SON DAKİKA
Hava Durumu

#Dünya Bankası

Bursa Digital, Bursa Haber, Bursa Son Dakika - Dünya Bankası haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Dünya Bankası haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Cumhurbaşkanı Erdoğan: Tarımsal desteği bu yıl 939 milyar TL'ye çıkardık Haber

Cumhurbaşkanı Erdoğan: Tarımsal desteği bu yıl 939 milyar TL'ye çıkardık

14 Mayıs Dünya Çiftçiler Günü Programı kapsamında Beştepe Millet Kongre ve Kültür Merkezi’nde konuşan Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Türkiye’nin tarım ve gıda arz güvenliği konusunda güçlü bir konumda olduğunu söyledi. Geçtiğimiz yıl tarım sektörüne doğrudan destek, kredi, yatırım ödeneği ve ihracat teşvikleri dahil toplam 706 milyar lira destek sağlandığını belirten Erdoğan, bu rakamın bu yıl için 939 milyar liraya çıkarıldığını açıkladı. Cumhurbaşkanı Erdoğan, küresel ölçekte yaşanan salgınlar, savaşlar ve iklim krizinin gıda güvenliğinin önemini artırdığına dikkat çekerek, Türkiye’nin bu süreçte gerekli tedbirleri önceden aldığını ifade etti. Tarımsal üretim ve gıda arz güvenliği konusunda hiçbir sorun olmadığını ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye’nin tarımsal üretimde dünyadaki konumuna ilişkin verilerini de paylaştı. Cumhurbaşkanı Erdoğan, sebze üretiminde dünyada üçüncü, meyve üretiminde ise dördüncü sırada bulunulduğunu söyledi. Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan: “‘Kırsalda Bereket, Hayvancılığa Destek’ ve ‘Kırsalda Bereket, Küçükbaşa Destek’ projelerimiz, üreticilerimiz nezdinde büyük rağbet gördü. Vatandaşlarımızın düşük maliyet ve uygun kredilerle hayvan temin ettiği, bir yıllık bakım ve… pic.twitter.com/vipjkQUajw — T.C. İletişim Başkanlığı (@iletisim) May 12, 2026 21 bitkisel üründe Türkiye’nin dünyada ilk üçte yer aldığını ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, hayvancılık desteklerine de değinerek, “Kırsalda Bereket, Hayvancılığa Destek” ve “Kırsalda Bereket, Küçükbaşa Destek” projelerinin yoğun ilgi gördüğünü söyledi. Büyükbaş hayvancılık desteklerinin sonuç vermeye başladığını kaydeden Cumhurbaşkanı Erdoğan, küçükbaş destek programı kapsamında ilk hayvan teslimatlarının gelecek ay yapılacağını açıkladı. Kırsal Kalkınma Yatırımları Programı kapsamında ayrılan 10 milyar liralık bütçenin önemli bölümünün gençler, kadınlar ve aile işletmelerine tahsis edildiğini belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, 100 bin liradan 30 milyon liraya kadar olan projelerde yüzde 50 ila 70 arasında hibe desteği sağlanacağını söyledi. Başvuruların 12 Haziran’a kadar devam edeceğini duyuran Cumhurbaşkanı Erdoğan ayrıca, Dünya Bankası desteğiyle yürütülecek “Türkiye Tarım-Gıda Sektörünün İstihdam ve Kırsal Refah için Dönüşüm Projesi”nin bu yıl hayata geçirileceğini açıklayarak, proje kapsamında yatırımcılara 10 milyon dolara kadar finansman sağlanacağını, toplam 5,3 milyar dolarlık destek paketinin ilk etapta 750 milyon dolarlık bölümünün 2026’da kullanıma sunulacağını kaydetti. Cumhurbaşkanı Erdoğan, proje sayesinde 400 bin çiftçinin ürünlerini pazarlayabileceği yeni kanallar oluşturulacağını ve yaklaşık 250 bin kişiye istihdam sağlanacağını sözlerine ekledi.

