SON DAKİKA
Hava Durumu

#Basra Körfezi

Bursa Digital, Bursa Haber, Bursa Son Dakika - Basra Körfezi haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Basra Körfezi haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Tahran, Washington'ın ciddiyetine kuşkuyla yaklaşıyor: Barış teklifine yanıt ertelendi Haber

Tahran, Washington'ın ciddiyetine kuşkuyla yaklaşıyor: Barış teklifine yanıt ertelendi

ABD Başkanı Donald Trump, kırılgan ateşkesin uzatılması ve barış görüşmelerinin başlaması hedefiyle Washington’ın sunduğu son teklife İran’dan "o gece" yanıt beklediğini cuma günü açıklamıştı. Ancak Tahran'ın Pakistanlı arabuluculara henüz bir geri dönüş yapmadığı görülüyor. İran Dışişleri Bakanı Abbas Erakçi ise Türkiyeli mevkidaşı ile gerçekleştirdiği telefon görüşmesinde, ABD yönetiminin güvenilirliğine dair şüphelerini açıkça dile getirdi. İranlı İSNA haber ajansının aktardığına göre Erakçi, "ABD güçlerinin Basra Körfezi'nde son günlerde gerilimi tırmandırması ve ateşkesi ihlal eden eylemleri, Amerikan tarafının diplomasi yolundaki niyetleri ve ciddiyeti konusundaki şüphelerimizi artırmıştır" ifadelerini kullandı. Hürmüz Boğazı'nda tanker krizi ve çatışma Cuma günü yaşanan sıcak bir gelişmede, bir ABD savaş uçağı İran limanlarına yönelik ablukayı deldiği gerekçesiyle İran bayraklı iki petrol tankerine ateş açarak gemileri durdurdu. İranlı bir askeri yetkili ülke basınına yaptığı açıklamada, İran Deniz Kuvvetleri'nin bu "Amerikan terörüne" misilleme ile karşılık verdiğini ve çatışmaların şimdilik durduğunu belirtti. Söz konusu gerginlik, cuma gecesi Hürmüz Boğazı'nda patlak veren krizin hemen ardından geldi. Tahran'ın, yabancı gemilerden "geçiş ücreti" almak amacıyla boğazı kontrol etme girişimleri Washington'ın sert tepkisine neden oldu. ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio, küresel petrol ticareti için hayati öneme sahip bu güzergahın Tahran tarafından kontrol edilmesinin "kesinlikle kabul edilemez" olduğunu vurguladı. Washington, 10 hafta önce başlayan çatışmalara kalıcı bir çözüm bulmak adına Pakistanlı arabulucular aracılığıyla ateşkesin uzatılması teklifini iletmişti. İran Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü İsmail Bekayi, teklifin şu an "değerlendirme aşamasında" olduğunu kaydetti. Hark Adası açıklarında devasa petrol sızıntısı Körfez'deki askeri hareketliliğin yanı sıra çevresel bir felaket de kapıda. Uydu görüntüleri, İran'ın petrol ihracatındaki can damarı olan Hark Adası açıklarında 52 kilometrekarelik bir alana yayılan devasa bir petrol sızıntısını ortaya çıkardı. (Orbital EOS) verilerine yansıyan sızıntının kaynağı henüz netleşmezken, İngiltere merkezli Çatışma ve Çevre Gözlemevi (CEOBS) sızıntının bölgedeki yıpranmış petrol altyapısındaki bir arızadan kaynaklanabileceğini belirtti. Riyad'dan ABD'nin askeri üs talebine ret Hürmüz Boğazı'nı açık tutmak amacıyla geçen pazar günü bir deniz operasyonu duyuran, ancak müzakerelere şans tanımak için salı günü planı askıya alan Donald Trump'a bölgedeki müttefiklerinden de beklediği destek gelmedi. Suudi kaynaklara göre Riyad yönetimi, ABD'nin bu operasyon kapsamında Suudi Arabistan'daki askeri üsleri ve hava sahasını kullanma talebini geri çevirdi. Kaynaklar, Riyad'ın askeri bir müdahalenin durumu daha da karmaşıklaştıracağı ve çözüm getirmeyeceği görüşünde olduğunu aktardı. Lübnan'da ateşkese rağmen bombardıman Bölgedeki bir diğer kriz noktası olan İsrail-Hizbullah hattında da ateşkes pamuk ipliğine bağlı. Lübnan resmi medyası, üç haftadır yürürlükte olan ateşkese rağmen cumartesi günü başkent Beyrut'un güneyine İsrail tarafından üç hava saldırısı düzenlendiğini bildirdi. Saldırıların, gelecek hafta Washington'da Lübnan ile İsrail arasında ilk kez yapılması planlanan ve Hizbullah'ın şiddetle karşı çıktığı doğrudan müzakerelerin arifesinde gerçekleşmesi dikkat çekti.

