SON DAKİKA
Hava Durumu

#Dem Parti

Bursa Digital, Bursa Haber, Bursa Son Dakika - Dem Parti haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Dem Parti haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Ağrılı siyasetçi İbrahim Varol’a CHP Genel Merkezi'nde çirkin tavır Haber

Ağrılı siyasetçi İbrahim Varol’a CHP Genel Merkezi'nde çirkin tavır

Ağrılı iş insanı ve siyasetçi İbrahim Varol, CHP'de yaşanan son tartışmalar üzerine yakınlarıyla birlikte CHP Genel Merkezi önüne gitti. Geçtiğimiz dönem CHP’nin Ağrı milletvekili adayı olan ve kentte partinin bugüne kadarki en yüksek oy oranlarından birine ulaşmasında önemli rol üstlenen Varol, Genel Merkez önünde CHP Parti Sözcüsü Burhanettin Bulut’un tavrıyla karşılaştı. Bulut’un, Varol ve beraberindekilere alanı boşaltmaları yönünde sözler sarf ettiği, Varol’un ise “Bu parti hepimizin, bu parti kişilerin, şahısların değil” diyerek tepki gösterdiği belirtildi. VAROL: BU PARTİ MUSTAFA KEMAL ATATÜRK’ÜN KURDUĞU PARTİDİR Yaşanan olayın ardından değerlendirmelerde bulunan İbrahim Varol, CHP’nin kişilere ait bir yapı olmadığını belirterek, partiye emek vermiş insanlara karşı dışlayıcı bir dil kullanılmasını doğru bulmadığını ifade etti. Varol, “Bu parti Mustafa Kemal Atatürk’ün kurduğu bir partidir. Bu partiye emek vermiş insanlara karşı böyle ayrıcı, kutuplaştırıcı bir dil kullanılması doğru değil. Ancak partimiz zor süreçlerden geçiyor. Bu zor süreçler geçecektir. Partimiz yeniden iç huzuruyla dolu, seçmenini daha fazla kucaklayan bir parti haline gelecektir. İnsanlar baki değildir, insanlar geçicidir; partimiz kalıcıdır, bakidir” dedi. Varol, parti içinde zaman zaman tatsız tartışmaların yaşanabileceğini ancak önemli olanın bu süreçlerin demokratik olgunlukla aşılması olduğunu vurguladı. Ağrı’da CHP adına verdikleri mücadelenin ortada olduğunu dile getiren Varol, “Her parti içerisinde yaşanabilecek bu tarz tatsız tartışmalar olur. Üzücü olan şudur; Ağrı gibi bir coğrafyada CHP’nin esamesinin adeta okunmadığı bir yerde almış olduğumuz oy oranı bizim kendi gücümüzü de partiye olan emeğimizi de zaten gösteriyor” ifadelerini kullandı. İbrahim Varol’un geçtiğimiz seçim döneminde Ağrı’da CHP adına elde ettiği oy oranı, kent siyasetinde dikkat çeken sonuçlardan biri olmuştu. Ağrı’da siyaset uzun yıllardır büyük ölçüde DEM Parti ve AK Parti hattında şekillenirken, ana muhalefet partisinin kentte görünürlük kazanması açısından Varol’un adaylık süreci önemli bir eşik olarak değerlendirildi. Varol’un kıl payı milletvekilliği şansını kaybetmesi, CHP’nin Ağrı’da uzun yıllar sonra yakaladığı temsil ihtimalinin ne kadar güçlü bir noktaya geldiğini de ortaya koymuştu. NİHAT AYDIN’DAN BULUT’A SERT TEPKİ Öte yandan Orta Doğu Gazeteciler Cemiyeti Başkanı Nihat Aydın da yaşananlara sert sözlerle tepki gösterdi. Aydın, bir siyasi partide daha önce milletvekili adayı olmuş bir isme “Siz partili değilsiniz” denilmesinin demokrasiye ve siyasi ahlaka yakışmadığını belirtti. Burhanettin Bulut’un Genel Merkez önündeki yaklaşımını eleştiren Aydın, partiye emek vermiş insanlara karşı kullanılan dilin kabul edilemez olduğunu söyledi. Aydın açıklamasında, “Bir partide, partinin kendi milletvekili adayına ‘Siz partili değilsiniz’ demek ne ahlaka ne demokrasiye yakışır. Demokrasinin sözde beşiği olarak görülen bir partide bu tarz bir anlayışla hareket edilmesini ve saldırgan tutumu tasvip etmiyoruz. Hiçbir Ağrılı tasvip etmediği gibi Türk siyasetinde olgun düşünen hiç kimse de bu hareketi tasvip etmez. İbrahim Varol bir CHP’lidir ve doğal olarak partisinin içinde yaşanan sürece dair bilgi alabilmek için Ankara’da Genel Merkez önüne gitmiştir. İbrahim Varol’a karşı yapılan bu tutumu buradan kınıyorum” dedi. Yaşanan gelişme, CHP’nin Ağrı’daki siyasi zemini ve parti içi tartışmaların yerel yansımaları açısından dikkatle takip ediliyor. Varol cephesinin sürecin olgunlaşmasının ardından daha kapsamlı bir değerlendirme yapabileceği belirtilirken, olayın parti içi nezaket, siyasi aidiyet ve yerel örgüt emeğine yaklaşım bakımından yeni tartışmaları beraberinde getirmesi bekleniyor.

