SON DAKİKA
Hava Durumu

#Diyalog

Bursa Digital, Bursa Haber, Bursa Son Dakika - Diyalog haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Diyalog haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

CHP’nin 18 kişilik MYK listesinde kimler yer alıyor? Haber

CHP’nin 18 kişilik MYK listesinde kimler yer alıyor?

Müslim Sarı gazetecilerin karşısına geçtiği ilk basın toplantısında yeni Merkez Yürütme Kurulu(MYK) üyelerini açıkladı. "Mutlak butlan kararına istinaden CHP'nin hukuk tarafından belirlenmiş yetkili kurumları veorganları çalışmaya başladı." diye konuşan Sarı, "Kurulumuz Sayın Genel Başkanımızla beraber19 arkadaşımızdan oluşuyor. 3 branş kurul olarak çalışacak. Sorumlu bir genel başkanyardımcısı olmayacak. Bunlar Ekonomi Politikaları, Dış Politika ile Hukuk ve Seçim İşleribirimleri. Bu üç birim doğrudan genel başkana bağlı olarak yürütülecek. Onun dışında genelbaşkanımızın haricinde 18 kişilik bir genel başkan yardımcıları yani Merkez Yürütme Kurulumuzvar" bilgisini verdi. “Kurultay toplayabilmek mümkün değil” Sarı, kurultayla ilgili soruya da yanıt verdi. Sarı, şunları söyledi: "CHP'nin mevcut hukuki durumda hangi yöntem kullanılırsa kullanılsın kurultay yapma şansıyok. İlgili bölge idare mahkemesinin verdiği bir karar var ve kesinleşmemiş bir karar. Yargıtayaşaması var. İhtiyati tedbir kararının olduğu bir hukuk zemininde ister imzalar toplansın, isterPM karar alsın, isterse genel başkan 'kurultaya gidiyoruz' desin, kurultay toplayabilmekmümkün değil. Mevcut hukuka göre bu olanaksız. Aslında imza toplama sürecindekiarkadaşlarımız da bunu çok iyi biliyorlar. Biz kurultaya karşı değiliz, kurultay yapalım istiyoruz.Bu arkadaşlarımızla da konuşalım istiyoruz. CHP'nin içine düştüğü cendereden çıkartabilecekbir yol haritasını hep beraber oluşturalım istiyoruz. En nihayetinde CHP'deki bu tartışmalar birkurultayla çözülecek tabii ki. Kurultayın bir an önce toplanmasını isteyen arkadaşlarımızla daoturup konuşacağız. Kimse dışarıda değil, kimse başka partinin üyesi değil. İş birliği içerisinde,diyalog kapılarımızı sonuna kadar açık tutuyoruz." Sarı, MYK’nin bugün saat 18:00’de toplanacağını açıkladı. MYK'da kimler yer alıyor? Yeni MYK üyeleri şöyle: · Genel Sekreter: Rifat Turuntay Nalbantoğlu (İzmir Milletvekili) · Yurtiçi Örgütlenmeden Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı: Orhan Sarıbal (BursaMilletvekili) · İdari ve Mali İşlerden Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı / Sayman: Bülent Kuşoğlu(Ankara Milletvekili) · Parti Sözcüsü ve Yerel Yönetimlerden Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı: Müslim Sarı(İstanbul Milletvekili) · Yurtdışı Örgütlenmeden Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı: Semra Dinçer (AnkaraMilletvekili) · Medya ve Halkla İlişkilerden Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı: Deniz Demir (AnkaraMilletvekili) · Sağlık Politikalarından Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı: Prof. Dr. Ali Rıza Erbay (AnkaraMilletvekili Adayı / Parti Meclisi Üyesi) · İşveren Sendikaları ve İş Dünyasından Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı: CemalCanpolat (İstanbul Eski İl Başkanı / Milletvekili Adayı) · Sosyal Politikalardan Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı: Necdet Saraç (İstanbulMilletvekili Adayı) · Eğitim Politikalarından Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı: Yıldırım Kaya (AnkaraMilletvekili) · Gençlik Politikalarından Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı: Hasan Efe Uyar (Parti Meclisi /MYK Üyesi) · Kültür ve Sanat Politikalarından Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı: Berhan Şimşek(İstanbul Milletvekili) · Bilgi ve İletişim Teknolojilerinden Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı: Devrim Barış Çelik(İzmir Milletvekili Adayı / Parti Meclisi Üyesi) · Ar-ge ve Üretim Politikalarından Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı: Ahmet Hakan Uyanık(Parti Meclisi Üyesi) · Bölgesel Kalkınma Politikalarından Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı: Nevaf Bilek (SiirtMilletvekili Adayı / Parti Meclisi Üyesi) · İşçi Sendikaları ve STK’lardan Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı: Adnan Demirci (PartiMeclisi / Sendika Sorumlusu) · Sanayi ve Ticaret Politikalarından Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı: Tahsin Tarhan (EskiKocaeli Milletvekili) · İnsan Hakları ve Aileden Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı: Gamze Akkuş İlgezdi(İstanbul Milletvekili)

