SON DAKİKA
Hava Durumu

#Anayasa

Bursa Digital, Bursa Haber, Bursa Son Dakika - Anayasa haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Anayasa haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Ekmen: Türkiye, konuşanın kendini adliyede bulduğu bir ülke olmamalı Haber

Ekmen: Türkiye, konuşanın kendini adliyede bulduğu bir ülke olmamalı

DEVA Partisi Genel Başkan Yardımcısı ve Mersin Milletvekili Mehmet Emin Ekmen, Meclis Genel Kurulu’nda bayram süresince gündeme gelen yargı kararlarını ve hukuk devleti ilkelerini değerlendirdi. Gazeteci İsmail Arı’nın tutuklanmasına tepki gösteren Ekmen, "İsmail Arı genç yaşında, uzun süredir tamamen belgeye ve delile dayalı araştırmacı gazetecilik yapan bir arkadaşımızdı. Kendisinin tutuklanmasının hukuk devleti ve basın özgürlüğü ilkeleri açısından izahı mümkün değildir." dedi. Yargıdaki uygulamaların tutarlı olması gerektiğini savunan Ekmen, Manisa’daki öğretmen soruşturmasına da değinerek şu ifadeleri kullandı: “Cumhurbaşkanına yönelik suçlamalarda ortaya çıkan uygulamaları hoşgörüyle karşılayıp, 5816 sayılı Yasa kapsamında yaşanan sorunları ayrı bir başlıkta eleştirmek tutarlı değildir. Biz konuları birbirinden ayırt ediyoruz; ifade özgürlüğü meselesinin ne Gazi Mustafa Kemal Atatürk ne de Sayın Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan söz konusu olduğunda otomatik reflekslerle değil; Anayasa, Anayasa Mahkemesi ve Avrupa Insan Hakları Mahkemesi kararları çerçevesinde değerlendirilmesi gerektiğini düşünüyoruz” Adalet Bakanı Akın Gürlek’e de seslenen Ekmen, "Adalet Bakanı Sayın Akın Gürlek'e hatırlatmak gerekir. Ancak Sayın Bakanın Istanbul pratiğine ve Adalet Bakanlığına başladığı günden bu yana içinde bulunduğu tartışmalara bakınca, böyle bir hatırlatmanın ne kadar anlamlı olacağı meçhul" şeklinde konuştu.

Madagaskar, Kabinesinin feshinden bir hafta sonra yeni bir Başbakana kavuştu. Haber

Madagaskar, Kabinesinin feshinden bir hafta sonra yeni bir Başbakana kavuştu.

Bu karar, Madagaskar'ın geçici cumhurbaşkanının 10 Mart'ta önceki başbakanı ve tüm kabineyi görevden alma kararından sadece birkaç gün sonra, 15 Mart'ta açıklandı. 15 Mart'ta televizyonda yayınlanan bir konuşmada Başkan Randrianirina, ülkenin kritik bir dönüm noktasında olduğunu ve liderlikte önemli bir değişime ihtiyaç duyduğunu vurguladı. Şöyle dedi: "Madagaskar halkı cesur kararlara ihtiyaç duyuyor. Şu an bir dönüm noktasındayız. Bu ülke dürüst, ilkeli, yozlaşmayan ve parayla satın alınamayan bir adama ihtiyaç duyuyor." Madagaskar ordusu iktidarı ele geçirdi ve firari cumhurbaşkanı görevden alındı. Yeni Başbakan Rajaonarison, Madagaskar'da önemli bir nüfuza sahip. 2021'den beri, ülkedeki yasadışı finansal akışlarla, kara para aklamayla ve terörist finansmanıyla mücadeleden sorumlu kurum olan Mali İstihbarat Birimi'nin (SAMIFIN) başında bulunuyor. SAMIFIN'deki görevine başlamadan önce, Madagaskar Yolsuzlukla Mücadele Ajansı'nda (BIANCO) çeşitli üst düzey liderlik pozisyonlarında da bulunmuştur. Madagaskar'ın haritadaki konumu. Fotoğraf: Google Haritalar Ordu albayı olan geçici Cumhurbaşkanı Randrianirina, Ekim 2025'te Z kuşağının önderliğinde gerçekleşen protesto dalgasının ardından iktidara geldi. Göreve geldiğinden beri Randrianirina, bir dizi kapsamlı reformu hayata geçirme sözü verirken, Rusya ile diplomatik ilişkileri güçlendirme eğilimi de gösterdi. Madagaskar hükümeti, ülkeyi istikrara kavuşturmak için önümüzdeki yıllara yönelik belirli bir siyasi yol haritası da belirledi; bu yol haritası, 2026 yılına kadar yeni bir anayasa taslağı hazırlamayı ve 2027 yılının sonuna kadar yeni bir cumhurbaşkanı seçmek üzere demokratik seçimler düzenlemeyi içeriyor.

