SON DAKİKA
Hava Durumu

#Dezenflasyon

Bursa Digital, Bursa Haber, Bursa Son Dakika - Dezenflasyon haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Dezenflasyon haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Hazır Beton Endeksi geriledi, İnşaat sektöründe yavaşlama sinyali Haber

Hazır Beton Endeksi geriledi, İnşaat sektöründe yavaşlama sinyali

Türkiye Hazır Beton Birliği’nin (THBB) aylık olarak açıkladığı Hazır Beton Endeksi’nin Temmuz 2026 raporu, inşaat sektöründe sınırlı bir yavaşlamaya işaret etti. Haziran ayında özellikle faaliyet göstergesinde görülen toparlanma temmuzda zayıflarken, Güven Endeksi sınırlı bir artış gösterdi. Buna karşılık Faaliyet, Beklenti ve Hazır Beton Endeksleri geriledi. Haziran ayında 100,10 seviyesine yükselen Faaliyet Endeksi, temmuzda 0,57 puan düşerek 99,53 oldu. Endeksin yeniden 100 eşik değerinin altına gerilemesi, hazirandaki toparlanmanın sürdürülemediğini gösterdi. Bununla birlikte endeksin 100 seviyesine yakın seyretmesi, sektörde sert bir daralmadan ziyade sınırlı bir yavaşlamaya işaret etti. Hazır Beton Endeksi de 99,3 seviyesinden 99,2’ye geriledi. Beklenti Endeksi 99,4’ten 99,1’e düşerken, Güven Endeksi ise 98,5’ten 98,9’a yükseldi. Ancak güven göstergesinin 100 eşik değerinin altında kalması, sektör temsilcilerinin temkinli yaklaşımını sürdürdüğünü ortaya koydu. YILLIK BAZDA TÜM GÖSTERGELER GERİLEDİ Temmuz ayı verilerinde tüm endeksler geçen yılın aynı dönemine göre negatif bölgede yer aldı. Yıllık bazda en belirgin düşüş yüzde 1,5 ile Faaliyet Endeksi’nde gerçekleşti. Bunu yüzde 1,2 ile Beklenti Endeksi ve yüzde 1,1 ile Hazır Beton Endeksi izledi. Güven Endeksi ise yüzde 0,5 geriledi. Veriler, üçüncü çeyreğin başlangıcında inşaat sektöründe geçen yılın aynı dönemine kıyasla daralma baskısının devam ettiğini gösterdi. THBB Yönetim Kurulu Başkanı Yavuz Işık, temmuz ayında tüm endekslerin yıllık bazda gerilediğine dikkat çekerek, hazır beton sektöründeki daralma baskısının sürdüğünü belirtti. Işık, en belirgin düşüşün Faaliyet Endeksi’nde yaşandığını ve bunun sahadaki fiili iş hacminin geçen yılın aynı dönemine göre yavaşladığına işaret ettiğini söyledi. İnşaat sektörünün mevcut durumunu da değerlendiren Işık, dezenflasyon sürecinin ve gerileyen yıllık enflasyonun olumlu beklentiler oluşturmasına karşın yüksek borçlanma maliyetleri ve sıkı parasal koşulların sektörde dengeleme sürecini sürdürdüğünü ifade etti. Krediye erişimdeki zorlukların ve yüksek finansman maliyetlerinin özellikle özel sektörün konut ve ticari gayrimenkul yatırımlarını sınırladığını belirten Işık, buna karşılık kentsel dönüşüm, deprem bölgesindeki konut ve altyapı çalışmaları ile kamu projelerinin sektörün temel taşıyıcıları olmayı sürdürdüğünü kaydetti. Işık’a göre önümüzdeki dönemde sektörde kalıcı toparlanmanın sağlanması; dezenflasyon sürecinin devam etmesine, olası faiz indirimlerinin finansman koşullarında yaratacağı rahatlamaya ve gayrimenkul piyasasında ertelenmiş talebin gerçek talebe dönüşme hızına bağlı olacak.