DEM Parti’den Dersim Katliamı önergesi: Arşivler açılsın, geçmişle yüzleşilsin Haber

DEM Parti’den Dersim Katliamı önergesi: Arşivler açılsın, geçmişle yüzleşilsin

DEM Parti İstanbul Milletvekili Cengiz Çiçek ile Dersim Milletvekili Ayten Kordu tarafından sunulan önergede, geçmişle yüzleşilmediği sürece benzer hak ihlallerini üreten zihniyetin engellenemeyeceği vurgulandı. Kürt Aleviliği hedef alındı Önergenin gerekçesinde, Dersim’in Osmanlı’nın son döneminden itibaren merkezi otorite tarafından “eşkıyanın yurdu” olarak damgalandığı ve siyasi itaat politikalarının hedefi haline getirildiği belirtildi. Kürt Aleviliğinin merkezi bir “mesele” olarak görülmesinin 1937-38 sürecinde topyekun bir tasfiye kararına dönüştüğü ifade edilen önergede; bölge halkının dili, inancı, kültürü ve toplumsal hafızasıyla birlikte hedef alındığı kaydedildi. Seyit Rıza’nın mezar yeri ve kayıp çocuklar Dersim Tertele’sinin Türkiye’de demokratik bir gelecek ve toplumsal barışın inşası için belirleyici bir nokta olduğu ifade edilen önergede, şu talepler öne çıkarıldı: Devlet arşivlerinin eksiksiz ve denetlenmeye açık bir şekilde kamuoyuna sunulması. Seyit Rıza ve yol arkadaşlarının mezar yerlerinin tespit edilip açıklanması. Ailelerinden koparılarak verilen “Dersim’in kayıp kızları” ve diğer çocukların akıbetinin aydınlatılması. Toplu mezarların bilimsel yöntemlerle incelenmesi ve toplumsal yüzleşme için somut adımların atılması. Önergede son olarak, “Geçmişle yüzleşilmediği sürece bu ihlalleri mümkün kılan zihniyetin yeniden üretilmesinin önüne geçilemez” denilerek Meclis bünyesinde bir araştırma komisyonu kurulması talep edildi.

