SON DAKİKA
Hava Durumu

#Dış Politika

Bursa Digital, Bursa Haber, Bursa Son Dakika - Dış Politika haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Dış Politika haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Hakan Fidan: İsrail kendi güvenliğinin değil, daha fazla toprağın peşinde Haber

Hakan Fidan: İsrail kendi güvenliğinin değil, daha fazla toprağın peşinde

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın himayesinde, Türkiye Cumhuriyeti Dışişleri Bakanlığı’nın ev sahipliğinde bu yıl beşinci kez düzenlenen Antalya Diplomasi Forumu’nun (ADF2026) teması, "Yarını Tasarlarken Belirsizliklerle Başetmek" olarak belirlendi. 17-19 Nisan tarihleri arasında Antalya’nın Serik ilçesine bağlı Belek turizm bölgesindeki NEST Kongre Merkezi’nde düzenlenen forumun ikinci gününde, ADF Sohbetleri kapsamında Dışişleri Bakanı Hakan Fidan değerlendirmelerde bulundu. Fidan, Antalya Diplomasi Forumu’nun her geçen yıl daha da önem kazandığını belirterek, forumun özellikle bölgesel meselelerin ele alınması bakımından ayrı bir zemin sunduğunu söyledi. "Antalya Diplomasi Forumu bölgemiz için eşsiz bir fırsat" Antalya Diplomasi Forumu’nun dünya siyasetinde daha etkili bir yer edinmeye başladığını kaydeden Fidan, "Antalya Diplomasi Forumu her geçen yıl çok verimli bir yönde gelişiyor; katılımcı sayısı da, ele alınan konu başlıklarının sayısı da artıyor ve dünya siyasetinde çok daha etkili bir yer edinmeye başlıyor. Aslında Antalya Diplomasi Forumu ile yapmaya çalıştığımız şey, bu platformu özellikle bölgesel meselelerimiz açısından öne çıkarmaktır" ifadelerini kullandı. Dünyadaki benzer platformlarda çoğunlukla küresel ve Batı merkezli sorunların ele alındığını belirten Fidan, "Bölgesel meseleler, özellikle bizim bölgemizle çok yakından ilgili konular, belki Ukrayna meselesi dışında, derinlemesine tartışılmıyor. Ama bunun dışında, örneğin Orta Doğu, Kuzey Afrika, hatta Balkanlar ve Akdeniz’e ilişkin meselelerde çok fazla platform görmüyoruz. Bu bakımdan Antalya Diplomasi Forumu’nun bölgemiz için bölgesel tartışmalar yürütme, bölgesel çözümler ve fikirler ortaya koyma açısından eşsiz bir fırsat sunduğunu düşünüyorum" dedi. "Diplomasiye her zamankinden daha fazla ihtiyaç var" Uluslararası sistemde çok taraflılığın ve kurallara dayalı yapının zayıfladığını belirten Fidan, mevcut dönemde diplomasinin daha da hayati hale geldiğini söyledi. Fidan, "Diplomasinin her zamankinden daha ilgili ve her zamankinden daha gerekli olduğu bir dönemdeyiz. Çünkü çok taraflılığın ve uluslararası düzenin çöktüğünü gördüğümüz bir çağda, çok daha fazla diyaloğa ihtiyaç duyuyoruz" diye konuştu. Yerleşik bir sistemin işlediği dönemlerde devletlerin daha az temas ihtiyacı hissettiğini, ancak sistemin zayıfladığı anlarda koordinasyonun zorunlu hale geldiğini belirten Fidan, "Uluslararası sistemin çökmekte olduğunu ve hukuksuzluğun ortaya çıktığını gördüğünüzde, daha fazla koordinasyona başlamanız gerekir. Diğer taraflarla daha fazla iletişim kurmanız gerekir; aksi halde ezilirsiniz ve kendinizi bir kazanın içinde bulabilirsiniz" dedi. Soğuk Savaş sonrasındaki dönemin 1990’lardan itibaren değişmeye başladığını, 2010-2011 sonrasının ise "serbest düşüş" dönemi olduğunu söyleyen Fidan, insanlığın artık yıkım ve savaş yaşandıktan sonra öğrenen bir döngüden çıkması gerektiğini vurguladı. "Bölgemizde güç siyaseti uzun zamandır oyunun kurallarına hâkim" Fidan, Orta Doğu başta olmak üzere Türkiye’nin çevresindeki bölgelerde uzun süredir güç siyasetinin belirleyici olduğunu belirterek, bunun ciddi yıkım ve istikrarsızlık ürettiğini ifade etti. Fidan, savaşların sadece bölgeyi değil, kısa sürede diğer ülkeleri de olumsuz etkilediğini kaydederek, "Ne yazık ki bizim bölgemizde güç siyaseti uzun zamandır oyunun kurallarına hâkim durumda. Bu yüzden bir tür