SON DAKİKA
Hava Durumu

#Çatışma

Bursa Digital, Bursa Haber, Bursa Son Dakika - Çatışma haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Çatışma haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Kılıçdaroğlu: Türkiye’ye kimse mesaj veremez Haber

Kılıçdaroğlu: Türkiye’ye kimse mesaj veremez

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, İsrail’in Suriye’nin İdlib kırsalındaki Ebu Zuhur Askeri Havaalanı’na düzenlediği saldırıya tepki gösterdi. Kılıçdaroğlu, İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun saldırının ardından Türkiye’ye yönelik açıklamalarının da kabul edilemez olduğunu belirtti. Kılıçdaroğlu, Netanyahu’nun “Türkiye’ye mesaj verdik, daha iyi anlamalarını sağladık” sözlerinin Türkiye Cumhuriyeti’nin egemenliğine yönelik açık bir tahrik olduğunu savundu. “KİMSE TÜRKİYE’YE AYAR VERMEYE KALKIŞAMAZ” İsrail’in Türkiye Cumhuriyeti’ni “hizaya çekmek” veya “ayar vermek” gibi bir dil kullanamayacağını belirten Kılıçdaroğlu, söz konusu üslubu egemen bir devlete yönelik “kibir ve küstahlık” olarak nitelendirdi. Türkiye’nin tarih boyunca bağımsızlığını ve ulusal onurunu koruduğunu vurgulayan Kılıçdaroğlu, “Kimse bu topraklara mesaj vermeye kalkışamaz” mesajını verdi. İsrail’in saldırısı ve kullanılan dilin Suriye’deki hassas dengeleri bilinçli şekilde bozma girişimi olduğunu ileri süren Kılıçdaroğlu, gerilimin tehlikeli bir noktaya taşındığını ve bölgesel istikrarsızlık riskinin büyüdüğünü ifade etti. Kılıçdaroğlu, Türkiye’nin milli çıkarları ve bölgesel istikrar açısından İsrail’in tutumuna karşı kararlı, soğukkanlı ve net bir politika izlenmesi gerektiğini belirtti. “TÜM BÖLGEYE YÖNELİK TEHDİT” İsrail’in tutumunun yalnızca Türkiye’yi değil, bölgenin tamamını tehdit ettiğini savunan Kılıçdaroğlu, saldırının engellenmemesi halinde daha geniş bir çatışma ortamına yol açabileceği uyarısında bulundu. Kılıçdaroğlu, Türkiye’nin egemenliğine ve uluslararası hukuka dayalı duruşunu taviz vermeden sürdürmesi gerektiğini belirterek, İsrail’in Suriye’deki eylemlerinin bölgesel barış açısından ciddi bir tehdit oluşturduğunu kaydetti. İsrail’in Ebu Zuhur Askeri Havaalanı’na düzenlediği saldırı ve Başbakan Netanyahu’nun “Türkiye’ye mesaj verdik, daha iyi anlamalarını sağladık” sözleri, Türkiye Cumhuriyeti’nin egemenliğine karşı açık bir tahrik, kaba bir saygısızlık ve bölgesel barışa yönelik doğrudan bir… — Kemal Kılıçdaroğlu (@kilicdarogluk) August 21, 2026

