SON DAKİKA
Hava Durumu

#Basın Açıklaması

Bursa Digital, Bursa Haber, Bursa Son Dakika - Basın Açıklaması haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Basın Açıklaması haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

CHP'ye destek ve dayanışma ziyaretleri sürüyor Haber

CHP'ye destek ve dayanışma ziyaretleri sürüyor

CHP Genel Başkanı Özgür Özel, parti genel merkezinde gün boyunca bir dizi “dayanışma ve destek” ziyareti kapsamında siyasi parti ve kurum temsilcileriyle bir araya geldi. Özel, sırasıyla Sol Parti Genel Başkanı Önder İşleyen ve heyeti, Emek Partisi Genel Başkan Yardımcısı Sevda Karaca ve beraberindeki heyet, Zafer Partisi Genel Başkanı Ümit Özdağ ve heyeti ile görüştü. Görüşmelerin ardından ortak basın açıklaması yapılırken, destek ziyaretlerinde Türkiye Mühendis ve Mimar Odaları Birliği Yönetim Kurulu Başkanı Emin Koramaz ve beraberindeki heyet ile de bir araya geldi. Özel, gün içinde CHP’li büyükşehir belediye başkanlarını da ağırladı. “ASLA TESLİM OLMAYACAĞIZ” Gerek parti, gerekse kendi sosyal medya hesabından paylaşımlarda bulunan Özgür Özel, 'mutlak butlan' kararına yönelik sert ifadeler kullanarak, “Meydanların gücünü görecek, sessiz çoğunluğun sesini duyacaksınız. Gerekirse hayatı durduracak, gerekirse tüketimden gelen gücümüzü kullanacağız. Ama asla teslim olmayacağız" mesajı verdi. https://twitter.com/herkesicinCHP/status/2057725717354291341 Yaşanan süreci “darbe” olarak nitelendiren Özel, “Buradan sonra olacak hiçbir şeyin sorumlusu ben değilim, bu darbecilerdir” ifadelerini kullandı. "BABA OCAĞIMIZDA BULUŞUYORUZ" “Bu darbe CHP’nin meselesi değildir, mesele milletin meselesidir” diyen Özel, ayrıca tüm yurttaşları bu akşam saat 20.30'da baba ocağına CHP Genel Merkezi'ne davet etti. https://twitter.com/eczozgurozel/status/2057775421135933715

Hantavirüs vakalarının görüldüğü “MV Hondius” gemisi Rotterdam’a doğru yola çıktı Haber

Hantavirüs vakalarının görüldüğü “MV Hondius” gemisi Rotterdam’a doğru yola çıktı

