SON DAKİKA
Hava Durumu

#Dönüşüm

Bursa Digital, Bursa Haber, Bursa Son Dakika - Dönüşüm haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Dönüşüm haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Bursa PERDER’in düzenlediği Üye İstişare Toplantısı’nda perakende, toptan satış ve üretim sektörlerinin temsilcileri bir araya geldi. Haber

Bursa PERDER’in düzenlediği Üye İstişare Toplantısı’nda perakende, toptan satış ve üretim sektörlerinin temsilcileri bir araya geldi.

Bursa PERDER Üye İstişare Toplantısı, perakende, toptan satış ve üretim sektörlerinden temsilcilerin katılımıyla gerçekleştirildi. Sektörel gelişmelerin ve gelecek hedeflerinin ele alındığı toplantıda, Bursa ekonomisinin planlı ve sürdürülebilir büyümesine yönelik adımlar masaya yatırıldı. Perakende sektörünün kent ekonomisindeki stratejik rolüne dikkati çeken Türkiye Perakendeciler Federasyonu (TPF) Başkan Yardımcısı ve Bursa PERDER Başkanı Haşim Kılıç, dernek bünyesindeki üye sayısını 12’den 63’e çıkararak sektörde güçlü bir birliktelik yakaladıklarını ifade etti. TPF Başkanı Ömer Düzgün’ün destekleriyle sektörün sorunlarına çözüm ürettiğini ve aynı hedefler etrafında bütünleştiğini belirten Kılıç, Bursa’da da BTSO Yönetim Kurulu Başkanı İbrahim Burkay önderliğinde başlatılan değişim ve dönüşüm hamlesinin tüm sektörler için büyük önem taşıdığına işaret etti. "BAŞKAN BURKAY VİZYONUYLA TÜM SEKTÖRLERE İVME KAZANDIRIYOR" Bursa’da üretimin, sanayinin ve ticaretin daha planlı, sürdürülebilir ve yaşanabilir bir kent hedefi doğrultusunda yapılandırılmasının tüm sektörleri doğrudan etkilediğini ifade eden Haşim Kılıç, “BTSO liderliğinde hayata geçirilen 60’ı aşkın makro proje, kentimizin geleceğe çok daha güçlü bir ekonomik altyapı ile hazırlanması demektir. Türkiye’de sanayileşme modeli açısından örnek bir yapı olan TEKNOSAB ekosistemi içinde KOBİ OSB, Gıda OSB, Organize Ticaret Bölgeleri gibi tarihi projeler de hayata geçiyor. Perakende ve tedarik zincirimiz de bu dönüşümden fazlasıyla yararlanacak. İbrahim Burkay’ın ileri görüşlü vizyonu, Bursa iş dünyasının küresel rekabet gücünü daha da artıracak. Başkanımıza sektörüm adına teşekkür ediyorum. Kentimizin gelişimine katkı sağlayan bu stratejik hamlelerin yanında yer almayı sürdüreceğiz.” diye konuştu. “SORUNLARIMIZ ÇÖZÜME KAVUŞUYOR” Bursa PERDER Yönetim Kurulu Üyesi Mehmet Karali; hem dernek, hem de oda düzeyindeki başarılı temsile dikkati çekerek, "Haşim Kılıç Başkanımızın özverili çalışmaları ve sektörü birleştirici yaklaşımı Bursa PERDER’e büyük güç katıyor. Kendisiyle birlikte BTSO 26’ncı Komitede perakendecilerin taleplerini güçlü bir şekilde dile getiriyoruz. BTSO Yönetim Kurulu Başkanımız İbrahim Burkay’ın da sektöre sunduğu katkılar son derece değerli. İş dünyamıza değer katan bu başarılı yönetimin yeni dönemde de görevine devam etmesini destekliyoruz." dedi. Bursa PERDER Yönetim Kurulu Üyesi Mustafa Calayır, Haşim Kılıç önderliğinde son derece verimli bir çalışma dönemi geçirdiklerini belirterek, "Dernek Başkanımızın BTSO Yönetim Kurulu’nda yer alması perakende sektörünün sorunlarının birinci elden çözüme kavuşmasını sağlıyor. İbrahim Burkay yönetiminin yerel zincirlere yaklaşımını son derece kıymetli buluyor, yaklaşan oda seçimlerinin kentimiz adına hayırlı olmasını diliyoruz." ifadelerini kullandı. SEKTÖR TEMSİLCİLERİNDEN ORTAK VİZYON VE BİRLİKTELİK VURGUSU Toplantıda söz alan Bursa PERDER üyeleri Erol Çağlayan, Ahmet Yıldırım ve İbrahim Bulut, derneğin Haşim Kılıç başkanlığında yakaladığı dinamizmin, marketlerin yanı sıra toptancı ve üreticilerin de katılımıyla kapsayıcı bir ticari ekosisteme dönüştüğünü belirtti. Yerel düzeyde kurulan bu güçlü ticari altyapının, BTSO Yönetim Kurulu Başkanı İbrahim Burkay’ın kentin sanayi ve ticaret hayatına kazandırdığı makro projelerle tamamlandığını vurgulayan dernek üyeleri, BTSO’nun ortaya koyduğu güçlü vizyonun iç ticarete doğrudan katma değer sağladığını ifade ettiler. İş dünyasının önünü açan ve kentin ekonomik ağırlığını artıran bu projelerin devamlılığı adına yeni dönemde de İbrahim Burkay başkanlığındaki oda yönetiminin yanında yer aldıklarını bildirdi. “TÜRKİYE’NİN EN GÜÇLÜ YEREL PERAKENDE ORGANİZASYONLARINDAN BİRİ” Program kapsamında ürün sunumu gerçekleştiren Fernas Gıda Yönetim Kurulu Üyesi Salih Yıldız ise Bursa PERDER’in Haşim Kılıç başkanlığında Türkiye’nin güçlü yerel perakende organizasyonlarından biri haline geldiğini söyledi. Yıldız, yerel markaların büyümesine yönelik kurumsal desteğin ve sektör temsilcileri arasında oluşturulan iş birliği ortamının önemine dikkat çekti.

