Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
SON DAKİKA
Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Dersim

Bursa Digital, Bursa Haber, Bursa Son Dakika - Dersim haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Dersim haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Gülistan Doku soruşturmasında yeni gelişme: Umut Altaş FBI'a ifade verdi Haber

Gülistan Doku soruşturmasında yeni gelişme: Umut Altaş FBI'a ifade verdi

Adli yardımlaşma kapsamında Türkiye'ye ulaştırılan FBI tutanağında Altaş'ın, Gülistan Doku'nun öldürüldüğünü gördüğünü ve cesedinin taşınmasına yardım ettiğini öne sürdüğü aktarıldı. Altaş'ın ifadelerinde, dönemin Tunceli Valisi Tuncay Sonel'in oğlu Mustafa Türkay Sonel hakkında da ağır suçlamalarda bulunduğu belirtildi. Söz konusu anlatımların soruşturma kapsamında değerlendirildiği, Altaş'ın beyanlarının tek başına olayın nasıl gerçekleştiğini kesin olarak ortaya koymadığı ve iddiaların adli makamlarca araştırıldığı kaydedildi. 109 soruluk adli yardımlaşma talebi Haberde aktarılan bilgilere göre Türkiye, Altaş'ın ifadesinin alınması amacıyla ABD makamlarına kapsamlı bir soru seti gönderdi. FBI ile ABD İç Güvenlik Soruşturmaları birimi görevlilerinin Altaş'ı 19 ve 20 Ağustos 2026 tarihlerinde Pennsylvania'daki Moshannon Valley İşleme Merkezi'nde sorguladığı belirtildi. FBI'ın 26 Ağustos 2026 tarihli yazısında, görüşmeleri içeren FD-302 raporunun Türkiye'nin adli yardımlaşma talebine yanıt olarak hazırlandığının ifade edildiği aktarıldı. Dosyanın, Adalet Bakanlığı Dış İlişkiler ve Avrupa Birliği Genel Müdürlüğü üzerinden Türk adli makamlarına ulaştırıldığı bildirildi. Tutanakta, Tunceli Cumhuriyet Başsavcılığı'nın soruşturmayı kasten öldürme, nitelikli cinsel saldırı, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma ile delilleri yok etme, gizleme veya değiştirme suçları yönünden sürdürdüğü kaydedildi. Türkiye tarafından hazırlanan soru setinde Altaş'a yöneltilmek üzere 109 soru bulunduğu belirtildi. Altaş: "Beni kullandı" FBI sorgusunda Altaş'a Mustafa Türkay Sonel ile ilişkisi soruldu. Altaş'ın, Sonel tarafından kullanıldığını söylediği ve kendisinin Gülistan Doku'nun öldürülmesi ile suçun üzerine bırakılması amacıyla kullanılmış olabileceğini öne sürdüğü aktarıldı. FBI görevlilerinin, "Mustafa Türkay Sonel'in Gülistan Doku'yu öldürdüğüne inanıyor musun?" sorusuna Altaş'ın olumlu yanıt verdiği belirtildi. Altaş'ın bu kanaatinin gerekçesi olarak cinayete tanık olduğunu ileri sürdüğü kaydedildi. Gülistan Doku'nun otomobile bindirildiğini öne sürdü Altaş'ın anlatımına göre olay 5 Ocak 2020 gecesi meydana geldi. Altaş, Mustafa Türkay Sonel ile birlikte Gülistan Doku'nun bulunduğu bölgeye gittiklerini ve Doku'yu köprü çevresinde gördüklerini iddia etti. Daha sonra Doku'nun BMW marka otomobile bindiğini öne süren Altaş, araçta Sonel'in sürücü koltuğunda, kendisinin ön yolcu koltuğunda, Doku'nun ise arka koltukta bulunduğunu söyledi. Altaş, araç içerisinde Doku'nun kendilerine tepki gösterdiğini ve tartışmanın ardından çığlık attığını ileri sürdü. Ardından Sonel'in araçtaki bir tabancayla Doku'ya ateş ettiğini iddia eden Altaş, genç kadının hayatını kaybettiğini gördüğünü söyledi. Bu anlatımların tamamının Altaş'ın beyanlarına dayandığı ve soruşturma makamlarınca değerlendirildiği belirtildi. "Cesedi bagaja taşıdık" iddiası Altaş, ateş edilmesinin ardından Sonel'e neden Doku'yu öldürdüğünü sorduğunu, Sonel'in ise kendisinden susmasını ve cesedin taşınmasına yardım etmesini istediğini öne sürdü. Başlangıçta bunu reddettiğini söyleyen