PLASFED: Yeni Büyüme Döneminin Anahtarı Üretim, Yatırım ve İhracat Haber

PLASFED: Yeni Büyüme Döneminin Anahtarı Üretim, Yatırım ve İhracat

PLASFED Yönetim Kurulu Başkanı Ömer Karadeniz, enflasyonla mücadele sürecini desteklediklerini belirterek, sürdürülebilir büyüme için üretim ve sanayinin yeniden ekonominin merkezine alınması gerektiğini söyledi. Önümüzdeki günlerde açıklanacak ikinci çeyrek büyüme verileri öncesinde değerlendirmelerde bulunan Karadeniz, yüksek finansman maliyetlerinin yatırım iştahını zayıflattığını belirterek, "Türkiye'nin yeni büyüme döneminin anahtarı üretim, yatırım ve ihracattır" dedi. Türkiye ekonomisinde enflasyonla mücadele kapsamında atılan adımların makroekonomik göstergelerde olumlu sinyaller verdiğini belirten Plastik Sanayicileri Federasyonu (PLASFED) Yönetim Kurulu Başkanı Ömer Karadeniz, sürdürülebilir büyümenin ancak üretim odaklı politikalarla mümkün olacağını söyledi. Sanayinin büyüme, ihracat ve istihdamın temel taşı olduğuna dikkat çeken Karadeniz, "Enflasyonla mücadele elbette önemlidir. Ancak üretim gücünü koruyamayan ekonomiler kalıcı refah oluşturamaz. Türkiye'nin yeni büyüme hikayesi üretim ve sanayiyle yazılmalıdır" dedi. Son dönemde açıklanan ekonomik verilerin dezenflasyon sürecinde ilerleme kaydedildiğini gösterdiğini ifade eden Karadeniz, buna karşın yüksek finansman maliyetleri, yatırım iştahındaki zayıflama ve imalat sanayindeki daralmanın reel sektör açısından önemli riskler oluşturmaya devam ettiğini vurguladı. Üretimin yalnızca ekonomik büyüklük değil, aynı zamanda teknoloji geliştirme, ihracat, istihdam ve küresel rekabet gücünün de temel belirleyicisi olduğunu dile getiren Karadeniz, sanayinin desteklenmesinin Türkiye'nin orta ve uzun vadeli kalkınma hedefleri açısından kritik öneme sahip olduğunu söyledi. "Sanayi güçlenmeden büyüme kalıcı olmaz" İlk çeyrek büyüme verilerinde sanayinin ekonominin gerisinde kaldığını hatırlatan Karadeniz, üretim kapasitesinin güçlendirilmesine yönelik adımların hızlandırılması gerektiğini belirtti. Karadeniz, "Ekonomide dengelenme sürecinin başarıya ulaşabilmesi için üretim tarafının da aynı ölçüde desteklenmesi gerekiyor. Sanayi yatırımlarını artıracak, ihracatı teşvik edecek ve katma değerli üretimi büyütecek politikalar öncelikli hale gelmeli. Tüketimle desteklenen büyüme kısa vadede rakamlara olumlu yansıyabilir ancak uzun vadede sürdürülebilir kalkınmanın yolu üretimden geçiyor" ifadelerini kullandı. İkinci çeyrek büyümesinde gözler sanayide Önümüzdeki günlerde açıklanacak ikinci çeyrek büyüme verilerinin ekonomideki toparlanmanın yönünü ortaya koyacağını belirten Karadeniz, "Öncü göstergeler, sanayide istenilen düzeyde güçlü bir toparlanmaya henüz işaret etmiyor. Bu nedenle ikinci çeyrek büyüme verilerinde üretimin ekonomiye katkısı yakından takip edilecek. Büyümenin hızı kadar niteliği de önemli. Üretim ve ihracatın büyümeye daha güçlü katkı verdiği bir tablo, Türkiye ekonomisinin geleceği açısından çok daha değerli. Sanayinin yeniden büyümenin lokomotifi olduğu bir ekonomi; sürdürülebilir kalkınmanın, kalıcı refahın ve küresel rekabet gücünün temelini oluşturacak" dedi. Türkiye'nin güçlü sanayi altyapısına sahip olduğuna dikkat çeken Karadeniz, mevcut potansiyelin doğru politikalar ve üretimi teşvik eden uygulamalarla çok daha yüksek katma değere dönüştürülebileceğini söyledi. "Rekabet gücümüz korunmalı" Küresel pazarlarda rekabetin her geçen gün daha da yoğunlaştığını belirten Karadeniz, Türkiye'nin üretim maliyetleri, finansman giderleri ve döviz kuru arasındaki dengenin ihracatçı açısından dikkatle yönetilmesi gerektiğini söyledi. Türk sanayisinin son yıllarda önemli ihracat başarıları elde ettiğini hatırlatan Karadeniz, bu başarının sürdürülebilir olması için üretim maliyetlerinin kontrol altında tutulmasının büyük önem taşıdığını belirtti. Plastik sektörünün çatı kuruluşu PLASFED Başkanı, Türk sanayisinin bugüne kadar tüm zorluklara rağmen üretmeye, yatırım yapmaya ve ihracatını artırmaya devam ettiğini belirtti. Türkiye'nin sürdürülebilir büyüme hedeflerine ulaşmasının yolunun üretimden, teknolojiden ve sanayiden geçtiğine dikkat çeken Karadeniz, “Bugün atılacak doğru adımlar yalnızca sanayiciyi değil, ihracatı, istihdamı ve ülkemizin küresel rekabet gücünü de güçlendirecek. Üreten, yatırım yapan ve katma değer oluşturan bir ekonomi, Türkiye'nin yeni büyüme döneminin en sağlam temeli olacak" diye konuştu.

