SON DAKİKA
Hava Durumu

#Anayasa

Bursa Digital, Bursa Haber, Bursa Son Dakika - Anayasa haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Anayasa haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Ümit Özdağ: Vatandaşlığı değiştirenler vatanı değiştirmeye hazırlanıyor demektir, Buna izin vermeyiz. Haber

Ümit Özdağ: Vatandaşlığı değiştirenler vatanı değiştirmeye hazırlanıyor demektir, Buna izin vermeyiz.

Ümit Özdağ'ın konuşmasındaki satırbaşları şöyle ; Bir ramazanda daha iftar sofrasında bir araya geldik. Var olun. Davetimizi kabul ettiniz geldiniz. Hepinize ayrı ayrı teşekkür ediyorum. Ne yazık ki ramazanların tadı kalmadı, bayramların tadı kalmadı. Ramazan sabır ayıdır, kanaat ayıdır, şükür ayıdır. Biz de millet olarak sabrediyoruz, şükrediyoruz ve Allah biliyor ya, milletimiz kanaat ediyor; kanaat etmek zorunda kalıyor. Çünkü adaletin olmadığı, kul hakkının yendiği, bayramların bayram, ramazanların ramazan tadı vermediği günlerden geçiyoruz. Değerli Antalyalılar, Geçen sene sahurları ve iftarları, bu salonda yaptığım bir konuşmadan dolayı Silivri Cezaevi’nde gerçekleştiriyordum. Nasip oldu, bu ramazanda yine aynı salonda, bu sefer sizlerle birlikte iftar sofrasında bir araya geldik. Biz bir araya geldik ama haksız yere tutuklu olan yurttaşlarımız hâlâ hapishanelerde kalmaya devam ediyor ve haksız yargılanmalar sürüyor. Belki sizler de görmüşsünüzdür; birkaç gün önce sosyal medyada küçük bir video dolaştı. Bir vatandaş, orada gördüğü bir başkasına, ‘Acaba İstanbul’da Vatan Caddesi’ndeki Emniyet Müdürlüğü’ne nasıl gidebilirim’ diye soruyor. Soruyu sorduğu kişi ise, ‘Twitter kullanıyor musun’ diyor. ‘O zaman Twitter’a ‘Hükümet istifa’ yaz, seni hemen götürürler’ diyor. Maalesef böyle bir dönemden geçiyoruz ve düşman ceza hukuku uygulamaları devam ediyor. Öte yandan, 14 kişiyi diri diri yakarak öldüren bir terörist hapishaneden serbest bırakılıyor ve şimdi şehir şehir dolaştırılıyor. Gittiği şehirlerde belirli bir grup tarafından kahraman gibi karşılanıyor, konuşmalar yaptırılıyor. Bu adalet mi arkadaşlar? Bu adalet değil. Adaletsizlik sadece yargı sisteminde de değil; pazarda, çarşıda da var. Kul hakkının yenmesi, piyasada her gün yaşadığımız bir şey. Toplumun yüzde 10’u bütün servetin yüzde 68’ini kontrol ederken, 44 milyon insanın sahip olduğu servet Türkiye’nin toplam servetinin yüzde 2,47’si. Bazıları parfüm banyosu yapıp en lüks araçlara binip yurt dışında villalar satın alırken, ithal mal patlaması yaşanırken; 20 bin lira maaşla geçinmeye çalışan emekli, 250 lirayı cebine koyup pazar alışverişine gitmek zorunda kalıyor. 