SON DAKİKA
Hava Durumu

#Dönüşüm

Bursa Digital, Bursa Haber, Bursa Son Dakika - Dönüşüm haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Dönüşüm haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Bursa İnegöl'de Başkan Taban’dan İnesmek kursiyerlerine ziyaret Haber

Bursa İnegöl'de Başkan Taban’dan İnesmek kursiyerlerine ziyaret

Bursa'da İnegöl Belediye Başkanı Alper Taban, İnegöl Belediyesi Sanat ve Meslek Eğitimi Kursları (İNESMEK) kapsamında yürütülen eğitim faaliyetlerini yerinde incelemek üzere Beşinci Mevsim Kültür Sanat Merkezindeki kurs merkezlerini ziyaret etti. Bu yıl Beşinci Mevsim Kültür Sanat Merkezi ile birlikte; Gençlik Merkezi, Alanyurt Yunus Emre Kurs Merkezi ve Huzur Mahallesi Kurs Merkezinde 4 ayrı noktada devam eden kurslarda hem kişisel gelişim hem de mesleki anlamda eğitimler veriliyor. Alanyurt Köy İçi Kurs Merkezinde ise devam eden meydan düzenleme projesi nedeniyle bu yıl eğitime ara verildi. Belediye Başkanı Alper Taban, Beşinci Mevsim Kültür Sanat Merkezinde devam eden 12 ayrı kursu ziyaret ederek kursiyerlerle bir araya geldi. Sınıfları tek tek gezerek kursiyerlerle buluşan Başkan Taban hem kursiyerlerle sohbet etti hem de yürütülen çalışmalar hakkında bilgi aldı. YAŞAYAN EĞİTİM MERKEZİ İnegöl Belediyesi bünyesinde her yaştan vatandaşa eğitim imkanı sunan İNESMEK’in, hayat boyu öğrenme anlayışını yaşatan önemli bir merkez olduğunu ifade eden Başkan Taban, “Burada her kapının ardında farklı bir alanda eğitim devam ediyor. Sabah 10.00’da başlayan kurslarımız, sabah, öğlen, akşam ve tam gün gruplarıyla 21.30’a kadar sürüyor. Günün her saatinde sınıflarımızda eğitim var. Burası tam manasıyla yaşayan bir eğitim merkezi” dedi. 847 KURSİYER EĞİTİM ALIYOR 2025-2026 eğitim öğretim dönemine ilişkin bilgiler de paylaşan Başkan Taban, bu yıl 25 usta öğretici eşliğinde 16 farklı branşta, 41 grupta toplam 847 kursiyerin eğitim aldığını belirtti. İNESMEK’in sadece bir kurs merkezi olmadığını vurgulayan Başkan Taban, “Gelişim, değişim ve dönüşüm hayatın her aşamasında var. Öğrenme ise hayat boyu devam eden bir süreç. İNESMEK de bu anlayışla hem kişisel gelişime katkı sunan hem de vatandaşlarımızı meslek sahibi yapan bir merkez. Burada eğitim alarak öğrendikleriyle aile bütçesine katkı sağlayan, meslek edinen vatandaşlarımız var. Bu tablo bizleri son derece mutlu ediyor” diye konuştu.

YÖK Başkanı Erol Özvar: Lisans eğitiminin üç yıla indirilmesiyle alakalı daha somut adımlar atabileceğimize inanmaktayım Haber

YÖK Başkanı Erol Özvar: Lisans eğitiminin üç yıla indirilmesiyle alakalı daha somut adımlar atabileceğimize inanmaktayım

