SON DAKİKA
Hava Durumu

#Afrika

Bursa Digital, Bursa Haber, Bursa Son Dakika - Afrika haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Afrika haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Cumhurbaşkanı Erdoğan: Türkiye ekonomiyi etkileyen küresel gerilimlere hazırlıklı Haber

Cumhurbaşkanı Erdoğan: Türkiye ekonomiyi etkileyen küresel gerilimlere hazırlıklı

Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın konuşmasından bazı satır başları şöyle: "Milletimizin ve tüm İslam aleminin geçmiş Ramazan Bayramı'nı tebrik ediyorum. Her sene olduğu gibi bu yıl da, Ramazan-ı Şerif'i anlamına ve ruhuna uygun bir şekilde idrak ettmeye çalıştık. Ramazan boyunca iyilik, paylaşma ve yardımlaşma gibi duygularımızı en üst seviyede yaşamaya ihtimam gösterdik. Ramazan sevincimize gölge düşürmeye çalışanlara rağmen 86 milyon olarak birbirimize derman olmanın, birbirimize dost kardeş, komşu ve arkadaş olmanın sıcaklığını kalplerimizde hissettik. Milletle ve milletin değerleriyle kavgalı çevrelerin hedef aldığı Maarifin Kalbinde Ramazan programımızda benzer şekilde okullarımızda Ramazan'ın farklı atmosferinde teneffüs edilmesine katkı sağladık. Çocuklarımızın Ramazan coşkusunu görmekten büyük mutluluk duyduk. 86 milyon biriz, beraberiz, ezelden ebede kadar kardeşiz. Bu topraklarda yaşadığımız müddetçe tek yürek tek bilek olmaya devam edeceğiz. Bayramın üçüncü günü Katar'dan aldığımız acı haber hepimizin yüreğini dağlamıştır. Eğitim faaliyetleri icra eden helikopterin kaza kırıma uğramasıyla 4'lü Katarlı olmak üzere 7 personel şehit oldu. Şehitlerimize Cenab-ı Allah'tan rahmet, şehitlerimizin kederli ailelerine, yakınlarına başsağlığı dileklerimi iletiyorum. Bu yıl Ramazan bayramının ikinci günü baharın müjdecisi tabiatın dirilişinin sembolü olan Nevruz gününe tekabül etti. Nevruz Anadolu, Kafkasya, Orta Asya, Ortadoğu'da kardeş halklar tarafından asırlardır bayram havasında kutlanıyor. Diyarbakır ve İstanbul'da olduğu gibi milletimizin sinir uçlarıyla oynayan alçaklarla ilgili gerekeni yapıyoruz. Bugünlerde stratejik önemi daha iyi anlaşılan terörsüz Türkiye sürecimizi baltalamayı amaçlayan bu tarz tahrikler bizden gerekli cevabı alacaktır. Türkiye'yi bu yoldan döndürmeye ne provokatörlerin ne de ağababaların gücü yetmeyecekti. 17 aydır büyük bir sağduyu ile yürüttüğümüz süreci inşallah menziline ulaştıracağız. Yolumuz yokuş olabilir ama ülkemizin önü, ufku açıktır. Allah'ın izniyle yarınları aydınlıktır. Biz bu coğrafyada bin yıldır beraber yaşıyoruz. Bölgenin kadim sakinleri olarak hüznümüz de sevincimiz de hep bir oldu. Bugün de kalbimiz birlikte atıyor. Gözyaşlarımız birlikte akıyor. Nefretin, kinin, şiddetin diline teslim olmayacak barışın, kardeşin evrensel dilini yüceltmeye inşallah devam edeceğiz. Maalesef savaşların gölgesinde geçirdiğimiz Nevruz'un barış, huzur, bereket getirmesini diliyorum. Milletimizin Nevruz bayramını bir kez daha tebrik ediyor, bu anlamlı günün muhabbet bağlarını güçlendirmesini temenni ediyorum. Küresel sistem 2008 krizinden bu yana sancılı ve sarsıntılı olduğu kadar köklü bir değişim ve dönüşüm geçirmektedir. Sözkonusu değişim 4 ana eksende aktörler arasındaki rekabeti ciddi manada kızıştırmaktadır. Uluslararası sistem şu soruların cevabını aramaktadır: Teknolojiye kim yön verecek? Veriyi ve yapay zekayı kim yönetecek? Üretim, tedarik ve tüketim zincirlerini kim domine edecek. Enerji kaynakları ve ticari yolları kim kontrol edecek? Can yakıcı sonuçlarıyla bir süredir yüzleştiğimiz meselelerin özü ve özeti bu sorulara verilecek cevaplarda mahfuzdur. Bu süreçte bölgesel işbirliğinin daha önce hiç olmadığı kadar öne çıktığını görmekteyiz. Dünyanın