SON DAKİKA
Hava Durumu

#Dsö

Bursa Digital, Bursa Haber, Bursa Son Dakika - Dsö haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Dsö haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Kruvaziyerde Norovirüs alarmı verildi 1700 yolcu karantinada Haber

Kruvaziyerde Norovirüs alarmı verildi 1700 yolcu karantinada

Fransa’nın Bordeaux kentinde demirleyen bir kruvaziyer gemisinde norovirüs şüphesi nedeniyle bir yolcunun hayatını kaybetmesinin ardından bin 700’den fazla kişinin gemide karantinaya alındığı bildirildi. Sağlık yetkilileri, 90 yaşındaki bir yolcunun hayatını kaybettiğini ve yaklaşık 50 kişinin norovirüs belirtileri gösterdiğini bildirdi. Uzmanlar, kruvaziyerlerde görülen hastalıkların çoğunlukla birbirinden farklı risk düzeylerine sahip olduğunu vurgularken, özellikle norovirüs ve hantavirüs vakalarının son dönemde dikkat çektiğini belirtiyor. Kruvaziyerlerde en yaygın tehdit: Norovirüs Norovirüs, dünya genelinde kruvaziyer gemilerindeki mide-bağırsak kaynaklı salgınların en yaygın nedeni olarak öne çıkıyor. Virüs kirli yiyecek ve su, kapı kolları, korkuluklar ve yemek alanları gibi kontamine yüzeyler ile kişiden kişiye temas yoluyla kolayca yayılıyor. Kusma, ishal, mide krampları ve mide bulantısı en sık görülen belirtiler arasında yer alıyor. Hastaların çoğunun 1 ila 3 gün içinde iyileştiği ancak virüsün kapalı ve kalabalık ortamlarda çok hızlı yayıldığı belirtiliyor. Hantavirüs daha nadir ancak daha ölümcül Norovirüsün aksine hantavirüs enfeksiyonları oldukça nadir görülüyor ancak çok daha ağır sonuçlara yol açabiliyor. Dünya Sağlık Örgütü’ne (DSÖ) göre hantavirüsler genellikle kemirgenler aracılığıyla bulaşıyor. Virüs, kemirgen idrarı, dışkısı veya tükürüğünden havaya karışan parçacıkların solunmasıyla insanlara geçebiliyor. DSÖ, hantavirüslerde insandan insana bulaşmanın son derece nadir olduğunu vurgularken, Güney Amerika’da görülen “Andes virüsü”nün bu konuda istisna oluşturduğunu belirtiyor. Andes virüsünün yakın temas yoluyla sınırlı da olsa kişiden kişiye bulaşabildiği ifade ediliyor. Kruvaziyerlerde neden salgın riski yüksek? Uzmanlara göre kruvaziyer gemileri yüksek yolcu yoğunluğu, ortak yemek ve eğlence alanları, uluslararası yolcu hareketliliği ve kapalı iç mekanlar nedeniyle salgınların hızla yayılması için uygun ortam oluşturuyor. Sağlık otoriteleri, norovirüsün kruvaziyer salgınlarının “öngörülebilir ve yaygın” nedeni olduğunu belirtirken, hantavirüs vakalarının ise çok daha nadir görüldüğünü ve genellikle seyahat ortamlarıyla ilişkilendirilmediğini kaydediyor.