YÖK Başkanı Prof. Dr. Erol Özvar, yükseköğretim sisteminde son dönemde stratejik bir değişim ve dönüşüm süreci yaşadıklarını ifade ederek, "Dünya değişiyor, Türkiye değişiyor. Bununla birlikte üniversitelerin oynayacakları roller, üstlenecekleri sorumluluklar da yeniden tanımlandı. Yükseköğretim sistemleri artık yalnızca eğitim-öğretim faaliyetlerinin yürütüldüğü yapılar olmaktan çıkmaya başladı. Üniversiteler bilgi üretiminin, ekonomik gelişmenin, toplumsal dönüşümün ve küresel rekabetin merkezinde yer alan stratejik kurumlar haline gelmeye başladı. Bu değişim üniversitelerimizi hem kendi iç yapılarını hem de toplumla ve dünyayla kurdukları ilişkiyi yeniden düşünmeye zorlamaktadır" dedi. "Lisans eğitiminin süresiyle alakalı çalışma başlattık" Yükseköğretim Kurulu olarak, yükseköğretim sistemini tüm paydaşlarıyla birlikte nicelik merkezli büyüme anlayışından çıkardıklarını vurgulayan Özvar, "Kalite, istihdam uyumu ve toplumsal katkıyı esas alan bir yaklaşımı kararlılıkla hayata geçiriyoruz. Bu dönüşüm sürecinde önemli gündem maddelerimizden birisi bildiğiniz üzere lisans eğitiminin süresiyle alakalı yapılan çalışmaları başlatmak olmuştur. Geçtiğimiz yılın Ekim ayında düzenlenen Üniversitelerarası genel kurul toplantısında bu konudaki düşüncelerimi ayrıntılı bir biçimde paylaşmış, üniversitelerimizden bu konuda çalışma yapmalarını rica etmiştim. İlerleyen süreçte istişarelerimize ve değerlendirmelerimize devam etmekteyiz. ÜAK bünyesinde oluşturulan komisyon da bu konu üzerinde bir süredir çalışmalarına devam ediyor. Bu çalışmaların belirli bir olgunluğa ulaştığını ve artık bunların üzerinde tartışabileceğimizi düşünüyorum" şeklinde konuştu. "Kontenjan konusunu yalnızca sayısal bir mesele olarak değil" Lisans eğitiminin üç yıla indirilmesinin çok boyutlu bir mesele olduğunu vurgulayan YÖK Başkanı Prof. Dr. Erol Özvar, şöyle" Müfredatların sadeleştirilmesi, program kredilerinin yeniden değerlendirilmesi ve mevzuat düzenlemeleri gibi pek çok hususun dikkatle ele alınması gereken bir alana işaret etmektedir. Kamuoyu tarafından büyük merakla beklenen bu konuyla ilgili çalışmalardan istifade ederek artık daha somut adımlar atabileceğimize inanmaktayım. Yürüttüğünüz stratejik dönüşümün önemli bir boyutu da yükseköğretim programlarına ilişkin son yıllarda hayata geçirdiğimiz kontenjan politikalarıdır. Bu konuyla ilgili kapsamlı değerlendirmelerimi kısa bir süre önce hem kamuoyuyla paylaştım. Çok kısa şekilde bir kez daha ifade etmek isterim; kontenjan konusunu yalnızca sayısal bir mesele olarak değil, ülkemizin insan kaynağı planlamasının stratejik bir unsuru olarak ele almaktayız. Üniversitelerimizin akademik ve fiziki kapasitesi, iş gücü piyasasının ihtiyaçları ve geleceğin meslek alanları birlikte değerlendirilerek çok dengeli ve rasyonel bir planlama yapmaktayız. Bu süreci ilgili tüm kamu kurumlarıyla, sektör temsilcileriyle ve sivil toplum örgütleriyle yakın iş birliği içerisinde yürüttüğümüzü ve yürüteceğimizi de bilmemizi isterim. Amacımız mezunlarımızın istihdam imkanlarını güçlendiren, ülkemizin kalkınma hedefleriyle uyumlu ve sürdürülebilir bir yükseköğretim yapısı oluşturmaktır. Bu bakımdan başkanlığımıza ulaşan her türlü kontenjan ve yeni program açma taleplerini bu hususları göz önüne almak suretiyle değerlendirdiğimizi bilmenizi isterim" şeklinde konuştu. "Lisans programlarının içerik yapısının yeniden ele alınması" Kontenjanlar konusunda yaptıkları yeni düzenlemelerin, yükseköğretim sistemimizin karakteristik bir kısım özelliklerine de zarar vermeden ilerlemesi gerektiğini vurgulayan YÖK Başkanı Prof. Dr. Erol Özvar, sözlerini şöyle sürdürdü, "Türk Yükseköğretim sistemimizin Sayın Cumhurbaşkanımızın, Recep Tayyip Erdoğan’ın hükümetleri esnasında yükseköğretime yönelik yapmış olduğu yatırımlar sayesinde kazanmış olduğu erişilebilirlik vasfının zedelenmesini istemiyoruz. Yani üniversitelerimize hak eden, kazanan bütün gençlerimizin girebilmesini, okuyabilmesini fevkalade önemli bir öncelik olarak değerlendirdiğimizi de bilhassa ifade etmek isterim. Bizim kontenjanlar konusunda yapmış olduğumuz çalışma hiç şüphesiz birazdan da değineceğim gibi program ve bölüm açma ve kapatmayla yakından alakalıdır. Yükseköğretimdeki stratejik dönüşümün en önemli aşamalarından biri de biraz önce ifade ettiğim üzere lisans programlarının içerik yapısının yeniden ele alınmasıdır. Artık yalnızca teorik bilgiye dayalı bir eğitim anlayışının yeterli olmadığı açıkça görülmektedir. Öğrencilerimizi daha erken dönemde uygulama ile buluşturan, onları proje üretmeye teşvik eden ve gerçek hayat problemleriyle temas ettiren bir eğitim modeline geçişi