Cumhurbaşkanı Erdoğan: İran'la varılacak mutabakatın uygulanmasında desteğe hazırız Haber

Cumhurbaşkanı Erdoğan: İran'la varılacak mutabakatın uygulanmasında desteğe hazırız

Türkiye Cumhurbaşkanı Erdoğan, İran'la varılabilecek mutabakatın uygulanması aşamasında Türkiye olarak her türlü desteği sağlamaya hazır olduklarını bilidrdi. Erdoğan, ABD Başkanı Donald Trump ve birçok mevkidaşıyla telekonferans yoluyla görüştü. Türkiye Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı’nın sosyal medya hesabından yapılan paylaşıma göre, görüşmede, Bahreyn Kralı Hamed bin İsa Al-i Halife, Birleşik Arap Emirlikleri Devlet Başkanı Şeyh Muhammed bin Zayed Al Nahyan, Katar Emiri Şeyh Temim bin Hamad Al Sani, Mısır Cumhurbaşkanı Abdülfettah es-Sisi, Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman, Ürdün Kralı II. Abdullah ve Pakistan Genelkurmay Başkanı Asım Münir ile ABD Başkanlık Kabine üyeleri de yer aldı. “Dünya ekomomisini rahatlatır” Erdoğan, İran ve Orta Doğu'daki gelişmelerin ele alındığı görüşmede, Türkiye'nin her zaman sorunların diyalog ve diplomasiyle çözülmesini savunduğunu, İran'la diplomatik sürecin ABD Başkanı Trump'ın ifade ettiği seviyeye gelmesinden memnuniyet duyduğunu, varılacak mutabakatın Hürmüz Boğazı'ndan serbest geçişleri temin etmek suretiyle bölgenin istikrarını destekleyeceğini, bu durumun dünya ekonomisini de rahatlatacağını belirtti. Müzakere sürecine katkı veren ülkelere teşekkür eden Erdoğan, İran'la varılabilecek mutabakatın uygulanması aşamasında Türkiye olarak her türlü desteği sağlamaya hazır olduklarını, Türkiye'nin bölgenin tümünde barışın hakim kılınması için çaba gösterdiğini, İran bağlamında nükleer mesele dahil pürüzlü görünen konularda süreç içinde uygun çözümler bulunulabileceğine inandığını dile getirdi. Cumhurbaşkanı Erdoğan, görüşmede, Türkiye'nin bölge ülkelerinin birbirlerine tehdit oluşturmayacağı yeni bir dönem arzu ettiğini ve adil bir barışın kaybedeni olmayacağını vurguladı.

Çin, ABD'ye Tayvan ve İran'la ilgili mesajlar verdi Haber

Çin, ABD'ye Tayvan ve İran'la ilgili mesajlar verdi

Çin Dışişleri Bakanı Vang Yi, 13-15 Mayıs tarihlerinde gerçekleştirilen ziyarette tartışılan konulara dair basına yazılı değerlendirmede bulundu. ABD Başkanı Trump'ın, Çin Devlet Başkanı Şi Cinping ile 9 saate yakın birlikte vakit geçirdiğini ifade eden Vang, liderlerin iki ülke ilişkilerinin yanında dünya barışı ve kalkınmasını ilgilendiren konularda da uzun tartışmalar yaptıklarını belirtti. Vang, Çin'in egemenlik ihtilafı içinde olduğu Tayvan ile yeniden birleşmesinin Çin ulusunun ortak özlemi, Çin Komünist Partisinin (ÇKP) tarihi misyonu ve İkinci Dünya Savaşı sonrası uluslararası düzenin önemli bir parçası olduğuna işaret ederek şunları kaydetti: "(Tayvan sorunu) Eğer uygun şekilde ele alınırsa ABD-Çin ilişkileri istikrarlı olacak ve taraflar karşılıklı işbirliğini ilerletmeye daha fazla enerji ayırabilecektir. Aksi halde, iki ülke arasında gerginlikler ve hatta çatışmalar yaşanabilir, ilişkilerin geneli tehlikeye girebilir." Çinli Bakan, ABD'nin "tek Çin" ilkesine ve iki ülke arasında siyasi ilişkilerin temelini oluşturan Üç Ortak Bildiri'deki Tayvan konusundaki taahhütlerine uyacağını umduklarını vurguladı. İran ile kalıcı ve kapsamlı ateşkes çağrısı Ziyarette Devlet Başkanı Şi'nin, Ortadoğu'daki savaş konusunda Çin'in pozisyonunu dile getirdiğini, burada güç kullanımın sorunları çözmeyeceğini ve diyaloğun tek doğru tercih olduğunu vurguladığını aktaran Vang, müzakerelerden hemen sonuç alınamasa da diyalog yolu hazır açılmışken yeniden kapanmaması gerektiğini söylediğini belirtti. Vang, Çin'in ABD'yi İran ile nükleer sorunu dahil farklılıklarını ve anlaşmazlıklarını müzakerelerle çözmeyi sürdürmeyi teşvik ettiğini, ateşkesin sürdürülerek Hürmüz Boğazı'nın en kısa zamanda yeniden açılması çağrısı yaptığını, burada yaşanan açmazın temel çözümünün kalıcı ve kapsamlı ateşkesin sağlanması olduğunu dile getirdiğini kaydetti. Çin ve ABD liderlerinin, temaslarının ardından iki ülke arasında "yapıcı stratejik istikrar ilişkisi" olarak tanımladıkları bir vizyon oluşturma konusunda siyasi mutabakata vardıklarını aktaran Vang, tarafların, dış politika, askeri ilişkiler, ekonomi, ticaret, halk sağlığı, tarım, turizm, halklar arası bağlar, kanun koruma dahil tüm alanlarda ve her seviyede temasların artırılmasında anlaştıklarını belirtti. İki ülke ilişkilerinde stratejik istikrarın tesisine odaklanan bu yeni vizyonun, büyük güç ilişkilerinde yeni bir paradigma ihtiyacına yanıt verdiğine işaret eden Vang, Çin'in, bundan, işbirliğinin temel dayanak olduğu, rekabetin uygun sınırlar içinde sürdürüldüğü ve savaş ve çatışma yerine barış odaklanan bir istikrar ilişkisini anladığını kaydetti.

Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz Erivan’da temaslarını sürdürüyor Haber

Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz Erivan’da temaslarını sürdürüyor

Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, Erivan’da düzenlenen Avrupa Siyasi Topluluğu 8. Zirvesi’ne, Recep Tayyip Erdoğan’ı temsilen katıldı. “Geleceği İnşa Etmek: Avrupa’da Birlik ve İstikrar” temasıyla gerçekleştirilen zirvede liderlerle açılış oturumunda bir araya gelen Yılmaz, aile fotoğrafı çekimine katıldı. Zirve kapsamında diplomasi trafiğini sürdüren Yılmaz, Jonas Gahr Støre ile yaptığı görüşmede Türkiye-Norveç ilişkilerinin yanı sıra ekonomi, ticaret, enerji, savunma sanayii ve terörle mücadele başlıklarını ele aldı. Türkiye’nin Norveç ile çok yönlü iş birliğini geliştirmeye önem verdiğini vurguladı. Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz ayrıca AGİT Genel Sekreteri Feridun Sinirlioğlu ile görüşerek, teşkilatın Avrupa-Atlantik ve Avrasya coğrafyasında barış ve istikrara katkı sağlamaya devam etmesi temennisinde bulundu. Romanya Cumhurbaşkanı Nicuşor Dan ile yapılan görüşmede ise ikili ilişkiler, ticaret hacminin artırılması ve bölgesel gelişmeler değerlendirildi. Türkiye-Romanya ilişkilerinin farklı alanlarda daha da ileri taşınması yönündeki kararlılık ifade edildi. Ermenistan Başbakanı Nikol Paşinyan ile de kapsamlı bir görüşme gerçekleştiren Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, iki ülke arasındaki ilişkiler, ulaştırma, enerji, gümrük ve dijital altyapı alanlarında iş birliği imkanlarını ele aldı. Görüşmede, normalleşme sürecinde atılan adımların somut sonuçlar üretmesinden duyulan memnuniyet dile getirildi. Taraflar ayrıca Ani Köprüsü’nün ortak restorasyonuna ilişkin mutabakat zaptını da değerlendirdi. Yılmaz, bu tür iş birliklerinin kalıcı barış ve güven ortamına katkı sunacağına inandıklarını belirtti. Zirve kapsamında gerçekleştirilen temaslarda, bölgesel barış, diyalog ve ekonomik iş birliğinin güçlendirilmesi yönünde mesajlar öne çıktı.

