SON DAKİKA
Hava Durumu

#Dijital Dönüşüm

Bursa Digital, Bursa Haber, Bursa Son Dakika - Dijital Dönüşüm haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Dijital Dönüşüm haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Sivil havacılıkta dijital dönem Haber

Sivil havacılıkta dijital dönem

Sivil Havacılık Genel Müdürlüğü, kamu hizmetlerinde dijital dönüşüm çalışmaları kapsamında sivil havacılık sektöründeki evrak süreçlerinde yeni dönemin başladığını açıkladı. Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığının koordinasyonunda ve SHGM’nin uygulamaya aldığı Yeni Sivil Havacılık Modeli kapsamında geliştirilen Kurumsal Dönüşüm Modeli (KDM) ile evrak işlemleri dijital ortamda yürütülmeye başlandı. FİZİKSEL EVRAK YOĞUNLUĞU AZALACAK Yeni sistemle birlikte evrakların hazırlanması, sisteme yüklenmesi, takibi, doğrulanması ve onaylanması işlemleri KDM-ORG ve KDM-ERP üzerinden gerçekleştirilecek. Böylece fiziksel evrak kabulünde yaşanan yoğunluk ve bekleme sürelerinin azaltılması, işlemlerin daha hızlı ve izlenebilir hale getirilmesi amaçlanıyor. Sivil Havacılıkta Evrak Devri Kapandı, Dijital Dönem Başladı Cumhurbaşkanlığımızın dijital devlet vizyonu doğrultusunda, kamu hizmetlerinde etkinliği, hızı, güvenliği ve şeffaflığı artıran dönüşüm, sivil havacılık alanında kararlılıkla hayata geçiriliyor. Ulaştırma ve Altyapı… pic.twitter.com/MLtr7BnmP2 — Sivil Havacılık GM (@SHGM) August 18, 2026 SAHTE EVRAKA KARŞI DİJİTAL KONTROL SHGM’nin açıklamasına göre, doğrulanabilir dijital evrak altyapısı sayesinde belgelerin kaynağı ve geçerliliği kontrol altına alınacak. Sistem, belgeler üzerinde usulsüz değişiklik yapılması ve sahte evrak kullanımının önüne geçilmesine yönelik güçlü bir kontrol mekanizması da sağlayacak. Dijital dönüşümle yalnızca işlem sürelerinin kısaltılması değil, aynı zamanda kurumsal güvenlik, şeffaflık ve denetlenebilirliğin güçlendirilmesi hedefleniyor.

Yıldırım Belediyesi, dijital dönüşüm vizyonunu gençlere ve çocuklara yönelik Robotik Kodlama Eğitimi ile güçlendiriyor. Haber

Yıldırım Belediyesi, dijital dönüşüm vizyonunu gençlere ve çocuklara yönelik Robotik Kodlama Eğitimi ile güçlendiriyor.

Yıldırım Belediyesi, teknoloji odaklı belediyecilik ve dijital dönüşüm vizyonu doğrultusunda çalışmalarını sürdürüyor. Akıllı Şehir ve Kent Bilgi Sistemleri Müdürlüğü tarafından kurulan Yıldırım Yapay Zeka ve Teknoloji Merkezi’nde, çocuklara ve gençlere yönelik Robotik Kodlama Eğitimi veriliyor. Programa; ilkokul 4. sınıftan üniversite düzeyine kadar farklı yaş gruplarından gençler yoğun ilgi gösterdi. Eğitimler kapsamında öğrencilere; algoritmik düşünme, temel elektronik ve programlama mantığı uygulamalı olarak öğretiliyor. Program sayesinde gençlerin algoritmik ve robotik düşünme becerilerinin geliştirilmesi hedeflenirken, teknolojiyi yalnızca kullanan değil aynı zamanda üreten bireyler olarak yetişmeleri amaçlanıyor. GELECEĞİN DÜNYASINA HAZIRLIYORUZ Teknolojinin günlük hayatın vazgeçilmez bir parçası haline geldiğini belirtilen Yıldırım Belediye Başkanı Oktay Yılmaz, “Günümüzde en büyük güç teknoloji üretebilen ve yenilik geliştirebilen insan kaynağıdır. Evlatlarımızın çağın gerektirdiği yetkinliklerle yetişmesini önemsiyoruz. Bu doğrultuda Yıldırım Yapay Zeka ve Teknoloji Merkezi’nde verdiğimiz Robotik Kodlama Eğitimi ile çocuklarımızı ve gençlerimizi geleceğin dünyasına hazırlıyoruz. Evlatlarımızın teknolojinin sadece kullananı değil, aynı zamanda tasarlayanı ve yön vereni olmasını hedefliyoruz. Yıldırım Belediyesi olarak geleceğin teknolojilerine yatırım yapmaya, gençlerimizin yapay zeka ve dijital dönüşüm çağının güçlü bireyleri olarak yetişmesi için projeler geliştirmeye devam edeceğiz” dedi.

Bursa Ticaret ve Sanayi Odası (BTSO) öncülüğünde hayata geçirilen TEKNOSAB KOBİ OSB’nin lansmanı gerçekleştirildi. Haber

Bursa Ticaret ve Sanayi Odası (BTSO) öncülüğünde hayata geçirilen TEKNOSAB KOBİ OSB’nin lansmanı gerçekleştirildi.

