SON DAKİKA
Hava Durumu

#Bm

Bursa Digital, Bursa Haber, Bursa Son Dakika - Bm haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Bm haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Pakistan: İslamabad’da masaya oturabilirler ABD ve İran bize güveniyor, Haber

Pakistan: İslamabad’da masaya oturabilirler ABD ve İran bize güveniyor,

Pakistan Dışişleri Bakanı İshak Dar, Washington ve Tahran yönetimlerinin aralarındaki savaşı sona erdirmek için Pakistan’ın arabuluculuğuna ve sağlayacağı diyalog zeminine güvendiğini açıkladı. Pakistan’ın başkenti İslamabad, Ortadoğu’da bir ayı geride bırakan savaşı durdurmak amacıyla düzenlenen kritik bir dörtlü zirveye ev sahipliği yaptı. Pakistan Dışişleri Bakanı İshak Dar; Türkiye Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Suudi Arabistan Dışişleri Bakanı Faysal bin Ferhan ve Mısır Dışişleri Bakanı Bedr Abdulati ile bir araya geldi. “ABD ve İran İslamabad’da görüşebilir” Zirvenin ardından açıklama yapan İshak Dar, toplantıyı "oldukça verimli" olarak nitelendirdi. Dar, her iki tarafın (ABD ve İran) Pakistan’a olan güvenine dikkat çekerek şunları söyledi: "ABD ve İran’ın, diyalog zemini oluşturma konusunda Pakistan’a duydukları güvenden memnuniyet duyuyoruz. İslamabad, mevcut çatışmaya kapsamlı ve kalıcı bir çözüm bulmak amacıyla önümüzdeki günlerde her iki taraf arasında yapılacak ciddi görüşmelere ev sahipliği yapmaya ve bu yolu açmaya hazırdır." Dörtlü zirveden ‘Savaşı Durdurun’ çağrısı İshak Dar, Türkiye, Suudi Arabistan ve Mısır mevkidaşlarıyla; savaşın sadece ölüm ve yıkım getirdiği, Ortadoğu’daki gerilimin bir an önce kontrol altına alınması ve çatışmaların yayılmasının önlenmesi gerektiği konusunda mutabık kaldıklarını belirtti. Dar, bölge barışı için Pakistan’ın çabalarına destek veren Hakan Fidan ile Suudi ve Mısırlı mevkidaşlarına teşekkür etti. BM ve Çin’den destek, İran’a ‘saldırıları durdur’ talebi İshak Dar ayrıca BM Genel Sekreteri Antonio Guterres ve Çin Dışişleri Bakanı Wang Yi ile de telefon görüşmeleri gerçekleştirdiğini, her iki ismin de Pakistan’ın hamlelerine tam destek verdiğini bildirdi. Öte yandan Dar, İran Dışişleri Bakanı Abbas Erakçi ile de bir görüşme yaparak, Tahran’dan gerilimi düşürmesini ve özellikle Körfez ülkelerine yönelik füze ve dron saldırılarını durdurmasını talep etti. Trump ‘Müzakere var’ diyor, Tahran yalanlıyor Diplomatik trafik hızlanırken taraflardan çelişkili açıklamalar gelmeye devam ediyor. ABD Başkanı Donald Trump, geçtiğimiz günlerde İran ile "çok verimli" görüşmeler yapıldığını ve bu nedenle enerji tesislerine saldırıları ertelediğini duyurmuştu. Buna karşın İranlı üst düzey askeri yetkililer, Washington ile herhangi bir resmi müzakere içinde olmadıklarını savunuyor. Hatemü’l Enbiya Karargahı Komutanı Ali Abdullahi, ABD’nin İran’da "bataklığa saplandığını" ve Trump’ın bu savaştan kurtulmak için üçüncü ülkeler üzerinden çıkış aradığını iddia etmişti. 28 Şubat’ta başlayan ve bölgeyi sarsan savaşın 31. gününde, İslamabad’daki bu diplomatik seferberliğin 6 Nisan mühleti öncesi somut bir ateşkesle sonuçlanıp sonuçlanmayacağı dünya kamuoyu tarafından yakından takip ediliyor.

İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi : İsrail’in işlediği suçların bedelini ağır şekilde ödeteceğiz Haber

İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi : İsrail’in işlediği suçların bedelini ağır şekilde ödeteceğiz

İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi, ABD ve İsrail’in İran’daki sanayi tesislerine yönelik saldırılarının ardından açıklamada bulundu. Arakçi, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, "İsrail, İran’ın en büyük iki çelik fabrikası, bir elektrik santrali ve sivil nükleer tesisler de dahil olmak üzere çeşitli altyapı hedeflerini vurdu. İsrail, bu saldırıyı ABD ile koordinasyon içinde gerçekleştirdiğini iddia ediyor. Söz konusu saldırı, ABD Başkanı’nın diplomasi için tanıdığı uzatılmış süreyle çelişiyor. İran, İsrail’in işlediği suçların bedelini ağır bir şekilde ödetecek" ifadelerini kullandı. Trump dün saldırıların 10 gün ertelendiğini söylemişti ABD Başkanı Donald Trump, dün yaptığı açıklamada İran’ın enerji tesislerine yönelik saldırılara ara verilen süreyi uzattığını belirtmişti. Trump, "İran hükümetinin talebi üzerine enerji tesislerine yönelik saldırıları 10 gün daha erteledim" ifadelerini kullanarak, saldırıların 6 Nisan’da yeniden başlayacağını açıklamıştı. İran ile görüşmelere değinen Trump, "Görüşmeler devam ediyor ve yalan haber medyası ile diğer kaynakların bunun aksini iddia eden yanlış açıklamalarına rağmen görüşmeler oldukça iyi bir şekilde ilerliyor" demişti. Trump, İran’ın enerji tesislerine yönelik saldırıları daha önce 22 Mart’ta 2 gün, 23 Mart’ta ise 5 gün süreyle ertelemişti. İran Dışişleri Bakanı Arakçi: "Minab'daki okul saldırısı savaş suçudur" Arakçi, Birleşmiş Milletler (BM) İnsan Hakları Konseyi'nin acil oturumunda yaptığı konuşmada, ABD'nin 28 Şubat'ta Hürmüzgan eyaletine bağlı Minab kentindeki Şeceretü't-Tayyibe Kız İlkokulu'na düzenlenen saldırıya ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Arakçi, "İran, ABD ve İsrail tarafından kendisine dayatılan yasa dışı bir savaşın ortasındadır. Bu saldırgan savaşın hiçbir meşruiyeti yoktur ve son derece acımasızdır. Bu saldırıyı İran ile ABD'nin nükleer programa ilişkin iddia edilen endişeleri çözmek amacıyla yürüttüğü diplomatik süreç devam ederken başlattılar ve 9 ay içinde 2'nci kez müzakere masasını bozarak diplomasiye ihanet ettiler" dedi. "175'ten fazla öğrenci ve öğretmen acımasız bir şekilde katledildi" Arakçi, söz konusu saldırının kasıtlı ve planlı olduğunu belirterek, "Bu saldırının en çarpıcı ve en ağır örneklerinden biri, Şeceretü't-Tayyibe Kız İlkokulu'na yönelik gerçekleştirilen planlı ve aşamalı saldırıdır. Bu saldırıda 175'ten fazla öğrenci ve öğretmen tamamen kasıtlı ve acımasız bir şekilde katledildi. Bu vahşi saldırı aslında çok daha büyük bir buzdağının yalnızca görünen kısmıdır. Zira yüzeyin altında, insan hakları ve insancıl hukukun en ağır ihlallerinin normalleştirildiği ve tam bir cezasızlık ortamında çok daha vahim suçların işlendiği bir tablo gizlidir" ifadelerini kullandı. "İlkokul saldırısı ne gerekçelendirilebilir ne de gizlenebilir" Arakçi, "ABD'li ve İsrailli saldırganların kendi iddialarına göre en gelişmiş teknolojiye ve en hassas askeri ile veri sistemlerine sahip olduğu bir dönemde bu okulun hedef alınması bir savaş suçu ile insanlığa karşı suçtur. Bu, herkes tarafından açık ve şartsız biçimde kınanması ve faillerinin net ve açık şekilde hesap vermesi gereken bir suçtur. Bu felaket ne gerekçelendirilebilir ne de gizlenebilir. Sessizlik ve kayıtsızlıkla da karşılanamaz. Bu okula yönelik saldırı sıradan bir olay ve hesap hatası değildir. ABD'nin bu suçu meşrulaştırmaya yönelik çelişkili açıklamaları ise sorumluluğunu ortadan kaldırmaz. Doğası gereği sivil olan masum insanların eğitim gördüğü bir yere yönelik bu tür acımasız bir saldırıyı kınamak yalnızca hukuki bir yükümlülük değil, aynı zamanda ahlaki ve insani bir zorunluluktur. Vicdanımız, her türlü mahkemeden daha derin bir şekilde bizi yargılayacaktır" şeklinde konuştu. "Saldırganların niyeti soykırımdır" Arakçi, son 27 günde İran genelinde 600'den fazla okulun yıkıldığını veya hasar gördüğünü, binden fazla öğrenci ve öğretmenin hayatını kaybettiğini ya da yaralandığını belirterek, "Uluslararası insan hakları saldırganlar tarafından geniş çapta, sistematik ve benzeri görülmemiş bir şekilde ihlal edilmiştir. Hiçbir merhamet ve mühlet yoktur şeklinde kibirli söylemler kullanan ve İran'ı hayati altyapıları hedef almakla tehdit eden saldırganlar, savaş hukukuna ve insanlığın temel ilkelerine hiçbir şekilde riayet etmeksizin sivilleri ve sivil altyapıları hedef almaktadır. Savaş suçu ve insanlığa karşı suç gibi tanımlar, işlenen felaketlerin büyüklüğünü anlatmakta yetersiz kalmaktadır. Saldırganların hedef alma biçimi ve kullandıkları söylemler ise niyetlerinin soykırım olduğuna dair neredeyse hiçbir şüphe bırakmamaktadır" dedi. Uluslararası topluma "Sessizlik hiçbir zaman barış ve güvenlik getirmez" çağrısı Uluslararası topluma çağrıda bulunan Arakçi, "ABD ve İsrail'in İran halkına karşı yürüttüğü bu haksız ve keyfi savaş, işgal altındaki Filistin, Lübnan ve diğer bölgelerdeki hukuk ihlalleri ve suçlara karşı gösterilen sessizliğin doğrudan sonucudur. Adaletsizlik karşısındaki kayıtsızlık ve sessizlik, hiçbir zaman barış ve güvenlik getirmez, aksine daha fazla güvensizlik ve daha geniş ihlallere yol açar. Birleşmiş Milletler ve temsil ettiği temel değerler ile insan hakları sistemi ciddi bir tehdit altındadır. Hepiniz saldırganları açıkça kınamalı ve devletler topluluğunun ile insanlığın ortak vicdanının, İran halkına karşı işlenen korkunç suçlar nedeniyle onları sorumlu tuttuğunu göstermelisiniz. İran hiçbir zaman savaş arayışında olmamıştır. Ancak buna rağmen hiçbir sınır tanımayan saldırganlara karşı kendini savunma konusunda tam ve sarsılmaz bir irade göstermektedir ve bu savunma gerektiği sürece devam edecektir" ifadelerini kullandı.