Pezeşkiyan:  Saldırıya uğrayan komşu ülkelerden özür diliyorum Haber

Pezeşkiyan: Saldırıya uğrayan komşu ülkelerden özür diliyorum

İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan, Geçici Liderlik Konseyi'nde alınan karara göre “İran’a saldırı olmadığı sürece komşu ülkelere yönelik saldırı ve füze atışı yapılmayacağını” duyurdu. Mesud Pezeşkiyan, devlet televizyonunda yayımlanan konuşmasında ülkesinin güvenlik politikasıyla ilgili açıklamalarda bulundu. Konuşmasında, ABD ve İsrail saldırılarında İran lideri Ayetullah Ali Hamaney, sivillerin, yetkililerin ve öğrencilerin hayatını kaybettiğine işaret eden Pezeşkiyan, ABD ve İsrail'in saldırılarına karşı ülkelerini savunduklarını söyledi. "Saldırıya uğrayan komşu ülkelerden özür diliyorum" İran'ın misillemelerinde bazı komşu ülkelerdeki ABD üslerine ve hedeflerine saldırılara dair Pezeşkiyan, şu ifadeleri kullandı: "Saldırıya uğrayan komşu ülkelerden özür diliyorum. Liderimiz, komutanlarımız ve öğrencilerimiz düşmanın acımasız saldırısı nedeniyle hayatlarını kaybetti. Silahlı Kuvvetlerimiz, topraklarımızı onur ve güçle savunmak için gerekeni yaptılar. Komşu ülkelere saldırma niyetimiz yok. Onlar kardeşlerimiz ve onlarla el ele verip barış ve huzur sağlamaya çalışıyoruz." İran lideri Ali Hamaney'in öldürülmesinden sonra Anayasa'ya göre kurulan Geçici Liderlik Konseyi'nde bu yönde alınan kararı anlatan Pezeşkiyan, "Dün, Geçici Liderlik Konseyi'nde, onlardan bize saldırı gelmediği müddetçe komşu ülkelerin hedef alınmaması ve füze fırlatılmaması kararı alındı" dedi.

Ümit Özdağ: Vatandaşlığı değiştirenler vatanı değiştirmeye hazırlanıyor demektir, Buna izin vermeyiz. Haber

Ümit Özdağ: Vatandaşlığı değiştirenler vatanı değiştirmeye hazırlanıyor demektir, Buna izin vermeyiz.