Nilüfer ’de Demokrasi ve Barış Buluşması Haber

Nilüfer ’de Demokrasi ve Barış Buluşması

Nilüfer Belediyesi, ülke gündemini şekillendiren konuların, alanında öncü isimlerle ele alınacağı önemli bir buluşma zemini olacak “Müşterek Mekan Buluşmaları”nı başlattı. Etkinlik serisinin ilk konuğu olan akademisyen ve siyasetçi Prof. Dr. Ahmet Özer, düzenlenen söyleşide; hukukun üstünlüğü, demokratik değerler ve toplumsal barışın önemi üzerine kapsamlı bir perspektif sundu. Söyleşiye; CHP Bursa İl Başkanı Nihat Yeşiltaş, CHP Bursa Milletvekili Orhan Sarıbal, Mudanya Belediye Başkanı Deniz Dalgıç, Gemlik Belediye Başkanı Şükrü Deviren, CHP Nilüfer İlçe Başkanı Özgür Şahin, Eski Milli Eğitim ve Milli Savunma Bakanı Turhan Tayan, 24. Dönem CHP Bursa Milletvekili İlhan Demiröz, siyasi parti temsilcileri, sivil toplum kuruluşlarının yöneticileri ve çok sayıda vatandaş katılım sağladı. GENİŞ KATILIMLI DEMOKRASİ DİYALOĞU Etkinliğin açılış konuşmasını gerçekleştiren Nilüfer Belediye Başkanı Şadi Özdemir, Nilüfer’de uzlaşma kültürü ve ortak akılla hareket ettiklerini belirtti. Nilüfer Kent Konseyi, mahalle komiteleri ve sivil toplum kuruluşlarıyla, her fırsatta demokrasiyi güçlendirmeyi hedeflediklerini ifade eden Başkan Şadi Özdemir, toplumsal barış için hukukun ve demokrasinin vazgeçilmez olduğunu hatırlattı. BARIŞIN TEMELİ HUKUK VE ADALETTİR Söyleşisinde Bursa’nın Türkiye’nin dördüncü büyük şehri olarak stratejik önemine ve potansiyeline değinen Prof. Dr. Ahmet Özer, demokratik normalleşmenin önemine dikkat çekti. İnsan aklının şimdiye kadar bulduğu en ideal yönetim biçiminin demokrasi olduğunu ifade eden Özer, bu sistemin halkın rızasına dayanması gerektiğini belirtti. Prof. Dr. Ahmet Özer, konuşmasında şu temel vurguları yaptı: “Adalet devletin temelidir. Adaletin zayıflaması durumunda devletin de güç kaybedeceğini unutmamalıyız. Hukuk, toplumları bir arada tutan en güçlü çimentodur. Toplumsal adaletin sağlanmadığı bir ortamda ekonomik sorunların da çözülemeyeceğini, kalkınmanın temelinde güvenilir bir hukuk sisteminin yattığını her fırsatta hatırlamalıyız. Barış ise sadece çatışmasızlık değil; huzur, diyalog ve farklılıklarla bir arada yaşama kültürüdür. En kötü barış bile en iyi savaştan bin kat daha iyidir.” Siyasetin temel işlevinin üretimi artırmak ve adil bölüşümü sağlamak olduğunu da hatırlatan Özer, siyasi partilerin birbirinin düşmanı değil rakibi olduğunu ve bu rekabetin nezaket çerçevesinde yürütülmesinin Türkiye’nin demokratik normalleşmesi için elzem olduğunu söyledi. Yoğun katılımla gerçekleşen etkinlik, soru-cevap bölümünün ardından sona erdi. Prof. Dr. Ahmet Özer, program sonunda kitaplarını imzaladı.

