SON DAKİKA
Hava Durumu

#Basra Körfezi

Bursa Digital, Bursa Haber, Bursa Son Dakika - Basra Körfezi haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Basra Körfezi haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

İran’dan ABD’ye sert tehdit: Küresel altyapıları vururuz Haber

İran’dan ABD’ye sert tehdit: Küresel altyapıları vururuz

İran Devrim Muhafızları Ordusu Sözcüsü Hüseyin Muhibbi, ABD’nin İran’a yönelik yeni bir saldırı düzenlemesi halinde misillemenin askeri hedeflerle sınırlı kalmayacağını söyledi. Muhibbi, küresel enerji hatları, elektrik sistemleri ve internete bağlı altyapıların da risk altında olacağını öne sürdü. İran ile ABD arasındaki gerilimde tansiyonu yükselten yeni bir açıklama geldi. İran Devrim Muhafızları Ordusu Sözcüsü Hüseyin Muhibbi, Tahran’a yönelik yeni bir saldırı ihtimaline karşı ABD’ye sert mesajlar gönderdi. Muhibbi, 11 Ağustos 2026 tarihli açıklamasında, İran’ın yeniden hedef alınması halinde verilecek karşılığın yalnızca askeri tesislerle sınırlı olmayacağını savundu. İranlı yetkili, enerji nakil hatlarından elektrik sistemlerine ve internete bağlı küresel altyapılara kadar geniş bir alanı tehdit kapsamında gösterdi. Benzer ifadeler İranlı yetkililerin son günlerdeki açıklamalarında da yer aldı. “İnternete bağlı küresel altyapılar tehdit altında” Hüseyin Muhibbi, İran’a yönelik yeni bir saldırının gerçekleşmesi durumunda yüz binlerce kilometrelik enerji nakil hatları, enerji istasyonları ve çeşitli bilgisayar sistemlerinin hedef haline gelebileceğini söyledi. İranlı sözcü ayrıca internete bağlı küresel altyapıların da olası bir misillemeden etkilenebileceği mesajını verdi. Açıklama, bölgedeki askeri gerilimin enerji ve dijital altyapı güvenliği açısından oluşturabileceği risklere ilişkin endişeleri artırdı. İran'ın geçmişte de kritik altyapılara yönelik tehditlerde bulunduğu bilinirken, bu son açıklamanın özellikle küresel enerji akışı ve iletişim altyapısı açısından dikkat çektiği değerlendiriliyor. İran: Körfez’de ABD savaş gemisi kalmadı Muhibbi açıklamasında ABD’nin Basra Körfezi'ndeki askeri varlığına ilişkin de dikkat çeken bir iddiada bulundu. İran Devrim Muhafızları Sözcüsü, savaş öncesinde bölgede 30 ila 40 ABD savaş gemisinin bulunduğunu ancak bugün Körfez sularında hiçbir Amerikan savaş gemisinin kalmadığını öne sürdü. İran merkezli Mehr Haber Ajansı da Muhibbi'nin 11 Ağustos'taki açıklamasında Basra Körfezi'nde ABD'ye ait savaş gemisi bulunmadığını söylediğini aktardı. Bu iddia bağımsız kaynaklar tarafından tamamen doğrulanmış değil. Dolayısıyla ABD'nin Körfez'deki deniz gücünün mevcut durumuna ilişkin Muhibbi'nin açıklaması İran tarafının iddiası olarak değerlendirilmelidir. Hürmüz Boğazı gerilimin merkezinde İran-ABD geriliminde Hürmüz Boğazı da kritik başlıklardan biri olmaya devam ediyor. İran Devrim Muhafızları, geçtiğimiz günlerde stratejik su yolunun yeniden açılmasının ABD ile yürütülen görüşmelerden bağımsız olduğunu ve İran'ın şartlarına bağlı bulunduğunu açıklamıştı. Hürmüz Boğazı, küresel enerji taşımacılığı açısından kritik öneme sahip olduğundan, bölgede yaşanabilecek yeni bir askeri gerilim petrol ve doğal gaz piyasalarında da yakından takip ediliyor. Reuters'ın 5 Ağustos tarihli haberinde de İran'ın, yeni bir ABD saldırısı halinde Körfez ülkelerindeki enerji altyapılarının hedef alınabileceği yönünde uyarılarda bulunduğu aktarılmıştı. “ABD ile müzakere yürütmüyoruz” mesajı Muhibbi'nin sert açıklamaları, İran ile ABD arasında diplomatik temas ihtimallerinin tartışıldığı bir dönemde geldi. İran tarafı ise mevcut aşamada Washington ile doğrudan bir müzakere süreci bulunmadığını savunuyor. Tahran'ın açıklamalarında, ABD'nin önceki askeri adımlarının ardından güven sorununun devam ettiği vurgulanıyor. Bu tablo, bir yandan diplomatik girişimlerin sürdüğü, diğer yandan tarafların askeri kapasite ve olası misillemeler üzerinden birbirine mesaj verdiği karmaşık bir süreç ortaya koyuyor. Bölgesel gerilim yeniden tırmanabilir İran'ın enerji ve internet altyapılarına ilişkin son açıklaması, olası yeni bir çatışmanın yalnızca İran ve ABD arasındaki askeri hedeflerle sınırlı kalmayabileceği endişesini beraberinde getirdi. Özellikle enerji tesisleri, elektrik şebekeleri, deniz taşımacılığı ve dijital iletişim altyapısına yönelik olası saldırılar, bölgesel çatışmanın küresel ekonomik etkilerini artırabilir. İran'dan gelen son açıklamalar şu aşamada bir saldırının gerçekleştiği anlamına gelmiyor; Muhibbi'nin sözleri, olası yeni bir ABD saldırısı durumunda İran'ın vereceği karşılığa ilişkin bir tehdit ve uyarı niteliğinde.