BUSİAD yenileşim ödül süreci başladı Haber

BUSİAD yenileşim ödül süreci başladı

Podyum Davet’te düzenlenen basın toplantısında konuşan BUSİAD Yönetim Kurulu Başkanı Tuncer Hatunoğlu, 7. Yenileşim Ödülü’nün de verileceği ve bu yıl 16.’sı gerçekleştirecek Yenilikçilik ve Yaratıcılık Sempozyumu’nun mottosunun “Oyunu Değiştirenler” olduğunu söyledi. BUSİAD Başkanı Hatunoğlu, 19 Kasım’da düzenlenecek sempozyumda, “Değişimin izleyicisi değil, oyunu değiştirmek için neler yapmamız gerektiğini uzman isimlerden dinleyeceğiz. BUSİAD bir öngörü kuruluşu olarak yıllardır, yakın geleceği, orta vadeyi ve mümkün olduğunca uzun vadeyi anlamaya çalışmak; ortaya çıkan fikirleri üyelerimizle, Bursa ile ve ülkemizle paylaşmak için çalışıyor” dedi. Oyunun değişmeye başladığını 2010’dan itibaren BUSİAD’ın gördüğünü ve çalışmalarını ona göre şekillendirdiğini kaydeden Hatunoğlu, şunları söyledi: “İnsanlık, bugün dijitalleşmeyi ve yapay zekâyı yeni bir dönüşüm dalgası olarak yaşıyor. BUSİAD olarak bu süreci en başından beri yakından takip ediyoruz. Almanya'nın 2011 yılında Hannover Messe Fuarı'nda "Endüstri 4.0" kavramını ortaya koymasından itibaren bunun Türkiye gibi ülkeler için büyük bir fırsat olduğunu savunduk. Neden bunu bir fırsat olarak görüyoruz? Çünkü önceki sanayi devrimlerinde en önemli unsur sermayeydi. Bu yeni dönüşümde ise en önemli unsur insan. Eğer gençlerimizi doğru eğitebilir, onları teknoloji üretmeye yönlendirebilir ve yetkinliklerini geliştirebilirsek bu treni kaçırmayız dedik. Bugün bunun ne kadar doğru bir tespit olduğunu görüyoruz.” Hatunoğlu, 7.’si verilecek Bursa Yenileşim Ödülü ile ilgili verdiği bilgide, “Biz yenileşimi bir tercih olarak görmüyoruz. Yenileşim artık bir zorunluluk. Bireylerin, kurumların ve şirketlerin kendilerini sürekli yenilemeleri gerekiyor. İşte bu anlayışla arkadaşlarımız son iki yıldır ödül sürecini baştan sona yeniden ele aldılar. Yeni yapıda firmalar yalnızca bir ödül için yarışmayacak. Aynı zamanda kendi yenileşim kapasitelerini objektif bir şekilde değerlendirme fırsatı bulacaklar. Belki de sürecin en önemli çıktısı burada. Çünkü her katılımcı firma, süreç sonunda detaylı bir değerlendirme raporu alacak. Bu rapor; mevcut durumunu, güçlü yönlerini, gelişim alanlarını, gelecekteki potansiyelini ortaya koyacak. Açıkçası biz bunu ödülün kendisi kadar, hatta bazı durumlarda daha da değerli buluyoruz. Firmalar adeta kurumsal bir "yenileşim ekspertizi" yaptırmış olacaklar. Başvuru ve süreçle ilgili tüm bilgilere www.busiad.org.tr adresinden ulaşabilirsiniz.” diye konuştu. BUSİAD Yenilikçilik ve Yaratıcılık Uzmanlık Grubu Başkanı Tuğba Demirsu Yücetürk de, “Çalışma grubumuz; farklı sektörlerden gelen profesyonellerden, yöneticilerden ve akademisyenlerden oluşan, gönüllülük esasıyla çalışan bir yapı. Her üyemiz, kendi deneyimini ve uzmanlığını bu sürece katkı olarak sunuyor” dedi. Yücetürk, “Bu yıl özellikle şunu önemsiyoruz: Yenileşim yalnızca yeni bir ürün geliştirmek ya da teknoloji kullanmak değildir. Yenileşim; liderlikten stratejiye, çalışanların sürece katılımından iş birliklerine, kaynakların yönetiminden süreçlerin iyileştirilmesine kadar kurumun tamamını ilgilendiren bir dönüşüm alanıdır. Bu nedenle Bursa Yenileşim Ödülü değerlendirme süreci de yedi temel ölçüt üzerinden yürütülüyor: Stratejik yönelim ve bağlam, yenileşim kültürü ve yetkinlik gelişimi, ekosistem ve kaynakların yönetimi, operasyonel çeviklik ve süreçlerde yenileşim, bilgi ve teknolojilerin adaptasyonu, sürdürülebilirlik ve toplumsal etki ve son olarak iş sonuçları.” dedi. Yücetürk, başvuruların 30 Haziran 2026’ya kadar süreceğini de kaydederek, Verilecek ödülün de oyma sanatçısı U.Ü. Eğitim Fakültesi Emekli Öğ.Gör. Memet Erdoğdu’nun elinde şekillendiğini belirtti. Yücetürk, “Ödül heykeli; Osmanlı devletinin kuruluşuna tanıklık eden ve devlet kurulurken dikilen ağaçlardan olduğu bilinen tarihi Dua Çınarı ’nın günümüze kalan son parçaları kullanılarak hazırlandı. Kullanılan malzeme ve el işçiliği nedeniyle her bir ödül heykeli orijinal ve tek olma özelliği taşıyor. Çelik zemin üzerindeki doğal taş kaidesinde yükselen fidan şeklindeki heykel; yeniden doğumu, sonsuzluğu, gücü ve dayanıklılığı simgeliyor. Yenileşim (inovasyon) gibi kendi içinde sürekli yenilik yaparak var olmayı anlatan heykel, aynı zamanda dönüşüme de vurgu yapıyor.” Yücetürk son olarak “Tüm işletmelerimizi, kendilerini bugünün yenileşim anlayışıyla değerlendirmek ve Bursa’nın dönüşüm hikâyesinde yer almak üzere bu sürece katılmaya davet ediyoruz” diye sözlerini bitirdi.