Türkiye Yeşil Fonu’ndan Sapro’ya 30 Milyon Euro Yatırım Haber

Türkiye Yeşil Fonu’ndan Sapro’ya 30 Milyon Euro Yatırım

TSKB (Türkiye Sınai Kalkınma Bankası), T.C. Hazine ve Maliye Bakanlığı garantörlüğünde Dünya Bankası’ndan temin ettiği kaynakla kurulan Türkiye Yeşil Fonu’nun 30 milyon Euro tutarındaki ikinci yatırımını Sapro Temizlik Ürünleri’ne gerçekleştirdi. Tamamı sermaye artırımı yoluyla sağlanan ve doğa pozitif üretime pozitif katkı sunan bu yatırımla Sapro Temizlik Ürünleri’nin yeşil dönüşüm ve büyüme stratejilerinin desteklenmesi hedefleniyor. Türkiye Yeşil Fonu ile Türkiye’nin kalkınma planı doğrultusunda büyüme ve gelişme potansiyeli taşıyan alanlarda katma değer sağlayan firmalara orta-uzun vadeli yatırımlar yaparak sera gazı salımlarının azaltılması ve Türkiye ekonomisinin yeşil ve kapsayıcı dönüşümünün desteklenmesi amaçlanıyor. Bu doğrultuda sermaye piyasalarının iklim finansmanı odağında derinleşmesine ve çeşitlenmesinde etkin rol üstlenilerek özel sermayenin harekete geçirilmesi de sağlanacak. Avrupa’nın önde gelen ıslak mendil üreticilerinden biri olan Sapro Temizlik Ürünleri, bu ortaklık kapsamında karbon ayak izinin azaltılması, yenilenebilir enerji yatırımları, verimlilik projeleriyle atık ve su yönetimi gibi çevresel dönüşüm planlarını hayata geçirecek. Yatırım aynı zamanda Türkiye’nin 2053 Net Sıfır hedefi doğrultusunda sanayide kapsayıcı ve yeşil dönüşümü hızlandırmayı amaçlıyor. Anlaşmaya dair değerlendirmelerde bulunan TSKB Genel Müdürü Ozan Uyar, “75 yılı aşkın süredir Türkiye’nin çok yönlü kalkınması için çalışan bir banka olarak, kalkınma bankacılığındaki derin uzmanlığımızı yatırım bankacılığı alanındaki faaliyetlerimizle birleştirerek kurduğumuz Türkiye Yeşil Fonu kapsamında ikinci yatırımımızı gerçekleştirmenin mutluluğunu yaşıyoruz. Dünya Bankası ile uzun soluklu ilişkilerimizin güçlü bir yansıması olan Türkiye Yeşil Fonu ile ortaklığımızı daha da ileriye götürecek işlere imza atarak kalkınmaya desteğimizi büyütüyoruz. Sapro Temizlik Ürünleri ile sağladığımız bu iş birliği, sanayimizin yeşil dönüşümüne ivme kazandırmanın yanı sıra yerli üretimimizin küresel standartlarla uyumunu güçlendirecek stratejik bir adım olma özelliğini de taşıyor. Bu kıymetli iş birliğinin Sapro Temizlik Ürünleri başta olmak üzere tüm paydaşlarımız ve ülkemiz için hayırlı olmasını diliyorum” dedi. Dünya Bankası kaynaklı bir fon olan Türkiye Yeşil Fonu’nun Sapro’ya yapmış olduğu yatırımın sürdürülebilirlik vizyonlarına uyum sağladığını belirten Sapro Yönetim Kurulu Başkanı Ceyhun Zincirkıran, “Bugün, ıslak mendil kullanımının en önemli alanlarından biri de bebek bakımı. Ailelerin en değerli varlığı olan bebeklerin bakımı bizler için de büyük önem taşıyor. Kurulduğumuz günden beri en kıymetli varlığımız olan bebeklere zarar vermeyecek ürünler geliştiriyor, dünyamızın geleceği için sürdürülebilir ürünler tasarlıyoruz. Private label ıslak mendil üretimi alanında Türkiye’nin en büyük, Avrupa’nın ise en büyük dört üreticisinden biri olarak doğal içerikler geliştirmeye odaklanmayı sürdürüyoruz. Yüzde yüz geri dönüşümlü, biyoçözünür, kompostlanabilir, yüzde yüz bitki bazlı doğal elyaftan ürettiğimiz ıslak mendil kumaşı yatırımımızla global ölçekte hizmet vermeye devam ediyor, Türkiye’nin kendi alanında en fazla sürdürülebilirlik yatırımı yapan firmaları arasında yer alıyoruz. Türkiye Yeşil Fonu’na, şirketimize sağladığı değerli katkıları ve ülkemizin bu alandaki yatırım ihtiyaçlarını sağlayan ekosistemi oluşturdukları için teşekkürlerimizi sunarız” açıklamasını yaptı. Maxis Girişim Sermayesi Genel Müdürü Özgür Temel, Türkiye Yeşil Fonu’nun, karbonsuzlaşma ve kapsayıcı dönüşüm hedefleri doğrultusunda şirketlerin yeşil dönüşüm süreçlerini desteklemeye devam ettiğini belirterek, “Sapro Temizlik Ürünleri’ne gerçekleştirdiğimiz bu yatırım, ikinci yatırım olma özelliğini taşıyor. Yaklaşık otuz yıldır faaliyet gösteren, güçlü ihracat kabiliyeti ve geniş müşteri tabanıyla sektöründe köklü bir konuma sahip olan Sapro; ileri teknoloji ve verimlilik odaklı üretim altyapısıyla dönüşüm açısından güçlü bir başlangıç noktasına sahip. Bu yatırım Türkiye Yeşil Fonu’nun sanayide yeşil dönüşümü somut ve ölçülebilir adımlarla destekleme yaklaşımının sahadaki güçlü bir örneğini oluştururken, Fon kapsamında sağlanan kaynak şirketin karbon ayak izinin azaltılması ve operasyonel verimliliğin artırılmasına yönelik çalışmalar için kullanılacak” dedi. Dünya Bankası Türkiye Ülke Direktörü Humberto Lopez ise “Türkiye Yeşil Fonu, kamu kaynaklarının özel sermayeyi harekete geçirerek sanayide dönüşümü ve karbonsuzlaşmayı hızlandırabileceğini gösteriyor. Sapro’ya yapılan yatırım, Türkiye’de düşük karbonlu üretim için ölçeklenebilir bir finansman modelinin ortaya çıktığını işaret ediyor. Dünya Bankası, rekabet gücünü artıran, sanayide yenilikçiliği hızlandıran ve özel yatırımları harekete geçiren platformları desteklemeye kararlıdır” ifadelerini kullandı.