Altaş, daha sonra Doku'nun cesedini birlikte BMW'nin bagajına koyduklarını iddia etti. Altaş ayrıca, cesedin araca konulmasının ardından Sonel'in dönemin Tunceli Valisi Tuncay Sonel'in koruma görevlisi Şükrü Eroğlu'nu telefonla aradığını öne sürdü. "Babam bu işi halledecek" sözleri Altaş'ın ifadesine göre Sonel ile Eroğlu yaklaşık 15-20 dakika görüştü. Görüşmenin ardından Sonel'in kendisine susmasını ve olaydan kimseye bahsetmemesini söylediğini iddia eden Altaş, "Bu mesele ortadan kalkmaz" şeklindeki sözlerine karşılık Sonel'in babasının konuyu halledeceğini söylediğini öne sürdü. Altaş, ertesi sabah Sonel'in kendisini tekrar aradığını ve olayın halledildiğini söylediğini de iddia etti. Ceset için Pertek yolu iddiası FBI tutanağında yer aldığı belirtilen bir diğer iddia ise Doku'nun cesedinin bulunabileceği yerle ilgili oldu. Altaş, Sonel'in kendisine cesedin olay bölgesinden Pertek yönünde yaklaşık 15-20 dakikalık mesafede bulunduğunu söylediğini öne sürdü. Daha sonra bu mesafeyi yaklaşık 30 dakika olarak düzelten Altaş, cesedin yeni yapılan bir yolun kenarına gömülmüş olabileceğini tahmin etti. Altaş, bu bölümün doğrudan gördüğü bir olaya değil, Sonel'den aldığını öne sürdüğü bilgilere dayandığını belirtti. Baz ve PTS kayıtları sorguda gündeme geldi FBI sorgusunda Türk soruşturma makamlarınca elde edilen daraltılmış baz kayıtları ile Plaka Tanıma Sistemi (PTS) verilerinin de Altaş'a gösterildiği aktarıldı. Dosyadaki tespitlere göre Altaş'ın 5 Ocak 2020 saat 22.09'da Gülistan Doku'nun son görüldüğü Sarısaltuk Viyadüğü çevresinde bulunduğu belirtildi. Mustafa Türkay Sonel'in 22.08-22.37, Şükrü Eroğlu'nun ise 22.08'de aynı bölgede bulunduğu yönündeki kayıtların da sorguda gündeme getirildiği ifade edildi. PTS verilerine göre Sonel'in kullandığı BMW'nin saat 22.17.51'de Tunceli'den Elazığ yönüne çıktığı, 22.30.17'de ise Tunceli yönüne döndüğü aktarıldı. Aracın dönüşü sırasında sürücü koltuğunda Sonel'in, ön yolcu koltuğunda ise Altaş'ın bulunduğunun belirlendiği kaydedildi. Kamera kayıtlarıyla ilgili iddia Söz konusu kayıtların Altaş'ın ilk anlatımıyla çelişmesi üzerine FBI görevlilerinin sorguyu derinleştirdiği belirtildi. Altaş'ın daha sonra Sonel ile aynı BMW'yle köprü bölgesine geri döndüklerini söylediği aktarıldı. Altaş, dönüş gerekçesinin bölgede kamera bulunup bulunmadığını kontrol etmek olduğunu öne sürdü. Üniversite kamerasının kayıtlarıyla ilgili sorulara da yanıt veren Altaş, Sonel'in kendisine kameraların kayıt yapmayacağını söylediğini iddia etti. Ancak kayıtların kim tarafından veya nasıl silindiğini bilmediğini ifade etti. Tehdit edildiğini ve para teklif edildiğini öne sürdü Altaş, olayın ardından Sonel tarafından tehdit edildiğini de ileri sürdü. Sonel'in kendisine ve ailesine yönelik tehditlerde bulunduğunu iddia eden Altaş, olay hakkında susması için kendisine para teklif edildiğini de öne sürdü. Altaş ayrıca Sonel'in kendisine ailesinin devlet içindeki gücüne ilişkin ifadeler kullandığını iddia etti. Bu iddiaların da FBI tutanağında Altaş'ın beyanları kapsamında yer aldığı belirtildi. Hamilelik ve kürtaj iddiasında geri adım attı Sorguda, Gülistan Doku'nun hamile kaldığı ve kürtaja zorlandığı yönündeki daha önce ortaya atılan iddialar da gündeme geldi. Altaş, bu konuda doğrudan bilgi sahibi olmadığını söyledi. Ancak daha önce eski işvereni Rüstem Keskin ile yaptığı görüşmede bu yönde ifadeler kullandığının hatırlatılması üzerine, söz konusu ifadelerin kendisine ait olduğunu kabul ettiği aktarıldı. Altaş'ın daha sonra hamilelik ve kürtajla ilgili bazı