düzen getirmemiz gerekiyor. Çünkü sorunları çözmenin eski yöntemi, çoğu zaman savaşı içeriyor ve bu da bize yardımcı olmuyor" şeklinde konuştu. Bölgede kalıcı istikrarın temel şartının egemenliğe, toprak bütünlüğüne ve güvenliğe saygıdan geçtiğini söyleyen Fidan, "Bakın, her ulusun kendi sınırı var. Dolayısıyla hiçbir ülke başka bir ülkenin toprağının peşinde değil; İsrail hariç. İsrail yayılmacı politikaların peşinde. Ama İsrail dışında, bölgedeki ülkelerin kendi sınırları, kendi bayrakları ve kendi devletleri var. O halde, bölgede diğer ulus devletlerin toprak bütünlüğüne, egemenliğine, emniyetine ve güvenliğine saygı duyduğumuz sürece, bu çok temel bir başlangıç noktasıdır. Bence sorunların yüzde 80’inden fazlasını çözeriz" ifadelerini kullandı. "Biz savaş değil, diplomasi ve diyalog yürütüyoruz" Türkiye’nin bölgesel krizlerdeki yaklaşımını da anlatan Fidan, diplomasinin çatışmalarda tüm taraflarla temas kurmayı zorunlu kıldığını vurguladı. Fidan, "Biz savaş değil, diplomasi ve diyalog yürütüyoruz. Savaşta taraf tutmanız gerekir; ama diplomaside çatışmaya dâhil olan her tarafla, bütün taraflarla temas kurmanız gerekir. Bizim için başlangıç noktası budur" dedi. Bölgede dış politika önceliklerinin savaşların önlenmesi ve süren çatışmaların sonlandırılması olduğunu belirten Fidan, "Bölgede dış politika önceliğimiz ise savaşların patlak vermemesini sağlamak, eğer süren bir çatışma varsa bunun durdurulması ya da sona erdirilmesidir. Bölgemizde ticaretin, kalkınmanın, emniyetin, güvenliğin ve istikrarın mümkün olmasının tek yolu budur" diye konuştu. Türkiye’nin Ukrayna’dan Gazze’ye, İran’dan Afrika’daki bazı çatışmalara kadar çok sayıda kriz alanında yoğun çaba yürüttüğünü söyleyen Fidan, "İşte bu nedenle bölgemizde hâlihazırda süren yangınları söndürmek için çok yoğun çalışıyoruz; Ukrayna’dan Gazze’ye, İran’dan Afrika’daki bazı çatışmalara kadar, gerekirse zaman zaman Balkanlar’da da devreye giriyoruz" dedi. "İran’daki savaş, Rusya-Ukrayna görüşmelerini bir kenara itti" Ukrayna-Rusya savaşına ilişkin de değerlendirmelerde bulunan Fidan, sürecin inişli çıkışlı seyrettiğini ancak tarafların ve arabulucuların görüşmeleri sürdürme iradesini koruduğunu söyledi. Fidan, "Ne yazık ki Ukrayna-Rusya savaşı inişli çıkışlı bir seyir izliyor. Ancak olumlu olan taraf şu ki, her iki tarafın ve arabulucuların en azından süreci sürdürme konusunda hâlâ istekli olduğunu görüyoruz. Bu hepimiz için büyük bir artı" ifadelerini kullandı. Türkiye’nin tarafları ateşkes ve kalıcı çözüme yönlendirmeye çalıştığını belirten Fidan, Ukrayna’daki savaşın büyük bir yıkım ve istikrarsızlık ürettiğini söyledi. Fidan, "Şu anda Ukrayna görüşmeleri bakımından karşı karşıya olduğumuz tek olumsuzluk, İran’daki savaştır. Bu durum, Rusya-Ukrayna görüşmelerini bir kenara itmiş durumda. İnşallah, İran’la ilgili ateşkes ya da barış anlaşması sağlanır sağlanmaz, dikkatimizi derhal yeniden Ukrayna görüşmelerine çevireceğiz. Bu çok önemli. O meseleye olan odağımızın kaymasına izin veremeyiz" dedi. Söz konusu savaşın yalnızca iki ülkeyi değil, bölgesel ve küresel dengeleri de etkilediğini vurgulayan Fidan, tırmanma riskine de dikkat çekti. "İsrail kendi güvenliğinin değil, daha fazla toprağın peşinde" İsrail’in uzun süredir kendi güvenliğini gerekçe göstererek uluslararası kamuoyunda bir algı oluşturduğunu belirten Fidan, son yıllarda bunun arkasında daha fazla toprak hedefinin bulunduğunun netleştiğini söyledi. Fidan, "İsrail, uluslararası alanda, kendi güvenliğinin peşinde olduğu yönünde bir yanılsama oluşturdu. Ancak özellikle son yıllarda çok daha net hale geldi ki, bu kavramın altında İsrail’in peşinde olduğu şey daha fazla topraktır. Gerçekte olan budur. İsrail kendi güvenliğinin peşinde değil; daha fazla toprağın peşinde. Güvenlik, Netanyahu hükümeti