gerekli görmekteyiz. Öğrencilerimizin çok sayıda ancak derinlik ve beceri kazandırmayan derslerle meşgul etmek yerine onların yeteneklerini ortaya koyabilecekleri, proje geliştirebilecekleri ve üretkenliklerini artırabilecekleri bir yapı kurmamız fevkalade önemlidir." "Öğrencilerin doğrudan üretim süreçlerine katıldığı bir model" Günümüz dünyasında ve ülkemizde yükseköğretimin en önemli meselelerinden biri olan uygulamalı eğitime de özel bir önem verdiklerini söyleyen Özvar, " Daha önce detaylarını paylaştığım üzere kısa süreli ve çoğu zaman sembolik kalan staj uygulamaları yerine öğrencilerin doğrudan üretim süreçlerine katıldığı, gerçek iş ortamlarında deneyim kazandığı bir modeli yaygınlaştırdığımızı, hep birlikte yaygınlaştırdığımızı burada kamuoyuyla paylaşabiliriz. Bu dönüşümün merkezinde iş yeri temelli uygulamada mesleki eğitim anlayışı yatmaktadır. Daha önceki buluşmamızda ön lisans ve lisans programlarında bir ya da iki dönemi kapsayan uygulamalı eğitim modellerini devreye alacağımızı ifade etmiştim. Bu konudaki çalışmalarımıza hız kesmeden devam etmekteyiz. Gördüğümüz tablo şudur, sadece ön lisansta değil, lisansta da uzun süreli iş yerine, mesleki eğitime ağırlık verilen program veya bölümlerden mezun olan öğrencilerimizin istihdam oranları yükselmektedir. Bu gerçek apaçık bir şekilde ortaya çıktığına göre bütün üniversitelerimizin artık ortaya koyduğumuz bu vizyon ve perspektifle 3 + 1 hatta 2 + 2, 7 + 1 hatta 6 + 2 modelini hayata geçirmek için gerekli çalışmaları başlatmaları gerektiğini kendilerinden beklediğimizi bu toplantı vesilesiyle sizlere sunmak isterim. Eğitim öğretimleri esnasında uygulamayla, meslekle tanışan henüz istihdam piyasasına iş aramaya çıkmadan önce işverenle, işletmeyle, firmalar, iş ortamıyla tanışan öğrencilerimizin iş yeri sahiplerince de, işletme sahiplerince de benimsendiği bütün bize intikal eden bilgilerden, verilerden, geri dönüşlerden anlaşılmaktadır. Bu artık üniversitelerimizin bilgi aktarma, bilgi sunma faaliyetlerinin yanı sıra beceri kazandıracak etkinliklere daha fazla ağırlık vermesi gerektiğini de kıymetli arkadaşlarım göstermektedir. Bu konuda Üniversitelerarası Kurul olarak inşallah gerekli çalışmaları yapacağınıza canı gönülden inanmak lazım. Mesleki eğitimden bahsettiğimizde organize sanayi bölgeleri içinde kurduğumuz OSB-MYO’lar öne çıkan bir diğer başlıktır. OSB yani organize sanayi bölgelerindeki meslek yüksekokulu modelimiz eğitim ile üretim arasındaki bağı güçlendiren en başarılı örneklerden biri olarak yükseköğretim sistemimizde önemli bir seviyeye ulaşmış bulunmaktadır. Bu modeli daha da yaygınlaştırmak önceliklerimiz arasında bulunmaktadır. Bu yönde atılacak adımları görüşmek üzere şubat ayında OSBÜK yönetimi Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı yetkilileri ile üniversite temsilcilerimizin katılımlarıyla başkanlığımızda fevkalade verimli bir toplantı gerçekleştirdik. OSB-MYO modelini daha fazla yaygınlaştırmak ve güçlendirmek için çalışmalarımıza devam edeceğimizi ifade etmek isterim" dedi. "2026 alan bazlı dünya üniversite sıralamasında Türkiye’den 11 üniversitemiz var" Uluslararası sıralamaları tek başına bir hedef olarak, amaç alarak görmediklerini ve her vesileyle her platformda ifade etmeye çalıştıklarını söyleyen Özvar, "Ancak üniversitelerimizin bilimsel üretim kapasitesini ve küresel rekabet gücünü göstermesi bakımından önemli de bulduğumuzu ifade etmek isterim. Bu alanda kaydettiğimiz yükselişin sürdürülebilir olması fevkalade önemli bir konudur. Bunun için tüm üniversitelerimizin gayret göstermesi hepimiz açısından beklenen bir faaliyettir. Bu konuda son dönemde memnuniyet verici neticeler aldığımızı gözlemlemekteyiz. Uluslararası bir sıralama kuruluşu tarafından bu hafta açıklanan 2026 alan bazlı dünya üniversite sıralamasında Türkiye’den 11 üniversitemiz bizim, farklı alanlarda ilk 500 içinde yer alması çok kıymetli bir gelişme veya haberdir. 100’ün üzerinde ülkeden yaklaşık 1.900 üniversitenin değerlendirmeye alındığı bu kapsamlı çalışmada elde edilen başarı üniversitelerimizin küresel akademik rekabette giderek daha güçlü bir konuma yükseldiğini ortaya koymaktadır. Üniversitelerimiz, bunu da ifade etmek isterim, küresel ölçekte sadece rekabetle öne çıkmamaktadır. Üniversitelerimiz belki ondan daha fazla oranda uluslararası iş birliği, ortak çalışmalarla temayüz etmektedir. Biz rekabetin iş birliğine bir alternatif olduğunu düşünmüyoruz. Tam aksine uluslararası iş birlikleri ve belki uluslararası rekabetten üniversiteler bakımından çok daha kıymetli olduğunu düşünüyoruz ve bütün gayretlerimizi bu çerçevede yoğunlaştırıyoruz. Mühendislik