16 bin lira maaş alan bir dul, o 16 bin lirayla ayın sonunu getirebilmek için çalışıyor. Bakın, Hazreti Peygamber Efendimizin buyurduğu gibi; sizden önceki toplulukların helak olmasına neden olan şeylerin başında şu gelir: İçlerinden zengin ve soylu birisi suç işlediği zaman cezasız bırakılır, fakir ve zayıf birisi suç işlerse ona ceza verilir. İşte bu toplumlar helak olur. Eski Kızılay Genel Müdürü’nün kızı ölümlü bir trafik kazası yaptı. Bir gün bile hapishaneye girmedi. Aynı kazayı fakir veya muhalif bir insan yapsaydı, şu anda hapisteydi. İşte bu adil değil. Biz, herkesin yasalar önünde eşit olduğu bir Türkiye istiyoruz. Anayasa’nın 10. maddesinin, yani bütün yurttaşların yasalar önünde eşit olduğunu söyleyen maddenin uygulandığı bir Türkiye istiyoruz. Türk halkının büyük çoğunluğu fakirleşirken, küçük bir azınlığın kontrolsüz bir şekilde zenginleşmesine, bu ülkenin zenginliklerini talan etmesine ‘hayır’ diyoruz. Herkese aynı yasaların, aynı adalet anlayışıyla uygulandığı bir Türkiye’nin mücadelesini veriyoruz. Değerli Antalyalılar, değerli Zafer Partililer, Bütün bunlar olurken, bir de bütün bu sürecin içerisinde İmralı’daki bir teröristin yapılan pazarlıklar neticesinde yeni bir statü elde ettiğini görüyoruz. Bir taraftan MHP, öbür taraftan DEM; Öcalan için barışa olan hizmetlerinden dolayı yeni bir statü istiyor. Öcalan Türkiye’ye huzur getiriyormuş. Sanki 1976’dan 2026’ya kadar geçen 50 yıl içerisinde on binlerce yurttaşımızın ölümüne bu adam neden olmamış gibi; kadın, erkek, çocuk, bebek demeden binlerce insanı öldürtmemiş gibi; beşikteki bebeği, kümesteki tavuğu öldürün emrini vermemiş gibi, ‘Öcalan Türkiye’ye barış getiriyor, ona yeni bir statü lazım’ diyorlar. Demek ki Öcalan’ın İmralı’daki mahkûm statüsü sona erdi, artık yeni bir statü verecekler. Peki bu statü nasıl verilecek? Türkiye Büyük Millet Meclisi’ndeki Öcalan Komisyonu’nu çıkardığı raporla, Öcalan’ın nasıl serbest kalacağına ve PKK’lılara nasıl af getirileceğine ilişkin yol haritasını zaten çizdi. Öcalan’ın yeni statüsünün ne olacağını ise, Öcalan yapmış olduğu ikinci açıklamasında ortaya koyuyor. Öcalan kendisini baş müzakereci ve Cumhuriyet’in yeniden kuruluşunun kurucu önderi olarak gösteriyor. Öcalan bu utanmaz açıklamasında, Atatürk’ün Türkiye Cumhuriyeti’nin nasıl yanlış kurulduğunu ve devletin nasıl yeniden kurulması gerektiğini anlatıyor. Öcalan bize demokrasi ve hukuk dersi veriyor. Öcalan vatandaşlığı yeniden tanımlayacağımızı bize öğretiyor. Buradan, Anayasa’nın 66. maddesinde tanımlanan Türk vatandaşlığını değiştirmeyi düşünenlere sesleniyoruz: Vatandaşlığı değiştirenler, vatanı değiştirmeye hazırlanıyor demektir. Buna izin vermeyiz.