BUSİAD Felsefe Söyleşilerinde 'barış' konuşuldu Haber

BUSİAD Felsefe Söyleşilerinde 'barış' konuşuldu

BUSİAD’ın geçmiş dönem başkanlarından Mehmet Arif Özer’in yönetiminde gerçekleştirilen etkinlikte, Giresun Üniversitesi Felsefe Tarihi Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Doç. Dr. Celal Yeşilçayır, barış kavramının tarihsel ve felsefi boyutlarını katılımcılarla paylaştı. Yeşilçayır, “Barış insanlığın en eski arayışlarından biri. Savaşlar ve çatışmalar nedeniyle akamete uğramıştır. Tarihten ders çıkarmamız gerekiyor. Negatif barış, yalnızca savaşın olmadığı bir durumken, pozitif barış ise barışın hukuki ve kalıcı olarak teminat altına alındığı bir anlayışı ifade eder” dedi. Sunumunda özellikle Immanuel Kant’ın 1795’te kaleme aldığı Ebedi Barış eserine değinen Yeşilçayır, Kant’ın barışı evrensel, kalıcı ve hukuk temelli olarak inşa etme yaklaşımını vurguladı. Yeşilçayır, “Kant, barışı ahlaklı politikacılar, hukuk, cumhuriyet ve milletler birliği üzerine inşa edilmesi gerektiğini söyler. Bu fikirler, 150 yıl sonra kurulan BM Antlaşması’nda da izlerini gösterir. Ancak günümüzde BM’nin özellikle 5 daimi üyesi bu ilkelere bağlı kalmıyor; pozitif barışın sağlanabilmesi eğitim, kültür ve bilinç ile mümkün” ifadelerini kullandı. Etkinlikte Doç. Dr. Yeşilçayır, barış kültürünün eğitim yoluyla yaygınlaştırılması gerektiğini vurgulayarak, nefret söyleminin ve ötekileştirici tutumların ortadan kaldırılmasının önemine değindi. “Sadece eğitim kurumları değil, kitle iletişim araçları da bu süreçte kritik rol oynuyor” dedi. Söyleşi sonunda, Yeşilçayır ve Mehmet Arif Özer’e, Çağdaş Eğitim Kooperatifi’nin “Kır Çiçekleri Okusun Diye” sosyal sorumluluk projesi adına yapılan bağışın sertifikası ve anı çinisi, BUSİAD Yüksek Danışma Kurulu Başkanı Ergun Hadi Türkay ve BUSİAD Yönetim Kurulu Başkanı Tuncer Hatunoğlu tarafından takdim edildi.

İsrail, Lübnan'ın güneyini işgal etme planlarını açıkladı. Haber

İsrail, Lübnan'ın güneyini işgal etme planlarını açıkladı.

