SON DAKİKA
Hava Durumu

#Ateşkes

Bursa Digital, Bursa Haber, Bursa Son Dakika - Ateşkes haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Ateşkes haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz,  çevrim içi düzenlenen Ukrayna konulu “Gönüllüler Koalisyonu Liderler Zirvesi”ne katıldı. Haber

Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, çevrim içi düzenlenen Ukrayna konulu “Gönüllüler Koalisyonu Liderler Zirvesi”ne katıldı.

Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ı temsilen Ukrayna konulu “Gönüllüler Koalisyonu Liderler Zirvesi”ne çevrim içi katıldı. Ukrayna’nın bağımsızlığının 35’inci yıl dönümünde gerçekleştirilen zirvede, savaşın sona erdirilmesi ve adil ve kalıcı barışın tesis edilmesine yönelik çabalar ele alındı. Zirvede Türkiye’nin tutumunu paylaşan Yılmaz, Ukrayna’nın egemenliğine, bağımsızlığına ve toprak bütünlüğüne desteğin sürdüğünü belirtti. Cumhurbaşkanı Yardımcıs Yılmaz, savaşın daha fazla can kaybı ve yıkıma yol açmadan müzakere yoluyla sona erdirilmesi gerektiğini vurguladı. KARADENİZ’DE ARTAN SALDIRILARA DİKKAT ÇEKTİ Cevdet Yılmaz, özellikle son dönemde Karadeniz’de artan saldırıların ciddi riskler oluşturduğuna dikkat çekti. Saldırıların yalnızca can ve mal güvenliğini değil, seyrüsefer emniyeti ile küresel gıda güvenliğini de tehdit ettiğini belirten Yılmaz, Türkiye’nin Karadeniz Tahıl Girişimi’nden elde ettiği tecrübeyle güvenli seyrüseferin yeniden tesis edilmesi için çalışmalarını sürdürdüğünü ifade etti. Türkiye’nin Ukrayna’nın stratejik ortağı ve Gönüllüler Koalisyonu’nun üyesi olduğunu hatırlatan Yılmaz, ateşkes ve kalıcı barış için diplomasiyi önceleyen aktif girişimlerin kararlılıkla sürdürüleceğini bildirdi.

ABD’den Gazze Açıklaması: “21 Maddelik Barış Planının Tam Uygulanmasında Kararlıyız” Haber

ABD’den Gazze Açıklaması: “21 Maddelik Barış Planının Tam Uygulanmasında Kararlıyız”

ABD Dışişleri Bakanlığı, Gazze’de ateşkes ve kalıcı barış hedefiyle hazırlanan 21 maddelik planın eksiksiz uygulanması konusunda kararlı olduklarını açıkladı. Bakanlık ayrıca Gazze’de görev yapması planlanan Uluslararası İstikrar Gücü için finansman sağlanmasına yönelik Kongre bildiriminde bulunulduğunu duyurdu. ABD Dışişleri Bakanlığı, Gazze’de barış ve güvenliğin sağlanmasına yönelik 21 maddelik planın uygulanmasına ilişkin yeni bir açıklama yaptı. Bakanlık Sözcüsü Tommy Pigott, New York Times’a yaptığı değerlendirmede, İsrail tarafından gelen plana yönelik farklı açıklamalara rağmen Washington yönetiminin söz konusu planın uygulanması konusunda kararlı olduğunu belirtti. Pigott, ABD Başkanı Donald Trump tarafından ortaya konulan 21 maddelik Gazze barış planının tam olarak hayata geçirilmesini istediklerini ifade etti. Uluslararası İstikrar Gücü planın önemli parçası ABD Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü, Gazze’de güvenlik ve istikrarın sağlanabilmesi açısından Uluslararası İstikrar Gücü'nün planın temel unsurlarından biri olduğunu söyledi. Washington yönetiminin bu gücün oluşturulması ve görev yapabilmesi için gerekli adımları atmayı sürdürdüğünü belirten Pigott, finansman konusunda da Kongre sürecinin başlatıldığını açıkladı. Kongreye finansman bildirimi yapıldı Pigott, ABD Dışişleri Bakanlığının Uluslararası İstikrar Gücü'ne finansman sağlama niyetini içeren resmi bildirimi 31 Temmuz'da Kongreye gönderdiğini belirtti. Söz konusu tarih, Trump yönetimindeki Barış Kurulunun Hamas'ın silahsızlandırılması ve İsrail güçlerinin Gazze’den çekilmesine ilişkin bir anlaşmaya varıldığını duyurduğu döneme denk geldi. ABD yönetiminin bu adımı, Gazze’de güvenliğin sağlanması ve barış planının uygulanması için uluslararası bir mekanizma oluşturma çabasının parçası olarak değerlendiriliyor. Netanyahu’nun açıklamaları sürecin geleceğine ilişkin soru işaretleri oluşturdu İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun söz konusu plana karşı çıkan açıklamalarının ardından sürecin nasıl ilerleyeceğine ilişkin belirsizlik ortaya çıktı. ABD yönetimi ise planın uygulanması yönündeki tutumunu sürdürüyor. Trump'ın damadı ve özel temsilcisi Jared Kushner da planla ilgili destek oluşturmak amacıyla bu hafta Orta Doğu temaslarında bulundu. Kushner, Mısır’da Hamas yöneticileriyle, Kudüs’te ise Netanyahu ile görüşmeler gerçekleştirdi.

