SON DAKİKA
Hava Durumu

#Devrim Muhafızları

Bursa Digital, Bursa Haber, Bursa Son Dakika - Devrim Muhafızları haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Devrim Muhafızları haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Trump: İran operasyonunda sona yaklaştık, onları ‘Taş Devri’ne’ döndüreceğiz Haber

Trump: İran operasyonunda sona yaklaştık, onları ‘Taş Devri’ne’ döndüreceğiz

ABD Başkanı Donald Trump, "Destansı Öfke" adını verdikleri operasyonla İran'ın askeri gücünün büyük ölçüde yok edildiğini belirterek, "Önümüzdeki 2-3 hafta içinde onlara çok sert bir darbe indireceğiz ve onları ait oldukları yere, Taş Devri'ne geri göndereceğiz" dedi. Donald Trump, Beyaz Saray’da düzenlediği "Ulusa Sesleniş" konuşmasında, İran’a yönelik yürütülen askeri operasyonların gidişatı ve bölgenin geleceğine dair kritik açıklamalarda bulundu. İran'ı "dünyanın bir numaralı terör sponsoru" olarak nitelendiren Trump, ABD’nin stratejik hedeflerine ulaşmak üzere olduğunu ve Ortadoğu’nun artık daha özgür bir yer haline geldiğini savundu. “İran’ın askeri kapasitesi yerle bir edildi” Yaklaşık bir aydır devam eden ve "Destansı Öfke" (Epic Rage) olarak adlandırılan operasyonun sonuçlarını paylaşan Trump, İran ordusunun ağır darbe aldığını söyledi. Trump, "Bu akşam itibarıyla İran’ın deniz kuvvetleri yok edildi, hava kuvvetleri harabeye döndü. Devrim Muhafızları Ordusu’nun komuta zinciri ve kontrolü tamamen çökmüş durumda. Füze ve dron fırlatma platformları imha edildi; ellerinde çok az sayıda füze kaldı" ifadelerini kullandı. Operasyon kapsamında İran’daki nükleer tesislere yönelik B2 bombardıman uçaklarıyla saldırılar düzenlendiğini açıklayan Trump, "Tüm nükleer tesislerini yerle bir ettik. Artık İran’ın nükleer silaha sahip olma tehlikesi sona ermiştir" dedi. “Ortadoğu petrolüne ihtiyacımız yok” ABD’nin enerji bağımsızlığına vurgu yapan Trump, ülkesinin artık Ortadoğu petrolüne muhtaç olmadığını söyledi. ABD’nin Rusya ve Suudi Arabistan’dan daha fazla petrol ürettiğini hatırlatan Trump, şunları kaydetti: "Hürmüz Boğazı'ndan geçen petrole ihtiyacımız kalmadı. Venezuela operasyonu sonrası enerji üretimimiz bizi tamamen bağımsız hale getirdi. Hürmüz Boğazı üzerinden petrol alan ülkeler, artık o geçidi kendileri korumalıdır. Biz müttefiklerimize yardım etmek için oradayız, petrol için değil." Müttefiklere teşekkür ve "Taş Devri" uyarısı Konuşmasında İsrail, Suudi Arabistan, Katar, BAE, Kuveyt ve Bahreyn’e destekleri için teşekkür eden Trump, bu ülkelerin zarar görmesine asla izin vermeyeceklerini vurguladı. İran rejimine yönelik sert mesajlarını sürdüren ABD Başkanı, "Biz rejim değişikliği peşinde değiliz ama gördüğünüz gibi liderlerinin çoğu artık hayatta değil. Eğer önümüzdeki haftalarda bir anlaşma sağlanmazsa, İran’ın tüm elektrik santrallerini vuracağız. Onları Taş Devri’ne geri göndereceğiz" uyarısında bulundu. Trump ayrıca, operasyonlarda hayatını kaybeden 13 ABD askerini anarken, İran rejiminin kendi halkına yönelik baskılarına da değinerek, "Bu rejim bugüne kadar 45 bin kendi vatandaşını katletti" iddiasını dile getirdi. Nükleer anlaşma ve Süleymani hatırlatması Eski Başkan Obama döneminde yapılan nükleer anlaşmayı "felaket" olarak nitelendiren Trump, ilk döneminde Kasım Süleymani’yi öldürerek büyük bir tehdidi bertaraf ettiklerini söyledi. Trump, "Eğer o yaşıyor olsaydı, bu akşam çok farklı bir senaryoyu konuşuyor olurduk" dedi. Donald Trump, İran halkına bir şans vermek istedikleri için şimdilik petrol tesislerini hedef almadıklarını ancak Tahran'ın tavrına göre tüm seçeneklerin masada kalmaya devam edeceğini sözlerine ekledi.