ayrıntıları tahmin etmiş olabileceğini ve her şeyi hatırlamadığını savunduğu belirtildi. "Ceset videosu gönderildi" iddiası FBI sorgusunda gündeme gelen bir diğer konu ise Altaş'a WhatsApp üzerinden gönderildiği öne sürülen bir video oldu. Altaş, Mustafa Türkay Sonel'in kendisine yalnızca bir kez izlenebilen bir video gönderdiğini ve görüntülerde bir kişinin ceset parçası tuttuğunu söylediğini aktardı. Videonun Sonel tarafından gönderildiğini doğrulayan Altaş, görüntülerdeki cesedin Gülistan Doku'ya ait olup olmadığını kesin olarak belirleyemediğini ifade etti. FBI görevlilerinin, daha önce videodaki kişinin Doku olduğunu söylediği yönündeki beyanını hatırlatması üzerine Altaş'ın bu sözlerin kendisine ait olduğunu kabul ettiği, ancak görüntüyü net şekilde göremediğini savunduğu belirtildi. "Olay sırasında oradaydım" dedi FBI görevlilerinin Altaş'a Doku'nun öldürüldüğü sırada Sonel ve Doku ile birlikte olup olmadığını ve olaya bizzat tanık olup olmadığını sorduğu aktarıldı. Altaş'ın her iki soruya da olumlu yanıt verdiği, iki günlük sorgu boyunca ortaya çıkan çelişkili anlatımlara rağmen olay sırasında bölgede bulunduğu yönündeki beyanını sürdürdüğü belirtildi. Babasına gönderdiği mesaj da soruldu Soruşturmada dikkat çekilen delillerden biri olarak, Altaş'ın babası Celal Altaş'ın telefonunda bulunan WhatsApp mesajı da FBI sorgusunda gündeme geldi. Umut Altaş'ın babasına gönderdiği belirtilen mesajda, kendisinin susturulduğuna ilişkin ifadelerin yer aldığı aktarıldı. FBI görevlilerinin mesajı sorması üzerine Altaş, mesajı kendisinin gönderdiğini kabul etti ancak neden bu ifadeleri kullandığını hatırlamadığını söyledi. ABD'ye gidiş kararının kimin tarafından alındığı da sorguda soruldu. Altaş'ın önce bunun kendi kararı olduğunu söylediği, daha sonra ise kararın ailece alındığını ifade ettiği belirtildi. ABD'ye geçişini anlattı Altaş, 25 Mayıs 2022'de İstanbul'dan Meksika'ya uçtuğunu ve ardından ABD sınırına geçtiğini anlattı. Sınırı yasa dışı şekilde geçebilmek için bir Meksika vatandaşına yaklaşık 10 bin dolar ödendiğini öne süren Altaş, bu paranın Tunceli'de babası tarafından ilgili kişiye verildiğini iddia etti. Eski tarihlere ilişkin baz kayıtları da soruldu Soruşturmada Doku'nun kaybolmasından önceki dönemle ilgili bazı kayıtların da FBI sorgusunda gündeme getirildiği aktarıldı. Türk makamlarının daraltılmış baz çalışmasına göre 27 Aralık 2019'da saat 15.31-16.22 arasında Altaş ile Doku'nun Gençlik Merkezi çevresinde aynı bölgede bulunduğunun tespit edildiği belirtildi. Altaş, kendisinin ve Mustafa Türkay Sonel'in bölgede bulunduğunu, Doku'nun da orada bulunmuş olabileceğini söyledi. Bir kızın Sonel tarafından takip edildiğini, daha sonra birlikte binaya girdiklerini ve yaklaşık 15 dakika sonra çıktıklarını anlattı. Bu kişinin Doku olup olmadığı sorusuna ise Altaş'ın "Mümkün olabilir" yanıtını verdiği aktarıldı. Altaş, dönemin valisini suçladı İki günlük sorgunun sonunda FBI görevlilerine Gülistan Doku hakkında bildiklerinin tamamını anlattığını söyleyen Altaş, soruşturmanın adil yürütülmediğini ileri sürdü. Altaş, dönemin Tunceli Valisi Tuncay Sonel'i olayın üzerinin kapatılması ve oğlu Mustafa Türkay Sonel'in adli makamlara teslim edilmemesiyle suçladı. Altaş'ın FBI'a verdiği ifadede yer alan iddiaların, Gülistan Doku'nun kaybolmasına ilişkin devam eden soruşturma kapsamında adli makamlar tarafından değerlendirileceği belirtildi. Söz konusu beyanların kesinleşmiş bir yargı kararı niteliğinde olmadığı ve ilgili kişiler açısından suçluluk hükmü oluşturmadığı kaydedildi.