Bursalı marketçiler denetime her zaman açık Haber

Bursalı marketçiler denetime her zaman açık

Bursa Perakendeciler Derneği (PERDER), Üye İstişare Toplantılarına yenisini ekledi. Bursa Ticaret İl Müdürü İsmail Aslanlar’ın konuk olduğu organizasyon, yoğun katılımla gerçekleşti. Kent Boringer firması yöneticileri de yeni iş birliklerinin temelini attı. ‘HIZLI BİR DÖNÜŞÜM VAR’ Türkiye Perakendeciler Federasyonu Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı ve Bursa PERDER Yönetim Kurulu Başkanı Haşim Kılıç, Üye İstişare Toplantısında yaptığı konuşmada, “Her sektör için olduğu gibi perakendede de değişim ve dönüşüm, hızlı şekilde gerçekleşiyor. Bu dönüşüm sürecinde atılım yapmak adına günlük ticari faaliyetlerimiz ile ilgili değerli bürokratları üyelerimiz ile bir araya getiriyoruz. Şehrimize çok kıymetli hizmetleri olan Ticaret İl Müdürümüz Sayın İsmail Aslanlar, denetimlerle ilgili çok önemli bilgiler paylaştı. Biz marketler olarak denetimlere her zaman açığız. Bizimle paylaşılan bilgilerin, rehber niteliğinde olduğunun farkındayız. Bu organizasyonumuzda birçok üyemizin tedarikçisi olan Soyyiğit Grup-Kent Boringer’in yöneticileriyle de yeni iş birliklerini masaya yatırdık. Bürokratlar ve tedarikçilerle üyelerimizi bir araya getirmeye devam edeceğiz.” diye konuştu. ‘KURALLI TİCARET KAZANDIRIR’ Bursa PERDER üyelerinin günlük ticaret akışında karşılaştıkları konular ile ilgili sorular yönelttiği Ticaret İl Müdürü İsmail Aslanlar da “Piyasa dengesini sağlamak, tüketicilerin hak ve menfaatini korumak, yasal ticareti desteklemek ve kurallara uyan esnafımızı da korumak adına çalışmalar yapıyoruz. Marketlerdeki denetim mekanizmasını da bu bakış açısıyla işletiyoruz. Ticaretin her alanında varız. Bu bağlamda Bursa PERDER ile gerekli bilgi paylaşımlarını yapıyoruz. Tek amacımız, ticaretin piyasa dengesini bozmayacak şekilde yapılmasını ve gelişmesini sağlamak. Sayın Haşim Kılıç’ın organize ettiği bilgilendirme toplantısı da bu anlamda çok isabetli oldu. Unutmayalım ki kurallı ticaretten herkes kazançlı çıkar.” dedi. Ticaret İl Müdürlüğü yetkilileri de Hal Kayıt Sistemi ile ilgili bilgilendirmede bulundu. YENİ İŞ BİRLİKLERİ YOLDA Etkinliği Bursa PERDER Üyesi Burvan Toptan ile üstlenen Kent Boringer firmasının Satış ve Pazarlamadan Sorumlu Genel Müdür Yardımcısı Aydın Soyyiğit ise faaliyetleri hakkında bilgi verirken Bursa ile örnek iş birliklerinin olduğunu ve bunu önümüzdeki süreçte daha da geliştirmeyi arzu ettiklerini dile getirdi. Pazarlama Müdürü Ceren İnan da ticari işleyiş hakkında sunum yaptı. Sektörel yayın kuruluşu Ortak Alan’ın (ortakalan.org) Kurucu Genel Müdürü Babur Akyol ise platform hakkında sunum yaparken üye olunması durumunda önemli kazanımlar sağlanacağını anlattı.

