SON DAKİKA
Hava Durumu

#Deprem

Bursa Digital, Bursa Haber, Bursa Son Dakika - Deprem haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Deprem haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

ASM arazilerinin satışına tepki! Sağlıkta büyük çelişki! Haber

ASM arazilerinin satışına tepki! Sağlıkta büyük çelişki!

Birlik ve Dayanışma Sendikası Genel Başkanı Dr. Ahmet Mehlepçi, 25 Mart 2026 tarihli Cumhurbaşkanlığı Kararı ile bazı Aile Sağlığı Merkezlerinin (ASM) bulunduğu arsa ve arazilerin satışa çıkarılmasına ilişkin basın açıklaması yaptı. Mehlepçi, söz konusu kararın sağlık politikaları açısından ciddi sorunlar barındırdığını ifade etti. Sağlık Bakanlığı’nın 2025 yılı başında “1000 Aile Sağlığı Merkezi yapılacak” vaadini hatırlatan Mehlepçi, gelinen noktada yeni merkezler inşa edilmesi gerekirken mevcut ASM’lerin bulunduğu alanların satışa çıkarıldığını belirtti. Açıklamaya göre, karar kapsamında 27 ilde toplam 55 arsa satış listesine alındı ve bu alanların bir kısmında hâlihazırda ASM’ler bulunuyor. Aile Sağlığı Merkezlerinin yalnızca sağlık hizmeti sunulan yerler olmadığını vurgulayan Mehlepçi, bu yapıların aynı zamanda deprem gibi afet durumlarında “güvenli alan” olarak kritik rol üstlendiğine dikkat çekti. Özellikle büyük şehirlerdeki müstakil ve geniş alanlara sahip ASM’lerin, afet yönetimi açısından hayati öneme sahip olduğunu dile getirdi. İstanbul’da bazı ASM’lerin kentsel dönüşüm nedeniyle yıkıldığını hatırlatan Mehlepçi, yeni alan bulunamadığı belirtilirken mevcut arsaların satışa çıkarılmasını “planlama eksikliği” olarak değerlendirdi. Ayrıca geçmişte bu merkezler için yapılan güçlendirme harcamalarının da sorgulanması gerektiğini ifade etti. Mehlepçi, toplumun ihtiyacının uzak ve yüksek maliyetli şehir hastanelerinden ziyade, erişilebilir ve yaygın Aile Sağlığı Merkezleri olduğunu belirterek, satış kararlarının sağlık sistemine katkı sağlamayacağını savundu. Sağlık Bakanlığı’na çağrıda bulunan Mehlepçi, mevcut ASM’lerin neden satışa çıkarıldığı, sağlık çalışanlarının ve vatandaşların bu süreçten nasıl etkileneceği gibi soruların yanıtlanmasını istedi.

Yayman: Haddini bil Özgür Özel! Haber

Yayman: Haddini bil Özgür Özel!

AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Hatay Milletvekili Hüseyin Yayman, Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler'in katılımıyla AK Parti Hatay İl Başkanlığı'nda düzenlenen bayramlaşma programında yaptığı konuşmada, partililere Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın selamını iletti. Güler'in, 6 Şubat 2023'teki depremlerin ardından Hatay'da vatandaşların gözyaşı ve acısına ortak olduğunu dile getiren Yayman, Bakan Güler'e teşekkür etti. “TÜRKİYE’NİN BAŞINDA İYİ Kİ CUMHURBAŞKANIMIZ VAR” Dünyadaki gelişmeleri yakından takip ettiklerini belirten Yayman, "Rusya-Ukrayna savaşı, Gazze'de katil İsrail'in yaptığı soykırım, Amerika ve İsrail'in İran'a saldırıları, İran'ın komşu ülkelere saldırıları devam ederken, dünya ve bölgemiz olağanüstü bir dönemden geçerken, 86 milyonun ortak hissiyatı ve cümlesi şudur, 'iyi ki Türkiye'nin başında Recep Tayyip Erdoğan var, Cumhurbaşkanı'mız var.' Üçüncü Dünya savaşının ayak seslerinin duyulduğu bir dönemde Türkiye bir huzur adası olarak, birlik ve beraberlik içerisindedir, iç cephesini bir ve beraber tutmaktadır. Cumhur ittifakı siyasetin merkezidir. Allah'a çok şükür ki Cumhurbaşkanı'mız, Türkiye'yi güven ve huzur ikliminde tutmaktadır." dedi. “HADDİNİ BİL ÖZGÜR ÖZEL” Yayman, depremlerin ardından kendilerine "Bu enkazları kaldıramazlar" diyenlere karşı 455 bin hak sahibinin evlerini yapıp teslim ettiklerini anlattı. CHP'yi sert eleştiren Yayman, şu değerlendirmelerde bulundu: "En son Sayın Cumhurbaşkanı'mıza sataşmışlar. Bir gün önce de Adalet Bakanı'mıza yalan ve sahte belgeler üzerinden iftiralar attılar. Biz bakanımızın yanındayız. Bunların yaptığı belli, Cumhuriyet Halk Partisi içindeki tartışmaları kapatmak, koltuk savaşlarını unutturmak, kendi tabanlarını konsolide etmek için bir gün bir bakanımıza saldırıyorlar, öbür gün diğer bakanımıza saldırıyorlar, hızlarını alamayıp Sayın Cumhurbaşkanı'mıza hadsizce sataşmada bulunuyorlar. Sayın Özgür Özel, sana Hatay'dan sesleniyoruz. Deprem turisti Özgür Özel, sen kim, dünya lideri Recep Tayyip Erdoğan kim? Haddini bil ve sen git kendi alanında dur. Siyasi argüman üretemeyenler, Silivri'nin vesayetinden kurtulamayanlar, AK Parti'ye söz söyleyemezler."

