SON DAKİKA
Hava Durumu

#Avrupa

Bursa Digital, Bursa Haber, Bursa Son Dakika - Avrupa haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Avrupa haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

NATO: ABD askerlerinin Avrupa'dan çekilmesi güvenlik planlarımızı etkilemeyecek Haber

NATO: ABD askerlerinin Avrupa'dan çekilmesi güvenlik planlarımızı etkilemeyecek

General Grynkewich, Brüksel'de gazetecilere yaptığı açıklamada, "Şu ana kadar açıklananlar, yakın zamanda çekilmesini öngördüğümüz yegâne güçlerdir" dedi. Amerikan askerlerinin yeniden konuşlandırılmasının dinamik bir süreç olduğuna dikkat çeken Grynkewich, Avrupa ülkelerinin kendi savunma kapasitelerini ve caydırıcılıklarını inşa etmelerinin uzun yıllar alabileceğini vurguladı. Almanya'dan çekilme kararı ve ortadoğu etkisi NATO komutanının bu teminatı, Avrupalı müttefiklerin Trump'ın asker çekme kararı sonrası oluşan güvenlik açığını kapatmak için kapalı kapılar ardında yoğun bir diplomasi yürüttüğü bir döneme denk geldi. Trump yönetimi, Almanya'da konuşlu en az 5 bin ABD askerini çekme kararı almıştı. Washington'un bu hamlesi, Almanya Şansölyesi Friedrich Merz'in İran'a yönelik savaş politikalarına getirdiği eleştiriler ve Avrupa'nın Hürmüz Boğazı'nın güvenliği konusunda ABD'yi yalnız bırakmasına yönelik bir misilleme olarak değerlendiriliyor. Özellikle 28 Şubat'ta ABD ve İsrail'in İran'a yönelik ortak saldırısı ve Tahran'ın buna hem doğrudan hem de komşu ülkeler üzerinden verdiği karşılık, bölgesel tansiyonu zirveye taşımıştı. İran'ın 2 Mart'ta Hürmüz Boğazı'nı deniz trafiğine kapatması ve ABD'nin boğazı açma girişimlerinin sonuçsuz kalması, Transatlantik ilişkilerindeki çatlağı daha da derinleştirdi. Ağır teçhizat açığı ve Polonya sürprizi ABD'nin Avrupa'dan çekeceği güçlerin yerini doldurmak ciddi bir meydan okuma barındırıyor. NATO diplomatlarından edinilen bilgilere göre, ittifakın 32 üyesi, çekilecek Amerikan askeri kapasitesine Avrupalı alternatifler bulma görevini General Grynkewich'e devretti. Askeri uzmanlara göre asıl kriz personel eksikliğinden ziyade ağır silah kapasitesinde yaşanacak. Almanya'da konuşlu Amerikan uzun menzilli füze birliğinin çekilmesinin yarattığı boşluğun bir Avrupa gücüyle doldurulmasının en az 5 yıl alacağı öngörülüyor. Uzmanlar, tank ve zırhlı araç gibi ağır teçhizatların kısa sürede telafi edilmesinin "imkansız" olduğu konusunda uyarıyor. Öte yandan, ABD Savunma Bakanı Pete Hegseth'in Polonya'ya ilave 4 bin asker gönderme planını iptal etmesi Varşova'da soğuk duş etkisi yarattı. Ancak Polonya Savunma Bakanı Władysław Kosiniak-Kamysz, Washington'da Hegseth ile gerçekleştirdiği görüşmenin ardından yaptığı açıklamada endişeleri yatıştırdı. Kosiniak-Kamysz, bu iptalin stratejik ortaklıklarına zarar vermediğini ve Pentagon'un Avrupa'daki kuvvet dağılımı için yeni bir plan üzerinde çalıştığını ifade etti.a

