SON DAKİKA
Hava Durumu

#Doğal Gaz

Bursa Digital, Bursa Haber, Bursa Son Dakika - Doğal Gaz haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Doğal Gaz haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Cumhurbaşkanı Erdoğan: Enerjide tam bağımsızlık Türkiye’nin Kızılelma’sıdır Haber

Cumhurbaşkanı Erdoğan: Enerjide tam bağımsızlık Türkiye’nin Kızılelma’sıdır

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, “Değişen Küresel Manzarada Enerji Güvenliği: Bağlantısallık ve İş Birliği” temasıyla düzenlenen 2. İstanbul Doğal Kaynaklar Zirvesi’nde konuştu. Zirvede Avrupa’dan Asya’ya, Afrika’dan Orta Doğu’ya geniş bir coğrafyadan temsilcileri Türkiye’de ağırlamaktan memnuniyet duyduğunu belirten Erdoğan, etkinliğin ülkeler arası iş birliğine katkı sağlayacağını ifade etti. “TÜRKİYE ENERJİ KÖPRÜSÜ KONUMUNDA” Türkiye’nin enerji arz güvenliği açısından kritik bir rol üstlendiğini vurgulayan Erdoğan, ülkenin enerji kaynaklarına sahip bölgeler ile bu kaynaklara ihtiyaç duyan ülkeler arasında güçlü bir köprü olduğunu söyledi. Enerjinin artık yalnızca ekonomik değil, aynı zamanda milli güvenlik ve bölgesel istikrarın da merkezinde yer aldığını belirten Erdoğan, petrol ve doğal gazın stratejik önemini koruduğunu ifade etti. Konuşmasında Rusya-Ukrayna savaşı ve bölgesel gerilimlere değinen Erdoğan, bu süreçlerin enerji arz güvenliğini doğrudan etkilediğini ve fiyatlarda ciddi artışlara yol açtığını dile getirdi. Türkiye’nin diplomasi ve diyalog odaklı politikalarla krizlerin dışında kalmaya çalıştığını belirten Cumhurbaşkanı, ülkenin güvenilir bir enerji ortağı haline geldiğini söyledi. “DOĞAL GAZ KAPASİTESİ 5 KAT ARTTI” Enerji alanındaki yatırımlara da değinen Recep Tayyip Erdoğan, Türkiye’nin doğal gaz giriş kapasitesinin 90 milyon metreküpten 495 milyon metreküpe yükseldiğini açıkladı. Türkiye’nin 39 ülkeden 50’den fazla şirketle doğal gaz tedarik eden büyük bir enerji altyapısına sahip olduğunu ifade etti. Karadeniz’deki Sakarya Gaz Sahası’ndaki üretimin günlük 9,5 milyon metreküpe ulaştığını belirten Erdoğan, yeni yatırımlarla bu rakamın artırılacağını söyledi. Şırnak Gabar’daki petrol keşfine de değinen Cumhurbaşkanı, buradaki üretimin Türkiye’nin enerji arz güvenliğine önemli katkı sağladığını ifade etti. Enerji, madencilik ve kritik mineraller alanında Türkiye’nin önemli bir dönüşüm sürecinden geçtiğini vurgulayan Erdoğan, Türkiye’nin artık bu alanlarda “oyun kurucu” bir aktör olduğunu söyledi. Akkuyu Nükleer Güç Santrali ve yenilenebilir enerji yatırımlarına da dikkat çeken Erdoğan, “Enerjide tam bağımsızlık Türkiye’nin Kızılelma’sıdır” ifadelerini kullandı. Programa Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, HÜDA PAR Genel Başkanı Zekeriya Yapıcıoğlu ve çok sayıda davetli katıldı. Zirve sonunda Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar, Cumhurbaşkanı Erdoğan’a merhum hattat Hasan Çelebi’nin kaleme aldığı bir eser takdim etti.

