SON DAKİKA
Hava Durumu

#Birleşmiş Milletler

Bursa Digital, Bursa Haber, Bursa Son Dakika - Birleşmiş Milletler haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Birleşmiş Milletler haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Sudan 'da açlık krizi tırmanıyor Haber

Sudan 'da açlık krizi tırmanıyor

CARE International, Action Against Hunger, Uluslararası Kurtarma Komitesi, Mercy Corps ve Norveç Mülteci Konseyi tarafından 13 Nisan'da yayınlanan bir rapora göre, Sudan ordusu ile rakibi Hızlı Destek Kuvvetleri (RSF) arasındaki yaklaşık üç yıllık çatışma, ülkenin gıda sistemini harap ederek yaygın kıtlığa ve büyük ölçekli yerinden edilmelere yol açmıştır. 15 Nisan'da üçüncü yılına girmesi beklenen savaş, birçok tarlayı, yolu ve pazarı tahrip ederek tüm gıda tedarik zincirini aksatmıştı. Bu durum özellikle Kuzey Darfur ve Güney Kordofan eyaletlerinde çok daha vahim; buralarda birçok aile günde sadece bir öğün yemek yiyebiliyor, hatta tüm gün aç kalmak zorunda kalıyor veya hayatta kalmak için yaprak ve hayvan yemiyle besleniyor. Önemli bir destek kaynağı olan topluluk mutfaklarının kaynakları tükeniyor; ekonomik kriz ve iklim değişikliğinin etkileri ise durumu daha da kötüleştiriyor. Nisan 2023'te ordu ve RSF arasında patlak veren Sudan'daki çatışma, dünyanın en büyük insani krizlerinden birine yol açtı. 12 milyondan fazla insan yerinden edildi, 33 milyondan fazla insan ise insani yardıma muhtaç durumda. Birleşmiş Milletler'e göre, son üç yılda 40.000'den fazla insan hayatını kaybetti; ancak yardım kuruluşları gerçek sayının çok daha yüksek olabileceğine inanıyor. 2026 İnsani Yardım Planı, Sudan nüfusunun %61,7'sine denk gelen yaklaşık 28,9 milyon insanın ciddi gıda güvensizliğiyle karşı karşıya olduğunu gösteriyor. Uluslararası raporlar, etnik çatışmalar ve insan hakları ihlalleri de dahil olmak üzere çok sayıda şiddet olayını belgeliyor. El-Fasher ve Kadugli gibi bazı bölgelerde kıtlık doğrulandı, Um Baru ve Kernoi gibi yerlerde ise akut yetersiz beslenme göstergeleri acil durum seviyelerini aştı. Raporda, savaşın yalnızca tarımsal üretimi sekteye uğratmakla kalmadığı, aynı zamanda kıtlığı bir baskı aracı olarak kullandığı, çiftliklerin ve pazarların kasıtlı olarak yok edilmesi gibi durumlara da işaret ettiği belirtildi. Kadınlar ve kız çocukları, yiyecek ve su ararken şiddet ve tacize maruz kalma riski daha yüksek olan, en ağır şekilde etkilenen gruptur. Kadınların yönettiği hanelerin, erkeklerin yönettiği hanelere kıyasla gıda güvensizliği yaşama olasılığı üç kat daha fazladır.