ABD, Rusya ve İran petrolüne yönelik yaptırım muafiyetlerini 30 günlüğüne uzattı Haber

ABD, Rusya ve İran petrolüne yönelik yaptırım muafiyetlerini 30 günlüğüne uzattı

ABD Hazine Bakanlığı, İran ve Rusya’dan deniz yoluyla sevk edilen petrol ürünlerine yönelik yaptırım muafiyetlerini 30 gün süreyle uzatıldığını açıkladı. ABD Hazine Bakanı Scott Bessent, ABD Senatosu Ödenekler Alt Komitesi’ndeki bütçe oturumunda yaptığı açıklamada, kararın Orta Doğu’daki son gelişmelerin Hürmüz Boğazı’nda deniz trafiğini aksatmasıyla petrol kıtlığı riskiyle karşı karşıya kalan ülkelerden gelen talepler üzerine alındığını belirtti. Bessent, söz konusu taleplerin geçtiğimiz hafta düzenlenen Uluslararası Para Fonu (IMF) ve Dünya Bankası toplantıları sırasında yaklaşık 10 ülkenin maliye yetkililerinden geldiğini belirtti. Bakan Bessent ayrıca Tahran yönetiminin yaptırım muafiyetlerinden 14 milyar dolardan fazla gelir elde ettiği yönündeki iddiaları yalanladı ancak, duruma ilişkin herhangi bir detay vermedi. İlave muafiyet düşünmediklerini söylemişti Söz konusu gelişme, ABD’nin ilave yaptırım muafiyetleri uygulamayı düşünmediğine yönelik açıklamalar ardından yaşandı. ABD Hazine Bakanı, 15 Nisan tarihinde Beyaz Saray’da düzenlenen bir basın toplantısında piyasaya daha fazla petrol tedariki için ilave yaptırım muafiyeti düşünüp düşünmediklerine yönelik bir soru almıştı. Bessent bu soruya cevabında, "Rus petrolü için genel lisansı yenilemeyeceğiz. İran petrolü için genel lisansı da yenilemeyeceğiz. Bu, 11 Mart’tan önce denizde olan petrole ilişkindi. Dolayısıyla, bunların hepsi kullanıldı" demişti.