Netanyahu’dan Gazze’de ateşkes resti: “Hamas silahsızlanmadan çekilmeyeceğiz” Haber

Netanyahu’dan Gazze’de ateşkes resti: “Hamas silahsızlanmadan çekilmeyeceğiz”

İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, Gazze’de ateşkes sürecinin ikinci aşamasına ilişkin uluslararası planlara sert tepki gösterdi. Netanyahu, Hamas tamamen silahsızlanmadan İsrail ordusunun Gazze’den çekilmeyeceğini ve operasyonların devam edeceğini söyledi. Netanyahu’dan “tam silahsızlanma” şartı İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, haftalık kabine toplantısının açılışında Gazze’deki ateşkes sürecine ilişkin açıklamalarda bulundu. Netanyahu, ateşkesin ikinci aşamasına geçiş kapsamında gündeme gelen planlara İsrail'in yaklaşımını ortaya koydu. Hamas’ın silahsızlandırılmasını temel şart olarak öne çıkaran Netanyahu, İsrail ordusunun örgüt tamamen silahsızlanmadan Gazze’den çekilmeyeceğini belirtti. Netanyahu, Barış Kurulu tarafından duyurulan 15 maddelik yeni yol haritasına ilişkin de İsrail'in itirazlarını dile getirdi. İsrail Başbakanı, silahsızlanma konusunda yalnızca sembolik veya kısmi bir uygulamayı kabul etmeyeceklerini belirterek ağır ve hafif silahların tamamını kapsayan bir süreç istediklerini ifade etti. ABD ile görüşmeler sürüyor Netanyahu, Hamas’ın silahsızlandırılması konusunda ABD yönetimiyle temasların sürdüğünü de açıkladı. Washington yönetiminin bazı önerileri bulunduğunu belirten Netanyahu, bu önerilerin bir bölümünün İsrail açısından kabul edilebilir olduğunu, bazı önerilerin ise kabul edilemez nitelikte bulunduğunu söyledi. Bu açıklama, ABD ile İsrail arasında sürecin ayrıntıları konusunda henüz tam bir mutabakat sağlanmadığı şeklinde değerlendirildi. Trump ve Mladenov’dan farklı açıklamalar gelmişti Netanyahu’nun açıklamaları, son dönemde ateşkesin ikinci aşamasına ilişkin uluslararası alandan gelen olumlu mesajların ardından geldi. Gazze Barış Kurulu Yüksek Temsilcisi Nikolay Mladenov, Hamas’ın ikinci aşamaya ilişkin ayrıntılı yol haritasını kabul ettiğini açıklamıştı. ABD Başkanı Donald Trump da Barış Kurulu’nun Hamas ve diğer silahlı gruplarla silah bırakma konusunda uzlaşıya vardığını duyurmuştu. Ancak Netanyahu’nun son açıklamaları, İsrail tarafının özellikle Hamas’ın silahsızlandırılması konusunda daha sert şartlar ortaya koyduğunu gösterdi. Hamas’tan takvim ve saldırıların durması şartı Hamas cephesi ise sürece olumlu yaklaştığını belirtmekle birlikte kendi temel şartlarını koruyor. Hamas, İsrail saldırılarının durdurulmasını ve üzerinde anlaşmaya varılan hususların uygulanması için net bir takvim oluşturulmasını istiyor. Filistinli gruplar da ateşkesin ikinci aşamasına geçilebilmesi için İsrail’in ilk aşamada üstlendiği yükümlülükleri eksiksiz yerine getirmesi gerektiğini savunuyor. Tarafların özellikle silahsızlanma, İsrail ordusunun çekilmesi ve ateşkesin uygulanma takvimi konularındaki farklı yaklaşımları, sürecin önündeki en önemli başlıklar arasında bulunuyor. Gazze’de ateşkes sürecinde belirsizlik Gazze Şeridi'nde 10 Ekim 2025'te yürürlüğe giren ateşkesin ilk aşamasında esir takası ve insani yardım başlıkları öne çıkmıştı. Buna karşın bölgede gerilimin tamamen sona ermediği ve ateşkesin uygulanmasına ilişkin tartışmaların devam ettiği belirtiliyor. Gazze Yönetimi Ulusal Komitesi ise bölgenin yönetimini devralmaya yönelik kurumsal hazırlıklarını tamamladığını açıkladı. Ancak İsrail’in Gazze’den çekilme konusunda Hamas’ın tamamen silahsızlandırılmasını şart koşması, ateşkesin ikinci aşamasına geçiş sürecinin önündeki en önemli anlaşmazlıklardan biri olarak öne çıkıyor. Netanyahu’nun son açıklamasıyla birlikte tarafların ikinci aşamaya ilişkin müzakerelerinde yeni bir diplomatik sürecin başlaması bekleniyor.