Trump : İran’ ın elektrik santrallerini vurmanın "mükemmel" sonuçları olacak. Haber

Trump : İran’ ın elektrik santrallerini vurmanın "mükemmel" sonuçları olacak.

ABD Başkanı Donald Trump, İran’a Hürmüz Boğazı’nı açması için verdiği 48 saatlik sürenin dolmasına az bir zaman kala İsrail medyasına konuştu. Trump, İran’ın elektrik santrallerini vurmanın "mükemmel" sonuçları olacağını savunurken, NATO müttefiklerini eylemsizlikle suçladı. Donald Trump, İsrail’in Kanal 13 televizyonuna verdiği mülakatta, Tahran’a yönelik ültimatomunun arkasında durduğunu belirtti. Trump, "Elektrik santralleriyle ilgili verdiğim sürenin sonuçlarını yakında göreceksiniz; sonuç çok iyi olacak. Bu, İran’ın tamamen yıkılmasıyla sonuçlanacak ve bu harika (mükemmel) bir iş olacak" dedi. "NATO hiçbir şey yapmıyor" Trump, mülakat sırasında geleneksel müttefiklerine yönelik eleştirilerini de sertleştirdi. NATO ülkelerinin İran karşısındaki tutumunu "utanç verici" olarak nitelendiren Trump, şu ifadeleri kullandı: "NATO ülkeleri hiçbir şey yapmıyor, bu çok büyük bir hayal kırıklığı. İran 47 yıldır çok kötü bir aktör oldu. Şimdi hak ettiği cezayı alıyor." Karşılıklı tehditler: "Hürmüz tamamen kapanır" Trump’ın elektrik santrallerini vurma tehdidine İran Devrim Muhafızları’ndan yanıt gecikmedi. Tahran yönetimi, bu sabah yaptığı resmi açıklamada, enerji altyapılarının hedef alınması durumunda Hürmüz Boğazı’nın süresiz olarak tamamen kapatılacağını duyurmuştu. İran ayrıca, bölgedeki ABD ortaklı tüm şirketlerin ve Amerikan üslerine ev sahipliği yapan komşu ülkelerin enerji tesislerinin "meşru hedef" haline geleceği uyarısını yapmıştı. Ghalibaf’tan Trump’a: "Çok naifsin" İran Meclis Başkanı Muhammed Bakır Ghalibaf da sosyal medya üzerinden Trump’a tepki gösterdi. Ghalibaf, Trump’ın bölgedeki savaşın doğasını ve karşı karşıya olduğu gücü anlamadığını savunarak şunları kaydetti: "Kiminle savaştığın hakkında hiçbir fikrin yok mu yoksa sadece tehdit mi savuruyorsun emin değilim. Bu tehditlerin sadece komşu ülkelerin altyapısına zarar verecek. Eğer bu yöntemle kazanabileceğini düşünüyorsan, çok naifsin (saftısın)." Pazar sabahı başlayan 48 saatlik geri sayım devam ederken, dünya kamuoyu Trump’ın söz konusu bombardımanı başlatıp başlatmayacağına kilitlenmiş durumda.