Hakan Fidan: İsrail kendi güvenliğinin değil, daha fazla toprağın peşinde Haber

Hakan Fidan: İsrail kendi güvenliğinin değil, daha fazla toprağın peşinde

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın himayesinde, Türkiye Cumhuriyeti Dışişleri Bakanlığı’nın ev sahipliğinde bu yıl beşinci kez düzenlenen Antalya Diplomasi Forumu’nun (ADF2026) teması, "Yarını Tasarlarken Belirsizliklerle Başetmek" olarak belirlendi. 17-19 Nisan tarihleri arasında Antalya’nın Serik ilçesine bağlı Belek turizm bölgesindeki NEST Kongre Merkezi’nde düzenlenen forumun ikinci gününde, ADF Sohbetleri kapsamında Dışişleri Bakanı Hakan Fidan değerlendirmelerde bulundu. Fidan, Antalya Diplomasi Forumu’nun her geçen yıl daha da önem kazandığını belirterek, forumun özellikle bölgesel meselelerin ele alınması bakımından ayrı bir zemin sunduğunu söyledi. "Antalya Diplomasi Forumu bölgemiz için eşsiz bir fırsat" Antalya Diplomasi Forumu’nun dünya siyasetinde daha etkili bir yer edinmeye başladığını kaydeden Fidan, "Antalya Diplomasi Forumu her geçen yıl çok verimli bir yönde gelişiyor; katılımcı sayısı da, ele alınan konu başlıklarının sayısı da artıyor ve dünya siyasetinde çok daha etkili bir yer edinmeye başlıyor. Aslında Antalya Diplomasi Forumu ile yapmaya çalıştığımız şey, bu platformu özellikle bölgesel meselelerimiz açısından öne çıkarmaktır" ifadelerini kullandı. Dünyadaki benzer platformlarda çoğunlukla küresel ve Batı merkezli sorunların ele alındığını belirten Fidan, "Bölgesel meseleler, özellikle bizim bölgemizle çok yakından ilgili konular, belki Ukrayna meselesi dışında, derinlemesine tartışılmıyor. Ama bunun dışında, örneğin Orta Doğu, Kuzey Afrika, hatta Balkanlar ve Akdeniz’e ilişkin meselelerde çok fazla platform görmüyoruz. Bu bakımdan Antalya Diplomasi Forumu’nun bölgemiz için bölgesel tartışmalar yürütme, bölgesel çözümler ve fikirler ortaya koyma açısından eşsiz bir fırsat sunduğunu düşünüyorum" dedi. "Diplomasiye her zamankinden daha fazla ihtiyaç var" Uluslararası sistemde çok taraflılığın ve kurallara dayalı yapının zayıfladığını belirten Fidan, mevcut dönemde diplomasinin daha da hayati hale geldiğini söyledi. Fidan, "Diplomasinin her zamankinden daha ilgili ve her zamankinden daha gerekli olduğu bir dönemdeyiz. Çünkü çok taraflılığın ve uluslararası düzenin çöktüğünü gördüğümüz bir çağda, çok daha fazla diyaloğa ihtiyaç duyuyoruz" diye konuştu. Yerleşik bir sistemin işlediği dönemlerde devletlerin daha az temas ihtiyacı hissettiğini, ancak sistemin zayıfladığı anlarda koordinasyonun zorunlu hale geldiğini belirten Fidan, "Uluslararası sistemin çökmekte olduğunu ve hukuksuzluğun ortaya çıktığını gördüğünüzde, daha fazla koordinasyona başlamanız gerekir. Diğer taraflarla daha fazla iletişim kurmanız gerekir; aksi halde ezilirsiniz ve kendinizi bir kazanın içinde bulabilirsiniz" dedi. Soğuk Savaş sonrasındaki dönemin 1990’lardan itibaren değişmeye başladığını, 2010-2011 sonrasının ise "serbest düşüş" dönemi olduğunu söyleyen Fidan, insanlığın artık yıkım ve savaş yaşandıktan sonra öğrenen bir döngüden çıkması gerektiğini vurguladı. "Bölgemizde güç siyaseti uzun zamandır oyunun kurallarına hâkim" Fidan, Orta Doğu başta olmak üzere Türkiye’nin çevresindeki bölgelerde uzun süredir güç siyasetinin belirleyici olduğunu belirterek, bunun ciddi yıkım ve istikrarsızlık ürettiğini ifade etti. Fidan, savaşların sadece bölgeyi değil, kısa sürede diğer ülkeleri de olumsuz etkilediğini kaydederek, "Ne yazık ki bizim bölgemizde güç siyaseti uzun zamandır oyunun kurallarına hâkim durumda. Bu yüzden bir tür düzen getirmemiz gerekiyor. Çünkü sorunları çözmenin eski yöntemi, çoğu zaman savaşı içeriyor ve bu da bize yardımcı olmuyor" şeklinde konuştu. Bölgede kalıcı istikrarın temel şartının egemenliğe, toprak bütünlüğüne ve güvenliğe saygıdan geçtiğini söyleyen Fidan, "Bakın, her ulusun kendi sınırı var. Dolayısıyla hiçbir ülke başka bir ülkenin toprağının peşinde değil; İsrail hariç. İsrail yayılmacı politikaların peşinde. Ama İsrail dışında, bölgedeki ülkelerin kendi sınırları, kendi bayrakları ve kendi devletleri var. O halde, bölgede diğer ulus devletlerin toprak bütünlüğüne, egemenliğine, emniyetine ve güvenliğine saygı duyduğumuz sürece, bu çok temel bir başlangıç noktasıdır. Bence sorunların yüzde 80’inden fazlasını çözeriz" ifadelerini kullandı. "Biz savaş değil, diplomasi ve diyalog yürütüyoruz" Türkiye’nin bölgesel krizlerdeki yaklaşımını da anlatan Fidan, diplomasinin çatışmalarda tüm taraflarla temas kurmayı zorunlu kıldığını vurguladı. Fidan, "Biz savaş değil, diplomasi ve diyalog yürütüyoruz. Savaşta taraf tutmanız gerekir; ama diplomaside çatışmaya dâhil olan her tarafla, bütün taraflarla temas kurmanız gerekir. Bizim için başlangıç noktası budur" dedi. Bölgede dış politika önceliklerinin savaşların önlenmesi ve süren çatışmaların sonlandırılması olduğunu belirten Fidan, "Bölgede dış politika önceliğimiz ise savaşların patlak vermemesini sağlamak, eğer süren bir çatışma varsa bunun durdurulması ya da sona erdirilmesidir. Bölgemizde ticaretin, kalkınmanın, emniyetin, güvenliğin ve istikrarın mümkün olmasının tek yolu budur" diye konuştu. Türkiye’nin Ukrayna’dan Gazze’ye, İran’dan Afrika’daki bazı çatışmalara kadar çok sayıda kriz alanında yoğun çaba yürüttüğünü söyleyen Fidan, "İşte bu nedenle bölgemizde hâlihazırda süren yangınları söndürmek için çok yoğun çalışıyoruz; Ukrayna’dan Gazze’ye, İran’dan Afrika’daki bazı çatışmalara kadar, gerekirse zaman zaman Balkanlar’da da devreye giriyoruz" dedi. "İran’daki savaş, Rusya-Ukrayna görüşmelerini bir kenara