SON DAKİKA
Hava Durumu

#Batı Şeria

Bursa Digital, Bursa Haber, Bursa Son Dakika - Batı Şeria haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Batı Şeria haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Hakan Fidan yarın Katar’ı ziyaret edecek Haber

Hakan Fidan yarın Katar’ı ziyaret edecek

Dışişleri Bakanlığı kaynaklarından edinilen bilgilere göre Fidan, ziyaret kapsamında ikili ve heyetler arası görüşmeler gerçekleştirecek. Görüşmelerde, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile Katar Emiri Şeyh Temim bin Hamad El Sani başkanlığında 2026 yılında Türkiye’de düzenlenmesi planlanan Türkiye-Katar Yüksek Stratejik Komite Toplantısı’nın hazırlıklarının gözden geçirilmesi bekleniyor. Hürmüz Boğazı ve bölgesel güvenlik gündemde Fidan’ın görüşmelerde, Türkiye’nin Hürmüz Boğazı’nda seyrüsefer serbestisinin yeniden sağlanmasına verdiği önemi vurgulaması öngörülüyor. Bu konunun hem bölgesel güvenlik hem de ekonomik istikrar açısından kritik olduğuna dikkat çekmesi bekleniyor. Bakan Fidan’ın ayrıca, son dönemde Katar’a yönelik saldırılar karşısında Türkiye’nin desteğini yinelemesi planlanıyor. Görüşmelerde, bölgedeki gelişmeler ışığında askeri ve savunma alanındaki iş birliğinin öneminin arttığına dikkat çekilmesi bekleniyor. Fidan’ın, bağlantısallık ve ortak diplomatik girişimlerin bölgesel istikrar açısından stratejik değer taşıdığını ifade etmesi, Körfez’deki ihtilafların kalıcı şekilde sona erdirilmesinin öncelikli hedef olduğunu vurgulaması öngörülüyor. Gazze ve Batı Şeria’daki gelişmeler ele alınacak Bakan Fidan’ın görüşmelerde ayrıca İsrail’in Gazze ve Batı Şeria’daki saldırılarının yol açtığı insani krizi gündeme getirmesi bekleniyor. Fidan’ın, İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu hükümetinin politikalarının barış çabalarını zora soktuğunu ifade etmesi, Lübnan’ın egemenliği ve toprak bütünlüğünün korunmasının bölgesel istikrar açısından önem taşıdığına dikkat çekmesi öngörülüyor.

Üç AB ülkesi, İsrail ile yapılan anlaşmanın askıya alınmasının yeniden gözden geçirilmesini talep ediyor. Haber

Üç AB ülkesi, İsrail ile yapılan anlaşmanın askıya alınmasının yeniden gözden geçirilmesini talep ediyor.