TBMM'de tarihi oylama: Çerçeve Yasa 468 oyla kabul edildi Haber

TBMM'de tarihi oylama: Çerçeve Yasa 468 oyla kabul edildi

Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) Genel Kurulu'nda, kamuoyunda “çerçeve yasa”, iktidar tarafından ise “Terörsüz Türkiye” süreci olarak adlandırılan düzenleme için kritik bir oylama yapıldı. 12 maddeden oluşan teklif, Genel Kurul'da gerçekleştirilen oylamada 468 oyla kabul edilerek yasalaştı. Oylamada toplam 562 milletvekili oy kullandı. Teklife 88 milletvekili karşı çıkarken, 6 milletvekili çekimser kaldı. Böylece “Terörsüz Türkiye” sürecine ilişkin Meclis'teki yasal düzenleme aşaması tamamlanmış oldu. Çerçeve Yasa Genel Kurul'dan geçti TBMM Adalet Komisyonu'nda yaklaşık 17,5 saat süren görüşmelerin ardından kabul edilen 12 maddelik teklif, Genel Kurul'da da kapsamlı şekilde ele alındı. Genel Kurul'daki görüşmeler yaklaşık 10 saat sürdü. Teklif, 6'şar maddelik iki bölüm halinde görüşüldü. Maddelerin tamamının kabul edilmesinin ardından teklifin tümü için genel oylamaya geçildi. Oylama sonucunda teklif 468 “evet”, 88 “hayır” ve 6 “çekimser” oyla kabul edildi. Meclis'te siyasi partilerden farklı mesajlar Çerçeve Yasa'nın görüşmeleri sırasında farklı siyasi partilerden sürece ilişkin değerlendirmeler geldi. AK Parti Genel Başkanvekili Efkan Ala, teklifin Genel Kurul'dan yüksek bir oyla geçmesini beklediklerini ifade etmiş, komisyondaki oylamanın önemli bir gösterge olduğunu belirterek 400'ün üzerinde bir iradenin ortaya çıkmasını beklediklerini söylemişti. Yeni Parti Genel Başkanı Özgür Özel ise partisinin düzenlemeye destek vereceğini açıklamıştı. Özel, barışın önünde durmayacaklarını ve yeni bir çatışma ortamının oluşmaması için sorumluluk alınması gerektiğini dile getirmişti. Özel'in Genel Kurul'daki konuşması sırasında MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli'nin alkışladığı görüldü. Bakırhan: Artık çatışma ve şiddet zemininden çıkma fırsatı var DEM Parti Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan da Genel Kurul'daki konuşmasında Meclis'in yeni bir dönemin önünü açması gerektiğini söyledi. Bakırhan, Türkiye'nin uzun yıllardır devam eden çatışmalı süreç nedeniyle büyük acılar yaşadığını belirterek, artık çatışma ve şiddet zemininden çıkma fırsatının bulunduğunu ifade etti. Bakırhan, Meclis'teki siyasi iradenin yeni bir dönemin başlangıcı açısından önem taşıdığını vurguladı. İYİ Parti'den protesto Teklifin Genel Kurul'daki görüşmeleri sırasında İYİ Parti grubu tarafından kısa süreli bir protesto gerçekleştirildi. Protesto kapsamında kürsü işgali de yaşandı. Buna rağmen görüşmeler tamamlandı ve 12 maddelik teklifin tümü yapılan genel oylamada kabul edildi. “Terörsüz Türkiye” sürecinde yeni aşama Çerçeve Yasa'nın kabul edilmesiyle birlikte “Terörsüz Türkiye” sürecinin Meclis'teki yasal düzenleme aşaması tamamlanmış oldu. Düzenlemenin kabul edilmesi, iktidarın terörün sona erdirilmesi ve toplumsal bütünleşmenin güçlendirilmesine yönelik yürüttüğü sürecin önemli adımlarından biri olarak değerlendirildi. Oylamanın ardından TBMM Başkanvekili Celal Adan, birleşimi kapattı. Genel Kurul'un 1 Ekim Perşembe günü saat 14.00'te yeniden toplanacağı bildirildi. Oylama sonucu: Kabul: 468 oy Ret: 88 oy Çekimser: 6 oy Toplam oy: 562 Böylece 12 maddelik Çerçeve Yasa Teklifi TBMM Genel Kurulu'nda kabul edilerek yasalaştı.

Kılıçdaroğlu’ndan “Çerçeve Yasa” açıklaması: "Bu sürece tereddütsüz katkı vereceğiz" Haber

Kılıçdaroğlu’ndan “Çerçeve Yasa” açıklaması: "Bu sürece tereddütsüz katkı vereceğiz"