Ümit Özdağ'ın konuşmasındaki satırbaşları şöyle ; Bir ramazanda daha iftar sofrasında bir araya geldik. Var olun. Davetimizi kabul ettiniz geldiniz. Hepinize ayrı ayrı teşekkür ediyorum. Ne yazık ki ramazanların tadı kalmadı, bayramların tadı kalmadı. Ramazan sabır ayıdır, kanaat ayıdır, şükür ayıdır. Biz de millet olarak sabrediyoruz, şükrediyoruz ve Allah biliyor ya, milletimiz kanaat ediyor; kanaat etmek zorunda kalıyor. Çünkü adaletin olmadığı, kul hakkının yendiği, bayramların bayram, ramazanların ramazan tadı vermediği günlerden geçiyoruz. Değerli Antalyalılar, Geçen sene sahurları ve iftarları, bu salonda yaptığım bir konuşmadan dolayı Silivri Cezaevi’nde gerçekleştiriyordum. Nasip oldu, bu ramazanda yine aynı salonda, bu sefer sizlerle birlikte iftar sofrasında bir araya geldik. Biz bir araya geldik ama haksız yere tutuklu olan yurttaşlarımız hâlâ hapishanelerde kalmaya devam ediyor ve haksız yargılanmalar sürüyor. Belki sizler de görmüşsünüzdür; birkaç gün önce sosyal medyada küçük bir video dolaştı. Bir vatandaş, orada gördüğü bir başkasına, ‘Acaba İstanbul’da Vatan Caddesi’ndeki Emniyet Müdürlüğü’ne nasıl gidebilirim’ diye soruyor. Soruyu sorduğu kişi ise, ‘Twitter kullanıyor musun’ diyor. ‘O zaman Twitter’a ‘Hükümet istifa’ yaz, seni hemen götürürler’ diyor. Maalesef böyle bir dönemden geçiyoruz ve düşman ceza hukuku uygulamaları devam ediyor. Öte yandan, 14 kişiyi diri diri yakarak öldüren bir terörist hapishaneden serbest bırakılıyor ve şimdi şehir şehir dolaştırılıyor. Gittiği şehirlerde belirli bir grup tarafından kahraman gibi karşılanıyor, konuşmalar yaptırılıyor. Bu adalet mi arkadaşlar? Bu adalet değil. Adaletsizlik sadece yargı sisteminde de değil; pazarda, çarşıda da var. Kul hakkının yenmesi, piyasada her gün yaşadığımız bir şey. Toplumun yüzde 10’u bütün servetin yüzde 68’ini kontrol ederken, 44 milyon insanın sahip olduğu servet Türkiye’nin toplam servetinin yüzde 2,47’si. Bazıları parfüm banyosu yapıp en lüks araçlara binip yurt dışında villalar satın alırken, ithal mal patlaması yaşanırken; 20 bin lira maaşla geçinmeye çalışan emekli, 250 lirayı cebine koyup pazar alışverişine gitmek zorunda kalıyor. 16 bin lira maaş alan bir dul, o 16 bin lirayla ayın sonunu getirebilmek için çalışıyor. Bakın, Hazreti Peygamber Efendimizin buyurduğu gibi; sizden önceki toplulukların helak olmasına neden olan şeylerin başında şu gelir: İçlerinden zengin ve soylu birisi suç işlediği zaman cezasız bırakılır, fakir ve zayıf birisi suç işlerse ona ceza verilir. İşte bu toplumlar helak olur. Eski Kızılay Genel Müdürü’nün kızı ölümlü bir trafik kazası yaptı. Bir gün bile hapishaneye girmedi. Aynı kazayı fakir veya muhalif bir insan yapsaydı, şu anda hapisteydi. İşte bu adil değil. Biz, herkesin yasalar önünde eşit olduğu bir Türkiye istiyoruz. Anayasa’nın 10. maddesinin, yani bütün yurttaşların yasalar önünde eşit olduğunu söyleyen maddenin uygulandığı bir Türkiye istiyoruz. Türk halkının büyük çoğunluğu fakirleşirken, küçük bir azınlığın kontrolsüz bir şekilde zenginleşmesine, bu ülkenin zenginliklerini talan etmesine ‘hayır’ diyoruz. Herkese aynı yasaların, aynı adalet anlayışıyla uygulandığı bir Türkiye’nin mücadelesini veriyoruz. Değerli Antalyalılar, değerli Zafer Partililer, Bütün bunlar olurken, bir de bütün bu sürecin içerisinde İmralı’daki bir teröristin yapılan pazarlıklar neticesinde yeni bir statü elde ettiğini görüyoruz. Bir taraftan MHP, öbür taraftan DEM; Öcalan için barışa olan hizmetlerinden dolayı yeni bir statü istiyor. Öcalan Türkiye’ye huzur getiriyormuş. Sanki 1976’dan 2026’ya kadar geçen 50 yıl içerisinde on binlerce yurttaşımızın ölümüne bu adam neden olmamış gibi; kadın, erkek, çocuk, bebek demeden binlerce insanı öldürtmemiş gibi; beşikteki bebeği, kümesteki tavuğu öldürün emrini vermemiş gibi, ‘Öcalan Türkiye’ye barış getiriyor, ona yeni bir statü lazım’ diyorlar. Demek ki Öcalan’ın İmralı’daki mahkûm statüsü sona erdi, artık yeni bir statü verecekler. Peki bu statü nasıl verilecek? Türkiye Büyük Millet Meclisi’ndeki Öcalan Komisyonu’nu çıkardığı raporla, Öcalan’ın nasıl serbest kalacağına ve PKK’lılara nasıl af getirileceğine ilişkin yol haritasını zaten çizdi. Öcalan’ın yeni statüsünün ne olacağını ise, Öcalan yapmış olduğu ikinci açıklamasında ortaya koyuyor. Öcalan kendisini baş müzakereci ve Cumhuriyet’in yeniden kuruluşunun kurucu önderi olarak gösteriyor. Öcalan bu utanmaz açıklamasında, Atatürk’ün Türkiye Cumhuriyeti’nin nasıl yanlış kurulduğunu ve devletin nasıl yeniden kurulması gerektiğini anlatıyor. Öcalan bize demokrasi ve hukuk dersi veriyor. Öcalan vatandaşlığı yeniden tanımlayacağımızı bize öğretiyor. Buradan, Anayasa’nın 66. maddesinde tanımlanan Türk vatandaşlığını değiştirmeyi düşünenlere sesleniyoruz: Vatandaşlığı değiştirenler, vatanı değiştirmeye hazırlanıyor demektir. Buna izin vermeyiz.