Bursa İnegöl'de Başkan Taban’dan İnesmek kursiyerlerine ziyaret Haber

Bursa İnegöl'de Başkan Taban’dan İnesmek kursiyerlerine ziyaret

Bursa'da İnegöl Belediye Başkanı Alper Taban, İnegöl Belediyesi Sanat ve Meslek Eğitimi Kursları (İNESMEK) kapsamında yürütülen eğitim faaliyetlerini yerinde incelemek üzere Beşinci Mevsim Kültür Sanat Merkezindeki kurs merkezlerini ziyaret etti. Bu yıl Beşinci Mevsim Kültür Sanat Merkezi ile birlikte; Gençlik Merkezi, Alanyurt Yunus Emre Kurs Merkezi ve Huzur Mahallesi Kurs Merkezinde 4 ayrı noktada devam eden kurslarda hem kişisel gelişim hem de mesleki anlamda eğitimler veriliyor. Alanyurt Köy İçi Kurs Merkezinde ise devam eden meydan düzenleme projesi nedeniyle bu yıl eğitime ara verildi. Belediye Başkanı Alper Taban, Beşinci Mevsim Kültür Sanat Merkezinde devam eden 12 ayrı kursu ziyaret ederek kursiyerlerle bir araya geldi. Sınıfları tek tek gezerek kursiyerlerle buluşan Başkan Taban hem kursiyerlerle sohbet etti hem de yürütülen çalışmalar hakkında bilgi aldı. YAŞAYAN EĞİTİM MERKEZİ İnegöl Belediyesi bünyesinde her yaştan vatandaşa eğitim imkanı sunan İNESMEK’in, hayat boyu öğrenme anlayışını yaşatan önemli bir merkez olduğunu ifade eden Başkan Taban, “Burada her kapının ardında farklı bir alanda eğitim devam ediyor. Sabah 10.00’da başlayan kurslarımız, sabah, öğlen, akşam ve tam gün gruplarıyla 21.30’a kadar sürüyor. Günün her saatinde sınıflarımızda eğitim var. Burası tam manasıyla yaşayan bir eğitim merkezi” dedi. 847 KURSİYER EĞİTİM ALIYOR 2025-2026 eğitim öğretim dönemine ilişkin bilgiler de paylaşan Başkan Taban, bu yıl 25 usta öğretici eşliğinde 16 farklı branşta, 41 grupta toplam 847 kursiyerin eğitim aldığını belirtti. İNESMEK’in sadece bir kurs merkezi olmadığını vurgulayan Başkan Taban, “Gelişim, değişim ve dönüşüm hayatın her aşamasında var. Öğrenme ise hayat boyu devam eden bir süreç. İNESMEK de bu anlayışla hem kişisel gelişime katkı sunan hem de vatandaşlarımızı meslek sahibi yapan bir merkez. Burada eğitim alarak öğrendikleriyle aile bütçesine katkı sağlayan, meslek edinen vatandaşlarımız var. Bu tablo bizleri son derece mutlu ediyor” diye konuştu.

YÖK Başkanı Erol Özvar: Lisans eğitiminin üç yıla indirilmesiyle alakalı daha somut adımlar atabileceğimize inanmaktayım Haber

YÖK Başkanı Erol Özvar: Lisans eğitiminin üç yıla indirilmesiyle alakalı daha somut adımlar atabileceğimize inanmaktayım