Dışişleri Bakanı Hakan Fidan: Körfez ülkeleri İran'a karşı askeri önlem alabilir Haber

Dışişleri Bakanı Hakan Fidan: Körfez ülkeleri İran'a karşı askeri önlem alabilir

; Suudi Arabistan, Katar ve Birleşik Arap Emirlikleri’ni (BAE) kapsayan bölge turunun ardından Riyad’daki temaslarına ilişkin gazetecilere açıklamalarda bulundu. Fidan, İran’ın saldırıları karşısında Körfez ülkelerinin sabrının tükenmek üzere olduğu ve "karşı önlem" alma aşamasına geldikleri uyarısında bulundu. "Körfez ülkeleri son uyarılarını yaptı" Körfez ülkelerinin yoğun bir saldırı altında olduğunu hatırlatan Fidan, bu ülkelerin savaşın dışında kalma iradesine rağmen kasten hedef alındıklarını belirtti. Fidan, şunları söyledi: "Körfez ülkeleri, hava sahalarını ve topraklarındaki üsleri İran’a karşı kullandırmayacaklarını en baştan duyurdular. Ancak İran’ın askeri üsler dışında sivil altyapı ve ekonomik hedeflere de kasıtlı saldırılar düzenlemesi riski artırdı. Körfez ülkeleri, mevcut durumun devam etmesi halinde karşı önlem almak zorunda kalacaklarını söylüyorlar. Riyad’daki toplantıda bu konudaki son uyarılarını yaptılar." "Savaş 2-3 hafta daha sürebilir" Bölgedeki genel kanaatin savaşın birkaç hafta daha devam edeceği yönünde olduğunu aktaran Bakan Fidan, barışın önündeki asıl engelin İsrail olduğunu savundu: "Körfez ülkelerinde savaşın iki üç hafta daha süreceği değerlendirmesi yapılıyor. Ancak burada belirleyici olan ABD’nin tutumudur. İsrail, ateşkesi veya kısa sürede bir barışa ulaşılmasını engellemek isteyecektir. ABD ve İsrail’in pozisyonlarının birbirinden uzaklaştığı yönündeki gözlemler artıyor. Sorun İsrail’in barış istememesi; kendileri için kritik olan askeri ve sanayi hedeflerini yok etmeden durmayacakları izlenimini veriyorlar." "İran'a yapılan da Körfez'e yapılan da yanlış" Fidan, Türkiye’nin savaşın başından beri ikircikli bir tavır takınmadığını ve tüm taraflara yanlışlarını açıkça söylediğini belirtti. Riyad’daki ortak bildiride İsrail’in rolüne de dikkat çektiklerini ifade eden Fidan, "Hem İsrail’in saldırganlığına hem de İran’ın savaşı bölgeye yayma eylemlerine karşı çıkıyoruz. İsrail’in yayılmacılığının yarattığı tehdidin ortak açıklamaya girmesini sağladık" dedi. Savaş sonrası yeni düzen ve savunma sanayii Savaşın ardından bölge ülkelerinin savunma stratejilerinde köklü değişiklikler olacağını öngören Fidan, "Körfez’de pek çok şey değişebilir. Ülkeler savunma sanayii alanında yeni arayışlara girebilir. Eğer belirli şartlar yerine getirilirse, savaş sonrası İran ile Körfez ülkeleri arasında ekonomik iş birliği tekrar yoğunlaşabilir" değerlendirmesinde bulundu. AB ile ilişkiler ve vize serbestisi Fidan, Avrupa Birliği (AB) ile ilişkilerin istikrarlı gittiğini, yasa dışı göç ve vatandaşların bölgeden tahliyesi konularında AB’nin sürekli Türkiye’nin kapısını çaldığını söyledi. Vize serbestisi konusuna da değinen Fidan, "Kalan altı madde üzerinde ilgili kurumlarımızın çalışmaları sürüyor" bilgisini paylaştı. Dışişleri Bakanı Fidan, İran’ın yeni lideri Mücteba Hamaney’in durumu hakkında ise, "Bildiğimiz şey kendisinin hayatta ve işinin başında olduğudur. Ancak yönetimdeki boşluğun büyük oranda Devrim Muhafızları tarafından doldurulduğuna inanıyorum" ifadelerini kullandı.

Savaş enerji tesislerini vurmaya devam ediyor. Haber

Savaş enerji tesislerini vurmaya devam ediyor.