Hantavirüs vakalarının görüldüğü “MV Hondius” gemisi Rotterdam’a doğru yola çıktı Haber

Hantavirüs vakalarının görüldüğü “MV Hondius” gemisi Rotterdam’a doğru yola çıktı

Granadilla de Abona Limanı açıklarında demirleyen gemi, kötü hava koşulları nedeniyle Sahil Güvenlik’in tavsiyesi üzerine kısa süreliğine limana yanaştırıldı. Son olarak gemiden indirilen 27 yolcu, otobüslerle Tenerife Havalimanı’na götürüldü. Yolcuların buradan Hollanda’ya gitmek üzere iki ayrı uçağa bindirildiği bildirildi. Geminin ise yalnızca 27 mürettebatla Rotterdam’a doğru yola çıktığı belirtildi. Tahliye operasyonuna katılan askeri ve sivil personel ile yolcuların tamamına, olası virüs bulaşma riskine karşı koruyucu kıyafetler giydirildi. Yetkililer, geminin ayrılmasının ardından liman ve çevresinde kapsamlı dezenfeksiyon çalışması yapılacağını açıkladı. DSÖ: Yolcuların takibi yapılacak Tahliye operasyonunun ardından İspanya İçişleri Bakanı, Sağlık Bakanı, Bölgesel Politika ve Demokratik Bellek Bakanı ile Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) Genel Direktörü Tedros Adhanom Ghebreyesus ortak basın açıklaması yaptı. Ghebreyesus, operasyonun “başarıyla tamamlandığını” belirterek İspanya hükümetine ve Başbakan Pedro Sanchez’e teşekkür etti. Gemiden tahliye edilen yolcuların ülkelerinde sağlık takibine alınacağını ifade eden DSÖ Genel Direktörü, “Bu şekilde herkes ihtiyaç duyduğu yardımı alacak. Gemide daha uzun süre kalmaları durumunda tablo daha kötü olabilirdi” dedi. “Karantina süresi 42 gün” Ghebreyesus, yolcuların 42 gün boyunca karantinada tutulacağını belirterek şu ifadeleri kullandı: “Yolcular kendi ülkelerinde gerekli kontrol ve bakım altında olacak. Karantina süresi bilimsel veriler doğrultusunda dünden itibaren geçerli olmak üzere 6 hafta, yani 42 gündür. Hastanede ya da evlerinde karantinada kalabilirler.” Durumun Covid-19 ile bağlantılı olmadığını vurgulayan Ghebreyesus, tahliye edilen yolcuları kabul eden ülkelere “anlayış ve empati” çağrısında bulundu. İspanya Sağlık Bakanı Garcia ise operasyonun başarıyla tamamlandığını belirterek, DSÖ’ye, Avrupa Birliği Komisyonu’na, destek veren ülkelere ve Kanarya Adaları halkına teşekkür etti. Gemide neler yaşandı? Hollanda bandralı lüks yolcu gemisi MV Hondius, 1 Nisan’da Arjantin’in Ushuaia Limanı’ndan hareket etmişti. Gemide 11 Nisan’da 70 yaşındaki Hollandalı bir yolcu yaşamını yitirdi. Daha sonra Tristan da Cunha, Erişilmez Ada ve Bülbül Adası ziyaretleri sırasında gemiye yeni yolcuların da katıldığı ve toplam yolcu ile mürettebat sayısının 180’e ulaştığı açıklandı. Santa Elena’da yaklaşık 30 yolcu gemiden ayrılırken, hayatını kaybeden yolcunun eşi olan ve semptom gösteren Hollandalı kadın da Johannesburg’a götürüldü. Söz konusu kadın 26 Nisan’da hayatını kaybetti. Semptom gösteren bir İngiliz yolcu ile yanındaki ABD’li yolcu da 27 Nisan’da gemiden indirildi. DSÖ, 2 Mayıs’ta gemi Cabo Verde’de (Yeşil Burun Adaları) bulunduğu sırada Hantavirüs vakalarının tespit edildiğini duyurdu. 3 Mayıs’ta Alman bir kadın yolcunun daha hayatını kaybetmesiyle, virüs nedeniyle yaşamını yitirenlerin sayısı 3’e yükseldi. Cabo Verde yönetiminin geminin limana yanaşmasına izin vermemesi üzerine, DSÖ ile İspanya arasında yürütülen görüşmeler sonucunda yolcuların tahliye edilmesi amacıyla geminin Tenerife’ye yönlendirilmesine karar verildi. Tenerife’de tahliye edilen yolculardan bir Fransız ve bir ABD vatandaşının Hantavirüs testlerinin pozitif çıktığı bildirildi. Hantavirüs nedir? Hantavirüs, çoğunlukla kemirgenlerden insanlara bulaşan viral bir hastalık olarak biliniyor. Virüs; kemirgenlerin dışkı, idrar ve salyasıyla kirlenmiş havanın solunması ya da kemirgenlerin ısırması ve tırmalaması yoluyla bulaşabiliyor. Hastalık genellikle ateş, halsizlik ve kas ağrılarıyla başlıyor. İleri vakalarda solunum yetmezliği, iç kanama ve böbrek yetmezliği gibi ağır komplikasyonlara yol açabiliyor.