bu yeni çatışma ve savaş konjonktürüne Türkiye olarak, iktidar olarak hamdolsun çok iyi hazırlandık. Enerji arz güvenliğini güçlendirecek adımlar attık. Ulaştıma alanında ülkemizin kısa sürede yazdığı destan ortadadır. Ana muhalefetin 'kuşların göç yolunu engelliyor' diye karşı çıktığı İstanbul havalimanımız toplam 874 bin yolcuya hizmet verdi. Demiryollarımızı 2 milyon 490 bin kişi gönderdi. Toplam 47 ülkeyle yüksek düzeyli işbirliği konseyleri tesis ettik. Afrika ve Latin Amerikalı ülkelerle ticari ve beşeri münasebetlerimizi ilerlettik. 182 yeni organize sanayi bölgesi, 85 yeni teknopark kurduk. İHA'dan füze ve roketlere elektronik harp sistemlerinden hava savunma yeteneklerine, savaş gemilerinden top, tank, helikopter, zırhlı araç ve obüslere kadar geniş skalada yerli ve milli imkanlarla büyük işler başardık. Yolumuza konulan takozlar tek tek kaldırarak, örülen duvarları bir bir yıkarak bugünlere geldik. Darbe girişimlerinden sokak olaylarına, depremden bölgesel çatışmalara kadar tek başına bir ülkeyi yere serecek badireleri olabilecek en az hasarla atlattık. Türkiye büyüklüğünün bilincinde ülke olarak duruşu ve tutumu, söylem ve icraatlarıyla temayüz etmektedir. Türkiye bölgemizi kan ve barut kokusuna boğan süreci ilk günden itibaren doğru okuyan, devlet aklının temsilcisi olarak adından övgüyle söz ettiren ülkelerin en başında yer alıyor. Tarihimizin hiçbir döneminde oyuna gelmedik. Bugün de birilerinin bizi çekmek istediği tuzaklara düşmüyoruz. Sükuneti elden bırakmadan kardeşlik ve komşuluk hukukuna riayet ederek bu süreci yönetiyoruz. Ülkemizi bu ateş çemberinin dışında tutmakta kararlıyız. Savaş sadece şehirlerde ve üretim tesislerinde değil gönüllerde açtığı tahribatla da derin izler bırakmaktadır. Körfez'deki ülkelere yönelik misillemelerin böyle bir riski vardır. Savaş uzadıkça başka komplikasyonlar da ortaya çıkıyor. Dünya enerji ticaretinin yüzde 20'sinin geçtiği Hürmüz Boğazı'nın kapanması küresel ekonomiyi ciddi bir krize sokmuştur. Günden güne kabaran ekonomik fatura karşısında savaşın bir an önce sona erdirlimesine yönelik çağrılar hız kazanmıştır. Savaş İsrail'in savaşı olmakla birlikte bedelini tüm dünya ödüyor. Netenyahu'nun katliam şebekesi insanlık adına derhal durdurulmamalı, her ülke cesur ve ön alıcı tutum sergilemelidir. Daha fazla yıkım olmadan, kan dökülmeden tüm bunların yanısıra küresel ekonomide telafisi yıllar alacak tahribat oluşmadan bu anlamsız ve hukuksuz savaş bitmeli, diyalog kapısı açılmalı, müzakere sürecine süratle başlanmalıdır. Dünya barışı ve istikbaline önem veren hiçbir ülke İsrail'in yaktığı ateşe odun taşımamalıdır. Türkiye tüm gücü ve imkanlarıyla barışın, adaletin, istikrarın tesisi için çalışmaya devam edecektir. Trafik güvenliğinden enerjiye, bölgesel gelişmelerden dış politikaya pek çok konuyu enine boyuna değerlendirdik. Plaka, görüntü ve ses sistemleriyle ilgili uygulama sürecinin vatandaşlarımızda yeni mağduriyetlere yol açmadan İçişleri Bakanlığımızı talimatlandırdık. Piyasalardaki sebep olan damgaları yakından takip ediyoruz. Küresel şokun hiç kuşkusuz Türkiye ekonomisine de yansımaları olmaktadır. Beklenmedik şoklar karşısında Türkiye ekonomisinin direnç eşiği şu an tarihinin en yüksek seviyesidir. Siyasette güveni ve istikrarı koruduğumuz sürece Allah'ın izniyle her türlü engeli aşar, her türlü sıkıntının üstesinden geliriz. Bir zafiyet oluşursa hep beraber zorluk çekeriz. Biz asırlara sari tarihinde feleğin çemberinden geçmiş, akrebin kıskacında boğulmuş bir milletiz. Devlet ve millet olarak bu dönemde de güçlenerek çıkacağımızdan en küçük şüphe duymuyorum. Rabbim Türkiye'nin yolunu, ufkunu açık etsin diyorum."