9 yıldır çözülemeyen Onur Sefer dosyasında yeni rapor: ‘İntihar değil cinayet olabilir’ Haber

9 yıldır çözülemeyen Onur Sefer dosyasında yeni rapor: ‘İntihar değil cinayet olabilir’

2017 yılında Dersim’in Hozat ilçesinde bir otomobil içerisinde göğsünden av tüfeğiyle vurulmuş halde bulunan Onur Sefer dosyasında, aradan geçen 9 yıla ve 4 savcı değişmesine rağmen herhangi bir ilerleme sağlanamadı. Aile ise yıllardır olayın aydınlatılması için hukuk mücadelesi yürütüyor. Olay, 7 Mayıs 2017 tarihinde Hozat'a bağlı Ergen Köyü mevkiinde meydana geldi. O dönem 25 yaşında olan Onur Sefer, kendisine ait otomobilin içinde ölü bulundu. Olayın ardından Hozat Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından soruşturma başlatıldı. Ancak dosyada geçen yıllara rağmen kayda değer bir gelişme yaşanmadı. Onur Sefer'e ait otopsi raporuna göre, Sefer'in sol göğsünün üst kısmı ile sol koltuk altına yakın bölgesine en az iki av tüfeği saçması isabet etti. Her iki atışın da bitişik atış mesafesinden yapıldığı belirtilirken; tüfeğin boyutu, Sefer'in araç içindeki yatış pozisyonu ve araçtaki saçma giriş delikleri arasında uyumsuzluk bulunduğu kaydedildi. Bilirkişi raporunda ayrıca aracın sağ ön koltuğunda el parmaklarını andıran sürüntü şeklinde kan lekeleri bulunduğu, ancak bu izlerin Sefer'in araç içerisindeki pozisyonuyla örtüşmediği belirtildi. Aracın sol arka tekerlek kısmındaki kan lekelerinin nasıl oluştuğuna ilişkin ise teknik bir açıklama yapılamadığı ifade edildi. Raporda şu değerlendirmeye yer verildi: "Tüm bu gerekçelere dayanılarak ölümün orijininin intiharı destekleyici nitelikte olmadığı, olayın orijininin cinayet olmasının muhtemel olduğu ve araçta bulunan av tüfeğinin özellikleri dikkate alındığında söz konusu eylemin araç içerisinde ve özellikle sağ ön kapı açık iken gerçekleştirilmesinin mümkün olduğuna ilişkin bilirkişi kanaatimi tensip makamınıza ait olmak üzere arz ederim." Tüm bu bulgulara rağmen dosyada halen somut bir ilerleme sağlanamadı. Savcılığa yeni başvuru Ailenin avukatı Cihan Ezer'in, dosyanın yeniden ele alınması ve soruşturmanın derinleştirilmesi talebiyle Tunceli Cumhuriyet Başsavcılığı'na başvuruda bulunduğu öğrenildi. Onur Sefer'in kardeşi Metin Sefer, soruşturma sürecinde kendilerine uzun süre bilgi verilmediğini belirterek, dosyada kimliği belirsiz kan örnekleri, saç telleri ve araç içerisindeki çamur izlerine rağmen olayın "intihar" olarak değerlendirildiğini söyledi. Onun Sefer'in anne ve babası “Kardeşimin kim tarafından öldürüldüğünün bulunmasını istiyoruz" Metin Sefer, "O dönemin savcılarına biz defalarca intihar olmadığını söyledik. Bize hiçbir ayrıntıyı anlatmadılar. Dört yıl boyunca bizi getirip götürdüler. Gizlilik kararı koydular. Bize ve avukatlarımıza bilgi verilmedi. Savcılara yalvardık, 'Bu olayı aydınlatın' dedik. Artık bizim sabrımız kalmadı" dedi. Dosyada yer alan delillere dikkat çeken Sefer, "Arabanın içinde kimliği belirsiz kan var. Bir ayakkabısı ayağında, diğeri yok. Arabanın içinde çamur ve saç örnekleri var. Bunların kime ait olduğu ortaya çıkarılmadı. Artık kardeşimin kim tarafından öldürüldüğünün bulunmasını istiyoruz" diye konuştu. Sefer ailesi, 9 yıldır aydınlatılamayan dosyada sorumluların bulunarak yargılanmasını talep ediyor. 85 yaşındaki baba Süleyman Sefer ise yetkililere çağrıda bulunarak, "Bakandan rica ediyorum, katil bulunsun ve mahkemeye çıkarılsın. Ben ölmeden bunu görmek istiyorum" ifadelerini kullandı. Anne Sultan Sefer de yıllardır yaşadıkları acının dinmediğini belirterek, "Ben Onur'umun katillerinin bulunmasını istiyorum. Tek dileğim Onur'umun katillerinin ortaya çıkarılmasıdır" dedi.