Terörsüz Türkiye raporu kabul edildi Haber

Terörsüz Türkiye raporu kabul edildi

“Terörsüz Türkiye” hedefi doğrultusunda TBMM’de kurulan Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu, Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) Başkanı Numan Kurtulmuş’un başkanlığında TBMM Tören Salonu’nda toplandı. Toplantının açılışında konuşan TBMM Başkanı Kurtulmuş, uzunca bir süredir büyük bir titizlikle ve demokratik olgunlukla hazırlanan rapor taslağının, komisyon üyeleri tarafından müzakere edilmesinin ardından Türkiye kamuoyuyla paylaşılacağını belirtti. Kurtulmuş, Komisyon’un, toplumsal huzur ve sükunu zedeleyen terör eylemleri ve şiddet iklimini sona erdirme iradesini rapor haline getirdiğini ifade ederek, taslak raporun genel başlıkları hakkında bilgi verdi. Raporun, af mahiyetinde algı üretecek başlıklardan uzak duran, hukuk düzeninin belirlilik ilkesini merkeze alan ve kamu vicdanının hassasiyetini gözeten yaklaşımın ana hatlarını ortaya koyduğunu belirten Kurtulmuş, raporun, devlet aklıyla millet vicdanını koruyan demokratik iradenin aynı bütünlük içinde harekete geçtiğinde toplumsal barışın kalıcı zeminini kurduğuna vurgu yaptığını kaydetti. Titizlikle hazırlanan raporun, bundan sonraki süreçte atılacak adımlara istikamet çizen ve ortak hedefler doğrultusunda yol gösteren bir başvuru metni olma özelliğini taşıdığını ifade eden Kurtulmuş, raporun bir nihayet değil, atılan ve atılacak kararlı adımların mihenk taşı olduğunu belirtti. Kurtulmuş, yeni bir anayasa hazırlamanın Komisyon’un görev alanında olmamakla birlikte ülke için tehir edilmeden yerine getirilmesi gereken ortak bir ödev ve sorumluluk olduğunu ifade etti. Raporda bahsedilen düzenlemeler ve önerilere ek olarak, siyasi partilerin daha önce çeşitli vesilelerle kamuoyuyla paylaştığı raporlarda ifade ettikleri daha demokratik, sivil, özgürlükçü, katılımcı ve kapsayıcı yeni bir anayasaya ihtiyaç duyulduğunun da altının çizildiğini belirten Kurtulmuş, terör meselesinde tarihî bir dönemde bulunulduğunu kaydetti. Bu süreçte milli iradenin tecelligâhı olan Gazi Meclis’in üzerine düşen vazifeyi tereddütsüz biçimde üstlendiğini ifade eden Kurtulmuş, Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin milletin geleceğini ilgilendiren her meselenin meşru çözüm adresi olduğunu vurguladı. TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş, Türkiye’de terör meselesinin kalıcı biçimde çözülmesinin sadece güvenlik boyutuyla sınırlı olmayan, çok boyutlu, çok yönlü, çok katmanlı ve çok taraflı politikaları zorunlu kıldığını, siyasal meşruiyet, toplumsal kabul ve demokratik kapasitenin aynı anda güçlendirilmesini gerektirdiğini kaydetti. Komisyonun 21. toplantısında, taslak raporun “Sürece ilişkin yasal düzenleme önerileri” başlıklı 6’ncı ve “Demokratikleşme ile ilgili öneriler” başlıklı 7’nci bölümü ile “Sonuç ve değerlendirme” kısmı okundu, komisyon üyeleri taslak rapora ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Yapılan oylamada Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu Raporu, 47 kabul, 2 ret, 1 çekimser olmak üzere nitelikli çoğunlukla kabul edildi.

Ekmen: Herkesin ciddi bir muhasebe yapması gerekmektedir Haber

Ekmen: Herkesin ciddi bir muhasebe yapması gerekmektedir

DEVA Partisi Genel Başkan Yardımcısı ve Mersin Milletvekili Mehmet Emin Ekmen, TBMM Genel Kurulu'nda yaptığı konuşmada, Meclis tarihinde nadir görülen talihsiz bir gün yaşandığını ifade etti. Meclis'in mehabetinin ve saygınlığının aşındığını belirten Ekmen, "Dün dünya kamuoyuna ve Türk seçmenine yansıyan görüntüler, başta Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin mehabeti ve saygınlığı olmak üzere siyasete olan güveni aşındırmıştır. Bugün kimin ne ölçüde kusurlu olduğu tartışmasına girmeden önce, ortaya çıkan bu tablonun hepimizin ortak sorumluluğu olduğunu kabul etmek zorundayız" dedi. Meclis'teki kürsü güvenliğinin sağlanamadığı ortamda gerçekleştirilen yemin sürecini "büyük bir yanlış" olarak niteleyen Ekmen, sözlerini şöyle sürdürdü: "Mikrofonlar kapalıyken yemin töreninin yapıldığı, tutanakların sağlıklı bir şekilde tutulmadığı ve yine o fotoğrafın; her iki Bakan'ın ayrı ayrı 25-30 vekilin arasında bu yemini yapmak zorunda kalması yeminin sağlığı, sıhhati ve Türk siyasetinin görünümü açısından büyük bir hata, büyük bir yanlış ve affedilemez bir tablo olarak karşımıza çıkmıştır. Her hal ve şartta merdivenlerin kanlandığı, kürsü güvenliğinin sağlanamadığı bir ortamda gerçekleştirilen bir yemin töreninin Anayasa'ya ve İç Tüzük'e uygun bir işlem olduğunu ileri sürmek mümkün değildir." Ekmen, yemin ısrarının sürdürülmesinin anayasal süreçlerin sıhhati açısından hatalı olduğunu belirterek, sürecin bu şekilde tamamlanmasının Türk siyasi tarihine bir hata olarak geçtiğini kaydetti.