Dışişleri Bakanı Hakan Fidan: Bu anlamsız savaşın bitmesi gerekiyor Haber

Dışişleri Bakanı Hakan Fidan: Bu anlamsız savaşın bitmesi gerekiyor

Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, İletişim Başkanlığı tarafından düzenlenen ’STRATCOM Zirvesi 2026’ programında bölgesel ve küresel son gelişmelere dair açıklamalarda bulundu. Bakan Fidan, "Bu İsrail’in savaşı değil aslında. Bütün dünya bunun bedelini ödüyor. Jeopolitik ve ekonomik sıkıntılar giderek artıyor ve çok ciddi bir seviyeye ulaşmakta. Bizler en üst düzeyde itidal çağrısında bulunuyoruz. Bu çatışma yaraları ciddi şekilde derinleştirebilir" dedi. Savaştan tek çıkış yolunun ise gerilimin azaltılması ve diplomasi olduğunu kaydeden Fidan, "İşte bu nedenle Türkiye bölge ülkelerdeki ortaklarıyla koordine halinde, diplomatik çözümler için hareket etmelidir. Amacımız eyleme geçirebilir adımlar atabilmek ve bu çatışmanın bir an önce sona erdirilmesini sağlamak. Bu anlamsız savaşın bitmesi gerekiyor" ifadelerini kullandı. Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, İletişim Başkanlığı tarafından düzenlenen ’STRATCOM Zirvesi 2026’ programına katıldı. İstanbul’da düzenlenen zirve yerli ve yabancı çok sayıda katılımcıyı bir araya getirdi. Zirvede, uluslararası sistemde yaşanan dönüşüm, küresel yönetişim krizleri ve stratejik iletişimin artan önemi, savaşın ülkeler üzerindeki etkileri masaya yatırıldı. Stratejik, diplomatik ve entelektüel etkileşim açısından küresel bir platform haline gelen zirvede, dünyanın farklı bölgelerinden katılımcılar bir araya geldi. Program kapsamında gerçekleştirilen oturumlarda, uluslararası sistemde yaşanan kırılmalar, çok taraflı iş birliklerinin geleceği ve iletişim stratejilerinin kriz yönetimindeki rolü değerlendirildi. Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, STRATCOM Zirvesi’nde konuştu: "Netanyahu'nun siyasi bekası için yürütülen bir savaş bu ve yine de bütün dünyayı etkileyen, dünyanın geri kalanını etkileyen bir tablo. Bu nedenle de işte bizler en üst düzeyde itidal çağrısında bulunuyoruz. Çünkü bu… pic.twitter.com/Xns9IKHBFA — T.C. İletişim Başkanlığı (@iletisim) March 28, 2026 Zirvede açıklamalarda bulunan Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, "Bu İsrail’in savaşı değil aslında. Bütün dünya bunun bedelini ödüyor. Jeopolitik ve ekonomik sıkıntılar giderek artıyor ve çok ciddi bir seviyeye ulaşmakta. Bizler en üst düzeyde itidal çağrısında bulunuyoruz. Bu çatışma yaraları ciddi şekilde derinleştirebilir. Yalnızca şehirlere değil, insanların kalplerinde ve zihinlerinde ciddi etkiler oluşturabilir. Bu noktada savaştan tek çıkış yolumuz ise gerilimin azaltılması ve diplomasi. İşte bu nedenle Türkiye bölge ülkelerdeki ortaklarıyla koordine halinde, diplomatik çözümler için hareket etmelidir. Amacımız eyleme geçirebilir adımlar atabilmek ve bu çatışmanın bir an önce sona erdirilmesini sağlamak. Bu anlamsız savaşın bitmesi gerekiyor" dedi. "Küresel yönetişimin mevcut durumu işlevsiz, felç olmuş ve sürdürülemezdir" Bu zirvenin stratejik, diplomatik ve entelektüel etkileşim açısından gerçekten küresel bir platform haline geldiğini kaydeden Bakan Fidan, "Bu yılki Uluslararası Stratejik İletişim Zirvesi’nde bulunmaktan büyük memnuniyet duyuyorum. Bu zirve, stratejik, diplomatik ve entelektüel etkileşim açısından gerçekten küresel bir platform haline gelmiştir. Bu nedenle, dünyanın en zor sorularının dürüstçe ele alınabildiği bir zemine dönüştürdüğü için İletişim Başkanlığı’nı takdir ediyorum. Bu yılın teması bundan daha isabetli ve güncel olamazdı. Biz yalnızca bir istikrarsızlık döneminden geçmiyoruz; aynı