Hürmüz Boğazı'nda kritik gelişme: ABD ve İran ateşkese yaklaşıyor Haber

Hürmüz Boğazı'nda kritik gelişme: ABD ve İran ateşkese yaklaşıyor

ABD ile İran arasında devam eden gerilimde diplomatik temasların yeniden öne çıktığı bir döneme girildi. ABD Hazine Bakanı Scott Bessent'in yaptığı son açıklamalar, Washington ve Tahran arasında geçici bir ateşkes ihtimalinin güçlendiğine işaret ederken, dünyanın en önemli enerji geçiş noktalarından biri olan Hürmüz Boğazı'nın geleceği de uluslararası gündemin merkezinde yer alıyor. Bessent, Washington ile Tahran'ın 30 ila 60 gün sürecek bir ateşkes anlaşması imzalamaya yakın olduğunu belirtti. ABD'li Bakan ayrıca Hürmüz Boğazı'nın bugün veya yarın yeniden gemi trafiğine açılabileceğini ifade etti. Bessent: İran üzerindeki ekonomik baskı sürüyor ABD Hazine Bakanı Scott Bessent, Washington yönetiminin İran'a yönelik ekonomik baskısına ilişkin değerlendirmesinde, yaptırımların Tahran üzerindeki etkisinin giderek arttığını savundu. Bessent, İran'daki ekonomik tablonun özellikle gıda fiyatları açısından ağırlaştığını belirterek, ülkede gıda fiyatlarında yüzde 150 ile yüzde 180 arasında enflasyon yaşandığını ileri sürdü. ABD'li Bakan, uygulanan yaptırımlar nedeniyle İran yönetiminin askerlerinin maaşlarını ödemekte dahi zorlandığını iddia etti. Bessent'in açıklamaları, ABD'nin İran'la yürüttüğü müzakerelerde ekonomik yaptırımları önemli bir baskı aracı olarak kullanmaya devam ettiğini gösteriyor. Ancak bu açıklamaların Washington tarafından yapılan değerlendirmeler olduğu ve İran tarafının ekonomik tabloya ilişkin farklı değerlendirmelerde bulunabileceği de dikkate alınıyor. Trump: İran anlaşma yapmak istiyor ABD Başkanı Donald Trump da İran'la yürütülen görüşmelere ilişkin dikkat çeken açıklamalarda bulundu. Trump, Tahran'ın anlaşma arayışının temelinde olası bir ABD askeri operasyonundan duyduğu endişenin bulunduğunu savundu. Trump, İran'ın anlaşma yapmak istediğini belirterek, bunun nedeninin "vurulmak istememeleri" olduğunu söyledi. ABD Başkanı ayrıca müzakerelerin nasıl sonuçlanacağının önümüzdeki süreçte görüleceğini ifade etti. Trump'ın açıklamaları, Washington'ın diplomatik görüşmeleri sürdürürken askeri seçenekleri de tamamen gündemden çıkarmadığını ortaya koyuyor. Hürmüz Boğazı için İran-Umman görüşmesi Gerilimin en kritik başlıklarından biri ise Hürmüz Boğazı'ndaki gemi trafiği. İran Parlamentosu üyesi Hasan Kaşkavi'nin 7 Ağustos'ta yaptığı açıklamaya göre İran ile Umman, Hürmüz Boğazı'ndaki ticari gemi güzergahlarına ilişkin yeni bir protokolün çerçevesi üzerinde mutabakata vardı. Ancak Kaşkavi, sürecin henüz tamamlanmadığını ve nihai metnin üst düzeyde onaylanması gerektiğini belirtti. İran ve Umman arasındaki görüşmelerde özellikle ticari gemilerin hangi güzergahlardan geçeceği