ve teknoloji alanında İstanbul Teknik Üniversitesi 91. sıraya yükselerek dünyada ilk 100’e girme başarısı göstermiş; Ortadoğu Teknik Üniversitesi 103. , Boğaziçi Üniversitesi 236. , Koç Üniversitesi 243. , Sabancı Üniversitesi 266. , Yıldız Teknik Üniversitesi 273. , Bilkent Üniversitesi 290. ve Hacettepe Üniversitesi 364. sırada yer almıştır. Bu alanda toplam 8 üniversitemiz ilk 500 içerisindedir. Sanat ve beşeri bilimler alanında ise Ortadoğu Teknik Üniversitesi 242. , İstanbul Üniversitesi 279. , İTÜ İstanbul Teknik Üniversitesi 284. sırada yer almıştır. Hacettepe Üniversitesi ve Boğaziçi Üniversitesi 305. sırayı paylaşmış, Koç Üniversitesi 383. , Ankara Üniversitesi 391. sıradan listeye girmiştir. Bilkent Üniversitesi 401 - 450 , Gazi Üniversitesi ise 451 - 500 bandında yer almıştır. Bu alanda toplam 9 üniversitemiz ise ilk 500 içerisinde yer almayı başlamıştır. Sosyal bilimler ve işletme alanına gelince; Ortadoğu Teknik Üniversitesi 173. , Boğaziçi Üniversitesi 217. , Koç Üniversitesi 252. , Bilkent Üniversitesi 278. , İstanbul Üniversitesi 346. sırada yer almış; İstanbul Teknik Üniversitesi ve Sabancı Üniversitesi 353. sırayı paylaşmıştır. Hacettepe Üniversitesinin 401 - 450 ve Ankara Üniversitesinin 451 - 500 bandında yer almasıyla bu kategoride, bu alanda 9 üniversite ile geniş bir temsil sağlanmıştır. Fen bilimleri ve tıp alanında da benzer bir tabloyla karşı karşıya olduğumuzu ifade etmek isterim. Hacettepe Üniversitesi 308. , Ankara Üniversitesi 390. sırada yer alırken; İstanbul Üniversitesi de 451 - 500 bandında listeye girmiştir. Bu alanda ilk 500’de yer alan toplam üniversite sayımız 3’tür. Son olarak doğa bilimleri alanında ise İstanbul Teknik Üniversitesi 251. , Ortadoğu Teknik Üniversitesi 300. sırada yerleşmiş; Ankara ve Hacettepe üniversiteleri de 451 - 500 bandında kendilerine yer bularak bu alanda ilk 500’e giren 4 üniversite arasında yer almıştır" dedi. "Yapay zeka, veri bilimi, siber güvenlik ve dijital teknolojiler önemli" Tüm bu verilerin üniversitelerin farklı disiplinlerde uluslararası ölçekte görünürlük kazandığını ve alan bazlı değerlendirmelerde iyi bir seviyeye ulaştığını net bir şekilde ortaya koyduğunu söyleyen YÖK Başkanı Prof. Dr. Erol Özvar, rektörlere seslenerek "Ancak daha iyi neticeler elde etmek için hep birlikte gayret göstermeye devam etmeliyiz. Yapay zeka, veri bilimi, siber güvenlik ve dijital teknolojiler gibi alanlarda çalışmalarımız yoğun bir biçimde devam etmektedir. Bu alanlarda açılan yeni programların sürdürülebilirliği için nitelikli akademik insan kaynağının yetiştirilmesi kritik bir ihtiyaç haline gelmiştir. Buna dair kadro izinleri Maliye Bakanlığı ile Cumhurbaşkanlığı strateji ve bütçe başkanlığından alınmış bulunmaktadır. Öğretim elemanı yetiştirmek için farklı disiplinlerden mezunların bu alanlara yönlendirilmesini sağlayacak lisansüstü eğitim imkanlarını genişleteceğimizi bu vesileyle kamuoyuyla paylaşmak isterim. Yakın zamanda yürürlüğe giren düzenlemelerle birlikte doktora eğitimine ilişkin önemli bir yapısal değişikliği de hayata geçirdiğimizi bu vesileyle dile getirmek isterim. Öncelikli alanlarda doktora öğrencisi seçimi için merkezi bir sınav sistemi getiriyoruz. Bu yıl inşallah bunu başlatmış olacağız. Bu düzenleme ile doktora eğitimine giriş sürecinin daha şeffaf, ölçülebilir ve nitelik odaklı bir yapıya kavuşturmayı hedeflemekteyiz. Aynı zamanda bu sistem araştırma görevlisi kadrolarının stratejik alanlara yönlendirilmesini sağlayarak ülkemizin ihtiyaç duyduğu insan kaynağının daha planlı bir şekilde yetişmesine katkı sunacaktır. Bununla birlikte lisansüstü eğitim mevzuatında gerçekleştirdiğimiz değişikliklerle doktora programlarına kabul süreçleriyle akademik kadro planlaması arasında daha bütüncül ve eşgüdümlü bir yapı oluşturuyoruz. Bu yaklaşım yükseköğretim sistemimizin uzun vadeli sürdürülebilirliği açısından fevkalade önemli bir başlık olarak önümüzde durmaktadır. Eğitim programlarının yeniden yapılandırılması, uygulamalı eğitimin güçlendirilmesi, kontenjan planlaması, akademik insan kaynağının geliştirilmesi ve kalite odaklı yönetim anlayışı gibi konular stratejik dönüşüm sürecinin tamamlayıcı unsurları arasında yer almaktadır. Bu süreçte Üniversitelerarası Kurulun ve siz kıymetli rektörlerimizin rolünün fevkalade önemli olduğu açıktır. Başkanlığımız tarafından ortaya konulan politikaların sahada karşılık bulması, üniversitelerimizin bu süreci sahiplenmesiyle ancak mümkün hale gelecektir. Bu nedenle sizlerden istirhamım bu dönüşüm gündemine güçlü bir şekilde sahip çıkmanızdır, belirlediğimiz hedeflere hep birlikte ortak akılla ulaşacağız" diye konuştu

