Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
SON DAKİKA
Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Bölgesel İstikrar

Bursa Digital, Bursa Haber, Bursa Son Dakika - Bölgesel İstikrar haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Bölgesel İstikrar haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Kılıçdaroğlu: Türkiye’ye kimse mesaj veremez Haber

Kılıçdaroğlu: Türkiye’ye kimse mesaj veremez

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, İsrail’in Suriye’nin İdlib kırsalındaki Ebu Zuhur Askeri Havaalanı’na düzenlediği saldırıya tepki gösterdi. Kılıçdaroğlu, İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun saldırının ardından Türkiye’ye yönelik açıklamalarının da kabul edilemez olduğunu belirtti. Kılıçdaroğlu, Netanyahu’nun “Türkiye’ye mesaj verdik, daha iyi anlamalarını sağladık” sözlerinin Türkiye Cumhuriyeti’nin egemenliğine yönelik açık bir tahrik olduğunu savundu. “KİMSE TÜRKİYE’YE AYAR VERMEYE KALKIŞAMAZ” İsrail’in Türkiye Cumhuriyeti’ni “hizaya çekmek” veya “ayar vermek” gibi bir dil kullanamayacağını belirten Kılıçdaroğlu, söz konusu üslubu egemen bir devlete yönelik “kibir ve küstahlık” olarak nitelendirdi. Türkiye’nin tarih boyunca bağımsızlığını ve ulusal onurunu koruduğunu vurgulayan Kılıçdaroğlu, “Kimse bu topraklara mesaj vermeye kalkışamaz” mesajını verdi. İsrail’in saldırısı ve kullanılan dilin Suriye’deki hassas dengeleri bilinçli şekilde bozma girişimi olduğunu ileri süren Kılıçdaroğlu, gerilimin tehlikeli bir noktaya taşındığını ve bölgesel istikrarsızlık riskinin büyüdüğünü ifade etti. Kılıçdaroğlu, Türkiye’nin milli çıkarları ve bölgesel istikrar açısından İsrail’in tutumuna karşı kararlı, soğukkanlı ve net bir politika izlenmesi gerektiğini belirtti. “TÜM BÖLGEYE YÖNELİK TEHDİT” İsrail’in tutumunun yalnızca Türkiye’yi değil, bölgenin tamamını tehdit ettiğini savunan Kılıçdaroğlu, saldırının engellenmemesi halinde daha geniş bir çatışma ortamına yol açabileceği uyarısında bulundu. Kılıçdaroğlu, Türkiye’nin egemenliğine ve uluslararası hukuka dayalı duruşunu taviz vermeden sürdürmesi gerektiğini belirterek, İsrail’in Suriye’deki eylemlerinin bölgesel barış açısından ciddi bir tehdit oluşturduğunu kaydetti. İsrail’in Ebu Zuhur Askeri Havaalanı’na düzenlediği saldırı ve Başbakan Netanyahu’nun “Türkiye’ye mesaj verdik, daha iyi anlamalarını sağladık” sözleri, Türkiye Cumhuriyeti’nin egemenliğine karşı açık bir tahrik, kaba bir saygısızlık ve bölgesel barışa yönelik doğrudan bir… — Kemal Kılıçdaroğlu (@kilicdarogluk) August 21, 2026

Ürdün, Katar ve Kuveyt’ten İsrail’e tepki: “Suriye’nin egemenliği ihlal edildi” Haber

Ürdün, Katar ve Kuveyt’ten İsrail’e tepki: “Suriye’nin egemenliği ihlal edildi”