Bursa Barosu: Laiklik ilkesine sahip çıkılmasını talep ediyoruz Haber

Bursa Barosu: Laiklik ilkesine sahip çıkılmasını talep ediyoruz

Bursa Barosu tarafından yapılan yazılı açıklamada, Türkiye Cumhuriyeti’nde laiklik ilkesinin tarihsel süreci ve anayasal dayanakları ele alındı. Açıklamada, 3 Mart 1924 tarihinde kabul edilen devrim yasalarıyla hilafetin kaldırıldığı, Şeriye ve Evkaf Vekaleti’ne son verildiği ve Tevhidi Tedrisat Kanunu ile yönetim ve eğitimin laik niteliğinin ortaya konulduğu ifade edildi. Açıklamada şu ifadelere yer verildi: “Cumhuriyetimiz kurulduktan sonra, 3 Mart 1924'de devrim yasalarıyla, Hilafet ile Şeriye ve Evkaf Vekaleti kaldırılmış ve Tevhidi Tedrisat Kanunu (eğitim birliği) ile yönetimin ve eğitimin laik niteliği ortaya çıkarılmıştır. Bu yasalar Cumhuriyet devrimlerinin bir nevi ön sözüdür.” Devam eden süreçte medeni, ticaret ve ceza yasalarının kabul edildiği, 1928 yılında yapılan anayasa değişikliğiyle “devletin dininin İslam olduğu” ifadesi ile Meclis’in görevleri arasında yer alan “ahkamı şer’iyenin tenfizi” hükümlerinin Anayasa’dan çıkarıldığı belirtilen açıklamada, 5 Şubat 1937’de laiklik ilkesinin Anayasa’da açıkça yer aldığı hatırlatıldı. Laikliğin, 1961 ve 1982 Anayasalarında değiştirilemez hükümler arasında olduğunu vurgulandı. Baronun açıklamasında laikliğin yalnızca din ve devlet işlerinin ayrılması anlamına gelmediği belirtilerek, şu değerlendirmelere yer verildi: “Laiklik, bireyleri yurttaş olmaya taşımasının yanı sıra, duygu ve düşüncede, yönetim ve yaşamda, bilimsel yöntem ve akılcı yaklaşımları öngören bir dünya ve siyaset görüşü ile yaşam biçimini esas almaktadır.” Laikliğin demokrasinin temel koşullarından biri olduğu ifade edilen açıklamada, siyasal iktidarın düzen ve uygulamalarında dinsel inanç ve kuralların belirleyici olmaması gerektiği belirtildi. Açıklamanın devamında, laikliğin kişisel veya siyasal çıkarlar için dinin kullanılmasına karşı toplumu koruduğu ifade edilerek, kamusal yaşam ve devlet düzeninde çağdaş akıl, bilim ve insan haklarına dayalı ilkelerin egemen olmasını sağladığı kaydedildi.

Yemen'de 90 gün süreyle OHAL ilan edildi Haber

Yemen'de 90 gün süreyle OHAL ilan edildi

Yemen'de, ülkenin bölünmesine karşı atılan adımlar çerçevesinde bugün itibarıyla 90 gün süreyle olağanüstü hal (OHAL) ilan edildiği duyuruldu. Yemen Başkanlık Konseyi Başkanı ve Silahlı Kuvvetler Başkomutanı Reşad el-Alimi'nin açıklamasında, "Ülke genelinde, 30.12.2025 tarihinden geçerli olmak üzere 90 gün boyunca ve gerektiğinde uzatılabilecek şekilde OHAL ilan edilmiştir." denildi. Metinde, Hadramevt ve Mehra vilayetlerindeki tüm askeri birliklerin, Yemen'deki meşru hükümeti destekleyen Suudi Arabistan liderliğindeki Arap Koalisyonu ile uyumlu şekilde hareket ederek, herhangi bir çatışmaya girmeden görev yerlerine dönmeleri ve tüm kontrol noktalarını meşru hükümete bağlı "Vatan Kalkanı Güçleri"ne teslim etmeleri gerektiği vurgulandı. Hadramevt ve Mehra valilerine, iki vilayetin yönetimi ve kampların devri sürecinde "Vatan Kalkanı Güçleri" ile işbirliği yapmaları için kapsamlı yetkiler verildiği belirtilen açıklamada, bu kararın yayımlandığı andan itibaren 72 saat boyunca, Arap Koalisyonu'ndan özel izin ve onay almayanlar dışında tüm liman ve geçiş noktalarında hava, deniz ve kara yasağı uygulanacağı ifade edildi. Devletin tüm organlarının bu kararı uygulamaya koymasının ve tamamen riayet etmesinin gerektiği belirtilen açıklamada, kararın, Anayasa, Körfez Girişimi ve uygulama mekanizması, Başkanlık Konseyi'nin oluşturulması ve yetki devri kararları göz önünde bulundurulduktan sonra ve Anayasa çerçevesinde Alimi'ye verilen yetkilere dayanarak alındığı belirtildi. Açıklamada, bu adımın, "bütün vatandaşların güvenliğini sağlamak, Yemen'in birliğine, egemenliğine, bağımsızlığına ve toprak bütünlüğüne olan bağlılığı yeniden teyit etmek ve 2014'ten bu yana süregelen meşru yönetim karşıtı darbeye direnmek" amacıyla alındığı kaydedildi. Ayrıca, kararın "Birleşik Arap Emirlikleri'nin (BAE) Yemen'i bölmeyi amaçlayan doğu vilayetlerine yönelik askeri bir saldırı başlatma talimatı veren isyancı girişimlerle mücadele" kapsamında olduğu ifade edildi. BAE'den konuyla ilgili henüz bir açıklama yapılmadı.