YÖK Başkanı Prof. Dr. Erol Özvar, yükseköğretim sisteminde son dönemde stratejik bir değişim ve dönüşüm süreci yaşadıklarını ifade ederek, "Dünya değişiyor, Türkiye değişiyor. Bununla birlikte üniversitelerin oynayacakları roller, üstlenecekleri sorumluluklar da yeniden tanımlandı. Yükseköğretim sistemleri artık yalnızca eğitim-öğretim faaliyetlerinin yürütüldüğü yapılar olmaktan çıkmaya başladı. Üniversiteler bilgi üretiminin, ekonomik gelişmenin, toplumsal dönüşümün ve küresel rekabetin merkezinde yer alan stratejik kurumlar haline gelmeye başladı. Bu değişim üniversitelerimizi hem kendi iç yapılarını hem de toplumla ve dünyayla kurdukları ilişkiyi yeniden düşünmeye zorlamaktadır" dedi. "Lisans eğitiminin süresiyle alakalı çalışma başlattık" Yükseköğretim Kurulu olarak, yükseköğretim sistemini tüm paydaşlarıyla birlikte nicelik merkezli büyüme anlayışından çıkardıklarını vurgulayan Özvar, "Kalite, istihdam uyumu ve toplumsal katkıyı esas alan bir yaklaşımı kararlılıkla hayata geçiriyoruz. Bu dönüşüm sürecinde önemli gündem maddelerimizden birisi bildiğiniz üzere lisans eğitiminin süresiyle alakalı yapılan çalışmaları başlatmak olmuştur. Geçtiğimiz yılın Ekim ayında düzenlenen Üniversitelerarası genel kurul toplantısında bu konudaki düşüncelerimi ayrıntılı bir biçimde paylaşmış, üniversitelerimizden bu konuda çalışma yapmalarını rica etmiştim. İlerleyen süreçte istişarelerimize ve değerlendirmelerimize devam etmekteyiz. ÜAK bünyesinde oluşturulan komisyon da bu konu üzerinde bir süredir çalışmalarına devam ediyor. Bu çalışmaların belirli bir olgunluğa ulaştığını ve artık bunların üzerinde tartışabileceğimizi düşünüyorum" şeklinde konuştu. "Kontenjan konusunu yalnızca sayısal bir mesele olarak değil" Lisans eğitiminin üç yıla indirilmesinin çok boyutlu bir mesele olduğunu vurgulayan YÖK Başkanı Prof. Dr. Erol Özvar, şöyle" Müfredatların sadeleştirilmesi, program kredilerinin yeniden değerlendirilmesi ve mevzuat düzenlemeleri gibi pek çok hususun dikkatle ele alınması gereken bir alana işaret etmektedir. Kamuoyu tarafından büyük merakla beklenen bu konuyla ilgili çalışmalardan istifade ederek artık daha somut adımlar atabileceğimize inanmaktayım. Yürüttüğünüz stratejik dönüşümün önemli bir boyutu da yükseköğretim programlarına ilişkin son yıllarda hayata geçirdiğimiz kontenjan politikalarıdır. Bu konuyla ilgili kapsamlı değerlendirmelerimi kısa bir süre önce hem kamuoyuyla paylaştım. Çok kısa şekilde bir kez daha ifade etmek isterim; kontenjan konusunu yalnızca sayısal bir mesele olarak değil, ülkemizin insan kaynağı planlamasının stratejik bir unsuru olarak ele almaktayız. Üniversitelerimizin akademik ve fiziki kapasitesi, iş gücü piyasasının ihtiyaçları ve geleceğin meslek alanları birlikte değerlendirilerek çok dengeli ve rasyonel bir planlama yapmaktayız. Bu süreci ilgili tüm kamu kurumlarıyla, sektör temsilcileriyle ve sivil toplum örgütleriyle yakın iş birliği içerisinde yürüttüğümüzü ve yürüteceğimizi de bilmemizi isterim. Amacımız mezunlarımızın istihdam imkanlarını güçlendiren, ülkemizin kalkınma hedefleriyle uyumlu ve sürdürülebilir bir yükseköğretim yapısı oluşturmaktır. Bu bakımdan başkanlığımıza ulaşan her türlü kontenjan ve yeni program açma taleplerini bu hususları göz önüne almak suretiyle değerlendirdiğimizi bilmenizi isterim" şeklinde konuştu. "Lisans programlarının içerik yapısının yeniden ele alınması" Kontenjanlar konusunda yaptıkları yeni düzenlemelerin, yükseköğretim sistemimizin karakteristik bir kısım özelliklerine de zarar vermeden ilerlemesi gerektiğini vurgulayan YÖK Başkanı Prof. Dr. Erol Özvar, sözlerini şöyle sürdürdü, "Türk Yükseköğretim sistemimizin Sayın Cumhurbaşkanımızın, Recep Tayyip Erdoğan’ın hükümetleri esnasında yükseköğretime yönelik yapmış olduğu yatırımlar sayesinde kazanmış olduğu erişilebilirlik vasfının zedelenmesini istemiyoruz. Yani üniversitelerimize hak eden, kazanan bütün gençlerimizin girebilmesini, okuyabilmesini fevkalade önemli bir öncelik olarak değerlendirdiğimizi de bilhassa ifade etmek isterim. Bizim kontenjanlar konusunda yapmış olduğumuz çalışma hiç şüphesiz birazdan da değineceğim gibi program ve bölüm açma ve kapatmayla yakından alakalıdır. Yükseköğretimdeki stratejik dönüşümün en önemli aşamalarından biri de biraz önce ifade ettiğim üzere lisans programlarının içerik yapısının yeniden ele alınmasıdır. Artık yalnızca teorik bilgiye dayalı bir eğitim anlayışının yeterli olmadığı açıkça görülmektedir. Öğrencilerimizi daha erken dönemde uygulama ile buluşturan, onları proje üretmeye teşvik eden ve gerçek hayat problemleriyle temas ettiren bir eğitim modeline geçişi