İran’ın Güney Pars Doğalgaz Sahası ile bağlantılı tesislerin hedef alınmasının ardından, Körfez'deki enerji tesisleri savaşın ateşinden nasibini aldı. Tahran, güvenlik komutanlığının tepesini vuran ve krizi daha da derinleştiren en önemli saldırılardan birinde istihbarat bakanı İsmail Hatib’in öldürüldüğünü doğrularken, ABD ise Hürmüz Boğazı yakınlarında şiddetli hava saldırıları düzenledi. Buşehir ilinin Aseluye şehrindeki doğalgaz ve petrokimya tesisleri hava saldırılarıyla hedef alındı. Bu saldırılar rafinerinin bazı bölümlerinde yangınlara sebep oldu. İran merkezli Tasnim Haber Ajansı, saldırıların Güney Pars Doğalgaz Sahası’ndaki tesisleri hedef aldığını bildirirken, yetkililer hasar gören ünitelerin durdurulmasının ardından yangının kontrol altına alındığını açıkladı. Tahran ise misilleme yapacağı uyarısında bulundu. Genelkurmay Başkanlığı Operasyonları Sözcüsü, “Saldırının başlatıldığı yakıt, enerji ve gaz altyapısı yakılacak ve küle dönüşecek” ifadelerini kullandı. İsrail Savunma Bakanı Yisrael Katz'ın suikast haberini açıklamasının ardından İran, İstihbarat Bakanı İsmail Hatib'in öldürüldüğünü doğruladı. İsrail ordusunun gece saatlerinde Hatib'i öldürdüğünü açıklayan Katz, “İran'da kimse dokunulmazlığa sahip değil” diyerek, İsrail ordusunun herhangi bir İranlı üst düzey yetkiliyi ek siyasi onay gerekmeksizin hedef alabileceğini vurguladı. İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan, Hatib ve Ulusal Güvenlik Konseyi Sekreteri Ali Laricani suikastlarını ‘korkakça işlenmiş bir terör eylemi’ olarak nitelendirdi. İran'ın yeni Dini Lideri Mücteba Hamaney ise Laricani'ye yönelik saldırının ‘rejimi zayıflatmayacağını, aksine daha da güçlendireceğini’ söyledi. Hamaney, “Onu öldürenler bedelini ödeyecek” diye ekledi. Öte yandan ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı (CENTCOM), İran'ın Hürmüz Boğazı yakınlarındaki zırhlı füze mevzilerini 5 bin poundluk zırh delici bombalarla vurduğunu açıkladı. Açıklamada, anti-gemi füzelerinin boğazdaki uluslararası deniz trafiği için tehdit oluşturduğunu vurgulandı. Diğer taraftan İsrail ordusu, onlarca savaş uçağının bir gün içinde İran'ın batı ve orta kesimlerinde 200'den fazla hedefi vurduğunu duyurdu. Açıklamaya göre bu hedefler arasında balistik füze mevzileri, insansız hava araçları ve hava savunma sistemleri de bulunuyordu. İran Devrim Muhafızları Ordusu (DMO) ise Laricani suikastına misilleme olarak çok başlıklı füzeler kullanarak Tel Aviv'e füze saldırısı düzenlediğini duyurdu.

ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı (CENTCOM) 7 günlük savaşın bilançosunu açıkladı Haber

ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı (CENTCOM) 7 günlük savaşın bilançosunu açıkladı

ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı (CENTCOM), İran savaşının ilk yedi gününün istatistiklerini ve İran İslam Cumhuriyeti'nin askeri ve güvenlik altyapısına vurulan darbelerin detaylarını yayınladı. CENTCOM, operasyonun ABD Başkanı'nın doğrudan emriyle 28 Şubat 2026 günü sabah saat 01.15'te başladığını belirtti. Operasyon sahası İran topraklarının tamamını kapsadı. Rakamlarla temel istatistikler Vurulan Toplam Hedef: İran toprakları içerisinde 3.000'den fazla hedef bombalandı. Deniz Kayıpları: 43 İran savaş gemisi tamamen imha edildi veya ağır hasar aldı. Hedef alınan unsurlar ABD ordusu, saldırıların İran'ın güvenlik birimlerini çökertmek amacıyla yapıldığını ve önceliğin acil tehdit oluşturan noktalara verildiğini vurguladı. Bu noktalar şunlardır: 1. Komuta ve Kontrol merkezleri. 2. Devrim Muhafızları Ordusu'nun (IRGC) müşterek karargâhları. 3. Devrim Muhafızları Hava Kuvvetleri karargâhları. 4. Entegre hava savunma sistemleri. 5. Balistik füze üsleri. 6. İran Deniz Kuvvetleri'ne ait gemi ve denizaltılar. 7. Gemisavar füze mevzileri. 8. Askeri iletişim yetenekleri. ABD'nin kullandığı ekipman ve silahlar Bu operasyon, ABD'nin birçok gelişmiş silah türünü kullandığı en büyük hava ve deniz operasyonlarından biridir: Bombardıman Uçakları: B-1 ve B-2 tipi. Savaş Uçakları: A-10 saldırı uçağı, ayrıca F-35, F-22, F-15, F-16 ve F-18. İHA'lar: Lucas tipi İHA'lar ve MQ-9 Reaper. Savunma Sistemleri: Patriot, THAAD ve HIMARS sistemleri. Deniz Kuvvetleri: Nükleer uçak gemileri ve güdümlü füze taşıyan destroyerler. Lojistik Destek: RC-135 keşif uçağı, P-8 deniz gözetleme uçağı, C-17 ve C-130 nakliye uçakları ile yakıt ikmal uçakları. CENTCOM raporunun sonunda, bu bilinen envanterin yanı sıra, askeri gizlilik nedeniyle listede isimlerini açıklayamadıkları başka "özel yetenekler" de kullandıklarını belirtti.