Hürmüz Boğazı'nda kritik gelişme: ABD ve İran ateşkese yaklaşıyor Haber

Hürmüz Boğazı'nda kritik gelişme: ABD ve İran ateşkese yaklaşıyor

ABD ile İran arasında devam eden gerilimde diplomatik temasların yeniden öne çıktığı bir döneme girildi. ABD Hazine Bakanı Scott Bessent'in yaptığı son açıklamalar, Washington ve Tahran arasında geçici bir ateşkes ihtimalinin güçlendiğine işaret ederken, dünyanın en önemli enerji geçiş noktalarından biri olan Hürmüz Boğazı'nın geleceği de uluslararası gündemin merkezinde yer alıyor. Bessent, Washington ile Tahran'ın 30 ila 60 gün sürecek bir ateşkes anlaşması imzalamaya yakın olduğunu belirtti. ABD'li Bakan ayrıca Hürmüz Boğazı'nın bugün veya yarın yeniden gemi trafiğine açılabileceğini ifade etti. Bessent: İran üzerindeki ekonomik baskı sürüyor ABD Hazine Bakanı Scott Bessent, Washington yönetiminin İran'a yönelik ekonomik baskısına ilişkin değerlendirmesinde, yaptırımların Tahran üzerindeki etkisinin giderek arttığını savundu. Bessent, İran'daki ekonomik tablonun özellikle gıda fiyatları açısından ağırlaştığını belirterek, ülkede gıda fiyatlarında yüzde 150 ile yüzde 180 arasında enflasyon yaşandığını ileri sürdü. ABD'li Bakan, uygulanan yaptırımlar nedeniyle İran yönetiminin askerlerinin maaşlarını ödemekte dahi zorlandığını iddia etti. Bessent'in açıklamaları, ABD'nin İran'la yürüttüğü müzakerelerde ekonomik yaptırımları önemli bir baskı aracı olarak kullanmaya devam ettiğini gösteriyor. Ancak bu açıklamaların Washington tarafından yapılan değerlendirmeler olduğu ve İran tarafının ekonomik tabloya ilişkin farklı değerlendirmelerde bulunabileceği de dikkate alınıyor. Trump: İran anlaşma yapmak istiyor ABD Başkanı Donald Trump da İran'la yürütülen görüşmelere ilişkin dikkat çeken açıklamalarda bulundu. Trump, Tahran'ın anlaşma arayışının temelinde olası bir ABD askeri operasyonundan duyduğu endişenin bulunduğunu savundu. Trump, İran'ın anlaşma yapmak istediğini belirterek, bunun nedeninin "vurulmak istememeleri" olduğunu söyledi. ABD Başkanı ayrıca müzakerelerin nasıl sonuçlanacağının önümüzdeki süreçte görüleceğini ifade etti. Trump'ın açıklamaları, Washington'ın diplomatik görüşmeleri sürdürürken askeri seçenekleri de tamamen gündemden çıkarmadığını ortaya koyuyor. Hürmüz Boğazı için İran-Umman görüşmesi Gerilimin en kritik başlıklarından biri ise Hürmüz Boğazı'ndaki gemi trafiği. İran Parlamentosu üyesi Hasan Kaşkavi'nin 7 Ağustos'ta yaptığı açıklamaya göre İran ile Umman, Hürmüz Boğazı'ndaki ticari gemi güzergahlarına ilişkin yeni bir protokolün çerçevesi üzerinde mutabakata vardı. Ancak Kaşkavi, sürecin henüz tamamlanmadığını ve nihai metnin üst düzeyde onaylanması gerektiğini belirtti. İran ve Umman arasındaki görüşmelerde özellikle ticari gemilerin hangi güzergahlardan geçeceği konusunda önemli ilerleme sağlandığı aktarılıyor. Tahran yönetiminin boğazdaki geçişlerin düzenlenmesine ilişkin yeni bir mekanizma oluşturmayı değerlendirdiği belirtiliyor. İran'dan bazı ülkelere geçiş yasağı hazırlığı Hürmüz Boğazı konusunda İran parlamentosunda ayrıca yeni bir yasa tasarısının değerlendirildiği bildiriliyor. Söz konusu tasarıda ABD, İsrail ve İran yönetiminin "düşman" olarak tanımladığı bazı ülkelerin gemilerinin boğazdan geçişinin yasaklanması öngörülüyor. Geçişine izin verilen diğer ülkelerin gemilerinden ise belirli bir geçiş ücreti alınması gündeme geliyor. Bu gelişme, Hürmüz Boğazı'nın yalnızca askeri gerilim açısından değil, uluslararası ticaret ve enerji güvenliği bakımından da kritik bir pazarlık alanına dönüştüğünü gösteriyor. Hürmüz Boğazı neden bu kadar önemli? Basra Körfezi'ni Umman Körfezi ve dolayısıyla açık denizlere bağlayan Hürmüz Boğazı, küresel enerji ticaretinin en kritik geçiş noktalarından biri olarak kabul ediliyor. Savaş öncesindeki normal ticaret koşullarında dünya petrol ve sıvılaştırılmış doğal gaz ticaretinin önemli bir bölümü bu güzergah üzerinden gerçekleştiriliyordu. Bu nedenle boğazdaki olası bir kapanma veya gemi trafiğinin ciddi biçimde kısıtlanması, yalnızca bölge ülkelerini değil, Avrupa ve Asya başta olmak üzere enerji ithalatına bağımlı ekonomileri de doğrudan etkileyebilir. Özellikle petrol ve LNG taşımacılığındaki aksama, küresel enerji fiyatlarında yeni dalgalanmalara yol açabilir. Nakliye maliyetlerinin yükselmesi, sigorta primlerinin artması ve alternatif güzergahlara yönelme ihtiyacı da dünya ticaretinde zincirleme etkiler yaratabilir. Ateşkes açıklaması piyasalar için kritik ABD ile İran arasında 30 ila 60 günlük geçici ateşkes ihtimalinin gündeme gelmesi, bölgedeki tansiyonun düşürülmesi açısından önemli bir gelişme olarak değerlendiriliyor. Ancak ateşkes konusunda henüz nihai bir anlaşmanın imzalandığına ilişkin kesinleşmiş bir metin bulunmuyor. Hürmüz Boğazı'nın yeniden tamamen ve güvenli şekilde uluslararası gemi trafiğine açılması da sürecin en kritik başlıklarından biri olmaya devam ediyor. Önümüzdeki günlerde Washington ve Tahran arasındaki görüşmelerin yanı sıra İran-Umman temasları da yakından takip edilecek. Özellikle boğazdaki ticari geçişlerin hangi şartlarda normale döneceği, ateşkesin kapsamı ve tarafların güvenlik garantileri konusunda sağlayacağı mutabakat, bölgesel krizin seyrini belirleyebilecek başlıca gelişmeler arasında bulunuyor. Hürmüz Boğazı'ndaki gelişmeler, enerji fiyatlarından küresel ticarete kadar geniş bir alanda etkili olabilecek potansiyele sahip. Bu nedenle ABD-İran görüşmelerinden çıkacak sonuç, yalnızca iki ülke arasındaki ilişkilerin değil, küresel ekonominin önümüzdeki dönemdeki görünümünün şekillenmesinde de belirleyici olabilir.