Birleşmiş Milletler raporu: Zengin ve fakir ülkeler arasındaki uçurum giderek büyüyor. Haber

Birleşmiş Milletler raporu: Zengin ve fakir ülkeler arasındaki uçurum giderek büyüyor.

Rapor ayrıca, geçen yıl verilen ve henüz hayata geçirilmemiş birçok küresel finansal reform taahhüdüne rağmen, ülkeler arasındaki giderek genişleyen servet uçurumunu da vurguluyor. Başlıca finans kurumlarının reformu da dahil olmak üzere önlemlerin bu uçurumu daraltmak için kilit öneme sahip olduğu düşünülüyor, ancak ilerleme yavaş kalıyor. Geçtiğimiz Haziran ayında İspanya'nın Sevilla kentinde kabul edilen planın değerlendirmesi, 13 Nisan'da Washington, D.C.'de başlayacak Uluslararası Para Fonu (IMF) ve Dünya Bankası toplantıları öncesinde yayınlandı. Bu iki kurum, küresel ekonomik büyümeyi teşvik etmede merkezi bir rol oynamaktadır. IMF Genel Direktörü Kristalina Georgieva, örgütün küresel büyüme tahminini yukarı yönlü revize etmeye hazır olduğunu ancak İran'la ilgili gerilimlerin dünya ekonomik görünümüne gölge düşürdüğünü söyledi. Bu arada, BM Ekonomik ve Sosyal İşlerden Sorumlu Genel Sekreter Yardımcısı Li Junhua, jeopolitikgerilimlerin gelişmekte olan ülkelerin finansman sağlamasını daha da zorlaştırdığını belirtti. Jeopolitik faktörlerin ekonomik politikaya giderek daha fazla hakim olması nedeniyle bunun uluslararası işbirliği için "özellikle tehlikeli" bir dönem olduğu konusunda uyardı. Rapor ayrıca, artan ticaret engellerinin ve ardı ardına gelen iklim şoklarının bu eşitsizliği daha da kötüleştirdiğine dikkat çekiyor. Geçen yılki Sevilla konferansında birçok ülke, yoksul ülkelerdeki yatırımların artırılması ve IMF ile Dünya Bankası da dahil olmak üzere uluslararası finans yapısında reformlar yapılması yoluyla kalkınma için yıllık 4 trilyon dolarlık finansman açığını kapatmak üzere "Sevilla Taahhüdü"nü kabul etti. BM Genel Sekreteri António Guterres, bu iki kurumda kapsamlı reformlar yapılması çağrısında bulunarak, IMF'nin daha çok zengin ülkelere fayda sağladığını, Dünya Bankası'nın ise özellikle onlarca ülkeyi borç krizine sürükleyen COVID-19 pandemisi sırasında misyonunu yerine getirmekte başarısız olduğunu savundu. Bu eleştiriler aynı zamanda gelişmekte olan ülkelerin, karar alma süreçlerinde Amerika Birleşik Devletleri ve Avrupalı ​​müttefiklerinin baskın etkisine karşı artan hoşnutsuzluğunu da yansıtıyor. Finansal açığı kapatmak için "en büyük umut" olarak görülmesine rağmen, "Sevilla Anlaşması"nın uygulanması sayısız engelle karşı karşıya. 2025 yılında, 25 ülke kalkınma yardımlarını kesti ve bu da bir önceki yıla kıyasla toplam desteğin %23 oranında azalmasına yol açtı; bu, şimdiye kadar kaydedilen en keskin düşüş oldu ve yalnızca ABD'de %59'luk bir azalma yaşandı. Ön veriler, bu eğilimin 2026'da %5,8'lik bir azalmayla daha devam edebileceğini gösteriyor. Ayrıca rapor, ABD Başkanı Donald Trump yönetiminin politikaları da dahil olmak üzere gümrük tarifesi politikalarının olumsuz etkilerini vurguluyor. En yoksul ülkelerden yapılan ihracata uygulanan ortalama gümrük vergileri 2025 yılında %9'dan %28'e yükselirken, gelişmekte olan ülkelerde (Çin hariç) de gümrük vergileri %2'den %19'a çıktı; bu da büyüme beklentilerini daha da zayıflattı ve kalkınma fırsatlarını daralttı.