Ürdün, Katar ve Kuveyt, İsrail savaş uçaklarının Suriye’nin İdlib kentindeki Ebu Zuhur Askeri Havaalanı’na düzenlediği saldırıyı sert sözlerle kınadı. Üç ülke, saldırının Suriye’nin egemenliği ve toprak bütünlüğünün ihlali olduğunu belirterek İsrail’e bölgedeki eylemlerine son verme çağrısında bulundu. Ürdün: “Uluslararası hukuka aykırı” Ürdün Dışişleri Bakanlığı, İsrail’in Ebu Zuhur Askeri Havaalanı’na yönelik saldırısının Suriye’nin egemenliğine ve toprak bütünlüğüne yönelik bir ihlal olduğunu açıkladı. Saldırıyı “gerekçesiz düşmanca saldırı” olarak nitelendiren Amman yönetimi, operasyonun uluslararası hukukla bağdaşmadığını vurguladı. Açıklamada, İsrail’in Suriye’nin güvenliğini ve istikrarını hedef alan saldırılarını durdurması gerektiği belirtildi. Katar: “Bölgeyi gerilim sarmalına sürüklüyor” Katar da İsrail’in İdlib’e yönelik saldırısını kınadı. Katar Dışişleri Bakanlığı, saldırının Suriye’nin egemenliği ve toprak bütünlüğünün yanı sıra uluslararası hukuk ve Birleşmiş Milletler Şartı’nın açık bir ihlali olduğunu ifade etti. Doha yönetimi, İsrail’in bölge ülkelerinin egemenliğini ihlal etmeye devam etmesinin bölgesel güvenlik açısından ciddi risk oluşturduğunu belirtti. Açıklamada ayrıca uluslararası düzeyde hesap verebilirlik ve caydırıcılık mekanizmalarının yetersiz kalmasının İsrail’in benzer eylemlerini sürdürmesine zemin hazırladığı savunuldu. Katar, mevcut tablonun bölgeyi daha geniş bir çatışma ve gerilim ortamına sürükleyebileceği uyarısında bulundu. Kuveyt: “Saldırılar durdurulmalı” Kuveyt Dışişleri Bakanlığı da Ebu Zuhur Havaalanı’na yönelik saldırının Suriye’nin egemenliği ve toprak bütünlüğünün ihlali olduğunu bildirdi. İsrail’in Suriye’ye yönelik tekrarlanan saldırılarının bölgesel güvenliği olumsuz etkilediğini belirten Kuveyt, uluslararası topluma bu saldırıların durdurulması için sorumluluk üstlenme çağrısı yaptı. Kuveyt ayrıca Suriye’nin toprak bütünlüğü, güvenliği ve istikrarına yönelik desteğinin devam edeceğini açıkladı. İsrail-Suriye gerilimi yeniden gündemde Ebu Zuhur Havaalanı’na düzenlenen saldırı, İsrail ile Suriye arasındaki güvenlik geriliminin yeniden tırmandığı bir dönemde gerçekleşti. Ürdün, Katar ve Kuveyt’in açıklamaları, İsrail’in Suriye’deki askeri operasyonlarına yönelik bölgesel tepkilerin arttığını gösterirken, özellikle Suriye’nin egemenliği ve bölgesel istikrar başlıkları öne çıktı.

İletişim Başkanlığı: Cumhurbaşkanı Erdoğan, ABD Başkanı Trump ile bir telefon görüşmesi gerçekleştirdi. Haber

İletişim Başkanlığı: Cumhurbaşkanı Erdoğan, ABD Başkanı Trump ile bir telefon görüşmesi gerçekleştirdi.

Cumhurbaşkanı İletişim Başkanlığı, sosyal medya hesabından Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın ABD Başkanı Trump ile bir telefon görüşmesi gerçekleştirdiği bildirdi. Liderlerin görüşmede, Türkiye-ABD ikili ilişkileri ile bölgesel ve küresel gelişmeleri ele aldığı bildirildi. Yapılan açıklamanın tam metni aşağıdaki gibidir: Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan, Amerika Birleşik Devletleri Başkanı Donald Trump ile bir telefon görüşmesi gerçekleştirdi. Liderler görüşmede, Türkiye-ABD ikili ilişkileri ile bölgesel ve küresel gelişmeleri ele aldı. Cumhurbaşkanı Erdoğan, İran ile ABD arasındaki gerilimde diplomasiden azami ölçüde istifade edilmesinin mühim olduğunu, görüşmelerin sürmesini temenni ettiğimizi ve Türkiye’nin barış çabalarına destek vermeye devam edeceğini belirtti. Cumhurbaşkanımız, Pakistan ve Suudi Arabistan ile birlikte imzaladığımız Ortak Savunma Anlaşması’yla bölgesel istikrar ve güvenliğin temini için güçlü bir duruş sergilediğimizi ifade etti. Cumhurbaşkanı Erdoğan, Gazze barış sürecinde ikinci aşamaya geçilmesini hedeflediğimiz bir dönemde İsrail yönetiminin Filistinlileri hedef alan eylemlerinde artış yaşandığını, Türkiye olarak bölgede kalıcı barışa ve Gazze’nin yeniden imarı için atılacak adımlara destek vermeyi sürdüreceğimizi vurguladı.

MGK'dan kritik güvenlik zirvesi: Terör, bölgesel krizler ve Gazze mesajı öne çıktı Haber

MGK'dan kritik güvenlik zirvesi: Terör, bölgesel krizler ve Gazze mesajı öne çıktı