zamanda sistemsel bir kırılma yaşıyoruz. Bu durum, daha derin bir bozulmanın sonucudur. Bozulma, uluslararası sistemin ahlaki pusulasını, stratejik tutarlılığını ve meşruiyet üretme kapasitesini kaybetmesiyle ortaya çıkar. Krizler ise barış ve güvenliği sağlamak için kurulmuş kurumlar artık çatışmaları kontrol altına alamadığında, tırmanmayı önleyemediğinde veya barışa giden yollar oluşturamadığında ortaya çıkar. Dolayısıyla çağımızın belirleyici siyasi sorusu oldukça basittir, uluslararası sistem hala devletler arasındaki ilişkileri adalet, öngörülebilirlik ve güven temelinde yönetme otoritesi ve inandırıcılığına sahip mi? Bugün ne yazık ki cevap acı bir şekilde açıktır. Küresel yönetişimin mevcut durumu işlevsiz, felç olmuş ve sürdürülemezdir" şeklinde konuştu. Bu sistemsel bozulmanın bir anda ortaya çıkmadığını ifade eden Bakan Fidan, "Bu, Türkiye’nin yıllardır sistematik olarak dile getirdiği yapısal sorunların bir sonucudur. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın küresel adalet çağrısı ve uluslararası kurumların reformu yönündeki vurgusu bir siyasi slogan değil, bir teşhisti. Birçok kişinin ancak kriz kendi kapılarına dayandığında fark ettiği bir teşhis. Birleşmiş Milletler kürsüsünden ve sayısız çok taraflı platformda biz bu tehlikeye sürekli dikkat çektik. O dönemde ise pek çok kişi jeopolitik konfor alanlarının oluştuğu illüzyonu tercih etti. Yıllar boyunca, işlevsiz düzenin bedeli başkaları tarafından ödendiği sürece, birçok aktör kendi çıkarlarına hizmet eden sistemi sürdürmekten memnundu. Ancak bugün bu sistem dağılmış durumda. Adaletsiz sistemden rahatça faydalananlar, krizlerin artık kendi kıyılarına ulaşmasıyla gerçekle yüzleşiyor. Eğer bu, sistemsel kırılma çağıysa, o zaman daha net bir soru sormamız gerekir: Tam olarak ne tartışılıyor? Yeni ağırlık merkezi neresi olacak teknolojiyi kim yönlendirecek ve burada istenilen değerler nasıl kurulacak. Bu liste giderek artabilir ve bu sorular önümüzdeki 100 yılı şekillendirecek. Bu sorular akademik değil, gerçek çatışma sahalarından çıkan sorular. Türkiye bu çatışmanın merkezinde bulunmakta, aslında İsrail’in oluşturduğu gerilimler ile daha büyük bir savaşa doğru yöneliyoruz" diye konuştu. "Bu noktada savaştan tek çıkış yolumuz ise gerilimin azaltılması ve diplomasi" Bakan Fidan, "Biz Türkiye olarak özellikle bölge ülkelerini ciddi bir çatışmaya sürükleyecek her türlü duruma karşıyız. İran’ın girişimleri Körfez ülkelerini etkiliyor. Net bir şekilde ifade etmek gerekiyor ki bu sadece İsrail’in savaşı değil aslında. Bütün dünya bunun bedelini ödüyor. Jeopolitik ve ekonomik sıkıntılar giderek artıyor ve çok ciddi bir seviyeye ulaşmakta. Birinci günden itibaren biz bu tehlikeli tabloyu gördük. Bizler en üst düzeyde itidal çağrısında bulunuyoruz. Bu çatışma yaraları ciddi şekilde derinleştirebilir. Yalnızca şehirlere değil, insanların kalplerinde ve zihinlerinde ciddi etkiler oluşturabilir. Bu noktada savaştan tek çıkış yolumuz ise gerilimin azaltılması ve diplomasi. İşte bu nedenle Türkiye bölge ülkelerdeki ortaklarıyla koordine halinde, diplomatik çözümler için hareket etmelidir. Suudi Arabistan, Katar, Birleşik Arap Emirliklerini ziyaret ettim yakın dönemde ve devam eden çatışma karşısında bölge ülkelerle bir dayanışma ortaya koymaya çalıştık. İsrail’in politikalarına da karşı durduğumuzu ifade etmek isterim. Bu çabaları daha operasyonel hale getirmek için üst düzey bir diyalog sürdürmeye çalışıyoruz. Amacımız eyleme geçirebilir adımlar atabilmek ve bu çatışmanın bir an önce sona erdirilmesini sağlamak. Bu anlamsız savaşın bitmesi gerekiyor" ifadelerini kullandı.