Türkiye-Irak zirvesinde tarihi anlaşmalar: Kalkınma Yolu Projesi için yeni dönem başlıyor Haber

Türkiye-Irak zirvesinde tarihi anlaşmalar: Kalkınma Yolu Projesi için yeni dönem başlıyor

Türkiye ile Irak arasında stratejik iş birliğini güçlendirecek önemli gelişmeler yaşandı. Irak Başbakanı Ali Zeydi'nin Ankara ziyareti kapsamında Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile gerçekleştirilen görüşmelerin ardından iki ülke arasında beş ayrı mutabakat zaptı imzalandı. Enerji, ulaştırma, eğitim, gençlik ve sınai mülkiyet alanlarını kapsayan anlaşmalar, Türkiye-Irak ilişkilerinde yeni bir dönemin başlangıcı olarak değerlendiriliyor. Görüşmelerin merkezinde ise bölgesel ticaret yollarını değiştirmesi beklenen Kalkınma Yolu Projesi yer aldı. İmza töreninde kısa süreli tereddüt yaşandı Cumhurbaşkanlığı Külliyesi'nde düzenlenen imza töreni sırasında kısa süreli bir hareketlilik yaşandı. Kalkınma Yolu Projesi kapsamında imzalanacak ulaştırma anlaşması için Irak Ulaştırma Bakanı Vehb Selman el-Haseni'nin ilk etapta imza atmadığı görüldü. Törende yaşanan tereddüdün ardından Irak Başbakanı Ali Zeydi'nin bakanıyla kısa bir görüşme yaptığı ve anlaşmanın imzalanması yönünde talimat verdiği öne sürüldü. Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın törende "Beş anlaşma değil miydi?" şeklindeki sözleri üzerine Dışişleri Bakanı Hakan Fidan'ın da sahneye geldiği görüldü. Yaşanan kısa görüşmenin ardından imza süreci tamamlandı. Türkiye ve Irak makamlarından konuya ilişkin resmi bir açıklama yapılmadı. Kalkınma Yolu Projesi için kritik imzalar Yaşanan gelişmelerin ardından Türkiye ve Irak arasında ulaştırma alanında iki önemli mutabakat zaptı imzalandı. İmzalanan belgeler şöyle: Fişhabur-Ovaköy Sınır Kapısı üzerinden demiryolu ve karayolu taşımacılığına ilişkin mutabakat zaptı Doğal kaynaklar karşılığında Irak içerisinde ulaştırma altyapısının geliştirilmesine ilişkin çerçeve mutabakat zaptı Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, imzaların ardından yaptığı açıklamada, anlaşmaların iki ülke arasındaki ulaştırma bağlantılarını güçlendireceğini belirtti. Uraloğlu, Kalkınma Yolu Projesi'nin bölgesel refah ve istikrara katkı sağlayacak ortak bir vizyon olduğunu ifade etti. Ali Zeydi: "Ekonomi nehrimizi inşa ediyoruz" Irak Başbakanı Ali Zeydi, Türkiye ziyaretinin yalnızca diplomatik bir temas olmadığını, iki ülke arasındaki tarihi bağların güçlendirilmesi anlamına geldiğini söyledi. Zeydi, Türkiye ile Irak'ın ortak bir medeniyet ve coğrafyayı paylaştığını belirterek enerji, ulaştırma, su ve eğitim alanlarında iş birliğinin artırılacağını ifade etti. Kalkınma Yolu Projesi'ne özel önem veren Zeydi, projeyi ekonomik bir bağlantı hattı olarak nitelendirdi. Zeydi açıklamasında, "Doğa bize iki nehir verdi, biz Kalkınma Yolu ile üçüncü nehrimizi, yani ekonomi nehrimizi inşa ediyoruz" ifadelerini kullandı. Irak Başbakanı ayrıca Türkiye'ye günlük 1 milyon varil petrol sevkiyatı yapabilecek kapasiteye sahip olduklarını belirtti. Erdoğan: Kalkınma Yolu her zamankinden önemli hale geldi Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ise görüşmelerin ardından yaptığı açıklamada, bölgesel gelişmelerin Kalkınma Yolu Projesi'nin önemini artırdığını söyledi. Körfez bölgesinin dünya pazarlarına Irak üzerinden bağlanmasını hedefleyen projenin stratejik bir niteliğe sahip olduğunu belirten Erdoğan, Türkiye'nin Irak'ın istikrarını kendi güvenliğinin bir parçası olarak gördüğünü ifade etti. Erdoğan, bölgenin savaş ve çatışmalarla değil; kalkınma, refah ve istikrarla anılması gerektiğini vurguladı. Enerjide yeni ortaklık dönemi Türkiye-Irak görüşmelerinde enerji alanındaki iş birliği de önemli başlıklardan biri oldu. Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye Petrolleri'nin Kerkük üretim sahasında ortaklık elde ettiğini belirterek bunun enerji alanında tarihi bir adım olduğunu söyledi. Türkiye-Irak Ham Petrol Boru Hattı Anlaşması'nın sona erdiğini hatırlatan Erdoğan, iki ülke arasında daha kapsamlı bir enerji iş birliği modelinin hedeflendiğini ifade etti. Irak'ın günlük 1 milyon varil petrol sevkiyatı önerisine ilişkin değerlendirmede bulunan Erdoğan, bu kapasitenin Türkiye'nin enerji ihtiyacı açısından önemli olduğunu belirtti. Beş farklı alanda mutabakat imzalandı Erdoğan ve Zeydi'nin görüşmelerinin ardından toplam beş mutabakat zaptı imza altına alındı.Anlaşmalar şu başlıklardan oluştu:Eğitim ve akademik iş birliği Gençlik ve spor alanlarında ortak çalışmalar Sınai mülkiyet alanında iş birliği Fişhabur-Ovaköy hattında demiryolu ve karayolu taşımacılığı Irak'ta ulaştırma altyapısının geliştirilmesi Kalkınma Yolu Türkiye-Irak ticaretini dönüştürebilir Uzmanlara göre Kalkınma Yolu Projesi, yalnızca iki ülke arasındaki ulaşımı geliştiren bir altyapı yatırımı değil, aynı zamanda Asya ile Avrupa arasındaki ticaret yollarında önemli bir alternatif oluşturabilecek stratejik bir girişim olarak görülüyor. Basra Körfezi'nden başlayarak Türkiye üzerinden Avrupa'ya uzanması planlanan proje, enerji taşımacılığı, lojistik ve bölgesel ticaret açısından büyük önem taşıyor. Türkiye-Irak zirvesinde atılan imzalar, iki ülke arasındaki ekonomik ilişkilerin daha kapsamlı bir ortaklığa dönüşmesi açısından kritik bir adım olarak değerlendiriliyor.