Hantavirüs 'lü gemi kıyıya yanaşmaya hazırlanıyor Haber

Hantavirüs 'lü gemi kıyıya yanaşmaya hazırlanıyor

Tüm dünyanın dikkatle takip ettiği Hantavirüslü gemi “MV Hondius”, İspanya'nın Kanarya Adaları'ndaki Tenerife kentine demir atmaya hazırlanıyor. Geminin kıyıya yanaşmasından önce çeşitli önlemler alan İspanya Sağlık Bakanı, duruma dair açıklamalarda bulundu. Bakan, MV Hondius'un 10 Mayıs Pazar günü yerel saatle 04.00 ile 06.00 arasında limana gelmesinin beklendiğini açıkladı. Gemiden önce İspanyol vatandaşlarının ineceğini söyleyen Bakan, hantavirüs nedeniyle ölen kişinin mürettebatla beraber gemide kalacağını ve geminin Tenerife'den Hollanda'ya devam edeceğini söyledi. Geminin Hollanda'da dezenfekte edileceği bildirilirken İspanya Sağlık Bakanı, “Genel nüfus için risk düşük seviyede.” diye konuştu. İspanya İçişleri Bakanlığı da İspanyol olmayan diğer yolcuların uçaktan sadece ait oldukları ülkenin tahliye uçakları hazır olduğunda tahliye edileceğini açıkladı. Fransa, Almanya, Bekçika ve Hollanda'dan tahliye uçaklarının geleceği belirtildi. Singapurlu yolcuların test sonucu belli oldu Hantavirüs salgını yaşanan gemide 2 Singapurlu yolcunun ülkelerine döndükten sonra yapılan testlerinin negatif çıktığı bildirildi. 65 ve 67 yaşlarındaki iki erkek yolcunun olaylı gemide seyahat ettiği ve 25 Nisan'da St. Helena'dan Johannesburg'a giden ve daha sonra Güney Afrika'da hayatını kaybeden bir hantavirüs hastasıyla aynı uçakta bulunduğu açıklanmıştı. Laboratuvar testlerinde, Andes virüsü türü de dahil olmak üzere hantavirüs enfeksiyonuna dair hiçbir kanıt bulunmadığı ortaya çıktı. 2 yolcunun yine de karantinaya alındıkları ve 30 gün boyunca karantinada kalacakları belirtildi. Yetkililer hantavirüsün kuluçka süresine denk gelen toplam 45 günlük bir izleme süresi boyunca telefonla gözetim altında tutulacağını bildirdi. DSÖ'den hantavirüslü geminin yanaşacağı Tenerife halkına mesaj Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) Genel Direktörü Tedros Adhanom Ghebreyesus, hantavirüs vakalarının tespit edildiği geminin yanaşacağı Kanarya Adaları'na bağlı Tenerife Adası'ndaki halka yönelik mesaj yayınladı. DSÖ mesajında, yolcuların yerleşim yerlerinin uzağında tahliye edileceğini ve Tenerife halkının bu kişilerle karşılaşmayacağını bildirdi. Ghebreyesus, Arjantin'den kalkan, bazı yolcularında hantavirüs tespit edilen ve tahliye için Kanarya Adaları'na bağlı Tenerife Adası'na giden Hollanda bandıralı "MV Hondius" isimli gemiye ilişkin endişeler nedeniyle Tenerife halkına yönelik mesaj yayımladı. Geminin yanaşacağı Tenerife Adası halkının endişeli olduğunun farkında