Alman istihbaratı: İran'ın Avrupa'daki saldırıları artabilir Haber

Alman istihbaratı: İran'ın Avrupa'daki saldırıları artabilir

Salı günü (19 Mayıs 2026) bir açıklama yapan BfV, İran istihbaratının hedefleri arasında Yahudi ve İsrail kurumlarının yanı sıra rejim muhalifleri, İsrail ve ABD destekçileri ile Tahran yönetimi tarafından "hain" olarak nitelendirilen kişilerin bulunduğunu kaydetti. Rapora göre istihbarat yetkilileri, İsrail ve ABD saldırılarının İran'ın güvenlik aygıtını ciddi şekilde zayıflatmasına rağmen, savaş baskısının azalmasıyla birlikte Tahran'ın kaynaklarını yeniden Avrupa'daki dış operasyonlara kaydırmasından endişe ediyor. Teşkilat, İranlı ajanların tehditten gözetlemeye ve terör eylemlerine kadar geniş bir yelpazede faaliyet yürütmeye hazır olduğunu vurguladı. "Onlarca Alman vatandaşı İran için çalışıyor" BfV'nin karşı casusluk bölümünün yürüttüğü soruşturmalara göre, askeri eğitim almak veya İran makamlarının hizmetine girmek amacıyla Almanya'dan İran'a giden ve oradaki hükümet için çalışan en az onlarca kişi bulunuyor. İstihbarat raporlarında spesifik örneklere de yer verildi. İnternete düşen doğrulanmamış bir videoda, Hamburg doğumlu iki kişinin ellerinde Kalaşnikoflarla (AK 47) bir Besic kontrol noktasında nöbet tuttuğu görüldü. Bünyamin C. olarak bilinen bu kişilerden birinin, 2024'te Alman makamlarınca yasaklanana kadar Tahran'ın Avrupa'daki en önemli üssü olarak kabul edilen Hamburg İslam Merkezi (IZH) ile bağlantılı olduğu belirtildi. Tahran'dan paylaşılan propaganda videolarında boy gösteren bir diğer isim ise, uzun süredir Almanya'da yaşayan ve geçen yıl Frankfurt'ta Hamas'ın 7 Ekim saldırılarını desteklediği gerekçesiyle ceza alan Aytek Barani oldu. Organize suç örgütleri kullanılıyor Almanya'daki İsrail ve Yahudi hedefleri ile İranlı muhaliflere yönelik tehdit seviyesinin "yüksek" olarak kalmaya devam ettiğini belirten BfV raporu, şu ifadelere yer verdi: "İran, devlet destekli terör faaliyetleri yürütmek istiyor. Bunun için de Avrupa ülkelerinde önceden kök salmış ve faaliyet göstermiş mevcut ağlara ile organize suç çetelerine güveniyor." İstihbarat verilerine göre İran, Mart 2026'dan bu yana "Harekat Ashabü'l-Yemin el-İslamiye" adlı yeni bir işe alım ve örgütlenme kampanyasına ağırlık vermiş durumda. Söz konusu grubun, militan devşirmek için İran destekçileri ve Şii radikaller arasındaki sosyal medya ağlarını aktif olarak kullandığı kaydedildi.