Petrol  krizi Tayland 'ıda vurdu halk istasyonlara akın etti Haber

Petrol krizi Tayland 'ıda vurdu halk istasyonlara akın etti

Orta Doğu’da devam eden savaşın yol açtığı petrol krizinden en fazla etkilenen bölgelerden biri olan Güneydoğu Asya’da kriz derinleşiyor. Tayland hükümetinin dün akaryakıta uyguladığı 6 bahtlık zammın ardından ülke genelinde sürücüler akaryakıt istasyonlarına akın etti. Başkent Bangkok ve çevresindeki bazı istasyonlarda kilometrelerce uzunlukta araç kuyrukları oluştu. Araçların istasyonlara kontrollü şekilde alınması nedeniyle vatandaşlar binek araç, motosiklet ve hatta yaya olarak yüksek sıcaklık altında saatlerce bekledi. Birçok istasyonda ise yakıtın kısa sürede tükenmesi nedeniyle satışlar durdu. Akaryakıt krizinin ulaşım sektörüne de doğrudan yansıdığı ülkede, başkentteki Suvarnabhumi Havalimanı’nda hizmet veren taksilerin büyük bölümü faaliyetlerini azalttı ya da durdurdu. Havalimanına kayıtlı 5 binden fazla taksiden yaklaşık yarısının aktif olarak çalışmadığı, sürücülerin yakıt bulamama riski nedeniyle özellikle uzun mesafeli seferlerden kaçındığı öğrenildi. Tayland genelinde devam eden kriz, tarım, hayvancılık ve gıda sektörlerini de olumsuz etkiledi. Ülke genelinde birçok tarım kooperatifi, dernekler ve sivil toplum kuruluşları, üreticilerin yaşadığı sıkıntıları dile getirirken, tarım sektöründe üretimin yavaşladığı konusunda uyarılarda bulundu. Ayrıca ülkede gıda sektörünün önemli bir parçası olan balıkçılıkta da kriz yaşanıyor. Balıkçılık sektörü temsilcileri, artan maliyetler nedeniyle teknelerin limandan ayrılamadığını belirterek destek sağlanmaması halinde sektörün durma noktasına gelebileceği uyarısında bulundu. Tayland hükümeti ise çiftçilere destek amacıyla piyasanın üzerinde fiyatla pirinç alımı ve gübre sübvansiyonu gibi önlemler açıkladı. Ancak uzmanlar, akaryakıt fiyatlarındaki artışın ulaşım ve üretim maliyetleri üzerinden geniş çaplı ekonomik baskı oluşturmaya devam edebileceğini belirtiyor. Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü söz konusu gelişmeleri küresel gıda sistemleri açısından ciddi risk olarak değerlendirirken, Dünya Gıda Programı ise krizin uzaması halinde dünya genelinde gıda güvensizliği yaşayan kişi sayısının rekor seviyelere ulaşabileceği uyarısında bulundu.