Granadilla de Abona Limanı açıklarında demirleyen gemi, kötü hava koşulları nedeniyle Sahil Güvenlik’in tavsiyesi üzerine kısa süreliğine limana yanaştırıldı. Son olarak gemiden indirilen 27 yolcu, otobüslerle Tenerife Havalimanı’na götürüldü. Yolcuların buradan Hollanda’ya gitmek üzere iki ayrı uçağa bindirildiği bildirildi. Geminin ise yalnızca 27 mürettebatla Rotterdam’a doğru yola çıktığı belirtildi. Tahliye operasyonuna katılan askeri ve sivil personel ile yolcuların tamamına, olası virüs bulaşma riskine karşı koruyucu kıyafetler giydirildi. Yetkililer, geminin ayrılmasının ardından liman ve çevresinde kapsamlı dezenfeksiyon çalışması yapılacağını açıkladı. DSÖ: Yolcuların takibi yapılacak Tahliye operasyonunun ardından İspanya İçişleri Bakanı, Sağlık Bakanı, Bölgesel Politika ve Demokratik Bellek Bakanı ile Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) Genel Direktörü Tedros Adhanom Ghebreyesus ortak basın açıklaması yaptı. Ghebreyesus, operasyonun “başarıyla tamamlandığını” belirterek İspanya hükümetine ve Başbakan Pedro Sanchez’e teşekkür etti. Gemiden tahliye edilen yolcuların ülkelerinde sağlık takibine alınacağını ifade eden DSÖ Genel Direktörü, “Bu şekilde herkes ihtiyaç duyduğu yardımı alacak. Gemide daha uzun süre kalmaları durumunda tablo daha kötü olabilirdi” dedi. “Karantina süresi 42 gün” Ghebreyesus, yolcuların 42 gün boyunca karantinada tutulacağını belirterek şu ifadeleri kullandı: “Yolcular kendi ülkelerinde gerekli kontrol ve bakım altında olacak. Karantina süresi bilimsel veriler doğrultusunda dünden itibaren geçerli olmak üzere 6 hafta, yani 42 gündür. Hastanede ya da evlerinde karantinada kalabilirler.” Durumun Covid-19 ile bağlantılı olmadığını vurgulayan Ghebreyesus, tahliye edilen yolcuları kabul eden ülkelere “anlayış ve empati” çağrısında bulundu. İspanya Sağlık Bakanı Garcia ise operasyonun başarıyla tamamlandığını belirterek, DSÖ’ye, Avrupa Birliği Komisyonu’na, destek veren ülkelere ve Kanarya Adaları halkına teşekkür etti. Gemide neler yaşandı? Hollanda bandralı lüks yolcu gemisi MV Hondius, 1 Nisan’da Arjantin’in Ushuaia Limanı’ndan hareket etmişti. Gemide 11 Nisan’da 70 yaşındaki Hollandalı bir yolcu yaşamını yitirdi. Daha sonra Tristan da Cunha, Erişilmez Ada ve Bülbül Adası ziyaretleri sırasında gemiye yeni yolcuların da katıldığı ve toplam yolcu ile mürettebat sayısının 180’e ulaştığı açıklandı. Santa Elena’da yaklaşık 30 yolcu gemiden ayrılırken, hayatını kaybeden yolcunun eşi olan ve semptom gösteren Hollandalı kadın da Johannesburg’a götürüldü. Söz konusu kadın 26 Nisan’da hayatını kaybetti. Semptom gösteren bir İngiliz yolcu ile yanındaki ABD’li yolcu da 27 Nisan’da gemiden indirildi. DSÖ, 2 Mayıs’ta gemi Cabo Verde’de (Yeşil Burun Adaları) bulunduğu sırada Hantavirüs vakalarının tespit edildiğini duyurdu. 3 Mayıs’ta Alman bir kadın yolcunun daha hayatını kaybetmesiyle, virüs nedeniyle yaşamını yitirenlerin sayısı 3’e yükseldi. Cabo Verde yönetiminin geminin limana yanaşmasına izin vermemesi üzerine, DSÖ ile İspanya arasında yürütülen görüşmeler sonucunda yolcuların tahliye edilmesi amacıyla geminin Tenerife’ye yönlendirilmesine karar verildi. Tenerife’de tahliye edilen yolculardan bir Fransız ve bir ABD vatandaşının Hantavirüs testlerinin pozitif çıktığı bildirildi. Hantavirüs nedir? Hantavirüs, çoğunlukla kemirgenlerden insanlara bulaşan viral bir hastalık olarak biliniyor. Virüs; kemirgenlerin dışkı, idrar ve salyasıyla kirlenmiş havanın solunması ya da kemirgenlerin ısırması ve tırmalaması yoluyla bulaşabiliyor. Hastalık genellikle ateş, halsizlik ve kas ağrılarıyla başlıyor. İleri vakalarda solunum yetmezliği, iç kanama ve böbrek yetmezliği gibi ağır komplikasyonlara yol açabiliyor.