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, komisyonda kabul edilen kamuoyundaki adıyla “Çerçeve Yasa”ya ilişkin partisinin tutumunu açıkladı. Kılıçdaroğlu, CHP olarak sürece “tereddütsüz” katkı vereceklerini belirterek, Türkiye’nin birlik ve bütünlüğünün güçlendirilmesi gerektiğini vurguladı. Kılıçdaroğlu: “Bu sürece tereddütsüz katkı vereceğiz” Kemal Kılıçdaroğlu, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, CHP Grubu’nun komisyonda kabul edilen Çerçeve Yasa kapsamında yürütülen sürece ilişkin tutumunu değerlendirdi. Kılıçdaroğlu, CHP’nin yalnızca süreci destekleyen bir konumda olmayacağını, aynı zamanda sorumluluk üstleneceğini ifade etti. Kılıçdaroğlu açıklamasında, “Bu sürece tereddütsüz katkı vereceğiz” mesajını verdi. CHP Genel Başkanı, Türkiye’de yeni bir iç karışıklık, ayrışma veya çatışma ortamı oluşturulmasına yönelik girişimlere ise karşı çıkacaklarını belirtti. “Sorumluluk alan ve öncülük eden bir anlayış” Sürecin CHP açısından tarihi bir sorumluluk taşıdığını belirten Kılıçdaroğlu, partisinin aktif bir tutum sergileyeceğini söyledi. CHP Grubu’nun yalnızca destek veren bir siyasi aktör olmayacağını ifade eden Kılıçdaroğlu, süreçte sorumluluk alan, öncülük eden ve doğru istikameti göstermeye çalışan bir anlayışla hareket edeceklerini kaydetti. Bu açıklamayla birlikte CHP’nin Çerçeve Yasa konusunda sürece tamamen mesafeli bir tutum yerine, belirli ilkeler çerçevesinde katkı sunmayı hedeflediği mesajı verildi. “Bu süreç bölünme ve parçalanma süreci değil” Kılıçdaroğlu, açıklamasında sürecin Türkiye’nin toplumsal bütünlüğünü güçlendirmesi gerektiğini vurguladı. Söz konusu sürecin bir bölünme veya ayrışma süreci olarak değerlendirilmemesi gerektiğini belirten Kılıçdaroğlu, temel hedefin yaraları sarmak, kardeşliği güçlendirmek ve toplumun yeniden kenetlenmesini sağlamak olduğunu ifade etti. Kılıçdaroğlu, Türkiye’nin farklılıklarının ayrışma nedeni değil, ortak ülkenin zenginliği olarak görülmesi gerektiğini savundu. CHP’nin kırmızı çizgileri Kılıçdaroğlu, açıklamasında Türkiye’nin üniter devlet yapısı ile Anayasa’nın ilk dört maddesine de özel vurgu yaptı. Bu konuların CHP açısından tartışma konusu yapılamayacağını belirten Kılıçdaroğlu, Türkiye’nin birlik ve bütünlüğünün korunması gerektiğini ifade etti. Kılıçdaroğlu ayrıca farklı kültürlerin, dillerin ve toplumsal kesimlerin Türkiye’nin ortak yapısının bir parçası olduğunu belirterek, farklılıkların ayrışma yerine birlik anlayışı içerisinde ele alınması gerektiğini söyledi. “Bizim milliyetçiliğimiz milleti birleştirmektir” Açıklamasında CHP’nin milliyetçilik ve vatanseverlik anlayışına da değinen Kılıçdaroğlu, partisinin yaklaşımının toplumu bir arada tutmak olduğunu ifade etti. Kılıçdaroğlu, milliyetçiliğin milleti bölmek değil birleştirmek, vatanseverliğin ise toplumsal çatışmayı artırmak değil aynı ülke ve bayrak altında birlikte hareket etmek olduğunu belirtti. CHP Genel Başkanı, hedeflerinin birlik ve bütünlüğünü koruyan, demokrasisi güçlü, ekonomisi sağlam ve uluslararası alanda itibarlı bir Türkiye olduğunu dile getirdi. Kılıçdaroğlu’ndan birlik mesajı Kılıçdaroğlu açıklamasının sonunda Türkiye’nin geleceği açısından birlik ve beraberliğin önemine dikkat çekti. CHP’nin Çerçeve Yasa sürecine yönelik yaklaşımını ortaya koyan Kılıçdaroğlu, sürece katkı sunacaklarını ancak Türkiye’nin birlik ve bütünlüğünü zedeleyebilecek girişimlere karşı duracaklarını belirtti. Kılıçdaroğlu’nun açıklaması, komisyonda kabul edilen Çerçeve Yasa sonrasında CHP’nin süreçte nasıl bir pozisyon alacağına ilişkin önemli mesajlardan biri olarak değerlendirildi.

Kolombiya'da iki grup arasında çatıştmada 50 kişi öldü Haber

Kolombiya'da iki grup arasında çatıştmada 50 kişi öldü

Ulusal basında yer alan haberlere göre, Guaviare yönetim bölgesine bağlı San Jose delGuaviare kırsalında, eski Kolombiya Devrimci Silahlı Güçleri (FARC) mensuplarından oluşan ikimuhalif grup arasında çatışma çıktı. Çatışmada, iki taraftan üst düzey kişiler dahil 50 kişi yaşamını yitirdi. Orduya göre çatışmalar, FARC fraksiyonu Estado Mayor Central (EMC) elebaşı "IvanMordisco" lakaplı Nestor Gregorio Vera ile "Calarca" lakaplı Alexander Diaz Mendoza’nınliderliğini yaptığı EMBF arasında yaşandı. Söz konusu yasa dışı iki silahlı grup, Kolombiya'nın orta-güneyindeki stratejik bölgeninkontrolü için uzun süredir mücadele ediyor. Kolombiya ordusundan yapılan açıklamada, çatışmaların yaşandığı bölgeye askeri birlikleringönderildiği bildirildi. Açıklamada, şu ifadeler yer verildi: "Şu saat itibarıyla 22. Tugay'a bağlı birliklerimiz, yasa dışı silahlı yapılar arasında çatışmalarınkaydedildiği San Jose del Guaviare'nin kırsal kesiminde stratejik varlığını sürdürmektedir.Operasyonun amacı sivil halkı korumak, güvenliği güçlendirmek, bölgesel kontrolü sürdürmekve insan hakları ile Uluslararası İnsancıl Hukuk kurallarına saygıyı güvence altına almaktır." 2016'da devlet ile FARC arasında imzalanan barış anlaşmasına katılmayı ve silah bırakmayıreddeden eski FARC üyelerinden oluşan gruplar, zamanla bölünerek birbirleriyle çatışmayabaşlamıştı. Yasa dışı silahlı yapılar arasındaki çatışmaların temelinde ise uyuşturucu kaçakçılığı rotaları,kırsal alan kontrolü, yasa dışı ekonomi ve koka üretim bölgeleri üzerindeki hakimiyetmücadelesi yer alıyor. FARC ile 53 yıl süren çatışmaları bitiren barış anlaşmasını dönemin Kolombiya CumhurbaşkanıJuan Manuel Santos ile FARC lideri Rodrigo Londono, başkent Bogota'daki tarihi ColonTiyatrosu'nda 24 Kasım 2016'da imzalamıştı.