Askeri generallerle yaptığı bir toplantıda konuşan Katz, İsrail güçlerinin "geri kalan köprüleri ve Litani Nehri'ne kadar olan güvenlik bölgesini kontrol altına alacağını" doğruladı. Litani Nehri, İsrail sınırının yaklaşık 30 kilometre kuzeyinde Akdeniz'e dökülüyor. Bu hamle, İsrail'in Lübnan topraklarının neredeyse onda birine denk gelen bir alanı kontrol altına alma planını gösteriyor. 23 Mart'ta İsrail Maliye Bakanı Bezalel Smotrich de İsrail'in Güney Lübnan'ı ilhakıyla ilgili bir açıklama yaptı. İsrail radyosunda yayınlanan bir programda konuşan Smotrich, Lübnan'daki askeri harekatın "hem Hizbullah kararıyla hem de İsrail'in sınırlarında yapılacak değişiklikle tamamen farklı bir gerçeklikle sona ermesi gerektiğini" söyledi. Bu açıklamaya karşılık olarak, Lübnan'daki Hizbullah güçleri, İsrail ordusunun güneyi işgal etmesini engellemek için savaşacaklarını ve bunun Lübnan devleti için "varoluşsal bir tehdit" olduğunu açıkladı. Hizbullah'ın üst düzey yetkililerinden Hasan Fadlallah, Litani Nehri'nin güneyinde İsrail'in herhangi bir işgaline karşılık verileceğini belirtti. "Bu saldırganlıkla yüzleşmekten başka seçeneğimiz yok" dedi. İsrail, son on yıllarda Lübnan'a defalarca saldırdı ve ülkenin güneyini 2000 yılına kadar işgal etti. 13 Mart'tan bu yana İsrail ordusu, Litani Nehri üzerindeki beş köprüyü yıktı ve sınır köylerindeki çok sayıda evi yerle bir etti; bu eylemlerin Hizbullah'a karşı bir kampanyanın parçası olduğunu iddia ediyorlar. BM sözcüsü Stephane Dujarric, İsrail'den gelen açıklamaların "son derece endişe verici" olduğunu söyledi. "Bu, görmek istediğimiz son şey. Bu, Güney Lübnan halkının görmek istediği son şey" diye ekledi. Çatışmalar Lübnan'da ağır can ve mal kayıplarına yol açtı. Yerel yetkililere göre, İsrail saldırıları 1.000'den fazla kişinin ölümüne ve bir milyondan fazla kişinin yerinden edilmesine neden oldu.

