SON DAKİKA
Hava Durumu

#Doğal Yaşam

Bursa Digital, Bursa Haber, Bursa Son Dakika - Doğal Yaşam haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Doğal Yaşam haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Nilüfer Karacaoba'da Umut Ağacı Sahipsiz Hayvanlar Doğal Yaşam ve Sahiplendirme Merkezi, can dostları ağırlamaya başladı. Haber

Nilüfer Karacaoba'da Umut Ağacı Sahipsiz Hayvanlar Doğal Yaşam ve Sahiplendirme Merkezi, can dostları ağırlamaya başladı.

Nilüfer Belediyesi, kentteki sahipsiz hayvanların bakım, tedavi ve rehabilitasyon süreçlerini daha nitelikli hale getirmek amacıyla yeni bir yatırımı hayata geçirdi. Karacaoba Mahallesi’nde 49 bin 500 metrekarelik geniş bir arazi üzerine kurulan Umut Ağacı Sahipsiz Hayvanlar Doğal Yaşam ve Sahiplendirme Merkezi, kapılarını can dostlara açıyor. Tesis, 3 bin sahipsiz hayvana ev sahipliği yapabilecek kapasitesiyle öne çıkıyor. Merkezde, hayvanların dar alanlara sıkışmadan özgürce gezebilecekleri alanlar oluşturuldu. Tesisin fiziki yapısında hayvan refahı en üst düzeyde gözetilerek zemin yapısı, gölgelikler, özel gözlem noktaları ile kaçış ve saklanma alanları titizlikle planlandı. Ayrıca merkezde, mevzuat ve yönetmeliklerin belirlediği standartların üzerinde bir alan hayvanların kullanımına ayrıldı. AKADEMİK İŞ BİRLİĞİ Merkezin işletilmesi ve veterinerlik hizmetlerinin yürütülmesinde Bursa Uludağ Üniversitesi (BUÜ) Veteriner Fakültesi ile de protokole imza atıldı. Bu iş birliği sayesinde tesisteki teşhis, tedavi, kısırlaştırma, aşılama ve rehabilitasyon süreçlerine bilimsel bir altyapı kazandırıldı. Merkezde görev yapacak uzman veteriner hekimler ve eğitimli personel, canlıların sağlık ve bakım süreçlerini akademi desteğiyle yürütecek. Merkeze verilen “Umut Ağacı” ismi ise anlamlı bir simgeye dayanıyor. Merkezden bir can dostunu sahiplenen her vatandaş, alan içerisinde yer alan ağaca bir hatıra kurdelesi bağlayacak. Bu kurdeleler, sokaktan kurtarılan sıcak bir yuvaya kavuşan her canlı için simgesel bir umut ışığı ve hatıra olarak yaşatılacak. BAŞKAN ŞADİ ÖZDEMİR’DEN SAHİPLENME ÇAĞRISI Nilüfer Belediyesi’nin can dostlara yönelik vizyonunu aktaran Nilüfer Belediye Başkanı Şadi Özdemir, yeni merkezin taşıdığı önem hakkında şöyle konuştu: “Nilüfer’de yaşamı sadece hemşehrilerimiz için değil, bu kenti birlikte paylaştığımız sahipsiz can dostlarımız için de güvenli kılmayı temel bir sorumluluk olarak görüyoruz. Umut Ağacı Sahipsiz Hayvanlar Doğal Yaşam ve Sahiplendirme Merkezi, hayvanların dar alanlara hapsedilmediği, doğayla iç içe özgürce yaşayıp sağlıklarına kavuşabileceği modern bir tesis olarak tasarlandı. Amacımız sadece geçici bir bakım sunmak değil, bu canları sevgi dolu ve kalıcı yuvalarla buluşturmaktır. Tüm vatandaşlarımızı merkezimizi ziyaret etmeye ve bir can dostumuzu sahiplenerek ona sıcak bir yuva açmaya davet ediyorum.”