İran, ABD Başkanı'nın Hürmüz Boğazı'na 'Trump Boğazı' demesini eleştirdi. Haber

İran, ABD Başkanı'nın Hürmüz Boğazı'na 'Trump Boğazı' demesini eleştirdi.

30 Nisan'da, İran'ın Basra Körfezi Günü'nü anmak amacıyla X adlı sosyal medya platformunda yaptığı bir paylaşımda Araqchi, İranlıların Portekiz güçlerini Hürmüz Boğazı'ndan çıkardığı ve böylece İran'ın bu deniz bölgesindeki uzun süredir devam eden kimliğini ve egemenliğini teyit ettiği 1622 yılının tarihi dönüm noktasını hatırlattı. Bu açıklama, Trump'ın İran ve birçok uluslararası kuruluş tarafından tanınan "Basra Körfezi" teriminin bir görüntüsünü paylaşmasının ancak Hürmüz Boğazı'nı "Trump Boğazı" olarak adlandırmasının ardından geldi. Bay Trump, Truth Social hesabında paylaştığı bir haritada Hürmüz Boğazı'nı "Trump Boğazı" olarak adlandırdı. (Ekran görüntüsü) İran Dışişleri Bakanı, ABD Başkanı'nın "Basra Körfezi" adını kullanmasının doğru olduğunu kabul etti, ancak Hürmüz Boğazı'nın yeniden adlandırılmasının kabul edilemez olduğunu vurguladı. Araqchi, “Bugün İran'da Basra Körfezi Günü, atalarımızın Portekizlileri Hürmüz Boğazı'ndan çıkarmasının 400. yıldönümü anılıyor. ABD Başkanı doğru terimi, 'Basra Körfezi'ni kullandı. Ancak Hürmüz'e başka bir isim vermek ciddi bir hatadır” diye yazdı. İran, sömürgeci güçlere karşı kazandığı tarihi zaferi ve küresel enerji taşımacılığı için hayati önem taşıyan Hürmüz Boğazı üzerindeki kontrolünü pekiştirmesini simgeleyen Basra Körfezi Günü'nü her yıl 30 Nisan'da kutlar. Trump'ın bir yere yanlış isim vermesi ilk kez olmuyor. Ocak 2025'te, Meksika Körfezi'nin adını "Amerikan Körfezi" olarak değiştiren ve Denali Zirvesi'nin adını tekrar "McKinley Dağı" olarak değiştiren bir başkanlık kararnamesi imzalamıştı. Ayrıca Meksika Körfezi'ne "Trump Körfezi" adını vermeyi de düşünmüştü.