Costa: Şu ana kadar bu savaşın tek bir kazananı var, o da Rusya Haber

Costa: Şu ana kadar bu savaşın tek bir kazananı var, o da Rusya

Avrupa Birliği (AB) Konseyi Başkanı Antonio Costa, 9-13 Mart tarihleri arasında Brüksel'de gerçekleştirilen yıllık AB Büyükelçiler Konferansı'nda konuştu.Büyükelçilere hitabında dünyada kutuplaşma ve parçalanmanın arttığını ve böyle bir ortamda Avrupa'nın küresel vizyonunun stratejik bir varlık olduğunu ifade eden Costa, dünyadaki yeni gerçekliğin Rusya'nın barışı ihlal ettiği, Çin'in ticareti bozduğu ve ABD'nin kurallara dayalı uluslararası düzeni sorguladığı bir gerçeklik olduğunu söyledi. AB'nin görevinin kurallara dayalı uluslararası düzeni savunmak olduğunu söyleyen Antonio Costa, "Uluslararası hukukun ihlalleri, ister Ukrayna'da, ister Grönland'da, ister Latin Amerika'da, ister Afrika'da, ister Gazze'de veya Orta Doğu'da olsun, kabul edilmemelidir. İnsan hakları ihlalleri de, ister İran'da, ister Sudan'da, ister Afganistan'da olsun, kabul edilemez" dedi. Orta Doğu'daki savaşın son derece kaygı verici olduğunu ve durumun temel nedenlerinden İran'ın sorumlu olduğunu söyleyen AB Konseyi Başkanı Costa, "Gerginliğin daha fazla tırmanmasından kaçınmalıyız. Böyle bir yol, Orta Doğu'yu, Avrupa'yı ve daha geniş bölgeleri tehdit eder. Bunun sonuçları ağırdır. Ekonomik alanda da ağırdır. Hürmüz Boğazı'nın ablukaya alınması bunun açık örneğidir" diye konuştu. "Kalıcı bir barış için Rusya'yı müzakereye zorlamalıyız" AB Konseyi Başkanı Antonio Costa, "Şu ana kadar bu savaşın tek bir kazananı var, o da Rusya. Rusya, uluslararası hukuku ihlal ederek Ukrayna'nın konumunu sürekli olarak zayıflatıyor. Rusya, enerji fiyatlarının yükselmesi sayesinde Ukrayna'ya karşı yürüttüğü savaşın finansmanı için yeni kaynaklar elde ediyor" ifadelerini kullandı. Rusya'nın ayrıca Orta Doğu'daki savaşın gündemin merkezine oturması nedeniyle Ukrayna'ya ilginin azalmasından da istifade ettiğini söyleyen Costa, "Rusya üzerinde baskıyı sürdürmeli, Ukrayna için kabul edilebilir ve Avrupa'nın güvenliğini zayıflatmayacak adil ve kalıcı bir barış için Rusya'yı müzakereye zorlamalıyız. Umarım, yarın mevcut yaptırımların uzatılmasını onaylar ve 20. Yaptırım Paketi'nin kabulü yönünde ilerleriz" dedi. "BM, reformdan geçirilmeli ancak yerine başka bir yapı konulamaz" AB'nin Birleşmiş Milletler'in (BM) güçlü bir destekçisi olmaya devam edeceğini de ifade eden Costa, "BM, reformdan geçirilmeli, ancak yerine başka bir yapı konulamaz. BM, çok taraflı sistemin temel taşı olmaya devam etmelidir. BM, evrensel meşruiyete sahip tek forumdur. Ayrıca, etkili ve çok taraflı iş birliğini sürdürebilecek güce sahip tek platformdur" şeklinde konuştu. Costa, BM sisteminin ciddi finansal kısıtlamalarla karşı karşıya olduğu dönemde, AB'nin küresel dayanışmada öncü rol oynamaya devam edeceğini söyledi. "Mercosur ve Hindistan ile ticaret anlaşmaları, gerçek bir dönüm noktası oldu" AB'nin dünyanın en kapsamlı ticaret anlaşmaları ağını kurduğunu ve bu ağın 80 ticaret ortağını kapsadığını vurgulayan Antonio Costa, "Ayrıca, 27 ülkeyle daha anlaşmalar müzakere ediyor ve onay sürecini yürütüyoruz. Bunlar arasında Meksika, Avustralya, Endonezya, Tayland, Filipinler ve Birleşik Arap Emirlikleri de yer alıyor" ifadelerini kullandı. AB Konseyi Başkanı Costa, "Yakın zamanda imzalanan Mercosur ve Hindistan ticaret anlaşmaları, gerçek bir dönüm noktası oldu. Bu anlaşmalar, 32 ülkeyi ve yaklaşık 3 milyar insanı kapsıyor" diye konuştu. Görevi süresinde genişlemeyi de bir öncelik olarak kabul ettiğini ifade eden Antonio Costa, Ukrayna'nın AB'ye üyelik başvurusunun genişleme sürecinde Moldova ve Batı Balkan ülkelerini de etkileyen bir dinamizme yol açtığını söyledi. AB Konseyi Başkanı, "Bu ülkelerin geleceği, AB içindedir. Lakin katılım süreci, liyakat esasına dayalı olmalıdır" dedi. Konuşmasında 2025 yılında Avrupa savunmasına odaklandıklarını ve 2026'yı ise Avrupa'nın rekabetçilik yılı yapmak istediklerini söyleyen Costa, "Bu iki alan, Avrupa'nın egemenliğinin temel sütunlarıdır. ABD'nin Grönland'a yönelik tehditlerine AB olarak verilen kararlı ve etkili yanıt, küresel konumumuzun nasıl güçlendiğinin bir örneğidir" şeklinde konuştu.

Kendisini MİT ve NATO temsilcisi diye tanıtan şahıs depremzedeleri dolandırdı Haber

Kendisini MİT ve NATO temsilcisi diye tanıtan şahıs depremzedeleri dolandırdı

Ankara’da kendisini MİT mensubu, diplomat, kamuda yönetici, NATO Temsilcisi, BM Temsilcisi olarak tanıtan Şerife Yılmaz, Emniyet güçleri tarafından yakalandı. Tutuklanan Şerife Yılmaz’ın dolandırıcılığa manav, bahçıvan, lokanta, taksici gibi esnaf sınıfından başladığı tespit edildi. Yılmaz, “Savaş gazisi, kritik/özel görevlerin sorumlusu, iffetli ve dürüst bir kadınım, haram yemedim” diyerek depremzede ve hacı adaylarını da dolandırdı. Yılmaz, aldığı paraları talep edenlere ise ABD vatandaşı olduğunu, yurt dışından yeni geldiğini ve yurtdışı hesaplarından paranın geçmesinin uzun süreceğini belirterek zaman kazandı. Alacak talepleri arttıkça sahte dekont düzenlemeye başladı. O da fayda etmeyince üst düzey kamu görevlisi olduğu yalanıyla alacaklıları gözaltına aldırmakla tehdit etti. Binbir surat Şerife Kendisini MİT mensubu, diplomat, kamuda yönetici, NATO Temsilcisi, BM Temsilcisi gibi sahte unvanlarla tanıtan Şerife Yılmaz, bu yolla çoğunluğu üst düzey siyasetçi ve kamu/özel sektör yöneticilerini de hedef aldı. Asıl amacı güvenlik bürokrasisine sızmaktı. Şerife Yılmaz, akademik camia mensuplarını da es geçmedi. Kamuoyunca tanınan ünlü ekonomistler de radarına girdi. Yapay zekadan istifade etti Dolandırıcılık faaliyetlerinde teknolojiden de faydalanan Şerife Yılmaz, yapay zekayı kullandı. Yapay zeka ile sahte doküman ve görsel üreterek, geniş ve nüfuzlu bir çevreye sahip olduğu intibası uyandırdı. Sahte belgelerle kurbanlarına söylediği yalanları güçlendirdi. Kamu görevlilerini görev yerini değiştirmekle tehdit etti Şerife Yılmaz, kamu görevlileri ile yakın ilişki geliştirme girişimlerinde de bulundu. Sevgili olma bahanesiyle kontak kurduğu kamu görevlilerinden, ilişki teklifine olumsuz yanıt verenleri, üst düzey tanıdıklarına şikâyet ederek “görev yerinin değiştirilmesi” ile tehdit etti.