itti" Ukrayna-Rusya savaşına ilişkin de değerlendirmelerde bulunan Fidan, sürecin inişli çıkışlı seyrettiğini ancak tarafların ve arabulucuların görüşmeleri sürdürme iradesini koruduğunu söyledi. Fidan, "Ne yazık ki Ukrayna-Rusya savaşı inişli çıkışlı bir seyir izliyor. Ancak olumlu olan taraf şu ki, her iki tarafın ve arabulucuların en azından süreci sürdürme konusunda hâlâ istekli olduğunu görüyoruz. Bu hepimiz için büyük bir artı" ifadelerini kullandı. Türkiye’nin tarafları ateşkes ve kalıcı çözüme yönlendirmeye çalıştığını belirten Fidan, Ukrayna’daki savaşın büyük bir yıkım ve istikrarsızlık ürettiğini söyledi. Fidan, "Şu anda Ukrayna görüşmeleri bakımından karşı karşıya olduğumuz tek olumsuzluk, İran’daki savaştır. Bu durum, Rusya-Ukrayna görüşmelerini bir kenara itmiş durumda. İnşallah, İran’la ilgili ateşkes ya da barış anlaşması sağlanır sağlanmaz, dikkatimizi derhal yeniden Ukrayna görüşmelerine çevireceğiz. Bu çok önemli. O meseleye olan odağımızın kaymasına izin veremeyiz" dedi. Söz konusu savaşın yalnızca iki ülkeyi değil, bölgesel ve küresel dengeleri de etkilediğini vurgulayan Fidan, tırmanma riskine de dikkat çekti. "İsrail kendi güvenliğinin değil, daha fazla toprağın peşinde" İsrail’in uzun süredir kendi güvenliğini gerekçe göstererek uluslararası kamuoyunda bir algı oluşturduğunu belirten Fidan, son yıllarda bunun arkasında daha fazla toprak hedefinin bulunduğunun netleştiğini söyledi. Fidan, "İsrail, uluslararası alanda, kendi güvenliğinin peşinde olduğu yönünde bir yanılsama oluşturdu. Ancak özellikle son yıllarda çok daha net hale geldi ki, bu kavramın altında İsrail’in peşinde olduğu şey daha fazla topraktır. Gerçekte olan budur. İsrail kendi güvenliğinin peşinde değil; daha fazla toprağın peşinde. Güvenlik, Netanyahu hükümeti tarafından daha fazla toprağı işgal etmek için bir gerekçe olarak kullanılıyor" diye konuştu. Bu sürecin Filistin topraklarından başladığını, Gazze, Batı Şeria ve Doğu Kudüs’ten Lübnan ve Suriye’ye uzanan bir yayılmacılık politikası izlendiğini belirten Fidan, "Bu, bölgede süregelen bir işgal ve yayılmacılık politikasıdır. Bence bunun durması gerekiyor" dedi. İsrail’in ancak diğer ülkelerin güvenlik, egemenlik ve özgürlüklerine saygı göstermesi halinde bölgede kalıcı barış içinde yaşayabileceğini vurgulayan Fidan, "İsraillilerin daha fazla toprak elde etmeye dönük yayılmacı politikaları, bölgesel ölçekte çok büyük bir sorun oluşturuyor" ifadelerini kullandı. "Avrupa Birliği, İsrail’i sınırlamak için daha fazlasını yapmalı" İsrail’e verilen Batı desteğinin meseleyi daha da karmaşık hale getirdiğini belirten Fidan, özellikle Avrupa Birliği’nin son dönemde bazı adımlar atsa da bunun yeterli olmadığını söyledi. Fidan, "Avrupa’nın, Avrupa Birliği olarak ve kurumsal bir yapı olarak bir araya gelmesi, kendi gücünü gerçekten İsrail’in bölgesel ve küresel güvenliği istikrarsızlaştıran eylemlerini sınırlamak için kullanması gerekiyor. Şu anda Avrupa Birliği’nden görmediğimiz şey tam olarak budur" dedi. Batı Şeria’daki bazı aşırı yerleşimcilerin yaptırım listesine alınmasını hatırlatan Fidan, buna rağmen İsrail’in işgal, saldırı ve insani hukuk ihlalleri karşısında daha güçlü adımlar gerektiğini söyledi. Fidan, "İsrail’in bölgede nasıl davranması gerektiğini gerçekten sağlamak için daha fazlasını yapmaları gerekiyor. Soykırım işlemeyi durdurmalı. Yerleri işgal etmeyi durdurmalı. Batı Şeria ve Gazze’de olduğu gibi başkasına ait toprakları çalmayı durdurmalı" ifadelerine yer verdi. "Gazze Planı’nın ilk aşamasındaki insani yükümlülükler yerine getirilmedi" Gazze’deki son duruma ilişkin de değerlendirmelerde bulunan Fidan, geçen yıldan itibaren Türkiye’nin de aralarında bulunduğu bazı ülkelerin ABD ile birlikte Gazze Barış Planı’na öncülük ettiğini söyledi. Planın savaşın durdurulmasında etkili olduğunu belirten Fidan, "Geçen yıldan itibaren, aralarında Türkiye’nin de bulunduğu bir dizi ülke, Amerika Birleşik Devletleri ile birlikte hareket ederek Gazze Barış Planı’na öncülük etti. Bu da Gazze’de savaşı durdurmayı mümkün kıldı. Özellikle o zamana kadar aktif bir soykırım söz konusuydu. Şimdi İsrailliler Gazze halkını hâlâ kasıtlı olarak öldürüyor, ancak en azından kitlesel öldürme düzeyi durdu" dedi. Planın aşamalardan oluştuğunu kaydeden Fidan, şu anda Kahire’de devam eden görüşmelerde birinci aşamanın performansının değerlendirildiğini ve ikinci aşamaya geçiş zemininin ele alındığını ifade etti. Fidan, "Her iki taraf da farklı şeyler ileri sürüyor. Ancak genel olarak şunu söyleyebilirim: Özellikle anlaşmanın insani boyutu söz konusu olduğunda, İsrail’in birinci aşamayla ilgili yükümlülüklerini fiilen yerine getirdiğini görmedik" diye konuştu. İlk aşamanın gerekleri arasında daha fazla insani yardım, tıbbi destek, barınak girişine izin verilmesi ve Filistin teknik komitesinin Gazze’de çalışmaya başlamasının yer aldığını söyleyen Fidan, "Daha fazla insani yardıma, daha fazla tıbbi yardıma ihtiyacımız var. Barınakların içeri sokulmasına izin verilmesi gerekiyor. Filistin teknik komitesinin Gazze’de kendi çalışmalarına başladığını görmemiz gerekiyor; ancak henüz başlamış değiller. Gazze’ye girişlerine izin verilmiyor. Bunlar birinci aşamanın gerekleridir" dedi. Fidan, bu yükümlülüklerin yerine getirilmesinin ardından ikinci aşamaya geçilerek daha somut sonuçların görülebileceğini belirterek, "Ama şu anda insani durum, birinci aşama şartlarının gerektirdiği şekilde tam anlamıyla ele alınmıyor. Şu an bulunduğumuz nokta budur. Ve umarım Kahire’de devam eden görüşmeler, inşallah, olumlu bir sonuç verecektir" şeklinde konuştu.