Kabine yine yoğun gündemle toplanıyor Haber

Kabine yine yoğun gündemle toplanıyor

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan başkanlığında gerçekleştirilecek Kabine toplantısında, bölgesel ve küresel gelişmeler masaya yatırılacak. Saat 15.30'da Külliye'de gerçekleşecek toplantının en önemli gündem maddesini Orta Doğu’da devam eden kriz ve diplomatik süreçler oluşturacak. Alınan bilgiye göre ABD ile İran arasında yürütülen ateşkes süreci yakından izlenirken, Türkiye’nin bölgede kalıcı barışın sağlanmasına yönelik diplomasi trafiği değerlendirilecek. Ankara’nın önceliği, ateşkesin sürdürülebilir bir barış ortamına dönüşmesi olacak. Toplantıda ayrıca İsrail’in Lübnan ve Filistin topraklarına yönelik saldırıları ile uluslararası insani girişimlere yönelik müdahaleler de ele alınacak. Ekonomi başlığında ise küresel gelişmelerin yansımaları gündemde olacak. Özellikle Hürmüz Boğazı’ndaki belirsizliklerin enerji fiyatları ve ticaret üzerindeki etkileri değerlendirilecek. Bu çerçevede, yükselen maliyetlere rağmen dezenflasyon sürecinin sürdürülmesi için atılacak adımlar görüşülecek. Orta Vadeli Program ve 12’nci Kalkınma Planı kapsamında uygulanan ekonomi politikaları ile piyasalardaki son durum da Kabine’nin gündeminde yer alacak. Toplantının bir diğer önemli başlığı ise “Terörsüz Türkiye” hedefi olacak. Süreçte gelinen aşama ile ilgili değerlendirmelerin yapılması ve ilgili komisyon raporu doğrultusunda atılacak yasal adımların ele alınması ve toplantı ardından Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın "Millete Sesleniş" konuşması yapması bekleniyor.

Merkez Bankası o sapmayı hükümete bildirdi! Haber

Merkez Bankası o sapmayı hükümete bildirdi!

Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB), 2025 yılı enflasyonunun hedef etrafında belirlenen aralığın üzerinde gerçekleştiğini Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek’e resmi yazı ile bildirdi. Banka, sapmanın nedenlerini ve enflasyonun tekrar hedef patikasına yaklaştırılması için uygulanan ve planlanan politikaları detaylandırdı. Bankanın açıklamasına göre, 2025 yılında dezenflasyon sürecini destekleyen sıkı parasal duruş, finansal koşullardaki sıkılık ve talep dengelenmesi, enflasyonun hızını sınırlamış olsa da, arz şokları, fiyatlama davranışlarındaki katılıklar, kira ve eğitim gibi hizmet kalemlerindeki geçmiş enflasyona endeksleme eğilimi, gıda fiyatlarındaki oynaklık ve yönetilen fiyat düzenlemeleri, enflasyonun hedefin üzerinde gerçekleşmesine yol açtı. Para politikası çerçevesinde TCMB, yıl boyunca politik faiz ve gecelik borç verme faiz oranlarında düzenlemeler yaparak dezenflasyon sürecini destekledi. Banka, politika faizini 2025 sonunda yüzde 38’e düşürdü, 2026 ocak ayında ise yüzde 37 seviyesinde sabitledi. Ayrıca, makroihtiyati politika uygulamalarıyla kredi ve mevduat piyasalarındaki gelişmeler yakından takip edildi. Mektupta, TCMB’nin temel amacının fiyat istikrarını sağlamak ve sürdürmek olduğu vurgulanırken, enflasyon görünümünde bozulma olması hâlinde para politikası duruşunun sıkılaştırılacağı; kredi ve mevduat piyasalarında beklenmedik gelişmeler olması durumunda ilave makroihtiyati adımların devreye alınacağı belirtildi. TCMB, ayrıca 12 Şubat’ta yayımlanan 2026 Enflasyon Raporu-I ve 2026 Para Politikası metinleri ile kısa ve orta vadeli enflasyon hedeflerine ulaşmak için uygulanacak stratejileri kamuoyu ile paylaşacağını duyurdu. Söz konusu hükümete gönderilen mektuba ulaşmak için tıklayabilirsiniz