Cumhurbaşkanı Erdoğan: Türkiye, tarafsız kalmayacak Haber

Cumhurbaşkanı Erdoğan: Türkiye, tarafsız kalmayacak

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, TBMM’de düzenlenen milletvekilleriyle iftar programında yaptığı konuşmada, Türkiye’nin uluslararası ve bölgesel krizlerde tarafsız kalmayacağını belirtti. Türkiye’nin hem bölgesel, hem de küresel meselelerde aktif bir diplomatik duruş sergileyeceğini ve hak, adalet ve insan odaklı politikaların öncelikli olacağını ortaya koyan Cumhurbaşkanı Erdoğan, konuşmasında, “Biz, kardeşlerimiz ve komşularımızın huzurunu bozan hadiselerde tarafsız değiliz. Tüm dünyanın geleceğini tehdit eden konularda tarafsız değiliz” dedi. Türkiye’nin tutumunu da özetleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Türkiye; sulh ve sükûnun tarafında. Huzurun ve istikrarın tarafında. Dayanışmanın ve işbirliğinin tarafında. Evrensel değerlerin, adaletin ve kalkınmanın tarafında. Sorunların diyalog ve diplomasiyle çözülmesinin tarafında" diye konuştu. Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan, Milletvekilleri ile İftar Programı’nda konuştu: “Biz, bölgemizi ve insanlığı ilgilendiren meselelerde asla tarafsız değiliz. Biz, kardeşlerimiz ve komşularımızın huzurunu bozan hadiselerde tarafsız değiliz. Biz, tüm dünyanın… pic.twitter.com/kKR6FcxZDK — T.C. İletişim Başkanlığı (@iletisim) March 3, 2026 Çatışma yerine müzakereyi, savaş yerine barışı, öldürme ve soykırım yerine insanı yaşatmayı savunduklarını belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Mazlumların göz yaşını dindirmenin, zulmü engellemenin tarafındayız. İnşallah bu çizgimizi ve duruşumuzu her daim koruyacağız” dedi. Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın konuşmasından bazı satır başları şöyle: "Sizlerin ailelerinizin ve elbette sizlerin şahsında vekili bulunduğunuz aziz milletimizin Ramazn-ı Şerifini tebrik ediyor, rahmet, mağfiret ve bereket kapılarının açıldığı bu mübarek ayın başta mazlum coğrafyalar olmak üzere İslam coğrafyasına ve insanlığa hayırlar getirmesini Cenabı Allah’tan niyaz ediyorum. Gazi Meclisimizde milletin emanetine layıkıyla sahip çıkmış, ancak artık aramızda olmayan milletvekillerimize yüce Allah'tan rahmet diliyorum. Milli mücadelenin en sancılı günlerinde İstiklal Harbimizin Başkomutanı Gazi Mustafa Kemal'in 'ölmez bu vatan farzı muhal, ölse de hatta çekmez kürenin sırtı bu tabutu cesimi' mısralarında vücut bulan 'ya istiklal ya ölüm' davasını bir kez daha kemal-i hürmetle selamlıyorum. Bu vatan ölmez, ölmesi farzu muhaldir. O farzu muhal olsa dahi tüm dünya bu ağırlığın altında kalıp çökecektir. Türkiye Türkiye'den büyüktür sıradan bir söz değildir. Bu ifade kendi varlığının farkında olan milletin inancı, irade, aşkının tespit ve tescilidir. Asıl ve asil olan milletin vekilleri olarak bugün o inancı, o aşkı, o iradeyi sizler temsil ediyorsunuz. Şahsım, ülkem ve milletim adına her birinize ayrı ayrı teşekkür ediyorum. İstiklalimiz, cumhuriyetimiz adına, milletçe yaşadığımız onurlu hayat adına minnettar olduğumuz TBMM mensupları olarak sizler de biliyorsunuz ki topyekün dünya kritik dönemlerden geçiyor. Uluslararası kurum ve kuruluşların etkisizleştiği, güç dengesinin giderek bozulduğu, uluslararası anlaşmaların yamalı bohçaya döndüğü, geleneksel diplomasi anlayışının terk edildiği bir eksen kaynamasını hep beraber tecrübe ediyoruz. II. Dünya Savaşı sonrası kurulan dünya sistemi tabiri caizse çatır çatır çatırdıyor, temelinden sarsılıyor. Dünya ısınıyor, ısıtılıyor. Küresel adaletsizlik daha da derinleşiyor, kronikleşiyor. Eski düzen yıkılırken yerine neyin konulacağı tam olarak bilinmiyor. Dünyanın kaba kuvvetin ve güçlünün hukukunun işletildiği kaotik döneme sürükleniyor. Komşumuz İran'a yönelik saldırılarla başlayan sürece şahitlik ediyoruz. BM sisteminin