Kurtulmuş: Bu işin kazanını Türkiye’nin 86 milyonu olacaktır Haber

Kurtulmuş: Bu işin kazanını Türkiye’nin 86 milyonu olacaktır

TBMM Başkanı Kurtulmuş, DEM Parti TBMM Grubu’na gerçekleştirdiği ziyaretin ardından açıklama yaptı. Kurtulmuş’un konuşmasından bazı satır başları şöyle: “Cumhuriyet tarihimizin en ağır meselesinin çözülmesi; silah, şiddet ve terör meselesinin çözülmesi için tarihi bir eşik aşılmıştır. Meclis’imizin neredeyse ittifakla komisyonda aldığı kararla rapor ortaya konulmuş, bu raporun uygulanması için de TBMM Genel Kurulu bir şekilde bundan sonraki süreçte görev almıştır, alacaktır. Öncelikle bu meselenin çözülebilmesi için karşılıklı iyi niyetin, samimi ve açık yürekliliğin fevkalade önemli olduğunun bir kere daha altını çizmek isterim. Türkiye, artık bu meseleyi geride bırakacaktır. Türkiye, asla ve asla geriye dönmeyecektir. Bu kadar yol aldığımız, bu kadar çözeme çok yakın olduğumuz noktada bütün siyaset olarak üzerimize düşeni yapacağız. Herkesin kendi yankı odasında konuşmasından daha değerli olan şey, herkesin ortak olarak Türkiye’nin gündemine, geneline dönük olarak söz söylemesidir. Ben bunun da rapor ile birlikte başarıldığını düşünüyorum. Tabii ki bu her şeyin sonu değil, bundan sonra atılacak adımların başlangıcıdır. Bu tarihi sorumluluğu, başarıyla komisyon yerine getirdi. Bu sürece verdikleri destek dolayısıyla DEM Parti’nin eş genel başkanlarına çok teşekkür ediyorum. Bundan sonra da inşallah destekleri, gayretleriyle Türkiye’de meselenin tamamıyla ortadan kaldırılması için elbirliğiyle çalışmaya devam edeceğiz. Sonunda bu işin kazanını Türkiye’nin 86 milyonu olacaktır. Sonunda Türkiye, bölgesinde güçlü ve lider bir ülke olarak bir kez daha ortaya çıkacaktır. Sonunda Türkiye demokrasisi kazanacaktır.”

Özel: Kent Uzlaşısı soruşturmaları Türkiye’nin barışına darbedir Haber

Özel: Kent Uzlaşısı soruşturmaları Türkiye’nin barışına darbedir

CHP Genel Başkanı Özgür Özel, İstanbul Kongre Merkezi’nde düzenlenen Toplumsal Barış ve Demokrasi Konferansı’nın kapanışına katıldı. Bu konferansı ‘Ortak Gelecek Buluşmaları’ adı altında tasarlanan buluşmalar serisinin bir başlangıcı olarak gördüklerini belirten Özel, "Çünkü ülkemizin, bölgemizin ve dünyanın yaşadığı çoklu krizleri geçmişimizin ve geleceğimizin ortak olduğu bilinciyle aşabileceğimize inanıyoruz. Evet; ülkemizde, bölgemizde, dünyada çoklu krizler yaşıyoruz. Bu salon ise çoklu kimlikleri, siyasi aidiyetleri, hayat görüşlerini, yaşam tarzlarını birleştiriyor." dedi. Özel, Türkiye'deki her meselede olduğu gibi Kürt meselesinin çözümünde de tarihin doğru yerinde durduklarına vurgu yaparak "Bu mesele hepimizin ortak meselesidir. Bu mesele kuşaklar boyunca taşınan ağır, toplumsal bir yüktür. Bugün milletimiz artık bu yükten kurtulmak ve ferahlamak istiyor. Milletimiz, terörün bitmesini, barışın inşasını ve demokrasinin ayağa kalkmasını istiyor." açıklamasını yaptı. Özel konuşmasına şöyle devam etti: "Bugün belediye başkanlarımız ve belediye meclis üyelerimiz Kent Uzlaşısı dosyaları kapsamında yargılanmaktadır. İstanbul’da iki belediyemize bu soruşturmalardan dolayı kayyım atanmıştır. Toplamda DEM Parti’nin 10 belediyesinde ve toplamda Türkiye’de 13 belediyede kayyım vardır. Ve bu soruşturmalarda Kürtlerin belediye meclislerine girmesi suç olarak tarif edilmektedir. Kent Uzlaşısı denilen olgu, bir seçim iş birliğidir. Türkiye İttifakı kapsamında beldelerde, ilçelerde, illerde demokratların yaptığı iş birliğinden ibarettir. Suç sayılan budur. Bu soruşturmalar Türkiye’nin barışına karşı açıkça bir darbedir, açık bir tutum almaktır. Milliyetçi Hareket Partisi’nin Sayın Genel Başkanı Devlet Bahçeli dahil bu soruşturmalara açık tepki gösterirken, bu inatlaşmayı herkes iyi okumalıdır. Cumhuriyet Halk Partisi 19 Mart darbesine, tarihe utanç olarak geçecek Kent Uzlaşısı soruşturmalarına rağmen barışın yanındadır."