Ren Nehri'nde kuraklık alarmı: Su seviyesi rekor seviyede düştü Haber

Ren Nehri'nde kuraklık alarmı: Su seviyesi rekor seviyede düştü

Almanya'nın en önemli su yollarından Ren Nehri, haftalardır etkili olan sıcak hava dalgası ve yetersiz yağışların ardından ciddi bir kuraklıkla karşı karşıya kaldı. Nehirdeki su seviyesinin bazı ölçüm noktalarında tarihi düşük değerlere ulaşması, başta taşımacılık olmak üzere enerji, sanayi, turizm ve doğal yaşam açısından yeni riskleri beraberinde getirdi. Özellikle Köln, Düsseldorf ve Duisburg çevresindeki ölçüm istasyonlarında kaydedilen düşük seviyeler, Ren Nehri'ndeki su kaybının boyutunu ortaya koydu. Köln'deki ölçüm istasyonunda salı sabahı su seviyesinin kısa süreliğine 66 santimetreye kadar gerilemesi, bölgedeki kuraklığın ulaştığı kritik noktayı gösterdi. Uzmanlar, sıcak hava koşullarının devam etmesi ve yeterli yağış alınamaması halinde önümüzdeki günlerde daha düşük seviyelerin görülebileceği uyarısında bulunuyor. Düşük su seviyesi yük taşımacılığını vurdu Ren Nehri, Almanya ve Avrupa'nın en önemli ticaret koridorlarından biri olarak çok sayıda yük gemisine ev sahipliği yapıyor. Nehir üzerinden taşınan petrol ürünleri, kimyasal maddeler, kömür, tahıl ve sanayi ürünleri, Almanya'nın üretim merkezleri açısından büyük önem taşıyor. Ancak su seviyesindeki sert düşüş, gemilerin taşıyabileceği yük miktarını ciddi şekilde azaltıyor. Nehirde seyreden yük gemileri, karaya oturma riskini azaltabilmek için normal kapasitesinin yalnızca yaklaşık yüzde 25 ila 40'ı oranında yük taşıyabiliyor. Bu durum, aynı miktardaki ürünün taşınabilmesi için daha fazla sefer yapılmasını zorunlu hale getiriyor. Sefer sayısındaki artış ise yakıt, personel ve operasyon maliyetlerini yükseltiyor. Bunun yanında nehir taşımacılığındaki yavaşlama, fabrikaların ihtiyaç duyduğu hammaddelerin zamanında ulaştırılmasını da zorlaştırıyor. Sanayi ve tedarik zincirleri baskı altında Ren Nehri'ndeki kuraklığın ekonomik etkisinin yalnızca taşımacılık sektörüyle sınırlı kalması beklenmiyor. Nehir güzergahında faaliyet gösteren sanayi tesislerinin önemli bir bölümü, hammadde ve ürün sevkiyatında Ren Nehri'ne bağlı durumda. Su seviyesinin kritik noktalara düşmesi, özellikle ağır ve yüksek hacimli ürünlerin taşınmasını güçleştiriyor. Taşımacılık maliyetlerindeki artışın zamanla ürün fiyatlarına da yansıması ihtimali bulunuyor. Bu nedenle Ren Nehri'ndeki kuraklık, Almanya'nın sanayi üretim kapasitesi ve Avrupa genelindeki tedarik zincirleri açısından yakından takip edilen bir risk haline geldi. Feribot seferleri durma noktasına geldi Kuraklığın etkileri günlük yaşamda da hissedilmeye başladı. Ren Nehri üzerinde çalışan bazı feribot hatlarında su seviyesinin kritik seviyeye inmesi nedeniyle seferler tamamen durduruldu. Bazı bölgelerde ise yalnızca daha hafif araçların taşınmasına izin veriliyor. Özellikle Rheinland-Pfalz eyaletindeki bazı feribot bağlantılarının askıya alınması, nehrin iki yakasında yaşayan vatandaşların ulaşımını doğrudan etkiliyor. Turistik yolcu gemileri de düşük su seviyesinden olumsuz etkileniyor. Bazı şirketler seferlerini iptal ederken, bazıları güzergah değişikliğine gidiyor veya belirli iskelelerde durmaktan vazgeçiyor. Enerji üretiminde de risk büyüyor Ren Nehri'ndeki su kaybı, enerji sektörü açısından da dikkat edilmesi gereken sonuçlar doğuruyor. Nehir suyunu soğutma amacıyla kullanan bazı enerji tesisleri, düşük su seviyesi ve yüksek su sıcaklığı nedeniyle çalışma kapasitelerini azaltmak zorunda kalabiliyor. Özellikle sıcak hava dönemlerinde su sıcaklığının yükselmesi, enerji santrallerinin çevreye bırakabileceği suyun sıcaklığı konusunda da ek kısıtlamalar oluşturabiliyor. Bu durum, enerji talebinin yüksek olduğu sıcak dönemlerde üretim kapasitesi üzerinde ilave baskı oluşturma potansiyeline sahip. Balıklar ve su ekosistemi tehdit altında Ren Nehri'ndeki kuraklığın en önemli sonuçlarından biri de ekolojik dengede görülüyor. Su miktarının azalması ve sıcaklığın yükselmesi, balıklar başta olmak üzere nehirde yaşayan canlıların yaşam alanlarını daraltıyor. Oksijen seviyesinin düşmesi de bazı türler açısından hayati risk oluşturabiliyor. Çevre kuruluşları, Ren Nehri'nin yalnızca Avrupa'nın önemli bir ticaret güzergahı olarak değerlendirilmemesi gerektiğini belirtiyor. Nehrin aynı zamanda geniş bir ekosisteme ve su kaynakları sistemine ev sahipliği yaptığına dikkat çekiliyor. Almanya için uzun vadeli su politikası çağrısı Ren Nehri'nde yaşanan son gelişme, iklim değişikliğinin su kaynakları üzerindeki etkilerini yeniden gündeme getirdi. Uzmanlara göre kısa süreli yağışlarla sorunun tamamen çözülmesi mümkün olmayabilir. Daha uzun ve sıcak yaz dönemlerinin yaşanması ihtimali, Almanya'nın su yönetimi konusunda yeni stratejiler geliştirmesini gerektiriyor. Çevre kuruluşları, ülke genelinde su kıtlığına karşı uzun vadeli bir ulusal plan hazırlanmasını ve nehirlerin yalnızca ekonomik değerleri üzerinden değil, ekolojik işlevleriyle birlikte korunmasını istiyor. Ren Nehri'ndeki su seviyesinin önümüzdeki günlerde nasıl seyredeceği, hem Almanya'nın ekonomik faaliyetleri hem de Avrupa'nın önemli tedarik zincirleri açısından kritik önem taşıyor. Yağışların yetersiz kalması halinde ulaşım ve sanayi üzerindeki baskının daha da artabileceği belirtiliyor.