İspanya Dışişleri Bakanı Jose Manuel Albares, 21 Nisan'da Lüksemburg'da düzenlenen AB dışişleri bakanları toplantısı öncesinde yaptığı konuşmada, üç ülkenin de bu konunun gündeme alınması için resmi olarak talepte bulunduğunu söyledi. Uluslararası Adalet Divanı ve Birleşmiş Milletler'in tavsiyeleri doğrultusunda AB'nin insan hakları ve uluslararası hukuk ilkelerine bağlı kalması gerektiğinin altını çizdi. Üç ülke, geçen hafta AB Dış Politika Yüksek Komiseri Kaja Kallas'a gönderdikleri ortak mektupta, İsrail'in insan hakları ve uluslararası insancıl hukuk ihlallerinde bulunduğunu ve ikili ilişkileri bu değerlere saygıya bağlayan 1995 AB-İsrail Ortaklık Anlaşması'nı ihlal etmiş olabileceğini belirtti. Dışişleri bakanları ayrıca, İsrail'de askeri mahkemelerde hüküm giyen Filistinliler için ölüm cezası öngören yasa tasarısını ağır bir insan hakları ihlali olarak değerlendirerek endişelerini dile getirdiler. Ayrıca, "dayanılmaz" olarak nitelendirilen Gazze'deki insani durum, sınırlı yardım ve sürekli ihlal edilen ateşkes anlaşmaları nedeniyle daha da kötüleşiyor. İşgal altındaki Batı Şeria'da da şiddetin tırmandığına inanılıyor; yerleşimci faaliyetleri ve askeri operasyonlar sivil kayıplara yol açıyor. Üç ülke, AB'nin "sessiz kalmaya devam edemeyeceğini" ve İsrail ile ilişkilerini kısmen askıya almak da dahil olmak üzere tüm seçenekleri değerlendirmesi gerektiğini vurguladı. Bu ülkelere göre, İsrail anlaşmanın insan haklarına saygı ile ilgili temel bir maddesi olan 2. Maddeyi ihlal etmiş olabilir. Daha önceki bir AB değerlendirmesi de İsrail'in yükümlülüklerini tam olarak yerine getirmediğinin "muhtemelen" doğru olduğu sonucuna varmıştı ve durum şimdi daha da kötüleşti. Bu arada Kallas, Brüksel'deki bir bağışçı konferansında Gazze'nin yeniden inşasının tahmini maliyetinin 71 milyar dolara yükseldiğini söyledi. İrlanda ve İspanya, 2024'ten beri anlaşmanın gözden geçirilmesi için baskı yapıyordu ancak bir uzlaşmaya varamamıştı. Hollanda'nın öncülüğünde başlatılan bir girişim ise AB'nin resmi gözden geçirme sürecini tetikledi. Bu arada İrlanda, işgal altındaki Filistin topraklarındaki İsrail yerleşimleriyle ticareti yasaklayan mevzuatı yeniden yürürlüğe koymaya çalışıyor. Slovenya ve İspanya da benzer ticaret kısıtlamaları getirdi; Slovenya Ağustos 2025'ten itibaren yerleşim yerlerinden ithalatı yasaklarken, İspanya da 2026 yılının başından itibaren benzer önlemleri uygulamaya koyacak. Üç ülke de Mayıs 2024'te, bölgeye kalıcı barış getirmek amacıyla iki devletli çözümü teşvik etmeyi hedefleyen koordineli bir diplomatik hamleyle Filistin Devleti'ni tanıdı.

Babacan: İktidarı Filistin meselesinde daha aktif politika uygulamaya davet ediyorum Haber

Babacan: İktidarı Filistin meselesinde daha aktif politika uygulamaya davet ediyorum

DEVA Partisi Genel Başkanı Ali Babacan, Filistin’deki güncel durum ve İran merkezli küresel gerilimler üzerine değerlendirmelerde bulundu. Batı Şeria’daki şiddet olaylarına vurgu yapan Babacan, ""Dünyanın gözü şu anda Iran'da ama Filistin'de sıkıntılar, zorluklar, vahşet tam gaz devam ediyor. İran gündemi olağanüstü bir şekilde işgal etmişken, özellikle Batı Şeria'daki son gelişmelere dikkatinizi çekmek istiyorum. Batı Şeria'da yılbaşından bu yana tam 25 Filistinli kardeşimiz hayatını kaybetti." dedi. Gazze’deki duruma da değinen Babacan, ""Gazze'de zaten bu ateşkesten bu yana 650 Filistinli kardeşimizin öldüğünü biliyoruz. Adı ateşkes ama fiilen vahşet devam ediyor. Fakat Batı Şeria'daki gelişmelerin de son derece tehlikeli olduğunun altını özellikle çizmek istiyorum." ifadelerini kullandı. Türkiye’nin geçmişteki diplomatik gücü ile bugünkü durumunu kıyaslayan Babacan, 2007 yılındaki müzakere süreçlerini hatırlatarak şu ifadelere yer verdi: "Türkiye'nin olması gerekenden çok daha pasif, çok daha durgun bir çizgi izlediğini de üzülerek tespit ediyoruz. Bu Iran savaşı, aslında çok daha erken dönemde başlayabilecek bir savaştı. Yıl 2007. Bugünkü Alman Cumhurbaşkanı Steinmeier o gün Alman Dışişleri Bakanıydı. Beni aradı ve dedi ki 'Biz Iran'la bir müzakere sürdürüyoruz ama işler iyiye gitmiyor”