Putin ile Trump arasında 1 buçuk saatlik görüşme Haber

Putin ile Trump arasında 1 buçuk saatlik görüşme

Uşakov, başkent Moskova'da gazetecilere yaptığı açıklamada, Rus tarafının talebi üzerine Putin ile Trump arasında telefon görüşmesi yapıldığını belirtti. Görüşmenin 1,5 saatten fazla saat sürdüğünü, iş odaklı ve yapıcı olduğunu aktaran Uşakov, Putin'in, gerçekleştirilen suikast girişimiyle ilgili olarak Trump'ı desteklediğini söyleyerek "Rus lider, bu girişimi şiddetle kınayarak, her türlü siyasi amaçla uygulanan şiddetin kabul edilemez olduğunu vurguladı" dedi. Uçakov, iki liderin uluslararası konulardan daha fazla İran ve Basra Körfezi'ndeki duruma odaklandığını aktararak, şu ifadeleri kullandı: "Putin, Trump'ın İran'la ateşkesi uzatma kararının doğru olduğunu düşünüyor. Bu, müzakereler için fırsat sağlayacak ve genel olarak durumun istikrara kavuşmasına yardımcı olacak. Putin, ABD ve İsrail'in yeniden askeri güç kullanmaya başlaması durumunda, bunun sadece İran ve komşu ülkeleri için değil, tüm uluslararası toplum için de kaçınılmaz ve son derece yıkıcı sonuçlar doğuracağına belirtti. Elbette, İran'a karşı karadan operasyon düzenleme seçeneğinin kesinlikle kabul edilemez ve tehlikeli olduğu görülüyor." Rusya'nın durumun barışçıl çözümünden yana olduğuna dikkati çeken Uşakov, "Rusya, krize barışçıl çözümün bulunması amacıyla yürütülen diplomatik girişimlere destek sağlanması konusunda kararlı ve İran nükleer programıyla ilgili anlaşmazlıkların çözümüne ilişkin bazı önerilerde bulundu. Bu amaçla, İran temsilcileri, Basra Körfezi ülke liderleri, İsrail ve elbette Amerikan müzakereciler ile temaslar sürdürülecek" dedi. Uşakov, Trump'ın da "sonlanan çatışma aşamasının sonuçlarıyla ilgili" değerlendirmelerde bulunduğunu, "İran yönetiminin bulunduğu zor duruma dair" görüşlerini aktardığını söyledi. "Trump, Ukrayna'daki çatışmaları sona erdirecek anlaşmaya yakın olunduğuna inanıyor" Görüşmede, Ukrayna krizinin de ele alındığını bildiren Uşakov, ABD Başkanı'nın, çatışmaların acilen sona erdirilmesi önemini vurguladığını ve buna her türlü şekilde katkıda bulunmaya hazır olduğunu dile getirerek, "Donald Trump, Ukrayna'daki çatışmaları sona erdirecek anlaşmaya yakın olunduğuna inanıyor" ifadesini kullandı. Yuriy Uşakov, Putin'in Trump'a Ukrayna cephesindeki durum hakkında bilgi verdiğini aktararak, şunları kaydetti: "Görüşmede, Rusya'nın yılın başından bu yana Ukrayna'ya 20 binden fazla ölen asker cenazesini teslim ettiği, Rusya'ya ise sadece 500'ü aşkın asker cenazesinin verildiği belirtildi. Putin ve Trump, Avrupalıların kışkırtması ve desteğiyle çatışmaların uzatılmasına yönelik yaklaşım sergileyen (Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir) Zelenskiy liderliğindeki Kiev yönetiminin davranışlarına ilişkin benzer değerlendirmelerde bulundu." "Putin'in, Kiev'in terör yöntemlere başvurarak, Rusya'daki sivil unsurlara saldırıları düzenlediğini belirttiğini" aktaran Uşakov, "Başkanımız, (Ukrayna'da) yürütülen özel askeri operasyonun hedeflerine her koşulda ulaşılacağını yeniden teyit etti. Elbette, bu hedeflere müzakere sürecinin sonucunda ulaşılması tercih edilir. Bunun için Zelenskiy'nin defalarca iletilen tekliflere olumlu yanıt vermesi gerekiyor. Bu teklifleri Amerikan tarafı da sundu" diye konuştu. Uşakov, Trump'ın, Rusya'nın Paskalya Bayramı vesilesiyle ateşkesi ilan etme kararını olumlu karşıladığını söyleyerek, "Putin, bu bağlamda, 9 Mayıs Zafer Günü dolayısıyla ateşkes ilan etmeye hazır olduğunu dile getirdi. Trump da bu inisiyatifi destekleyerek İkinci Dünya Savaşı'nda Nazizm'e karşı kazanılan zaferin ortak olduğunu vurguladı" dedi. İki liderin, görüşmede Rusya ile ABD arasındaki ilişkilerdeki durumun, ekonomi ve enerji alanlarında karşılıklı çıkar sağlayacak ortak projelerin ele alındığını kaydeden Uşakov, bunların iki ülke temsilcileri tarafından istişare edildiğine dikkati çekti. Kremlin Dış Politika Danışmanı Uşakov, Putin ile Trump'ın temasları sürdürme konusunda mutabık kaldığını söyledi.

İran Cumhurbaşkanı Pezeşkiyan: Hürmüz Boğazı’nın normale dönmesi saldırıların durmasına bağlı Haber

İran Cumhurbaşkanı Pezeşkiyan: Hürmüz Boğazı’nın normale dönmesi saldırıların durmasına bağlı

İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan, AB Konseyi Başkanı Antonio Costa ile telefon görüşmesi gerçekleştirdi. Görüşmede, ABD ve İsrail’in İran’a yönelik saldırıları, bölgedeki son gelişmeler ve savaşın muhtemel sonuçları ele alındı. Pezeşkiyan, AB ve bazı Avrupa ülkelerinin ABD ve İsrail’in İran’a yönelik saldırılarına karşı "olumsuz ve taraflı" bir tutum sergilediğini belirterek, "ABD ve siyonist rejimin İran’a yönelik askeri saldırısı yalnızca İran halkına karşı benzeri görülmemiş bir suç değil, aynı zamanda hukukun üstünlüğünün açık ihlali ve Avrupa Birliği’nin koruma iddiasında bulunduğu tüm ilke ve kurallara yönelik bir saldırıdır" ifadelerini kullandı. İran’ın ABD ile müzakerelere "samimi ve yapıcı" bir yaklaşımla girdiğini ancak müzakereler sürerken ikinci kez saldırıya uğradığını belirten Pezeşkiyan, bunun Washington yönetiminin diplomasiye inanmadığını ve yalnızca kendi çıkarlarını dayatmayı amaçladığını gösterdiğini söyledi. "Komşu ülkeler sorumluluklarını yerine getirmedi" İran’ın meşru müdafaa hakkına sahip olduğunu vurgulayan Pezeşkiyan, "Komşu ülkelerin egemenliğine saygı duyuyoruz, onlara yönelik herhangi bir saldırı niyetimiz yok. Ancak bu ülkelerde bulunan ABD üslerinden İran’a yönelik saldırılar gerçekleştiriliyor. Söz konusu ülkeler ise topraklarının İran’a karşı kullanılmasını engelleme yönündeki uluslararası sorumluluklarını yerine getirmedi" dedi. "Hürmüz Boğazı’nın normale dönmesi saldırıların durmasına bağlı" Basra Körfezi ve Hürmüz Boğazı’ndaki mevcut durumun ABD ve İsrail’in "saldırgan politikalarının sonucu" olduğunu belirten Pezeşkiyan, "Hürmüz Boğazı, saldırgan taraflara ve onları destekleyenlere kapalıdır. Bu savaşta herhangi bir bahaneyle yapılacak her türlü dış müdahale tehlikeli sonuçlar doğuracaktır. Durumun normale dönmesi, ABD ve İsrail’in saldırılarını durdurmasına bağlı. Biz hiçbir zaman gerilim ya da savaş arayışında olmadık. Gerekli şartların oluşması ve özellikle saldırıların tekrarlanmayacağına dair güvence verilmesi halinde, bu savaşın sona ermesi için gerekli iradeye sahibiz" dedi. Avrupa Birliği’ne eleştiri ve çağrı AB’nin ABD ve İsrail’in saldırıları karşısındaki sessizliğini eleştiren Pezeşkiyan, Avrupa ülkelerine çağrıda bulunarak, "Avrupa Birliği’nin ABD ve Siyonistlerin işlediği suçlar karşısındaki sessizliği üzücü ve insan hakları iddialarıyla çelişmektedir. Avrupa ülkeleri İran’a karşı yıkıcı yaklaşımlar yerine politikalarını uluslararası hukuk temelinde düzenlemelidir" ifadelerini kullandı. "Avrupa saldırıyı desteklemiyor" Costa ise görüşmede, bölgede savaş ve gerilimin sona ermesi gerektiğini vurgulayarak, bu çatışmanın küresel siyasi ve ekonomik etkilerine ilişkin endişelerini dile getirdi. Avrupa ülkelerinin İran’a yönelik saldırıyı desteklemediğini ve bu durumun uluslararası hukuk kurallarına aykırı olduğunu ifade eden Costa, sorunların müzakere ve barışçıl yollarla çözülmesi gerektiğini kaydetti.

Savaş 'ın  25. gününde: Füze saldırıları sürüyor, İran ile ABD arasındaki müzakere iddiaları yalanlandı Haber

Savaş 'ın 25. gününde: Füze saldırıları sürüyor, İran ile ABD arasındaki müzakere iddiaları yalanlandı