MGK'da kritik gündem: Terörle mücadeleden Gazze'ye uzanan kapsamlı değerlendirme Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan başkanlığında gerçekleştirilen Milli Güvenlik Kurulu (MGK) toplantısında Türkiye'nin iç güvenliği, terörle mücadele stratejisi ve bölgesel gelişmeler kapsamlı şekilde masaya yatırıldı. Yaklaşık 2 saat 15 dakika süren toplantının ardından yayımlanan 8 maddelik bildiri, Ankara'nın hem iç politikada hem de dış politikada izleyeceği güvenlik perspektifine ilişkin önemli mesajlar içerdi. Cumhurbaşkanlığı Külliyesi'nde yapılan toplantının ardından İletişim Başkanlığı tarafından kamuoyuyla paylaşılan bildiride, terör örgütleriyle mücadele, NATO Zirvesi'nin sonuçları, Orta Doğu'daki gerilim, Rusya-Ukrayna savaşı, Suriye ve Irak'la yürütülen iş birlikleri ile Gazze'deki son gelişmeler ayrıntılı şekilde değerlendirildi. Terörle mücadelede kararlılık mesajı Bildirinin ilk bölümünde Türkiye'nin milli güvenliğine yönelik tehditlerin kapsamlı şekilde ele alındığı belirtildi. PKK/KCK-PYD/YPG, FETÖ ve DEAŞ başta olmak üzere tüm terör örgütlerine karşı yurt içinde ve sınır ötesinde sürdürülen operasyonların değerlendirildiği ifade edilirken, güvenlik güçlerinin yürüttüğü faaliyetlerin etkinliği Kurul üyelerine aktarıldı. Toplantıda son dönemde yaşanan uluslararası gelişmelerin Türkiye'nin güvenlik politikalarına olası etkileri de değerlendirilirken, sınır güvenliği ve bölgesel riskler üzerinde duruldu. "Terörsüz Türkiye" hedefinde yeni aşama MGK bildirisinin dikkat çeken başlıklarından biri de "Terörsüz Türkiye" süreci oldu. Kurulda, terör tehdidinin tamamen ortadan kaldırılmasına yönelik yürütülen çalışmaların geldiği nokta değerlendirildi. Açıklamada, yalnızca Türkiye'nin değil bölgenin güvenlik ve istikrarını da hedefleyen stratejik adımların yeni aşamalarına ilişkin kapsamlı istişareler gerçekleştirildiği belirtildi. Bu vurgu, Ankara'nın terörle mücadeleyi sadece askeri değil, uzun vadeli güvenlik politikalarının temel unsuru olarak gördüğünü ortaya koydu. FETÖ ile mücadele gündemdeki yerini koruyor Toplantıda 15 Temmuz darbe girişiminin onuncu yılı dolayısıyla FETÖ ile mücadelede gelinen son durum da ele alındı. Bildiride, darbe girişiminin ardından yürütülen operasyonların kararlılıkla sürdüğü belirtilirken, örgütün tüm yapılanmalarının tamamen etkisiz hale getirilmesine yönelik çalışmaların aynı hassasiyetle devam edeceği ifade edildi. Yetkililer, devlet kurumlarındaki güvenlik mekanizmalarının güçlendirilmesi ve olası yeni yapılanmaların önlenmesine yönelik tedbirlerin sürdürüldüğünü vurguladı. NATO Zirvesi Türkiye'nin diplomatik rolünü güçlendirdi MGK'nın dış politika başlıklarından biri de Türkiye'nin ev sahipliğinde gerçekleştirilen NATO Zirvesi oldu. Kurulda yapılan değerlendirmelerde zirvenin ittifak açısından kritik bir