Batı Şeria'da 15 köy ateşe verildi Haber

Batı Şeria'da 15 köy ateşe verildi

İşgal altındaki Filistin toprağı Batı Şeria, tarihinin en karanlık ve sistemli işgalci saldırılarından birini yaşıyor. Son saldırı dalgasında İsrailli radikal yerleşimciler 15’ten fazla Filistin köy ve kasabasını ateş çemberine aldı. Evler ateşe veriliyor, aileler alevlerin ortasında mahsur bırakılıyor, yaşlı siviller demir sopalarla darp ediliyor. Batı Şeria’da saatler gece yarısını gösterdiğinde, yüzlerce İsrailli işgalci aynı anda harekete geçti. Filistinlilere ait 15'ten fazla köy araçlar ve tarlalar birer birer ateşe verildi. Yerleşimcilerin aileleri diri diri yakmaya çalıştığı dehşet anları kameralara yansıdı. Birçok evde vatandaşlar alevlerin arasında mahsur kaldı. Saatlerce süren pogrom boyunca İsrail güvenlik birimlerinin müdahale etmemesi, saldırıların devlet destekli olduğu iddialarını güçlendirdi. Vahşetin boyutları sadece yangınlarla sınırlı kalmadı. Karyut köyünde yaşlı bir Filistinli, işgalci yerleşimciler tarafından demir sopalarla darp edilerek hastanelik edildi. Ramallah-Nablus yolunda ise bir çift ve araçtaki bir yolcu, taşlı ve sopalı saldırıda ağır yaralandı. İlk belirlemelere göre en az 9 kişi hastaneye kaldırıldı ancak gerçek rakamın çok daha yüksek olmasından endişe ediliyor. Sahadaki bu katliam girişimi karşısında Filistinlilerin tek aldığı mesaj, yönetimden gelen "dikkatli olun" uyarısıydı. Halk, kendilerini koruyacak bir güç olmadığını belirterek acil uluslararası müdahale çağrısında bulunuyor.