ABD ve İsrail ile İran arasında 28 Şubat’ta başlayan çatışmalar 25. gününe girerken, sahada karşılıklı saldırılar devam ediyor. İran, ABD Başkanı Donald Trump’ın "verimli görüşmeler yapıldığı" yönündeki açıklamalarını yalan haber olarak nitelendirirken, İsrail’e yönelik füze saldırılarını sürdürdü. ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı ise operasyonlar kapsamında İran’da 9 binden fazla hedefin vurulduğunu açıkladı. Öte yandan bölgesel aktörlerin devreye girmesiyle diplomatik temasların da yoğunlaştığı ifade ediliyor. Bugün bölgede yaşanan gelişmeler şöyle: Trump'ın müzakere açıklamasını "yalan haber" olarak niteleyen İran, İsrail'e arka arkaya füze saldırıları düzenledi ABD Başkanı Donald Trump'ın İranlı yetkililerle "verimli" görüşmeler yaptığını söyleyerek İran'ın elektrik şebekesine yönelik saldırıları ertelediğini açıklamasının ardından, müzakere yürütüldüğünü yalanlayan İran, İsrail'e füze saldırıları düzenlemeyi sürdürdü. İsrail ordusu tarafından yapılan açıklamada İran’ın ülkeye birden fazla füze saldırısı düzenlediği ifade edildi. Saldırılardan birinde, füzenin önlenmesi sonrasında düşen parçalar nedeniyle İsrail'in kuzeyinde yer alan evler hasar gördü, saldırılarda hayatını kaybeden ya da yaralanan olmadığı bildirildi. Trump, sosyal medya platformu Truth Social'da dün yaptığı açıklamada, ABD ve İran'ın "Ortadoğu'daki çatışmaların tamamen ve kesin olarak çözülmesi" konusunda "çok iyi ve verimli" görüşmeler yaptığını ve İran'ın elektrik şebekesine yönelik saldırıları ertelediğini söylemişti. Trump'ın açıklamasının ardından borsalar yükselirken, petrol fiyatları varil başına 100 doların altına düştü. Fakat İran parlamentosu başkanı Muhammed Baqer Qalibaf ABD ile hiçbir müzakere yapılmadığını açıkladı. İsrailli bir yetkili ve konuyla ilgili bilgi sahibi iki kaynak Qalibaf'ın görüşmelerin İran tarafındaki muhatabı olduğunu söylemişti. Sosyal medya platformu X'te paylaşım yapan Qalibaf, "ABD ile hiçbir müzakere yapılmadı, finans ve petrol piyasalarını manipüle etmek ve ABD ile İsrail'in içine düştüğü çıkmazdan kurtulmak için yalan haberler kullanılıyor" dedi. Öte yandan, Avrupalı bir yetkili, iki ülke arasında doğrudan müzakere yapılmadığını ancak Mısır, Pakistan ve Basra Körfezi'nden ülkelerin mesaj trafiğini yürüttüğünü söyledi.Reuters'a konuşan Pakistanlı bir yetkili ve ikinci bir kaynak da savaşın sonlandırılmasına yönelik doğrudan görüşmelerin bu hafta içinde İslamabad'da yapılabileceğini belirtti. İsrail basınına göre, Arap ülkeleri İran'la müzakere konusunda Trump'a baskı yapıyor İsrail basını, Arap ülkelerinin ABD Başkanı Donald Trump'a İran'la müzakere konusunda baskı yaptığını iddia etti. İsrail devlet televizyonu KAN'ın haberinde Tahran ile ABD arasında müzakere sürecinin hız kazanma sebebinin Arap ülkelerinin daha fazla ekonomik zarar yaşanmaması için Trump'a baskı yapması olduğu ifade edildi. İsrail'in, ABD ile İran arasında müzakerelerin başladığını bildiği ancak bunun ne kadar faydalı olacağını düşündüğü kaydedildi. Haberde, İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu'nun müzakereler başarılı olsun ya da olmasın Trump'ın talebini reddedemeyeceğine işaret edildi. Suudi Arabistan, gece boyunca 35 İHA saldırısını engelledi Suudi Arabistan, ülkenin doğusundaki Şarkiyye'de gece boyunca 35 insansız hava aracına (İHA) müdahale edildiğini duyurdu. Suudi Arabistan Savunma Bakanlığı, Şarkiyye bölgesinde tespit edilen İHA'lara ilişkin açıklama yaptı. Açıklamada, hava savunma sistemlerinin söz konusu bölgede gece boyunca 35 İHA saldırısını engellediği kaydedildi. İran medyası: ABD-İsrail’in saldırılarında İsfahan ve Hürremşehr kentlerindeki enerji altyapıları hedef alındı ABD-İsrail’in İran’a saldırılarında, dün İsfahan ve Hürremşehr kentlerinde 2 enerji altyapısının hedef alındığı bildirildi. Fars Haber Ajansı, İsfahan ve Hürremşehr'e düzenlenen saldırılara ilişkin detayları paylaştı. İsfahan'ın Kave Caddesi'ndeki Doğal Gaz İdaresi binası ile gaz basınç düşürme istasyonunun vurulduğu saldırıda, tesislerin bazı bölümleri ile çevredeki evlerde hasar meydana geldiği belirtildi. Aynı zamanda ülkenin güneybatısında Irak sınırında yer alan Hürremşehr kentindeki elektrik santraline ait doğal gaz boru hattının da hedef alındığı ifade edildi. Hürremşehr Özel Valiliği tarafından yapılan açıklamada, bir füzenin doğal gaz hattı istasyonunun dışındaki alana isabet ettiği ve olayda can kaybı yaşanmadığı kaydedildi. İsfahan'da enerji kesintisine dair bilgi verilmezken Hürremşehr’de yapılan çalışmalarla enerji temininin kesintisiz bir şekilde devam ettiği bildirildi. ABD Başkanı Donald Trump, 22 Mart'ta yaptığı açıklamada, 48 saat içinde İran'ın Hürmüz Boğazı'nı tamamen açmaması halinde bu ülkenin elektrik santrallerini vurmaya başlayacaklarını duyurmuş, dün ise bu süreyi 5 gün uzattığını belirtmişti. İran Devrim Muhafızları Ordusu tarafından dün yapılan açıklamada, İran'ın elektrik santrallerine saldırı olması durumunda İsrail ile ABD üslerine elektrik sağlayan bölgedeki ülkelerin elektrik santrallerinin hedef alınacağı duyurulmuştu. CENTCOM: İran'da 9 binden fazla hedef vuruldu ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı (CENTCOM), İran'a yönelik saldırıların başlamasından bu yana ülkede 9 binden fazla hedefin vurulduğunu bildirdi. CENTCOM'un sosyal medya hesabından, İran'a yönelik askeri saldırılara ilişkin açıklama yapıldı. İran'da 9 binden fazla hedefin vurulduğu belirtilen açıklamada, aralarında savaş gemilerinin de bulunduğu 140'tan fazla geminin hasara uğratıldığı ya da imha edildiği kaydedildi. Açıklamada, ABD'nin askeri saldırılarında bombardıman uçakları, savaş uçakları, insansız hava araçları ve füze savunma sistemleri dahil çeşitli hava, deniz ve kara sistemlerini kullandığı aktarıldı. Kaynak : ndependent Türkçe, Reuters, AA, ANKA