dönüm noktası olduğu belirtilirken, Türkiye'nin savunma sanayisinde ulaştığı teknolojik kapasite ve askeri kabiliyetlerinin müttefiklerle paylaşılmasına yönelik yapıcı yaklaşımının altı çizildi. Bu değerlendirme, Türkiye'nin NATO içerisindeki etkin rolünü sürdürme iradesinin devam ettiğine işaret eden önemli mesajlardan biri olarak öne çıktı. İran-ABD gerilimi küresel risk olarak değerlendirildi Bildiride İran ile ABD arasında yeniden yükselen askeri gerilimin yalnızca iki ülkeyi değil tüm bölgeyi etkileyebilecek sonuçlar doğurabileceğine dikkat çekildi. Özellikle enerji koridorları ve uluslararası ticaret yolları üzerindeki risklere vurgu yapılırken, taraflara askeri yöntemlerden uzak durmaları ve diplomatik müzakere süreçlerine yeniden dönmeleri çağrısı yapıldı. Uzmanlara göre bu değerlendirme, Türkiye'nin bölgesel krizlerde dengeleyici ve diplomatik çözüm odaklı dış politika yaklaşımını sürdürdüğünü gösteriyor. Karadeniz ve Suriye başlıkları da masadaydı MGK toplantısında Rusya-Ukrayna savaşının geldiği aşama da ayrıntılı biçimde ele alındı. Bildiride, çatışmanın Karadeniz ve Hazar havzasına yayılmasının yeni güvenlik riskleri oluşturabileceği belirtilirken, savaşın daha geniş coğrafyalara taşınmasının çözüm üretmeyeceği ifade edildi. Taraflara gerilimi düşürecek somut adımlar atılması çağrısı yapıldı. Diğer yandan Suriye ve Irak ile geliştirilen güvenlik iş birliklerinin bölgesel istikrar açısından kritik öneme sahip olduğu vurgulandı. Türkiye'nin terörle mücadele, sınır güvenliği ve bölgesel iş birliği alanlarında komşu ülkelerle koordinasyonu artırmaya devam edeceği mesajı verildi. Gazze konusunda uluslararası topluma çağrı MGK bildirisinin son bölümünde Gazze'deki gelişmeler geniş yer buldu. Gazze Barış Planı kapsamında belirli ilerlemeler sağlanmasına rağmen ateşkes ihlallerinin devam ettiği belirtilirken, İsrail'in Filistin topraklarındaki yerleşim faaliyetleri ve kutsal mekanlara yönelik eylemleri eleştirildi. Özellikle Mescid-i Aksa çevresinde yaşanan gelişmelerin bölgesel tansiyonu artırdığına dikkat çekilen bildiride, uluslararası toplumun daha net ve kararlı bir tutum sergilemesi gerektiği vurgulandı. MGK bildirisi Türkiye'nin güvenlik stratejisinin yol haritasını ortaya koydu Toplantı sonrasında yayımlanan sekiz maddelik bildiri değerlendirildiğinde, Türkiye'nin güvenlik politikalarının yalnızca terörle mücadeleyle sınırlı olmadığı görülüyor. Bölgesel krizlerin yönetimi, diplomatik girişimler, NATO içerisindeki rol, sınır güvenliği ve Orta Doğu'daki gelişmeler birlikte ele alınarak çok katmanlı bir güvenlik yaklaşımı benimsendiği mesajı verildi. Analistler, MGK kararlarının önümüzdeki dönemde hem iç güvenlik politikalarının şekillenmesinde hem de Türkiye'nin dış politika hamlelerinde belirleyici olmaya devam edeceğini değerlendiriyor.