3 günlük ateşkes sona erdi: Ukrayna, Donbas’ın devrini reddediyor Haber

3 günlük ateşkes sona erdi: Ukrayna, Donbas’ın devrini reddediyor

Dünya kamuoyu, ateşkesin devam edip etmeyeceğini beklerken, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin dikkat çeken bir açıklama yaparak “Ukrayna’daki savaş sona yaklaşmış durumda” dedi. Putin’in bu açıklaması, barış ihtimaline yönelik beklentileri artırdı. Rus lider ayrıca ilk kez Avrupa ile müzakerelerin yeniden başlaması çağrısında bulundu ve Almanya’nın eski Başbakanı Gerhard Schröder’i uygun bir arabulucu olarak gösterdi. Ancak Rusya parlamentosunun alt kanadı Duma’da, iktidardaki Birleşik Rusya Partisi milletvekili Yevgeny Fedorov, savaşın sona ermekten hâlâ çok uzak olduğunu savundu. “ABD savaşın bitmesini istemiyor” Fedorov, Washington yönetiminin tutumuna ilişkin yaptığı değerlendirmede şu ifadeleri kullandı: “ABD’nin Ukrayna savaşını sona erdirmek gibi bir niyeti yok. Onlar bu savaş üzerinden kendi güvenlik sorunlarını çözmeye çalışıyor. Özellikle Rusya’nın jeopolitik olarak zayıflatılmasını ve stratejik silah tehdidinin ortadan kaldırılmasını hedefliyorlar. Rusya’nın her an ABD’yi vurabilecek kapasitedeki silahlarından endişe ediyorlar. Bu nedenle ABD’nin savaşı bitirmek için ciddi çaba göstereceğini düşünmek safça olur.” Rusya’dan Avrupa’daki Ukrayna şirketleri listesi Putin’in Avrupa Birliği ile görüşme çağrısından önce, Rusya Savunma Bakanlığı 8 Avrupa ülkesini kapsayan bir liste yayımladı. Listede, Rusya topraklarının derinliklerine yönelik saldırılarda kullanılan insansız hava araçlarını üreten Ukraynalı şirketlerin Avrupa’daki şubelerinin adreslerine yer verildi. “Yakın zamanda gerçek ilerleme beklemiyorum” MGIMO Üniversitesi öğretim üyesi ve diplomat Igor Istomov da mevcut süreçte uzun süreli bir ateşkes ihtimali görmediğini söyledi. Istomov, “Rusya savaşın temel nedenlerini ortadan kaldırmaya çalışıyor. Ancak ne Kiev yönetimi ne de Avrupa’daki müttefikleri ve destekçileri Rusya’nın pozisyonunu kabul etmeye hazır görünüyor. Bu nedenle yakın gelecekte müzakere sürecinde gerçek bir ilerleme beklemiyorum” dedi. Rusya Devlet Başkanı’nın danışmanlarından Yuri Ushakov ise barışın önündeki en büyük engellerden birinin Donbas meselesi olduğunu açıkladı. Ushakov, şu anda Ukrayna kontrolünde bulunan bazı Donbas bölgelerinin Rusya’ya bırakılmasının Kiev tarafından reddedildiğini belirtti.

Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz Erivan’da temaslarını sürdürüyor Haber

Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz Erivan’da temaslarını sürdürüyor

Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, Erivan’da düzenlenen Avrupa Siyasi Topluluğu 8. Zirvesi’ne, Recep Tayyip Erdoğan’ı temsilen katıldı. “Geleceği İnşa Etmek: Avrupa’da Birlik ve İstikrar” temasıyla gerçekleştirilen zirvede liderlerle açılış oturumunda bir araya gelen Yılmaz, aile fotoğrafı çekimine katıldı. Zirve kapsamında diplomasi trafiğini sürdüren Yılmaz, Jonas Gahr Støre ile yaptığı görüşmede Türkiye-Norveç ilişkilerinin yanı sıra ekonomi, ticaret, enerji, savunma sanayii ve terörle mücadele başlıklarını ele aldı. Türkiye’nin Norveç ile çok yönlü iş birliğini geliştirmeye önem verdiğini vurguladı. Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz ayrıca AGİT Genel Sekreteri Feridun Sinirlioğlu ile görüşerek, teşkilatın Avrupa-Atlantik ve Avrasya coğrafyasında barış ve istikrara katkı sağlamaya devam etmesi temennisinde bulundu. Romanya Cumhurbaşkanı Nicuşor Dan ile yapılan görüşmede ise ikili ilişkiler, ticaret hacminin artırılması ve bölgesel gelişmeler değerlendirildi. Türkiye-Romanya ilişkilerinin farklı alanlarda daha da ileri taşınması yönündeki kararlılık ifade edildi. Ermenistan Başbakanı Nikol Paşinyan ile de kapsamlı bir görüşme gerçekleştiren Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, iki ülke arasındaki ilişkiler, ulaştırma, enerji, gümrük ve dijital altyapı alanlarında iş birliği imkanlarını ele aldı. Görüşmede, normalleşme sürecinde atılan adımların somut sonuçlar üretmesinden duyulan memnuniyet dile getirildi. Taraflar ayrıca Ani Köprüsü’nün ortak restorasyonuna ilişkin mutabakat zaptını da değerlendirdi. Yılmaz, bu tür iş birliklerinin kalıcı barış ve güven ortamına katkı sunacağına inandıklarını belirtti. Zirve kapsamında gerçekleştirilen temaslarda, bölgesel barış, diyalog ve ekonomik iş birliğinin güçlendirilmesi yönünde mesajlar öne çıktı.