Tahran, Washington'ın ciddiyetine kuşkuyla yaklaşıyor: Barış teklifine yanıt ertelendi Haber

Tahran, Washington'ın ciddiyetine kuşkuyla yaklaşıyor: Barış teklifine yanıt ertelendi

ABD Başkanı Donald Trump, kırılgan ateşkesin uzatılması ve barış görüşmelerinin başlaması hedefiyle Washington’ın sunduğu son teklife İran’dan "o gece" yanıt beklediğini cuma günü açıklamıştı. Ancak Tahran'ın Pakistanlı arabuluculara henüz bir geri dönüş yapmadığı görülüyor. İran Dışişleri Bakanı Abbas Erakçi ise Türkiyeli mevkidaşı ile gerçekleştirdiği telefon görüşmesinde, ABD yönetiminin güvenilirliğine dair şüphelerini açıkça dile getirdi. İranlı İSNA haber ajansının aktardığına göre Erakçi, "ABD güçlerinin Basra Körfezi'nde son günlerde gerilimi tırmandırması ve ateşkesi ihlal eden eylemleri, Amerikan tarafının diplomasi yolundaki niyetleri ve ciddiyeti konusundaki şüphelerimizi artırmıştır" ifadelerini kullandı. Hürmüz Boğazı'nda tanker krizi ve çatışma Cuma günü yaşanan sıcak bir gelişmede, bir ABD savaş uçağı İran limanlarına yönelik ablukayı deldiği gerekçesiyle İran bayraklı iki petrol tankerine ateş açarak gemileri durdurdu. İranlı bir askeri yetkili ülke basınına yaptığı açıklamada, İran Deniz Kuvvetleri'nin bu "Amerikan terörüne" misilleme ile karşılık verdiğini ve çatışmaların şimdilik durduğunu belirtti. Söz konusu gerginlik, cuma gecesi Hürmüz Boğazı'nda patlak veren krizin hemen ardından geldi. Tahran'ın, yabancı gemilerden "geçiş ücreti" almak amacıyla boğazı kontrol etme girişimleri Washington'ın sert tepkisine neden oldu. ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio, küresel petrol ticareti için hayati öneme sahip bu güzergahın Tahran tarafından kontrol edilmesinin "kesinlikle kabul edilemez" olduğunu vurguladı. Washington, 10 hafta önce başlayan çatışmalara kalıcı bir çözüm bulmak adına Pakistanlı arabulucular aracılığıyla ateşkesin uzatılması teklifini iletmişti. İran Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü İsmail Bekayi, teklifin şu an "değerlendirme aşamasında" olduğunu kaydetti. Hark Adası açıklarında devasa petrol sızıntısı Körfez'deki askeri hareketliliğin yanı sıra çevresel bir felaket de kapıda. Uydu görüntüleri, İran'ın petrol ihracatındaki can damarı olan Hark Adası açıklarında 52 kilometrekarelik bir alana yayılan devasa bir petrol sızıntısını ortaya çıkardı. (Orbital EOS) verilerine yansıyan sızıntının kaynağı henüz netleşmezken, İngiltere merkezli Çatışma ve Çevre Gözlemevi (CEOBS) sızıntının bölgedeki yıpranmış petrol altyapısındaki bir arızadan kaynaklanabileceğini belirtti. Riyad'dan ABD'nin askeri üs talebine ret Hürmüz Boğazı'nı açık tutmak amacıyla geçen pazar günü bir deniz operasyonu duyuran, ancak müzakerelere şans tanımak için salı günü planı askıya alan Donald Trump'a bölgedeki müttefiklerinden de beklediği destek gelmedi. Suudi kaynaklara göre Riyad yönetimi, ABD'nin bu operasyon kapsamında Suudi Arabistan'daki askeri üsleri ve hava sahasını kullanma talebini geri çevirdi. Kaynaklar, Riyad'ın askeri bir müdahalenin durumu daha da karmaşıklaştıracağı ve çözüm getirmeyeceği görüşünde olduğunu aktardı. Lübnan'da ateşkese rağmen bombardıman Bölgedeki bir diğer kriz noktası olan İsrail-Hizbullah hattında da ateşkes pamuk ipliğine bağlı. Lübnan resmi medyası, üç haftadır yürürlükte olan ateşkese rağmen cumartesi günü başkent Beyrut'un güneyine İsrail tarafından üç hava saldırısı düzenlendiğini bildirdi. Saldırıların, gelecek hafta Washington'da Lübnan ile İsrail arasında ilk kez yapılması planlanan ve Hizbullah'ın şiddetle karşı çıktığı doğrudan müzakerelerin arifesinde gerçekleşmesi dikkat çekti.