Putin: Rusya ve Çin küresel sorunların çözümüne katkıda bulunuyor Haber

Putin: Rusya ve Çin küresel sorunların çözümüne katkıda bulunuyor

Vladimir Putin, ülkesi ile Çin'in uluslararası alanda önemli dengeleyici rol oynadığını belirterek, "Rusya ile Çin, küresel ve bölgesel sorunların çözümüne katkıda bulunuyor" dedi. Xinhua'nın haberine göre, iki günlük ziyaret için dün gece Pekin'e ulaşan Putin için bu sabah Tiananmen Meydanı'nda devlet töreni düzenlendi. Törenin ardından liderler, Büyük Halk Salonu'nda baş başa ve heyetler arası görüşmeler yaptı. Taraflar, görüşmede 2001'de imzalanan "Çin-Rusya İyi Komşuluk, Dostluk ve İşbirliği Anlaşması"nın süresinin uzatılmasında mutabakata vardı. Çin Devlet Başkanı Şi, 25 yıl önce imzalanan anlaşmanın, iki ülke arasında uzun dönemli dostluğun ve kapsamlı stratejik eşgüdüm ilişkisinin temelini oluşturduğunu belirtti. Uluslararası ortamın hızlı değişimlerden geçtiğine ve uluslararası ilişkilerde güçlünün haklı olduğu orman kanuna dönüş tehlikesi olduğuna dikkati çeken Şi, bu arka plan dikkate alındığında anlaşmanın ileri görüşlülüğünün ve güncel öneminin giderek daha belirgin hale geldiğini ifade etti. Şi, Çin'in anlaşmanın uzatılmasını desteklediğini, ilkelerinin korunması ve iki ülke arasında karşılıklı desteğe dayalı stratejik eşgüdümünün ilerletilmesi için Rusya ile birlikte çalışacağını vurguladı. Şi’den Ortadoğu'da çatışmaların durdurulması çağrısı ABD ile İsrail'in İran'a saldırıları ile başlayan ve İran'ın misillemeleriyle tırmanan savaşa ilişkin Şi, "Körfez bölgesi ve Ortadoğu savaş ile barış arasında kritik bir kavşakta, derhal tüm çatışmalara son verilmeli ve müzakerelere dönülmeli" dedi. Şi Cinping (sağda) ile Vladimir Putin (solda), Pekin'deki Büyük Halk Salonu'nda baş başa ve heyetler arası görüşmeler yapmak üzere bir araya geldi. Şi, çatışmaların sonlandırılmasının enerji tedarikinde yaşanan sıkıntıları azaltacağının, sanayi ve tedarik zincirleri ile uluslararası ticaret düzeninin sağlıklı işleyişini sağlayacağının altını çizdi. Çin lideri, krizin çözümünde barış içinde bir arada yaşama, ulusal egemenlik, uluslararası hukukun üstünlüğü ve güvenlik ile kalkınma arasındaki dengenin sağlanması ilkelerine işaret eden 4 maddelik barış önerisinin gerilimin düşürülmesi ve çatışmaların sonlandırılmasına yönelik uluslararası mutabakat oluşturmayı hedeflediğini kaydetti. “Rusya-Çin ilişkileri yüksek bir seviyeye ulaştı” Rus lider Putin de iki ülkenin bir kez daha tutum ve tavırlarında uyumu sağlamış olduğunu görmekten mutluluk duyduğunu, Rusya-Çin ilişkilerinin hiç olmadığı kadar yüksek bir seviyeye ulaştığını belirtti. Olumsuz dış koşulların varlığına rağmen Rusya ile Çin arasındaki etkileşimin güçlü ve yüksek bir ivme yakaladığına işaret eden Putin, "Ticaret hacmimiz son 25 yılda 30 kat arttı. Birkaç yıldır da 200 milyar doları rahat şekilde aşıyor" ifadesini kullandı. Putin, "Ortadoğu'da krizin devam ettiği bir dönemde Rusya enerji kaynaklarında güvenilir bir tedarikçi, Çin de bu kaynakların sorumlu bir müşterisi olmayı sürdürüyor" şeklinde konuştu. Şi Cinping (sağda) ile Vladimir Putin (solda), Pekin'deki Büyük Halk Salonu'nda baş başa ve heyetler arası görüşmeler yapmak üzere bir araya geldi. "Çok kutuplu dünya oluştu” Rusya-Çin işbirliğinin uluslararası alanda istikrarın