Çin, ABD'ye Tayvan ve İran'la ilgili mesajlar verdi Haber

Çin, ABD'ye Tayvan ve İran'la ilgili mesajlar verdi

Çin Dışişleri Bakanı Vang Yi, 13-15 Mayıs tarihlerinde gerçekleştirilen ziyarette tartışılan konulara dair basına yazılı değerlendirmede bulundu. ABD Başkanı Trump'ın, Çin Devlet Başkanı Şi Cinping ile 9 saate yakın birlikte vakit geçirdiğini ifade eden Vang, liderlerin iki ülke ilişkilerinin yanında dünya barışı ve kalkınmasını ilgilendiren konularda da uzun tartışmalar yaptıklarını belirtti. Vang, Çin'in egemenlik ihtilafı içinde olduğu Tayvan ile yeniden birleşmesinin Çin ulusunun ortak özlemi, Çin Komünist Partisinin (ÇKP) tarihi misyonu ve İkinci Dünya Savaşı sonrası uluslararası düzenin önemli bir parçası olduğuna işaret ederek şunları kaydetti: "(Tayvan sorunu) Eğer uygun şekilde ele alınırsa ABD-Çin ilişkileri istikrarlı olacak ve taraflar karşılıklı işbirliğini ilerletmeye daha fazla enerji ayırabilecektir. Aksi halde, iki ülke arasında gerginlikler ve hatta çatışmalar yaşanabilir, ilişkilerin geneli tehlikeye girebilir." Çinli Bakan, ABD'nin "tek Çin" ilkesine ve iki ülke arasında siyasi ilişkilerin temelini oluşturan Üç Ortak Bildiri'deki Tayvan konusundaki taahhütlerine uyacağını umduklarını vurguladı. İran ile kalıcı ve kapsamlı ateşkes çağrısı Ziyarette Devlet Başkanı Şi'nin, Ortadoğu'daki savaş konusunda Çin'in pozisyonunu dile getirdiğini, burada güç kullanımın sorunları çözmeyeceğini ve diyaloğun tek doğru tercih olduğunu vurguladığını aktaran Vang, müzakerelerden hemen sonuç alınamasa da diyalog yolu hazır açılmışken yeniden kapanmaması gerektiğini söylediğini belirtti. Vang, Çin'in ABD'yi İran ile nükleer sorunu dahil farklılıklarını ve anlaşmazlıklarını müzakerelerle çözmeyi sürdürmeyi teşvik ettiğini, ateşkesin sürdürülerek Hürmüz Boğazı'nın en kısa zamanda yeniden açılması çağrısı yaptığını, burada yaşanan açmazın temel çözümünün kalıcı ve kapsamlı ateşkesin sağlanması olduğunu dile getirdiğini kaydetti. Çin ve ABD liderlerinin, temaslarının ardından iki ülke arasında "yapıcı stratejik istikrar ilişkisi" olarak tanımladıkları bir vizyon oluşturma konusunda siyasi mutabakata vardıklarını aktaran Vang, tarafların, dış politika, askeri ilişkiler, ekonomi, ticaret, halk sağlığı, tarım, turizm, halklar arası bağlar, kanun koruma dahil tüm alanlarda ve her seviyede temasların artırılmasında anlaştıklarını belirtti. İki ülke ilişkilerinde stratejik istikrarın tesisine odaklanan bu yeni vizyonun, büyük güç ilişkilerinde yeni bir paradigma ihtiyacına yanıt verdiğine işaret eden Vang, Çin'in, bundan, işbirliğinin temel dayanak olduğu, rekabetin uygun sınırlar içinde sürdürüldüğü ve savaş ve çatışma yerine barış odaklanan bir istikrar ilişkisini anladığını kaydetti.