İran, ABD Başkanı'nın Hürmüz Boğazı'na 'Trump Boğazı' demesini eleştirdi. Haber

İran, ABD Başkanı'nın Hürmüz Boğazı'na 'Trump Boğazı' demesini eleştirdi.

30 Nisan'da, İran'ın Basra Körfezi Günü'nü anmak amacıyla X adlı sosyal medya platformunda yaptığı bir paylaşımda Araqchi, İranlıların Portekiz güçlerini Hürmüz Boğazı'ndan çıkardığı ve böylece İran'ın bu deniz bölgesindeki uzun süredir devam eden kimliğini ve egemenliğini teyit ettiği 1622 yılının tarihi dönüm noktasını hatırlattı. Bu açıklama, Trump'ın İran ve birçok uluslararası kuruluş tarafından tanınan "Basra Körfezi" teriminin bir görüntüsünü paylaşmasının ancak Hürmüz Boğazı'nı "Trump Boğazı" olarak adlandırmasının ardından geldi. Bay Trump, Truth Social hesabında paylaştığı bir haritada Hürmüz Boğazı'nı "Trump Boğazı" olarak adlandırdı. (Ekran görüntüsü) İran Dışişleri Bakanı, ABD Başkanı'nın "Basra Körfezi" adını kullanmasının doğru olduğunu kabul etti, ancak Hürmüz Boğazı'nın yeniden adlandırılmasının kabul edilemez olduğunu vurguladı. Araqchi, “Bugün İran'da Basra Körfezi Günü, atalarımızın Portekizlileri Hürmüz Boğazı'ndan çıkarmasının 400. yıldönümü anılıyor. ABD Başkanı doğru terimi, 'Basra Körfezi'ni kullandı. Ancak Hürmüz'e başka bir isim vermek ciddi bir hatadır” diye yazdı. İran, sömürgeci güçlere karşı kazandığı tarihi zaferi ve küresel enerji taşımacılığı için hayati önem taşıyan Hürmüz Boğazı üzerindeki kontrolünü pekiştirmesini simgeleyen Basra Körfezi Günü'nü her yıl 30 Nisan'da kutlar. Trump'ın bir yere yanlış isim vermesi ilk kez olmuyor. Ocak 2025'te, Meksika Körfezi'nin adını "Amerikan Körfezi" olarak değiştiren ve Denali Zirvesi'nin adını tekrar "McKinley Dağı" olarak değiştiren bir başkanlık kararnamesi imzalamıştı. Ayrıca Meksika Körfezi'ne "Trump Körfezi" adını vermeyi de düşünmüştü.

Putin ile Trump arasında 1 buçuk saatlik görüşme Haber

Putin ile Trump arasında 1 buçuk saatlik görüşme

Uşakov, başkent Moskova'da gazetecilere yaptığı açıklamada, Rus tarafının talebi üzerine Putin ile Trump arasında telefon görüşmesi yapıldığını belirtti. Görüşmenin 1,5 saatten fazla saat sürdüğünü, iş odaklı ve yapıcı olduğunu aktaran Uşakov, Putin'in, gerçekleştirilen suikast girişimiyle ilgili olarak Trump'ı desteklediğini söyleyerek "Rus lider, bu girişimi şiddetle kınayarak, her türlü siyasi amaçla uygulanan şiddetin kabul edilemez olduğunu vurguladı" dedi. Uçakov, iki liderin uluslararası konulardan daha fazla İran ve Basra Körfezi'ndeki duruma odaklandığını aktararak, şu ifadeleri kullandı: "Putin, Trump'ın İran'la ateşkesi uzatma kararının doğru olduğunu düşünüyor. Bu, müzakereler için fırsat sağlayacak ve genel olarak durumun istikrara kavuşmasına yardımcı olacak. Putin, ABD ve İsrail'in yeniden askeri güç kullanmaya başlaması durumunda, bunun sadece İran ve komşu ülkeleri için değil, tüm uluslararası toplum için de kaçınılmaz ve son derece yıkıcı sonuçlar doğuracağına belirtti. Elbette, İran'a karşı karadan operasyon düzenleme seçeneğinin kesinlikle kabul edilemez ve tehlikeli olduğu görülüyor." Rusya'nın durumun barışçıl çözümünden yana olduğuna dikkati çeken Uşakov, "Rusya, krize barışçıl çözümün bulunması amacıyla yürütülen diplomatik girişimlere destek sağlanması konusunda kararlı ve İran nükleer programıyla ilgili anlaşmazlıkların çözümüne ilişkin bazı önerilerde bulundu. Bu amaçla, İran temsilcileri, Basra Körfezi ülke liderleri, İsrail ve elbette Amerikan müzakereciler ile temaslar sürdürülecek" dedi. Uşakov, Trump'ın da "sonlanan çatışma aşamasının sonuçlarıyla ilgili" değerlendirmelerde bulunduğunu, "İran yönetiminin bulunduğu zor duruma dair" görüşlerini aktardığını söyledi. "Trump, Ukrayna'daki çatışmaları sona erdirecek anlaşmaya yakın olunduğuna inanıyor" Görüşmede, Ukrayna krizinin de ele alındığını bildiren Uşakov, ABD Başkanı'nın, çatışmaların acilen sona erdirilmesi önemini vurguladığını ve buna her türlü şekilde katkıda bulunmaya hazır olduğunu dile getirerek, "Donald Trump, Ukrayna'daki çatışmaları sona erdirecek anlaşmaya yakın olunduğuna inanıyor" ifadesini kullandı. Yuriy Uşakov, Putin'in Trump'a Ukrayna cephesindeki durum hakkında bilgi verdiğini aktararak, şunları kaydetti: "Görüşmede, Rusya'nın yılın başından bu yana Ukrayna'ya 20 binden fazla ölen asker cenazesini teslim ettiği, Rusya'ya ise sadece 500'ü aşkın asker cenazesinin verildiği belirtildi. Putin ve Trump, Avrupalıların kışkırtması ve desteğiyle çatışmaların uzatılmasına yönelik yaklaşım sergileyen (Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir) Zelenskiy liderliğindeki Kiev yönetiminin davranışlarına ilişkin benzer değerlendirmelerde bulundu." "Putin'in, Kiev'in terör yöntemlere başvurarak, Rusya'daki sivil unsurlara saldırıları düzenlediğini belirttiğini" aktaran Uşakov, "Başkanımız, (Ukrayna'da) yürütülen özel askeri operasyonun hedeflerine her koşulda ulaşılacağını yeniden teyit etti. Elbette, bu hedeflere müzakere sürecinin sonucunda ulaşılması tercih edilir. Bunun için Zelenskiy'nin defalarca iletilen tekliflere olumlu yanıt vermesi gerekiyor. Bu teklifleri Amerikan tarafı da sundu" diye konuştu. Uşakov, Trump'ın, Rusya'nın Paskalya Bayramı vesilesiyle ateşkesi ilan etme kararını olumlu karşıladığını söyleyerek, "Putin, bu bağlamda, 9 Mayıs Zafer Günü dolayısıyla ateşkes ilan etmeye hazır olduğunu dile getirdi. Trump da bu inisiyatifi destekleyerek İkinci Dünya Savaşı'nda Nazizm'e karşı kazanılan zaferin ortak olduğunu vurguladı" dedi. İki liderin, görüşmede Rusya ile ABD arasındaki ilişkilerdeki durumun, ekonomi ve enerji alanlarında karşılıklı çıkar sağlayacak ortak projelerin ele alındığını kaydeden Uşakov, bunların iki ülke temsilcileri tarafından istişare edildiğine dikkati çekti. Kremlin Dış Politika Danışmanı Uşakov, Putin ile Trump'ın temasları sürdürme konusunda mutabık kaldığını söyledi.