temel sacayağı olduğunu vurgulayan Putin, "Tüm aktörlerin çıkarlarının dengelendiği çok kutuplu bir dünyayı oluşturmanın karmaşık süreci yolunda ilerliyor" değerlendirmesinde bulundu. Putin, dünyada gerginliklerin hakim olduğu bir dönemde Çin ile BRICS, Şanghay İşbirliği Örgütü (ŞİÖ) ve G20 gibi çok taraflı platformlarda yakın iletişimi ve işbirliğini sürdüreceklerini ifade etti. ŞİÖ'nün geniş bir coğrafyada entegrasyon ve sorunların ortaklaşa çözümünün önemli bir örneği olduğuna işaret eden Putin, Çin'in Asya Pasifik Ekonomik İşbirliği (APEC) ev sahipliğini desteklediğini bu yıl Şıncın şehrinde düzenlenecek zirveye katılacağını bildirdi. Rus lider, Çinli mevkidaşını gelecek yıl resmi ziyaret için ülkesine davet etti. Ortak basın toplantısı düzenlediler Putin ve Çin Devlet Başkanı Şi Cinping, yaptıkları görüşmenin ardından ortak basın toplantısı düzenledi. Rusya ile Çin'in ödemeleri ulusal para birimlerinde yaptıklarına dikkati çeken Putin, Çin ile dış etkenlerden ve küresel piyasalardaki olumsuz eğilimlerden korunan istikrarlı ticari sistem kurduklarını söyledi. Putin, Rusya ile Çin'in enerji alanında yoğun işbirliği yaptıklarını dile getirerek, "Ülkemiz, Çin'e petrol, sıvılaştırılmış gaz dahil doğal gaz ve kömür tedarik eden en büyük ihracatçılardan biri. Hızla büyüyen Çin pazarına söz konusu kaynakların kesintisiz tedarikini güvenilir şekilde sağlamaya devam edeceğiz” diye konuştu. Rus Devlet Enerji Kuruluşu Rosatom'un Çin pazarında başarılı şekilde faaliyetlerini sürdürdüğünü söyleyen Putin, Tianwan Nükleer Güç Santrali (NGS) ve Xudabao Nükleer Santrali'nde Rus tasarımlı enerji ünitelerinin inşasının tamamlanmak üzere olduğu bilgisini paylaştı. Çin ile yeşil teknolojilerin entegre edilmesini gerektiren kritik elementler ve metaller alanındaki ortaklığın güçlendirilmesine de odaklandıklarını belirten Putin, Rusya ile Çin'in demir dışı metalurji, kimya, kağıt, biyoteknoloji, ilaç, uçak üretimi ve uzayın keşfedilmesi gibi alanlarında ortak projeler uyguladıklarını dile getirdi. Lojistik bağlantılarının geliştirilmesi konusunda da işbirliği yaptıklarını anlatan Putin, Rusya'nın doğu yönünde demir yollarını iyileştirdiklerine işaret etti. Çin ile turizm alanındaki işbirliğinin de geliştiğinin altını çizen Putin, vizesiz seyahat uygulamasının bunu teşvik ettiğine dikkati çekti. Şi Cinping (sağda) ile Vladimir Putin (solda), Pekin'deki Büyük Halk Salonu'nda baş başa ve heyetler arası görüşmeler yapmak üzere bir araya geldi. “Rusya ve Çin bağımsız siyaset izliyor" Vladimir Putin, Şi ile kabul ettikleri ortak bildiride, Rusya ve Çin'in uluslararası meselelere ilişkin ilkeli tutumlarının yer aldığını aktararak, şunları kaydetti: "Rusya ve Çin, bağımsız siyaset izliyor, stratejik ortaklık kapsamında hareket ediyor, uluslararası alanda önemli dengeleyici rol oynuyor. Barış ve refah için birlikte çalışıyoruz. Bu bağlamda, Moskova ve Pekin, uluslararası hukuk ve Birleşmiş Milletler (BM) Şartı'nın korunmasından yana tavır sergiliyor." Çin ile Şanghay İşbirliği Örgütü (ŞİÖ), BRICS ve diğer uluslararası platformlarda etkileşimde olduklarını dile getiren Putin, "Rusya ile Çin, küresel ve bölgesel sorunların çözümüne katkıda bulunuyor" dedi. Putin, Çinli mevkidaşı Şi ile yaptıkları görüşmenin ikili ilişkileri geliştireceği umudunu paylaştı.