Tahran, Washington'ın ciddiyetine kuşkuyla yaklaşıyor: Barış teklifine yanıt ertelendi Haber

Tahran, Washington'ın ciddiyetine kuşkuyla yaklaşıyor: Barış teklifine yanıt ertelendi

ABD Başkanı Donald Trump, kırılgan ateşkesin uzatılması ve barış görüşmelerinin başlaması hedefiyle Washington’ın sunduğu son teklife İran’dan "o gece" yanıt beklediğini cuma günü açıklamıştı. Ancak Tahran'ın Pakistanlı arabuluculara henüz bir geri dönüş yapmadığı görülüyor. İran Dışişleri Bakanı Abbas Erakçi ise Türkiyeli mevkidaşı ile gerçekleştirdiği telefon görüşmesinde, ABD yönetiminin güvenilirliğine dair şüphelerini açıkça dile getirdi. İranlı İSNA haber ajansının aktardığına göre Erakçi, "ABD güçlerinin Basra Körfezi'nde son günlerde gerilimi tırmandırması ve ateşkesi ihlal eden eylemleri, Amerikan tarafının diplomasi yolundaki niyetleri ve ciddiyeti konusundaki şüphelerimizi artırmıştır" ifadelerini kullandı. Hürmüz Boğazı'nda tanker krizi ve çatışma Cuma günü yaşanan sıcak bir gelişmede, bir ABD savaş uçağı İran limanlarına yönelik ablukayı deldiği gerekçesiyle İran bayraklı iki petrol tankerine ateş açarak gemileri durdurdu. İranlı bir askeri yetkili ülke basınına yaptığı açıklamada, İran Deniz Kuvvetleri'nin bu "Amerikan terörüne" misilleme ile karşılık verdiğini ve çatışmaların şimdilik durduğunu belirtti. Söz konusu gerginlik, cuma gecesi Hürmüz Boğazı'nda patlak veren krizin hemen ardından geldi. Tahran'ın, yabancı gemilerden "geçiş ücreti" almak amacıyla boğazı kontrol etme girişimleri Washington'ın sert tepkisine neden oldu. ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio, küresel petrol ticareti için hayati öneme sahip bu güzergahın Tahran tarafından kontrol edilmesinin "kesinlikle kabul edilemez" olduğunu vurguladı. Washington, 10 hafta önce başlayan çatışmalara kalıcı bir çözüm bulmak adına Pakistanlı arabulucular aracılığıyla ateşkesin uzatılması teklifini iletmişti. İran Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü İsmail Bekayi, teklifin şu an "değerlendirme aşamasında" olduğunu kaydetti. Hark Adası açıklarında devasa petrol sızıntısı Körfez'deki askeri hareketliliğin yanı sıra çevresel bir felaket de kapıda. Uydu görüntüleri, İran'ın petrol ihracatındaki can damarı olan Hark Adası açıklarında 52 kilometrekarelik bir alana yayılan devasa bir petrol sızıntısını ortaya çıkardı. (Orbital EOS) verilerine yansıyan sızıntının kaynağı henüz netleşmezken, İngiltere merkezli Çatışma ve Çevre Gözlemevi (CEOBS) sızıntının bölgedeki yıpranmış petrol altyapısındaki bir arızadan kaynaklanabileceğini belirtti. Riyad'dan ABD'nin askeri üs talebine ret Hürmüz Boğazı'nı açık tutmak amacıyla geçen pazar günü bir deniz operasyonu duyuran, ancak müzakerelere şans tanımak için salı günü planı askıya alan Donald Trump'a bölgedeki müttefiklerinden de beklediği destek gelmedi. Suudi kaynaklara göre Riyad yönetimi, ABD'nin bu operasyon kapsamında Suudi Arabistan'daki askeri üsleri ve hava sahasını kullanma talebini geri çevirdi. Kaynaklar, Riyad'ın askeri bir müdahalenin durumu daha da karmaşıklaştıracağı ve çözüm getirmeyeceği görüşünde olduğunu aktardı. Lübnan'da ateşkese rağmen bombardıman Bölgedeki bir diğer kriz noktası olan İsrail-Hizbullah hattında da ateşkes pamuk ipliğine bağlı. Lübnan resmi medyası, üç haftadır yürürlükte olan ateşkese rağmen cumartesi günü başkent Beyrut'un güneyine İsrail tarafından üç hava saldırısı düzenlendiğini bildirdi. Saldırıların, gelecek hafta Washington'da Lübnan ile İsrail arasında ilk kez yapılması planlanan ve Hizbullah'ın şiddetle karşı çıktığı doğrudan müzakerelerin arifesinde gerçekleşmesi dikkat çekti.