Bakan Şimşek: Vergi borçlarını silme yetkimiz yok Haber

Bakan Şimşek: Vergi borçlarını silme yetkimiz yok

Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, TBMM Genel Kurulu’nda 2026 yılı bütçelerine ilişkin yaptığı konuşmada vergi borçlarının silindiği iddialarını net bir dille yalanladı. Şimşek, “Vergi borçlarını Meclis dışında hiçbir makam silemez” dedi. Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, 2026 yılı bütçelerine ilişkin TBMM Genel Kurulu’nda milletvekillerinin soru ve eleştirilerini yanıtladı. Vergi borçlarının silindiği yönündeki iddialara açıklık getiren Şimşek, bu yönde herhangi bir yetkilerinin bulunmadığını vurguladı. Vergiye ilişkin tüm muafiyet ve istisnaların anayasa gereği kanunla düzenlendiğini belirten Şimşek, “Maliye Bakanlığı’nın vergi borçlarını silme ya da affetme yetkisi yoktur. Benim de böyle bir yetkim olmadı, yoktur ve istemiyorum” ifadelerini kullandı. Vergi harcamalarına da değinen Şimşek, asgari ücretin vergi dışı bırakılmasının 2026 yılı maliyetinin 1,1 trilyon lira olacağını belirterek, bunun Meclis kararıyla hayata geçirilmiş bir düzenleme olduğunu söyledi. Uzlaşma müessesesinin 1963’ten bu yana uygulandığını hatırlatan Şimşek, geçen yıl yapılan yasal değişiklikle vergi aslının artık uzlaşmaya konu edilemeyeceğini kaydetti. Konuşmasında rezervlere de değinen Bakan Şimşek, rezerv artışının carry trade kaynaklı olmadığına dikkat çekerek, ters dolarizasyon, ihracat gelirleri, altın fiyatları ve azalan cari açığın bu artışta etkili olduğunu söyledi. Şimşek, yurt içi ve yurt dışı swapların azaltılmasıyla rezerv kalitesinin önemli ölçüde yükseldiğini ifade etti.

ADD Bursa'dan Papa 14. Leo'nun İznik ziyaretine tepki: Ekümeniklik iddiası kabul edilemez Haber

ADD Bursa'dan Papa 14. Leo'nun İznik ziyaretine tepki: Ekümeniklik iddiası kabul edilemez