Alman 'lardan Hürmüz Boğazı hamlesi Haber

Alman 'lardan Hürmüz Boğazı hamlesi

DW’de Nina Werkhäuser’in haberine göre Baltık Denizi kıyısındaki Kiel-Wik deniz üssünden hareket eden "Fulda" mayın avlama gemisinin yakında Akdeniz’e doğru yola çıkması bekleniyor. Geminin ilk etapta bir NATO antimayın birliğine entegre edilmesi planlanıyor. "Fulda", Hürmüz Boğazı'ndaki deniz mayınlarını tespit edip imha etme konusunda en üst seviyede donanım ve kabiliyete sahip. 28 Şubat’ta başlayan İran savaşından bu yana Tahran yönetimi, uluslararası ticaret açısından kritik önemdeki bu dar deniz geçidini bloke ediyor. İran'ın buraya deniz mayını döşediği tahmin ediliyor. Bu abluka nedeniyle küresel piyasalarda petrol ve sıvılaştırılmış doğal gaz fiyatları önemli ölçüde yükseldi. Abluka Alman ekonomisini vurdu Almanya Başbakanı Friedrich Merz, Almanya’nın bir barış düzenlemesinin güvence altına alınmasına katkı sunmaya hazır olduğunu defalarca dile getirdi. Ancak bunun, İran savaşının sona ermesinden sonra mümkün olacağını vurguladı. Alman birinci televizyon kanalı ARD’de yayımlanan "Caren Miosga" adlı siyasi söyleşi programına katılan Merz, bu mesajı ABD Başkanı Donald Trump’a da ilettiğini belirtti: "Son ziyaretimde ve telefon görüşmelerimizde kendisine bu savaşın artık bizim üzerimizde de ciddi etkileri olduğunu, sona ermesini istediğimizi ve yardım sunmaya hazır olduğumuzu söyledim." Alman donanması, mayın temizleme konusunda geniş bir deneyime sahip. İkinci Dünya Savaşı’ndan bu yana özellikle Baltık Denizi’nde eski mühimmatın temizlenmesi kesintisiz sürdürülüyor. Modern insansız sistemler ve yüksek eğitimli mayın dalgıçlarıyla donatılmış on mayın avlama gemisi, bu alanda Almanya’ya uluslararası itibar kazandırdı. NATO içinde mayın temizleme kapasitesi ise sınırlı kabul ediliyor. Son söz Federal Meclis'te Alman ordusu Bundeswehr'in her silahlı yurtdışı görevi gibi, Hürmüz Boğazı’ndaki olası bir deniz misyonu da belirli şartlara bağlı. Bu şartlar Almanya Anayasası ve Federal Anayasa Mahkemesi içtihatlarıyla belirleniyor. Buna göre böyle bir görev, Birleşmiş Milletler, NATO veya Avrupa Birliği (AB) gibi bir "kolektif güvenlik sistemi" çerçevesinde