Costa: Şu ana kadar bu savaşın tek bir kazananı var, o da Rusya Haber

Costa: Şu ana kadar bu savaşın tek bir kazananı var, o da Rusya

Avrupa Birliği (AB) Konseyi Başkanı Antonio Costa, 9-13 Mart tarihleri arasında Brüksel'de gerçekleştirilen yıllık AB Büyükelçiler Konferansı'nda konuştu.Büyükelçilere hitabında dünyada kutuplaşma ve parçalanmanın arttığını ve böyle bir ortamda Avrupa'nın küresel vizyonunun stratejik bir varlık olduğunu ifade eden Costa, dünyadaki yeni gerçekliğin Rusya'nın barışı ihlal ettiği, Çin'in ticareti bozduğu ve ABD'nin kurallara dayalı uluslararası düzeni sorguladığı bir gerçeklik olduğunu söyledi. AB'nin görevinin kurallara dayalı uluslararası düzeni savunmak olduğunu söyleyen Antonio Costa, "Uluslararası hukukun ihlalleri, ister Ukrayna'da, ister Grönland'da, ister Latin Amerika'da, ister Afrika'da, ister Gazze'de veya Orta Doğu'da olsun, kabul edilmemelidir. İnsan hakları ihlalleri de, ister İran'da, ister Sudan'da, ister Afganistan'da olsun, kabul edilemez" dedi. Orta Doğu'daki savaşın son derece kaygı verici olduğunu ve durumun temel nedenlerinden İran'ın sorumlu olduğunu söyleyen AB Konseyi Başkanı Costa, "Gerginliğin daha fazla tırmanmasından kaçınmalıyız. Böyle bir yol, Orta Doğu'yu, Avrupa'yı ve daha geniş bölgeleri tehdit eder. Bunun sonuçları ağırdır. Ekonomik alanda da ağırdır. Hürmüz Boğazı'nın ablukaya alınması bunun açık örneğidir" diye konuştu. "Kalıcı bir barış için Rusya'yı müzakereye zorlamalıyız" AB Konseyi Başkanı Antonio Costa, "Şu ana kadar bu savaşın tek bir kazananı var, o da Rusya. Rusya, uluslararası hukuku ihlal ederek Ukrayna'nın konumunu sürekli olarak zayıflatıyor. Rusya, enerji fiyatlarının yükselmesi sayesinde Ukrayna'ya karşı yürüttüğü savaşın finansmanı için yeni kaynaklar elde ediyor" ifadelerini kullandı. Rusya'nın ayrıca Orta Doğu'daki savaşın gündemin merkezine oturması nedeniyle Ukrayna'ya ilginin azalmasından da istifade ettiğini söyleyen Costa, "Rusya üzerinde baskıyı sürdürmeli, Ukrayna için kabul edilebilir ve Avrupa'nın güvenliğini zayıflatmayacak adil ve kalıcı bir barış için Rusya'yı müzakereye zorlamalıyız. Umarım, yarın mevcut yaptırımların uzatılmasını onaylar ve 20. Yaptırım Paketi'nin kabulü yönünde ilerleriz" dedi. "BM, reformdan geçirilmeli ancak yerine başka bir yapı konulamaz" AB'nin Birleşmiş Milletler'in (BM) güçlü bir destekçisi olmaya devam edeceğini de ifade eden Costa, "BM, reformdan geçirilmeli, ancak yerine başka bir yapı konulamaz. BM, çok taraflı sistemin temel taşı olmaya devam etmelidir. BM, evrensel meşruiyete sahip tek forumdur. Ayrıca, etkili ve çok taraflı iş birliğini sürdürebilecek güce sahip tek platformdur" şeklinde konuştu. Costa, BM sisteminin ciddi finansal kısıtlamalarla karşı karşıya olduğu dönemde, AB'nin küresel dayanışmada öncü rol oynamaya devam edeceğini söyledi. "Mercosur ve Hindistan ile ticaret anlaşmaları, gerçek bir dönüm noktası oldu" AB'nin dünyanın en kapsamlı ticaret anlaşmaları ağını kurduğunu ve bu ağın 80 ticaret ortağını kapsadığını vurgulayan Antonio Costa, "Ayrıca, 27 ülkeyle daha anlaşmalar müzakere ediyor ve onay sürecini yürütüyoruz. Bunlar arasında Meksika, Avustralya, Endonezya, Tayland, Filipinler ve Birleşik Arap Emirlikleri de yer alıyor" ifadelerini kullandı. AB Konseyi Başkanı Costa, "Yakın zamanda imzalanan Mercosur ve Hindistan ticaret anlaşmaları, gerçek bir dönüm noktası oldu. Bu anlaşmalar, 32 ülkeyi ve yaklaşık 3 milyar insanı kapsıyor" diye konuştu. Görevi süresinde genişlemeyi de bir öncelik olarak kabul ettiğini ifade eden Antonio Costa, Ukrayna'nın AB'ye üyelik başvurusunun genişleme sürecinde Moldova ve Batı Balkan ülkelerini de etkileyen bir dinamizme yol açtığını söyledi. AB Konseyi Başkanı, "Bu ülkelerin geleceği, AB içindedir. Lakin katılım süreci, liyakat esasına dayalı olmalıdır" dedi. Konuşmasında 2025 yılında Avrupa savunmasına odaklandıklarını ve 2026'yı ise Avrupa'nın rekabetçilik yılı yapmak istediklerini söyleyen Costa, "Bu iki alan, Avrupa'nın egemenliğinin temel sütunlarıdır. ABD'nin Grönland'a yönelik tehditlerine AB olarak verilen kararlı ve etkili yanıt, küresel konumumuzun nasıl güçlendiğinin bir örneğidir" şeklinde konuştu.

