SON DAKİKA
Hava Durumu

#Arabuluculuk

Bursa Digital, Bursa Haber, Bursa Son Dakika - Arabuluculuk haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Arabuluculuk haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Bahçeli: Türkiye’nin sabrını sınamayın Haber

Bahçeli: Türkiye’nin sabrını sınamayın

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, İsrail’in 18 Ağustos’ta Suriye’nin İdlib kırsalındaki Ebu Zuhur Askeri Hava Üssü’ne yönelik saldırısına ilişkin kapsamlı bir değerlendirmede bulundu. Bahçeli, saldırının Suriye’nin toprak bütünlüğünü ihlal ettiğini belirterek İsrail yönetiminin bölgesel güvenlik açısından giderek daha büyük bir tehdit oluşturduğunu savundu. Bahçeli, Türkiye’nin İsrail’le savaş arayışında olmadığını ancak ülkenin egemenlik haklarının ihlal edilmesine ve milli güvenliğine yönelik tehditlere de kayıtsız kalmayacağını vurguladı. “TÜRKİYE’NİN SABRINI SINAMAKTAN VAZGEÇİN” İsrail’in Suriye sahasındaki faaliyetleri, Doğu Akdeniz’de Türkiye’yi dışlamaya yönelik girişimleri ve bölgesel parçalanmayı teşvik eden politikalarının yakından takip edildiğini belirten Bahçeli, İsrail yönetimine şu mesajı verdi: “Türkiye’yi kışkırtmaktan, Türkiye’nin sabrını sınamaktan ve ülkemizin millî güvenlik alanlarına müdahale anlamına gelebilecek teşebbüslerden vazgeçilmelidir.” Bahçeli, Türkiye’nin barış iradesinin zafiyet, itidalinin ise acziyet olarak değerlendirilmemesi gerektiğini ifade etti. SURİYE’NİN TOPRAK BÜTÜNLÜĞÜ VURGUSU Suriye’nin etnik, dini ve mezhepsel fay hatları üzerinden parçalanmasına yönelik girişimlerin bölgeyi daha büyük bir istikrarsızlığa sürükleyeceğini belirten Bahçeli, Suriye’nin güçlü, egemen ve toprak bütünlüğünü koruyan bir devlet yapısına kavuşmasının bölge ülkelerinin yararına olduğunu kaydetti. Bahçeli, İsrail’in Suriye’de kalıcı işgal alanları oluşturmasının, fiili sınırları değiştirmesinin veya tampon bölgeleri genişletmesinin Türkiye açısından kabul edilemez olduğunu bildirdi. “İSRAİL’İN ETKİSİZLEŞTİRİLMESİ ZORUNLULUK” İsrail’in uluslararası hukuk çerçevesinde etkisizleştirilmesinin ertelenemez bir zorunluluk haline geldiğini savunan Bahçeli, bunun İsrail devletinin veya halkının ortadan kaldırılması anlamına gelmediğini; uluslararası hukuka aykırı politikaların siyasi, ekonomik, diplomatik ve hukuki araçlarla sınırlandırılması gerektiğini belirtti. Bahçeli ayrıca İsrail’e yönelik uluslararası yaptırım mekanizmalarının işletilmesi, ekonomik ve diplomatik baskının artırılması ve İsrail’e koşulsuz destek veren ülkelerin politikalarını gözden geçirmesi çağrısında bulundu. ORTA DOĞU İÇİN YENİ GÜVENLİK MİMARİSİ ÖNERİSİ Bahçeli açıklamasında, bölgesel barışın sağlanması amacıyla bir dizi öneri de sıraladı. Suudi Arabistan, Pakistan ve Türkiye arasındaki iş birliğinin genişletilmesini savunan Bahçeli, daha kapsamlı bir “İslam Barış Gücü” oluşturulmasını önerdi. Ayrıca ABD, Rusya, Çin ve Avrupa Birliği’nin dahil olacağı bir “Ortadoğu Barış Koalisyonu/Konseyi” kurulmasını, Birleşmiş Milletler himayesinde Ortadoğu Güvenlik ve Barış Konferansı düzenlenmesini ve bölgesel güvenlik ilkelerini ortaya koyacak bir “Ankara Deklarasyonu” yayımlanmasını teklif etti. Bahçeli, ateşkeslerin denetlenmesi için BM çatısı altında uluslararası gözlem misyonu kurulması ve kalıcı diplomatik temas sağlayacak bir “Uluslararası Arabuluculuk Temas Grubu” oluşturulması gerektiğini de ifade etti. FİLİSTİN İÇİN İKİ DEVLETLİ ÇÖZÜM ÇAĞRISI Filistin meselesinin Orta Doğu’daki güvenlik mimarisinin merkezinde bulunduğunu belirten Bahçeli, 1967 sınırları temelinde, başkenti Doğu Kudüs olan bağımsız ve egemen bir Filistin Devleti’nin kurulmasını ve iki devletli çözümün uluslararası toplum tarafından desteklenmesini savundu. Bahçeli, İsrail’in Gazze, Suriye ve Lübnan’daki faaliyetlerinin yanı sıra İran’la yaşanan gerilim, Doğu Akdeniz ve Kıbrıs eksenindeki gelişmelerin birlikte değerlendirilmesi gerektiğini söyledi. Açıklamasının sonunda İsrail’e yönelik sert mesajını yineleyen Bahçeli, Türkiye’nin egemenlik haklarına yönelik saldırılar karşısında geri adım atmayacağını belirtti. Bahçeli, “Türkiye egemenlik haklarına yönelik saldırılar karşısında kapı kapı dolaşacak bir aktör değildir. Türk milleti ayağa kalktığı zaman önünde durabilecek bir güç de yoktur” ifadelerini kullandı.