olduğunu kaydeden Ghebreyesus, "Salgın kelimesini duyduğunuzda ve kıyılarınıza doğru bir geminin yelken açtığını gördüğünüzde, hiçbirimizin tam olarak unutamadığı anıların yeniden canlandığını biliyorum. (Salgın) 2020'nin acısı hala gerçek ve bunu bir an bile göz ardı etmiyorum. Bu başka bir Kovid değil. Hantavirüsün mevcut halk sağlığı riski düşük kalmaya devam ediyor. Meslektaşlarım ve ben bunu kesin olarak söyledik ve şimdi size tekrar söylüyorum" ifadelerini kullandı. 3 kişi bu nedenle öldü Ghebreyesus, MV Hondius gemisindeki virüsün, Andes hantavirüs türü olduğunu, bunun ciddi bir virüs olduğunu ve 3 kişinin bu virüs nedeniyle öldüğünü hatırlattı. Tenerife'de günlük hayatını sürdüren halk için riskin düşük olduğunu belirten Ghebreyesus, şu değerlendirmede bulundu: "Bu, DSÖ'nün değerlendirmesidir ve bunu hafife almıyoruz. Şu anda gemide semptom gösteren yolcu yok. Gemide bir DSÖ uzmanı bulunuyor. Tıbbi malzemeler hazır. İspanya yetkilileri dikkatli, adım adım bir plan hazırladı. Yolcular, yerleşim alanlarından uzakta, Granadilla'nın sanayi limanına, tamamen kordon altına alınmış bir koridordan, mühürlü, korumalı araçlarla karaya çıkarılacak ve doğrudan ülkelerine geri gönderilecek. Onlarla karşılaşmayacaksınız. Aileleriniz de onlarla karşılaşmayacak." Ghebreyesus, gemiyi kabul ettiği için İspanya Başbakanı Pedro Sanchez'e teşekkür etti ve bunun bir dayanışma ve ahlaki görev eylemi olduğunu kaydetti. Neden Tenerife seçildi? Ghebreyesus, gemidekilerin güvenliğini ve onurunu sağlamak için yeterli tıbbi kapasiteye sahip en yakın limanın Tenerife'de olduğuna işaret ederek, "Tenerife bu standardı karşıladı, İspanya da buna saygı gösterdi. 23 ülkeden yaklaşık 150 kişi haftalardır denizde, bazıları yas tutuyor, hepsi korkuyor, hepsi de ev özlemi çekiyor. Tenerife, tıbbi kapasitesi, altyapısı ve insanlığı sayesinde onların güvenliğe ulaşmalarına yardımcı olduğu için seçildi” açıklamasında bulundu. Operasyonu bizzat gözlemlemek, sağlık çalışanlarının, liman personelinin ve yetkililerinin yanında olmak için Tenerife'de olacağını bildiren Ghebreyesus, bu sürece yakından tanık olmanın önemine de işaret etti. “Virüsler siyaseti umursamaz” Ghebreyesus, mesajına şöyle devam etti: "Virüsler siyaseti umursamaz ve sınırları önemsemez. Hepimizin sahip olduğu en iyi bağışıklık dayanışmadır. Tenerife bugün bu dayanışmayı gösteriyor. Geminin kaptanı Jan Dobrogowski, mürettebatı ve gemiyi işleten şirket, bu zorlu dönemde örnek bir işbirliği sergiledi. Dünya Sağlık Örgütü adına ve dünyanın dört bir yanındaki yolcular ve aileleri adına Tenerife halkına ve ilgili herkese teşekkür ediyorum."