tarafından daha fazla toprağı işgal etmek için bir gerekçe olarak kullanılıyor" diye konuştu. Bu sürecin Filistin topraklarından başladığını, Gazze, Batı Şeria ve Doğu Kudüs’ten Lübnan ve Suriye’ye uzanan bir yayılmacılık politikası izlendiğini belirten Fidan, "Bu, bölgede süregelen bir işgal ve yayılmacılık politikasıdır. Bence bunun durması gerekiyor" dedi. İsrail’in ancak diğer ülkelerin güvenlik, egemenlik ve özgürlüklerine saygı göstermesi halinde bölgede kalıcı barış içinde yaşayabileceğini vurgulayan Fidan, "İsraillilerin daha fazla toprak elde etmeye dönük yayılmacı politikaları, bölgesel ölçekte çok büyük bir sorun oluşturuyor" ifadelerini kullandı. "Avrupa Birliği, İsrail’i sınırlamak için daha fazlasını yapmalı" İsrail’e verilen Batı desteğinin meseleyi daha da karmaşık hale getirdiğini belirten Fidan, özellikle Avrupa Birliği’nin son dönemde bazı adımlar atsa da bunun yeterli olmadığını söyledi. Fidan, "Avrupa’nın, Avrupa Birliği olarak ve kurumsal bir yapı olarak bir araya gelmesi, kendi gücünü gerçekten İsrail’in bölgesel ve küresel güvenliği istikrarsızlaştıran eylemlerini sınırlamak için kullanması gerekiyor. Şu anda Avrupa Birliği’nden görmediğimiz şey tam olarak budur" dedi. Batı Şeria’daki bazı aşırı yerleşimcilerin yaptırım listesine alınmasını hatırlatan Fidan, buna rağmen İsrail’in işgal, saldırı ve insani hukuk ihlalleri karşısında daha güçlü adımlar gerektiğini söyledi. Fidan, "İsrail’in bölgede nasıl davranması gerektiğini gerçekten sağlamak için daha fazlasını yapmaları gerekiyor. Soykırım işlemeyi durdurmalı. Yerleri işgal etmeyi durdurmalı. Batı Şeria ve Gazze’de olduğu gibi başkasına ait toprakları çalmayı durdurmalı" ifadelerine yer verdi. "Gazze Planı’nın ilk aşamasındaki insani yükümlülükler yerine getirilmedi" Gazze’deki son duruma ilişkin de değerlendirmelerde bulunan Fidan, geçen yıldan itibaren Türkiye’nin de aralarında bulunduğu bazı ülkelerin ABD ile birlikte Gazze Barış Planı’na öncülük ettiğini söyledi. Planın savaşın durdurulmasında etkili olduğunu belirten Fidan, "Geçen yıldan itibaren, aralarında Türkiye’nin de bulunduğu bir dizi ülke, Amerika Birleşik Devletleri ile birlikte hareket ederek Gazze Barış Planı’na öncülük etti. Bu da Gazze’de savaşı durdurmayı mümkün kıldı. Özellikle o zamana kadar aktif bir soykırım söz konusuydu. Şimdi İsrailliler Gazze halkını hâlâ kasıtlı olarak öldürüyor, ancak en azından kitlesel öldürme düzeyi durdu" dedi. Planın aşamalardan oluştuğunu kaydeden Fidan, şu anda Kahire’de devam eden görüşmelerde birinci aşamanın performansının değerlendirildiğini ve ikinci aşamaya geçiş zemininin ele alındığını ifade etti. Fidan, "Her iki taraf da farklı şeyler ileri sürüyor. Ancak genel olarak şunu söyleyebilirim: Özellikle anlaşmanın insani boyutu söz konusu olduğunda, İsrail’in birinci aşamayla ilgili yükümlülüklerini fiilen yerine getirdiğini görmedik" diye konuştu. İlk aşamanın gerekleri arasında daha fazla insani yardım, tıbbi destek, barınak girişine izin verilmesi ve Filistin teknik komitesinin Gazze’de çalışmaya başlamasının yer aldığını söyleyen Fidan, "Daha fazla insani yardıma, daha fazla tıbbi yardıma ihtiyacımız var. Barınakların içeri sokulmasına izin verilmesi gerekiyor. Filistin teknik komitesinin Gazze’de kendi çalışmalarına başladığını görmemiz gerekiyor; ancak henüz başlamış değiller. Gazze’ye girişlerine izin verilmiyor. Bunlar birinci aşamanın gerekleridir" dedi. Fidan, bu yükümlülüklerin yerine getirilmesinin ardından ikinci aşamaya geçilerek daha somut sonuçların görülebileceğini belirterek, "Ama şu anda insani durum, birinci aşama şartlarının gerektirdiği şekilde tam anlamıyla ele alınmıyor. Şu an bulunduğumuz nokta budur. Ve umarım Kahire’de devam eden görüşmeler, inşallah, olumlu bir sonuç verecektir" şeklinde konuştu.