sembolize ettiği egemen eşitlik, anlaşmazlıkların diplomasiyle çözümü gibi prensipler bizzat bu sistemin kurucuları tarafından acıkınca yenilen putlara dönüştürülmüş durumda. Yıllardır bize hukuk, insan hak ve hürriyetlerinden bahsedenlerin bizzat kendileri bu değerleri yok sayıyor. Çiğnemekte hiçbir beis görmüyorlar. Belirsizlik, gerilim, çatışma ve hukuksuzluğun norm haline geldiği böyle hassas konjonktürde Türkiye'nin tavrı bellidir. Biz bölgemiz ve insanlığı ilgilendiren meselelerde asla tarafsız değiliz. Biz kardeşlerimiz ve komşularımızın huzurunu bozan hadiselerde tarafsız değiliz. Tüm dünyanın geleceğini tehdit eden konularda tarafsız değiliz. Türkiye olarak sulhü sükunun tarafındayız. Huzurun ve istikrarın, dayanışmanın ve işbirliğin tarafındayız. Evrensel değerler, adalet ve kalkınmanın tarafındayız. Sorunların diyalog ve diplomasiyle çözülmesinin tarafındayız. Savaş yerine barışın tarafındayız. Öldürmenin, katletmenin, haydutların, soykırımcıların değil hakkın, hakikatin, insanı yaşatmanın tarafındayız. Mazlumların gözyaşını dindirmenin, zulmü engellemenin tarafındayız. Bu çizgimizi, duruşumuzu her daim koruyacağız. Nasıl bugünlere oyunları bozarak geldiysek, bize insan ve demokrasi hakları dersi verenler susarken hakkı haykırdıysak, zalimlere boyun eğmediysek adaletsizlikler karşısında dik durmaya devam edeceğiz. Basiretli düşünmeye, soğukkanlı olmaya, sağduyulu davranmaya devam edeceğiz. Yakın çevremizde füzeler havada uçuşurken 86 milyonun tek bir ferdinin kılına dahi zarar gelmemesi için dikkatli, temkinli, sabırlı, fakat haydutlar karşısında bir o kadar dirayetli olmaya devam edeceğiz. Dünyanın fırtınalı sularda seyrettiği günümüzde altyapı, ekonomi, diplomasi, ordu, savunma sanayimizi güçlendirerek, milli birliğimizi tahkim ederek Türkiye Yüzyılı'na hazırlanıyoruz. Türkiye Yüzyılı vizyonumuzun köşe taşlarından biri terörsüz Türkiye ve terörsüz bölge hedefleriyle yürüttüğümüz çalışmalardır. 23 Nisan 1920'den bugüne Meclisimiz milli dertlere milli reçeteler yazma konusunda maharetini farklı vesilelerle göstermiştir. Bu gazi Meclis ülkenin ve milletin canını yakan her türlü soruna çözüm üretecek kapasiteye, demokratik olgunluğa hamdolsun bugün de ziyadesiyle sahiptir. 5 Ağustos'ta kurulan Mili Dayanışma Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu tarihi misyonunu başarıyla yerine getirdi. Komisyon nihai raporunu kabul etmiş, sürece olan inancını göstermiş, terörsüz Türkiye'ye giden yolda ufuk açıcı bir rol üstlenmiştir. Başta Meclis Başkanımız sayın Kurtulmuş olmak üzere komisyonda görev alan tüm milletvekillerine yürekten teşekkür ediyorum. Partimizi ve ittifakımızı komisyonda başarıyla temsil eden arkadaşlarıma teşekkür ediyorum. Önümüzdeki günlerde ülkemizi bu sorundan kurtarmak için gerekli özgüveni ve cesareti göstereceklerine inanıyorum. Türkiye'yi girdiği bu yoldan geri döndürmek isteyenler olacaktır. Biz bunlara aldırmayacağız. Emin ve kararlı ve cesur adımlarla ilerleyeceğiz. Bu fırsatı heba etmeyecek, heba edilmesine izin vermeyeceğiz. AK Parti ve Cumhur İttifakı olarak diğer siyasi partilerimizin de müspet katkıları ve sorumluluk duygusuyla hareket edeceğiz. Yarım asırdır milletimizin ayağına bağ olan, onbinlerce vatandaşımızın canını yakan, ülkemize ekonomik maliyeti 2 trilyon doları aşan bu musibetten Türkiye'yi inşallah kurtaracağız. Bunu da kardeşlik hukuku içinde, vatandaşlık hukuku içinde şehitlerimizin ruhlarını muazzep etmeden, gazilerimizi ve şehit yakınlarımızı müteessir etmeden meşru ve makul zeminde gerçekleştireceğiz. Aynı hassasiyeti bu çatı altındaki her bir milletvekilinden, tüm siyasi partilerden beklediğimizi vurgulamak istiyorum. İnşallah Türkiye bu meseleyi kalıcı olarak geride bıraktığında ağır yüklerinden kurtulmuş aydınlık yarınlara doğru koşar adım gidecektir."