Terörsüz Türkiye raporu kabul edildi Haber

Terörsüz Türkiye raporu kabul edildi

“Terörsüz Türkiye” hedefi doğrultusunda TBMM’de kurulan Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu, Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) Başkanı Numan Kurtulmuş’un başkanlığında TBMM Tören Salonu’nda toplandı. Toplantının açılışında konuşan TBMM Başkanı Kurtulmuş, uzunca bir süredir büyük bir titizlikle ve demokratik olgunlukla hazırlanan rapor taslağının, komisyon üyeleri tarafından müzakere edilmesinin ardından Türkiye kamuoyuyla paylaşılacağını belirtti. Kurtulmuş, Komisyon’un, toplumsal huzur ve sükunu zedeleyen terör eylemleri ve şiddet iklimini sona erdirme iradesini rapor haline getirdiğini ifade ederek, taslak raporun genel başlıkları hakkında bilgi verdi. Raporun, af mahiyetinde algı üretecek başlıklardan uzak duran, hukuk düzeninin belirlilik ilkesini merkeze alan ve kamu vicdanının hassasiyetini gözeten yaklaşımın ana hatlarını ortaya koyduğunu belirten Kurtulmuş, raporun, devlet aklıyla millet vicdanını koruyan demokratik iradenin aynı bütünlük içinde harekete geçtiğinde toplumsal barışın kalıcı zeminini kurduğuna vurgu yaptığını kaydetti. Titizlikle hazırlanan raporun, bundan sonraki süreçte atılacak adımlara istikamet çizen ve ortak hedefler doğrultusunda yol gösteren bir başvuru metni olma özelliğini taşıdığını ifade eden Kurtulmuş, raporun bir nihayet değil, atılan ve atılacak kararlı adımların mihenk taşı olduğunu belirtti. Kurtulmuş, yeni bir anayasa hazırlamanın Komisyon’un görev alanında olmamakla birlikte ülke için tehir edilmeden yerine getirilmesi gereken ortak bir ödev ve sorumluluk olduğunu ifade etti. Raporda bahsedilen düzenlemeler ve önerilere ek olarak, siyasi partilerin daha önce çeşitli vesilelerle kamuoyuyla paylaştığı raporlarda ifade ettikleri daha demokratik, sivil, özgürlükçü, katılımcı ve kapsayıcı yeni bir anayasaya ihtiyaç duyulduğunun da altının çizildiğini belirten Kurtulmuş, terör meselesinde tarihî bir dönemde bulunulduğunu kaydetti. Bu süreçte milli iradenin tecelligâhı olan Gazi Meclis’in üzerine düşen vazifeyi tereddütsüz biçimde üstlendiğini ifade eden Kurtulmuş, Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin milletin geleceğini ilgilendiren her meselenin meşru çözüm adresi olduğunu vurguladı. TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş, Türkiye’de terör meselesinin kalıcı biçimde çözülmesinin sadece güvenlik boyutuyla sınırlı olmayan, çok boyutlu, çok yönlü, çok katmanlı ve çok taraflı politikaları zorunlu kıldığını, siyasal meşruiyet, toplumsal kabul ve demokratik kapasitenin aynı anda güçlendirilmesini gerektirdiğini kaydetti. Komisyonun 21. toplantısında, taslak raporun “Sürece ilişkin yasal düzenleme önerileri” başlıklı 6’ncı ve “Demokratikleşme ile ilgili öneriler” başlıklı 7’nci bölümü ile “Sonuç ve değerlendirme” kısmı okundu, komisyon üyeleri taslak rapora ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Yapılan oylamada Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu Raporu, 47 kabul, 2 ret, 1 çekimser olmak üzere nitelikli çoğunlukla kabul edildi.