İran Cumhurbaşkanı Pezeşkiyan: Hürmüz Boğazı’nın normale dönmesi saldırıların durmasına bağlı Haber

İran Cumhurbaşkanı Pezeşkiyan: Hürmüz Boğazı’nın normale dönmesi saldırıların durmasına bağlı

İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan, AB Konseyi Başkanı Antonio Costa ile telefon görüşmesi gerçekleştirdi. Görüşmede, ABD ve İsrail’in İran’a yönelik saldırıları, bölgedeki son gelişmeler ve savaşın muhtemel sonuçları ele alındı. Pezeşkiyan, AB ve bazı Avrupa ülkelerinin ABD ve İsrail’in İran’a yönelik saldırılarına karşı "olumsuz ve taraflı" bir tutum sergilediğini belirterek, "ABD ve siyonist rejimin İran’a yönelik askeri saldırısı yalnızca İran halkına karşı benzeri görülmemiş bir suç değil, aynı zamanda hukukun üstünlüğünün açık ihlali ve Avrupa Birliği’nin koruma iddiasında bulunduğu tüm ilke ve kurallara yönelik bir saldırıdır" ifadelerini kullandı. İran’ın ABD ile müzakerelere "samimi ve yapıcı" bir yaklaşımla girdiğini ancak müzakereler sürerken ikinci kez saldırıya uğradığını belirten Pezeşkiyan, bunun Washington yönetiminin diplomasiye inanmadığını ve yalnızca kendi çıkarlarını dayatmayı amaçladığını gösterdiğini söyledi. "Komşu ülkeler sorumluluklarını yerine getirmedi" İran’ın meşru müdafaa hakkına sahip olduğunu vurgulayan Pezeşkiyan, "Komşu ülkelerin egemenliğine saygı duyuyoruz, onlara yönelik herhangi bir saldırı niyetimiz yok. Ancak bu ülkelerde bulunan ABD üslerinden İran’a yönelik saldırılar gerçekleştiriliyor. Söz konusu ülkeler ise topraklarının İran’a karşı kullanılmasını engelleme yönündeki uluslararası sorumluluklarını yerine getirmedi" dedi. "Hürmüz Boğazı’nın normale dönmesi saldırıların durmasına bağlı" Basra Körfezi ve Hürmüz Boğazı’ndaki mevcut durumun ABD ve İsrail’in "saldırgan politikalarının sonucu" olduğunu belirten Pezeşkiyan, "Hürmüz Boğazı, saldırgan taraflara ve onları destekleyenlere kapalıdır. Bu savaşta herhangi bir bahaneyle yapılacak her türlü dış müdahale tehlikeli sonuçlar doğuracaktır. Durumun normale dönmesi, ABD ve İsrail’in saldırılarını durdurmasına bağlı. Biz hiçbir zaman gerilim ya da savaş arayışında olmadık. Gerekli şartların oluşması ve özellikle saldırıların tekrarlanmayacağına dair güvence verilmesi halinde, bu savaşın sona ermesi için gerekli iradeye sahibiz" dedi. Avrupa Birliği’ne eleştiri ve çağrı AB’nin ABD ve İsrail’in saldırıları karşısındaki sessizliğini eleştiren Pezeşkiyan, Avrupa ülkelerine çağrıda bulunarak, "Avrupa Birliği’nin ABD ve Siyonistlerin işlediği suçlar karşısındaki sessizliği üzücü ve insan hakları iddialarıyla çelişmektedir. Avrupa ülkeleri İran’a karşı yıkıcı yaklaşımlar yerine politikalarını uluslararası hukuk temelinde düzenlemelidir" ifadelerini kullandı. "Avrupa saldırıyı desteklemiyor" Costa ise görüşmede, bölgede savaş ve gerilimin sona ermesi gerektiğini vurgulayarak, bu çatışmanın küresel siyasi ve ekonomik etkilerine ilişkin endişelerini dile getirdi. Avrupa ülkelerinin İran’a yönelik saldırıyı desteklemediğini ve bu durumun uluslararası hukuk kurallarına aykırı olduğunu ifade eden Costa, sorunların müzakere ve barışçıl yollarla çözülmesi gerektiğini kaydetti.