DSÖ, İsrail saldırıları nedeniyle Lübnan'ın sağlık sisteminin çökme noktasına geldiği konusunda uyarıda bulundu. Haber

DSÖ, İsrail saldırıları nedeniyle Lübnan'ın sağlık sisteminin çökme noktasına geldiği konusunda uyarıda bulundu.

İsrail'in 8 Nisan'da düzenlediği geniş çaplı hava saldırılarında yaşanan kitlesel kayıpların ardından rezervlerin azalmasıyla birlikte ortaya çıktı. Savaşta yaralanan hastaların tedavisi için gerekli travma kitleri arasında bandajlar, antibiyotikler ve anestezikler bulunur. Lübnan'daki DSÖ temsilcisi Dr. Abdinasir Abubakar şunları söyledi: "Bazı travma malzemeleri yetersiz ve önümüzdeki birkaç gün içinde tükenebilir." Lübnan'ın sağlık sistemi çökme noktasına geldi. Bu kıtlık, büyük çoğunluğu sivillerden oluşan kayıpların artmasıyla daha da kötüleşti. Abubakar, üç haftalık malzeme tedarikinin tek bir günde tüketildiğini de sözlerine ekledi. Bu uyarı, İsrail'in 9 Nisan'da Lübnan'daki birçok hedefi bombalamaya devam etmesinin ardından geldi. Bundan önce, savaşın başlangıcından bu yana en büyük saldırılar 8 Nisan'da gerçekleşmiş, 250'den fazla kişi ölmüş ve 1000'den fazla kişi yaralanmıştı. İsrail son günlerde Lübnan'a yönelik geniş çaplı hava saldırılarını yoğunlaştırdı. Mevcut duruma değinen Sayın Abubakar, "Dün yaşanan gibi bir başka kitlesel can kaybı olayı yaşanırsa, bu bir felaket olur" dedi. Ayrıca en kötü senaryo konusunda da uyararak, "Yeterli malzeme olmadığı için daha da fazla can kaybı yaşayabiliriz" diye ekledi. Acil tıbbi malzeme kıtlığı sadece acil tıbbi ekipmanlarla sınırlı değil; kronik hastalıklar için kullanılan ilaçlarda da önümüzdeki haftalarda kıtlık yaşanacak. Bunun en önemli örneği, diyabet hastaları için insülin eksikliğidir. Bu aksama, Körfez Savaşı ve Hürmüz Boğazı'nın kapanmasının ardından tedarik zincirinde yaşanan bozulmalardan kaynaklanmaktadır.