gerekli görmekteyiz. Öğrencilerimizin çok sayıda ancak derinlik ve beceri kazandırmayan derslerle meşgul etmek yerine onların yeteneklerini ortaya koyabilecekleri, proje geliştirebilecekleri ve üretkenliklerini artırabilecekleri bir yapı kurmamız fevkalade önemlidir." "Öğrencilerin doğrudan üretim süreçlerine katıldığı bir model" Günümüz dünyasında ve ülkemizde yükseköğretimin en önemli meselelerinden biri olan uygulamalı eğitime de özel bir önem verdiklerini söyleyen Özvar, " Daha önce detaylarını paylaştığım üzere kısa süreli ve çoğu zaman sembolik kalan staj uygulamaları yerine öğrencilerin doğrudan üretim süreçlerine katıldığı, gerçek iş ortamlarında deneyim kazandığı bir modeli yaygınlaştırdığımızı, hep birlikte yaygınlaştırdığımızı burada kamuoyuyla paylaşabiliriz. Bu dönüşümün merkezinde iş yeri temelli uygulamada mesleki eğitim anlayışı yatmaktadır. Daha önceki buluşmamızda ön lisans ve lisans programlarında bir ya da iki dönemi kapsayan uygulamalı eğitim modellerini devreye alacağımızı ifade etmiştim. Bu konudaki çalışmalarımıza hız kesmeden devam etmekteyiz. Gördüğümüz tablo şudur, sadece ön lisansta değil, lisansta da uzun süreli iş yerine, mesleki eğitime ağırlık verilen program veya bölümlerden mezun olan öğrencilerimizin istihdam oranları yükselmektedir. Bu gerçek apaçık bir şekilde ortaya çıktığına göre bütün üniversitelerimizin artık ortaya koyduğumuz bu vizyon ve perspektifle 3 + 1 hatta 2 + 2, 7 + 1 hatta 6 + 2 modelini hayata geçirmek için gerekli çalışmaları başlatmaları gerektiğini kendilerinden beklediğimizi bu toplantı vesilesiyle sizlere sunmak isterim. Eğitim öğretimleri esnasında uygulamayla, meslekle tanışan henüz istihdam piyasasına iş aramaya çıkmadan önce işverenle, işletmeyle, firmalar, iş ortamıyla tanışan öğrencilerimizin iş yeri sahiplerince de, işletme sahiplerince de benimsendiği bütün bize intikal eden bilgilerden, verilerden, geri dönüşlerden anlaşılmaktadır. Bu artık üniversitelerimizin bilgi aktarma, bilgi sunma faaliyetlerinin yanı sıra beceri kazandıracak etkinliklere daha fazla ağırlık vermesi gerektiğini de kıymetli arkadaşlarım göstermektedir. Bu konuda Üniversitelerarası Kurul olarak inşallah gerekli çalışmaları yapacağınıza canı gönülden inanmak lazım. Mesleki eğitimden bahsettiğimizde organize sanayi bölgeleri içinde kurduğumuz OSB-MYO’lar öne çıkan bir diğer başlıktır. OSB yani organize sanayi bölgelerindeki meslek yüksekokulu modelimiz eğitim ile üretim arasındaki bağı güçlendiren en başarılı örneklerden biri olarak yükseköğretim sistemimizde önemli bir seviyeye ulaşmış bulunmaktadır. Bu modeli daha da yaygınlaştırmak önceliklerimiz arasında bulunmaktadır. Bu yönde atılacak adımları görüşmek üzere şubat ayında OSBÜK yönetimi Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı yetkilileri ile üniversite temsilcilerimizin katılımlarıyla başkanlığımızda fevkalade verimli bir toplantı gerçekleştirdik. OSB-MYO modelini daha fazla yaygınlaştırmak ve güçlendirmek için çalışmalarımıza devam edeceğimizi ifade etmek isterim" dedi. "2026 alan bazlı dünya üniversite sıralamasında Türkiye’den 11 üniversitemiz var" Uluslararası sıralamaları tek başına bir hedef olarak, amaç alarak görmediklerini ve her vesileyle her platformda ifade etmeye çalıştıklarını söyleyen Özvar, "Ancak üniversitelerimizin bilimsel üretim kapasitesini ve küresel rekabet gücünü göstermesi bakımından önemli de bulduğumuzu ifade etmek isterim. Bu alanda kaydettiğimiz yükselişin sürdürülebilir olması fevkalade önemli bir konudur. Bunun için tüm üniversitelerimizin gayret göstermesi hepimiz açısından beklenen bir faaliyettir. Bu konuda son dönemde memnuniyet verici neticeler aldığımızı gözlemlemekteyiz. Uluslararası bir sıralama kuruluşu tarafından bu hafta açıklanan 2026 alan bazlı dünya üniversite sıralamasında Türkiye’den 11 üniversitemiz bizim, farklı alanlarda ilk 500 içinde yer alması çok kıymetli bir gelişme veya haberdir. 100’ün üzerinde ülkeden yaklaşık 1.900 üniversitenin değerlendirmeye alındığı bu kapsamlı çalışmada elde edilen başarı üniversitelerimizin küresel akademik rekabette giderek daha güçlü bir konuma yükseldiğini ortaya koymaktadır. Üniversitelerimiz, bunu da ifade etmek isterim, küresel ölçekte sadece rekabetle öne çıkmamaktadır. Üniversitelerimiz belki ondan daha fazla oranda uluslararası iş birliği, ortak çalışmalarla temayüz etmektedir. Biz rekabetin iş birliğine bir alternatif olduğunu düşünmüyoruz. Tam aksine uluslararası iş birlikleri ve belki uluslararası rekabetten üniversiteler bakımından çok daha kıymetli olduğunu düşünüyoruz ve bütün gayretlerimizi bu çerçevede yoğunlaştırıyoruz. Mühendislik