TSK’nın, Aden Körfezi’ndeki görev süresinin uzatılmasına ilişkin tezkere TBMM’inde kabul edildi Haber

TSK’nın, Aden Körfezi’ndeki görev süresinin uzatılmasına ilişkin tezkere TBMM’inde kabul edildi

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın imzasıyla sunulan tezkerede, Aden Körfezi, Somali kara suları ve çevresi, Arap Denizi ve bitişik bölgelerde meydana gelen deniz haydutluğu ve silahlı soygun olaylarına karşı, 2008-2021 yılları arasında Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi (BMGK) kararlarının alındığı belirtildi. Bu çerçevede TBMM’nin 10 Şubat 2009 tarihli kararı ile, TSK unsurlarının söz konusu bölgede görev yapması için bir yıl süreyle izin verildiğinin hatırlatıldığı tezkerede, bu sürenin son olarak 4 Şubat 2025’te bir yıl daha uzatıldığı belirtildi. Tezkerede, şu açıklamalara yer verildi: "TSK deniz unsurlarının konuşlandırılması suretiyle, bölgede seyreden Türk bayraklı ve Türkiye bağlantılı ticari gemilerin güvenliğinin etkin biçimde korunması, uluslararası toplum tarafından yürütülen deniz haydutluğu, silahlı soygun eylemleri ve denizde terörizmle ortak mücadele operasyonlarına aktif katkı sağlanması, belirtilen bölgelere yapılan insani yardım faaliyetlerine destek verilmesi, TSK deniz unsurlarının operasyonel etkinliğinin ve bölgeye yönelik tecrübesinin artırılması sağlanmış, bu alanda ilgili ülkelerle işbirliğinin sürdürülmesine yönelik ulusal politikanın desteklenmesi ve BM sistemi içindeki rolümüz ve görünürlüğümüzün güçlendirilmesi temin edilmiştir." Tezkerede, Türkiye’nin, deniz haydutluğu ve silahlı soygunla mücadelede uluslararası işbirliğini geliştirmeye önem verdiği, bu alandaki çabaları en başından itibaren desteklediği ve BM, NATO, Avrupa Birliği ile Uluslararası Denizcilik Teşkilatı bünyesinde yürütülen çalışmalara aktif olarak katılım sağladığı belirtildi. Türkiye’nin, BM Güvenlik Konseyinin 16 Aralık 2008 tarihli ve 1851 sayılı kararı çerçevesinde kurulan Somali Açıklarındaki Deniz Haydutluğuyla Mücadele Temas Grubu’nun çalışmalarına kurucu üye olarak katıldığı hatırlatıldı. TSK deniz unsurlarının, 2009-2016 yılları arasında yürütülen NATO’nun Okyanus Kalkanı Harekatı’na ve 2009 yılından itibaren Birleşik Deniz Kuvvetleri çerçevesinde oluşturulan Birleşik Görev Kuvveti-151’e (CTF-151) dönemsel olarak firkateyn veya korvet ile katıldığı belirtilen tezkerede, Türkiye’nin, 2009-2025 yılları arasında 7 kez CTF-151 Komutanlığı görevini üstlendiği, 24 Temmuz 2024 tarihinde yedinci kez devraldığı söz konusu komutayı 22 Ocak 2025’te devrettiği bildirildi. Tezkerede, Somali’nin BM Genel Sekreteri’ne talebi üzerine Aden Körfezi Somali kara suları ve çevresi, Arap Denizi ve mücavir bölgelerde deniz haydutluğu, silahlı