Dışişleri Bakanı Wang Tanzanyalı mevkidaşı Kombo ile görüştü Haber

Dışişleri Bakanı Wang Tanzanyalı mevkidaşı Kombo ile görüştü

Wang Yi, görüşmede Çin’in Tanzanya ile olan geleneksel dostluğuna büyük önem verdiğini belirterek, iki ülke liderleri arasında varılan önemli mutabakat doğrultusunda, Tanzanya’nın yeni hükümetiyle birlikte bu tarihsel dostluğu sürdürmeye ve geliştirmeye hazır olduklarını söyledi. Wang, yüksek düzeyli karşılıklı güvenin korunması, birbirlerine kararlı destek verilmesi ve iletişim ile işbirliğinin daha da derinleştirilmesi yönündeki kararlılıklarını vurguladı. Son ziyaretinin Çin dışişleri bakanlarının 36 yıldır yeni yılın ilk ziyaretini Afrika’ya yapma geleneğinin bir devamı olduğunu hatırlatan Wang, bunun dünyaya Çin ile Afrika’nın her zaman yan yana durduğu yönünde açık bir mesaj verdiğini ifade etti. Çin, Afrika ile kader birliğini güçlendiriyor Wang Yi, Çin’in Afrika ile işbirliğine her zaman karşılıklı destek ve dayanışmaya dayalı Güney-Güney işbirliği perspektifinden yaklaştığını belirterek, Afrika ile ortak kalkınmayı ilerletmeye ve yeni dönemde her koşulda Çin-Afrika kader birliğini birlikte inşa etmeye kararlı olduklarını söyledi. Tanzanya–Zambiya Demiryolu’nun Çin-Afrika dostluğunun ve ikili işbirliğinin simgesi olduğuna dikkat çeken Wang, Tanzanya’nın kapsamlı kalkınmasına katkı sağlamak ve yerel halka daha fazla somut fayda üretmek için iki tarafın demiryolunun yeniden canlandırılmasına yönelik projeyi etkin biçimde hayata geçirmesi gerektiğini vurguladı. Wang Yi ayrıca, Küresel Güney ülkeleri olan Çin ve Tanzanya’nın el ele vererek Birleşmiş Milletler’in merkezi rolünü ve uluslararası hukukun otoritesini koruması, çok taraflılığa bağlı kalması, daha adil ve daha makul bir küresel yönetişim sisteminin inşasını ilerletmesi ve gelişmekte olan ülkelerin meşru hak ve çıkarlarını savunması gerektiğini ifade etti. Tanzanya’dan Çin’e güçlü siyasi destek Tanzanya Dışişleri ve Doğu Afrika İşbirliği Bakanı Mahmoud Thabit Kombo, görüşmede, Çin’in başta Tanzanya olmak üzere Afrika ülkelerine uzun süredir sağladığı karşılıksız destek ve cömert yardımlar nedeniyle teşekkür etti. Tanzanya–Zambiya Demiryolu’nun yeniden canlandırılmasına yönelik projenin bölgesel bağlantısallığı ve ekonomik kalkınmayı güçlü biçimde teşvik edeceğini belirten Kombo, Tek Çin ilkesine bağlılıklarını sürdüreceklerini ve Tanzanya–Çin kapsamlı stratejik işbirliği ortaklığını kararlılıkla geliştirmeye devam edeceklerini vurguladı. Kombo, Çin’in Afrika’ya yönelik sıfır gümrük vergisi politikasından daha fazla yararlanmayı beklediklerini ifade ederek, Cumhurbaşkanı Xi Jinping tarafından ortaya konulan Kuşak ve Yol Girişimi, Küresel Güvenlik Girişimi, Küresel Medeniyet Girişimi, Küresel Kalkınma Girişimi ve Küresel Yönetişim Girişimi’ne verdikleri desteği yineledi. Tanzanyalı Bakan ayrıca, Çin-Afrika İşbirliği Forumu çerçevesinde Çin ile işbirliğini derinleştirmeye, çok taraflı eşgüdümü artırmaya ve bölgede ile dünyada adalet, hakkaniyet, kalkınma ve refahı birlikte savunmaya hazır olduklarını kaydetti.