İranlı yetkili: Mücteba Hamaney ‘barış zamanı değil’ diyerek arabuluculuk tekliflerini reddetti Haber

İranlı yetkili: Mücteba Hamaney ‘barış zamanı değil’ diyerek arabuluculuk tekliflerini reddetti

Reuters’ın ismini açıklamadığı üst düzey yetkiliye dayandırdığı habere göre, Mücteba Hamaney dış politika ve savaş gündemiyle toplanan kurulda oldukça sert bir tutum sergiledi. Haberde, yeni liderin ABD ve İsrail’e yönelik misilleme konusunda "tavizsiz" olduğu vurgulandı. "Diz çöktürene kadar barış yok" İranlı yetkilinin aktardığına göre, iki arabulucu ülke İran Dışişleri Bakanlığı aracılığıyla "gerilimi düşürme ve ABD ile ateşkes" önerisinde bulundu. Ancak Mücteba Hamaney bu teklifleri şu sözlerle reddetti: "ABD ve İsrail’i diz çöktürene, yenilgilerini kabul ettirene ve tazminat ödetene kadar barış için uygun bir zaman değildir." Haberde, Hamaney'in bu stratejik toplantıya bizzat fiziksel olarak mı katıldığı yoksa yaralı olduğu iddiaları nedeniyle uzaktan mı bağlandığına dair bilgi verilmedi. Sağlık durumu gizemini koruyor Babası Ali Hamaney’in 28 Şubat’ta öldürülmesinin ardından Uzmanlar Meclisi tarafından "Rehber" seçilen Mücteba Hamaney’e ait henüz yeni bir fotoğraf veya video paylaşılmadı. İranlı kaynaklar onun babasıyla aynı yerleşkedeyken düzenlenen saldırıdan hafif yaralı kurtulduğunu iddia etse de, ABD’li yetkililer Hamaney’in yüzünde ve vücudunda kalıcı hasar bırakacak ağır yaralar olduğunu savunuyor. Hürmüz Boğazı "silah" olarak kullanılıyor ABD-İsrail ittifakı ile İran arasındaki savaş 3’üncü haftasına girerken, küresel ticaretin şahdamarı olan Hürmüz Boğazı büyük oranda kapalı kalmaya devam ediyor. ABD Başkanı Donald Trump’ın boğazın güvenliği için müttefiklerine yaptığı yardım çağrısının karşılık bulmaması, enerji fiyatlarını tırmandırırken küresel enflasyon endişesini de tetikledi. Mücteba Hamaney, geçen hafta devlet televizyonunda bir spiker tarafından okunan ilk halka açık mesajında, Hürmüz Boğazı’nın "İran düşmanları üzerinde bir baskı aracı" olarak kapalı tutulması talimatını vermişti.

Cumhurbaşkanı Erdoğan: Türkiye, Filistin'in yanında olmayı sürdürecek Haber

Cumhurbaşkanı Erdoğan: Türkiye, Filistin'in yanında olmayı sürdürecek

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Ankara’da düzenlenen 17. Geleneksel Büyükelçiler İftar Programı’nda yaptığı konuşmada Gazze’de yaşanan gelişmeler, bölgesel krizler ve Türkiye’nin dış politika yaklaşımına ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Gazze’de insani yardım girişlerinde ciddi sıkıntılar yaşandığını belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, İsrail’in sistematik saldırılarla Gazze halkını hedef aldığını belirterek, “Sadece son 5 ayda 640’ın üzerinde Gazzeli İsrail saldırılarında şehit oldu, 2 bine yakın masum insan yaralandı.” dedi. İsrail hükümetinin işgal ve yerleşim politikalarının Batı Şeria’da da sürdüğünü belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, 7 Ekim 2023’ten bu yana Batı Şeria ve Doğu Kudüs’te bin 120’den fazla Filistinlinin hayatını kaybettiğini, yaklaşık 12 bin kişinin yaralandığını söyledi. Batı Şeria’da yargısız infazlar, yıkımlar ve zorla yerinden etmelerin arttığını ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, İsrail’in uluslararası toplumun dikkatinin Gazze’den başka yerlere kaymasını fırsat bilerek iki devletli çözümü zayıflatmaya çalıştığını dile getirdi. Türkiye’nin Filistin halkının yanında olmaya devam edeceğini vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Türkiye, dün olduğu gibi bugün de kardeş Filistin halkının yanındadır; Gazzeli mazlumlara maddi ve manevi tüm desteğini vermeyi sürdürecektir.” dedi. Cumhurbaşkanı Erdoğan konuşmasında Türkiye’nin dış politikasının yalnızca çıkar odaklı değil aynı zamanda değer odaklı olduğunu söyledi. Erdoğan, adil bir barışın herkes için kazanç olacağına inandıklarını belirterek, Rusya-Ukrayna Savaşı’nın adil ve sürdürülebilir bir anlaşmayla sona erdirilmesini savunduklarını hatırlattı. Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan: "Asya ve Avrupa bağlantılarımızla modern İpek Yolu'nu canlandırıyoruz. Türkiye'den geçerek önce Kafkaslara, oradan da Hazar Denizi'ni aşarak Türkmenistan ve Kazakistan'ı takiben Pekin’e ulaşan Hazar geçişli Doğu-Batı Orta Koridor,… pic.twitter.com/Q652QYuEJu — T.C. İletişim Başkanlığı (@iletisim) March 9, 2026 Bölgedeki gerilimlere de değinen Cumhurbaşkanı Erdoğan, hava saldırılarının İran’ın egemenliğini ihlal ettiğini ve uluslararası hukuka aykırı olduğunu belirttiklerini söyledi. Aynı zamanda İran’ın Azerbaycan ve bazı Körfez ülkelerini hedef alan saldırılarını da tasvip etmediklerini ifade eden Erdoğan, bunun kardeş ülkeler arasında gerilimi artıracağını dile getirdi. Türkiye’ye yönelik balistik tehditlere de değinen Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Geçen hafta ve bugün ülkemize doğru gelen balistik unsurlar vakitlice etkisiz hale getirilmiş, gerekli uyarılar İran tarafına açık şekilde iletilmiştir.” dedi. Konuşmasında Türkiye’nin küresel ulaşım ve ticaret projelerine de değinen Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye’nin Asya ile Avrupa arasında stratejik bir köprü olduğunu vurguladı. Orta Koridor projesinin modern İpek Yolu’nun ana omurgasını oluşturduğunu belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye’den başlayarak Kafkasya üzerinden Hazar Denizi’ni aşan ve Orta Asya’ya uzanan bu hattın öneminin giderek arttığını söyledi. Cumhurbaşkanı Erdoğan ayrıca Kalkınma Yolu Projesi’nin bölgesel ticaret açısından önemli bir tamamlayıcı proje olduğunu ifade ederek, projenin hayata geçirilmesiyle daha geniş bir coğrafyanın birbirine bağlanacağını kaydetti.