DEM Parti’den Dersim Katliamı önergesi: Arşivler açılsın, geçmişle yüzleşilsin Haber

DEM Parti’den Dersim Katliamı önergesi: Arşivler açılsın, geçmişle yüzleşilsin

DEM Parti İstanbul Milletvekili Cengiz Çiçek ile Dersim Milletvekili Ayten Kordu tarafından sunulan önergede, geçmişle yüzleşilmediği sürece benzer hak ihlallerini üreten zihniyetin engellenemeyeceği vurgulandı. Kürt Aleviliği hedef alındı Önergenin gerekçesinde, Dersim’in Osmanlı’nın son döneminden itibaren merkezi otorite tarafından “eşkıyanın yurdu” olarak damgalandığı ve siyasi itaat politikalarının hedefi haline getirildiği belirtildi. Kürt Aleviliğinin merkezi bir “mesele” olarak görülmesinin 1937-38 sürecinde topyekun bir tasfiye kararına dönüştüğü ifade edilen önergede; bölge halkının dili, inancı, kültürü ve toplumsal hafızasıyla birlikte hedef alındığı kaydedildi. Seyit Rıza’nın mezar yeri ve kayıp çocuklar Dersim Tertele’sinin Türkiye’de demokratik bir gelecek ve toplumsal barışın inşası için belirleyici bir nokta olduğu ifade edilen önergede, şu talepler öne çıkarıldı: Devlet arşivlerinin eksiksiz ve denetlenmeye açık bir şekilde kamuoyuna sunulması. Seyit Rıza ve yol arkadaşlarının mezar yerlerinin tespit edilip açıklanması. Ailelerinden koparılarak verilen “Dersim’in kayıp kızları” ve diğer çocukların akıbetinin aydınlatılması. Toplu mezarların bilimsel yöntemlerle incelenmesi ve toplumsal yüzleşme için somut adımların atılması. Önergede son olarak, “Geçmişle yüzleşilmediği sürece bu ihlalleri mümkün kılan zihniyetin yeniden üretilmesinin önüne geçilemez” denilerek Meclis bünyesinde bir araştırma komisyonu kurulması talep edildi.