Bakan Fidan: Milli güvenliğimizden zerre taviz vermeyeceğiz Haber

Bakan Fidan: Milli güvenliğimizden zerre taviz vermeyeceğiz

Bakan Fidan'ın konuşmasından satır başları şu şekilde: "Değerli kardeşim, Şubat ayında göreve başlamasının ardından ilk ikili ziyaretini Türkiye’ye yapıyor. Türkiye olarak Bangladeş’teki istikrarlı süreci sonuna kadar destekledik. Bangladeş’in gerek İslam dünyasında gerek bölgesinde hak ettiği yeri alması gerektiğini düşünüyoruz. Bunun için de çalışmaya devam edeceğiz. Bangladeş ile bizim çok köklü ilişkilerimiz var. Bengal halkının, Balkan Harbi sırasındaki yardımları ve Kurtuluş Savaşına verdiği destek bu kardeşliğin en önemli örnekleri arasında yer alıyor. Bugün de bu sağlam temeller üzerine, çok daha güçlü ve vizyoner temeller inşa etmeyi hedefliyoruz. Ticaret, yatırım ve savunma sanayii gibi alanlarda atabileceğimiz çok adım var. Şu anda ikili ticaret hacmimiz var olan potansiyeli çok yansıtmıyor. 1.3 milyar dolarlık bir ticaret hacmi var, bunu da yükseltmemiz gerekiyor. Uluslararası teşkilatlarda ortak duruşumuzu ve iş birliğimizi daha da güçlendirme konusunda mutabık kaldık. Güçlenen ortaklığımız, Güney Asya’nın ve bölgede, istikrar ve refaha da doğrudan katkı sağlayacaktır. Krizin üzerinden yaklaşık 10 yıl geçmesine rağmen Rohingya Müslümanlarının maruz kaldığı trajedi ne yazık ki devam etmektedir. Bangladeş, 1 milyondan fazla Rohingya’ya ev sahipliği yaparak, tüm insanlık adına tarihi bir fedakarlık sergilemektedir. Ülkemiz tarafından, Rohingyalılar için sağlanan yardımların toplam değeri 80 milyon dolara ulaşmış durumdadır. TİKA, AFAD, Türk Kızılay’ı ve Türkiye Diyanet Vakfı tarafından; sağlık, barınma, eğitim ve altyapı gibi alanlarda desteklerimizi aksatmadan sürdürmekteyiz. Bölgemizin istikrarı, güvenliği, huzuru ve refahı, dış politikamızın temel öncelikleri arasında yer alıyor. Ne yazık ki savaşın tüm bölgeye yayıldığını endişeyle müşahede ediyoruz. Bu yıkıcı tablo yalnızca, bölgesel güvenlik ve insani boyutta kalmadığı, küresel ekonomik istikrara etki ettiği de aşikardır. Bu gelişmelerin bölgemizde telafisi imkansız, kalıcı düşmanlıklara yol açmasından da endişe etmekteyiz. Bu savaşa bir an önce son verilmesi gerekmektedir. Gelinen aşamada, tüm tarafların diplomasi masasına dönmesi gerektiği, kalıcı çözüme ancak diyalog yoluyla ulaşılabileceği açıktır. Türkiye olarak, gayretlerimizi tamamen bu yöne yoğunlaştırmış bulunmaktayız. Barış ve istikrar yönündeki samimi gayretlerimiz, sergilediğimiz anlayış ve yapıcı yaklaşım, milli güvenliğimizden zerre taviz vereceğimiz anlamına kesinlikle gelmemektedir. Dün ülkemize yönelen bir füze daha etkisiz hale getirilmiştir. Bu vahim hadiseyle ilgili olarak, İranlı muhataplarımızla doğrudan temas halindeyiz. İranlı mevkidaşımla, dünkü olaydan sonra da görüşüp haberleştik, yine kendileri bu olayı sahiplenmiyorlar. Böyle bir konunun talimatını verdiklerini ve böyle bir saldırıyla ilişkilerinin olmadığını söylüyorlar. Tabii ki elimizde teknik veriler başka şeyler var. Biz, bu veriler ve yapılan beyanlar arasında zıtlığı kendileriyle düzeylerde konuşuyoruz. Bizim bir numaralı önceliğimiz, savaşın daha geniş coğrafyaya yayılmasını engellemek, savaşın ömrünü kısaltmak ve Türkiye’nin hiçbir şekilde bu savaşın içine çekilmesine müsaade etmemek. Bölgemizi saran bu çatışma halinin temelinde yatan asıl sorunları görmezden gelemeyiz. Çok uzun süredir, Netanyahu hükümetinin yayılmacı politikalarını ve fundamentalist ideolojisinin bölgemizde neden olduğu kaosa ısrarla dikkat çekmekteyiz. İsrail’in bölgede, kendi jeopolitik hesaplarını dış müdahaleler yoluyla dayatmasına göz yummamız mümkün değildir. Netanyahu hükümetinin, Gazze’de ateşkes ihlallerini sürdürmekte ve sahadaki insani durum her geçen gün ağırlaşmaktadır. İnsani yardımların kesintisiz ulaştırılması ve Gazzellilerin, başta barınma olmak üzere temel ihtiyaçlarının karşılanması acil bir önceliktir. İsrail, iki devletli çözümü sekteye uğratmak için Batı Şeria’da yeni bir oldubittiye yönelik adımlar atmaktadır. Batı Şeria’da yerleşimciler her gün Filistinli kardeşlerimizi şehit etmektedir. Öte yandan, İsrail’in Mescid-i Aksa’yı faaliyete kapatması, bölgemizde yeni bir infiali tetikleyebilecek son derece tehlikeli bir adımdır. Bu tehlikeli provokasyondan bir an önce vazgeçilmeli, insanlığın ortak sorumluluğu olan kutsal mekanlara gereken saygı gösterilmelidir. İsrail, Lübnan’ı da yeniden insani bir felakete ve kalıcı bir istikrarsızlığa sürüklemek istemektedir. Netanyahu’nun, Hizbullah ile mücadele bahanesiyle yeni bir soykırıma yönelmesinden endişe duyuyoruz. Uluslararası toplumun, İsrail’in işlemeye devam ettiği suçlar karşısında bir an önce harekete geçmesi gerekmektedir. Küresel ve bölgesel krizlerin çözümünü, ancak yetkin bir diplomasi ve güçlü kurumlarla mümkün olduğunun bilincindeyiz."