Araghchi: İsrail ve ABD üslerini hedef aldığını duyurdu Haber

Araghchi: İsrail ve ABD üslerini hedef aldığını duyurdu

İran Dışişleri Bakanı Araghchi, İran ile Arap ülkeleri arasındaki ilişkilerin tarih boyunca dostluk ve karşılıklı saygı temelinde sürdüğünü belirtti. ABD’yi bölgedeki saldırılardan sorumlu tutan Araghchi, “Amerikalı saldırganlar Arap dostlarımızın topraklarından hareket ederek çocukları ve sivilleri hedef alıyor.” açıklamasını yaptı. İran’ın bu saldırılara karşılık vereceğini vurgulayan Araghchi, “İran’ın yanıtı kesinlikle ABD’nin üsleri ve kurumlarını hedef alacaktır.” açıklamasını yaptı. İran ordusu bugün yaptığı açıklamada, ABD-İsrail savaşının ikinci haftasına girilirken, deniz kuvvetlerinin İsrail'e ve Körfez'deki Amerikan üslerine bir dizi insansız hava aracı saldırısı başlattığını duyurdu. İran resmi haber ajansı IRNA'da yer alan açıklamada, İran ordusunun ABD üslerini ve İsrail işgali altındaki bölgeleri insansız hava araçlarıyla (İHA) düzenlediği saldırı dalgasıyla hedef aldığı belirtildi. Açıklamada, hedef alınan yerler arasında İsrail'deki stratejik bir tesisin de bulunduğu da ifade edildi. Bununla bağlantılı olarak, İran Devrim Muhafızları dün akşam, ABD-İsrail savaşı nedeniyle deniz trafiğinin neredeyse felç olduğu Hürmüz Boğazı'ndan ticari gemilere eşlik edecek Amerikan kuvvetlerini "beklediklerini" açıkladı. Devrim Muhafızları sözcüsü Ali Muhammed Naeini, ABD Enerji Bakanı Chris Wright'ın ABD Donanmasının stratejik boğazda gemilere refakat etmeye hazırlandığı yönündeki açıklamasına ilişkin olarak, "Onları bekliyoruz" dedi. Fars Fars Haber Ajansı'nın aktardığına göre Naeini, "Amerikalılara, herhangi bir karar vermeden önce, 1987'de dev ABD petrol tankeri Bridgeton'a yapılan saldırıyı ve yakın zamanda hedef alınan petrol tankerlerini hatırlamalarını tavsiye ediyoruz" ifadelerini kullandı.

İran'ın yeni lideri Hamaney'in oğlu Mücteba Hamaney oldu. Haber

İran'ın yeni lideri Hamaney'in oğlu Mücteba Hamaney oldu.