ve teknoloji alanında İstanbul Teknik Üniversitesi 91. sıraya yükselerek dünyada ilk 100’e girme başarısı göstermiş; Ortadoğu Teknik Üniversitesi 103. , Boğaziçi Üniversitesi 236. , Koç Üniversitesi 243. , Sabancı Üniversitesi 266. , Yıldız Teknik Üniversitesi 273. , Bilkent Üniversitesi 290. ve Hacettepe Üniversitesi 364. sırada yer almıştır. Bu alanda toplam 8 üniversitemiz ilk 500 içerisindedir. Sanat ve beşeri bilimler alanında ise Ortadoğu Teknik Üniversitesi 242. , İstanbul Üniversitesi 279. , İTÜ İstanbul Teknik Üniversitesi 284. sırada yer almıştır. Hacettepe Üniversitesi ve Boğaziçi Üniversitesi 305. sırayı paylaşmış, Koç Üniversitesi 383. , Ankara Üniversitesi 391. sıradan listeye girmiştir. Bilkent Üniversitesi 401 - 450 , Gazi Üniversitesi ise 451 - 500 bandında yer almıştır. Bu alanda toplam 9 üniversitemiz ise ilk 500 içerisinde yer almayı başlamıştır. Sosyal bilimler ve işletme alanına gelince; Ortadoğu Teknik Üniversitesi 173. , Boğaziçi Üniversitesi 217. , Koç Üniversitesi 252. , Bilkent Üniversitesi 278. , İstanbul Üniversitesi 346. sırada yer almış; İstanbul Teknik Üniversitesi ve Sabancı Üniversitesi 353. sırayı paylaşmıştır. Hacettepe Üniversitesinin 401 - 450 ve Ankara Üniversitesinin 451 - 500 bandında yer almasıyla bu kategoride, bu alanda 9 üniversite ile geniş bir temsil sağlanmıştır. Fen bilimleri ve tıp alanında da benzer bir tabloyla karşı karşıya olduğumuzu ifade etmek isterim. Hacettepe Üniversitesi 308. , Ankara Üniversitesi 390. sırada yer alırken; İstanbul Üniversitesi de 451 - 500 bandında listeye girmiştir. Bu alanda ilk 500’de yer alan toplam üniversite sayımız 3’tür. Son olarak doğa bilimleri alanında ise İstanbul Teknik Üniversitesi 251. , Ortadoğu Teknik Üniversitesi 300. sırada yerleşmiş; Ankara ve Hacettepe üniversiteleri de 451 - 500 bandında kendilerine yer bularak bu alanda ilk 500’e giren 4 üniversite arasında yer almıştır" dedi. "Yapay zeka, veri bilimi, siber güvenlik ve dijital teknolojiler önemli" Tüm bu verilerin üniversitelerin farklı disiplinlerde uluslararası ölçekte görünürlük kazandığını ve alan bazlı değerlendirmelerde iyi bir seviyeye ulaştığını net bir şekilde ortaya koyduğunu söyleyen YÖK Başkanı Prof. Dr. Erol Özvar, rektörlere seslenerek "Ancak daha iyi neticeler elde etmek için hep birlikte gayret göstermeye devam etmeliyiz. Yapay zeka, veri bilimi, siber güvenlik ve dijital teknolojiler gibi alanlarda çalışmalarımız yoğun bir biçimde devam etmektedir. Bu alanlarda açılan yeni programların sürdürülebilirliği için nitelikli akademik insan kaynağının yetiştirilmesi kritik bir ihtiyaç haline gelmiştir. Buna dair kadro izinleri Maliye Bakanlığı ile Cumhurbaşkanlığı strateji ve bütçe başkanlığından alınmış bulunmaktadır. Öğretim elemanı yetiştirmek için farklı disiplinlerden mezunların bu alanlara yönlendirilmesini sağlayacak lisansüstü eğitim imkanlarını genişleteceğimizi bu vesileyle kamuoyuyla paylaşmak isterim. Yakın zamanda yürürlüğe giren düzenlemelerle birlikte doktora eğitimine ilişkin önemli bir yapısal değişikliği de hayata geçirdiğimizi bu vesileyle dile getirmek isterim. Öncelikli alanlarda doktora öğrencisi seçimi için merkezi bir sınav sistemi getiriyoruz. Bu yıl inşallah bunu başlatmış olacağız. Bu düzenleme ile doktora eğitimine giriş sürecinin daha şeffaf, ölçülebilir ve nitelik odaklı bir yapıya kavuşturmayı hedeflemekteyiz. Aynı zamanda bu sistem araştırma görevlisi kadrolarının stratejik alanlara yönlendirilmesini sağlayarak ülkemizin ihtiyaç duyduğu insan kaynağının daha planlı bir şekilde yetişmesine katkı sunacaktır. Bununla birlikte lisansüstü eğitim mevzuatında gerçekleştirdiğimiz değişikliklerle doktora programlarına kabul süreçleriyle akademik kadro planlaması arasında daha bütüncül ve eşgüdümlü bir yapı oluşturuyoruz. Bu yaklaşım yükseköğretim sistemimizin uzun vadeli sürdürülebilirliği açısından fevkalade önemli bir başlık olarak önümüzde durmaktadır. Eğitim programlarının yeniden yapılandırılması, uygulamalı eğitimin güçlendirilmesi, kontenjan planlaması, akademik insan kaynağının geliştirilmesi ve kalite odaklı yönetim anlayışı gibi konular stratejik dönüşüm sürecinin tamamlayıcı unsurları arasında yer almaktadır. Bu süreçte Üniversitelerarası Kurulun ve siz kıymetli rektörlerimizin rolünün fevkalade önemli olduğu açıktır. Başkanlığımız tarafından ortaya konulan politikaların sahada karşılık bulması, üniversitelerimizin bu süreci sahiplenmesiyle ancak mümkün hale gelecektir. Bu nedenle sizlerden istirhamım bu dönüşüm gündemine güçlü bir şekilde sahip çıkmanızdır, belirlediğimiz hedeflere hep birlikte ortak akılla ulaşacağız" diye konuştu