Atatürkçü Düşünce Derneği (ADD) Genel Başkan Yardımcısı ve Bursa Şube Başkanı Gürhan Akdoğan, Papa 14. Leo ile Fener Rum Patriği Bartholomeos’un İznik ziyaretine ilişkin yazılı açıklama yaparak “Devlet kurumlarının sorumluluk bilinciyle hareket etmesini bekliyoruz” dedi. Atatürkçü Düşünce Derneği (ADD) Genel Başkan Yardımcısı ve Bursa Şube Başkanı Gürhan Akdoğan, Papa 14. Leo’nun İznik Konsili’nin yıl dönümü gerekçesiyle Fener Rum Patriği Bartholomeos ile birlikte İznik’e yapacağı ziyaret hakkında yazılı bir açıklama yayımladı. Ziyaretin, Papa’nın ilk yurt dışı programı olarak duyurulmasının dikkat çekici olduğunu belirten Akdoğan, Fener Rum Patrikhanesi’nin zaman zaman “ekümenik” iddiasını güçlendirmeye dönük adımlar attığını, bu tür girişimlere karşı devlet kurumlarının gerekli tutumu geçmişte gösterdiğini hatırlattı. Ekümeniklik iddiasının Lozan Antlaşması’yla bağdaşmadığını savunan Akdoğan, Patrikhanenin antlaşmanın “Azınlıkların Korunması” başlıklı çerçevesinde yalnızca dini bir kurum olarak değerlendirilmesi gerektiğini ifade etti. Akdoğan, Anayasa’daki laiklik, egemenlik ve eşitlik ilkelerine atıf yaparak hiçbir dini yapıya özel statü tanınamayacağını vurguladı. Açıklamada, Yargıtay'ın 2007 tarihli kararına da değinilerek, Patrikhaneye “ekümenik” sıfatı atfedilmesinin hukuki bir dayanağının bulunmadığı yönündeki değerlendirmeye dikkat çekildi. Söz konusu ziyarete izin verilmesini eleştiren Başkan Akdoğan, bazı kesimlerin bu durumu yalnızca “uluslararası din turizmi” bağlamında değerlendirmesinin de kabul edilemeyeceğini ifade ederek, “Atatürk’ün 100 yıl önce izin vermediği böyle bir gösteriye bugün sessiz kalınması anlaşılır değildir” yorumunda bulundu.

CHP’nin kurultay davası ertelendi Haber

CHP’nin kurultay davası ertelendi

CHP'nin 38'inci Olağan Kurultayı'nda "birlikte hareket edip, bazı delegelere karşılığında oy kullandırdıkları" iddiasıyla Ekrem İmamoğlu, Cemil Tugay, Rıza Akpolat, Erkan Aydın ve Özgür Çelik'in de aralarında olduğu 12 kişi hakkında "seçim kanununa muhalefet" suçlamasıyla açılan dava, Ankara 26. Asliye Ceza Mahkemesi'nde ilk duruşmasını gördü. Sanıklar duruşmaya katılmadı ancak taraf avukatları hazır bulundu. CHP avukatı Mehmet Can Keysen ve Lütfü Savaş’ın avukatı Onur Yusuf Üregen, Anayasa Mahkemesi'ne yapılan norm denetimi başvuru süresinin dolmasının beklenmesini ve ardından tarafların savunmalarının alınmasını talep etti. CHP'nin kurultay davası ertelendi Bu taleplerin ardından hakim ara kararı açıkladı. Dosyadaki eksik hususların giderilmesi ve AYM’ye yapılan norm denetimi başvurusunun tamamlanmasının beklenmesine karar verildi, duruşma 13 Ocak’a ertelendi. CHP’nin 38’inci Olağan Kurultayı'na dair "birlikte hareket ederek, bazı delegelere menfaat karşılığında oy kullandırdıkları" iddiasıyla açılan davada, "asliye ceza mahkemesi" ile "ağır ceza mahkemesi" arasındaki "görev" çatışması Anayasa Mahkemesi'ne taşındı. Görevsizlik kararı reddedilen Ankara 26. Asliye Ceza Mahkemesi, "görevsizlik" itirazlarına dayanak olan Ceza Muhakemesi Kanunu’nun ilgili maddesindeki "Adli yargı içerisindeki mahkemeler hakkında verilen görevsizlik kararlarına itiraz edilebilir" hükmünün Anayasa'ya aykırı olduğu düşüncesiyle iptali için AYM'ye başvurmuştu. AYM başvuruyu "davada uygulanacak kural bulunmadığı" gerekçesiyle reddetmişti. AYM’nin ret kararı henüz resmi olarak açıklanmadı. Norm denetimi başvuru süresi nedir? Ankara 26. Asliye Ceza Mahkemesi’nin bekleme gereği duyduğu norm denetimi başvuru süresi, Anayasa Mahkemesi'nin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’da, "Anayasa Mahkemesi işin kendisine noksansız gelişinden itibaren 5 ay içinde kararını verir ve açıklar" hükmünü içeriyor. Asliye Ceza Mahkemesi, AYM'nin bu başvuruyu reddetme kararının henüz resmi olarak açıklanmamış olması sebebiyle 5 aylık sürenin dolmasını bekleme kararı aldı.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.