konusunda önemli ilerleme sağlandığı aktarılıyor. Tahran yönetiminin boğazdaki geçişlerin düzenlenmesine ilişkin yeni bir mekanizma oluşturmayı değerlendirdiği belirtiliyor. İran'dan bazı ülkelere geçiş yasağı hazırlığı Hürmüz Boğazı konusunda İran parlamentosunda ayrıca yeni bir yasa tasarısının değerlendirildiği bildiriliyor. Söz konusu tasarıda ABD, İsrail ve İran yönetiminin "düşman" olarak tanımladığı bazı ülkelerin gemilerinin boğazdan geçişinin yasaklanması öngörülüyor. Geçişine izin verilen diğer ülkelerin gemilerinden ise belirli bir geçiş ücreti alınması gündeme geliyor. Bu gelişme, Hürmüz Boğazı'nın yalnızca askeri gerilim açısından değil, uluslararası ticaret ve enerji güvenliği bakımından da kritik bir pazarlık alanına dönüştüğünü gösteriyor. Hürmüz Boğazı neden bu kadar önemli? Basra Körfezi'ni Umman Körfezi ve dolayısıyla açık denizlere bağlayan Hürmüz Boğazı, küresel enerji ticaretinin en kritik geçiş noktalarından biri olarak kabul ediliyor. Savaş öncesindeki normal ticaret koşullarında dünya petrol ve sıvılaştırılmış doğal gaz ticaretinin önemli bir bölümü bu güzergah üzerinden gerçekleştiriliyordu. Bu nedenle boğazdaki olası bir kapanma veya gemi trafiğinin ciddi biçimde kısıtlanması, yalnızca bölge ülkelerini değil, Avrupa ve Asya başta olmak üzere enerji ithalatına bağımlı ekonomileri de doğrudan etkileyebilir. Özellikle petrol ve LNG taşımacılığındaki aksama, küresel enerji fiyatlarında yeni dalgalanmalara yol açabilir. Nakliye maliyetlerinin yükselmesi, sigorta primlerinin artması ve alternatif güzergahlara yönelme ihtiyacı da dünya ticaretinde zincirleme etkiler yaratabilir. Ateşkes açıklaması piyasalar için kritik ABD ile İran arasında 30 ila 60 günlük geçici ateşkes ihtimalinin gündeme gelmesi, bölgedeki tansiyonun düşürülmesi açısından önemli bir gelişme olarak değerlendiriliyor. Ancak ateşkes konusunda henüz nihai bir anlaşmanın imzalandığına ilişkin kesinleşmiş bir metin bulunmuyor. Hürmüz Boğazı'nın yeniden tamamen ve güvenli şekilde uluslararası gemi trafiğine açılması da sürecin en kritik başlıklarından biri olmaya devam ediyor. Önümüzdeki günlerde Washington ve Tahran arasındaki görüşmelerin yanı sıra İran-Umman temasları da yakından takip edilecek. Özellikle boğazdaki ticari geçişlerin hangi şartlarda normale döneceği, ateşkesin kapsamı ve tarafların güvenlik garantileri konusunda sağlayacağı mutabakat, bölgesel krizin seyrini belirleyebilecek başlıca gelişmeler arasında bulunuyor. Hürmüz Boğazı'ndaki gelişmeler, enerji fiyatlarından küresel ticarete kadar geniş bir alanda etkili olabilecek potansiyele sahip. Bu nedenle ABD-İran görüşmelerinden çıkacak sonuç, yalnızca iki ülke arasındaki ilişkilerin değil, küresel ekonominin önümüzdeki dönemdeki görünümünün şekillenmesinde de belirleyici olabilir.