Karacabey, Avrupa Leylek Köyleri Ağı’nda Güçlü Şekilde Temsil Edildi Haber

Karacabey, Avrupa Leylek Köyleri Ağı’nda Güçlü Şekilde Temsil Edildi

Avrupa Leylek Köyleri Ağı’nın Bulgaristan’daki 23. Uluslararası Buluşması’nda Karacabey’in doğal mirası, Eskikaraağaç Leylek Köyü, Yaren Leylek hikâyesi ve Uluabat Gölü’nün biyolojik zenginliği kapsamlı şekilde tanıtılırken, Karacabey’in 2028 yılında organizasyona ev sahipliği yapması önerisi de gündeme geldi. Belediye Başkan Yardımcısı Bora Akın, Başkan Fatih Karabatı’nın vizyonuyla Karacabey’in doğa turizminde örnek bir merkez haline gelmesi için çalışmaların kararlılıkla sürdüğünü vurguladı. Avrupa Doğal Yaşamı Koruma Vakfı (EuroNatur) koordinasyonunda yürütülen ve Avrupa’nın farklı ülkelerinden leylek köylerini bir araya getiren Avrupa Leylek Köyleri Ağı’nın (ESVN) 23. Uluslararası Buluşması, Bulgaristan’ın Filibe kentine bağlı Belozem kasabasında gerçekleştirildi. Türkiye’yi temsilen Avrupa Leylek Köyleri Ağı üyesi olan Eskikaraağaç Leylek Köyü adına toplantıya Karacabey Belediye Başkan Yardımcısı Bora Akın ile Bursa Büyükşehir Belediyesi Turizm ve Tanıtma Şube Müdürü Serkan Teke katıldı. Avrupa genelinden 11 farklı yerleşimin yer aldığı uluslararası buluşmada; doğal yaşamın korunması, insan-doğa uyumunun sürdürülebilir şekilde geliştirilmesi ve leylek popülasyonunun korunmasına yönelik yürütülen çalışmalar ele alındı. Toplantıya ayrıca Filibe, Rakovski ve Belozem belediyelerinin yöneticileri ile EuroNatur Projeler Müdürü Justine Vansynghel de katılım sağladı. Karacabey yalnızca tarım ve sanayide değil, turizmde de iddialı Toplantıda Türkiye ve Bursa’yı temsilen gerçekleştirilen sunumda özellikle Karacabey’in doğal yaşam zenginliği ve ekoturizm potansiyeli ön plana çıkarıldı. Tarım ve sanayide güçlü olan Karacabey’i, turizmde de güçlü ve etkin hale getirme hedefi vurgulandı. Sunum kapsamında; Eskikaraağaç Leylek Köyü’nün Avrupa’daki önemi, tüm Türkiye’nin yakından takip ettiği Yaren Leylek ve Adem Amca hikâyesi, Uluabat Gölü’nün biyolojik çeşitliliği, Karacabey Longozu’nun doğal yapısı ve bölgede sürdürülen çevre koruma çalışmaları hakkında kapsamlı bilgiler paylaşıldı. Ayrıca Karacabey Belediyesi ile Bursa Büyükşehir Belediyesi iş birliğinde planlanan “Bursa Leylek Şenliği” projesi hakkında da katılımcılara bilgi verildi. Bölgenin doğa turizmi açısından taşıdığı potansiyelin uluslararası alanda daha görünür hale getirilmesi adına yapılan çalışmalar büyük ilgi gördü. Program kapsamında ayrıca Belozem Belediyesi ile Green Balkans iş birliğinde düzenlenen Uluslararası Beyaz Leylek Şenliği etkinliklerine de katılım sağlandı. “Karacabey’imizin doğal zenginliğini dünyaya tanıtmaya devam edeceğiz” Karacabey Belediye Başkan Yardımcısı Bora Akın, toplantıya ilişkin yaptığı değerlendirmede Karacabey’in doğal mirasının uluslararası platformlarda her geçen gün daha fazla dikkat çektiğini belirtti. Akın, şu ifadelere yer verdi: “Belediye Başkanımız Sayın Fatih Karabatı’nın öncülüğünde, Karacabey’imizin sahip olduğu doğal güzellikleri, biyolojik çeşitliliği ve ekoturizm potansiyelini uluslararası platformlarda tanıtmaya devam ediyoruz. Özellikle Eskikaraağaç Leylek Köyümüz ve Yaren Leylek hikâyesi artık yalnızca ülkemizde değil, Avrupa’da da büyük ilgi görüyor. Gerçekleştirilen bu önemli buluşmada Karacabey’imizi temsil etmekten büyük gurur duyduk. Amacımız hem doğal yaşamı korumak hem de ilçemizi doğa turizmi alanında örnek destinasyonlardan biri haline getirmektir.” 2028 için Karacabey ev sahipliği önerildi Toplantıda ayrıca Avrupa Leylek Köyleri Ağı’nın her yıl düzenlenen uluslararası buluşmasının 2028 yılında Karacabey ev sahipliğinde gerçekleştirilmesi önerisi de gündeme geldi. Avrupa Leylek Köyleri Ağı içerisinde Türkiye’yi temsil eden tek üye olan Eskikaraağaç’ın uluslararası görünürlüğünün artırılması adına yapılan öneri, katılımcılar tarafından olumlu karşılandı. Öte yandan yaklaşık 3 bin 700 nüfusa sahip olan Belozem kasabasında 63 adet leylek yuvası bulunduğu belirtilirken, bölgede yürütülen doğa dostu tarım uygulamaları, canlı yayın kameraları, ziyaretçi merkezleri ve kuş gözlem altyapılarının da örnek uygulamalar arasında yer aldığı ifade edildi.