Cumhurbaşkanı Erdoğan: Türkiye, Filistin'in yanında olmayı sürdürecek Haber

Cumhurbaşkanı Erdoğan: Türkiye, Filistin'in yanında olmayı sürdürecek

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Ankara’da düzenlenen 17. Geleneksel Büyükelçiler İftar Programı’nda yaptığı konuşmada Gazze’de yaşanan gelişmeler, bölgesel krizler ve Türkiye’nin dış politika yaklaşımına ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Gazze’de insani yardım girişlerinde ciddi sıkıntılar yaşandığını belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, İsrail’in sistematik saldırılarla Gazze halkını hedef aldığını belirterek, “Sadece son 5 ayda 640’ın üzerinde Gazzeli İsrail saldırılarında şehit oldu, 2 bine yakın masum insan yaralandı.” dedi. İsrail hükümetinin işgal ve yerleşim politikalarının Batı Şeria’da da sürdüğünü belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, 7 Ekim 2023’ten bu yana Batı Şeria ve Doğu Kudüs’te bin 120’den fazla Filistinlinin hayatını kaybettiğini, yaklaşık 12 bin kişinin yaralandığını söyledi. Batı Şeria’da yargısız infazlar, yıkımlar ve zorla yerinden etmelerin arttığını ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, İsrail’in uluslararası toplumun dikkatinin Gazze’den başka yerlere kaymasını fırsat bilerek iki devletli çözümü zayıflatmaya çalıştığını dile getirdi. Türkiye’nin Filistin halkının yanında olmaya devam edeceğini vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Türkiye, dün olduğu gibi bugün de kardeş Filistin halkının yanındadır; Gazzeli mazlumlara maddi ve manevi tüm desteğini vermeyi sürdürecektir.” dedi. Cumhurbaşkanı Erdoğan konuşmasında Türkiye’nin dış politikasının yalnızca çıkar odaklı değil aynı zamanda değer odaklı olduğunu söyledi. Erdoğan, adil bir barışın herkes için kazanç olacağına inandıklarını belirterek, Rusya-Ukrayna Savaşı’nın adil ve sürdürülebilir bir anlaşmayla sona erdirilmesini savunduklarını hatırlattı. Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan: "Asya ve Avrupa bağlantılarımızla modern İpek Yolu'nu canlandırıyoruz. Türkiye'den geçerek önce Kafkaslara, oradan da Hazar Denizi'ni aşarak Türkmenistan ve Kazakistan'ı takiben Pekin’e ulaşan Hazar geçişli Doğu-Batı Orta Koridor,… pic.twitter.com/Q652QYuEJu — T.C. İletişim Başkanlığı (@iletisim) March 9, 2026 Bölgedeki gerilimlere de değinen Cumhurbaşkanı Erdoğan, hava saldırılarının İran’ın egemenliğini ihlal ettiğini ve uluslararası hukuka aykırı olduğunu belirttiklerini söyledi. Aynı zamanda İran’ın Azerbaycan ve bazı Körfez ülkelerini hedef alan saldırılarını da tasvip etmediklerini ifade eden Erdoğan, bunun kardeş ülkeler arasında gerilimi artıracağını dile getirdi. Türkiye’ye yönelik balistik tehditlere de değinen Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Geçen hafta ve bugün ülkemize doğru gelen balistik unsurlar vakitlice etkisiz hale getirilmiş, gerekli uyarılar İran tarafına açık şekilde iletilmiştir.” dedi. Konuşmasında Türkiye’nin küresel ulaşım ve ticaret projelerine de değinen Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye’nin Asya ile Avrupa arasında stratejik bir köprü olduğunu vurguladı. Orta Koridor projesinin modern İpek Yolu’nun ana omurgasını oluşturduğunu belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye’den başlayarak Kafkasya üzerinden Hazar Denizi’ni aşan ve Orta Asya’ya uzanan bu hattın öneminin giderek arttığını söyledi. Cumhurbaşkanı Erdoğan ayrıca Kalkınma Yolu Projesi’nin bölgesel ticaret açısından önemli bir tamamlayıcı proje olduğunu ifade ederek, projenin hayata geçirilmesiyle daha geniş bir coğrafyanın birbirine bağlanacağını kaydetti.