İbrahim Burkay: KOBİ odaklı yeni TEKNOSAB ekosistemimizle KOBİ'ler büyürse Bursa büyür; Bursa büyürse Türkiye büyür." dedi. Haber

İbrahim Burkay: KOBİ odaklı yeni TEKNOSAB ekosistemimizle KOBİ'ler büyürse Bursa büyür; Bursa büyürse Türkiye büyür." dedi.

Bursa Ticaret ve Sanayi Odası (BTSO) Yönetim Kurulu Başkanı İbrahim Burkay'ın katılımıyla, Oda Hizmet Binası’nda Temmuz Ayı Meclis Toplantısı gerçekleştirildi. Toplantıda konuşan Başkan Burkay, Temmuz ayı içerisinde Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) tarafından düzenlenen Akreditasyon Sertifika Töreni’nde BTSO’nun 7 yıldızlı akreditasyon belgesini alarak hizmet kalitesini yeniden tescillediğini belirtti. Burkay, “Bursa Ticaret ve Sanayi Odamız; sunduğu hizmetler, geliştirdiği çözümler ve hayata geçirdiği projeler sayesinde yedi yıldızlı akreditasyon seviyesine ulaşan Türkiye'deki dört oda ve borsadan biri olma başarısını gösterdi. Meclis üyelerimizin değerli görüşleri ve sektörel birikimleri ile uzman çalışma arkadaşlarımızın yoğun emeği, Odamızın ulaştığı bu yüksek hizmet standardının temelini oluşturmaktadır. Tüm meclis üyelerimize ve çalışma arkadaşlarıma teşekkürlerimi sunuyorum.” ifadelerini kullandı. Tüm Projelerimiz Ortak Aklın Eseri Göreve geldikleri günden itibaren Meclis, meslek komiteleri ve sektör konseylerinden gelen fikirleri yol haritalarının merkezine konumlandırdıklarını vurgulayan Başkan Burkay, “Üyelerimizin beklentilerini doğru analiz eden, sektörlerimizin önünü açan ve şehrimizin gelecek vizyonuna yön veren bir anlayışla yol aldık. TEKNOSAB’dan Bursa Business School’a, BUTEKOM’dan Model Fabrika’ya, BUTGEM’den MESYEB’e, Küresel Fuar Acentesi’nden Ticari Safari’ye kadar hayata geçirdiğimiz her proje bu ortak aklın bir sonucudur. Bursa iş dünyasının ihtiyaçlarından doğan bu çalışmalar, meclis üyelerimizin değerli katkıları ve yerleşmiş çalışma kültürümüzle şekillendi.” dedi. GUHEM Fen Lisesi Açılıyor Gökmen Uzay Havacılık Eğitim Merkezi’nin (GUHEM) de bu vizyoner yaklaşımın en kıymetli eserlerinden biri olduğunu ifade eden Başkan Burkay, “GUHEM, bugün Avrupa’nın kendi alanındaki en büyük merkezi olarak hem Bursa’mızın hem de ülkemizin gurur duyduğu güçlü bir marka haline gelmiştir. Şimdi bu vizyonu eğitimle taçlandırarak bambaşka bir seviyeye taşıyoruz. Millî Eğitim Bakanlığımızla yürüttüğümüz iş birliği çerçevesinde GUHEM Havacılık ve Uzay Teknolojileri Fen Lisemizi açıyoruz. Yeni eğitim-öğretim döneminde ilk öğrencilerini karşılayacak okulumuzda, Türkiye'nin en başarılı gençleri havacılık, uzay ve ileri teknoloji alanlarında çağın gerektirdiği yetkinliklerle donatılacak. Türkiye Yüzyılı'nda istikbalin yıldızlarını yetiştirecek olan bu kritik projeye destekleri için Milli Eğitim Bakanımız Sayın Yusuf Tekin'e ve Bakanlığımıza teşekkürlerimi sunuyorum.” şeklinde konuştu. Ne Söylediğin Değil Ne Ürettiğin Önemli Şeffaflık ve demokratik yönetimin oda ve borsaların en temel prensipleri olduğunu hatırlatan Başkan Burkay, BTSO’nun 70 Meslek Komitesi, Meclisi ve sektör konseyleriyle birlikte ortak aklın en güçlü temsilcilerinden biri olduğunu dile getirdi. Meclis üyelerinin kendi sektörlerinin ve iş dünyasının güvenini kazanarak bu göreve geldiğini belirten Burkay, "Burada sadece konuşarak oy almak mümkün değildir. Üretmek, aksiyon almak ve risk almak gerekir. Herkes somut sonuçlar görmek ister. Biz de aynı prensiple hareket ediyoruz. Göreve geldiğimiz günden beri 'Ne söyledin?' sorusundan ziyade 'Ne ürettin?' sorusuna odaklandık. Bugün ortaya çıkan eserler bu anlayışın en somut kanıtıdır. BTSO'da alınan her karar, ortak aklın ve meclis iradesinin bir ürünüdür." dedi. Türkiye Bizden Hizmet Bekliyor Göreve geldiklerinden bu yana vaat ettikleri projeleri tek tek hayata geçirdiklerini kaydeden Başkan Burkay, "Biz bu makamlara sadece 'Başkanım' denilsin diye değil, Bursa'ya kalıcı eserler kazandırmak için talip olduk." dedi. Yeni dönemde de yatırım ve üretim odaklı projeleri kararlılıkla sürdüreceklerini belirten Burkay, “Bursa'da muazzam bir potansiyel mevcut. Ancak bu potansiyeli görebilecek vizyona ve onu gerçeğe dönüştürecek aksiyoner kadrolara ihtiyaç var. BTSO yönetimi ve meclisi bu anlayışa sahiptir. Türkiye ve Bursa bizden hizmet bekliyor. 2030 Vizyonumuz doğrultusunda 60 bin üyemizin güçlü desteğiyle durmaksızın çalışmaya devam edeceğiz.” dedi. TEKNOSAB’da Yepyeni Bir Ekosistem İnşa Ediliyor Ağustos ayında uzun süredir üzerinde çalıştıkları TEKNOSAB KOBİ OSB, TEKNOSAB Gıda İhtisas OSB, TEKNOSAB Defence Hub, TEKNOSAB Organize Ticaret Bölgeleri, TEKNOSAB Data Center ve TEKNOSAB Teknopark projelerinin lansmanını gerçekleştireceklerini duyuran İbrahim Burkay, Bursa'nın üretim altyapısını güçlendirecek yeni yatırımlarla kentin rekabet gücünü artıracaklarını ifade etti. Bursa'nın üretim kapasitesi ve kurumsal birikimiyle Türkiye'nin kalkınmasında stratejik bir role sahip olduğunu vurgulayan Başkan Burkay, "Ayinesi iştir kişinin, lafa bakılmaz. Bugüne dek ortaya koyduğumuz her projeyi tamamladık. En büyük sermayemiz, bu kuruma olan güvendir. Bu güveni hep birlikte koruyacağız. Bu yürüyüş kesintisiz sürecek. Bursa üretmeye ve büyümeye devam edecek. İnşa edeceğimiz yeni KOBİ ekosistemiyle; 'KOBİ’ler büyürse Bursa büyür, Bursa büyürse Türkiye büyür' anlayışını hakim kılacağız." şeklinde konuştu. Ortak Akıl ve İşbirliği Vurgusu BTSO Meclis Başkanı Ali Uğur ise konuşmasında, BTSO’nun proje üreten ve iş dünyasına yön veren kurumsal yapısının güçlü iş birliğinin ve ortak aklın bir sonucu olduğunu belirtti. Temmuz ayında TOBB tarafından takdim edilen 7 yıldızlı akreditasyon belgesinin bu vizyonun en net göstergesi olduğunu ifade eden Uğur, "Bu başarı Yönetim Kurulu Başkanımız Sayın İbrahim Burkay'ın liderliğinde; meclisimizin, meslek komitelerimizin ve tüm çalışma arkadaşlarımızın ortak emeğinin bir meyvesidir. Katkı sağlayan herkese teşekkür ediyorum." dedi. Toplantıda ayrıca önceki Dönem Adalet Bakan Yardımcısı Zekeriya Birkan, BTSO Tahkim ve Arabuluculuk (BTSO TAM) Merkezi’nde yeniden yapılandırılan tahkim süreçleri hakkında bilgi paylaştı.