Adalet Bakanı Gürlek'ten Çerçeve Yasa Açıklaması: "PKK'nın Tamamen Sona Ermesi ve Silahların İmhası Şart" Haber

Adalet Bakanı Gürlek'ten Çerçeve Yasa Açıklaması: "PKK'nın Tamamen Sona Ermesi ve Silahların İmhası Şart"

TBMM'ye 360 milletvekilinin imzasıyla sunulan çerçeve yasa teklifine ilişkin değerlendirmelerde bulunan Adalet Bakanı Akın Gürlek, düzenlemenin "Terörsüz Türkiye" hedefinin hukuki altyapısını oluşturmayı amaçladığını söyledi. Gürlek, teklifin hazırlanmasında Adalet Bakanlığı'nın da katkı sunduğunu belirterek, sürecin hukuk devleti ilkeleri çerçevesinde yürütüleceğini vurguladı. "Terör tehdidinin ortadan kaldırılması ortak sorumluluk" Adalet Bakanı Gürlek, hükümet tarafından "Terörsüz Türkiye" olarak ifade edilen sürecin milli bir devlet politikası olduğunu belirtti. Güvenlik güçlerinin yıllar süren mücadelesi sonucunda terör örgütünün hareket alanının büyük ölçüde daraltıldığını ifade eden Gürlek, oluşan güven ortamının kalıcı hale getirilmesi için hukuki, sosyal ve kurumsal adımlar atılması gerektiğini söyledi. Teklifin temel amacının toplumsal dayanışmayı güçlendirmek, ortak aidiyet duygusunu artırmak ve terörün yeniden kullanılabileceği alanları ortadan kaldırmak olduğunu dile getirdi. Uygulama için PKK'nın tamamen sona ermesi şartı Akın Gürlek, kanun teklifinin uygulanabilmesi için belirli şartların yerine getirilmesi gerektiğini açıkladı. Buna göre; PKK/KCK'nın fiili varlığının tamamen sona erdiğinin tespit edilmesi, Örgütün kontrolündeki tüm silah ve mühimmatın teslim edilmesi, Silahların geri dönülemeyecek şekilde imha edilmesi, gerekecek. Bu sürecin güvenlik kurumları tarafından açık ve kesin şekilde tespit edileceğini belirten Gürlek, tespitin ardından konunun Millî Güvenlik Kurulu (MGK) tarafından teyit edileceğini ve kararın Resmî Gazete'de yayımlanacağını ifade etti. TBMM'de izleme komisyonu oluşturulacak Teklif kapsamında sürecin takip edilmesi amacıyla Cumhurbaşkanı Yardımcısı başkanlığında bir kurul oluşturulacağını aktaran Gürlek, TBMM bünyesinde kurulacak izleme komisyonunun da uygulamaları takip edeceğini söyledi. Meclis komisyonunun gerektiğinde tavsiye ve değerlendirmelerde bulunabileceğini belirten Gürlek, sürecin denetlenebilir ve hukuki çerçevede yürütüleceğini ifade etti. "Şehit aileleri ve gazilerin hassasiyetleri korunacak" Bakan Gürlek, kamuoyunda en çok tartışılan başlıklardan biri olan kapsam konusunda da açıklamalarda bulundu. Terör saldırısı talimatı veren kişiler ile güvenlik güçlerinin şehit edilmesinden sorumlu olanların düzenleme kapsamında yer almadığını vurgulayan Gürlek, şehit aileleri ve gazilerin hassasiyetlerinin gözetileceğini söyledi. Gürlek açıklamasında şu ifadeleri kullandı: "Onların onurunu ve aziz hatıralarını incitecek hiçbir tasarrufa izin verilmeyecektir. Süreç açık, denetlenebilir ve kanunda belirlenen hukuki şartlara bağlı olacaktır." "Kazanan Türkiye ve milletimiz olacak" Adalet Bakanı Akın Gürlek, sürecin yalnızca Türkiye'nin iç güvenliği açısından değil, bölgesel istikrar açısından da önem taşıdığını savundu. Terörden arındırılmış bir Türkiye'nin daha güçlü ekonomi, yatırım ortamı ve kalkınma hedeflerine katkı sağlayacağını belirten Gürlek, bölgesel ticaret koridorları, enerji projeleri ve ulaştırma hatlarının güvenliğinin de güçleneceğini ifade etti. Gürlek, açıklamasında şu değerlendirmelerde bulundu: "Terörsüz Türkiye, 86 milyon vatandaşımızın ortak hedefidir. Bu hedef; daha güçlü bir ekonomi, daha güçlü bir demokrasi ve daha güçlü bir kalkınma anlamına gelmektedir." Teklif Meclis sürecinde değerlendirilecek "Millî Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun Teklifi"nin TBMM'deki komisyon ve Genel Kurul süreçlerinden geçmesi bekleniyor. Adalet Bakanı Gürlek, teklifin Türkiye'nin huzur ve güvenliğini güçlendirmeyi amaçladığını belirterek, hazırlanmasında katkı sunan siyasi partilere ve paydaşlara teşekkür etti.