Gülistan Doku soruşturmasında Eski vali Dersim Valisi Tuncay Sonel gözaltında Haber

Gülistan Doku soruşturmasında Eski vali Dersim Valisi Tuncay Sonel gözaltında

Gülistan Doku soruşturmasında suç delillerini yok ettiği gerekçesiyle gözaltına alınan dönemin Dersim Valisi Tuncay Sonel adliyeye sevk edildi. Tuncay Sonel'in adliyeye sevk edilirken kelepçesiz olduğu görüldü. Gülistan Doku'nun ailesi X hesabından yaptığı açıklamada, Tuncay Sonel’in neden kelepçesiz olduğunu sordu. Aile, Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Türkiye Adalet Bakanı Akın Gürlek ve Türkiye İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi’yi etiketleyerek, “Neden "Kelepçeli" değil? Sayın @abakingurlek @mustafaciftcitr @RTErdogan bu Gülistan'a bize ülkemize haksızlık. Bu örtbasçının yaptıkları apaçık ortada. Niye bu özel muamele?” diye sordu. Neden "Kelepçeli" değil? Sayın @abakingurlek @mustafaciftcitr @RTErdogan bu Gülistan'a bize ülkemize haksızlık. Bu örtbasçının yaptıkları apaçık ortada. Niye bu özel muamele? https://t.co/PGNqvI5rQn — GÜLİSTAN Doku 'nun Ailesi (@Dokuailesi) April 21, 2026 Erzurum Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen soruşturma çerçevesinde gözaltına alınan Sonel'in emniyetteki işlemleri tamamlandı. Erzurum Şehir Hastanesi'nde sağlık kontrolünden geçirilen Sonel, adliyeye götürüldü. Dersim Cumhuriyet Başsavcılığı’ndan Erzurum Cumhuriyet Başsavcılığı’na gönderilen yazıda, Sonel hakkında "Suç delillerini yok etme, gizleme veya değiştirme suçunu işlediğine ilişkin yeterli şüphe bulunduğu" belirtilmişti. Gülistan Doku'nun kaybolmasına ilişkin, hakkında İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi'nin talimatıyla soruşturma başlatılan Sonel, açığa alınmıştı. Sonel, 13 Haziran 2017-9 Haziran 2020 arasında Dersim’de görev yapmış ve 17 Nisan'da Elazığ'da gözaltına alınmıştı. 11 zanlı tutuklanmıştı Üniversite öğrencisi kızları Gülistan Doku'dan (21) 5 Ocak 2020'den itibaren haber alamayan ailesi, memleketleri Diyarbakır'dan Dersim’e gelerek 6 Ocak 2020'de emniyete kayıp başvurusunda bulunmuş, başlatılan arama çalışmalarından sonuç elde edilememişti. Ulaşılan yeni bilgiler doğrultusunda Dersim Cumhuriyet Başsavcılığı’nca "kasten öldürme", "cinsel saldırı", "suç delillerinin gizlenmesi-yok edilmesi", "bilişim sistemine hukuka aykırı olarak girmek suretiyle verileri yok etme-bozma", "kişiyi hürriyetinden yoksun kılma", "suçu bildirmeme" ve "suçluyu kayırma" suçlarından yürütülen soruşturma kapsamında, aralarında dönemin Tunceli Valisi Tuncay Sonel'in de bulunduğu 15 şüpheli gözaltına alınmıştı. Şüphelilerden Tuncay Sonel'in oğlu Mustafa Türkay Sonel, Doku'nun SIM kartındaki verileri sildiği belirtilen eski polis Gökhan Ertok, hastane kayıtlarını sildiği belirtilen dönemin Dersim Devlet Hastanesi Başhekimi Çağdaş Özdemir, eski Dersim İl Özel İdaresi çalışanı Erdoğan Elaldı, Celal Altaş, Nurşen Arıkan, Ferhat Hanedan Güven, Doku'nun erkek arkadaşı Zaynal Abakarov, annesi Cemile Yücer ve eski polis olan üvey babası Engin Yücer ile Tuncay Sonel'in o dönem koruma polisliğini yapan Şükrü Eroğlu tutuklanmış, Uğurcan A. ile Munzur Üniversitesi’nin güvenlik kameralarından sorumlu Savaş G. ve Süleyman Ö. haklarında yurt dışına çıkış yasağı kararı verilerek adli kontrol şartıyla serbest bırakılmıştı.