Osmangazi'de 'su' zirvesinde Erdem Saker uyardı Haber

Osmangazi'de 'su' zirvesinde Erdem Saker uyardı

Çevre bilincini artırmaya yönelik çalışmalarıyla dikkat çeken Osmangazi Belediyesi, su kaynaklarının korunması ve sürdürülebilir kullanımına yönelik önemli bir etkinliğe ev sahipliği yaptı. Osmangazi Kent Konseyi iş birliğiyle Şadırvanlı Han Eğitim Akademisi’nde gerçekleştirilen “Sular Şehri Bursa ve Su Politikaları” başlıklı söyleşide, geçmiş dönem Bursa Büyükşehir Belediye Başkanı Erdem Saker düşüncelerini paylaştı. Uzun yıllar Devlet Su İşleri’nde görev yapan ve belediye başkanlığı döneminde de su çalışmalarıyla saygı uyandıran Saker, suyun geçmişten günümüze Bursa için taşıdığı hayati önemi ele aldı. Bursa’nın tarih boyunca sular şehri kimliğiyle anıldığına işaret eden Saker, bu zenginliğin korunmasının her zamankinden daha kritik hale geldiğini, deneyimleriyle birlikte katılımcılara aktardı. “SU KAYNAKLARININ KORUNMASI VE DOĞRU KULLANILMASI ÇOK ÖNEMLİ” Sürdürülebilir politikaların önemini vurgulayan geçmiş dönem Bursa Büyükşehir Belediye Başkanı Erdem Saker, “Bugün dünyada bir yandan nüfus patlıyor, diğer yandan iklim değişikliği gibi doğal bir felaket ile karşı karşıyayız. Dolayısıyla su kaynaklarının korunması ve doğru kullanılması çok önemli. Onun için bunu toplum olarak en bilinçli bir şekilde ele almalıyız. Hatta ilkokulda çocuklara aktararak, suyun tasarruflu kullanılmasını, kirletilmemesini ve bütün toplumun her kesiminde bu adımları atarak ilerlemek lazım. Eğer bu yerküre üzerinde yaşayacaksak, yaşam pınarımız olan suyu da çok iyi muhafaza etmemiz lazım. Suyu, dönüştürerek yeniden kullanmalıyız. Her santimetreküpünü çok dikkatli kullanmak zorundayız. Eğer bu konuda vurdumduymaz olursak tabiatıyla kriz yaratır ama toplumlar artık bunu gündeminde tutuyor. Mesela Birleşmiş Milletler dahi artık suyu bir gündem maddesi olarak önüne alıyor ve bütün ülkelere yayıyor.” diye konuştu. Söyleşide plansız tüketimin, su kaynakları üzerinde her geçen gün artırdığı baskıya da değinen Erdem Saker, konuşmasının ardından katılımcılardan gelen soruları da cevaplandırdı. Söyleşinin ardından Osmangazi Kent Konseyi Başkanı Sevim Sakallı ve Osmangazi Kent Konseyi Genel Sekreteri Mutlu Çınar, geçmiş dönem Bursa Büyükşehir Belediye Başkanı Erdem Saker’e teşekkür plaketi takdim etti.

MSB: Türkiye’den Orta Doğu’ya çağrı: İhtilaflar diyalog ve diplomasiyle çözülmeli Haber

MSB: Türkiye’den Orta Doğu’ya çağrı: İhtilaflar diyalog ve diplomasiyle çözülmeli

Milli Savunma Bakanlığı, haftalık basın bilgilendirme toplantısında Orta Doğu’daki gelişmelere ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Açıklamada, ABD ve İsrail ile İran arasındaki çatışmaların bölgedeki barış ve istikrarı tehdit etmeye devam ettiği belirtildi. Bakanlık, Türkiye’nin tüm tarafların itidal göstermesi ve ihtilafların uluslararası hukuk temelinde, diyalog ve diplomasi yoluyla çözülmesi yönündeki kararlı tutumunu sürdürdüğünü vurguladı. İsrail’in Lübnan’da altyapı, sivil tesisler ve yerleşim alanlarına yönelik saldırılarının siviller üzerinde ağır sonuçlar doğurduğu, Litani Nehri güneyinde gerçekleştirdiği kara harekâtı ve köprülerin imhasının ise olası bir işgal politikasının göstergesi olduğu ifade edildi. ABD/İsrail ile İran arasındaki çatışmalar ve İsrail’in devam eden saldırganlığı Orta Doğu’daki barış ve istikrarı tehdit etmeye devam ediyor. Ülkemiz, tüm tarafların itidal göstermesi ve ihtilafların uluslararası hukuk temelinde, diyalog ve diplomasi yoluyla çözülmesi gerektiği… pic.twitter.com/e60a0xIIwJ — T.C. Millî Savunma Bakanlığı (@tcsavunma) March 26, 2026 Suriye’nin güneyinde süren İsrail faaliyetlerinin ülkenin egemenliğini ve toprak bütünlüğünü ihlal ettiği, Batı Şeria’daki yasa dışı yerleşim ve şiddet olaylarının ise bölgedeki kırılganlığı artırdığına dikkat çekildi. Bakanlık, kalıcı barışın tesisi için iki devletli çözümün hayata geçirilmesi ve Filistinlilerin temel haklarının korunmasının elzem olduğunu vurgularken, başta Birleşmiş Milletler olmak üzere uluslararası toplumu, bölgede artan ihlallerin önlenmesi ve uluslararası hukukun etkin şekilde uygulanması için sorumluluk almaya davet etti.