Bursa Tabip Odası 'ndan sağlıkta özelleştirme' tepkisi Haber

Bursa Tabip Odası 'ndan sağlıkta özelleştirme' tepkisi

Bursa'da sağlık alanında özelleştirme iddialarına tepki göstermek amacıyla gerçekleşen basın açıklaması Ali Osman Sönmez Onkoloji Hastanesi Acil Servisi önünde düzenlendi. Katılımcılar kamu sağlık hizmetlerinin korunması ve sağlık kurumlarının özelleştirilmesine karşı durulması çağrısında bulundu. Bursa Tabip Odası Başkanı Ferda Firgin, hastane alanlarının satışının yalnızca mülkiyet devri olmadığını, doğrudan sağlık hakkını ilgilendirdiğini belirterek, “Bu karar halkın sağlık hakkının elinden alınması anlamına gelir” dedi. Bursa’nın sağlık altyapısının mevcut haliyle yetersiz olduğunu vurgulayan Başkan Firgin, kolay erişilebilen sağlık kurumlarının elden çıkarılmasının kamu yararına aykırı olduğunu ifade etti. Ali Osman Sönmez Onkoloji Hastanesi ve Memleket Hastanesi başta olmak üzere, Diş Hastanesi, Mustafakemalpaşa’daki 7 nolu Tepecik Aile Sağlığı Merkezi gibi halkımızın kolay ulaşabildiği ve uzun yıllardır büyük bir ihtiyacı karşılayan bu alanların satışı, bu hastanelerden hizmet gören halkın aleyhine bir karar olduğunu ifade eden Firgin, tarihi geçmişi 19. yüzyıla uzanan Memleket Hastanesi’nin kentin sağlık hafızası açısından önemli olduğuna dikkat çekerek, bu alanların kaybının “bir geleneğin yok edilmesi” anlamına geleceğini söyledi. Eski Bursa diye nitelendirilen Bursa’nın kalbi olan bu bölgede yaşayan nüfusun burada ikamet etmesinin en önemli sebeplerinden birinin hastaneye kolay ulaşabildiğini ifade eden Oda Başkanı Ferda Firgin, "Ateşi olan bir çocuğu, bel ağrısından kıpırdayamayan bir erişkini ya da acil sağlık sorunu olan yaşlı bir vatandaşı buradan alıp bu trafikte şehir hastanesi gibi aşırı büyük ve hekimlerin bile içinde kaybolduğu dev hastanelere götürmeye çalışmak sorunu çözmek bir yana daha da içinden çıkılamaz hale getirecektir. Ekonomiye kaynak bulmanın yolu hastane yerlerini satışa çıkarmak değildir. Ücretsiz bir şekilde devlet tarafından verilmesi gereken sağlığa ulaşım hakkı bu satışlarla gasp edilmektedir. Halkımızı zaten aylarca randevu sırası beklemek zorunda bırakan mevcut durum daha da kötüleşerek parası olanın özel hastanelerden hizmet alabildiği, olmayanın alamayacağı bir konuma getirecektir. Bursa Tabip Odası üyesi hekimler olarak görev ve sorumluluklarımızdan birinin yalnızca hasta tedavi etmek değil halkın sağlık hakkını korumak olduğunun bilincindeyiz.Bu nedenle burada bulunan meslek odaları, emek ve sendika örgütleri ve vatandaşlarımızla birlikte mücadele etmeye devam edeceğiz" diye konuştu. Bölge sakinleri de hastanelerin kapatılması ya da taşınmasının günlük yaşamı zorlaştıracağını belirtti. Özellikle yaşlı ve kronik hastalar için şehir merkezindeki hastanelerin hayati önemde olduğunu vurgulayan vatandaşlar, uzak mesafedeki şehir hastanelerine ulaşımın ciddi sorun oluşturduğunu kaydetti. Basın açıklamasına katılan CHP Bursa Milletvekili Kayıhan Pala da, sağlık alanlarının farklı amaçlarla kullanılmasına karşı çıkarak, “İktidara geldiğimizde satılan tüm kamu varlıklarını geri alacağız” dedi. Hastanelerin kapatılmasıyla Bursa’da şehir merkezinde kamu sağlık hizmetlerinin azaldığını belirten CHP'li Pala, sağlık alanlarının otel ya da farklı amaçlarla kullanılmasına karşı çıkarak, bu alanların deprem ve acil durumlarda da gerekli olduğunu vuguladı ve Şehir Hastanelerinin bütçeye büyük yük getirdiğini savunarak tercihlerini halktan yana kullanacaklarını söyledi.