Trump'tan İran'a yeni tehdit: "Kazma Dağı çok yakında güçlü biçimde vurulacak" Haber

Trump'tan İran'a yeni tehdit: "Kazma Dağı çok yakında güçlü biçimde vurulacak"

ABD Başkanı Donald Trump, İran'ın nükleer programına ilişkin sert açıklamalarda bulunarak, Kazma Dağı bölgesinin yakın zamanda hedef alınacağını söyledi. Trump, İran'ın söz konusu bölgeye santrifüj taşıdığına dair herhangi bir bilgiye sahip olmadıklarını belirtirken, bölgeye yönelik olası bir saldırının gündemde olduğunu ifade etti. Beyaz Saray'da Lübnan Cumhurbaşkanı Joseph Avn ile gerçekleştirdiği görüşmenin ardından basın mensuplarının sorularını yanıtlayan Trump, İran'ın nükleer faaliyetleri konusunda Washington yönetiminin tutumunun değişmediğini vurguladı. "İran nükleer silah sahibi olamayacak" İran'ın nükleer silah geliştirmesine hiçbir şekilde izin vermeyeceklerini belirten Trump, Tahran yönetiminin nükleer çalışmalarını yeniden başlatması halinde ABD'nin karşılık vereceğini söyledi. Trump, "İran nükleer faaliyetlerini yeniden başlatmaya çalışırsa nükleer tesislerini tekrar vururuz. Eğer saldırmasaydık bugün nükleer silaha sahip olurlardı." ifadelerini kullandı. ABD Başkanı, İran'ın nükleer kapasitesine yönelik baskının devam edeceğini belirterek, Washington'un bölgedeki gelişmeleri yakından takip ettiğini kaydetti. "Hürmüz Boğazı'nda abluka sürüyor" Trump, İran'a yönelik ekonomik ve askeri baskının devam ettiğini savunarak, Hürmüz Boğazı'ndaki gelişmelere de değindi. İran limanlarıyla ilgili iddialarda bulunan Trump, "Hiçbir gemi İran limanlarına giremiyor ve oradan çıkamıyor." dedi. İran'ın çatışmalar nedeniyle büyük zarar gördüğünü öne süren Trump, ülkenin eski durumuna dönmesinin uzun yıllar alacağını iddia etti. Kızıldeniz ve Husilere uyarı Trump, Yemen'deki Husilere yönelik de mesaj verdi. Kızıldeniz'deki deniz ulaşımının engellenmesine izin vermeyeceklerini belirten ABD Başkanı, bölgedeki ticari gemi geçişlerinin tehdit edilmesi halinde Washington'un harekete geçeceğini söyledi. Trump, "Kızıldeniz'i kapatırlarsa gerekeni yaparız." diyerek ABD'nin uluslararası deniz yollarının güvenliği konusunda kararlı olduğunu ifade etti. Lübnan'a destek mesajı Lübnan Cumhurbaşkanı Joseph Avn ile yaptığı görüşmeye ilişkin değerlendirmelerde bulunan Trump, ABD'nin Lübnan'a desteğinin devam edeceğini söyledi. Hizbullah konusunda da açıklama yapan Trump, "Cumhurbaşkanı isterse Hizbullah ile de konuşurum. Ben herkesle konuşurum." ifadelerini kullandı. Trump ayrıca İsrail ile Lübnan arasındaki gerilimin azaltılması için yürütülen diplomatik girişimlere destek verdiklerini belirtti. Lübnan Cumhurbaşkanı Avn: Hedef kalıcı barış Lübnan Cumhurbaşkanı Joseph Avn ise ABD arabuluculuğunda yürütülen sürecin iki ülke arasındaki düşmanlık halini sona erdirmeyi amaçladığını söyledi. Avn, bölgesel istikrar ve barışın sağlanması için Washington yönetimiyle iş birliğinin sürdürüleceğini ifade etti. Trump'ın İran'a yönelik açıklamaları, Orta Doğu'da artan gerilim ortamında yeni bir askeri operasyon ihtimaline ilişkin tartışmaları yeniden gündeme getirdi.