İran: Buşehr Nükleer Santrali sahasına füze isabet etti Haber

İran: Buşehr Nükleer Santrali sahasına füze isabet etti

İran, Basra Körfezine komşu Buşehr Nükleer Enerji Santrali sahasına bir füzenin isabet ettiğini, can ya da mal kaybı yaşanmadığını bildirdi. İran Atom Enerjisi Kurumu Halkla İlişkiler Birimi, nükleer enerji santraline yapılan saldırıya ilişkin açıklama yaptı. Basra Körfezi kıyısındaki Buşehr Nükleer Enerji Santrali'nin hedef alındığı belirtilen açıklamada, füzenin santral sahasına düştüğü ancak can ve ya mal kaybı yaşanmadığı kaydedildi. Santralin hiçbir bölümünün zarar görmediği aktarılan açıklamada, bu tür eylemlerin nükleer tesislerin askeri saldırılara karşı dokunulmazlığına ilişkin tüm uluslararası düzenlemelere aykırı olduğu belirtildi. Açıklamada ayrıca, “Bu tür eylemler, Basra Körfezi ülkeleri de dahil olmak üzere tüm bölge için onarılamaz sonuçlar doğurabilir.” ifadesine yer verildi. Buşehr Dikkatle İzlenen Tesislerden Biri Uluslararası düzeyde Buşehr, İran'ın nükleer programı nedeniyle uzun yıllardır dikkatle izlenen tesislerden biri oldu. Ancak İran, Buşehr'in tamamen sivil amaçlı enerji üretimi için kullanıldığını savunuyor. Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı (UAEA) da tesis üzerinde belirli denetimler gerçekleştiriyor. Son dönemde yaşanan çatışmalarla birlikte Buşehr Nükleer Santrali yeniden gündeme geldi. Özellikle askeri hedef haline gelme ihtimali, sadece İran için değil, Basra Körfezi'ne kıyısı olan ülkeler açısından da ciddi riskler barındırıyor. Uzmanlara göre, böyle bir tesiste yaşanabilecek olası bir hasar ya da sızıntı, bölgesel çevre felaketine ve uluslararası güvenlik krizine yol açabilecek sonuçlar doğurabilir. Buşehr Nükleer Santrali Hakkında Buşehr Nükleer Santrali, İran'ın Basra Körfezi kıyısında yer alan ve ülkenin ilk aktif nükleer enerji üretim tesisi olarak bilinen kritik bir altyapıdır. Buşehr kentinin yakınında bulunan santral, İran'ın sivil nükleer programının en önemli unsurlarından biri olarak öne çıkar. Santralin inşasına ilk olarak 1970'li yıllarda Almanya merkezli Siemens şirketi tarafından başlandı ancak 1979'daki İran Devrimi ve ardından yaşanan İran-Irak Savaşı nedeniyle proje uzun süre durdu. Daha sonra Rusya ile yapılan anlaşma kapsamında tesisin inşası yeniden ele alındı ve Rus devlet nükleer kurumu Rosatom'un desteğiyle tamamlandı. Santral, 2011 yılında resmen faaliyete geçti. Buşehr Nükleer Santrali, basınçlı su reaktörü (VVER tipi) teknolojisiyle çalışıyor ve yaklaşık 1000 megavat elektrik üretim kapasitesine sahip. İran, bu tesis üzerinden hem enerji üretimini artırmayı hem de nükleer teknoloji alanındaki kapasitesini geliştirmeyi hedefliyor. Santral, İran'ın elektrik ihtiyacının belirli bir bölümünü karşılıyor.