Knauf’un Üst Yönetiminde İlk Defa Bir Türk Yönetici Haber

Knauf’un Üst Yönetiminde İlk Defa Bir Türk Yönetici

Dünya genelinde 320 fabrikası, 43.500 çalışanı, 15 milyar Euro’yu aşan cirosuyla 90 ülkede faaliyet gösteren ve yapı malzemelerinde dünya liderlerinden biri olan Knauf'un global üst yönetimine Murat Akyıldız atandı. Türkiye’de Ankara, İzmit ve Eskişehir’de toplam 4 üretim tesisiyle faaliyet gösteren şirket, ülkemizde kapasite arttırımı, yeni tesis yatırımları ve Ortadoğu & Afrika bölgesine hizmet verecek bir AR-GE merkezi kurulmasını değerlendiriyor. 1932'de Almanya’da kurulan ve bir aile şirketi olarak başlayıp, dünyanın önde gelen yapı malzemeleri şirketlerinden biri haline gelen Knauf'un tepe yönetiminde Ocak 2026 itibariyle ilk kez bir Türk yer alacak. Boğaziçi Üniversitesi İşletme Bölümü'nden 1993 yılında mezun olan Murat Akyıldız, farklı sektörlerde faaliyet gösteren global şirketlerde başlangıçta satış ve pazarlama alanlarında görev alırken, sonrasında üst düzey yönetici sorumlulukları üstlendi. 2021 yılında Knauf’a katılan Akyıldız; Türkiye, Orta Doğu, Afrika ve Güney Asya’dan sorumlu bölge CEO’su olarak göreve başladı ve şirkette bu göreve atanan ilk Türk oldu. Akyıldız, şirketin bölgedeki yönetim takımını geliştirme, pazardaki rekabetçi konumunu güçlendirme ve yenilikçi stratejiler oluşturma konularında liderlik sergiledi. Bu başarılı çalışmalar ve elde edilen üstün sonuçlar Akyıldız’ı şirketin üst düzey dört yöneticisinden biri olan “Global Yönetici Ortak” görevine taşıdı. Türkiye stratejik öneme sahip Knauf’un 90 ülkede, toplam 320 üretim tesisi, 43.5 bin çalışanı ve 15 milyar Euro’yu aşkın cirosu bulunuyor. Oldukça geniş çapta madencilik, üretim ve dağıtım ağına sahip olan Knauf, alçı ve yalıtım malzemelerinde dünya çapında çok önemli bir konumda yer alıyor. Türkiye hem coğrafi konumu hem de kayda değer büyüklükteki inşaat sektörü sayesinde, Knauf'un global planlarında stratejik önem taşıyor. Türkiye'deki pazar dinamiklerini ve gelişmeleri yakinen izleyen Knauf, kapasite artırımı, yeni tesis yatırımları ve Ortadoğu & Afrika bölgesine hizmet verecek bir AR-GE merkezi kurulmasını değerlendiriyor. Knauf, alçı ürünlerinde Ankara’da 2, İzmit’de 1; yalıtım ürünlerinde ise Eskişehir’de 1 olmak üzere toplam 4 üretim tesisiyle Türkiye’de faaliyet gösteriyor. "Türkiye'de üretime ve istihdama katkı sağlıyoruz" Murat Akyıldız, Knauf ailesi olarak hem bireysel hem de kurumsal seviyede iki ülke arasında uzun yıllara dayanan dostluk ve iyi ilişkilere ekonomik alanda katkı sağlamaktan mutlu olduklarını söyledi. Knauf, halihazırda 500'den fazla kişiye doğrudan istihdam sağlamakla birlikte bugüne kadar Türkiye'ye 250 milyon Euro’luk yatırım yaptı. Bir Türk olarak, Knauf gibi 90 yılı aşan tarihçeye sahip saygın bir dünya devinde en üst düzeyde görev almaktan gurur duyduğunu vurgulayan Akyıldız, grup olarak Türkiye'de üretime ve istihdama katkı sağlamaya devam edeceklerini ifade etti. Dijitalleşme ve AR-GE çalışmaları sayesinde faaliyetlerinin ivme kazanmaya devam ettiğini vurgulayan Akyıldız, 2026 Türkiye konjonktürüne ilişkin şunları kaydetti: "Knauf olarak ekip çalışmasını, güveni ve dayanışmayı temel alan insan odaklı bir şirketiz. Çalışanlarımıza yatırım yaparak güvenli ve sıcak bir çalışma ortamı oluşturuyor, onlar için en iyi işveren olmayı hedefliyoruz. Şirket bilinirliği ve sektörel uzmanlığımızı aynı zamanda işveren marka çalışmalarımızla birleştirerek global alanda lider bir marka olarak kabul görüyoruz.” “Amacımız yarının yaşam alanlarını birlikte inşa etmek. Bu bağlamda iş ortaklarımızla birlikte müşterilerimizin projelerine güvene dayalı, uygulama odaklı, yüksek performanslı ve sürdürülebilir sistem çözümleri sunmaya devam edeceğiz. Köklü değerlerimiz, yetkin çalışma arkadaşlarımız, güçlü finansal yapımız ve üstün teknik tecrübemiz sayesinde 2026 yılını da doğru değerlendirerek, mevcut riskleri stratejik avantajlara dönüştürmeyi hedefliyoruz. Aynı zamanda müşterilerimizin gözünde, 'birlikte çalışması en kolay marka' olma gayemizi gelecek yılda daha da güçlendirmek istiyoruz.”

İletişim Başkanı Duran: Sudan’daki insani felaket insanlığın ortak vicdanını yaralıyor Haber

İletişim Başkanı Duran: Sudan’daki insani felaket insanlığın ortak vicdanını yaralıyor

Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığında düzenlenen “Afrika’nın Kalbinde Süregelen Çatışma: Sudan’da Barış Arayışı” panelinde Sudan’daki ağır insani kriz, barış girişimleri ve Türkiye’nin sahadaki rolü ele alındı. Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Burhanettin Duran, Başkanlıkta düzenlenen “Afrika’nın Kalbinde Süregelen Çatışma: Sudan’da Barış Arayışı” paneline ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Duran, Sudan’da 2023 Nisan’ından bu yana devam eden çatışmaların ülkeyi büyük bir insani felakete sürüklediğini söyledi. Duran’ın paylaştığı verilere göre Sudan’da 31 milyona yakın kişi insani yardıma muhtaç, yaklaşık 9 milyon kişi ülke içinde yerinden edilmiş durumda. Ayrıca 3 milyon Sudanlı, güvenlik nedeniyle komşu ülkelere sığınmak zorunda kaldı. Eğitim, sağlık, güvenlik ve altyapı gibi birçok alanda yaşanan yıkımın, “yalnızca Sudan’ın değil tüm insanlığın ortak vicdanını ilgilendiren büyük bir trajedi” olduğunu vurguladı. İletişim Başkanı Duran, Sudan’daki krizin uluslararası sistemin çatışmaları önleme ve çözme konusundaki eksikliklerini yeniden ortaya koyduğunu belirterek, Afrika’daki insani krizlerin küresel önceliklerde yeterince yer bulmadığını ifade etti. Duran, “Uluslararası toplum, Sudan’da yaşanan felaketi acilen idrak etmeli ve harekete geçmelidir” dedi. Türkiye’nin Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliğinde Sudan’ın birliğini, egemenliğini ve toprak bütünlüğünü kararlılıkla desteklediğini söyleyen Duran, Ankara’nın çatışmaların diplomatik yollarla çözülmesi için yoğun çaba gösterdiğini, insani yardımlar ve sahadaki çalışmalarla Sudan halkının yanında olmaya devam ettiğini kaydetti. Panelin, Sudan’daki insani krize yönelik küresel farkındalığın artmasına ve barış çabalarının güçlenmesine katkı sunmasını dileyen Duran, tüm katılımcılara teşekkür etti.

Yanlış Antibiyotik Kullanımı Özellikle Çocukların Hayatını Riske Atıyor! Haber

Yanlış Antibiyotik Kullanımı Özellikle Çocukların Hayatını Riske Atıyor!