Türkiye Sigorta’nın Raporuna Göre Türkiye ‘su Stresi’ Sınırında Haber

Türkiye Sigorta’nın Raporuna Göre Türkiye ‘su Stresi’ Sınırında

Türkiye Sigorta Ekonomik Araştırmalar Müdürlüğü’nün suyun geleceğini ele alarak hazırladığı “Su Raporu” yayınladı. Rapor; Türkiye ve dünyada su riskine, sigorta ve özel emeklilik sektöründe riske karşı alınması gereken önlemlere ışık tutuyor. Türkiye Sigorta, sürdürülebilir gelecek için stratejik bir güvenlik meselesi haline gelen su kıtlığı riskini masaya yatırdığı “Su Raporu”nu yayınladı. Türkiye Sigorta Ekonomik Araştırmalar Müdürlüğü’nün hazırladığı rapor; Türkiye ve dünyada su riskini, sigorta ve özel emeklilik sektörünün riske karşı alması gereken önlemleri ele alıyor. Dünya nüfusunun üçte ikisi ‘su stresi’ altında Türkiye Sigorta Hazine ve Emeklilik Operasyonları Genel Müdür Yardımcısı Gürol Sami Özer rapora ilişkin değerlendirmesinde şöyle konuştu: “2025 yılı itibarıyla dünya, su kıtlığı riskini çevresel bir sorun olmaktan çıkarıp stratejik bir güvenlik meselesi haline getirdi. Birleşmiş Milletler ve Dünya Bankası verileri, dünya nüfusunun üçte ikisinin artık ‘su stresi’ altında yaşadığını gösteriyor. Bu tablo, gelecekteki küresel dengelerin su etrafında şekilleneceğini net biçimde ortaya koyuyor. Türkiye’de kişi başına düşen yıllık yenilenebilir su miktarının ise 1.400 m³ seviyelerine kadar gerilemesi ülkemizin ‘su stresi’ sınırında olduğunu gösteriyor. Bu durum, tarım, sanayi ve enerji politikalarında su yönetimini merkezine alan yeni stratejiler geliştirilmesini zorunlu kılıyor. Biz Türkiye Hayat Emeklilik olarak, sürdürülebilir büyümenin yalnızca finansal göstergelerle değil, doğal kaynakların korunmasıyla da ölçülebileceğine inanıyoruz. Hazırladığımız Su Raporu’nun suyun ekonomik, sosyal ve çevresel boyutlarının hem ülkemizde hem de dünyada bütüncül bir bakış açısıyla değerlendirilmesine katkı sağlamasını umuyoruz.” Türkiye’de toplam su tüketiminin yüzde 70’i tarımda yapılıyor Birleşmiş Milletlere (BM) göre, global su talebinin yüzde 70’i tarımsal sulamada, yüzde 20’si sanayide ve yüzde 10’u evsel tüketimde kullanılıyor. Bu oranlar bölgesel ve ülkesel olarak değişkenlik gösteriyor. Gelişmiş ülkelerde sanayi sektörünün su kullanımı daha fazlayken, gelişmekte olan ülkelerde tarım alanları için su tüketimi daha baskın görünüyor. Özellikle Afrika’nın kuzeyi, Orta Doğu, Güney Asya ve bazı Latin Amerika ülkeleri hem iklimsel hem de yönetsel zorluklar nedeniyle su krizine en açık bölgeler arasında öne çıkıyor. Su Raporu’na göre Türkiye’de toplam su tüketiminin yaklaşık yüzde 70’i tarımda gerçekleşiyor. Dolayısıyla ürün deseninin su verimliliğine göre yeniden planlanması ve akıllı sulama teknolojilerinin yaygınlaştırılması hayati önem taşıyor. Ayrıca, termik santrallerden yenilenebilir enerji yatırımlarına kadar tüm enerji süreçleri su tüketimiyle bağlantılı olduğundan su yönetiminin, enerji planlamasının ayrılmaz