Bursa Karacabey’de yaban hayata özgürlük Haber

Bursa Karacabey’de yaban hayata özgürlük

Bursa’nın Karacabey ilçesinde 3 Mart Dünya Yaban Hayatı Günü dolayısıyla anlamlı bir etkinlik gerçekleştirildi. Doğa Koruma ve Milli Parklar Genel Müdürlüğü 2. Bölge Müdürlüğü tarafından tedavi ve rehabilitasyonu tamamlanan yaban hayvanları yeniden doğal yaşam alanlarına bırakıldı. Etkinlik kapsamında, 16 Ocak’ta trafik kazası sonucu ağır yaralı halde bulunan ve tedavi edilmek üzere rehabilitasyon merkezine alınan tilkinin tüm tedavi sürecinin tamamlandığı ve yeniden sağlığına kavuştuğu bildirilirken, iyileşen tilki, Karacabey Longoz Ormanları’nda doğaya salındı. Karacabey’de Özgürlük Molası! 3 Mart Dünya Yaban Hayatı Günü’nde, Karacabey’in kalbinde umut dolu bir buluşma yaşadık! ???????? • Kaza Mağduru Tilkimiz: 16 Ocak’tan beri merkezimizde misafir ettiğimiz, trafik kazası sonucu ağır yaralanan dostumuz tüm tedavilerini tamamladı ve eski… pic.twitter.com/5WhaRxMZHn — DKMP 2.Bölge Bursa (@Dkmp2BolgeBursa) March 5, 2026 Ayrıca geçtiğimiz yıl Kasım ve Aralık aylarında avcılar tarafından “canlı mühre” olarak kullanılmak üzere yakalanan 10 yaban ördeğinin de rehabilitasyon sürecinin tamamlandığı belirtilirken, uzman ekiplerin gözetiminde doğaya bırakılan ördekler, yeniden özgürlüklerine kavuştu. Doğa Koruma ve Milli Parklar 2. Bölge Müdürlüğü yetkilileri, yaban hayatının korunmasında toplumun duyarlılığının büyük önem taşıdığını belirterek, doğanın ve yaban hayvanlarının korunması için çalışmaların titizlikle sürdürüldüğünü vurguladı.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.