Trump: Gazze'de Hamas ve diğer silahlı grupların silah bırakmasına yönelik "tarihi bir anlaşmaya" varıldığını açıkladı Haber

Trump: Gazze'de Hamas ve diğer silahlı grupların silah bırakmasına yönelik "tarihi bir anlaşmaya" varıldığını açıkladı

Gazze İçin Yeni Dönem İddiası Ortadoğu'da devam eden çatışmaların gölgesinde ABD Başkanı Donald Trump'tan Gazze sürecine ilişkin dikkat çeken bir açıklama geldi. Trump, sosyal medya hesabı üzerinden yaptığı paylaşımda, Barış Kurulu'nun Hamas ve Gazze'deki diğer silahlı grupların silah bırakması konusunda anlaşmaya vardığını öne sürdü. Trump açıklamasında, "Barış Kurulu bugün Hamas ve Gazze'deki diğer tüm silahlı grupların tamamen silahlarını bırakması konusunda tarihi bir anlaşmaya vardı" ifadelerini kullandı. ABD Başkanı'nın duyurduğu bu gelişme, Gazze'deki savaşın geleceği ve bölgedeki güvenlik düzeninin nasıl şekilleneceği açısından kritik bir adım olarak değerlendiriliyor. İsrail Güçleri İçin Geri Çekilme Mesajı Trump, açıklamasında İsrail ordusunun Gazze'den çekilme sürecinin Hamas'ın silahsızlanmasına bağlı olduğunu belirtti. ABD Başkanı, "Silahsızlanma tamamlandıkça İsrail güçleri geri çekilecek ve Uluslararası İstikrar Gücü, Gazze'nin sakinleri ve komşuları için güvenli olmasını sağlamak üzere yeni bir Filistin polis gücüyle birlikte çalışacaktır" ifadelerini kullandı. Bu açıklama, Gazze'de savaş sonrası dönemde nasıl bir güvenlik mekanizmasının kurulacağı tartışmalarını yeniden gündeme getirdi. Uluslararası bir güç ile yeni yapılandırılacak Filistin güvenlik birimlerinin birlikte hareket etmesi planı, bölgenin gelecekteki yönetimi açısından önemli başlıklardan biri olarak öne çıkıyor. Türkiye, Katar ve Mısır'a Özel Teşekkür Trump, açıklamasında diplomatik süreçte rol oynayan ülkelere de teşekkür etti. ABD Başkanı, özellikle Türkiye, Katar ve Mısır'ın arabuluculuk çabalarına dikkat çekerek bu ülkelerin sürece katkı sunduğunu ifade etti. Trump, "Tarihi bir ilerleme kaydettik ve hala yapılacak çok iş var" sözleriyle anlaşmanın tamamlanmış bir barış süreci anlamına gelmediğini de vurguladı. Türkiye, Katar ve Mısır daha önce de İsrail ile Hamas arasındaki ateşkes görüşmelerinde ve esir takası süreçlerinde arabulucu ülkeler arasında yer almıştı. Gazze'nin Geleceği İçin Yeni Yönetim Modeli Trump, söz konusu anlaşmanın Gazze'nin gelecekte yeni bir Filistin hükümeti tarafından yönetilmesi açısından önemli bir aşama olduğunu belirtti. ABD yönetimi tarafından daha önce de gündeme getirilen savaş sonrası Gazze planlarında, bölgede yeni bir siyasi ve güvenlik yapılanmasının oluşturulması hedefleniyordu. Ancak Hamas'ın silahsızlanmayı kabul edip etmeyeceği, İsrail'in çekilme takvimi ve yeni yönetimin nasıl oluşturulacağı gibi konular, sürecin en kritik belirsizlikleri arasında yer alıyor. Uzmanlara göre Gazze'de kalıcı bir çözüm sağlanabilmesi için yalnızca askeri adımlar değil, aynı zamanda siyasi uzlaşı, insani yardım mekanizmaları ve yeniden imar sürecinin de eş zamanlı yürütülmesi gerekiyor. Anlaşmanın Uygulanması En Büyük Sınav Olacak Ortadoğu'daki geçmiş barış girişimleri incelendiğinde, anlaşmaların imzalanmasından çok uygulanma süreçlerinin belirleyici olduğu görülüyor. Hamas'ın silahlı yapısının geleceği, İsrail'in güvenlik talepleri ve Filistin tarafında oluşacak yönetim modeli, sürecin başarısını doğrudan etkileyecek. İsrail yönetiminin güvenlik endişeleri devam ederken, Filistin tarafında ise Gazze'nin siyasi geleceğine ilişkin farklı görüşler bulunuyor. Bu nedenle Trump'ın açıkladığı gelişme, diplomatik açıdan önemli bir adım olarak görülse de sahadaki uygulamanın nasıl gerçekleşeceği uluslararası kamuoyu tarafından yakından takip edilecek. Ortadoğu'da Yeni Dengeler Oluşabilir Gazze krizinin çözümüne yönelik olası bir anlaşma, yalnızca bölge için değil, küresel diplomasi açısından da önemli sonuçlar doğurabilir. ABD'nin öncülük ettiği süreçte Türkiye, Katar ve Mısır gibi bölgesel aktörlerin rol üstlenmesi, Ortadoğu'daki diplomatik dengelerin yeniden şekillenebileceğine işaret ediyor. Başarılı bir silahsızlanma ve siyasi geçiş süreci, İsrail-Filistin meselesinde yeni bir dönemin kapısını aralayabilir. Ancak taraflar arasındaki derin güvensizlik ve geçmişte yaşanan başarısız girişimler nedeniyle sürecin oldukça zorlu ilerlemesi bekleniyor. Önümüzdeki dönemde Hamas'ın tavrı, İsrail'in geri çekilme planı ve uluslararası istikrar gücünün yapısı, Gazze'deki gelişmelerin seyrini belirleyecek temel unsurlar olacak.