Bursa Yıldırım'da Mimarsinan 2. Etap için ilk imzalar atıldı Haber

Bursa Yıldırım'da Mimarsinan 2. Etap için ilk imzalar atıldı

Yıldırım Belediyesi tarafından yürütülen Mimarsinan 2. Etap Kentsel Dönüşüm Projesi’nin ilk adımı atıldı. Mimarsinan Mahallesi’nde 14 bin metrekarelik alanda hayata geçirilecek proje kapsamında; 30 bina ve 100 bağımsız bölüm yıkılarak, 160 daire, 103 araçlık kapalı otopark, açık otopark ve 555 metrekarelik park yapılacak. Yıldırım Belediyesi tarafından bölgede bulunan 64 hak sahibi ile görüşmeler devam ederken ilk imzalar da atıldı. Proje’nin ilk anlaşması; Yıldırım Belediye Başkanı Oktay Yılmaz ile bölgedeki hak sahibi Ali Kaytan arasında imzalandı. ÖNCE İKNA SONRA İNŞA İmar uygulamaları, kurumlar arası iş birliği, insan odaklı projelerle Bursa ve Türkiye’de kentsel dönüşüme örnek olduklarını vurgulayan Yıldırım Belediye Başkanı Oktay Yılmaz, “Bakanlıklarımız ve özel sektör desteği ile ilçemizin bölgesel özelliklerini de göz önünde bulundurarak, projeler hazırlıyor ve uyguluyoruz. Bu projelere başlarken temel kıstasımız ise hemşehrilerimizin rızası. Mimarsinan Mahallesi 1. Etap Kentsel Dönüşüm Projesi’ni yüzde 100 uzlaşma ile hayata geçirdik. Yine bu projemizi çok kısa bir sürede tamamladık” dedi. Kentsel dönüşümün bir zorunluluk olduğunun altını çizen Başkan Yılmaz, “Kentsel dönüşüm şehrimiz için ülkemiz için zaman kaybetmeden hayata geçirilmeli. Ancak bu zorunluluğu insanlarımız için bir dayatmaya dönüştürmüyoruz. Projelerimizi, hemşehrilerimize anlatıyor, onların sürece aktif olarak katılımını sağlıyoruz. Yine insanlarımıza gerek yapım süresi gerekse kalite noktasında verdiğimiz teminatlara harfi harfine uymaya gayret ediyoruz. Bu yaklaşım da hak sahipleri ile belediyemiz arasında bir güven iklimi oluşturdu. Kentsel dönüşüm deyince tereddüt yaşayan, korkuları olan insanlarımız, artık belediyemize gelerek kendileri dönüşüm talep ediyor. İnsanlarımızın bu güveni ve memnuniyeti kentsel dönüşüm hamlemizdeki en önemli gücümüz. İnsanlara güvenli modern, ulaşılabilir konforlu yaşam alanları oluşturmaya devam edeceğiz” diye konuştu.

Bursa iş dünyasından ortak akıl buluşması Haber

Bursa iş dünyasından ortak akıl buluşması

BTSO tarafından hayata geçirilen Bursa Business School ev sahipliğinde gerçekleştirilen toplantıda üretim, ticaret, sanayi ve ihracat başlıklarında güncel gelişmeler değerlendirildi. Toplantının açılışında konuşan BTSO Yönetim Kurulu Başkanı İbrahim Burkay, küresel ölçekte yaşanan jeopolitik kırılmalar ve ekonomik değişimlere dikkat çekerek, “Tarih kitaplarında yer alacak bir dönemin içindeyiz. Gerçek bağımsızlık; teknoloji üretme kapasitesi ve güçlü üretim ekosistemiyle mümkündür.” ifadelerini kullandı. Burkay, rekabetin artık ülkelerden şehirlere kaydığını belirterek, Bursa’nın üretim kültürü ve insan kaynağıyla bu dönüşümün merkezlerinden biri olabileceğini söyledi. “Ya dönüşümü yöneten olacağız ya da değişimi uzaktan izleyeceğiz.” dedi. LOJİSTİK TEKNOPARK MODELİ Burkay, BTSO öncülüğünde Girişim Sermayesi Yatırım Fonu modeliyle hayata geçirilen Türkiye’nin en büyük Lojistik Teknopark projesinin yeni ekonomik düzenin somut bir örneği olduğunu belirtti. Projenin; gümrüksüz sahalar, entegre antrepo sistemi, ileri teknoloji ve veri yönetimi altyapısıyla üretim ile küresel pazarlar arasındaki süre ve maliyeti azaltacağını kaydeden Burkay, “Lojistik ile teknolojiyi aynı zeminde buluşturarak Bursa’yı bölgesel bir üs haline getiriyoruz.” dedi. İLÇELERDEN DESTEK MESAJI İnegöl Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Yavuz Uğurdağ, dönüşüm sürecinde ortak akıl vurgusu yaparak Lojistik Teknopark’ın ihracatçılar için önemli bir altyapı sağlayacağını ifade etti. Orhangazi Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Erol Hatırlı ise fon modelinin odalar açısından da değerli olduğunu belirterek projeye destek verdi. Gemlik Ticaret Borsası Başkanı Özden Çakır, zeytin ve zeytinyağında ihtisaslaşmanın önemine dikkat çekerek lisanslı depoculuk ve ürün ihtisas borsası çağrısı yaptı. Bursa Ticaret Borsası Başkan Yardımcısı İsmail Aslım ise iklim krizinin tarımsal üretime etkilerine değinerek drone destekli ve kapalı sistem üretim modellerinin yaygınlaştırılması gerektiğini söyledi. Yenişehir Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Orhan Torun da Yenişehir’in lojistik ve tarım potansiyeline işaret ederek planlı yatırımlarla ilçenin bölgesel bir merkez haline gelebileceğini dile getirdi.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.