Cumhurbaşkanı Erdoğan : Gün sorumlulukla hareket etme, sağduyulu davranma günüdür Haber

Cumhurbaşkanı Erdoğan : Gün sorumlulukla hareket etme, sağduyulu davranma günüdür

Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın konuşmasından bazı satır başları şöyle: ''Toplantımızda, özellikle İran krizi ve bölgemizdeki yansımalarını ele aldık; ekonomiden, ticarete, savunmadan sınır güvenliğine, turizmden tarıma ve enerjiye uzanan bir yelpazede bu krizin olası etkilerini değerlendirdik. Çatışmaların uzaması, yayılması ya da, Allah korusun, kontrolden çıkması dahil muhtemel senaryoları çok boyutlu bir şekilde analiz ettik.' Hükümet olarak 28 Şubat'tan beri tüm birimlerimizle teyakkuz halindeyiz. Deneyim sahibi kadrolarımızla tüm gelişmeleri takip ediyoruz. Tedbiri elden bırakmıyoruz. Hedefimiz, ülkemizi bu yangından uzakta tutmaktır. 86 milyonun huzuru bizim için en önemli hassasiyettir. Ateşe benzin dökenlere rağmen biz ateşe su taşıyor, yangını daha fazla büyümeden mümkünse söndürmenin mücadelesini veriyoruz. Tüm bu mücadelenin ortasında, ana muhalefetin başındaki zatın söylemlerini ibretle takip ediyoruz. Füzelerin gökyüzünde uçtuğu böyle bir dönemde hala polemik peşinde koşan prim kasan bu şahsı aziz milletimin ferasetine havale ediyorum. Türkiye'nin ana muhalefet partisinin genel başkanı da olsa bu konuyla muhatap olmak bize ağır geliyor. Milletimize saygımız gereği bazen cevap vermek zorunda kalıyoruz. Ana muhalefetin elle tutulur bir dış politika vizyonu yok. Diplomasi zaten yok. Bunun yerine ne var? Sadece İslam dünyasıyla ilgili ön yargıları var. Türkiye'nin çıkarlarını merkeze alan sağlıklı bir dış politika bakış açısı ortaya çıkaramıyorlar. Bu hastalıklı bir yaklaşımdır. Pek çok ülke Türkiye'nin izlediği politikasından övgüyle bahsediyor, milletimiz bize oy versin veya vermesin herkes dua ediyor. Ancak muhalefet ana muhalefet çıkıyor Türkiye Cumhuriyetini içler acısı bir durumda olmakla suçluyor. Böyle bir sorumsuzluk olamaz. Ne devletimiz ne de hükümetimiz asla ve asla bir acziyet içinde değildir. Türkiye, her alanda güçlüdür. Her türlü saldırıyı püskürtecek kapasiteye sahiptir. İçler acısı durumda olan tek bir mekanizma vardır o da bunlardır. 'Biz iktidarda değilsek sorumlu değiliz' tavrı yanlış olduğu kadar bencilce bir tavırdır. 86 milyonun emanetini taşıyan bir cumhurbaşkanı olaran tüm kötü sicillerine rağmen onlara çağrı yapıyorum. Gün sataşma günü değildir. Gün sorumlulukla hareket etme, sağduyulu davranma günüdür. Siyasi fırsatçlığı bırakın, bu hassas dönemde Ankara merkezli siyaset yapmayı deneyin. Hükümetimize madem destek olmuyorsunuz bari köstek olmayın. Türkiye, Rusya-Ukrayna savaşında olduğu gibi, Suriye ihtilafında olduğu gibi, İsrail'in Gazze katliamlarında olduğu gibi, İran krizinde de barış ve istikrarın yanadır. İlk günden itibaren yoğun diplomasi trafiği içindeyiz. Şimdiye kadar 16 liderle görüştük. Dışişleri Bakanımız 50'nin üzerinde telefonla görüştü. Sorumlu tüm arkadaşlarımız muhataplarıyla sürekli temas halindeler. Bakanlarımız kendi görev alanlarıyla ilgili konuları hassasiyetle izliyor. Hiçbir şeyi şansa bırakmıyoruz. Krizin özellikle ekonomik etkilerini asgari düzeyde