Gazze İçin 15 Maddelik Yol Haritası Açıklandı: Ateşkes, Silahsızlanma ve Uluslararası Güç Planı Gündemde Haber

Gazze İçin 15 Maddelik Yol Haritası Açıklandı: Ateşkes, Silahsızlanma ve Uluslararası Güç Planı Gündemde

Gazze İçin Yeni Dönem Planı Açıklandı Gazze'de devam eden savaşın sona erdirilmesi ve bölgede kalıcı bir yönetim mekanizması oluşturulması amacıyla hazırlanan kapsamlı yol haritası yayımlandı. Barış Kurulu (Board of Peace) tarafından açıklanan 15 maddelik plan, ABD Başkanı Donald Trump'ın Gazze planının uygulanmasına yönelik son aşamaları içeriyor. 31 Temmuz'da duyurulan plana göre, İsrail, Hamas ve diğer Filistinli grupların tüm askeri faaliyetlerini durdurması hedefleniyor. Tarafların planı kabul etmesinin ardından 14 gün içinde uygulama takviminin ve sahadaki mekanizmaların belirlenmesi öngörülüyor. Gazze Yönetimi Yeni Bir Komiteye Devredilecek Yol haritasının en dikkat çeken maddelerinden biri Gazze'nin gelecekteki yönetim modeli oldu. Plana göre bölgede "Ulusal Gazze Yönetim Komitesi" adıyla yeni bir yapı kurulacak. Bu komitenin, Gazze'deki sivil yönetimin temel otoritesi olması ve "tek yönetim, tek hukuk ve tek silah" ilkesi doğrultusunda hareket etmesi planlanıyor. Yeni yönetim modelinde Gazze polis teşkilatının yeniden yapılandırılması da yer alıyor. Kriterleri karşılamayan güvenlik personelinin başka görevlere aktarılması, polis teşkilatındaki silahların ise yeni yönetim mekanizmasının denetimine verilmesi öngörülüyor. Hamas'ın Silahsızlandırılması Planın Merkezinde Barış Kurulu'nun açıkladığı yol haritasında Hamas'ın askeri kapasitesinin sona erdirilmesi önemli bir başlık olarak yer alıyor. Plana göre; Ağır silahların aşamalı şekilde devre dışı bırakılması, Askeri üretim altyapısının kaldırılması, Tünel sistemlerinin imha edilmesi hedefleniyor. Silahsızlanma sürecinin İsrail ordusunun Gazze'den aşamalı çekilmesiyle eş zamanlı yürütülmesi planlanıyor. Yol haritasında, Gazze'deki silahların İsrail'e veya başka bir dış aktöre teslim edilmeyeceği, yalnızca Ulusal Gazze Yönetim Komitesi'nin kontrolünde tutulacağı ifade ediliyor. İsrail'in Çekilmesi Aşamalı Olacak Plan kapsamında İsrail güçlerinin Gazze'den kademeli olarak çekilmesi öngörülüyor. Ancak bu sürecin Hamas'ın silahsızlandırılması ve güvenlik mekanizmalarının oluşturulmasıyla bağlantılı şekilde ilerlemesi hedefleniyor. İsrail tarafı ise daha önce yaptığı açıklamalarda Hamas'ın askeri kapasitesi tamamen ortadan kaldırılmadan Gazze'den çekilmeyeceğini savunmuştu. Bu nedenle planın uygulanabilirliği konusunda en önemli belirsizliklerden biri İsrail'in güvenlik talepleri ile Filistin tarafının beklentileri arasındaki fark olarak görülüyor. Gazze'ye Uluslararası İstikrar Gücü Gönderilecek 15 maddelik yol haritasında Gazze'de geçici süreyle görev yapacak uluslararası bir istikrar gücü kurulması da bulunuyor. Bu gücün; Ateşkesi takip etmesi, Filistin polis güçlerine eğitim vermesi, İnsani yardımların güvenli şekilde ulaştırılmasını sağlaması bekleniyor. Ancak uluslararası gücün doğrudan sivil yönetim veya klasik güvenlik görevlerini üstlenmeyeceği belirtiliyor. Hamas ve İsrail'den Farklı Yaklaşımlar Planın açıklanmasının ardından taraflardan farklı açıklamalar geldi. Hamas, bazı şartlarla öneriye olumlu yaklaştığını ancak İsrail'in tüm askeri operasyonlarını durdurması ve Gazze'den tamamen çekilmesi gerektiğini bildirdi. Örgüt, bu şartlar gerçekleşmeden ağır silahların teslim edilmesine sıcak bakmadığını açıkladı. İsrail tarafında ise plana ilişkin resmi destek açıklaması yapılmadı. İsrailli yetkililer, Hamas'ın tamamen silahsızlandırılmasının temel şart olduğunu vurgularken, hükümet içindeki bazı sağ kanat temsilciler operasyonların devam etmesi gerektiğini savundu. İsrail Dışişleri Bakanı Gideon Saar da geçmişte yapılan anlaşmaların Hamas tarafından ihlal edildiğini ileri sürerek temkinli açıklamalarda bulundu. Türkiye, Katar ve Mısır'dan Destek Mesajı Gazze'deki ateşkes sürecinde arabulucu rol üstlenen Türkiye, Katar ve Mısır ise planı kalıcı çözüm açısından önemli bir adım olarak değerlendirdi. Üç ülke, çatışmaların sona erdirilmesi, insani yardımların artırılması ve bölgede siyasi çözüm zemininin oluşturulması gerektiğini vurguluyor. Barış Kurulu Tartışmaları Sürüyor Barış Kurulu, Gazze'de ateşkesin uygulanması ve yeniden yapılanma sürecini yönetmek amacıyla oluşturulan uluslararası bir yapı olarak tanımlanıyor. Yaklaşık 28 ülkenin temsil edildiği belirtilen kurulun, Donald Trump tarafından "daimi başkan" sıfatıyla yönetildiği ifade ediliyor. Kurulun Gazze konusunda merkezi karar mekanizması olma hedefi bulunurken, bazı ülkelerin yapıya mesafeli yaklaşması uluslararası meşruiyet tartışmalarını da beraberinde getiriyor. Özellikle Batılı bazı ülkeler ile Çin ve Rusya'nın yaklaşımı, kurulun geleceği açısından belirleyici faktörler arasında gösteriliyor. Diplomatik Sürecin En Kritik Aşaması Gazze için açıklanan 15 maddelik yol haritası, savaş sonrası dönemin nasıl şekilleneceğine ilişkin en kapsamlı planlardan biri olarak değerlendiriliyor. Ancak planın hayata geçebilmesi için İsrail, Hamas ve bölgesel aktörler arasında ciddi görüş ayrılıklarının aşılması gerekiyor. Uzmanlara göre, ateşkesin kalıcı hale gelmesi, güvenlik mekanizmasının kurulması ve Gazze'nin gelecekteki yönetim modelinin belirlenmesi, sürecin başarısını belirleyecek temel unsurlar olacak.