soygun eylemleri ve denizde terörizmle mücadeleye ilişkin BM Güvenlik Konseyi tarafından daha önceki kararların devamı niteliğinde bir kararın 2022 yılı ve sonrasında çıkarılmadığı ifade edildi. BM Güvenlik Konseyinin 16 Aralık 2008 tarihli ve 1851 sayılı kararı temelinde uluslararası toplum tarafından yürütülen deniz haydutluğu, silahlı soygun eylemleri ve deniz terörizmiyle mücadele operasyonlarının Somali kara suları dışındaki bölgede devam ettiği bilgisine yer verilen tezkerede, bu operasyonlardan AB’nin Atalanta Harekatı’nın görev süresinin AB Konseyi’nin 16 Aralık 2024 tarihli kararıyla 28 Şubat 2027’ye kadar uzatıldığı belirtildi. Tezkerede, Türkiye’nin de dahil olduğu Birleşik Deniz Kuvvetleri çerçevesinde CTF-151 faaliyetlerine devam ettiği bildirildi. TBMM’nin 4 Şubat 2025 tarihli kararı doğrultusunda TSK deniz unsurlarının Aden Körfezi, Somali kara suları ve çevresi, Arap Denizi ve bitişik bölgelerdeki görevlendirme süresinin 10 Şubat 2026 tarihinde sona ereceği belirtilen tezkerede, şu ifadelere yer verildi: "Uluslararası barış ve istikrarı tehdit eden ve ulusal çıkarlarımızı da olumsuz etkileyen deniz haydutluğu, silahlı soygun eylemleri ve denizde terörizmle mücadele yönündeki uluslararası çabalara ülkemiz tarafından etkin bir şekilde destek verilmesi ve bölgede seyir emniyetinin sağlanmasına katkıda bulunulması, uluslararası ve ulusal sorumluluklarımızın bir gereği olarak değerlendirilmektedir. Bu doğrultuda, ülkemizin de tarafı olduğu Denizde Seyir Güvenliğine Karşı Yasa Dışı Eylemlerin Önlenmesine Dair Sözleşme başta olmak üzere ilgili uluslararası anlaşmalar ve teamüller çerçevesinde 934 sayılı TBMM kararında belirlenen ilke ve esaslar da dikkate alınarak bahsi geçen bölgelerde deniz haydutluğu, silahlı soygun eylemleri ve denizde terörizmle mücadele ortak operasyonlarına destek verilmesinin uygun olacağı değerlendirilmektedir. Bu mülahazalarla, gereği, kapsamı ve zamanı Cumhurbaşkanı tarafından belirlenmek üzere, TSK deniz unsurlarının bölge ülkelerinin kara suları dışında olmak üzere Aden Körfezi, Somali açıkları, Arap Denizi ve bitişik bölgelerde deniz haydutluğu, silahlı soygun eylemleri ve denizde terörizmle mücadele amacıyla görevlendirilmesi ve bununla ilgili gerekli düzenlemelerin Cumhurbaşkanı tarafından belirlenecek esaslara göre gerçekleştirilmesi için Anayasa’nın 92’nci maddesi gereğince TBMM’nin son olarak 4 Şubat 2025 tarihli ve 1440 sayılı kararıyla verilen izin süresinin 10 Şubat 2026 tarihinden itibaren bir yıl uzatılması hususunda gereğini bilgilerinize sunarım." Tezkere, AK Parti, CHP, MHP, İYİ Parti ve Yeni Yol oyları ile kabul edilirken, DEM Parti ‘hayır’ oyu verdi.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.