Bursa Yıldırım'da Mimarsinan 2. Etap için ilk imzalar atıldı Haber

Bursa Yıldırım'da Mimarsinan 2. Etap için ilk imzalar atıldı

Yıldırım Belediyesi tarafından yürütülen Mimarsinan 2. Etap Kentsel Dönüşüm Projesi’nin ilk adımı atıldı. Mimarsinan Mahallesi’nde 14 bin metrekarelik alanda hayata geçirilecek proje kapsamında; 30 bina ve 100 bağımsız bölüm yıkılarak, 160 daire, 103 araçlık kapalı otopark, açık otopark ve 555 metrekarelik park yapılacak. Yıldırım Belediyesi tarafından bölgede bulunan 64 hak sahibi ile görüşmeler devam ederken ilk imzalar da atıldı. Proje’nin ilk anlaşması; Yıldırım Belediye Başkanı Oktay Yılmaz ile bölgedeki hak sahibi Ali Kaytan arasında imzalandı. ÖNCE İKNA SONRA İNŞA İmar uygulamaları, kurumlar arası iş birliği, insan odaklı projelerle Bursa ve Türkiye’de kentsel dönüşüme örnek olduklarını vurgulayan Yıldırım Belediye Başkanı Oktay Yılmaz, “Bakanlıklarımız ve özel sektör desteği ile ilçemizin bölgesel özelliklerini de göz önünde bulundurarak, projeler hazırlıyor ve uyguluyoruz. Bu projelere başlarken temel kıstasımız ise hemşehrilerimizin rızası. Mimarsinan Mahallesi 1. Etap Kentsel Dönüşüm Projesi’ni yüzde 100 uzlaşma ile hayata geçirdik. Yine bu projemizi çok kısa bir sürede tamamladık” dedi. Kentsel dönüşümün bir zorunluluk olduğunun altını çizen Başkan Yılmaz, “Kentsel dönüşüm şehrimiz için ülkemiz için zaman kaybetmeden hayata geçirilmeli. Ancak bu zorunluluğu insanlarımız için bir dayatmaya dönüştürmüyoruz. Projelerimizi, hemşehrilerimize anlatıyor, onların sürece aktif olarak katılımını sağlıyoruz. Yine insanlarımıza gerek yapım süresi gerekse kalite noktasında verdiğimiz teminatlara harfi harfine uymaya gayret ediyoruz. Bu yaklaşım da hak sahipleri ile belediyemiz arasında bir güven iklimi oluşturdu. Kentsel dönüşüm deyince tereddüt yaşayan, korkuları olan insanlarımız, artık belediyemize gelerek kendileri dönüşüm talep ediyor. İnsanlarımızın bu güveni ve memnuniyeti kentsel dönüşüm hamlemizdeki en önemli gücümüz. İnsanlara güvenli modern, ulaşılabilir konforlu yaşam alanları oluşturmaya devam edeceğiz” diye konuştu.

Bursa iş dünyasından ortak akıl buluşması Haber

Bursa iş dünyasından ortak akıl buluşması

BTSO tarafından hayata geçirilen Bursa Business School ev sahipliğinde gerçekleştirilen toplantıda üretim, ticaret, sanayi ve ihracat başlıklarında güncel gelişmeler değerlendirildi. Toplantının açılışında konuşan BTSO Yönetim Kurulu Başkanı İbrahim Burkay, küresel ölçekte yaşanan jeopolitik kırılmalar ve ekonomik değişimlere dikkat çekerek, “Tarih kitaplarında yer alacak bir dönemin içindeyiz. Gerçek bağımsızlık; teknoloji üretme kapasitesi ve güçlü üretim ekosistemiyle mümkündür.” ifadelerini kullandı. Burkay, rekabetin artık ülkelerden şehirlere kaydığını belirterek, Bursa’nın üretim kültürü ve insan kaynağıyla bu dönüşümün merkezlerinden biri olabileceğini söyledi. “Ya dönüşümü yöneten olacağız ya da değişimi uzaktan izleyeceğiz.” dedi. LOJİSTİK TEKNOPARK MODELİ Burkay, BTSO öncülüğünde Girişim Sermayesi Yatırım Fonu modeliyle hayata geçirilen Türkiye’nin en büyük Lojistik Teknopark projesinin yeni ekonomik düzenin somut bir örneği olduğunu belirtti. Projenin; gümrüksüz sahalar, entegre antrepo sistemi, ileri teknoloji ve veri yönetimi altyapısıyla üretim ile küresel pazarlar arasındaki süre ve maliyeti azaltacağını kaydeden Burkay, “Lojistik ile teknolojiyi aynı zeminde buluşturarak Bursa’yı bölgesel bir üs haline getiriyoruz.” dedi. İLÇELERDEN DESTEK MESAJI İnegöl Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Yavuz Uğurdağ, dönüşüm sürecinde ortak akıl vurgusu yaparak Lojistik Teknopark’ın ihracatçılar için önemli bir altyapı sağlayacağını ifade etti. Orhangazi Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Erol Hatırlı ise fon modelinin odalar açısından da değerli olduğunu belirterek projeye destek verdi. Gemlik Ticaret Borsası Başkanı Özden Çakır, zeytin ve zeytinyağında ihtisaslaşmanın önemine dikkat çekerek lisanslı depoculuk ve ürün ihtisas borsası çağrısı yaptı. Bursa Ticaret Borsası Başkan Yardımcısı İsmail Aslım ise iklim krizinin tarımsal üretime etkilerine değinerek drone destekli ve kapalı sistem üretim modellerinin yaygınlaştırılması gerektiğini söyledi. Yenişehir Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Orhan Torun da Yenişehir’in lojistik ve tarım potansiyeline işaret ederek planlı yatırımlarla ilçenin bölgesel bir merkez haline gelebileceğini dile getirdi.

Sidar: “Gıda İsrafının Ekonomik Karşılığı 1 Trilyon Dolar!” Haber

Sidar: “Gıda İsrafının Ekonomik Karşılığı 1 Trilyon Dolar!”