DEAF Şampiyonlar Ligi’nde kupa sahibini buldu Haber

DEAF Şampiyonlar Ligi’nde kupa sahibini buldu

Manisa Büyükşehir Belediyesi, Gençlik ve Spor Bakanlığı, Avrupa İşitme Engelliler Şampiyonlar Ligi (DCL) ve Türkiye İşitme Engelliler Spor Federasyonu (TİESF) iş birliğiyle gerçekleştirilen turnuvada, 5 ülkeden 10 takım ve 400’ü aşkın sporcu mücadele etti. Turgutlu’nun ev sahipliği yaptığı turnuvaya Türkiye’den Manisa İşitme Engelliler Spor, Uludağ İşitme Engelliler Spor ve Karşıyaka İşitme Engelliler Spor; Almanya’dan GTSV Frankfurt, GSG Stuttgart ve GSV Düsseldorf; İngiltere’den Barnet DFC ve St. John’s DFC; Fransa’dan CSS Reims ve Yunanistan’dan P.O.K. Athens takımları katıldı. ŞAMPİYONU PENALTILAR BELİRLEDİ Finalde karşı karşıya gelen GSG Stuttgart ve CSS Reims mücadelesinin normal süresi 2-2’lik beraberlikle sonuçlandı. Uzatma dakikalarında da eşitliğin bozulmaması üzerine geçilen penaltı atışlarında rakibine üstünlük sağlayan CSS Reims, şampiyonluk kupasına uzandı. Finalist sporculara madalya ve ödüllerini TİESF Başkanı Dursun Gözel, DCL Başkanı Rosario De Caro, Manisa Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreteri Burak Deste, Turgutlu Kaymakamı Selami Kapankaya ve Manisa İşitme Engelliler Spor Kulübü Başkanı Bilal Cansu takdim etti. Turnuvaya sundukları katkılardan dolayı Genel Sekreter Burak Deste, Manisa Büyükşehir Belediyesi Sağlık ve Sosyal Hizmetler Daire Başkanı Volkan Sert, Sosyal Projeler, Gençlik ve Spor Şube Müdürü Müjde Günderen ve Engelli Hizmetleri Şube Müdürü Gülşah Hakyol’a plaket verildi.

Trump, Almanya'da konuşlandırılmış ABD askerlerinin sayısını azaltmayı düşünüyor. Haber

Trump, Almanya'da konuşlandırılmış ABD askerlerinin sayısını azaltmayı düşünüyor.