Merkez Bankası PPK özetini yayımladı Haber

Merkez Bankası PPK özetini yayımladı

Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası, Para Politikası Kurulu (PPK) toplantı özetini yayımladı. Özette, politika faizinin yüzde 37 seviyesinde sabit tutulduğu, sıkı para politikası duruşunun ise sürdürüleceği vurgulandı. Küresel ekonomiye ilişkin değerlendirmelerde, jeopolitik gelişmelerin ardından belirsizliklerin arttığı, küresel risk iştahının zayıfladığı ve özellikle enerji fiyatlarında yükseliş yaşandığı belirtildi. Ham petrol ve doğal gaz fiyatlarındaki artışın, küresel enflasyon üzerinde yukarı yönlü risk oluşturduğu ifade edildi. Küresel büyüme görünümüne dair aşağı yönlü risklerin güçlendiği ve Türkiye’nin dış ticaret ortaklarına ilişkin büyüme beklentisinin 2026 ve 2027 yılları için yüzde 2,2 seviyesine revize edildiği aktarıldı. FİNANSAL KOŞULLARDA SIKI DURUŞ SÜRÜYOR PPK özetinde, kredi büyümesinde yavaşlama eğiliminin devam ettiği belirtilirken, Türk lirası mevduat ve kredi faizlerinde artış gözlendiği kaydedildi. Ayrıca, makrofinansal istikrarı desteklemek amacıyla zorunlu karşılıklar ve kredi büyümesine yönelik sınırlayıcı adımların sürdüğü ifade edildi. Merkez Bankası brüt rezervlerinin 197,5 milyar dolar seviyesine gerilediği, Türkiye’nin 5 yıllık kredi risk priminin (CDS) ise 254 baz puana yükseldiği bilgisi paylaşıldı. BÜYÜME 2025’TE YÜZDE 3,6 OLDU Türkiye ekonomisinin 2025 yılı genelinde yüzde 3,6 büyüdüğü belirtilen özette, yılın son çeyreğinde ekonomik faaliyetin hız kestiği ve net ihracatın büyümeyi sınırladığı ifade edildi. Öncü verilerin, 2026 yılının ilk çeyreğinde iç talebin ılımlı seyrettiğine ve dezenflasyon sürecine destek verdiğine işaret ettiği kaydedildi. Şubat ayında tüketici fiyatlarının yüzde 2,96 arttığı, yıllık enflasyonun ise yüzde 31,53 seviyesine yükseldiği aktarıldı. Enflasyondaki artışta gıda fiyatlarının belirleyici olduğu vurgulanırken, hizmet enflasyonunun yüksek seyrini koruduğu ifade edildi. Enerji fiyatlarındaki yükselişin enflasyon görünümü açısından risk oluşturduğu belirtilen özette, özellikle akaryakıt ve doğal gaz fiyatlarındaki artışlara dikkat çekildi. ENFLASYON BEKLENTİLERİ YÜKSELDİ Piyasa katılımcılarının enflasyon beklentilerinde artış gözlendiği belirtilirken, 2026 yıl sonu enflasyon beklentisinin yüzde 24,1’e, 2027 beklentisinin ise yüzde 18,4’e yükseldiği bildirildi. Hanehalkı enflasyon beklentisinin yüzde 48,8 seviyesinde yatay seyrettiği ifade edilirken, beklentilerin dezenflasyon süreci açısından risk unsuru olmaya devam ettiği vurgulandı. PPK, enflasyonda kalıcı düşüş sağlanana kadar sıkı para politikası duruşunun sürdürüleceğini belirtti. Özette, enflasyon görünümünde bozulma olması halinde ilave sıkılaştırma adımlarının atılabileceği mesajı verildi.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.