Bursa'nın ticari ve sanayi altyapısını daha da güçlendirmek amacıyla hayata geçirilen TEKNOSAB KOBİ Organize Sanayi Bölgesi'nin (OSB) tanıtım toplantısı, BTSO Yönetim Kurulu Başkanı İbrahim Burkay'ın ev sahipliğinde Merinos AKKM Osmangazi Salonu'nda yapıldı. BTSO'nun 2030 Vizyonu çerçevesinde kurgulanan ve Türkiye'nin ilk entegre KOBİ ekosistemi olma özelliğini taşıyan TEKNOSAB KOBİ OSB ile dijital dönüşüm, yüksek teknoloji üretimi, sürdürülebilir sanayileşme ve güçlü lojistik imkanlar sayesinde Bursa'nın üretim kapasitesinin artırılması ve KOBİ'lerin küresel pazarlardaki rekabet gücünün yükseltilmesi amaçlanıyor. Toplantıda söz alan BTSO Yönetim Kurulu Başkanı İbrahim Burkay, TEKNOSAB KOBİ OSB'nin, Bursa'nın yaklaşık 700 yıla dayanan ticaret ve üretim kültürünü modern sanayi anlayışıyla birleştiren stratejik bir hamle olduğunu vurguladı. Projenin yüzde 70'inden fazlasının Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı'nın destekleri ve kamu kaynaklarıyla yürütüldüğünü kaydeden Burkay, finansal olarak da sürdürülebilir bir model inşa ettiklerini belirtti. Uludağ'da kurulan Bursa Business School'un ardından, dijital dönüşüm ve yapay zekâ merkezli yeni bir inovasyon ve eğitim merkezi kurmayı hedeflediklerini söyleyen Burkay, “Bu projeler sadece Bursa'ya değil, tüm ülkemize fayda sağlayacak” dedi. “HAYAL DENİLEN PROJELER GERÇEĞE DÖNÜŞTÜ” TEKNOSAB'ın genişleme sahasına dair çalışmaların 2022'de başladığını anımsatan Burkay, yaklaşık üç yıllık bir hazırlık evresinin ardından bölgenin 2026 yılı Şubat ayında resmen ilan edildiğini bildirdi. Projeler ilk duyurulduğunda birçok kişi tarafından hayal olarak nitelendirildiğini ifade eden Burkay, kararlılık ve birliktelikle çalışılması sonucu bu hedeflerin gerçeğe dönüştüğünü belirtti. Ayrıca TEKNOSAB KOBİ OSB'nin sadece üretime odaklanmadığını; Bursa'nın hava kirliliği, trafik ve çevre gibi kronikleşmiş sorunlarına çözüm getirecek planlı sanayi alanları oluşturacağını dile getirdi. “BURSA ÖNCÜ ROLÜNÜ SÜRDÜRÜYOR” Bursa Büyükşehir Belediye Başkan Vekili Şahin Biba ise Bursa'nın tarih boyunca ticaret ve üretimde öncü bir merkez olduğunu hatırlatarak, Türkiye'nin ilk organize sanayi bölgesi ile ilk yüksek teknoloji odaklı OSB'si olan TEKNOSAB'ın Bursa'da kurulduğuna dikkat çekti. KOBİ OSB projesinin bu öncülük geleneğinin bir devamı olduğunu vurgulayan Biba, projeyi sadece bir sanayi yatırımı olarak değil; doğru arazi kullanımı, ulaşım, lojistik, çevre politikaları ve planlı kentleşmeyi kapsayan bütüncül bir şehircilik hamlesi olarak gördüklerini belirtti. VALİ AYYILDIZ: “KOBİ’LERE YAPILAN YATIRIM GELECEĞE YATIRIMDIR” Bursa Valisi Erol Ayyıldız da yaptığı konuşmada, şehrin üretim potansiyelinin temelinde büyük işletmelerin yanı sıra KOBİ'lerin yer aldığını vurguladı. KOBİ'lerin rekabet gücünü artıracak her türlü adımın Bursa'nın ve Türkiye'nin geleceğine yapılmış bir yatırım olduğunu ifade eden Vali Ayyıldız, TEKNOSAB KOBİ OSB'nin akıllı üretim altyapısı, Ar-Ge imkanları ve yüksek teknoloji odaklı yapısıyla kentin sanayi vizyonuna çok değerli katkılar sunacağını belirtti. https://www.youtube.com/shorts/S-zcQ1HBWwQ?feature=share

İstanbul Rumeli Üniversitesi MYO Müdürü Serap Daş: "Uygulamalı Eğitim, Mezunlarımızı İstihdama Bir Adım Önde Hazırlıyor" Haber

İstanbul Rumeli Üniversitesi MYO Müdürü Serap Daş: "Uygulamalı Eğitim, Mezunlarımızı İstihdama Bir Adım Önde Hazırlıyor"

İstanbul Rumeli Üniversitesi Meslek Yüksekokulu Müdürü Öğr. Gör. Serap Daş, meslek yüksekokullarının yalnızca diploma veren kurumlar olmadığını, sektörün ihtiyaç duyduğu nitelikli insan kaynağını yetiştiren önemli eğitim merkezleri olduğunu belirterek, uygulamalı eğitim modeli sayesinde öğrencileri mezun olmadan iş hayatına hazırladıklarını söyledi. Günümüzde iş dünyasının beklentilerinin hızla değiştiğine dikkat çeken Daş, teorik bilginin artık tek başına yeterli olmadığını vurgulayarak şu değerlendirmede bulundu: "İşverenler bugün mesleki bilgiye sahip olmanın yanı sıra uygulama deneyimi bulunan, ekip çalışmasına uyum sağlayabilen, dijital teknolojileri etkin kullanabilen ve problem çözme becerisi gelişmiş mezunları tercih ediyor. Biz de İstanbul Rumeli Üniversitesi Meslek Yüksekokulu olarak eğitim modelimizi bu ihtiyaçlar doğrultusunda şekillendiriyor, öğrencilerimizi daha eğitimleri devam ederken gerçek iş ortamlarıyla buluşturuyoruz." Uygulamalı eğitim ön planda Meslek Yüksekokulu bünyesinde Bilgisayar Programcılığı, Grafik Tasarımı, İç Mekân Tasarımı, Aşçılık, Pastacılık ve Ekmekçilik, Uçak Teknolojisi, Sivil Hava Ulaştırma İşletmeciliği ile Sivil Havacılık Kabin Hizmetleri, Mahkeme ve Büro Hizmetleri programlarında uygulama ağırlıklı eğitim verildiğini ifade eden Daş, laboratuvar çalışmaları, atölye uygulamaları, simülasyon eğitimleri ve proje temelli öğrenme yöntemleriyle öğrencilerin mesleki yetkinliklerini geliştirdiklerini söyledi. Daş, "Öğrencilerimiz teorik bilgilerini uygulamayla pekiştiriyor. Böylece mezuniyet sonrasında iş hayatına daha hızlı uyum sağlayan, sahaya hazır profesyoneller olarak kariyerlerine başlıyorlar." dedi. Stajlar kariyerin ilk adımı oluyor Staj süreçlerini eğitimin en önemli parçalarından biri olarak gördüklerini belirten Serap Daş, üniversitenin kamu kurumları ve özel sektörle geliştirdiği iş birliklerinin öğrenciler için önemli fırsatlar sunduğunu ifade etti. "Stajı yalnızca zorunlu bir eğitim süreci olarak değerlendirmiyoruz. Öğrencilerimizin mesleki kimliklerini oluşturdukları, deneyim kazandıkları ve kariyerlerine ilk adımı attıkları önemli bir gelişim alanı olarak görüyoruz. Sektörle kurduğumuz güçlü iş birlikleri sayesinde öğrencilerimiz eğitimleri sırasında çalışma hayatını yakından tanıma fırsatı buluyor." Kariyer Merkezi öğrencileri iş dünyasına hazırlıyor Öğrencilerin mezuniyet öncesinden itibaren kariyer planlamalarına destek verdiklerini kaydeden Daş, Kariyer Merkezi'nin sunduğu hizmetlere de dikkat çekti. "Kariyer Merkezimiz; özgeçmiş hazırlama, mülakat teknikleri, kariyer planlama eğitimleri, sektör buluşmaları, kariyer günleri organizasyonları gibi birçok alanda öğrencilerimize destek sağlıyor. Böylece mezunlarımız yalnızca diploma sahibi değil, aynı zamanda iş yaşamına hazır ve rekabet gücü yüksek bireyler olarak kariyerlerine başlıyor." "Kaliteyi akreditasyonlarla güçlendiriyoruz" Meslek Yüksekokulu'nda kalite güvencesi çalışmalarına büyük önem verdiklerini ifade eden Daş, Bilgisayar Programcılığı, Aşçılık ile Pastacılık ve Ekmekçilik programlarının akreditasyon süreçlerini başarıyla tamamladığını belirtti. Akreditasyon çalışmalarını tüm programlara yaymayı hedeflediklerini söyleyen Daş, "Sürekli iyileştirme anlayışıyla eğitim programlarımızı geliştiriyor, ulusal ve uluslararası kalite standartlarını esas alıyoruz. Amacımız öğrencilerimize daha nitelikli bir eğitim sunarken mezunlarımıza da kariyer yolculuklarında güçlü bir avantaj kazandırmak." ifadelerini kullandı. "Geleceğin mesleklerine bugünden hazırlanıyoruz" Meslek yüksekokullarının başarısının mezun sayısından çok istihdam başarısıyla ölçüldüğünü vurgulayan Daş, sözlerini şöyle tamamladı: "Programlarımızı sektörün beklentileri doğrultusunda sürekli güncelliyoruz. Dijital dönüşüm, yapay zekâ, sürdürülebilirlik ve yeni teknolojileri eğitim süreçlerimize entegre ediyoruz. Hedefimiz; yalnızca bugünün değil, geleceğin mesleklerine de hazır, yaşam boyu öğrenmeyi benimseyen, etik değerlere bağlı, üretken ve yenilikçi mezunlar yetiştirmek. İstanbul Rumeli Üniversitesi Meslek Yüksekokulu olarak sektörle birlikte gelişen, istihdama yön veren ve öğrencilerini geleceğe hazırlayan eğitim anlayışımızı kararlılıkla sürdürüyoruz."