Başkan Trump, 29 Nisan'da Truth Social adlı sosyal medya platformunda şunları söyledi: "Amerika Birleşik Devletleri, Almanya'daki asker sayısını azaltma olasılığını inceliyor ve değerlendiriyor; karar yakın gelecekte verilecek." Daha önce de üst düzey bir Beyaz Saray yetkilisi, Trump'ın Avrupa'dan bazı ABD birliklerini çekme olasılığını görüştüğünü medyaya açıklamıştı. ABD Savunma İnsan Gücü Veri Merkezi'nin (DMDC) verilerine göre, Aralık 2025 itibarıyla ABD'nin Avrupa'daki denizaşırı üslerinde daimi olarak konuşlandırılmış 68.000'den fazla aktif görevli askeri personeli bulunmaktadır. Bunların yarısından fazlası – yaklaşık 36.400 kişi – Almanya'da konuşlandırılmıştır. Bu sayı, Berlin Duvarı'nın yıkılmasından ve Soğuk Savaş'ın sona ermesinden önce, 1985'te orada konuşlandırılmış olan 250.000 ABD askerinin sadece küçük bir bölümünü oluşturmaktadır. ABD Başkanı Donald Trump, 2025 G7 zirvesinde Almanya Başbakanı Friedrich Merz ile bir araya geldi. Fotoğraf: Beyaz Saray Son günlerde, Başkan Trump ile Almanya Başbakanı Friedrich Merz arasındaki ilişki, İran'daki savaş konusundaki anlaşmazlıklar nedeniyle gerginleşti. 28 Nisan'da Trump, Alman liderin İran'ın iki aydır süren savaşı sona erdirmeyi amaçlayan müzakerelerde ABD'yi küçük düşürdüğünü söylemesi üzerine Merz'in konuyu anlamadığını iddia etti. Ancak 29 Nisan'da Merz, çatışma konusundaki anlaşmazlıklara rağmen Trump ile ilişkilerinin iyi kaldığını teyit etti. Trump'ın açıklaması, Almanya'nın en üst düzey generali Carsten Breuer'in 29 Nisan'da Savunma Bakan Yardımcısı Elbridge Colby ve diğer ABD savunma yetkilileriyle görüşmesinden sadece birkaç saat sonra geldi. Toplantı, II. Dünya Savaşı'ndan bu yana NATO dışında Almanya'nın ilk askeri stratejisine odaklandı. Colby, Berlin'in Avrupa'nın en büyük konvansiyonel askeri gücü olma hedefini belirleyen toplantıyı övdü. Colby sosyal medyada şunları paylaştı: "Başkan Trump haklı olarak Avrupa'nın çabalarını artırması gerektiğini ve NATO'nun artık kağıttan kaplan olamayacağını belirtti. Almanya şimdi bu konuda öncü rol üstleniyor. Yıllarca süren silahsızlanmanın ardından Berlin, gerekeni yapıyor." General Breuer, ABD'nin Almanya'nın askeri stratejisini, NATO içinde daha büyük bir liderlik rolü üstlenme çabalarını ve bu hedefe ulaşmak için yaptığı mali taahhüdü takdir ettiğini belirtti. Trump, uzun zamandır Almanya ve diğer Avrupa ülkelerini savunmaya daha fazla harcama yapmamakla eleştirirken, NATO üyelerinin savunma harcamalarını GSYİH'nin %5'ine çıkarma kararlarını da övmüştü. İki taraf arasındaki ilişki, NATO müttefiklerinin Trump'ın İran'a karşı yürüttüğü savaşa destek vermeyi reddetmesiyle daha da gerginleşti; Trump bu savaşı İsrail ile birlikte, müttefiklerine danışmadan başlatmıştı.