ABD’nin Hürmüz Operasyonunda “Hedeflerin Tükendiği” İddiası Haber

ABD’nin Hürmüz Operasyonunda “Hedeflerin Tükendiği” İddiası

ABD merkezli Axios haber sitesine konuşan iki kaynağa göre, CENTCOM Komutanı Amiral Brad Cooper, Trump yönetimine bölgedeki operasyonların hedef kapasitesini büyük ölçüde tükettiğini ve daha fazla bombardımanın stratejik hedeflere ulaşmada sınırlı katkı sağlayacağını bildirdi. CENTCOM’dan “Daha Fazla Saldırı Gerekmez” Değerlendirmesi İddiaya göre Amiral Cooper, ABD Başkanı Trump’a yaptığı değerlendirmede, Hürmüz Boğazı çevresindeki operasyonların İran’ın ticari gemilere yönelik saldırı kabiliyetini önemli ölçüde zayıflattığını belirtti. Kaynaklar, CENTCOM’un değerlendirmesine göre İran’ın deniz trafiğini hedef alma kapasitesinin büyük ölçüde baskılandığını ve operasyonların sürdürülmesinin tam kapsamlı bir bölgesel savaşa dönüşme riskini artırabileceğini ifade etti. ABD’li askeri yetkililerin, mevcut saldırıların belirlenen hedeflere ulaştığını ve bundan sonraki hava operasyonlarıyla elde edilecek ek kazanımların sınırlı kalacağını değerlendirdiği ileri sürüldü. Trump’ın Saldırıları Durdurma Kararı Haberde yer alan iddialara göre, saldırıları durdurma önerisi yalnızca askeri kanattan değil, Trump’ın sivil danışmanları tarafından da desteklendi. ABD Başkanı Donald Trump’ın yaklaşık iki hafta boyunca her gün Pentagon tarafından hazırlanan saldırı planlarını değerlendirdiği ve operasyonların Orta Doğu’daki yerel saatlere göre gece yarısı civarında gerçekleştirildiği belirtildi. Trump’ın cuma günü ABD ordusuna saldırıları durdurma talimatı verdiği ancak bu kararın geçici bir ateşkes mi yoksa daha uzun süreli bir duraklama mı olduğu konusunda net bir açıklama yapılmadığı ifade edildi. Diplomasi İçin Yeni Bir Süreç Başlayabilir Trump, Washington’da düzenlenen Beyaz Saray Muhabirleri Derneği yemeğinde yaptığı konuşmada, İran’ın şu aşamada anlaşmaya hazır olmadığını düşündüğünü söylemişti. ABD saldırılarının durdurulması kararıyla aynı dönemde Umman’dan bir heyetin Hürmüz Boğazı’nın yeniden açılması konusunda görüşmeler yapmak üzere Tahran’a gitmesi dikkat çekti. Umman, geçmişte olduğu gibi İran ile Batılı ülkeler arasındaki diplomatik temaslarda arabulucu rolü üstlenen ülkelerden biri olarak biliniyor. “Tüm Seçenekler Masada” Mesajı ABD’nin Birleşmiş Milletler Daimi Temsilcisi Mike Waltz ise Trump yönetiminin İran’a yönelik saldırılara ara vermesinin diplomatik görüşmelere fırsat tanıma amacı taşıdığını söyledi. Waltz, ABD Başkanı’nın hâlâ “tüm seçenekleri masada tuttuğunu” belirterek, diplomatik sürecin başarısız olması halinde farklı adımların değerlendirilebileceği mesajını verdi. Hürmüz Boğazı Krizi Küresel Endişe Yaratıyor Dünya enerji ticareti açısından kritik öneme sahip olan Hürmüz Boğazı çevresindeki gerilim, küresel piyasalarda da yakından takip ediliyor. Körfez bölgesindeki herhangi bir uzun süreli çatışmanın petrol taşımacılığı, enerji fiyatları ve uluslararası ticaret üzerinde ciddi etkiler oluşturabileceği belirtiliyor. ABD’nin operasyonları durdurma kararı, askeri gerilimin azaltılması açısından önemli bir gelişme olarak değerlendirilirken, İran ile Washington arasındaki diplomatik sürecin nasıl ilerleyeceği belirsizliğini koruyor. Önümüzdeki dönemde Hürmüz Boğazı’nın güvenliği, İran’ın bölgesel politikaları ve ABD’nin yeni stratejisi, Orta Doğu’daki dengelerin şekillenmesinde belirleyici başlıklar olmaya devam edecek.

İran Lideri Mücteba Hamaney’den Hizbullah Mesajı: “Destek Stratejik Politikamızın Parçasıdır” Haber