Savaş 'ın  25. gününde: Füze saldırıları sürüyor, İran ile ABD arasındaki müzakere iddiaları yalanlandı Haber

Savaş 'ın 25. gününde: Füze saldırıları sürüyor, İran ile ABD arasındaki müzakere iddiaları yalanlandı

ABD ve İsrail ile İran arasında 28 Şubat’ta başlayan çatışmalar 25. gününe girerken, sahada karşılıklı saldırılar devam ediyor. İran, ABD Başkanı Donald Trump’ın "verimli görüşmeler yapıldığı" yönündeki açıklamalarını yalan haber olarak nitelendirirken, İsrail’e yönelik füze saldırılarını sürdürdü. ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı ise operasyonlar kapsamında İran’da 9 binden fazla hedefin vurulduğunu açıkladı. Öte yandan bölgesel aktörlerin devreye girmesiyle diplomatik temasların da yoğunlaştığı ifade ediliyor. Bugün bölgede yaşanan gelişmeler şöyle: Trump'ın müzakere açıklamasını "yalan haber" olarak niteleyen İran, İsrail'e arka arkaya füze saldırıları düzenledi ABD Başkanı Donald Trump'ın İranlı yetkililerle "verimli" görüşmeler yaptığını söyleyerek İran'ın elektrik şebekesine yönelik saldırıları ertelediğini açıklamasının ardından, müzakere yürütüldüğünü yalanlayan İran, İsrail'e füze saldırıları düzenlemeyi sürdürdü. İsrail ordusu tarafından yapılan açıklamada İran’ın ülkeye birden fazla füze saldırısı düzenlediği ifade edildi. Saldırılardan birinde, füzenin önlenmesi sonrasında düşen parçalar nedeniyle İsrail'in kuzeyinde yer alan evler hasar gördü, saldırılarda hayatını kaybeden ya da yaralanan olmadığı bildirildi. Trump, sosyal medya platformu Truth Social'da dün yaptığı açıklamada, ABD ve İran'ın "Ortadoğu'daki çatışmaların tamamen ve kesin olarak çözülmesi" konusunda "çok iyi ve verimli" görüşmeler yaptığını ve İran'ın elektrik şebekesine yönelik saldırıları ertelediğini söylemişti. Trump'ın açıklamasının ardından borsalar yükselirken, petrol fiyatları varil başına 100 doların altına düştü. Fakat İran parlamentosu başkanı Muhammed Baqer Qalibaf ABD ile hiçbir müzakere yapılmadığını açıkladı. İsrailli bir yetkili ve konuyla ilgili bilgi sahibi iki kaynak Qalibaf'ın görüşmelerin İran tarafındaki muhatabı olduğunu söylemişti. Sosyal medya platformu X'te paylaşım yapan Qalibaf, "ABD ile hiçbir müzakere yapılmadı, finans ve petrol piyasalarını manipüle etmek ve ABD ile İsrail'in içine düştüğü çıkmazdan kurtulmak için yalan haberler kullanılıyor" dedi. Öte yandan, Avrupalı bir yetkili, iki ülke arasında doğrudan müzakere yapılmadığını ancak Mısır, Pakistan ve Basra Körfezi'nden ülkelerin mesaj trafiğini yürüttüğünü söyledi.Reuters'a konuşan Pakistanlı bir yetkili ve ikinci bir kaynak da savaşın sonlandırılmasına yönelik doğrudan görüşmelerin bu hafta içinde İslamabad'da yapılabileceğini belirtti. İsrail basınına göre, Arap ülkeleri İran'la müzakere konusunda Trump'a baskı yapıyor İsrail basını, Arap ülkelerinin ABD Başkanı Donald Trump'a İran'la müzakere konusunda baskı yaptığını iddia etti. İsrail devlet televizyonu KAN'ın haberinde Tahran ile ABD arasında müzakere sürecinin hız kazanma sebebinin Arap ülkelerinin daha fazla ekonomik zarar yaşanmaması için Trump'a baskı yapması olduğu ifade edildi. İsrail'in, ABD ile İran arasında müzakerelerin başladığını bildiği ancak bunun ne kadar faydalı olacağını düşündüğü kaydedildi. Haberde, İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu'nun müzakereler başarılı olsun ya da olmasın Trump'ın talebini reddedemeyeceğine işaret edildi. Suudi Arabistan, gece boyunca 35 İHA saldırısını engelledi Suudi Arabistan, ülkenin doğusundaki Şarkiyye'de gece boyunca 35 insansız hava aracına (İHA) müdahale edildiğini duyurdu. Suudi Arabistan Savunma Bakanlığı, Şarkiyye bölgesinde tespit edilen İHA'lara ilişkin açıklama yaptı. Açıklamada, hava savunma sistemlerinin söz konusu bölgede gece boyunca 35 İHA saldırısını engellediği kaydedildi. İran medyası: ABD-İsrail’in saldırılarında İsfahan ve Hürremşehr kentlerindeki enerji altyapıları hedef alındı ABD-İsrail’in İran’a saldırılarında, dün İsfahan ve Hürremşehr kentlerinde 2 enerji altyapısının hedef alındığı bildirildi. Fars Haber Ajansı, İsfahan ve Hürremşehr'e düzenlenen saldırılara ilişkin detayları paylaştı. İsfahan'ın Kave Caddesi'ndeki Doğal Gaz İdaresi binası ile gaz basınç düşürme istasyonunun vurulduğu saldırıda, tesislerin bazı bölümleri ile çevredeki evlerde hasar meydana geldiği belirtildi. Aynı zamanda ülkenin güneybatısında Irak sınırında yer alan Hürremşehr kentindeki elektrik santraline ait doğal gaz boru hattının da hedef alındığı ifade edildi. Hürremşehr Özel Valiliği tarafından yapılan açıklamada, bir füzenin doğal gaz hattı istasyonunun dışındaki alana isabet ettiği ve olayda can kaybı yaşanmadığı kaydedildi. İsfahan'da enerji kesintisine dair bilgi verilmezken Hürremşehr’de yapılan çalışmalarla enerji temininin kesintisiz bir şekilde devam ettiği bildirildi. ABD Başkanı Donald Trump, 22 Mart'ta yaptığı açıklamada, 48 saat içinde İran'ın Hürmüz Boğazı'nı tamamen açmaması halinde bu ülkenin elektrik santrallerini vurmaya başlayacaklarını duyurmuş, dün ise bu süreyi 5 gün uzattığını belirtmişti. İran Devrim Muhafızları Ordusu tarafından dün yapılan açıklamada, İran'ın elektrik santrallerine saldırı olması durumunda İsrail ile ABD üslerine elektrik sağlayan bölgedeki ülkelerin elektrik santrallerinin hedef alınacağı duyurulmuştu. CENTCOM: İran'da 9 binden fazla hedef vuruldu ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı (CENTCOM), İran'a yönelik saldırıların başlamasından bu yana ülkede 9 binden fazla hedefin vurulduğunu bildirdi. CENTCOM'un sosyal medya hesabından, İran'a yönelik askeri saldırılara ilişkin açıklama yapıldı. İran'da 9 binden fazla hedefin vurulduğu belirtilen açıklamada, aralarında savaş gemilerinin de bulunduğu 140'tan fazla geminin hasara uğratıldığı ya da imha edildiği kaydedildi. Açıklamada, ABD'nin askeri saldırılarında bombardıman uçakları, savaş uçakları, insansız hava araçları ve füze savunma sistemleri dahil çeşitli hava, deniz ve kara sistemlerini kullandığı aktarıldı. Kaynak : ndependent Türkçe, Reuters, AA, ANKA