Almanya Rusya 'ya askeri önlem hazırlığında Haber

Almanya Rusya 'ya askeri önlem hazırlığında

Almanya Savunma Bakanı Boris Pistorius, Genelkurmay Başkanı Orgeneral Carsten Breuer ve bakanlık yetkilileri ile birlikte düzenlediği ortak basın toplantısında Alman Silahlı Kuvvetleri'nin yeni döneme ilişkin yol haritasını açıkladı. Konuşmasına "Dünya daha öngörülemez ve daha tehlikeli hale geldi" diyerek başlayan Almanya Savunma Bakanı Pistorius, Alman Silahlı Kuvvetleri'nin yeni stratejisinin öncelikle caydırıcılık üzerine kurulu olduğunu ifade etti. Boris Pistorius, Almanya'nın yeni askeri stratejisinin askeri personel sayısının artırılması, NATO içinde daha fazla sorumluluk üstlenilmesi ve teknolojik yatırımlarla hava savunmasının güçlendirilmesi aşamaları olduğunu açıkladı. Almanya ilk kez askeri stratejik belge ile yol haritasını duyurdu Önümüzdeki yıllarda oluşabilecek tehditleri öngörebilmek ve alınacak önlemleri belirlemek için ilk kapsamlı askeri stratejisini benimsediklerini ifade eden Boris Pistorius, bu kapsamda ilk olarak Alman ordusundaki asker sayısına odaklandıkları söyledi. Bunun da 2029, 2035 ve 2039 yılları olmak üzere üç aşamada tamamlanacağını ifade eden Alman Bakan, "Aktif görevdeki askerler, yedek askerler ve sivil personel sayısını artırmaya devam edeceğiz. Bu çerçevede en az 460 bin muharebeye hazır askere sahip olmayı hedefliyoruz" dedi. Pistorius, Almanya'nın önümüzdeki yıllarda NATO içinde daha fazla sorumluluk üstleneceğini de ifade etti. Boris Pistorius, ülkesinin hava savunma sistemlerine odaklanacağını kaydederek, "Hava savunması Almanya için de NATO için de kilit alan olacak. İnsansız hava araçları (İHA) ve hava savunma sistemleri önümüzdeki dönemde bizlerin öncelikli konuları olacak" şeklinde konuştu. "Stratejik hedeflere ulaşmak için tüm askerlerin şartlarını iyileştireceğiz" Almanya'nın hedefinin 2039 yılına kadar Avrupa'nın en konvansiyonel ordusunu kurmak olduğunu vurgulayan Almanya Savunma Bakanı, "Kısa ve orta vadeli hedeflerimiz ordumuzun tüm boyutlarıyla savunma yeteneklerini en yüksek seviyeye çıkarmak olacak. Uzun vadede ise silahlı kuvvetlerimizin, gelişmiş silah sistemleri ve yapay zeka araçları kullanarak teknolojik üstünlük yeteneğine kavuşmasını sağlamak" ifadelerini kullandı. Almanya Savunma Bakanı Boris Pistorius, yeni yol haritası kapsamında silahlı kuvvetlerdeki bürokrasiyi azaltmayı da arzu ettiklerini söyleyerek, "Yeni açıkladığımız bu stratejik hedeflere ulaşmak için yedekler dahil tüm askerlerin şartlarını iyileştireceğiz, bürokrasiyi azaltacağız, askeri yapıları da hızla modernize edeceğiz" diye konuştu. Alman Bakan Pistorius, konuşmasını "Hepimizin kabul etmesi gereken şey şu ki barış ve özgürlük, refah ve hoşgörü artık kendiliğinden var olan şeyler değil, savunulması gereken şeylerdir. Bu da onları savunabilecek yeteneğe sahip olmamız gerektiğini gösteriyor" diyerek tamamladı. Rusya ana tehdit olarak görülüyor Pistorius'un basın toplantısı sırasında gazetecilere dağıtılan ve ilk kez Alman Silahlı Kuvvetleri'nin stratejisini ortaya koyan belgelere göre Almanya Rusya'yı ana tehdit olarak görüyor. Söz konusu strateji belgelerinde Rusya'nın yeniden silahlanarak NATO ile askeri bir çatışmaya hazırlandığı ve askeri gücün kullanımını çıkarlarını korumak için meşru bir araç olarak gördüğü vurgulanıyor. Belgelerde Rusya'nın Batı'yı temelde düşman olarak gördüğü, demokratik devletlerin NATO'ya katılımını kuşatma olarak nitelendirdiğine dikkat çekiliyor. Rusya'nın kasıtlı olarak hibrit yöntemler kullanarak casusluk, sabotaj, siber saldırılar ve dezenformasyon kampanyaları yaptığı savunulurken, "Rus liderliği NATO'nun bütünlüğünü zayıflatmayı ve ABD'nin Avrupa'dan kopmasını sağlamayı hedefliyor. Amaç, NATO'nun başarısızlığı ve Rusya'nın Avrupa'daki nüfuz alanının genişlemesi" ifadelerine yer veriliyor. Yeni strateji belgelerinde ABD'nin siyasi açıdan ve askeri gücüyle NATO ittifakı için vazgeçilmez bir öneme sahip olduğu vurgulansa da Washington yönetiminin müttefiklerinden kendi güvenliklerini sağlamak için daha fazla çaba sarf etmelerini beklediğine işaret ediliyor. Bu nedenle Almanya'nın diğer müttefiklerle birlikte ortak Avrupa-Atlantik güvenliği konusunda daha fazla sorumluluk üstlenmesi gerektiğine işaret ediliyor.