Anahtar Parti Bursa: "Bu karar ihanettir" Haber

Anahtar Parti Bursa: "Bu karar ihanettir"

Anahtar Parti Bursa İl Başkanlığı öncülüğünde, sağlık alanlarının özelleştirileceğine ilişkin iddialara tepki göstermek amacıyla Ali Osman Sönmez Onkoloji Hastanesi Acil Servisi önünde basın açıklaması düzenlendi. Açıklamada konuşan Anahtar Parti Bursa İl Başkanı Fikret Aslan, Memleket Hastanesi’nin Cumhurbaşkanı kararnamesiyle özelleştirilmesine ilişkin karara itiraz ettiklerini belirterek, “Bu hastane milletin ortak vicdanıdır. Kamu kaynaklarıyla yapılmış bir sağlık kurumunun satılması kabul edilemez” ifadelerini kullandı. Tarihi 1868 yılına uzanan Bursa Memleket Hastanesi’nin kentin sağlık hafızasında önemli bir yere sahip olduğunu vurgulayan Aslan, hastanenin geçmişten bugüne birçok kez yenilenerek hizmet verdiğini hatırlattı. Aslan, “Dededen toruna hizmet vermiş bu hastanenin özelleştirilmesi, Bursa’nın hafızasına zarar verir” dedi. Bursa’daki sağlık altyapısına da dikkat çeken Aslan, kentte yatak ve yoğun bakım kapasitesinin yetersiz olduğunu belirterek, mevcut hastanelerin satışa çıkarılmasının bu sorunu daha da derinleştireceğini savundu. Özellikle yapımı uzun süredir devam eden Ali Osman Sönmez Hastanesi tamamlanmamışken böyle bir adımın “vicdanen kabul edilemez” olduğunu ifade eden Başkan Aslan, Bursa’da daha önce de çeşitli hastane alanlarının özelleştirildiğini iddia ederek, yeni sağlık yatırımları yapılmadan mevcut alanların elden çıkarılmasına tepki gösterdi. Uludağ yolu Bayraktepe mevkiinde bulunan ve bir dönem Onkoloji Hastanesi ek binası olarak kullanılan alanın da ranta açılabileceği iddialarını gündeme getiren İl Başkanı Fikret Aslan, "Kanser hastalarımızın tedavisinde kullanılan, moral ve motivasyon sağlayan bu yer bugün yatırımcıların dikkatini çeken bir noktaya dönüşmüştür. Orası bir otele ya da başka bir yapıya mı kurban edilecektir?" diye sordu.ç Bursa’nın artan nüfusu ve sağlık ihtiyacına rağmen bu tür adımların “şehre ihanet” olduğunu savunan Aslan, basın açıklamasında, kamu sağlık hizmetlerinin korunması çağrısını yaparken, Anahtar Parti’nin süreci yakından takip edeceğini ve sağlık alanındaki gelişmelere karşı kamuoyunu bilgilendirmeyi sürdüreceğini duyurdu.