Bahçeli: Türkiye hiçbir senaryoda figüran olmayacaktır Haber

Bahçeli: Türkiye hiçbir senaryoda figüran olmayacaktır

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, TBMM'de partisinin grup toplantısında yaptığı konuşmada hem küresel gelişmeleri, hem de Türkiye’nin dış politika vizyonunu değerlendirdi. Dünya düzeninde ciddi kırılmalar yaşandığını belirten Bahçeli, jeopolitik gerilimlerin arttığını ve devletlerin “irade, milletlerin metanet, toplumların ise sabır sınavından geçtiğini” söyledi. Küresel dengelerin değiştiğine işaret eden Bahçeli, Türkiye’nin bu süreçte kendi milli duruşunu koruması gerektiğini vurgulayarak, “Türkiye Cumhuriyeti başkalarının yazdığı senaryoda figüran olmayacaktır” ifadelerini kullandı. Konuşmasında Avrupa Birliği ve Batı ilişkilerine de değinen Bahçeli, Türkiye’nin hiçbir blok ya da dış baskı altında yönlendirilemeyeceğini belirtti. Avrupa’nın Türkiye’siz birçok alanda eksik kalacağını ifade eden Bahçeli, Türkiye’nin de Avrupa’ya bağımlı bir ülke olmadığını dile getirdi. KERKÜK VE TÜRK DÜNYASI VURGUSU Irak ve Kerkük üzerinden Türk dünyasına ilişkin değerlendirmelerde bulunan Bahçeli, Türkmen varlığının bölgedeki önemine dikkat çekti. Kerkük’teki gelişmeleri “tarihi bir dönüm noktası” olarak nitelendiren Bahçeli, Türkmenlerin haklarının korunmasının altını çizdi. Türk dünyasına da mesaj veren Bahçeli, “Kerkük’ten Doğu Türkistan’a, Karabağ’dan Kıbrıs’a kadar tüm soydaşlarımızın yanındayız” diyerek birlik ve dayanışma vurgusu yaptı. Genel Başkanımız Sayın Devlet BAHÇELİ Grup Toplantısında Konuşuyor https://t.co/gUGeBhSQco — MHP (@MHP_Bilgi) April 28, 2026 “ASIR, TÜRK ASRI OLACAKTIR” Konuşmasında sık sık milli birlik ve beraberlik mesajı veren MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, Türkiye’nin yeni bir döneme girdiğini belirterek “Asır Türk asrıdır, Türkiye asrıdır” ifadelerini kullandı. Terörle mücadele ve bölgesel istikrar hedeflerinin sürdüğünü söyleyen Bahçeli, Türkiye’nin hem içeride hem dışarıda güçlü bir duruş sergilediğini ifade etti. "Biz ne Kerkük’ü unuturuz ne Musul’u zihnimizden çıkarırız ne de soydaşlarımızı sahipsiz bırakırız" diyen Bahçeli, "Kerkük’ten Doğu Türkistan’a; Karabağ’dan Kıbrıs’a kadar ahde vefanın adı olan bütün kardeşlerimizin yanındayız. Çizgimizden sapmayız, yolumuzdan şaşmayız, hedefi şaşırmayız. Türkiye’nin Irak siyaseti yalnız kriz ve güvenlik başlıklarına sıkıştırılamaz. Terörle mücadele hayati ve öncelikli olmakla birlikte, ilişkilerin ufku; enerji, ulaştırma, su yönetimi, sınır ticareti, altyapı, eğitim, kültür ve karşılıklı yatırımlarla genişletilmelidir. Kerkük ise bu büyük resmin en hassas başlığıdır. Türkiye için Kerkük, etnik veya mezhebî gerilim alanı olmaktan önce ortak hafızanın ve birlikte yaşama iradesinin sembolüdür. Arzumuz; Kerkük’ün Türkmeniyle, Arabıyla, Kürdüyle, Süryanisiyle Irak’ın egemenliği altında güvenli, adil ve müreffeh bir şehir olarak güçlenmesidir. Irak’la dostluğumuz iyi niyet beyanlarında kalmamalı; Kerkük’ün eski günlerine yeniden dönmesini sağlayacak adımlar atılmalı ve ticaret yolları, enerji hatları, güvenlik istişareleri, yatırımlar ve somut kalkınma projeleriyle kökleşmelidir" diye konuştu. “MİLLİYETÇİ HAREKET KALESİ MHP’DİR” MHP'nin Türk milliyetçiliğinin siyasi temsilcisi olduğunu belirten Bahçeli, partinin tarihsel misyonuna dikkat çekerek teşkilatına ve dava arkadaşlarına bağlılık mesajı verdi. "Ne Brüksel bize geldiğimiz yeri gösterebilir, ne Avrupa bürokrasisi Türkiye’ye yürüyeceği yolu tarif edebilir" diyen Bahçeli, "Türkiye’nin Rusya ile, Çin ile, Türk dünyasıyla, İslam coğrafyasıyla, Avrupa ile ve dünyanın sair merkezleriyle hangi ölçüde, hangi çerçevede ve hangi derinlikte ilişki kuracağına blok taassubu karar veremez; buna ancak millî menfaatin hükmünde işleyen devlet aklı karar verir" diyerek şunları kaydetti: "Buradan açıkça ifade ediyorum: Avrupa Türkiye’siz yapamaz. Güvenlikte yapamaz. Enerjide yapamaz. Göç yönetiminde yapamaz. Ulaştırmada yapamaz. Bölgesel dengeyi kurarken yapamaz. Fakat Türkiye de Avrupa’nın tasniflerine mahkûm bir ülke hüviyetinde görülemez. Türkiye, Avrupa’sız da tarihtir, devlettir, hafızadır, coğrafyadır, merkezdir, hakikattir. Temennimiz şudur: Avrupa, zihin altına sinmiş bu hadsizliklerle yüzleşsin. Muhasebesini sloganla değil gerçeklikle yapsın. Türkiye’ye karşı kurduğu dili çıkar hesabıyla değil rasyonaliteyle yenilesin. Çünkü bu çağ, birbirini küçük gören merkezlerin çağı değildir; bu çağ, hakikati okuyabilen devletlerin çağıdır. Çünkü bu çağ, alışkanlıkların değil, aklın çağıdır. Çünkü bu çağ, ezberlerin değil, yeni denge arayışlarının çağıdır. Bir kez daha haykırarak ifade ediyorum ki: Türkiye Cumhuriyeti başkalarının yazdığı senaryoda figüran olmayacaktır. Kefesini başkalarının koyduğu terazide tartılmayacaktır. Başkalarının buyurduğu yollarda yürümeyecektir. Bize yer göstermeye kalkışanlara yerini hatırlatacak kudretimiz vardır. Türk olmayı şeref, Müslüman olmayı şükür bilen bütün soydaşlarımıza en kalbi selamlarımı ve sevgilerimi gönderiyorum. Birliğimiz, dirliğimiz ve düzenimiz daim olsun.