Eğitim İş Bursa Şube Başkanı Özkan Rona: Okulların deprem dayanıklılığı neden açıklanmıyor? Haber

Eğitim İş Bursa Şube Başkanı Özkan Rona: Okulların deprem dayanıklılığı neden açıklanmıyor?

Eğitim-İş Bursa Şube Başkanı Özkan Rona, Bursa İl Milli Eğitim Müdürlüğü önünde yaptığı açıklamada okulların deprem dayanıklılığına ilişkin bilgilerin kamuoyuyla paylaşılmadığını belirterek tepki gösterdi. 6 Şubat depremlerini hatırlatan Rona, “Bilindiği üzere 6 Şubat depremleri rant odaklı kentleşme ve denetimsizlik yüzünden 50 bini aşkın insanımızı hayattan kopardı. Depremin ardından ‘okullar depreme karşı ne kadar güvenli’ sorusu gündeme geldi. Hükümet yetkilileri üç yıl önce tüm okulların deprem dayanıklılığının inceleneceğini, ağır ve orta hasarlı okulların yıkılıp yenilerinin yapılacağını, hafif hasarlı okulların ise onarılacağını açıklamıştı. Ancak aradan geçen üç yıl boyunca kapsamlı bir açıklama yapılmadı” dedi. Sendika olarak Türkiye genelinde okulların deprem dayanıklılığına ilişkin çalışma başlattıklarını belirten Rona, “Eğitim-İş olarak 81 ilde okulların deprem dayanıklılık durumlarını il milli eğitim müdürlüklerine sorduk. Bursa İl Milli Eğitim Müdürlüğü’ne de aynı soruları yönelttik. 15 Eylül 2025’te bilgi edinme yasası kapsamında yönelttiğimiz sorulara Bursa İl Milli Eğitim Müdürlüğü bir gün sonra ‘ülkenin ekonomik çıkarlarına zarar gelmemesi, haksız rekabet ve haksız kazanç yaşanmaması’ gerekçesiyle yanıt veremeyeceğini bildirdi” diye konuştu. Rona, bu duruma tepki göstererek “Buradan Bursa halkının huzurunda soruyoruz; Siz halktan neyi gizliyorsunuz? Bursa’daki kaç okulda deprem dayanıklılık testi yapılmıştır? Kaç okul riskli bulunmuştur? Riskli kabul edilen kaç okul yıkılmış ya da onarılmıştır? Riskli olduğu halde içinde eğitimin devam ettiği okullar var mıdır? Bu soruların hangisi ticari sırdır?” dedi. Konunun yargıya taşındığını vurgulayanRona, “Eğitim-İş olarak deprem dayanıklılık raporlarının peşini bırakmadık ve konuyu yargıya taşıdık. Açtığımız davayı kazandık. Türk adaleti çocukların can güvenliğinin ticari sırdan üstün olduğuna hükmetti. Artık kaçacak yeriniz kalmadı. Mahkeme kararını derhal uygulayın ve deprem dayanıklılık raporlarını halka açıklayın” açıklamasını yaptı. Bursa’da geçmiş yıllarda yapılan incelemelere dikkat çeken Rona, “2015 yılında yapılan deprem tahkikleri sonrasında 2017’de 13 okul, 2020’de 24 okul ve 2023’te 12 okul olmak üzere toplam 49 okul boşaltılmıştır. Dayanıksız olduğu bilindiği halde bazı binalarda yıllarca eğitime devam edilmiştir. Bursa’da 655 bin öğrencinin, 40 bin öğretmenin ve binlerce eğitim çalışanının güvenliğinden endişe ediyoruz. Velilere ve eğitim emekçilerine çağrımızdır; Okulların depreme karşı güvenli olup olmadığını her gün sorgulamalısınız” diye konuştu. Rona, Bursa İl Milli Eğitim Müdürlüğü’ne mahkeme kararını açıklaması için süre verdiklerini belirterek “24 Mart’a kadar raporlar açıklanmazsa, mahkeme kararına uymadıkları gerekçesiyle suç duyurusunda bulunacağız” ifadelerini kullandı. Rona ayrıca Yiğitler İmam Hatip Ortaokulu’nda bir tarikat şeyhine ait konuşmaların öğrencilere dağıtıldığı iddiasına da değinerek “İl Milli Eğitim ‘haberimiz yok’ dedi, okul müdürü ise tarikat olduğunu bilmediğini söyledi. Milli Eğitim Bakanlığı’nın onayı olmadan öğrencilere kitap dağıtılamaz. Tarikatı okula çağıran ve şeyhin kitaplarını dağıttıran okul müdürü ve vakıf hakkında savcılığa suç duyurusunda bulunacağız. Bursa İl Milli Eğitim Müdürü’ne sesleniyoruz: Yoldan geçen herkesi okula alıp kitap dağıttıran bu müdürü derhal görevden almalısınız” ifadelerini kullandı.