EMADDER Emeklilikte Adalet Derneği pazar günü Bursa 'daydı Haber

EMADDER Emeklilikte Adalet Derneği pazar günü Bursa 'daydı

EMADDER Emeklilikte Adalet Derneği pazar günü Bursa 'daydı. Bursa Fomara meydanında yapılan basın açıklamasında EMADDER başkanı Mifriban Uğurlu çalışanlar için hak ve adalet vurgusu yapdı. 8 Eylül 1999 yapılan EYT (Emeklilikte Yaşa Takılanlar) düzenlemesi oluşturduğu mağduriyete değinen Uğurlu 1 günün oluşturduğu 17-20 yıllık mağduriyete değinerek Emeklilikte Kademe çağrısı yaptı. EMADDER Emeklilikte Adalet Derneği pazar günü Bursa 'daydı https://t.co/1lqhwNbyQh #emadder #bursa #emeklilikmağdurları #kademeligeçişşart #Türkiye pic.twitter.com/Tn31FMpK1G — bursa.digital (@bursa_digital) March 30, 2026 BURSA BASIN AÇIKLAMASI GENEL BAŞKAN MİHRİBAN UĞURLU EMAD-DER Genel Başkanı Mihriban Uğurlu, "Bizler emekli değiliz, EYTli değiliz. Emeklilikte kademe bekleyenleriz. Emekliliğe hak kazandığı halde adaletsiz yasalar sebebiyle emekli olamayanlarız, kademeli emekliliği bekleyenleriz. Kademeli emeklilik bir talep değil, adalet çağrısıdır" ifadeleriyle konuşmasına başladı. Uğurlu, "8 Eylül bu ülkenin evladıysa, 9 Eylül neden üvey evladı olsun? Bir gün fark yüzünden bir insandan 17-20 yıl alınabilir mi? Üç yıldır Türkiye'nin dört bir yanında, hiçbir ara vermeden basın açıklamaları ve saha çalışmaları yürütüyoruz. EMADDER'in talebi açık ve nettir: EYT düzenlemesinin eksik kalan parçası tamamlanmalı, Kademeli Emeklilik Yasası derhal çıkarılmalı ve bir gün farkla mağdur edilen milyonların hakkı iade edilmelidir. Bu bir maaş talebi değil, bu bir helallik arayışıdır. Adalet gecikirse, adalet olmaktan çıkar. Randevu talebimizi yineliyoruz. Kademeli emeklilik için sonuna kadar mücadele edeceğiz" şeklinde konuştu. "BİZLER KÜLFET DEĞİLİZ" Uğurlu, "Kendilerini bolluğa reva gören bu düzen meşru değildir. Bizler külfet değiliz. Bu bu ülkenin omurgasıyız, çimentosuyuz. 9 bin gün prim ödemiş emekçi emekli olmak istediğinde "denge bozulur", "külfet olur" deniyor. 7 bin gün prim talep edilirken bizler 9, 10 bin gün prim ödemişken bütçeye yük olan biz miyiz? Külfet olan biz miyiz, yoksa siz misiniz? Bize "külfet" diyen sayın siyasiler; bir kez daha haykırıyorum: 9 bin gün prim ödeyen mi bu sistemi bozuyor, on bin gün çalışan mı? Bu sistemi bozan bizler değiliz. Sistemi bozan, adaletsiz yasalardır. Sizlere gelince her şey "nimet", emekliliğe gelince "külfet". Üst düzey siyasi memurlara nimet, emekçiye külfet... 8 Eylül öncesine 38-43 yaş emeklilik nimet, 9 Eylül 1999 sonrasına külfet. Oy isterken nimet, hak isterken külfet. O koltuklarda emekçinin hakkını yiyerek, ayrıştırarak oturmuyorsunuz. Bizler dilenci değiliz; peşinen ödediğimiz primlerimizin karşılığını istiyoruz. Bu bir sadaka ya da sosyal yardım değildir. Siz kimin parasını kime vermiyorsunuz?" ifadelerini kullandı. "'HAK VERİLMEZ ALINIR' GERÇEĞİ..." Emekli ve Emekçiler Dernekleri Federasyonu (EMEDFED) Genel Başkanı Gönül Boran Özüpak, "Sosyal Güvenlik Kurumu bugün yalnızca emeklilikte adalet arayanların değil; staj ve çıraklık mağdurlarının, düşük maaşlarla geçim mücadelesi veren emeklilerin de sorunlarıyla anılan bir yapıya dönüşmüştür. Emeklilerin sefalet seviyesine mahkûm edildiği bir tabloda, geniş bir kesim geçim derdiyle mücadele etmektedir. Eğer EYT ruhuyla, birlik ve örgütlülükle yola çıkılırsa "hak verilmez, alınır" gerçeği bir kez daha ortaya konulabilir. Bugün burada verilen mücadelenin de bu anlayışla başarıya ulaşacağına inanıyorum. Bu mücadele yalnızca bir kurumun değil, tüm toplumun ortak mücadelesi haline gelmelidir. Hepiniz omuz omuza olun, bir olun" dedi. "HAKLI MÜCADELENİZDE YANINIZDAYIZ" Bursa Büyükşehir Belediyesi Başkan Vekili Mehmet Aydın Saldız, "Bu haklı mücadelenizde, Bursa Büyükşehir Belediye Başkanımız Sayın Mustafa Bozbey'in selamlarını ve desteklerini sizlere iletmek isterim. Genel başkanımızın da ifade ettiği gibi, ülkemizde en büyük sorun hak, hukuk ve adalet sorunudur. Bu doğrultuda, hakkı yenilen emekçilerimizin ve vatandaşlarımızın mücadelesinde Bursa Büyükşehir Belediyesi olarak her zaman yanlarında olacağız. Mücadeleniz daim olsun, güçlü olsun" ifadelerini kullandı. Saygılarımızla, Emeklilikte Adalet Derneği