Türkiye Gıda Sanayii İşverenleri Sendikası (TÜGİS) ve Sürdürülebilirlik Akademisi’nin iş birliğiyle düzenlenen 11. Sürdürülebilir Gıda Zirvesi’nin açılış konuşmasını yapan TÜGİS Başkanı Kaan Sidar, “Bugün tarımda çalışan her 4 kişiden 1’i kayıt dışı; buna karşılık tarım teknolojilerine yapılan yatırımlar son 10 yılda 4 kat arttı. Bir yanda imkan ve teknoloji varken, diğer yanda eşitsizlikler söz konusu. Dünyada üretilen her 3 gıdadan 1’i çöpe gidiyor, bu durumun ekonomik karşılığı yaklaşık 1 trilyon dolar, iklimsel karşılığıysa her yıl 3 milyar ton karbon salımı. Bu yüzden israfı bir yönetim başlığı olarak ele alıyoruz” dedi. Tarım Orman Bakanlığı Gıda ve Kontrol Genel Müdürü Ersin Dilber ise “2025 yılı içinde yaklaşık 1,2 milyon denetim yaptık; uygunsuzluk tespit edilen yaklaşık 29 bin işletme için toplamda yaklaşık 2,5 milyar lira idari para cezası uyguladık, 540 işletme hakkında da savcılığa suç duyurusunda bulunduk” ifadelerini kullandı. Gıda zincirinin yeniden tasarlanmasına yönelik ortak vizyon ve strateji geliştirilmesi hedefiyle bu yıl 11.’si düzenlenen ve “Gıdanın Geleceği için Dönüşüm” temasını ele alan Sürdürülebilir Gıda Zirvesi, geniş bir dinleyici kitlesinin katılımıyla İstanbul’da başladı. Daha adil, dayanıklı ve sağlıklı bir gıda sistemi için fikirlerin, iş birliklerinin ve inovasyonun gündeme taşındığı Zirvede; akademi, finans, sanayi, iş dünyası, medya, KOBİ’ler ve STK’lar da dahil olmak üzere sektörün tüm paydaşları bir araya geldi. Kaan Sidar: “Gıdayı doğru yönetirsek geleceği de yönetiriz” 11. Sürdürülebilir Gıda Zirvesi’nin açılış konuşmasını yapan Türkiye Gıda Sanayii İşverenleri Sendikası (TÜGİS) Başkanı Kaan Sidar, “Dünya bugün yeterince gıda üretiyor; buna rağmen her 9 insandan 1’i hâlâ aç. Bu tablo, gıda sisteminin nasıl işlediğini yeniden düşünmeyi zorunlu kılıyor. Bu yıl ‘Gıdanın Geleceği İçin’ derken bizi bekleyen geleceği konuşuyoruz. Dünya nüfusu 10 milyara yaklaşırken daha az su, daha sınırlı toprak ve daha fazla riskle yaşayacağız. Üstelik küresel sera gazı salınımlarının yaklaşık yüzde 30’u gıda sistemlerinden geliyor. Dolayısıyla iklim gündemini gıda gündeminden ayrı düşünemeyiz” dedi. Sidar, “TÜGİS olarak sadece temsil etmeyi yeterli görmüyoruz, dönüşümü de yönetmek gerekiyor. Bugün tarımda çalışan her 4 kişiden 1’i kayıt dışı; buna karşılık tarım teknolojilerine yapılan yatırımlar son 10 yılda 4 kat arttı. Bir yanda imkan ve teknoloji varken, diğer yanda eşitsizlikler söz konusu. Ayrıca dünyada üretilen her 3 gıdadan 1’i çöpe gidiyor, bu durumun ekonomik karşılığı yaklaşık 1 trilyon dolar, iklimsel karşılığıysa her yıl 3 milyar ton karbon salımı. Bu yüzden israfı bir yönetim başlığı olarak ele alıyoruz” ifadelerini kullandı. “Sağlıklı toprak verimi yüzde 20 artırır” “Rejeneratif tarımı, döngüsel ekonomiyi ve dijitalleşmeyi gündeme taşıyoruz” diyen Kaan Sidar, “Çünkü sağlıklı toprak verimi yüzde 20’ye kadar artırabiliyor, doğru veriyle çalışan çiftçi aynı tarladan yüzde 15–20 daha fazla verim alabiliyor. Sektörün değerli temsilcilerinin katkılarıyla şekillenen Sürdürülebilir Gıda Zirvesi’nden çıkan fikirler raporlarda kalmayacak; sahaya inecek. Çünkü gıdayı doğru yönetirsek, geleceği de yönetiriz” şeklinde konuştu. Murat Sungur Bursa: “Söylemden eyleme geçmek zorundayız” “Sürdürülebilir Gıda Zirvesi ile her yıl sürdürülebilir bir gelecek için umudumuzu büyütüyoruz” diyen Sürdürülebilirlik Akademisi Başkanı Murat Sungur Bursa ise “İş dünyası bir dönem sürdürülebilirliğin izleyicisi konumundaydı; bu yaklaşımı kendi iç yönetimine yansıtamıyordu. Akademimiz iş dünyasında söylemden eyleme uzanan bir çizgide değişim ve dönüşüm yaratmak hedefiyle ortaya çıktı. Bu kapsamda paydaşlarımızla birlikte gıdanın sürdürülebilirliğini insan varlığının sürdürülebilirliğiyle birlikte ele alıyor, söylemden eyleme geçmek zorunda olduğumuzu hatırlatıyoruz” şeklinde konuştu. Ersin Dilber: “2025 yılında 1,2 milyon gıda işletmesini denetledik’” Açılış konuşmacısı olarak söz alan Tarım Orman Bakanlığı Gıda ve Kontrol Genel Müdürü Ersin Dilber, “Gıda artık küresel ölçekte güvenlik, sağlık, çevre, sürdürülebilirlik ve egemenlik başlıklarının kesişiminde yer alıyor. İklim değişikliği ve doğal kaynaklar üzerindeki artan baskı; su kaynaklarını ve gıda zincirinin dayanıklılığını doğrudan etkiliyor. Bu tablo içinde görevimiz gıdayı güvenli, sağlıklı, izlenebilir ve sürdürülebilir şekilde üretip tüketiciye ulaştırmak. Bakanlığımız suyu merkeze alan bir yaklaşımla hangi ürünün hangi alanda ne kadar ve nasıl üretileceğini ortaya koyan programla sistemli biçimde çalışıyor. Genel Müdürlüğümüz de gıdanın her aşamasında güvenilirliği sağlamayı esas alıyor. Her biri gerekli formasyona sahip 8 binin üzerindeki denetçiyle yılda yaklaşık 1 ila 1,5 milyon resmi kontrol gerçekleştiriyoruz” dedi. Dilber, “2025 yılı içinde yaklaşık 1,2 milyon denetim yaptık; uygunsuzluk tespit edilen yaklaşık 29 bin işletme için toplamda yaklaşık 2,5 milyar lira idari para cezası uyguladık, 540 işletme hakkında da savcılığa suç duyurusunda bulunduk. Taklit ve tağşişle mücadelede denetim sonuçlarını şeffaf biçimde paylaşmayı temel ilke olarak görüyoruz. Kurduğumuz sistemle 2 bin 300’ün üzerinde ürünü kamuoyuna duyurduk. Laboratuvar altyapımızda 41’i kamuya ait olmak üzere 138 gıda kontrol laboratuvarında yılda 1 milyonun üzerinde numune çalışılıyor” dedi. Gelecek döneme ilişkin de konuşan Dilber, “Kamerayla denetim, risk bazlı ve veri temelli denetim modelleri ve kalıntı eylem planının yanı sıra pestisit kullanımında yeni kısıtlamaları hayata geçirmeyi hedefliyoruz” ifadelerini kullandı. Mehdi Eker: “700 milyon insan açlıkla karşı karşıya” Eski Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı ve TARPOL (Tarımsal Strateji ve Politika Geliştirme Merkezi) Yönetim Kurulu Başkanı Mehdi Eker ise “Bugün karşı karşıya olduğumuz küresel ve bölgesel sorunlar, artık ‘kriz ötesi’ bir aşamaya yaklaştığımızı gösteriyor. Bu yüzden temenniyle yetinmeyen, pratik öneriler üreten bir anlayış inşa etmeliyiz. Son iki yüz yılda egemen olan yaklaşım dünyamızı oldukça zorladı. Doğal kaynakları aşındıran bu tabloya karşı doğru tahlil ve acil eylem gerektiren bir döneme girdik” dedi. Dünyanın insanlığın ihtiyaçlarını karşılayacak kaynağa sahip olduğunu hatırlatan Eker, asıl sorunun ihtirasların frenlenmesinde olduğunu vurguladı. Eker, “Açlık, obezite ve israfın aynı anda büyüdüğü bir dünyada, üretilen gıdanın üçte birinin israf edilmesi kabul edilemez. Yaklaşık 700 milyon insan açlıkla karşı karşıya; obez sayısı 1,2 milyarı aşıyor. Ülkemizde de israfın kişi başına 102 kg düzeyinde olduğu ifade ediliyor. Bu tabloyu ancak paydaşların eşgüdüm içinde çalıştığı, koordinasyon–operasyon–iletişimi birlikte kuran yeni bir sistem yaklaşımıyla tersine çevirebiliriz” ifadelerini kullandı. İsrafsız şirket vurgusu Ülker CEO'su Özgür Kölükfakı ise açıklamalarında israfsız şirketin önemine değinerek; “Sürdürülebilirlik bizim için çevreye, topluma ve ekonomiye aynı anda değer katmak, fayda sağlamak demek. Üretimden tedarik zincirine, Ar-Ge’den ambalaj tasarımlarına kadar her alanda bu anlayışla hareket ediyoruz. 2014’ten bu yana karbon salım artışı olmadan büyürken, kaynakları en verimli şekilde kullanıyor, doğaya ve insana saygılı üretim yapıyoruz. Fındıktan Fazlası, Buğdayda Onarıcı Tarım ve Kakaodan Fazlası projelerimizi geliştirerek sürdürülebilir tarımı desteklemeye devam ediyoruz. Ülker’de ‘İsrafsız Şirket’ kültürümüzle her lokmada mutluluk vermek için aralıksız çalışırken toplumsal etkimizi genişlettiğimiz, sürdürülebilirlik projelerimiz ve performansımızla kimseyi beklemeden dünyamızın yarınları için ürettiğimiz bir geleceğe hazırlanıyoruz.” şeklinde konuştu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan: Savunmada dünyanın ilk ülkeleri arasındayız Haber