tutmak için gerekli tedbirleri alıyoruz. Geçmişte pek çok krizden yara alarak değil güçlenerek çıkmış bir ülkeyiz. Dış şoklara karşı direncimiz bugün çok güçlü. Merkez Bankası rezervlerimiz 200 milyar dolar civarında. Proaktif bir yaklaşımla adımlarımız sayesinde piyasalarımız sağlıklı işliyor. SPK ve Borsa İstanbul piyasaları güvence altına alacak düzenlemeler yaptı. Dezenflasyon için ne gerekiyorsa yapıyoruz. Olası enerji artışlarından vatandaşlarımızı korumak için eşel mobil sistemini devreye aldık. Herhangi bir riskle karşı karşıya değiliz. Türkiye'nin ham petrol üretimi 48 milyon varile ulaştı. Kaynak çeşitliliği için 15 farklı ülkeden petrol ithal ettik. Enerji terminallerimiz ve doğalgaz depolama tesislerimizi ciddi oranda güçlendirdik. Kullanıcıların akaryakıta sahip olması açısından herhangi bir sıkıntı yok. Tarımda gübre stoklarımız yeterli seviyededir. Alternatif ülkelerden gübre temini için gümrük verisini sıfıra indirdik. Ülkemizde tarımsal üretim ve gıda arz güvenliği açısından bir sorun yaşanmayacağını düşünüyoruz. Ticaretimizin de etkilenmemesi için gereğini yapıyoruz. Denetimlerimizi artırdık. İran sınırındaki 3 gümrük kapımızda herhangi bir sorun veya yoğunluk bulunmuyor. İş insanlarımızın sağlık ve güvenlik durumlarında şimdilik bir sorun yok. 28 Şubat'tan beri savunma ve güvenlik alanında tüm adımları atıyoruz. Hava sahamızı 7/24 izliyoruz. Kara, deniz ve hava kuvvetleri ile hudut güvenliğini 60 bin personelle koruyoruz. Ülkemize yöneldiği tespit edilen füze, NATO tarafından etkisiz hale getirildi. İran makamlarına bunu ilettik. Samimi uyarılarımıza rağmen Türkiye dostluğunu zora sokacak yanlış adımlar atılmaya devam ediyor. Bin yıllık komşuluk hukukumuza karşı olacak bir hesaba girilmemelidir. Türkiye'nin yeri bellidir. Yanlışta ısrar ve inat edilmemesi gerektiğini bir kez daha hatırlatıyorum. İlave önlemleri almaya devam edeceğiz. KKTC'ye 6 adet F-16 savaş uçağımızı Ada'ya konuşlandırdık. Can Azerbaycan başta olmak üzere kardeş ülkelerle dayanışma içindeyiz. Bölgedeki terör unsurlarını da izliyoruz. Bölgemizin huzuruna ve istikrarına darbe vuracak her türlü senaryonun karşısındayız. Kimse yanlış hesap yapmasın. Kardeşi kardeşe kırdırma tuzağına düşülmemelidir. Şu an için sınır hattımızda herhangi bir hareketlilik yok. Sınır kapılarında önleyici tedbirleri artırdık. İhtiyaç halinde devreye alınacak planlarımızı hazır tutuyoruz. Çatışmaların başlamasıyla havacılık ve denicilik faaliyetlerini de görüştük. Taşımacılara olası saldırı risklerine karşı Gürcistan, Azerbaycan ve Kazakistan rotasını kullanmalarını önerdik. Türkiye emin ve ehil kadroların elinde güvendedir. Özellikle yabancı basında yürütülen kampanyalar Türkiye'ye hiçbir zarar veremez. Türkiye artık eski Türkiye değildir. Herkes hesabını, kitabını buna göre yapsın. Biz rotamızda emin adımlarla yürüyoruz. Dili dualı bu millete tuzak kuranların hevesleri yine kursaklarında kalacak. Bugüne kadar başaramadılar, bundan sonra da başaramayacaklar. Rabbim yar ve yardımcımız olsun diyor. Kabine toplantımızın ve aldığımız kararların hayırlara vesile olmasını diliyorum. Sizleri saygıyla selamlıyor, Allah'a emanet ediyorum. Kalın sağlıcakla..."