Kallas, Trump 'ın deniz koalisyonu çağrısını AB 'nin 27 dışişleri bakanı ile görüşmek üzere toplandı Haber

Kallas, Trump 'ın deniz koalisyonu çağrısını AB 'nin 27 dışişleri bakanı ile görüşmek üzere toplandı

AB'nin baş diplomatı Kaja Kallas Pazartesi günü yaptığı açıklamada, Hürmüz Boğazı'na erişimi güvence altına almaya ve küresel petrol arzında büyük aksaklıkları önlemeye yardımcı olmak için Avrupa üzerindeki baskı arttıkça bloğun deniz misyonunun görevini değiştirmeyi önereceğini söyledi. Kallas, AB dışişleri bakanlarının Brüksel'deki toplantısı öncesinde gazetecilere verdiği demeçte, "Bu misyonun görevini gerçekten değiştirmenin mümkün olup olmadığını üye devletlerle görüşeceğiz." dedi. "Hürmüz Boğazı'nı açık tutmak bizim yararımızadır" diye ekledi. Bakanlar, analistlerin tarihteki küresel petrol arzında en büyük kesinti olarak tanımladığı ve petrol fiyatlarını varil başına 100 doların üzerine çıkaran İran ile savaşın etkisine Avrupa'nın nasıl tepki vermesi gerektiğini tartışmak için bugün Brüksel'de toplanıyor. Tartışmalar özellikle, İran'a bağlı Husilerin uluslararası nakliyeye yönelik tekrarlanan saldırılarının ardından Şubat 2024'te savunma operasyonu olarak kurulan AB'nin Aspides operasyonuna odaklanacak. Konseye göre görevi "gemileri korumak", seyir özgürlüğünü korumak ve "Hürmüz Boğazı ve Kızıldeniz, Aden Körfezi, Arap Denizi, Umman Körfezi ve Basra Körfezi de dahil olmak üzere çevresindeki sulardaki deniz durumunu izlemek"tir. Ancak yetkililer, dünya petrolünün yaklaşık beşte birini taşıyan Hürmüz Boğazı boyunca çok daha büyük bir krizle başa çıkmak için görev süresinin revize edilmesi gerekebileceğini söylüyor. Kallas'ın sözleri, ABD Başkanı Donald Trump'ın Hürmüz Boğazı'nı korumaya yardımcı olmak için Avrupa üzerindeki baskıyı artırmasından bir gün sonra geldi ve üyeleri Washington'un yardımına gelmemesi durumunda NATO'nun "çok kötü" bir gelecekle karşı karşıya olduğu konusunda uyardı. Yine de, AB'nin Aspides misyonunun yetkisinde yapılan herhangi bir değişikliğin Avrupa ülkeleri arasında oybirliğiyle destek olması pek olası değildir. Avrupalı bir diplomat Euronews'e toplantının amacının yetenekler oluşturmak ve AB şemsiyesi altında koordine olmak olduğunu, ancak Trump'ın talebi doğrultusunda Hürmüz Boğazı'ndan gemilere eşlik etmek için büyük bir Avrupa koalisyonunun ortaya çıkacağını öngörmediğini söyledi. Ne ABD ne de İsrail, 28 Şubat'ta İran'a karşı bir saldırı başlatmadan önce Avrupalı müttefiklere danışmadı. Trump yönetimi, savunmaya yeterince harcama yapmadıkları için Avrupalılara sık sık saldırdı, onları zayıf ve hatta çürüyen olarak nitelendirdi. Ancak petrolü hareket ettirmenin zorlukları, ABD'nin müttefiklerini uluslararası bir koalisyonda toplamasına neden oldu. Yine de, Trump'ın temyizi çok az sonuç verdi. Pazar günü Johann Wadephul, Aspides'in görev alanını genişletme konusundaki görüşmelerin Avrupa düzeyinde tartışıldığını ancak Alman katılımını dışladığını söyledi. Ayrıca Amerika Birleşik Devletleri ve İsrail'i İran ile çatışmadaki hedeflerini netleştirmeye çağırdı. Pazartesi günü, Lüksemburg dışişleri bakanı Xavier Bettel, Almanya'nın bazı çekincelerini yineledi ve AB'nin savaşa doğrudan karışmadığını vurguladı. Kallas Dışişleri Konseyi önünde gazetecilere., "Bir parçası olup olmayacağımıza karar vermemiz gerekiyor. Uydularla, iletişimde faydalı olmaktan çok mutluyuz, ancak birlikler ve makinelerle sormayın," dedi kaynak : euronews

Hürmüz Boğazı'ndaki saldırının ardından 20 Taylandlı denizci geri döndü. Haber

Hürmüz Boğazı'ndaki saldırının ardından 20 Taylandlı denizci geri döndü.