Çelik: Diplomasi oyalama aracı olamaz, saldırı hukuksuzdur Haber

Çelik: Diplomasi oyalama aracı olamaz, saldırı hukuksuzdur

AK Parti Sözcüsü Ömer Çelik, İran’a yönelik saldırılar ve bölgedeki gelişmelere ilişkin açıklamalarda bulundu. Çelik, diplomasi süreçlerinin devam ettiği bir dönemde gerçekleştirilen saldırının “hakkaniyetsiz ve hukuksuz” olduğunu ifade etti. Umman ve Cenevre’de yürütülen görüşmelerde ilerleme kaydedildiğine dair açıklamalar yapıldığını hatırlatan Çelik, Cumhurbaşkanı’nın müzakere masasının kurulması için yoğun diplomatik çaba gösterdiğini, bu kapsamda ABD Başkanı Donald Trump, İran Cumhurbaşkanı Pezeşkiyan ve diğer taraflarla temaslarda bulunduğunu söyledi. Saldırıların halen devam ettiğini belirten Çelik, İran’da bir kız ilkokulunun bombalandığını, çok sayıda öğrencinin ve sivilin hayatını kaybettiğini aktardı. Dini lider, üst düzey askeri ve siyasi yetkililerin de yaşamını yitirdiğini ifade eden Çelik, İran halkına taziyelerini ileterek dayanışma mesajı verdi. Cumhurbaşkanı’nın Almanya Şansölyesi ile görüştüğünü belirten Çelik, çatışmanın bir an önce durdurulması ve çözümün masada aranması gerektiğini vurguladı. Çelik, Birleşmiş Milletler üyesi egemen bir ülkeye yönelik bu tür müdahalelerin hukuki temeli olmadığını belirterek, toprak bütünlüğüne ve devlet yöneticilerine yönelik saldırıların uluslararası düzen açısından ciddi sonuçlar doğuracağını söyledi. Rejim değişikliği gerekçesiyle yapılan müdahalelerin geçmişte büyük krizlere yol açtığını ifade eden Çelik, küresel düzeye yayılabilecek bir savaş riskine dikkat çekti. BM üyesi bir ülkenin yöneticilerine, siyasetçilerine ve askeri yetkililerine suikast düzenlenmesinin uluslararası hukuk açısından gayrimeşru olduğunu belirten Çelik, bu tür eylemlerin uluslararası meşruiyet kavramını zedelediğini söyledi. Hiçbir ülkenin başka bir ülkeye rejim değişikliği dayatma hakkı olmadığını vurguladı. Çelik ayrıca, İran’ın ABD üslerini gerekçe göstererek üçüncü ülkelerin topraklarını hedef almasının da kabul edilemez olduğunu belirtti. Ömer Çelik, İran’ın meşru müdafaa hakkı ile bölgesel savaşı tetikleyebilecek adımlar arasında ayrım yapması gerektiğini ifade etti. Türkiye’nin gelişmeleri yakından takip ettiğini kaydeden Çelik, sınır güvenliği, olası göç hareketleri, Hürmüz Boğazı’ndaki gelişmeler ve petrol fiyatlarının ekonomiye etkisi gibi başlıklarda hazırlık yapıldığını söyledi. Devlet kurumlarının koordinasyon içinde çalıştığını belirten Çelik, Türkiye’nin güvenlik denkleminin olası senaryolara karşı güncellendiğini ifade etti. Yurt dışındaki Türk vatandaşlarına konsoloslukların 7 gün 24 saat hizmet verdiğini ve gerekli desteğin sağlandığını aktardı. Çelik, açıklamalarının sonunda muhalefete de çağrıda bulunarak, zor dönemlerde siyasi birlik ve sorumluluk bilinciyle hareket edilmesi gerektiğini söyledi. Ana muhalefet partisi liderinin açıklamalarını eleştiren Çelik, daha sağduyulu ve gerçekçi değerlendirmeler yapılmasının faydalı olacağını ifade etti.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.