Ahmet Davutoğlu Aktif Siyaseti Bıraktığını Açıkladı! Gelecek Partisi Siyasi Faaliyetlerini Sonlandırıyor Haber

Ahmet Davutoğlu Aktif Siyaseti Bıraktığını Açıkladı! Gelecek Partisi Siyasi Faaliyetlerini Sonlandırıyor

Ahmet Davutoğlu'ndan Siyasete Veda Kararı Eski Başbakan ve Gelecek Partisi Genel Başkanı Ahmet Davutoğlu, yayımladığı kapsamlı açıklamayla aktif siyaseti bıraktığını ve Gelecek Partisi'nin siyasi faaliyetlerini sona erdirme kararı aldıklarını duyurdu. "Yarının Türkiye'si İçin" başlıklı açıklamasında Davutoğlu, kararın parti yönetimi ve dava arkadaşlarıyla gerçekleştirilen kapsamlı istişareler sonucunda alındığını belirtti. Davutoğlu, açıklamasında şu ifadeleri kullandı: "Gelecek Partisi'ni bugüne taşıyan dava arkadaşlarımızla yaptığımız istişareler neticesinde, kirlenmiş siyasi iklimin bir parçası olmamak amacıyla parti siyasetinden çekilme ve Gelecek Partisi'nin siyasi faaliyetlerini sonlandırma kararı almış bulunuyoruz." Bu açıklama, Türk siyasetinde son yılların en dikkat çekici gelişmelerinden biri olarak değerlendiriliyor. "Türkiye Tarihi Bir Yol Ayrımında" Davutoğlu, yalnızca siyasi kararını açıklamakla kalmadı; Türkiye'nin içinde bulunduğu tabloya ilişkin kapsamlı değerlendirmelerde de bulundu. Dünyanın yapay zekâ, dijital dönüşüm, küresel ekonomik krizler ve jeopolitik gelişmeler nedeniyle tarihi bir değişim sürecinden geçtiğini belirten Davutoğlu, Türkiye'nin de bu dönüşümün merkezinde yer aldığını ifade etti. Türkiye'nin büyük fırsatlarla birlikte ciddi risklerle karşı karşıya bulunduğunu söyleyen Davutoğlu, ülkenin yeniden güçlü bir kalkınma sürecine girebilmesi için şu temel ilkelerin hayata geçirilmesi gerektiğini vurguladı: Adil hukuk sistemi Demokratik hukuk devleti Düşünce özgürlüğü Güçlü vatandaşlık bilinci Siyasi ahlak Üretim odaklı ekonomi Sosyal adalet Liyakat sistemi Demokratik siyaset Stratejik devlet aklı Davutoğlu, Türkiye'nin ihtiyaç duyduğu dönüşümü ise "ahlak, zihniyet ve kurum devrimi" olarak tanımladı. Yapay Zekâ ve Eğitim Uyarısı Açıklamanın dikkat çeken başlıklarından biri de eğitim ve teknoloji oldu. Davutoğlu, üniversitelerin uluslararası rekabet gücünü kaybettiğini savunurken, Türkiye'nin yapay zekâ alanındaki küresel yarışta geride kaldığını ifade etti. Bilim üretmeyen, teknoloji geliştirmeyen ülkelerin gelecekte ekonomik ve stratejik açıdan ciddi sorunlarla karşılaşacağını belirten Davutoğlu, eğitim sisteminin de özgür düşünceyi destekleyen yeni bir yapıya kavuşturulması gerektiğini söyledi. "Kutuplaşma Millet Olma Bilincini Zedeliyor" Davutoğlu, toplumdaki siyasi kutuplaşmanın artık demokratik rekabet sınırlarını aştığını savundu. Siyasi dilin vatandaşları ortak değerler etrafında buluşturmak yerine karşı karşıya getirdiğini ifade eden Davutoğlu, bu durumun milli birlik açısından ciddi risk oluşturduğunu belirtti. Toplumsal uzlaşının yeniden tesis edilmesi gerektiğini söyleyen Davutoğlu, ortak vatandaşlık bilincinin güçlendirilmesinin Türkiye'nin geleceği açısından kritik önem taşıdığını dile getirdi. "Yolsuzluk Siyaseti Çürüttü" Eski Başbakan, açıklamasında kamu yönetimine ilişkin de sert eleştiriler yöneltti. Yolsuzluk iddiaları, kayırmacılık, hesap verilebilirlik sorunları ve liyakat sistemindeki bozulmanın devlet kurumlarını zayıflattığını savunan Davutoğlu, hukuka olan güvenin yeniden tesis edilmesi gerektiğini ifade etti. Tarım ve sanayide üretim ekonomisinin geri plana itildiğini söyleyen Davutoğlu, rant odaklı ekonomik anlayışın uzun vadede ülkeye zarar verdiğini dile getirdi. Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi Eleştirisi Davutoğlu, açıklamasında mevcut yönetim sistemine ilişkin değerlendirmelerde de bulundu. Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi'nin kuvvetler ayrılığı ilkesini zayıflattığını savunan Davutoğlu, Türkiye'nin yeniden Güçlendirilmiş Parlamenter Sistem'e dönmesi gerektiğini söyledi. Sorunun kişilerden ziyade sistem kaynaklı olduğunu ifade eden Davutoğlu, demokratik denge ve denetim mekanizmalarının yeniden güçlendirilmesini önerdi. "Rövanş Değil Adalet" Davutoğlu, olası siyasi değişimlerin intikam duygusuyla değil hukuk ve adalet ilkeleri doğrultusunda yürütülmesi gerektiğini belirtti. Türkiye'nin yeni mağduriyetler oluşturacak rövanş anlayışına değil, toplumsal uzlaşmayı güçlendirecek bir restorasyon sürecine ihtiyaç duyduğunu dile getiren Davutoğlu, siyasetin yeniden güven veren bir zemine kavuşması gerektiğini ifade etti. Gelecek Partisi'nin Kuruluş Sürecini Anlattı Davutoğlu, Gelecek Partisi'nin kuruluş sürecine de değindi. AK Parti'de görev yaptığı dönemde siyasal ahlak, liyakat ve demokratik reformlar konusunda sonuç alamadığını belirten Davutoğlu, bu nedenle 2019 yılında Gelecek Partisi'ni kurduklarını hatırlattı. Partinin demokrat muhafazakâr bir alternatif oluşturmak amacıyla kurulduğunu söyleyen Davutoğlu, bugün gelinen noktada siyasetten çekilme kararının ülkenin içinde bulunduğu mevcut siyasi atmosfer nedeniyle alındığını ifade etti. Türk Siyasetinde Yeni Dönem Ahmet Davutoğlu'nun aktif siyaseti bırakma kararı, yalnızca Gelecek Partisi açısından değil, Türk siyasetinin geleceği bakımından da önemli bir gelişme olarak değerlendiriliyor. Eski başbakanın açıklaması, özellikle muhalefet cephesindeki siyasi dengeler, yeni parti arayışları ve önümüzdeki seçim sürecine ilişkin tartışmaları yeniden gündeme taşıdı. Gelecek Partisi'nin siyasi faaliyetlerini sonlandırma kararının ardından partinin hukuki tasfiye sürecinin nasıl işleyeceği ve parti kadrolarının siyasi geleceğinin nasıl şekilleneceği önümüzdeki günlerde netlik kazanacak.