Trump’ın temsilcileri Yeni ateşkes planı için Doha’da Haber

Trump’ın temsilcileri Yeni ateşkes planı için Doha’da

ABD ve İsrail, İran ile çatışma sürecinde yeni bir ateşkes planı üzerinde çalışmalar yürütüyor. Reuters ajansı ve Axios internet sitesine göre, Washington ve Tel Aviv, önerilen planı sunarken, ABD yetkilileri Doğu Akdeniz’e giderek planı değerlendirdi. Yeni planın detayları Güvenilir bir kaynağın Reuters’a verdiği bilgiye göre, ABD ve İran “karşılıklı anlaşmaya dayalı bir plan” üzerinde çalışıyor. Plan Katar ve Umman aracılığıyla hazırlandı ve şu ana başlıkları içeriyor: -7 günlük geçici ateşkes ilanı. -Bu süre zarfında, taraflar doğrudan veya dolaylı görüşmeler yaparak kalıcı bir anlaşmaya ulaşmayı hedefleyecek. -İran, Hürmüz Boğazı’nda kontrolü elinde tutacak ve ABD üslerine yönelik saldırılarını durduracak. -ABD ve İsrail, İran’a ait tesislere ve yerleşim alanlarına hava saldırılarını sonlandıracak. Trump’ın Özel Temsilcileri Doha’ya Gitti Axios’un raporuna göre, Jared Kushner ve Steve Witkoff, Donald Trump’ın özel temsilcileri olarak Doha’ya giderek, planın detaylarını Katar ve Umman yetkilileriyle görüştü. ABD’li bir yetkili Axios’a şunları söyledi: “Bu, savaşın başlangıcından bu yana bizim için en kritik fırsat. Ateşkese hazırız, ancak İran’ın nükleer programına müdahale için tamamen hazırlıklı olması gerekiyor.” Tarafların tutumu Planın detayları hâlâ bazı şartlara bağlı: İran: Daha önce ABD’nin koşullarını kısmen reddetmişti. Ancak kaynaklara göre, askeri ve ekonomik baskılar nedeniyle Tahran şimdi daha “yumuşak” bir tutum sergiliyor ve plan üzerinde görüşmeye hazır. ABD: Trump, birkaç gün önce İran’ın “şartsız teslim olmaması durumunda” anlaşma olmayacağını açıklamıştı. Ancak Kushner ve Witkoff’un Doha’ya gönderilmesi, diplomatik kapıların hâlâ açık olduğunun bir göstergesi. Uluslararası baskı Planın açıklanması, uluslararası kamuoyunda da yankı buldu. Özellikle Avrupa ve Çin, Hürmüz Boğazı’ndaki tedarik sıkıntısı ve petrol fiyatlarının 110 dolara çıkması nedeniyle ekonomik zarar yaşamıştı. İki rapor, Çin’in sessizce Tahran üzerinde baskı kurduğunu, Avrupa ülkelerinin ise Trump’tan diplomasi için fırsat talep ettiğini aktarıyor. Plan uygulanırsa Bu plan hayata geçirilirse, 28 Şubat’ta ABD ve İsrail’in İran’a yönelik başlattığı saldırılarla başlayan çatışmanın ardından ilk ateşkes olacak. Saldırılar, Ali Hamaney’in bazı hedeflerinde can kaybına ve İran’daki birçok tesisin zarar görmesine yol açmıştı.