yürütülmeli. Ayrıca Federal Meclis (Bundestag), görevlendirme hakkında bilgilendirilmeli, konuyu görüşmeli ve nihai olarak onay vermeli. Bu yetki belgesinde Bundeswehr’in görevi, kullanılacak askeri kapasite, görev bölgesi, azami asker sayısı ve görev süresi ayrıntılı şekilde belirleniyor. Donanmanın tüm unsurları çeşitli görevlerde Meclis onayı günler, hatta haftalar sürebileceği için donanma şimdiden hazırlık yapıyor. Ancak bunun için mevcut görevlerde değişiklik yapılması gerekiyor. Mayın Avlama Filosu Komutanı Fırkateyn Kaptanı Inka von Puttkamer, Kiel’de düzenlenen bir basın toplantısında şöyle konuştu: "Elimizdeki tüm unsurlar halihazırda zaten çeşitli görevlerde. Bu özellikle mayın avlama filosu için geçerli. Yeni bir görev her zaman mevcut bir görevin aleyhine olur." Savunma Bakanı Boris Pistorius’un da belirttiği gibi, Alman donanması, Avrupa Birliği, NATO ve Birleşmiş Milletler görevleri kapsamında zaten yoğun şekilde konuşlandırılmış durumda. Von Puttkamer, mayın temizleme gibi riskli operasyonların ancak koruma altında yapılabileceğini vurguladı: "Mayın karşı tedbir birlikleri, su üstü ve hava tehditleri bertaraf edilmeden görev yapamaz. Bir fırkateyn mayın bulamaz, bir mayın avlama gemisi de hava muharebesi yapamaz. Bu nedenle her zaman fırkateyn veya korvetlerle birlikte görev yaparız." Yeni nesil P-8 Poseidon deniz devriye uçakları da böyle bir operasyonda kullanılabilir. Pistorius: ABD olmadan görev yok Savunma Bakanı Pistorius’a göre, böyle bir görev ancak müttefiklerle ve özellikle ABD ile birlikte yürütülebilir. ABD'nin bölgede "en kapsamlı durumsal farkındalığa" sahip olduğunu belirten Pistorius, Nisan ayında ARD’de yayımlanan "Bericht aus Berlin" (Berlin Raporu) programında şunları söyledi: "Bu savaşı Amerikalılar İsrail ile birlikte yürütüyor. Dolayısıyla sonuçlarıyla ilgili operasyonlarda da birlikte hareket etmemiz gerekiyor." Hürmüz Boğazı’nın ne ölçüde mayınlandığıise bilinmiyor. Aynı şekilde Alman ordusunun göreve katılmasının ön koşulu olan İran savaşının kalıcı biçimde sona erip ermeyeceği de belirsiz. Şu an için böyle bir sona dair işaretler yok; aksine son dönemde bölgede gerilim yeniden tırmanmış durumda.