Naci Görür: Deprem Dirençli Kent İçin Sadece Binaları Değil, Tüm Kenti Hazırlamak Gerek Haber

Naci Görür: Deprem Dirençli Kent İçin Sadece Binaları Değil, Tüm Kenti Hazırlamak Gerek

Deprem dirençli kent kavramının çoğu zaman yanlış anlaşıldığını dile getiren Görür’e göre bir kentin deprem dirençli sayılabilmesi, büyük bir depremi minimum hasarla atlatabilmesiyle mümkün. Büyük can kayıplarının, yaygın yıkımın ve ağır ekonomik zararların yaşandığı kentlerde deprem dirençliliğinden söz etmek mümkün değil. Kentleri deprem karşısında dayanıklı hale getirmenin temel unsurlarından biri ise zemin özellikleri. Her yerde aynı şekilde sağlam bina inşa etmenin mümkün olmadığına dikkat çeken Görür, yapılaşmanın mutlaka bulunduğu bölgenin jeolojik özelliklerine göre planlanması gerektiğini vurguladı. Zemin yapısına bağlı olarak farklı mühendislik çözümlerinin ve teknolojilerin devreye girdiğini, bazı bölgelerde güvenli yapı üretiminin ancak daha ileri ve maliyeti yüksek yöntemlerle mümkün olabildiğini söyledi. Deprem dirençli kent bütüncül bir yaklaşım gerektiriyor Bir kentin deprem karşısındaki dayanıklılığı yalnızca yapı stokuyla sınırlı değil. Yönetim yapısından altyapıya, halkın bilinç düzeyinden çevreye ve ekonomik yapıya kadar birçok unsurun birlikte ele alınması gerekiyor. Bu unsurların tamamının güçlü olması gerektiğini vurgulayan Görür, durumu insan vücuduna benzetiyor: Nasıl ki bir insanın tüm organları sağlıklıysa o insan sağlıklıdır, bir kentin de tüm bileşenleri güçlü olduğunda deprem karşısında dirençli bir yapı ortaya çıkar. “Kentsel dönüşüm tek başına yeterli değil” Türkiye’de sıkça gündeme gelen kentsel dönüşüm yaklaşımının çoğu zaman yalnızca binaların yenilenmesi olarak ele alındığına dikkat çeken Görür, deprem riskini azaltmanın bundan çok daha kapsamlı bir planlama gerektirdiğini hatırlattı. Eğer amaç deprem riskini azaltmaksa bunun yalnızca kentsel dönüşüm olarak değil, doğrudan deprem hazırlığı ve deprem dirençli kent planlaması olarak ele alınması gerektiğini vurguladı. Türkiye’nin deprem riskine karşı daha güçlü bir hazırlık yapabilmesi için kurumsal bir yapıya ihtiyaç bulunduğunu da dile getiren Görür, bu kapsamda bir Afet Bakanlığı kurulmasını öneriyor. Belirli bir bütçeye, uzman kadroya ve uzun vadeli programa sahip bir yapı ile 15 ila 20 yıllık bir plan çerçevesinde Türkiye’nin deprem dirençli hale getirilebileceği görüşünde. İstanbul depremi ekonomik risk de oluşturuyor Deprem konusundaki bilimsel uyarıların kamuoyuna her zaman doğru şekilde yansımadığına da dikkat çeken Görür, özellikle medya dilinin zaman zaman sansasyonel bir çerçeveye kayabildiğini söylüyor. Bilim insanlarının açıklamalarının “korkutan açıklama” gibi başlıklarla sunulmasının, konunun sağlıklı biçimde anlaşılmasını zorlaştırdığı görüşünde. İstanbul’un ekonomik açıdan taşıdığı yoğun yük de Görür’ün dikkat çektiği başlıklardan biri. Türkiye’de sanayi, üretim ve teknolojinin büyük ölçüde Marmara bölgesinde yoğunlaştığını hatırlatan Görür, olası büyük bir depremin yalnızca fiziksel yıkımla sınırlı kalmayıp ülke ekonomisi üzerinde de ciddi etkiler yaratabileceğini vurguladı. Bu nedenle sanayi ve üretim tesislerinin Anadolu’ya daha dengeli şekilde dağıtılması gerektiğini, böylece hem deprem riskinin hem de yoğun göç baskısının azaltılabileceğini dile getirdi. Deprem araştırmalarında yapay zekânın rolüne de değinen Görür’e göre bu teknolojinin etkili olabilmesi güçlü ve kapsamlı veri setlerine bağlı. Türkiye’de yer bilimleri alanında veri üretiminin görece geç geliştiğini hatırlatan Görür, yapay zekâdan verimli sonuç alınabilmesi için bilimsel veri üretiminin artırılması gerektiğine işaret etti. Genç jeologlara saha çalışması önerisi Genç yer bilimcilere de tavsiyelerde bulunan Görür, jeolojinin temelinin saha çalışması olduğunu vurguluyor. Türkiye’nin önemli jeologlarından İhsan Ketin’in “Hakikat çekicin ucundadır” sözünü hatırlatan Görür’e göre doğayı anlamanın en doğru yolu arazide yapılan gözlemlerden geçiyor. Jeolojinin masa başında öğrenilemeyeceğini söyleyen Görür, genç bilim insanlarının doğayla temas halinde, sahada çalışarak bilgi üretmelerinin önemine dikkat çekiyor.