DSÖ 'Bursa Taahhüdü'nü yayımladı Haber

DSÖ 'Bursa Taahhüdü'nü yayımladı

DSÖ Avrupa Sağlıklı Şehirler Ağı’nın Yıllık İş Toplantısı ve Teknik Konferansı, Haziran 2025’te Bursa Büyükşehir Belediyesi’nin ev sahipliğinde ‘Dirençli Sağlıklı Şehirler: Herkes İçin Sürdürülebilir Kentsel Gelecekler Yaratmak’ temasıyla gerçekleştirilmişti. 8. faza (2026-2030) geçiş stratejileri de belirlendiği konferansın Politik Kurul Toplantısı’ndaki en önemli çıktılarından birisi de ‘Bursa Taahhüdü’ olmuştu. YEREL YÖNETİMLERE ÖRNEK OLACAK Bursa Taahhüdü, Dünya Sağlık Örgütü’nün resmi internet sitesinde yayımlanarak küresel kamuoyuyla paylaşıldı. Böylece sağlıklı şehirler vizyonu doğrultusunda yerel yönetimlere yönelik önemli bir referans belgesi niteliği kazandı. Bursa Büyükşehir Belediye Başkanı Mustafa Bozbey, Bursa’nın ev sahipliğinde gerçekleştirilen Avrupa Sağlıklı Şehirler Ağı Toplantısı’nda ilan edilen Bursa Taahhüdü’nün sadece kentin değil, tüm dünya şehirlerinin geleceğine dair ortak değerlerin güncellenmiş bir ifadesi olduğunu söyledi. Taahhüdün eşitlikten, sağlıktan, adaletten, barıştan ve doğaya saygıdan yana bir iradeyi temsil ettiğini belirten Başkan Bozbey, “Bizler, şehirlerimizi yalnızca ekonomik büyüme ile değil; sağlık, fırsat eşitliği, sosyal adalet ve insan onurunu gözeterek yönetmek istiyoruz. Bursa Taahhüdü ile gelecek nesillerin sağlığı ve refahını güvence altına almayı, şehirlerimizin sürdürülebilir, dirençli ve kapsayıcı olmasını sağlamayı amaçlıyoruz” dedi. Bu adımın, yerel yönetimlerin uluslararası düzeyde iş birliği ve bilgi paylaşımı yaparak, daha sağlıklı ve dirençli şehirler inşa edebileceğinin de güçlü bir göstergesi olduğunu dile getiren Başkan Bozbey, “Bursa Taahhüdü’nün temelinde insan, mekan, katılım, refah, barış, gezegen ve hazırlık gibi 7 güçlü ilke yer alıyor. Bu ilkeler sadece bir strateji değildir. Aynı zamanda vicdanla yazılmış bir yol haritasıdır” diye konuştu. Bursa Taahhüdüne https://www.bursa.bel.tr/yayinlar_pdf_viewer?id=3055 linkinden ulaşabilirsiniz.

Dünyada hava kirliliğinn en yoğun olduğu ülkelerinin listesi Haber

Dünyada hava kirliliğinn en yoğun olduğu ülkelerinin listesi