İsviçre bankasına Epstein ile bağlantılı olduğundan şüphelenilerek baskın düzenlendi. Haber

İsviçre bankasına Epstein ile bağlantılı olduğundan şüphelenilerek baskın düzenlendi.

Bu soruşturma, "pedofil milyarder" Jeffrey Epstein ile bağlantılı belgelerde adı geçen Fransız diplomatFabrice Aidan'ı hedef alıyor. Aidan, 2006-2013 yılları arasında Birleşmiş Milletler'e görevlendirilmiş orta düzey bir diplomattı ve daha sonra bu bankada çalıştı. Arama, geçen Cuma günü İsviçre bankasının başkanı Ariane de Rothschild'in huzurunda gerçekleştirildi. Edmond de Rothschild, mali savcı tarafından yürütülen soruşturmada adli sistemle tam işbirliği içinde olduklarını ısrarla belirtiyor. Fabrice Aidan'ın adı, ABD Adalet Bakanlığı tarafından yayınlanan 200'den fazla belgede geçti. Bu kayıtlar arasında, Aidan'ın 2010 ile 2016 yılları arasında hem kişisel hesabından hem de Birleşmiş Milletler hesabından Epstein'e gönderdiği iddia edilen e-postalar da yer alıyordu. Diplomat Fabrice Aidan ve Epstein arasında yapılan e-posta yazışmaları. Bazı e-postalar, Aidan'ın o dönemde BM Güvenlik Konseyi özetlerini ve diğer gizli belgeleri Epstein'e teslim ettiğini gösteriyor. Aidan bu iddialara yanıt olarak herhangi bir yanlışlık yapmadığını reddederken, avukatları henüz resmi bir açıklama yapmadı. Bankaya yakın bir kaynak, 2014-2016 yılları arasında orada çalışan Aidan hakkında şüpheler ortaya çıkar çıkmaz iç soruşturma başlatıldığını açıkladı. Bu arada, Şubat ayı sonlarında Fransa'nın yolsuzlukla, mali suçlarla ve vergilendirmeyle mücadele merkez ofisinden yetkililer Aidan'ı sorguladı. Dikkat çekici bir şekilde, Ariane de Rothschild de Ocak ayında ABD Adalet Bakanlığı tarafından yayınlanan Epstein dosyalarında yer aldı ve bu dosyalarda Epstein'ın 2019'daki tutuklanmasından yıllar önce onunla kişisel yazışmalar sürdürdüğü ortaya çıktı. Belgelerin ortaya çıkmasının ardından bir banka sözcüsü, "Epstein, 2013'ten 2019'a kadar de Rothschild'in iş ortağıydı" açıklamasını yaptı ve de Rothschild'in onun herhangi bir yanlış davranışından haberdar olmadığını belirtti. Fransa Dışişleri Bakanlığı, yaklaşık 30 görüşmeyi içeren iç idari soruşturmayı tamamladığını açıkladı. Bakanlık, çağrılan tüm mevcut ve eski çalışanların tam işbirliği yaptığını doğruladı.

İranlı sivillere acil uyarı: Askeri amaçlı kullanılan limanlardan uzak durun Haber