Tutuklanan başhekim Özdemir: Gülistan’ın kayıtlarının tahminen silindiği yönünde görüşüm var Haber

Tutuklanan başhekim Özdemir: Gülistan’ın kayıtlarının tahminen silindiği yönünde görüşüm var

Munzur Üniversitesi öğrencisi Gülistan Doku’nun kaybolmasına ilişkin yürütülen soruşturmada tutuklanan dönemin Dersim İl Sağlık Müdürü ve Devlet Hastanesi Başhekimi Çağdaş Özdemir’in ifadesi ortaya çıktı. Özdemir, Doku’ya ait hastane kayıtlarının silinmiş olabileceğini belirterek, “Kayıtlara ulaşılamıyorsa silinmiştir, tahminen silindiği yönünde görüşüm vardır” dedi. “Görevi ben istemedim” İl Jandarma Komutanlığı’nda verdiği ifadede Özdemir, 2019 yılında vekaleten Dersim İl Sağlık Müdürlüğü görevine getirildiğini ve 2022 yılına kadar bu görevi sürdürdüğünü söyledi. Aynı dönemde Devlet Hastanesi Başhekimi olarak da görev yaptığını belirten Özdemir, iki görevi birlikte yürütmekte zorlandığını dönemin valisi Tuncay Sonel’e ilettiğini ancak bir değişiklik yapılmadığını ifade etti. “Kayıt silme yetkisi bizde yoktu” Hastane kayıtlarının silinmesi ve düzenlenmesine ilişkin yetkinin kendisinde olmadığını savunan Özdemir, bu işlemlerin yazılım şirketi ve bilgi işlem personeli tarafından yürütüldüğünü söyledi: “Bu tür işlemler şirket çalışanlarının yetkisindeydi. Benim ya da başka bir hastane çalışanının böyle bir yetkisi yoktu. Daha önce yapılmışsa da bilgim yoktur.” “Kayıtlara ulaşılamıyorsa silinmiştir” Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı olan Özdemir’e, Gülistan Doku’nun 31 Aralık 2019’da hastaneye giriş yaptığına dair POLNET kaydı bulunmasına rağmen, sonrasında bu verilere ulaşılamaması soruldu. Özdemir şu yanıtı verdi: “Eğer 7 Ocak’ta böyle bir sorgu yapıldıysa kayıt vardır. Sonrasında bu kayıtlara ulaşılamıyorsa silinmiştir. Bu konunun teknik olarak bilişim uzmanları tarafından açıklanması gerekir.” Epikriz raporundaki eksiklik Savcılığa gönderilen belgelerde, Gülistan Doku’ya ait bazı epikriz raporlarının eksik olduğu da Özdemir’e soruldu. Özdemir, söz konusu evrakta yer alan imzanın yardımcılarına ait olabileceğini belirterek, raporların içeriği hakkında bilgisi olmadığını söyledi. “Profesyonel şekilde silinmiş” iddiası Soruşturma kapsamında yazılım firmasıyla yapılan yazışmalarda, Doku’ya ait 31 Aralık 2019 tarihli hastane kayıtlarının “profesyonel ve kasıtlı şekilde silinmiş olabileceği” değerlendirmesi yer aldı. Bu iddialar Özdemir’e sorulduğunda, herhangi bir talimat vermediğini savundu: “Bu konuda kimseyle görüşmem olmadı. Böyle bir işlem yapıldıysa sorumluluk bilgi işlem birimi ve yazılım şirketine aittir. Benim bu yönde bir yetkim yoktu. Kimse bana böyle bir talimat vermedi.” “Sisteme bakmadım” Gülistan Doku’nun kaybolduğunu basından öğrendiğini söyleyen Özdemir, polislerin hastane kayıtlarını sorması üzerine durumdan haberdar olduğunu ancak sistem üzerinden herhangi bir sorgu yapmadığını da ifadesine ekledi. Soruşturmaya ilişkin gelişmeler sürüyor.