İran basını: İran silahlı kuvvetleriyle düşman unsurları arasında karşılıklı ateş açıldı Haber

İran basını: İran silahlı kuvvetleriyle düşman unsurları arasında karşılıklı ateş açıldı

İran’ın yarı resmi Fars Haber Ajansı’na göre, Keşm Adası’nda İran Silahlı Kuvvetleri ile “düşman unsurları” arasında karşılıklı ateş açıldı. Karşılıklı ateş açılmasında Keşm Adası'ndaki “Behmen İskelesi”nin bazı ticari bölümleri hedef alındı. Karşılıklı ateşin çatışma mı yoksa "düşman unsurların" hava saldırısı ve bu saldırıya İran hava savunma sistemlerinin yanıt vermesi mi olduğuna dair ise detay verilmedi. İran’ın yarı resmi Tesnim Haber Ajansı, Behmen İskelesi'ne yönelik saldırılarda Birleşik Arap Emirlikleri’nin (BAE) rolü olabileceğini iddia etti. İsrail basınına yansıyan haberlere göre, İsrailli kaynaklar İran’da yaşananlarla ilgileri olmadığını ileri sürdü. Öte yandan İran’ın Hürmüzgan eyaletine bağlı Sirik ilçesinde de patlama seslerinin duyulduğu ancak bu seslerin Devrim Muhafızları Ordusu Deniz Kuvvetleri'nin gemi geçişleriyle ilgili uyarı atışlarından kaynaklandığı ifade edildi. Ayrıca Tesnim Haber Ajansı, Bender Abbas'a yönelik de insansız hava aracı (İHA) saldırısı gerçekleştirildiğini duyurdu. Tesnim, söz konusu iki İHA'nın hava savunma sistemleri tarafından etkisiz hale getirildiğini belirtti. Patlama sesleri İran basını ülkenin güneyindeki Bender Abbas kenti ve Keşm Adası'nda patlama seslerinin geldiğini bildirmişti. Bazı kaynaklar, bu seslerin bir kısmının Devrim Muhafızları Ordusu Deniz Kuvvetleri tarafından bazı gemilere Hürmüz Boğazı’ndan izinsiz geçiş konusunda yapılan uyarı operasyonlarıyla ilgili olduğunu açıklamıştı. ABD’nin tanker saldırısı sonrası Keşm ve Bender Abbas’ta çatışma çıktı İran’ın güneyindeki stratejik öneme sahip Keşm Adası ve Bender Abbas kentinde şiddetli patlama sesleri ve çatışmalar yaşandığı bildirildi. İran devlet televizyonuna konuşan kaynaklar, gerilimin ABD ordusunun bir İran tankerine yönelik saldırısının ardından başladığını öne sürdü. İranlı yetkililer yaşananların ardından “sert karşılık” mesajı verirken, İsrail tarafı saldırılarla ilgilerinin olmadığını savundu. İran basını ise saldırılarda Birleşik Arap Emirlikleri’nin (BAE) rolü olabileceğini ileri sürdü. ABD basınına konuşan Amerikalı yetkililer ise saldırının ABD tarafından düzenlendiğini doğruladı ancak bunun ateşkesin sona erdiği anlamına gelmediğini belirtti. İran ordusu, ABD’nin ateşkesi ihlal ederek İran’a ait bir petrol tankerini hedef aldığını açıkladı. ABD Başkanı Donald Trump ise Hürmüz Boğazı’ndan geçen üç Amerikan muhribinin saldırıya uğradığını ancak görevlerini hasarsız tamamladığını söyledi. Trump, İran’a ait saldırı unsurlarının imha edildiğini belirterek, “Anlaşmalarını hemen imzalamazlarsa gelecekte onları çok daha sert ve çok daha şiddetli şekilde alt edeceğiz” ifadelerini kullandı. “ABD saldırısına füzelerle karşılık verildi” İran devlet televizyonuna konuşan ve ismi açıklanmayan bir kaynak, bölgedeki çatışmaların ABD ordusunun İran’a ait bir tankere saldırı düzenlemesiyle başladığını iddia etti. Kaynak, Hürmüz Boğazı’nda bulunan “düşman birliklerinin” İran füzeleriyle hedef