İran Uzmanlar Meclisi ülkenin liderlik makamı için seçimini gerçekleştirdi. Yapılan oylama sonucunda, babası Ayetullah Ali Hamaney’in yerine oğlu Mücteba Hamaney İran’ın Yeni Dini Lideri olarak seçildi. Mücteba Hamaney kimdir? 1969 yılında İran’ın en önemli dini merkezlerinden biri olan Meşhed’de doğdu. Doğduğu dönemde İran’da henüz İslam Cumhuriyeti kurulmamıştı. Ülke 1979 devrimiyle monarşiden teokratik bir yönetime geçti. Hamaney genç yaşta askeri ve dini çevrelerle ilişki kurmaya başladı. Lise eğitimini tamamladıktan sonra 1987 civarında İran’ın elit askeri gücü olan Devrim Muhafızları saflarına katıldı. Bu dönemde İran-Irak Savaşı’nın son yıllarında görev yaptı. 1989 yılında ise babası Ali Hamaney, Ayetullah Ruhullah Humeyni’nin ölümünün ardından İran’ın ikinci dini lideri olarak seçildi. Bu, Mücteba Hamaney’in siyasi ve dini çevrelerde hızla yükselmesinin önünü açtı. Aldığı dini eğitim ve rejim içindeki yükselişi Mücteba Hamaney daha sonra İran’ın dini eğitim merkezlerinden biri olan Kum kentinde eğitim aldı. Burada ülkenin önde gelen din adamlarından ders gördü ve bir süre dini seminerlerde ders verdi. Ancak New York Times’a göre onun asıl etkisi kamuoyu önündeki faaliyetlerinden çok perde arkasındaki rolünden geldi. Uzun yıllar boyunca dini liderin ofisinin işleyişinde önemli bir rol oynadı ve İran’daki güvenlik ile askeri kurumlarla yakın ilişkiler kurdu. Uzmanlara göre bu durum özellikle Devrim Muhafızları ile kurduğu bağları güçlendirdi. Gazeteye konuşan kaynaklar, Devrim Muhafızları’nın da onun liderliğini desteklediğini belirtti. İran siyasetinde nasıl bir rolü vardı? Mücteba Hamaney İran’da uzun yıllar boyunca kamuoyu önünde görünmeyen ancak siyasi süreçlerde etkili olduğu iddia edilen bir isim olarak biliniyor. 2005 yılında Mahmud Ahmedinejad’ın cumhurbaşkanı seçilmesinin ardından reformist siyasetçiler Mücteba Hamaney’i seçim sürecine müdahale etmekle suçladı. Reformist lider Mehdi Kerrubi, seçim sürecinde “bir üstadın oğlunun” müdahalesi olduğunu ileri sürdü. Ali Hamaney ise bu eleştirilere yanıt verirken oğlunu savundu ve “O bir üstadın oğlu değil, kendisi bir üstattır” ifadelerini kullandı. Bu tartışma Mücteba Hamaney’in İran siyasetindeki görünmeyen etkisine ilişkin iddiaların kamuoyunda daha fazla konuşulmasına yol açtı. Liderliğin babadan oğula geçmesi tartışma yaratmaz mı? Mücteba Hamaney’in babasının yerine geçmesi ihtimali İran içinde de tartışmalı bir konu olarak görülüyor çünkü İran’da babadan oğula liderlik devri monarşik bir görüntü vereceği için Şii dini çevrelerde tepkiyle karşılanabilir. 1979 İslam Devrimi monarşik yönetimi sona erdirmiş ve hanedan benzeri iktidar geçişlerine son verdiğini iddia etmişti. Bu nedenle liderliğin babadan oğula geçmesi bazı kesimlerde tepki yaratabilir. Johns Hopkins Üniversitesi’nde İran ve Şii siyasetini çalışan akademisyen Vali Nasr, Mücteba Hamaney’in seçilmesinin şaşırtıcı ama aynı zamanda rejim içindeki güç dengelerini gösteren bir karar olabileceğini söyledi: “Uzun süre halef olarak görülüyordu ancak son iki yılda bu ihtimal gündemden düşmüş gibiydi. Eğer seçilirse bu, rejimin içinde Devrim Muhafızları’na yakın daha sert bir kanadın kontrolü ele aldığını gösterebilir.” Nasr’a göre böyle bir tercih İran siyasetinde güvenlik kurumlarının ağırlığının arttığına işaret edebilir ve sistemin daha sert bir çizgiye yöneldiğini gösterebilir.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.