Mehmet Şimşek: Eşel mobil olmasaydı mazot 90 lira olacaktı Haber

Mehmet Şimşek: Eşel mobil olmasaydı mazot 90 lira olacaktı

Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, TRT Haber'de gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Enerji arz güvenliği konusunda Türkiye'nin şu an itibarıyla bir sorun yaşamadığını belirten Şimşek, son 20-25 yılda enerji tedarikinde ciddi bir çeşitlendirmeye gidildiğini söyledi. Şimşek, petrol, doğal gaz, boru hatları, LNG ve depolama kapasitesindeki yatırımlara dikkat çekerek, Türkiye’nin Hürmüz Boğazı’na bağımlılığının düşük seviyede olduğunu ifade etti. "Jet yakıtında, doğal gazda, petrolde sorun yok" Şimşek, enerji arz güvenliği açısından Türkiye’de mevcut durumda sorun bulunmadığını belirterek, "Jet yakıtında sorun yok, doğal gazda sorun yok, petrolde sorun yok" dedi. Petrol fiyatlarındaki artışın dış denge ve enflasyon üzerinde etkisi olduğunu kabul eden Şimşek, Türkiye’nin küresel arz şokundan etkilendiğini ancak bu etkinin vatandaşlara daha sınırlı yansıtıldığını söyledi. "Petrol fiyatlarındaki artışın yüzde 75’ini bütçe karşıladı" Eşel mobil sistemiyle akaryakıt fiyatlarındaki artışın önemli bir kısmını bütçenin üstlendiğini belirten Şimşek, şu ifadeleri kullandı: "Eşel mobilde biz bir adım attık. Cumhurbaşkanımızın yine liderliğinde bütçe imkanlarımız elverdiği için biz dedik ki bu petrol fiyatlarındaki artışın pompa fiyatlarına yansımasını u oranında bütçe olarak biz karşılayalım. Yani bizim biliyorsunuz akaryakıt ürünlerinde maktu ÖTV'miz var. Yani fiyatın içinde bir miktar özel tüketim vergisi var. O özel tüketim vergisinden feragat edip Eşel Mobil sistemi üzerinden aslında vatandaşa bu şokun yansımasını sınırladık. Ben size müsaade ederseniz en son rakamları söyleyeyim. Eşel mobil olmasaydı bugün mazot 89,4 lira olurdu burada. Yani yaklaşık 90 lira olacaktı. Halbuki şu anda eşel mobil sayesinde fiyat 72,7 lira, yani 73 lira diyelim. Yani yuvarlıyorum, yani 90 lira olacak olan 1 litre mazot bugünkü küresel fiyatlarda aslında 73 liranın altında bir fiyatla şu anda milletimize arz ediliyor. Benzer şekilde benzinde de benzin fiyatı yani eşel mobil olmasaydı yaklaşık 79 lira olacaktı, şu anda 64,6, 65 lira diyelim. Dolayısıyla dikkat ederseniz yani şokun önemli bir kısmını biz vatandaşlarımıza, Türkiye'de faaliyet gösteren şirketlerimize, sanayicimize, yani esnafımıza yansıtmadık. Bu tabii önemli bir fedakarlık içeriyor." Bu adımın vatandaşın alım gücünü, çiftçiyi, esnafı, sanayiciyi ve ihracatçıyı desteklemek amacıyla atıldığını belirten Şimşek, eşel mobilin enflasyondaki artışı da sınırladığını söyledi. "İlk 2 ayda maliyeti 90 milyar lira" Eşel mobil uygulamasının bütçeye ciddi maliyeti olduğunu belirten Şimşek, ilk 2 ayda gelir kaybının yaklaşık 90 milyar lira olduğunu açıkladı. Şimşek, benzer tablonun yıl boyunca devam etmesi halinde maliyetin yaklaşık 600 milyar liraya ulaşabileceğini belirterek, bunun 13-14 milyar dolarlık bir büyüklüğe denk geldiğini ifade etti. "Yurt dışından sermaye gelişini teşvik edeceğiz" Şimşek, yurt dışından Türkiye'ye sermaye girişini teşvik edecek yeni bir statü üzerinde çalıştıklarını da açıkladı. Dünyada varlıklı kişilerin vergi avantajlarına göre ikametlerini farklı ülkelere taşıyabildiğini belirten Şimşek, Türkiye’nin bu hareketlilikten pay alabileceğini söyledi. Şimşek, yurt dışından elde edilen gelirlerin Türkiye’ye getirilmesi halinde 20 yıl boyunca vergilendirilmeyeceğini belirterek, "Türkiye’de çalışıp Türkiye’de bir şey kazanırsa vergilendireceğiz ama yurt dışından kazandığını Türkiye’ye getirdiğinde vergilendirilmeyecek" dedi. "Varlık barışı af niteliğinde olmayacak" Varlık barışı düzenlemesine de değinen Şimşek, bu kez yalnızca beyanın yeterli olmayacağını, kaynağın ekonomiye katkı sağlaması için sistemde belli süre tutulmasının isteneceğini söyledi. Şimşek, yüzde 5’lik vergi öngörüldüğünü, Cumhurbaşkanı’nın bu oranı sıfıra indirme veya 10’a çıkarma yetkisine sahip olacağını belirtti. Vergi borçlarının yapılandırılmasına ilişkin de konuşan Şimşek, taksit sayısının 36 aydan 72 aya kadar çıkarılmasına yönelik yetki istediklerini ifade etti. Şimşek, özellikle esnaf ve KOBİ’ler için teminat şartlarında esneklik planlandığını belirterek, "Hiçbir şekilde af niteliğinde olmayacak" dedi.