Pakistan: İslamabad’da masaya oturabilirler ABD ve İran bize güveniyor, Haber

Pakistan: İslamabad’da masaya oturabilirler ABD ve İran bize güveniyor,

Pakistan Dışişleri Bakanı İshak Dar, Washington ve Tahran yönetimlerinin aralarındaki savaşı sona erdirmek için Pakistan’ın arabuluculuğuna ve sağlayacağı diyalog zeminine güvendiğini açıkladı. Pakistan’ın başkenti İslamabad, Ortadoğu’da bir ayı geride bırakan savaşı durdurmak amacıyla düzenlenen kritik bir dörtlü zirveye ev sahipliği yaptı. Pakistan Dışişleri Bakanı İshak Dar; Türkiye Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Suudi Arabistan Dışişleri Bakanı Faysal bin Ferhan ve Mısır Dışişleri Bakanı Bedr Abdulati ile bir araya geldi. “ABD ve İran İslamabad’da görüşebilir” Zirvenin ardından açıklama yapan İshak Dar, toplantıyı "oldukça verimli" olarak nitelendirdi. Dar, her iki tarafın (ABD ve İran) Pakistan’a olan güvenine dikkat çekerek şunları söyledi: "ABD ve İran’ın, diyalog zemini oluşturma konusunda Pakistan’a duydukları güvenden memnuniyet duyuyoruz. İslamabad, mevcut çatışmaya kapsamlı ve kalıcı bir çözüm bulmak amacıyla önümüzdeki günlerde her iki taraf arasında yapılacak ciddi görüşmelere ev sahipliği yapmaya ve bu yolu açmaya hazırdır." Dörtlü zirveden ‘Savaşı Durdurun’ çağrısı İshak Dar, Türkiye, Suudi Arabistan ve Mısır mevkidaşlarıyla; savaşın sadece ölüm ve yıkım getirdiği, Ortadoğu’daki gerilimin bir an önce kontrol altına alınması ve çatışmaların yayılmasının önlenmesi gerektiği konusunda mutabık kaldıklarını belirtti. Dar, bölge barışı için Pakistan’ın çabalarına destek veren Hakan Fidan ile Suudi ve Mısırlı mevkidaşlarına teşekkür etti. BM ve Çin’den destek, İran’a ‘saldırıları durdur’ talebi İshak Dar ayrıca BM Genel Sekreteri Antonio Guterres ve Çin Dışişleri Bakanı Wang Yi ile de telefon görüşmeleri gerçekleştirdiğini, her iki ismin de Pakistan’ın hamlelerine tam destek verdiğini bildirdi. Öte yandan Dar, İran Dışişleri Bakanı Abbas Erakçi ile de bir görüşme yaparak, Tahran’dan gerilimi düşürmesini ve özellikle Körfez ülkelerine yönelik füze ve dron saldırılarını durdurmasını talep etti. Trump ‘Müzakere var’ diyor, Tahran yalanlıyor Diplomatik trafik hızlanırken taraflardan çelişkili açıklamalar gelmeye devam ediyor. ABD Başkanı Donald Trump, geçtiğimiz günlerde İran ile "çok verimli" görüşmeler yapıldığını ve bu nedenle enerji tesislerine saldırıları ertelediğini duyurmuştu. Buna karşın İranlı üst düzey askeri yetkililer, Washington ile herhangi bir resmi müzakere içinde olmadıklarını savunuyor. Hatemü’l Enbiya Karargahı Komutanı Ali Abdullahi, ABD’nin İran’da "bataklığa saplandığını" ve Trump’ın bu savaştan kurtulmak için üçüncü ülkeler üzerinden çıkış aradığını iddia etmişti. 28 Şubat’ta başlayan ve bölgeyi sarsan savaşın 31. gününde, İslamabad’daki bu diplomatik seferberliğin 6 Nisan mühleti öncesi somut bir ateşkesle sonuçlanıp sonuçlanmayacağı dünya kamuoyu tarafından yakından takip ediliyor.