Uludağ Elektrik'ten Yaz Aylarında Tasarruf Önerileri Haber

Uludağ Elektrik'ten Yaz Aylarında Tasarruf Önerileri

Yaz mevsiminde yükselen sıcaklıklarla birlikte artan klima kullanımı elektrik tüketimini önemli ölçüde yukarı çekerken, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı'nın enerji verimliliği çalışmaları kapsamında önerdiği 24 derece klima ayarı, hem enerji tasarrufuna imkan tanıyor hem de elektrik faturalarının kontrol altında tutulmasına yardımcı oluyor. Uludağ Elektrik tarafından paylaşılan yıllık tüketim verileri, Temmuz ve Ağustos aylarının meskenlerde elektrik kullanımının en yoğun olduğu dönemler olduğunu ortaya koyuyor. Vatandaşların bütçelerini korumaları ve enerjiyi daha verimli kullanmaları için çeşitli tasarruf önerilerinde bulunan Uludağ Elektrik, basit önlemlerle elektrik tüketiminde ciddi oranlarda tasarruf sağlanabileceğini vurguluyor. Müşteri memnuniyeti, dijital dönüşüm ve sürdürülebilirlik odaklı projeleriyle faaliyetlerini sürdüren Uludağ Elektrik; Bursa, Balıkesir, Çanakkale ve Yalova'da 5 milyondan fazla kişiye hizmet sunarken, serbest tüketici kapsamındaki müşterileri için geliştirdiği özel enerji çözümleriyle Türkiye genelindeki büyümesini devam ettiriyor. "Tasarruf, bilinçli enerji kullanımıyla başlıyor" Uludağ Elektrik Genel Müdürü Remezan Arslan, yaz döneminde artış gösteren enerji ihtiyacının bilinçli tüketim alışkanlıkları ile yönetilebileceğini ifade ederek şunları kaydetti: "Yıllık tüketim verilerimiz, temmuz ve ağustos aylarında özellikle konutlarda elektrik kullanımının en yüksek seviyelere ulaştığını kanıtlıyor. Uludağ Elektrik Hizmet Bölgesi'nde faturalandırılan mesken elektrik tüketimi, bir önceki senenin haziran ayına kıyasla temmuz ayında yüzde 17, ağustos ayında ise yüzde 35 oranında artış gösterdi. Bu yükselişte, hava sıcaklıklarının artmasıyla yoğunlaşan klima kullanımının yanı sıra bölgemizin yaz aylarında hareketlenen turizm merkezlerine ve yazlık yerleşim alanlarına ev sahipliği yapmasının da ciddi bir etkisi bulunuyor. Özellikle Balıkesir bölgemize baktığımızda, haziran ayına göre ağustos ayında %50 oranında bir artış yaşandığını söyleyebiliriz. Ağustos ayı, mesken elektrik tüketiminin zirveye ulaştığı bir dönemdir; öyle ki ağustos ayında, yılın diğer aylarının ortalamasına oranla yaklaşık yüzde 23 daha yüksek elektrik tüketimi gerçekleşmektedir." Yaz aylarında konfor seviyesini korurken enerji tasarrufu yapmak da mümkün. Bu noktada klimaların 24 derecede çalıştırılması, gereksiz enerji tüketiminin önüne geçerken verimliliği artırıyor. Bu nedenle bu yaz “24 Derece ile Mümkün” mesajıyla vatandaşlarımızı doğru klima kullanımına yönlendiriyoruz. Doğru kullanım alışkanlıkları sayesinde hem enerji tüketimini düşürmek hem de elektrik faturalarını kontrol altında tutmak mümkündür. Elektronik cihazlar kullanılmadığında fişte bırakıldığında 'bekleme modu' sebebiyle gereksiz elektrik tüketimine yol açıyor. Kullanılmayan tüm cihazlar tamamen kapatılmalı ve mümkünse prizden çekilmelidir. Enerji verimliliği yüksek beyaz eşya ve elektrikli ev aletlerinin seçilmesi, uzun vadede tüketimi önemli ölçüde azaltır. LED aydınlatma sistemleri ise daha az enerji tüketerek tasarruf sağlar. Küçük görünen bu tercihler, yıl sonunda hem aile bütçesine hem de enerji kaynaklarının korunmasına büyük katkı sunuyor. Enerji tasarrufu ve güvenliği bilincinin küçük yaşlarda edinilmesinin kritik önem taşıdığına inanıyoruz. Bu doğrultuda hayata geçirdiğimiz Enerjini Geleceğe Taşı projemizle; Karagöz-Hacivat gösterileri, eğitici oyunlar ve çocuklara yönelik hazırlanan etkinlikler ile boyama kitapları aracılığıyla doğru enerji kullanımı konusunda farkındalık yaratıyoruz. Bugüne kadar 70 bini aşkın çocuğa ulaşarak, enerji kaynaklarının verimli kullanılması konusunda bilinçli nesiller yetiştirilmesine destek sağladık.” dedi. Klima kullanımında 24 derece önerisi Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı'nın enerji verimliliği çerçevesinde önerdiği üzere, klimaların 24 derece ayarında kullanılması hem konforu korumaya hem de elektrik tüketimini azaltmaya yardımcı oluyor. Bunun yanı sıra filtrelerin düzenli olarak temizlenmesi, kapı ve pencerelerin kapalı tutulması ve doğrudan güneş ışığını engelleyecek önlemlerin alınması, soğutma ihtiyacını minimize ederek enerji verimliliğini yükseltiyor.

Yenişehir’de tarımda dijital dönüşüm başlıyor Haber

Yenişehir’de tarımda dijital dönüşüm başlıyor