İran Lideri Mücteba Hamaney’den Hizbullah Mesajı: “Destek Stratejik Politikamızın Parçasıdır”

ran Lideri Mücteba Hamaney, Lübnan Hizbullahı ve silahlı güçlerine yönelik desteğin İran’ın uzun vadeli stratejik politikalarının bir parçası olduğunu açıkladı. Hamaney, yayımladığı yeni mesajında Lübnan’ın toprak bütünlüğünün korunması ve İsrail saldırılarının tamamen sona erdirilmesinin İran açısından öncelikli şart olduğunu ifade etti. İran resmi medyasında yayımlanan mesaja göre Mücteba Hamaney, Lübnan Hizbullahı Genel Sekreteri ve örgüt üyelerine hitaben kaleme aldığı açıklamada, İran’ın önceki lider Ali Hamaney döneminde belirlenen siyasi çizginin sürdürüldüğünü belirtti. Hamaney, İran’ın Hizbullah ve bölgedeki silahlı gruplara desteğini yalnızca dönemsel bir politika olarak değil, ülkenin stratejik yaklaşımının temel unsurlarından biri olarak gördüğünü ifade etti. “Lübnan’ın Egemenliği Korunmalı” Mücteba Hamaney mesajında, İran hükümetinin Lübnan’ın egemenliğinin korunmasını ve İsrail’in saldırılarının sona ermesini, ABD ile yürütülen mutabakatın uygulanması için temel koşul olarak değerlendirdiğini belirtti. Hamaney’in açıklamasında şu ifadeler yer aldı: “İran İslam Cumhuriyeti, Lübnan'ın toprak egemenliğinin korunmasını ve Siyonist rejimin saldırılarının tamamen ve koşulsuz biçimde sona ermesini, saldırgan Amerika Birleşik Devletleri ile yürütülen ve bu dayatılmış savaşı sona erdirmeyi amaçlayan mutabakatın ilk şartı olarak belirlemiştir.” İran yönetimi, uzun süredir Hizbullah’ı bölgesel politikalarının önemli unsurlarından biri olarak değerlendirirken, ABD ve İsrail ise Hizbullah’ın silahlı kapasitesini bölgesel güvenlik açısından tehdit olarak nitelendiriyor. İran-ABD Mutabakatı Tartışmaları İran ile ABD arasında Haziran 2026’da imzalandığı belirtilen mutabakat, iki ülke arasındaki gerilimi azaltmayı ve bazı başlıklarda müzakerelerin devam etmesini öngörüyordu. Anlaşma kapsamında ateşkes süresinin uzatılması ve İran’ın nükleer programına ilişkin görüşmelerin sürdürülmesi planlanmıştı. Mutabakatın önemli başlıklarından biri de Lübnan’daki çatışmaların sona erdirilmesi ve bölgede istikrarın sağlanmasıydı. Ancak daha sonra yaşanan karşılıklı saldırılar nedeniyle anlaşmanın geleceği belirsiz hale geldi. İran’ın Hürmüz Boğazı çevresindeki bazı askeri faaliyetleri ve ardından ABD’nin İran’a yönelik saldırıları, taraflar arasındaki tansiyonun yeniden yükselmesine neden oldu. ABD Başkanı Donald Trump’ın talimatıyla saldırıların durdurulduğu, İran’ın da bölgedeki saldırılarını askıya aldığı bildirildi. Hamaney’den ABD’ye Sert Eleştiri Mücteba Hamaney, daha önce yayımladığı açıklamalarda ABD yönetimine yönelik sert ifadeler kullanmıştı. İran Lideri, ABD Başkanı’nın daha önce imzalanan mutabakata ilişkin yükümlülüklerini yerine getirmediğini savunarak Washington’a yönelik güven eleştirisinde bulunmuştu. Hamaney, ABD’nin yeni bir çatışma başlatmaya çalışması halinde İran halkı ve “direniş cephesinin” buna karşılık vereceğini ifade etmişti. İran yönetiminin kullandığı “direniş cephesi” kavramı, İran’ın destek verdiği bölgesel müttefik grupları ifade etmek için kullanılıyor. Bu kapsamda Lübnan Hizbullahı, Irak ve Suriye’deki bazı silahlı gruplar ile Yemen’deki Husiler İran’ın bölgesel politikasının önemli unsurları arasında gösteriliyor. Anlaşmaya Dair Görüş Ayrılığı Mücteba Hamaney, İran ile ABD arasındaki mutabakatın imzalandığı dönemde anlaşmaya ilişkin bazı çekinceleri olduğunu da açıklamıştı. Hamaney, temel konularda farklı görüşlere sahip olduğunu ancak Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan’ın ısrarı ve verdiği güvenceler nedeniyle sürece onay verdiğini belirtmişti. İran Lideri, Pezeşkiyan’ın Milli Güvenlik Yüksek Konseyi Başkanı olarak İran halkının haklarının ve “direniş cephesinin” çıkarlarının korunacağı yönünde güvence verdiğini ifade etmişti. Bölgesel Gerilim Yakından İzleniyor İran’ın Hizbullah’a yönelik desteğini yeniden vurgulaması, Orta Doğu’daki siyasi ve askeri dengeler açısından dikkat çekici bir gelişme olarak değerlendiriliyor. Lübnan’daki güvenlik durumu, İsrail-Hizbullah hattındaki gelişmeler ve İran-ABD ilişkilerindeki gerilim, bölgedeki istikrar açısından kritik başlıklar olmaya devam ediyor. Uzmanlar, İran’ın açıklamalarının hem iç kamuoyuna hem de bölgesel aktörlere yönelik siyasi bir mesaj niteliği taşıdığını belirtirken, önümüzdeki dönemde diplomatik temasların ve sahadaki gelişmelerin belirleyici olacağını ifade ediyor.

