor ya yağmur duası filminde. Bunlar çıkmışlar yağmur duasına gidiyorlar. Hiçbirinin elinde şemsiye yok, neden? Tayyip Bey dua ediyor. Yağmur yağmasın Ankara susuz kalsın. İstanbul susuz kalsın. Afyon, Uşak susuz kalsın. Yağmur yağmasın diye dua eden tek zihniyet AK Parti’nin kara düzenidir, yazıklar olsun. Mansur Bey’le o kadar uğraştılar, sabahlara kadar çalışıldı, ekipmanlar takıldı, baraj bitmiş. DSİ su getirecek getirmemiş. Kuraklıktan siyaset olmaz. Bütün dünyanın derdi Tayyip Bey kuraklıktan fayda, iktidar sürdürecek. Bir ülkeyi 23 yıl yöneteceksin. Son 50 yılın en kurak yazından medet umup ‘Buradan bunlar yıpranır, hem ben iktidar olurum’ diyeceksin. Tayyip Bey sana söylüyorum: Bundan sonra ne olursa olsun seni iktidardan indirmemiz için kimseden sana fayda yok. Kuraklık umacak zihniyete geldiysen, acınacak haldesin. Rahmet de yağacak, oylar da yağacak, bu iktidar gidecek. Halkın iktidarı gelecek. 100 yıl önce nasıl bu millet memlekete bereketi getirdiyse, nasıl bu memlekete 100 yıl önce hastalıkları bitirdiysek. Nasıl ülkeyi şaha kaldırdıysak, 103 yıl sonra görev yine hepimizdedir. Görev Türk milletindedir. Görev Türkiye İttifakı’ndadır. Görev aslan sosyal demokratlardadır. Görev milliyetçi demokratlardadır. Muhafazakar demokratlardadır. Liberal demokratlardadır. Kürt demokratlardadır. Alevisi, Sünnisi ile bu memlekete kardeşliği de bereketi de biz getireceğiz. O yüzden Allah bu memleketin yarınları için yağmur yağmasın duasına çıkanlardan bu milleti korusun.” “HAYATLARI YALAN, HAYATLARI İFTİRA” “Bu ülkede adalet olmazsa refah dolmaz. Başta söyledim, 19 Mart darbesi üzerinden tam 298 gün geçti. Yalanlar, iftiralar attılar. Öyle şeyler söylediler ki; şu evde açık olan bir TRT, açık olan bir yandaş kanal, hatta merkez medya kanalı varsa yaz boyunca şunu dinledik. ‘568 milyar yolsuzluk var’ dediler. 568 kuruşun kanıtını koyamadılar. ‘Bin 200 cep telefonu aldı İBB’ dediler. ‘Dağıttı’ dediler. İddianameye bile yazamadılar. ‘Gizli toplantılar yaptılar, paraları paylaştılar, videosu var’ dediler. Çıkmayınca ‘Bizi de kandırmışlar’ dediler. ‘İBB’nin parkelerinin altından 2 milyon Euro çıktı’ dediler. Çıkmayınca, iddianamede olmayınca ‘Yalan atma özgürlüğü var. İnsanlar bazen yalan atar’ dediler. Lüks arabaları çekip ‘İmamoğlu‘nun arabaları’ dediler, MHP’li milletvekilinin çıktı. Bavulları gösterip ‘İçinde para var’ dediler, jammerlar çıktı. Gaziosmanpaşa Belediyesini gösterip, kasa açıldı, dolarlar çıkıyor görüntüleri çıktı. Arama tutanağından mühür çıktı. ‘TRT‘ye sorduk’ dediler ki ‘Aramanın görüntüsünü bulamadık, Anadolu Ajansı’ndan stok video kullandık. Onda da dolar varmış’ dediler. Hayatları yalan ve iftira. Buradan Denizli’deki, AK Parti’nin ve MHP’nin günahsız seçmenine soruyorum. Böyle kul hakkı olur mu? Bütün bir yaz yalan atıp sonra ‘pardon’ olur mu? Hani diyorlardı ya ‘Bir ay sonra insan içine çıkamayacaklar.’ Aha da Tayyip Bey 80’nci eylemdeyim. Denizli’de, Merkezefendi’deyim. 100 bin hemşerimin arasındayım. Onların yüzüne bakıyorum. Gözüne bakıyorum. Buradan haykırıyorum ki; Ekrem İmamoğlu masumdur. Suçu Tayyip Erdoğan’ı yemektir. Çatlasan da patlasan da Ekrem İmamoğlu karşına çıkacak. Seni yenecek. Cumhurbaşkanı olacaktır. Cumhurbaşkanı İmamoğlu.” “ERDOĞAN DA YARGILANDI AMA KAPISINA BİR GÜN POLİS GİTMEDİ” “Tayyip Bey ben burada Denizli’deyim. Karşına da dikildim. Buradan sana soruyorum: Sen yıllar önce bu suçların hepsiyle yargılandın. Bir gün kapına polis geldi mi? Bir gün tutuklandın mı? Bir gün hapse kondun mu? Şimdi kendine güveniyorsan, eğer Ekrem Başkan’dan korkmuyorsan tutuksuz yargılamayı getir. TRT‘den canlı yayın getir. Senin savcılarını da millet duysun, verilen cevapları da millet duysun. Buradan çağrımdır. Hodri meydan. Tutuksuz yargılama, televizyondan canlı yayın. Hodri meydan. Tayyip Bey tutuksuz yargılama yapabilir mi? Televizyondan canlı yayın yapabilir mi? Niye? Çünkü korkuyor. Çünkü kendine güvenmiyor. Buradan üzülerek ifade edeyim. Denizli’de, mutlaka Denizli AK Gençlik diye AK Parti’nin gençlik kolları var. Ama Tayyip Bey’in onlardan ümidi yok. AK Parti’nin saygıdeğer kadın kolları var Denizli’de. Ama Tayyip Bey’in onlardan ümidi yok. İlçe, il yönetimleri var Denizli’de. Tayyip Bey’in onlardan umudu yok. Tayyip Bey’in hiçbirimizde olmayan yargı kolları var. Yargı kolları başkanı Akın Gürlek var. Tayyip Bey’in tek umudu rakiplerini ezdirmekte. Tayyip Bey bu millet sana evladını ezdirmez. Tayyip Erdoğan’a Denizli’den sesleniyorum. Ey Erdoğan, adayımı bırak, sandığı getir. Adayımı yanımda, sandığı önümde istiyorum. Tayyip Bey Denizli’de 100 binler sandık istiyor. Hala daha kaçacak mısın?” “TAYYİP BEY’İN KAVGASINA DEĞİL, İŞSİZLİĞİN BİTMESİNE BAKIN” “Buradan AK Parti’nin ve MHP’nin kadın kollarına ve gençlik kollarına, ana kademesine, eğer Tayyip Erdoğan’a şunu diyebilirseniz, bu bir demokrasi yürüyüşüdür. Tayyip Bey yıllarca bu sahada top oynadı. Oynadığı maçları 23 yıldır kazandı. Biz isyan etmedik, sahadan çekilmedik. Yanlış işlere girişmedik. 31 Mart‘ta Denizli Nuri Başkan’ı seçti. İstanbul Ekrem Başkan’ı seçti. Ankara Mansur Başkan’ı seçti. Adana Zeydan Başkan’ı seçti. Mersin Vahap Başkan’ı seçti. Türkiye’de yüzde 65’e CHP’li belediye başkanları seçildi. Şimdi Tayyip Bey o oynayıp da kazandığı maçın topunu aldı, eve kaçıyor. Nereye gidiyorsun? ‘Topu keseceğim. Daha oynamam, oynatmam’ diyor. Eğer AK Parti’nin gençleri Tayyip Bey’e giderse, ‘Reis, baba, dede nereye gidiyorsun? Ver topu’ derse. O topu sahaya getirirse bu önemli bir iştir. Belki bir kere kaybederler, iki kere kaybederler, sonra kazanırlar. Ama onurlarını, haysiyetlerini kaybedip de kazandığı zaman demokrat, kaybedince otokrat olma ayıbına ortak olmazlar. Buna davet ediyorum