Rapor ayrıca, süregelen sağlık risklerine, ortaya çıkan bölgesel eğilimlere ve dünyanın hava kalitesi izleme sistemlerindeki önemli eksikliklere de dikkat çekiyor. Veriler, 143 ülke ve bölgedeki 9.400'den fazla şehirden derlenmiştir; bu, bir önceki yıla göre 12 ülke artışı anlamına gelmektedir ve bunlardan 7'si ilk kez listeye dahil edilmiştir. Yıllık karşılaştırmaya göre, 54 ülkede PM2.5 seviyelerinde artış, 75 ülkede azalma kaydedilmiş ve 2 ülkede ise değişiklik olmamıştır. 2025 yılı için şehirlere göre PM2.5 konsantrasyonlarını gösteren harita. Kaynak: IQAir Dünya genelindeki şehirlerin yalnızca %14'ü, DSÖ'nün PM2.5 ince partikül madde konsantrasyonu kılavuzunda belirtilen (5 µg/m³) güvenli eşiği karşılıyor; bu oran 2024'te %17 idi. 143 ülke ve bölgenin 130'u bu güvenli eşiği aşıyor. En kirli ülkeler listesinde Pakistan (67,3 µg/m³), Bangladeş, Tacikistan, Çad ve Demokratik Kongo Cumhuriyeti yer alıyor. Kentsel düzeyde ise Loni (Hindistan) dünyanın en yüksek kirlilik seviyelerini kaydederken, Nieuwoudtville (Güney Afrika) en temiz şehir oldu. Dikkat çekici bir şekilde, dünyanın en kirli 25 şehrinin tamamı Hindistan, Pakistan ve Çin'de yoğunlaşmış durumda. En kirli şehirlerin dörtte üçü yalnızca Hindistan'da bulunuyor. ABD'de ortalama PM2.5 konsantrasyonunun 2025 yılına kadar 7,3 µg/m³'e yükselmesi bekleniyor. El Paso en kirli büyük şehir olurken, Los Angeles'ın güneydoğu bölgesi en ağır kirliliğe maruz kalan bölge olacak. Buna karşılık, Seattle ikinci yıl üst üste en temiz büyük şehir unvanını koruyacak. Bölgesel ölçekte, Doğu Asya'da ikinci yıldır Dünya Sağlık Örgütü (WHO) standartlarını karşılayan hiçbir şehir bulunmuyor. Avrupa'da ise karışık bir eğilim gözlendi; 23 ülkede kirlilik artışı, 18 ülkede ise sınır ötesi orman yangınları ve Sahra çölü tozunun etkisiyle kirlilik azalması yaşandı. Bu arada, Latin Amerika ve Karayipler nispeten olumlu gelişmeler gösterirken, Okyanusya %61'lik şehir oranıyla en temiz bölge olmaya devam ediyor. İklim değişikliği nedeniyle orman yangınları giderek daha şiddetli hale geliyor ve küresel hava kalitesinin düşmesinde de önemli bir faktör olarak belirleniyor. Yalnızca Kanada, tarihindeki en kötü ikinci orman yangını sezonunu yaşadı ve bu yıl Kuzey Amerika'nın en kirli bölgesi oldu. Rapor ayrıca izleme eksikliklerine de dikkat çekerek, bazı hava kalitesi izleme programlarının kapatılmasının 44 ülkede izlemeyi zayıflattığını ve altı ülkenin ise hiçbir izleme sistemine sahip olmadığını belirtti. 2025 raporu, dünya çapında hava kalitesini iyileştirme yolunda politika yapıcıları ve toplulukları desteklemede açık verilerin ve izleme ağlarının rolünü vurgulayan küresel bir ölçüt olarak görülmeye devam ediyor. IQAir'in 2025 raporundaki verilere göre Vietnam'da hava kalitesi hala DSÖ güvenlik standartlarını karşılamıyor.