Antibiyotik direncinin, giderek artan bir durum olduğunu belirten uzmanlar, bu sorunun küresel sağlık tehdidi oluşturduğunu söylüyor. Yanlış ve gereksiz antibiyotik kullanımının, özellikle çocuklar ve bağışıklığı zayıf hastalar için ciddi riskler yarattığını vurgulayan Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Uzmanı Dr. Dilek Leyla Mamçu, “Yaygın antibiyotikler etkinliğini yitirdikçe, zatürre, sepsis ve ishalli hastalıklar gibi daha önce tedavi edilebilen durumlar özellikle çocuklar için giderek daha ölümcül hale geliyor.” dedi. Antibiyotiklerin sadece insan sağlığında değil, hayvan ve tarım sektöründe de kullanılmasının, dirençli bakterilerin yayılmasını hızlandırdığına dikkat çeken Dr. Mamçu, doğru kullanım için enfeksiyonun varlığının kanıtlanması ve ilaçların sadece doktor reçetesi ile alınması gerektiği konusunda uyardı. Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Uzmanı Dr. Dilek Leyla Mamçu, antibiyotiklerin doğru ve bilinçli kullanımının önemi, direnç gelişimi ve halk sağlığına etkileri hakkında bilgi verdi. Antibiyotik direnci, tedavi edilebilen hastalıkları giderek daha ölümcül hale getiriyor! Önemli bir çalışmanın, antimikrobiyal dirençle (AMR) bağlantılı çocuk ölümlerinde rahatsız edici bir artış olduğunu ortaya koyduğunu dile getiren Dr. Dilek Leyla Mamçu, “ESCMID Global 2025 konferansında sunulan bu araştırma önemli bir direnç riski taşıyan ve dünyada kullanım oranları izlenen ‘dikkat antibiyotikleri’nin kullanımlarının Güneydoğu Asya'da yüzde 160 ve Afrika'da yüzde 126 oranında arttığını gösteriyor.” dedi. Yaygın antibiyotiklerin etkinliğini yitirdikçe, zatürre, sepsis ve ishalli hastalıklar gibi daha önce tedavi edilebilen durumların etkilenen bölgelerdeki çocuklar için giderek daha ölümcül hale geldiğine dikkat çeken Dr. Mamçu, “Çalışma, bu kısır döngünün düşük ve orta gelirli ülkeleri orantısız bir şekilde nasıl etkilediğini vurguluyor. Her ne kadar kesin bir sayı yoksa da özellikle gelişmekte olan ülkelerdeki çocuk ölümlerinin önemli bir kısmının dirençli bakterilerle oluşan enfeksiyonlar olduğu öngörülüyor.” açıklamasını yaptı. Doğru antibiyotik kullanımı için, enfeksiyonun varlığı mutlaka sorgulanmalı! Doğru ilaç kullanımının hastanın bireysel ihtiyaçlarına en uygun ilacın, uygun dozda, yeterli sürede ve en düşük maliyetle verilmesi olarak tanımlandığını ifade eden Dr. Dilek Leyla Mamçu, “Doğru antibiyotik kullanımı için, mikrobiyolojik olarak kanıtlanmış bakteriyel bir enfeksiyonun varlığı mutlaka sorgulanmalıdır.” dedi. Dr. Mamçu, tanı açısından gerekli değerlendirme yapılmadan ve enfeksiyon olmaksızın antibiyotik kullanılmasının, seçilen antibiyotiğin yanlış olması, antibiyotik dozunun yetersiz veya aşırı olması, doz aralıklarının uygunsuz olması gibi sonuçlara yol açabileceğini ve bu gibi durumlarda antibiyotiklerin uygun kullanılmamış olacağını vurguladı. Gelişen direnç bütün insanlığı tehdit edecek düzeyde! Dünya Sağlık Örgütü'nün 2024 tarihli raporuna göre, 2050 yılına kadar antibiyotik direnci nedeniyle yılda 10 milyon kişinin hayatını kaybedebileceğinin öngörüldüğünü hatırlatan Dr. Dilek Leyla Mamçu, “Gelişen direnç ne yazık ki bütün insanlığı tehdit edecek düzeyde.” dedi. Antibiyotiklerin sadece insan sağlığında değil hayvan yetiştiriciliği ve tarım alanında da kullanıldığına değinen Dr. Mamçu, “Tüm dünyada yaygın ve kontrolsüz kullanılmaları, gıda, su, çevre yoluyla dirençli bakterilerin çok daha kolay yayılmasına ve insana geçmesine neden oluyor. Bu nedenle antibiyotik direnci insan, hayvan ve çevre sağlığını bir arada içeren, ulusal ve uluslararası politikalarla ‘tek sağlık’ başlığı altında bütüncül olarak ele alınması gereken bir konu.” şeklinde konuştu. Dirençli mikroorganizmalar ciddi bir sağlık tehdidi oluşturuyor! Ülkemizde yazılan her 100 reçetenin 14’ünde en az bir antibiyotik yer aldığını kaydeden Dr. Dilek Leyla Mamçu, “Antibiyotikler tüketilen ilaçlar listesinde maliyet ve kullanım oranı açısından ikinci sırada yer alıyor.” dedi. Son yıllarda antibiyotiklerin ancak doktor reçetesi ile satılabilmesinin bu anlamda çok önemli bir yarar sağladığını dile getiren Dr. Mamçu, şunları söyledi: “Antibiyotiklerin doğru kullanılması için yürütülen faaliyetler sonucunda antibiyotik tüketiminde bir miktar azalma olsa da, hem antibiyotik tüketimi hem de antimikrobiyal direnç açısından istenilen seviyelere erişilemedi. Dirençli mikroorganizmalarla gelişen enfeksiyonlar özellikle de yoğun bakım ortamında ve bağışıklık sistemi zayıflamış hastalarda ciddi bir sağlık tehdidi oluşturuyor. Dirençli bakterilerin neden olduğu bu hastalıklar, tedaviye de dirençli olup, hastanede yatış sürelerinin uzamasına ve bununla ilgili komplikasyonların gelişmesine, ölüm ve hastalığa yakalanma oranlarında artışa neden oluyor. Koordineli küresel politikalar, özellikle yüksek riskli bölgeler için geliştirilen antibiyotik yönetimi programları ve alt yapı destekleri umut veriyor.” Antibiyotik gerekip gerekmediğine karar verme yetkisi yalnızca doktora ait! Antibiyotiklerin etkili ve güvenli kullanılması için önerilerde bulunan Dr. Dilek Leyla Mamçu, sözlerini şöyle tamamladı: “İlk ve en önemli adım doktorun talimatlarına uymak. Antibiyotikler her zaman bir doktor reçetesi ile alınmalı. Doktorunuzun belirlediği dozajı, sıklığı ve tedavi süresini tam olarak uygulayın. Antibiyotikleri tam olarak bitirin, reçetede belirtilen sürede tamamen kullanın. Enfeksiyonun belirtileri geçse bile, ilacı erken bırakmak direnç gelişimine ve enfeksiyonun tekrarlamasına neden olabilir. Antibiyotiği düzenli aralıklarla alın. Eğer bir dozu kaçırırsanız, normal sürecinize geri dönün ve sonraki dozu zamanında alın. Eğer herhangi bir yan etki veya rahatsızlık fark ederseniz, hemen doktorunuza başvurun. Antibiyotiğinizi değiştirmesi veya dozajı ayarlaması gerekebilir. Antibiyotiklerin doğru ve düzenli kullanımı, enfeksiyonların etkili bir şekilde tedavi edilmesine ve direnç gelişiminin önlenmesine yardımcı olur. Unutmayın; her boğaz ağrısı, baş ağrısı ve geniz akıntısının, antibiyotik kullanmayı gerektirecek bir durum olmayabilir. Antibiyotik gerekip gerekmediği konusunda karar verme yetkisi yalnızca doktora aittir.”