Fethiye 'den 1 puanla dönsekte üzülmeyin O şampiyonluk gelecek. Fethiyespor 1-1 Bursaspor. Haber

Fethiye 'den 1 puanla dönsekte üzülmeyin O şampiyonluk gelecek. Fethiyespor 1-1 Bursaspor.

Bursaspor Lig’in 30. Haftasında deplasmanda Fethiyespor ile karşı karşıya geldi. Fethiye İlçe Stadyumu'nda oynanan karşılaşmadan 1-1'lik beraberlikle ayrıldık. Takımımızın golünü 16. Dakikada Soner Aydoğdu kaydetti. Fethiyespor 'un golünü eski Bursaspor 'lu Yusuf Türk kaydetti. Mustafa Er İle Yusuf Türk Arasında Gerilim Karşılaşmanın son düdüğünün ardından saha içi bir anda karıştı. Bursaspor Teknik Direktörü Mustafa Er ile şu an Fethiyespor forması giyen ve geçmişte Yeşil-beyazlı kulüpte de top koşturmuş olan Yusuf Türk arasında büyük bir gerilim yaşandı. Taraflar, birbirlerinin üstüne yürürken, kameralara yansıyan diyalog da gündeme bomba gibi düştü. Sen Bu Kulüpten Ekmek Yedin' İddialara göre, maç içerisindeki bir pozisyona veya tribünlere yapılan bir harekete sinirlenen Bursaspor hocası Mustafa Er, eski oyuncusu Yusuf Türk'e sert çıkarak tepkisini dile getirdi. İşte yaşanan diyalog: Mustafa Er: Sen bu kulüpten ekmek yedin, böyle bir hareket yapamazsın! Yusuf Türk: Anama, karıma küfür ettiler hocam! Mustafa Er: Senin o hareketinden sonra küfür ettiler. Niye yaptığını çok iyi biliyorum, sen hainsin! Araya giren diğer futbolcular ve teknik heyet üyeleri, ikiliyi güçlükle sakinleştirerek soyunma odasına yönlendirdi. STADYUM: Fethiye İlçe Stadyum HAKEMLER: Mustafa Hakan Belder, Giray Kara, Abdullah Özcan BURSASPOR: Kerem Matışlı, Rahmetullah Berişbek, Taha Batuhan Yayıkcı, Alperen Babacan, Barış Gök, Salih Kavrazlı (55′ Zeki Dursun), Eyüp Akcan, Soner Aydoğdu, İlhan Depe (65′ Hakkı Türker), Ertuğrul İdris Furat, Emir Kaan Gültekin (55′ Baran Başyiğit) YEDEKLER: Anıl Atağ, Ertuğrul Ersoy, Talha Yünküş, Emir Kayacık, Hamza Gür, Baran Başyiğit, Hakkı Türker, Muhammet Zeki Dursun, Musa Çağıran, Sefa Narın TEKNİK SORUMLU: Mustafa Er FETHİYESPOR: Nurullah Aslan, Seyit Niyazi Özcan, Onur Atasayar, Oğuz Yılmaz, Şahan Akyüz, Cihan Kazan, Serdarcan Erap, Uğur Ayhan, Yusuf Türk, Ramazan Çevik, Ulaş Zengin YEDEKLER: Arda Akbulut, Berkay Can Değirmencioğlu, Berat Satır, Muhammet Raşit Yöndem, Melih Okutan, Berdan Yelken, Ali Mert Aydın, Serkan Yıldız, Kerem Pala, Ahmet Mert Koşar TEKNİK SORUMLU: Sait Karafırtınalar SARI KARTLAR: 53′ Şahan Akyüz / 74′ Barış Gök, 78′ Mustafa Er, 79′ Muhammet Zeki Dursun GOLLER: 16′ Soner Aydoğdu, 80′ Yusuf Türk KIRMIZI KART: 90+2 Eyüp Akcan

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.