AK Partilileri. Açıkça söylüyorum; hem vallahi, hem billahi. Partinin Genel Başkanı olarak, Ege’nin bir evladı olarak, Selanikli anneannenin, Üsküp’lü dedenin torunu olarak, iki emekli öğretmenin evladı, Bahçıvan Abdullah Aga’nın torunu olarak yeminle söylüyorum Denizli’deki AK Partili’ye MHP’liye: CHP’liler, biz sizin düşmanınız değiliz. Sizin dostunuz. Çünkü siz bizim komşularımızsınız, akrabalarımızsınız. Damadımızsınız, gelinimizsiniz. Tarla komşumsun, kapı komşumsun. Biz size düşman değiliz. Ama bizi size düşman etmek isteyen, kutuplaştıran, ayrı düşürenler bunu kavga olsun da millet kavgaya baksın, emekli maaşı konuşmasın diye yapıyor. AK Partili 19 bin lira emekli maaşına layık mı? MHP’li kardeşim 28 bin lira asgari ücrete layık mı? Biz halkın partisiyiz. Biz asgari ücret artsın diye, emekli maaşı artsın diye, ürün kıymetlensin diye, çiftçi yine milletin efendisi olsun diye, esnafın yüzü gülsün diyen mücadele ediyoruz. Buradan ant içerim, yemin ederim ki Cumhuriyet Halk Partisi iktidarında hiçbir yoksul kaybetmeyecek, hep beraber kazanacağız. AK Partilisi, MHP’lisi, CHP’lisi, İYİ Partilisi, hep birlikte kazanacağız. O yüzden Tayyip Bey’in kavgasına bakmayın. Emekli maaşı için mücadeleye bakın. Asgari ücret için mücadeleye bakın. Evladının geleceği için işsizliğin bitmesine bakın. Cumhuriyet Halk Partisi, AK Partililerin değil, AK Parti’nin kara düzeninin düşmanıdır.” “MARKETLERDE TARİHİ GEÇMİŞ GIDA, UTANÇ REYONLARINDA” “AK Parti’nin kara düzeni, AK Partilinin de MHP’linin de emeğini sömürüyor. AK Parti’nin kara düzeni, AK Partili gençleri de işsiz bırakıyor. AK Parti’nin kara düzeninde ilk kez artık marketlerde, tarihi geçmiş gıdalar ‘fırsat reyonu’ diye utanç reyonlarında satılıyor. Ürün, peynirin tarihi geçmiş, fırsat reyonuna koyuyor. Patates cipsi alamamış çocuğuna. Tarihi geçmiş yerden, bir ay tarihi geçmiş cipsi, fırsat reyonundan alıyor gariban. Bunun partisi olmaz. Böyle bir ahlaksızlığa sabır olmaz. Yalanlarla sürdürülen iktidardan umut olmaz. Efendim, ‘Gelirlerse ezanı da dindirecekler’ vallahi yalan. ‘Bayrağı indirecekler’ vallahi yalan. ‘Vatanı böldürecekler…’ Hadi lan oradan, hadi lan oradan. Bunları diye diye oy toplayıp sonra kendisine yüzde 300, emekliye yüzde 12. Kendisine yüzde 300, asgari ücretliye yüzde 20. Bu düzeni değiştirmeye var mısınız? Tarihin en uzun, en kalabalık, en mücadeleci seçim sath-ı mailindeyiz. Bugün seçimin 298’inci günü. Çok kaçsalar, bininci güne kadar kaçarlar. Gerekirse bin günlük seçim kampanyası neferi olmaya var mısınız? Ekrem Başkan yerine cumhurbaşkanı adaylığına var mısınız? Kapı kapı gezmeye, köy gezmeye, bulup konuşup ikna etmeye, oyları teker teker toplamaya var mısınız? Yollarda, sokaklarda, köylerde ve fabrikalarda birlikte yürüyecek miyiz? Hadi o zaman yürüyelim arkadaşlar.”

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.