İranlı sivillere acil uyarı: Askeri amaçlı kullanılan limanlardan uzak durun

Yapılan resmi açıklamada CENTCOM, İran rejiminin Hürmüz Boğazı üzerindeki sivil limanları askeri operasyonlar için kullandığını, bu durumun hem uluslararası ticareti hem de masum sivillerin hayatını tehlikeye attığını belirtti. "Sivil limanlar koruma statüsünü kaybediyor" CENTCOM, uluslararası hukuka atıfta bulunarak, askeri faaliyetler için kullanılan sivil altyapıların dokunulmazlığını yitirdiğine dikkat çekti. Açıklamada, "Askeri amaçla kullanılan sivil limanlar koruma statüsünü kaybeder ve uluslararası hukuka göre 'meşru askeri hedef' haline gelir" ifadelerine yer verildi. Liman çalışanlarına ve mürettebata çağrı ABD kuvvetleri, İranlı sivillerin yanı sıra liman işçileri, idari personel ve ticari gemi mürettebatına yönelik şu uyarıları sıraladı: “İran Deniz Kuvvetleri’nin konuşlandığı veya askeri teçhizatın bulunduğu liman tesislerinden derhal uzaklaşın. Tahran yönetiminin kasten sivil limanlara yerleştirdiği savaş gemileri ve askeri araçlarla aranıza mesafe koyun. Askeri operasyonların yürütüldüğü bölgelerde bulunmak hayati risk taşımaktadır.” CENTCOM, sivil kayıpları en aza indirmek için gerekli tüm önlemlerin alınacağını ancak İran rejiminin savaş amacıyla kullandığı tesislerde kimsenin güvenliğinin garanti edilemeyeceğini vurguladı. Hürmüz Boğazı’nda trafik yüzde 97 azaldı Bu uyarı, bölgedeki gerilimin zirveye çıktığı ve Hürmüz Boğazı’nın stratejik öneminin arttığı bir dönemde geldi. ABD Başkanı Donald Trump, geçtiğimiz günlerde yaptığı açıklamada, Tahran’ın füze kapasitesinin yüzde 90 oranında imha edildiğini ve savaşın sonuna yaklaşıldığını savunmuştu. Trump ayrıca, 16 İran bombalı teknesinin imha edilmesinin ardından Hürmüz Boğazı’nın "tam kontrolünü" ele almayı planladıklarını söylemişti. Öte yandan, Birleşmiş Milletler (BM) tarafından hazırlanan son rapor, bölgedeki insani ve ekonomik krizin boyutlarını gözler önüne serdi. Rapora göre, 28 Şubat’ta başlayan çatışmalardan bu yana Hürmüz Boğazı’ndaki gemi trafiği yüzde 97 oranında azaldı. Petrol fiyatları ise sevkiyatın durma noktasına gelmesiyle varil başına 120 dolara kadar yükseldi. CENTCOM, uluslararası deniz seyrüseferine yönelik tehditler tamamen ortadan kaldırılana kadar bölgedeki operasyonların kararlılıkla devam edeceğini bildirdi.

Babacan: Ülke olarak bu Ramazan'ı da maalesef ağır bir ekonomik tabloyla idrak ediyoruz Haber

Babacan: Ülke olarak bu Ramazan'ı da maalesef ağır bir ekonomik tabloyla idrak ediyoruz