İran'ın İsrail'e yönelik saldırılarında bir kişi öldü, 121 kişi yaralandı Haber

İran'ın İsrail'e yönelik saldırılarında bir kişi öldü, 121 kişi yaralandı

Şimdi, bu, İsrail'e yönelik büyük bir İran füze saldırısı dalgasından sonra oldu. İsrail ordusu, bu füzelerin ve insansız hava araçlarının çoğunun ele geçirildiğini veya düşürüldüğünü, ancak bazılarının Kudüs'ün batısındaki bir şehir olan Tel Aviv ve Beit Shemesh'te geçmeyi başardığını söyledi. Shrapnel, kuzeydeki Qalqilya şehri yakınlarındaki işgal altındaki Batı Şeria'da da düştü. Bunun bir roketin kalıntısı mı yoksa bir önleyici füzenin kalıntısı mı olduğundan emin değiliz ve yasadışı bir İsrail yerleşiminden uzaklaştı ve bir Filistin bölgesine daha yakın bir yere düştü. İsrail savunma sistemlerinin, işgal altındaki Batı Şeria'da yaşayan yasadışı yerleşimciler olsalar bile İsraillileri korumak için inşa edildiğini ve Filistinlilere hiçbir koruma sağlamadığını biliyoruz. Yani İsrail savunma sistemleri füzeyi İsrail yerleşiminden uzaklaştırıp Filistin topraklarına itmiş olabilir. Cumartesi sabahı erken saatlerde, işgal altındaki Batı Şeria'nın güneyindeki Beit Sahour kasabasında bir Filistinli yaralandı. Bu İsrail, ABD ve İran arasında bir savaş. Ancak savunmasız bırakılan ve askeri işgal altında yaşayan Filistinliler var. Gün boyunca İsrail güçleri El-Halil yakınlarında bir Filistinliyi öldürdü ve İsrailli yerleşimcilerin roketler İsrail'e düştüğünde bile saldırılara devam ettiğini görüyoruz.

MSB: Gazze’de ateşkese rağmen İsrail’in ihlalleri , Somali'ye S400 gönderimi, İran ve gündemdeki konulara ilişkin basın açıklaması yaptı. Haber

MSB: Gazze’de ateşkese rağmen İsrail’in ihlalleri , Somali'ye S400 gönderimi, İran ve gündemdeki konulara ilişkin basın açıklaması yaptı.