İran: Buşehr Nükleer Santrali sahasına füze isabet etti Haber

İran: Buşehr Nükleer Santrali sahasına füze isabet etti

İran, Basra Körfezine komşu Buşehr Nükleer Enerji Santrali sahasına bir füzenin isabet ettiğini, can ya da mal kaybı yaşanmadığını bildirdi. İran Atom Enerjisi Kurumu Halkla İlişkiler Birimi, nükleer enerji santraline yapılan saldırıya ilişkin açıklama yaptı. Basra Körfezi kıyısındaki Buşehr Nükleer Enerji Santrali'nin hedef alındığı belirtilen açıklamada, füzenin santral sahasına düştüğü ancak can ve ya mal kaybı yaşanmadığı kaydedildi. Santralin hiçbir bölümünün zarar görmediği aktarılan açıklamada, bu tür eylemlerin nükleer tesislerin askeri saldırılara karşı dokunulmazlığına ilişkin tüm uluslararası düzenlemelere aykırı olduğu belirtildi. Açıklamada ayrıca, “Bu tür eylemler, Basra Körfezi ülkeleri de dahil olmak üzere tüm bölge için onarılamaz sonuçlar doğurabilir.” ifadesine yer verildi. Buşehr Dikkatle İzlenen Tesislerden Biri Uluslararası düzeyde Buşehr, İran'ın nükleer programı nedeniyle uzun yıllardır dikkatle izlenen tesislerden biri oldu. Ancak İran, Buşehr'in tamamen sivil amaçlı enerji üretimi için kullanıldığını savunuyor. Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı (UAEA) da tesis üzerinde belirli denetimler gerçekleştiriyor. Son dönemde yaşanan çatışmalarla birlikte Buşehr Nükleer Santrali yeniden gündeme geldi. Özellikle askeri hedef haline gelme ihtimali, sadece İran için değil, Basra Körfezi'ne kıyısı olan ülkeler açısından da ciddi riskler barındırıyor. Uzmanlara göre, böyle bir tesiste yaşanabilecek olası bir hasar ya da sızıntı, bölgesel çevre felaketine ve uluslararası güvenlik krizine yol açabilecek sonuçlar doğurabilir. Buşehr Nükleer Santrali Hakkında Buşehr Nükleer Santrali, İran'ın Basra Körfezi kıyısında yer alan ve ülkenin ilk aktif nükleer enerji üretim tesisi olarak bilinen kritik bir altyapıdır. Buşehr kentinin yakınında bulunan santral, İran'ın sivil nükleer programının en önemli unsurlarından biri olarak öne çıkar. Santralin inşasına ilk olarak 1970'li yıllarda Almanya merkezli Siemens şirketi tarafından başlandı ancak 1979'daki İran Devrimi ve ardından yaşanan İran-Irak Savaşı nedeniyle proje uzun süre durdu. Daha sonra Rusya ile yapılan anlaşma kapsamında tesisin inşası yeniden ele alındı ve Rus devlet nükleer kurumu Rosatom'un desteğiyle tamamlandı. Santral, 2011 yılında resmen faaliyete geçti. Buşehr Nükleer Santrali, basınçlı su reaktörü (VVER tipi) teknolojisiyle çalışıyor ve yaklaşık 1000 megavat elektrik üretim kapasitesine sahip. İran, bu tesis üzerinden hem enerji üretimini artırmayı hem de nükleer teknoloji alanındaki kapasitesini geliştirmeyi hedefliyor. Santral, İran'ın elektrik ihtiyacının belirli bir bölümünü karşılıyor.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.