Müslüman çoğunluklu ülkelerin ekonomik büyüklük sıralaması değişti. Türkiye kaçıncı sırada? Haber

Müslüman çoğunluklu ülkelerin ekonomik büyüklük sıralaması değişti. Türkiye kaçıncı sırada?

IMF, nisan ayında yayımladığı Dünya Ekonomik Görünümü raporuna ilişkin veri haritasında, ülkelerin nominal GSYH'lerine dair güncel projeksiyonlara yer verdi. Buna göre Türkiye'de GSYH'nin bu yıl 1,64 trilyon dolar seviyesine yükseleceği tahmin edildi. Söz konusu projeksiyonda, Türkiye'nin ekonomik büyüklüğünün nüfusunun çoğunluğu Müslüman olan ülkeler arasında zirvede yer alması dikkati çekti. Uzun süredir bu alanda sürdürdüğü liderliğini IMF'nin 2025 yılı tahminlerine göre Türkiye'ye kaptıran Endonezya'nın GSYH'sinin bu sene 1,54 trilyon dolar olacağı öngörüldü. Nüfusunun çoğunluğu Müslüman olan ülkelerin ekonomik büyüklük sıralamasında Türkiye ve Endonezya'nın ardından gelen Suudi Arabistan'ın 2026'da 1,39 trilyon dolarlık GSYH'ye ulaşacağı tahmin edildi. Yalnızca 3 ekonomi trilyon dolar bandını aştı Bu gruptaki trilyon dolarlık ekonomiye sahip olan ülkeler Türkiye, Endonezya ve Suudi Arabistan ile sınırlı kaldı. Listenin devamında, yaklaşık 622 milyar dolarlık hacmiyle Birleşik Arap Emirlikleri, 516 milyar dolarla Malezya ve yaklaşık 511 milyar dolarla Bangladeş yer aldı. Kuzey Afrika'nın en büyük ekonomilerinden Mısır'ın GSYH'sinin 2026'da yaklaşık 430 milyar dolara çıkacağı tahmin edildi. IMF'nin güncel projeksiyonunda Pakistan'a ilişkin 2026 GSYH tahmini yer almazken ülkenin geçen yıl 408 milyar dolarlık bir ekonomik büyüklüğe ulaştığı öngörüldü. "Çeşitlendirilmiş ekonomi büyümeyi sürdürülebilir kılıyor" Analistler, Türkiye'nin GSYH verisindeki öngörülen sıçramada, imalat sanayisindeki genişleme, turizmdeki toparlanma, ihracat artışları ve dolar kuru etkilerinin ana unsurlar olarak öne çıktığını belirtti. Bu unsurların bir araya gelmesinin Türkiye'nin nominal GSYH'sini nüfusunun çoğunluğu Müslüman olan ülkelerin önüne geçirdiğine işaret eden analistler, nüfus avantajı ve doğal kaynak zenginliğine rağmen Endonezya'nın bazı sektörlerdeki yavaşlama ve küresel emtia fiyatlarındaki dalgalanmalardan etkilendiğini ifade etti. Analistler, bu ülke grubundaki diğer büyük ekonomilerin daha çok ham madde ve enerji ihracatına dayalı bir yapı sergilediğini vurgulayarak, Türkiye'nin sanayi ve hizmet ile çeşitlendirilmiş ekonomik yapısının büyüme ivmesini sürdürülebilir kıldığını kaydetti. IMF, ocak ayındaki tahminlerinde Türkiye ekonomisinin 2026'da yüzde 4,2 büyüyeceğini öngörmüştü. Nisan ayında ise yüksek petrol ve doğal gaz fiyatlarının ekonomik faaliyeti olumsuz etkileyeceğini belirten IMF, Türkiye için 2026 reel büyüme tahminini yüzde 3,4'e revize etmişti. IMF'nin güncel projeksiyonlarına göre nüfusunun çoğunluğu Müslüman olan ülkelerin ekonomik büyüklük (milyar dolar) sıralaması şöyle: Ülke GSYH Türkiye 1.640 Endonezya 1.539 Suudi Arabistan 1.389 Birleşik Arap Emirlikleri 622 Malezya 516 Bangladeş 511 Mısır 430 Pakistan 408 Kazakistan 360 Cezayir 317 İran 300 Irak 265 Katar 217 Fas 194 Özbekistan 182 Kuveyt 173 Umman 117