Hakan Fidan : ABD-İran arasında bir anlaşma her zamankinden daha yakın Haber

Hakan Fidan : ABD-İran arasında bir anlaşma her zamankinden daha yakın

Hürmüz Boğazı, nükleer müzakerelerin önüne geçti Türkiye'nin de destek verdiği arabuluculuk sürecine değinen Fidan, tarafların öncelikle HürmüzBoğazı'nın yeniden açılması meselesini çözüme kavuşturduğu takdirde nükleer görüşmeleregeçileceğini öngören bir yol haritası üzerinde mutabık kaldığını vurguladı. "Bu, nükleer dosyaların önüne geçen bir mesele haline geldi" diyen Fidan, boğazdakiablukanın hem ABD hem de İran üzerinde ciddi baskı oluşturduğunu, enerji ve gıda güvenliğibaşta olmak üzere uluslararası yansımalarının son derece ağır olduğunu söyledi. Fidan, ABD ileİran'ın çatışmayı sona erdirmesi halinde Gazze'ye yönelik barış görüşmelerinin de ivmekazanabileceğini ekledi. "İsrail'in peşinde olduğu şey güvenlik değil, daha fazla toprak" İsrailli siyasetçilerin Türkiye'yi "gelecekteki stratejik bir tehdit" olarak nitelendirmesine serttepki gösteren Fidan, Gazze, Batı Şeria, Suriye ve Lübnan'daki işgal politikalarına dikkatçekerek şunları söyledi: "İsrail iç siyasetinde ne yazık ki bölgesel hedefleri yürütmek için sürekli bir düşmana ihtiyaçduyuluyor. Ancak herkes biliyor ki İsrail'in peşinde olduğu şey güvenlik değil, daha fazlatoprak." Fidan, "Uluslararası toplumun İsrail'in yalnızca bölgesel değil, küresel düzeni deistikrarsızlaştırmasını önlemesi gerekiyor" diyerek uluslararası toplumu harekete geçmeyedavet etti. Ortadoğu için "bölgesel platform" önerisi Kalıcı istikrarın ancak iş birliğine dayalı bir bölgesel yapıyla sağlanabileceğini savunan Fidan,Türkiye, Pakistan, Suudi Arabistan, Mısır ve Körfez ülkelerini kapsayabilecek bir platformönerdi. Fidan, şartlar normalize oldukça İran'ın da bu yapıya dahil olabileceğini, İsrail'in 1967sınırları temelinde bir Filistin devletini tanıması halinde ise ileride platforma katılımının mümkünolabileceğini belirtti. "Bölgedeki tüm ülkeler birbirlerinin toprak bütünlüğüne, egemenliğine ve güvenliğine bağlılıkgöstermelidir. Devletlerin önlerinde gerçek anlamda iş birliği başlatmaları için altın bir fırsatbulunuyor" diyen Fidan, İsrail'in güvenliğinin de böyle bir çözüm sürecinde bölge ülkelerincebüyük ölçüde destekleneceğini vurguladı. "Tüm hazırlıklarımızı Trump'ı ağırlayacak şekilde yürütüyoruz" Temmuz ayında Ankara'da düzenlenecek NATO zirvesine de değinen Fidan, Japonya, GüneyKore, Avustralya ve Yeni Zelanda gibi Hint-Pasifik ortaklarının liderlerini de ağırlamakistediklerini, bu konuda NATO Genel Sekreteri Mark Rutte ile birlikte çalışıldığını söyledi. ABD Başkanı Donald Trump'ın zirveye katılıp katılmayacağı sorusuna iyimser yaklaşan Fidan,Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın son bir ay içinde Trump ile birden fazla görüşme gerçekleştirdiğinive Trump'ın bu görüşmelerin hiçbirinde zirveye gelmeyeceğine dair bir ifade kullanmadığınıaktardı. "Şu ana kadar tüm hazırlıklarımızı, bir bakıma Başkan Trump'ı ağırlayacak şekilde yürütüyoruz"diye konuşan Fidan, zirve öncesinde Hint-Pasifik ülkelerine davetlerin gönderilmesinin degündemde olduğunu kaydetti.

Reuters : ABD ile İran taslak üzerine anlaştı Haber

Reuters : ABD ile İran taslak üzerine anlaştı