MSB açıklamasında, “Gazze’de, Barış Kurulu’nun faaliyete geçmiş olmasına rağmen İsrail’in ateşkes ihlalleri sürmekte, insani kriz devam etmektedir. Gazze’nin yeniden inşası ile insani yardımların kesintisiz ulaştırılmasının hayati önem taşıdığını bir kez daha vurguluyoruz,” denildi. Bakanlık ayrıca, “İsrail’in ilgili Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi kararları hilafına Batı Şeria’da yasa dışı yerleşimleri genişletme çabaları, barış ve istikrarın tesisine zarar vermektedir,” ifadelerini kullandı. Açıklamada tüm aktörlere de çağrı yapılarak, “Tüm aktörleri, yapıcı bir dil kullanmaya ve sağduyulu hareket ederek iki devletli çözüm hedefine bağlı kalmaya davet ediyoruz,”sözleri aktarıldı. MSB: “Türkiye’nin İran topraklarına girmeyi planladığı” iddiaları gerçeği yansıtmıyor MSB tarafından, İran’daki gelişmeler ve hudutta alınan tedbirlerle ilgili açıklama yapıldı. Bakanlık açıklamasında, Türkiye’nin bölgede tüm ihtilafların barışçıl yollarla çözülmesi ve kalıcı istikrarın sağlanması yönündeki çabalarının devam ettiği belirtildi. Açıklamada, “Öte yandan, doğabilecek risklere karşı devletimizin ilgili kurumlarıyla koordineli olarak gerekli önlemler alınmaktadır.” ifadesine yer verildi. Bakanlık ayrıca bazı basın ve sosyal medya yayınlarında yer alan “ABD’nin İran’a saldırması durumunda Türkiye’nin de güvenlik gerekçesiyle İran topraklarına girmeyi planladığı” yönündeki iddiaların gerçeği yansıtmadığını vurguladı. MSB: S-400’lerin Somali’ye gönderimi yönünde bir planlama yok MSB, S-400 hava savunma sistemlerinin Somali’ye gönderileceği yönündeki iddialara ilişkin açıklama yaptı. Bakanlık, Somali ile Türkiye arasında imzalanan anlaşmalar çerçevesinde Somali Silahlı Kuvvetlerinin teşkilatlanması ve terörle mücadelesine destek sağlamak, Somali’nin ekonomik kaynaklarının güvenliğini ve Türkiye’nin millî çıkarlarını korumak amacıyla yürütülen faaliyetlerin kararlılıkla sürdüğünü belirtti. Açıklamada, “Daha önce açıkladığımız üzere, S-400 hava savunma sistemleri Türk Silahlı Kuvvetlerimizin harekat ihtiyaçları doğrultusunda alınmış olup göreve hazır durumdadır. S-400 hava savunma sistemlerinin Somali’de kullanılması yönünde herhangi bir planlama bulunmamaktadır,” ifadelerine yer verildi. Bakanlık ayrıca, S-400’lerle ilgili basın ve sosyal medyada dönem dönem spekülasyonlar yapıldığını hatırlatarak, “Bu konuda açıklamalarımız dışındaki iddia ve yorumlara itibar edilmemesi önem arz etmektedir,” uyarısı yaptı. MSB: Düşen F-16 uçağımızın enkazına ulaşıldı, kazanın nedeni araştırılıyor MSB açıklamasında, hava sahasının kontrol ve güvenliğinin radar, erken ihbar, elektronik harp ve önleme unsurlarını kapsayan katmanlı ve entegre bir mimariyle 7/24 sağlandığı belirtildi. Radarlarla tanımlanan veya tanımlanamayan hava izlerinin teşhis ve takibine yönelik uçaklarla alarm reaksiyon görevleri icra edildiği kaydedildi. Açıklamada, “25 Şubat’ta Bulgaristan sınırımızda tanımlanamayan bir radar izi tespit edilmesi üzerine, alarm reaksiyon görevi kapsamında 2 adet F-16 savaş uçağımız 9’uncu Ana Jet Üs Komutanlığı-Balıkesir’den aynı anda kalkış yapmıştır. Savaş uçağımızın biri ile 00.56’dan itibaren telsiz irtibatı ve radar iz bilgisi kesilmiştir” denildi. Başlatılan arama-kurtarma çalışmaları sonucunda, uçağın kaza kırım ekibi tarafından enkazına ulaşıldığı ve kahraman pilotun uçağı terk etmek için fırlatma sistemini son anda kullandığının tespit edildiği ifade edildi. Meydana gelen kazada pilotun şehit olduğu vurgulandı. Bakanlık ayrıca, “Olayın meydana geliş sebebi, kaza kırım ekibinin detaylı incelemesi