DEVA Partisi Genel Başkanı Babacan, Trabzon’da iftara katıldı, iftarda yaptığı konuşmada gündemi değerlendi. Kadınlar günü vesilesiyle kadınların uğradığı şiddet ve ayrımcılığa değinen Babacan, “Gerçekten büyük bir hicap duymamız gereken ve acil çözüm bulmamız gereken kadına karşı şiddetle mücadelede de topyekûn ve sağlam bir mücadele vermemiz gerekiyor. Kadınların kendini emniyette, güvende hissettiği, evinde olsun, işinde olsun, yollarda olsun, kendini emniyette, güvende hissettiği bir Türkiye'ye ulaşıncaya kadar da hep beraber gayret etmemiz gerektiğinin tekrar altını çizmek istiyorum.” ifadelerini kullandı. “Ülke olarak bu Ramazan'ı da maalesef ağır bir ekonomik tabloyla idrak ediyoruz." ifadelerini kullanan Babacan, iftar sofrası kurmanın her aile için her yıl, her Ramazan gittikçe zorlaştığını aktardı. Babacan, çarşıya, pazara çıkan herkesin aynı şeyi söylediğini belirterek, "Fiyatlar artıyor, maaş yetmiyor. Emeklinin, asgari ücretlinin, dar gelirlinin sofrası her geçen gün biraz daha küçülüyor. Gençler yarınlarına umutla bakamıyor. Üniversiteyi bitiren genç iş aramaya başlıyor. Torpil olmadan bulamıyor. Kamuda çalışmak isteyenler yazılı sınavlarda ne kadar yüksek puan alırlarsa alsınlar mülakatlarda eleniveriyorlar. Kısacası emek hak ettiği karşılığı bulamıyor. Sıkıntılar sadece ekonomide de değil. İnsanlar artık yargı sistemine güvenmiyor. Hukuksuzluk, adaletsizlik her alanda yayılıyor.” diye konuştu. Karadeniz'de ekonominin ve sosyal hayatın ritmini belirleyen iki büyük emek olduğunu ve bunların çay ve fındık olduğunu belirten Babacan, şunları aktardı: "Bu iki ürün bu toprakların sadece bir tarım ürünü değildir. Bu toprakların emeğidir, alın teridir, hayat kaynağıdır, sosyal dengesidir. Karadeniz'de yüz binlerce ailenin sofrasına giren ekmek, büyük ölçüde bu iki ürünün bereketiyle gelir. Ama bugün ne yazık ki bu emeğin karşılığı konusunda ciddi sorunlarla karşı karşıyayız. Türkiye, dünya fındık üretiminde açık ara lider bir ülkedir. Çay üretiminde de dünyanın en önemli ülkeleri arasındadır. Üretimde güçlü bir ülkeyiz. Ama iş gelirin paylaşımına gelince bambaşka bir tablo görüyoruz. Dünyanın fındığını biz üretiyoruz ama fiyatını çoğu zaman biz belirlemiyoruz. Çayda ise üreticinin emeğini güvence altına alacak, öngörülebilir ve kalıcı bir piyasa düzeni hâlâ kurulabilmiş değil. Üretici aylarca emek veriyor, ürününü topluyor, bekletiyor. Ama piyasanın dalgalanmaları çoğu zaman üreticiyi yalnız bırakıyor. Bir tarafta artan gübre, ilaç, işçilik ve nakliye maliyetleri var. Diğer taraftaysa belirsiz ya da çok geç açıklanan fiyatlar. Bu tablo üreticileri büyük bir kaygıyla karşı karşıya bırakıyor. Hiç kimse önünü göremiyor.” ABD ve İsrail’in İran’a yönelik saldırılarına da değinen Babacan, “Dünyanın gözünü kapattığı, gündemlerin arasına sıkıştırıp unutturmaya çalıştığı büyük bir acı hâlâ devam ediyor. Gazze'den yükselen o feryadı hatırlatmak istiyorum. Gazze'de sorun bitmedi. Masum siviller ağır bedeller ödemeye devam ediyor. Anneler evlatsız, evlatlar annesiz kaldı. Şehirler yıkıldı, hastaneler hedef alındı ve bütün bunlar olurken dünya çoğu zaman sustu. 2 yıl süren savaşta 70 binden fazla insan öldü. Ancak sözümona ateşkesin ilanından bugüne kadar hayatını kaybedenlerin sayısı da 600'ü geçti." sözlerini kaydetti. Babacan, son 1 haftadır bu ateşin çok daha geniş bir bölgeyi sarmış durumda olduğunu aktararak, şu ifadeleri kullandı: "İsrail'in İran'a başlattığı ve Amerika Birleşik Devletleri'nin de katıldığı bu askeri operasyon, uluslararası hukukun ve Birleşmiş Milletler Şartı'nın açık bir ihlalidir. Önleyici savaş gerekçesiyle yapılan bu saldırganlığın uluslararası hukukta hiçbir karşılığı yoktur. Müzakere süreçleri devam ederken savaş diline başvurmak bölgesel istikrarı doğrudan tehdit etmektedir. Geçmiş tecrübelerimiz çok açık. Dış müdahalelerle demokrasi inşa edilemez. Savaş yalnızca kaosu derinleştirir. Biz açık ve net söylüyoruz: İran'a karşı başlatılan bu saldırıları şiddetle kınıyoruz. Öte yandan İran'ın Körfez'deki pek çok ülkeyi hedef alan saldırılarını da doğru bulmuyoruz. Bölgeyi ateşe atacak, daha fazla masum insanın ölümüne yol açacak hesapların karşısında durmak zorundayız."

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.