Cumartesi günü ABD, İran ve Pakistan, üç aydır süren savaşı sona erdirmeye yönelik görüşmelerde önemli ilerleme kaydedildiğini açıkladı. İslamabad ise arabuluculuk rolü üstleniyor. Pakistan ordusu, Genelkurmay Başkanı Asım Munir’in Tahran’da İranlı üst düzey yetkililerle görüşüp ülkesine dönmesinin ardından yapılan görüşmelerin “umut verici” sonuçlar verdiğini duyurdu. Reuters’a konuşan iki Pakistanlı kaynağa göre, şu anda üzerinde görüşülen anlaşma “savaşı sona erdirmeye yönelik kapsamlı ve iyi bir anlaşma.” ABD’de yayımlanan Washington Times gazetesi de bilgili bir kaynağa dayandırdığı haberinde, İran ile ABD’nin Cumartesi günü bir taslak üzerinde uzlaştığını ve anlaşmanın Pazar günü resmen duyurulmasının beklendiğini yazdı. Anlaşmanın detayları Reuters’ın aktardığı bilgilere göre anlaşma taslağı üç aşamadan oluşuyor: 1- Savaşı sona erdirme: Savaşın resmen sona erdiğinin ilan edilmesi ve taraflar arasındaki saldırıların durdurulması. 2- Hürmüz Boğazı krizinin çözülmesi: Stratejik su yolunun gemi trafiğine yeniden açılması ve ABD’nin İran limanlarına yönelik ambargoları kaldırması. 3- Yeni müzakerelerin başlatılması: Tarafların nükleer mesele gibi büyük sorunlar üzerine daha derin görüşmelere başlaması için 30 günlük bir sürenin belirlenmesi. Bu sürenin uzatılabileceği de belirtiliyor. Reuters, tarafların taslak üzerinde anlaşması halinde Kurban Bayramı’nın (Cuma günü sona eriyor) hemen ardından yeni görüşmelerin başlayacağını aktardı. Washington Times’a konuşan kaynak ise tarafların uzlaştığını ve yalnızca anlaşmanın duyurulmasının kaldığını söyledi. ABD ve İran’ın şartları ABD ne istiyor? ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio, ülkesinin şartlarını yineledi: İran hiçbir zaman nükleer silaha sahip olmamalı.Zenginleştirilmiş uranyumunu teslim etmeli.Hürmüz Boğazı hiçbir vergi veya ücret alınmadan yeniden açılmalı. İran ne istiyor? Tahran ise barışçıl amaçlarla uranyum zenginleştirmenin kendi hakkı olduğunu ve nükleer silah üretme niyetinin bulunmadığını söylüyor. Buna karşılık İran: Hürmüz Boğazı üzerinde denetim hakkı talep ediyor.ABD’nin limanlara yönelik ambargoları kaldırmasını istiyor.Petrol satışına yönelik yaptırımların sona erdirilmesini talep ediyor. İran ayrıca Lübnan’da İsrail ile Hizbullah arasında süren savaşın da sona ermesini istiyor. Trump’ın tehditleri ve İran’ın hazırlıkları Akaryakıt fiyatlarının yükselmesi nedeniyle ABD içinde eleştirilerle karşı karşıya kalan ABD Başkanı Donald Trump, Pazar günü savaşın yeniden başlayıp başlamayacağı ya da anlaşmaya varılıp varılmayacağı konusunda nihai kararını verecek. Trump, “Ya iyi bir anlaşma yaparız ya da onları cehenneme gönderirim” dedi. Bu kapsamda Trump’ın Suudi Arabistan, Katar, Birleşik Arap Emirlikleri, Ürdün, Mısır, Türkiye ve Pakistan liderleriyle telefon görüşmeleri yaptığı belirtildi. Buna karşılık İran Meclis Başkanı Mohammad Bagher Ghalibaf, İran müzakere heyetine başkanlık ettiğini belirterek ABD’ye hiçbir zaman güvenmediklerini söyledi. Galibaf, ABD’nin “akılsızlık yaparak” savaşı yeniden başlatması halinde İran’ın bu kez “çok daha sert ve acı” bir karşılık vereceği uyarısında bulundu. Savaşın haftalardır sürmesine rağmen İran’ın zenginleştirilmiş uranyum stoklarını, füzelerini, insansız hava araçlarını ve Hizbullah gibi müttefik güçlerini korumayı başardığı ifade edildi.