Babacan, Bursa'dan ekonomi ve politika sorunlarını değerlendirdi... Kalıcı barış diplomasiden geçiyor Haber

Babacan, Bursa'dan ekonomi ve politika sorunlarını değerlendirdi... Kalıcı barış diplomasiden geçiyor

DEVA Partisi Genel Başkanı Ali Babacan, Bursa İl Teşkilatı tarafından Nilüfer’de Liya Davet’te düzenlenen iftar programına katılarak ekonomi, hukuk, dış politika ve sosyal politikalarla ilgili kapsamlı değerlendirmeler yaptı. Babacan, program öncesinde Kapalıçarşı ziyareti gerçekleştirdi ve partililerle buluştu. İftar programına DEVA Partisi Bursa İl Başkanı Tayfun Öztürk, Nilüfer İlçe Başkanı Fatih Kayıkçı ve çok sayıda sivil toplum ve yerel yönetim temsilcisi katıldı. Basın mensuplarına programda yer verilmemesi dikkat çeken bir ayrıntı oldu. RAMAZAN DAYANIŞMANIN SİMGESİ Bursa Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreter Yardımcısı Mehmet Yıldız, açılış konuşmasında Ramazan ayının paylaşma ve dayanışma ruhunu güçlendirdiğini vurguladı. Yıldız, “Hiç kimseyi geride bırakmadan kentte yaşayan tüm vatandaşlara hizmet etmeye çalışıyoruz. Ramazan ayının huzur ve dayanışma iklimi toplumumuza güç katsın” dedi. DEVA Partisi Bursa İl Başkanı Tayfun Öztürk, iftarın sadece bir yemek buluşması olmadığını, toplumsal dayanışma ve siyasi vizyonun paylaşıldığı bir platform olduğunu söyledi. Öztürk, Türkiye’de gençlerin gelecek kaygısıyla yurt dışına yöneldiğine dikkat çekerek, otomobil fiyatlarındaki yüksek vergileri örnek gösterdi. Öztürk ayrıca emeklilerden staj mağdurlarına, gazilerden kadın ve gençlere kadar farklı kesimlerin buluştuğunu belirtti. Babacan konuşmasında Türkiye’nin güçlü bir potansiyele sahip olduğunu vurgulayarak, doğru yönetimle ülkenin çok daha iyi bir noktaya taşınabileceğini söyledi. Ekonomik sorunların temelinde yanlış yönetim olduğunu ifade eden Babacan, “Türkiye’nin sorunları çözülemeyecek sorunlar değil. Doğru politikalar ve liyakatli kadrolarla ülke yeniden ayağa kalkabilir” dedi. BURSA SANAYİSİ VE ÜRETİM SIKINTILARI Bursa ekonomisine dair değerlendirmede bulunan DEVA Partisi Genel Başkanı Ali Babacan, tekstil ve ihracat ağırlıklı firmaların yüksek maliyet ve kur politikaları nedeniyle baskı altında olduğunu belirtti. Son iki yılda yaklaşık 9 bin 900 fabrikanın kapandığını ve yüz binlerce kişinin işini kaybettiğini vurgulayan Babacan, yükselen enerji maliyetleri ve faiz oranlarının üretici üzerindeki yükünü de dile getirdi. Bursa İftar Programı I 7 Mart 2026 pic.twitter.com/DyIQrMtHjg — Ali Babacan (@alibabacan) March 8, 2026 ENFLASYON VE SOSYAL ADALET Babacan, Türkiye’de gıda fiyatlarının OECD ortalamasının çok üzerinde artış gösterdiğini belirterek, bunun yanlış ekonomi politikalarının sonucu olduğunu savundu. Ekonomik büyümenin güçlü bir hukuk sistemiyle bağlantılı olduğunu ifade eden Babacan, yatırım ortamının güvence altında olmadığını ve hukukun olmadığı yerde üretimin ilerleyemeyeceğini söyledi. Emekli ikramiyesi ve dar gelirli vatandaşlara yönelik eleştirilerde de bulunan Ali Babacan, “Bir avuç insana yarıyorsa, geniş kesimleri fakirleştiriyorsa bunun adı ekonomi politikası değildir” dedi. Babacan ayrıca “Hiçbir çocuk yatağa aç girmemeli, hiçbir anne mutfakta çaresiz kalmamalı, hiçbir baba evladına karşı boynu bükük durmamalı” mesajını verdi. Ortadoğu’da ABD ve İsrail’in İran’a yönelik saldırılarını eleştirerek, bölgesel istikrarın tehdit altında olduğunu söyleyen Babacan, Türkiye’nin diplomasi ve sağduyuyla hareket etmesi gerektiğini vurgulayarak, askeri caydırıcılığın önemli olduğunu ancak kalıcı barışın diplomasiden geçtiğini anlattı. Konuşmasını Türkiye’nin sorunlarının çözülebilir olduğunu vurgulayarak tamamlayan Babacan, adalet ve hukuk temelli yönetim anlayışı ile ülkenin yeniden güçlü bir konuma taşınabileceğini belirterek, “Adalete ve hukuka dayanan bir yönetim anlayışı, ehil ve dürüst kadrolar ve istişareyle alınan kararlar Türkiye’nin bütün sorunlarını çözer.” diye konuştu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan: Sulhun tarafındayız, ateşkes ve diyalog şart Haber