Cumhurbaşkanı Erdoğan: Savaşın olumsuz etkilerini tüm dünya hissediyor Haber

Cumhurbaşkanı Erdoğan: Savaşın olumsuz etkilerini tüm dünya hissediyor

Dünya Ekonomik Forumu ((WEF) Türkiye Ülke Stratejisi Toplantısı, İstanbul’da gerçekleşti. Cumhurbaşkanlığı Dolmabahçe Ofisi’nde düzenlenen toplantıya Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar, Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Burhanettin Duran, Türkiye’de yatırımı bulunan çok uluslu şirketlerin küresel CEO’ları, uluslararası finans kuruluşlarının üst düzey temsilcileri ve dev fon yöneticileri katıldı. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın ev sahipliğinde düzenlenen toplantı, dünyanın önde gelen şirketlerinin üst düzey yöneticilerini Türkiye’nin ekonomi yönetimi ve ekonomi bürokrasisiyle bir araya getirdi. "Şu bir gerçek ki, çatışmalar sona ermezse, ödenecek fatura da kabaracaktır" Toplantıda katılımcılara hitap eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Bugün burada hem sizlerin Türkiye ekonomisine yönelik değerlendirmelerinizi dinlemek, hem de şirketlerinizin gelecek vizyonunda ülkemizi nasıl konumlandıracağınızı anlamak üzere, bir araya gelmiş bulunuyoruz. Malumunuz son yıllarda küresel ekonomi, salgın sonrası toparlanma süreci, yeşil ve dijital dönüşüm, artan ticaret gerilimleriyle jeopolitik gelişmelerle şekillenen bir gündemin içinde sürükleniyor. Enerji piyasalarında üretim, bilişim, ulaşım ve ticaret ağlarının işleyişine kadar, geniş bir alanda savaşın olumsuz etkilerini tüm dünya hissediyor. Daha önce farklı vesilelerle ifade ettiğim gibi, bir aydır bölgemizi sarsan bu anlamsız, hukuksuz ve gereksiz savaşın faturasını çatışmaların tarafı kadar tüm insanlık da ödüyor. Diplomasi ve diyalog yoluyla ortak bir paydada buluşma imkanı varken, bu yolların sabote edilmesinin yükünü insanlık ailesi olarak hepimiz birlikte çekiyoruz. Şu bir gerçek ki, çatışmalar sona ermezse, ödenecek fatura da kabaracaktır. Coğrafi mesafenin bu süreçte bir anlamı olmayacak. Hatta farklı kıtalarda yer alan ülkeler, anlaşıldığı kadarıyla enerji boyutuyla daha çok etkilenecektir. Küresel risk analizleri, uluslararası sistemde daha rekabetçi ve daha kırılgan bir döneme girildiğini ortaya koymaktadır. Bu yeni dönemde global ekonomik düzen birçok cepheden tehdide maruz kalmaktadır. Enerji güvenliği ve tedarik zincirlerinin aşınması uluslararası ticaret rejiminin erozyona uğraması ve korumacı politikalar kırılganlıkları arttırmakta, tüm bu gelişmeler istikrarlı ekonomilerin sayısını azaltmaktadır" ifadelerini kullandı. "Küresel Bir Merkezde Büyüme, Rekabet Gücünü ve Dayanıklılığı Güçlendirmek" temasıyla gerçekleştirilen toplantıda, küresel ekonomide Türkiye’nin konumu ve iş birliği imkanları ele alındı. Toplantı kapsamında Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın başkanlık ettiği ve 16 ülkeden imalat, teknoloji, enerji, finans, altyapı, varlık yönetimi, sağlık, gıda ve havacılık gibi farklı sektörlerden toplam değeri 1,2 trilyon doları bulan 23 uluslararası yatırımcının katıldığı stratejik diyalog oturumu, Türkiye’nin küresel ekonomik sistemdeki rolü, yatırım potansiyeli ve uzun vadeli büyüme perspektifi üzerine kapsamlı değerlendirmelere sahne oldu. Stratejik diyalog oturumuna Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar, Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Burhanettin Duran, Cumhurbaşkanlığı Yatırım ve Finans Ofisi Başkanı A. Burak Dağlıoğlu, Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası Başkanı Fatih Karahan, AK Parti Ekonomiden Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Nihat Zeybekci’nin yanı sıra BlackRock Başkan ve Yönetim Kurulu Başkanı ve Dünya Ekonomik Forumu Eş Başkanı Laurence Fink ile Dünya Ekonomik Forumu Başkan ve İcra Kurulu Başkanı Alois Zwinggi, katıldı. Toplantı çerçevesinde gerçekleştirilen oturumlarda Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, ekonomik istikrar ve makroekonomik politika alanında kapsamlı bir sunum gerçekleştirerek, Türkiye’nin reform gündemi, mali disiplin yaklaşımı ve yatırım ortamının güçlendirilmesine yönelik politikaları değerlendirdi. Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar ise enerji güvenliği ve kaynak yönetimi başlıklı oturumda, Türkiye’nin enerji arz güvenliği, çeşitlendirme stratejileri ve enerji merkezi olma hedeflerini ele aldı. Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Türkiye’nin bölgesel istikrar ve güvenlikteki rolü, jeoekonomik dönüşüm sürecinde üstlendiği konum ve uluslararası iş birliklerinin güçlendirilmesine yönelik perspektifleri içeren oturumu yönetti. Küresel ekonomide artan belirsizlikler, jeopolitik gelişmeler ve değer zincirlerinin yeniden şekillendiği bir dönemde gerçekleştirilen toplantı, kamu ve özel sektör arasında diyalog ve iş birliğini güçlendirmeyi, yatırım odaklı büyümeyi desteklemeyi ve Türkiye’nin küresel ekonomide bir "bağlantı noktası" olarak konumunu daha da pekiştirmeyi hedefliyor. Toplantıda ayrıca Türkiye’nin rekabet gücünün artırılması, ekonomik dayanıklılığın güçlendirilmesi, sürdürülebilir büyümenin desteklenmesi ve uluslararası doğrudan yatırımların hızlandırılmasına yönelik somut iş birliği alanları ele alındı. Dünya Ekonomik Forumu Türkiye Ülke Stratejisi Toplantısı, Türkiye’nin küresel ekonomideki stratejik rolünü pekiştiren, çok taraflı iş birliğini teşvik eden ve geleceğe yönelik ortak vizyonun güçlendirilmesine katkı sağlayan önemli bir platform olarak öne çıkıyor.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.