Ekmen: Herkesin ciddi bir muhasebe yapması gerekmektedir Haber

Ekmen: Herkesin ciddi bir muhasebe yapması gerekmektedir

DEVA Partisi Genel Başkan Yardımcısı ve Mersin Milletvekili Mehmet Emin Ekmen, TBMM Genel Kurulu'nda yaptığı konuşmada, Meclis tarihinde nadir görülen talihsiz bir gün yaşandığını ifade etti. Meclis'in mehabetinin ve saygınlığının aşındığını belirten Ekmen, "Dün dünya kamuoyuna ve Türk seçmenine yansıyan görüntüler, başta Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin mehabeti ve saygınlığı olmak üzere siyasete olan güveni aşındırmıştır. Bugün kimin ne ölçüde kusurlu olduğu tartışmasına girmeden önce, ortaya çıkan bu tablonun hepimizin ortak sorumluluğu olduğunu kabul etmek zorundayız" dedi. Meclis'teki kürsü güvenliğinin sağlanamadığı ortamda gerçekleştirilen yemin sürecini "büyük bir yanlış" olarak niteleyen Ekmen, sözlerini şöyle sürdürdü: "Mikrofonlar kapalıyken yemin töreninin yapıldığı, tutanakların sağlıklı bir şekilde tutulmadığı ve yine o fotoğrafın; her iki Bakan'ın ayrı ayrı 25-30 vekilin arasında bu yemini yapmak zorunda kalması yeminin sağlığı, sıhhati ve Türk siyasetinin görünümü açısından büyük bir hata, büyük bir yanlış ve affedilemez bir tablo olarak karşımıza çıkmıştır. Her hal ve şartta merdivenlerin kanlandığı, kürsü güvenliğinin sağlanamadığı bir ortamda gerçekleştirilen bir yemin töreninin Anayasa'ya ve İç Tüzük'e uygun bir işlem olduğunu ileri sürmek mümkün değildir." Ekmen, yemin ısrarının sürdürülmesinin anayasal süreçlerin sıhhati açısından hatalı olduğunu belirterek, sürecin bu şekilde tamamlanmasının Türk siyasi tarihine bir hata olarak geçtiğini kaydetti.