TMMOB Bursa: Yenişehir’deki atık barajı çökmesi çevre felaketi! Haber

TMMOB Bursa: Yenişehir’deki atık barajı çökmesi çevre felaketi!

Bursa’daki Kirazlıyayla Mahallesi’nde Meyra Mühendislik’e ait kurşun-çinko-bakır ocağı ve zenginleştirme tesisine ait atık depolama alanında meydana gelen çökme, TMMOB, BAOB, DİSK, KESK ve TTB tarafından “çevre felaketi” olarak nitelendirildi. İl Koordinasyon Kurulu, madencilik faaliyetlerinin kâr hırsıyla değil, bilimle, mühendislikle ve kamu yararı gözetilerek yürütülmesi gerektiğinin altını çizdi. Bursa’da faaliyet gösteren Meyra Mühendislik’in atık depolama alanında 27 Ocak 2026 tarihinde meydana gelen çökme sonrası, TMMOB Bursa İl Koordinasyon Kurulu Sekreteri Murat Korkut, DİSK, KESK, TMMOB, TTB ve BAOB adına basın açıklaması yaptı. Açıklamada, olayın yalnızca bir iş kazası değil, doğayı, su kaynaklarını, tarım alanlarını ve bölge halkının sağlığını doğrudan tehdit eden bir çevre felaketi olduğu vurgulandı. Ortak açıklamada; ÇED raporlarında belirtilen jeoteknik ve mühendislik önlemleri neden alınmadı? Bakanlıkların talep ettiği çalışmalar yapılmış mı? Denetim mekanizmaları neden işlememiştir? soruları öne çıkarıldı. Saha incelemelerinde çöken atığın Sarıyar Deresi’ne karıştığı, ağır metal içeren kirli suyun toprağa ve su kaynaklarına yayıldığı tespit edildi. Ayrıca yetkili kurumlara; Toprak ve su analizleri yapılmış mıdır? Numuneler hangi sıklıkta alınmış, sonuçlar kamuoyuyla neden paylaşılmamaktadır? Çöken barajdan yayılan atık miktarı ÇED sınırlarını aştı mı? Proje kontrol ve denetim firmaları görevlerini yerine getirmiş midir? soruları yöneltildi. Doğa ve halk sağlığını korumanın herkesin sorumluluğu olduğunun vurgulandığı açıklamada, madencilik faaliyetlerinin kâr hırsıyla değil bilim ve mühendislik esaslarına göre yürütülmesi gerektiği ifade edildi. TMMOB ve BAOB, sürecin takipçisi olacaklarını ve sorumlular hesap verene kadar mücadeleden vazgeçmeyeceklerini duyurdu.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.