Dünyada hava kirliliğinn en yoğun olduğu ülkelerinin listesi Haber

Dünyada hava kirliliğinn en yoğun olduğu ülkelerinin listesi

Rapor ayrıca, süregelen sağlık risklerine, ortaya çıkan bölgesel eğilimlere ve dünyanın hava kalitesi izleme sistemlerindeki önemli eksikliklere de dikkat çekiyor. Veriler, 143 ülke ve bölgedeki 9.400'den fazla şehirden derlenmiştir; bu, bir önceki yıla göre 12 ülke artışı anlamına gelmektedir ve bunlardan 7'si ilk kez listeye dahil edilmiştir. Yıllık karşılaştırmaya göre, 54 ülkede PM2.5 seviyelerinde artış, 75 ülkede azalma kaydedilmiş ve 2 ülkede ise değişiklik olmamıştır. 2025 yılı için şehirlere göre PM2.5 konsantrasyonlarını gösteren harita. Kaynak: IQAir Dünya genelindeki şehirlerin yalnızca %14'ü, DSÖ'nün PM2.5 ince partikül madde konsantrasyonu kılavuzunda belirtilen (5 µg/m³) güvenli eşiği karşılıyor; bu oran 2024'te %17 idi. 143 ülke ve bölgenin 130'u bu güvenli eşiği aşıyor. En kirli ülkeler listesinde Pakistan (67,3 µg/m³), Bangladeş, Tacikistan, Çad ve Demokratik Kongo Cumhuriyeti yer alıyor. Kentsel düzeyde ise Loni (Hindistan) dünyanın en yüksek kirlilik seviyelerini kaydederken, Nieuwoudtville (Güney Afrika) en temiz şehir oldu. Dikkat çekici bir şekilde, dünyanın en kirli 25 şehrinin tamamı Hindistan, Pakistan ve Çin'de yoğunlaşmış durumda. En kirli şehirlerin dörtte üçü yalnızca Hindistan'da bulunuyor. ABD'de ortalama PM2.5 konsantrasyonunun 2025 yılına kadar 7,3 µg/m³'e yükselmesi bekleniyor. El Paso en kirli büyük şehir olurken, Los Angeles'ın güneydoğu bölgesi en ağır kirliliğe maruz kalan bölge olacak. Buna karşılık, Seattle ikinci yıl üst üste en temiz büyük şehir unvanını koruyacak. Bölgesel ölçekte, Doğu Asya'da ikinci yıldır Dünya Sağlık Örgütü (WHO) standartlarını karşılayan hiçbir şehir bulunmuyor. Avrupa'da ise karışık bir eğilim gözlendi; 23 ülkede kirlilik artışı, 18 ülkede ise sınır ötesi orman yangınları ve Sahra çölü tozunun etkisiyle kirlilik azalması yaşandı. Bu arada, Latin Amerika ve Karayipler nispeten olumlu gelişmeler gösterirken, Okyanusya %61'lik şehir oranıyla en temiz bölge olmaya devam ediyor. İklim değişikliği nedeniyle orman yangınları giderek daha şiddetli hale geliyor ve küresel hava kalitesinin düşmesinde de önemli bir faktör olarak belirleniyor. Yalnızca Kanada, tarihindeki en kötü ikinci orman yangını sezonunu yaşadı ve bu yıl Kuzey Amerika'nın en kirli bölgesi oldu. Rapor ayrıca izleme eksikliklerine de dikkat çekerek, bazı hava kalitesi izleme programlarının kapatılmasının 44 ülkede izlemeyi zayıflattığını ve altı ülkenin ise hiçbir izleme sistemine sahip olmadığını belirtti. 2025 raporu, dünya çapında hava kalitesini iyileştirme yolunda politika yapıcıları ve toplulukları desteklemede açık verilerin ve izleme ağlarının rolünü vurgulayan küresel bir ölçüt olarak görülmeye devam ediyor. IQAir'in 2025 raporundaki verilere göre Vietnam'da hava kalitesi hala DSÖ güvenlik standartlarını karşılamıyor.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.