Cumhurbaşkanı Erdoğan: Sulhun tarafındayız, ateşkes ve diyalog şart

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, MKYK üyeleri, parti kurulları, Ankara İl Teşkilatı ve ilçe başkanlarıyla iftar programında bir araya geldi. Cumhurbaşkanı Erdoğan, konuşmasında bölgesel gelişmelere ve Türkiye’nin dış politika yaklaşımına ilişkin önemli mesajlar verdi. Türkiye’nin tarih boyunca komşularının yaşadığı krizlere kayıtsız kalmadığını vurgulayan Erdoğan, “Millet olarak kendimiz için istediğimizi komşumuz için de isteriz. İlkeli, onurlu, insan hayatını merkeze alan, barışçıl bir politika izledik” dedi. 23 yıldır bölgesel barış ve istikrar için samimi bir çaba yürüttüklerini belirten Erdoğan, “Biz sulhun tarafındayız; kan akmasın, gözyaşları dinsin, bölgemiz kalıcı huzura kavuşsun istiyoruz” ifadelerini kullandı. Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan: "Millet olarak, kendimiz için istediğimizi komşumuz için de isteriz. Tarihimizin hiçbir döneminde komşularımızın evindeki yangınlara bigâne kalmadık. İlkeli, onurlu, insan hayatını merkeze alan, barışçıl bir politika izledik. Bizim… pic.twitter.com/g55GElLHOY — T.C. İletişim Başkanlığı (@iletisim) March 2, 2026 İran’a yönelik saldırılara da değinen Cumhurbaşkanı Erdoğan, bu saldırıları “gayri hukuki” olarak nitelendirerek Türkiye’nin tutumunun barıştan yana olduğunu söyledi. İran ile 1639’dan bu yana süregelen barış ortamına dikkat çeken Erdoğan, iki ülke halklarının asırlardır yan yana yaşadığını ve bu birlikteliğin süreceğini dile getirdi. Önceliklerinin ateşkesin sağlanması ve diyalog kapısının açılması olduğunu belirten Erdoğan, aksi halde çatışmaların bölgesel ve küresel güvenlik açısından ciddi sonuçlar doğurabileceği uyarısında bulundu. Ekonomik ve jeopolitik belirsizliklerin kimse tarafından taşınamayacağını ifade eden Erdoğan, “Yangının daha fazla büyümeden söndürülmesi gerekiyor” dedi. Cumhurbaşkanı Erdoğan, hassas süreçte Türkiye’nin ve vatandaşların güvenliği için gerekli tüm tedbirlerin alındığını da sözlerine ekledi.

Macaristan Başbakanı Orban: Liberal dünya düzeni parçalanıyor Haber

Macaristan Başbakanı Orban: Liberal dünya düzeni parçalanıyor

Macaristan Başbakanı Orban: Macaristan’da cinsiyet ideolojisinin yerleşmesine izin vermeyeceğiz Macaristan Başbakanı Orban, sosyal medya paylaşımında cinsiyet ideolojisine karşı kararlı duruşunu vurguladı. Orban, paylaşımında “Uyuyan Güzel mi, Uyuyan Joey mi? Biz orijinalini tercih ediyoruz.” ifadelerini kullanarak, aile yapısının yeniden tanımlandığını, çocukların okullar aracılığıyla hedef alındığını ve geleneklerin tek bir nesilde değiştirildiğini belirtti. Orban, mesajında Macaristan’da cinsiyet ideolojisinin yerleşmesine izin vermeyeceklerini açıkça ifade ederek, “Bizim gözetimimiz altında asla” dedi. Başbakan Orban, bu duruşuyla ülkede geleneksel aile değerlerinin korunacağını vurgulamış oldu. Orban: Günde 1 milyon avro ceza ödemek, ulusumuzu teslim etmekten daha ucuzdur Macaristan Başbakanı Orban, Brüksel’in göç politikalarına ilişkin açıklamalar yaptı. Orban, Avrupa Birliği’nin her ülkeyi bir “göç deneyi” haline getirmek istediğini savunarak, “Düzenliyorlar, kontrol ediyorlar ve direnişi eziyorlar. Avrupa’nın kökleri silinemez” ifadelerini kullandı. Göç politikalarına karşı duruşlarını sürdüreceklerini vurgulayan Orban, “Halkımızın yerini almalarına izin vermeyi reddediyoruz” dedi. Orban açıklamasında Avrupa Birliği tarafından uygulanan yaptırımlara da değinerek,“Hristiyan medeniyetimizi savunmak için günde 1 milyon avro ceza ödemek, ulusumuzu teslim etmekten daha ucuzdur” değerlendirmesini yaptı. Macaristan Başbakanı Orban: Liberal dünya düzeni parçalanıyor Macaristan Başbakanı Viktor Orban, dünyadaki siyasi dengelerin değişimine ve ülkesinin bu süreçteki hazırlığına dair açıklama yaptı. Küresel düzendeki dönüşüme dikkat çeken Orban, "Zamanlar değişiyor. Liberal dünya düzeni parçalanıyor ve uluslar çağı başladı" dedi. Macaristan'ın aldığı önlemleri ve dış politika yaklaşımını vurgulayan Orban, "Macaristan erkenden hazırlandı, küresel ortaklıklar kurdu ve egemenliğine sıkıca bağlı kaldı" ifadelerini kullandı. Gelecek döneme ilişkin kararlılığını dile getiren Orban, açıklamasını "Bundan sonra olacaklara hazırız" sözleriyle tamamladı.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.