ABD ve İran, dondurulmuş varlıklar konusunda bir anlaşmaya varmış olabilirler. Haber

ABD ve İran, dondurulmuş varlıklar konusunda bir anlaşmaya varmış olabilirler.

İran'ın, ABD ile savaşı sona erdirmek için yapılan görüşmelerde dondurulmuş 24 milyar dolarlık varlığın serbest bırakılmasını talep ettiği bildirildi. İran'ın yarı resmi Tasnim haber ajansı, 26 Mayıs'ta Tahran ve Washington arasında son halini alan 14 maddelik bir mutabakat zaptına göre, İran'ın dondurulmuş varlıklarının barış görüşmeleri sırasında serbest bırakılması gerektiğini bildirdi. Tasnim haber ajansının belirttiğine göre, İran dondurulmuş varlıkların yarısının mutabakat zaptının açıklanmasının ardından derhal serbest bırakılması, kalan kısmının ise 60 gün içinde devredilmesi konusunda ısrar etti. Kaynak, yurtdışındaki dondurulmuş varlıklar meselesinin Tahran için öncelikli bir konu olarak değerlendirilmesi nedeniyle, iki tarafın 27 Mayıs'ta bir anlaşma duyurmasının "oldukça muhtemel" olduğuna inanıyor. İran Parlamentosu Başkanı Mohammad Baqer Qalibaf'ın 24 Mayıs'ta Katar'a yaptığı ziyaret, İran'ın talebinin yerine getirilmesi konusunda bir anlaşmaya varmayı amaçlıyordu. Buna göre İran, dondurulmuş 12 milyar dolarlık varlığa nasıl ilk erişimi sağlayabileceğini ve bu hedefe ulaşmanın önündeki engelleri nasıl kaldırabileceğini görüşecek. Kaynak, ziyaretin sonucunun olumlu olduğunu belirterek, gezi sırasındaki görüşmelerin genel olarak olumlu geçtiğini ve genel müzakere sürecinde ilerlemeye yol açtığını sözlerine ekledi. Ancak, ABD'nin geçmişteki davranışları göz önüne alındığında, İran çok temkinli davranıyor. Güney Kore ve Katar'daki dondurulmuş varlıkların serbest bırakılmasıyla ilgili olarak ABD ile yaşadığı geçmiş deneyimleri hatırlatan İran, benzer sorunların tekrarlanmasını önlemek için her aşamada dikkatli bir uygulama yapılması gerektiğinin altını çiziyor. Bu arada, İran'ın yarı resmi Fars haber ajansı, İran müzakere ekibine yakın başka bir kaynağa atıfta bulunarak, Tahran'ın dondurulmuş varlıkların serbest bırakılması da dahil olmak üzere ön koşulları yerine getirilmedikçe herhangi bir görüşme yapmayı reddettiğini bildirdi. Fars Haber Ajansı, İran ve ABD arasında müzakerelerle ilgili ciddi anlaşmazlıklardan birinin, Tahran'ın dondurulmuş varlıklarına erişim yöntemi olduğunu bildirdi. Bu sorun, Katar'ın arabuluculuğu ve girişimiyle çözülmeye çalışılıyor. Fars, Doha'da İranlı ve Katarlı yetkililer arasında yapılan görüşmelerin ardından bu sorunun çözümünde ilerleme kaydedildiğini belirtti. 25 Mayıs'ta, İran Parlamento Başkanı Kalibaf, Dışişleri Bakanı Abbas Araghchi ve Merkez Bankası Başkanı Abdolnaser Hemmati'nin de aralarında bulunduğu üst düzey bir İran heyeti, ABD ile olası bir barış anlaşması konusunda Katar yetkilileriyle görüşmek üzere Doha'ya geldi. 23 Mayıs'ta İran Dışişleri Bakanlığı sözcüsü İsmail Bağhay, devlet televizyonu IRIB'e verdiği demeçte, İran ve Amerika Birleşik Devletleri'nin savaşı sona erdirmeye yönelik bir mutabakat zaptı üzerinde çalıştığını söyledi. Baghaei, "Öncelikle amacımız, 14 maddeden oluşan bir mutabakat zaptı üzerinde anlaşmaya varmaktır" dedi. Tahran ve Washington'ın 30 ila 60 gün içinde, ABD'nin deniz saldırılarını durdurması ve dondurulmuş İran varlıklarını serbest bırakması gibi konuları da içeren nihai bir anlaşmaya varacağını belirtti. İran ve ABD, 40 günlük çatışmanın ardından 8 Nisan'da ateşkes ilan etti. Ancak, Nisan ortasında Pakistan'ın İslamabad kentinde yapılan ilk tur barış görüşmeleri somut sonuçlar vermedi. Son haftalarda ABD ve İran, Pakistan arabuluculuğuyla çatışmayı sona erdirmenin koşullarını özetleyen bir dizi plan ve öneri alışverişinde bulundular.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.