Cumhurbaşkanı Erdoğan: Savunmada dünyanın ilk ülkeleri arasındayız

Kabine Toplantısı sonrası millete seslenen Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, ekonomik büyüme, savunma sanayii, gıda güvenliği, Gazze’deki gelişmeler ve son kaza kırım incelemesine ilişkin önemli mesajlar verdi. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Kabine Toplantısı’nın ardından yaptığı açıklamada Türkiye ekonomisinin güçlü seyrinin sürdüğünü belirterek, 2025’in ikinci çeyreğinde kişi başı millî gelirin 17 bin dolara yaklaştığını söyledi. Cumhurbaşkanı Erdoğan, yıllıklandırılmış ihracatın Ekim 2025 itibarıyla 270,2 milyar dolarla tüm zamanların rekorunu kırdığını da duyurdu. Savunma sanayii alanında Türkiye’nin büyük bir dönüşüm yaşadığını vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bir zamanlar yüzde 80 dışa bağımlıydık, bugün İHA ve SİHA üretiminde dünyanın ilk üç ülkesi arasındayız.” ifadelerini kullandı. https://twitter.com/iletisim/status/1990459788640027088 Gıda güvenliğine ilişkin değerlendirmesinde Erdoğan, hiçbir şekilde ihmale izin verilmeyeceğini belirterek, “İnsan sağlığını tehlikeye atanlarla mücadelemiz sürecek. Ancak İstanbul’daki olay aydınlatılmadan tüm sektörü itham eden yaklaşımlar doğru değildir.” dedi. Cumhurbaşkanı Erdoğan, Gazze’de Türkiye’nin de katkısıyla sağlanan ateşkesin önemine dikkat çekerek, insani yardımların tüm zorluklara rağmen sürdüğünü ifade ederek, 18’inci İyilik Gemisi'nin 810 ton insani yardımla El Ariş’e ulaştığını söyledi. Erdoğan, soğuk havaların etkisiyle Gazze’de şartların ağırlaştığını ve Türkiye'nin konteyner sevkiyatına hazır olduğunu ifade ederek, “Filistin devleti kurulmadan bölgede kalıcı barış mümkün değildir.” diyerek iki devletli çözüm vurgusunu yineledi. Son olarak, 20 askerin şehit olduğu kazaya ilişkin konuşan Cumhurbaşkanı Erdoğan, kaza kırım ekibinin çalışmalarının sürdüğünü belirterek, “Karakutu incelemeleri tamamlandığında tüm bilgileri şeffaf şekilde paylaşacağız.” ifadelerini kullandı.

Bursa Yıldırım'dan 5 bin 867 tapu Haber

Bursa Yıldırım'dan 5 bin 867 tapu

Bursa'da Yıldırım Belediyesi, 6 Mahalle İmar Uygulamaları kapsamında Arabayatağı, Çınarönü, Ulus, Yavuzselim, Mevlana, Hacivat mahallelerinde 5 bin 867 tapu dağıtırken, 18 bin 950 tapunun da işlemlerini tamamladı. BURSA (İGFA) - Bursa'da Yıldırım Belediyesi, 6 Mahalle İmar Uygulamaları 4.Etap kapsamındaki tapu çalışmalarını tamamlayarak, bin 550 hak sahibine tapularını dağıttı. Yunus Emre Spor Kompleksi'nde düzenlenen tapu dağıtım törenine Yıldırım Belediye Başkanı Oktay Yılmaz’ın yanı sıra AK Parti Yıldırım İlçe Başkanı İrfan Akkaya, AK Parti il yöneticileri, İlçe Tapu Sicil Müdürü Enes Gezmiş, Gençlik ve Spor İlçe Müdürü Mehmet Demirci, İlçe Müftüsü Nurullah Koçhan, meclis üyeleri, muhtarlar ve hak sahipleri katıldı. YILDIRIM GELECEĞİ İÇİN BÜYÜK ADIM Arabayatağı, Çınarönü, Ulus, Yavuzselim, Mevlana ve Hacivat mahallelerini içerisine alan 300 hektarlık alanda uzun yıllardır devam eden imar ve mülkiyet düzenlemelerine kararlılıkla sahip çıktıklarını vurgulayan Yıldırım Belediye Başkanı Oktay Yılmaz, “Çalışmalarımızı 4 etap hâlinde planladık. 1. Etapta 251, 2. Etapta 4 bin 166, 4. Etap kapsamında bugün 1 bin 550 olmak üzere, toplam 5 bin 867 hak sahibinin tapusunu teslim ettik. 3.Etapta ise imar uygulamalarını tamamladık. Bu 18 bin 950 tapunun Tapu Tescil Müdürlüğü’nde tescil edilmesinin ardından kısa süre içerisinde dağıtımını gerçekleştireceğiz. Böylece, 24 bin 817 dönüşüm tapusu üretmiş olacağız. Bu, Yıldırım'ın geleceğini değiştiren büyük bir adımdır” ifadelerini kullandı. 97 BİN METREKARE SOSYAL DONATI ALANI İmar uygulamalarıyla sosyal alanlarla desteklenmiş, ulaşım ve altyapı sorunları olmayan marka değeri yüksek bölgeler oluşturduklarını da belirten Başkan Yılmaz, “Her mahallemizi, her sokağımızı, her metrekareyi akılcı ve insan odaklı bir yaklaşımla yeniden planlıyoruz. Bu planlamalarla vatandaşlarımıza sadece güvenli modern konutlar yapma imkanı sağlamıyor, aynı zamanda onlar için yeni yaşam alanları, yeni ulaşım aksları, yeşil alanlar kazandırıyoruz. Sadece bugün tapu dağıtımını gerçekleştirdiğimiz 4. Etap çalışmalarımız kapsamında, 17 bin 500 metrekare park alanı, 3 bin 800 metrekare cami alanı, 4 bin metrekare sağlık tesis alanı, 2 bin metrekare yurt alanı, 7 bin metrekare pazar alanı, 1 bin 500 metrekare otopark alanı başta olmak üzere toplam 97 bin metrekare sosyal donatı alanı da bedelsiz olarak kamuya kazandırdık. Bugün olduğu gibi yarın da Yıldırım için çalışmaya, üretmeye, dönüştürmeye devam edeceğiz” diye konuştu. Konuşmaların ardından hak sahiplerine tapuları dağıtıldı.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.