Trump: Xi, İran’a askeri yardım yapılmayacağını söyledi Haber

Trump: Xi, İran’a askeri yardım yapılmayacağını söyledi

Trump’ın Çin ziyareti kapsamında gerçekleşen görüşmede tarafların üzerinde uzlaştığı en önemli başlıklardan birinin Hürmüz Boğazı olduğu bildirildi. Beyaz Saray’ın açıklamasına göre Washington ve Pekin, boğazın açık tutulması konusunda mutabakata vardı. İran’a yakınlığıyla bilinen Fars Haber Ajansı ise Tahran yönetiminin, Hürmüz Boğazı’ndaki yeni yönetim protokollerinin ardından bazı Çin gemilerinin geçişine izin verdiğini duyurdu. İran Devrim Muhafızları da 13 Mayıs akşamından bu yana yaklaşık 30 geminin İran’ın izniyle Hürmüz’den geçtiğini açıkladı. “Xi, Hürmüz için yardım teklif etti” Trump, basına yaptığı açıklamada Çin lideri Şi’nin Hürmüz Boğazı’nın açık tutulması konusunda yardım teklif ettiğini söyledi. ABD Başkanı, “Xi bana İran’a askeri yardım yapmayacaklarını söyledi” ifadelerini kullandı. “İran’ın uranyumunu almayı tercih ederim” Trump, İran konusunda “çok fazla sabırlı olmayacağını” belirterek Tahran yönetimine yönelik sert mesajlarını yineledi. İran’ın zenginleştirilmiş uranyumuna ilişkin konuşan Trump, “Uranyum gömülebilir ama ben onu almayı tercih ederim” dedi. Trump ayrıca bunun bir “halkla ilişkiler başarısı” olacağını savundu. Çin’den Boeing’e 200 uçak siparişi Trump, Çin’in ABD’li uçak üreticisi Boeing’e 200 yeni uçak siparişi verdiğini de açıkladı. Bu anlaşmanın büyük istihdam yaratacağını belirten Trump, “Boeing 150 uçak bekliyordu ancak sipariş sayısı 200’e çıktı” dedi. Trump ayrıca Çin’in aşamalı olarak ticarete açılmaya hazırlandığını ve ABD’den daha fazla tarım ürünü ile petrol satın alacağını söyledi. Trump ve Xi Çin Komünist Partisi merkezini gezdi Trump ve Xi Cinping, görüşmeler kapsamında Çin Komünist Partisi’nin merkezi olarak bilinen bölgede bir araya geldi. İki lider resmi salonda düzenlenen çay seremonisine katıldıktan sonra öğle yemeğine geçti. Trump burada yaptığı açıklamada, “İran’da başkalarının çözemediği çok sayıda sorunu çözdük. İran’ın nükleer silaha sahip olmasını istemiyoruz, boğazların açık kalmasını istiyoruz” dedi. “Xi beni tebrik etti” Trump, ziyaretin son gününde Truth Social hesabından yaptığı paylaşımda da Xi Cinping’in kendisini başarılarından dolayı tebrik ettiğini öne sürdü. Trump, Xi’nin geçmişte ABD’yi gerileyen bir ülke olarak değerlendirdiğini ancak mevcut yönetim döneminde ülkenin yeniden yükselişe geçtiğini savundu. ABD ekonomisinin güçlendiğini, yatırımların arttığını ve ordunun dünyanın en güçlü ordusu olduğunu söyleyen Trump, “Başkan Xi, kısa sürede elde edilen başarılar nedeniyle beni tebrik etti” ifadelerini kullandı. Trump ayrıca Çin ile ilişkilerin daha güçlü hale geleceğini umduğunu belirtti. Trump: Çin Devlet Başkanı, İran meselesinde arabuluculuk yapmaya hazır ABD Başkanı Donald Trump, Çin Devlet Başkanı Şi Cinping'in, İran'la anlaşma ve Hürmüz Boğazı'nın açılması konusunda yardımcı olmaya hazır olduğunu söylediğini bildirdi. Çin ziyaretini sürdüren ABD Başkanı Trump, Fox News kanalından Sean Hannity'ye verdiği röportajda, Şi ile görüşmesini değerlendirdi. Trump, Çin Devlet Başkanı Şi'nin, hem İran'la anlaşmanın sağlanması hem de Hürmüz Boğazı'ndaki ticari geçişlerin yeniden başlamasını umduğunu söylediğini aktardı. ABD Başkanı, "Devlet Başkanı Şi, (İran'la) bir anlaşma yapılmasını istiyor. Kendisi bir teklifte de bulundu, 'Eğer herhangi bir şekilde yardımcı olabilirsem, yardımcı olmak isterim.' dedi. Kendisi, Hürmüz Boğazı'nın açık kalmasını istiyor, bu kadar çok petrol satın alan herkesin onlarla (İranlılarla) bir tür ilişkisi olduğu açıktır ancak o, herhangi bir şekilde yardımcı olabilirse olmak istediğini belirtti" ifadelerini kullandı.