Bursa'da Yenişehir tarımında dijitalleşme dönemini başlatacak olan ve Avrupa Birliği’nden 464 bin Euro fon desteği alan “İklime Dirençli ve Sürdürülebilir Tarım: Yenişehir’de Yenilikçi ve Kooperatifçi Çözümler” projesinin lansmanı gerçekleştirildi. Yenişehir Belediye Başkanı Ercan Özel, Yenişehir’in tarımda dijital dönüşüm sürecine öncülük edeceğini belirterek, “Yenişehir artık sadece bereketli topraklarıyla değil, teknolojiyle desteklenen üretim modeliyle de örnek bir tarım kenti olacak” dedi. Yenişehir Belediyesi, 14 Mayıs Dünya Çiftçiler Günü’nde ilçenin tarımsal geleceğini kökten değiştirecek vizyoner bir projenin lansmanını gerçekleştirdi. Lansmana AK Parti Bursa İl Başkan Vekili Cem Kürşat Hasanoğlu, Özyeğin Üniversitesi’nden akademisyen ve öğrenciler, AK Parti İlçe Başkan Vekili Kamil Aydoğdu, Ziraat Odası Başkanı Sadi Aktaş, Muhtarlar Derneği Başkanı İsmail Yüksel, muhtarlar ve çok sayıda üretici katılım sağladı. Programda konuşan Başkan Ercan Özel, Yenişehir’in tarım potansiyeline dikkat çekti. İlçe nüfusunun büyük bölümünün geçimini tarım ve hayvancılıkla sağladığını ifade eden Başkan Özel, “Yenişehir bir tarım kentidir. Biz de bu bilinçle üreticimizin yanında olmaya devam ediyoruz” ifadelerini kullandı. Başkan Özel, Yenişehir Belediyesi’nin tarıma yönelik çalışmalarının hem akademik çevrelerde hem de uluslararası platformlarda ilgi gördüğünü belirterek, Özyeğin Üniversitesi ile kurulan iş birliğinin de bu çalışmalar sayesinde başladığını söyledi. 464 BİN EURO’LUK DEV PROJE Avrupa Birliği ve Türkiye iş birliğiyle hazırlanan, Özyeğin Üniversitesi’nin bilimsel desteğiyle yürütülecek projenin toplam bütçesinin 464 bin Euro olduğunu açıklayan Başkan Ercan Özel, projenin Yenişehir tarımı için tarihi bir dönüşüm anlamı taşıdığını vurguladı. “İklime Dirençli ve Sürdürülebilir Tarım: Yenişehir’de Yenilikçi ve Kooperatifçi Çözümler” projesi kapsamında tarımda dijitalleşme sürecinin başladığını ifade eden Özel, kurulacak Yeşil ve Dijital Tarımsal Dönüşüm Koordinasyon Merkezi ile çiftçilerin teknoloji ve bilimle buluşturulacağını söyledi. ‘ÇİFTÇİMİZ TARLASINI TELEFONUNDAN TAKİP EDEBİLECEK’ Proje kapsamında kurulacak dijital sistemlerle üreticilerin anlık verilerle üretim yapabileceğini belirten Başkan Özel, “Toprağın nem durumu anlık takip edilecek. Don riski, hastalık riski ve zararlı tehditleri önceden görülebilecek. Çiftçimiz ne zaman sulama yapacağını, ne kadar gübre kullanacağını telefonundan öğrenebilecek. Böylece daha az maliyetle, daha doğru ve verimli üretim mümkün olacak” dedi. MALİYETLER DÜŞECEK VERİM ARTACAK Projeyle birlikte; gübre ve ilaç kullanımının azaltılması, su kaynaklarının daha verimli kullanılması, tarımsal maliyetlerin düşürülmesi ve verimin artırılmasının hedeflendiğini belirten Başkan Özel, “Toprağı korumak geleceği korumaktır. Çiftçiyi korumak ise ülkenin yarınını korumaktır” ifadelerini kullandı. YENİŞEHİR TÜRKİYE’YE ÖRNEK OLACAK Yenişehir’in iklim krizine hazırlıklı, teknolojiyi kullanan ve veriyi yöneten örnek bir tarım kenti olacağını ifade eden Başkan Ercan Özel, “Biz günü kurtaran değil, geleceği planlayan bir anlayışla çalışıyoruz. Bugün attığımız bu adımın yarın Türkiye’ye örnek gösterilecek bir başarı hikâyesine dönüşeceğine inanıyorum” diye konuştu. Başkan Özel, projede emeği geçen belediye çalışanlarına, Özyeğin Üniversitesi’ne, kooperatiflere, teknik ekiplere ve üreticilere teşekkür ederek konuşmasını tamamladı. BAŞKAN ÖZEL VE EKİBİNE AKADEMİK TEŞEKKÜR Özyeğin Üniversitesi Proje Koordinatörü Orkun Doğan da Yenişehir’in yalnızca verimli topraklarıyla değil; bilinçli üreticileri, güçlü kooperatifleri ve üreticinin her zaman yanında duran başta Yenişehir Belediyesi ve Belediye Başkanı Ercan Özel olmak üzere tüm tarım paydaşlarıyla Marmara Bölgesi’nin örnek tarım merkezlerinden biri olduğunu ifade etti. Bu projenin Türkiye genelinde 718 proje arasından hibe almaya hak kazandığını vurgulayan Doğan, bu başarının en önemli nedenlerinden birinin Yenişehir Belediye Başkanı Ercan Özel ve ekibinin tarımı sahiplenen yaklaşımı, üreticinin yanında duran güçlü iradesi olduğunu söyleyerek başta Belediye Başkanı Ercan Özel olmak üzere tüm ekibe teşekkür etti. Yerelde koordinasyon ve hizmet noktasında belediyenin büyük bir sorumluluk üstlendiğini ifade eden Doğan, Yenişehir Belediyesi’nin bu sorumluluğu başarıyla yerine getirdiğini söyleyerek, “Önümüzde zorlu ama heyecan verici bir süreç var. Yenişehir’de yeni bir hikâye yazmaya hazırız” dedi ve programın gerçekleşmesinde emeği geçenlere ve katılım sağlayan tüm protokole teşekkürlerini sundu.