sonrası açıklığa kavuşacaktır. Bu konudaki yapılacak resmi açıklamalarımız dışında iddia ve yorumlara itibar edilmemesi önem arz etmektedir” uyarısı yaptı. Son olarak, şehit pilot için, “Bizleri derin bir acı ve üzüntüye boğan bu olayda hayatını kaybeden aziz şehidimize bir kez daha Allah’tan rahmet; kederli ailesine, Türk Silahlı Kuvvetleri ile asil milletimize başsağlığı ve sabır diliyoruz” ifadelerine yer verildi. MSB: Bu yıl da MSÜ kadın aday sayısı erkek aday sayısından fazla MSB, personel ve askeri öğrenci temin faaliyetlerinin planlandığı şekilde sürdüğünü duyurdu. Bakanlık açıklamasına göre,MSÜ’ye askeri öğrenci temini kapsamında düzenlenecek aday belirleme sınavına 340 bin 513’ü kadın olmak üzere toplam 645 bin 402 aday başvurdu. Sınav 1 Mart’ta gerçekleştirilecek. Açıklamada, önceki yıllarda olduğu gibi bu yıl da kadın aday sayısının erkek aday sayısından fazla olmasının memnuniyet verici olduğu belirtilerek, adaylara ve ailelerine teşekkür edildi, sınava katılacak öğrencilere başarı dileğinde bulunuldu. Öte yandan, 25 Şubat’ta başlayan “2026 Yılı Teknik Sınıflarda Uzman Erbaş Temini” başvurularının 9 Mart’a kadar devam edeceği kaydedildi. Bakanlık, Türk Silahlı Kuvvetleri’nin (TSK) personel temin faaliyetlerini planlı şekilde sürdürdüğünü ve ülkenin savunma kapasitesini güçlendirmeye devam edeceğini vurguladı. MSB: “Helikopter Yakalama ve Transfer Sistemi”nin kalifikasyon süreci tamamlandı MSB,TSK’nın güçlü, modern ve etkin savunma kapasitesinin yerli ve milli savunma sanayi ürünleriyle geliştirilmesine yönelik çalışmaların devam ettiğini açıkladı. Bu kapsamda,MKE tarafından geçtiğimiz hafta muhtelif adet ve çapta silah ile mühimmatın teslimatının tamamlandığı bildirildi. MKE’nin ayrıca 23-25 Şubat tarihleri arasında Almanya’da düzenlenen Enforce Tac 2026 savunma ve güvenlik fuarına katılım sağladığı kaydedildi. Öte yandan, Bakanlığa bağlı ASFAT ile Sonitus iş birliğinde yerli ve millî imkânlarla geliştirilen “Helikopter Yakalama ve Transfer Sistemi”nin, Açık Deniz Karakol Gemisi’nde icra edilen helikopter harekatı sırasında başarıyla test edildiği ve sistemin kalifikasyon sürecinin tamamlandığı bildirildi. Açıklamada ayrıca, OYAK’ın 1 Mart 1961 tarihli kuruluş yıl dönümü dolayısıyla tebrik mesajına da yer verilerek, kurumun ülke ekonomisine ve Türk Silahlı Kuvvetleri’nin imkan ve kabiliyetlerine sunduğu katkıların artarak devam etmesi temennisi iletildi. MSB: 5 terörist teslim oldu, 108 kişi sınırda yakalandı MSB, Türk Silahlı Kuvvetleri’nin(TSK) terörle mücadele ve hudut güvenliği faaliyetlerine ilişkin haftalık bilgilendirme yaptı Açıklamada, TSK’nın terörle mücadelesine ve ülke savunmasına kararlılıkla devam ettiği belirtilerek, son bir haftada 5 PKK’lı teröristin teslim olduğu bildirildi. Kalıcı güvenliğin sağlanması amacıyla sınır içi ve sınır ötesinde mayın ve el yapımı patlayıcılar ile mağara, sığınak ve barınaklara yönelik tespit ve imha çalışmalarının sürdürüldüğü kaydedildi. Öte yandan, Bahar Kalkanı Harekatı’nın 6’ncı yıl dönümü dolayısıyla şehitler anılırken, gaziler ile şehit ve gazi ailelerine saygı ve şükran mesajı iletildi. Hudut güvenliği faaliyetleri kapsamında ise son bir haftada sınırdan yasa dışı yollarla geçmeye çalışan 3’ü terör örgütü mensubu olmak üzere 108 kişinin yakalandığı, 551 kişinin ise hududu geçemeden engellendiği bildirildi. Yıl başından bu yana yasa dışı geçiş girişiminde bulunurken yakalananların sayısının bin 74’e, hududu geçemeden engellenenlerin sayısının ise 10 bin 265’e ulaştığı açıklandı.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.