Pakistanlı diplomat Lodhi: İran ile müzakere talebi ABD’den geldi Haber

Pakistanlı diplomat Lodhi: İran ile müzakere talebi ABD’den geldi

Pakistanlı kıdemli diplomat ve eski Birleşmiş Milletler (BM) Daimi Temsilcisi Maleeha Lodhi, İslamabad’da gerçekleşecek olan ABD-İran görüşmelerinde Pakistan’ın her iki tarafla da iyi ilişkilere sahip tek ülke olarak kritik bir "köprü" görevi gördüğünü vurguladı. Rûdaw TV’de Hevidar Zana’nın sorularını yanıtlayan Maleeha Lodhi, müzakere sürecinin perde arkasını ve bölgedeki olası senaryoları anlattı. "Pakistan taraf tutmuyor, kolaylaştırıcı rol oynuyor" Pakistan’ın taraflar arasındaki karmaşık siyasi sorunlara doğrudan müdahil olmayacağını belirten Lodhi, "Pakistan’ın rolü, her iki tarafı bir araya getirmek ve esneklik göstermelerini istemektir. Pakistan, her iki tarafın da güven duyduğu bir platform sunuyor. Ancak asıl çözüm, tarafların kendi aralarında yapacakları doğrudan görüşmelere bağlıdır" dedi. "Bölge ülkeleri savaşın kalıcı olarak bitmesini istiyor" Görüşmelerin bölgesel yansımalarına değinen Lodhi, Suudi Arabistan, Körfez ülkeleri, Ürdün ve Çin gibi aktörlerin süreçten haberdar edildiğini söyledi. Lodhi, "Bölgedeki herkes bu savaşın sadece geçici bir ateşkesle değil, kalıcı olarak sona ermesini istiyor. Pakistan Dışişleri Bakanı bu kapsamda Çin’i ziyaret ederek destek istedi" ifadelerini kullandı. En büyük engel: İsrail ve Lübnan’daki saldırılar Müzakerelerin önündeki en büyük riskin İsrail’in tutumu olduğunu savunan Lodhi, şu uyarıda bulundu: "İsrail, bu barış sürecini sabote etmek isteyebilir. Özellikle Lübnan’a yönelik devam eden saldırılar, müzakere masasını sarsabilecek en büyük engeldir. Diplomasi ihtimaller sanatıdır; ABD ve İran’ın bu çatışmayı bitirmek istemesi bir fırsattır ancak dış müdahaleler süreci zorlaştırıyor." "Anlaşma zaman alacak" İslamabad’daki görüşmelerden birkaç gün içinde nihai bir sonuç beklemenin gerçekçi olmadığını ifade eden diplomat, sürecin haftalar hatta aylar sürebileceğini belirtti. Lodhi, bu süreci Suriye krizi için yürütülen Astana görüşmelerine benzeterek, bunun uzun soluklu bir diplomatik yolculuğun başlangıcı olduğunu kaydetti. İran’ın masadaki şartları Pakistanlı kıdemli diplomat, İran’ın müzakere masasında taviz vermeyeceği “kırmızı çizgilerine” de açıklık getirdi. Maleeha Lodhi’ye göre Tahran yönetimi, öncelikle ABD ve İsrail saldırılarının tamamen durdurulmasına yönelik somut bir güvenlik garantisi talep ediyor. Bunun yanı sıra, İran ekonomisini felç eden yaptırımların bir an önce kaldırılması ve nükleer faaliyetler kapsamında uranyum zenginleştirme hakkının uluslararası alanda tanınması, İran tarafı için vazgeçilmez şartlar arasında yer alıyor. Lodhi ayrıca, İran’ın stratejik bir öneme sahip olan Hürmüz Boğazı üzerindeki hakimiyet ve kontrol yetkisinden de herhangi bir geri adım atmayacağının altını çizdi. Arabuluculuk talebi ABD’den geldi Sürecin nasıl başladığına dair de bilgi veren Maleeha Lodhi, Pakistan’ın bu rolü ABD’nin talebi üzerine üstlendiğini, ardından İran’ın da buna onay verdiğini belirterek, "Bu bir Pakistan girişimi değil, ABD’nin talebiyle başlayan ve Pakistan’ın kolaylaştırıcılık yaptığı bir arka kapı diplomasisidir" dedi.