Gülistan Doku soruşturmasında 12 gözaltı Haber

Gülistan Doku soruşturmasında 12 gözaltı

Dersim’de 6 yıldır kayıp olan Gülistan Doku’ya ilişkin yürütülen soruşturmada önemli bir gelişme yaşandı. 2020 yılından bu yana devam eden soruşturma kapsamında, 7 ilde toplam 13 şüpheli hakkında gözaltı kararı verildi. Gözaltı kararı verilen isimler arasında dönemin Tunceli Valisi'nin oğlu ve Gülistan’ın erkek arkadaşı Zeinal Abakarov’un da bulunduğu öğrenildi. Gözaltı kararı verilen isimler arasında, dönemin Tunceli Valisi ve halen İçişleri Bakanlığı müfettişliği yapan Tuncay Sonel’in oğlu Mustafa Türkay Sonel’in de bulunduğu öğrenildi. Sonel’in İstanbul’da gözaltına alındığı bildirildi. Dönemin Tunceli Valisinin oğlu Mustafa Türkay S. ve Doku'nun erkek arkadaşı Zeinal A'nın da aralarında olduğu Engin Y, Cemile Y, Uğurcan A, Erdoğan E, Gökhan E, Savaş G, Süleyman Ö, Celal A, Nurşen A. ve Şükrü E. olmak üzere 12 şüpheli gözaltına alındı. Gözaltına alınan isimler şu şekilde: 1-Zeinal ABAKAROV: Alanya (Gülistan’ın erkek arkadaşı) 2-Engin YÜCER: Alanya (Zeinal’ın eski polis olan üvey babası) 3-Cemile Yücer: Alanya (Zeinal’ın annesi) 4-Uğurcan AÇIKGÖZ: Antalya Merkez (Mustafa Türkay Sonelin o dönem ve halen yakın arkadaşı kamera kaydında yer alan şahıs) 5-Erdoğan ELALDI: Antalya Merkez (O dönem Tunceli İl Özel İdarede çalışan kişi) 6- Mustafa Türkay SONEL: İstanbul Ataşehir (Dönemin Tunceli Valisi halen İçişleri Bakanlığı müfettişi olan Tuncay Sonel’in oğlu) 7.⁠ ⁠Gökhan ERTOK: Ankara (İhraç olan eski polis memuru, Vali ve korumasıyla bu süreçte irtibatıolan şahıs) 8.⁠ ⁠Savaş GÜLTÜRK: Elazığ (Munzur Üniversitesinde kameralardan sorumlu görevli) 9.⁠ ⁠Süleyman ÖNAL: Dersim (Munzur Üniversitesinde kameralardan sorumlu görevli) 10.⁠ ⁠Celal ALTAŞ: Dersim 11.⁠ ⁠Nurşen ARIKAN: Dersim Gözaltı kararı verilen, 2 isim hakkında henüz bir açıklama yapılmadı. Ne olmuştu? Dersim’de Munzur Üniversitesi Çocuk Gelişimi Bölümü öğrencisi Gülistan Doku, 5 Ocak 2020 tarihinde kaldığı yurttan ayrıldıktan sonra kendisinden bir daha haber alınamadı. Gülistan Doku’nun kaybolmasının ardından güvenlik birimleri tarafından arama çalışmaları başlatıldı. Kent genelinde yapılan araştırmaların yanı sıra, Doku’nun son olarak görüldüğü yerler ve güzergahlar incelendi; güvenlik kameraları, telefon sinyalleri ve tanık beyanları dosyaya girdi. Uzunçayır Baraj Gölü ve çevresinde farklı dönemlerde arama faaliyetleri yürütüldü ancak sonuç alınamadı. Şüpheli Zeinal Abarakov adli kontrolle serbest bırakıldı Gülistan Doku ile ilgili Tunceli Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen soruşturma kapsamında, kaybolmasından önce son görüştüğü kişi olduğu belirtilen Rusya doğumlu Zeinal Abarakov 17 Mart 2022'de Antalya'nın Alanya ilçesinde gözaltına alındı. Şüpheli 24 saat gözaltında kaldı ve Alanya Adliyesi'nde SEGBİS üzerinde sorgusu yapıldı. 4 saatlik sorgunun ardından adli kontrolle serbest bırakılan Zeinal Abarakov'a yurt dışı yasağı konuldu. Abarakov’un polis babası meslekten ihraç edildi Doku ailesi, dosyanın şüphelisi Abarakov’un polis babası E.Y. hakkında, Gülistan Doku’nun kişisel bilgilerini "hukuka aykırı olarak ele geçirdiği ve yaydığı" gerekçesiyle suç duyurusunda bulundu. Tunceli Cumhuriyet Başsavcılığı, E.Y: hakkında, kamu davası açtı. E.Y, "Doku’ya ait kişisel bilgileri sosyal medya hesaplarında paylaştığı" gerekçesiyle meslekten ihraç edildi.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.