BUSİAD 'da Ekonomi Değerlendirmesi: Riskler ve fırsatlar bir arada Haber

BUSİAD 'da Ekonomi Değerlendirmesi: Riskler ve fırsatlar bir arada

BUSİAD Başkanı Tuncer Hatunoğlu, BUSİAD Ekonomi Platformu tarafından ilki gerçekleştirilen ve 4 ayda bir tekrarlanacak olan “BUSİAD Ekonomik Görünüm ve Stratejik Değerlendirme Raporu” sunumun sonunda yaptığı değerlendirmede, “Yalnızca Türkiye değil, tüm dünya ekonomik, siyasi ve jeoekonomik açıdan oldukça kırılgan bir dönemden geçiyor. Belirsizliklerin arttığı bu süreçte, değişimi doğru okuyabilmek her zamankinden daha önemli hale geliyor” dedi. BUSİAD Başkanı Hatunoğlu şöyle devam etti: “İçinde bulunduğumuz dönem riskler kadar fırsatlar da barındırıyor. Bursa iş dünyası ve Türk sanayicisi ise tarih boyunca zorlu koşullarda ayakta kalmayı başarmış, dirençli ve esnek bir yapıya sahip olmuştur. Bugün de aynı dayanıklılığa sahibiz. Ancak bu süreçte iş dünyasının beklentileri de vardır. Özellikle finansa erişim, öngörülebilirlik ve rekabet gücünü destekleyecek regülasyonlar konusunda daha güçlü bir zemine ihtiyaç duyulduğunu düşünüyoruz. Bölgemizde belirsizlikler yaşanırken, Türkiye’nin doğru politikalar ve doğru dönüşüm adımlarıyla çok daha güçlü bir konuma ulaşabileceğine inanıyoruz.” Toplantının, BUSİAD Ekonomi Danışmanlarının iki değerli çalışmasının ışığında gerçekleştiğini de kaydeden Tuncer Hatunoğlu, “Bursa Uludağ Üniversitesi İİBF Öğretim Üyesi Sayın Prof. Dr. Metin Özdemir tarafından uzun süredir hazırlanan BUSİAD İktisadi Yönelim Anketi’nde; üyelerimizin verdiği yanıtlar doğrultusunda talepte ılımlı bir yavaşlama eğilimi olduğu, maliyet baskılarının sürdüğü ve üretimde zayıflama işaretlerinin görüldüğü ortaya çıkıyor. Bu tablo, küresel ve jeoekonomik gelişmelerin reel sektör üzerindeki doğrudan etkisini açık biçimde gösteriyor. Yine Sayın Doç. Dr. Derya Hekim’in hazırladığı “BUSİAD Ekonomik Görünüm ve Stratejik Değerlendirme Raporu”nda da; enerji maliyetleri, ihracat pazarlarındaki daralma, küresel belirsizlikler ve enflasyonla mücadele sürecinin ekonomimiz üzerindeki etkilerini detaylı şekilde dinledik. Ancak aynı zamanda Türk iş dünyasının esnekliği, üretim kültürü ve uyum kabiliyeti sayesinde yeni fırsat alanlarının da oluşabileceğini gördük” ifadelerini kullandı. Hatunoğlu, BUSİAD’ın yaklaşımının net olduğunu ifade ederek sözlerini şöyle tamamladı: “Önümüzdeki dönemde jeopolitik ve ekonomik dalgalanmaların devam edeceği gerçeğini kabul ederek hareket etmek zorundayız. Özellikle enerji konusunda dışa bağımlı bir ülke olmamız nedeniyle maliyet baskılarını tamamen kontrol edebilmemiz kolay görünmüyor. Bu nedenle çözüm alanlarımızı; verimlilik, dijital dönüşüm, yeni pazarlar, katma değerli üretim ve rekabet gücünü artıracak yapısal dönüşümler olarak görüyoruz. İş dünyası olarak bizler; verimliliğimizi artırmaya, yeni pazarlara ulaşmaya, dönüşüm süreçlerine uyum sağlamaya çalışırken; karar vericilerden de özellikle finansmana erişim, yatırım ortamı ve rekabet gücünü destekleyecek düzenlemeler konusunda destek bekliyoruz. BUSİAD olarak ekonomiyi yalnızca takip eden değil; iş dünyasına yön gösteren, veri üreten, analiz yapan ve ortak akla katkı sağlayan bir yapı olmaya devam edeceğiz.” DEĞİŞEN DÜNYA... BUSİAD Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı ve Ekonomi Komitesi Sorumlusu Ali Kerem Alptemoçin ise toplantının açılışında yaptığı konuşmada, “Son beş yılda dünya ekonomisi yalnızca değişmedi; kuralları yeniden yazıldı. 2020 yılında başlayan pandemiyle birlikte, uzun yıllardır alışık olduğumuz küresel düzen yerini daha karmaşık, daha kırılgan ve aynı zamanda daha hızlı tepki veren bir yapıya bıraktı. Bu süreçte yaşanan gelişmeler yalnızca ekonomik dengeleri değil; toplumların davranış biçimlerini, devletlerin politika tercihlerini ve şirketlerin iş yapma modellerini de köklü şekilde dönüştürdü. Artık ekonomik sürdürülebilirlik, doğrudan bir ulusal güvenlik meselesi haline gelmektedir ” dedi. “Jeoekonomi artık dış politikanın tamamlayıcı bir unsuru değil; doğrudan belirleyici araçlarından biri haline gelmiştir” diyen Alptemoçin, “Şirketler, yalnızca kendi sektör dinamiklerine odaklanmaları yeterli olmamakta; küresel gelişmeleri, makroekonomik eğilimleri ve jeoekonomik riskleri bütüncül bir bakış açısıyla değerlendirmeleri gerekmektedir” ifadesini kullandı. Alptemoçin, şöyle devam etti: “Türkiye ise bu dönüşümün tam merkezinde yer almaktadır. Jeopolitik konumumuz, beraberinde hem önemli riskler hem de güçlü fırsatlar getirmektedir. Kısa vadede enerji fiyatları, enflasyon ve maliyet baskıları gibi zorluklar öne çıkarken; uzun vadede Türkiye’nin enerji ve lojistikte alternatif bir merkez olma potansiyeli giderek güçlenmektedir. ÇEVİK İŞ DÜNYASI... Tüm risklere rağmen gerektiğinde hızlı büyüyebilen, gerektiğinde