bir parçası olması gerektiğine dikkat çekiliyor. Öte yandan Dünya Ekonomik Forumu (WEF), yapay zekâ destekli veri merkezlerinin yalnızca 2027’ye kadar küresel su çekimini 4,2–6,6 milyar m³ artırabileceğini öngörüyor. WEF aynı zamanda, iklim değişikliğinin yağış düzenlerini bozarak 1900’den bu yana su kaynaklarını yüzde 20 azalttığını ve önümüzdeki yıllarda yüzde 10–40 oranında ek düşüş yaşanmasının beklendiğini belirtiyor. Rapora göre su kaynaklarının sürdürülebilirliği, stratejik finansal istikrarın da ön koşulu olarak görülüyor. Bu kapsamda, bankacılık ve sigorta sektörünün, su riski temelli kredi ve yatırım modellerini gündemine alması gerekeceğinden bahsediliyor. Kuraklık, sel, su taşkınları ve dolu gibi olaylar, parametrik sigorta ürünlerinin ve tarımsal risk yönetimi araçlarının önemini artırıyor. Sürdürülebilir fonlar, su verimliliği, tarım teknolojileri ve gıda güvenliği yatırımlarına yönelerek hem finansal getiri hem de çevresel fayda sağlıyor. Türkiye’nin bölgesel su diplomasisi stratejileri güçlendirilmeli Uzaktan algılama, yapay zekâ ve veri analitiği tabanlı su izleme sistemleri hem tarımsal hem de kentsel su kullanımında verimliliği artırıyor. Fırat-Dicle, Nil ve İndus havzalarında olduğu gibi sınır aşan sular, ülkeler arası yeni diplomasi kanallarını zorunlu hale getiriyor. Bu yüzden rapora göre Türkiye’nin bölgesel su diplomasisi stratejilerinin güçlendirilmesi gerektiği belirtiliyor. Nüfus yoğunluğu ve kentleşme artışının, şehirlerdeki su altyapısını zorladığının ifade edildiği raporda, geri dönüşüm, yağmur suyu toplama sistemleri ve gri su kullanımının, geleceğin şehirlerinin standart bileşenleri olması gerektiğine vurgu yapılıyor. Türkiye Sigorta Ekonomik Araştırmalar Müdürlüğünden tematik raporlar Su Raporu’nun yanı sıra Türkiye Sigorta Ekonomik Araştırmalar Müdürlüğü’nün farklı konuları içeren başka raporları da var. Bu raporlardan uzun vadeli eğilimleri tanımlarken geleceğin yatırım ortamı hakkında ipuçları sunan Mega Trendler 5D Raporu; altının tarihsel serüveni, üretici ve tüketici verilerinin yanı sıra hangi alanlarda kullanıldığı ve altının ons fiyatı ile aralarında pozitif/negatif korelasyon olan enstrümanlara ilişkin bir değerlendirmeyi ele alan Altın Bir Bakış Raporu; tarım ve gıda temalı yatırımlara yönelik perspektifler sunan Tarım ve Gıda Raporu; petrolün tarihi, özellikleri ve fiyat hareketlerinin yanı sıra arz ve talep dengesinin analiziyle gelecek döneme ait beklentileri konu edinen Petrol Raporu öne çıkıyor. İstanbul Üniversitesi iş birliği ve değerli akademisyenlerin katkılarıyla hazırlanan “PENSURA 2025 Risklerin Portresi” çalışması 2025 yılı risk ve beklentileri, sigorta ve özel emeklilik sektörünün görünümü, öncü göstergeler ışığında sektörün büyüme stratejilerini ve fırsatlarını detaylı olarak inceleyen bir sektör raporu ise sektörün risklerine ışık tutuyor.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.