alındığını ve zarar gören unsurların bölgeden çekilmek zorunda kaldığını öne sürdü. İddialar henüz bağımsız kaynaklarca doğrulanmadı. Keşm’de çatışma, Bender Abbas’ta İHA saldırısı İran’ın yarı resmi Fars Haber Ajansı, Hürmüzgan eyaletine bağlı Keşm Adası’nda İran Silahlı Kuvvetleri ile “düşman unsurları” arasında karşılıklı ateş açıldığını duyurdu. Çatışmalar sırasında adadaki Behmen İskelesi’nin bazı ticari bölümlerinin hedef alındığı bildirildi. Olayın karadan mı yoksa hava saldırısı sonucu mu meydana geldiğine ilişkin ayrıntı paylaşılmadı. Tesnim Haber Ajansı ise Bender Abbas kentine yönelik insansız hava aracı (İHA) saldırısı düzenlendiğini, iki İHA’nın İran hava savunma sistemleri tarafından düşürüldüğünü aktardı. Aynı saatlerde Sirik ilçesinde duyulan patlama seslerinin ise Devrim Muhafızları Ordusu Deniz Kuvvetleri’nin Hürmüz Boğazı’ndan izinsiz geçiş yaptığı belirtilen gemilere yönelik uyarı atışlarından kaynaklandığı ifade edildi. ABD basını: Ateşkes sona ermiş değil Fox News Ulusal Güvenlik Muhabiri Jennifer Griffin’e konuşan ABD’li yetkililer, saldırının ABD tarafından düzenlendiğini ancak bunun savaşın yeniden başladığı ya da ateşkesin sona erdiği anlamına gelmediğini söyledi. Saldırıların, Washington yönetiminin İran’a sunduğu yeni bir teklif için Tahran’dan yanıt beklediği bir dönemde gerçekleşmesi dikkat çekti. ABD basını da operasyonun Amerikan güçleri tarafından düzenlendiğini yazdı. İsrail reddetti, İran basını BAE’yi işaret etti Bölgede tansiyon yükselirken gözler saldırıların arkasındaki aktörlere çevrildi. İsrail basınında yer alan haberlerde, İsrailli kaynakların İran’ın güneyindeki saldırılarla bağlantılarının bulunmadığını öne sürdüğü belirtildi. İran’ın yarı resmi Tesnim Haber Ajansı ise Behmen İskelesi’ne yönelik saldırılarda BAE’nin rolü olabileceğini iddia etti. İran’dan “daha sert karşılık” mesajı İran Meclisi Ulusal Güvenlik Konseyi Başkanı İbrahim Azizi, sosyal medya platformu X üzerinden yaptığı açıklamada saldırılara tepki gösterdi. Azizi, “Tekrarlanan hatalar farklı bir karşılık doğurmaz; sadece cevabı daha sert ve yıkıcı hâle getirir” ifadelerini kullandı. İran ordusu: ABD ateşkesi ihlal etti İran Silahlı Kuvvetleri’nin savaşı yöneten birimi olan Hatemül Enbiya Merkez Karargâhı Sözcüsü İbrahim Zülfikari, ABD ordusunun ateşkesi ihlal ederek İran kıyı sularında seyreden bir petrol tankerini hedef aldığını söyledi. Tesnim Haber Ajansı’nın yayımladığı açıklamada, “ABD ordusu ateşkesi ihlal ederek İran kıyı sularında Cask bölgesinden Hürmüz Boğazı yönüne ilerleyen İran’a ait bir petrol tankerini hedef aldı” denildi. Zülfikari ayrıca ABD’nin, BAE’nin Füceyre açıklarında Hürmüz Boğazı’na giriş yapan başka bir gemiye daha saldırı düzenlediğini savundu. CENTCOM: İran gemisine el konuldu ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı (CENTCOM) ise Umman Körfezi’nde “ablukayı ihlal etmeye çalıştığı” iddia edilen İran bayraklı yüksüz bir gemiye müdahale edildiğini ve gemiye el konulduğunu açıkladı. Açıklamada, ABD güçlerinin müdahale öncesinde gemiye çok sayıda uyarıda bulunduğu ancak uyarıların dikkate alınmaması üzerine operasyon düzenlendiği belirtildi.