İran'daki çatışmalar nedeniyle 'kara yağmur' ortaya çıktı. Kirlilik on yıllarca sürebilir. Haber

İran'daki çatışmalar nedeniyle 'kara yağmur' ortaya çıktı. Kirlilik on yıllarca sürebilir.

8 Mart'ta, sosyal medyayı takip ederken ve akrabalarıyla iletişime geçmeye çalışırken, İranlı araştırmacı Nejat Rahmanian, Tahran'a yağan "kara yağmur" fenomeni hakkında bir yazı okudu. Bu görüntü ona tanıdık geldi. Saatler önce İsrail insansız hava araçları, İran'ın başkenti Tahran'ın dışındaki büyük petrol depolama tesislerine ve rafinerilerine saldırmıştı. Saldırılar yakıtın tutuşmasına ve yoğun siyah duman bulutlarının oluşmasına neden olmuştu. Yangınlardan çıkan duman, bulutlar ve yağmurla karışarak şehre "kara yağmur" olarak düşüyor ve beraberinde birçok zehirli kimyasal madde taşıyor. İsrail'in petrol rafinerilerini bombalaması, yağmur sularını kirleterek asit yağmuruna ve İran'ın başkenti Tahran üzerinde zehirli bir kara bulut oluşmasına neden oldu. Kaynak: Sosyal Medya Bradford Üniversitesi'nde (İngiltere) kimya ve petrol mühendisliği profesörü olan Rahmanian, bu sahnenin kendisine yaklaşık 35 yıl önce Tahran'da meydana gelen benzer bir olayı hatırlattığını söyledi. Dışarıda kurumaya bırakılan kıyafetlerin garip lekelerle kaplı olduğunu ve havanın ağırlaştığını anlattı, ancak yerel halk bunun nedenini anlamadı. Daha sonra bilim insanları , sisin kaynağının Körfez Savaşı sırasında ABD ve müttefikleriyle savaşırken Irak güçleri tarafından ateşe verilen Kuveyt'teki petrol kuyuları olduğunu belirledi. Çin Bilimler Akademisi'nden Jiamao Zhou liderliğindeki 2018 tarihli bir çalışma, hidrokarbon ve kükürt dioksit içeren dumanın İran üzerinde sürüklenerek yaygın kirliliğe neden olduğunu ve Himalayalar'daki buzulların erimesine katkıda bulunduğunu gösterdi. Sağlık riskleri ve uzun vadeli kirlilik Bölgedeki çatışma üçüncü haftasına girdi ve benzer kirleticileri salmaya devam ediyor. Uzmanlar, emisyon kaynağının şehre çok yakın olması nedeniyle, bu seferki etkinin Tahran ve yaklaşık 18,5 milyon insanın yaşadığı çevredeki metropol alanı için daha şiddetli olabileceğine inanıyor. Çevre ve Çatışma Gözlemevi (CEOBS) CEO'su Doug Weir, petrol tesislerinin savaşlarda sıklıkla hedef alındığını ancak Tahran gibi büyük bir şehrin yakınında nadiren bulunduğunu söyledi. CEOBS'ye göre, devam eden çatışmalar sırasında potansiyel çevresel risk oluşturan 300'den fazla olay kaydedildi. Füzeler ve bombalar patlatıldığında, havaya, toprağa ve suya ağır metaller ve zehirli maddeler salabilir; bu maddeler on yıllarca kalabilir ve uzun vadeli sağlık tehlikesi oluşturabilir. Weir, Tahran yakınlarındaki petrol depolama tesislerine yapılan saldırının mevcut çatışmanın en büyük kirlilik olayı olduğunu savunuyor. Dünya Sağlık Örgütü'ne (DSÖ) göre, İranlı yetkililer başlangıçta asit yağmurunun cilt yanıklarına ve akciğer hasarına neden olabileceği endişesiyle insanlara evde kalmalarını tavsiye etmişti. Kaliforniya Üniversitesi, Berkeley'de yardımcı doçent olan David JX Gonzalez, kirleticilerin özellikle küçük çocuklar ve hamile kadınlar için solunum sistemi üzerinde ciddi etkilere sahip olabileceği konusunda uyardı. İranlı bir mühendis ise, ailesinin Tahran'dan ülkenin kuzeyine taşındığını, çünkü birçok insanın çatışmalara katlanabileceğine ancak kötü hava kalitesi ve "kara yağmur" fenomeniyle başa çıkmakta zorlanacağına inandığını söyledi. Tahran zaten ciddi bir kirlilik sorunuyla karşı karşıyaydı. Çatışmaların başlamasından önce bile Tahran ciddi kirlilik sorunlarıyla karşı karşıyaydı. Yapılan araştırmalar, şehrin havasında ve suyunda yüksek konsantrasyonlarda partikül madde ve kurşun, kadmiyum, krom ve nikel gibi ağır metallerin yanı sıra, fosil yakıtların ve atıkların yakılmasından kaynaklanan kükürt dioksit de dahil olmak üzere zehirli gazların bulunduğunu ortaya koydu. Atina Ulusal Gözlemevi'nde görevli fizikçi Dimitris Kaskaoutis'e göre, şehrin çevresindeki yoğun trafik ve ağır sanayi, emisyonların ana kaynaklarıdır. Coğrafi konumu da kirlilik sorununu daha da kötüleştiriyor; çünkü Tahran, hava sirkülasyonunu engelleyen ve sıcaklık tersine dönmesine neden olan Alborz Dağları'nın eteklerinde yer alıyor ve bu da kirleticilerin haftalarca hatta aylarca alt atmosferde hapsolmasına yol açıyor. Normalde yağmur kirliliği temizlemeye yardımcı olur, ancak 8 Mart olayında şiddetli yağışlar durumu daha da kötüleştirmiş olabilir. Kaskaoutis'e göre, petrol yangınları yağmurla birleştiğinde, suda çözünmüş kirleticiler daha zehirli hale gelir ve vücuda kolayca emilir; bu da sinir sistemini, dolaşım sistemini, böbrekleri, karaciğeri ve diğer birçok organı etkileyebilir.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.