de hızlı küçülebilen, çevik, değişen koşullara hızla uyum sağlayabilen bir iş dünyamız var. Farkında olmasak da, 2020’den bu yana yaşanan zorlukların, bizi daha güçlü, daha esnek ve daha rekabetçi bir yapıya hazırladığını rahatlıkla söyleyebiliriz. Önümüzdeki dönemde küresel koşulların normalleşmesiyle birlikte, firmalarımızın bu birikimle çok daha güçlü bir performans sergileyeceğini düşünüyoruz.” BUSİAD Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Alptemoçin, BUSİAD’ın bu dönüşüm sürecini daha yakından takip etmek, güvenilir veri ve analizlerle iş dünyasına yön göstermek amacıyla çalışmalar sürdürdüğünü de kaydetti. Alptemoçin bu çalışmaları da şöyle dile getirdi: “Bu çerçevede Ekonomi Komitemiz bünyesinde; Daha ziyade ülkemizin makro ekonomik gelişmelerine odaklandığımız Ekonomi Platformu, Küresel ve bölgesel jeopolitik gelişmelere, risklere ve fırsatlara odaklanacağımız Jeoekonomi Platformu, firmalarımızın karlılıklarını koruyabilmeleri ve yurtdışında gelişim gösterebilmeleri için vaka analizlerinin ele alınacağı Verimlilik ve Rekabetçilik Platformu Ve son olarak belirlenecek ülke veya bölgelere yönelik pazar geliştirmek isteyen firmalarımıza fikir vermek adına çalışacak Küresel İlişkiler Platformları olarak yapılandık. Bugün de, bu çalışmaların ilk çıktısı olarak“1. Çeyrek Ekonomik Görünüm ve Stratejik Değerlendirme Raporu”nu sizlerle paylaşacağız. Değerli üyelerimiz ve basınla paylaşılacak bu rapor yılda 3 kere, Mayıs, Eylül ve Aralık aylarında, İktisadi Yönelim Anketimizle beraber görüşlerinize sunulacaktır. Bu raporun, mevcut tabloyu birlikte değerlendirmek ve önümüzdeki döneme daha hazırlıklı bakabilmek adına ortak bir perspektif oluşturmasına katkı sağlamasını umuyoruz. Çünkü inanıyoruz ki; doğru okunan bir dünya, doğru konumlanmış bir Türkiye güçlü bir iş dünyası demektir.” ÜÇ BÜYÜK ŞOK... BUSİAD Ekonomi Danışmanlarından Bursa Uludağ Üniversitesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Derya Hekim de, “BUSİAD Ekonomik Görünüm ve Stratejik Değerlendirme Raporu” sunumuyla dünya ve Türkiye ekonomisinin içinde bulunduğu durumu özetledi. Doç. Dr. Hekim, 2026 yılının ilk çeyreğinin, küresel ekonomik düzeni eş zamanlı ve birbirini besleyen üç büyük şokun yeniden şekillendirdiği bir dönem olduğunu ifade ederken bunları; Orta Doğu'da patlak veren savaş ve Hürmüz Boğazı krizi, ABD'nin tarife politikasındaki köklü dönüşüm ve Avrupa'nın ticaret ile sanayi politikasında korumacı bir eksenle yeniden konumlanması olarak tanımladı. Doç. Dr. Hekim, “Bu üç gelişme birlikte, Türkiye ekonomisi için hem tarihsel ölçekte risk hem de stratejik fırsat barındıran olağan dışı bir konjonktür ortaya çıkarmıştır” diye konuştu. Petrol ve ham madde girdilerindeki artışın küresel ekonomide yavaşlamaya neden olabileceğini de kaydeden Doç. Dr. Hekim, “Türkiye'nin enerji ithalatına yüksek bağımlılığı, Hürmüz krizinin ekonomik maliyetini emsallerine kıyasla daha belirgin kılmaktadır. Enerji faturasındaki artışın cari açığı IMF'nin Ekim 2025 tahmininin iki katından fazla bir düzeye, GSYİH'nin yüzde 2.8'ine taşıması beklenmektedir. Bu baskı, hem döviz kurunu hem de enflasyon patikasını doğrudan zorlamaktadır” dedi. SEKTÖRLER... Merkez Bankası’nın savaşın yarattığı belirsizlik ortamında faiz indirimini gerçekleştirme kapasitesinin sınırlı olduğunu da kaydeden Doç. Dr. Hekim, sektörel bazlı değerlendirmesinde ise şunları kaydetti: “Otomotiv sektörü, AB tedarik zinciriyle entegrasyonunu ve ticari araç üretimindeki liderlik pozisyonunu 41.5 milyar dolarlık rekor ihracat performansıyla pekiştirmiştir. Tarım sektörü ise değer açısından rekor ihracat gerçekleştirirken, don ve kuraklık nedeniyle üretim tarafında son yılların en ağır darlığını yaşamıştır. Sektörün önümüzdeki çeyreklerdeki en kritik sınavı, küresel gübre kıtlığının 2026 yılı ekim sezonu ve verim düzeyleri üzerindeki yansımalarını yönetme kapasitesi olacaktır. Tekstil ve hazır giyim sektöründe ise yapısal kriz derinleşmektedir; iki yılda yüzde 230'u aşan konkordato artışı ve 380 bini aşkın istihdam kaybı, sektörün salt konjonktürel değil yapısal bir dönüşüm kıskacında olduğuna işaret etmektedir.” FIRSATLAR... 2026'nın ilk çeyreğinin, Türkiye ekonomisi açısından risklerin yönetilemez değil, ancak yönetilmesi güç bir boyuta ulaştığı bir eşik olarak tanımlayan Doç. Dr. Hekim, Türkiye için fırsat penceresini de şöyle dile getirdi: “Irak-Türkiye Boru Hattı üzerinden Ceyhan'a yönelik artan transit akışlar, Hürmüz krizinin ekonomik yükünü kısmen dengeleyici bir işlev görmektedir. Boru hatlarının Avrupa enerji çeşitlendirmesindeki artan stratejik önemi, diplomatik denge kapasitesi ve IAA kapsamında "güvenilir ortak" statüsünün yarattığı potansiyel; bu dönemde Türkiye'nin elinde bulundurduğu yapısal avantajlardır.”