Trump’tan İran'uranyum zenginleştirmesi’ne ilişkin açıklama Haber

Trump’tan İran'uranyum zenginleştirmesi’ne ilişkin açıklama

ABD Başkanı Donald Trump, İran ile sağlanan ateşkesin ardından AFP’ye verdiği özel mülakatta iddialı açıklamalarda bulundu. Trump, ABD’nin İran’a yönelik operasyonlarını durdurmak için belirlediği mühletin dolmasına sadece bir saat kala gelen ateşkesi, Amerikan tarafı için büyük bir başarı olarak tanımladı. "Yüzde 100 zafer" AFP muhabirinin "Zafer mi ilan ediyorsunuz?" sorusuna Trump, "Tam ve mutlak bir zafer. Yüzde 100. Bu konuda hiçbir şüphe yok," yanıtını verdi. İran tarafının da ateşkesi kendi lehine bir kazanım olarak sunmasına ve anlaşmanın detaylarına ilişkin soru işaretlerine rağmen Trump, oldukça iyimser bir tablo çizdi. Uranyum ve 15 maddelik plan İran'ın elindeki zenginleştirilmiş uranyum stokunun akıbetiyle ilgili soruları yanıtlayan Trump, nükleer malzemenin herhangi bir barış anlaşmasının parçası olacağını vurguladı. Detay vermekten kaçınan Trump, "Bu konu mükemmel bir şekilde halledilecek, aksi takdirde uzlaşmazdım" dedi. Trump, Truth Social üzerinden daha önce yaptığı açıklamada İran'ın 10 maddelik "uygulanabilir" bir teklif sunduğunu belirtmişti. AFP’ye yaptığı son açıklamada ise çıtayı yükselterek, "Şu an 15 maddelik bir işlem sürecimiz var ve bunların çoğunda uzlaşma sağlandı. Bakalım neler olacak, sonuca varacak mıyız göreceğiz" ifadelerini kullandı. Çin'in rolü ve Pekin ziyareti Trump, İran’ın masaya oturmasında Çin’in ikna edici bir rol oynadığına inandığını söyledi. Pekin’in Tahran üzerindeki etkisine değinen Trump, "Öyle olduğunu duyuyorum," diyerek Çin'in arabuluculuktaki payını teyit etti. Bu gelişme, Trump’ın Mayıs ayı ortasında Pekin’de Çin Devlet Başkanı Şi Cinping ile yapacağı kritik zirve öncesine denk geliyor. Daha önce Nisan ayı başında yapılması planlanan bu ziyaret, Trump tarafından "İran savaşını yönetmek için Washington'da kalması gerektiği" gerekçesiyle ertelenmişti. Belirsizlikler sürüyor: “Bekleyip göreceksiniz” Ateşkes, ABD ve İsrail’in bir aydan fazla süren yıkıcı saldırılarının ve Pakistan’ın arabuluculuk çabalarının ardından geldi. Ancak özellikle Hürmüz Boğazı’nın petrol trafiğine yeniden açılması konusundaki düzenlemeler henüz netleşmiş değil. Trump, anlaşmanın bozulması durumunda İran'ın sivil enerji santralleri ve köprülerini hedef alma tehdidine geri dönüp dönmeyeceği sorusuna ise, "Bunu yaşayıp göreceksiniz" yanıtını vermekle yetindi. Pekin, İran'ın en büyük petrol alıcısı ve yakın müttefiki olmasının yanı sıra Körfez ülkeleriyle de güçlü ekonomik bağlara sahip. Uzmanlar, Çin’in bölgedeki gerilimi düşürme çabasının stratejik enerji çıkarlarıyla örtüştüğüne dikkat çekiyor. Donald Trump'ın AFP ile yaptığı soru-cevap röportajı: AFP: İran ile bugün varılan barış anlaşmasından sonra zafer ilan edebilir misiniz? TRUMP: Evet, tam ve kapsamlı bir zafer. Yüzde 100. Bundan en ufak bir şüphe yok. AFP: Birçok şey hala çözülmemiş gibi görünüyor, örneğin Hürmüz Boğazı ile ilgili durum nedir? TRUMP: Bilmiyorum. Birçok nokta var. Çoğu üzerinde anlaştığımız 15 maddelik bir anlaşmamız var. Bakalım ne olacak. Bakalım bu gerçekleşecek mi. AFP: Ya anlaşma olmazsa? Önceki tehditlerinize geri dönecek misiniz? TRUMP: Bunu öğrenmek için beklemeleri gerekecek. AFP: Bir sorum daha var, Sayın Başkan. Çin, İran'ı anlaşmaya katılmaya ikna etmede rol oynadı mı? TRUMP: Bunu duydum, evet. Evet, rol oynadılar. AFP: Peki ya uranyumun akıbeti? TRUMP: En iyi şekilde ele alınacak, aksi takdirde anlaşmayı kabul etmezdim. AFP: Çok iyi. Sorabilir miyim; bu nasıl olacak? TRUMP: Anlaşmayı kabul etmezdim.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.