Bursa Barosu: Laiklik ilkesine sahip çıkılmasını talep ediyoruz Haber

Bursa Barosu: Laiklik ilkesine sahip çıkılmasını talep ediyoruz

Bursa Barosu tarafından yapılan yazılı açıklamada, Türkiye Cumhuriyeti’nde laiklik ilkesinin tarihsel süreci ve anayasal dayanakları ele alındı. Açıklamada, 3 Mart 1924 tarihinde kabul edilen devrim yasalarıyla hilafetin kaldırıldığı, Şeriye ve Evkaf Vekaleti’ne son verildiği ve Tevhidi Tedrisat Kanunu ile yönetim ve eğitimin laik niteliğinin ortaya konulduğu ifade edildi. Açıklamada şu ifadelere yer verildi: “Cumhuriyetimiz kurulduktan sonra, 3 Mart 1924'de devrim yasalarıyla, Hilafet ile Şeriye ve Evkaf Vekaleti kaldırılmış ve Tevhidi Tedrisat Kanunu (eğitim birliği) ile yönetimin ve eğitimin laik niteliği ortaya çıkarılmıştır. Bu yasalar Cumhuriyet devrimlerinin bir nevi ön sözüdür.” Devam eden süreçte medeni, ticaret ve ceza yasalarının kabul edildiği, 1928 yılında yapılan anayasa değişikliğiyle “devletin dininin İslam olduğu” ifadesi ile Meclis’in görevleri arasında yer alan “ahkamı şer’iyenin tenfizi” hükümlerinin Anayasa’dan çıkarıldığı belirtilen açıklamada, 5 Şubat 1937’de laiklik ilkesinin Anayasa’da açıkça yer aldığı hatırlatıldı. Laikliğin, 1961 ve 1982 Anayasalarında değiştirilemez hükümler arasında olduğunu vurgulandı. Baronun açıklamasında laikliğin yalnızca din ve devlet işlerinin ayrılması anlamına gelmediği belirtilerek, şu değerlendirmelere yer verildi: “Laiklik, bireyleri yurttaş olmaya taşımasının yanı sıra, duygu ve düşüncede, yönetim ve yaşamda, bilimsel yöntem ve akılcı yaklaşımları öngören bir dünya ve siyaset görüşü ile yaşam biçimini esas almaktadır.” Laikliğin demokrasinin temel koşullarından biri olduğu ifade edilen açıklamada, siyasal iktidarın düzen ve uygulamalarında dinsel inanç ve kuralların belirleyici olmaması gerektiği belirtildi. Açıklamanın devamında, laikliğin kişisel veya siyasal çıkarlar için dinin kullanılmasına karşı toplumu koruduğu ifade edilerek, kamusal yaşam ve devlet düzeninde çağdaş akıl, bilim ve insan haklarına dayalı ilkelerin egemen olmasını sağladığı kaydedildi.

Yemen'de 90 gün süreyle OHAL ilan edildi Haber

Yemen'de 90 gün süreyle OHAL ilan edildi

Yemen'de, ülkenin bölünmesine karşı atılan adımlar çerçevesinde bugün itibarıyla 90 gün süreyle olağanüstü hal (OHAL) ilan edildiği duyuruldu. Yemen Başkanlık Konseyi Başkanı ve Silahlı Kuvvetler Başkomutanı Reşad el-Alimi'nin açıklamasında, "Ülke genelinde, 30.12.2025 tarihinden geçerli olmak üzere 90 gün boyunca ve gerektiğinde uzatılabilecek şekilde OHAL ilan edilmiştir." denildi. Metinde, Hadramevt ve Mehra vilayetlerindeki tüm askeri birliklerin, Yemen'deki meşru hükümeti destekleyen Suudi Arabistan liderliğindeki Arap Koalisyonu ile uyumlu şekilde hareket ederek, herhangi bir çatışmaya girmeden görev yerlerine dönmeleri ve tüm kontrol noktalarını meşru hükümete bağlı "Vatan Kalkanı Güçleri"ne teslim etmeleri gerektiği vurgulandı. Hadramevt ve Mehra valilerine, iki vilayetin yönetimi ve kampların devri sürecinde "Vatan Kalkanı Güçleri" ile işbirliği yapmaları için kapsamlı yetkiler verildiği belirtilen açıklamada, bu kararın yayımlandığı andan itibaren 72 saat boyunca, Arap Koalisyonu'ndan özel izin ve onay almayanlar dışında tüm liman ve geçiş noktalarında hava, deniz ve kara yasağı uygulanacağı ifade edildi. Devletin tüm organlarının bu kararı uygulamaya koymasının ve tamamen riayet etmesinin gerektiği belirtilen açıklamada, kararın, Anayasa, Körfez Girişimi ve uygulama mekanizması, Başkanlık Konseyi'nin oluşturulması ve yetki devri kararları göz önünde bulundurulduktan sonra ve Anayasa çerçevesinde Alimi'ye verilen yetkilere dayanarak alındığı belirtildi. Açıklamada, bu adımın, "bütün vatandaşların güvenliğini sağlamak, Yemen'in birliğine, egemenliğine, bağımsızlığına ve toprak bütünlüğüne olan bağlılığı yeniden teyit etmek ve 2014'ten bu yana süregelen meşru yönetim karşıtı darbeye direnmek" amacıyla alındığı kaydedildi. Ayrıca, kararın "Birleşik Arap Emirlikleri'nin (BAE) Yemen'i bölmeyi amaçlayan doğu vilayetlerine yönelik askeri bir saldırı başlatma talimatı veren isyancı girişimlerle mücadele" kapsamında olduğu ifade edildi. BAE'den konuyla ilgili henüz bir açıklama yapılmadı.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.