Bu dönüş, gemilerinin 11 Mart'ta Hürmüz Boğazı'nda bir saldırının hedefi olmasının ardından yaşanan korkunç bir yolculuğun sonunu işaret ediyor. Ancak, üç meslektaşlarının hala kayıp olması nedeniyle, yeniden bir araya gelmenin sevinci tam değil. Tayland'daki havaalanına gelen denizcilerin görüntüleri. Tayland bayraklı Mayuree Naree gemisi, Birleşik Arap Emirlikleri'ndeki bir limandan ayrıldıktan sonra Basra Körfezi su yolunda seyrederken saldırıya uğradı. Umman Donanması, olaydan sonra 20 mürettebat üyesini derhal kurtardı. İran Devrim Muhafızları, Liberya bayrağı taşıyan bir başka gemiyle birlikte bu gemiye de saldırdıklarını, çünkü bu gemilerin daha önceki uyarıları dikkate almadığını iddia etti. 16 Mart sabahı erken saatlerde Suvarnabhumi Havalimanı'na indikten hemen sonra, denizciler bekleyen medyaya röportaj vermeden yetkililer tarafından hızla uzaklaştırıldı. Umman Donanması, 11 Mart'ta meydana gelen olayın ardından bu 20 denizciyi derhal kurtardı. Geminin sahibi Precious Shipping, mürettebat için tıbbi kontroller ve ruh sağlığı değerlendirmeleri de dahil olmak üzere sosyal destek hizmetleri sağlamayı taahhüt etti. Şirketin şu anki önceliği, kayıp üç mürettebat üyesini arama çalışmalarına devam etmektir. Geçen haftaki bilgilere göre, bu üç kişinin saldırıdan sonra en ağır hasar gören bölge olan makine dairesinde mahsur kaldığı düşünülüyor. Bu acil durum ışığında, Tayland Dışişleri Bakanlığı Sözcü Yardımcısı Bayan Maratee Andamo, ülkenin hâlâ mahsur kalanları kurtarmak için diğer iki ülkeden aktif olarak yardım aradığını doğruladı.

Trump: Küba çok yakında düşecek Haber

Trump: Küba çok yakında düşecek

Trump National Doral Miami, Cumartesi günü ABD başkanı ile bölgedeki 14 ülkeden liderler arasında 'Amerika'nın Kalkanı' girişimi kapsamında toplanan bir toplantıya ev sahipliği yaptı. Katılımcılar arasında Javier Milei, Nayib Bukele ve Şili Cumhurbaşkanı seçilen José Antonio Kast'ın yanı sıra Ekvador, Paraguay, Honduras ve Dominik Cumhuriyeti liderleri yer aldı. Meksika Cumhurbaşkanı Claudia Sheinbaum davet edilmedi. Trump bunu açıkça açıkladı: ABD'nin kartellerle savaşmak için yardımlarını reddetti. Toplantının merkezi, belirtilen bir hedefe sahip askeri bir ittifakın duyurulmasıydı: Batı dünyasından "kartelleri ortadan kaldırmak". Trump'a göre, on yedi ülke resmen katıldı. Toplantıya verdiği demeçte, "Anlaşmamızın özü, uğursuz kartelleri ve terör ağlarını yok etmek için ölümcül askeri güç kullanma taahhüdüdür." dedi. Başkanın sahip olduğu aynı tesis, bu yılın sonlarında G20 zirvesine ev sahipliği yapacak. Küba, Venezuela ve Panama Kanalı Trump konuşmasının önemli bir bölümünü Küba'ya adadı. Adanın "son anlarında" olduğunu ve Küba doğumlu Dışişleri Bakanı Marco Rubio aracılığıyla doğrudan Havana ile müzakere ettiğini söyledi. "Müzakere etmek istiyorlar ve bence çok kolay bir anlaşmaya varılacak" dedi. Adanın "dostça devralması" dediği şeyi göz ardı etmedi. Aynı zamanda, Nicolás Maduro'nun tutuklanmasının ardından Washington'un vesayeti altında aylardır bir geçiş sürecinden geçen bir ülke olan Venezuela'daki Delcy Rodríguez hükümetini resmi olarak tanıdı. Trump, şartları belirtmese de Venezüella altını konusunda da bir anlaşma duyurdu. Panama'da, Panama Cumhurbaşkanı José Raúl Mulino'nun önünde "en sevdiği kanal" olarak adlandırdığı Kanal'da "düşmanca dış etkiye" izin vermeyeceğini yineledi. Arka planda İran Latin Amerika işlerinin oturum aralarında Trump, ABD'nin Destansı Öfke Operasyonu çerçevesinde İran'da gerçekleştirmeye devam ettiği bombalamalara atıfta bulundu. Üç gün içinde 42 İran askeri gemisini yok ettiklerini ve ülkenin "sert bir şekilde vurulacağını" iddia etti. Saatler önce, Truth Social'da İran'ın artık "Orta Doğu'nun kabadayısı" değil, İran cumhurbaşkanının bu haftaki saldırılardan sonra Basra Körfezi ülkelerine yaptığı özüre atıfta bulunan "kaybeden" olduğunu yayınlamıştı. Kaynak : euronews

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.