Jeoloji Mühendisleri Odası Güney Marmara'dan uyarı! Buldan depremi, Bursa Ovası’nın zemin riskini hatırlattı Haber

Jeoloji Mühendisleri Odası Güney Marmara'dan uyarı! Buldan depremi, Bursa Ovası’nın zemin riskini hatırlattı

Jeoloji Mühendisleri Odası Güney Marmara Şube Başkanı Mehmet Yıldız, bugün saat 9.21'de Denizli’nin Buldan ilçesi yakınlarında meydana gelen 5,1 büyüklüğündeki depremle ilgili değerlendirmelerde bulundu. Jeoloji Mühendisi Yıldız, depremin odak derinliğinin 7–7,5 km civarında ve sığ sayılabilecek bir kesimde gerçekleştiğini belirtti. Depremin Buldan Fay Zonu ve Sarayköy Fay Zonu çevresinde, bölgenin aktif tektonik yapısını oluşturan Denizli Graben Sistemi içerisinde meydana geldiğini ifade eden Başkan Mehmet Yıldız, “Depremin büyüklüğü ve ölçülen ivme değerleri değerlendirildiğinde, tek başına önemli bir yapısal hasar oluşturma potansiyeli düşük görünüyor. Ancak, deprem yüzlerce kilometre uzaklıktaki Bursa Ovası’nda dahi hissedildi” dedi. Bursa Ovası’nın kalın alüvyal bir basen yapısına sahip olduğunu vurgulayan Başkan Yıldız, bu tür zeminlerin deprem dalgalarını iletmekle kalmayıp, büyütebildiğini ve sarsıntının süresini uzatabildiğini belirterek, “Bu nedenle Bursa Ovası’ndaki yapı stokunun değerlendirilmesinde zemin etkileri, basen büyütmesi ve zemin-yapı etkileşimi mutlaka dikkate alınmalıdır” uyarısında bulundu. JMO Güney Marmara Şube Başkanı Mehmet Yıldız, değerlendirmesinde, “Bugün meydana gelen deprem, hasar potansiyeli açısından sınırlı olmakla birlikte, Bursa Ovası’nın deprem dalgalarını büyüten zemin karakterini yeniden hatırlatan önemli bir uyarıdır. Güvenli yapılaşmanın yolu, fayları ve zemin koşullarını bilimsel verilerle birlikte değerlendiren planlama ve denetim süreçlerinden geçmektedir” ifadelerini kullandı.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.