Fransa Cenon'da Bursa İnegöl dostluğu pekişti Haber

Fransa Cenon'da Bursa İnegöl dostluğu pekişti

İnegöl Belediye Başkanı Alper Taban, İnegöl Belediyesi’nin 2014 yılından bu yana kültürel iş birliğini sürdürdüğü, 2024 yılında da İnegöl’de kardeş şehir protokolü imzaladığı Fransa’nın Cenon şehrinde Türk vatandaşlarla buluştu. Cenon Belediyesi’nde de kardeş şehir protokolü yeniden imzalandı. İnegöl Belediye Başkanı Alper Taban, beraberindeki Meclis Üyesi Sadettin Erdoğan ve Kültür Sosyal İşler Müdürü Önder Kılıç ile birlikte Fransa’nın Bordeaux şehrine bağlı Cenon kentini ziyaret etti. İnegöl Belediyesi’nin 2014 yılından bu yana kültürel iş birliğini sürdürdüğü, 2024 yılı Ekim ayında da İnegöl’de kardeş şehir protokolü imzaladığı Cenon şehrinde düzenlenen Tüm Enlemler Festivaline katılıp bölgedeki Türk vatandaşlarla bir araya gelen Başkan Alper Taban, Cenon Belediyesi ile kardeş şehir protokolünü Cenon şehrinde yeniden imzaladı. KARDEŞ ŞEHİR PROTOKOLÜ CENON’DA DA İMZALANDI İnegöl Belediye Başkanı Alper Taban ve Cenon Belediye Başkanı Jean Farnçois Egron arasında imzalanan kardeş şehir protokolünün imza törenine; Bordeaux Başkonsolosluk yetkilileri, İnegöl ve Cenon Belediyesi heyetleri ile bölgede yaşayan çok sayıda Türk vatandaşı katıldı. Başkan Alper Taban, Türk vatandaşların ve Cenon Belediyesi yetkililerinin misafirperverliği ve karşılamaları için teşekkür etti. Başkan Alper Taban, Fransa ziyareti kapsamında bölgede bir dizi ziyaretler ve temaslar da gerçekleştirdi. Bordeaux Başkonsolosluğunu ziyaret edip Cenon Tüm Enlemler Festivaline katılan Başkan Taban, Cenon Posoflular Derneği ve UID Bordeaux Bölge Başkanı Alper Işık ile de bir araya geldi. Lormont Türk Kültür Merkezini ziyaret eden İnegöl heyeti, Cenon Belediyesinde de vatandaşlarla buluştu. 10 YILI AŞKIN SÜREDİR İLİŞKİLER DEVAM EDİYOR Başkan Alper Taban, Cenon ziyareti sırasında yaptığı açıklamalarda şu ifadelere yer verdi: “Cenon ile İnegöl arasında güçlü bir bağ oluştu. Geçtiğimiz yıl Ekim ayında Cenon ile İnegöl olarak bir kardeş şehir protokolü imzaladık. Ancak bizim Cenon ile bağımız çok daha eskiye dayanıyor. Burası Ardahan Posof ve Isparta Yalvaçlı Türk vatandaşların yoğun olarak yaşadığı bir bölge. Bizim şehrimizde de Posof’tan çok sayıda kişi yaşıyor. İnegöl Belediyesi de İnegöl Posof Kültür ve Yardımlaşma Derneği aracılığıyla bu bölgeyle ikili ilişkilerini geliştirdi. Bu bağlar neticesinde Cenon ve İnegöl arasında 2014 yılında imzalanan dostluk ve kültürel iş birliği anlaşmasıyla, ilişkiler daha da ilerledi. 10 yılı aşkın süre karşılıklı ziyaretler ve dostluk köprüsünün kurulmasının neticesinde, İnegöl’de Cenon Belediye Başkanımız ile heyetini misafir ettik ve kardeş şehir protokolü imzaladık. Bugün de aynı imzaları Cenon halkı huzurunda atmak için buradayız.” KARDEŞ ŞEHİR PROTOKOLÜ, İKİ HALK ARASINDA ATILAN KALICI BİR DOSTLUK İMZASI “İmzaladığımız kardeş şehir protokolü, sadece iki belediye arasında bir iş birliği belgesi değil; iki halk arasında atılmış kalıcı bir dostluk imzasıdır. Bu kardeşliği Cenon’un misafirperver topraklarında yeniden imzalamak, bu dostluğu daha da derinleştirmek bizler için büyük bir onur kaynağıdır. Ayrıca Cenon şehrinin Tüm Enlemler Festivalinde yer aldık. Tüm Enlemler Festivali, kardeş şehir protokolünün imzalanması açısından da aslında çok önemli. Çünkü bu festival bize çok kıymetli bir mesaj veriyor: Dünya; farklı renklerin, seslerin, geleneklerin birlikte oluşturduğu bir mozaiktir. Tıpkı bu festival gibi. Hepimiz farklı enlemlerde doğmuş olabiliriz ama aynı gezegende, aynı gökyüzünün altında yaşıyoruz. Dünyanın şifresi, tıpkı burada olduğu gibi; dostluk, kardeşlik ve barıştır. Bugün burada bir kez daha görüyoruz ki; kültür, müzik, sanat, kardeşlik, dayanışma ve barış… Bunlar sınır tanımayan değerlerdir. Dünyamızın her köşesinde insanlar aynı umutla yaşıyor. İşte bu festival de tam olarak bu umudu yaşatıyor. Cenon’dan İnegöl’e, Fransa’dan Türkiye’ye, Avrupa’dan Asya ve Afrika’ya tüm enlemler boyunca uzanan bir insanlık zinciri kuruyor. Biz de bugün buraya sadece bir kardeş şehir olarak değil; bir dost, bir ortak, bir komşu olarak geldik. Çünkü inanıyoruz ki şehirler birbirine dokundukça, insanlar birbirini tanıdıkça, dünyamız daha barışçıl bir yer olacak. Kardeşliğimizin uzun yıllar boyunca güçlenerek sürmesini diliyorum.”

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.