Bursa’da doğal gaz tüketimi 2,6 milyar metreküpü aştı... En yüksek tüketim Şubat'ta Haber

Bursa’da doğal gaz tüketimi 2,6 milyar metreküpü aştı... En yüksek tüketim Şubat'ta

Aksa Bursa Doğalgaz tarafından açıklanan 2025 yılı doğal gaz tüketimi verileri Bursa’da doğal gaz kullanımının artış eğilimini sürdürdüğünü ortaya koydu. Bursa’da doğal gaz altyapısının genişlemesi ve konutlarda doğal gaz kullanımının yaygınlaşmasıyla birlikte abone sayısı ve tüketim miktarı arttı. 2025 yılında doğal gaz tüketimi bir önceki yıla göre yüzde 19 artarak 2,6 milyar metreküp seviyesini aştı. Tüketimin büyük bölümünü ise konutlar oluşturdu. Konutların toplam doğal gaz tüketimi içindeki payı yüzde 71, ticari işletmeler ve sanayi kuruluşlarını içeren serbest tüketicilerin payı ise yüzde 29 oldu. OSMANGAZİ İLÇESİ İLK SIRADA Bursa’da doğal gaz tüketiminin ilçelere göre dağılımına bakıldığında Osmangazi ilçesi, yıllık 302,8 milyon metreküp tüketim ile ilk sırada yer aldı. Osmangazi’yi Yıldırım ve Nilüfer ilçeleri takip etti. Sanayi faaliyetlerinin yoğun olduğu bölgelerde doğal gaz tüketimi daha yüksek olurken, nüfus yoğunluğu ve yapılaşmanın daha fazla olduğu bu ilçeler, kentteki toplam konut tüketiminin önemli bölümünü oluşturdu. EN YÜKSEK TÜKETİM: 20 ŞUBAT 2025 2025 yılında Bursa’da hane başına yıllık ortalama tüketimde de artış yaşandı. Bursa’da konutlarda 2024 yılında 968,52 metreküp olan yıllık ortalama doğal gaz tüketimi, 2025’te 1.061 metreküp seviyesine yükseldi. Tüketimin en yoğun olduğu ay şubat olurken, en yüksek tüketim 20 Şubat 2025’te gerçekleşti. 20 Şubat günü Türkiye’de tüketilen doğal gazın yüzde 5,4’ü Bursa’da tüketilmiş oldu. Bu tarihte kentte toplam 16,7 milyon metreküp doğal gaz kullanıldı. En düşük tüketimin gerçekleştiği ay ise ağustos oldu. Bursa’da her geçen gün daha fazla kişinin doğal gazın konforuyla buluştuğunu belirten Aksa Bursa Doğalgaz Şirket Müdürü Çağdaş Adıbelli, talep artışını altyapı yatırımlarıyla destekliyor, çalışmaları aralıksız sürdürdüklerini belirterek, "İlimizde doğal gazın ulaştığı konut ve işletme sayısını her yıl düzenli olarak artırıyor, daha geniş bir kullanıcı kitlesine kesintisiz ve güvenli gaz arzı sağlıyoruz” dedi. Adıbelli, güvenli kullanıma yönelik olarak doğal gazın, ilk gaz açma veya sözleşme yenileme süreçlerinde yalnızca dağıtım şirketinin onayıyla kullanılması gerektiğini anımsatarak, kombilerin kapalı balkon veya teras gibi alanlarda yer alması halinde bacalarının mutlaka dışarıya kadar uzatılmasının önemini vurguladı.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.