Nilüfer’de ruhsat süreçlerinde 'ortak Akıl' dönemi Haber

Nilüfer’de ruhsat süreçlerinde 'ortak Akıl' dönemi

Nilüfer Belediyesi, kenti “ortak akıl” ile yönetme vizyonu doğrultusunda akademik odalarla olan iş birliklerine bir yenisini daha ekledi. Nilüfer Belediye Başkanı Şadi Özdemir ve BSMMMO Başkanı Hüseyin Halil tarafından imzalanan protokol ile iş yeri ruhsatlandırma süreçlerinde yaşanan zaman ve iş gücü kayıplarının önüne geçilmesi, vatandaşların ve meslek mensuplarının en doğru şekilde yönlendirilmesi hedefleniyor. Nilüfer Belediyesi Halk Evi Başkanlık makamında gerçekleşen imza törenine; Nilüfer Belediye Başkanı Şadi Özdemir, Bursa SMMMO Başkanı Hüseyin Halil ile Nilüfer Belediye Başkan Yardımcıları ve odanın Yönetim Kurulu üyeleri katıldı. “BU KENTİ ORTAK AKILLA YÖNETİYORUZ” İmza töreninde konuşan Nilüfer Belediye Başkanı Şadi Özdemir, kent yönetiminde katılımcılığın ve akademik odalarla iş birliğinin önemine vurgu yaparak şunları söyledi: “Bizim temel amacımız, akıllarımızı birleştirip ortaklaştırmak. Nilüfer’i, herkesin sesinin yansıdığı, herkesin kendini iyi hissettiği bir kent haline getirmek istiyoruz. Bu kapsamda mahalle komitelerinden akademik odalara kadar tüm paydaşlarımızın objektif değerlendirmelerine ve görüşlerine büyük önem veriyoruz. Göreve geldiğimizden beri akademik odalarla ve organize sanayi bölgeleriyle düzenli aralıklarla bir araya geliyoruz. Bu birlikteliklerde hem kendimizi değerlendiriyoruz hem de kentin özel gündemlerini ortak akılla konuşuyoruz.” Başkan Şadi Özdemir, hizmet anlayışında vatandaşı merkeze koyduklarını belirterek, “Biz vatandaşın parasıyla iş yapıyoruz ve temel görevimiz onları mutlu etmek, hayatlarını kolaylaştırmak. Sosyal demokrat belediyecilik anlayışıyla, halkın kaynaklarını yine halk için; adil, demokratik ve ihtiyaç analizlerini doğru yaparak kullanıyoruz. Bu süreçte akademik odalarımızın da paydaş olarak akıllarından yararlanmak, hizmetlerimizi daha verimli ve kolay hale getirecektir” dedi. RUHSAT SÜREÇLERİNDE PROFESYONEL DESTEK VE DİJİTAL DÖNÜŞÜM Protokol ile işyeri açma ve çalışma ruhsatı süreçlerinde daha doğru yönlendirme yapılması, eksik veya hatalı evrak nedeniyle yaşanan zaman ve iş gücü kayıplarının azaltılması, vergi açılışı ile ruhsat zorunluluğunun karıştırılmasından doğan mağduriyetlerin önlenmesi ve başvuru öncesi bilgilendirme mekanizmalarının güçlendirilmesi amaçlanıyor. BSMMMO Başkanı Hüseyin Halil, mali müşavirlerin Türkiye’de ruhsat süreçlerini takip etmek durumunda kaldığını belirterek, bu sürecin profesyonel bir danışmanlık hizmeti olarak, ‘korsan’ faaliyetlere izin vermeden, yetkin ellerle yürütülmesinin önemine değindi. İmzalanan protokol kapsamında; her iki kurumdan temsilcilerin yer alacağı kurul, uygulamadaki sorunları tespit ederek süreç iyileştirme önerileri geliştirecek. Meslek mensuplarına yönelik ruhsat mevzuatı eğitimleri düzenlenecek. Online ruhsat başvurusu ve QR kodlu ruhsat gibi dijitalleşme adımları hızlandırılacak. Yatırımcıların ve esnafın, iş yeri kiralamadan önce belediyeden mekanın uygunluğuna dair ön bilgilendirme alması teşvik edilerek hatalı yatırımların önüne geçilecek.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.