İran ateş çemberini genişletti, Hürmüz kaynıyor Haber

İran ateş çemberini genişletti, Hürmüz kaynıyor

Hürmüz Boğazı dün, ABD ordusunun seyrüseferi yeniden başlatmak ve mahsur kalan gemileri kurtarmak amacıyla başlattığı "Özgürlük Projesi" operasyonuyla eş zamanlı olarak, İran güçlerinin ABD donanması ve ticari gemilere yönelik seyir füzeleri, insansız hava araçları (İHA) ve sürat tekneleriyle saldırması sonucu açık bir çatışma alanına dönüştü. Gerilimin artması, kırılgan ateşkesi doğrudan baskı altına aldı ve savaş ticari gemilere ve Birleşik Arap Emirlikleri'ne yayıldı. ABD Merkez Komutanlığı (CENTCOM), iki ABD gemisinin Hürmüz Boğazı'ndan geçtiğini açıklarken, Tahran herhangi bir ticari geminin geçişini yalanladı İran Genelkurmay Başkanlığı ve Devrim Muhafızları Ordusu, koordinasyonsuz geçişlere karşı uyararak, yabancı güçlerin hedef alınacağını belirtti. Çatışmaların boyutu BAE’ye de sıçradı. BAE Savunma Bakanlığı dün yaptığı açıklamada; İran tarafından ülkeye fırlatılan 12 balistik füze, 3 seyir füzesi ve 4 İHA’ya müdahale edildiğini duyurdu. Füceyre’deki yetkililer, petrol endüstrisi bölgesindeki bir tesisin İHA ile hedef alındığını ve olayda 3 kişinin yaralandığını bildirdi. Hürmüz Boğazı yakınlarında başka gemiler de güvenlik olayları bildirdi; bunlar arasında Güney Kore bandıralı bir gemide yangın ve patlama meydana geldi. BAE, ADNOC'a ait boş bir tankerin iki İHA ile hedef alındığını açıkladı. Bu arada, denizcilik merkezleri Hürmüz Boğazı'ndaki tehdit seviyesini "kritik" olarak korudu. ABD Merkez Komutanlığı (CENTCOM) Komutanı Amiral Brad Cooper, ABD kuvvetlerinin altı İran sürat teknesini imha ettiğini ve Tahran tarafından fırlatılan seyir füzeleri ve İHA’ların engellediğini belirterek, İran'ın ticari gemi trafiğini aksatmaya çalıştığını ancak başarısız olduğunu kaydetti. Cooper, İran kuvvetlerine ABD askeri varlıklarından "tamamen uzak durmaları" tavsiyesinde bulunarak, İran üzerindeki askeri baskının "beklentilerin üzerinde" etki yarattığını vurguladı.

Sudan 'da açlık krizi tırmanıyor Haber

Sudan 'da açlık krizi tırmanıyor

CARE International, Action Against Hunger, Uluslararası Kurtarma Komitesi, Mercy Corps ve Norveç Mülteci Konseyi tarafından 13 Nisan'da yayınlanan bir rapora göre, Sudan ordusu ile rakibi Hızlı Destek Kuvvetleri (RSF) arasındaki yaklaşık üç yıllık çatışma, ülkenin gıda sistemini harap ederek yaygın kıtlığa ve büyük ölçekli yerinden edilmelere yol açmıştır. 15 Nisan'da üçüncü yılına girmesi beklenen savaş, birçok tarlayı, yolu ve pazarı tahrip ederek tüm gıda tedarik zincirini aksatmıştı. Bu durum özellikle Kuzey Darfur ve Güney Kordofan eyaletlerinde çok daha vahim; buralarda birçok aile günde sadece bir öğün yemek yiyebiliyor, hatta tüm gün aç kalmak zorunda kalıyor veya hayatta kalmak için yaprak ve hayvan yemiyle besleniyor. Önemli bir destek kaynağı olan topluluk mutfaklarının kaynakları tükeniyor; ekonomik kriz ve iklim değişikliğinin etkileri ise durumu daha da kötüleştiriyor. Nisan 2023'te ordu ve RSF arasında patlak veren Sudan'daki çatışma, dünyanın en büyük insani krizlerinden birine yol açtı. 12 milyondan fazla insan yerinden edildi, 33 milyondan fazla insan ise insani yardıma muhtaç durumda. Birleşmiş Milletler'e göre, son üç yılda 40.000'den fazla insan hayatını kaybetti; ancak yardım kuruluşları gerçek sayının çok daha yüksek olabileceğine inanıyor. 2026 İnsani Yardım Planı, Sudan nüfusunun %61,7'sine denk gelen yaklaşık 28,9 milyon insanın ciddi gıda güvensizliğiyle karşı karşıya olduğunu gösteriyor. Uluslararası raporlar, etnik çatışmalar ve insan hakları ihlalleri de dahil olmak üzere çok sayıda şiddet olayını belgeliyor. El-Fasher ve Kadugli gibi bazı bölgelerde kıtlık doğrulandı, Um Baru ve Kernoi gibi yerlerde ise akut yetersiz beslenme göstergeleri acil durum seviyelerini aştı. Raporda, savaşın yalnızca tarımsal üretimi sekteye uğratmakla kalmadığı, aynı zamanda kıtlığı bir baskı aracı olarak kullandığı, çiftliklerin ve pazarların kasıtlı olarak yok edilmesi gibi durumlara da işaret ettiği belirtildi. Kadınlar ve kız çocukları, yiyecek ve su ararken şiddet ve tacize maruz kalma riski daha yüksek olan, en ağır şekilde etkilenen gruptur. Kadınların yönettiği hanelerin, erkeklerin yönettiği hanelere kıyasla gıda güvensizliği yaşama olasılığı üç kat daha fazladır.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.